1861. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو زَكَرِيَّا، يَحْيَى بْنُ دُرُسْتَ الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ وَمَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا فَمَاتَ وَهُوَ يُدْمِنُهَا لَمْ يَشْرَبْهَا فِي الآخِرَةِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَابْنِ عَبَّاسٍ وَعُبَادَةَ وَأَبِي مَالِكٍ الأَشْعَرِيِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَرَوَاهُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مَوْقُوفًا فَلَمْ يَرْفَعْهُ .
Bize Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Dürüst el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd, Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her sarhoşluk veren şey hamrdır (şaraptır) ve her sarhoşluk veren şey haramdır. Kim dünyada hamr (içki) içer ve ona devam ederek ölürse, ahirette onu içemez." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ebû Hüreyre, Ebû Saîd, Abdullâh b. Amr, İbn Abbâs, Ubâde ve Ebû Mâlik el-Eş'arî'den de rivayet vardır. İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Bu hadis Nâfi'den, o da İbn Ömer'den olmak üzere Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den başka vecihlerle de rivayet edilmiştir. Mâlik b. Enes bunu Nâfi'den, o da İbn Ömer'den mevkûf olarak rivayet etmiş, merfû yapmamıştır.)
1862. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ لَمْ يَقْبَلِ اللَّهُ لَهُ صَلاَةً أَرْبَعِينَ صَبَاحًا فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ فَإِنْ عَادَ لَمْ يَقْبَلِ اللَّهُ لَهُ صَلاَةً أَرْبَعِينَ صَبَاحًا فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ فَإِنْ عَادَ لَمْ يَقْبَلِ اللَّهُ لَهُ صَلاَةً أَرْبَعِينَ صَبَاحًا فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ فَإِنْ عَادَ الرَّابِعَةَ لَمْ يَقْبَلِ اللَّهُ لَهُ صَلاَةً أَرْبَعِينَ صَبَاحًا فَإِنْ تَابَ لَمْ يَتُبِ اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَقَاهُ مِنْ نَهْرِ الْخَبَالِ " . قِيلَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَمَا نَهْرُ الْخَبَالِ قَالَ نَهْرٌ مِنْ صَدِيدِ أَهْلِ النَّارِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ وَقَدْ رُوِيَ نَحْوُ هَذَا عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Cerîr b. Abdilhamîd, Atâ b. es-Sâib'den, o Abdullâh b. Ubeyd b. Umeyr'den, o da babasından naklederek anlattı. Dedi ki: Abdullâh b. Ömer şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim şarap (içki) içerse Allah onun kırk sabah (gün) namazını kabul etmez. Eğer tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder. Eğer tekrar dönerse (içerse) Allah onun kırk sabah namazını kabul etmez. Eğer tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder. Eğer tekrar dönerse Allah onun kırk sabah namazını kabul etmez. Eğer tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder. Eğer dördüncü defa dönerse Allah onun kırk sabah namazını kabul etmez; (bu defa) tövbe etse de Allah onun tövbesini kabul etmez ve ona 'Habâl Nehri'nden içirir." (Abdullâh b. Ömer'e): "Ey Ebû Abdurrahman! Habâl Nehri nedir?" denildi. "Cehennem ehlinin irinlerinden oluşan bir nehirdir" dedi. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir. Buna benzer bir rivayet Abdullâh b. Amr ve İbn Abbâs yoluyla da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakledilmiştir.)
1863. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنِ الْبِتْعِ فَقَالَ " كُلُّ شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهُوَ حَرَامٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize İshâk b. Mûsâ el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik b. Enes, İbn Şihâb'dan, o Ebû Seleme'den, o da Âişe'den naklederek anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bal şerbeti (bit') hakkında soruldu. Şöyle buyurdu: "Sarhoşluk veren her içecek haramdır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
1864. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ أَسْبَاطِ بْنِ مُحَمَّدٍ الْقُرَشِيُّ الْكُوفِيُّ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَعَلِيٍّ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَأَنَسٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي مُوسَى وَالأَشَجِّ الْعَصَرِيِّ وَدَيْلَمَ وَمَيْمُونَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَقَيْسِ بْنِ سَعْدٍ وَالنُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ وَمُعَاوِيَةَ وَوَائِلِ بْنِ حُجْرٍ وَقُرَّةَ الْمُزَنِيِّ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ وَأُمِّ سَلَمَةَ وَبُرَيْدَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَكِلاَهُمَا صَحِيحٌ رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَعَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ubeyd b. Esbât b. Muhammed el-Kuraşî el-Kûfî ve Ebû Saîd el-Eşec anlattılar; dediler ki: Bize Abdullâh b. İdrîs, Muhammed b. Amr'dan, o Ebû Seleme'den, o da İbn Ömer'den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Sarhoşluk veren her şey haramdır." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ömer, Alî, İbn Mes'ûd, Enes, Ebû Saîd, Ebû Mûsâ, el-Eşec el-Asarî, Deylem, Meymûne, İbn Abbâs, Kays b. Sa'd, Nu'mân b. Beşîr, Muâviye, Vâil b. Hucr, Kurre el-Müzenî, Abdullâh b. Muğaffel, Ümmü Seleme, Büreyde, Ebû Hüreyre ve Âişe'den de rivayet vardır. Bu hadis hasendir. Ebû Seleme - Ebû Hüreyre - Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yoluyla da bunun benzeri rivayet edilmiştir. Her ikisi de sahihtir. Birçok râvi bunu Muhammed b. Amr - Ebû Seleme - Ebû Hüreyre - Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yoluyla, (bazıları da) Ebû Seleme - İbn Ömer - Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yoluyla rivayet etmiştir.)
1865. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ بَكْرِ بْنِ أَبِي الْفُرَاتِ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا أَسْكَرَ كَثِيرُهُ فَقَلِيلُهُ حَرَامٌ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَعْدٍ وَعَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَابْنِ عُمَرَ وَخَوَّاتِ بْنِ جُبَيْرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ جَابِرٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. Ca'fer anlattı. (Yine) bize Alî b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. Ca'fer, Dâvûd b. Bekr b. Ebi'l-Furât'tan, o İbnü'l-Münkedir'den, o da Câbir b. Abdillâh'tan naklederek haber verdi ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Sa'd, Âişe, Abdullâh b. Amr, İbn Ömer ve Havvât b. Cübeyr'den de rivayet vardır. Bu, Câbir hadisi olarak hasen gariptir.)
1866. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ مَهْدِيِّ بْنِ مَيْمُونٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ الْمَعْنَى، وَاحِدٌ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ الأَنْصَارِيِّ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ مَا أَسْكَرَ الْفَرَقُ مِنْهُ فَمِلْءُ الْكَفِّ مِنْهُ حَرَامٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى قَالَ أَحَدُهُمَا فِي حَدِيثِهِ " الْحُسْوَةُ مِنْهُ حَرَامٌ " . قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رَوَاهُ لَيْثُ بْنُ أَبِي سُلَيْمٍ وَالرَّبِيعُ بْنُ صَبِيحٍ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ الأَنْصَارِيِّ نَحْوَ رِوَايَةِ مَهْدِيِّ بْنِ مَيْمُونٍ . وَأَبُو عُثْمَانَ الأَنْصَارِيُّ اسْمُهُ عَمْرُو بْنُ سَالِمٍ وَيُقَالُ عُمَرُ بْنُ سَالِمٍ أَيْضًا .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdüla'lâ b. Abdil'a'lâ, Hişâm b. Hassân'dan, o Mehdî b. Meymûn'dan (naklederek anlattı). (Yine) bize Abdullâh b. Muâviye el-Cumahî anlattı; dedi ki: Bize Mehdî b. Meymûn -mana birdir-, Ebû Osman el-Ensârî'den, o Kâsım b. Muhammed'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her sarhoşluk veren şey haramdır. Bir 'farak' (büyük bir ölçek) miktarının sarhoş ettiği şeyin bir avuç dolusu da haramdır." (Ebû Îsâ der ki: (Râvilerden) biri hadisinde: "Onun bir yudumu da haramdır" dedi. Bu hadis hasendir. Leys b. Ebî Süleym ve Rebî' b. Sabîh de bunu Ebû Osman el-Ensârî'den, Mehdî b. Meymûn'un rivayetine benzer şekilde rivayet etmişlerdir. Ebû Osman el-Ensârî'nin ismi Amr b. Sâlim'dir; Ömer b. Sâlim olduğu da söylenir.)
1867. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، وَيَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، قَالاَ أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، عَنْ طَاوُسٍ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى ابْنَ عُمَرَ فَقَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ نَبِيذِ الْجَرِّ فَقَالَ نَعَمْ . فَقَالَ طَاوُسٌ وَاللَّهِ إِنِّي سَمِعْتُهُ مِنْهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى وَأَبِي سَعِيدٍ وَسُوَيْدٍ وَعَائِشَةَ وَابْنِ الزُّبَيْرِ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize İbn Uleyye ve Yezîd b. Hârûn anlattılar; dediler ki: Bize Süleymân et-Teymî, Tâvûs'tan naklederek haber verdi ki: Bir adam İbn Ömer'e geldi ve: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem çömlek (cer) şarabını (nebizini) yasakladı mı?" dedi. (İbn Ömer): "Evet" dedi. Tâvûs dedi ki: "Vallahi ben bunu ondan işittim." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda İbn Ebî Evfâ, Ebû Saîd, Süveyd, Âişe, İbnü'z-Zübeyr ve İbn Abbâs'tan da rivayet vardır. Bu hadis hasen sahihtir.)
1868. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ زَاذَانَ، يَقُولُ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ عَمَّا نَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الأَوْعِيَةِ أَخْبِرْنَاهُ بِلُغَتِكُمْ وَفَسِّرْهُ لَنَا بِلُغَتِنَا . فَقَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحَنْتَمَةِ وَهِيَ الْجَرَّةُ وَنَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَهِيَ الْقَرْعَةُ وَنَهَى عَنِ النَّقِيرِ وَهُوَ أَصْلُ النَّخْلِ يُنْقَرُ نَقْرًا أَوْ يُنْسَحُ نَسْحًا وَنَهَى عَنِ الْمُزَفَّتِ وَهِيَ الْمُقَيَّرُ وَأَمَرَ أَنْ يُنْبَذَ فِي الأَسْقِيَةِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَعَلِيٍّ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْمُرَ وَسَمُرَةَ وَأَنَسٍ وَعَائِشَةَ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَعَائِذِ بْنِ عَمْرٍو وَالْحَكَمِ الْغِفَارِيِّ وَمَيْمُونَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ebû Mûsâ Muhammed b. El-Müsennâ anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Amr b. Mürre'den anlattı. Dedi ki: Zâzân'ı şöyle derken işittim: İbn Ömer'e, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yasakladığı kapları sordum. (Dedim ki:) "Onu bize kendi dilinizle haber ver ve bizim dilimizle bize açıkla." Bunun üzerine dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hantem'den yasakladı; ki o (sırlı) testidir. Dubbâ'dan yasakladı; ki o su kabağıdır. Nakîr'den yasakladı; ki o hurma ağacının köküdür, içi oyulur veya yontulur. Müzeffet'ten yasakladı; ki o da ziftlenmiş kaptır. Ve (nebizin) su tulumlarında (deri kaplarda) yapılmasını emretti. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Ömer, Ali, İbn Abbâs, Ebû Saîd, Ebû Hureyre, Abdurrahman b. Ya'mur, Semure, Enes, Âişe, İmrân b. Husayn, Âiz b. Amr, Hakem el-Gifârî ve Meymûne'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1869. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنِ الظُّرُوفِ وَإِنَّ ظَرْفًا لاَ يُحِلُّ شَيْئًا وَلاَ يُحَرِّمُهُ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr, Hasan b. Ali ve Mahmûd b. Gaylân anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Âsım anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, Alkame b. Mersed'den, o Süleyman b. Büreyde'den, o da babasından naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben sizi (bazı) kaplardan yasaklamıştım. Şüphesiz ki kap, ne bir şeyi helal kılar ne de haram kılar. Her sarhoşluk veren şey haramdır.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1870. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الظُّرُوفِ فَشَكَتْ إِلَيْهِ الأَنْصَارُ فَقَالُوا لَيْسَ لَنَا وِعَاءٌ . قَالَ " فَلاَ إِذًا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd el-Haferî, Süfyân'dan, o Mansûr'dan, o Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan, o da Câbir b. Abdillah'tan naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bazı) kaplardan yasakladı. Bunun üzerine Ensar, O'na şikayette bulundular ve dediler ki: "Bizim (başka) kabımız yok." O da: "Öyleyse (yasak) yok," buyurdu. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda İbn Mes'ûd, Ebû Saîd, Ebû Hureyre ve Abdullah b. Amr'dan da hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1871. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ يُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ الْحَسَنِ الْبَصْرِيِّ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنَّا نَنْبِذُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سِقَاءٍ يُوكَأُ فِي أَعْلاَهُ لَهُ عَزْلاَءُ نَنْبِذُهُ غُدْوَةً وَيَشْرَبُهُ عِشَاءً وَنَنْبِذُهُ عِشَاءً وَيَشْرَبُهُ غُدْوَةً . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ يُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ عَنْ عَائِشَةَ أَيْضًا .
Bize Muhammed b. El-Müsennâ anlattı; dedi ki: Bize Abdulvehhâb es-Sekafî, Yûnus b. Ubeyd'den, o Hasan el-Basrî'den, o annesinden, o da Âişe'den naklen anlattı. Dedi ki: Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için, üstü bağlanan ve alt tarafında (boşaltma) ağzı olan bir su tulumunda nebiz yapardık. Onu sabahleyin kurardık, akşamleyin içerdi. Akşamleyin kurardık, sabahleyin içerdi. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Câbir, Ebû Saîd ve İbn Abbâs'tan da hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen garib bir hadistir. Biz bunu Yûnus b. Ubeyd'in hadisinden ancak bu vechile biliyoruz. Bu hadis, bu vech dışında Âişe'den de rivayet edilmiştir.
1872. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُهَاجِرٍ، عَنْ عَامِرٍ الشَّعْبِيِّ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ مِنَ الْحِنْطَةِ خَمْرًا وَمِنَ الشَّعِيرِ خَمْرًا وَمِنَ التَّمْرِ خَمْرًا وَمِنَ الزَّبِيبِ خَمْرًا وَمِنَ الْعَسَلِ خَمْرًا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Yûsuf anlattı; dedi ki: Bize İsrâîl anlattı; dedi ki: Bize İbrâhîm b. Muhâcir, Âmir eş-Şa'bî'den, o da Nu'mân b. Beşîr'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Muhakkak ki buğdaydan şarap (hamr) olur, arpadan şarap olur, hurmadan şarap olur, kuru üzümden şarap olur ve baldan şarap olur.” (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Ebû Hureyre'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen garib bir hadistir.
1873. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، نَحْوَهُ . وَرَوَى أَبُو حَيَّانَ التَّيْمِيُّ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ إِنَّ مِنَ الْحِنْطَةِ خَمْرًا فَذَكَرَ هَذَا الْحَدِيثَ .
Bize Hasan b. Ali el-Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Âdem, İsrâîl'den bu hadisin benzerini anlattı. Ebû Hayyân et-Teymî de bu hadisi Şa'bî'den, o İbn Ömer'den, o da Ömer'den rivayet etmiştir. Dedi ki: "Muhakkak ki buğdaydan şarap olur..." deyip bu hadisi zikretti.
1874. Hadis
حَدَّثَنَا بِذَلِكَ، أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ التَّيْمِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، إِنَّ مِنَ الْحِنْطَةِ خَمْرًا بِهَذَا . وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُهَاجِرٍ . وَقَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ لَمْ يَكُنْ إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُهَاجِرٍ بِالْقَوِيِّ فِي الْحَدِيثِ . وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ أَيْضًا عَنِ الشَّعْبِيِّ عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ .
Bize bu hadisi Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. İdrîs, Ebû Hayyân et-Teymî'den, o Şa'bî'den, o İbn Ömer'den, o da Ömer b. Hattâb'dan naklen anlattı: "Muhakkak ki buğdaydan şarap (hamr) olur..." (diyerek) bu hadisi (nakletti). Bu hadis İbrâhîm b. Muhâcir'in hadisinden daha sahihtir. Ali b. el-Medînî dedi ki: Yahyâ b. Saîd şöyle dedi: "İbrâhîm b. Muhâcir, hadiste kavi (sağlam) biri değildir." Bu hadis, Şa'bî'den, o da Nu'mân b. Beşîr'den olmak üzere başka vecihlerden de rivayet edilmiştir.
1875. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، وَعِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو كَثِيرٍ السُّحَيْمِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْخَمْرُ مِنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِ النَّخْلَةُ وَالْعِنَبَةُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو كَثِيرٍ السُّحَيْمِيُّ هُوَ الْغُبَرِيُّ وَاسْمُهُ يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غُفَيْلَةَ . وَرَوَى شُعْبَةُ عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ هَذَا الْحَدِيثَ .
Bize Ahmed b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Mübârek haber verdi; dedi ki: Bize Evzâî ve İkrime b. Ammâr anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Kesîr es-Suhaymî anlattı. Dedi ki: Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şarap (hamr) şu iki ağaçtan olur: Hurma ve üzüm.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir. Ebû Kesîr es-Suhaymî (aynı zamanda) el-Guberî'dir; ismi Yezîd b. Abdurrahman b. Gufeyle'dir. Şu'be de bu hadisi İkrime b. Ammâr'dan rivayet etmiştir.
1876. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُنْبَذَ الْبُسْرُ وَالرُّطَبُ جَمِيعًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys b. Sa'd, Atâ b. Ebî Rebâh'tan, o da Câbir b. Abdillah'tan naklen anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem koruk hurma (Busr) ile yaş hurmanın (Rutab) bir arada karıştırılarak nebiz yapılmasını yasakladı. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1877. Hadis
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْبُسْرِ وَالتَّمْرِ أَنْ يُخْلَطَ بَيْنَهُمَا وَنَهَى عَنِ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ أَنْ يُخْلَطَ بَيْنَهُمَا وَنَهَى عَنِ الْجِرَارِ أَنْ يُنْبَذَ فِيهَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَأَنَسٍ وَأَبِي قَتَادَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأُمِّ سَلَمَةَ وَمَعْبَدِ بْنِ كَعْبٍ عَنْ أُمِّهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Süfyân b. Vekî' anlattı; dedi ki: Bize Cerîr, Süleyman et-Teymî'den, o Ebû Nadre'den, o da Ebû Saîd'den naklen anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, koruk hurma (Busr) ile kuru hurmanın (Temr) birbirine karıştırılmasını yasakladı. Kuru üzüm (Zebîb) ile kuru hurmanın (Temr) birbirine karıştırılmasını da yasakladı. Ayrıca testilerde (Cirâr) nebiz kurulmasını da yasakladı. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Câbir, Enes, Ebû Katâde, İbn Abbâs, Ümmü Seleme ve annesinden rivayetle Ma'bed b. Ka'b'tan da hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1878. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، يُحَدِّثُ أَنَّ حُذَيْفَةَ، اسْتَسْقَى فَأَتَاهُ إِنْسَانٌ بِإِنَاءٍ مِنْ فِضَّةٍ فَرَمَاهُ بِهِ وَقَالَ إِنِّي كُنْتُ قَدْ نَهَيْتُهُ فَأَبَى أَنْ يَنْتَهِيَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الشُّرْبِ فِي آنِيَةِ الْفِضَّةِ وَالذَّهَبِ وَلُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ وَقَالَ " هِيَ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَلَكُمْ فِي الآخِرَةِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ وَالْبَرَاءِ وَعَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Hakem'den anlattı. Dedi ki: İbn Ebî Leylâ'yı şöyle anlatırken işittim: Huzeyfe (bir kimseden) su istedi. Bir adam ona gümüş bir kap (içinde su) getirdi. Huzeyfe (kabı) ona fırlattı ve dedi ki: "Ben onu (daha önce) yasaklamıştım, ama vazgeçmek istemedi. Muhakkak ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, gümüş ve altın kaplarda (bir şey) içmeyi, ipek ve dîbâc (kalın ipek) giymeyi yasakladı ve buyurdu ki: 'Onlar dünyada onlar (kafirler) içindir, ahirette ise sizin içindir.'" (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Ümmü Seleme, Berâ ve Âişe'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1879. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يَشْرَبَ الرَّجُلُ قَائِمًا . فَقِيلَ الأَكْلُ قَالَ ذَاكَ أَشَدُّ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebî Adiy, Saîd b. Ebî Arûbe'den, o Katâde'den, o da Enes'ten naklen anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kişinin ayakta (bir şey) içmesini yasakladı. (Enes'e) "Yemek (nasıldır)?" denildi. O da: "O daha kötüdür (veya şerlidir)," dedi. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1880. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو السَّائِبِ، سَلْمُ بْنُ جُنَادَةَ الْكُوفِيُّ حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنَّا نَأْكُلُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ نَمْشِي وَنَشْرَبُ وَنَحْنُ قِيَامٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ . وَرَوَى عِمْرَانُ بْنُ حُدَيْرٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي الْبَزَرِيِّ عَنِ ابْنِ عُمَرَ . وَأَبُو الْبُزَرِيُّ اسْمُهُ يَزِيدُ بْنُ عُطَارِدٍ .
Bize Ebû's-Sâib Selm b. Cünâde el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize Hafs b. Giyâs, Ubeydullah b. Ömer'den, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı. Dedi ki: Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında (yolda) yürürken (bir şeyler) yer, ayakta iken de (su) içerdik. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, Ubeydullah b. Ömer - Nâfi' - İbn Ömer (tarikiyle gelen) hadis olarak sahih garib bir hadistir. İmran b. Hudeyr de bu hadisi Ebû'l-Bezerî'den, o da İbn Ömer'den rivayet etmiştir. Ebû'l-Bezerî'nin ismi Yezîd b. Utârid'dir.
1881. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي مُسْلِمٍ الْجَذْمِيِّ، عَنِ الْجَارُودِ بْنِ الْمُعَلَّى، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الشُّرْبِ قَائِمًا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ حَسَنٌ . وَهَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَبِي مُسْلِمٍ عَنِ الْجَارُودِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَرُوِيَ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ عَنْ أَبِي مُسْلِمٍ عَنِ الْجَارُودِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " ضَالَّةُ الْمُسْلِمِ حَرْقُ النَّارِ " . وَالْجَارُودُ هُوَ ابْنُ الْمُعَلَّى الْعَبْدِيُّ صَاحِبُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَيُقَالُ الْجَارُودُ بْنُ الْعَلاَءِ أَيْضًا وَالصَّحِيحُ ابْنُ الْمُعَلَّى .
Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; dedi ki: Bize Hâlid b. Hâris, Saîd'den, o Katâde'den, o Ebû Müslim el-Cezmî'den, o da Cârûd b. Muallâ'dan naklen anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, ayakta (su) içmeyi yasakladı. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Ebû Saîd, Ebû Hureyre ve Enes'ten de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, garib hasen bir hadistir. Birçok kimse bu hadisi bu şekilde Saîd - Katâde - Ebû Müslim - Cârûd - Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem isnadıyla rivayet etmiştir. Ayrıca Katâde - Yezîd b. Abdillah b. eş-Şıhhîr - Ebû Müslim - Cârûd tarikiyle de rivayet edilmiştir ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müslümanın yitiği cehennem ateşidir." Cârûd, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in sahabisi olan İbnü'l-Muallâ el-Abdî'dir. Ona Cârûd b. el-Alâ da denilir ancak doğrusu İbnü'l-Muallâ'dır.
1882. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، وَمُغِيرَةُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم شَرِبَ مِنْ زَمْزَمَ وَهُوَ قَائِمٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَسَعْدٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَعَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Hüşeym anlattı; dedi ki: Bize Âsım el-Ahvel ve Mugîre, Şa'bî'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta olduğu halde Zemzem'den (su) içti. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Ali, Sa'd, Abdullah b. Amr ve Âişe'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1883. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَشْرَبُ قَائِمًا وَقَاعِدًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer, Hüseyin el-Muallim'den, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i ayakta ve otururken (su) içerken gördüm. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1884. Hadis
1884_2. Hadis
1885. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ سِنَانٍ الْجَزَرِيِّ، عَنِ ابْنٍ لِعَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَشْرَبُوا وَاحِدًا كَشُرْبِ الْبَعِيرِ وَلَكِنِ اشْرَبُوا مَثْنَى وَثُلاَثَ وَسَمُّوا إِذَا أَنْتُمْ شَرِبْتُمْ وَاحْمَدُوا إِذَا أَنْتُمْ رَفَعْتُمْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَيَزِيدُ بْنُ سِنَانٍ الْجَزَرِيُّ هُوَ أَبُو فَرْوَةَ الرُّهَاوِيُّ .
Bize Ebû Kurayb anlattı; dedi ki: Bize Vekî', Yezîd b. Sinân el-Cezerî'den, o Atâ b. Ebî Rebâh'ın bir oğlundan, o babasından, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Devenin içtiği gibi bir kerede (soluksuz) içmeyin. Lakin ikişer ve üçer (yudumda) için. İçtiğiniz zaman (başlarken) besmele çekin, kaldırdığınız zaman (bitirince) hamd edin.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu, garib bir hadistir. Yezîd b. Sinân el-Cezerî, Ebû Ferve er-Ruhâvî'dir.
1886. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ رِشْدِينَ بْنِ كُرَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا شَرِبَ تَنَفَّسَ مَرَّتَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ رِشْدِينَ بْنِ كُرَيْبٍ . قَالَ وَسَأَلْتُ أَبَا مُحَمَّدٍ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ رِشْدِينَ بْنِ كُرَيْبٍ قُلْتُ هُوَ أَقْوَى أَوْ مُحَمَّدُ بْنُ كُرَيْبٍ فَقَالَ مَا أَقْرَبَهُمَا وَرِشْدِينُ بْنُ كُرَيْبٍ أَرْجَحُهُمَا عِنْدِي . قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ عَنْ هَذَا فَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ كُرَيْبٍ أَرْجَحُ مِنْ رِشْدِينَ بْنِ كُرَيْبٍ . وَالْقَوْلُ عِنْدِي مَا قَالَ أَبُو مُحَمَّدٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ رِشْدِينُ بْنُ كُرَيْبٍ أَرْجَحُ وَأَكْبَرُ وَقَدْ أَدْرَكَ ابْنَ عَبَّاسٍ وَرَآهُ وَهُمَا أَخَوَانِ وَعِنْدَهُمَا مَنَاكِيرُ .
Bize Ali b. Haşrem anlattı; dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus, Rişdîn b. Küreyb'den, o babasından, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (su) içtiği zaman iki kez nefes alırdı. (Ebû Îsâ) der ki: Bu garib bir hadistir. Bunu sadece Rişdîn b. Küreyb'in hadisinden biliyoruz. (Ebû Îsâ) dedi ki: Ebû Muhammed Abdullah b. Abdirrahmân'a (Dârimî'ye) Rişdîn b. Küreyb hakkında sordum; "O mu daha kuvvetlidir yoksa Muhammed b. Küreyb mi?" dedim. Dedi ki: "Birbirlerine ne kadar da yakınlar! (Ama) Rişdîn b. Küreyb benim yanımda onların daha tercih edilenidir (ercah)." (Ebû Îsâ) dedi ki: Muhammed b. İsmâîl'e (Buhârî'ye) de bunu sordum. Dedi ki: "Muhammed b. Küreyb, Rişdîn b. Küreyb'den daha ercahtır." (Ebû Îsâ der ki:) Bana göre görüş, Ebû Muhammed Abdullah b. Abdirrahmân'ın dediğidir; Rişdîn b. Küreyb daha ercah ve daha büyüktür. İbn Abbâs'a yetişmiş ve onu görmüştür. Onlar iki kardeştir ve her ikisinin de münker (hadisleri) vardır.
1887. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَيُّوبَ، وَهُوَ ابْنُ حَبِيبٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا الْمُثَنَّى الْجُهَنِيَّ، يَذْكُرُ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ النَّفْخِ فِي الشُّرْبِ . فَقَالَ رَجُلٌ الْقَذَاةُ أَرَاهَا فِي الإِنَاءِ قَالَ " أَهْرِقْهَا " . قَالَ فَإِنِّي لاَ أَرْوَى مِنْ نَفَسٍ وَاحِدٍ قَالَ " فَأَبِنِ الْقَدَحَ إِذًا عَنْ فِيكَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ali b. Haşrem anlattı; dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus, Mâlik b. Enes'ten, o Eyyûb'dan -ki bu (kişi) İbn Habîb'dir-, o da Ebû'l-Müsennâ el-Cühenî'yi Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayet ederken işitti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, (su) içerken (kabın içine) üflemeyi yasakladı. Bunun üzerine bir adam: "Kâsenin içinde çerçöp görüyorum?" dedi. Resûlullah: "(O zaman) onu (bir miktar) dök," buyurdu. Adam: "Ben bir nefeste kanmıyorum (doymuyorum)?" dedi. Resûlullah: "Öyleyse (nefes alırken) bardağı ağzından uzaklaştır," buyurdu. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1888. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ الْجَزَرِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُتَنَفَّسَ فِي الإِنَاءِ أَوْ يُنْفَخَ فِيهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Abdülkerîm el-Cezerî'den, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kabın içinde nefes almayı veya içine üflemeyi yasakladı. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1889. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا شَرِبَ أَحَدُكُمْ فَلاَ يَتَنَفَّسْ فِي الإِنَاءِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize Abdussamed b. Abdilvâris anlattı; dedi ki: Bize Hişâm ed-Destevâî, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, o Abdullah b. Ebî Katâde'den, o da babasından naklen anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz (bir şey) içtiği zaman kabın içine nefes vermesin.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1890. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، رِوَايَةً أَنَّهُ نَهَى عَنِ اخْتِنَاثِ الأَسْقِيَةِ، . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ، وَابْنِ، عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, Zührî'den, o Ubeydullah b. Abdillah'tan, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den (rivayet yoluyla) naklen anlattı ki: O (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem), su tulumlarının ağızlarının dışa doğru kıvrılarak (içilmesini) yasakladı. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Câbir, İbn Abbâs ve Ebû Hureyre'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1891. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ عِيسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُنَيْسٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَامَ إِلَى قِرْبَةٍ مُعَلَّقَةٍ فَخَنَثَهَا ثُمَّ شَرِبَ مِنْ فِيهَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ سُلَيْمٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِصَحِيحٍ . وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْعُمَرِيُّ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ وَلاَ أَدْرِي سَمِعَ مِنْ عِيسَى أَمْ لاَ
Bize Yahyâ b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Abdurrezzâk anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Ömer, Îsâ b. Abdullah b. Üneys'ten, o babasından naklen haber verdi. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; asılı bir su tulumunun yanına geldi, (ağzını) kıvırdı, sonra onun ağzından içti. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Ümmü Süleym'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu hadis, senedi sahih olmayan bir hadistir. Abdullah b. Ömer el-Umerî hadiste zayıf kabul edilir. Onun Îsâ'dan (hadis) işitip işitmediğini de bilmiyorum.
1892. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ، عَنْ جَدَّتِهِ، كَبْشَةَ قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَشَرِبَ مِنْ فِي قِرْبَةٍ مُعَلَّقَةٍ قَائِمًا فَقُمْتُ إِلَى فِيهَا فَقَطَعْتُهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ . وَيَزِيدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ هُوَ أَخُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ وَهُوَ أَقْدَمُ مِنْهُ مَوْتًا .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, Yezîd b. Yezîd b. Câbir'den, o Abdurrahman b. Ebî Amre'den, o ninesi Kebşe'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi ve asılı duran bir su tulumunun ağzından ayakta su içti. Ben de hemen onun (içtiği) ağız kısmına yöneldim ve o kısmı (teberrüken saklamak için) kestim. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih garib bir hadistir. Yezîd b. Yezîd b. Câbir, Abdurrahman b. Yezîd b. Câbir'in kardeşidir ve ölüm tarihi bakımından ondan daha öncedir.
1893. Hadis
حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، قَالَ وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِلَبَنٍ قَدْ شِيبَ بِمَاءٍ وَعَنْ يَمِينِهِ أَعْرَابِيٌّ وَعَنْ يَسَارِهِ أَبُو بَكْرٍ فَشَرِبَ ثُمَّ أَعْطَى الأَعْرَابِيَّ وَقَالَ " الأَيْمَنَ فَالأَيْمَنَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَسَهْلِ بْنِ سَعْدٍ وَابْنِ عُمَرَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik anlattı; (Ebû Îsâ dedi ki:) Bize ayrıca Kuteybe, Mâlik'ten, o İbn Şihâb'dan, o da Enes'ten naklen anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e su ile inceltilmiş (karıştırılmış) bir süt getirildi. Sağında bir bedevî, solunda ise Ebû Bekir vardı. (Sütten) içti, sonra (kalanı) bedevîye verdi ve: "Sağdaki, sonra (onun) sağındaki!" buyurdu. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda İbn Abbâs, Sehl b. Sa'd, İbn Ömer ve Abdullah b. Büsr'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1894. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَبَاحٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَاقِي الْقَوْمِ آخِرُهُمْ شُرْبًا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd, Sâbit el-Bünânî'den, o Abdullah b. Rebâh'tan, o da Ebû Katâde'den naklen anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Topluluğa su dağıtan (saka), içmede onların sonuncusudur.” (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda İbn Ebî Evfâ'dan da hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.
1895. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ أَحَبَّ الشَّرَابِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْحُلْوُ الْبَارِدُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ مِثْلَ هَذَا عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ وَالصَّحِيحُ مَا رُوِيَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Ma'mer'den, o Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e içeceğin en sevimli geleni tatlı ve soğuk olanıydı. (Ebû Îsâ) der ki: İbn Uyeyne'den birçok kişi bu hadisi böylece; Ma'mer - Zührî - Urve - Âişe isnadıyla rivayet etmiştir. Ancak sahih olan, Zührî'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (doğrudan) mürsel olarak rivayet edilenidir.
1896. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، وَيُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ أَىُّ الشَّرَابِ أَطْيَبُ قَالَ " الْحُلْوُ الْبَارِدُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَكَذَا رَوَى عَبْدُ الرَّزَّاقِ عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ رَحِمَهُ اللَّهُ .
Bize Ahmed b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Mübârek haber verdi; dedi ki: Bize Ma'mer ve Yûnus, Zührî'den haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, "Hangi şerbet (içecek) daha hoştur?" diye soruldu. O da: "Tatlı ve soğuk olanı," buyurdu. (Ebû Îsâ) der ki: Abdurrezzâk da bu hadisi Ma'mer'den, o Zührî'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (doğrudan) mürsel olarak bu şekilde rivayet etmiştir. Ve bu (mürsel rivayet), İbn Uyeyne'nin -Allah ona rahmet etsin- (mevsul olarak rivayet ettiği) hadisinden daha sahihtir.