626. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ كَانَ الْمُسْلِمُونَ حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ يَجْتَمِعُونَ فَيَتَحَيَّنُونَ الصَّلاَةَ وَلَيْسَ يُنَادِي بِهَا أَحَدٌ فَتَكَلَّمُوا يَوْمًا فِي ذَلِكَ فَقَالَ بَعْضُهُمُ اتَّخِذُوا نَاقُوسًا مِثْلَ نَاقُوسِ النَّصَارَى . وَقَالَ بَعْضُهُمْ بَلْ قَرْنًا مِثْلَ قَرْنِ الْيَهُودِ . فَقَالَ عُمَرُ رضى الله عنه أَوَلاَ تَبْعَثُونَ رَجُلاً يُنَادِي بِالصَّلاَةِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا بِلاَلُ قُمْ فَنَادِ بِالصَّلاَةِ " .
Bize Muhammed b. İsmail ve İbrahim b. el-Hasan haber verdiler; dediler ki: Bize Haccâc anlattı; dedi ki: İbn Cüreyc dedi ki: Bana Nâfi haber verdi; Abdullah b. Ömer'den (naklen) ki: O şöyle derdi: “Müslümanlar Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar ve namaz vaktini kollarlardı. Kimse onun için nida etmezdi. Bir gün bu konuda konuştular. Bazıları: ‘Hıristiyanların çanı gibi bir çan edinin,’ dedi. Bazıları: ‘Bilakis Yahudilerin boynuzu gibi bir boynuz edinin,’ dedi. Ömer -radıyallahu anh- dedi ki: ‘Namaz için çağıracak bir adam göndermiyor musunuz?’ Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Ey Bilal! Kalk ve namaz için nida et,’ buyurdu.”
627. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِلاَلاً أَنْ يَشْفَعَ الأَذَانَ وَأَنْ يُوتِرَ الإِقَامَةَ .
Bize Kuteybe b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Abdulvehhâb anlattı; Eyyûb'dan; Ebû Kılâbe'den; Enes'ten; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Bilal'e ezanı çift, kâmeti ise tek yapmasını emretti.”
628. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي الْمُثَنَّى، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ الأَذَانُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَثْنَى مَثْنَى وَالإِقَامَةُ مَرَّةً مَرَّةً إِلاَّ أَنَّكَ تَقُولُ قَدْ قَامَتِ الصَّلاَةُ قَدْ قَامَتِ الصَّلاَةُ .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; dedi ki: Bana Ebû Cafer anlattı; Ebu'l-Müsennâ'dan; İbn Ömer'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde ezan sözleri ikişer ikişer, kâmet sözleri ise birer birerdi. Ancak sen (kâmette) iki defa: ‘Kad kâmeti's-salâh, kad kâmeti's-salâh’ dersin.”
629. Hadis
أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي مَحْذُورَةَ - قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي عَبْدُ الْعَزِيزِ، وَجَدِّي عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَقْعَدَهُ فَأَلْقَى عَلَيْهِ الأَذَانَ حَرْفًا حَرْفًا قَالَ إِبْرَاهِيمُ هُوَ مِثْلُ أَذَانِنَا هَذَا . قُلْتُ لَهُ أَعِدْ عَلَىَّ . قَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مَرَّتَيْنِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ قَالَ - بِصَوْتٍ دُونَ ذَلِكَ الصَّوْتِ يُسْمِعُ مَنْ حَوْلَهُ - أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مَرَّتَيْنِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ مَرَّتَيْنِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ مَرَّتَيْنِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ مَرَّتَيْنِ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ .
Bize Bişr b. Muâz haber verdi; dedi ki: Bana İbrahim -ki o Abdulaziz b. Abdulmelik b. Ebî Mahzûre'nin oğludur- anlattı; dedi ki: Bana babam Abdulaziz ve dedem Abdulmelik anlattı; Ebû Mahzûre'den (naklen) ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu oturttu ve kendisine ezanı harf harf öğretti. İbrahim dedi ki: “O, bizim şu ezanımız gibidir.” Ona: “Bana tekrarla,” dedim. Dedi ki: “Allâhü Ekber, Allâhü Ekber. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh (iki kere). Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh (iki kere).” Sonra -etrafındakilere işittirecek şekilde, önceki sesten daha alçak bir sesle- dedi ki: “Eşhedü en lâ ilâhe illallâh (iki kere). Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh (iki kere). Hayye ale's-salâh (iki kere). Hayye ale'l-felâh (iki kere). Allâhü Ekber, Allâhü Ekber. Lâ ilâhe illallâh.”
630. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ يَحْيَى، عَنْ عَامِرِ بْنِ عَبْدِ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا مَكْحُولٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَيْرِيزٍ، عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الأَذَانُ تِسْعُ عَشْرَةَ كَلِمَةً وَالإِقَامَةُ سَبْعُ عَشْرَةَ كَلِمَةً " . ثُمَّ عَدَّهَا أَبُو مَحْذُورَةَ تِسْعَ عَشْرَةَ كَلِمَةً وَسَبْعَ عَشْرَةَ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Hemmâm b. Yahya'dan; Âmir b. Abdulvâhid'den; dedi ki: Bize Mekhûl anlattı; Abdullah b. Muhayrîz'den; Ebû Mahzûre'den (naklen) ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ezan on dokuz kelime, kâmet ise on yedi kelimedir.” Sonra Ebû Mahzûre bunları on dokuz kelime ve on yedi olarak saydı.
631. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَامِرٍ الأَحْوَلِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَيْرِيزٍ، عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ، قَالَ عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الأَذَانَ فَقَالَ " اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ ثُمَّ يَعُودُ فَيَقُولُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm haber verdi; dedi ki: Bana babam anlattı; Âmir el-Ahvel'den; Mekhûl'den; Abdullah b. Muhayrîz'den; Ebû Mahzûre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana ezanı öğretti ve şöyle buyurdu: “Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Allâhü Ekber. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh.” Sonra döner ve der ki: “Eşhedü en lâ ilâhe illallâh, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh. Hayye ale's-salâh, Hayye ale's-salâh. Hayye ale'l-felâh, Hayye ale'l-felâh. Allâhü Ekber, Allâhü Ekber. Lâ ilâhe illallâh.”
632. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ، وَيُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي مَحْذُورَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُحَيْرِيزٍ، أَخْبَرَهُ - وَكَانَ، يَتِيمًا فِي حَجْرِ أَبِي مَحْذُورَةَ حَتَّى جَهَّزَهُ إِلَى الشَّامِ - قَالَ قُلْتُ لأَبِي مَحْذُورَةَ إِنِّي خَارِجٌ إِلَى الشَّامِ وَأَخْشَى أَنْ أُسْأَلَ عَنْ تَأْذِينِكَ فَأَخْبَرَنِي أَنَّ أَبَا مَحْذُورَةَ قَالَ لَهُ خَرَجْتُ فِي نَفَرٍ فَكُنَّا بِبَعْضِ طَرِيقِ حُنَيْنٍ مَقْفَلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ حُنَيْنٍ فَلَقِيَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ الطَّرِيقِ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالصَّلاَةِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَمِعْنَا صَوْتَ الْمُؤَذِّنِ وَنَحْنُ عَنْهُ مُتَنَكِّبُونَ فَظَلِلْنَا نَحْكِيهِ وَنَهْزَأُ بِهِ فَسَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّوْتَ فَأَرْسَلَ إِلَيْنَا حَتَّى وَقَفْنَا بَيْنَ يَدَيْهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّكُمُ الَّذِي سَمِعْتُ صَوْتَهُ قَدِ ارْتَفَعَ " . فَأَشَارَ الْقَوْمُ إِلَىَّ وَصَدَقُوا فَأَرْسَلَهُمْ كُلَّهُمْ وَحَبَسَنِي فَقَالَ " قُمْ فَأَذِّنْ بِالصَّلاَةِ " . فَقُمْتُ فَأَلْقَى عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم التَّأْذِينَ هُوَ بِنَفْسِهِ قَالَ " قُلِ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ " . ثُمَّ قَالَ " ارْجِعْ فَامْدُدْ صَوْتَكَ " . ثُمَّ قَالَ " قُلْ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " . ثُمَّ دَعَانِي حِينَ قَضَيْتُ التَّأْذِينَ فَأَعْطَانِي صُرَّةً فِيهَا شَىْءٌ مِنْ فِضَّةٍ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مُرْنِي بِالتَّأْذِينِ بِمَكَّةَ . فَقَالَ " قَدْ أَمَرْتُكَ بِهِ " . فَقَدِمْتُ عَلَى عَتَّابِ بْنِ أَسِيدٍ عَامِلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَكَّةَ فَأَذَّنْتُ مَعَهُ بِالصَّلاَةِ عَنْ أَمْرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize İbrahim b. el-Hasan ve Yusuf b. Said -lafız Yusuf'a aittir- haber verdiler; dediler ki: Bize Haccâc anlattı; İbn Cüreyc'den; dedi ki: Bana Abdulaziz b. Abdulmelik b. Ebî Mahzûre anlattı; Abdullah b. Muhayrîz'in ona haber verdiğine göre -ki o, Şam'a donatılıncaya kadar Ebû Mahzûre'nin himayesinde bir yetimdi- dedi ki: Ebû Mahzûre'ye: “Ben Şam'a gidiyorum ve senin ezan okuman hakkında bana soru sorulmasından korkuyorum,” dedim. Bana haber ver. Ebû Mahzûre dedi ki: Bir grupla beraber çıktım. Biz Huneyn yolunun bir kısmındaydık; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de Huneyn'den dönüyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile yolun bir kısmında karşılaştık. Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem müezzini, Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem yanında namaz için ezan okudu. Biz müezzinin sesini işittik; biz ondan uzak duruyorduk. Alay ederek onu taklit etmeye ve onunla eğlenmeye başladık. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sesi işitti ve bize adam gönderdi. Nihayet huzurunda durduk. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “İçinizden sesi yükselen hanginizdi?” dedi. Topluluk beni işaret etti; doğru söylediler. Bunun üzerine hepsini salıverdi, beni alıkoydu ve: “Kalk ve namaz için ezan oku!” buyurdu. Kalktım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizzat kendisi ezanı bana öğretti. Dedi ki: “De ki: Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Allâhü Ekber. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh.” Sonra dedi ki: “Dön ve sesini yükselt.” Sonra dedi ki: “De ki: Eşhedü en lâ ilâhe illallâh, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh. Hayye ale's-salâh, Hayye ale's-salâh. Hayye ale'l-felâh, Hayye ale'l-felâh. Allâhü Ekber, Allâhü Ekber. Lâ ilâhe illallâh.” Ezanı bitirdiğim zaman beni çağırdı ve bana içinde bir miktar gümüş olan bir kese verdi. “Ey Allah'ın Resûlü! Mekke'de ezan okumamı bana emret,” dedim. “Sana bunu emrettim,” buyurdu. Bunun üzerine Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke valisi Attâb b. Esîd'in yanına geldim ve Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem emriyle onun yanında namaz için ezan okudum.
633. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ السَّائِبِ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي وَأُمُّ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي مَحْذُورَةَ، عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ، قَالَ لَمَّا خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ حُنَيْنٍ خَرَجْتُ عَاشِرَ عَشْرَةٍ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ نَطْلُبُهُمْ فَسَمِعْنَاهُمْ يُؤَذِّنُونَ بِالصَّلاَةِ فَقُمْنَا نُؤَذِّنُ نَسْتَهْزِئُ بِهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَدْ سَمِعْتُ فِي هَؤُلاَءِ تَأْذِينَ إِنْسَانٍ حَسَنِ الصَّوْتِ " . فَأَرْسَلَ إِلَيْنَا فَأَذَّنَّا رَجُلٌ رَجُلٌ وَكُنْتُ آخِرَهُمْ فَقَالَ حِينَ أَذَّنْتُ " تَعَالَ " . فَأَجْلَسَنِي بَيْنَ يَدَيْهِ فَمَسَحَ عَلَى نَاصِيَتِي وَبَرَّكَ عَلَىَّ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ قَالَ " اذْهَبْ فَأَذِّنْ عِنْدَ الْبَيْتِ الْحَرَامِ " . قُلْتُ كَيْفَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَعَلَّمَنِي كَمَا تُؤَذِّنُونَ الآنَ بِهَا " اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ الصَّلاَةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ الصَّلاَةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ " . فِي الأُولَى مِنَ الصُّبْحِ قَالَ وَعَلَّمَنِي الإِقَامَةَ مَرَّتَيْنِ " اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ قَدْ قَامَتِ الصَّلاَةُ قَدْ قَامَتِ الصَّلاَةُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " . قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي عُثْمَانُ هَذَا الْخَبَرَ كُلَّهُ عَنْ أَبِيهِ وَعَنْ أُمِّ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي مَحْذُورَةَ أَنَّهُمَا سَمِعَا ذَلِكَ مِنْ أَبِي مَحْذُورَةَ .
Bize İbrahim b. el-Hasan haber verdi; dedi ki: Bize Haccâc anlattı; İbn Cüreyc'den; Osman b. es-Sâib'den; dedi ki: Bana babam ve Abdulmelik b. Ebî Mahzûre'nin annesi haber verdi; Ebû Mahzûre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Huneyn'den çıktığı zaman ben de Mekke halkından on kişilik bir grupla çıktım. Onları arıyorduk. Namaz için ezan okuduklarını işittik. Onlarla alay ederek ezan okumaya kalkıştık. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bunların içinde sesi güzel bir insanın ezan okuyuşunu duydum,” buyurdu. Bize haber gönderdi. Teker teker ezan okuduk. Ben onların sonuncusuydum. Ezan okuduğum zaman: “Gel!” buyurdu. Beni önüne oturttu, perçemimi meshetti ve bana üç defa bereket duasında bulundu. Sonra: “Git ve Beyt-i Haram'da ezan oku,” buyurdu. “Nasıl ey Allah'ın Resûlü?” dedim. Bana, şu an orada okuduğunuz gibi öğretti: “Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Allâhü Ekber. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh. Hayye ale's-salâh, Hayye ale's-salâh. Hayye ale'l-felâh, Hayye ale'l-felâh. Es-salâtü hayrun mine'n-nevm, Es-salâtü hayrun mine'n-nevm.” (Sabahın ilk ezanında). Dedi ki: Ve bana kâmeti ikişer ikişer okumayı öğretti: “Allâhü Ekber, Allâhü Ekber... Kad kâmeti's-salâh, Kad kâmeti's-salâh... Lâ ilâhe illallâh.”
634. Hadis
أَخْبَرَنَا حَاجِبُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ وَكِيعٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَابْنُ عَمٍّ لِي وَقَالَ مَرَّةً أُخْرَى أَنَا وَصَاحِبٌ لِي فَقَالَ " إِذَا سَافَرْتُمَا فَأَذِّنَا وَأَقِيمَا وَلْيَؤُمَّكُمَا أَكْبَرُكُمَا " .
Bize Hâcib b. Süleyman haber verdi; Vekî'den; Süfyân'dan; Hâlid el-Hazzâ'dan; Ebû Kılâbe'den; Mâlik b. el-Huveyris'ten; dedi ki: Ben ve amcamın oğlu -bir başka seferinde: Ben ve bir arkadaşım dedi- Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldik. Buyurdu ki: “Yolculuğa çıktığınız zaman ezan okuyun, kâmet getirin ve en büyüğünüz size imamlık yapsın.”
635. Hadis
أَخْبَرَنِي زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، قَالَ أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ شَبَبَةٌ مُتَقَارِبُونَ فَأَقَمْنَا عِنْدَهُ عِشْرِينَ لَيْلَةً وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَحِيمًا رَفِيقًا فَظَنَّ أَنَّا قَدِ اشْتَقْنَا إِلَى أَهْلِنَا فَسَأَلَنَا عَمَّنْ تَرَكْنَاهُ مِنْ أَهْلِنَا فَأَخْبَرْنَاهُ فَقَالَ " ارْجِعُوا إِلَى أَهْليِكُمْ فَأَقِيمُوا عِنْدَهُمْ وَعَلِّمُوهُمْ وَمُرُوهُمْ إِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلْيُؤَذِّنْ لَكُمْ أَحَدُكُمْ وَلْيَؤُمَّكُمْ أَكْبَرُكُمْ " .
Bana Ziyâd b. Eyyûb haber verdi; dedi ki: Bize İsmail anlattı; dedi ki: Bize Eyyûb anlattı; Ebû Kılâbe'den; Mâlik b. el-Huveyris'ten; dedi ki: Biz yaşları birbirine yakın gençler olarak Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldik. Yanında yirmi gece kaldık. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem çok merhametli ve şefkatliydi. Ailelerimizi özlediğimizi zannetti. Bize ailemizden kimleri geride bıraktığımızı sordu, biz de ona haber verdik. Buyurdu ki: “Ailelerinize dönün, onların yanında kalın; onlara öğretin ve emredin. Namaz geldiği zaman biriniz sizin için ezan okusun, en büyüğünüz de size imamlık yapsın.”
636. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَلِمَةَ، فَقَالَ لِي أَبُو قِلاَبَةَ هُوَ حَىٌّ أَفَلاَ تَلْقَاهُ . قَالَ أَيُّوبُ فَلَقِيتُهُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ لَمَّا كَانَ وَقْعَةُ الْفَتْحِ بَادَرَ كُلُّ قَوْمٍ بِإِسْلاَمِهِمْ فَذَهَبَ أَبِي بِإِسْلاَمِ أَهْلِ حِوَائِنَا فَلَمَّا قَدِمَ اسْتَقْبَلْنَاهُ فَقَالَ جِئْتُكُمْ وَاللَّهِ مِنْ عِنْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَقًّا فَقَالَ " صَلُّوا صَلاَةَ كَذَا فِي حِينِ كَذَا وَصَلاَةَ كَذَا فِي حِينِ كَذَا فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلْيُؤَذِّنْ لَكُمْ أَحَدُكُمْ وَلْيَؤُمَّكُمْ أَكْثَرُكُمْ قُرْآنًا " .
Bana İbrahim b. Yakub haber verdi; dedi ki: Bize Süleyman b. Harb anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Eyyûb'dan; Ebû Kılâbe'den; Amr b. Selime'den (naklen) ki: Ebû Kılâbe bana: “O hayatta, gidip onunla görüşsene,” dedi. Eyyûb dedi ki: Onunla karşılaştım ve ona sordum; dedi ki: “Fetih vakası olunca her kavim İslam'a girmekte acele etti. Babam da obamız halkının İslam'ını bildirmek için gitti. Döndüğünde onu karşıladık. Dedi ki: ‘Vallahi size gerçekten Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanından geldim.’ (Resûlullah) buyurdu ki: ‘Şu namazı şu vakitte, şu namazı şu vakitte kılın. Namaz geldiği zaman biriniz sizin için ezan okusun ve en çok Kur'an bileniniz size imamlık yapsın.’”
637. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يُنَادِيَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ " .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Abdullah b. Dînâr'dan; İbn Ömer'den (naklen) ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bilal geceleyin ezan okur; İbn Ümmü Mektûm ezan okuyuncaya kadar yiyin ve için.”
638. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى تَسْمَعُوا تَأْذِينَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; İbn Şihâb'dan; Sâlim'den; babasından (naklen) ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Bilal geceleyin ezan okur; İbn Ümmü Mektûm'un ezanını işitinceye kadar yiyin ve için.”
639. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَفْصٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَذَّنَ بِلاَلٌ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يُؤَذِّنَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ " . قَالَتْ وَلَمْ يَكُنْ بَيْنَهُمَا إِلاَّ أَنْ يَنْزِلَ هَذَا وَيَصْعَدَ هَذَا .
Bize Yakub b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Hafs anlattı; Ubeydullah'tan; Kâsım'dan; Âişe'den (naklen); dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Bilal ezan okuduğu zaman, İbn Ümmü Mektûm ezan okuyuncaya kadar yiyin ve için.” (Âişe) dedi ki: “İkisinin arasında, bunun inip şunun çıkacağı kadar bir süre vardı.”
640. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هُشَيْمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَمَّتِهِ، أُنَيْسَةَ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَذَّنَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ فَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَإِذَا أَذَّنَ بِلاَلٌ فَلاَ تَأْكُلُوا وَلاَ تَشْرَبُوا " .
Bize Yakub b. İbrahim haber verdi; Hüşeym'den; dedi ki: Bize Mansûr haber verdi; Hubeyb b. Abdurrahman'dan; halası Üneyse'den (naklen); dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “İbn Ümmü Mektûm ezan okuduğu zaman yiyin ve için. Bilal ezan okuduğu zaman yemeyin ve içmeyin.”
641. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بِلَيْلٍ لِيُوقِظَ نَائِمَكُمْ وَلِيَرْجِعَ قَائِمَكُمْ وَلَيْسَ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا " . يَعْنِي فِي الصُّبْحِ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Mu'temir b. Süleyman haber verdi; babasından; Ebû Osman'dan; İbn Mes'ûd'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen); buyurdu ki: “Bilal, uyuyanınızı uyandırmak ve namaza kalkanınızı geri döndürmek için geceleyin ezan okur. (Fecir) şöyle demek değildir.” -Yani sabah hakkında.-
642. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ سَائِلاً، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ وَقْتِ الصُّبْحِ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِلاَلاً فَأَذَّنَ حِينَ طَلَعَ الْفَجْرُ فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْغَدِ أَخَّرَ الْفَجْرَ حَتَّى أَسْفَرَ ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ فَصَلَّى ثُمَّ قَالَ " هَذَا وَقْتُ الصَّلاَةِ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Yezîd anlattı; dedi ki: Bize Humeyd anlattı; Enes'ten (naklen) ki: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sabah namazının vaktini sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Bilal'e emretti; fecir doğduğu zaman ezan okudu. Ertesi gün olunca sabahı ortalık aydınlanıncaya kadar geciktirdi; sonra ona emretti, Bilal kâmet getirdi ve namazı kıldı. Sonra Resûlullah: “İşte bu, namazın vaktidir,” buyurdu.
643. Hadis
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَخَرَجَ بِلاَلٌ فَأَذَّنَ فَجَعَلَ يَقُولُ فِي أَذَانِهِ هَكَذَا يَنْحَرِفُ يَمِينًا وَشِمَالاً .
Bize Mahmûd b. Gaylân haber verdi; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Avn b. Ebî Cuhayfe'den; babasından; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. Bilal çıktı ve ezan okudu. Ezanında şöyle yapmaya; sağa ve sola dönmeye başladı.
644. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ الأَنْصَارِيُّ الْمَازِنِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ قَالَ لَهُ إِنِّي أَرَاكَ تُحِبُّ الْغَنَمَ وَالْبَادِيَةَ فَإِذَا كُنْتَ فِي غَنَمِكَ أَوْ بَادِيَتِكَ فَأَذَّنْتَ بِالصَّلاَةِ فَارْفَعْ صَوْتَكَ فَإِنَّهُ لاَ يَسْمَعُ مَدَى صَوْتِ الْمُؤَذِّنِ جِنٌّ وَلاَ إِنْسٌ وَلاَ شَىْءٌ إِلاَّ شَهِدَ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ . قَالَ أَبُو سَعِيدٍ سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Seleme haber verdi; dedi ki: Bize İbnü'l-Kâsım haber verdi; Mâlik'ten; dedi ki: Bana Abdurrahman b. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebî Sa'saa el-Ensârî el-Mâzinî anlattı; babasından (naklen); ona haber verdi ki: Ebû Saîd el-Hudrî ona şöyle dedi: “Ben senin koyunu ve kırları sevdiğini görüyorum. Koyunlarının yanında veya kırda olup da namaz için ezan okursan sesini yükselt. Çünkü müezzinin sesinin ulaştığı yere kadar onu işiten cin, insan ve herhangi bir şey yoktur ki kıyamet gününde onun lehine şahitlik etmesin.” Ebû Saîd dedi ki: “Ben bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittim.”
645. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالاَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي يَحْيَى، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، سَمِعَهُ مِنْ، فَمِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الْمُؤَذِّنُ يُغْفَرُ لَهُ بِمَدِّ صَوْتِهِ وَيَشْهَدُ لَهُ كُلُّ رَطْبٍ وَيَابِسٍ " .
Bize İsmail b. Mes'ûd ve Muhammed b. Abdil-A'lâ haber verdiler; dediler ki: Bize Yezîd -yani İbn Zürey'- anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Mûsâ b. Ebî Osman'dan; Ebû Yahya'dan; Ebû Hureyre'den (naklen) ki; onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ağzından (şöyle) derken işitti: “Müezzin, sesinin ulaştığı yer kadar bağışlanır ve her yaş ve kuru (her şey) onun lehine şahitlik eder.”
646. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الْكُوفِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصَّفِّ الْمُقَدَّمِ وَالْمُؤَذِّنُ يُغْفَرُ لَهُ بِمَدِّ صَوْتِهِ وَيُصَدِّقُهُ مَنْ سَمِعَهُ مِنْ رَطْبٍ وَيَابِسٍ وَلَهُ مِثْلُ أَجْرِ مَنْ صَلَّى مَعَهُ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; dedi ki: Bana babam anlattı; Katâde'den; Ebû İshak el-Kûfî'den; Berâ b. Âzib'den (naklen) ki: Nebiyyu'llah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah ve melekleri ön safa salât ederler. Müezzin, sesinin ulaştığı yer kadar bağışlanır; onu işiten yaş ve kuru (her şey) onu tasdik eder ve onunla birlikte namaz kılanların ecri kadar (ecir) onun içindir.”
647. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي سَلْمَانَ، عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ، قَالَ كُنْتُ أُؤَذِّنُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكُنْتُ أَقُولُ فِي أَذَانِ الْفَجْرِ الأَوَّلِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ الصَّلاَةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ الصَّلاَةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Süfyân'dan; Ebû Cafer'den; Ebû Selmân'dan; Ebû Mahzûre'den (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için ezan okurdum. İlk sabah ezanında şöyle derdim: “Hayye ale'l-felâh (dedikten sonra): Es-salâtü hayrun mine'n-nevm, Es-salâtü hayrun mine'n-nevm, Allâhü Ekber, Allâhü Ekber. Lâ ilâhe illallâh.”
648. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَلَيْسَ بِأَبِي جَعْفَرٍ الْفَرَّاءِ .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya ve Abdurrahman anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân anlattı; bu isnad ile bunun benzerini rivayet etti. Ebû Abdurrahman dedi ki: O, Ebû Cafer el-Ferrâ değildir.
649. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْدَانَ بْنِ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ بِلاَلٍ، قَالَ آخِرُ الأَذَانِ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ .
Bize Muhammed b. Ma'dân b. İsa haber verdi; dedi ki: Bize Hasan b. A'yen anlattı; dedi ki: Bize Züheyr anlattı; dedi ki: Bize A'meş anlattı; İbrahim'den; Esved'den; Bilal'den (naklen) dedi ki: “Ezanın sonu: ‘Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Lâ ilâhe illallâh’tır.”
650. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالَ كَانَ آخِرُ أَذَانِ بِلاَلٍ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ .
Bize Süveyd haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Süfyân'dan; Mansûr'dan; İbrahim'den; Esved'den; dedi ki: “Bilal'in ezanının sonu: ‘Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Lâ ilâhe illallâh’ idi.”
651. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، مِثْلَ ذَلِكَ .
Bize Süveyd haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Süfyân'dan; A'meş'ten; İbrahim'den; Esved'den; bunun benzerini rivayet etti.
652. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الأَسْوَدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مَحْذُورَةَ، أَنَّ آخِرَ الأَذَانِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ .
Bize Süveyd haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Yunus b. Ebî İshak'tan; Muhârib b. Disâr'dan; dedi ki: Bana Esved b. Yezîd anlattı; Ebû Mahzûre'den (naklen) ki: Ezanın sonu “Lâ ilâhe illallâh”tır.
653. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَوْسٍ، يَقُولُ أَنْبَأَنَا رَجُلٌ، مِنْ ثَقِيفٍ أَنَّهُ سَمِعَ مُنَادِيَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم يَعْنِي فِي لَيْلَةٍ مَطِيرَةٍ فِي السَّفَرِ يَقُولُ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ صَلُّوا فِي رِحَالِكُمْ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Amr b. Dînâr'dan; Amr b. Evs'ten; diyor ki: Sakîf'ten bir adam bize haber verdi ki o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in müezzinini -yani seferde yağmurlu bir gecede- şöyle derken işitmiş: “Hayye ale's-salâh, Hayye ale'l-felâh, Sallû fî rihâliküm (Namazı konak yerlerinizde kılın).”
654. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، أَذَّنَ بِالصَّلاَةِ فِي لَيْلَةٍ ذَاتِ بَرْدٍ وَرِيحٍ فَقَالَ أَلاَ صَلُّوا فِي الرِّحَالِ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَأْمُرُ الْمُؤَذِّنَ إِذَا كَانَتْ لَيْلَةٌ بَارِدَةٌ ذَاتُ مَطَرٍ يَقُولُ أَلاَ صَلُّوا فِي الرِّحَالِ .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Nâfi'den (naklen) ki: İbn Ömer, soğuk ve rüzgarlı bir gecede namaz için ezan okudu ve dedi ki: “Dikkat edin! Namazı konak yerlerinizde kılın. Çünkü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, soğuk ve yağmurlu bir gece olduğu zaman müezzine: ‘Dikkat edin! Namazı konak yerlerinizde kılın,’ demesini emrederdi.”
655. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ هَارُونَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَارَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَتَى عَرَفَةَ فَوَجَدَ الْقُبَّةَ قَدْ ضُرِبَتْ لَهُ بِنَمِرَةَ فَنَزَلَ بِهَا حَتَّى إِذَا زَاغَتِ الشَّمْسُ أَمَرَ بِالْقَصْوَاءِ فَرُحِّلَتْ لَهُ حَتَّى إِذَا انْتَهَى إِلَى بَطْنِ الْوَادِي خَطَبَ النَّاسَ ثُمَّ أَذَّنَ بِلاَلٌ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الْعَصْرَ وَلَمْ يُصَلِّ بَيْنَهُمَا شَيْئًا .
Bana İbrahim b. Hârûn haber verdi; dedi ki: Bize Hâtim b. İsmail anlattı; dedi ki: Bize Cafer b. Muhammed haber verdi; babasından; Câbir b. Abdullah'ın şöyle dediğini (nakletti): “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yürüdü, nihayet Arafat'a geldi. Kendisi için Nemire'de çadırın kurulmuş olduğunu gördü ve oraya indi. Güneş zevale erince Kasvâ'nın getirilmesini emretti ve deve onun için semerlendi. Vadinin ortasına gelince insanlara hutbe verdi. Sonra Bilal ezan okudu; sonra kâmet getirdi ve Resûlullah öğleyi kıldırdı. Sonra Bilal kâmet getirdi ve Resûlullah ikindiyi kıldırdı. İkisi arasında hiçbir şey kılmadı.”
656. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ هَارُونَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ دَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى انْتَهَى إِلَى الْمُزْدَلِفَةِ فَصَلَّى بِهَا الْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ بِأَذَانٍ وَإِقَامَتَيْنِ وَلَمْ يُصَلِّ بَيْنَهُمَا شَيْئًا .
Bana İbrahim b. Hârûn haber verdi; dedi ki: Bize Hâtim b. İsmail anlattı; dedi ki: Bize Cafer b. Muhammed anlattı; babasından; Câbir b. Abdullah'ın şöyle dediğini (nakletti): “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hareket etti, nihayet Müzdelife'ye ulaştı. Orada akşam ve yatsıyı bir ezan ve iki kâmetle kıldı. İkisi arasında hiçbir şey kılmadı.”
657. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا شَرِيكٌ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنَّا مَعَهُ بِجَمْعٍ فَأَذَّنَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى بِنَا الْمَغْرِبَ ثُمَّ قَالَ الصَّلاَةَ . فَصَلَّى بِنَا الْعِشَاءَ رَكْعَتَيْنِ فَقُلْتُ مَا هَذِهِ الصَّلاَةُ قَالَ هَكَذَا صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا الْمَكَانِ .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize Şerîk haber verdi; Seleme b. Küheyl'den; Said b. Cübeyr'den; İbn Ömer'den; dedi ki: Biz onunla birlikte Cem'de idik. Ezan okudu, sonra kâmet getirdi ve bize akşam namazını kıldırdı. Sonra: “Namaz!” dedi. Bize yatsıyı iki rekât kıldırdı. “Bu namaz nedir?” dedim. “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bu mekânda böyle kıldım,” dedi.
658. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، وَسَلَمَةِ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، أَنَّهُ صَلَّى الْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ بِجَمْعٍ بِإِقَامَةٍ وَاحِدَةٍ ثُمَّ حَدَّثَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّهُ صَنَعَ مِثْلَ ذَلِكَ وَحَدَّثَ ابْنُ عُمَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَنَعَ مِثْلَ ذَلِكَ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Hakem'den ve Seleme b. Küheyl'den; Said b. Cübeyr'den (naklen) ki: O, Cem'de akşam ve yatsıyı bir kâmetle kıldı. Sonra İbn Ömer'den, onun da bunun aynısını yaptığını anlattı. İbn Ömer de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in bunun aynısını yaptığını anlattı.
659. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي خَالِدٍ - قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ صَلَّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِجَمْعٍ بِإِقَامَةٍ وَاحِدَةٍ .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Said anlattı; dedi ki: Bize İsmail -ki o İbn Ebî Hâlid'dir- anlattı; dedi ki: Bana Ebû İshak anlattı; Said b. Cübeyr'den; İbn Ömer'den (naklen) ki: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Cem'de tek bir kâmetle namaz kıldı.
660. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ وَكِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَمَعَ بَيْنَهُمَا بِالْمُزْدَلِفَةِ صَلَّى كُلَّ وَاحِدَةٍ مِنْهُمَا بِإِقَامَةٍ وَلَمْ يَتَطَوَّعْ قَبْلَ وَاحِدَةٍ مِنْهُمَا وَلاَ بَعْدُ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; Vekî'den; dedi ki: Bize İbn Ebî Zi'b anlattı; Zührî'den; Sâlim'den; babasından (naklen) ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Müzdelife'de o ikisini cem etti. Her birini bir kâmetle kıldı. Onlardan hiçbirinin öncesinde ve sonrasında nafile kılmadı.
661. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ شَغَلَنَا الْمُشْرِكُونَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ عَنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ، حَتَّى غَرَبَتِ الشَّمْسُ وَذَلِكَ قَبْلَ أَنْ يَنْزِلَ فِي الْقِتَالِ مَا نَزَلَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { وَكَفَى اللَّهُ الْمُؤْمِنِينَ الْقِتَالَ } فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِلاَلاً فَأَقَامَ لِصَلاَةِ الظُّهْرِ فَصَلاَّهَا كَمَا كَانَ يُصَلِّيهَا لِوَقْتِهَا ثُمَّ أَقَامَ لِلْعَصْرِ فَصَلاَّهَا كَمَا كَانَ يُصَلِّيهَا فِي وَقْتِهَا ثُمَّ أَذَّنَ لِلْمَغْرِبِ فَصَلاَّهَا كَمَا كَانَ يُصَلِّيهَا فِي وَقْتِهَا .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebî Zi'b anlattı; dedi ki: Bize Said b. Ebî Said anlattı; Abdurrahman b. Ebî Said'den; babasından; dedi ki: “Hendek günü müşrikler bizi öğle namazından alıkoydular; nihayet güneş battı. Bu, savaş hakkında inen hükümler inmeden önceydi. Allah -azze ve celle- { Savaşta Allah müminlere yetti } ayetini indirdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Bilal'e emretti; Bilal öğle namazı için kâmet getirdi. Onu, vaktinde kıldığı gibi kıldı. Sonra ikindi için kâmet getirdi; onu da vaktinde kıldığı gibi kıldı. Sonra akşam için ezan okudu; onu da vaktinde kıldığı gibi kıldı.”
662. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادٌ، عَنْ هُشَيْمٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ إِنَّ الْمُشْرِكِينَ شَغَلُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَرْبَعِ صَلَوَاتٍ يَوْمَ الْخَنْدَقِ فَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَذَّنَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الْعِشَاءَ .
Bize Hennâd haber verdi; Hüşeym'den; Ebû Zübeyr'den; Nâfi b. Cübeyr'den; Ebû Ubeyde'den (naklen); Abdullah b. Mes'ûd dedi ki: “Hendek günü müşrikler Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i dört namazdan alıkoydular. Bunun üzerine Resûlullah Bilal'e emretti; o da ezan okudu. Sonra kâmet getirdi ve öğleyi kıldı. Sonra kâmet getirdi, ikindiyi kıldı. Sonra kâmet getirdi, akşamı kıldı. Sonra kâmet getirdi, yatsıyı kıldı.”
663. Hadis
أَخْبَرَنَا الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ دِينَارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَنَّ أَبَا الزُّبَيْرِ الْمَكِّيَّ، حَدَّثَهُمْ عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، أَنَّ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، حَدَّثَهُمْ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ قَالَ كُنَّا فِي غَزْوَةٍ فَحَبَسَنَا الْمُشْرِكُونَ عَنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَالْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ فَلَمَّا انْصَرَفَ الْمُشْرِكُونَ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُنَادِيًا فَأَقَامَ لِصَلاَةِ الظُّهْرِ فَصَلَّيْنَا وَأَقَامَ لِصَلاَةِ الْعَصْرِ فَصَلَّيْنَا وَأَقَامَ لِصَلاَةِ الْمَغْرِبِ فَصَلَّيْنَا وَأَقَامَ لِصَلاَةِ الْعِشَاءِ فَصَلَّيْنَا ثُمَّ طَافَ عَلَيْنَا فَقَالَ " مَا عَلَى الأَرْضِ عِصَابَةٌ يَذْكُرُونَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ غَيْرُكُمْ " .
Bize Kâsım b. Zekeriyyâ b. Dînâr haber verdi; dedi ki: Bize Hüseyin b. Ali anlattı; Zâide'den; dedi ki: Bize Said b. Ebî Arûbe anlattı; dedi ki: Bize Hişâm anlattı; Ebû Zübeyr el-Mekkî'nin onlara Nâfi b. Cübeyr'den; Ebû Ubeyde b. Abdullah b. Mes'ûd'un onlara Abdullah b. Mes'ûd'dan (naklen) anlattığına göre; (Abdullah) dedi ki: “Bir gazvedeydik. Müşrikler bizi öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarından alıkoydular. Müşrikler dönüp gidince Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir münadiye emretti; o da öğle namazı için kâmet getirdi, namazı kıldık. İkindi namazı için kâmet getirdi, kıldık. Akşam namazı için kâmet getirdi, kıldık. Yatsı namazı için kâmet getirdi, kıldık. Sonra aramıza gelip şöyle buyurdu: ‘Yeryüzünde sizden başka Allah'ı -azze ve celle- zikreden bir topluluk yoktur.’”
664. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، أَنَّ سُوَيْدَ بْنَ قَيْسٍ، حَدَّثَهُ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ حُدَيْجٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى يَوْمًا فَسَلَّمَ وَقَدْ بَقِيَتْ مِنَ الصَّلاَةِ رَكْعَةٌ فَأَدْرَكَهُ رَجُلٌ فَقَالَ نَسِيتَ مِنَ الصَّلاَةِ رَكْعَةً فَدَخَلَ الْمَسْجِدَ وَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ الصَّلاَةَ فَصَلَّى لِلنَّاسِ رَكْعَةً فَأَخْبَرْتُ بِذَلِكَ النَّاسَ فَقَالُوا لِي أَتَعْرِفُ الرَّجُلَ قُلْتُ لاَ إِلاَّ أَنْ أَرَاهُ فَمَرَّ بِي فَقُلْتُ هَذَا هُوَ . قَالُوا هَذَا طَلْحَةُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Yezîd b. Ebî Habîb'den; Süveyd b. Kays'ın ona anlattığına göre; Muâviye b. Hudeyc'den (naklen) ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün namaz kıldırdı ve namazdan bir rekât kalmışken selam verdi. Bir adam ona yetişti ve: “Namazdan bir rekât unuttun,” dedi. Resûlullah mescide girdi, Bilal'e emretti; Bilal namaz için kâmet getirdi. Resûlullah insanlara bir rekât kıldırdı. Muâviye dedi ki: Bunu insanlara haber verdim. Bana: “O adamı tanıyor musun?” dediler. “Hayır, ancak onu görürsem tanırım,” dedim. Bir gün yanımdan geçti. “İşte bu odur,” dedim. “Bu, Talha b. Ubeydullah'tır,” dediler.
665. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رُبَيِّعَةَ، أَنَّهُ كَانَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَسَمِعَ صَوْتَ رَجُلٍ يُؤَذِّنُ فَقَالَ مِثْلَ قَوْلِهِ ثُمَّ قَالَ إِنَّ هَذَا لَرَاعِي غَنَمٍ أَوْ عَازِبٌ عَنْ أَهْلِهِ . فَنَظَرُوا فَإِذَا هُوَ رَاعِي غَنَمٍ .
Bize İshak b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi; Şu'be'den; Hakem'den; İbn Ebî Leylâ'dan; Abdullah b. Rubeyya'dan (naklen) ki: O, bir seferde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdi. Resûlullah ezan okuyan bir adamın sesini işitti ve onun söylediğinin aynısını söyledi. Sonra: “Şüphesiz bu bir koyun çobanıdır veya ailesinden uzak kalmış biridir,” buyurdu. Baktılar, bir de gördüler ki o bir koyun çobanıymış.
666. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّ أَبَا عُشَّانَةَ الْمَعَافِرِيَّ، حَدَّثَهُ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَعْجَبُ رَبُّكَ مِنْ رَاعِي غَنَمٍ فِي رَأْسِ شَظِيَّةِ الْجَبَلِ يُؤَذِّنُ بِالصَّلاَةِ وَيُصَلِّي فَيَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ انْظُرُوا إِلَى عَبْدِي هَذَا يُؤَذِّنُ وَيُقِيمُ الصَّلاَةَ يَخَافُ مِنِّي قَدْ غَفَرْتُ لِعَبْدِي وَأَدْخَلْتُهُ الْجَنَّةَ " .
Bize Muhammed b. Seleme haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı; Amr b. Hâris'ten; Ebû Uşşâne el-Meâfirî'nin ona Ukbe b. Âmir'den anlattığına göre; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Rabbin, dağın zirvesinde namaz için ezan okuyan ve namaz kılan bir koyun çobanından hoşnut olur. Allah azze ve celle şöyle buyurur: Şu kuluma bakın! Ezan okuyor ve namaz kılıyor, benden korkuyor. Ben kulumu bağışladım ve onu cennete koydum.”
667. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَلِيِّ بْنِ يَحْيَى بْنِ خَلاَّدِ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ الزَّرْقِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَا هُوَ جَالِسٌ فِي صَفِّ الصَّلاَةِ الْحَدِيثَ .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize İsmail haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Ali b. Yahya b. Hallâd b. Rifâa b. Râfi' ez-Zerkî anlattı; babasından; dedesinden; Rifâa b. Râfi'den; “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz safında otururken -hadisi zikretti-.”
668. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ تَمِيمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا جَعْفَرٍ، مُؤَذِّنَ مَسْجِدِ الْعُرْيَانِ عَنْ أَبِي الْمُثَنَّى، مُؤَذِّنِ مَسْجِدِ الْجَامِعِ قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ عَنِ الأَذَانِ، فَقَالَ كَانَ الأَذَانُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَثْنَى مَثْنَى وَالإِقَامَةُ مَرَّةً مَرَّةً إِلاَّ أَنَّكَ إِذَا قُلْتَ قَدْ قَامَتِ الصَّلاَةُ قَالَهَا مَرَّتَيْنِ فَإِذَا سَمِعْنَا قَدْ قَامَتِ الصَّلاَةُ تَوَضَّأْنَا ثُمَّ خَرَجْنَا إِلَى الصَّلاَةِ .
Bize Abdullah b. Muhammed b. Temîm haber verdi; dedi ki: Bize Haccâc anlattı; Şu'be'den; dedi ki: Uryân Mescidi'nin müezzini Ebû Ca'fer'i, Cami Mescidi'nin müezzini Ebu'l-Müsennâ'dan naklederken işittim; dedi ki: İbn Ömer'e ezanı sordum. Şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde ezan ikişer ikişer, kamet ise birer birerdi. Ancak ‘Kad kâmeti’s-salâh’ (namaz başladı) dediğin zaman bunu iki defa söylerdi. Biz ‘Kad kâmeti’s-salâh’ sözünü işittiğimiz zaman abdest alır sonra namaza çıkardık.”
669. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلِصَاحِبٍ لِي " إِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَأَذِّنَا ثُمَّ أَقِيمَا ثُمَّ لْيَؤُمَّكُمَا أَحَدُكُمَا " .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize İsmail haber verdi; Hâlid el-Hazzâ'dan; Ebû Kılâbe'den; Mâlik b. el-Huveyriss'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana ve bir arkadaşıma şöyle buyurdu: “Namaz vakti geldiğinde ezan okuyun, sonra kamet getirin, sonra biriniz diğerinize imamlık yapsın.”
670. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا نُودِيَ لِلصَّلاَةِ أَدْبَرَ الشَّيْطَانُ وَلَهُ ضُرَاطٌ حَتَّى لاَ يَسْمَعَ التَّأْذِينَ فَإِذَا قُضِيَ النِّدَاءُ أَقْبَلَ حَتَّى إِذَا ثُوِّبَ بِالصَّلاَةِ أَدْبَرَ حَتَّى إِذَا قُضِيَ التَّثْوِيبُ أَقْبَلَ حَتَّى يَخْطِرَ بَيْنَ الْمَرْءِ وَنَفْسِهِ يَقُولُ اذْكُرْ كَذَا اذْكُرْ كَذَا لِمَا لَمْ يَكُنْ يَذْكُرُ حَتَّى يَظَلَّ الْمَرْءُ إِنْ يَدْرِي كَمْ صَلَّى " .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Ebu'z-Zinâd'dan; A'rec'den; Ebû Hureyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu(nu nakletti): “Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan, ezanı duymamak için yellenerek arkasını dönüp kaçar. Ezan bitince geri gelir. Namaz için kamet getirilince tekrar arkasını dönüp kaçar. Kamet bitince tekrar döner. Öyle ki kişi ile nefsi arasına girer ve ‘Şunu hatırla, bunu hatırla’ diyerek (daha önce) aklında olmayan şeyleri hatırlatır. Sonunda kişi kaç rekat kıldığını bilemez hale gelir.”
671. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الأَوَّلِ ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا إِلاَّ أَنْ يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لاَسْتَهَمُوا عَلَيْهِ وَلَوْ يَعْلَمُونَ مَا فِي التَّهْجِيرِ لاَسْتَبَقُوا إِلَيْهِ وَلَوْ عَلِمُوا مَا فِي الْعَتَمَةِ وَالصُّبْحِ لأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا " .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Sümeyy'den; Ebû Sâlih'ten; Ebû Hureyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu(nu nakletti): “İnsanlar ezan okumakta ve ilk safta (namaz kılmakta) ne (kadar büyük sevap) olduğunu bilselerdi, sonra da bunu elde etmek için kura çekmekten başka yol bulamasalardı, mutlaka kura çekerlerdi. Erken davranmakta (tehcîr) ne olduğunu bilselerdi, onun için yarışırlardı. Yatsı ve sabah namazlarında ne olduğunu bilselerdi, onlara emekleyerek de olsa gelirlerdi.”
672. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَفَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ أَبِي الْعَلاَءِ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي الْعَاصِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ اجْعَلْنِي إِمَامَ قَوْمِي . فَقَالَ " أَنْتَ إِمَامُهُمْ وَاقْتَدِ بِأَضْعَفِهِمْ وَاتَّخِذْ مُؤَذِّنًا لاَ يَأْخُذُ عَلَى أَذَانِهِ أَجْرًا " .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi; dedi ki: Bize Affân anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme anlattı; dedi ki: Bize Saîd el-Cüreyrî anlattı; Ebu'l-Alâ'dan; Mutarrif'ten; Osman b. Ebi'l-Âs'tan; dedi ki: Ey Allah'ın Resûlü, beni kavmimin imamı yap, dedim. Buyurdu ki: “Sen onların imamısın. Onların en zayıf olanına uy ve ezanı için ücret almayan bir müezzin edin.”
673. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا سَمِعْتُمُ النِّدَاءَ فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ الْمُؤَذِّنُ " .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Zührî'den; Atâ b. Yezîd'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu(nu nakletti): “Ezanı işittiğiniz zaman müezzinin söylediği gibi söyleyin.”
674. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّ بُكَيْرَ بْنَ الأَشَجِّ، حَدَّثَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ خَالِدٍ الزَّرْقِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّ النَّضْرَ بْنَ سُفْيَانَ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ بِلاَلٌ يُنَادِي فَلَمَّا سَكَتَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قَالَ مِثْلَ هَذَا يَقِينًا دَخَلَ الْجَنَّةَ " .
Bize Muhammed b. Seleme haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı; Amr b. Hâris'ten; Bükeyr b. Eşecc'in ona anlattığına göre; Ali b. Hâlid ez-Zerkî ona anlatmış; Nadr b. Süfyân ona anlatmış; o da Ebû Hureyre'den işitmiş ki; o şöyle demiş: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Bilâl kalktı ve ezan okumaya başladı. Susunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Kim kesin bir inançla (yakîn ile) bunun aynısını söylerse cennete girer.’”
675. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مُجَمِّعِ بْنِ يَحْيَى الأَنْصَارِيِّ، قَالَ كُنْتُ جَالِسًا عِنْدَ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ فَأَذَّنَ الْمُؤَذِّنُ فَقَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ فَكَبَّرَ اثْنَتَيْنِ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَتَشَهَّدَ اثْنَتَيْنِ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ فَتَشَهَّدَ اثْنَتَيْنِ ثُمَّ قَالَ حَدَّثَنِي هَكَذَا مُعَاوِيَةُ بْنُ أَبِي سُفْيَانَ عَنْ قَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Mücemmi' b. Yahya el-Ensârî'den; dedi ki: Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf'in yanında oturuyordum. Müezzin ezan okudu ve “Allâhu ekber, Allâhu ekber” dedi. (Ebû Ümâme de) iki defa tekbir getirdi. (Müezzin) “Eşhedü en lâ ilâhe illallâh” dedi. (Ebû Ümâme de) iki defa şehadet getirdi. (Müezzin) “Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” dedi. (Ebû Ümâme de) iki defa şehadet getirdi. Sonra dedi ki: “Muâviye b. Ebî Süfyân bana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sözünden böylece nakletti.”
676. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ مُجَمِّعٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ، - رضى الله عنه - يَقُولُ سَمِعْتُ مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَمِعَ الْمُؤَذِّنَ فَقَالَ مِثْلَ مَا قَالَ .
Bize Muhammed b. Kudâme haber verdi; bize Cerîr anlattı; Mis'ar'dan; Mücemmi'den; Ebû Ümâme b. Sehl'den; dedi ki: Muâviye radıyallahu anh'ı şöyle derken işittim: “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittim.” (O sırada Muâviye) müezzini işitti ve onun söylediğinin aynısını söyledi.
677. Hadis
أَخْبَرَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ الْمِقْسَمِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، أَنَّ عِيسَى بْنَ عُمَرَ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَلْقَمَةَ بْنِ وَقَّاصٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَقَّاصٍ، قَالَ إِنِّي عِنْدَ مُعَاوِيَةَ إِذْ أَذَّنَ مُؤَذِّنُهُ فَقَالَ مُعَاوِيَةُ كَمَا قَالَ الْمُؤَذِّنُ حَتَّى إِذَا قَالَ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ قَالَ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ فَلَمَّا قَالَ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ قَالَ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ وَقَالَ بَعْدَ ذَلِكَ مَا قَالَ الْمُؤَذِّنُ ثُمَّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ مِثْلَ ذَلِكَ .
Bize Mücâhid b. Mûsâ ve İbrahim b. el-Hasen el-Miksemî haber verdiler; dediler ki: Bize Haccâc anlattı; İbn Cüreyc dedi ki: Bana Amr b. Yahya haber verdi; Îsâ b. Ömer ona Abdullah b. Alkame b. Vakkâs'tan haber vermiş; o da Alkame b. Vakkâs'tan (nakletmiş); dedi ki: “Muâviye'nin yanındaydım. Müezzini ezan okudu. Muâviye de müezzinin dediği gibi dedi. (Müezzin) ‘Hayye ale’s-salâh’ deyince, (Muâviye) ‘Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’ dedi. ‘Hayye ale’l-felâh’ deyince, ‘Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’ dedi. Bundan sonra da müezzinin dediğini söyledi. Sonra dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i bunun aynısını söylerken işittim.”
678. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، أَنَّ كَعْبَ بْنَ عَلْقَمَةَ، سَمِعَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ جُبَيْرٍ، مَوْلَى نَافِعِ بْنِ عَمْرٍو الْقُرَشِيِّ يُحَدِّثُ أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا سَمِعْتُمُ الْمُؤَذِّنَ فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ وَصَلُّوا عَلَىَّ فَإِنَّهُ مَنْ صَلَّى عَلَىَّ صَلاَةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ عَشْرًا ثُمَّ سَلُوا اللَّهَ لِيَ الْوَسِيلَةَ فَإِنَّهَا مَنْزِلَةٌ فِي الْجَنَّةِ لاَ تَنْبَغِي إِلاَّ لِعَبْدٍ مِنْ عِبَادِ اللَّهِ أَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَنَا هُوَ فَمَنْ سَأَلَ لِيَ الْوَسِيلَةَ حَلَّتْ لَهُ الشَّفَاعَةُ " .
Bize Süveyd haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Hayve b. Şureyh'ten; Ka'b b. Alkame'nin Abdurrahman b. Cübeyr'den işittiğine göre -ki o Nâfi' b. Amr el-Kureşî'nin azatlısıdır-; dedi ki: Abdullah b. Amr'ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Müezzini işittiğiniz zaman onun dediği gibi deyin. Sonra bana salat getirin. Çünkü kim bana bir salat getirirse, Allah ona on (misli) rahmet eder. Sonra Allah'tan benim için ‘Vesile’yi isteyin. O, cennette bir makamdır ki, Allah'ın kullarından sadece bir kula layıktır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Kim benim için Vesile'yi isterse, ona şefaat helal olur.”
679. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنِ اللَّيْثِ، عَنِ الْحُكَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ الْمُؤَذِّنَ وَأَنَا أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا غُفِرَ لَهُ ذَنْبُهُ " .
Bize Kuteybe haber verdi; Leys'ten; Hukeym b. Abdullah'tan; Âmir b. Sa'd'dan; Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu(nu nakletti): “Kim müezzini işittiği zaman: ‘Ve ben de şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur; ve Muhammed O'nun kulu ve Resûlüdür. Rab olarak Allah'tan, Resûl olarak Muhammed'den ve din olarak İslam'dan razı oldum’ derse, günahı bağışlanır.”
680. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ النِّدَاءَ اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلاَةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّدًا الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ الْمَقَامَ الْمَحْمُودَ الَّذِي وَعَدْتَهُ إِلاَّ حَلَّتْ لَهُ شَفَاعَتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .
Bize Amr b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Ali b. Ayyâş anlattı; dedi ki: Bize Şuayb anlattı; Muhammed b. el-Münkedir'den; Câbir'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim ezanı işittiği zaman: ‘Ey bu tam davetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allahım! Muhammed'e vesileyi ve fazileti ver. Onu kendisine vaat ettiğin Makam-ı Mahmud'a ulaştır’ derse, kıyamet günü ona şefaatim helal olur.”
681. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ كَهْمَسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بَيْنَ كُلِّ أَذَانَيْنِ صَلاَةٌ بَيْنَ كُلِّ أَذَانَيْنِ صَلاَةٌ بَيْنَ كُلِّ أَذَانَيْنِ صَلاَةٌ لِمَنْ شَاءَ " .
Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; Yahya'dan; Kehmes'ten; dedi ki: Bize Abdullah b. Büreyde anlattı; Abdullah b. Mugaffel'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her iki ezan (ezan ile kamet) arasında bir namaz vardır. Her iki ezan arasında bir namaz vardır. Her iki ezan arasında bir namaz vardır; (ama bu) dileyen kimse içindir.”
682. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَامِرٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ الْمُؤَذِّنُ إِذَا أَذَّنَ قَامَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَيَبْتَدِرُونَ السَّوَارِيَ يُصَلُّونَ حَتَّى يَخْرُجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَهُمْ كَذَلِكَ وَيُصَلُّونَ قَبْلَ الْمَغْرِبِ وَلَمْ يَكُنْ بَيْنَ الأَذَانِ وَالإِقَامَةِ شَىْءٌ .
Bize İshâk b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Âmir haber verdi; bize Şu'be anlattı; Amr b. Âmir el-Ensârî'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Müezzin ezan okuduğu zaman Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bazı kimseler kalkar ve sütunlara doğru (sütre edinmek için) koşuşur, namaz kılarlardı. Hatta Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (hücresinden) çıktığında onlar bu halde olurlardı. Akşam namazından önce (de) namaz kılarlardı. Oysa ezan ile kamet arasında (fazla) bir şey yoktu.”
683. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ وَمَرَّ رَجُلٌ فِي الْمَسْجِدِ بَعْدَ النِّدَاءِ حَتَّى قَطَعَهُ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَمَّا هَذَا فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; Süfyân'dan; Ömer b. Saîd'den; Eş'as b. Ebî'ş-Sha'sâ'dan; babasından; dedi ki: “Ebû Hureyre'yi gördüm. Ezandan sonra bir adam mescitten (çıkıp) geçti. Bunun üzerine Ebû Hureyre şöyle dedi: ‘Ama bu adam, Ebu'l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem'e isyan etmiştir.’”
684. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ أَبِي عُمَيْسٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو صَخْرَةَ، عَنْ أَبِي الشَّعْثَاءِ، قَالَ خَرَجَ رَجُلٌ مِنَ الْمَسْجِدِ بَعْدَ مَا نُودِيَ بِالصَّلاَةِ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَمَّا هَذَا فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ahmed b. Osman b. Hakîm haber verdi; dedi ki: Bize Cafer b. Avn anlattı; Ebû Umeys'ten; dedi ki: Bize Ebû Sahra haber verdi; Ebû'ş-Sha'sâ'dan; dedi ki: “Namaz için ezan okunduktan sonra bir adam mescitten çıktı. Bunun üzerine Ebû Hureyre şöyle dedi: ‘Ama bu adam, Ebu'l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem'e isyan etmiştir.’”
685. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، وَيُونُسُ، وَعَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ، أَخْبَرَهُمْ عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِيمَا بَيْنَ أَنْ يَفْرُغَ مِنْ صَلاَةِ الْعِشَاءِ إِلَى الْفَجْرِ إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً يُسَلِّمُ بَيْنَ كُلِّ رَكْعَتَيْنِ وَيُوتِرُ بِوَاحِدَةٍ وَيَسْجُدُ سَجْدَةً قَدْرَ مَا يَقْرَأُ أَحَدُكُمْ خَمْسِينَ آيَةً ثُمَّ يَرْفَعُ رَأْسَهُ فَإِذَا سَكَتَ الْمُؤَذِّنُ مِنْ صَلاَةِ الْفَجْرِ وَتَبَيَّنَ لَهُ الْفَجْرُ رَكَعَ رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ ثُمَّ اضْطَجَعَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ حَتَّى يَأْتِيَهُ الْمُؤَذِّنُ بِالإِقَامَةِ فَيَخْرُجُ مَعَهُ وَبَعْضُهُمْ يَزِيدُ عَلَى بَعْضٍ فِي الْحَدِيثِ .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi; dedi ki: Bana İbn Ebî Zi'b, Yûnus ve Amr b. Hâris haber verdi ki: İbn Şihâb onlara Urve'den, o da Âişe'den şöyle nakletmiş: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yatsı namazını bitirdikten sonra fecr (sabah namazı) vaktine kadar on bir rekat namaz kılardı. Her iki rekatta bir selam verir ve tek rekatla vitir yapardı. Secdelerden birinde, sizden birinin elli ayet okuyacağı kadar (uzun süre) secde eder, sonra başını kaldırırdı. Müezzin sabah namazı ezanını bitirip fecir kendisine belirince, iki rekat hafif namaz (sünnet) kılar, sonra müezzin kendisine kamet (haberi) ile gelinceye kadar sağ yanı üzerine uzanırdı. Sonra onunla beraber (mescide) çıkardı. -Ravilerin bazısı (hadis metninde) bazısına ilaveler yapmıştır.-”
686. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ اللَّيْثِ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ مَخْرَمَةَ بْنِ سُلَيْمَانَ، أَنَّ كُرَيْبًا، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ قُلْتُ كَيْفَ كَانَتْ صَلاَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِاللَّيْلِ فَوَصَفَ أَنَّهُ صَلَّى إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً بِالْوِتْرِ ثُمَّ نَامَ حَتَّى اسْتَثْقَلَ فَرَأَيْتُهُ يَنْفُخُ وَأَتَاهُ بِلاَلٌ فَقَالَ الصَّلاَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَقَامَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَصَلَّى بِالنَّاسِ وَلَمْ يَتَوَضَّأْ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdilhakem haber verdi; Şuayb'dan; Leys'ten; dedi ki: Bize Hâlid anlattı; İbn Ebî Hilâl'den; Mahreme b. Süleyman'dan; İbn Abbas'ın azatlısı Küreyb ona haber vermiş; dedi ki: İbn Abbas'a sordum: “‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in gece namazı nasıldı?’ dedim. (Şöyle) tarif etti: ‘Vitir ile birlikte on bir rekat kıldı. Sonra uyudu, o kadar ki (uykusu) ağırlaştı ve (nefes alıp verirken) ses çıkardığını gördüm. Sonra Bilâl O'na geldi ve ‘Namaz (vakti), ey Allah'ın Resûlü’ dedi. Bunun üzerine kalktı, iki rekat (sünnet) kıldı ve insanlara namaz kıldırdı, (ancak yeniden) abdest almadı.’”
687. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَقُومُوا حَتَّى تَرَوْنِي خَرَجْتُ " .
Bize Hüseyin b. Hureys haber verdi; dedi ki: Bize Fadl b. Mûsâ anlattı; Ma'mer'den; Yahya b. Ebî Kesîr'den; Abdullah b. Ebî Katâde'den; babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Namaz için kamet getirildiğinde, beni (hücremden) çıkmış olarak görünceye kadar ayağa kalkmayın.”