İki Bayram Namazı Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1556. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ لأَهْلِ الْجَاهِلِيَّةِ يَوْمَانِ فِي كُلِّ سَنَةٍ يَلْعَبُونَ فِيهِمَا فَلَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ قَالَ ‏ "‏ كَانَ لَكُمْ يَوْمَانِ تَلْعَبُونَ فِيهِمَا وَقَدْ أَبْدَلَكُمُ اللَّهُ بِهِمَا خَيْرًا مِنْهُمَا يَوْمَ الْفِطْرِ وَيَوْمَ الأَضْحَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize İsmâîl bildirdi. Dedi ki: Bize Humeyd anlattı. (O), Enes b. Mâlik'ten nakletti. Dedi ki: "Cahiliye ehlinin her sene oynayıp eğlendikleri iki günleri vardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'ye gelince şöyle buyurdu: 'Sizin oynayıp eğlendiğiniz iki gününüz vardı. Allah size o ikisini, onlardan daha hayırlı olanlarla değiştirdi: Fıtr (Ramazan Bayramı) günü ve Adhâ (Kurban Bayramı) günü.'"

1557. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، عَنْ أَبِي عُمَيْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عُمُومَةٍ، لَهُ أَنَّ قَوْمًا، رَأَوُا الْهِلاَلَ فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَهُمْ أَنْ يُفْطِرُوا بَعْدَ مَا ارْتَفَعَ النَّهَارُ وَأَنْ يَخْرُجُوا إِلَى الْعِيدِ مِنَ الْغَدِ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahyâ anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Bişr anlattı. (O), Ebû Umeyr b. Enes'ten, (o da), Ensar'dan olan amcalarından nakletti ki: "Bir topluluk hilali gördüklerine dair (şahitlik ederek) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldiler. (Ancak vakit geçmiş) gün yükselmişti. Bunun üzerine (Nebi) onlara oruçlarını açmalarını ve ertesi gün bayrama (namazına) çıkmalarını emretti."

1558. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ حَفْصَةَ، قَالَتْ كَانَتْ أُمُّ عَطِيَّةَ لاَ تَذْكُرُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ قَالَتْ بِأَبَا ‏.‏ فَقُلْتُ أَسَمِعْتِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَذْكُرُ كَذَا وَكَذَا فَقَالَتْ نَعَمْ بِأَبَا قَالَ ‏ "‏ لِيَخْرُجِ الْعَوَاتِقُ وَذَوَاتُ الْخُدُورِ وَالْحُيَّضُ وَيَشْهَدْنَ الْعِيدَ وَدَعْوَةَ الْمُسْلِمِينَ وَلْيَعْتَزِلِ الْحُيَّضُ الْمُصَلَّى ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Zürâre haber verdi. Dedi ki: Bize İsmâîl anlattı. (O), Eyyûb'dan, (o), Hafsa'dan nakletti. Dedi ki: Ümmü Atiyye, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i her andığında mutlaka "bi-ebâ" (Babam O'na feda olsun) derdi. Ben (Hafsa): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle şöyle zikrederken işittin mi?" diye sordum. O da: "Evet, babam O'na feda olsun," dedi (ve ekledi): "(Resûlullah) buyurdu ki: 'Genç kızlar, perde ehli kadınlar ve hayızlı kadınlar (evlerinden) çıksınlar; bayrama ve Müslümanların duasına şahit olsunlar (katılsınlar). Ancak hayızlı kadınlar namazgâhtan uzak dursunlar.'"

1559. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ لَقِيتُ أُمَّ عَطِيَّةَ فَقُلْتُ لَهَا هَلْ سَمِعْتِ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَكَانَتْ إِذَا ذَكَرَتْهُ قَالَتْ بِأَبَا قَالَ ‏ "‏ أَخْرِجُوا الْعَوَاتِقَ وَذَوَاتِ الْخُدُورِ فَيَشْهَدْنَ الْعِيدَ وَدَعْوَةَ الْمُسْلِمِينَ وَلْيَعْتَزِلِ الْحُيَّضُ مُصَلَّى النَّاسِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân anlattı. (O), Eyyûb'dan, (o), Muhammed'den nakletti. Dedi ki: Ümmü Atiyye ile karşılaştım ve ona: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (bir şey) işittin mi?" dedim. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i her andığında mutlaka "bi-ebâ" (Babam O'na feda olsun) derdi. Dedi ki: "(Resûlullah) buyurdu ki: 'Genç kızları ve perde ehli kadınları çıkarın; bayrama ve Müslümanların duasına şahit olsunlar. Hayızlı kadınlar insanların namazgâhından uzak dursunlar.'"

1560. Hadis

أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، وَعَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ وَجَدَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ - رضى الله تعالى عنه - حُلَّةً مِنْ إِسْتَبْرَقٍ بِالسُّوقِ فَأَخَذَهَا فَأَتَى بِهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْتَعْ هَذِهِ فَتَجَمَّلْ بِهَا لِلْعِيدِ وَالْوَفْدِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا هَذِهِ لِبَاسُ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ أَوْ إِنَّمَا يَلْبَسُ هَذِهِ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَلَبِثَ عُمَرُ مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِجُبَّةِ دِيبَاجٍ فَأَقْبَلَ بِهَا حَتَّى جَاءَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قُلْتَ ‏"‏ إِنَّمَا هَذِهِ لِبَاسُ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ أَرْسَلْتَ إِلَىَّ بِهَذِهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بِعْهَا وَتُصِبْ بِهَا حَاجَتَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süleyman b. Dâvûd haber verdi. (O), İbn Vehb'den nakletti. Dedi ki: Bana Yûnus b. Yezîd ve Amr b. el-Hâris haber verdi. (Onlar), İbn Şihâb'dan, (o), Sâlim'den, (o), babasından nakletti. Dedi ki: "Ömer b. el-Hattâb radıyallahu anh pazarda 'istebrak' (kalın ipek) bir takım elbise buldu ve onu aldı. Onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdi ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Bunu satın al da bayram(lar)da ve (sana gelen) heyetler(in karşısına çıktığında) giyinip süslen,' dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Bu ancak (ahiretten) nasibi olmayan kimsenin elbisesidir (veya: Bunu ancak nasibi olmayan kimse giyer),' buyurdu. Ömer, Allah'ın dilediği kadar (bir süre) bekledi. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona ipekli (dîbâc) bir cübbe gönderdi. (Ömer) cübbeyi alıp Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! (Daha önce) "Bu ancak nasibi olmayan kimsenin elbisesidir," buyurmuştun. Sonra bana bunu gönderdin,' dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Onu satasın ve ihtiyacını göresin (parasını kullanasın) diye (gönderdim),' buyurdu."

1561. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الأَشْعَثِ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ ثَعْلَبَةَ بْنِ زَهْدَمٍ، أَنَّ عَلِيًّا، اسْتَخْلَفَ أَبَا مَسْعُودٍ عَلَى النَّاسِ فَخَرَجَ يَوْمَ عِيدٍ فَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهُ لَيْسَ مِنَ السُّنَّةِ أَنْ يُصَلَّى قَبْلَ الإِمَامِ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman bildirdi. (O), Süfyân'dan, (o), el-Eş'as'tan, (o), el-Esved b. Hilâl'den, (o), Sa'lebe b. Zehdem'den nakletti ki: "Ali radıyallahu anh (bir iş için ayrıldığında yerine) Ebû Mes'ûd'u insanlar üzerine halife (vekil) bıraktı. (Ebû Mes'ûd) bir bayram günü (namazgâha) çıktı ve şöyle dedi: 'Ey insanlar! İmamdan önce namaz kılınması (nafile kılmak) sünnetten değildir.'"

1562. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي عِيدٍ قَبْلَ الْخُطْبَةِ بِغَيْرِ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı. (O), Abdulmelik b. Ebî Süleymân'dan, (o), Atâ'dan, (o), Câbir'den nakletti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir bayramda bize, hutbeden önce, ezansız ve kametsiz olarak namaz kıldırdı."

1563. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي زُبَيْدٌ، قَالَ سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، يَقُولُ حَدَّثَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ، عِنْدَ سَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ قَالَ خَطَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ أَوَّلَ مَا نَبْدَأُ بِهِ فِي يَوْمِنَا هَذَا أَنْ نُصَلِّيَ ثُمَّ نَذْبَحَ فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ أَصَابَ سُنَّتَنَا وَمَنْ ذَبَحَ قَبْلَ ذَلِكَ فَإِنَّمَا هُوَ لَحْمٌ يُقَدِّمُهُ لأَهْلِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَذَبَحَ أَبُو بُرْدَةَ بْنُ نِيَارٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عِنْدِي جَذَعَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّةٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْبَحْهَا وَلَنْ تُوفِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Osmân haber verdi. Dedi ki: Bize Behz anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Dedi ki: Bana Zübeyd bildirdi. Dedi ki: eş-Şa'bî'yi şöyle derken işittim: Bize Berâ b. Âzib, mescidin direklerinden birinin yanında anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban (Bayramı) günü hutbe verdi ve şöyle buyurdu: "Bu günümüzde yapacağımız ilk iş, namaz kılmak, sonra da (kurbanlarımızı) kesmektir. Kim böyle yaparsa sünnetimize isabet etmiş olur. Kim de ondan (namazdan) önce keserse, o ancak ailesine sunduğu bir ettir (kurban yerine geçmez)." Ebû Burde b. Niyâr (namazdan önce kesmişti). Dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Yanımda bir oğlak (cezaa) var ki, (yaşını doldurmuş) 'müsinne'den daha hayırlı (daha semiz)." (Resûlullah) buyurdu ki: "Onu kes; ancak senden sonra hiç kimse için (kurban olarak) geçerli (yeterli) olmayacaktır."

1564. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ - رضى الله عنهما - كَانُوا يُصَلُّونَ الْعِيدَيْنِ قَبْلَ الْخُطْبَةِ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi. Dedi ki: Bize Abde b. Süleymân bildirdi. Dedi ki: Bize Ubeydullah anlattı. (O), Nâfi'den, (o), İbn Ömer'den nakletti ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer radıyallahu anhumâ, iki bayram namazını hutbeden önce kılarlardı."

1565. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُخْرِجُ الْعَنَزَةَ يَوْمَ الْفِطْرِ وَيَوْمَ الأَضْحَى يُرْكِزُهَا فَيُصَلِّي إِلَيْهَا ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrazzâk bildirdi. Dedi ki: Bize Ma'mer bildirdi. (O), Eyyûb'dan, (o), Nâfi'den, (o), İbn Ömer'den nakletti ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Fıtr ve Adhâ (Ramazan ve Kurban bayramı) gününde 'aneze'yi (kısa mızrağı) çıkarır, onu (önüne) diker ve ona doğru namaz kılardı."

1566. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ زُبَيْدٍ الأَيَامِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، ذَكَرَهُ عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، - رضى الله عنه - قَالَ صَلاَةُ الأَضْحَى رَكْعَتَانِ وَصَلاَةُ الْفِطْرِ رَكْعَتَانِ وَصَلاَةُ الْمُسَافِرِ رَكْعَتَانِ وَصَلاَةُ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَانِ تَمَامٌ لَيْسَ بِقَصْرٍ عَلَى لِسَانِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize İmrân b. Mûsâ haber verdi. Dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey' anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân b. Saîd anlattı. (O), Zübeyd el-Eyâmî'den, (o), Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan, (o), Ömer b. el-Hattâb'dan radıyallahu anh zikrederek nakletti. Dedi ki: "Kurban bayramı namazı iki rekâttır. Fıtr (Ramazan) bayramı namazı iki rekâttır. Yolcu namazı iki rekâttır. Cuma namazı iki rekâttır. (Bunlar) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in lisanı üzere tamdır, kısaltılmış (kasr) değildir."

1567. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي ضَمْرَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ خَرَجَ عُمَرُ - رضى الله عنه - يَوْمَ عِيدٍ فَسَأَلَ أَبَا وَاقِدٍ اللَّيْثِيَّ بِأَىِّ شَىْءٍ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي هَذَا الْيَوْمِ فَقَالَ بِـ ‏{‏ ق ‏}‏ وَ{‏ اقْتَرَبَتْ ‏}‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân bildirdi. Dedi ki: Bana Damre b. Saîd anlattı. (O), Ubeydullah b. Abdullah'tan nakletti. Dedi ki: Ömer radıyallahu anh bir bayram günü (namazgâha) çıktı ve Ebû Vâkıd el-Leysî'ye: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bu günde ne okurdu?" diye sordu. O da: "'Kâf' ve 'İkterebet' (Kamer suresi) okurdu" dedi.

1568. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْتَشِرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي الْعِيدَيْنِ وَيَوْمِ الْجُمُعَةِ بِـ ‏{‏ سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى ‏}‏ وَ{‏ هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ ‏}‏ وَرُبَّمَا اجْتَمَعَا فِي يَوْمٍ وَاحِدٍ فَيَقْرَأُ بِهِمَا ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı. (O), İbrâhîm b. Muhammed b. el-Münteşir'den, (o), babasından, (o), Habîb b. Sâlim'den, (o), Nu'mân b. Beşîr'den nakletti ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki bayram namazında ve Cuma gününde 'Sebbihisme Rabbike'l-a'lâ' (A'lâ suresi) ve 'Hel etâke hadîsu'l-ğâşiye'yi (Ğâşiye suresi) okurdu. Bazen bu ikisi (Bayram ve Cuma) bir günde toplanırdı da yine bu ikisini okurdu."

1569. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ أَيُّوبَ، يُخْبِرُ عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ أَشْهَدُ أَنِّي شَهِدْتُ الْعِيدَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَدَأَ بِالصَّلاَةِ قَبْلَ الْخُطْبَةِ ثُمَّ خَطَبَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân anlattı. Dedi ki: Eyyûb'u işittim, Atâ'dan haber veriyordu. Dedi ki: İbn Abbâs'ı işittim, şöyle diyordu: "Şahitlik ederim ki, ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bayramda hazır bulundum. Hutbeden önce namazla başladı, sonra hutbe irad etti."

1570. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ بَعْدَ الصَّلاَةِ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas anlattı. (O), Mansûr'dan, (o), Şa'bî'den, (o), Berâ b. Âzib'den nakletti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban bayramı günü namazdan sonra bize hutbe irad etti."

1571. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّائِبِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الْعِيدَ قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَنْصَرِفَ فَلْيَنْصَرِفْ وَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يُقِيمَ لِلْخُطْبَةِ فَلْيُقِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ b. Eyyûb anlattı. Dedi ki: Bize el-Fadl b. Mûsâ anlattı. Dedi ki: Bize İbn Cüreyc anlattı. (O), Atâ'dan, (o), Abdullah b. es-Sâib'den nakletti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bayram namazını kıldırdı (ve) şöyle buyurdu: "Kim gitmek isterse gidebilir, kim hutbe için kalmak isterse kalabilir."

1572. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ إِيَادٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي رِمْثَةَ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ وَعَلَيْهِ بُرْدَانِ أَخْضَرَانِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı. Dedi ki: Bize Ubeydullah b. İyâd anlattı. (O), babasından, (o), Ebû Rimse'den nakletti. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i üzerinde iki yeşil bürde olduğu halde hutbe irad ederken gördüm."

1573. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ أَخِيهِ، عَنْ أَبِي كَاهِلٍ الأَحْمَسِيِّ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ عَلَى نَاقَةٍ وَحَبَشِيٌّ آخِذٌ بِخِطَامِ النَّاقَةِ ‏.‏

Bize Ya'kûb b. İbrâhîm haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Ebî Zâide anlattı. Dedi ki: Bana İsmâîl b. Ebî Hâlid haber verdi. (O), kardeşinden, (o), Ebû Kâhil el-Ahmesî'den nakletti. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i bir dişi deve üzerinde hutbe irad ederken gördüm. Bir Habeşli de devenin yularını tutuyordu."

1574. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكٍ، قَالَ سَأَلْتُ جَابِرًا أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ قَائِمًا قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ قَائِمًا ثُمَّ يَقْعُدُ قَعْدَةً ثُمَّ يَقُومُ ‏.‏

Bize İsmâîl b. Mes'ûd haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. (O), Simâk'ten nakletti. Dedi ki: Câbir'e, "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta mı hutbe verirdi?" diye sordum. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta hutbe verirdi, sonra bir miktar otururdu, sonra (tekrar) kalkardı."

1575. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ شَهِدْتُ الصَّلاَةَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي يَوْمِ عِيدٍ فَبَدَأَ بِالصَّلاَةِ قَبْلَ الْخُطْبَةِ بِغَيْرِ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ قَامَ مُتَوَكِّئًا عَلَى بِلاَلٍ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَوَعَظَ النَّاسَ وَذَكَّرَهُمْ وَحَثَّهُمْ عَلَى طَاعَتِهِ ثُمَّ مَالَ وَمَضَى إِلَى النِّسَاءِ وَمَعَهُ بِلاَلٌ فَأَمَرَهُنَّ بِتَقْوَى اللَّهِ وَوَعَظَهُنَّ وَذَكَّرَهُنَّ وَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ حَثَّهُنَّ عَلَى طَاعَتِهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ تَصَدَّقْنَ فَإِنَّ أَكْثَرَكُنَّ حَطَبُ جَهَنَّمَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتِ امْرَأَةٌ مِنْ سَفِلَةِ النِّسَاءِ سَفْعَاءُ الْخَدَّيْنِ بِمَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ تُكْثِرْنَ الشَّكَاةَ وَتَكْفُرْنَ الْعَشِيرَ ‏"‏ ‏.‏ فَجَعَلْنَ يَنْزِعْنَ قَلاَئِدَهُنَّ وَأَقْرُطَهُنَّ وَخَوَاتِيمَهُنَّ يَقْذِفْنَهُ فِي ثَوْبِ بِلاَلٍ يَتَصَدَّقْنَ بِهِ ‏.‏

Bize Amr b. Alî haber verdi. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. Dedi ki: Bize Abdulmelik b. Ebî Süleymân anlattı. Dedi ki: Bize Atâ anlattı. (O), Câbir'den nakletti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir bayram gününde namazda hazır bulundum. Hutbeden önce, ezansız ve kametsiz olarak namaza başladı. Namazı bitirince Bilâl'e dayanarak kalktı. Allah'a hamd etti, O'nu senâ etti. İnsanlara vaaz etti, onlara hatırlatmalarda bulundu ve onları itaate teşvik etti. Sonra (erkeklerin tarafından) ayrılıp kadınların yanına gitti, yanında Bilâl de vardı. Onlara Allah'tan sakınmayı emretti, onlara vaaz etti, hatırlatmalarda bulundu. Allah'a hamd edip O'nu senâ etti, sonra onları itaate teşvik etti. Sonra şöyle buyurdu: 'Sadaka verin! Çünkü sizin çoğunuz cehennem odunusunuz.' Kadınların ortasından yanakları esmer bir kadın: 'Niçin ey Allah'ın Resûlü?' dedi. O da: 'Çünkü siz halinizden çok şikayet ediyorsunuz ve kocalarınıza nankörlük ediyorsunuz' buyurdu." (Câbir devamla) dedi ki: "Bunun üzerine kadınlar gerdanlıklarını, küpelerini ve yüzüklerini çıkarmaya başladılar, onları sadaka olarak Bilâl'in elbisesine atıyorlardı."

1576. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ دَاوُدَ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَخْرُجُ يَوْمَ الْفِطْرِ وَيَوْمَ الأَضْحَى إِلَى الْمُصَلَّى فَيُصَلِّي بِالنَّاسِ فَإِذَا جَلَسَ فِي الثَّانِيَةِ وَسَلَّمَ قَامَ فَاسْتَقْبَلَ النَّاسَ بِوَجْهِهِ وَالنَّاسُ جُلُوسٌ فَإِنْ كَانَتْ لَهُ حَاجَةٌ يُرِيدُ أَنْ يَبْعَثَ بَعْثًا ذَكَرَهُ لِلنَّاسِ وَإِلاَّ أَمَرَ النَّاسَ بِالصَّدَقَةِ قَالَ ‏ "‏ تَصَدَّقُوا ‏"‏ ‏.‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَكَانَ مِنْ أَكْثَرِ مَنْ يَتَصَدَّقُ النِّسَاءُ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Abdulazîz anlattı. (O), Dâvûd'dan, (o), İyâz b. Abdullah'tan, (o), Ebû Saîd el-Hudrî'den nakletti ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan ve Kurban bayramı gününde namazgâha çıkardı. İnsanlara namazı kıldırırdı. İkinci (rekâtın sonunda) oturup selam verince kalkar, yüzünü insanlara dönerdi -insanlar (o sırada) oturuyorlardı-. Eğer bir ihtiyacı varsa, (mesela) bir askeri birlik göndermek istiyorsa bunu insanlara söyler, yoksa insanlara sadaka vermeyi emreder (ve): 'Sadaka verin!' buyururdu. (Bunu) üç defa (tekrarlardı). En çok sadaka verenler kadınlar olurdu."

1577. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا قُلْتَ لِصَاحِبِكَ أَنْصِتْ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ فَقَدْ لَغَوْتَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme ve el-Hâris b. Miskîn haber verdi -okuma Hâris'e ait ve ben dinliyordum, lafız Muhammed b. Seleme'nindir-. (O), İbn Kâsım'dan, (o), Mâlik'ten, (o), İbn Şihâb'dan, (o), İbnu'l-Müseyyeb'den, (o), Ebû Hureyre'den nakletti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İmam hutbe okurken arkadaşına 'Sus' dersen lağv yapmış (boş konuşmuş) olursun."

1578. Hadis

أَخْبَرَنَا عُتْبَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي خُطْبَتِهِ يَحْمَدُ اللَّهَ وَيُثْنِي عَلَيْهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ يَقُولُ ‏"‏ مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْهُ فَلاَ هَادِيَ لَهُ إِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللَّهِ وَأَحْسَنَ الْهَدْىِ هَدْىُ مُحَمَّدٍ وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ وَكُلَّ ضَلاَلَةٍ فِي النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ يَقُولُ ‏"‏ بُعِثْتُ أَنَا وَالسَّاعَةُ كَهَاتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ إِذَا ذَكَرَ السَّاعَةَ احْمَرَّتْ وَجْنَتَاهُ وَعَلاَ صَوْتُهُ وَاشْتَدَّ غَضَبُهُ كَأَنَّهُ نَذِيرُ جَيْشٍ يَقُولُ ‏"‏ صَبَّحَكُمْ مَسَّاكُمْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ مَنْ تَرَكَ مَالاً فَلأَهْلِهِ وَمَنْ تَرَكَ دَيْنًا أَوْ ضِيَاعًا فَإِلَىَّ أَوْ عَلَىَّ وَأَنَا أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Utbe b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize İbnu'l-Mübârek bildirdi. (O), Süfyân'dan, (o), Ca'fer b. Muhammed'den, (o), babasından, (o), Câbir b. Abdullah'tan nakletti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbesinde Allah'a hamd eder ve O'nu layık olduğu şekilde senâ ederdi, sonra şöyle buyururdu: "Allah kime hidayet verirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa ona hidayet verecek yoktur. Sözlerin en doğrusu Allah'ın Kitabı'dır. Yolların en güzeli Muhammed'in yoludur. İşlerin en şerlisi sonradan uydurulanlardır. Her sonradan uydurulan şey bid'attir. Her bid'at sapıklıktır. Her sapıklık ateştedir." Sonra şöyle buyururdu: "Ben ve kıyamet şu ikisi gibi gönderildik." Kıyameti zikrettiği zaman yanakları kızarır, sesi yükselir ve öfkesi şiddetlenirdi. Sanki bir orduyu uyaran ve "Sabah baskınına uğrayabilirsiniz, akşam baskınına uğrayabilirsiniz!" diyen (komutan) gibi olurdu. Sonra şöyle buyurdu: "Kim bir mal bırakırsa o ailesinindir. Kim bir borç veya (bakıma muhtaç) bir aile bırakırsa o(nun bakımı) banadır veya benim üzerimedir. Ben müminlere (kendi nefislerinden) daha evlayım."

1579. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عِيَاضٌ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَخْرُجُ يَوْمَ الْعِيدِ فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ يَخْطُبُ فَيَأْمُرُ بِالصَّدَقَةِ فَيَكُونُ أَكْثَرَ مَنْ يَتَصَدَّقُ النِّسَاءُ فَإِنْ كَانَتْ لَهُ حَاجَةٌ أَوْ أَرَادَ أَنْ يَبْعَثَ بَعْثًا تَكَلَّمَ وَإِلاَّ رَجَعَ ‏.‏

Bize Amr b. Alî haber verdi. Dedi ki: Bize Yahyâ anlattı. Dedi ki: Bize Dâvûd b. Kays anlattı. Dedi ki: Bana İyâz anlattı. (O), Ebû Saîd'den nakletti ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bayram günü (namazgâha) çıkar, iki rekât namaz kıldırır, sonra hutbe okurdu. (Hutbede) sadakayı emrederdi. En çok sadaka verenler kadınlar olurdu. Eğer bir ihtiyacı varsa veya bir askeri birlik göndermek isterse (bunu) konuşur, yoksa dönerdi."

1580. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ هَارُونَ - قَالَ أَنْبَأَنَا حُمَيْدٌ، عَنِ الْحَسَنِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، خَطَبَ بِالْبَصْرَةِ فَقَالَ أَدُّوا زَكَاةَ صَوْمِكُمْ فَجَعَلَ النَّاسُ يَنْظُرُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ فَقَالَ مَنْ هَا هُنَا مِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ قُومُوا إِلَى إِخْوَانِكُمْ فَعَلِّمُوهُمْ فَإِنَّهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَضَ صَدَقَةَ الْفِطْرِ عَلَى الصَّغِيرِ وَالْكَبِيرِ وَالْحُرِّ وَالْعَبْدِ وَالذَّكَرِ وَالأُنْثَى نِصْفَ صَاعٍ مِنْ بُرٍّ أَوْ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ أَوْ شَعِيرٍ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize Yezîd -ki o İbn Hârûn'dur- anlattı. Dedi ki: Bize Humeyd bildirdi. (O), el-Hasan'dan nakletti ki: İbn Abbâs Basra'da hutbe verdi ve şöyle dedi: "Orucunuzun zekâtını ödeyin." İnsanlar birbirlerine bakmaya başladılar. Bunun üzerine (İbn Abbâs): "Medine ehlinden kim varsa kalksın, kardeşlerine öğretsinler, çünkü onlar bilmiyorlar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını küçük-büyük, hür-köle, erkek-kadın üzerine buğdaydan yarım sâ' veya hurma ya da arpadan bir sâ' olarak farz kıldı" dedi.

1581. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ بَعْدَ الصَّلاَةِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ مَنْ صَلَّى صَلاَتَنَا وَنَسَكَ نُسُكَنَا فَقَدْ أَصَابَ النُّسُكَ وَمَنْ نَسَكَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَتِلْكَ شَاةُ لَحْمٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بُرْدَةَ بْنُ نِيَارٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ لَقَدْ نَسَكْتُ قَبْلَ أَنْ أَخْرُجَ إِلَى الصَّلاَةِ عَرَفْتُ أَنَّ الْيَوْمَ يَوْمُ أَكْلٍ وَشُرْبٍ فَتَعَجَّلْتُ فَأَكَلْتُ وَأَطْعَمْتُ أَهْلِي وَجِيرَانِي ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تِلْكَ شَاةُ لَحْمٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَإِنَّ عِنْدِي جَذَعَةً خَيْرٌ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ فَهَلْ تُجْزِي عَنِّي قَالَ ‏"‏ نَعَمْ وَلَنْ تُجْزِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas anlattı. (O), Mansûr'dan, (o), Şa'bî'den, (o), Berâ'dan nakletti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban bayramı günü namazdan sonra bize hutbe irad etti, sonra şöyle buyurdu: 'Kim bizim bu namazımızı kılar ve bizim kurbanımızı keserse (bu ibadeti) isabet ettirmiştir. Kim de namazdan önce kurbanını keserse o (sadece) etlik bir koyundur.' Ebû Burde b. Niyâr: 'Ey Allah'ın Resûlü! Vallahi ben namazdan çıkmadan önce kurbanımı kestim. Çünkü bugünün yeme ve içme günü olduğunu biliyordum. Acele ettim, hem yedim hem de aileme ve komşularıma yedirdim' dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'O etlik bir koyundur' buyurdu. (Ebû Burde) dedi ki: 'Benim yanımda bir oğlak (ceza'a) var ki, iki etlik koyundan daha hayırlıdır. Benim yerime geçer mi?' (Resûlullah): 'Evet, ama senden başka kimsenin yerine geçmez' buyurdu."

1582. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كُنْتُ أُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَكَانَتْ صَلاَتُهُ قَصْدًا وَخُطْبَتُهُ قَصْدًا ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas anlattı. (O), Simâk'ten, (o), Câbir b. Semure'den nakletti. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kılardım. O'nun namazı da orta yollu, hutbesi de orta yollu idi."

1583. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ قَائِمًا ثُمَّ يَقْعُدُ قَعْدَةً لاَ يَتَكَلَّمُ فِيهَا ثُمَّ قَامَ فَخَطَبَ خُطْبَةً أُخْرَى فَمَنْ خَبَّرَكَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ قَاعِدًا فَلاَ تُصَدِّقْهُ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı. (O), Simâk'ten, (o), Câbir b. Semure'den nakletti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i ayakta hutbe verirken gördüm. Sonra bir miktar otururdu, bu oturuşunda konuşmazdı. Sonra kalkar ve başka bir hutbe okurdu. Kim sana Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in oturarak hutbe verdiğini haber verirse onu doğrulama."

1584. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ قَائِمًا ثُمَّ يَجْلِسُ ثُمَّ يَقُومُ وَيَقْرَأُ آيَاتٍ وَيَذْكُرُ اللَّهَ وَكَانَتْ خُطْبَتُهُ قَصْدًا وَصَلاَتُهُ قَصْدًا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân anlattı. (O), Simâk'ten, (o), Câbir b. Semure'den nakletti. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta hutbe verirdi. Sonra oturur, sonra (tekrar) kalkardı. (Hutbede) ayetler okur ve Allah'ı zikrederdi. Hutbesi de orta yollu, namazı da orta yollu idi."

1585. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو تُمَيْلَةَ، عَنِ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ يَخْطُبُ إِذْ أَقْبَلَ الْحَسَنُ وَالْحُسَيْنُ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ عَلَيْهِمَا قَمِيصَانِ أَحْمَرَانِ يَمْشِيَانِ وَيَعْثُرَانِ فَنَزَلَ وَحَمَلَهُمَا فَقَالَ ‏"‏ صَدَقَ اللَّهُ ‏{‏ إِنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلاَدُكُمْ فِتْنَةٌ ‏}‏ رَأَيْتُ هَذَيْنِ يَمْشِيَانِ وَيَعْثُرَانِ فِي قَمِيصَيْهِمَا فَلَمْ أَصْبِرْ حَتَّى نَزَلْتُ فَحَمَلْتُهُمَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ya'kûb b. İbrâhîm haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Tümeyle anlattı. (O), el-Hüseyin b. Vâkıd'dan, (o), İbn Büreyde'den, (o), babasından nakletti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem minberde hutbe verirken el-Hasen ve el-Hüseyin aleyhimesselam geldiler. Üzerlerinde iki kırmızı gömlek vardı; yürüyor ve tökezliyorlardı. (Resûlullah) aşağı indi ve ikisini kucağına aldı. Sonra şöyle buyurdu: "Allah doğru söylemiştir: { Mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir } (Tegabün, 15). Şu ikisinin gömlekleri içinde yürüyüp tökezlediklerini gördüm, dayanamadım, indim ve onları kucağıma aldım."

1586. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَابِسٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، قَالَ لَهُ رَجُلٌ شَهِدْتَ الْخُرُوجَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ وَلَوْلاَ مَكَانِي مِنْهُ مَا شَهِدْتُهُ يَعْنِي مِنْ صِغَرِهِ أَتَى الْعَلَمَ الَّذِي عِنْدَ دَارِ كَثِيرِ بْنِ الصَّلْتِ فَصَلَّى ثُمَّ خَطَبَ ثُمَّ أَتَى النِّسَاءَ فَوَعَظَهُنَّ وَذَكَّرَهُنَّ وَأَمَرَهُنَّ أَنْ يَتَصَدَّقْنَ فَجَعَلَتِ الْمَرْأَةُ تُهْوِي بِيَدِهَا إِلَى حَلَقِهَا تُلْقِي فِي ثَوْبِ بِلاَلٍ ‏.‏

Bize Amr b. Alî haber verdi. Dedi ki: Bize Yahyâ anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân anlattı. Dedi ki: Bize Abdurrahman b. Âbis anlattı. Dedi ki: İbn Abbâs'ı işittim; bir adam ona: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte (bayram namazına) çıkışta hazır bulundun mu?" dedi. O da dedi ki: "Evet. Eğer O'na olan yakınlığım (küçüklüğüm) olmasaydı hazır bulunamazdım -yani yaşının küçüklüğünü kastediyor-. (Resûlullah) Kesîr b. es-Salt'ın evinin yanındaki alemin (işaretin) yanına geldi, namazı kıldı, sonra hutbe okudu. Sonra kadınların yanına geldi, onlara vaaz etti, hatırlatmalarda bulundu ve sadaka vermelerini emretti. Kadınlar ellerini halkalarına (küpelerine) götürüp Bilâl'in elbisesine atmaya başladılar."

1587. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ الأَشَجُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ يَوْمَ الْعِيدِ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ لَمْ يُصَلِّ قَبْلَهَا وَلاَ بَعْدَهَا ‏.‏

Bize Abdullah b. Saîd el-Eşecc haber verdi. Dedi ki: Bize İbn İdrîs anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be bildirdi. (O), Adiy'den, (o), Saîd b. Cübeyr'den, (o), İbn Abbâs'tan nakletti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bayram günü (namazgâha) çıktı ve iki rekât namaz kıldı. Ondan önce de sonra da namaz kılmadı.

1588. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ وَرْدَانَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أَضْحَى وَانْكَفَأَ إِلَى كَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ فَذَبَحَهُمَا ‏.‏

Bize İsmâîl b. Mes'ûd haber verdi. Dedi ki: Bize Hâtim b. Verdân anlattı. (O), Eyyûb'dan, (o), Muhammed b. Sîrîn'den, (o), Enes b. Mâlik'ten nakletti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban bayramı günü bize hutbe irad etti, sonra alaca renkli iki koça yöneldi ve onları kesti."

1589. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ اللَّيْثِ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ فَرْقَدٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَذْبَحُ أَوْ يَنْحَرُ بِالْمُصَلَّى ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdilhakem haber verdi. (O), Şuayb'dan, (o), Leys'ten, (o), Kesîr b. Farkad'dan, (o), Nâfi'den, (o), Abdullah b. Ömer'in kendisine haber verdiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (kurbanını) namazgâhta boğazlar (zebh) veya keserdi (nahr).

1590. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْتَشِرِ، قُلْتُ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ نَعَمْ عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْجُمُعَةِ وَالْعِيدِ بِـ ‏{‏ سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى ‏}‏ وَ ‏{‏ هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ ‏}‏ وَإِذَا اجْتَمَعَ الْجُمُعَةُ وَالْعِيدُ فِي يَوْمٍ قَرَأَ بِهِمَا ‏.‏

Bana Muhammed b. Kudâme haber verdi. (O), Cerîr'den, (o), İbrâhîm b. Muhammed b. el-Münteşir'den nakletti -ben (sordum): "Babasından mı?" Dedi ki: "Evet"-, (o), Habîb b. Sâlim'den, (o), Nu'mân b. Beşîr'den nakletti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma ve Bayram (namazında) 'Sebbihisme Rabbike'l-a'lâ' ve 'Hel etâke hadîsu'l-ğâşiye'yi okurdu. Cuma ve Bayram bir günde toplandığında (yine) bu ikisini okurdu."

1591. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ إِيَاسِ بْنِ أَبِي رَمْلَةَ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ، سَأَلَ زَيْدَ بْنَ أَرْقَمَ أَشَهِدْتَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِيدَيْنِ قَالَ نَعَمْ صَلَّى الْعِيدَ مِنْ أَوَّلِ النَّهَارِ ثُمَّ رَخَّصَ فِي الْجُمُعَةِ ‏.‏

Bize Amr b. Alî haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Dedi ki: Bize İsrâîl anlattı. (O), Osmân b. el-Muğîre'den, (o), İyâs b. Ebî Ramle'den nakletti. Dedi ki: Muâviye'nin Zeyd b. Erkam'a sorduğunu işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte (bir günde toplanan) iki bayrama şahit oldun mu?" (Zeyd) dedi ki: "Evet. Bayram namazını gündüzün evvelinde kıldı, sonra Cuma konusunda ruhsat verdi."

1592. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي وَهْبُ بْنُ كَيْسَانَ، قَالَ اجْتَمَعَ عِيدَانِ عَلَى عَهْدِ ابْنِ الزُّبَيْرِ فَأَخَّرَ الْخُرُوجَ حَتَّى تَعَالَى النَّهَارُ ثُمَّ خَرَجَ فَخَطَبَ فَأَطَالَ الْخُطْبَةَ ثُمَّ نَزَلَ فَصَلَّى وَلَمْ يُصَلِّ لِلنَّاسِ يَوْمَئِذٍ الْجُمُعَةَ ‏.‏ فَذُكِرَ ذَلِكَ لاِبْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ أَصَابَ السُّنَّةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Yahyâ anlattı. Dedi ki: Bize Abdulhamîd b. Ca'fer anlattı. Dedi ki: Bana Vehb b. Keysân anlattı. Dedi ki: İbnü'z-Zübeyr zamanında iki bayram bir araya geldi. (İbnü'z-Zübeyr) çıkmayı gündüz yükselene kadar geciktirdi. Sonra çıktı ve hutbe okudu, hutbeyi uzattı. Sonra indi ve namazı kıldırdı. O gün insanlara Cuma namazını kıldırmadı. Bu durum İbn Abbâs'a zikredildi. O da: "Sünnete isabet etmiş" dedi.

1593. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا وَعِنْدَهَا جَارِيَتَانِ تَضْرِبَانِ بِدُفَّيْنِ فَانْتَهَرَهُمَا أَبُو بَكْرٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ دَعْهُنَّ فَإِنَّ لِكُلِّ قَوْمٍ عِيدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. (O), Ma'mer'den, (o), ez-Zührî'den, (o), Urve'den, (o), Âişe'den nakletti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun yanına girdi. Yanında iki cariye def çalıyorlardı. Ebû Bekir onları azarladı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onları bırak! Çünkü her kavmin bir bayramı vardır" buyurdu.

1594. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ، عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَ السُّودَانُ يَلْعَبُونَ بَيْنَ يَدَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي يَوْمِ عِيدٍ فَدَعَانِي فَكُنْتُ أَطَّلِعُ إِلَيْهِمْ مِنْ فَوْقِ عَاتِقِهِ فَمَا زِلْتُ أَنْظُرُ إِلَيْهِمْ حَتَّى كُنْتُ أَنَا الَّتِي انْصَرَفْتُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Âdem haber verdi. (O), Abde'den, (o), Hişâm'dan, (o), babasından, (o), Âişe'den nakletti. Dedi ki: Sudanlılar bir bayram günü Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in önünde oyun oynuyorlardı. Beni çağırdı, omuzunun üzerinden onlara bakıyordum. Ben (bakmaktan vazgeçip) dönünceye kadar onlara bakmaya devam ettim.

1595. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْتُرُنِي بِرِدَائِهِ وَأَنَا أَنْظُرُ إِلَى الْحَبَشَةِ يَلْعَبُونَ فِي الْمَسْجِدِ حَتَّى أَكُونَ أَنَا أَسْأَمُ فَاقْدُرُوا قَدْرَ الْجَارِيَةِ الْحَدِيثَةِ السِّنِّ الْحَرِيصَةِ عَلَى اللَّهْوِ ‏.‏

Bize Alî b. Haşrem haber verdi. Dedi ki: Bize Velîd anlattı. Dedi ki: Bize Evzâî anlattı. (O), ez-Zührî'den, (o), Urve'den, (o), Âişe'den nakletti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i ridasıyla beni örterken gördüm. Ben de mescitte oyun oynayan Habeşlilere bakıyordum. Nihayet ben (bakmaktan) usandım. Artık oyuna düşkün genç bir kızın durumunu siz takdir edin.

1596. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ دَخَلَ عُمَرُ وَالْحَبَشَةُ يَلْعَبُونَ فِي الْمَسْجِدِ فَزَجَرَهُمْ عُمَرُ رضى الله عنه فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ دَعْهُمْ يَا عُمَرُ فَإِنَّمَا هُمْ بَنُو أَرْفِدَةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. Mûsâ haber verdi. Dedi ki: Bize Velîd b. Müslim anlattı. Dedi ki: Bize Evzâî anlattı. Dedi ki: Bana ez-Zührî anlattı. (O), Saîd b. el-Müseyyeb'den, (o), Ebû Hureyre'den nakletti. Dedi ki: Ömer (Mescid'e) girdi, Habeşliler mescitte oyun oynuyorlardı. Ömer radıyallahu anh onları azarladı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onları bırak ey Ömer! Çünkü onlar Erfede oğullarıdır" buyurdu.

1597. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَفْصِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّ عَائِشَةَ حَدَّثَتْهُ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ دَخَلَ عَلَيْهَا وَعِنْدَهَا جَارِيَتَانِ تَضْرِبَانِ بِالدُّفِّ وَتُغَنِّيَانِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُسَجًّى بِثَوْبِهِ - وَقَالَ مَرَّةً أُخْرَى مُتَسَجٍّ ثَوْبَهُ - فَكَشَفَ عَنْ وَجْهِهِ فَقَالَ ‏ "‏ دَعْهُمَا يَا أَبَا بَكْرٍ إِنَّهَا أَيَّامُ عِيدٍ ‏"‏ ‏.‏ وَهُنَّ أَيَّامُ مِنًى وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَئِذٍ بِالْمَدِينَةِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Hafs b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Babam bana anlattı. Dedi ki: Bana İbrâhîm b. Tahmân anlattı. (O), Mâlik b. Enes'ten, (o), ez-Zührî'den, (o), Urve'den nakletti ki: Kendisine Âişe anlatmış: Ebû Bekir es-Sıddîk onun yanına girdi. Yanında iki cariye def çalıyor ve şarkı söylüyorlardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem elbisesiyle bürünmüştü -bir keresinde de şöyle dedi: elbisesine bürünmüştü-. (Resûlullah) yüzünü açtı ve: "Onları bırak ey Ebû Bekir! Çünkü bu günler bayram günleridir" buyurdu. Bu günler Mina günleriydi ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o gün Medine'de idi.