3893. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الرُّؤْيَا الْحَسَنَةُ مِنَ الرَّجُلِ الصَّالِحِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
Hişâm b. Ammâr bize anlattı; Mâlik b. Enes bize anlattı; İshâk b. Abdillâh b. Ebî Talha bana anlattı; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Salih bir adamdan (gelen) güzel rüya, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür."
3894. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " رُؤْيَا الْمُؤْمِنِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe bize anlattı; Abdülalâ bize anlattı; Ma'mer'den; Zührî'den; Saîd'den; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; (şöyle) buyurdu: "Müminin rüyası, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür."
3895. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، أَنْبَأَنَا شَيْبَانُ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " رُؤْيَا الرَّجُلِ الْمُسْلِمِ الصَّالِحِ جُزْءٌ مِنْ سَبْعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb bize anlattılar; dediler ki: Ubeydullâh b. Mûsâ bize anlattı; Şeybân bize haber verdi; Firâs'tan; Atıyye'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; (şöyle) buyurdu: "Salih müslüman kişinin rüyası, peygamberliğin yetmiş cüzünden bir cüzdür."
3896. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَمَّالُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سِبَاعِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أُمِّ كُرْزٍ الْكَعْبِيَّةِ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " ذَهَبَتِ النُّبُوَّةُ وَبَقِيَتِ الْمُبَشِّرَاتُ " .
Hârûn b. Abdillâh el-Hammâl bize anlattı; Süfyân b. Uyeyne bize anlattı; Ubeydullâh b. Ebî Yezîd'den; babasından; Sibâ' b. Sâbit'ten; Ümmü Kürz el-Ka'biyye'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Peygamberlik gitti, geriye mübeşşirât (müjdeleyici rüyalar) kaldı."
3897. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ جُزْءٌ مِنْ سَبْعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
Ali b. Muhammed bize anlattı; Ebû Üsâme ve Abdullâh b. Nümeyr bize anlattılar; Ubeydullâh b. Ömer'den; Nâfi'den; İbn Ömer'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Salih rüya, peygamberliğin yetmiş cüzünden bir cüzdür."
3898. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ قَوْلِ اللَّهِ سُبْحَانَهُ {لَهُمُ الْبُشْرَى فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الآخِرَةِ} . قَالَ " هِيَ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ يَرَاهَا الْمُسْلِمُ أَوْ تُرَى لَهُ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. (Dedi ki): Bize Vekî' anlattı. (O da) Ali b. el-Mübarek'ten, (o) Yahya b. Ebî Kesîr'den, (o) Ebû Seleme'den, (o da) Ubâde b. es-Sâmit'ten (naklen) rivayet etti. (Ubâde) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Allah Subhânehu'nun: { لَهُمُ الْبُشْرَى فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الآخِرَةِ } "Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır" (Yunus, 64) sözünü sordum. Buyurdu ki: "O, Müslümanın gördüğü veya onun için görülen salih rüyadır."
3899. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ سُحَيْمٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَشَفَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ السِّتَارَةَ فِي مَرَضِهِ وَالنَّاسُ صُفُوفٌ خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ فَقَالَ " أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهُ لَمْ يَبْقَ مِنْ مُبَشِّرَاتِ النُّبُوَّةِ إِلاَّ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ يَرَاهَا الْمُسْلِمُ أَوْ تُرَى لَهُ " .
Bize İshak b. İsmail el-Eylî anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyan b. Uyeyne anlattı. (O) Süleyman b. Suhaym'den, (o) İbrahim b. Abdullah b. Ma'bed b. Abbas'tan, (o) babasından, (o da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hastalığı sırasında perdeyi açtı. İnsanlar Ebû Bekir'in arkasında saf tutmuşlardı. Şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Nübüvvetin mübeşşiratından (müjdecilerinden) geriye, Müslümanın gördüğü veya onun için görülen salih rüyadan başka bir şey kalmamıştır."
3900. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ رَآنِي فِي الْمَنَامِ فَقَدْ رَآنِي فِي الْيَقَظَةِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَتَمَثَّلُ عَلَى صُورَتِي " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. (Dedi ki): Bize Vekî' anlattı. (O) Süfyan'dan, (o) Ebû İshak'tan, (o) Ebû'l-Ahvas'tan, (o da) Abdullah'tan (naklen) rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (şöyle buyurduğu rivayet edildi): "Kim beni uykuda (rüyasında) görürse, beni uyanıkken görmüş gibidir. Çünkü şeytan benim suretime giremez."
3901. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ الْعُثْمَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ رَآنِي فِي الْمَنَامِ فَقَدْ رَآنِي فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَتَمَثَّلُ بِي " .
Bize Ebû Mervan el-Osmanî anlattı. Dedi ki: Bize Abdulaziz b. Ebî Hâzim anlattı. (O) el-Alâ b. Abdurrahman'dan, (o) babasından, (o da) Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim beni uykuda (rüyasında) görürse, muhakkak beni görmüştür. Çünkü şeytan benim kılığıma giremez."
3902. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ قَالَ " مَنْ رَآنِي فِي الْمَنَامِ فَقَدْ رَآنِي إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لِلشَّيْطَانِ أَنْ يَتَمَثَّلَ فِي صُورَتِي " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa'd haber verdi. (O) Ebû'z-Zübeyr'den, (o) Câbir'den, (o da) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) rivayet etti. Şöyle buyurdu: "Kim beni uykuda (rüyasında) görürse, muhakkak beni görmüştür. Şeytanın benim suretime girmesi mümkün değildir."
3903. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ الْمُخْتَارِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ رَآنِي فِي الْمَنَامِ فَقَدْ رَآنِي فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَتَمَثَّلُ بِي " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb anlattılar. Dediler ki: Bize Bekr b. Abdurrahman anlattı. (Dedi ki): Bize İsa b. el-Muhtar anlattı. (O) İbn Ebî Leyla'dan, (o) Atiyye'den, (o) Ebû Saîd'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) rivayet etti. Şöyle buyurdu: "Kim beni uykuda (rüyasında) görürse, muhakkak beni görmüştür. Çünkü şeytan benim kılığıma giremez."
3904. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا سَعْدَانُ بْنُ يَحْيَى بْنِ صَالِحٍ اللَّخْمِيُّ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ أَبِي عِمْرَانَ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ رَآنِي فِي الْمَنَامِ فَكَأَنَّمَا رَآنِي فِي الْيَقَظَةِ إِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَتَمَثَّلَ بِي " .
Bize Muhammed b. Yahya anlattı. (Dedi ki): Bize Süleyman b. Abdurrahman ed-Dımaşkî anlattı. (Dedi ki): Bize Sa'dan b. Yahya b. Salih el-Lahmî anlattı. (Dedi ki): Bize Sadaka b. Ebî İmran anlattı. (O) Avn b. Ebî Cuhayfe'den, (o) babasından, (o da) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) rivayet etti. Şöyle buyurdu: "Kim beni uykuda (rüyasında) görürse, sanki beni uyanıkken görmüş gibidir. Şeytan benim kılığıma girmeye güç yetiremez."
3905. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، قَالَ أَبُو عَوَانَةَ حَدَّثَنَا عَنْ جَابِرٍ، عَنْ عَمَّارٍ، - هُوَ الدُّهْنِيُّ - عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ رَآنِي فِي الْمَنَامِ فَقَدْ رَآنِي فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَتَمَثَّلُ بِي " .
Bize Muhammed b. Yahya anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû'l-Velid anlattı. Dedi ki: Ebû Avâne bize Câbir'den, (o) Ammar'dan -ki o ed-Duhnî'dir-, (o) Saîd b. Cübeyr'den, (o da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim beni uykuda (rüyasında) görürse, muhakkak beni görmüştür. Çünkü şeytan benim kılığıma giremez."
3906. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هَوْذَةُ بْنُ خَلِيفَةَ، حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الرُّؤْيَا ثَلاَثٌ فَبُشْرَى مِنَ اللَّهِ وَحَدِيثُ النَّفْسِ وَتَخْوِيفٌ مِنَ الشَّيْطَانِ فَإِذَا رَأَى أَحَدُكُمْ رُؤْيَا تُعْجِبُهُ فَلْيَقُصَّهَا إِنْ شَاءَ وَإِنْ رَأَى شَيْئًا يَكْرَهُهُ فَلاَ يَقُصَّهُ عَلَى أَحَدٍ وَلْيَقُمْ يُصَلِّي " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Havze b. Halîfe anlattı. (Dedi ki): Bize Avf anlattı. (O) Muhammed b. Sîrîn'den, (o) Ebû Hureyre'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) rivayet etti. Şöyle buyurdu: "Rüya üçtür: Allah'tan bir müjde, nefsin konuşması (bilinçaltı) ve şeytandan bir korkutmadır. Sizden biri hoşuna giden bir rüya görürse, dilerse onu anlatsın. Eğer hoşlanmadığı bir şey görürse, onu kimseye anlatmasın ve kalkıp namaz kılsın."
3907. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبِيدَةَ، حَدَّثَنِي أَبُو عُبَيْدِ اللَّهِ، مُسْلِمُ بْنُ مِشْكَمٍ عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ الرُّؤْيَا ثَلاَثٌ مِنْهَا أَهَاوِيلُ مِنَ الشَّيْطَانِ لِيَحْزُنَ بِهَا ابْنَ آدَمَ وَمِنْهَا مَا يَهُمُّ بِهِ الرَّجُلُ فِي يَقَظَتِهِ فَيَرَاهُ فِي مَنَامِهِ وَمِنْهَا جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " . قَالَ قُلْتُ لَهُ أَنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ نَعَمْ أَنَا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Hişam b. Ammar anlattı. (Dedi ki): Bize Yahya b. Hamza anlattı. (Dedi ki): Bize Yezid b. Ubeyde anlattı. Bana Ebû Ubeydullah Müslim b. Mişkem, Avf b. Malik'ten, (o da) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) anlattı. Şöyle buyurdu: "Rüya üçtür: Bir kısmı, insanoğlunu üzmek için şeytandan olan korkulardır. Bir kısmı, kişinin uyanıkken önem verdiği ve rüyasında gördüğü şeylerdir. Bir kısmı da nübüvvetin kırk altı parçasından bir parçadır." (Müslim b. Mişkem) dedi ki: Ona (Avf'a): "Bunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den sen mi işittin?" dedim. Dedi ki: "Evet, ben onu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittim; ben onu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittim."
3908. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ قَالَ " إِذَا رَأَى أَحَدُكُمُ الرُّؤْيَا يَكْرَهُهَا فَلْيَبْصُقْ عَنْ يَسَارِهِ ثَلاَثًا وَلْيَسْتَعِذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ ثَلاَثًا وَلْيَتَحَوَّلْ عَنْ جَنْبِهِ الَّذِي كَانَ عَلَيْهِ " .
Bize Muhammed b. Rumh el-Mısrî anlattı. Bize Leys b. Sa'd haber verdi. (O) Ebû'z-Zübeyr'den, (o) Câbir b. Abdullah'tan, (o da) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) rivayet etti. Şöyle buyurdu: "Sizden biri hoşlanmadığı bir rüya görürse, sol tarafına üç defa tükürsün (üfürsün), şeytandan Allah'a sığınsın ve üzerinde bulunduğu yanından (diğer yanına) dönsün."
3909. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الرُّؤْيَا مِنَ اللَّهِ وَالْحُلْمُ مِنَ الشَّيْطَانِ فَإِنْ رَأَى أَحَدُكُمْ شَيْئًا يَكْرَهُهُ فَلْيَبْصُقْ عَنْ يَسَارِهِ ثَلاَثًا وَلْيَسْتَعِذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ثَلاَثًا وَلْيَتَحَوَّلْ عَنْ جَنْبِهِ الَّذِي كَانَ عَلَيْهِ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. (Dedi ki): Bize Leys b. Sa'd anlattı. (O) Yahya b. Saîd'den, (o) Ebû Seleme b. Abdurrahman b. Avf'tan, (o) Ebû Katâde'den (naklen) rivayet etti ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Rüya Allah'tan, hülm (karışık düşler) ise şeytandandır. Sizden biri hoşlanmadığı bir şey görürse, sol tarafına üç defa tükürsün (üfürsün), kovulmuş şeytandan Allah'a sığınsın ve üzerinde bulunduğu yanından (diğer yanına) dönsün."
3910. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الْعُمَرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا رَأَى أَحَدُكُمْ رُؤْيَا يَكْرَهُهَا فَلْيَتَحَوَّلْ وَلْيَتْفِلْ عَنْ يَسَارِهِ ثَلاَثًا وَلْيَسْأَلِ اللَّهَ مِنْ خَيْرِهَا وَلْيَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنْ شَرِّهَا " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. (Dedi ki): Bize Vekî' anlattı. (O) el-Umerî'den, (o) Saîd el-Makburî'den, (o da) Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri hoşlanmadığı bir rüya görürse, (yanını) değiştirsin, sol tarafına üç defa tükürsün (üfürsün), Allah'tan onun hayrını istesin ve şerrinden Allah'a sığınsın."
3911. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، حَدَّثَنِي عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُ رَأْسِي ضُرِبَ فَرَأَيْتُهُ يَتَدَهْدَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " يَعْمِدُ الشَّيْطَانُ إِلَى أَحَدِكُمْ فَيَتَهَوَّلُ لَهُ ثُمَّ يَغْدُو يُخْبِرُ النَّاسَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Abdullah b. ez-Zübeyr anlattı. (O) Ömer b. Saîd b. Ebî Hüseyin'den (naklen rivayet etti. Ömer dedi ki): Bana Atâ b. Ebî Rabah, Ebû Hureyre'den anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir adam geldi ve: "Ben (rüyamda) başımın vurulduğunu ve yuvarlandığını gördüm" dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şeytan sizden birine musallat olup onu korkutur/oynar, sonra o (kalkıp) insanlara haber verir."
3912. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلٌ وَهْوَ يَخْطُبُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَأَيْتُ الْبَارِحَةَ فِيمَا يَرَى النَّائِمُ كَأَنَّ عُنُقِي ضُرِبَتْ وَسَقَطَ رَأْسِي فَاتَّبَعْتُهُ فَأَخَذْتُهُ فَأَعَدْتُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا لَعِبَ الشَّيْطَانُ بِأَحَدِكُمْ فِي مَنَامِهِ فَلاَ يُحَدِّثَنَّ بِهِ النَّاسَ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Muâviye anlattı. (O) el-A'meş'ten, (o) Ebû Süfyan'dan, (o da) Câbir'den (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verirken bir adam geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! Dün gece uyuyan kimsenin gördüğü rüyalar gibi; sanki boynum vurulmuş ve başım düşmüş, ben de onu takip edip almışım ve yerine koymuşum gibi gördüm" dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şeytan uykusunda sizden biriyle oynadığı zaman, sakın onu insanlara anlatmasın."
3913. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا حَلَمَ أَحَدُكُمْ فَلاَ يُخْبِرِ النَّاسَ بِتَلَعُّبِ الشَّيْطَانِ بِهِ فِي الْمَنَامِ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa'd haber verdi. (O) Ebû'z-Zübeyr'den, (o) Câbir'den, (o da) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) rivayet etti. Şöyle buyurdu: "Sizden biri (kötü) bir rüya (hülm) gördüğü zaman, şeytanın uykuda kendisiyle oynamasını insanlara haber vermesin."
3914. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ وَكِيعِ بْنِ عُدُسٍ الْعُقَيْلِيِّ، عَنْ عَمِّهِ أَبِي رَزِينٍ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " الرُّؤْيَا عَلَى رِجْلِ طَائِرٍ مَا لَمْ تُعْبَرْ فَإِذَا عُبِرَتْ وَقَعَتْ " . قَالَ " وَالرُّؤْيَا جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " . قَالَ وَأَحْسِبُهُ قَالَ " لاَ يَقُصُّهَا إِلاَّ عَلَى وَادٍّ أَوْ ذِي رَأْىٍ " .
Bize Ebû Bekr anlattı. (Dedi ki): Bize Hüseyim anlattı. (O) Ya'lâ b. Atâ'dan, (o) Vekî' b. Udus el-Ukaylî'den, (o da) amcası Ebû Razin'den (naklen) rivayet etti. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiş: "Rüya, tabir edilmediği sürece bir kuşun ayağı üzerindedir. Tabir edildiği zaman düşer (gerçekleşir)." Buyurdu ki: "Rüya nübüvvetin kırk altı parçasından bir parçadır." (Ravi) dedi ki: Sanırım şöyle buyurdu: "Onu seven birinden veya görüş sahibi birinden başkasına anlatmasın."
3915. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ يَزِيدَ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اعْتَبِرُوهَا بِأَسْمَائِهَا وَكَنُّوهَا بِكُنَاهَا وَالرُّؤْيَا لأَوَّلِ عَابِرٍ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı. (Dedi ki): Bize babam anlattı. (Dedi ki): Bize el-A'meş anlattı. (O) Yezid er-Rakkâşî'den, (o da) Enes b. Mâlik'ten (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Rüyaları isimlerine göre tabir edin ve künyeleriyle yorumlayın (kinaye yapın). Rüya, ilk tabir edene aittir."
3916. Hadis
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ تَحَلَّمَ حُلُمًا كَاذِبًا كُلِّفَ أَنْ يَعْقِدَ بَيْنَ شَعِيرَتَيْنِ وَيُعَذَّبُ عَلَى ذَلِكَ " .
Bize Bişr b. Hilâl es-Savvâf anlattı. (Dedi ki): Bize Abdulvâris b. Saîd anlattı. (O) Eyyûb'dan, (o) İkrime'den, (o da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yalan bir rüya anlatırsa (görmediği halde gördüğünü iddia ederse), (kıyamet günü) iki arpa tanesini birbirine düğümlemekle mükellef tutulur ve bundan dolayı azap edilir."
3917. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ بَكْرٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا قَرُبَ الزَّمَانُ لَمْ تَكَدْ رُؤْيَا الْمُؤْمِنِ تَكْذِبُ وَأَصْدَقُهُمْ رُؤْيَا أَصْدَقُهُمْ حَدِيثًا وَرُؤْيَا الْمُسْلِمِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh el-Mısrî anlattı. (Dedi ki): Bize Bişr b. Bekr anlattı. (Dedi ki): Bize el-Evzâî anlattı. (O) İbn Sîrîn'den, (o da) Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Zaman yaklaşınca (kıyamet yaklaşınca), müminin rüyası neredeyse yalan çıkmaz. Rüyası en doğru olanınız, sözü en doğru olanınızdır. Müslümanın rüyası, nübüvvetin kırk altı parçasından bir parçadır."
3918. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ الْمَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلٌ مُنْصَرَفَهُ مِنْ أُحُدٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ ظُلَّةً تَنْطِفُ سَمْنًا وَعَسَلاً وَرَأَيْتُ النَّاسَ يَتَكَفَّفُونَ مِنْهَا فَالْمُسْتَكْثِرُ وَالْمُسْتَقِلُّ وَرَأَيْتُ سَبَبًا وَاصِلاً إِلَى السَّمَاءِ رَأَيْتُكَ أَخَذْتَ بِهِ فَعَلَوْتَ بِهِ ثُمَّ أَخَذَ بِهِ رَجُلٌ بَعْدَكَ فَعَلاَ بِهِ ثُمَّ أَخَذَ بِهِ رَجُلٌ بَعْدَهُ فَعَلاَ بِهِ ثُمَّ أَخَذَ بِهِ رَجُلٌ بَعْدَهُ فَانْقَطَعَ بِهِ ثُمَّ وُصِلَ لَهُ فَعَلاَ بِهِ . فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ دَعْنِي أَعْبُرْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " اعْبُرْهَا " . قَالَ أَمَّا الظُّلَّةُ فَالإِسْلاَمُ وَأَمَّا مَا يَنْطِفُ مِنْهَا مِنَ الْعَسَلِ وَالسَّمْنِ فَهُوَ الْقُرْآنُ حَلاَوَتُهُ وَلِينُهُ وَأَمَّا مَا يَتَكَفَّفُ مِنْهُ النَّاسُ فَالآخِذُ مِنَ الْقُرْآنِ كَثِيرًا وَقَلِيلاً وَأَمَّا السَّبَبُ الْوَاصِلُ إِلَى السَّمَاءِ فَمَا أَنْتَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَقِّ أَخَذْتَ بِهِ فَعَلاَ بِكَ ثُمَّ يَأْخُذُهُ رَجُلٌ مِنْ بَعْدِكَ فَيَعْلُو بِهِ ثُمَّ آخَرُ فَيَعْلُو بِهِ ثُمَّ آخَرُ فَيَنْقَطِعُ بِهِ ثُمَّ يُوَصَّلُ لَهُ فَيَعْلُو بِهِ . قَالَ " أَصَبْتَ بَعْضًا وَأَخْطَأْتَ بَعْضًا " . قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَقْسَمْتُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَتُخْبِرَنِّي بِالَّذِي أَصَبْتُ مِنَ الَّذِي أَخْطَأْتُ . فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تُقْسِمْ يَا أَبَا بَكْرٍ " . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ أَبُو هُرَيْرَةَ يُحَدِّثُ أَنَّ رَجُلاً، أَتَى رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَأَيْتُ ظُلَّةً بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ تَنْطِفُ سَمْنًا وَعَسَلاً فَذَكَرَ الْحَدِيثَ نَحْوَهُ .
Bize Yakub b. Humeyd b. Kâsib el-Medenî anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyan b. Uyeyne anlattı. (O) ez-Zührî'den, (o) Ubeydullah b. Abdullah'tan, (o da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Uhud dönüşünde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir adam geldi ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Ben rüyamda yağ ve bal damlatan bir bulut gördüm. İnsanların ellerini açıp ondan aldıklarını, kiminin çok kiminin az aldığını gördüm. Bir de göğe ulaşan bir ip gördüm. Senin onu tutup yükseldiğini gördüm. Sonra senden sonra bir adam onu tuttu ve yükseldi. Sonra ondan sonra bir adam daha tuttu ve yükseldi. Sonra ondan sonra bir adam daha tuttu fakat ip koptu. Sonra onun için eklendi ve o da yükseldi." Ebû Bekr dedi ki: "Bırak da onu ben tabir edeyim ey Allah'ın Resulü!" (Resulullah): "Tabir et" buyurdu. (Ebû Bekr) dedi ki: "Bulut İslam'dır. Ondan damlayan bal ve yağ ise Kur'an'dır; onun tatlılığı ve yumuşaklığıdır. İnsanların ondan avuçlaması ise Kur'an'dan çok veya az alanlardır. Göğe ulaşan ip ise senin üzerinde bulunduğun haktır; sen onu tuttun ve seni (yücelere) çıkardı. Sonra senden sonra bir adam onu alacak ve o ip onu yükseltecek. Sonra bir başkası daha (alacak) ve (ip) onu da yükseltecek. Sonra bir başkası alacak fakat ip kopacak, sonra onun için ulanacak ve (ip) onu da yükseltecek." Sonra: "(Tabirimde) isabet ettim mi, hata mı ettim?" dedi. (Resulullah): "Bazısında isabet ettin, bazısında hata ettin" buyurdu. Ebû Bekr: "Allah aşkına ey Allah'ın Resulü! İsabet ettiğim ve hata ettiğim yerleri bana haber ver" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Yemin etme ey Ebû Bekr" buyurdu. ... (Diğer isnad): İbn Abbas dedi ki: Ebû Hureyre bir adamın Resulullah'a gelip... (benzerini) anlattığını rivayet ederdi.
3919. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الصَّنْعَانِيُّ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنْتُ غُلاَمًا شَابًّا عَزَبًا فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَكُنْتُ أَبِيتُ فِي الْمَسْجِدِ فَكَانَ مَنْ رَأَى مِنَّا رُؤْيَا يَقُصُّهَا عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ اللَّهُمَّ إِنْ كَانَ لِي عِنْدَكَ خَيْرٌ فَأَرِنِي رُؤْيَا يُعَبِّرُهَا لِي النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . فَنِمْتُ فَرَأَيْتُ مَلَكَيْنِ أَتَيَانِي فَانْطَلَقَا بِي فَلَقِيَهُمَا مَلَكٌ آخَرُ فَقَالَ لَمْ تُرَعْ . فَانْطَلَقَا بِي إِلَى النَّارِ فَإِذَا هِيَ مَطْوِيَّةٌ كَطَىِّ الْبِئْرِ وَإِذَا فِيهَا نَاسٌ قَدْ عَرَفْتُ بَعْضَهُمْ فَأَخَذُوا بِي ذَاتَ الْيَمِينِ فَلَمَّا أَصْبَحْتُ ذَكَرْتُ ذَلِكَ لِحَفْصَةَ فَزَعَمَتْ حَفْصَةُ أَنَّهَا قَصَّتْهَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ رَجُلٌ صَالِحٌ لَوْ كَانَ يُكْثِرُ الصَّلاَةَ مِنَ اللَّيْلِ " . قَالَ فَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ يُكْثِرُ الصَّلاَةَ مِنَ اللَّيْلِ .
Bize İbrahim b. el-Münzir el-Hizâmî anlattı. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Muâz es-San'ânî anlattı. (O) Ma'mer'den, (o) ez-Zührî'den, (o) Sâlim'den, (o da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında ben genç, bekar bir delikanlıydım ve mescitte uyurdum. Bizden kim bir rüya görürse onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e anlatırdı. Ben: "Allah'ım! Eğer senin katında benim için bir hayır varsa, bana bir rüya göster de onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem benim için tabir etsin" dedim. Uyudum ve bana iki melek geldiğini gördüm. Beni alıp götürdüler. Onları başka bir melek karşıladı ve (bana): "Korkma" dedi. Beni ateşe (cehenneme) götürdüler. Bir de baktım ki o, kuyu duvarı gibi örülmüştü. İçinde tanıdığım bazı insanlar vardı. (Melekler) beni sağ tarafa götürdüler. Sabah olunca bunu (kız kardeşim) Hafsa'ya anlattım. Hafsa bunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e anlattığını ve (Efendimizin): "Abdullah ne iyi adamdır, keşke geceleyin namazı çok kılsaydı" buyurduğunu söyledi. (Ravi) dedi ki: Abdullah bundan sonra gece namazını çok kılardı.
3920. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى الأَشْيَبُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ، عَنِ الْمُسَيَّبِ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ خَرَشَةَ بْنِ الْحُرِّ، قَالَ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فَجَلَسْتُ إِلَى أَشْيِخَةٍ فِي مَسْجِدِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَجَاءَ شَيْخٌ يَتَوَكَّأُ عَلَى عَصًا لَهُ فَقَالَ الْقَوْمُ مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَنْظُرَ إِلَى رَجُلٍ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ فَلْيَنْظُرْ إِلَى هَذَا . فَقَامَ خَلْفَ سَارِيَةٍ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ فَقُمْتُ إِلَيْهِ فَقُلْتُ لَهُ قَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ كَذَا وَكَذَا . قَالَ الْحَمْدُ لِلَّهِ الْجَنَّةُ لِلَّهِ يُدْخِلُهَا مَنْ يَشَاءُ وَإِنِّي رَأَيْتُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رُؤْيَا رَأَيْتُ كَأَنَّ رَجُلاً أَتَانِي فَقَالَ لِيَ انْطَلِقْ . فَذَهَبْتُ مَعَهُ فَسَلَكَ بِي فِي مَنْهَجٍ عَظِيمٍ فَعُرِضَتْ عَلَىَّ طَرِيقٌ عَلَى يَسَارِي فَأَرَدْتُ أَنْ أَسْلُكَهَا فَقَالَ إِنَّكَ لَسْتَ مِنْ أَهْلِهَا . ثُمَّ عُرِضَتْ عَلَىَّ طَرِيقٌ عَنْ يَمِينِي فَسَلَكْتُهَا حَتَّى إِذَا انْتَهَيْتُ إِلَى جَبَلٍ زَلَقٍ فَأَخَذَ بِيَدِي فَزَجَلَ بِي فَإِذَا أَنَا عَلَى ذُرْوَتِهِ فَلَمْ أَتَقَارَّ وَلَمْ أَتَمَاسَكْ وَإِذَا عَمُودٌ مِنْ حَدِيدٍ فِي ذُرْوَتِهِ حَلْقَةٌ مِنْ ذَهَبٍ فَأَخَذَ بِيَدِي فَزَجَّلَ بِي حَتَّى أَخَذْتُ بِالْعُرْوَةِ فَقَالَ اسْتَمْسَكْتَ قُلْتُ نَعَمْ فَضَرَبَ الْعَمُودَ بِرِجْلِهِ . فَاسْتَمْسَكْتُ بِالْعُرْوَةِ . فَقَالَ قَصَصْتُهَا عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . قَالَ " رَأَيْتَ خَيْرًا أَمَّا الْمَنْهَجُ الْعَظِيمُ فَالْمَحْشَرُ وَأَمَّا الطَّرِيقُ الَّتِي عُرِضَتْ عَنْ يَسَارِكَ فَطَرِيقُ أَهْلِ النَّارِ وَلَسْتَ مِنْ أَهْلِهَا وَأَمَّا الطَّرِيقُ الَّتِي عُرِضَتْ عَنْ يَمِينِكَ فَطَرِيقُ أَهْلِ الْجَنَّةِ وَأَمَّا الْجَبَلُ الزَّلَقُ فَمَنْزِلُ الشُّهَدَاءِ وَأَمَّا الْعُرْوَةُ الَّتِي اسْتَمْسَكْتَ بِهَا فَعُرْوَةُ الإِسْلاَمِ فَاسْتَمْسِكْ بِهَا حَتَّى تَمُوتَ " . فَأَنَا أَرْجُو أَنْ أَكُونَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ فَإِذَا هُوَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize el-Hasen b. Mûsâ el-Eşyeb anlattı. (Dedi ki): Bize Hammad b. Seleme anlattı. (O) Âsım b. Behdele'den, (o) el-Müseyyeb b. Râfi'den, (o da) Haraşe b. el-Hurr'dan (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Medine'ye geldim ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in mescidinde yaşlıların yanına oturdum. O sırada asasına dayanan yaşlı bir zat geldi. Oradakiler: "Kim cennetlik bir adama bakmak isterse buna baksın" dediler. O zat bir direğin arkasına geçti ve iki rekat namaz kıldı. Yanına gittim ve ona: "İnsanlar (senin hakkında) şöyle şöyle söylediler" dedim. Dedi ki: "Elhamdülillah. Cennet Allah'ındır, oraya dilediğini koyar. Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir rüya gördüm. Rüyamda sanki bir adam bana geldi ve: 'Yürü' dedi. Onunla gittim, beni büyük bir yola çıkardı. Solumda bir yol göründü, girmek istedim; 'Sen oranın ehli değilsin' dedi. Sonra sağımda bir yol göründü, ona girdim. Nihayet kaygan bir dağa ulaştım. Elimden tuttu ve beni fırlattı/yürüttü, birden kendimi zirvede buldum. Ama duramıyor ve tutunamıyordum. Zirvede demirden bir direk ve tepesinde altın bir halka vardı. Elimden tuttu ve beni fırlattı, (halkaya) yapıştım. 'Tutundun mu?' dedi. 'Evet' dedim. Direğe ayağıyla vurdu (ve direk gitti). Ben kulp'a yapışmış halde kaldım." Dedi ki: "Bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e anlattım. Buyurdu ki: 'Hayırlı (bir rüya) görmüşsün. O büyük yol Mahşer'dir. Solunda görünen yol cehennem ehlinin yoludur; sen onlardan değilsin. Sağında görünen yol cennet ehlinin yoludur. O kaygan dağ şehitlerin mertebesidir. Yapıştığın kulp ise İslam'ın kulpudur (Urvetü'l-Vuskâ). Ölünceye kadar ona sımsıkı sarıl.'" İşte ben (bundan dolayı) cennet ehlinden olmayı umuyorum. O zat Abdullah b. Selâm idi.
3921. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا بُرَيْدٌ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أُهَاجِرُ مِنْ مَكَّةَ إِلَى أَرْضٍ بِهَا نَخْلٌ فَذَهَبَ وَهَلِي إِلَى أَنَّهَا يَمَامَةُ أَوْ هَجَرٌ فَإِذَا هِيَ الْمَدِينَةُ يَثْرِبُ وَرَأَيْتُ فِي رُؤْيَاىَ هَذِهِ أَنِّي هَزَزْتُ سَيْفًا فَانْقَطَعَ صَدْرُهُ فَإِذَا هُوَ مَا أُصِيبَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ أُحُدٍ ثُمَّ هَزَزْتُهُ فَعَادَ أَحْسَنَ مَا كَانَ فَإِذَا هُوَ مَا جَاءَ اللَّهُ بِهِ مِنَ الْفَتْحِ وَاجْتِمَاعِ الْمُؤْمِنِينَ وَرَأَيْتُ فِيهَا أَيْضًا بَقَرًا وَاللَّهُ خَيْرٌ فَإِذَا هُمُ النَّفَرُ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ أُحُدٍ وَإِذَا الْخَيْرُ مَا جَاءَ اللَّهُ بِهِ مِنَ الْخَيْرِ بَعْدُ وَثَوَابِ الصِّدْقِ الَّذِي آتَانَا اللَّهُ بِهِ يَوْمَ بَدْرٍ " .
Bize Mahmud b. Gaylân anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Usâme anlattı. (Dedi ki): Bize Büreyd anlattı. (O) Ebû Bürde'den, (o da) Ebû Musa'dan (naklen) rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Rüyamda Mekke'den, hurmalıkları olan bir yere hicret ettiğimi gördüm. Aklım (o yerin) Yemame veya Hecer olduğuna gitti. Meğer orası Medine yani Yesrib imiş. Bu rüyamda bir de kılıcımı salladığımı ve orta yerinden koptuğunu gördüm. Meğer bu, Uhud günü müminlerin başına gelen (musibet) imiş. Sonra onu (tekrar) salladım ve eskisinden daha güzel bir şekilde geri döndü. Meğer bu da Allah'ın getirdiği fetih ve müminlerin (tekrar) toparlanması imiş. Yine o rüyada sığırlar gördüm -Allah hayır versin (veya Allah en hayırlısını bilir)-. Meğer onlar Uhud günü (şehit edilen) müminlermiş. (Gördüğüm) hayır ise, Allah'ın daha sonra getirdiği hayır ve Bedir günü bize verdiği sadakat (zafer) sevabı imiş."
3922. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " رَأَيْتُ فِي يَدِي سِوَارَيْنِ مِنْ ذَهَبٍ فَنَفَخْتُهُمَا . فَأَوَّلْتُهُمَا هَذَيْنِ الْكَذَّابَيْنِ مُسَيْلِمَةَ وَالْعَنْسِيَّ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Bişr anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Amr anlattı. (O) Ebû Seleme'den, (o da) Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Rüyamda ellerimde iki altın bilezik gördüm. Onlara üfledim (ve uçup gittiler). Ben o ikisini, şu iki yalancı (peygamber taslağı), Müseylime ve el-Ansî olarak tabir ettim."
3923. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ قَابُوسَ، قَالَ قَالَتْ أُمُّ الْفَضْلِ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَأَيْتُ كَأَنَّ فِي بَيْتِي عُضْوًا مِنْ أَعْضَائِكَ قَالَ " خَيْرًا رَأَيْتِ تَلِدُ فَاطِمَةُ غُلاَمًا فَتُرْضِعِيهِ " . فَوَلَدَتْ حُسَيْنًا أَوْ حَسَنًا فَأَرْضَعَتْهُ بِلَبَنِ قُثَمَ قَالَتْ فَجِئْتُ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَوَضَعْتُهُ فِي حَجْرِهِ فَبَالَ فَضَرَبْتُ كَتِفَهُ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَوْجَعْتِ ابْنِي رَحِمَكِ اللَّهُ " .
Bize Ebû Bekr anlattı. (Dedi ki): Bize Muâviye b. Hişam anlattı. (Dedi ki): Bize Ali b. Salih anlattı. (O) Simâk'ten, (o) Kâbûs'tan (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Ümmü'l-Fadl dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Rüyamda sanki senin uzuvlarından bir uzvun benim evimde olduğunu gördüm." Buyurdu ki: "Hayırlı görmüşsün. Fâtıma bir oğlan doğuracak ve onu sen emzireceksin." Fâtıma, Hüseyin'i veya Hasan'ı doğurdu. Ümmü'l-Fadl da onu Kusem'in sütüyle emzirdi. Dedi ki: Onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdim ve kucağına koydum. (Çocuk) O'nun üzerine işedi. Ben de omzuna (veya çocuğa) vurdum. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Oğlumu canını yaktın, Allah sana rahmet etsin (iyiliğini versin)" buyurdu.
3924. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ رُؤْيَا النَّبِيِّ، ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " رَأَيْتُ امْرَأَةً سَوْدَاءَ ثَائِرَةَ الرَّأْسِ خَرَجَتْ مِنَ الْمَدِينَةِ حَتَّى قَامَتْ بِالْمَهْيَعَةِ وَهِيَ الْجُحْفَةُ . فَأَوَّلْتُهَا وَبَاءً بِالْمَدِينَةِ فَنُقِلَ إِلَى الْجُحْفَةِ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Âmir anlattı. (Dedi ki): Bana İbn Cüreyc haber verdi. (Dedi ki): Bana Musa b. Ukbe haber verdi. (Dedi ki): Bana Sâlim b. Abdullah haber verdi. (O) Abdullah b. Ömer'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in rüyasından (naklen) rivayet etti. Şöyle buyurdu: "Rüyamda saçı başı dağınık siyah bir kadının Medine'den çıkıp el-Mehyea'ya yani Cuhfe'ye gidip durduğunu gördüm. Ben bunu, Medine'deki bir vebanın Cuhfe'ye nakledilmesi olarak tabir ettim."
3925. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَجُلَيْنِ، مِنْ بَلِيٍّ قَدِمَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَكَانَ إِسْلاَمُهُمَا جَمِيعًا فَكَانَ أَحَدُهُمَا أَشَدَّ اجْتِهَادًا مِنَ الآخَرِ فَغَزَا الْمُجْتَهِدُ مِنْهُمَا فَاسْتُشْهِدَ ثُمَّ مَكَثَ الآخَرُ بَعْدَهُ سَنَةً ثُمَّ تُوُفِّيَ . قَالَ طَلْحَةُ فَرَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ بَيْنَا أَنَا عِنْدَ بَابِ الْجَنَّةِ إِذَا أَنَا بِهِمَا فَخَرَجَ خَارِجٌ مِنَ الْجَنَّةِ فَأَذِنَ لِلَّذِي تُوُفِّيَ الآخِرَ مِنْهُمَا ثُمَّ خَرَجَ فَأَذِنَ لِلَّذِي اسْتُشْهِدَ ثُمَّ رَجَعَ إِلَىَّ فَقَالَ ارْجِعْ فَإِنَّكَ لَمْ يَأْنِ لَكَ بَعْدُ . فَأَصْبَحَ طَلْحَةُ يُحَدِّثُ بِهِ النَّاسَ فَعَجِبُوا لِذَلِكَ فَبَلَغَ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . وَحَدَّثُوهُ الْحَدِيثَ فَقَالَ " مِنْ أَىِّ ذَلِكَ تَعْجَبُونَ " فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا كَانَ أَشَدَّ الرَّجُلَيْنِ اجْتِهَادًا ثُمَّ اسْتُشْهِدَ وَدَخَلَ هَذَا الآخِرُ الْجَنَّةَ قَبْلَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَلَيْسَ قَدْ مَكَثَ هَذَا بَعْدَهُ سَنَةً " . قَالُوا بَلَى . قَالَ " وَأَدْرَكَ رَمَضَانَ فَصَامَهُ وَصَلَّى كَذَا وَكَذَا مِنْ سَجْدَةٍ فِي السَّنَةِ " . قَالُوا بَلَى قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " فَمَا بَيْنَهُمَا أَبْعَدُ مِمَّا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa'd haber verdi. (O) İbn el-Hâd'dan, (o) Muhammed b. İbrahim et-Teymî'den, (o) Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan, (o da) Talha b. Ubeydullah'tan (naklen) rivayet etti ki: Beliy kabilesinden iki adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldiler. İkisi de aynı anda Müslüman olmuşlardı. Onlardan biri diğerinden daha çok ibadet ederdi (daha gayretliydi). O gayretli olan savaşa çıktı ve şehit oldu. Diğeri ise ondan sonra bir sene daha yaşadı, sonra vefat etti. Talha dedi ki: Rüyamda kendimi cennetin kapısında gördüm. Bir de baktım ki o ikisi de oradalar. Cennetten biri çıktı ve sonradan vefat edene (cennete girmesi için) izin verdi. Sonra çıktı ve şehit olana izin verdi. Sonra bana döndü ve: "Sen geri dön, çünkü henüz senin zamanın gelmedi" dedi. Talha sabahleyip bunu insanlara anlatmaya başladı. İnsanlar buna şaşırdılar. Bu (haber) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaştı. Olayı O'na anlattılar. (Efendimiz): "Bunun neyine şaşıyorsunuz?" buyurdu. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bu adam diğerinden daha gayretliydi, sonra şehit oldu. Fakat şu diğer adam cennete ondan önce girdi." Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu adam ondan sonra bir sene yaşamadı mı?" buyurdu. "Evet" dediler. "Ramazan'a yetişip orucunu tutmadı mı ve senede şu kadar şu kadar secde (namaz) kılmadı mı?" buyurdu. "Evet" dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "İkisi arasındaki fark, gök ile yer arasındakinden daha uzaktır" buyurdu.
3926. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْهُذَلِيُّ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَكْرَهُ الْغُلَّ وَأُحِبُّ الْقَيْدَ الْقَيْدُ ثَبَاتٌ فِي الدِّينِ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. (Dedi ki): Bize Vekî' anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Bekr el-Hüzelî anlattı. (O) İbn Sîrîn'den, (o da) Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Rüyada) boyuna takılan demir halkayı (esaret/kölelik alameti olduğu için) sevmem; fakat ayağa vurulan prangayı severim. Pranga, dinde sebattır."