3594. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دِينَارًا وَلاَ دِرْهَمًا وَلاَ عَبْدًا وَلاَ أَمَةً إِلاَّ بَغْلَتَهُ الشَّهْبَاءَ الَّتِي كَانَ يَرْكَبُهَا وَسِلاَحَهُ وَأَرْضًا جَعَلَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ . وَقَالَ قُتَيْبَةُ مَرَّةً أُخْرَى صَدَقَةً .
Bize Kuteybe b. Said haber verdi; dedi ki bize Ebu'l-Ahvas anlattı; Ebu İshak'tan, o Amr b. el-Hâris'ten (naklen), dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geriye ne bir dinar, ne bir dirhem, ne bir köle, ne de bir cariye bıraktı. Sadece bindiği beyaz katırını, silahını ve Allah yolunda vakfettiği bir araziyi bıraktı. —Kuteybe bir defasında 'sadaka olarak' dedi.—
3595. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ الْحَارِثِ، يَقُولُ مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ بَغْلَتَهُ الْبَيْضَاءَ وَسِلاَحَهُ وَأَرْضًا تَرَكَهَا صَدَقَةً .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki bize Yahya b. Said anlattı; dedi ki bize Süfyân anlattı; dedi ki bana Ebu İshak anlattı; dedi ki Amr b. el-Hâris'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geriye, beyaz katırı, silahı ve sadaka olarak bıraktığı araziden başka bir şey bırakmadı.
3596. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ الْحَارِثِ، يَقُولُ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا تَرَكَ إِلاَّ بَغْلَتَهُ الشَّهْبَاءَ وَسِلاَحَهُ وَأَرْضًا تَرَكَهَا صَدَقَةً .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki bize Ebu Bekr el-Hanefî anlattı; dedi ki bize Yûnus b. Ebi İshak anlattı; babasından, dedi ki Amr b. el-Hâris'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; o, geriye beyaz katırı, silahı ve sadaka olarak bıraktığı araziden başka bir şey bırakmadı.
3597. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، عُمَرُ بْنُ سَعْدٍ عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ أَصَبْتُ أَرْضًا مِنْ أَرْضِ خَيْبَرَ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ أَصَبْتُ أَرْضًا لَمْ أُصِبْ مَالاً أَحَبَّ إِلَىَّ وَلاَ أَنْفَسَ عِنْدِي مِنْهَا . قَالَ " إِنْ شِئْتَ تَصَدَّقْتَ بِهَا " . فَتَصَدَّقَ بِهَا - عَلَى أَنْ لاَ تُبَاعَ وَلاَ تُوهَبَ - فِي الْفُقَرَاءِ وَذِي الْقُرْبَى وَالرِّقَابِ وَالضَّيْفِ وَابْنِ السَّبِيلِ لاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ بِالْمَعْرُوفِ غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ مَالاً وَيُطْعِمَ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki bize Ebu Dâvûd el-Haferî —Ömer b. Sa'd— haber verdi; Süfyân es-Sevrî'den, o İbn Avn'dan, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den, o Ömer'den (naklen), dedi ki: Hayber arazisinden bir yer edindim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip dedim ki: "(Öyle) bir arazi edindim ki, yanımda ondan daha sevimli ve daha kıymetli hiçbir mal edinmemiştim." (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Dilersen onu(n aslını tutar, gelirini) tasadduk edersin." Bunun üzerine (Ömer) onu —satılmaması ve hibe edilmemesi şartıyla— fakirlere, akrabalara, kölelere, misafire ve yolcuya tasadduk (vakıf) etti. Onu idare edenin, mal biriktirmeksizin ondan örfe uygun olarak yemesinde ve yedirmesinde bir günah yoktur.
3598. Hadis
أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الْفَزَارِيِّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، رضى الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
Bana Hârûn b. Abdullah haber verdi; dedi ki bize Muâviye b. Amr anlattı; Ebu İshak el-Fezârî'den, o İbn Avn'dan, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den, o Ömer radıyallâhu anh'den (naklen), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayetle) bunun benzerini (zikretti).
3599. Hadis
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، قَالَ أَصَابَ عُمَرُ أَرْضًا بِخَيْبَرَ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَصَبْتُ أَرْضًا لَمْ أُصِبْ مَالاً قَطُّ أَنْفَسَ عِنْدِي فَكَيْفَ تَأْمُرُ بِهِ قَالَ " إِنْ شِئْتَ حَبَّسْتَ أَصْلَهَا وَتَصَدَّقْتَ بِهَا " . فَتَصَدَّقَ بِهَا - عَلَى أَنْ لاَ تُبَاعَ وَلاَ تُوهَبَ وَلاَ تُورَثَ - فِي الْفُقَرَاءِ وَالْقُرْبَى وَالرِّقَابِ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالضَّيْفِ وَابْنِ السَّبِيلِ لاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ مِنْهَا بِالْمَعْرُوفِ وَيُطْعِمَ صَدِيقًا غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ فِيهِ .
Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi; dedi ki bize Yezîd —o İbn Zürey'dir— anlattı; dedi ki bize İbn Avn anlattı; Nâfi'den, o İbn Ömer'den (naklen), Ömer dedi ki: Ömer, Hayber'de bir arazi edindi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "(Öyle) bir arazi edindim ki, yanımda ondan daha kıymetli hiçbir mal edinmemiştim. O konuda bana ne emredersin?" dedi. (Nebi) şöyle buyurdu: "Dilersen onun aslını hapseder (vakfeder), tasadduk edersin." Bunun üzerine (Ömer) onu —satılmaması, hibe edilmemesi ve miras bırakılmaması şartıyla— fakirlere, akrabalara, kölelere, Allah yolunda, misafire ve yolcuya tasadduk etti. Onu idare edenin, mal biriktirmeksizin ondan örfe uygun olarak yemesinde ve bir dostuna yedirmesinde bir günah yoktur.
3600. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، قَالَ وَأَنْبَأَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَصَابَ عُمَرُ أَرْضًا بِخَيْبَرَ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَأْمَرَهُ فِيهَا فَقَالَ إِنِّي أَصَبْتُ أَرْضًا كَثِيرًا لَمْ أُصِبْ مَالاً قَطُّ أَنْفَسَ عِنْدِي مِنْهُ فَمَا تَأْمُرُ فِيهَا قَالَ " إِنْ شِئْتَ حَبَّسْتَ أَصْلَهَا وَتَصَدَّقْتَ بِهَا " . فَتَصَدَّقَ بِهَا - عَلَى أَنَّهُ لاَ تُبَاعُ وَلاَ تُوهَبُ - فَتَصَدَّقَ بِهَا فِي الْفُقَرَاءِ وَالْقُرْبَى وَفِي الرِّقَابِ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَالضَّيْفِ لاَ جُنَاحَ - يَعْنِي - عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ أَوْ يُطْعِمَ صَدِيقًا غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ اللَّفْظُ لإِسْمَاعِيلَ .
Bize İsmail b. Mesud haber verdi; dedi ki bize Bişr anlattı; İbn Avn'dan (naklen), (H) ve bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi; dedi ki bize Bişr anlattı; dedi ki bize İbn Avn anlattı; Nâfi'den, o İbn Ömer'den (naklen), dedi ki: Ömer, Hayber'de bir arazi edindi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip bu konuda danıştı ve: "Ben (öyle) bir arazi edindim ki, yanımda ondan daha kıymetli hiç bir mal edinmemiştim. O konuda ne emir buyurursun?" dedi. (Nebi) şöyle buyurdu: "Dilersen onun aslını hapseder (vakfeder), (gelirini) tasadduk edersin." Bunun üzerine (Ömer) onu —satılmaması ve hibe edilmemesi şartıyla— fakirlere, akrabalara, kölelere, Allah yolunda, yolcuya ve misafire tasadduk etti. Onu idare edenin —yani—, mal biriktirmeksizin ondan (örfe uygun olarak) yemesinde veya bir dostuna yedirmesinde bir günah yoktur. —Lafız İsmail'e aittir.—
3601. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَزْهَرُ السَّمَّانُ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، أَصَابَ أَرْضًا بِخَيْبَرَ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَسْتَأْمِرُهُ فِي ذَلِكَ فَقَالَ " إِنْ شِئْتَ حَبَّسْتَ أَصْلَهَا وَتَصَدَّقْتَ بِهَا " . فَحَبَّسَ أَصْلَهَا أَنْ لاَ تُبَاعَ وَ لاَ تُوهَبَ وَلاَ تُورَثَ فَتَصَدَّقَ بِهَا عَلَى الْفُقَرَاءِ وَالْقُرْبَى وَالرِّقَابِ وَفِي الْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَالضَّيْفِ لاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ مِنْهَا بِالْمَعْرُوفِ أَوْ يُطْعِمَ صَدِيقَهُ غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ فِيهِ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki bize Ezher es-Semmân anlattı; İbn Avn'dan, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den (naklen) ki; Ömer, Hayber'de bir arazi edindi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip bu konuda danıştı. (Nebi) şöyle buyurdu: "Dilersen onun aslını hapseder (vakfeder), (gelirini) tasadduk edersin." Bunun üzerine (Ömer) onun aslını —satılmaması, hibe edilmemesi ve miras bırakılmaması şartıyla— vakfetti. Onu fakirlere, akrabalara, kölelere, miskinlere, yolcuya ve misafire tasadduk etti. Onu idare edenin, mal biriktirmeksizin ondan örfe uygun olarak yemesinde veya bir dostuna yedirmesinde bir günah yoktur.
3602. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ } قَالَ أَبُو طَلْحَةَ إِنَّ رَبَّنَا لَيَسْأَلُنَا عَنْ أَمْوَالِنَا فَأُشْهِدُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنِّي قَدْ جَعَلْتُ أَرْضِي لِلَّهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اجْعَلْهَا فِي قَرَابَتِكَ فِي حَسَّانَ بْنِ ثَابِتٍ وَأُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ " .
Bize Ebu Bekr b. Nâfi' haber verdi; dedi ki bize Behz anlattı; dedi ki bize Hammâd anlattı; dedi ki bize Sâbit anlattı; Enes'ten (naklen), dedi ki: "Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe asla iyiliğe eremezsiniz," (Âl-i İmrân, 92) âyeti inince, Ebu Talha şöyle dedi: "Rabbimiz bizden mallarımızı istiyor. Şahit ol ey Allah'ın Resûlü, ben arazimi Allah için (tasadduk) kıldım." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onu akrabalarına; Hassân b. Sâbit ve Übey b. Ka'b'a tahsis et."
3603. Hadis
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ عُمَرُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّ الْمِائَةَ سَهْمٍ الَّتِي لِي بِخَيْبَرَ لَمْ أُصِبْ مَالاً قَطُّ أَعْجَبَ إِلَىَّ مِنْهَا قَدْ أَرَدْتُ أَنْ أَتَصَدَّقَ بِهَا . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " احْبِسْ أَصْلَهَا وَسَبِّلْ ثَمَرَتَهَا " .
Bize Said b. Abdurrahman haber verdi; dedi ki bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Ubeydullah b. Ömer'den, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den (naklen), dedi ki: Ömer, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Hayber'deki (bana ait) yüz hisse(lik arazi) var ya; ben ondan daha çok hoşuma giden hiçbir mal edinmedim. Onu tasadduk etmek istiyorum," dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onun aslını hapset (vakfet), meyvesini (gelirini) ise Allah yolunda dağıt."
3604. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْخَلَنْجِيُّ، بِبَيْتِ الْمَقْدِسِ قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، رضى الله عنه قَالَ جَاءَ عُمَرُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصَبْتُ مَالاً لَمْ أُصِبْ مِثْلَهُ قَطُّ كَانَ لِي مِائَةُ رَأْسٍ فَاشْتَرَيْتُ بِهَا مِائَةَ سَهْمٍ مِنْ خَيْبَرَ مِنْ أَهْلِهَا وَإِنِّي قَدْ أَرَدْتُ أَنْ أَتَقَرَّبَ بِهَا إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ . قَالَ " فَاحْبِسْ أَصْلَهَا وَسَبِّلِ الثَّمَرَةَ " .
Bize Beytü'l-Makdis'te Muhammed b. Abdullah el-Halencî haber verdi; dedi ki bize Süfyân anlattı; Ubeydullah b. Ömer'den, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den, o Ömer radıyallâhu anh'den (naklen), dedi ki: Ömer, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü, ben (öyle) bir mal edindim ki asla onun gibi (değerli) bir mal edinmemiştim. Benim yüz baş (hayvanım) vardı; onlarla Khaybar ehlinden yüz hisse(lik arazi) satın aldım. Ben bununla Allah Azze ve Celle'ye yaklaşmak istedim," dedi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Onun aslını hapset (vakfet), meyvesini (gelirini) ise Allah yolunda dağıt."
3605. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصَفَّى بْنِ بُهْلُولٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سَالِمٍ الْمَكِّيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَرْضٍ لِي بِثَمْغٍ قَالَ " احْبِسْ أَصْلَهَا وَسَبِّلْ ثَمَرَتَهَا " .
Bize Muhammed b. Musaffa b. Buhlûl haber verdi; dedi ki bize Bakiyye anlattı; Said b. Sâlim el-Mekkî'den, o Ubeydullah b. Ömer'den, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den, o Ömer'den (naklen), dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Semğ'deki arazim hakkında sordum. Şöyle buyurdu: "Onun aslını hapset (vakfet), meyvesini (gelirini) ise Allah yolunda dağıt."
3606. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ حُصَيْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ جَاوَانَ، - رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ - وَذَاكَ أَنِّي قُلْتُ لَهُ أَرَأَيْتَ اعْتِزَالَ الأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ مَا كَانَ قَالَ سَمِعْتُ الأَحْنَفَ يَقُولُ أَتَيْتُ الْمَدِينَةَ وَأَنَا حَاجٌّ فَبَيْنَا نَحْنُ فِي مَنَازِلِنَا نَضَعُ رِحَالَنَا إِذْ أَتَى آتٍ فَقَالَ قَدِ اجْتَمَعَ النَّاسُ فِي الْمَسْجِدِ فَاطَّلَعْتُ فَإِذَا يَعْنِي النَّاسَ مُجْتَمِعُونَ وَإِذَا بَيْنَ أَظْهُرِهِمْ نَفَرٌ قُعُودٌ فَإِذَا هُوَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ وَالزُّبَيْرُ وَطَلْحَةُ وَسَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ رَحْمَةُ اللَّهِ عَلَيْهِمْ فَلَمَّا قُمْتُ عَلَيْهِمْ قِيلَ هَذَا عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ قَدْ جَاءَ - قَالَ - فَجَاءَ وَعَلَيْهِ مُلَيَّةٌ صَفْرَاءُ فَقُلْتُ لِصَاحِبِي كَمَا أَنْتَ حَتَّى أَنْظُرَ مَا جَاءَ بِهِ . فَقَالَ عُثْمَانُ أَهَا هُنَا عَلِيٌّ أَهَا هُنَا الزُّبَيْرُ أَهَا هُنَا طَلْحَةُ أَهَا هُنَا سَعْدٌ قَالُوا نَعَمْ . قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ يَبْتَاعُ مِرْبَدَ بَنِي فُلاَنٍ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ " . فَابْتَعْتُهُ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ إِنِّي ابْتَعْتُ مِرْبَدَ بَنِي فُلاَنٍ . قَالَ " فَاجْعَلْهُ فِي مَسْجِدِنَا وَأَجْرُهُ لَكَ " . قَالُوا نَعَمْ . قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ يَبْتَاعُ بِئْرَ رُومَةَ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ " . فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ قَدِ ابْتَعْتُ بِئْرَ رُومَةَ . قَالَ " فَاجْعَلْهَا سِقَايَةً لِلْمُسْلِمِينَ وَأَجْرُهَا لَكَ " . قَالُوا نَعَمْ . قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ يُجَهِّزْ جَيْشَ الْعُسْرَةِ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ " . فَجَهَّزْتُهُمْ حَتَّى مَا يَفْقِدُونَ عِقَالاً وَلاَ خِطَامًا . قَالُوا نَعَمْ . قَالَ اللَّهُمَّ اشْهَدِ اللَّهُمَّ اشْهَدِ اللَّهُمَّ اشْهَدْ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki bize Mu'temir b. Süleyman haber verdi; dedi ki babamı şöyle anlatırken işittim: Husayn b. Abdurrahman'dan, o Amr b. Câvân'dan -ki bu zat Benî Temim'den bir adamdır- (naklen). (Mu'temir dedi ki: Babama) "Ahnef b. Kays'ın (fitne olaylarından) uzak durması hakkında ne dersin?" dedim. (Babam) dedi ki: Ahnef'i şöyle derken işittim: "Hacı olarak (yola çıkıp) Medine'ye geldim. Biz konaklarımızda eşyalarımızı indirirken birisi geldi ve: 'İnsanlar mescitte toplandı,' dedi. Ben de gidip baktım; gerçekten de insanlar toplanmış. Ortalarında oturan bir grup var; bunlar Ali b. Ebî Tâlib, Zübeyr, Talha ve Sa'd b. Ebî Vakkâs rahmetullâhi aleyhim idiler. Ben onların başında dikilirken, 'İşte bu Osman b. Affan, geldi,' denildi. -Ravi dedi ki:- Osman, üzerinde sarı bir örtü (müleyye) olduğu halde geldi. Ben arkadaşıma: 'Olduğun yerde dur, (bakalım) ne getirdi (ne diyecek)?' dedim. Osman dedi ki: 'Ali burada mı? Zübeyr burada mı? Talha burada mı? Sa'd burada mı?' Onlar: 'Evet,' dediler. (Osman) dedi ki: 'Kendinden başka ilah olmayan Allah adına size soruyorum: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: "Filanoğullarının harman yerini (mirbed) kim satın alırsa Allah onu bağışlar," buyurduğunu biliyor musunuz?' (Sonra devamla): 'Ben de orayı satın aldım ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Ben filanoğullarının harman yerini satın aldım," dedim. O da: "Onu mescidimize kat, ecri senin olsun," buyurdu.' (Oradakiler): 'Evet (biliyoruz),' dediler. (Osman) dedi ki: 'Kendinden başka ilah olmayan Allah adına size soruyorum: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: "Ruma kuyusunu kim satın alırsa Allah onu bağışlar," buyurduğunu biliyor musunuz?' (Sonra devamla): 'Ben de Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Ruma kuyusunu satın aldım," dedim. O da: "Onu Müslümanlar için bir su kaynağı (sebil) yap, ecri senin olsun," buyurdu.' (Oradakiler): 'Evet (biliyoruz),' dediler. (Osman) dedi ki: 'Kendinden başka ilah olmayan Allah adına size soruyorum: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: "Kim Zorluk Ordusu'nu (Ceyşu'l-Usre) donatırsa Allah onu bağışlar," buyurduğunu biliyor musunuz?' (Sonra devamla): 'Ben de onları, bir yular (ikal) ve bir dizgin (hitam) bile eksik kalmayacak şekilde donattım.' (Oradakiler): 'Evet (biliyoruz),' dediler. (Osman): 'Allah'ım şahit ol! Allah'ım şahit ol! Allah'ım şahit ol!' dedi."
3607. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ سَمِعْتُ حُصَيْنَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، يُحَدِّثُ عَنْ عَمْرِو بْنِ جَاوَانَ، عَنِ الأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ خَرَجْنَا حُجَّاجًا فَقَدِمْنَا الْمَدِينَةَ وَنَحْنُ نُرِيدُ الْحَجَّ فَبَيْنَا نَحْنُ فِي مَنَازِلِنَا نَضَعُ رِحَالَنَا إِذْ أَتَانَا آتٍ فَقَالَ إِنَّ النَّاسَ قَدِ اجْتَمَعُوا فِي الْمَسْجِدِ وَفَزِعُوا . فَانْطَلَقْنَا فَإِذَا النَّاسُ مُجْتَمِعُونَ عَلَى نَفَرٍ فِي وَسَطِ الْمَسْجِدِ وَإِذَا عَلِيٌّ وَالزُّبَيْرُ وَطَلْحَةُ وَسَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ فَإِنَّا لَكَذَلِكَ إِذْ جَاءَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ عَلَيْهِ مُلاَءَةٌ صَفْرَاءُ قَدْ قَنَّعَ بِهَا رَأْسَهُ فَقَالَ أَهَا هُنَا عَلِيٌّ أَهَا هُنَا طَلْحَةُ أَهَا هُنَا الزُّبَيْرُ أَهَا هُنَا سَعْدٌ قَالُوا نَعَمْ . قَالَ فَإِنِّي أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ يَبْتَاعُ مِرْبَدَ بَنِي فُلاَنٍ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ " . فَابْتَعْتُهُ بِعِشْرِينَ أَلْفًا أَوْ بِخَمْسَةٍ وَعِشْرِينَ أَلْفًا فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ " اجْعَلْهَا فِي مَسْجِدِنَا وَأَجْرُهُ لَكَ " . قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ . قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ يَبْتَاعُ بِئْرَ رُومَةَ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ " . فَابْتَعْتُهُ بِكَذَا وَكَذَا فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ قَدِ ابْتَعْتُهَا بِكَذَا وَكَذَا . قَالَ " اجْعَلْهَا سِقَايَةً لِلْمُسْلِمِينَ وَأَجْرُهَا لَكَ " . قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ . قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَظَرَ فِي وُجُوهِ الْقَوْمِ فَقَالَ " مَنْ جَهَّزَ هَؤُلاَءِ اللَّهُ غَفَرَ لَهُ " . يَعْنِي جَيْشَ الْعُسْرَةِ فَجَهَّزْتُهُمْ حَتَّى مَا يَفْقِدُونَ عِقَالاً وَلاَ خِطَامًا . قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ . قَالَ اللَّهُمَّ اشْهَدِ اللَّهُمَّ اشْهَدْ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki bize Abdullah b. İdris haber verdi; dedi ki Husayn b. Abdurrahman'ı, Amr b. Câvân'dan, o Ahnef b. Kays'tan (naklen) anlatırken işittim. (Ahnef) dedi ki: "Hacılar olarak yola çıktık ve hac niyetiyle Medine'ye geldik. Biz konaklarımızda eşyalarımızı indirirken bize biri geldi ve: 'İnsanlar mescitte toplandı ve telaş içindeler,' dedi. Biz de gittik; baktık ki insanlar mescidin ortasında bir grubun etrafında toplanmışlar. Orada Ali, Zübeyr, Talha ve Sa'd b. Ebî Vakkâs vardı. Biz o haldeyken Osman b. Affan geldi. Üzerinde sarı bir örtü (mülâe) vardı ve başını onunla örtmüştü. Dedi ki: 'Ali burada mı? Talha burada mı? Zübeyr burada mı? Sa'd burada mı?' Onlar: 'Evet,' dediler. (Osman) dedi ki: 'Sizi, kendinden başka ilah olmayan Allah adına yemine veriyorum; biliyor musunuz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştu: "Filanoğullarının harman yerini (mirbed) kim satın alırsa Allah onu bağışlar."' (Devamla): 'Ben de orayı yirmi bin veya yirmi beş bin (dirhem) karşılığında satın aldım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip haber verdim. O da: "Onu mescidimize kat, ecri senin olsun," buyurdu.' (Oradakiler): 'Allah için, evet!' dediler. (Osman) dedi ki: 'Sizi, kendinden başka ilah olmayan Allah adına yemine veriyorum; biliyor musunuz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştu: "Ruma kuyusunu kim satın alırsa Allah onu bağışlar."' (Devamla): 'Ben de onu şu kadara satın aldım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Onu şu kadara satın aldım," dedim. O da: "Onu Müslümanlar için bir su kaynağı yap, ecri senin olsun," buyurdu.' (Oradakiler): 'Allah için, evet!' dediler. (Osman) dedi ki: 'Sizi, kendinden başka ilah olmayan Allah adına yemine veriyorum; biliyor musunuz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem topluluğun yüzüne bakıp: "Kim bunları donatırsa Allah onu bağışlar," -yani Zorluk Ordusu'nu kastederek- buyurdu. Ben de onları, bir yular ve bir dizgin bile eksik kalmayacak şekilde donattım.' (Oradakiler): 'Allah için, evet!' dediler. (Osman) dedi ki: 'Allah'ım şahit ol! Allah'ım şahit ol!'"
3608. Hadis
أَخْبَرَنِي زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي الْحَجَّاجِ، عَنْ سَعِيدٍ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ ثُمَامَةَ بْنِ حَزْنٍ الْقُشَيْرِيِّ، قَالَ شَهِدْتُ الدَّارَ حِينَ أَشْرَفَ عَلَيْهِمْ عُثْمَانُ فَقَالَ أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ وَبِالإِسْلاَمِ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدِمَ الْمَدِينَةَ وَلَيْسَ بِهَا مَاءٌ يُسْتَعْذَبُ غَيْرَ بِئْرِ رُومَةَ فَقَالَ " مَنْ يَشْتَرِي بِئْرَ رُومَةَ فَيَجْعَلُ فِيهَا دَلْوَهُ مَعَ دِلاَءِ الْمُسْلِمِينَ بِخَيْرٍ لَهُ مِنْهَا فِي الْجَنَّةِ " . فَاشْتَرَيْتُهَا مِنْ صُلْبِ مَالِي فَجَعَلْتُ دَلْوِي فِيهَا مَعَ دِلاَءِ الْمُسْلِمِينَ وَأَنْتُمُ الْيَوْمَ تَمْنَعُونِي مِنَ الشُّرْبِ مِنْهَا حَتَّى أَشْرَبَ مِنْ مَاءِ الْبَحْرِ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ . قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ وَالإِسْلاَمِ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنِّي جَهَّزْتُ جَيْشَ الْعُسْرَةِ مِنْ مَالِي قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ . قَالَ فَأَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ وَالإِسْلاَمِ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ الْمَسْجِدَ ضَاقَ بِأَهْلِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ يَشْتَرِي بُقْعَةَ آلِ فُلاَنٍ فَيَزِيدُهَا فِي الْمَسْجِدِ بِخَيْرٍ لَهُ مِنْهَا فِي الْجَنَّةِ " . فَاشْتَرَيْتُهَا مِنْ صُلْبِ مَالِي فَزِدْتُهَا فِي الْمَسْجِدِ وَأَنْتُمْ تَمْنَعُونِي أَنْ أُصَلِّيَ فِيهِ رَكْعَتَيْنِ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ . قَالَ أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ وَالإِسْلاَمِ هَلْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عَلَى ثَبِيرٍ ثَبِيرِ مَكَّةَ وَمَعَهُ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَأَنَا فَتَحَرَّكَ الْجَبَلُ فَرَكَضَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِرِجْلِهِ وَقَالَ " اسْكُنْ ثَبِيرُ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ نَبِيٌّ وَصِدِّيقٌ وَشَهِيدَانِ " . قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ . قَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ شَهِدُوا لِي وَرَبِّ الْكَعْبَةِ . يَعْنِي أَنِّي شَهِيدٌ .
Bana Ziyad b. Eyyub haber verdi; dedi ki bize Said b. Âmir anlattı; Yahya b. Ebi'l-Haccac'dan, o Said el-Cüreyri'den, o Sümâme b. Hazn el-Kuşeyrî'den (naklen), dedi ki: "Osman (evinde kuşatıldığı sırada) onlara üstten baktığı zaman (o olaya) şahit oldum. (Osman) şöyle dedi: 'Allah ve İslam adına size soruyorum: Biliyor musunuz, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'ye geldiğinde Ruma kuyusundan başka içilecek tatlı su yoktu. Bunun üzerine: "Kim Ruma kuyusunu satın alır ve (kendisinin de o sudan içme hakkı) Müslümanların kovalarıyla eşit olmak şartıyla kovasını oraya koyarsa, Cennet'te onun için bundan daha hayırlısı vardır," buyurdu. Ben de onu şahsi malımdan (paramla) satın aldım ve kovamı Müslümanların kovalarıyla birlikte (eşit hakka sahip olarak) oraya koydum. Ama siz bugün benim ondan içmeme engel oluyorsunuz, (öyle ki) deniz suyundan içecek hale geldim (susuz kaldım).' Onlar: 'Allah için, evet (biliyoruz),' dediler. (Osman) dedi ki: 'Allah ve İslam adına size soruyorum: Biliyor musunuz, ben Zorluk Ordusu'nu (Ceyşu'l-Usre) kendi malımdan donattım?' Onlar: 'Allah için, evet,' dediler. (Osman) dedi ki: 'Allah ve İslam adına size soruyorum: Biliyor musunuz, Mescit cemaate dar gelmişti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kim falan ailenin arsasını satın alıp mescide eklerse, Cennet'te onun için bundan daha hayırlısı vardır," buyurdu. Ben de onu şahsi malımdan satın aldım ve mescide ekledim. Ama siz bugün benim orada iki rekat namaz kılmama engel oluyorsunuz.' Onlar: 'Allah için, evet,' dediler. (Osman) dedi ki: 'Allah ve İslam adına size soruyorum: Biliyor musunuz, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Sebir dağının -Mekke'deki Sebir dağı- üzerindeydi. Yanında Ebû Bekir, Ömer ve ben vardım. Dağ sarsıldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayağıyla ona vurdu ve: "Sakin ol ey Sebir! Çünkü senin üzerinde bir Nebi, bir Sıddık ve iki Şehit var," buyurdu.' Onlar: 'Allah için, evet,' dediler. (Osman): 'Allahu Ekber! Kâbe'nin Rabbine yemin olsun ki benim lehimde şahitlik ettiler.' -Yani ben şehidim (demek istedi).-"
3609. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ رَاشِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَطَّابُ بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عُثْمَانَ، أَشْرَفَ عَلَيْهِمْ حِينَ حَصَرُوهُ فَقَالَ أَنْشُدُ بِاللَّهِ رَجُلاً سَمِعَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ يَوْمَ الْجَبَلِ حِينَ اهْتَزَّ فَرَكَلَهُ بِرِجْلِهِ وَقَالَ " اسْكُنْ فَإِنَّهُ لَيْسَ عَلَيْكَ إِلاَّ نَبِيٌّ أَوْ صِدِّيقٌ أَوْ شَهِيدَانِ " . وَأَنَا مَعَهُ فَانْتَشَدَ لَهُ رِجَالٌ ثُمَّ قَالَ أَنْشُدُ بِاللَّهِ رَجُلاً شَهِدَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ بَيْعَةِ الرِّضْوَانِ يَقُولُ " هَذِهِ يَدُ اللَّهِ وَهَذِهِ يَدُ عُثْمَانَ " . فَانْتَشَدَ لَهُ رِجَالٌ ثُمَّ قَالَ أَنْشُدُ بِاللَّهِ رَجُلاً سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ جَيْشِ الْعُسْرَةِ يَقُولُ " مَنْ يُنْفِقُ نَفَقَةً مُتَقَبَّلَةً " . فَجَهَّزْتُ نِصْفَ الْجَيْشِ مِنْ مَالِي فَانْتَشَدَ لَهُ رِجَالٌ ثُمَّ قَالَ أَنْشُدُ بِاللَّهِ رَجُلاً سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ يَزِيدُ فِي هَذَا الْمَسْجِدِ بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ " . فَاشْتَرَيْتُهُ مِنْ مَالِي فَانْتَشَدَ لَهُ رِجَالٌ ثُمَّ قَالَ أَنْشُدُ بِاللَّهِ رَجُلاً شَهِدَ رُومَةَ تُبَاعُ فَاشْتَرَيْتُهَا مِنْ مَالِي فَأَبَحْتُهَا لاِبْنِ السَّبِيلِ فَانْتَشَدَ لَهُ رِجَالٌ .
Bize İmran b. Bekkâr b. Râşid haber verdi; dedi ki bize Hattâb b. Osman anlattı; dedi ki bize İsa b. Yunus anlattı; (dedi ki) bana babam anlattı; Ebu İshak'tan, o Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan (naklen) rivayet edildiğine göre: "Osman (evinde) kuşatıldığı zaman onlara yukarıdan baktı ve dedi ki: 'Allah adına (yemin vererek) bir adam arıyorum (ki şahitlik etsin); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i (Uhud veya Sebir) dağı gününde, dağ sarsıldığında ayağıyla ona vurup şöyle derken işitti mi: "Sakin ol! Çünkü senin üzerinde ancak bir Nebi veya bir Sıddık veya iki Şehit var." Ben de onunla beraberdim.' Bunun üzerine (topluluktan) bazı adamlar onun lehine şahitlik ettiler. Sonra dedi ki: 'Allah adına (yemin vererek) bir adam arıyorum; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Rıdvan Biatı günü (kendi elini diğer eline vurarak): "Bu Allah'ın eli, bu da Osman'ın elidir," dediğine şahit oldu mu?' Bunun üzerine bazı adamlar onun lehine şahitlik ettiler. Sonra dedi ki: 'Allah adına bir adam arıyorum; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i Zorluk Ordusu (seferi) günü: "Kim kabul olunmuş bir harcamada bulunur (infak eder)?" derken işitti mi? Ben ordunun yarısını kendi malımdan donattım.' Bunun üzerine bazı adamlar onun lehine şahitlik ettiler. Sonra dedi ki: 'Allah adına bir adam arıyorum; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: "Kim bu mescide bir ekleme yaparsa Cennet'te ona bir ev vardır," dediğini işitti mi? Ben de onu kendi malımdan satın aldım.' Bunun üzerine bazı adamlar onun lehine şahitlik ettiler. Sonra dedi ki: 'Allah adına bir adam arıyorum; Ruma (kuyusunun) satıldığını ve benim onu kendi malımdan satın alıp yolculara (ibnü's-sebil) bağışladığıma şahit oldu mu?' Bunun üzerine bazı adamlar onun lehine şahitlik ettiler."
3610. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، قَالَ لَمَّا حُصِرَ عُثْمَانُ فِي دَارِهِ اجْتَمَعَ النَّاسُ حَوْلَ دَارِهِ - قَالَ - فَأَشْرَفَ عَلَيْهِمْ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ .
Bana Muhammed b. Vehb haber verdi; dedi ki bana Muhammed b. Seleme anlattı; dedi ki bana Ebu Abdurrahim anlattı; dedi ki bana Zeyd b. Ebi Üneyse anlattı; Ebu İshak'tan, o Ebu Abdurrahman es-Sülemî'den (naklen), dedi ki: "Osman evinde kuşatıldığı zaman, insanlar evinin etrafında toplandı. -Ravi dedi ki:- Bunun üzerine (Osman) onlara yukarıdan baktı..." ve hadisin geri kalanını (bir önceki rivayetler gibi) zikretti.