Gusül Ve Teyemmüm Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

396. Hadis

أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرٍ، أَنَّ أَبَا السَّائِبِ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏‏ "‏‏ لاَ يَغْتَسِلْ أَحَدُكُمْ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ وَهُوَ جُنُبٌ ‏‏"‏‏ ‏‏.‏‏

Bize Süleyman b. Dâvûd ve el-Hâris b. Miskîn -ben işitirken ona okunarak- haber verdi; İbn Vehb'den; o Amr b. el-Hâris'ten; o Bükeyr'den; o Ebû's-Sâib'den; o da Ebû Hureyre'den [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz cünüp iken durgun suya [girip] gusletmesin.”

397. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حِبَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏‏ "‏‏ لاَ يَبُولَنَّ الرَّجُلُ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ ثُمَّ يَغْتَسِلُ مِنْهُ أَوْ يَتَوَضَّأُ ‏‏"‏‏ ‏‏.‏‏

Bize Muhammed b. Hâtim haber verdi; dedi ki: Bize Hibbân anlattı; dedi ki: Bize Abdullah, Ma'mer'den; o Hemmâm b. Münebbih'ten; o da Ebû Hureyre'den [naklederek] anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişi sakın durgun suya bevl etmesin; sonra ondan [o suyla] gusleder veya abdest alır.”

398. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ الْبَغْدَادِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُبَالَ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ ثُمَّ يُغْتَسَلَ فِيهِ مِنَ الْجَنَابَةِ ‏‏.‏‏

Bize Bağdatlı Ahmed b. Sâlih haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bana İbn Aclân, Ebû'z-Zinâd'dan; o el-A'rec'den; o da Ebû Hureyre'den [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem durgun suya bevl edilmesini, sonra da orada cünüplükten dolayı gusledilmesini yasakladı.

399. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُبَالَ فِي الْمَاءِ الرَّاكِدِ ثُمَّ يُغْتَسَلَ مِنْهُ ‏‏.‏‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezîd haber verdi; Süfyân'dan; Ebû'z-Zinâd'dan; Mûsâ b. Ebî Osmân'dan; babasından; Ebû Hureyre'den [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem durgun suya bevl edilmesini, sonra da ondan [o suyla] gusledilmesini yasakladı.

400. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لاَ يَبُولَنَّ أَحَدُكُمْ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ الَّذِي لاَ يَجْرِي ثُمَّ يَغْتَسِلُ مِنْهُ ‏‏.‏‏ قَالَ سُفْيَانُ قَالُوا لِهِشَامٍ - يَعْنِي ابْنَ حَسَّانَ - أَنَّ أَيُّوبَ إِنَّمَا يَنْتَهِي بِهَذَا الْحَدِيثِ إِلَى أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَالَ إِنَّ أَيُّوبَ لَوِ اسْتَطَاعَ أَنْ لاَ يَرْفَعَ حَدِيثًا لَمْ يَرْفَعْهُ ‏‏.‏‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân, Eyyûb'dan; o İbn Sîrîn'den; o da Ebû Hureyre'den [naklederek] anlattı; dedi ki: “Sizden biriniz akmayan, durgun suya sakın bevl etmesin; sonra ondan [o suyla] gusleder.” Süfyân dedi ki: Hişâm'a -yani İbn Hassân'a-; Eyyûb'un bu hadisi sadece Ebû Hureyre'ye dayandırdığını [mevkuf olarak naklettiğini] söylediler. Bunun üzerine [Hişâm]: “Eğer Eyyûb'un gücü yetseydi hiçbir hadisi [Peygamber'e] yükseltmezdi [mevkuf rivayet etmeyi tercih ederdi]” dedi.

401. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏‏ "‏‏ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يَدْخُلِ الْحَمَّامَ إِلاَّ بِمِئْزَرٍ ‏‏"‏‏ ‏‏.‏‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; dedi ki: Bana babam, Atâ'dan; o Ebû'z-Zübeyr'den; o da Câbir'den [naklederek] anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse, hamama ancak bir izar [belden aşağısını örten kumaş] ile girsin.”

402. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَجْزَأَةَ بْنِ زَاهِرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى، يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَدْعُو ‏‏ "‏‏ اللَّهُمَّ طَهِّرْنِي مِنَ الذُّنُوبِ وَالْخَطَايَا اللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنْهَا كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ اللَّهُمَّ طَهِّرْنِي بِالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ وَالْمَاءِ الْبَارِدِ ‏‏"‏‏ ‏‏.‏‏

Bize Muhammed b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Meczae b. Zâhir'den; o da Abdullah b. Ebî Evfâ'yı Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederken] işitmiş; [Resûlullah] şöyle dua ederdi: “Allah'ım! Beni günahlardan ve hatalardan temizle. Allah'ım! Beyaz elbisenin kirden arındırıldığı gibi beni onlardan arındır. Allah'ım! Beni kar, dolu ve soğuk su ile temizle.”

403. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ رُقْبَةَ، عَنْ مَجْزَأَةَ الأَسْلَمِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏‏ "‏‏ اللَّهُمَّ طَهِّرْنِي بِالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ وَالْمَاءِ الْبَارِدِ اللَّهُمَّ طَهِّرْنِي مِنَ الذُّنُوبِ كَمَا يُطَهَّرُ الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ ‏‏"‏‏ ‏‏.‏‏

Bize Muhammed b. Yahyâ b. Muhammed haber verdi; bize Muhammed b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize İbrâhîm b. Yezîd, Rukbe'den; o Meczae el-Eslemî'den; o da Abdullah b. Ebî Evfâ'dan [naklederek] anlattı; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle derdi: “Allah'ım! Beni kar, dolu ve soğuk su ile temizle. Allah'ım! Beyaz elbisenin kirden arındırıldığı gibi beni günahlardan arındır.”

404. Hadis

أَخْبَرَنَا شُعَيْبُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَيْسٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ كَيْفَ كَانَ نَوْمُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْجَنَابَةِ أَيَغْتَسِلُ قَبْلَ أَنْ يَنَامَ أَوْ يَنَامُ قَبْلَ أَنْ يَغْتَسِلَ قَالَتْ كُلُّ ذَلِكَ قَدْ كَانَ يَفْعَلُ رُبَّمَا اغْتَسَلَ فَنَامَ وَرُبَّمَا تَوَضَّأَ فَنَامَ ‏‏.‏‏

Bize Şuayb b. Yûsuf haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî, Muâviye b. Sâlih'den; o Abdullah b. Ebî Kays'tan [naklederek] anlattı; dedi ki: Âişe'ye, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in cünüp iken nasıl uyuduğunu sordum; uyumadan önce mi guslederdi, yoksa gusletmeden önce mi uyurdu? [Âişe]: “Bunların hepsini yapardı; bazen gusleder sonra uyurdu, bazen de abdest alır sonra uyurdu” dedi.

405. Hadis

أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ بُرْدٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ نُسَىٍّ، عَنْ غُضَيْفِ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَسَأَلْتُهَا فَقُلْتُ أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَغْتَسِلُ مِنْ أَوَّلِ اللَّيْلِ أَوْ مِنْ آخِرِهِ قَالَتْ كُلُّ ذَلِكَ كَانَ رُبَّمَا اغْتَسَلَ مِنْ أَوَّلِهِ وَرُبَّمَا اغْتَسَلَ مِنْ آخِرِهِ ‏‏.‏‏ قُلْتُ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَعَلَ فِي الأَمْرِ سَعَةً ‏‏.‏‏

Bize Yahyâ b. Habîb b. Arabî haber verdi; dedi ki: Bize Hammâd, Bürd'den; o Ubâde b. Nusay'dan; o da Gudayf b. el-Hâris'ten [naklederek] anlattı; dedi ki: Âişe'nin yanına girdim ve ona: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gecenin başında mı yoksa sonunda mı guslederdi?” diye sordum. [Âişe]: “Her ikisini de yapardı; bazen başında, bazen de sonunda guslederdi” dedi. Ben de: “Meselede bir genişlik kılan Allah'a hamdolsun” dedim.

406. Hadis

أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا النُّفَيْلِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ يَعْلَى، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأَى رَجُلاً يَغْتَسِلُ بِالْبَرَازِ فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ ‏‏ "‏‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ حَلِيمٌ حَيِيٌّ سِتِّيرٌ يُحِبُّ الْحَيَاءَ وَالسَّتْرَ فَإِذَا اغْتَسَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْتَتِرْ ‏‏"‏‏ ‏‏.‏‏

Bana İbrâhîm b. Ya'kūb haber verdi; dedi ki: Bize en-Nüfeylî anlattı; dedi ki: Bize Züheyr anlattı; dedi ki: Bize Abdülmelik, Atâ'dan; o da Ya'lâ'dan [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, açık alanda [insanların görebileceği yerde] gusleden bir adam gördü. Bunun üzerine minbere çıkıp Allah'a hamd ve senada bulunduktan sonra şöyle buyurdu: “Şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah Halîm'dir [çok müsamahalıdır], Hayî'dir [çok hayâ sahibidir] ve Sittîr'dir [kusurları örtendir]; hayâyı ve örtünmeyi sever. Sizden biriniz gusledeceği zaman örtünsün.”

407. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏‏ "‏‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ سِتِّيرٌ فَإِذَا أَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يَغْتَسِلَ فَلْيَتَوَارَ بِشَىْءٍ ‏‏"‏‏ ‏‏.‏‏

Bize Ebû Bekr b. İshâk haber verdi; dedi ki: Bize el-Esved b. Âmir anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekr b. Ayyaş, Abdülmelik b. Ebî Süleyman'dan; o Atâ'dan; o Safvân b. Ya'lâ'dan; o da babasından [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Muhakkak ki Aziz ve Celil olan Allah Sittîr'dir [kusurları örtendir]; öyleyse sizden biriniz gusletmek istediğinde bir şeyle [perdeyle] örtünsün.”

408. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، قَالَتْ وَضَعْتُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَاءً - قَالَتْ - فَسَتَرْتُهُ فَذَكَرَتِ الْغُسْلَ قَالَتْ ثُمَّ أَتَيْتُهُ بِخِرْقَةٍ فَلَمْ يُرِدْهَا ‏‏.‏‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Ubeyde, el-A'meş'ten; o Sâlim'den; o Küreyb'den; o İbn Abbâs'tan; o da Meymûne'den [naklederek] anlattı; şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için su koydum ve onu [başkalarının görmemesi için] perdeledim.” Sonra [Meymûne] guslü zikretti ve: “Ardından ona bir bez parçası [kurulanması için] getirdim ama onu istemedi” dedi.

409. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَفْصِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏‏ "‏‏ بَيْنَمَا أَيُّوبُ عَلَيْهِ الصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ يَغْتَسِلُ عُرْيَانًا خَرَّ عَلَيْهِ جَرَادٌ مِنْ ذَهَبٍ فَجَعَلَ يَحْثِي فِي ثَوْبِهِ قَالَ فَنَادَاهُ رَبُّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَا أَيُّوبُ أَلَمْ أَكُنْ أَغْنَيْتُكَ قَالَ بَلَى يَا رَبِّ وَلَكِنْ لاَ غِنَى بِي عَنْ بَرَكَاتِكَ ‏‏"‏‏ ‏‏.‏‏

Bize Ahmed b. Hafs b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Bana babam anlattı; dedi ki: Bana İbrâhîm, Mûsâ b. Ukbe'den; o Safvân b. Süleym'den; o Atâ b. Yesâr'dan; o da Ebû Hureyre'den [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eyyûb aleyhisselâm çıplak vaziyette guslederken üzerine [gökten] altın çekirgeler dökülmeye başladı. [Eyyûb] onları hemen elbisesine toplamaya koyuldu. Bunun üzerine Rabbi ona: ‘Ey Eyyûb! Ben seni [bunlara ihtiyaç duymayacak kadar] zengin kılmadım mı?’ diye nida etti. [Eyyûb]: ‘Evet ya Rabbi! Lâkin senin bereketine olan ihtiyacım bitmez’ dedi.”

410. Hadis

أَخْبَرَنَا الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ دِينَارٍ، قَالَ حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَغْتَسِلُ فِي الإِنَاءِ وَهُوَ الْفَرَقُ وَكُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَهُوَ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ ‏‏.‏‏

Bize el-Kâsım b. Zekeriyyâ b. Dînâr haber verdi; dedi ki: Bana İshâk b. Mansûr, İbrâhîm b. Sa'd'dan; o Zührî'den; o el-Kâsım b. Muhammed'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir farak [yaklaşık 10 kilo] miktarında [su alan] bir kap ile guslederdi. Ben ve o, tek bir kap içinden [birlikte] guslederdik.”

411. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ هِشَامٍ، ح وَأَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَغْتَسِلُ وَأَنَا مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ نَغْتَرِفُ مِنْهُ جَمِيعًا ‏‏.‏‏ وَقَالَ سُوَيْدٌ قَالَتْ كُنْتُ أَنَا ‏‏.‏‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, Hişâm'dan haber verdi. (H) Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Hişâm b. Urve'den; o babasından; o da Âişe'den [naklederek] haber verdi; Âişe şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ben, ikimiz de [aynı anda] ondan su alarak tek bir kap içinden [birlikte] guslederdik.” Süveyd [rivayetinde]: “[Âişe]: ‘Ben [ve Resûlullah]’ dedi” şeklinde geçti.

412. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، قَالَ سَمِعْتُ الْقَاسِمَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ، صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ مِنَ الْجَنَابَةِ ‏‏.‏‏

Bize Muhammed b. Abdü'l-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; dedi ki: Bana Abdurrahman b. el-Kâsım anlattı; dedi ki: el-Kâsım'ı Âişe'den [naklederken] işitmiş; Âişe şöyle demiştir: “Ben ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, cünüplükten dolayı tek bir kap içinden [birlikte] guslederdik.”

413. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ رَأَيْتُنِي أُنَازِعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الإِنَاءَ أَغْتَسِلُ أَنَا وَهُوَ مِنْهُ ‏‏.‏‏

Bize Kuteybe b. Saîd haber verdi; bize Ubeyde b. Humeyd, Mansûr'dan; o İbrâhîm'den; o el-Esved'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: “Ben ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, aynı kap içinden [su alarak] guslederken, [şaka yollu] kabı birbirimizden çektiğimizi hatırlıyorum.”

414. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَاصِمٍ، ح وَأَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ مُعَاذَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ، صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ أُبَادِرُهُ وَيُبَادِرُنِي حَتَّى يَقُولَ ‏‏ "‏‏ دَعِي لِي ‏‏"‏‏ ‏‏.‏‏ وَأَقُولَ أَنَا دَعْ لِي ‏‏.‏‏ قَالَ سُوَيْدٌ يُبَادِرُنِي وَأُبَادِرُهُ فَأَقُولُ دَعْ لِي دَعْ لِي ‏‏.‏‏

Bize Muhammed b. Beşşâr, Muhammed'den; o Şu'be'den; o Âsım'dan haber verdi. (H) Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, Âsım'dan; o Muâze'den; o da Âişe'den [naklederek] haber verdi; Âişe şöyle demiştir: “Ben ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, tek bir kap içinden [birlikte] guslederdik. O benden önce davranmaya çalışırdı, ben de ondan önce davranmaya çalışırdım; hatta [Resûlullah]: ‘Bana da bırak!’ derdi. Ben de: ‘Bana da bırak!’ derdim.” Süveyd [rivayetinde]: “O benden önce davranmaya çalışırdı, ben de ondan önce davranmaya çalışırdım; ben de: ‘Bana bırak, bana bırak!’ derdim” şeklinde geçti.

415. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى بْنِ أَعْيَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ حَدَّثَتْنِي أُمُّ هَانِئٍ، أَنَّهَا دَخَلَتْ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ وَهُوَ يَغْتَسِلُ قَدْ سَتَرَتْهُ بِثَوْبٍ دُونَهُ فِي قَصْعَةٍ فِيهَا أَثَرُ الْعَجِينِ ‏‏.‏‏ قَالَتْ فَصَلَّى الضُّحَى فَمَا أَدْرِي كَمْ صَلَّى حِينَ قَضَى غُسْلَهُ ‏‏.‏‏

Bize Muhammed b. Yahyâ b. Muhammed haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Mûsâ b. A'yen anlattı; dedi ki: Bize babam, Abdülmelik b. Ebî Süleyman'dan; o Atâ'dan [naklederek] anlattı; dedi ki: Bana Ümmü Hânî anlattı; o Mekke'nin fethi günü, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem içinde hamur izi bulunan bir kapta (kas'a) guslederken yanına girmişti. [Nebi'yi] bir örtü ile perdelemişti. [Ümmü Hânî] şöyle dedi: “Guslünü bitirince kuşluk namazını kıldı; ancak kaç rekat kıldığını bilmiyorum.”

416. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ طَهْمَانَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ رَأَيْتُنِي أَغْتَسِلُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ هَذَا فَإِذَا تَوْرٌ مَوْضُوعٌ مِثْلُ الصَّاعِ أَوْ دُونَهُ فَنَشْرَعُ فِيهِ جَمِيعًا فَأُفِيضُ عَلَى رَأْسِي بِيَدَىَّ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَمَا أَنْقُضُ لِي شَعْرًا ‏‏.‏‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, İbrâhîm b. Tahmân'dan; o Ebû'z-Zübeyr'den; o da Ubeyd b. Umeyr'den [naklederek] haber verdi; Âişe şöyle demiştir: “Ben ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şu [kaptan su alarak birlikte] guslederken hatırlıyorum; önümüzde bir sâ' miktarında veya ondan daha az [su alan] bir kap dururdu. İkimiz de birlikte ona [suya] yönelirdik. Başımın üzerine ellerimle üç defa su dökerdim ama saçımı [örgülerimi] çözmezdim.”

417. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ وَكِيعٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، وَسُفْيَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْتَشِرِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ لأَنْ أُصْبِحَ مُطَّلِيًا بِقَطِرَانٍ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ أُصْبِحَ مُحْرِمًا أَنْضَخُ طِيبًا ‏‏.‏‏ فَدَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَأَخْبَرْتُهَا بِقَوْلِهِ فَقَالَتْ طَيَّبْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَطَافَ عَلَى نِسَائِهِ ثُمَّ أَصْبَحَ مُحْرِمًا ‏‏.‏‏

Bize Hennâd b. es-Serî, Vekî'den; o Mis'ar ve Süfyân'dan; onlar İbrâhîm b. Muhammed b. el-Münteşir'den; o da babasından [naklederek] anlattılar; dedi ki: İbn Ömer'i şöyle derken işitmiş: “Sabaha katran sürünmüş halde çıkmak bana, [ihrama girmeden önce] güzel koku sürünüp de sabaha o şekilde ihramlı olarak çıkmaktan daha sevimlidir.” Ben Âişe'nin yanına girip ona [İbn Ömer'in] bu sözünü haber verdim. [Âişe]: “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e güzel koku sürdüm; o da [bütün] eşlerini dolaştı, sonra sabaha ihramlı olarak çıktı” dedi.

418. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، قَالَتْ تَوَضَّأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ غَيْرَ رِجْلَيْهِ وَغَسَلَ فَرْجَهُ وَمَا أَصَابَهُ ثُمَّ أَفَاضَ عَلَيْهِ الْمَاءَ ثُمَّ نَحَّى رِجْلَيْهِ فَغَسَلَهُمَا ‏‏.‏‏ قَالَتْ هَذِهِ غِسْلَةٌ لِلْجَنَابَةِ ‏‏.‏‏

Bize Muhammed b. Alî haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Yûsuf anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, el-A'meş'ten; o Sâlim'den; o Küreyb'den; o İbn Abbâs'tan; o da Meymûne'den [naklederek] anlattı; Meymûne şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayakları hariç namaz abdesti gibi abdest aldı; fercini [avret yerini] ve [necasat] bulaşan yerlerini yıkadı. Sonra üzerine su döktü [gusletti], ardından ayaklarını yana çekip onları yıkadı.” [Meymûne]: “İşte cünüplükten dolayı yapılan gusül budur” dedi.

419. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ يَبْدَأُ فَيَغْسِلُ يَدَيْهِ ثُمَّ يُفْرِغُ بِيَمِينِهِ عَلَى شِمَالِهِ فَيَغْسِلُ فَرْجَهُ ثُمَّ يَضْرِبُ بِيَدِهِ عَلَى الأَرْضِ ثُمَّ يَمْسَحُهَا ثُمَّ يَغْسِلُهَا ثُمَّ يَتَوَضَّأُ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ ثُمَّ يُفْرِغُ عَلَى رَأْسِهِ وَعَلَى سَائِرِ جَسَدِهِ ثُمَّ يَتَنَحَّى فَيَغْسِلُ رِجْلَيْهِ ‏‏.‏‏

Bize Muhammed b. el-Alâ anlattı; Ebû Muâviye'den; el-A'meş'ten; Sâlim b. Ebî el-Ca'd'dan; Küreyb'den; İbn Abbâs'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Meymûne bint el-Hâris'ten; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten dolayı gusledeceği zaman [önce] ellerini yıkayarak başlardı. Sonra sağ eliyle sol elinin üzerine [su] döker ve fercini [avret yerini] yıkardı. Ardından elini yere vurur, sonra onu sürter ve ardından yıkardı. Daha sonra namaz abdesti gibi abdest alırdı. Sonra başının ve bütün vücudunun üzerine [su] dökerdi. Ardından da [bulunduğu yerden] yana çekilip ayaklarını yıkadı.”

420. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ غَسَلَ يَدَيْهِ ثُمَّ تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ ثُمَّ اغْتَسَلَ ثُمَّ يُخَلِّلُ بِيَدِهِ شَعْرَهُ حَتَّى إِذَا ظَنَّ أَنَّهُ قَدْ أَرْوَى بَشَرَتَهُ أَفَاضَ عَلَيْهِ الْمَاءَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ غَسَلَ سَائِرَ جَسَدِهِ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah anlattı; Hişâm b. Urve'den; babasından; Âişe'den [nakledildiğine göre]; Âişe şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten dolayı gusledeceği zaman ellerini yıkar, sonra namaz abdesti gibi abdest alırdı. Ardından gusleder [vücuduna su döker] ve elleriyle saçlarını, deri [başının derisi] suya doyduğunu [ıslandığını] düşününceye kadar hilallerdi. Sonra üzerine üç defa su döker, ardından da vücudunun tamamını yıkardı.”

421. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ التَّيَمُّنَ مَا اسْتَطَاعَ فِي طُهُورِهِ وَتَنَعُّلِهِ وَتَرَجُّلِهِ وَقَالَ بِوَاسِطٍ فِي شَأْنِهِ كُلِّهِ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah anlattı; Şu'be'den; el-Eş'as b. Ebî'ş-Şa'sâ'dan; babasından; Mesrûk'tan; Âişe'den; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem; temizliğinde [abdest ve guslünde], ayakkabılarını giyerken ve saçını tararken gücü yettiğince sağdan başlamayı severdi.” [Şu'be] Vâsıt'ta [hadisi naklederken]: “Bütün işlerinde” dedi.

422. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - هُوَ ابْنُ سَمَاعَةَ - قَالَ أَنْبَأَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، وَعَنْ عَمْرِو بْنِ سَعْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةِ وَاتَّسَقَتِ الأَحَادِيثُ عَلَى هَذَا يَبْدَأُ فَيُفْرِغُ عَلَى يَدِهِ الْيُمْنَى مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا ثُمَّ يُدْخِلُ يَدَهُ الْيُمْنَى فِي الإِنَاءِ فَيَصُبُّ بِهَا عَلَى فَرْجِهِ وَيَدُهُ الْيُسْرَى عَلَى فَرْجِهِ فَيَغْسِلُ مَا هُنَالِكَ حَتَّى يُنْقِيَهُ ثُمَّ يَضَعُ يَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى التُّرَابِ إِنْ شَاءَ ثُمَّ يَصُبُّ عَلَى يَدِهِ الْيُسْرَى حَتَّى يُنْقِيَهَا ثُمَّ يَغْسِلُ يَدَيْهِ ثَلاَثًا وَيَسْتَنْشِقُ وَيُمَضْمِضُ وَيَغْسِلُ وَجْهَهُ وَذِرَاعَيْهِ ثَلاَثًا ثَلاَثًا حَتَّى إِذَا بَلَغَ رَأْسَهُ لَمْ يَمْسَحْ وَأَفْرَغَ عَلَيْهِ الْمَاءَ فَهَكَذَا كَانَ غُسْلُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيمَا ذُكِرَ ‏.‏

Bize İmrân b. Yezîd b. Hâlid haber verdi; dedi ki: Bize İsmâîl b. Abdullah -ki o İbn Semâa'dır- anlattı; dedi ki: Bize el-Evzâî, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; o Ebû Seleme'den; o Âişe'den; [yine Evzâî] Amr b. Sa'd'dan; o Nâfi'den; o da İbn Ömer'den; Ömer'in Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e cünüplük guslünü sorduğu [şeklinde naklettiler]. Hadisler şu [metin] üzerinde birleşmiştir: “[Önce] sağ eline iki veya üç defa [su] dökerek başlar. Sonra sağ elini kaba daldırıp onunla fercinin [avret yerini] üzerine su döker, sol eliyle de fercini temizleninceye kadar yıkar. Sonra dilerse sol elini toprağa sürer, ardından sol elini temizleninceye kadar yıkar. Daha sonra ellerini üç defa yıkar, burnuna su çeker, ağzını çalkalar, yüzünü ve kollarını üçer defa yıkar. Sıra başına gelince, [başını] meshetmez, [aksine] üzerine su döker. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in guslü zikredildiği üzere böyleydi.”

423. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ غَسَلَ يَدَيْهِ ثُمَّ تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ ثُمَّ يُخَلِّلُ رَأْسَهُ بِأَصَابِعِهِ حَتَّى إِذَا خُيِّلَ إِلَيْهِ أَنَّهُ قَدِ اسْتَبْرَأَ الْبَشَرَةَ غَرَفَ عَلَى رَأْسِهِ ثَلاَثًا ثُمَّ غَسَلَ سَائِرَ جَسَدِهِ ‏.‏

Bize Alî b. Hucre haber verdi; dedi ki: Bize Alî b. Müshir, Hişâm b. Urve'den; o babasından; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten dolayı gusledeceği zaman ellerini yıkar, sonra namaz abdesti gibi abdest alırdı. Ardından parmaklarıyla başını, deri [başının derisi] suya doyduğuna [ıslandığına] kanaat getirinceye kadar hilallerdi. [Sonra] başının üzerine üç avuç su döker, ardından da bütün vücudunu yıkardı.”

424. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ حَنْظَلَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ دَعَا بِشَىْءٍ نَحْوِ الْحِلاَبِ فَأَخَذَ بِكَفِّهِ بَدَأَ بِشِقِّ رَأْسِهِ الأَيْمَنِ ثُمَّ الأَيْسَرِ ثُمَّ أَخَذَ بِكَفَّيْهِ فَقَالَ بِهِمَا عَلَى رَأْسِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; dedi ki: Bize ed-Dahhâk b. Mahled, Hanzala b. Ebî Süfyân'dan; o el-Kâsım'dan; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten dolayı gusledeceği zaman hilâb (süt sağma kabı) gibi bir şey [su dolu kap] isterdi. [Sonra] avucuyla [su] alıp başının önce sağ tarafına, sonra sol tarafına başlayarak [su dökerdi]. Ardından her iki avucuyla [su] alıp onu başının tamamına dökerdi.”

425. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، ح وَأَنْبَأَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ صُرَدٍ، يُحَدِّثُ عَنْ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ذُكِرَ عِنْدَهُ الْغُسْلُ فَقَالَ ‏ "‏ أَمَّا أَنَا فَأُفْرِغُ عَلَى رَأْسِي ثَلاَثًا ‏"‏ ‏.‏ لَفْظُ سُوَيْدٍ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd, Yahyâ'dan; o Şu'be'den haber verdi. (H) Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, Şu'be'den; o Ebû İshâk'tan; o da Süleyman b. Surad'ı, Cübeyr b. Mut'im'den [naklederek] anlatırken işitmiş; [naklettiğine göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında gusül konusu zikredildi. Bunun üzerine [Resûlullah]: “Bana gelince; ben başımın üzerine üç defa [su] dökerim” buyurdu. Lafız Süveyd'e aittir.

426. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُخَوَّلٍ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اغْتَسَلَ أَفْرَغَ عَلَى رَأْسِهِ ثَلاَثًا ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdü'l-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid, Şu'be'den; o Muhavvel'den; o Ebû Ca'fer'den; o da Câbir'den [naklederek] anlattı; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem guslettiği zaman başının üzerine üç defa [su] dökerdi.”

427. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَفَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أُمِّهِ، صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةً، سَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ أَغْتَسِلُ عِنْدَ الطُّهُورِ قَالَ ‏"‏ خُذِي فِرْصَةً مُمَسَّكَةً فَتَوَضَّئِي بِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ كَيْفَ أَتَوَضَّأُ بِهَا قَالَ ‏"‏ تَوَضَّئِي بِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ كَيْفَ أَتَوَضَّأُ بِهَا قَالَتْ ثُمَّ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَبَّحَ وَأَعْرَضَ عَنْهَا فَفَطِنَتْ عَائِشَةُ لِمَا يُرِيدُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ فَأَخَذْتُهَا وَجَبَذْتُهَا إِلَىَّ فَأَخْبَرْتُهَا بِمَا يُرِيدُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize el-Hasen b. Muhammed haber verdi; dedi ki: Bize Affân anlattı; dedi ki: Bize Vüheyb anlattı; dedi ki: Bize Mansûr b. Abdurrahman, annesi Safiyye bint Şeybe'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Ey Allah'ın Resûlü! Hayızdan temizlendiğimde nasıl gusledeceğim?” diye sordu. [Nebi]: “Misk sürülmüş bir bez parçası al ve onunla temizlen” buyurdu. [Kadın]: “Onunla nasıl temizleneceğim?” diye sorunca, [Resûlullah]: “Onunla temizlen işte!” buyurdu. [Kadın yine]: “Onunla nasıl temizleneceğim?” deyince, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tesbih çekti (Sübhânallâh dedi) ve [utanarak] yüzünü ondan çevirdi. Âişe, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ne demek istediğini anlayınca kadını tutup kendisine doğru çekti ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in neyi kastettiğini [kanın eserlerini temizlemesi gerektiğini] ona haber verdi.

428. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتِ اغْتَسَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْجَنَابَةِ فَغَسَلَ فَرْجَهُ وَدَلَكَ يَدَهُ بِالأَرْضِ أَوِ الْحَائِطِ ثُمَّ تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ ثُمَّ أَفَاضَ عَلَى رَأْسِهِ وَسَائِرِ جَسَدِهِ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr, el-A'meş'ten; o Sâlim b. Ebî el-Ca'd'dan; o Küreyb'den; o İbn Abbâs'tan; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Meymûne'den [naklederek] haber verdi; şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten dolayı gusletti; [önce] fercini [avret yerini] yıkadı, elini yere veya duvara sürttü, sonra namaz abdesti gibi abdest aldı. Ardından başının ve bütün vücudunun üzerine su döktü.”

429. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَيَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، أَتَيْنَا جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ فَسَأَلْنَاهُ عَنْ حَجَّةِ الْوَدَاعِ، فَحَدَّثَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ لِخَمْسٍ بَقِينَ مِنْ ذِي الْقَعْدَةِ ‏.‏ وَخَرَجْنَا مَعَهُ حَتَّى إِذَا أَتَى ذَا الْحُلَيْفَةِ وَلَدَتْ أَسْمَاءُ بِنْتُ عُمَيْسٍ مُحَمَّدَ بْنَ أَبِي بَكْرٍ فَأَرْسَلَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَيْفَ أَصْنَعُ فَقَالَ ‏ "‏ اغْتَسِلِي ثُمَّ اسْتَثْفِرِي ثُمَّ أَهِلِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Alî, Muhammed b. el-Müsennâ ve Ya'kūb b. İbrâhîm -lafız ona aittir- haber verdiler; dediler ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Ca'fer b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bana babam anlattı; dedi ki: Câbir b. Abdullah'ın yanına geldik ve ona Veda Haccı’nı sorduk. [Câbir] bize şöyle anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Zilkade ayının bitimine beş gün kala [yola] çıktı; biz de onunla birlikte çıktık. Zülhuleyfe'ye varınca, Esmâ bint Umays [oğlu] Muhammed b. Ebî Bekr'i dünyaya getirdi. [Esmâ]: ‘Nasıl yapayım [ne yapmam gerekir]?’ diye Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e haber gönderdi. [Resûlullah]: ‘Guslet, [kanın dağılmaması için] bez bağla (istisfâr) ve sonra ihrama gir (telbiye getir)’ buyurdu.”

430. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا حَسَنٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، ح وَأَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يَتَوَضَّأُ بَعْدَ الْغُسْلِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Osmân b. Hakîm haber verdi; dedi ki: Bana babam anlattı; bize Hasen, Ebû İshâk'tan haber verdi. (H) Bize Amr b. Alî haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı; bize Şerîk, Ebû İshâk'tan; el-Esved'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem guslettikten sonra [tekrar] abdest almazdı.”

431. Hadis

أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ بِشْرٍ، - وَهُوَ ابْنُ الْمُفَضَّلِ - قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ كُنْتُ أُطَيِّبُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَيَطُوفُ عَلَى نِسَائِهِ ثُمَّ يُصْبِحُ مُحْرِمًا يَنْضَخُ طِيبًا ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade, Bişr'den -ki o İbnü'l-Mufaddal'dır- haber verdi; dedi ki: Bize Şu'be, İbrâhîm b. Muhammed'den; o babasından [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e güzel koku sürerdim; o da hanımlarını dolaşırdı. Sonra sabahleyin [üzerinden] koku yayıldığı hâlde ihramlı olarak sabahlardı.”

432. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا سَيَّارٌ، عَنْ يَزِيدَ الْفَقِيرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُعْطِيتُ خَمْسًا لَمْ يُعْطَهُنَّ أَحَدٌ قَبْلِي نُصِرْتُ بِالرُّعْبِ مَسِيرَةَ شَهْرٍ وَجُعِلَتْ لِيَ الأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا فَأَيْنَمَا أَدْرَكَ الرَّجُلَ مِنْ أُمَّتِي الصَّلاَةُ يُصَلِّي وَأُعْطِيتُ الشَّفَاعَةَ وَلَمْ يُعْطَ نَبِيٌّ قَبْلِي وَبُعِثْتُ إِلَى النَّاسِ كَافَّةً وَكَانَ النَّبِيُّ يُبْعَثُ إِلَى قَوْمِهِ خَاصَّةً ‏"‏ ‏.‏

Bize el-Hasen b. İsmâîl b. Süleyman haber verdi; dedi ki: Bize Huşeym anlattı; dedi ki: Bize Seyyâr, Yezîd el-Fakīr'den; o da Câbir b. Abdullah'tan [naklederek] haber verdi; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bana benden önceki hiç kimseye verilmeyen beş şey verildi: Bir aylık mesafeden [düşman kalbine salınan] korku ile yardım olundum. Yeryüzü bana mescit ve temizlik vesilesi (tahûr) kılındı. Ümmetimden kime namaz vakti gelirse [orada] namazını kılsın. Bana şefaat yetkisi verildi, benden önceki hiçbir peygambere [bu şekilde] verilmemişti. Ben bütün insanlığa [peygamber olarak] gönderildim, benden önceki peygamber ise sadece kendi kavmine gönderilirdi.”

433. Hadis

أَخْبَرَنَا مُسْلِمُ بْنُ عَمْرِو بْنِ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ نَافِعٍ، عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ بَكْرِ بْنِ سَوَادَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَجُلَيْنِ، تَيَمَّمَا وَصَلَّيَا ثُمَّ وَجَدَا مَاءً فِي الْوَقْتِ فَتَوَضَّأَ أَحَدُهُمَا وَعَادَ لِصَلاَتِهِ مَا كَانَ فِي الْوَقْتِ وَلَمْ يُعِدِ الآخَرُ فَسَأَلاَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِلَّذِي لَمْ يُعِدْ ‏"‏ أَصَبْتَ السُّنَّةَ وَأَجْزَأَتْكَ صَلاَتُكَ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ لِلآخَرِ ‏"‏ أَمَّا أَنْتَ فَلَكَ مِثْلُ سَهْمِ جَمْعٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Müslim b. Amr b. Müslim haber verdi; dedi ki: Bana İbn Nâfi', el-Leys b. Sa'd'dan; o Bekr b. Sevâde'den; o Atâ b. Yesâr'dan; o da Ebû Saîd'den [naklederek] anlattı; iki adam teyemmüm edip namaz kıldılar. Sonra [henüz namaz] vakti içinde su buldular. Onlardan biri vakit içinde olduğu için abdest alıp namazını iade etti, diğeri ise iade etmedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e [durumu] sordular. [Nebi] iade etmeyene: “Sünnete isabet ettin, namazın sana yetti” buyurdu. Diğerine ise: “Sana gelince; senin için iki kat [cemm oku payı kadar / tam pay] sevap vardır” buyurdu.

434. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ لَيْثِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمِيرَةُ، وَغَيْرُهُ، عَنْ بَكْرِ بْنِ سَوَادَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّ رَجُلَيْنِ، وَسَاقَ الْحَدِيثَ، ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, Leys b. Sa'd'dan; o Amîre ve başkalarından; onlar Bekr b. Sevâde'den; o da Atâ b. Yesâr'dan [naklederek] anlattı; iki adam... [deyip yukarıdaki] hadisi sevk etti.

434_2. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، أَنْبَأَنَا أُمَيَّةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَنَّ مُخَارِقًا، أَخْبَرَهُمْ عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، أَنَّ رَجُلاً، أَجْنَبَ فَلَمْ يُصَلِّ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ ‏"‏ أَصَبْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَأَجْنَبَ رَجُلٌ آخَرُ فَتَيَمَّمَ وَصَلَّى فَأَتَاهُ فَقَالَ نَحْوًا مِمَّا قَالَ لِلآخَرِ يَعْنِي ‏"‏ أَصَبْتَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdü'l-A'lâ haber verdi; Ümeyye b. Hâlid anlattı; bize Şu'be, Muhârik'in onlara Târık b. Şihâb'dan [naklederek] haber verdiğine göre; bir adam cünüp oldu ve namaz kılmadı. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu ona zikretti. [Nebi]: “Doğru yapmışsın” buyurdu. Başka bir adam da cünüp oldu, teyemmüm edip namaz kıldı. O da [Nebi'ye] gelince, diğerine söylediği gibi yani: “Doğru yapmışsın” buyurdu.

435. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ تَذَاكَرَ عَلِيٌّ وَالْمِقْدَادُ وَعَمَّارٌ فَقَالَ عَلِيٌّ إِنِّي امْرَؤٌ مَذَّاءٌ وَإِنِّي أَسْتَحِي أَنْ أَسْأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمَكَانِ ابْنَتِهِ مِنِّي فَيَسْأَلُهُ أَحَدُكُمَا فَذَكَرَ لِي أَنَّ أَحَدَهُمَا وَنَسِيتُهُ سَأَلَهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ذَاكَ الْمَذْىُ إِذَا وَجَدَهُ أَحَدُكُمْ فَلْيَغْسِلْ ذَلِكَ مِنْهُ وَلْيَتَوَضَّأْ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ أَوْ كَوُضُوءِ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Alî b. Meymûn haber verdi; dedi ki: Bize Mahled b. Yezîd, İbn Cüreyc'den; o Atâ'dan; o da İbn Abbâs'tan [naklederek] anlattı; dedi ki: Alî, el-Mikdâd ve Ammâr bu konuyu [aralarında] konuştular. Alî: “Ben çok mezi çıkaran (mezzâ) bir adamım. Kızıyla [Fâtıma ile] olan konumumdan [evli olduğumdan] dolayı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sormaya utanıyorum. İkinizden biri ona sorsun” dedi. [İbn Abbâs] bana onlardan birinin -ismini unuttum- sorduğunu zikretti. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “O mezidir. Sizden biri onu [çıktığını] görürse [bulaştığı yeri] yıkasın ve namaz abdesti gibi abdest alsın” buyurdu.

436. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ قَالَ: حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ قَالَ: حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ الأَعْمَشُ عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: كُنْتُ رَجُلاً مَذَّاءً فَأَمَرْتُ رَجُلاً فَسَأَلَ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «فِيهِ الْوُضُوءُ»

Bize Muhammed b. Hâtim haber verdi; dedi ki: Bize Abîde anlattı; dedi ki: Bize Süleyman el-A'meş, Habîb b. Ebî Sâbit'ten; o Saîd b. Cübeyr'den; o İbn Abbâs'tan; o da Alî radıyallahu anh’tan [naklederek] anlattı; dedi ki: “Ben çok mezi çıkaran (mezzâ) bir adamdım. Bir adama emrettim de [benim yerime] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordu. [Nebi]: ‘Ondan dolayı abdest almak gerekir’ buyurdu.”

437. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ الأَعْمَشُ، قَالَ سَمِعْتُ مُنْذِرًا، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ عَلِيٍّ، - رضى الله عنه - قَالَ اسْتَحْيَيْتُ أَنْ أَسْأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمَذْىِ مِنْ أَجْلِ فَاطِمَةَ فَأَمَرْتُ الْمِقْدَادَ فَسَأَلَهُ فَقَالَ ‏ "‏ فِيهِ الْوُضُوءُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdü'l-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; dedi ki: Bana Süleyman el-A'meş haber verdi; dedi ki: Münzir'i Muhammed b. Alî'den; onun da Alî radıyallahu anh’tan [naklettiğini] işittim; [Alî] şöyle demiştir: “Fâtıma’dan dolayı [ona olan yakınlığım sebebiyle] mezi hakkında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sormaya utandım. Mikdâd’a emrettim, o sordu. [Resûlullah]: ‘Ondan dolayı abdest almak gerekir’ buyurdu.”

438. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عِيسَى عَنِ ابْنِ وَهْبٍ وَذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ بْنُ بُكَيْرٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَرْسَلْتُ الْمِقْدَادَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَسْأَلُهُ عَنِ الْمَذْيِ فَقَالَ: «تَوَضَّأْ وَانْضَحْ فَرْجَكَ». قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ: مَخْرَمَةُ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ أَبِيهِ شَيْئًا

Bize Ahmed b. Îsâ, İbn Vehb'den -manası ‘bana haber verdi’ olan bir kelime zikretti- haber verdi; dedi ki: Bana Mahreme b. Bükeyr, babasından; o Süleyman b. Yesâr'dan; o da İbn Abbâs'tan [naklederek] anlattı; Alî radıyallahu anh şöyle demiştir: “Mikdâd’ı, mezi hakkında sorması için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gönderdim. [Resûlullah]: ‘Abdest al ve fercini [üzerine su dökerek] yıka’ buyurdu.” Ebû Abdurrahman [Nesâî] dedi ki: Mahreme babasından hiçbir şey işitmemiştir.

439. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ لَيْثِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ أَرْسَلَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ - رضى الله عنه - الْمِقْدَادَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْأَلُهُ عَنِ الرَّجُلِ يَجِدُ الْمَذْىَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَغْسِلُ ذَكَرَهُ ثُمَّ لْيَتَوَضَّأْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, Leys b. Sa'd'dan; o Bükeyr b. el-Eşec'den; o da Süleyman b. Yesâr'dan [naklederek] haber verdi; dedi ki: Alî b. Ebî Tâlib radıyallahu anh, mezi çıkan adamın durumunu sorması için Mikdâd’ı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gönderdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Zekerini [uzvunu] yıkasın, sonra da abdest alsın” buyurdu.

440. Hadis

أَخْبَرَنَا عُتْبَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قُرِئَ عَلَى مَالِكٍ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ الْمِقْدَادِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، رضى الله عنه أَمَرَهُ أَنْ يَسْأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الرَّجُلِ إِذَا دَنَا مِنَ الْمَرْأَةِ فَخَرَجَ مِنْهُ الْمَذْىُ فَإِنَّ عِنْدِي ابْنَتَهُ وَأَنَا أَسْتَحْيِي أَنْ أَسْأَلَهُ ‏.‏ فَسَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ ‏ "‏ إِذَا وَجَدَ أَحَدُكُمْ ذَلِكَ فَلْيَنْضَحْ فَرْجَهُ وَلْيَتَوَضَّأْ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Utbe b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Ben işitirken Mâlik'e [şu hadis] okundu: Ebû'n-Nadr'dan; o Süleyman b. Yesâr'dan; o Mikdâd b. el-Esved'den; o da Alî b. Ebî Tâlib radıyallahu anh’tan [naklettiğine göre]; Alî, Mikdâd’a, hanımına yaklaşıp da kendisinden mezi gelen adamın durumunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sormasını emretti ve: “Zira yanımda kızı [Fâtıma] var, ona sormaya utanıyorum” dedi. [Mikdâd] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bunu sordu. [Resûlullah]: “Sizden biri böyle bir durumla karşılaşırsa fercini [üzerine su dökerek] yıkasın ve namaz abdesti gibi abdest alsın” buyurdu.

441. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ الزُّهْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا قَامَ أَحَدُكُمْ مِنَ اللَّيْلِ فَلاَ يُدْخِلْ يَدَهُ فِي الإِنَاءِ حَتَّى يُفْرِغَ عَلَيْهَا مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا فَإِنَّ أَحَدَكُمْ لاَ يَدْرِي أَيْنَ بَاتَتْ يَدُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İmrân b. Yezîd haber verdi; dedi ki: Bize İsmâîl b. Abdullah anlattı; dedi ki: Bize el-Evzâî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Müslim ez-Zührî anlattı; dedi ki: Bana Saîd b. el-Müseyyeb anlattı; dedi ki: Bana Ebû Hüreyre anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biri gece [uykusundan] kalktığında, üzerine iki veya üç defa su döküp [yıkamadıkça] elini kaba daldırmasın. Çünkü hiçbiriniz eli geceyi nerede geçirmiştir [nerelere dokunmuştur] bilemez.”

442. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ فَجَعَلَنِي عَنْ يَمِينِهِ فَصَلَّى ثُمَّ اضْطَجَعَ وَرَقَدَ فَجَاءَهُ الْمُؤَذِّنُ فَصَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ مُخْتَصَرٌ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Dâvûd, Amr'dan; o Küreyb'den; o da İbn Abbâs'tan [naklederek] anlattı; dedi ki: “Bir gece Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldım. Soluna durdum, beni sağına geçirdi. Namazını kıldı, sonra uzanıp uyudu. Müezzin ona gelince [tekrar] abdest almadan namaz kıldı.” [Bu hadis] muhtasardır (kısaltılmıştır).

443. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الطُّفَاوِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا نَعَسَ أَحَدُكُمْ فِي صَلاَتِهِ فَلْيَنْصَرِفْ وَلْيَرْقُدْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ya'kūb b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Abdurrahman et-Tufâvî anlattı; dedi ki: Bize Eyyûb, Ebû Kilâbe'den; o da Enes'tan [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biri namazda uyuklarsa [namazdan] ayrılsın ve [gidip] uyusun.”

444. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي بَكْرٍ - قَالَ عَلَى أَثَرِهِ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَلَمْ أُتْقِنْهُ عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ بُسْرَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ مَسَّ فَرْجَهُ فَلْيَتَوَضَّأْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe, Süfyân'dan; o Abdullah'tan -yani İbn Ebî Bekr- haber verdi. Onun peşinden Ebû Abdurrahman [Nesâî] dedi ki: Onu tam kavrayamadım [yazamadım]. Urve'den; o da Busre'den [naklederek] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim fercine [avret yerine] dokunursa abdest alsın.”

445. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَوَاءٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ بُسْرَةَ بِنْتِ صَفْوَانَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا أَفْضَى أَحَدُكُمْ بِيَدِهِ إِلَى فَرْجِهِ فَلْيَتَوَضَّأْ ‏"‏ ‏.‏

Bize İmrân b. Mûsâ haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Sevâ', Şu'be'den; o Ma'mer'den; o ez-Zührî'den; o Urve b. ez-Zübeyr'den; o da Busre bint Safvân'dan [naklederek] anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biri eliyle fercine [avret yerine] dokunursa abdest alsın.”

446. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ مَرْوَانَ بْنِ الْحَكَمِ، أَنَّهُ قَالَ الْوُضُوءُ مِنْ مَسِّ الذَّكَرِ فَقَالَ مَرْوَانُ أَخْبَرَتْنِيهِ بُسْرَةُ بِنْتُ صَفْوَانَ ‏.‏ فَأَرْسَلَ عُرْوَةُ قَالَتْ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا يُتَوَضَّأُ مِنْهُ فَقَالَ ‏ "‏ مِنْ مَسِّ الذَّكَرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize el-Leys, İbn Şihâb'dan; o Urve b. ez-Zübeyr'den; o da Mervân b. el-Hakem'den [naklederek] anlattı; [Mervân] tenasül uzvuna dokunmaktan dolayı abdest almanın gerektiğini söyledi. Mervân: “Bunu bana Busre bint Safvân haber verdi” dedi. Urve [soruşturmak için Busre'ye birini] gönderdi. [Busre] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem abdest almayı gerektiren şeyleri zikretti ve: “Tenasül uzvuna dokunmak [da abdesti gerektirir]” buyurdu.

447. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ بُسْرَةَ بِنْتِ صَفْوَانَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ مَسَّ ذَكَرَهُ فَلاَ يُصَلِّي حَتَّى يَتَوَضَّأَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ أَبِيهِ هَذَا الْحَدِيثَ وَاللَّهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى أَعْلَمُ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd, Hişâm b. Urve'den; o bana babamın haber verdiğini söyledi; o da Busre bint Safvân'dan [naklederek] anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim zekerine [uzvuna] dokunursa abdest alıncaya kadar namaz kılmasın.” Ebû Abdurrahman [Nesâî] dedi ki: Hişâm b. Urve bu hadisi babasından işitmemiştir. En doğrusunu Allah Subhânehu ve Teâlâ bilir.