5467. Hadis
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي بُرَيْدٌ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ وُلِدَ لِي غُلاَمٌ، فَأَتَيْتُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَسَمَّاهُ إِبْرَاهِيمَ، فَحَنَّكَهُ بِتَمْرَةٍ، وَدَعَا لَهُ بِالْبَرَكَةِ وَدَفَعَهُ إِلَىَّ، وَكَانَ أَكْبَرَ وَلَدِ أَبِي مُوسَى.
İshak b. Nasr bana tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti [ve] dedi ki: Büreyd bana tahdis etti; Ebu Bürde’den; [o da] Ebu Musa radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: “Bir oğlum doğdu. Onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdim. Onu İbrahim diye isimlendirdi, bir hurma ile ona tahnik yaptı, onun için bereketiyle dua etti ve onu bana [geri] verdi.” (Ravi dedi ki:) O, Ebu Musa’nın en büyük çocuğuydu.
5468. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِصَبِيٍّ يُحَنِّكُهُ، فَبَالَ عَلَيْهِ، فَأَتْبَعَهُ الْمَاءَ.
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Hişam’dan; [o da] babasından; [o da] Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e kendisine tahnik yapması için bir çocuk getirildi. [Çocuk] onun üzerine işedi, o da [sidiğin] peşinden su döktü.
5469. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهَا حَمَلَتْ بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ بِمَكَّةَ قَالَتْ فَخَرَجْتُ وَأَنَا مُتِمٌّ، فَأَتَيْتُ الْمَدِينَةَ فَنَزَلْتُ قُبَاءً فَوَلَدْتُ بِقُبَاءٍ، ثُمَّ أَتَيْتُ بِهِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَضَعْتُهُ فِي حَجْرِهِ، ثُمَّ دَعَا بِتَمْرَةٍ فَمَضَغَهَا، ثُمَّ تَفَلَ فِي فِيهِ فَكَانَ أَوَّلَ شَىْءٍ دَخَلَ جَوْفَهُ رِيقُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ حَنَّكَهُ بِالتَّمْرَةِ، ثُمَّ دَعَا لَهُ فَبَرَّكَ عَلَيْهِ، وَكَانَ أَوَّلَ مَوْلُودٍ وُلِدَ فِي الإِسْلاَمِ، فَفَرِحُوا بِهِ فَرَحًا شَدِيدًا، لأَنَّهُمْ قِيلَ لَهُمْ إِنَّ الْيَهُودَ قَدْ سَحَرَتْكُمْ فَلاَ يُولَدُ لَكُمْ.
İshak b. Nasr bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti, Hişam b. Urve bize tahdis etti; babasından; [o da] Esma binti Ebu Bekir radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. O, Mekke’de Abdullah b. Zübeyr’e hamile kalmıştı. Dedi ki: “[Gebelik sürem] tamamlanmış iken çıktım. Medine’ye geldim ve Kuba’ya indim, Kuba’da doğum yaptım. Sonra onu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdim ve kucağına koydum. Sonra [Nebi] bir hurma istedi, onu çiğnedi, sonra [çocuğun] ağzına üfledi. Onun midesine inen ilk şey Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in tükürüğü oldu. Sonra ona hurma ile tahnik yaptı, sonra ona dua etti ve ona bereket diledi. O, İslam’da doğan ilk çocuktu. (Müslümanlar) ona çok şiddetli sevindiler. Çünkü onlara ‘Yahudiler size sihir yaptı, artık çocuğunuz doğmayacak’ denilmişti.”
5470. Hadis
حَدَّثَنَا مَطَرُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ ابْنٌ لأَبِي طَلْحَةَ يَشْتَكِي، فَخَرَجَ أَبُو طَلْحَةَ، فَقُبِضَ الصَّبِيُّ فَلَمَّا رَجَعَ أَبُو طَلْحَةَ قَالَ مَا فَعَلَ ابْنِي قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ هُوَ أَسْكَنُ مَا كَانَ. فَقَرَّبَتْ إِلَيْهِ الْعَشَاءَ فَتَعَشَّى، ثُمَّ أَصَابَ مِنْهَا، فَلَمَّا فَرَغَ قَالَتْ وَارِ الصَّبِيَّ. فَلَمَّا أَصْبَحَ أَبُو طَلْحَةَ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ فَقَالَ " أَعْرَسْتُمُ اللَّيْلَةَ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمَا ". فَوَلَدَتْ غُلاَمًا قَالَ لِي أَبُو طَلْحَةَ احْفَظْهُ حَتَّى تَأْتِيَ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَى بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَرْسَلَتْ مَعَهُ بِتَمَرَاتٍ، فَأَخَذَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَمَعَهُ شَىْءٌ ". قَالُوا نَعَمْ تَمَرَاتٌ. فَأَخَذَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَمَضَغَهَا، ثُمَّ أَخَذَ مِنْ فِيهِ فَجَعَلَهَا فِي فِي الصَّبِيِّ، وَحَنَّكَهُ بِهِ، وَسَمَّاهُ عَبْدَ اللَّهِ.
Matar b. Fazl bize tahdis etti, Yezid b. Harun bize tahdis etti, Abdullah b. Avn bize haber verdi; Enes b. Sirin’den; [o da] Enes b. Malik radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: “Ebu Talha’nın bir oğlu hasta idi. Ebu Talha [evden] çıktı, çocuk da vefat etti. Ebu Talha döndüğü zaman ‘Oğlum ne yaptı?’ dedi. Ümmü Süleym ‘O eskisinden daha sakindir’ dedi. [Ümmü Süleym] ona akşam yemeğini getirdi, o da yedi. Sonra onunla birlikte oldu. [Ebu Talha] işini bitirince [kadın] ‘Çocuğu defnet’ dedi. Ebu Talha sabahlayınca Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve ona haber verdi. [Nebi] ‘Bu gece gerdeğe girdiniz mi?’ dedi. O ‘Evet’ dedi. [Nebi] ‘Allah’ım ikisine bereket ver’ dedi. Sonra bir erkek çocuğu doğurdu. Ebu Talha bana ‘Onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürünceye kadar muhafaza et’ dedi. Çocuğu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdi [ve] onunla beraber biraz hurma gönderdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu aldı ve ‘Onunla beraber bir şey var mı?’ dedi. ‘Evet, hurmalar’ dediler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onları aldı, çiğnedi. Sonra ağzından aldı ve çocuğun ağzına koydu. Onunla ona tahnik yaptı ve ismini Abdullah koydu.”
5470_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ، وَسَاقَ الْحَدِيثَ،.
Muhammed b. Müsenna bize tahdis etti, İbn Ebi Adi bize tahdis etti; İbn Avn’dan; [o da] Muhammed’den; [o da] Enes’den [nakletti] ve hadisi (yukarıdaki gibi) zikretti.
5471. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ سَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ مَعَ الْغُلاَمِ عَقِيقَةٌ. وَقَالَ حَجَّاجٌ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ وَقَتَادَةُ وَهِشَامٌ وَحَبِيبٌ عَنِ ابْنِ سِيرِينَ عَنْ سَلْمَانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Bize Ebû'n-Nu'mân tahdis etti, bize Hammâd bin Zeyd tahdis etti, Eyyûb'dan, [o] Muhammed'den, [o] Selmân bin Âmir'den [naklederek]; dedi ki: “Oğlan çocuğu ile birlikte akika (kurbanı) vardır.” Haccâc (da) dedi ki: Bize Hammâd tahdis etti, bize Eyyûb, Katâde, Hişâm ve Habîb haber verdi, İbn Sîrîn'den, [o] Selmân'dan, [o] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [bunun aynısını rivayet etti].
5472. Hadis
وَقَالَ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ عَاصِمٍ، وَهِشَامٍ، عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ، عَنِ الرَّبَابِ، عَنْ سَلْمَانَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَرَوَاهُ يَزِيدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنِ ابْنِ سِيرِينَ عَنْ سَلْمَانَ قَوْلَهُ. وَقَالَ أَصْبَغُ أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ عَنْ جَرِيرِ بْنِ حَازِمٍ عَنْ أَيُّوبَ السَّخْتِيَانِيِّ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ حَدَّثَنَا سَلْمَانُ بْنُ عَامِرٍ الضَّبِّيُّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَعَ الْغُلاَمِ عَقِيقَةٌ، فَأَهْرِيقُوا عَنْهُ دَمًا وَأَمِيطُوا عَنْهُ الأَذَى ". حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا قُرَيْشُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، قَالَ أَمَرَنِي ابْنُ سِيرِينَ أَنْ أَسْأَلَ الْحَسَنَ، مِمَّنْ سَمِعَ حَدِيثَ الْعَقِيقَةِ، فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ مِنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ.
Birden çok râvi Âsım ve Hişâm'dan, [onlar] Hafsa bint Sîrîn'den, [o] Rebâb'dan, [o] Selmân'dan, [o] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklederek şöyle demişlerdir): Yezîd bin İbrâhim (de) bunu İbn Sîrîn'den, [o] Selmân'dan, [o] kendi sözü olarak rivayet edip şöyle dedi: Esbağ dedi ki: Bana İbn Vehb haber verdi, Cerîr bin Hâzim'den, [o] Eyyûb es-Sahtiyânî'den, [o] Muhammed bin Sîrîn'den [ki şöyle demiştir:]; bize Selmân bin Âmir ed-Dabbî tahdis etti, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: “Oğlan çocuğu ile birlikte akika vardır. Onun adına kan akıtın (kurban kesin) ve ondan eziyeti (saçı/pisliği) giderin.” [Ayrıca] bana Abdullah bin Ebi'l-Esved tahdis etti, bize Kureyş bin Enes tahdis etti, Habîb bin Şehîd'den; dedi ki: İbn Sîrîn bana Hasan(-ı Basrî)'ye akika hadisini kimden işittiğini sormamı emretti. Ben de ona sordum. “Semure bin Cündeb'den” dedi.
5473. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، أَخْبَرَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ فَرَعَ وَلاَ عَتِيرَةَ ". وَالْفَرَعُ أَوَّلُ النِّتَاجِ، كَانُوا يَذْبَحُونَهُ لَطِوَاغِيتِهِمْ، وَالْعَتِيرَةُ فِي رَجَبٍ.
Bize Abdân tahdis etti, bize Abdullah tahdis etti, bize Ma'mer haber verdi, bize Zührî haber verdi, İbnü'l-Müseyyeb'den, [o] Ebû Hureyre [radıyallahu anh]'den [naklederek]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (şöyle buyurduğunu zikretti): “Fera' da yoktur, atîre de yoktur.” Fera', (develerin/koyunların) doğurduğu ilk yavrudur. Onlar bunu putları (tâğutları) için keserlerdi. Atîre ise Recep ayında (kesilen kurban)dır.
5474. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ الزُّهْرِيُّ حَدَّثَنَا عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ فَرَعَ وَلاَ عَتِيرَةَ ". قَالَ وَالْفَرَعَ أَوَّلُ نِتَاجٍ كَانَ يُنْتَجُ لَهُمْ، كَانُوا يَذْبَحُونَهُ لِطَوَاغِيتِهِمْ، وَالْعَتِيرَةُ فِي رَجَبٍ.
Bize Ali bin Abdullah tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, dedi ki: Zührî bize Saîd bin el-Müseyyeb'den, [o] Ebû Hureyre'den, [o] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklederek) tahdis etti; (Nebi) şöyle buyurdu: “Fera' da yoktur, atîre de yoktur.” (Zührî) dedi ki: Fera', onlara doğan ilk yavrudur; onu putları (tâğutları) için keserlerdi. Atîre ise Recep ayında (kesilen)dir.