2844. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اتَّخَذَ كَلْبًا إِلاَّ كَلْبَ مَاشِيَةٍ أَوْ صَيْدٍ أَوْ زَرْعٍ انْتَقَصَ مِنْ أَجْرِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ " .
el-Hasen b. Ali bize anlattı; Abdürrezzâk bize anlattı; Ma'mer bize haber verdi; ez-Zührî'den; o da Ebû Seleme'den; o da Ebû Hüreyre'den -naklettiğine göre- Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Çoban, av veya ziraat köpeği dışında köpek edinen kimsenin sevabından her gün birer kırat eksilir.”
2845. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْلاَ أَنَّ الْكِلاَبَ أُمَّةٌ مِنَ الأُمَمِ لأَمَرْتُ بِقَتْلِهَا فَاقْتُلُوا مِنْهَا الأَسْوَدَ الْبَهِيمَ " .
Müsedded bize anlattı; Yezîd bize anlattı; Yûnus’tan; o da el-Hasen’den; o da Abdullah b. Mugaffel’den -naklettiğine göre- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer köpekler de (Allah’ın yarattığı) ümmetlerden bir ümmet olmasaydı, hepsinin öldürülmesini emrederdim. (Şimdi ise) onlardan simsiyah olanı öldürün.”
2846. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ أَمَرَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقَتْلِ الْكِلاَبِ حَتَّى إِنْ كَانَتِ الْمَرْأَةُ تَقْدَمُ مِنَ الْبَادِيَةِ - يَعْنِي بِالْكَلْبِ - فَنَقْتُلُهُ ثُمَّ نَهَانَا عَنْ قَتْلِهَا وَقَالَ " عَلَيْكُمْ بِالأَسْوَدِ " .
Yahyâ b. Halef bize anlattı; Ebû Âsım bize anlattı; İbn Cüreyc’den; o da Ebü’z-Zübeyr’in kendisine haber verdiğine göre; Câbir’den -naklettiğine göre- o şöyle demiştir: Allah’ın Nebî’si sallallâhu aleyhi ve sellem, köpeklerin öldürülmesini emretti; öyle ki (zayıf bir ihtimal olsa da) bedevîden bir kadın (yanında) köpekle gelince onu dahi öldürürdük. Daha sonra ise (Efendimiz) onların öldürülmesini yasakladı ve: “Siz, simsiyah olanın (peşini bırakmayın/bakın/öldürün)” buyurdu.
2847. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ إِنِّي أُرْسِلُ الْكِلاَبَ الْمُعَلَّمَةَ فَتُمْسِكُ عَلَىَّ أَفَآكُلُ قَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ الْكِلاَبَ الْمُعَلَّمَةَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ " . قُلْتُ وَإِنْ قَتَلْنَ قَالَ " وَإِنْ قَتَلْنَ مَا لَمْ يَشْرَكْهَا كَلْبٌ لَيْسَ مِنْهَا " . قُلْتُ أَرْمِي بِالْمِعْرَاضِ فَأُصِيبُ أَفَآكُلُ قَالَ " إِذَا رَمَيْتَ بِالْمِعْرَاضِ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَأَصَابَ فَخَزَقَ فَكُلْ وَإِنْ أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَلاَ تَأْكُلْ " .
Muhammed b. Îsâ bize anlattı; Cerîr bize anlattı; Mansûr’dan; İbrâhim’den; Hemmâm’dan; o da Adiy b. Hâtim’den -naklettiğine göre- o şöyle demiştir: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordum ve: “Eğitilmiş köpeklerimi salıyorum da benim için (avı) tutuyorlar. Onlardan yiyeyim mi?” dedim. Buyurdu ki: “Eğitilmiş köpekleri saldığında ve Allah’ın adını andığında (besmele çektiğinde), senin için tuttuklarından ye!” Ben: “(Köpekler avı) Öldürseler dahi mi?” dedim. Buyurdu ki: “Onlardan (senin köpeğin) olmayan başka bir köpek (ava) ortak olmadığı sürece, öldürseler dahi ye!” Ben: “Mi’râd (ucu sivri ağır ok/mızrak) ile atış yapıyorum da isabet ettiriyorum; (onunla avladığımı) yiyeyim mi?” dedim. Buyurdu ki: “Mi’râd ile atış yaptığında ve Allah’ın adını andığında, isabet eder de (avın derisini) delerse (kan akıtırsa) ye! Eğer (mi'râdın ucu değil de) geniş tarafı gelmiş (ezerek öldürmüş) ise yeme!”
2848. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ بَيَانٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ إِنَّا نَصِيدُ بِهَذِهِ الْكِلاَبِ فَقَالَ لِي " إِذَا أَرْسَلْتَ كِلاَبَكَ الْمُعَلَّمَةَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ وَإِنْ قَتَلَ إِلاَّ أَنْ يَأْكُلَ الْكَلْبُ فَإِنْ أَكَلَ الْكَلْبُ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يَكُونَ إِنَّمَا أَمْسَكَهُ عَلَى نَفْسِهِ " .
Hennâd b. es-Serî bize anlattı; İbn Fudayl bize anlattı; Beyân’dan; Âmir’den; o da Adiy b. Hâtim’den -naklettiğine göre- o şöyle demiştir: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordum ve: “Biz bu köpeklerle avlanıyoruz (hükmü nedir?)” dedim. Bana şöyle buyurdu: “Eğitilmiş köpeklerini saldığında ve üzerlerine Allah’ın adını zikrettiğinde, senin için tuttuklarından ye! (Köpek avı) Öldürse dahi ye; ancak köpek (avdan bir parça) yerse o zaman yeme! Çünkü ben, köpeğin o avı ancak kendisi için tutmuş olmasından korkarım.”
2849. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا رَمَيْتَ بِسَهْمِكَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَوَجَدْتَهُ مِنَ الْغَدِ وَلَمْ تَجِدْهُ فِي مَاءٍ وَلاَ فِيهِ أَثَرٌ غَيْرَ سَهْمِكَ فَكُلْ وَإِذَا اخْتَلَطَ بِكِلاَبِكَ كَلْبٌ مِنْ غَيْرِهَا فَلاَ تَأْكُلْ لاَ تَدْرِي لَعَلَّهُ قَتَلَهُ الَّذِي لَيْسَ مِنْهَا " .
Mûsâ b. İsmâîl bize anlattı; Hammâd bize anlattı; Âsım el-Ahvel’den; eş-Şa’bî’den; o da Adiy b. Hâtim’den -naklettiğine göre- Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Okunu attığında ve Allah’ın adını zikrettiğinde (avı) ertesi gün (okun üzerinde iken) bulursan, suda değilse ve üzerinde okundan başka bir iz yoksa ye! Ancak köpeklerin arasına onlardan olmayan başka bir köpek karışırsa yeme! Çünkü bilemezsin; belki de onu o (senin köpeklerinden) olmayan köpek öldürmüştür.”
2850. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، أَخْبَرَنِي عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا وَقَعَتْ رَمِيَّتُكَ فِي مَاءٍ فَغَرِقَ فَمَاتَ فَلاَ تَأْكُلْ " .
Muhammed b. Yahyâ b. Fâris bize anlattı; Ahmed b. Hanbel bize anlattı; Yahyâ b. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide bize anlattı; Âsım el-Ahvel bana haber verdi; eş-Şa’bî’den; o da Adiy b. Hâtim’den -naklettiğine göre- Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Attığın av suya düşer ve boğularak ölürse yeme!”
2851. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُجَالِدٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا عَلَّمْتَ مِنْ كَلْبٍ أَوْ بَازٍ ثُمَّ أَرْسَلْتَهُ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكَ عَلَيْكَ " . قُلْتُ وَإِنْ قَتَلَ قَالَ " إِذَا قَتَلَهُ وَلَمْ يَأْكُلْ مِنْهُ شَيْئًا فَإِنَّمَا أَمْسَكَهُ عَلَيْكَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْبَازُ إِذَا أَكَلَ فَلاَ بَأْسَ بِهِ وَالْكَلْبُ إِذَا أَكَلَ كُرِهَ وَإِنْ شَرِبَ الدَّمَ فَلاَ بَأْسَ بِهِ .
Osmân b. Ebî Şeybe bize anlattı; Abdullah b. Numeyr bize anlattı; Mücâlid’den; eş-Şa’bî’den; o da Adiy b. Hâtim’den -naklettiğine göre- Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Eğittiğin bir köpekten veya doğandan (bâz) gönderdiğin ve Allah’ın adını zikrettiğin (besmele çektiğin) zaman, senin için tuttuğundan ye!” (Adiy der ki:) Ben: “Öldürse dahi mi?” dedim. Buyurdu ki: “Öldürse ve ondan hiçbir şey yememiş olsa dahi ye; çünkü onu senin için tutmuştur.” Ebû Dâvud dedi ki: Doğan (avdan) yerse bir beis yoktur; ancak köpek yerse (yerilmesi) hoş karşılanmaz. Eğer (köpek) kanı içerse bir beis yoktur.
2852. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ بُسْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَيْدِ الْكَلْبِ " إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَكُلْ وَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ وَكُلْ مَا رَدَّتْ عَلَيْكَ يَدَاكَ " .
Muhammed b. Îsâ bize anlattı; Huşeym bize anlattı; Dâvud b. Amr bize anlattı; Busr b. Ubeydullah’tan; Ebû İdrîs el-Havlânî’den; o da Ebû Sa’lebe el-Huşenî’den -naklettiğine göre- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem köpeğin avı hakkında şöyle buyurmuştur: “Köpeğini saldığında ve Allah’ın adını zikrettiğinde yiyebilirsin; ondan yemiş olsa dahi (yiyebilirsin). Elinin sana döndürdüğü (ok vesaire ile avladığın) her şeyi de ye!”
2853. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُعَاذِ بْنِ خُلَيْفٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَدُنَا يَرْمِي الصَّيْدَ فَيَقْتَفِي أَثَرَهُ الْيَوْمَيْنِ وَالثَّلاَثَةَ ثُمَّ يَجِدُهُ مَيِّتًا وَفِيهِ سَهْمُهُ أَيَأْكُلُ قَالَ " نَعَمْ إِنْ شَاءَ " . أَوْ قَالَ " يَأْكُلُ إِنْ شَاءَ " .
Hüseyin b. Muâz b. Hulayf bize anlattı; Abdülalâ bize anlattı; Dâvud’dan; Âmir’den; o da Adiy b. Hâtim’den -naklettiğine göre- o şöyle demiştir: “Yâ Resûlallah! Birimiz bir ava ok atıyor da onun izini iki-üç gün takip ediyor, sonra onu (okun üzerinde iken) ölü olarak buluyor. Onu yesin mi?” Buyurdu ki: “Evet, dilerse (yesin)!” veya “Dilerse yer!” dedi.
2854. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ قَالَ عَدِيُّ بْنُ حَاتِمٍ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ " إِذَا أَصَابَ بِحَدِّهِ فَكُلْ وَإِذَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّهُ وَقِيذٌ " . قُلْتُ أُرْسِلُ كَلْبِي . قَالَ " إِذَا سَمَّيْتَ فَكُلْ وَإِلاَّ فَلاَ تَأْكُلْ وَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا أَمْسَكَ لِنَفْسِهِ " . فَقَالَ أُرْسِلُ كَلْبِي فَأَجِدُ عَلَيْهِ كَلْبًا آخَرَ فَقَالَ " لاَ تَأْكُلْ لأَنَّكَ إِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ " .
Muhammed b. Kesîr bize anlattı; Şu’be bize anlattı; Abdullah b. Ebî es-Sefer’den; eş-Şa’bî’den; o şöyle demiştir: Adiy b. Hâtim dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e mi’râd (ucu sivri ağır ok) hakkında sordum. Buyurdu ki: “Eğer (ucuyla/sivri tarafıyla) isabet ederse ye! Eğer yan tarafıyla (eniyle) isabet ederse yeme! Çünkü o (darbe ile öldürülmüş) vekîzdir (murdar hayvan hükmündedir).” “Köpeğimi salıyorum (ne dersin?)” dedim. Buyurdu ki: “Besmele çektiğinde (tuttuğundan) ye! Aksi halde (besmele çekmezsen) yeme! Eğer (köpek avdan) yerse yine yeme; çünkü o ancak kendisi için tutmuştur.” (Adiy) dedi ki: “Köpeğimi salıyorum da onun yanında başka bir köpek buluyorum (bu durumda ne yapayım?)” Buyurdu ki: “(Ondan) Yeme! Çünkü sen ancak kendi köpeğin üzerine besmele çektin.”
2855. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَبِيعَةَ بْنَ يَزِيدَ الدِّمَشْقِيَّ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، عَائِذُ اللَّهِ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيَّ، يَقُولُ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصِيدُ بِكَلْبِي الْمُعَلَّمِ وَبِكَلْبِي الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ قَالَ " مَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ وَمَا اصَّدْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ فَكُلْ " .
Hennâd b. es-Serî, İbnü'l-Mübârek’ten; o da Hayve b. Şurayh’tan -naklettiğine göre- o şöyle demiştir: Rabîa b. Yezîd ed-Dımaşkî’yi şöyle derken işittim: Âizullah Ebû İdrîs el-Havlânî bana haber verdi; (o da) Ebû Sa’lebe el-Huşenî’yi şöyle derken işittiğini söyledi: “Yâ Resûlallah! Ben eğitilmiş köpeğimle ve eğitilmemiş köpeğimle avlanıyorum (ne dersin?)” dedim. Buyurdu ki: “Eğitilmiş köpeğinle avladığın şeyde Allah’ın adını an (besmele çek) ve ye! Eğitilmemiş köpeğinle avladığında ise (hayvan canlı iken yetişip) onu kesersen (o zaman) ye!”
2856. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ سَيْفٍ، حَدَّثَنَا أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، حَدَّثَنِي أَبُو ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيُّ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا ثَعْلَبَةَ كُلْ مَا رَدَّتْ عَلَيْكَ قَوْسُكَ وَكَلْبُكَ " . زَادَ عَنِ ابْنِ حَرْبٍ " الْمُعَلَّمُ وَيَدُكَ فَكُلْ ذَكِيًّا وَغَيْرَ ذَكِيٍّ " .
Muhammed b. el-Musaffâ bize anlattı; Muhammed b. Harb bize anlattı. (H) Yine Muhammed b. el-Musaffâ bize anlattı; Bakiyye bize anlattı; ez-Zübeydî’den; Yûnus b. Seyf bize anlattı; Ebû İdrîs el-Havlânî bize anlattı; Ebû Sa’lebe el-Huşenî bana haber verdi; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Ey Ebû Sa’lebe! Yayın ve köpeğinin sana döndürdüğü şeyi ye!” buyurdu. (Bakiyye’nin) İbn Harb’den rivayetinde ise (şu) fazlalık vardır: “(Eğitilmiş) Köpeğinin ve elinin (sana kazandırdığını ye!) Kesilmiş (tezkiye edilmiş) olsun veya olmasın hepsini ye!”
2857. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمِنْهَالِ الضَّرِيرِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا حَبِيبٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، يُقَالُ لَهُ أَبُو ثَعْلَبَةَ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي كِلاَبًا مُكَلَّبَةً فَأَفْتِنِي فِي صَيْدِهَا . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنْ كَانَ لَكَ كِلاَبٌ مُكَلَّبَةٌ فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ " . قَالَ ذَكِيًّا أَوْ غَيْرَ ذَكِيٍّ قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ فَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ قَالَ " وَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفْتِنِي فِي قَوْسِي . قَالَ " كُلْ مَا رَدَّتْ عَلَيْكَ قَوْسُكَ " . قَالَ " ذَكِيًّا أَوْ غَيْرَ ذَكِيٍّ " . قَالَ وَإِنْ تَغَيَّبَ عَنِّي قَالَ " وَإِنْ تَغَيَّبَ عَنْكَ مَا لَمْ يَصِلَّ أَوْ تَجِدَ فِيهِ أَثَرًا غَيْرَ سَهْمِكَ " . قَالَ أَفْتِنِي فِي آنِيَةِ الْمَجُوسِ إِنِ اضْطُرِرْنَا إِلَيْهَا . قَالَ " اغْسِلْهَا وَكُلْ فِيهَا " .
Muhammed b. el-Minhâl ed-Darîr bize anlattı; Yezîd b. Zurey’ bize anlattı; Habîb el-Muallim bize anlattı; Amr b. Şuayb’dan; babasından; o da dedesinden -naklettiğine göre- kendisine Ebû Sa’lebe denilen bir bedevî şöyle demiştir: “Yâ Resûlallah! Benim eğitilmiş köpeklerim var; onların avı hakkında bana fetva ver.” Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: “Eğer eğitilmiş köpeklerin varsa, senin için tuttuklarından ye!” buyurdu. (Bedevî:) “Kesilmiş olsun veya olmasın mı?” dedi. “Evet” buyurdu. “Ya ondan yerse?” dedi. “(Köpek) Ondan yese bile (ye)” buyurdu. (Bedevî:) “Yâ Resûlallah! Yayım hakkında da bana fetva ver” dedi. Buyurdu ki: “Yayın sana döndürdüğü (vurduğu) her şeyi ye!” (Bedevî:) “Kesilmiş olsun veya olmasın mı?” dedi. (Resûlullah “evet” buyurdu). (Bedevî:) “(Attığım av) Benden gizlenirse (ne yapayım?)” dedi. Buyurdu ki: “Kokmadığı veya içinde okundan başka bir iz bulmadığın sürece, benden gizlense (bir süre sonra bulsan) dahi ye!” (Bedevî:) “Mecusilerin kapları hakkında, onlara muhtaç kalırsak bana fetva ver” dedi. Buyurdu ki: “Onları yıka ve içlerinde ye!”
2858. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي وَاقِدٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَا قُطِعَ مِنَ الْبَهِيمَةِ وَهِيَ حَيَّةٌ فَهِيَ مَيْتَةٌ " .
Osmân b. Ebî Şeybe bize anlattı; Hâşim b. el-Kâsım bize anlattı; Abdurrahman b. Abdullah b. Dînâr bize anlattı; Zeyd b. Eslem’den; Atâ b. Yesâr’dan; o da Ebû Vâkıd’dan -naklettiğine göre- Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Hayvan canlı iken ondan kesilen parça murdardır (meyte/leş hükmündedir).”
2859. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي أَبُو مُوسَى، عَنْ وَهْبِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم - وَقَالَ مَرَّةً سُفْيَانُ وَلاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم - وَقَالَ " مَنْ سَكَنَ الْبَادِيَةَ جَفَا وَمَنِ اتَّبَعَ الصَّيْدَ غَفَلَ وَمَنْ أَتَى السُّلْطَانَ افْتُتِنَ " .
Müsedded bize anlattı; Yahyâ bize anlattı; Süfyân’dan; Ebû Mûsâ bana anlattı; Vehb b. Münebbih’ten; İbn Abbâs’tan; o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den -Süfyân bir defasında da; “Bunu ancak Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklediliyor) biliyorum” diyerek- şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Badiye’de (çölde/kırsalda) yaşayan kaba/sert olur. Av peşinde koşan gaflete düşer. Sultanın (yöneticinin) kapısına giden fitneye düşer (imtihan olur).”
2860. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الْحَكَمِ النَّخَعِيُّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ شَيْخٍ، مِنَ الأَنْصَارِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى مُسَدَّدٍ قَالَ " وَمَنْ لَزِمَ السُّلْطَانَ افْتُتِنَ " . زَادَ " وَمَا ازْدَادَ عَبْدٌ مِنَ السُّلْطَانِ دُنُوًّا إِلاَّ ازْدَادَ مِنَ اللَّهِ بُعْدًا " .
Muhammed b. Îsâ bize anlattı; Muhammed b. Ubeyd bize anlattı; Hasan b. el-Hakem en-Nehaî bize anlattı; Adiy b. Sâbit’ten; Ensâr'dan bir şeyhten; o da Ebû Hüreyre’den; o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklettiğine göre), Müsedded’in rivayeti manasında: “Sultanın (yöneticinin) kapısından ayrılmayan fitneye düşer” buyurdu. (Şu) fazlalığı da ekledi: “Bir kul sultana yakınlığını ne kadar artırırsa, Allah’tan uzaklığı da o kadar artar.”
2861. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ الْخَيَّاطُ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا رَمَيْتَ الصَّيْدَ فَأَدْرَكْتَهُ بَعْدَ ثَلاَثِ لَيَالٍ وَسَهْمُكَ فِيهِ فَكُلْهُ مَا لَمْ يُنْتِنْ " .
Yahyâ b. Maîn bize anlattı; Hammâd b. Hâlid el-Hayyât bize anlattı; Muâviye b. Sâlih’ten; Abdurrahman b. Cubeyr b. Nufeyr’den; babasından; o da Ebû Sa’lebe el-Huşenî’den -naklettiğine göre- Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bir ava ok atıp da onu üç gece sonra (okun üzerinde iken) bulursan, kokmadığı sürece onu ye!”