990. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صَلاَةِ اللَّيْلِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " صَلاَةُ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى، فَإِذَا خَشِيَ أَحَدُكُمُ الصُّبْحَ صَلَّى رَكْعَةً وَاحِدَةً، تُوتِرُ لَهُ مَا قَدْ صَلَّى ".
Abdullah b. Yûsuf bize tahdis etti, dedi ki: Mâlik bize haber verdi; Nâfi’den ve Abdullah b. Dînâr’dan, onlar İbn Ömer’den (r.anhuma) [naklen] ki: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gece namazını sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Gece namazı ikişer ikişerdir. Sizden biri sabaha çıkmaktan [sabah namazı vaktinden] korkarsa bir rekat [daha] kılar; bu [bir rekat], kılmış olduğu namazları onun için vitir [tek] yapar.”
991. Hadis
وَعَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ يُسَلِّمُ بَيْنَ الرَّكْعَةِ وَالرَّكْعَتَيْنِ فِي الْوِتْرِ، حَتَّى يَأْمُرَ بِبَعْضِ حَاجَتِهِ.
Ve Nâfi’den [naklen], Abdullah b. Ömer’in; vitir namazında iki rekat ile bir rekat arasında selam verdiği, hatta [bu arada] bazı ihtiyaçlarını [giderilmesini] emrettiği [rivayet edilmiştir].
992. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مَخْرَمَةَ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ كُرَيْبٍ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، بَاتَ عِنْدَ مَيْمُونَةَ، وَهْىَ خَالَتُهُ، فَاضْطَجَعْتُ فِي عَرْضِ وِسَادَةٍ، وَاضْطَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَهْلُهُ فِي طُولِهَا، فَنَامَ حَتَّى انْتَصَفَ اللَّيْلُ أَوْ قَرِيبًا مِنْهُ، فَاسْتَيْقَظَ يَمْسَحُ النَّوْمَ عَنْ وَجْهِهِ، ثُمَّ قَرَأَ عَشْرَ آيَاتٍ مِنْ آلِ عِمْرَانَ، ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى شَنٍّ مُعَلَّقَةٍ، فَتَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ، ثُمَّ قَامَ يُصَلِّي فَصَنَعْتُ مِثْلَهُ فَقُمْتُ إِلَى جَنْبِهِ، فَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى رَأْسِي، وَأَخَذَ بِأُذُنِي يَفْتِلُهَا، ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ أَوْتَرَ، ثُمَّ اضْطَجَعَ حَتَّى جَاءَهُ الْمُؤَذِّنُ فَقَامَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ، خَرَجَ فَصَلَّى الصُّبْحَ.
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Mâlik’ten, o Mahreme b. Süleyman’dan, o Küreyb’den [naklen] ki; İbn Abbas ona şunu haber vermiştir: O [İbn Abbas], teyzesi Meymûne’nin yanında geceledi. [İbn Abbas dedi ki]: Ben yastığın enine uzandım; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ailesi [eşi] ise boyuna uzandılar. [Nebi] gece yarısına veya ona yakın bir vakte kadar uyudu. Sonra uykuyu [uyku sersemliğini] yüzünden silerek uyandı. Sonra Âl-i İmrân [Suresi’nden son] on ayeti okudu. Ardından Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem asılı bir kırbaya [şen] gitti ve abdest aldı; abdestini güzelce yaptı. Sonra namaz kılmaya durdu. Ben de onun yaptığının aynısını yapıp yanına [namaza] durdum. Sağ elini başımın üzerine koydu ve kulağımı tutup bükmeye başladı. Sonra iki rekat, sonra iki rekat, sonra iki rekat, sonra iki rekat, sonra iki rekat, sonra iki rekat kıldı. Sonra vitir kıldı. Ardından müezzin kendisine gelinceye kadar [yan üstü] uzandı. [Müezzin gelince] kalktı, iki rekat [sabah namazının sünnetini] kıldı; sonra [evden] çıktı ve sabah namazını kıldı.
993. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْقَاسِمِ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " صَلاَةُ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى، فَإِذَا أَرَدْتَ أَنْ تَنْصَرِفَ فَارْكَعْ رَكْعَةً تُوتِرُ لَكَ مَا صَلَّيْتَ ". قَالَ الْقَاسِمُ وَرَأَيْنَا أُنَاسًا مُنْذُ أَدْرَكْنَا يُوتِرُونَ بِثَلاَثٍ، وَإِنَّ كُلاًّ لَوَاسِعٌ أَرْجُو أَنْ لاَ يَكُونَ بِشَىْءٍ مِنْهُ بَأْسٌ.
Yahya b. Süleyman bize tahdis etti, dedi ki: İbn Vehb bana tahdis etti, dedi ki: Amr bana haber verdi ki; Abdurrahman b. Kâsım, babasından, o Abdullah b. Ömer’den [naklen] ona tahdis etmiştir; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Gece namazı ikişer ikişerdir. [Namazı] bitirip ayrılmak istediğin zaman bir rekat kıl; bu, kıldığın namazları senin için vitir [tek] yapar.” Kâsım dedi ki: “Yetiştiğimizden beri [bazı] insanların üç rekat ile vitir kıldıklarını gördük. Şüphesiz hepsi de geniştir [caizdir]. Bunların hiçbirinde bir beis [sakınca] olmadığını umuyorum.”
994. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً، كَانَتْ تِلْكَ صَلاَتَهُ ـ تَعْنِي بِاللَّيْلِ ـ فَيَسْجُدُ السَّجْدَةَ مِنْ ذَلِكَ قَدْرَ مَا يَقْرَأُ أَحَدُكُمْ خَمْسِينَ آيَةً قَبْلَ أَنْ يَرْفَعَ رَأْسَهُ، وَيَرْكَعُ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ صَلاَةِ الْفَجْرِ، ثُمَّ يَضْطَجِعُ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ حَتَّى يَأْتِيَهُ الْمُؤَذِّنُ لِلصَّلاَةِ.
Ebû’l-Yemân bize tahdis etti, dedi ki: Şuayb bize haber verdi; Zühri’den, o Urve’den [naklen] ki, Âişe ona şöyle haber vermiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem on bir rekat namaz kılardı. —[Âişe] bununla gece namazını kastediyordu.— Bunlardaki secdeyi, sizden birinin elli ayet okuyacağı süre kadar [uzatır], başını kaldırmadan önce [bu kadar secdede kalırdı]. Sabah namazından [farzından] önce de [sünnet olarak] iki rekat kılar; sonra namaz için müezzin kendisine gelinceye kadar sağ yanı üzerine uzanırdı.
995. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ سِيرِينَ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عُمَرَ أَرَأَيْتَ الرَّكْعَتَيْنِ قَبْلَ صَلاَةِ الْغَدَاةِ أُطِيلُ فِيهِمَا الْقِرَاءَةَ فَقَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى، وَيُوتِرُ بِرَكْعَةٍ وَيُصَلِّي الرَّكْعَتَيْنِ قَبْلَ صَلاَةِ الْغَدَاةِ وَكَأَنَّ الأَذَانَ بِأُذُنَيْهِ. قَالَ حَمَّادٌ أَىْ سُرْعَةً.
Ebû’n-Nu’mân bize tahdis etti, dedi ki: Hammad b. Zeyd bize tahdis etti, dedi ki: Enes b. Sîrîn bize tahdis etti, dedi ki: İbn Ömer’e: “Sabah namazından önceki iki rekat hakkındaki görüşün nedir; onlarda kıraati [okuyuşu] uzatayım mı?” dedim. [İbn Ömer] şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin ikişer ikişer namaz kılar ve bir rekat ile vitir yapardı. Sabah namazından önceki iki rekatı ise, sanki ezan [sesi hâlâ] kulaklarındaymış gibi [hızlı] kılardı.” —Hammad dedi ki: Yani süratle [kılardı].—
996. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي مُسْلِمٌ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُلَّ اللَّيْلِ أَوْتَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَانْتَهَى وِتْرُهُ إِلَى السَّحَرِ.
Ömer b. Hafs bize tahdis etti, dedi ki: Babam bize tahdis etti, dedi ki: A’meş bize tahdis etti, dedi ki: Müslim bana tahdis etti; Mesrûk’tan, o Âişe’den [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gecenin her vaktinde vitir kılmıştır; [fakat sonunda] onun vitri seher vaktine dayanmıştır [son uygulaması seher vaktinde kılması olmuştur].
997. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي، وَأَنَا رَاقِدَةٌ مُعْتَرِضَةً عَلَى فِرَاشِهِ، فَإِذَا أَرَادَ أَنْ يُوتِرَ أَيْقَظَنِي فَأَوْتَرْتُ.
Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Yahya bize tahdis etti, dedi ki: Hişâm bize tahdis etti, dedi ki: Babam bana tahdis etti; Âişe’den [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namaz kılarken, ben onun yatağı üzerinde [önünde] enine uzanmış yatıyordum. Vitir kılmak istediği zaman beni uyandırırdı, ben de vitir kılardım.
998. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اجْعَلُوا آخِرَ صَلاَتِكُمْ بِاللَّيْلِ وِتْرًا ".
Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Yahya b. Saîd bize tahdis etti; Ubeydullah’tan, bana Nâfi tahdis etti; Abdullah’tan, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklen] dedi ki: [Nebi] şöyle buyurdu: “Geceleyin kıldığınız namazınızın sonuncusunu vitir [tek] yapın.”
999. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ قَالَ كُنْتُ أَسِيرُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بِطَرِيقِ مَكَّةَ فَقَالَ سَعِيدٌ فَلَمَّا خَشِيتُ الصُّبْحَ نَزَلْتُ فَأَوْتَرْتُ، ثُمَّ لَحِقْتُهُ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ أَيْنَ كُنْتَ فَقُلْتُ خَشِيتُ الصُّبْحَ، فَنَزَلْتُ فَأَوْتَرْتُ. فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَلَيْسَ لَكَ فِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فَقُلْتُ بَلَى وَاللَّهِ. قَالَ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُوتِرُ عَلَى الْبَعِيرِ.
İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Mâlik bana tahdis etti; Ebû Bekir b. Ömer b. Abdurrahman b. Abdullah b. Ömer b. Hattâb’dan, o Saîd b. Yesâr’dan [naklen] ki, o şöyle demiştir: Mekke yolunda Abdullah b. Ömer ile birlikte yolculuk ediyordum. Saîd dedi ki: Sabahtan [vaktin girmesinden] korkunca [bünekten] indim ve vitir kıldım; sonra ona [İbn Ömer’e] yetiştim. Abdullah b. Ömer: “Nerede idin?” dedi. Ben de: “Sabahtan korktum, [binekten] indim ve vitir kıldım” dedim. Bunun üzerine Abdullah: “Senin için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’de güzel bir örnek yok mudur?” dedi. Ben de: “Vallahi evet, vardır” dedim. O da: “Muhakkak ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [binek] devesi üzerinde vitir kılardı” dedi.
1000. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ بْنُ أَسْمَاءَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِي السَّفَرِ عَلَى رَاحِلَتِهِ، حَيْثُ تَوَجَّهَتْ بِهِ، يُومِئُ إِيمَاءً، صَلاَةَ اللَّيْلِ إِلاَّ الْفَرَائِضَ، وَيُوتِرُ عَلَى رَاحِلَتِهِ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Cüveyriye b. Esmâ bize tahdis etti; Nâfi’den, o İbn Ömer’den [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem seferde bineği üzerinde —[binek] ne tarafa yönelirse yönelsin— ima ile işaret ederek gece namazını kılardı. Farzlar hariç. Ve vitri de bineği üzerinde kılardı.
1001. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ سُئِلَ أَنَسٌ أَقَنَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي الصُّبْحِ قَالَ نَعَمْ. فَقِيلَ لَهُ أَوَقَنَتَ قَبْلَ الرُّكُوعِ قَالَ بَعْدَ الرُّكُوعِ يَسِيرًا.
Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Hammad b. Zeyd bize tahdis etti; Eyyûb’dan, o Muhammed’den [naklen] dedi ki: Enes’e: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazında kunut yaptı mı?” diye soruldu. [Enes]: “Evet” dedi. Ona: “Rükûdan önce mi kunut yaptı [diye soruldu]?” [Enes]: “Rükûdan sonra, kısa bir süre” dedi.
1002. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ عَنِ الْقُنُوتِ،. فَقَالَ قَدْ كَانَ الْقُنُوتُ. قُلْتُ قَبْلَ الرُّكُوعِ أَوْ بَعْدَهُ قَالَ قَبْلَهُ. قَالَ فَإِنَّ فُلاَنًا أَخْبَرَنِي عَنْكَ أَنَّكَ قُلْتَ بَعْدَ الرُّكُوعِ. فَقَالَ كَذَبَ، إِنَّمَا قَنَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ الرُّكُوعِ شَهْرًا ـ أُرَاهُ ـ كَانَ بَعَثَ قَوْمًا يُقَالُ لَهُمُ الْقُرَّاءُ زُهَاءَ سَبْعِينَ رَجُلاً إِلَى قَوْمٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ دُونَ أُولَئِكَ، وَكَانَ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَهْدٌ فَقَنَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَهْرًا يَدْعُو عَلَيْهِمْ.
Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Abdülvâhid bize tahdis etti, dedi ki: Âsım bize tahdis etti, dedi ki: Enes b. Mâlik’e kunut hakkında sordum. [Enes]: “Kunut vardı [yapılırdı]” dedi. Ben: “Rükûdan önce mi, yoksa sonra mı?” dedim. [Enes]: “Önce” dedi. Ben: “Ama falan kişi bana senden [naklen], senin ‘Rükûdan sonra’ dediğini haber verdi” dedim. [Enes] şöyle dedi: “Yalan söylemiş [hata etmiş]. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem rükûdan sonra ancak bir ay kunut yapmıştır. —[Ravi] dedi ki: Sanırım [şöyle anlattı]—: O, Kurrâ [okuyucular] denilen yaklaşık yetmiş kişilik bir grubu, müşriklerden [bazı] insanların üzerine göndermişti ki, onlardan başkalarıyla [o müşriklerle] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem arasında bir antlaşma vardı. [İhanet ettiler ve] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [rükûdan sonra] bir ay boyunca onlara beddua ederek kunut yaptı.”
1003. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، قَالَ حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، عَنِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَنَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم شَهْرًا يَدْعُو عَلَى رِعْلٍ وَذَكْوَانَ.
Ahmed b. Yunus bize haber verdi, dedi ki: Zâide bize tahdis etti; Teymî’den, o Ebû Miclez’den, o Enes’den [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ri’l ve Zekvân [kabileleri] aleyhine dua [beddua] ederek bir ay kunut yaptı.
1004. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ الْقُنُوتُ فِي الْمَغْرِبِ وَالْفَجْرِ.
Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Hâlid bize tahdis etti; Ebû Kılâbe’den, o Enes’den [naklen] dedi ki: “Kunut, akşam ve sabah [namazların]da vardı.”