Güneş Tutulması (Küsûf) Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

901_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، ح. وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ خَسَفَتِ الشَّمْسُ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فَأَطَالَ الْقِيَامَ جِدًّا ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ جِدًّا ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَأَطَالَ الْقِيَامَ جِدًّا وَهُوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ جِدًّا وَهُوَ دُونَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ ثُمَّ سَجَدَ ثُمَّ قَامَ فَأَطَالَ الْقِيَامَ وَهُوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ وَهُوَ دُونَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَقَامَ فَأَطَالَ الْقِيَامَ وَهُوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ وَهُوَ دُونَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ ثُمَّ سَجَدَ ثُمَّ انْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ تَجَلَّتِ الشَّمْسُ فَخَطَبَ النَّاسَ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ وَإِنَّهُمَا لاَ يَنْخَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ فَإِذَا رَأَيْتُمُوهُمَا فَكَبِّرُوا وَادْعُوا اللَّهَ وَصَلُّوا وَتَصَدَّقُوا يَا أُمَّةَ مُحَمَّدٍ إِنْ مِنْ أَحَدٍ أَغْيَرَ مِنَ اللَّهِ أَنْ يَزْنِيَ عَبْدُهُ أَوْ تَزْنِيَ أَمَتُهُ يَا أُمَّةَ مُحَمَّدٍ وَاللَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا وَلَضَحِكْتُمْ قَلِيلاً أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ "‏ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ مَالِكٍ ‏"‏ إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; Mâlik b. Enes’ten; Hişâm b. Urve’den; babasından; Âişe’den; (H) Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı -lafız onundur-; dedi ki: Bize Abdullah b. Numeyr anlattı; bize Hişâm anlattı; babasından; Âişe’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında güneş tutuldu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktı ve kıyamı çok uzattı. Sonra rüku etti ve rükuyu çok uzattı. Sonra başını kaldırdı ve yine kıyamı çok uzattı; ancak bu kıyam, birinci kıyamdan daha kısaydı. Sonra rüku etti ve rükuyu çok uzattı; ancak bu rüku, birinci rükudan daha kısaydı. Sonra secde etti. Sonra ikinci rekata kalktı ve kıyamı uzattı; ancak bu kıyam, birinci kıyamdan daha kısaydı. Sonra rüku etti ve rükuyu uzattı; ancak bu rüku, birinci rükudan daha kısaydı. Sonra başını kaldırdı, kıyama kalktı ve kıyamı uzattı; ancak bu kıyam, birinci kıyamdan daha kısaydı. Sonra rüku etti ve rükuyu uzattı; ancak bu rüku, birinci rükudan daha kısaydı. Sonra secde etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazdan çıktığında güneş açılmıştı. İnsanlara hutbe verdi; Allah’a hamd ve senada bulundu, sonra şöyle buyurdu: “Şüphesiz güneş ve ay Allah’ın ayetlerindendir. Onlar hiç kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmazlar. Onların tutulduğunu gördüğünüzde tekbir getirin, Allah’a dua edin, namaz kılın ve sadaka verin. Ey Muhammed ümmeti! Allah’ın, kulu veya cariyesinin zina etmesine duyduğu kıskançlıktan daha büyük kıskançlık duyan kimse yoktur. Ey Muhammed ümmeti! Vallahi, eğer benim bildiklerimi bilseydiniz, çok ağlar az gülerdiniz. Haberiniz olsun, tebliğ ettim mi?” Mâlik’in rivayetinde: “Şüphesiz güneş ve ay Allah’ın ayetlerinden iki ayettir” ifadesi geçer.

901_2. Hadis

حَدَّثَنَاهُ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَزَادَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ وَزَادَ أَيْضًا ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ ‏"‏ ‏.‏

Bize onu Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Ebû Muâviye haber verdi; Hişâm b. Urve’den; bu isnad ile [rivayet etti]. [Ravi] şunu ekledi: Sonra şöyle buyurdu: “Emmâ ba’d; şüphesiz güneş ve ay Allah’ın ayetlerindendir.” Şunu da ekledi: Sonra ellerini kaldırdı ve: “Allah’ım! Tebliğ ettim mi?” buyurdu.

901_3. Hadis

حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْمُرَادِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ خَسَفَتِ الشَّمْسُ فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْمَسْجِدِ فَقَامَ وَكَبَّرَ وَصَفَّ النَّاسُ وَرَاءَهُ فَاقْتَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قِرَاءَةً طَوِيلَةً ثُمَّ كَبَّرَ فَرَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَقَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَامَ فَاقْتَرَأَ قِرَاءَةً طَوِيلَةً هِيَ أَدْنَى مِنَ الْقِرَاءَةِ الأُولَى ثُمَّ كَبَّرَ فَرَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً هُوَ أَدْنَى مِنَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ سَجَدَ - وَلَمْ يَذْكُرْ أَبُو الطَّاهِرِ ثُمَّ سَجَدَ - ثُمَّ فَعَلَ فِي الرَّكْعَةِ الأُخْرَى مِثْلَ ذَلِكَ حَتَّى اسْتَكْمَلَ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ وَأَرْبَعَ سَجَدَاتٍ وَانْجَلَتِ الشَّمْسُ قَبْلَ أَنْ يَنْصَرِفَ ثُمَّ قَامَ فَخَطَبَ النَّاسَ فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ لاَ يَخْسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ فَإِذَا رَأَيْتُمُوهَا فَافْزَعُوا لِلصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ أَيْضًا ‏"‏ فَصَلُّوا حَتَّى يُفَرِّجَ اللَّهُ عَنْكُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ رَأَيْتُ فِي مَقَامِي هَذَا كُلَّ شَىْءٍ وُعِدْتُمْ حَتَّى لَقَدْ رَأَيْتُنِي أُرِيدُ أَنْ آخُذَ قِطْفًا مِنَ الْجَنَّةِ حِينَ رَأَيْتُمُونِي جَعَلْتُ أُقَدِّمُ - وَقَالَ الْمُرَادِيُّ أَتَقَدَّمُ - وَلَقَدْ رَأَيْتُ جَهَنَّمَ يَحْطِمُ بَعْضُهَا بَعْضًا حِينَ رَأَيْتُمُونِي تَأَخَّرْتُ وَرَأَيْتُ فِيهَا ابْنَ لُحَىٍّ وَهُوَ الَّذِي سَيَّبَ السَّوَائِبَ ‏"‏ ‏.‏ وَانْتَهَى حَدِيثُ أَبِي الطَّاهِرِ عِنْدَ قَوْلِهِ ‏"‏ فَافْزَعُوا لِلصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ مَا بَعْدَهُ ‏.‏

Bana Harmele b. Yahyâ anlattı; bana İbn Vehb haber verdi; bana Yunus haber verdi; (H) Bana Ebû’t-Tâhir ve Muhammed b. Seleme el-Murâdî anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; Yunus’tan; İbn Şihâb’dan; dedi ki: Bana Urve b. ez-Zubeyr haber verdi; [naklettiğine göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Âişe şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hayatında iken güneş tutuldu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescide çıktı, ayağa kalkıp tekbir getirdi; insanlar da onun arkasında saf tuttular. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem uzun bir kıraat yaptı, sonra tekbir getirip uzun bir rüku yaptı. Sonra başını kaldırıp: ‘Semiallahu limen hamideh, Rabbenâ ve leke’l-hamd’ dedi. Sonra tekrar kıyama kalkıp birinci kıraatten daha kısa olan uzun bir kıraat yaptı. Sonra tekbir getirip birinci rükudan daha kısa olan uzun bir rüku yaptı. Sonra: ‘Semiallahu limen hamideh, Rabbenâ ve leke’l-hamd’ dedi. Sonra secde etti. Sonra diğer rekatta da aynısını yaptı; nihayet dört rüku ve dört secdeyi tamamlamış oldu. Namazdan ayrılmadan önce güneş açıldı. Sonra ayağa kalkıp insanlara hutbe verdi; Allah’a layık olduğu şekilde sena etti, sonra şöyle buyurdu: ‘Şüphesiz güneş ve ay Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Onlar hiç kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmazlar. Onların tutulduğunu gördüğünüzde namaza koşun!’ Yine şöyle buyurdu: ‘Allah bu durumu üzerinizden giderinceye kadar namaz kılın!’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem devamla şöyle buyurdu: ‘Şu makamımda, size vaad edilen her şeyi gördüm. Hatta benim öne doğru adım attığımı gördüğünüzde, cennetten bir salkım almak istediğimi gördüm. Benim geriye çekildiğimi gördüğünüzde ise cehennemin birbirini parçaladığını gördüm. Orada İbn Lühay’ı gördüm; o, putlar adına hayvanları salıverme adetini ilk başlatan kimsedir.’” Ebû’t-Tâhir’in hadisi “namaza koşun” sözünde bitti.

901_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ قَالَ الأَوْزَاعِيُّ أَبُو عَمْرٍو وَغَيْرُهُ سَمِعْتُ ابْنَ شِهَابٍ الزُّهْرِيَّ، يُخْبِرُ عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ الشَّمْسَ، خَسَفَتْ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ مُنَادِيًا ‏ "‏ الصَّلاَةَ جَامِعَةً ‏"‏ ‏.‏ فَاجْتَمَعُوا وَتَقَدَّمَ فَكَبَّرَ ‏.‏ وَصَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي رَكْعَتَيْنِ وَأَرْبَعَ سَجَدَاتٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mihrân er-Râzî anlattı; bize Velîd b. Müslim anlattı; dedi ki: el-Evzâî Ebû Amr ve başkası şöyle dediler: İbn Şihâb ez-Zührî’yi, Urve’den haber verirken işittim; o da Âişe’den; [naklettiğine göre]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında güneş tutuldu. Bunun üzerine [Resulullah]: “Es-Salâtü câmiatün” diye nida edecek bir münadi gönderdi. İnsanlar toplandılar; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem öne geçip tekbir getirdi. İki rekatta dört rüku ve dört secde yaparak namazı kıldırdı.

902_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ نَمِرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ شِهَابٍ، يُخْبِرُ عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَهَرَ فِي صَلاَةِ الْخُسُوفِ بِقِرَاءَتِهِ فَصَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي رَكْعَتَيْنِ وَأَرْبَعَ سَجَدَاتٍ ‏.‏ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَأَخْبَرَنِي كَثِيرُ بْنُ عَبَّاسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ صَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي رَكْعَتَيْنِ وَأَرْبَعَ سَجَدَاتٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mihrân anlattı; bize Velîd b. Müslim anlattı; bize Abdurrahman b. Nemir haber verdi; [naklettiğine göre] o, İbn Şihâb’ı, Urve’den haber verirken işitmiş; o da Âişe’den; [naklettiğine göre]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem küsuf namazında kıraatini sesli yaptı. İki rekatta dört rüku ve dört secde yaparak namazı kıldırdı.” ez-Zührî dedi ki: Bana Kesîr b. Abbâs haber verdi; İbn Abbâs’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [naklettiğine göre] o, iki rekatta dört rüku ve dört secde kılarak namaz kıldırmıştır.

902_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا حَاجِبُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ الزُّبَيْدِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ كَانَ كَثِيرُ بْنُ عَبَّاسٍ يُحَدِّثُ أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، كَانَ يُحَدِّثُ عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ كَسَفَتِ الشَّمْسُ بِمِثْلِ مَا حَدَّثَ عُرْوَةُ عَنْ عَائِشَةَ ‏.‏

Bize Hâcip b. el-Velîd anlattı; bize Muhammed b. Harb anlattı; bize Muhammed b. el-Velîd ez-Zubeydî, ez-Zührî’den anlattı; [ez-Zührî] dedi ki: Kesîr b. Abbâs rivayet ederdi ki; İbn Abbâs, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in güneşin tutulduğu gündeki namazı hakkında, Urve’nin Âişe’den rivayet ettiğinin benzerini rivayet ederdi.

901_6. Hadis

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءً، يَقُولُ سَمِعْتُ عُبَيْدَ بْنَ عُمَيْرٍ، يَقُولُ حَدَّثَنِي مَنْ، أُصَدِّقُ - حَسِبْتُهُ يُرِيدُ عَائِشَةَ - أَنَّ الشَّمْسَ انْكَسَفَتْ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ قِيَامًا شَدِيدًا يَقُومُ قَائِمًا ثُمَّ يَرْكَعُ ثُمَّ يَقُومُ ثُمَّ يَرْكَعُ ثُمَّ يَقُومُ ثُمَّ يَرْكَعُ رَكْعَتَيْنِ فِي ثَلاَثِ رَكَعَاتٍ وَأَرْبَعِ سَجَدَاتٍ فَانْصَرَفَ وَقَدْ تَجَلَّتِ الشَّمْسُ وَكَانَ إِذَا رَكَعَ قَالَ ‏"‏ اللَّهُ أَكْبَرُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ يَرْكَعُ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ قَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَامَ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لاَ يَكْسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ وَلَكِنَّهُمَا مِنْ آيَاتِ اللَّهِ يُخَوِّفُ اللَّهُ بِهِمَا عِبَادَهُ فَإِذَا رَأَيْتُمْ كُسُوفًا فَاذْكُرُوا اللَّهَ حَتَّى يَنْجَلِيَا ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Muhammed b. Bekr haber verdi; bize İbn Cureyc haber verdi; dedi ki: Atâ’yı şöyle derken işittim: Ubeyd b. Umeyr’i şöyle derken işittim: “Bana doğruladığım bir kimse anlattı -onun Âişe’yi kastettiğini sandım-: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında güneş tutuldu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem çok uzun bir kıyamla namaza kalktı; ayakta duruyor, sonra rüku ediyor, sonra kalkıyor, sonra rüku ediyor, sonra kalkıyor, sonra rüku ediyordu. Böylece iki rekatta üçer rüku ve dört secde yaparak namazı kıldı. Namazdan çıktığında güneş açılmıştı. Rüku ettiğinde: ‘Allâhu ekber’ der, sonra rüku ederdi. Başını kaldırdığında ise: ‘Semiallahu limen hamideh’ derdi. Sonra ayağa kalkıp Allah’a hamd ve senada bulundu, sonra şöyle buyurdu: ‘Şüphesiz güneş ve ay hiç kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmazlar. Ancak onlar Allah’ın ayetlerindendir; Allah onlarla kullarını korkutur. Bir tutulma gördüğünüzde, onlar açılıncaya kadar Allah’ı zikredin.’”

901_7. Hadis

وحَدَّثَنِي أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى ، قَالَا : حَدَّثَنَا مُعَاذٌ وَهُوَ ابْنُ هِشَامٍ ، حَدَّثَنِي أَبِي ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ ، عَنْ عَائِشَةَ ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ " صَلَّى سِتَّ رَكَعَاتٍ وَأَرْبَعَ سَجَدَاتٍ

Bana Ebû Ğassân el-Mismaî ve Muhammed b. el-Musennâ anlattılar; dediler ki: Bize Muâz -o, İbn Hişâm’dır- anlattı; bana babam anlattı; Katâde’den; Atâ b. Ebî Rabâh’tan; Ubeyd b. Umeyr’den; Âişe’den; [naklettiğine göre]: “Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem [iki rekatta toplam] altı rüku ve dört secde kılarak namaz kıldırdı.”

903_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ بِلاَلٍ - عَنْ يَحْيَى، عَنْ عَمْرَةَ، أَنَّ يَهُودِيَّةً، أَتَتْ عَائِشَةَ تَسْأَلُهَا فَقَالَتْ أَعَاذَكِ اللَّهُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ يُعَذَّبُ النَّاسُ فِي الْقُبُورِ قَالَتْ عَمْرَةُ فَقَالَتْ عَائِشَةُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَائِذًا بِاللَّهِ ثُمَّ رَكِبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ غَدَاةٍ مَرْكَبًا فَخَسَفَتِ الشَّمْسُ ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَخَرَجْتُ فِي نِسْوَةٍ بَيْنَ ظَهْرَىِ الْحُجَرِ فِي الْمَسْجِدِ فَأَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَرْكَبِهِ حَتَّى انْتَهَى إِلَى مُصَلاَّهُ الَّذِي كَانَ يُصَلِّي فِيهِ فَقَامَ وَقَامَ النَّاسُ وَرَاءَهُ - قَالَتْ عَائِشَةُ - فَقَامَ قِيَامًا طَوِيلاً ثُمَّ رَكَعَ فَرَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً ثُمَّ رَفَعَ فَقَامَ قِيَامًا طَوِيلاً وَهُوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَكَعَ فَرَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً وَهُوَ دُونَ ذَلِكَ الرُّكُوعِ ثُمَّ رَفَعَ وَقَدْ تَجَلَّتِ الشَّمْسُ فَقَالَ ‏ "‏ إِنِّي قَدْ رَأَيْتُكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ كَفِتْنَةِ الدَّجَّالِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ عَمْرَةُ فَسَمِعْتُ عَائِشَةَ تَقُولُ فَكُنْتُ أَسْمَعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ ذَلِكَ يَتَعَوَّذُ مِنْ عَذَابِ النَّارِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ ‏.‏

Bize Abdullah b. Mesleme el-Ka’nebî anlattı; bize Suleymân -yani İbn Bilâl- anlattı; Yahyâ’dan; Amre’den; [naklettiğine göre]: Yahudi bir kadın Âişe’ye gelip ondan bir şeyler istedi ve: “Allah seni kabir azabından korusun!” dedi. Âişe dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! İnsanlar kabirlerinde azap mı görecekler?” diye sordum. Amre’nin naklettiğine göre Âişe şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Allah’a sığınarak cevap verdi. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir sabah bir hayvana binip yola çıkmıştı ki güneş tutuldu. Âişe dedi ki: “Ben de mesciddeki hücrelerin arasından bir grup kadınla birlikte dışarı çıktım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bindiği hayvandan inip namaz kıldığı musallaya kadar geldi. Ayağa kalktı, insanlar da onun arkasında saf tuttular.” Âişe dedi ki: “[Resulullah] uzun bir kıyam yaptı, sonra rüku etti ve uzun bir rüku yaptı. Sonra başını kaldırdı ve birinci kıyamdan daha kısa olan uzun bir kıyam yaptı. Sonra rüku etti ve o rükudan daha kısa olan uzun bir rüku yaptı. Sonra başını kaldırdığında güneş açılmıştı.” Şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben sizin kabirlerde Deccal fitnesi gibi imtihan edildiğinizi gördüm.” Amre dedi ki: Âişe’yi şöyle derken işittim: “Bundan sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i cehennem azabından ve kabir azabından Allah’a sığınırken işitir oldum.”

903_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، جَمِيعًا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِ مَعْنَى حَدِيثِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ‏

Bize onu Muhammed b. el-Musennâ anlattı; bize Abdulvehhâb anlattı; (H) Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Sufyân anlattı; her ikisi Yahyâ b. Saîd’den; bu isnad ile; Suleymân b. Bilâl’in hadisi manasında [rivayet ettiler].

904_3. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ - وَتَقَارَبَا فِي اللَّفْظِ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ انْكَسَفَتِ الشَّمْسُ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ مَاتَ إِبْرَاهِيمُ ابْنُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّاسُ إِنَّمَا انْكَسَفَتْ لِمَوْتِ إِبْرَاهِيمَ ‏.‏ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى بِالنَّاسِ سِتَّ رَكَعَاتٍ بِأَرْبَعِ سَجَدَاتٍ بَدَأَ فَكَبَّرَ ثُمَّ قَرَأَ فَأَطَالَ الْقِرَاءَةَ ثُمَّ رَكَعَ نَحْوًا مِمَّا قَامَ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ فَقَرَأَ قِرَاءَةً دُونَ الْقِرَاءَةِ الأُولَى ثُمَّ رَكَعَ نَحْوًا مِمَّا قَامَ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ فَقَرَأَ قِرَاءَةً دُونَ الْقِرَاءَةِ الثَّانِيَةِ ثُمَّ رَكَعَ نَحْوًا مِمَّا قَامَ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ ثُمَّ انْحَدَرَ بِالسُّجُودِ فَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ ثُمَّ قَامَ فَرَكَعَ أَيْضًا ثَلاَثَ رَكَعَاتٍ لَيْسَ فِيهَا رَكْعَةٌ إِلاَّ الَّتِي قَبْلَهَا أَطْوَلُ مِنَ الَّتِي بَعْدَهَا وَرُكُوعُهُ نَحْوًا مِنْ سُجُودِهِ ثُمَّ تَأَخَّرَ وَتَأَخَّرَتِ الصُّفُوفُ خَلْفَهُ حَتَّى انْتَهَيْنَا - وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ حَتَّى انْتَهَى إِلَى النِّسَاءِ - ثُمَّ تَقَدَّمَ وَتَقَدَّمَ النَّاسُ مَعَهُ حَتَّى قَامَ فِي مَقَامِهِ فَانْصَرَفَ حِينَ انْصَرَفَ وَقَدْ آضَتِ الشَّمْسُ فَقَالَ ‏ "‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّمَا الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ وَإِنَّهُمَا لاَ يَنْكَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ مِنَ النَّاسِ - وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ لِمَوْتِ بَشَرٍ - فَإِذَا رَأَيْتُمْ شَيْئًا مِنْ ذَلِكَ فَصَلُّوا حَتَّى تَنْجَلِيَ مَا مِنْ شَىْءٍ تُوعَدُونَهُ إِلاَّ قَدْ رَأَيْتُهُ فِي صَلاَتِي هَذِهِ لَقَدْ جِيءَ بِالنَّارِ وَذَلِكُمْ حِينَ رَأَيْتُمُونِي تَأَخَّرْتُ مَخَافَةَ أَنْ يُصِيبَنِي مِنْ لَفْحِهَا وَحَتَّى رَأَيْتُ فِيهَا صَاحِبَ الْمِحْجَنِ يَجُرُّ قُصْبَهُ فِي النَّارِ كَانَ يَسْرِقُ الْحَاجَّ بِمِحْجَنِهِ فَإِنْ فُطِنَ لَهُ قَالَ إِنَّمَا تَعَلَّقَ بِمِحْجَنِي ‏.‏ وَإِنْ غُفِلَ عَنْهُ ذَهَبَ بِهِ وَحَتَّى رَأَيْتُ فِيهَا صَاحِبَةَ الْهِرَّةِ الَّتِي رَبَطَتْهَا فَلَمْ تُطْعِمْهَا وَلَمْ تَدَعْهَا تَأْكُلُ مِنْ خَشَاشِ الأَرْضِ حَتَّى مَاتَتْ جُوعًا ثُمَّ جِيءَ بِالْجَنَّةِ وَذَلِكُمْ حِينَ رَأَيْتُمُونِي تَقَدَّمْتُ حَتَّى قُمْتُ فِي مَقَامِي وَلَقَدْ مَدَدْتُ يَدِي وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ أَتَنَاوَلَ مِنْ ثَمَرِهَا لِتَنْظُرُوا إِلَيْهِ ثُمَّ بَدَا لِي أَنْ لاَ أَفْعَلَ فَمَا مِنْ شَىْءٍ تُوعَدُونَهُ إِلاَّ قَدْ رَأَيْتُهُ فِي صَلاَتِي هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdullah b. Numeyr anlattı; (H) Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı; dedi ki: Babam anlattı; bize Abdülmelik anlattı; Atâ’dan; Câbir’den; [naklettiğine göre]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in oğlu İbrahim’in öldüğü gün güneş tutuldu. İnsanlar: “Güneş ancak İbrahim’in ölümü sebebiyle tutuldu” dediler. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı ve insanlara altı rüku ve dört secde ile namaz kıldırdı. Önce tekbir getirip başladı, sonra uzun bir kıraat yaptı. Sonra kıyamı kadar rüku etti. Sonra rükudan başını kaldırdı ve birinci kıraatten daha kısa bir kıraat yaptı. Sonra yine kıyamı kadar rüku etti. Sonra rükudan başını kaldırdı ve ikinci kıraatten daha kısa bir kıraat yaptı. Sonra yine kıyamı kadar rüku etti. Sonra rükudan başını kaldırdı ve secdeye gidip iki secde yaptı. Sonra ayağa kalktı; ikinci rekatta da her biri kendisinden sonrakinden daha uzun olmak üzere üç rüku yaptı. Rükusu secdesi kadar uzundu. Sonra namaz içinde geriye çekildi, arkasındaki saflar da geriye çekildiler; nihayet mescidin sonuna ulaştık. Sonra o öne doğru yürüdü, insanlar da onunla birlikte öne yürüdüler; nihayet tekrar makamına durdu. Namazdan ayrıldığında güneş tamamen açılmıştı. Buyurdu ki: “Ey insanlar! Güneş ve ay ancak Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Onlar insanlardan hiçbirinin ölümü için tutulmazlar. Bu tutulmalardan bir şey gördüğünüzde, açılıncaya kadar namaz kılın. Size vaad edilen her ne varsa, mutlaka bu namazımda onu gördüm. Gerçekten cehennem getirildi; bu, harareti bana isabet eder korkusuyla benim geriye çekildiğimi gördüğünüz andı. Hatta orada, bağırsaklarını ateşte sürükleyen baston sahibini gördüm. O, hacıların eşyalarını bastonuyla çalardı; fark edilirse: ‘Bastonuma takıldı’ derdi; fark edilmezse alıp götürürdü.”

905_1. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ، قَالَتْ خَسَفَتِ الشَّمْسُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ وَهِيَ تُصَلِّي فَقُلْتُ مَا شَأْنُ النَّاسِ يُصَلُّونَ فَأَشَارَتْ بِرَأْسِهَا إِلَى السَّمَاءِ فَقُلْتُ آيَةٌ قَالَتْ نَعَمْ ‏.‏ فَأَطَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْقِيَامَ جِدًّا حَتَّى تَجَلاَّنِي الْغَشْىُ فَأَخَذْتُ قِرْبَةً مِنْ مَاءٍ إِلَى جَنْبِي فَجَعَلْتُ أَصُبُّ عَلَى رَأْسِي أَوْ عَلَى وَجْهِي مِنَ الْمَاءِ - قَالَتْ - فَانْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ تَجَلَّتِ الشَّمْسُ فَخَطَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّاسَ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ أَمَّا بَعْدُ مَا مِنْ شَىْءٍ لَمْ أَكُنْ رَأَيْتُهُ إِلاَّ قَدْ رَأَيْتُهُ فِي مَقَامِي هَذَا حَتَّى الْجَنَّةَ وَالنَّارَ وَإِنَّهُ قَدْ أُوحِيَ إِلَىَّ أَنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ قَرِيبًا أَوْ مِثْلَ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ - لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ - فَيُؤْتَى أَحَدُكُمْ فَيُقَالُ مَا عِلْمُكَ بِهَذَا الرَّجُلِ فَأَمَّا الْمُؤْمِنُ أَوِ الْمُوقِنُ - لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ - فَيَقُولُ هُوَ مُحَمَّدٌ هُوَ رَسُولُ اللَّهِ جَاءَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَى فَأَجَبْنَا وَأَطَعْنَا ‏.‏ ثَلاَثَ مِرَارٍ فَيُقَالُ لَهُ نَمْ قَدْ كُنَّا نَعْلَمُ إِنَّكَ لَتُؤْمِنُ بِهِ فَنَمْ صَالِحًا وَأَمَّا الْمُنَافِقُ أَوِ الْمُرْتَابُ - لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ - فَيَقُولُ لاَ أَدْرِي سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ شَيْئًا فَقُلْتُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Alâ el-Hemdânî anlattı; bize İbn Numeyr anlattı; bize Hişâm anlattı; Fâtıma’dan; Esmâ’dan; [naklettiğine göre] şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında güneş tutuldu. Âişe namaz kılarken yanına girdim ve: “İnsanlara ne oluyor, neden namaz kılıyorlar?” dedim. Başıyla göğe işaret etti. “Bir ayet mi?” dedim. “Evet” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kıyamı o kadar uzattı ki beni bir baygınlık hali kapladı. Yanımdaki bir su kırbasını aldım ve başıma veya yüzüme o sudan dökmeye başladım. [Esmâ] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazdan çıktığında güneş tamamen açılmıştı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlara hutbe verdi; Allah’a hamd ve senada bulundu, sonra şöyle buyurdu: “Emmâ ba’d; daha önce görmediğim hiçbir şey kalmadı ki, şu makamımda onu görmüş olmayayım; hatta cennet ve cehennemi bile gördüm. Bana vahyolundu ki; sizler kabirlerinizde Mesih Deccal fitnesine yakın veya onun gibi bir fitne ile imtihan edileceksiniz. Sizden birinize kabirde: ‘Şu adam hakkında ne biliyorsun?’ denilecek. Mümin veya yakîn sahibi olan kimse şöyle diyecektir: ‘O Muhammed’dir, O Allah’ın resulüdür; bize apaçık deliller ve hidayetle geldi, biz de ona icabet ettik ve itaat ettik.’ Bunu üç defa söyleyecek. Bunun üzerine ona: ‘Uyu! Senin ona gerçekten iman ettiğini zaten biliyorduk; salih bir kimse olarak uyu’ denilecek. Münafık veya şüphe içinde olan kimseye gelince o şöyle diyecektir: ‘Bilmiyorum; insanların bir şeyler söylediğini işittim, ben de onlar gibi söyledim.’”

906_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي مَنْصُورُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أُمِّهِ، صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهَا قَالَتْ فَزِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا - قَالَتْ تَعْنِي يَوْمَ كَسَفَتِ الشَّمْسُ - فَأَخَذَ دِرْعًا حَتَّى أُدْرِكَ بِرِدَائِهِ فَقَامَ لِلنَّاسِ قِيَامًا طَوِيلاً لَوْ أَنَّ إِنْسَانًا أَتَى لَمْ يَشْعُرْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَكَعَ مَا حَدَّثَ أَنَّهُ رَكَعَ مِنْ طُولِ الْقِيَامِ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Habîb el-Hârisî anlattı; bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; bize İbn Cureyc anlattı; bana Mansûr b. Abdurrahman haber verdi; annesi Safiyye bint Şeybe’den; Esmâ bint Ebî Bekr’den; [naklettiğine göre] o şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün -yani güneşin tutulduğu gün- telaşla yerinden fırladı. Yanlışlıkla bir gömlek aldı; nihayet arkasından ridası kendisine yetiştirildi. İnsanlara o kadar uzun bir kıyamla namaz kıldırdı ki; eğer bir kimse gelseydi, kıyamın uzunluğundan dolayı Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in daha önce rüku edip etmediğini fark edemezdi.”

906_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ يَحْيَى الأُمَوِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ وَقَالَ قِيَامًا طَوِيلاً يَقُومُ ثُمَّ يَرْكَعُ وَزَادَ فَجَعَلْتُ أَنْظُرُ إِلَى الْمَرْأَةِ أَسَنَّ مِنِّي وَإِلَى الأُخْرَى هِيَ أَسْقَمُ مِنِّي ‏.‏

Bana Saîd b. Yahyâ el-Ümevî anlattı; bana babam anlattı; bize İbn Cureyc anlattı; bu isnad ile [önceki hadisin] benzerini [rivayet ettiler]. [Ravi] şöyle dedi: “Uzun bir kıyamla ayakta duruyor, sonra rüku ediyordu.” Şunu da ekledi: “Benden daha yaşlı olan bir kadına ve benden daha zayıf olan diğerine bakmaya başladım.”

906_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَتْ كَسَفَتِ الشَّمْسُ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَفَزِعَ فَأَخْطَأَ بِدِرْعٍ حَتَّى أُدْرِكَ بِرِدَائِهِ بَعْدَ ذَلِكَ قَالَتْ فَقَضَيْتُ حَاجَتِي ثُمَّ جِئْتُ وَدَخَلْتُ الْمَسْجِدَ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمًا فَقُمْتُ مَعَهُ فَأَطَالَ الْقِيَامَ حَتَّى رَأَيْتُنِي أُرِيدُ أَنْ أَجْلِسَ ثُمَّ أَلْتَفِتُ إِلَى الْمَرْأَةِ الضَّعِيفَةِ فَأَقُولُ هَذِهِ أَضْعَفُ مِنِّي ‏.‏ فَأَقُومُ فَرَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَأَطَالَ الْقِيَامَ حَتَّى لَوْ أَنَّ رَجُلاً جَاءَ خُيِّلَ إِلَيْهِ أَنَّهُ لَمْ يَرْكَعْ ‏.‏

Bana Ahmed b. Saîd ed-Dârimî anlattı; bize Habbân anlattı; bize Vuheyb anlattı; bize Mansûr, annesinden; o da Esmâ bint Ebî Bekr’den [naklettiğine göre]; [Esmâ] şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında güneş tutuldu. Nebi telaşla yerinden fırladı; yanlışlıkla bir gömlek aldı; nihayet daha sonra ridası kendisine yetiştirildi. Ben o sırada ihtiyacımı giderdim, sonra gelip mescide girdim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i ayakta gördüm ve onunla birlikte namaza durdum. Kıyamı o kadar uzattı ki, bir ara oturmak istediğimi hissettim; sonra zayıf bir kadına bakıp: ‘Bu benden daha zayıf’ diyerek ayağa kalktım. Sonra Resulullah rüku etti ve rükuyu uzattı. Sonra başını kaldırdı ve kıyamı o kadar uzattı ki; eğer bir adam gelseydi, onun rüku etmediğini sanırdı.”

907_1. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ، بْنِ يَسَارٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ انْكَسَفَتِ الشَّمْسُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالنَّاسُ مَعَهُ فَقَامَ قِيَامًا طَوِيلاً قَدْرَ نَحْوِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً ثُمَّ رَفَعَ فَقَامَ قِيَامًا طَوِيلاً وَهُوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً وَهُوَ دُونَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ ثُمَّ سَجَدَ ثُمَّ قَامَ قِيَامًا طَوِيلاً وَهُوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً وَهُوَ دُونَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَفَعَ فَقَامَ قِيَامًا طَوِيلاً وَهُوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً وَهُوَ دُونَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ ثُمَّ سَجَدَ ثُمَّ انْصَرَفَ وَقَدِ انْجَلَتِ الشَّمْسُ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ لاَ يَنْكَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ فَإِذَا رَأَيْتُمْ ذَلِكَ فَاذْكُرُوا اللَّهَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ رَأَيْنَاكَ تَنَاوَلْتَ شَيْئًا فِي مَقَامِكَ هَذَا ثُمَّ رَأَيْنَاكَ كَفَفْتَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي رَأَيْتُ الْجَنَّةَ فَتَنَاوَلْتُ مِنْهَا عُنْقُودًا وَلَوْ أَخَذْتُهُ لأَكَلْتُمْ مِنْهُ مَا بَقِيَتِ الدُّنْيَا وَرَأَيْتُ النَّارَ فَلَمْ أَرَ كَالْيَوْمِ مَنْظَرًا قَطُّ وَرَأَيْتُ أَكْثَرَ أَهْلِهَا النِّسَاءَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا بِمَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ بِكُفْرِهِنَّ ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ أَيَكْفُرْنَ بِاللَّهِ قَالَ ‏"‏ بِكُفْرِ الْعَشِيرِ وَبِكُفْرِ الإِحْسَانِ لَوْ أَحْسَنْتَ إِلَى إِحْدَاهُنَّ الدَّهْرَ ثُمَّ رَأَتْ مِنْكَ شَيْئًا قَالَتْ مَا رَأَيْتُ مِنْكَ خَيْرًا قَطُّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Suveyd b. Saîd anlattı; bize Hafs b. Meysere anlattı; bana Zeyd b. Eslem anlattı; Atâ b. Yesâr’dan; İbn Abbâs’tan; [şöyle demiştir]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında güneş tutuldu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve beraberindeki insanlar namaz kıldılar. Yaklaşık Bakara Suresi kadar uzun bir kıyam yaptı, sonra uzun bir rüku yaptı. Sonra başını kaldırdı ve birinci kıyamdan daha kısa olan uzun bir kıyam yaptı. Sonra birinci rükudan daha kısa olan uzun bir rüku yaptı. Sonra secde etti. Sonra ikinci rekata kalktı ve birinci kıyamdan daha kısa olan uzun bir kıyam yaptı. Sonra birinci rükudan daha kısa olan uzun bir rüku yaptı. Sonra başını kaldırdı ve birinci kıyamdan daha kısa olan uzun bir kıyam yaptı. Sonra birinci rükudan daha kısa olan uzun bir rüku yaptı. Sonra secde etti. Namazdan ayrıldığında güneş tamamen açılmıştı. Buyurdu ki: “Şüphesiz güneş ve ay Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Onlar hiç kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmazlar. Bunu gördüğünüzde Allah’ı zikredin.” Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Senin şu makamında bir şeye elini uzattığını gördük, sonra elini geri çektiğini gördük.” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben cenneti gördüm ve oradan bir üzüm salkımı almak için el uzattım. Eğer onu alsaydım, dünya durdukça ondan yerdiniz. Cehennemi de gördüm; bugünkü kadar dehşetli bir manzarayı asla görmemiştim. Oranın halkının çoğunun kadınlar olduğunu gördüm.” “Neden ey Allah’ın Resulü?” dediler. “Küfürleri sebebiyle” buyurdu. “Allah’ı mı inkar ediyorlar?” denildi. Buyurdu ki: “Kocalarına karşı nankörlük ederler ve yapılan iyiliği inkar ederler. Eğer onlardan birine ömür boyu iyilik etsen, sonra senden hoşuna gitmeyen bir şey görse: ‘Senden asla bir hayır görmedim’ der.”

907_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، - يَعْنِي ابْنَ عِيسَى - أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ثُمَّ رَأَيْنَاكَ تَكَعْكَعْتَ ‏.‏

Bize onu Muhammed b. Râfi' anlattı; bize İshâk -yani İbn Îsâ- anlattı; bize Mâlik haber verdi; Zeyd b. Eslem’den; bu isnad ile [önceki hadisin] benzerini [rivayet etti]. Şu kadar var ki o, “Sonra senin geri çekildiğini gördük” dedi.

908. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ كَسَفَتِ الشَّمْسُ ثَمَانَ رَكَعَاتٍ فِي أَرْبَعِ سَجَدَاتٍ ‏.‏ وَعَنْ عَلِيٍّ مِثْلُ ذَلِكَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize İsmail b. Uleyye anlattı; Sufyân’dan; Habîb’den; Tâvus’tan; İbn Abbâs’tan; [şöyle demiştir]: “Güneş tutulduğunda Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, sekiz rüku ve dört secde yaparak namaz kıldı. Ali’den de bunun benzeri rivayet edilmiştir.”

909. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ كِلاَهُمَا عَنْ يَحْيَى الْقَطَّانِ، - قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا يَحْيَى، - عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَبِيبٌ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ صَلَّى فِي كُسُوفٍ قَرَأَ ثُمَّ رَكَعَ ثُمَّ قَرَأَ ثُمَّ رَكَعَ ثُمَّ قَرَأَ ثُمَّ رَكَعَ ثُمَّ قَرَأَ ثُمَّ رَكَعَ ثُمَّ سَجَدَ ‏.‏ قَالَ وَالأُخْرَى مِثْلُهَا ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Musennâ ve Ebû Bekr b. Hallâd hep birlikte Yahyâ el-Kattân’dan anlattılar; -İbn el-Musennâ “bize Yahyâ anlattı” dedi;- Sufyân’dan; dedi ki: Bize Habîb anlattı; Tâvus’tan; İbn Abbâs’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [naklettiğine göre]: “Resulullah bir güneş tutulmasında namaz kıldırdı; Kur’an okudu, sonra rüku etti, sonra okudu, sonra rüku etti, sonra okudu, sonra rüku etti, sonra okudu, sonra rüku etti, sonra secde etti. İkinci rekat da bunun aynısıydı.”

910. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، - وَهُوَ شَيْبَانُ النَّحْوِيُّ - عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، ح . وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، بْنُ سَلاَّمٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ خَبَرِ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ أَنَّهُ قَالَ لَمَّا انْكَسَفَتِ الشَّمْسُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نُودِيَ بِـ ‏{‏ الصَّلاَةَ جَامِعَةً ‏}‏ فَرَكَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَكْعَتَيْنِ فِي سَجْدَةٍ ثُمَّ قَامَ فَرَكَعَ رَكْعَتَيْنِ فِي سَجْدَةٍ ثُمَّ جُلِّيَ عَنِ الشَّمْسِ فَقَالَتْ عَائِشَةُ مَا رَكَعْتُ رُكُوعًا قَطُّ وَلاَ سَجَدْتُ سُجُودًا قَطُّ كَانَ أَطْوَلَ مِنْهُ ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' anlattı; bize Ebû’n-Nadr anlattı; bize Ebû Muâviye -o, Şeybân en-Nahvî’dir- anlattı; Yahyâ’dan; Ebû Seleme’den; Abdullah b. Amr b. el-Âs’tan; (H) Bize Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî anlattı; bize Yahyâ b. Hassân haber verdi; bize Muâviye b. Sellâm anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr’den; dedi ki: Bana Ebû Seleme b. Abdurrahman, Abdullah b. Amr b. el-Âs’ın haberinden şunları anlattı: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında güneş tutulduğunda: “Es-Salâtü câmiatün” diye nida edildi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir rekatta iki rüku yaptı, sonra kalktı [ikinci rekatta da] iki rüku yaptı. Sonra güneş açıldı. Âişe dedi ki: “Ben bundan daha uzun bir rüku ve bundan daha uzun bir secde asla yapmadım.”

911_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ يُخَوِّفُ اللَّهُ بِهِمَا عِبَادَهُ وَإِنَّهُمَا لاَ يَنْكَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ مِنَ النَّاسِ فَإِذَا رَأَيْتُمْ مِنْهَا شَيْئًا فَصَلُّوا وَادْعُوا اللَّهَ حَتَّى يُكْشَفَ مَا بِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Huşeym haber verdi; İsmail’den; Kays b. Ebî Hâzim’den; Ebû Mes’ûd el-Ensârî’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz güneş ve ay Allah’ın ayetlerindendir; Allah onlarla kullarını korkutur. Onlar insanlardan hiçbirinin ölümü için tutulmazlar. Onlarda böyle bir şey gördüğünüzde, üzerinizdeki o hal gidinceye kadar namaz kılın ve Allah’a dua edin.”

911_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، وَيَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيْسَ يَنْكَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ مِنَ النَّاسِ وَلَكِنَّهُمَا آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ فَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَقُومُوا فَصَلُّوا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberî ve Yahyâ b. Habîb anlattılar; dediler ki: Bize Mu’temir anlattı; İsmail’den; Kays’tan; Ebû Mes’ûd’dan; [naklettiğine göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz güneş ve ay insanlardan hiçbirinin ölümü için tutulmazlar. Ancak onlar Allah’ın ayetlerindendir. Onları gördüğünüzde kalkın ve namaz kılın.”

911_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبُو أُسَامَةَ وَابْنُ نُمَيْرٍ ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، وَوَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، وَمَرْوَانُ، كُلُّهُمْ عَنْ إِسْمَاعِيلَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ سُفْيَانَ وَوَكِيعٍ انْكَسَفَتِ الشَّمْسُ يَوْمَ مَاتَ إِبْرَاهِيمُ فَقَالَ النَّاسُ انْكَسَفَتْ لِمَوْتِ إِبْرَاهِيمَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Vekî', Ebû Usâme ve İbn Numeyr anlattılar; (H) Bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Cerîr ve Vekî' haber verdiler; (H) Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Sufyân ve Mervân anlattılar; hepsi İsmail’den; bu isnad ile [rivayet ettiler]. Sufyân ve Vekî’in hadisinde: “İbrahim’in öldüğü gün güneş tutuldu. Bunun üzerine insanlar: ‘Güneş ancak İbrahim’in ölümü için tutuldu’ dediler” ifadesi yer almaktadır.

912. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الأَشْعَرِيُّ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَرَّادٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ خَسَفَتِ الشَّمْسُ فِي زَمَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ فَزِعًا يَخْشَى أَنْ تَكُونَ السَّاعَةُ حَتَّى أَتَى الْمَسْجِدَ فَقَامَ يُصَلِّي بِأَطْوَلِ قِيَامٍ وَرُكُوعٍ وَسُجُودٍ مَا رَأَيْتُهُ يَفْعَلُهُ فِي صَلاَةٍ قَطُّ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ هَذِهِ الآيَاتِ الَّتِي يُرْسِلُ اللَّهُ لاَ تَكُونُ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ وَلَكِنَّ اللَّهَ يُرْسِلُهَا يُخَوِّفُ بِهَا عِبَادَهُ فَإِذَا رَأَيْتُمْ مِنْهَا شَيْئًا فَافْزَعُوا إِلَى ذِكْرِهِ وَدُعَائِهِ وَاسْتِغْفَارِهِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ الْعَلاَءِ كَسَفَتِ الشَّمْسُ وَقَالَ ‏"‏ يُخَوِّفُ عِبَادَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Âmir el-Eş’arî Abdullah b. Berrâd ve Muhammed b. el-Alâ anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Usâme, Bureyd’den; Ebû Burde’den; Ebû Musa’dan [nakletti]; [şöyle demiştir]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında güneş tutuldu. [Nebi], kıyametin kopmasından korkarak telaşla ayağa kalktı; nihayet mescide geldi. Namaza durdu ve bir namazda yaptığını asla görmediğim en uzun kıyam, rüku ve secde ile namaz kıldırdı. Sonra şöyle buyurdu: ‘Allah’ın gönderdiği şu ayetler, hiç kimsenin ölümü veya hayatı için olmazlar. Ancak Allah onları, kullarını korkutmak için gönderir. Onlardan bir şey gördüğünüzde, hemen Allah’ı zikretmeye, O’na dua etmeye ve O’ndan bağışlanma dilemeye koşun.’” İbnü’l-Alâ’nın rivayetinde “güneş tutuldu” denilmiş ve “kullarını korkutur” ifadesi geçmiştir.

913_1. Hadis

وَحَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ أَبِي الْعَلاَءِ، حَيَّانَ بْنِ عُمَيْرٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ بَيْنَمَا أَنَا أَرْمِي، بِأَسْهُمِي فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذِ انْكَسَفَتِ الشَّمْسُ فَنَبَذْتُهُنَّ وَقُلْتُ لأَنْظُرَنَّ إِلَى مَا يَحْدُثُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي انْكِسَافِ الشَّمْسِ الْيَوْمَ فَانْتَهَيْتُ إِلَيْهِ وَهُوَ رَافِعٌ يَدَيْهِ يَدْعُو وَيُكَبِّرُ وَيَحْمَدُ وَيُهَلِّلُ حَتَّى جُلِّيَ عَنِ الشَّمْسِ فَقَرَأَ سُورَتَيْنِ وَرَكَعَ رَكْعَتَيْنِ ‏.‏

Bana Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî anlattı; bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; bize el-Cureyrî anlattı; Ebû’l-Alâ Hayyân b. Umeyr’den; Abdurrahman b. Semura’dan; [şöyle demiştir]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hayatta iken bir gün ok atıyordum; birden güneş tutuldu. Hemen okları bir kenara attım ve: ‘Güneş tutulması sebebiyle bugün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ne yapacağını mutlaka göreceğim’ dedim. Onun yanına vardığımda, ellerini kaldırmış bir halde; güneş açılıncaya kadar dua ediyor, tekbir getiriyor, hamd ediyor ve tehlil getiriyordu. Sonra iki sure okuyarak iki rekat namaz kıldırdı.”

913_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ حَيَّانَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، - وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ كُنْتُ أَرْتَمِي بِأَسْهُمٍ لِي بِالْمَدِينَةِ فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ كَسَفَتِ الشَّمْسُ فَنَبَذْتُهَا فَقُلْتُ وَاللَّهِ لأَنْظُرَنَّ إِلَى مَا حَدَثَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي كُسُوفِ الشَّمْسِ قَالَ فَأَتَيْتُهُ وَهُوَ قَائِمٌ فِي الصَّلاَةِ رَافِعٌ يَدَيْهِ فَجَعَلَ يُسَبِّحُ وَيَحْمَدُ وَيُهَلِّلُ وَيُكَبِّرُ وَيَدْعُو حَتَّى حُسِرَ عَنْهَا ‏.‏ قَالَ فَلَمَّا حُسِرَ عَنْهَا قَرَأَ سُورَتَيْنِ وَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdulalâ b. Abdilalâ anlattı; el-Cureyrî’den; Hayyân b. Umeyr’den; Abdurrahman b. Semura’dan -ki o, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabındandı-; [şöyle demiştir]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hayatta iken Medine’de oklarımla atış yapıyordum; birden güneş tutuldu. Onları hemen attım ve: ‘Vallahi, güneş tutulması sırasında Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ne yapacağını mutlaka göreceğim’ dedim. Onun yanına vardım; namazda ayakta durmuş ellerini kaldırmıştı. Güneş açılıncaya kadar tesbih ediyor, hamd ediyor, tehlil getiriyor, tekbir getiriyor ve dua ediyordu. Güneş açılınca iki sure okudu ve iki rekat namaz kıldırdı.”

913_3. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا سَالِمُ بْنُ نُوحٍ، أَخْبَرَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ حَيَّانَ بْنِ، عُمَيْرٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ بَيْنَمَا أَنَا أَتَرَمَّى، بِأَسْهُمٍ لِي عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ خَسَفَتِ الشَّمْسُ ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِهِمَا ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Musennâ anlattı; bize Sâlim b. Nuh anlattı; bize el-Cureyrî haber verdi; Hayyân b. Umeyr’den; Abdurrahman b. Semura’dan; [şöyle demiştir]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında oklarımla atış yapıyordum; birden güneş tutuldu.” Sonra [ravi] her ikisinin hadisi benzerini zikretti.

914. Hadis

وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْقَاسِمِ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، عَنْ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ عُمَرَ أَنَّهُ كَانَ يُخْبِرُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لاَ يَخْسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ وَلَكِنَّهُمَا آيَةٌ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ فَإِذَا رَأَيْتُمُوهُمَا فَصَلُّوا ‏"‏ ‏.‏

Bana Harun b. Saîd el-Eylî anlattı; bize İbn Vehb anlattı; bana Amr b. el-Hâris haber verdi; Abdurrahman b. el-Kâsım’ın ona anlattığına göre; babası el-Kâsım b. Muhammed b. Ebî Bekr es-Sıddîk’tan; Abdullah b. Ömer’den; [naklettiğine göre] o, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den şöyle haber verirdi: “Şüphesiz güneş ve ay hiç kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmazlar. Ancak onlar Allah’ın ayetlerinden birer ayettirler. Onları gördüğünüzde namaz kılın.”

915. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُصْعَبٌ، - وَهُوَ ابْنُ الْمِقْدَامِ - حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عِلاَقَةَ، - وَفِي رِوَايَةِ أَبِي بَكْرٍ قَالَ قَالَ زِيَادُ بْنُ عِلاَقَةَ - سَمِعْتُ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، يَقُولُ انْكَسَفَتِ الشَّمْسُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ مَاتَ إِبْرَاهِيمُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ لاَ يَنْكَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ فَإِذَا رَأَيْتُمُوهُمَا فَادْعُوا اللَّهَ وَصَلُّوا حَتَّى يَنْكَشِفَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattılar; dediler ki: Bize Mus’ab -o, İbnü’l-Mikdâm’dır- anlattı; bize Zâide anlattı; bize Ziyâd b. Alâka anlattı; -Ebû Bekr’in rivayetinde: Ziyâd b. Alâka şöyle dedi:- el-Muğîre b. Şu’be’yi şöyle derken işittim: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında, İbrahim’in öldüğü gün güneş tutuldu. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Şüphesiz güneş ve ay Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Onlar hiç kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmazlar. Onları gördüğünüzde, tutulma açılıncaya kadar Allah’a dua edin ve namaz kılın.’”