2927. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الأُمَوِيُّ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَطِّعُ قِرَاءَتَهُ يَقْرَأُ (الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ) ثُمَّ يَقِفُ ( الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ) ثُمَّ يَقِفُ وَكَانَ يَقْرَؤُهَا (مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ ) قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ وَبِهِ يَقْرَأُ أَبُو عُبَيْدٍ وَيَخْتَارُهُ هَكَذَا رَوَى يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الأُمَوِيُّ وَغَيْرُهُ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ وَلَيْسَ إِسْنَادُهُ بِمُتَّصِلٍ لأَنَّ اللَّيْثَ بْنَ سَعْدٍ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ عَنْ يَعْلَى بْنِ مَمْلَكٍ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ أَنَّهَا وَصَفَتْ قِرَاءَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَرْفًا حَرْفًا وَحَدِيثُ اللَّيْثِ أَصَحُّ وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ اللَّيْثِ وَكَانَ يَقْرَأُ (مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ ) .
Bize Ali b. Hucr anlattı, dedi ki: Bize Yahya b. Saîd el-Emevî haber verdi, (o) İbn Cüreyc'den, (o) İbn Ebî Müleyke'den, (o da) Ümmü Seleme'den nakletti. (Ümmü Seleme) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kıraatini (ayet ayet) keserdi (duraklayarak okurdu). (El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn) der, sonra dururdu. (Er-Rahmâni'r-Rahîm) der, sonra dururdu. Ve (o ayeti) (Mêliki yevmi'd-dîn) şeklinde okurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Ebû Ubeyd bununla okur (kıraat eder) ve bunu tercih ederdi. Yahya b. Saîd el-Emevî ve başkaları bunu İbn Cüreyc'den, o İbn Ebî Müleyke'den, o da Ümmü Seleme'den bu şekilde rivayet etmişlerdir. İsnadı muttasıl değildir. Çünkü Leys b. Sa'd bu hadisi İbn Ebî Müleyke'den, o Ya'lâ b. Memlek'ten, o da Ümmü Seleme'den rivayet etmiştir ki; Ümmü Seleme Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in kıraatini harf harf vasfetmiştir (anlatmıştır). Leys'in hadisi daha sahihtir. Leys'in hadisinde (onun) (Mêliki yevmi'd-dîn) diye okuduğu (ifadesi) yoktur.
2928. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ أَبَانَ قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُوَيْدٍ الرَّمْلِيُّ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ - وَأُرَاهُ قَالَ - وَعُثْمَانَ كَانُوا يَقْرَءُونَ (مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ هَذَا الشَّيْخِ أَيُّوبَ بْنِ سُوَيْدٍ الرَّمْلِيِّ . وَقَدْ رَوَى بَعْضُ أَصْحَابِ الزُّهْرِيِّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الزُّهْرِيِّ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ كَانُوا يَقْرَءُونَ (مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ) . وَقَدْ رَوَى عَبْدُ الرَّزَّاقِ عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ كَانُوا يَقْرَءُونَ (مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ).
Bize Ebû Bekir Muhammed b. Ebân anlattı, dedi ki: Bize Eyyûb b. Süveyd er-Ramlî anlattı, (o) Yûnus b. Yezîd'den, (o) Zührî'den, (o da) Enes'ten nakletti. (Enes dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer -zannedersem (ravi) Osman'ı da söyledi- (Mâliki yevmi'd-dîn) şeklinde okurlardı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bunu Zührî'nin Enes b. Mâlik'ten rivayeti olarak, sadece bu şeyh yani Eyyûb b. Süveyd er-Ramlî'nin hadisinden biliyoruz. Zührî'nin bazı arkadaşları bu hadisi Zührî'den rivayet etmişler (ve); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer'in (Mâliki yevmi'd-dîn) diye okuduklarını söylemişlerdir. Abdürrezzak da Ma'mer'den, o Zührî'den, o da Saîd b. el-Müseyyeb'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer'in (Mâliki yevmi'd-dîn) diye okuduklarını rivayet etmiştir.
2929. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي عَلِيِّ ابْنِ يَزِيدَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ(أَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِ وَالْعَيْنُ بِالْعَيْنِ ) حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ . وَأَبُو عَلِيِّ بْنُ يَزِيدَ هُوَ أَخُو يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . قَالَ مُحَمَّدٌ تَفَرَّدَ ابْنُ الْمُبَارَكِ بِهَذَا الْحَدِيثِ عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ وَهَكَذَا قَرَأَ أَبُو عُبَيْدٍ ( وَالْعَيْنُ بِالْعَيْنِ ) اتِّبَاعًا لِهَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Ebû Küreyb anlattı, dedi ki: Bize İbnü'l-Mübârek, Yûnus b. Yezîd'den, (o) Ebû Ali b. Yezîd'den, (o) Zührî'den, (o da) Enes b. Mâlik'ten naklederek anlattı. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (Enne'n-nefse bi'n-nefsi ve'l-aynü bi'l-ayni) şeklinde okudu. Bize Süveyd b. Nasr anlattı, dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek, Yûnus b. Yezîd'den bu isnadla bunun benzerini anlattı. Ebû Ali b. Yezîd, Yûnus b. Yezîd'in kardeşidir. Bu hadis hasen gariptir. Muhammed (Buhârî) dedi ki: İbnü'l-Mübârek bu hadiste (bunu Yûnus'tan rivayet etmekte) tek kalmıştır. Ebû Ubeyd de bu hadise uyarak (Ve'l-aynü bi'l-ayni) şeklinde okumuştur.
2930. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا رِشْدِينُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زِيَادِ بْنِ أَنْعُمَ، عَنْ عُتْبَةَ بْنِ حُمَيْدٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ نُسَىٍّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَنْمٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَرَأَْ (هَلْ تَسْتَطِيعُ رَبَّكَ ) هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ رِشْدِينَ وَلَيْسَ إِسْنَادُهُ بِالْقَوِيِّ . وَرِشْدِينُ بْنُ سَعْدٍ وَالإِفْرِيقِيُّ يُضَعَّفَانِ فِي الْحَدِيثِ .
Bize Ebû Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Rişdîn b. Sa'd, Abdurrahman b. Ziyâd b. En'um'dan, (o) Utbe b. Humeyd'den, (o) Ubâde b. Nüsey'den, (o) Abdurrahman b. Ganm'dan, (o da) Muâz b. Cebel'den naklederek anlattı. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (bu ayeti) (Hel testetîu rabbeke) şeklinde okudu. Bu hadis gariptir. Bunu sadece Rişdîn'in hadisinden biliyoruz. İsnadı kuvvetli değildir. Rişdîn b. Sa'd ve (Abdurrahman b. Ziyâd b. En'um el-) İfrîkî, hadis konusunda zayıf sayılırlar.
2931. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْبَصْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَؤُهَا (إِنَّهُ عَمِلَ غَيْرَ صَالِحٍ ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ قَدْ رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ نَحْوَ هَذَا وَهُوَ حَدِيثُ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ وَرُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ أَيْضًا عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ . وَسَمِعْتُ عَبْدَ بْنَ حُمَيْدٍ يَقُولُ أَسْمَاءُ بِنْتُ يَزِيدَ هِيَ أُمُّ سَلَمَةَ الأَنْصَارِيَّةُ . قَالَ أَبُو عِيسَى كِلاَ الْحَدِيثَيْنِ عِنْدِي وَاحِدٌ وَقَدْ رَوَى شَهْرُ بْنُ حَوْشَبٍ غَيْرَ حَدِيثٍ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ الأَنْصَارِيَّةِ وَهِيَ أَسْمَاءُ بِنْتُ يَزِيدَ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوُ هَذَا .
Bize Hüseyin b. Muhammed el-Basrî anlattı, dedi ki: Bize Abdullah b. Hafs anlattı, dedi ki: Bize Sâbit el-Bünânî, Şehr b. Havşeb'den, (o da) Ümmü Seleme'den naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem o ayeti (İnnehû amile ğayra sâlihin) şeklinde okurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi birden çok kişi Sâbit el-Bünânî'den buna benzer şekilde rivayet etmiştir. Bu, Sâbit el-Bünânî'nin (rivayet ettiği) hadisidir. Bu hadis ayrıca Şehr b. Havşeb aracılığıyla Esmâ bint Yezîd'den de rivayet edilmiştir. Abd b. Humeyd'i şöyle derken işittim: Esmâ bint Yezîd, Ümmü Seleme el-Ensâriyye'dir. Ebû Îsâ dedi ki: Bence her iki hadis birdir (aynı kişiye aittir). Şehr b. Havşeb, Ümmü Seleme el-Ensâriyye'den birden fazla hadis rivayet etmiştir ki o (Ümmü Seleme el-Ensâriyye), Esmâ bint Yezîd'dir. Yine Âişe'den de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den buna benzer bir rivayet nakledilmiştir.
2932. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ وَحَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا هَارُونُ النَّحْوِيُّ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ : (إِنَّهُ عَمِلَ غَيْرَ صَالِحٍ ).
Bize Yahya b. Musa anlattı, dedi ki: Bize Vekî' ve Habbân b. Hilâl anlattı, dediler ki: Bize Hârûn en-Nahvî, Sâbit el-Bünânî'den, (o) Şehr b. Havşeb'den, (o da) Ümmü Seleme'den naklederek anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu ayeti (İnnehû amile ğayra sâlihin) şeklinde okudu.
2933. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ، - الْبَصْرِيٌّ - قَالَ حَدَّثَنَا أُمَيَّةُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْجَارِيَةِ الْعَبْدِيُّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَرَأَْ (قَد بَلَغْتَ مِنْ لَدُنِّي عُذْرًا) مُثَقَّلَةً . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَأُمَيَّةُ بْنُ خَالِدٍ ثِقَةٌ وَأَبُو الْجَارِيَةِ الْعَبْدِيُّ شَيْخٌ مَجْهُولٌ وَ لاَ يُعْرَفُ اسْمُهُ .
Bize Ebû Bekir b. Nâfi el-Basrî anlattı, dedi ki: Bize Ümeyye b. Hâlid anlattı, dedi ki: Bize Ebu'l-Câriye el-Abdî, Şu'be'den, (o) Ebû İshâk'tan, (o) Saîd b. Cübeyr'den, (o) İbn Abbâs'tan, (o da) Übey b. Ka'b'dan naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (Kad belağte min ledünnî uzrâ) ayetini şeddeli (müsakkal) olarak okudu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece bu veçhiyle biliyoruz. Ümeyye b. Hâlid sika (güvenilir) biridir. Ebu'l-Câriye el-Abdî ise meçhul bir şeyhtir ve ismi bilinmemektedir.
2934. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَوْسٍ، عَنْ مِصْدَعٍ أَبِي يَحْيَى، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ (فِي عَيْنٍ حَمِئَةٍ ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَالصَّحِيحُ مَا رُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قِرَاءَتُهُ . وَيُرْوَى أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ وَعَمْرَو بْنَ الْعَاصِي اخْتَلَفَا فِي قِرَاءَةِ هَذِهِ الآيَةِ وَارْتَفَعَا إِلَى كَعْبِ الأَحْبَارِ فِي ذَلِكَ فَلَوْ كَانَتْ عِنْدَهُ رِوَايَةٌ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لاَسْتَغْنَى بِرِوَايَتِهِ وَلَمْ يَحْتَجْ إِلَى كَعْبٍ .
Bize Yahya b. Musa anlattı, dedi ki: Bize Muallâ b. Mansûr anlattı, dedi ki: Bize Muhammed b. Dînâr, Sa'd b. Evs'ten, (o) Misda' Ebû Yahya'dan, (o) İbn Abbâs'tan, (o da) Übey b. Ka'b'dan naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (Fî aynin hami'etin) şeklinde okudu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece bu veçhiyle biliyoruz. Sahih olan, İbn Abbâs'ın kıraati olarak rivayet edilendir. Rivayet edildiğine göre; İbn Abbâs ve Amr b. el-Âs bu ayetin kıraatinde ihtilaf etmişler ve bu konuda Ka'b el-Ahbâr'a başvurmuşlardır. Eğer İbn Abbâs'ın yanında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bir rivayet olsaydı, kendi rivayetiyle yetinir ve Ka'b'a ihtiyaç duymazdı.
2935. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سُلَيْمَانَ الأَعْمَشِ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ بَدْرٍ ظَهَرَتِ الرُّومُ عَلَى فَارِسَ فَأَعْجَبَ ذَلِكَ الْمُؤْمِنِينَ فَنَزَلَتْ ( الم * غُلِبَتِ الرُّومُ ) إِلَى قَوْلِهِ (يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ ) قَالَ فَفْرَحَ الْمُؤْمِنُونَ بِظُهُورِ الرُّومِ عَلَى فَارِسَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَيُقْرَأُ غَلَبَتْ وَغُلِبَتْ يَقُولُ كَانَتْ غُلِبَتْ ثُمَّ غَلَبَتْ هَكَذَا قَرَأَ نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ غَلَبَتْ .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı, dedi ki: Bize Mu'temir b. Süleyman, babasından, (o) Süleyman el-A'meş'ten, (o) Atıyye'den, (o da) Ebû Saîd'den naklederek anlattı. Dedi ki: Bedir günü olduğunda, Rumlar Farslara galip geldi. Bu, müminlerin hoşuna gitti. Bunun üzerine (Elif Lâm Mîm. Ğulibeti'r-Rûm...) ayeti, (yefrahu'l-mü'minûn) sözüne kadar indi. (Ravi) dedi ki: Müminler, Rumların Farslara galip gelmesine sevindiler. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu veçhiyle hasen gariptir. (Bu kelime) "Ğalebet" ve "Ğulibet" diye (iki türlü) okunur. Der ki: Yenilmişlerdi, sonra yendiler (galip geldiler). Nasr b. Ali bunu "Ğalebet" (galip geldi) şeklinde okudu.
2936. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ الرَّازِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا نُعَيْمُ بْنُ مَيْسَرَةَ النَّحْوِيُّ، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ مَرْزُوقٍ، عَنْ عَطِيَّةَ الْعَوْفِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَرَأَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلمَ (خَلَقَكُمْ مِنْ ضعْفٍ ) فَقَالَ مِنْ ضُعْفٍ . حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ مَرْزُوقٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ . هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ فُضَيْلِ بْنِ مَرْزُوقٍ .
Bize Muhammed b. Humeyd er-Râzî anlattı, dedi ki: Bize Nuaym b. Meysere en-Nahvî anlattı, (o) Fudayl b. Merzûk'tan, (o) Atıyye el-Avfî'den, (o da) İbn Ömer'den nakletti: O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e (Halakaküm min da'fin) (Sizi zayıftan yarattı) şeklinde (dat harfinin fethasıyla) okudu. Bunun üzerine (Resûlullah s.a.v.): "(Min du'fin)" (dat harfinin ötresiyle) buyurdu. Bize Abd b. Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn, Fudayl b. Merzûk'tan, (o) Atıyye'den, (o) İbn Ömer'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek (öncekinin) benzerini anlattı. Bu hadis hasen gariptir. Bunu sadece Fudayl b. Merzûk'un hadisinden biliyoruz.
2937. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ (فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı, dedi ki: Bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî anlattı, dedi ki: Bize Süfyân, Ebû İshâk'tan, (o) Esved b. Yezîd'den, (o da) Abdullah b. Mes'ûd'dan naklederek anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (o ayeti) (Fe-hel min müddekir) şeklinde okurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
2938. Hadis
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ الْبَصْرِيُّ ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الضُّبَعِيُّ، عَنْ هَارُونَ الأَعْوَرِ، عَنْ بُدَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ (فَرُوحٌ وَ رَيْحَانٌ وَ جَنَّةُ نَعِيمٍ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ هَارُونَ الأَعْوَرِ .
Bize Bişr b. Hilâl es-Savvâf el-Basrî anlattı, dedi ki: Bize Cafer b. Süleyman ed-Dubaî, Hârûn el-A'ver'den, (o) Büdeyl b. Meysere'den, (o) Abdullah b. Şakîk'ten, (o da) Âişe'den naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (bu ayeti) (Fe-rûhun ve rayhânun ve cennetü naîm) şeklinde (ra harfinin ötresiyle) okurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Bunu sadece Hârûn el-A'ver'in hadisinden biliyoruz.
2939. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، قَالَ قَدِمْنَا الشَّامَ فَأَتَانَا أَبُو الدَّرْدَاءِ فَقَالَ أَفِيكُمْ أَحَدٌ يَقْرَأُ عَلَىَّ قِرَاءَةَ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ فَأَشَارُوا إِلَىَّ فَقُلْتُ نَعَمْ أَنَا . قَالَ كَيْفَ سَمِعْتَ عَبْدَ اللَّهِ يَقْرَأُ هَذِهِ الآيَةَ (وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى ) قَالَ قُلْتُ سَمِعْتُهُ يَقْرَؤُهَا (وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى ) (وَالذَّكَر وَالأُنْثَى ) فَقَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ وَأَنَا وَاللَّهِ هَكَذَا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَؤُهَا وَهَؤُلاَءِ يُرِيدُونَنِي أَنْ أَقْرَأَهَا(وَمَا خَلَقَ ) فَلاَ أُتَابِعُهُمْ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهَكَذَا قِرَاءَةُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ ( وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى * وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّى * وَالذَّكَرِ وَالأُنْثَى ).
Bize Hennâd anlattı, dedi ki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'ten, (o) İbrahim'den, (o da) Alkame'den naklederek anlattı. (Alkame) dedi ki: Şam'a geldik, Ebû'd-Derdâ yanımıza geldi ve: "İçinizde Abdullah (b. Mes'ud)'un kıraatini okuyan (bilen) biri var mı?" dedi. (Oradakiler) beni işaret ettiler. Ben de: "Evet, ben (varım)" dedim. (Ebû'd-Derdâ): "Abdullah'ın bu (Ve'l-leyli izâ yağşâ) ayetini nasıl okuduğunu işittin?" dedi. Ben de: "Onu (Ve'l-leyli izâ yağşâ), (Ve'z-zekeri ve'l-ünsâ) diye okurken işittim" dedim. Bunun üzerine Ebû'd-Derdâ dedi ki: "Vallahi ben de Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i onu böyle okurken işittim. Bunlar ise beni (Ve mâ halaka) diye okumamı istiyorlar, fakat ben onlara uymam." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Abdullah b. Mes'ûd'un kıraati de böyledir: (Ve'l-leyli izâ yağşâ * Ve'n-nehâri izâ tecellâ * Ve'z-zekeri ve'l-ünsâ).
2940. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ أَقْرَأَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم:( إِنِّي أَنَا الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Abd b. Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Ubeydullah b. Musa, İsrâîl'den, (o) Ebû İshâk'tan, (o) Abdurrahman b. Yezîd'den, (o da) Abdullah b. Mes'ûd'dan naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana (şu ayeti) şöyle okuttu: (İnnî ene'r-rezzâku zu'l-kuvveti'l-metîn) (Şüphesiz rızık veren, sarsılmaz güç sahibi olan benim ben!). Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
2941. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو زُرْعَةَ، وَالْفَضْلُ بْنُ أَبِي طَالِبٍ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ بِشْرٍ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ: (وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ وَهَكَذَا رَوَى الْحَكَمُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ عَنْ قَتَادَةَ . وَلاَ نَعْرِفُ لِقَتَادَةَ سَمَاعًا مِنْ أَحَدٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ مِنْ أَنَسٍ وَأَبِي الطُّفَيْلِ . وَهَذَا عِنْدِي حَدِيثٌ مُخْتَصَرٌ إِنَّمَا يُرْوَى عَنْ قَتَادَةَ عَنِ الْحَسَنِ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي السَّفَرِ فَقَرَأَ : (يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ ) الْحَدِيثَ بِطُولِهِ وَحَدِيثُ الْحَكَمِ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ عِنْدِي مُخْتَصَرٌ مِنْ هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Ebû Zür'a, Fazl b. Ebî Tâlib ve birden çok kişi anlattı, dediler ki: Bize Hasan b. Bişr, Hakem b. Abdülmelik'ten, (o) Katâde'den, (o da) İmrân b. Husayn'dan naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (o ayeti) (Ve tera'n-nâse sükârâ ve mâ hum bi-sükârâ) şeklinde okudu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Hakem b. Abdülmelik bunu Katâde'den bu şekilde rivayet etmiştir. Katâde'nin, Enes ve Ebû't-Tufeyl dışında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından (doğrudan) hadis işittiğini bilmiyoruz. Bence bu hadis muhtasar (kısaltılmış) bir hadistir. Katâde'den, (onun) Hasan'dan, (onun da) İmrân b. Husayn'dan rivayetine göre (İmrân) şöyle demiştir: Biz bir yolculukta Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. O (Yâ eyyühe'n-nâsu't-tekû rabbeküm) (Ey İnsanlar! Rabbinizden sakının) ayetini okudu... diyerek hadisi uzunca zikretmiştir. Hakem b. Abdülmelik'in hadisi bence bu hadisten kısaltılmıştır.
2942. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بِئْسَمَا لأَحَدِهِمْ أَوْ لأَحَدِكُمْ أَنْ يَقُولَ نَسِيتُ آيَةَ كَيْتَ وَكَيْتَ بَلْ هُوَ نُسِّيَ فَاسْتَذْكِرُوا الْقُرْآنَ فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَهُوَ أَشَدُّ تَفَصِّيًا مِنْ صُدُورِ الرِّجَالِ مِنَ النَّعَمِ مِنْ عُقُلِهِ " . هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı, dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı, dedi ki: Bize Şu'be, Mansûr'dan haber verdi. (Mansûr) dedi ki: Ebû Vâil'i, Abdullah'tan, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederken işittim. (Resûlullah s.a.v.) şöyle buyurdu: "Birinizin -veya onlardan birinin- 'Filanca ve filanca ayeti unuttum' demesi ne kötüdür! Bilakis o unutturulmuştur. Siz Kur'an'ı hatırlamaya (tekrar etmeye) çalışın. Nefsim kudret elinde olana yemin ederim ki, o (Kur'an), insanların göğüslerinden kaçıp gitmeye, devenin bağından (boşanıp kaçmasından) daha şiddetlidir (daha hızlıdır)." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
2943. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، أَخْبَرَاهُ أَنَّهُمَا، سَمِعَا عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ مَرَرْتُ بِهِشَامِ بْنِ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ وَهُوَ يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَمَعْتُ قِرَاءَتَهُ فَإِذَا هُوَ يَقْرَأُ عَلَى حُرُوفٍ كَثِيرَةٍ لَمْ يُقْرِئْنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكِدْتُ أُسَاوِرُهُ فِي الصَّلاَةِ فَنَظَرْتُهُ حَتَّى سَلَّمَ فَلَمَّا سَلَّمَ لَبَّبْتُهُ بِرِدَائِهِ فَقُلْتُ مَنْ أَقْرَأَكَ هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ تَقْرَؤُهَا فَقَالَ أَقْرَأَنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ . قُلْتُ لَهُ كَذَبْتَ وَاللَّهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَهُوَ أَقْرَأَنِي هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي تَقْرَؤُهَا . فَانْطَلَقْتُ أَقُودُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ عَلَى حُرُوفٍ لَمْ تُقْرِئْنِيهَا وَأَنْتَ أَقْرَأْتَنِي سُورَةَ الْفُرْقَانِ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَرْسِلْهُ يَا عُمَرُ اقْرَأْ يَا هِشَامُ " . فَقَرَأَ عَلَيْهِ الْقِرَاءَةَ الَّتِي سَمِعْتُهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " هَكَذَا أُنْزِلَتْ " . ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اقْرَأْ يَا عُمَرُ " . فَقَرَأْتُ بِالْقِرَاءَةَ الَّتِي أَقْرَأَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " هَكَذَا أُنْزِلَتْ " . ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ " . هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَى مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ إِلاَّ أَنَّهُ لَمْ يَذْكُرْ فِيهِ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ .
Bize Hasan b. Ali el-Hallâl ve birden çok kişi anlattı, dediler ki: Bize Abdürrezzak anlattı, bize Ma'mer haber verdi, (o) Zührî'den, (o) Urve b. ez-Zübeyr'den, (o) Misver b. Mahreme ve Abdurrahman b. Abd el-Kârî'den nakletti. O ikisi (Misver ve Abdurrahman), Ömer b. el-Hattâb'ı şöyle derken işittiklerini haber verdiler: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hayatta olduğu sırada Hişâm b. Hakîm b. Hizâm'a rastladım; Furkân Sûresi'ni okuyordu. Kıraatini dinledim. Bir de baktım ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bana okutmadığı birçok harf (vecih) üzere okuyor. Namazda iken az kalsın üzerine atılacaktım (müdahale edecektim). Selam verinceye kadar ona mühlet tanıdım (sabrettim). Selam verince yakasını ridasıyla topladım (yakasına yapıştım) ve: "Okuduğunu işittiğim bu sureyi sana kim okuttu?" dedim. O: "Bana onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem okuttu" dedi. Ben ona: "Yalan söyledin! Vallahi, okuduğun bu sureyi bana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (farklı şekilde) okuttu" dedim. Sonra onu çekip Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürdüm ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben bunu Furkân Sûresi'ni, senin bana okutmadığın birtakım harfler (vecihler) üzere okurken işittim. Oysa Furkân Sûresi'ni bana sen okutmuştun" dedim. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu bırak ey Ömer! Oku ey Hişâm!" buyurdu. (Hişâm) kendisinden (okurken) işittiğim kıraat üzere okudu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Böylece indirildi" buyurdu. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Oku ey Ömer!" buyurdu. Ben de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in bana okuttuğu kıraat ile okudum. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Böylece indirildi" buyurdu. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz bu Kur'an yedi harf üzere indirilmiştir. Ondan kolayınıza geleni okuyun." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik b. Enes de Zührî'den bu isnadla bunun benzerini rivayet etmiş, ancak (senedde) Misver b. Mahreme'yi zikretmemiştir.
2944. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ لَقِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جِبْرِيلَ فَقَالَ " يَا جِبْرِيلُ إِنِّي بُعِثْتُ إِلَى أُمَّةٍ أُمِّيِّينَ مِنْهُمُ الْعَجُوزُ وَالشَّيْخُ الْكَبِيرُ وَالْغُلاَمُ وَالْجَارِيَةُ وَالرَّجُلُ الَّذِي لَمْ يَقْرَأْ كِتَابًا قَطُّ " . قَالَ يَا مُحَمَّدُ إِنَّ الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ . وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَحُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ وَأُمِّ أَيُّوبَ وَهِيَ امْرَأَةُ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ وَسَمُرَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي جُهَيْمِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ الصِّمَّةِ وَعَمْرِو بْنِ الْعَاصِ وَأَبِي بَكْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı, dedi ki: Bize Hasan b. Musa anlattı, dedi ki: Bize Şeybân, Âsım'dan, (o) Zirr b. Hubeyş'ten, (o da) Übey b. Ka'b'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cebrail ile karşılaştı ve şöyle dedi: "Ey Cebrail! Ben ümmî bir ümmete gönderildim. İçlerinde yaşlı kadın, ihtiyar erkek, erkek çocuk, kız çocuk ve (hayatında) hiç kitap okumamış adam vardır." (Cebrail) dedi ki: "Ey Muhammed! Şüphesiz Kur'an yedi harf üzere indirilmiştir." Bu konuda Ömer, Huzeyfe b. el-Yemân, Ümmü Eyyûb -ki o Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin hanımıdır-, Semure, İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, Ebû Cüheym b. el-Hâris b. es-Sımme, Amr b. el-Âs ve Ebû Bekre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Übey b. Ka'b'dan birden fazla yolla rivayet edilmiştir.
2945. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ نَفَّسَ عَنْ أَخِيهِ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَاللَّهُ فِي عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِي عَوْنِ أَخِيهِ وَمَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ وَمَا قَعَدَ قَوْمٌ فِي مَسْجِدٍ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ إِلاَّ نَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ وَحَفَّتْهُمُ الْمَلاَئِكَةُ وَمَنْ أَبْطَأَ بِهِ عَمَلُهُ لَمْ يُسْرِعْ بِهِ نَسَبُهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ هَذَا الْحَدِيثِ وَرَوَى أَسْبَاطُ بْنُ مُحَمَّدٍ عَنِ الأَعْمَشِ قَالَ حُدِّثْتُ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . فَذَكَرَ بَعْضَ هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı, dedi ki: Bize Ebû Üsâme anlattı, dedi ki: Bize A'meş, Ebû Sâlih'ten, (o da) Ebû Hüreyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kardeşinin dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse, Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Kim bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve ahirette onun ayıbını örter. Kim darda kalan birine kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve ahirette kolaylık gösterir. Kul kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da kulun yardımındadır. Kim ilim aramak için bir yola girerse, Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Bir topluluk mescitlerden birinde oturup Allah'ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse (ders yaparlarsa), mutlaka üzerlerine sekine (huzur) iner, onları rahmet kaplar ve melekler kuşatır. Ameli kendisini geri bırakanı, nesebi ileri götüremez (hızlandıramaz)." Ebû Îsâ dedi ki: Birden çok kişi bunu A'meş'ten, (o) Ebû Sâlih'ten, (o) Ebû Hüreyre'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek bu hadisin benzerini rivayet etmiştir. Esbât b. Muhammed de A'meş'ten rivayet ederek: "Bana Ebû Sâlih, Ebû Hüreyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletti" demiş ve bu hadisin bir kısmını zikretmiştir.
2946. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ أَسْبَاطِ بْنِ مُحَمَّدٍ الْقُرَشِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فِي كَمْ أَقْرَأُ الْقُرْآنَ قَالَ " اخْتِمْهُ فِي شَهْرٍ " . قُلْتُ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ . قَالَ " اخْتِمْهُ فِي عِشْرِينَ " . قُلْتُ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ . قَالَ " اخْتِمْهُ فِي خَمْسَةَ عَشَرَ " . قُلْتُ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ . قَالَ " اخْتِمْهُ فِي عَشْرٍ " . قُلْتُ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ . قَالَ " اخْتِمْهُ فِي خَمْسٍ " . قُلْتُ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ . قَالَ فَمَا رَخَّصَ لِي . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ يُسْتَغْرَبُ مِنْ حَدِيثِ أَبِي بُرْدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَرُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَمْ يَفْقَهْ مَنْ قَرَأَ الْقُرْآنَ فِي أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثٍ " . وَرُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ " اقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي أَرْبَعِينَ " . قَالَ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَلاَ نُحِبُّ لِلرَّجُلِ أَنْ يَأْتِيَ عَلَيْهِ أَكْثَرُ مِنْ أَرْبَعِينَ يَوْمًا وَلَمْ يَقْرَإِ الْقُرْآنَ لِهَذَا الْحَدِيثِ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يُقْرَأُ الْقُرْآنُ فِي أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثٍ لِلْحَدِيثِ الَّذِي رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَرَخَّصَ فِيهِ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ وَرُوِيَ عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ أَنَّهُ كَانَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ فِي رَكْعَةٍ يُوتِرُ بِهَا وَرُوِيَ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ أَنَّهُ قَرَأَ الْقُرْآنَ فِي رَكْعَةٍ فِي الْكَعْبَةِ وَالتَّرْتِيلُ فِي الْقِرَاءَةِ أَحَبُّ إِلَى أَهْلِ الْعِلْمِ .
Bize Ubeyd b. Esbât b. Muhammed el-Kuraşî anlattı, dedi ki: Bize babam, Mutarrif'ten, (o) Ebû İshâk'tan, (o) Ebû Bürde'den, (o da) Abdullah b. Amr'dan naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Kur'an'ı ne kadar sürede okuyayım?" dedim. Buyurdu ki: "Onu bir ayda hatmet." Dedim ki: "Benim bundan fazlasına gücüm yeter." Buyurdu ki: "Onu yirmi günde hatmet." Dedim ki: "Benim bundan fazlasına gücüm yeter." Buyurdu ki: "Onu on beş günde hatmet." Dedim ki: "Benim bundan fazlasına gücüm yeter." Buyurdu ki: "Onu on günde hatmet." Dedim ki: "Benim bundan fazlasına gücüm yeter." Buyurdu ki: "Onu beş günde hatmet." Dedim ki: "Benim bundan fazlasına gücüm yeter." Dedi ki: Fakat (daha azına) bana ruhsat (izin) vermedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih gariptir. Ebû Bürde'nin Abdullah b. Amr'dan rivayeti (bu açıdan) garip karşılanır. Bu hadis Abdullah b. Amr'dan başka yollarla da rivayet edilmiştir. Abdullah b. Amr'dan, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kur'an'ı üç günden az sürede okuyan kimse (onu) anlamaz." Yine Abdullah b. Amr'dan rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Kur'an'ı kırk (günde) oku" buyurmuştur. İshâk b. İbrahim dedi ki: "Bu hadis sebebiyle, bir kimsenin Kur'an'ı okumadan üzerinden kırk günden fazla zaman geçmesini hoş görmeyiz." Bazı ilim ehli, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edilen (üç gün) hadisine dayanarak, Kur'an'ın üç günden az sürede okunmamasını (hatmedilmemesini) söylemişlerdir. Bazı ilim ehli ise buna ruhsat vermiştir. Osman b. Affân'dan rivayet edildiğine göre, o Kur'an'ı vitir kıldığı tek bir rekatta okurdu. Saîd b. Cübeyr'den rivayet edildiğine göre, o da Kabe'de tek bir rekatta Kur'an'ı (hatmedip) okurdu. (Ancak) ilim ehline göre kıraatte tertil (ağır ağır, düşünerek okumak) daha sevimlidir.
2947. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي النَّضْرِ الْبَغْدَادِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ، هُوَ ابْنُ شَقِيقٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنْ وَهْبِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ " اقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي أَرْبَعِينَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَ قَدْ رَوَى بَعْضُهُمْ عَنْ مَعْمَرٍ عَنْ سِمَاكِ بْنِ الْفَضْلِ عَنْ وَهْبِ بْنِ مُنَبِّهٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو أَنْ يَقْرَأَ الْقُرْآنَ فِي أَرْبَعِينَ .
Bize Ebû Bekir b. Ebi'n-Nadr el-Bağdâdî anlattı, dedi ki: Bize Ali b. el-Hasen -ki o İbn Şakîk'tir-, Abdullah b. el-Mübârek'ten, (o) Ma'mer'den, (o) Simâk b. el-Fadl'dan, (o) Vehb b. Münebbih'ten, (o da) Abdullah b. Amr'dan naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Kur'an'ı kırk (günde) oku" buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Bazıları Ma'mer'den, (o) Simâk b. el-Fadl'dan, (o) Vehb b. Münebbih'ten rivayet ederek; "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Abdullah b. Amr'a Kur'an'ı kırk günde okumasını emretti" demişlerdir.
2948. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ الرَّبِيعِ، قَالَ حَدَّثَنَا صَالِحٌ الْمُرِّيُّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الْعَمَلِ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ قَالَ " الْحَالُّ الْمُرْتَحِلُ " . قَالَ وَمَا الْحَالُّ الْمُرْتَحِلُ قَالَ " الَّذِي يَضْرِبُ مِنْ أَوَّلِ الْقُرْآنِ إِلَى آخِرِهِ كُلَّمَا حَلَّ ارْتَحَلَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ عَبَّاسٍ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَإِسْنَادُهُ لَيْسَ بِالْقَوِيِّ . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا صَالِحٌ الْمُرِّيُّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ بِمَعْنَاهُ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا عِنْدِي أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ نَصْرِ بْنِ عَلِيٍّ عَنِ الْهَيْثَمِ بْنِ الرَّبِيعِ .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı, dedi ki: Bize Heysem b. er-Rebî' anlattı, dedi ki: Bize Sâlih el-Mürrî, Katâde'den, (o) Zürâre b. Evfâ'dan, (o da) İbn Abbâs'tan naklederek anlattı. Dedi ki: Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Allah'a en sevimli gelen amel hangisidir?" diye sordu. (Resûlullah s.a.v.) buyurdu ki: "Konup göçendir (el-Hâllu'l-Mürtehil)." (Adam): "Konup göçen nedir?" dedi. Buyurdu ki: "Kur'an'ı başından sonuna kadar okuyan, (sonunda) konduğunda (bitirdiğinde) tekrar (baştan başlamak üzere) yola çıkandır." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bunu İbn Abbâs'ın hadisi olarak sadece bu veçhiyle biliyoruz. İsnadı kuvvetli değildir. Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Müslim b. İbrahim anlattı, dedi ki: Bize Sâlih el-Mürrî, Katâde'den, (o) Zürâre b. Evfâ'dan, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun manasında benzerini naklederek anlattı. Ancak (bu rivayette) İbn Abbâs'ı zikretmedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bence bu (mürsel rivayet), Nasr b. Ali'nin Heysem b. er-Rebî'den rivayet ettiği hadisten daha sahihtir.
2949. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَمْ يَفْقَهْ مَنْ قَرَأَ الْقُرْآنَ فِي أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı, dedi ki: Bize Nadr b. Şümeyl anlattı, dedi ki: Bize Şu'be, Katâde'den, (o) Yezîd b. Abdillah b. eş-Şihhîr'den, (o da) Abdullah b. Amr'dan naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kur'an'ı üç günden az sürede okuyan (hatmeden) kimse (onu) anlamaz." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı, dedi ki: Bize Şu'be bu isnadla bunun benzerini anlattı.