Cuma (Namazı) Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1367. Hadis

أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَابْنُ، طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ نَحْنُ الآخِرُونَ السَّابِقُونَ بَيْدَ أَنَّهُمْ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِنَا وَأُوتِينَاهُ مِنْ بَعْدِهِمْ وَهَذَا الْيَوْمُ الَّذِي كَتَبَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَيْهِمْ فَاخْتَلَفُوا فِيهِ فَهَدَانَا اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لَهُ - يَعْنِي يَوْمَ الْجُمُعَةِ - فَالنَّاسُ لَنَا فِيهِ تَبَعٌ الْيَهُودُ غَدًا وَالنَّصَارَى بَعْدَ غَدٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Saîd b. Abdurrahman el-Mahzûmî haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan, Ebû'z-Zinâd'dan, o A'rec'den, o Ebû Hureyre'den (naklen) anlattı. (Ayrıca) İbn Tâvûs, babasından, o da Ebû Hureyre'den (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Biz (dünyada) sonuncularız, (kıyamette) ise öne geçenleriz. Şu kadar var ki, onlara Kitap bizden önce verildi, bize ise onlardan sonra verildi. Allah azze ve celle'nin onlara farz kıldığı bu günde (Cuma gününde) onlar ihtilafa düştüler. Allah azze ve celle bizi ona —yani Cuma gününe— hidayet etti. İnsanlar bunda bize tabidirler: Yahudiler yarın, Hıristiyanlar ise öbür gün."

1368. Hadis

1369. Hadis

1370. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَبَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنِ الْحَضْرَمِيِّ بْنِ لاَحِقٍ، عَنْ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ مِينَاءَ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ، وَابْنَ، عُمَرَ يُحَدِّثَانِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَهُوَ عَلَى أَعْوَادِ مِنْبَرِهِ ‏ "‏ لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجُمُعَاتِ أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ وَلَيَكُونَنَّ مِنَ الْغَافِلِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ma'mer haber verdi. Dedi ki: Bize Habbân anlattı. Dedi ki: Bize Ebân anlattı. Dedi ki: Bize Yahya b. Ebî Kesîr, Hadramî b. Lâhik'ten, o Zeyd'den, o Ebû Sellâm'dan, o da Hakem b. Mînâ'dan naklen anlattı. O, İbn Abbas ve İbn Ömer'i şöyle anlatırlarken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem minberinin basamakları üzerindeyken şöyle buyurdu: "Bazı topluluklar Cuma namazlarını terk etmekten ya vazgeçerler ya da Allah onların kalplerini mühürler, sonra da gafillerden olurlar."

1371. Hadis

أَخْبَرَنِي مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الْمُفَضَّلُ بْنُ فَضَالَةَ، عَنْ عَيَّاشِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ حَفْصَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رَوَاحُ الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ ‏"‏ ‏.‏

Bana Mahmud b. Gaylân haber verdi. Dedi ki: Bize Velid b. Müslim anlattı. Dedi ki: Bana Mufaddal b. Fodâle, Ayyâş b. Abbas'tan, o Bükeyr b. Eşecc'den, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Hafsa'dan naklen anlattı ki, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cumaya gitmek (revâh), ihtilam olmuş (ergenlik çağına girmiş) herkese vaciptir."

1372. Hadis

1373. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ فِيهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ وَفِيهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ وَفِيهِ أُخْرِجَ مِنْهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Yûnus'tan, o Zührî'den (naklen) haber verdi. (Zührî) dedi ki: Bize Abdurrahman el-A'rec anlattı ki, o Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Âdem aleyhisselam o günde yaratıldı, o günde cennete konuldu ve o günde oradan çıkarıldı."

1374. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْجُعْفِيُّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيِّ، عَنْ أَوْسِ بْنِ أَوْسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ مِنْ أَفْضَلِ أَيَّامِكُمْ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ وَفِيهِ قُبِضَ وَفِيهِ النَّفْخَةُ وَفِيهِ الصَّعْقَةُ فَأَكْثِرُوا عَلَىَّ مِنَ الصَّلاَةِ فَإِنَّ صَلاَتَكُمْ مَعْرُوضَةٌ عَلَىَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَكَيْفَ تُعْرَضُ صَلاَتُنَا عَلَيْكَ وَقَدْ أَرَمْتَ أَىْ يَقُولُونَ قَدْ بَلِيتَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَدْ حَرَّمَ عَلَى الأَرْضِ أَنْ تَأْكُلَ أَجْسَادَ الأَنْبِيَاءِ عَلَيْهِمُ السَّلاَمُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Hüseyin el-Cu'fî, Abdurrahman b. Yezîd b. Câbir'den, o Ebu'l-Eş'as es-San'ânî'den, o da Evs b. Evs'ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. Şöyle buyurdu: "Günlerinizin en faziletlilerinden biri Cuma günüdür. Âdem aleyhisselam o günde yaratıldı, o günde ruhu kabzedildi, (Sûr'a) üfleme o gündedir, (kıyamet kopup canlıların öleceği) sayha (sa'ka) o gündedir. O günde bana çokça salât getirin. Çünkü sizin salâtınız bana arz edilir." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Sen çürümüş olduğun halde salâtımız sana nasıl arz edilir?" — (Râvi diyor ki:) Yani 'çürüyüp toprak olduğun halde' demek istiyorlar. — Şöyle buyurdu: "Allah azze ve celle, toprağa nebilerin cesetlerini yemesini haram kılmıştır."

1375. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ أَبِي هِلاَلٍ، وَبُكَيْرَ بْنَ الأَشَجِّ، حَدَّثَاهُ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الْغُسْلُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ وَالسِّوَاكُ وَيَمَسُّ مِنَ الطِّيبِ مَا قَدَرَ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ إِلاَّ أَنَّ بُكَيْرًا لَمْ يَذْكُرْ عَبْدَ الرَّحْمَنِ وَقَالَ فِي الطِّيبِ ‏"‏ وَلَوْ مِنْ طِيبِ الْمَرْأَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb, Amr b. el-Hâris'ten haber verdi ki; Saîd b. Ebî Hilâl ve Bükeyr b. Eşecc ona, Ebû Bekr b. el-Münkedir'den, o Amr b. Süleym'den, o Abdurrahman b. Ebî Saîd'den, o da babasından (naklen) anlatmışlar ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cuma günü gusletmek, ergenlik çağına girmiş herkese vaciptir. Ayrıca misvak (kullanmalı) ve gücü yetiyorsa koku sürünmelidir." (Râvi dedi ki): Ancak Bükeyr, Abdurrahman'ı zikretmedi ve koku hakkında şöyle dedi: "Kadının kokusundan olsa bile."

1376. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا جَاءَ أَحَدُكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيَغْتَسِلْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe, Mâlik'ten, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklen haber verdi ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri Cumaya geldiği zaman gusletsin."

1377. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ غُسْلُ يَوْمِ الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe, Mâlik'ten, o Safvân b. Süleym'den, o Atâ b. Yesâr'dan, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklen haber verdi ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cuma günü gusletmek, ihtilam olmuş (ergenlik çağına girmiş) herkese vaciptir."

1378. Hadis

أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عَلَى كُلِّ رَجُلٍ مُسْلِمٍ فِي كُلِّ سَبْعَةِ أَيَّامٍ غُسْلُ يَوْمٍ وَهُوَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi. Dedi ki: Bize Bişr haber verdi. Dedi ki: Bize Dâvûd b. Ebî Hind, Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her Müslüman erkeğin üzerine her yedi günde bir gün gusletmesi (vazife)dir ki, o da Cuma günüdür."

1379. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْعَلاَءِ، أَنَّهُ سَمِعَ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهُمْ ذَكَرُوا غُسْلَ يَوْمِ الْجُمُعَةِ عِنْدَ عَائِشَةَ فَقَالَتْ إِنَّمَا كَانَ النَّاسُ يَسْكُنُونَ الْعَالِيَةَ فَيَحْضُرُونَ الْجُمُعَةَ وَبِهِمْ وَسَخٌ فَإِذَا أَصَابَهُمُ الرَّوْحُ سَطَعَتْ أَرْوَاحُهُمْ فَيَتَأَذَّى بِهَا النَّاسُ فَذُكِرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ أَوَلاَ يَغْتَسِلُونَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Mahmud b. Hâlid haber verdi. Velid'den (naklen) dedi ki: Bize Abdullah b. el-Alâ anlattı ki, o Kasım b. Muhammed b. Ebî Bekir'i (şöyle derken) işitmiş: Onlar Âişe'nin yanında Cuma günü guslünü zikrettiler. (Âişe) dedi ki: "İnsanlar (Medine'nin) yüksek kısımlarında (Avâlî'de) oturuyorlardı. Cuma namazına üzerlerinde kir (ve toz) olduğu halde gelirlerdi. Rüzgar onlara isabet ettiğinde kokuları yayılır ve insanlar bundan rahatsız olurdu. Bu durum Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikredildi. Bunun üzerine: 'Yıkanmıyorlar mı (yıkansalar ya)?' buyurdu."

1380. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو الأَشْعَثِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَبِهَا وَنِعْمَتْ وَمَنِ اغْتَسَلَ فَالْغُسْلُ أَفْضَلُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحَسَنُ عَنْ سَمُرَةَ كِتَابًا وَلَمْ يَسْمَعِ الْحَسَنُ مِنْ سَمُرَةَ إِلاَّ حَدِيثَ الْعَقِيقَةِ وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ ‏.‏

Bize Ebu'l-Eş'as haber verdi. Yezîd b. Zürey'den (naklen) dedi ki: Bize Şu'be, Katâde'den, o Hasan'dan, o da Semure'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Cuma günü abdest alırsa o ne güzeldir ve (yeterli) nimettir. Kim de guslederse, gusül daha faziletlidir." Ebû Abdurrahman (en-Nesâî) dedi ki: Hasan, Semure'den yazılı olarak (hadis) almıştır. Hasan, Semure'den akika hadisi dışında (doğrudan) bir şey işitmemiştir. Allah Teâlâ en iyi bilendir.

1381. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، وَهَارُونُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ بَكَّارِ بْنِ بِلاَلٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُسْهِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيِّ، عَنْ أَوْسِ بْنِ أَوْسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ غَسَّلَ وَاغْتَسَلَ وَغَدَا وَابْتَكَرَ وَدَنَا مِنَ الإِمَامِ وَلَمْ يَلْغُ كَانَ لَهُ بِكُلِّ خُطْوَةٍ عَمَلُ سَنَةٍ صِيَامُهَا وَقِيَامُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Mansûr ve Hârun b. Muhammed b. Bekkâr b. Bilâl —lafız onundur— haber verdiler. Dediler ki: Bize Ebû Müshir anlattı. Dedi ki: Bize Saîd b. Abdilaziz, Yahya b. el-Hâris'ten, o Ebu'l-Eş'as es-San'ânî'den, o da Evs b. Evs'ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. Şöyle buyurdu: "Kim (başını) yıkar ve (bedenini) gusleder, erkenden (Cumaya) gider ve ilk vaktine yetişir, imama yakın oturur ve (hutbe esnasında) boş/lüzumsuz konuşmazsa; ona her adımı için bir senelik oruç ve kıyam (ibadet) sevabı vardır."

1382. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، رَأَى حُلَّةً فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوِ اشْتَرَيْتَ هَذِهِ فَلَبِسْتَهَا يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَلِلْوَفْدِ إِذَا قَدِمُوا عَلَيْكَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا يَلْبَسُ هَذِهِ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ فِي الآخِرَةِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ جَاءَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِثْلُهَا فَأَعْطَى عُمَرَ مِنْهَا حُلَّةً فَقَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَسَوْتَنِيهَا وَقَدْ قُلْتَ فِي حُلَّةِ عُطَارِدٍ مَا قُلْتَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَمْ أَكْسُكَهَا لِتَلْبَسَهَا ‏"‏ ‏.‏ فَكَسَاهَا عُمَرُ أَخًا لَهُ مُشْرِكًا بِمَكَّةَ ‏.‏

Bize Kuteybe, Mâlik'ten, o Nâfi'den, o da Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi ki: Ömer b. el-Hattâb (satılan) bir takım elbise (hulle) gördü ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bunu satın alsan da Cuma günü ve sana elçiler geldiği zaman giysen" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bunu ancak ahirette nasibi olmayanlar giyer" buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ondan bir benzeri daha geldi. Ondan Ömer'e bir takım verdi. Ömer: "Ey Allah'ın Resûlü! Utarid'in takımı (hulle) hakkında söylediğini söyledikten sonra (nasıl olur da) bunu bana giydirirsin?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ben onu sana giyesin diye vermedim" buyurdu. Bunun üzerine Ömer o elbiseyi Mekke'deki müşrik bir kardeşine giydirdi (hediye etti).

1383. Hadis

أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ سَوَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، أَنَّ عَمْرَو بْنَ سُلَيْمٍ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الْغُسْلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ وَالسِّوَاكَ وَأَنْ يَمَسَّ مِنَ الطِّيبِ مَا يَقْدِرُ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Hârun b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize Hasen b. Sevvâr anlattı. Dedi ki: Bize Leys anlattı. Dedi ki: Bize Hâlid, Saîd'den, o Ebû Bekr b. el-Münkedir'den (naklen) anlattı ki; Amr b. Süleym ona Abdurrahman b. Ebî Saîd'den, o babasından, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen haber vermiş. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Cuma günü gusletmek, misvak kullanmak ve gücü yetiyorsa koku sürünmek, ihtilam olmuş (ergenlik çağına girmiş) herkesin üzerine (vazife)dir."

1384. Hadis

أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا الأَشْعَثِ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَوْسَ بْنَ أَوْسٍ، صَاحِبَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَغَسَّلَ وَغَدَا وَابْتَكَرَ وَمَشَى وَلَمْ يَرْكَبْ وَدَنَا مِنَ الإِمَامِ وَأَنْصَتَ وَلَمْ يَلْغُ كَانَ لَهُ بِكُلِّ خُطْوَةٍ عَمَلُ سَنَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bana Amr b. Osman b. Saîd b. Kesîr haber verdi. Dedi ki: Bize Velid, Abdurrahman b. Yezîd b. Câbir'den (naklen) anlattı ki, o Ebu'l-Eş'as'ı (şöyle anlatırken) işitmiş: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından Evs b. Evs'i şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Kim Cuma günü gusleder, (başını) yıkar, erkenden (Cumaya) gider, ilk vaktine yetişir, yürür ve binite binmez, imama yaklaşır, susup dinler ve boş/lüzumsuz konuşmazsa; ona her adımı için bir senelik (ibadet) ameli (sevabı) vardır."

1385. Hadis

أَخْبَرَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ نَصْرٍ، عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ الأَغَرِّ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِذَا كَانَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ قَعَدَتِ الْمَلاَئِكَةُ عَلَى أَبْوَابِ الْمَسْجِدِ فَكَتَبُوا مَنْ جَاءَ إِلَى الْجُمُعَةِ فَإِذَا خَرَجَ الإِمَامُ طَوَتِ الْمَلاَئِكَةُ الصُّحُفَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْمُهَجِّرُ إِلَى الْجُمُعَةِ كَالْمُهْدِي بَدَنَةً ثُمَّ كَالْمُهْدِي بَقَرَةً ثُمَّ كَالْمُهْدِي شَاةً ثُمَّ كَالْمُهْدِي بَطَّةً ثُمَّ كَالْمُهْدِي دَجَاجَةً ثُمَّ كَالْمُهْدِي بَيْضَةً ‏"‏ ‏.‏

Bize Nasr b. Ali b. Nasr haber verdi. Abdulalâ'dan (naklen) dedi ki: Bize Ma'mer, Zührî'den, o el-Eğarr Ebû Abdullah'tan, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı ki, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cuma günü olduğu zaman melekler mescidin kapılarına oturur ve Cumaya gelenleri yazarlar. İmam (minbere) çıktığı zaman melekler sahifeleri dürerler." (Râvi) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (şöyle) buyurdu: "Cumaya erkenden giden kişi deve hediye eden (kurban eden) gibidir. Sonraki, sığır hediye eden gibidir. Sonraki, koyun hediye eden gibidir. Sonraki, ördek hediye eden gibidir. Sonraki, tavuk hediye eden gibidir. Sonraki, yumurta hediye eden gibidir."

1386. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ كَانَ عَلَى كُلِّ بَابٍ مِنْ أَبْوَابِ الْمَسْجِدِ مَلاَئِكَةٌ يَكْتُبُونَ النَّاسَ عَلَى مَنَازِلِهِمُ الأَوَّلَ فَالأَوَّلَ فَإِذَا خَرَجَ الإِمَامُ طُوِيَتِ الصُّحُفُ وَاسْتَمَعُوا الْخُطْبَةَ فَالْمُهَجِّرُ إِلَى الصَّلاَةِ كَالْمُهْدِي بَدَنَةً ثُمَّ الَّذِي يَلِيهِ كَالْمُهْدِي بَقَرَةً ثُمَّ الَّذِي يَلِيهِ كَالْمُهْدِي كَبْشًا ‏"‏ ‏.‏ حَتَّى ذَكَرَ الدَّجَاجَةَ وَالْبَيْضَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan anlattı. Bize Zührî, Saîd'den, o da Ebû Hureyre'den (naklen) anlattı; (Ebû Hureyre) bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaştırdı: "Cuma günü olduğu zaman mescidin kapılarından her bir kapının üzerinde melekler olur, insanları derecelerine göre; ilk geleni ilk (olarak) yazarlar. İmam (minbere) çıktığı zaman sahifeler dürülür ve hutbeyi dinlerler. Namaza erkenden giden deve hediye eden gibidir. Sonra onun ardından gelen sığır hediye eden gibidir. Sonra onun ardından gelen koç hediye eden gibidir." (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) tavuk ve yumurtayı zikredinceye kadar (devam etti).

1387. Hadis

أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ اللَّيْثِ، قَالَ أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَقْعُدُ الْمَلاَئِكَةُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ عَلَى أَبْوَابِ الْمَسْجِدِ يَكْتُبُونَ النَّاسَ عَلَى مَنَازِلِهِمْ فَالنَّاسُ فِيهِ كَرَجُلٍ قَدَّمَ بَدَنَةً وَكَرَجُلٍ قَدَّمَ بَقَرَةً وَكَرَجُلٍ قَدَّمَ شَاةً وَكَرَجُلٍ قَدَّمَ دَجَاجَةً وَكَرَجُلٍ قَدَّمَ عُصْفُورًا وَكَرَجُلٍ قَدَّمَ بَيْضَةً ‏"‏ ‏.‏

Bize Rebî' b. Süleyman haber verdi. Dedi ki: Bize Şuayb b. el-Leys anlattı. Dedi ki: Bize Leys, İbn Aclân'dan, o Sümeyy'den, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Melekler Cuma günü mescidin kapılarına otururlar ve insanları derecelerine göre yazarlar. (Erken gelen) insanlar; deve takdim eden (kurban eden) kimse gibi, sığır takdim eden kimse gibi, koyun takdim eden kimse gibi, tavuk takdim eden kimse gibi, serçe takdim eden kimse gibi ve yumurta takdim eden kimse gibidir."

1388. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ غُسْلَ الْجَنَابَةِ ثُمَّ رَاحَ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَدَنَةً وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّانِيَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَقَرَةً وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّالِثَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ كَبْشًا وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الرَّابِعَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ دَجَاجَةً وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الْخَامِسَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَيْضَةً فَإِذَا خَرَجَ الإِمَامُ حَضَرَتِ الْمَلاَئِكَةُ يَسْتَمِعُونَ الذِّكْرَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe, Mâlik'ten, o Sümeyy'den, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Cuma günü cünüplükten gusleder gibi gusleder, sonra (ilk saatte) giderse, sanki bir deve kurban etmiş gibi olur. Kim ikinci saatte giderse, sanki bir sığır kurban etmiş gibi olur. Kim üçüncü saatte giderse, sanki boynuzlu bir koç kurban etmiş gibi olur. Kim dördüncü saatte giderse, sanki bir tavuk kurban etmiş gibi olur. Kim beşinci saatte giderse, sanki bir yumurta kurban etmiş gibi olur. İmam (minbere) çıktığı zaman melekler hazır bulunur ve zikri (hutbeyi) dinlerler."

1389. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ سَوَّادِ بْنِ الأَسْوَدِ بْنِ عَمْرٍو، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنِ الْجُلاَحِ، مَوْلَى عَبْدِ الْعَزِيزِ أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَهُ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَوْمُ الْجُمُعَةِ اثْنَتَا عَشْرَةَ سَاعَةً لاَ يُوجَدُ فِيهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ يَسْأَلُ اللَّهَ شَيْئًا إِلاَّ آتَاهُ إِيَّاهُ فَالْتَمِسُوهَا آخِرَ سَاعَةٍ بَعْدَ الْعَصْرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Sevvâd b. el-Esved b. Amr ve Hâris b. Miskîn -okunan metin kendisine ait olup ben dinlerken- haber verdiler. (Hâris), İbn Vehb'den, o Amr b. el-Hâris'ten, o Abdülaziz'in azatlısı el-Cülâh'tan, o Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan, o da Câbir b. Abdullah'tan naklen rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cuma günü on iki saattir. Onda öyle bir saat vardır ki, şayet bir Müslüman kul o saate denk gelip Allah'tan bir şey isterse, (Allah) mutlaka ona (istediğini) verir. Siz o saati ikindiden sonraki son saatte arayın."

1390. Hadis

أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ آدَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْجُمُعَةَ ثُمَّ نَرْجِعُ فَنُرِيحُ نَوَاضِحَنَا ‏.‏ قُلْتُ أَيَّةَ سَاعَةٍ قَالَ زَوَالُ الشَّمْسِ ‏.‏

Bana Hârûn b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bana Yahyâ b. Âdem anlattı. Dedi ki: Bize Hasan b. Ayyaş anlattı. Dedi ki: Bize Ca'fer b. Muhammed, babasından, o da Câbir b. Abdullah'tan naklen anlattı. (Câbir) şöyle dedi: "Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Cuma namazını kılar, sonra döner ve su taşıyan develerimizi dinlendirirdik." (Ravi Hasan) dedi ki: "(Bu) hangi saatteydi?" (Ca'fer) dedi ki: "Güneşin zeval vaktinde."

1391. Hadis

أَخْبَرَنَا شُعَيْبُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ يَعْلَى بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ سَمِعْتُ إِيَاسَ بْنَ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْجُمُعَةَ ثُمَّ نَرْجِعُ وَلَيْسَ لِلْحِيطَانِ فَىْءٌ يُسْتَظَلُّ بِهِ ‏.‏

Bize Şuayb b. Yûsuf haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi. (O), Ya'lâ b. el-Hâris'ten, (o da) İyâs b. Seleme b. el-Ekva'ın babasından şöyle rivayet ettiğini işittim dedi: "Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Cuma namazını kılar, sonra dönerdik de duvarların (altında) gölgelenecek bir gölgesi olmazdı."

1392. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي السَّائِبُ بْنُ يَزِيدَ، أَنَّ الأَذَانَ، كَانَ أَوَّلُ حِينَ يَجْلِسُ الإِمَامُ عَلَى الْمِنْبَرِ يَوْمَ الْجُمُعَةَ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ فَلَمَّا كَانَ فِي خِلاَفَةِ عُثْمَانَ وَكَثُرَ النَّاسُ أَمَرَ عُثْمَانُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ بِالأَذَانِ الثَّالِثِ فَأُذِّنَ بِهِ عَلَى الزَّوْرَاءِ فَثَبَتَ الأَمْرُ عَلَى ذَلِكَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb, Yûnus'tan, o İbn Şihâb'dan naklen anlattı. Dedi ki: Bana Sâib b. Yezîd haber verdi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer devrinde Cuma günü ezan(ı), imam minbere oturduğu andaydı. Osman'ın hilafeti olup insanlar çoğalınca, Osman Cuma günü üçüncü ezanı emretti. Bu ezan Zevrâ'da okundu ve uygulama bu şekilde yerleşti."

1393. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، أَخْبَرَهُ قَالَ إِنَّمَا أَمَرَ بِالتَّأْذِينِ الثَّالِثِ عُثْمَانُ حِينَ كَثُرَ أَهْلُ الْمَدِينَةِ وَلَمْ يَكُنْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ مُؤَذِّنٍ وَاحِدٍ وَكَانَ التَّأْذِينُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ حِينَ يَجْلِسُ الإِمَامُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize Ya'kûb anlattı. Dedi ki: Bana babam, Sâlih'ten, o İbn Şihâb'dan naklen anlattı ki, Sâib b. Yezîd ona şöyle haber vermiş: "Osman, üçüncü ezanı ancak Medine halkı çoğaldığı zaman emretti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in tek bir müezzini vardı. Cuma günü ezan, imam(ın minbere) oturduğu zamandı."

1394. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ كَانَ بِلاَلٌ يُؤَذِّنُ إِذَا جَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَإِذَا نَزَلَ أَقَامَ ثُمَّ كَانَ كَذَلِكَ فِي زَمَنِ أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ رضى الله عنهما ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi. Dedi ki: Bize Mu'temir, babasından, o Zührî'den, o da Sâib b. Yezîd'den naklen anlattı. Dedi ki: "Bilâl, Cuma günü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem minbere oturduğu zaman ezan okurdu. (Resûlullah) indiği zaman ise kâmet getirirdi. Sonra Ebû Bekir ve Ömer radıyallahu anhuma zamanında da durum böyleydi."

1395. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا جَاءَ أَحَدُكُمْ وَقَدْ خَرَجَ الإِمَامُ فَلْيُصَلِّ رَكْعَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Amr b. Dînâr'dan anlattı. Dedi ki: Câbir b. Abdullah'ın şöyle dediğini işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "İmam (minbere) çıktığı vakit sizden biri gelirse, iki rekat namaz kılsın." Şu'be dedi ki: "(Yani) Cuma günü."

1396. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ سَوَّادِ بْنِ الأَسْوَدِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَنَّ أَبَا الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا خَطَبَ يَسْتَنِدُ إِلَى جِذْعِ نَخْلَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ فَلَمَّا صُنِعَ الْمِنْبَرُ وَاسْتَوَى عَلَيْهِ اضْطَرَبَتْ تِلْكَ السَّارِيَةُ كَحَنِينِ النَّاقَةِ حَتَّى سَمِعَهَا أَهْلُ الْمَسْجِدِ حَتَّى نَزَلَ إِلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاعْتَنَقَهَا فَسَكَتَتْ ‏.‏

Bize Amr b. Sevvâd b. el-Esved haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Cüreyc haber verdi. Ona da Ebu'z-Zübeyr haber vermiş ki, o Câbir b. Abdullah'ı şöyle derken işitmiş: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verdiği zaman mescidin direklerinden bir hurma kütüğüne yaslanırdı. Minber yapılıp (Resûlullah) üzerine çıkınca, o direk, deve inlemesi gibi inledi. Hatta bunu mescit ahalisi işitti. Nihayet Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun yanına inip kucakladı da (direk) sükûnet buldu."

1397. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ دَخَلَ الْمَسْجِدَ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أُمِّ الْحَكَمِ يَخْطُبُ قَاعِدًا فَقَالَ انْظُرُوا إِلَى هَذَا يَخْطُبُ قَاعِدًا وَقَدْ قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا ‏}‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abdullah b. el-Hakem haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Mansûr'dan, o Amr b. Mürre'den, o Ebû Ubeyde'den, o da Ka'b b. Ucre'den naklen anlattı. (Ka'b) mescide girdiğinde Abdurrahman b. Ümmü'l-Hakem oturarak hutbe veriyordu. Bunun üzerine (Ka'b) şöyle dedi: "Şuna bakın! Oturarak hutbe veriyor. Oysa Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: 'Onlar bir ticaret veya bir eğlence gördükleri zaman ona yönelip dağıldılar ve seni ayakta bıraktılar.'"

1398. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ الْحَارِثِ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيِّ، عَنْ أَوْسِ بْنِ أَوْسٍ الثَّقَفِيِّ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ غَسَّلَ وَاغْتَسَلَ وَابْتَكَرَ وَغَدَا وَدَنَا مِنَ الإِمَامِ وَأَنْصَتَ ثُمَّ لَمْ يَلْغُ كَانَ لَهُ بِكُلِّ خُطْوَةٍ كَأَجْرِ سَنَةٍ صِيَامِهَا وَقِيَامِهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Hâlid haber verdi. Dedi ki: Bana Ömer b. Abdulvâhid anlattı. Dedi ki: Yahyâ b. el-Hâris'i, Ebu'l-Eş'as es-San'ânî'den, o Evs b. Evs es-Sakafî'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlatırken işittim. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Kim (başını) yıkar ve boy abdesti alır, erkenden davranıp (mescide) erken gider, imama yakın durur, (onu) sükûnetle dinler ve boş şeylerle uğraşmazsa; onun için her adıma karşılık bir senelik -orucuyla ve namazıyla- ecir vardır."

1399. Hadis

أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ بَيَانٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ صَالِحٍ، عَنْ أَبِي الزَّاهِرِيَّةِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ، قَالَ كُنْتُ جَالِسًا إِلَى جَانِبِهِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَالَ جَاءَ رَجُلٌ يَتَخَطَّى رِقَابَ النَّاسِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَىِ اجْلِسْ فَقَدْ آذَيْتَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Vehb b. Beyân haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi. Dedi ki: Muâviye b. Sâlih'i, Ebû'z-Zâhiriyye'den, o da Abdullah b. Büsr'den naklen anlatırken işittim. (Ebû'z-Zâhiriyye) şöyle dedi: "Cuma günü onun (Abdullah b. Büsr'ün) yanında oturuyordum. Derken bir adam insanların omuzları üzerinden atlayarak geldi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: 'Otur! Çünkü (insanlara) eziyet ettin.'"

1400. Hadis

أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ، وَيُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ جَاءَ رَجُلٌ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَالَ لَهُ ‏"‏ أَرَكَعْتَ رَكْعَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَارْكَعْ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbrâhîm b. el-Hasan ve Yûsuf b. Saîd -lafız ona aittir- haber verdiler. Dediler ki: Bize Haccâc, İbn Cüreyc'den anlattı. Dedi ki: Bana Amr b. Dînâr haber verdi ki, o Câbir b. Abdullah'ı şöyle derken işitmiş: "Cuma günü Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem minberde iken bir adam geldi. (Peygamber) ona: 'İki rekat (namaz) kıldın mı?' diye sordu. O: 'Hayır' dedi. (Peygamber): 'Öyleyse kıl' buyurdu."

1401. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَالَ لِصَاحِبِهِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ أَنْصِتْ فَقَدْ لَغَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, Ukayl'den, o Zührî'den, o Saîd b. el-Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı ki, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Cuma günü imam hutbe verirken arkadaşına 'Sus' derse, boş konuşmuş olur."

1402. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ قَارِظٍ، وَعَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُمَا حَدَّثَاهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا قُلْتَ لِصَاحِبِكَ أَنْصِتْ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ فَقَدْ لَغَوْتَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdulmelik b. Şuayb b. el-Leys b. Sa'd haber verdi. Dedi ki: Bana babam, dedemden anlattı. Dedi ki: Bana Ukayl, İbn Şihâb'dan, o Ömer b. Abdülaziz'den, o Abdullah b. İbrâhîm b. Kâriz'den ve Saîd b. el-Müseyyeb'den, ikisinin ona anlattığına göre Ebû Hureyre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Cuma günü imam hutbe verirken arkadaşına 'Sus' dersen, boş konuşmuş olursun."

1403. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي مَعْشَرٍ، زِيَادِ بْنِ كُلَيْبٍ عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنِ الْقَرْثَعِ الضَّبِّيِّ، - وَكَانَ مِنَ الْقُرَّاءِ الأَوَّلِينَ - عَنْ سَلْمَانَ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا مِنْ رَجُلٍ يَتَطَهَّرُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ كَمَا أُمِرَ ثُمَّ يَخْرُجُ مِنْ بَيْتِهِ حَتَّى يَأْتِيَ الْجُمُعَةَ وَيُنْصِتُ حَتَّى يَقْضِيَ صَلاَتَهُ إِلاَّ كَانَ كَفَّارَةً لِمَا قَبْلَهُ مِنَ الْجُمُعَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi. Dedi ki: Bize Cerîr haber verdi. (O), Mansûr'dan, o Ebû Ma'şer Ziyâd b. Küleyb'den, o İbrâhîm'den, o Alkame'den, o ilk kurrâdan olan el-Karsa' ed-Dabbî'den, o da Selmân'dan naklen anlattı. (Selmân) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: "Hiçbir adam yoktur ki Cuma günü emrolunduğu şekilde temizlenir, sonra evinden çıkıp Cuma'ya gelir ve namazını bitirinceye kadar susup (hutbeyi) dinlerse, bu (ameli) kendisi için önceki Cuma ile arasındaki (günahlar) için kefaret olmasın."

1404. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا إِسْحَاقَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ عَلَّمَنَا خُطْبَةَ الْحَاجَةِ الْحَمْدُ لِلَّهِ نَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَسَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ثُمَّ يَقْرَأُ ثَلاَثَ آيَاتٍ ‏{‏ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ ‏}‏ ‏{‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا ‏}‏ ‏{‏ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيدًا ‏}‏ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَبُو عُبَيْدَةَ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ أَبِيهِ شَيْئًا وَلاَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَلاَ عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr haber verdiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Dedi ki: Ebû İshâk'ı, Ebû Ubeyde'den, o Abdullah'tan, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlatırken işittim. (Peygamber) buyurdu ki: "Bize hacet hutbesini (şöyle) öğretti: Hamd Allah'a mahsustur. O'ndan yardım dileriz ve O'ndan bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah kime hidayet verirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa ona hidayet verecek yoktur. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Sonra üç ayet okurdu: 'Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.' (Ali İmran, 102), 'Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.' (Nisa, 1), 'Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.' (Ahzab, 70)." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Ebû Ubeyde babasından hiçbir şey işitmemiştir. Abdurrahman b. Abdullah b. Mes'ud ve Abdulcebbar b. Vâil b. Hucr da (babalarından işitmemişlerdir).

1405. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ خَطَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ إِذَا رَاحَ أَحَدُكُمْ إِلَى الْجُمُعَةِ فَلْيَغْتَسِلْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Hakem'den, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verdi ve şöyle buyurdu: "Sizden biri Cuma'ya gideceği zaman gusletsin."

1406. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ نَشِيطٍ، أَنَّهُ سَأَلَ ابْنَ شِهَابٍ عَنِ الْغُسْلِ، يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَالَ سُنَّةٌ وَقَدْ حَدَّثَنِي بِهِ، سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَكَلَّمَ بِهَا عَلَى الْمِنْبَرِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb, İbrâhîm b. Neşît'ten anlattı. O İbn Şihâb'a Cuma günü gusletmeyi sormuş. (İbn Şihâb) şöyle demiş: "Sünnettir. Bunu bana Sâlim b. Abdullah babasından naklen anlattı ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu minber üzerinde söylemiştir."

1407. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ وَهُوَ قَائِمٌ عَلَى الْمِنْبَرِ ‏ "‏ مَنْ جَاءَ مِنْكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيَغْتَسِلْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ مَا أَعْلَمُ أَحَدًا تَابَعَ اللَّيْثَ عَلَى هَذَا الإِسْنَادِ غَيْرَ ابْنِ جُرَيْجٍ وَأَصْحَابُ الزُّهْرِيِّ يَقُولُونَ عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِيهِ بَدَلَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, İbn Şihâb'dan, o Abdullah b. Abdullah'tan, o Abdullah b. Ömer'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den, minber üzerinde ayakta dururken şöyle buyurduğunu nakletti: "Sizden kim Cuma'ya gelirse gusletsin." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: İbn Cüreyc dışında hiç kimsenin bu isnadda Leys'e tâbi olduğunu bilmiyorum. Zührî'nin (diğer) arkadaşları ise (bunu) Abdullah b. Abdullah b. Ömer yerine Sâlim b. Abdullah'tan, o da babasından diyerek rivayet ederler.

1408. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ جَاءَ رَجُلٌ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ بِهَيْئَةٍ بَذَّةٍ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَصَلَّيْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صَلِّ رَكْعَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ وَحَثَّ النَّاسَ عَلَى الصَّدَقَةِ فَأَلْقُوا ثِيَابًا فَأَعْطَاهُ مِنْهَا ثَوْبَيْنِ فَلَمَّا كَانَتِ الْجُمُعَةُ الثَّانِيَةُ جَاءَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ فَحَثَّ النَّاسَ عَلَى الصَّدَقَةِ - قَالَ - فَأَلْقَى أَحَدَ ثَوْبَيْهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ جَاءَ هَذَا يَوْمَ الْجُمُعَةِ بِهَيْئَةٍ بَذَّةٍ فَأَمَرْتُ النَّاسَ بِالصَّدَقَةِ فَأَلْقَوا ثِيَابًا فَأَمَرْتُ لَهُ مِنْهَا بِثَوْبَيْنِ ثُمَّ جَاءَ الآنَ فَأَمَرْتُ النَّاسَ بِالصَّدَقَةِ فَأَلْقَى أَحَدَهُمَا ‏"‏ ‏.‏ فَانَتْهَرَهُ وَقَالَ ‏"‏ خُذْ ثَوْبَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezîd haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, İbn Aclân'dan, o İyâz b. Abdullah'tan anlattı. Dedi ki: Ebû Saîd el-Hudrî'yi şöyle derken işittim: "Cuma günü Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verirken perişan kılıklı bir adam geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: 'Namaz kıldın mı?' dedi. O: 'Hayır' dedi. (Peygamber): 'İki rekat namaz kıl' buyurdu. Ve insanları sadaka vermeye teşvik etti. Onlar da (sadaka olarak) elbiseler attılar. (Peygamber) bunlardan iki elbiseyi ona verdi. İkinci Cuma olunca (o adam yine) geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe veriyordu. İnsanları sadaka vermeye teşvik etti. (Ebû Saîd) dedi ki: O adam iki elbisesinden birini attı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Bu adam Cuma günü perişan bir halde geldi. İnsanlara sadaka vermelerini emrettim. Onlar da elbiseler attılar. Ben de bunlardan iki elbiseyi ona verilmesini emrettim. Sonra şimdi geldi. Ben insanlara sadaka vermelerini emrettim. O ise ikisinden birini attı.' Sonra onu azarladı ve: 'Elbiseni al' buyurdu."

1409. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِذْ جَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ صَلَّيْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ قُمْ فَارْكَعْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd, Amr b. Dînâr'dan, o Câbir b. Abdullah'tan naklen anlattı. Dedi ki: "Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü hutbe verirken bir adam geldi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ona: 'Namaz kıldın mı?' dedi. O: 'Hayır' dedi. (Peygamber): 'Kalk ve rükû et (namaz kıl)' buyurdu."

1410. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، إِسْرَائِيلُ بْنُ مُوسَى قَالَ سَمِعْتُ الْحَسَنَ، يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا بَكْرَةَ، يَقُولُ لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ وَالْحَسَنُ مَعَهُ وَهُوَ يُقْبِلُ عَلَى النَّاسِ مَرَّةً وَعَلَيْهِ مَرَّةً وَيَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ ابْنِي هَذَا سَيِّدٌ وَلَعَلَّ اللَّهَ أَنْ يُصْلِحَ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ عَظِيمَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Mûsâ İsrâîl b. Mûsâ anlattı. Dedi ki: Hasan'ı şöyle derken işittim: Ebû Bekre'yi şöyle derken işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i minber üzerinde gördüm. Yanında Hasan da vardı. Bir kere insanlara, bir kere de ona dönüyor ve şöyle diyordu: 'Şüphesiz benim bu oğlum bir seyyiddir (efendidir). Umulur ki Allah onunla Müslümanlardan iki büyük grubun arasını düzeltir.'"

1411. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، - وَهُوَ ابْنُ الْمُبَارَكِ - عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ ابْنَةِ حَارِثَةَ بْنِ النُّعْمَانِ، قَالَتْ حَفِظْتُ ‏{‏ ق وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ ‏}‏ مِنْ فِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize Hârûn b. İsmâîl anlattı. Dedi ki: Bize Ali -ki o İbn Mübârek'tir-, Yahyâ'dan, o Muhammed b. Abdurrahman'dan, o da Hârise b. Nu'mân'ın kızından naklen anlattı. (Hârise'nin kızı) dedi ki: "'Kâf. Ve'l-Kur'âni'l-Mecîd' (suresini), Cuma günü minber üzerindeyken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ağzından ezberledim."

1412. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حُصَيْنٍ، أَنَّ بِشْرَ بْنَ مَرْوَانَ، رَفَعَ يَدَيْهِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ عَلَى الْمِنْبَرِ فَسَبَّهُ عُمَارَةُ بْنُ رُوَيْبَةَ الثَّقَفِيُّ وَقَالَ مَا زَادَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى هَذَا وَأَشَارَ بِأُصْبُعِهِ السَّبَّابَةِ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân haber verdi. Dedi ki: Bize Vekî' anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân, Husayn'dan anlattı ki, Bişr b. Mervân Cuma günü minberde ellerini kaldırdı. Bunun üzerine Umâre b. Ruveybe es-Sekafî ona (kızıp) çıkıştı ve: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şundan fazlasını yapmazdı" diyerek şehadet parmağıyla işaret etti.

1413. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ حُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ فَجَاءَ الْحَسَنُ وَالْحُسَيْنُ - رضى الله عنهما - وَعَلَيْهِمَا قَمِيصَانِ أَحْمَرَانِ يَعْثُرَانِ فِيهِمَا فَنَزَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَطَعَ كَلاَمَهُ فَحَمَلَهُمَا ثُمَّ عَادَ إِلَى الْمِنْبَرِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ صَدَقَ اللَّهُ ‏{‏ إِنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلاَدُكُمْ فِتْنَةٌ ‏}‏ رَأَيْتُ هَذَيْنِ يَعْثُرَانِ فِي قَمِيصَيْهِمَا فَلَمْ أَصْبِرْ حَتَّى قَطَعْتُ كَلاَمِي فَحَمَلْتُهُمَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdülaziz haber verdi. Dedi ki: Bize Fadl b. Mûsâ, Hüseyin b. Vâkid'den, o Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklen anlattı. Dedi ki: "Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe veriyordu. Derken Hasan ve Hüseyin radıyallahu anhuma üzerlerinde kırmızı gömleklerle, (yürürken) tökezleyerek geldiler. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem (minberden) indi, konuşmasını kesti ve onları kucağına aldı. Sonra minbere döndü ve şöyle buyurdu: 'Allah doğru söylemiştir: {Mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihandır.} (Tegâbun, 15). Bu ikisinin gömlekleri içinde tökezlediklerini gördüm de konuşmamı kesip onları kucağıma alıncaya kadar sabredemedim.'"

1414. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ غَزْوَانَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ عُقَيْلٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكْثِرُ الذِّكْرَ وَيُقِلُّ اللَّغْوَ وَيُطِيلُ الصَّلاَةَ وَيُقَصِّرُ الْخُطْبَةَ وَلاَ يَأْنَفُ أَنْ يَمْشِيَ مَعَ الأَرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ فَيَقْضِيَ لَهُ الْحَاجَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdülaziz b. Gazvân haber verdi. Dedi ki: Bize Fadl b. Mûsâ, Hüseyin b. Vâkid'den haber verdi. Dedi ki: Bana Yahyâ b. Ukayl anlattı. Dedi ki: Abdullah b. Ebî Evfâ'yı şöyle derken işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zikri çok yapar, boş sözü az konuşur, namazı uzatır, hutbeyi kısa tutardı. Dul ve yoksul ile birlikte yürüyüp ihtiyacını görmekten de çekinmezdi."

1415. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ جَالَسْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَمَا رَأَيْتُهُ يَخْطُبُ إِلاَّ قَائِمًا وَيَجْلِسُ ثُمَّ يَقُومُ فَيَخْطُبُ الْخُطْبَةَ الآخِرَةَ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize Şerîk, Simâk'ten, o Câbir b. Semüre'den naklen anlattı. Dedi ki: "Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte oturdum (birçok kez bulundum). Onu ayakta olmadan hutbe verirken hiç görmedim. (Bir miktar) oturur, sonra kalkar ve diğer (ikinci) hutbeyi verirdi."

1416. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَخْطُبُ الْخُطْبَتَيْنِ وَهُوَ قَائِمٌ وَكَانَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمَا بِجُلُوسٍ ‏.‏

Bize İsmâîl b. Mes'ûd haber verdi. Dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı. Dedi ki: Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o Abdullah'tan naklen anlattı ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta olduğu halde iki hutbe verir ve aralarını bir oturuşla ayırırdı."

1417. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا سِمَاكٌ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ قَائِمًا ثُمَّ يَقْعُدُ قِعْدَةً لاَ يَتَكَلَّمُ ثُمَّ يَقُومُ فَيَخْطُبُ خُطْبَةً أُخْرَى فَمَنْ حَدَّثَكُمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَخْطُبُ قَاعِدًا فَقَدْ كَذَبَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Bezî' haber verdi. Dedi ki: Bize Yezîd -yani İbn Zürey'- anlattı. Dedi ki: Bize İsrâîl anlattı. Dedi ki: Bize Simâk, Câbir b. Semüre'den anlattı. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i Cuma günü ayakta hutbe verirken gördüm. Sonra hiç konuşmadığı (kısa) bir oturuşla oturur, sonra kalkar ve başka bir hutbe (daha) verirdi. Kim size Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in oturarak hutbe verdiğini söylerse yalan söylemiş olur."

1418. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ قَائِمًا ثُمَّ يَجْلِسُ ثُمَّ يَقُومُ وَيَقْرَأُ آيَاتٍ وَيَذْكُرُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَكَانَتْ خُطْبَتُهُ قَصْدًا وَصَلاَتُهُ قَصْدًا ‏.‏

Bize Amr b. Ali, Abdurrahman'dan haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Simâk'ten, o Câbir b. Semüre'den naklen anlattı. Dedi ki: "Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta hutbe verir, sonra oturur, sonra kalkar ve (kalktığında) ayetler okuyup Allah azze ve celle'yi zikrederdi. Hutbesi de orta yollu (mutedil), namazı da orta yolluydu."

1419. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفِرْيَابِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْزِلُ عَنِ الْمِنْبَرِ فَيَعْرِضُ لَهُ الرَّجُلُ فَيُكَلِّمُهُ فَيَقُومُ مَعَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى يَقْضِيَ حَاجَتَهُ ثُمَّ يَتَقَدَّمُ إِلَى مُصَلاَّهُ فَيُصَلِّي ‏.‏

Bana Muhammed b. Ali b. Meymûn haber verdi. Dedi ki: Bize Firyâbî anlattı. Dedi ki: Bize Cerîr b. Hâzim, Sâbit el-Bünânî'den, o Enes'ten anlattı. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem minberden inerdi. O sırada bir adam karşısına çıkar ve onunla konuşurdu. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, o ihtiyacını giderinceye (konuşmasını bitirinceye) kadar onunla birlikte ayakta dururdu. Sonra namazgâhına geçer ve namazı kıldırırdı."

1420. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ قَالَ عُمَرُ صَلاَةُ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَانِ وَصَلاَةُ الْفِطْرِ رَكْعَتَانِ وَصَلاَةُ الأَضْحَى رَكْعَتَانِ وَصَلاَةُ السَّفَرِ رَكْعَتَانِ تَمَامٌ غَيْرُ قَصْرٍ عَلَى لِسَانِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى لَمْ يَسْمَعْ مِنْ عُمَرَ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize Şerîk, Zübeyd'den, o Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan anlattı. Dedi ki: Ömer şöyle dedi: "Cuma namazı iki rekattır. Fıtr (Ramazan Bayramı) namazı iki rekattır. Kurban (Bayramı) namazı iki rekattır. Sefer namazı iki rekattır. (Bunlar) Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in lisanı üzere tamdır, kısaltılmış değildir." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Abdurrahman b. Ebî Leylâ, Ömer'den (hadis) işitmemiştir.

1421. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّنْعَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُخَوَّلٌ، قَالَ سَمِعْتُ مُسْلِمًا الْبَطِينَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ ‏{‏ الم * تَنْزِيلُ ‏}‏ وَ‏{‏ هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ ‏}‏ وَفِي صَلاَةِ الْجُمُعَةِ بِسُورَةِ الْجُمُعَةِ وَالْمُنَافِقِينَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilalâ es-San'ânî haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Dedi ki: Bana Muhavvel haber verdi. Dedi ki: Müslim el-Batîn'i, Saîd b. Cübeyr'den, o İbn Abbâs'tan naklen anlatırken işittim ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü sabah namazında 'Elif Lâm Mîm. Tenzîl' (Secde suresi) ve 'Hel etâ ale'l-insân' (İnsan suresi) okurdu. Cuma namazında ise Cuma ve Münafikûn surelerini okurdu."

1422. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَعْبَدُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَمُرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْجُمُعَةِ بِـ ‏{‏ سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى ‏}‏ وَ{‏ هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ ‏}‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid, Şu'be'den anlattı. Dedi ki: Bana Ma'bed b. Hâlid, Zeyd b. Ukbe'den, o Semüre'den naklen haber verdi. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma namazında 'Sebbihisme Rabbike'l-a'lâ' ve 'Hel etâke hadîsu'l-ğâşiye' (surelerini) okurdu."

1423. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ ضَمْرَةَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ الضَّحَّاكَ بْنَ قَيْسٍ، سَأَلَ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ مَاذَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ عَلَى إِثْرِ سُورَةِ الْجُمُعَةِ قَالَ كَانَ يَقْرَأُ ‏{‏ هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ ‏}‏ ‏.‏

Bize Kuteybe, Mâlik'ten, o Damre b. Saîd'den, o Ubeydullah b. Abdullah'tan naklen haber verdi ki, Dahhâk b. Kays, Nu'mân b. Beşîr'e: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü Cuma suresinin peşinden ne okurdu?" diye sordu. (Nu'mân): "{Hel etâke hadîsu'l-ğâşiye} (suresini) okurdu" dedi.

1424. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، أَنَّ إِبْرَاهِيمَ بْنَ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْتَشِرِ، أَخْبَرَهُ قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْجُمُعَةِ بِـ ‏{‏ سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى ‏}‏ وَ‏{‏ هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ ‏}‏ وَرُبَّمَا اجْتَمَعَ الْعِيدُ وَالْجُمُعَةُ فَيَقْرَأُ بِهِمَا فِيهِمَا جَمِيعًا ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid, Şu'be'den anlattı. (Şu'be'ye de) İbrâhîm b. Muhammed b. el-Münteşir haber vermiş. Dedi ki: Babamı, Habîb b. Sâlim'den, o Nu'mân b. Beşîr'den naklen anlatırken işittim. (Nu'mân) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma (namazın)da '{Sebbihisme Rabbike'l-a'lâ}' ve '{Hel etâke hadîsu'l-ğâşiye}' surelerini okurdu. Bazen bayram ile Cuma aynı güne denk gelirdi de, her ikisinde de bu iki sureyi okurdu."

1425. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، وَمُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الْزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَدْرَكَ مِنْ صَلاَةِ الْجُمُعَةِ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe ve Muhammed b. Mansûr -lafız ona aittir- haber verdiler. (Onlar), Süfyân'dan, o Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattılar ki, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cuma namazından bir rekata yetişen kimse, (namaza) yetişmiş demektir."

1426. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيُصَلِّ بَعْدَهَا أَرْبَعًا ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi. Dedi ki: Bize Cerîr, Süheyl'den, o babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri Cuma namazını kıldığı zaman, ondan sonra dört (rekat daha) kılsın."

1427. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ حَتَّى يَنْصَرِفَ فَيُصَلِّيَ رَكْعَتَيْنِ ‏.‏

Bize Kuteybe, Mâlik'ten, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den naklen haber verdi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma namazından sonra (mescitten) ayrılıncaya kadar (nafile) namaz kılmaz, sonra iki rekat namaz kılardı."

1428. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrezzâk haber verdi. Dedi ki: Bize Ma'mer, Zührî'den, o Sâlim'den, o da babasından naklen anlattı. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma namazından sonra evinde iki rekat kılardı."

1429. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ هَارُونَ - قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ يُطِيلُ فِيهِمَا وَيَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُهُ ‏.‏

Bize Abde b. Abdullah haber verdi. (O), Yezîd -ki İbn Hârûn'dur-'dan nakletti. Dedi ki: Bize Şu'be haber verdi. (O), Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı ki: O (İbn Ömer), Cuma'dan sonra iki rekat namaz kılar, bunları uzatır ve: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem böyle yapardı" derdi.

1430. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ مُضَرَ - عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَيْتُ الطُّورَ فَوَجَدْتُ ثَمَّ كَعْبًا فَمَكَثْتُ أَنَا وَهُوَ يَوْمًا أُحَدِّثُهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَيُحَدِّثُنِي عَنِ التَّوْرَاةِ فَقُلْتُ لَهُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ فِيهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ وَفِيهِ أُهْبِطَ وَفِيهِ تِيبَ عَلَيْهِ وَفِيهِ قُبِضَ وَفِيهِ تَقُومُ السَّاعَةُ مَا عَلَى الأَرْضِ مِنْ دَابَّةٍ إِلاَّ وَهِيَ تُصْبِحُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ مُصِيخَةً حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ شَفَقًا مِنَ السَّاعَةِ إِلاَّ ابْنَ آدَمَ وَفِيهِ سَاعَةٌ لاَ يُصَادِفُهَا مُؤْمِنٌ وَهُوَ فِي الصَّلاَةِ يَسْأَلُ اللَّهَ فِيهَا شَيْئًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ كَعْبٌ ذَلِكَ يَوْمٌ فِي كُلِّ سَنَةٍ ‏.‏ فَقُلْتُ بَلْ هِيَ فِي كُلِّ جُمُعَةٍ ‏.‏ فَقَرَأَ كَعْبٌ التَّوْرَاةَ ثُمَّ قَالَ صَدَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ فِي كُلِّ جُمُعَةٍ ‏.‏ فَخَرَجْتُ فَلَقِيتُ بَصْرَةَ بْنَ أَبِي بَصْرَةَ الْغِفَارِيَّ فَقَالَ مِنْ أَيْنَ جِئْتَ قُلْتُ مِنَ الطُّورِ ‏.‏ قَالَ لَوْ لَقِيتُكَ مِنْ قَبْلِ أَنْ تَأْتِيَهُ لَمْ تَأْتِهِ ‏.‏ قُلْتُ لَهُ وَلِمَ قَالَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ لاَ تُعْمَلُ الْمَطِيُّ إِلاَّ إِلَى ثَلاَثَةِ مَسَاجِدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَسْجِدِي وَمَسْجِدِ بَيْتِ الْمَقْدِسِ ‏"‏ ‏.‏ فَلَقِيتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَلاَمٍ فَقُلْتُ لَوْ رَأَيْتَنِي خَرَجْتُ إِلَى الطُّورِ فَلَقِيتُ كَعْبًا فَمَكَثْتُ أَنَا وَهُوَ يَوْمًا أُحَدِّثُهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَيُحَدِّثُنِي عَنِ التَّوْرَاةِ فَقُلْتُ لَهُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ فِيهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ وَفِيهِ أُهْبِطَ وَفِيهِ تِيبَ عَلَيْهِ وَفِيهِ قُبِضَ وَفِيهِ تَقُومُ السَّاعَةُ مَا عَلَى الأَرْضِ مِنْ دَابَّةٍ إِلاَّ وَهِيَ تُصْبِحُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ مُصِيخَةً حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ شَفَقًا مِنَ السَّاعَةِ إِلاَّ ابْنَ آدَمَ وَفِيهِ سَاعَةٌ لاَ يُصَادِفُهَا عَبْدٌ مُؤْمِنٌ وَهُوَ فِي الصَّلاَةِ يَسْأَلُ اللَّهَ شَيْئًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ كَعْبٌ ذَلِكَ يَوْمٌ فِي كُلِّ سَنَةٍ ‏.‏ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ كَذَبَ كَعْبٌ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ قَرَأَ كَعْبٌ فَقَالَ صَدَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ فِي كُلِّ جُمُعَةٍ ‏.‏ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ صَدَقَ كَعْبٌ إِنِّي لأَعْلَمُ تِلْكَ السَّاعَةَ فَقُلْتُ يَا أَخِي حَدِّثْنِي بِهَا ‏.‏ قَالَ هِيَ آخِرُ سَاعَةٍ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ قَبْلَ أَنْ تَغِيبَ الشَّمْسُ فَقُلْتُ أَلَيْسَ قَدْ سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ لاَ يُصَادِفُهَا مُؤْمِنٌ وَهُوَ فِي الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَلَيْسَتْ تِلْكَ السَّاعَةَ صَلاَةٌ قَالَ أَلَيْسَ قَدْ سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ مَنْ صَلَّى وَجَلَسَ يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ لَمْ يَزَلْ فِي صَلاَتِهِ حَتَّى تَأْتِيَهُ الصَّلاَةُ الَّتِي تُلاَقِيهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ بَلَى ‏.‏ قَالَ فَهُوَ كَذَلِكَ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Bekr -yani İbn Mudar- anlattı. (O), İbnü'l-Hâd'dan, o Muhammed b. İbrâhîm'den, o Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Dedi ki: Tûr'a gittim ve orada Ka'b'ı buldum. Ben ve o bir gün (boyunca) kaldık. Ben ona Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (hadis) anlatıyordum, o da bana Tevrat'tan anlatıyordu. Ona dedim ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem o günde yaratıldı, o günde (yeryüzüne) indirildi, o günde tövbesi kabul edildi, o günde ruhu kabzedildi ve Kıyamet o günde kopacaktır. Yeryüzünde insanoğlu hariç hiçbir canlı yoktur ki Cuma günü sabaha çıktığında güneş doğuncaya kadar Kıyamet (korkusun)dan dolayı kulak kesilip beklemesin. O günde öyle bir saat vardır ki, şayet bir mümin kul namazdayken o saate denk gelip Allah'tan bir şey isterse, (Allah) mutlaka ona onu verir." Ka'b dedi ki: "O, her senede bir gündür." Ben: "Bilakis, o her Cuma'dır" dedim. Ka'b Tevrat'ı okudu, sonra: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem doğru söylemiş, o her Cuma'dır" dedi. (Oradan) çıktım ve Basra b. Ebî Basra el-Ğıfârî ile karşılaştım. Bana: "Nereden geliyorsun?" dedi. "Tûr'dan" dedim. Dedi ki: "Şayet oraya gitmeden önce seninle karşılaşsaydım, gitmezdin. Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: '(İbadet için) binekler ancak şu üç mescide sürülür: Mescid-i Harâm, benim şu mescidim ve Mescid-i Beyti'l-Makdis.'" Sonra Abdullah b. Selâm ile karşılaştım ve ona: "Beni bir görseydin! Tûr'a gittim ve Ka'b ile karşılaştım. Ben ve o bir gün kaldık. Ben ona Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den anlatıyordum, o da bana Tevrat'tan anlatıyordu" dedim ve ona dedim ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem o günde yaratıldı, o günde indirildi, o günde tövbesi kabul edildi, o günde ruhu kabzedildi ve Kıyamet o günde kopacaktır. Yeryüzünde insanoğlu hariç hiçbir canlı yoktur ki Cuma günü sabaha çıktığında güneş doğuncaya kadar Kıyamet (korkusun)dan dolayı kulak kesilip beklemesin. O günde öyle bir saat vardır ki, şayet bir mümin kul namazdayken o saate denk gelip Allah'tan bir şey isterse, (Allah) mutlaka ona onu verir." Ka'b dedi ki: "O, her senede bir gündür." Bunun üzerine Abdullah b. Selâm: "Ka'b yalan söylemiş (yanılmış)" dedi. Ben: "Sonra Ka'b (kitabı) okudu ve: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem doğru söylemiş, o her Cuma'dır' dedi" dedim. Abdullah dedi ki: "Ka'b (sonunda) doğru söylemiş. Ben o saati kesinlikle biliyorum." Dedim ki: "Ey kardeşim! Onu bana anlat." Dedi ki: "O, Cuma gününün, güneş batmadan önceki son saatidir." Dedim ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in 'namazdayken o saate denk gelirse' buyurduğunu işitmedin mi? Oysa o saat namaz vakti değildir." Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in 'Kim namaz kılıp (diğer) namazı beklemek üzere oturursa, kendisini karşılayacak olan namaz gelinceye kadar namazdadır' buyurduğunu işitmedin mi?" "Evet (işittim)" dedim. "İşte o (durum) böyledir" dedi.

1431. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ رَبَاحٍ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدٌ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ فِي الْجُمُعَةِ سَاعَةً لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ يَسْأَلُ اللَّهَ فِيهَا شَيْئًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Yahyâ b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize Ahmed b. Hanbel anlattı. Dedi ki: Bize İbrâhîm b. Hâlid, Rabâh'tan, o Ma'mer'den, o Zührî'den anlattı. Dedi ki: Bana Saîd, Ebû Hureyre'den anlattı ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir Müslüman kul o saate denk gelip Allah'tan bir şey isterse, (Allah) mutlaka ona onu verir."

1432. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ عَنْ مُحَمَّدٍ ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ فِي الْجُمُعَةِ سَاعَةً لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ قَائِمٌ يُصَلِّي يَسْأَلُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ شَيْئًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا يُقَلِّلُهَا يُزَهِّدُهَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ لاَ نَعْلَمُ أَحَدًا حَدَّثَ بِهَذَا الْحَدِيثِ غَيْرَ رَبَاحٍ عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ إِلاَّ أَيُّوبَ بْنَ سُوَيْدٍ فَإِنَّهُ حَدَّثَ بِهِ عَنْ يُونُسَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدٍ وَأَبِي سَلَمَةَ وَأَيُّوبُ بْنُ سُوَيْدٍ مَتْرُوكُ الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Amr b. Zürâre haber verdi. Dedi ki: Bize İsmâîl, Eyyûb'dan, o Muhammed'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Dedi ki: Ebu'l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir Müslüman kul namaz kılarken o saate denk gelip Allah azze ve celle'den bir şey isterse, (Allah) mutlaka ona onu verir." (Ravi): "(Resûlullah el işaretleriyle) o saatin az/kısa olduğunu belirtiyordu" dedi. Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Bu hadisi Rabâh'ın Ma'mer'den, onun da Zührî'den rivayeti dışında (bu isnadla) rivayet eden bir başkasını bilmiyoruz. Ancak Eyyûb b. Süveyd müstesna; zira o, Yûnus'tan, o Zührî'den, o Saîd ve Ebû Seleme'den rivayet etmiştir. Eyyûb b. Süveyd ise metrukü'l-hadistir.