6708. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ أَتَيْتُهُ يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ادْنُ ". فَدَنَوْتُ فَقَالَ " أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ ". قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " فِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ ". وَأَخْبَرَنِي ابْنُ عَوْنٍ عَنْ أَيُّوبَ قَالَ صِيَامُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ، وَالنُّسُكُ شَاةٌ، وَالْمَسَاكِينُ سِتَّةٌ.
Ahmed b. Yunus bize tahdis etti, Ebu Şihâb [Abdulhannan] bize tahdis etti, İbn Avn [Abdullah]’dan; Mücahid’den; Abdurrahman b. Ebi Leyla’dan; Ka'b b. Ucre’den [naklederek]. (Ka'b) dedi ki: O’na, yani Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim. Bana: “Yaklaş!” buyurdu. Ben de yaklaştım. Dedi ki: “(Başındaki) haşerelerin sana eziyet veriyor mu?” Ben: “Evet” dedim. Bunun üzerine Efendimiz: “Oruç veya sadaka yahut kurban (nüsük) türünden bir fidye (vererek tıraş olabilirsin)!” buyurdu. —İbn Avn bana Eyyub [es-Sahtiyânî]’den haber verdi. (Eyyub hadisi açıklarken) şöyle dedi: 'Oruç üç gündür; kurban bir koyundur; (doyurulacak) yoksullar ise altı kişidir.'—
6709. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُهُ مِنْ، فِيهِ عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ. قَالَ " مَا شَأْنُكَ ". قَالَ وَقَعْتُ عَلَى امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ. قَالَ " تَسْتَطِيعُ تُعْتِقُ رَقَبَةً ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا ". قَالَ لاَ. قَالَ " اجْلِسْ ". فَجَلَسَ فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ ـ وَالْعَرَقُ الْمِكْتَلُ الضَّخْمُ ـ قَالَ " خُذْ هَذَا، فَتَصَدَّقْ بِهِ ". قَالَ أَعَلَى أَفْقَرَ مِنَّا، فَضَحِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُهُ قَالَ " أَطْعِمْهُ عِيَالَكَ ".
Ali b. Abdullah [el-Medînî] bize tahdis etti, Süfyan [b. Uyeyne] bize tahdis etti; ez-Zührî’den. (Süfyan) dedi ki: Bunu bizzat onun (Zührî’nin) ağzından işittim. O (Zührî); Humeyd b. Abdurrahman’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. (Ebu Hureyre) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve: “Helak oldum!” dedi. Efendimiz: “Derding nedir?” diye sordu. Adam: “Ramazan’da (oruçluyken) eşimle birlikte oldum” dedi. Efendimiz: “Bir köle azat etmeye gücün yeter mi?” diye sordu. Adam: “Hayır” dedi. “Peki peş peşe iki ay oruç tutabilir misin?” buyurdu. Adam: “Hayır” dedi. “Peki altmış yoksulu doyurabilir misin?” buyurdu. Adam: “Hayır” dedi. Efendimiz: “Otur!” buyurdu. Adam oturdu. Derken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e içinde hurma bulunan bir sepet (arak) getirildi. —Arak; büyükçe bir ölçektir (zembil)—. Efendimiz: “Bunu al ve sadaka olarak dağıt!” buyurdu. Adam: “Bizden daha fakirine mi? (Vallahi Medine’de bizden fakiri yok)” deyince; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem azı dişleri görününceye kadar güldü ve: “(Madem öyle) bunu ailene yedir!” buyurdu.
6710. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَحْبُوبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ. فَقَالَ " وَمَا ذَاكَ ". قَالَ وَقَعْتُ بِأَهْلِي فِي رَمَضَانَ. قَالَ " تَجِدُ رَقَبَةً ". قَالَ لاَ. قَالَ " هَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَتَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا ". قَالَ لاَ. قَالَ فَجَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ بِعَرَقٍ ـ وَالْعَرَقُ الْمِكْتَلُ فِيهِ تَمْرٌ ـ فَقَالَ " اذْهَبْ بِهَذَا، فَتَصَدَّقْ بِهِ ". قَالَ عَلَى أَحْوَجَ مِنَّا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَهْلُ بَيْتٍ أَحْوَجُ مِنَّا. ثُمَّ قَالَ " اذْهَبْ، فَأَطْعِمْهُ أَهْلَكَ ".
Muhammed b. Mahbûb bize tahdis etti, Abdülvâhid [b. Ziyâd] bize tahdis etti, Ma'mer [b. Râşid] bize tahdis etti; ez-Zührî’den; Humeyd b. Abdurrahman’dan; Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. (Ebu Hureyre) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve: “Helak oldum!” dedi. Efendimiz: “Derding nedir?” diye sordu. Adam: “Ramazan’da (oruçluyken) eşimle birlikte oldum” dedi. Efendimiz: “Bir köle (azat edecek imkan) bulabilir misin?” diye sordu. Adam: “Hayır” dedi. “Peki peş peşe iki ay oruç tutabilir misin?” buyurdu. Adam: “Hayır” dedi. “Peki altmış yoksulu doyurabilir misin?” buyurdu. Adam: “Hayır” dedi. (Tam o sırada) Ensar’dan bir adam, içinde hurma bulunan bir sepetle (arak) geldi. —Arak; (hurma yaprağından örülen) ölçektir—. Efendimiz (o hurmayı adama vererek): “Bunu götür ve sadaka olarak dağıt!” buyurdu. Adam: “Ey Allah’ın Resulü! Bizden daha muhtaç birine mi? Seni hak ile gönderen Allah’a yemin olsun ki; (Medine’nin) iki kara taşlığı (lâbeteyhâ) arasında bizden daha muhtaç bir ev halkı yoktur!” dedi. Bunun üzerine Efendimiz: “(O halde) git, bunu ailene yedir!” buyurdu.
6711. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلَكْتُ. قَالَ " وَمَا شَأْنُكَ ". قَالَ وَقَعْتُ عَلَى امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ. قَالَ " هَلْ تَجِدُ مَا تُعْتِقُ رَقَبَةً ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا ". قَالَ لاَ أَجِدُ. فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ فَقَالَ " خُذْ هَذَا فَتَصَدَّقْ بِهِ ". فَقَالَ أَعَلَى أَفْقَرَ مِنَّا مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَفْقَرُ مِنَّا. ثُمَّ قَالَ " خُذْهُ فَأَطْعِمْهُ أَهْلَكَ ".
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti, Süfyan [b. Uyeyne] bize tahdis etti; ez-Zührî’den; Humeyd [b. Abdurrahman]’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. (Ebu Hureyre) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve: “Helak oldum!” dedi. Efendimiz: “Derding nedir?” diye sordu. Adam: “Ramazan’da (oruçluyken) eşimle birlikte oldum” dedi. Efendimiz: “Bir köle azat edecek (imkanı) bulabilir misin?” diye sordu. Adam: “Hayır” dedi. “Peki peş peşe iki ay oruç tutabilir misin?” buyurdu. Adam: “Hayır” dedi. “Peki altmış yoksulu doyurabilir misin?” buyurdu. Adam: “Hayır, bulamam” dedi. O sırada Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e içinde hurma bulunan bir sepet (arak) getirildi. Efendimiz: “Bunu al ve sadaka olarak dağıt!” buyurdu. Adam: “Bizden daha fakirine mi? (Medine’nin, volkanik taşlardan oluşan) iki kara taşlığı (lâbeteyhâ) arasında bizden daha fakiri yoktur!” dedi. Bunun üzerine Efendimiz: “Bunu al ve ailene yedir!” buyurdu.
6712. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ مَالِكٍ الْمُزَنِيُّ، حَدَّثَنَا الْجُعَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ كَانَ الصَّاعُ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُدًّا وَثُلُثًا بِمُدِّكُمُ الْيَوْمَ فَزِيدَ فِيهِ فِي زَمَنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ.
Osman b. Ebi Şeybe bize tahdis etti, el-Kasım b. Malik el-Müzenî bize tahdis etti, el-Cuayd b. Abdurrahman bize tahdis etti; es-Sâib b. Yezîd’den [naklederek]. (es-Sâib) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde (Medine) sâ'ı (ölçeği), sizin bugünkü müddünüzün bir ile üçte biri (1 tam 1/3) kadardı. Ömer b. Abdülaziz’in zamanında ise ona (bir miktar daha) ilave yapıldı.
6713. Hadis
حَدَّثَنَا مُنْذِرُ بْنُ الْوَلِيدِ الْجَارُودِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ ـ وَهْوَ سَلْمٌ ـ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ كَانَ ابْنُ عُمَرَ يُعْطِي زَكَاةَ رَمَضَانَ بِمُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْمُدِّ الأَوَّلِ، وَفِي كَفَّارَةِ الْيَمِينِ بِمُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. قَالَ أَبُو قُتَيْبَةَ قَالَ لَنَا مَالِكٌ مُدُّنَا أَعْظَمُ مِنْ مُدِّكُمْ وَلاَ نَرَى الْفَضْلَ إِلاَّ فِي مُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ لِي مَالِكٌ لَوْ جَاءَكُمْ أَمِيرٌ فَضَرَبَ مُدًّا أَصْغَرَ مِنْ مُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِأَىِّ شَىْءٍ كُنْتُمْ تُعْطُونَ قُلْتُ كُنَّا نُعْطِي بِمُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَفَلاَ تَرَى أَنَّ الأَمْرَ إِنَّمَا يَعُودُ إِلَى مُدِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Münzir b. Velid el-Cârûdî bize tahdis etti, Ebu Kuteybe —ki o Selm’dir— bize tahdis etti, Malik [b. Enes] bize tahdis etti; Nafi’den [naklederek]. (Nafi) dedi ki: İbn Ömer Ramazan zekatını (fıtır sadakasını) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in (kullandığı) müdd ölçeğiyle verirdi; (bu), ilk (asıl, değişmemiş) müdd idi. Yemin kefaretini de yine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in müddüyle verirdi. Ebu Kuteybe dedi ki: Malik (b. Enes) bize şöyle dedi: “Bizim müddümüz sizin müddünüzden daha büyüktür. Biz fazileti ancak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in müddünde (ona uymakta) görürüz!” Yine (Ebu Kuteybe) dedi ki: Malik bana şöyle sordu: “Size bir emir (yönetici) gelse ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in müddünden daha küçük bir müdd ihdas etse (ölçü koysa), siz ne ile (zekat/kefaret) verirsiniz?” Ben: “Biz (yine de) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in müddüyle veririz!” dedim. Malik: “Görmüyor musun ki iş (sonuç) yine dönüp dolaşıp Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in müddüne varıyor!” dedi.
6714. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مِكْيَالِهِمْ وَصَاعِهِمْ وَمُدِّهِمْ ".
Abdullah b. Yusuf bize haber verdi, Malik [b. Enes] bize haber verdi; İshak b. Abdullah b. Ebi Talha’dan; Enes b. Malik’ten [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’ım! Onların (Medine ahalisinin) ölçülerine (mikyâl), sa'larına ve müddlerine bereket ver!”
6715. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ أَبِي غَسَّانَ، مُحَمَّدِ بْنِ مُطَرِّفٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، عَنْ سَعِيدٍ ابْنِ مَرْجَانَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مُسْلِمَةً، أَعْتَقَ اللَّهُ بِكُلِّ عُضْوٍ مِنْهُ عُضْوًا مِنَ النَّارِ، حَتَّى فَرْجَهُ بِفَرْجِهِ ".
Muhammed b. Abdurrahim bize tahdis etti, Davud b. Rüşeyd bize tahdis etti, Velid b. Müslim bize tahdis etti; Ebu Gassân Muhammed b. Mutarrif’ten; Zeyd b. Eslem’den; Ali b. Hüseyin [Zeynelabidin]’den; Said b. Mercâne’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Efendimiz şöyle buyurdu: “Kim Müslüman bir köleyi azat ederse; Allah (o kölenin) her bir uzvuna karşılık, kendisinin de bir uzvunu cehennem ateşinden azat eder. Hatta fercine (cinsel organına) karşılık fercini bile (azat eder)!”
6716. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ دَبَّرَ مَمْلُوكًا لَهُ، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ غَيْرُهُ فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَنْ يَشْتَرِيهِ مِنِّي ". فَاشْتَرَاهُ نُعَيْمُ بْنُ النَّحَّامِ بِثَمَانِمِائَةِ دِرْهَمٍ، فَسَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ عَبْدًا قِبْطِيًّا مَاتَ عَامَ أَوَّلَ.
Ebu’n-Nu'mân [Muhammed b. el-Fadl] bize tahdis etti, Hammad b. Zeyd bize haber verdi; Amr [b. Dinar]’dan; Cabir [b. Abdullah]’tan [naklederek]. Ensar’dan bir adam, kölesini müdebber kılmıştı (yani 'Ben öldükten sonra hürsün' demişti). Ancak adamın (o köleden) başka malı yoktu. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştı. Efendimiz: “Bunu benden kim (bu adam adına) satın alır?” buyurdu. Bunun üzerine Nuaym b. en-Nahhâm o köleyi sekiz yüz dirheme satın aldı. —(Amr b. Dinar dedi ki): Cabir b. Abdullah’ı (o köle hakkında) 'Kıpti bir köle idi ve ilk sene (veya geçen sene) vefat etti' derken işittim—.
6717. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا أَرَادَتْ أَنْ تَشْتَرِيَ، بَرِيرَةَ فَاشْتَرَطُوا عَلَيْهَا الْوَلاَءَ، فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اشْتَرِيهَا إِنَّمَا الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ ".
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Şu'be [b. el-Haccâc] bize tahdis etti; Hakem [b. Uteybe]’den; İbrahim [en-Nehaî]’den; Esved [b. Yezîd]’den; Ayşe’den [naklederek]. Ayşe (bir cariye olan) Berire’yi satın almak istedi. Ancak (sahipleri), velâ hakkının kendilerinde kalmasını şart koştular. Ayşe bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikredince; Efendimiz şöyle buyurdu: “Onu satın al (ve azat et). Şüphesiz velâ hakkı, ancak azat eden kimseye aittir!”
6718. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، مَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ ". ثُمَّ لَبِثْنَا مَا شَاءَ اللَّهُ، فَأُتِيَ بِإِبِلٍ فَأَمَرَ لَنَا بِثَلاَثَةِ ذَوْدٍ، فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قَالَ بَعْضُنَا لِبَعْضٍ لاَ يُبَارِكُ اللَّهُ لَنَا، أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَسْتَحْمِلُهُ فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا فَحَمَلَنَا. فَقَالَ أَبُو مُوسَى فَأَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْنَا ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " مَا أَنَا حَمَلْتُكُمْ بَلِ اللَّهُ حَمَلَكُمْ، إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ كَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي، وَأَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَكَفَّرْتُ ".
Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Hammad [b. Zeyd] bize tahdis etti; Gaylân b. Cerîr’den; Ebu Bürde b. Ebi Musa’dan; Ebu Musa el-Eş’arî’den [naklederek]. (Ebu Musa) dedi ki: Eş’arîler’den oluşan bir grup (heyet) ile birlikte Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve O’ndan (bize) binek vermesini istedim. (Efendimiz o sırada): “Vallahi size binek veremem; yanımda sizi bindirebileceğim (bir deve vs.) yok!” dedi. Sonra Allah’ın dilediği kadar bir süre (orada) bekledik. Derken (bir yerlerden) develer getirildi. Efendimiz bize üç tane (beyaz hörgüçlü) deve verilmesini emretti. Biz (develeri alıp) yola çıktığımızda, birbirimize: “Allah bize bereket vermiz (işimiz rast gitmez); biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e binek istemeye geldik, O da bize vermeyeceğine dair yemin etti ama sonra (yine de) bizi bindirdi (yemini ne olacak?)” dedik. Ebu Musa dedi ki: Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e (geri) gidip bu durumu O’na zikrettik. Efendimiz şöyle buyurdu: “Sizi ben bindirmedim, bilakis sizi Allah bindirdi! Ben vallahi —inşallah— bir şeye yemin eder de sonra ondan daha hayırlısını görürsem; yeminime kefaret öder, o hayırlı olanı yaparım (veya o hayırlı olanı yapar, yeminime kefaret öderim)!”
6719. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، وَقَالَ، " إِلاَّ كَفَّرْتُ يَمِينِي، وَأَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ ". أَوْ " أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ، وَكَفَّرْتُ ".
Ebu’n-Nu'mân bize tahdis etti, Hammad [b. Zeyd] bize tahdis etti ve (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözünü şöyle) nakletti: “...Mutlaka yeminime kefaret öder ve o hayırlı olanı yaparım” veya “...O hayırlı olanı yapar ve (yeminime) kefaret öderim.”
6720. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حُجَيْرٍ، عَنْ طَاوُسٍ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ سُلَيْمَانُ لأَطُوفَنَّ اللَّيْلَةَ عَلَى تِسْعِينَ امْرَأَةً، كُلٌّ تَلِدُ غُلاَمًا يُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ. فَقَالَ لَهُ صَاحِبُهُ ـ قَالَ سُفْيَانُ يَعْنِي الْمَلَكَ ـ قُلْ إِنْ شَاءَ اللَّهُ. فَنَسِيَ، فَطَافَ بِهِنَّ، فَلَمْ تَأْتِ امْرَأَةٌ مِنْهُنَّ بِوَلَدٍ، إِلاَّ وَاحِدَةٌ بِشِقِّ غُلاَمٍ. فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ يَرْوِيهِ قَالَ " لَوْ قَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، لَمْ يَحْنَثْ وَكَانَ دَرَكًا فِي حَاجَتِهِ ". وَقَالَ مَرَّةً قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوِ اسْتَثْنَى ". وَحَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ عَنِ الأَعْرَجِ مِثْلَ حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan [b. Uyeyne] bize tahdis etti; Hişam b. Huceyr’den; Tavus’tan. O, Ebu Hureyre’yi (şöyle derken) işitmiş: Süleyman (aleyhisselam) şöyle dedi: “Bu gece doksan kadını(mı) dolaşacağım. Her biri Allah yolunda savaşacak bir oğlan doğuracak!” Arkadaşı —Süfyan, (arkadaşı ile) meleği kastediyor, dedi— ona: “İnşallah de!” dedi. Ama o (bunu söylemeyi) unuttu ve kadınlarını dolaştı. (Sonuçta) onlardan hiçbiri çocuk getirmedi (doğurmadı); sadece bir tanesi yarım bir çocuk (doğurdu). —Ebu Hureyre (hadisi merfu olarak) rivayet ederek dedi ki: (Efendimiz): “Eğer inşallah deseydi, yemini bozulmaz ve ihtiyacına (muradına) ulaşırdı” buyurdu.— Ve bir keresinde de (ravi): Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Eğer istisna yapsaydı (inşallah deseydi)...” buyurdu (şeklinde nakletti). —Ebu’z-Zinâd da bize el-A'rec’den, Ebu Hureyre’nin hadisinin benzerini tahdis etmiştir.—
6721. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ الْقَاسِمِ التَّمِيمِيِّ، عَنْ زَهْدَمٍ الْجَرْمِيِّ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى وَكَانَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ هَذَا الْحَىِّ مِنْ جَرْمٍ إِخَاءٌ وَمَعْرُوفٌ ـ قَالَ ـ فَقُدِّمَ طَعَامٌ ـ قَالَ ـ وَقُدِّمَ فِي طَعَامِهِ لَحْمُ دَجَاجٍ ـ قَالَ ـ وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ أَحْمَرُ كَأَنَّهُ مَوْلًى ـ قَالَ ـ فَلَمْ يَدْنُ فَقَالَ لَهُ أَبُو مُوسَى ادْنُ، فَإِنِّي قَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ مِنْهُ. قَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا قَذِرْتُهُ، فَحَلَفْتُ أَنْ لاَ أَطْعَمَهُ أَبَدًا. فَقَالَ ادْنُ أُخْبِرْكَ عَنْ ذَلِكَ، أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَسْتَحْمِلُهُ، وَهْوَ يُقْسِمُ نَعَمًا مِنْ نَعَمِ الصَّدَقَةِ ـ قَالَ أَيُّوبُ أَحْسِبُهُ قَالَ وَهْوَ غَضْبَانُ ـ قَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ ". قَالَ فَانْطَلَقْنَا فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَهْبِ إِبِلٍ، فَقِيلَ أَيْنَ هَؤُلاَءِ الأَشْعَرِيُّونَ فَأَتَيْنَا فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى، قَالَ فَانْدَفَعْنَا فَقُلْتُ لأَصْحَابِي أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَسْتَحْمِلُهُ، فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا، ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَيْنَا فَحَمَلَنَا، نَسِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ، وَاللَّهِ لَئِنْ تَغَفَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ لاَ نُفْلِحُ أَبَدًا، ارْجِعُوا بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلْنُذَكِّرْهُ يَمِينَهُ. فَرَجَعْنَا فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَيْنَاكَ نَسْتَحْمِلُكَ، فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا ثُمَّ حَمَلْتَنَا فَظَنَنَّا ـ أَوْ فَعَرَفْنَا ـ أَنَّكَ نَسِيتَ يَمِينَكَ. قَالَ " انْطَلِقُوا، فَإِنَّمَا حَمَلَكُمُ اللَّهُ، إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ، فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَتَحَلَّلْتُهَا ". تَابَعَهُ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ وَالْقَاسِمِ بْنِ عَاصِمٍ الْكُلَيْبِيِّ. حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، وَالْقَاسِمِ التَّمِيمِيِّ عَنْ زَهْدَمٍ، بِهَذَا. حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ زَهْدَمٍ، بِهَذَا.
Ali b. Hucr bize tahdis etti, İsmail b. İbrahim [İbn Uleyye] bize tahdis etti; Eyyub [es-Sahtiyânî]’den; el-Kasım et-Temîmî’den; Zehdem el-Cermî’den. (Zehdem) dedi ki: Ebu Musa’nın yanındaydık. Bizimle bu Cerm kabilesi arasında bir kardeşlik ve hukuk vardı. —(Zehdem) dedi ki—: (Ona) yemek takdim edildi. —Dedi ki—: Yemeğinin içinde tavuk eti de vardı. —Dedi ki—: Topluluk içinde Teymullah oğullarından, sanki mevlâ (köle) gibi kırmızı tenli bir adam vardı. —Dedi ki—: Adam yaklaşmadı (yemedi). Ebu Musa ona: “Yaklaş! Zira ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i ondan yerken gördüm” dedi. Adam: “Ben onu pis bir şey yerken gördüm ve tiksindim; bu yüzden onu ebediyen yemeyeceğime dair yemin ettim” dedi. Ebu Musa: “(O halde) yaklaş, sana bu konuda (bir hadis) haber vereyim” dedi: “Eş’arîler’den oluşan bir grup (heyet) ile birlikte Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve O’ndan (bize) binek vermesini istedim. O sırada Efendimiz zekat develerinden bazılarını taksim ediyordu. —Eyyub (dedi ki): Sanırım (ravi Ebu Musa): ‘Efendimiz o sırada kızgındı’ dedi—. Efendimiz: ‘Vallahi size binek veremem; yanımda sizi bindirebileceğim hiçbir şey yok!’ buyurdu. (Ebu Musa) dedi ki: Biz de (oradan) ayrıldık. (Kısa süre sonra) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e ganimet develeri (nehbu ibilin) getirildi. (Efendimiz): ‘O Eş’arîler nerede?’ diye sordu. Biz de hemen geldik. Bize beş tane hörgüçleri bembeyaz (semiz) deve verilmesini emretti. (Ebu Musa) dedi ki: Biz (onları alıp) yola koyulduk. Arkadaşlarıma dedim ki: 'Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e binek istemeye geldik, O da bize vermeyeceğine dair yemin etti; sonra (fikrini değiştirdi) haber gönderdi ve bizi bindirdi. (Ancak) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yeminini unuttu (sanırım). Vallahi eğer biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in (gaflet edip) yeminini unutturur (da ses çıkarmazsak) ebediyen iflah olmayız. Haydi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geri dönelim ve O’na yeminini hatırlatalım!' Geri döndük ve dedik ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Biz sana binek istemeye geldik, sen de bize vermeyeceğine dair yemin ettin. Sonra (fikrini değiştirip) bizi bindirdin. Biz senin yeminini unuttuğunu zannettik —veya bildik—.’ Efendimiz: ‘Gidin (yolunuza)! Sizi ancak Allah bindirdi! Ben vallahi —inşallah— bir şeye yemin eder de sonra ondan daha hayırlısını görürsem; mutlaka o hayırlı olanı yapar ve (yemini) çözer (kefaretini öderim)!’ buyurdu.” —Hammad b. Zeyd; Eyyub’dan; Ebu Kılâbe ve Kâsım b. Âsım el-Küleybî’den (bu rivayeti) takip etmiştir (desteklemiştir). Kuteybe bize tahdis etti, Abdülvehhab bize tahdis etti; Eyyub’dan; Ebu Kılâbe ve Kâsım et-Temîmî’den; Zehdem’den; bu (hadis) ile. Ebu Ma'mer bize tahdis etti, Abdülvâris bize tahdis etti, Eyyub bize tahdis etti; el-Kasım’dan; Zehdem’den; bu (hadis) ile.—
6722. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ بْنِ فَارِسٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَسْأَلِ الإِمَارَةَ، فَإِنَّكَ إِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ غَيْرِ مَسْأَلَةٍ أُعِنْتَ عَلَيْهَا، وَإِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ مَسْأَلَةٍ وُكِلْتَ إِلَيْهَا، وَإِذَا حَلَفْتَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتَ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، فَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ، وَكَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ ". تَابَعَهُ أَشْهَلُ عَنِ ابْنِ عَوْنٍ. وَتَابَعَهُ يُونُسُ وَسِمَاكُ بْنُ عَطِيَّةَ وَسِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ وَحُمَيْدٌ وَقَتَادَةُ وَمَنْصُورٌ وَهِشَامٌ وَالرَّبِيعُ.
Muhammed b. Abdullah [b. Hûşeb] bana tahdis etti, Osman b. Ömer b. Fâris bize tahdis etti, İbn Avn [Abdullah] bize haber verdi; Hasan [el-Basrî]’den; Abdurrahman b. Semüre’den [naklederek]. (Abdurrahman) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yöneticilik (İmâret) isteme! Zira eğer o (görev) sana istemeden verilirse, onun (yükünü taşımak) üzerine yardım görürsün (muvaffak kılınırsın). Ama eğer o (görev) sana isteğin üzerine verilirse, onunla baş başa bırakılırsın (Allah’ın yardımından mahrum kalırsın). Bir de, bir şeye yemin eder de ondan daha hayırlısını görürsen; o hayırlı olanı yap ve yeminine kefaret öde!” —Aşhel [b. Hatim], İbn Avn’dan (bu rivayeti) takip etmiştir. Ayrıca (bu hadisi Hasan el-Basrî’den nakletmekte); Yunus [b. Ubeyd], Simâk b. Atıyye, Simâk b. Harb, Humeyd [et-Tavîl], Katâde, Mansur [b. Zâzân], Hişam [b. Hasan] ve er-Rabî’ [b. Sübeyh] de (İbn Avn’a) tabi olmuşlardır.—