Vasiyetler Kitabı

İbn Mace · Sünen-i İbn Mace (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2695. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَأَبُو مُعَاوِيَةَ ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، - قَالَ أَبُو بَكْرٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ - عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دِينَارًا وَلاَ دِرْهَمًا وَلاَ شَاةً وَلاَ بَعِيرًا وَلاَ أَوْصَى بِشَىْءٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr anlattı. Bize babam ve Ebû Muâviye anlattılar. (H) Ve bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar. Dediler ki: Bize Ebû Muâviye -Ebû Bekr ve Abdullâh b. Nümeyr dedi ki:- A'meş'ten, (o) Şakîk'ten, (o) Mesrûk'tan, (o da) Âişe'den anlattı. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (vefat ettiğinde) ne dinar, ne dirhem, ne koyun, ne de deve bıraktı. Hiçbir şeyi de vasiyet etmedi.

2696. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ، قَالَ قُلْتُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى أَوْصَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَىْءٍ قَالَ لاَ ‏.‏ قُلْتُ فَكَيْفَ أَمَرَ الْمُسْلِمِينَ بِالْوَصِيَّةِ قَالَ أَوْصَى بِكِتَابِ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ وَقَالَ طَلْحَةُ بْنُ مُصَرِّفٍ قَالَ الْهُزَيْلُ بْنُ شُرَحْبِيلَ أَبُو بَكْرٍ كَانَ يَتَأَمَّرُ عَلَى وَصِيِّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَدَّ أَبُو بَكْرٍ أَنَّهُ وَجَدَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَهْدًا فَخَزَمَ أَنْفَهُ بِخِزَامٍ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Vekî', Mâlik b. Miğvel'den, (o) Talha b. Musarrif'ten anlattı. (Talha) dedi ki: Abdullâh b. Ebî Evfâ'ya: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir şeyi vasiyet etti mi?" dedim. "Hayır" dedi. "O halde Müslümanlara vasiyeti nasıl emretti (veya Müslümanlara vasiyet nasıl farz kılındı)?" dedim. Dedi ki: "Allah'ın Kitabı'nı (ona uymayı) vasiyet etti." Mâlik dedi ki: Talha b. Musarrif dedi ki: Hüzeyl b. Şurahbîl şöyle dedi: Ebû Bekir, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in vasîsine emirlik ederdi. Ebû Bekir, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (kendisine) bir ahit bulunmasını, böylece burnuna halka geçirip (itaat ettirmeyi) çok isterdi.

2697. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْمِقْدَامِ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَتْ عَامَّةُ وَصِيَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ حَضَرَتْهُ الْوَفَاةُ وَهُوَ يُغَرْغِرُ بِنَفْسِهِ ‏ "‏ الصَّلاَةَ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. el-Mikdâm anlattı. Bize Mu'temir b. Süleymân anlattı. Babamın, Katâde'den, (onun da) Enes b. Mâlik'ten şöyle anlattığını işittim: (Enes) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ölüm geldiğinde ve son nefesini verirken (yaptığı) genel vasiyeti şu idi: "Namaza (dikkat edin) ve ellerinizin altında bulunanlara (köle ve cariyelere iyi davranın)."

2698. Hadis

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ أُمِّ مُوسَى، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ كَانَ آخِرُ كَلاَمِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الصَّلاَةَ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Sehl b. Ebî Sehl anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl, Mugîre'den, (o) Ümmü Mûsâ'dan, (o da) Ali b. Ebî Tâlib'den anlattı. (Ali) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in son sözü şu idi: "Namaz(a dikkat edin) ve ellerinizin altında bulunanlar(a iyi davranın)."

2699. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا حَقُّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ أَنْ يَبِيتَ لَيْلَتَيْنِ وَلَهُ شَىْءٌ يُوصِي فِيهِ إِلاَّ وَوَصِيَّتُهُ مَكْتُوبَةٌ عِنْدَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Abdullâh b. Nümeyr, Ubeydullâh b. Ömer'den, (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Vasiyet edecek bir şeyi bulunan Müslüman bir kimsenin, vasiyeti yanında yazılı bulunmaksızın iki gece geçirmesi (uyuması) doğru değildir."

2700. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا دُرُسْتُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ الرَّقَاشِيُّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمَحْرُومُ مَنْ حُرِمَ وَصِيَّتَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı. Bize Dürüst b. Ziyâd anlattı. Bize Yezîd er-Rakkâşî, Enes b. Mâlik'ten anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Gerçek) mahrum, vasiyetinden (vasiyet sevabından) mahrum bırakılan kimsedir."

2701. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ مَاتَ عَلَى وَصِيَّةٍ مَاتَ عَلَى سَبِيلٍ وَسُنَّةٍ وَمَاتَ عَلَى تُقًى وَشَهَادَةٍ وَمَاتَ مَغْفُورًا لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Musaffâ el-Hımsî anlattı. Bize Bakıyye b. el-Velîd, Yezîd b. Avf'tan, (o) Ebu'z-Zübeyr'den, (o da) Câbir b. Abdillâh'tan anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim vasiyet üzere (vasiyetini yapmış olarak) ölürse, (doğru) yol ve sünnet üzere ölmüş olur; takvâ ve şehadet üzere ölmüş olur ve bağışlanmış olarak ölür."

2702. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عَوْفٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا حَقُّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَبِيتُ لَيْلَتَيْنِ وَلَهُ شَىْءٌ يُوصِي بِهِ إِلاَّ وَوَصِيَّتُهُ مَكْتُوبَةٌ عِنْدَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ma'mer anlattı. Bize Ravh b. Avf, Nâfi'den, (o) İbn Ömer'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Vasiyet edecek bir şeyi olup da iki gece (uyuyup) geçiren Müslüman bir kimsenin, vasiyeti yanında yazılı bulunmadan (geçirmesi) doğru değildir."

2703. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ زَيْدٍ الْعَمِّيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ فَرَّ مِنْ مِيرَاثِ وَارِثِهِ قَطَعَ اللَّهُ مِيرَاثَهُ مِنَ الْجَنَّةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Abdurrahîm b. Zeyd el-Ammî, babasından, (o da) Enes b. Mâlik'ten anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim varisinin mirasından kaçarsa (onu mahrum bırakırsa), Allah da kıyamet günü onun cennetteki mirasını keser."

2704. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ بْنُ هَمَّامٍ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْخَيْرِ سَبْعِينَ سَنَةً فَإِذَا أَوْصَى حَافَ فِي وَصِيَّتِهِ فَيُخْتَمُ لَهُ بِشَرِّ عَمَلِهِ فَيَدْخُلُ النَّارَ وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الشَّرِّ سَبْعِينَ سَنَةً فَيَعْدِلُ فِي وَصِيَّتِهِ فَيُخْتَمُ لَهُ بِخَيْرِ عَمَلِهِ فَيَدْخُلُ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَاقْرَءُوا إِنْ شِئْتُمْ ‏{تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ}‏ إِلَى قَوْلِهِ {عَذَابٌ مُهِينٌ}‏

Bize Ahmed b. el-Ezher anlattı. Bize Abdürrezzâk b. Hammâm anlattı. Bize Ma'mer, Eş'as b. Abdillâh'tan, (o) Şehr b. Havşeb'den, (o da) Ebû Hureyre'den haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir adam yetmiş sene hayır ehlinin amelini işler; fakat vasiyet edeceği zaman vasiyetinde haksızlık (zulüm) yapar, böylece (ömrü) amelinin en şerlisi ile mühürlenir (son bulur) ve ateşe girer. Yine bir adam yetmiş sene şer ehlinin amelini işler; fakat vasiyetinde adaletli davranır, böylece (ömrü) amelinin en hayırlısı ile mühürlenir ve cennete girer." Ebû Hureyre dedi ki: "Dilerseniz {Bunlar Allah'ın sınırlarıdır...} ayetinden {alçaltıcı bir azap vardır} sözüne kadar okuyun."

2705. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ أَبِي حَلْبَسٍ، عَنْ خُلَيْدِ بْنِ أَبِي خُلَيْدٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ قُرَّةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ حَضَرَتْهُ الْوَفَاةُ فَأَوْصَى وَكَانَتْ وَصِيَّتُهُ عَلَى كِتَابِ اللَّهِ كَانَتْ كَفَّارَةً لِمَا تَرَكَ مِنْ زَكَاتِهِ فِي حَيَاتِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Osman b. Saîd b. Kesîr b. Dînâr el-Hımsî anlattı. Bize Bakıyye, Ebû Halbes'ten, (o) Huleyd b. Ebî Huleyd'den, (o) Muâviye b. Kurre'den, (o da) babasından anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kime ölüm gelip çatar da vasiyet ederse ve vasiyeti Allah'ın Kitabı'na uygun olursa, (bu vasiyet) hayatında (vermeyip) bıraktığı zekâtına kefaret olur."

2706. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، وَابْنِ، شُبْرُمَةَ عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ نَبِّئْنِي بِأَحَقِّ النَّاسِ مِنِّي بِحُسْنِ الصُّحْبَةِ فَقَالَ ‏"‏ نَعَمْ وَأَبِيكَ لَتُنَبَّأَنَّ أُمُّكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أُمُّكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أُمُّكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أَبُوكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَبِّئْنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ عَنْ مَالِي كَيْفَ أَتَصَدَّقُ فِيهِ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ وَاللَّهِ لَتُنَبَّأَنَّ أَنْ تَصَدَّقَ وَأَنْتَ صَحِيحٌ شَحِيحٌ تَأْمُلُ الْعَيْشَ وَتَخَافُ الْفَقْرَ وَلاَ تُمْهِلْ حَتَّى إِذَا بَلَغَتْ نَفْسُكَ هَاهُنَا قُلْتَ مَالِي لِفُلاَنٍ وَمَالِي لِفُلاَنٍ وَهُوَ لَهُمْ وَإِنْ كَرِهْتَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Şerîk, Umâre b. el-Ka'kâ' ve İbn Şübrüme'den, (onlar) Ebû Zür'a'dan, (o da) Ebû Hureyre'den anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! İnsanlar arasında benim iyi arkadaşlığıma (iyi davranmama) en çok hak sahibi olanı bana bildir" dedi. (Peygamber): "Evet, babana yemin olsun ki (sana) elbette bildirilecek: Annendir" buyurdu. (Adam): "Sonra kim?" dedi. "Sonra annendir" buyurdu. "Sonra kim?" dedi. "Sonra annendir" buyurdu. "Sonra kim?" dedi. "Sonra babandır" buyurdu. (Adam): "Ey Allah'ın Resûlü! Bana malımdan haber ver, ondan nasıl sadaka vereyim?" dedi. (Peygamber) şöyle buyurdu: "Evet, vallahi (sana) elbette bildirilecek: Sen sağlıklı ve (malına karşı) cimri olup, yaşamayı umarken ve fakirlikten korkarken sadaka vermendir. (Sadakayı) canın şuraya -boğazını göstererek- gelinceye kadar erteleme. (O an gelince): 'Malım falanındır, malım filanındır' dersin. Oysa o (mal artık mirasçıların olduğu için) onlarındır, sen istemesen de."

2707. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا حَرِيزُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَيْسَرَةَ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ جَحَّاشٍ الْقُرَشِيِّ، قَالَ بَزَقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي كَفِّهِ ثُمَّ وَضَعَ أَصْبُعَهُ السَّبَّابَةَ وَقَالَ ‏ "‏ يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَنَّى تُعْجِزُنِي ابْنَ آدَمَ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ مِثْلِ هَذِهِ فَإِذَا بَلَغَتْ نَفْسُكَ هَذِهِ - وَأَشَارَ إِلَى حَلْقِهِ - قُلْتَ أَتَصَدَّقُ وَأَنَّى أَوَانُ الصَّدَقَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Harîz b. Osman haber verdi. Bana Abdurrahman b. Meysere, Cübeyr b. Nüfeyr'den, (o da) Busr b. Cahhâş el-Kuraşî'den anlattı. (Busr) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem avucuna tükürdü, sonra işaret parmağını (tükürüğün üzerine) koydu ve şöyle buyurdu: "Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: 'Ey Ademoğlu! Seni şunun gibi bir şeyden yaratmışken beni nasıl aciz bırakabilirsin (elinden kaçabilirsin)? Nihayet canın şuraya -boğazını işaret etti- gelince: 'Sadaka veriyorum' dersin. Halbuki sadaka zamanı nerede (geçti artık)!"

2708. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَالْحُسَيْنُ بْنُ الْحَسَنِ الْمَرْوَزِيُّ، وَسَهْلٌ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ مَرِضْتُ عَامَ الْفَتْحِ حَتَّى أَشْفَيْتُ عَلَى الْمَوْتِ فَعَادَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ أَىْ رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي مَالاً كَثِيرًا وَلَيْسَ يَرِثُنِي إِلاَّ ابْنَتِي أَفَأَتَصَدَّقُ بِثُلُثَىْ مَالِي قَالَ ‏"‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَالشَّطْرُ قَالَ ‏"‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَالثُّلُثُ قَالَ ‏"‏ الثُّلُثُ وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ إِنَّكَ أَنْ تَتْرُكَ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَتْرُكَهُمْ عَالَةً يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr, Huseyn b. el-Hasan el-Mervezî ve Sehl anlattılar. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, (o) Âmir b. Sa'd'dan, (o da) babasından anlattı. (Sa'd b. Ebî Vakkâs) dedi ki: Fetih yılında, ölüm derecesine varacak kadar hastalandım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni ziyarete geldi. Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Benim çok malım var ve kızımdan başka mirasçım yok. Malımın üçte ikisini tasadduk edeyim mi?" "Hayır" buyurdu. "Yarısını?" dedim. "Hayır" buyurdu. "Üçte birini?" dedim. "Üçte bir (olur); üçte bir de çoktur. Senin, mirasçılarını zengin bırakman, onları insanlara el açan muhtaçlar olarak bırakmandan daha hayırlıdır" buyurdu.

2709. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ تَصَدَّقَ عَلَيْكُمْ عِنْدَ وَفَاتِكُمْ بِثُلُثِ أَمْوَالِكُمْ زِيَادَةً لَكُمْ فِي أَعْمَالِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Vekî', Talha b. Amr'dan, (o) Atâ'dan, (o da) Ebû Hureyre'den anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, vefatınız anında (geride bıraktığınız) mallarınızın üçte birini, amellerinizi artırmanız için size sadaka olarak vermiştir (vasiyet etmenize izin vermiştir)."

2710. Hadis

حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الْقَطَّانِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، أَنْبَأَنَا مُبَارَكُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا ابْنَ آدَمَ اثْنَتَانِ لَمْ تَكُنْ لَكَ وَاحِدَةٌ مِنْهُمَا جَعَلْتُ لَكَ نَصِيبًا مِنْ مَالِكَ حِينَ أَخَذْتُ بِكَظَمِكَ لأُطَهِّرَكَ بِهِ وَأُزَكِّيَكَ وَصَلاَةُ عِبَادِي عَلَيْكَ بَعْدَ انْقِضَاءِ أَجَلِكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Sâlih b. Muhammed b. Yahyâ b. Saîd el-Kattân anlattı. Bize Ubeydullâh b. Mûsâ anlattı. Bize Mübârek b. Hassân, Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ey Ademoğlu! İki şey vardır ki (aslında) senin değildi (fakat ben sana verdim). Bunlardan biri: Seni(n canını) aldığım sırada, seni onunla temizlemek ve arındırmak için malından sana bir pay ayırdım (vasiyet hakkı verdim). (Diğeri ise:) Ecelin bittikten sonra kullarımın senin üzerine kıldığı namazdır."

2711. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ وَدِدْتُ أَنَّ النَّاسَ، غَضُّوا مِنَ الثُّلُثِ إِلَى الرُّبُعِ لأَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الثُّلُثُ كَبِيرٌ - أَوْ كَثِيرٌ - ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Vekî', Hişâm b. Urve'den, (o) babasından, (o da) İbn Abbâs'tan anlattı. (İbn Abbâs) dedi ki: İnsanların, (vasiyeti) üçte birden dörtte bire indirmelerini arzu ederdim. Çünkü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Üçte bir büyüktür -veya çoktur-" buyurdu.

2712. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَنْمٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ خَارِجَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَطَبَهُمْ وَهُوَ عَلَى رَاحِلَتِهِ وَإِنَّ رَاحِلَتَهُ لَتَقْصَعُ بِجِرَّتِهَا وَإِنَّ لُغَامَهَا لَيَسِيلُ بَيْنَ كَتِفَىَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ قَسَمَ لِكُلِّ وَارِثٍ نَصِيبَهُ مِنَ الْمِيرَاثِ فَلاَ يَجُوزُ لِوَارِثٍ وَصِيَّةٌ الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ وَمَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ أَوْ تَوَلَّى غَيْرَ مَوَالِيهِ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لاَ يُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلاَ عَدْلٌ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ عَدْلٌ وَلاَ صَرْفٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Saîd b. Ebî Arûbe haber verdi. (O) Katâde'den, (o) Şehr b. Havşeb'den, (o) Abdurrahman b. Ganm'den, (o da) Amr b. Hârice'den anlattı. (Amr) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bineğinin üzerindeyken bize hutbe verdi. Bineği geviş getiriyor ve salyası omuzlarımın arasına akıyordu. Şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, her mirasçıya mirastan payını taksim etmiştir (vermiştir). Bu sebeple mirasçı için vasiyet yoktur (geçersizdir). Çocuk yatağa aittir (kimin nikahındaysa ona aittir), zina edene ise taş vardır (mahrumiyet). Kim babasından başkasına (soy) iddia ederse veya efendilerinden başkasını veli edinirse; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun! Ondan ne bir tövbe (sarf) ne de bir fidye (adl) kabul edilir." (Veya: "ne adl ne de sarf" buyurdu.)

2713. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا شُرَحْبِيلُ بْنُ مُسْلِمٍ الْخَوْلاَنِيُّ، سَمِعْتُ أَبَا أُمَامَةَ الْبَاهِلِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي خُطْبَتِهِ عَامَ حِجَّةِ الْوَدَاعِ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَعْطَى كُلَّ ذِي حَقٍّ حَقَّهُ فَلاَ وَصِيَّةَ لِوَارِثٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize İsmâil b. Ayyâş anlattı. Bize Şurahbîl b. Müslim el-Havlânî anlattı. Ebû Umâme el-Bâhilî'yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i Veda Haccı senesinde hutbesinde şöyle buyururken işittim: “Şüphesiz Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Bu sebeple vârise vasiyet yoktur.”

2714. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ شَابُورَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ إِنِّي لَتَحْتَ نَاقَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسِيلُ عَلَىَّ لُعَابُهَا فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَعْطَى كُلَّ ذِي حَقٍّ حَقَّهُ أَلاَ لاَ وَصِيَّةَ لِوَارِثٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Muhammed b. Şuayb b. Şâbûr anlattı. Bize Abdurrahman b. Yezîd b. Câbir anlattı. Saîd b. Ebî Saîd'den; o da Enes b. Mâlik'ten kendisine naklettiğine göre Enes şöyle dedi: (Veda haccında) ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in dişi devesinin altındaydım. Devenin salyası üzerime akıyordu. O'nu şöyle buyururken işittim: “Şüphesiz Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Dikkat edin! Vârise vasiyet yoktur.”

2715. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالدَّيْنِ قَبْلَ الْوَصِيَّةِ وَأَنْتُمْ تَقْرَءُونَهَا ‏{مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ }‏ وَإِنَّ أَعْيَانَ بَنِي الأُمِّ لَيَتَوَارَثُونَ دُونَ بَنِي الْعَلاَّتِ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Vekî' anlattı. Bize Süfyân anlattı. Ebû İshâk'tan; o da el-Hâris'ten; o da Alî'den naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem borcun vasiyetten önce (ödenmesine) hükmetti. Siz ise âyeti: {..yapacağı vasiyetten veya borçtan sonra..} diye okuyorsunuz. Şüphesiz öz (ana-baba bir) kardeşler, baba bir kardeşler varken (onlara takdim edilerek) mirasçı olurlar.

2716. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ إِنَّ أَبِي مَاتَ وَتَرَكَ مَالاً وَلَمْ يُوصِ فَهَلْ يُكَفِّرُ عَنْهُ أَنْ تَصَدَّقْتُ عَنْهُ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Mervân Muhammed b. Osmân el-Osmânî anlattı. Bize Abdülazîz b. Ebî Hâzim anlattı. Alâ b. Abdurrahman'dan; o da babasından; o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sorup şöyle dedi: Babam öldü, mal bıraktı fakat vasiyet etmedi. Onun adına sadaka versem (günahlarına) kefaret olur mu? (Efendimiz): “Evet,” buyurdu.

2717. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ أُمِّي افْتُلِتَتْ نَفْسُهَا وَلَمْ تُوصِ وَإِنِّي أَظُنُّهَا لَوْ تَكَلَّمَتْ لَتَصَدَّقَتْ فَلَهَا أَجْرٌ إِنْ تَصَدَّقْتُ عَنْهَا وَلِيَ أَجْرٌ فَقَالَ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı. Bize Ebû Üsâme anlattı. Hişâm b. Urve'den; o da babasından; o da Âişe'den naklettiğine göre bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelerek şöyle dedi: Annem ansızın öldü ve vasiyet etmedi. Eğer konuşabilseydi sadaka verirdi zannediyorum. Onun adına sadaka versem ona bir ecir var mı, bana da ecir var mı? (Efendimiz): “Evet,” buyurdu.

2718. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لاَ أَجِدُ شَيْئًا وَلَيْسَ لِي مَالٌ وَلِي يَتِيمٌ لَهُ مَالٌ قَالَ ‏"‏ كُلْ مِنْ مَالِ يَتِيمِكَ غَيْرَ مُسْرِفٍ وَلاَ مُتَأَثِّلٍ مَالاً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَأَحْسِبُهُ قَالَ ‏"‏ وَلاَ تَقِي مَالَكَ بِمَالِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. el-Ezher anlattı. Bize Ravh b. Ubâde anlattı. Bize Hüseyin el-Muallim anlattı. Amr b. Şuayb'dan; o da babasından; o da dedesinden naklettiğine göre şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir adam gelip: Ben hiçbir şey bulamıyorum, malım yok. Fakat yanımda (velisi olduğum) malı olan bir yetim var, dedi. (Efendimiz): “İsraf etmeden ve (kendi adına) mal biriktirmeden (kendine mal edinmeden) yetiminin malından ye!” buyurdu. (Ravi) dedi ki: Zannedersem şöyle de buyurdu: “Ve malını, onun malıyla koruma!”