İstikrâz (Ödünç Alma) Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2385. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْمُغِيرَةِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ غَزَوْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كَيْفَ تَرَى بَعِيرَكَ أَتَبِيعُنِيهِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ فَبِعْتُهُ إِيَّاهُ، فَلَمَّا قَدِمَ الْمَدِينَةَ غَدَوْتُ إِلَيْهِ بِالْبَعِيرِ، فَأَعْطَانِي ثَمَنَهُ‏.‏

Muhammed bize tahdis etti, [o] dedi ki: Cerîr bize haber verdi. [O] el-Mugîre’den; [o] eş-Şa’bî’den; [o da] Câbir b. Abdullah radıyallâhu anhumâ’dan [naklederek] şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber bir gazveye katılmıştım. [Yolda bana]: ‘Deveni nasıl buluyorsun, onu bana satar mısın?’ diye sordu. ‘Evet’ dedim ve onu [Resûlullah’a] sattım. Medine’ye gelince sabahleyin deveyi ona götürdüm, o da bana bedelini verdi.”

2386. Hadis

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ تَذَاكَرْنَا عِنْدَ إِبْرَاهِيمَ الرَّهْنَ فِي السَّلَمِ فَقَالَ حَدَّثَنِي الأَسْوَدُ عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اشْتَرَى طَعَامًا مِنْ يَهُودِيٍّ إِلَى أَجَلٍ، وَرَهَنَهُ دِرْعًا مِنْ حَدِيدٍ‏.‏

Muallâ b. Esed bize tahdis etti, [o] dedi ki: Abdülvâhid bize tahdis etti, [o] dedi ki: el-A’meş bize tahdis etti. [O] şöyle dedi: İbrâhîm’in yanında veresiye (selef) alışverişte rehin verilmesini müzakere ettik. O [şöyle] dedi: el-Esved bana, Âişe radıyallâhu anhâ’dan [naklederek] tahdis etti ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir Yahudi’den veresiye yiyecek satın aldı ve karşılığında ona demirden bir zırhını rehin verdi.

2387. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأُوَيْسِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَخَذَ أَمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ أَدَاءَهَا أَدَّى اللَّهُ عَنْهُ، وَمَنْ أَخَذَ يُرِيدُ إِتْلاَفَهَا أَتْلَفَهُ اللَّهُ ‏"‏‏.‏

Abdülazîz b. Abdullah el-Üveysî bize tahdis etti, [o] dedi ki: Süleymân b. Bilâl bize tahdis etti. [O] Sevr b. Zeyd’den; [o] Ebû’l-Gays’tan; [o da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim insanların mallarını ödemek niyetiyle alırsa, Allah onun adına [borcunu] öder (kolaylık sağlar). Kim de [insanların mallarını] telef etmek (ödememek) niyetiyle alırsa, Allah onu telef eder.”

2388. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا أَبْصَرَ ـ يَعْنِي أُحُدًا ـ قَالَ ‏"‏ مَا أُحِبُّ أَنَّهُ يُحَوَّلُ لِي ذَهَبًا يَمْكُثُ عِنْدِي مِنْهُ دِينَارٌ فَوْقَ ثَلاَثٍ، إِلاَّ دِينَارًا أُرْصِدُهُ لِدَيْنٍ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ الأَكْثَرِينَ هُمُ الأَقَلُّونَ، إِلاَّ مَنْ قَالَ بِالْمَالِ هَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏‏.‏ وَأَشَارَ أَبُو شِهَابٍ بَيْنَ يَدَيْهِ وَعَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ شِمَالِهِ ـ وَقَلِيلٌ مَا هُمْ ـ وَقَالَ مَكَانَكَ‏.‏ وَتَقَدَّمَ غَيْرَ بَعِيدٍ، فَسَمِعْتُ صَوْتًا، فَأَرَدْتُ أَنْ آتِيَهُ، ثُمَّ ذَكَرْتُ قَوْلَهُ مَكَانَكَ حَتَّى آتِيَكَ، فَلَمَّا جَاءَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، الَّذِي سَمِعْتُ أَوْ قَالَ الصَّوْتُ الَّذِي سَمِعْتُ قَالَ ‏"‏ وَهَلْ سَمِعْتَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَتَانِي جِبْرِيلُ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ فَقَالَ مَنْ مَاتَ مِنْ أُمَّتِكَ لاَ يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ وَإِنْ فَعَلَ كَذَا وَكَذَا قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏

Ahmed b. Yûnus bize tahdis etti, [o] dedi ki: Ebû Şihâb bize tahdis etti. [O] el-A’meş’ten; [o] Zeyd b. Vehb’den; [o da] Ebû Zer radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdim. Uhud [dağını] görünce: ‘Borç için ayırdığım bir dinar hariç, [şu dağın] benim için altına dönüşmesini ve bende üç günden fazla bir dinar dahi kalmasını istemem’ buyurdu. Sonra [şöyle] dedi: ‘Dünyada [malı] çok olanlar, [ahirette sevabı] az olanlardır. Ancak malını şöyle ve şöyle [dağıtanlar] müstesnadır.’ —Ebû Şihâb önüyle, sağıyla ve soluyla işaret etti— ‘Onlar ise ne kadar da azdır!’ [Resûlullah bana]: ‘Yerinde dur’ dedi ve biraz ileriye gitti. Bir ses işittim, yanına gitmek istedim fakat: ‘Ben sana gelinceye kadar yerinden ayrılma’ sözünü hatırladım. [Resûlullah] geri gelince: ‘Ey Allah’ın Resûlü! İşittiğim o ses [neydi]?’ dedim. [Resûlullah]: ‘Sahi, işittin mi?’ dedi. ‘Evet’ dedim. [Resûlullah]: ‘Cebrail aleyhisselâm bana gelip: “Ümmetinden kim Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölürse cennete girer” dedi’ buyurdu. Ben: ‘Şöyle şöyle (büyük günahları) yapmış olsa bile mi?’ dedim. [Resûlullah]: ‘Evet’ buyurdu.”

2389. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ شَبِيبِ بْنِ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ يُونُسَ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ كَانَ لِي مِثْلُ أُحُدٍ ذَهَبًا، مَا يَسُرُّنِي أَنْ لاَ يَمُرَّ عَلَىَّ ثَلاَثٌ وَعِنْدِي مِنْهُ شَىْءٌ، إِلاَّ شَىْءٌ أُرْصِدُهُ لِدَيْنٍ ‏"‏‏.‏ رَوَاهُ صَالِحٌ وَعُقَيْلٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ‏.‏

Ahmed b. Şebîb b. Saîd bize tahdis etti, [o] dedi ki: Babam bize tahdis etti. [O] Yûnus’tan; [o] İbn Şihâb’dan [nakletti]. Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe bana tahdis etti [ve] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’ın [şöyle] dediğini nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer Uhud [dağı] kadar altınım olsaydı; borç için ayırdığım miktar hariç, üzerimden üç [gün] geçtiği halde yanımda ondan bir şey kalması beni mutlu etmezdi.” Bunu Sâlih ve Ukayl, Zührî’den rivayet etmişlerdir.

2390. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنَا سَلَمَةُ بْنُ كُهَيْلٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ، بِبَيْتِنَا يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَجُلاً، تَقَاضَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَأَغْلَظَ لَهُ، فَهَمَّ أَصْحَابُهُ، فَقَالَ ‏"‏ دَعُوهُ، فَإِنَّ لِصَاحِبِ الْحَقِّ مَقَالاً‏.‏ وَاشْتَرُوا لَهُ بَعِيرًا، فَأَعْطُوهُ إِيَّاهُ ‏"‏‏.‏ وَقَالُوا لاَ نَجِدُ إِلاَّ أَفْضَلَ مِنْ سِنِّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اشْتَرُوهُ فَأَعْطُوهُ إِيَّاهُ، فَإِنَّ خَيْرَكُمْ أَحْسَنُكُمْ قَضَاءً ‏"‏‏.‏

Ebû’l-Velîd bize tahdis etti, [o] dedi ki: Şu’be bize tahdis etti. [O] Seleme b. Küheyl’den [nakletti]. [Seleme] şöyle dedi: Ebû Seleme’yi bizim evimizde, Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek şöyle] tahdis ederken işitmiş: Bir adam alacağını istemek üzere Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve ona karşı ağır konuştu. Bunun üzerine ashabı ona [tepki göstermeye] niyetlendilerse de [Resûlullah]: “Onu bırakın; çünkü hak sahibinin konuşma hakkı vardır. Onun için bir deve satın alın ve ona verin” buyurdu. [Sahabiler]: “Onun [alacağı deveden] daha iyisi dışında [başka deve] bulamıyoruz” dediler. [Resûlullah]: “Onu satın alıp kendisine verin; zira sizin en hayırlınız, borcunu en güzel şekilde ödeyeninizdir” buyurdu.

2391. Hadis

حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنْ حُذَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَاتَ رَجُلٌ، فَقِيلَ لَهُ قَالَ كُنْتُ أُبَايِعُ النَّاسَ، فَأَتَجَوَّزُ عَنِ الْمُوسِرِ، وَأُخَفِّفُ عَنِ الْمُعْسِرِ، فَغُفِرَ لَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو مَسْعُودٍ سَمِعْتُهُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Müslim bize tahdis etti, [o] dedi ki: Şu’be bize tahdis etti. [O] Abdülmelik’ten; [o] Rib’î’den; [o da] Huzeyfe radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyurken işittim: “Bir adam vefat etti, [kabirde] ona: ‘[Dünyada ne yaptın?]’ denildi. O: ‘İnsanlarla alışveriş yapardım; hali vakti yerinde olanlara (mûsir) müsamaha gösterir, darda olanların (mu’sir) ise [borçlarını] hafifletirdim’ dedi. Bunun üzerine o bağışlandı.” Ebû Mes’ûd [da]: “Bunu ben de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim” dedi.

2392. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ كُهَيْلٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَقَاضَاهُ بَعِيرًا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَعْطُوهُ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا مَا نَجِدُ إِلاَّ سِنًّا أَفْضَلَ مِنْ سِنِّهِ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ أَوْفَيْتَنِي أَوْفَاكَ اللَّهُ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَعْطُوهُ فَإِنَّ مِنْ خِيَارِ النَّاسِ أَحْسَنَهُمْ قَضَاءً ‏"‏‏.‏

Müsedded bize tahdis etti. [O] Yahyâ’dan; [o] Süfyân’dan [nakletti]. [Süfyân] şöyle dedi: Seleme b. Küheyl bana, Ebû Seleme’den; [o da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek] tahdis etti: Bir adam alacağı olan bir deveyi istemek üzere Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona [devesini] verin” buyurdu. [Sahabiler]: “Onun devesinden daha iyi yaştaki dışında [deve] bulamıyoruz” dediler. Bunun üzerine adam: “Bana [borcunu] tam ödedin, Allah da sana [mükâfatını] tam eylesin” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona [onu] verin; zira insanların en hayırlısı, borcunu en güzel şekilde ödeyenidir” buyurdu.

2393. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ لِرَجُلٍ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سِنٌّ مِنَ الإِبِلِ فَجَاءَهُ يَتَقَاضَاهُ فَقَالَ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَعْطُوهُ ‏"‏‏.‏ فَطَلَبُوا سِنَّهُ، فَلَمْ يَجِدُوا لَهُ إِلاَّ سِنًّا فَوْقَهَا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَعْطُوهُ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَوْفَيْتَنِي، وَفَّى اللَّهُ بِكَ‏.‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ خِيَارَكُمْ أَحْسَنُكُمْ قَضَاءً ‏"‏‏.‏

Ebû Nuaym bize tahdis etti, [o] dedi ki: Süfyân bize tahdis etti. [O] Seleme’den; [o] Ebû Seleme’den; [o da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: “Bir adamın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den belirli yaşta bir deve alacağı vardı. [Adam] onu istemek üzere geldi. [Resûlullah]: ‘Ona [borcunu] verin’ buyurdu. [Sahabiler] o yaştaki bir deveyi aradılar fakat ondan daha üst yaşta olanı dışında [başka deve] bulamadılar. Bunun üzerine [Resûlullah]: ‘Onu verin’ buyurdu. [Borç sahibi]: ‘Bana [borcunu] tam ödedin, Allah da sana olan [mükâfatını] tam eylesin (veffâllâhu bike)’ dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Sizin en hayırlınız, borcunu en güzel şekilde ödeyeninizdir’ buyurdu.”

2394. Hadis

حَدَّثَنَا خَلاَّدٌ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، حَدَّثَنَا مُحَارِبُ بْنُ دِثَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ فِي الْمَسْجِدِ ـ قَالَ مِسْعَرٌ أُرَاهُ قَالَ ضُحًى ـ فَقَالَ ‏ "‏ صَلِّ رَكْعَتَيْنِ ‏"‏‏.‏ وَكَانَ لِي عَلَيْهِ دَيْنٌ فَقَضَانِي وَزَادَنِي‏.‏

Hallâd bize tahdis etti, [o] dedi ki: Mis’ar bize tahdis etti, [o] dedi ki: Muhârib b. Disâr bize tahdis etti. [O] Câbir b. Abdullah radıyallâhu anhumâ’dan [naklederek] şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mescitte iken yanına gittim. —Ravi Mis’ar: ‘Sanırım kuşluk vaktinde dedi’ diye ekledi.— [Resûlullah]: ‘İki rekat namaz kıl’ buyurdu. Benim ondan alacağım vardı; [borcunu] bana ödedi ve üzerine de fazladan verdi.”

2395. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ قُتِلَ يَوْمَ أُحُدٍ شَهِيدًا، وَعَلَيْهِ دَيْنٌ فَاشْتَدَّ الْغُرَمَاءُ فِي حُقُوقِهِمْ، فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُمْ أَنْ يَقْبَلُوا تَمْرَ حَائِطِي وَيُحَلِّلُوا أَبِي فَأَبَوْا، فَلَمْ يُعْطِهِمِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَائِطِي، وَقَالَ ‏ "‏ سَنَغْدُو عَلَيْكَ ‏"‏‏.‏ فَغَدَا عَلَيْنَا حِينَ أَصْبَحَ، فَطَافَ فِي النَّخْلِ، وَدَعَا فِي ثَمَرِهَا بِالْبَرَكَةِ، فَجَدَدْتُهَا فَقَضَيْتُهُمْ، وَبَقِيَ لَنَا مِنْ تَمْرِهَا‏.‏

Abdân bize tahdis etti, [o] dedi ki: Abdullah bize haber verdi, [o] dedi ki: Yûnus bize haber verdi. [O] Zührî’den [nakletti]. İbn Ka’b b. Mâlik bana, Câbir b. Abdullah radıyallâhu anhumâ’nın kendisine [şöyle] haber verdiğini tahdis etti: “Babam Uhud günü şehit edildi ve üzerinde borç kaldı. Alacaklılar haklarını tahsil etmek için [bana karşı] çok sert davrandılar. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gittim. [Resûlullah] onlardan, bahçemin hurmalarını [borca karşılık] kabul etmelerini ve babamı [kalan borçtan] ibra etmelerini (yuhallilû) istedi; fakat onlar bunu reddettiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bahçemi onlara [hemen] vermedi ve: ‘Yarın sabah senin yanına geleceğiz’ buyurdu. Sabah olunca yanımıza geldi, hurma ağaçlarının arasında dolaştı ve ürünleri için bereket duasında bulundu. Bunun üzerine hurmaları hasat ettim, [bütün] borçlarını onlara ödedim ve bize de o hurmalardan [fazlasıyla] kaldı.”

2396. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا أَنَسٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ تُوُفِّيَ، وَتَرَكَ عَلَيْهِ ثَلاَثِينَ وَسْقًا لِرَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ، فَاسْتَنْظَرَهُ جَابِرٌ، فَأَبَى أَنْ يُنْظِرَهُ، فَكَلَّمَ جَابِرٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيَشْفَعَ لَهُ إِلَيْهِ، فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَلَّمَ الْيَهُودِيَّ لِيَأْخُذَ ثَمَرَ نَخْلِهِ بِالَّذِي لَهُ فَأَبَى، فَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّخْلَ، فَمَشَى فِيهَا ثُمَّ قَالَ لِجَابِرٍ ‏"‏ جُدَّ لَهُ فَأَوْفِ لَهُ الَّذِي لَهُ ‏"‏‏.‏ فَجَدَّهُ بَعْدَ مَا رَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَوْفَاهُ ثَلاَثِينَ وَسْقًا، وَفَضَلَتْ لَهُ سَبْعَةَ عَشَرَ وَسْقًا، فَجَاءَ جَابِرٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيُخْبِرَهُ بِالَّذِي كَانَ، فَوَجَدَهُ يُصَلِّي الْعَصْرَ، فَلَمَّا انْصَرَفَ أَخْبَرَهُ بِالْفَضْلِ، فَقَالَ ‏"‏ أَخْبِرْ ذَلِكَ ابْنَ الْخَطَّابِ ‏"‏‏.‏ فَذَهَبَ جَابِرٌ إِلَى عُمَرَ، فَأَخْبَرَهُ‏.‏ فَقَالَ لَهُ عُمَرُ لَقَدْ عَلِمْتُ حِينَ مَشَى فِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُبَارَكَنَّ فِيهَا‏.‏

İbrâhîm b. el-Münzir bize tahdis etti, [o] dedi ki: Enes bize tahdis etti. [O] Hişâm’dan; [o] Vehb b. Keysân’dan; [o da] Câbir b. Abdullah radıyallâhu anhumâ’dan [naklederek] şöyle dedi: Babası vefat ettiğinde, bir Yahudi’ye otuz vesak borç bırakmıştı. Câbir ondan süre istediyse de Yahudi bunu reddetti. Bunun üzerine Câbir, Yahudi nezdinde kendisine şefaatçi olması için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile konuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve alacağına karşılık hurmalarının ürününü alması için Yahudi ile konuştu; ancak Yahudi bunu [da] reddetti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hurmalığa girdi, içinde dolaştı ve sonra Câbir’e: “[Ürünü] hasat et ve onun alacağını tam olarak öde” buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döndükten sonra Câbir hasadı yaptı ve Yahudi’ye otuz vesak [borcunu] tam olarak ödedi; kendisine de on yedi vesak fazla kaldı. Câbir, durumu haber vermek için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiğinde onu ikindi namazını kılarken buldu. Namazdan sonra ona artan miktarı haber verince [Resûlullah]: “Bunu git Hattâb oğlu [Ömer]’e haber ver” buyurdu. Câbir, Ömer’e gidip durumu anlattı. Ömer ona: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o [hurmalıkta] dolaştığında, oraya mutlaka bereket verileceğini anlamıştım” dedi.

2397. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَخِي، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي عَتِيقٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَدْعُو فِي الصَّلاَةِ وَيَقُولُ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ لَهُ قَائِلٌ مَا أَكْثَرَ مَا تَسْتَعِيذُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مِنَ الْمَغْرَمِ قَالَ ‏"‏ إِنَّ الرَّجُلَ إِذَا غَرِمَ حَدَّثَ فَكَذَبَ وَوَعَدَ فَأَخْلَفَ ‏"‏‏.‏

Ebû’l-Yemân bize tahdis etti, [o] dedi ki: Şuayb bize haber verdi. [O] Zührî’den [nakletti]. (H) İsmâîl bize tahdis etti, [o] dedi ki: Kardeşim bana Süleymân’dan; [o] Muhammed b. Ebî Atîk’ten; [o] İbn Şihâb’dan; [o] Urve’den [nakletti]. Âişe radıyallâhu anhâ ona [şöyle] haber vermiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazda şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Günahtan ve borç yükünden (magrem) Sana sığınırım.” Birisi ona: “Ey Allah’ın Resûlü! Borçtan ne kadar da çok Allah’a sığınıyorsun?” dedi. [Resûlullah]: “Şüphesiz insan borçlandığı zaman konuşur ama yalan söyler; söz verir ama sözünde durmaz” buyurdu.

2398. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ تَرَكَ مَالاً فَلِوَرَثَتِهِ، وَمَنْ تَرَكَ كَلاًّ فَإِلَيْنَا ‏"‏‏.‏

Ebû’l-Velîd bize tahdis etti, [o] dedi ki: Şu’be bize tahdis etti. [O] Adî b. Sâbit’ten; [o] Ebû Hâzim’den; [o da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim mal bırakırsa o mirasçılarınadır. Kim de [bakıma muhtaç] bir aile (kell) [veya borç] bırakırsa o bizedir (bize aittir).”

2399. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحٌ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَا مِنْ مُؤْمِنٍ إِلاَّ وَأَنَا أَوْلَى بِهِ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ اقْرَءُوا إِنْ شِئْتُمْ ‏{‏النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنْفُسِهِمْ‏}‏ فَأَيُّمَا مُؤْمِنٍ مَاتَ وَتَرَكَ مَالاً فَلْيَرِثْهُ عَصَبَتُهُ مَنْ كَانُوا، وَمَنْ تَرَكَ دَيْنًا أَوْ ضَيَاعًا فَلْيَأْتِنِي فَأَنَا مَوْلاَهُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, [o] dedi ki: Ebû Âmir bize tahdis etti, [o] dedi ki: Füleyh bize tahdis etti. [O] Hilâl b. Alî’den; [o] Abdurrahmân b. Ebî Amra’dan; [o da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dünyada da ahirette de müminlere en yakın olan (evlâ) benimdir. Dilerseniz [şu ayeti] okuyun: { النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنْفُسِهِمْ } ‘Nebi, müminlere kendi canlarından daha yakındır’ (Ahzâb, 6). Hangi mümin vefat eder de mal bırakırsa, kim olurlarsa olsunlar asabesi (erkek akrabaları) ona vâris olsunlar. Kim de borç veya [bakıma muhtaç] bir aile (dayâ’) bırakırsa bana gelsin; zira ben onun velisiyim (mevlâhu).”

2400. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، أَخِي وَهْبِ بْنِ مُنَبِّهٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَطْلُ الْغَنِيِّ ظُلْمٌ ‏"‏‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, [o] dedi ki: Abdül’alâ bize tahdis etti. [O] Ma’mer’den; [o], Vehb b. Münebbih’in kardeşi Hemmâm b. Münebbih’in, Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek şöyle] dediğini işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zenginin [borcunu] geciktirmesi bir zulümdür.”

2401. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَجُلٌ يَتَقَاضَاهُ فَأَغْلَظَ لَهُ فَهَمَّ بِهِ أَصْحَابُهُ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ دَعُوهُ فَإِنَّ لِصَاحِبِ الْحَقِّ مَقَالاً ‏"‏‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, [o] dedi ki: Yahyâ bize tahdis etti. [O] Şu’be’den; [o] Seleme’den; [o] Ebû Seleme’den; [o da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek şöyle dedi]: “Bir adam alacağını istemek üzere Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve ona karşı ağır konuştu. Bunun üzerine ashabı ona [tepki göstermeye] niyetlendilerse de [Nebi]: ‘Onu bırakın; çünkü hak sahibinin konuşma hakkı vardır’ buyurdu.”

2402. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا بَكْرِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَوْ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ أَدْرَكَ مَالَهُ بِعَيْنِهِ عِنْدَ رَجُلٍ أَوْ إِنْسَانٍ قَدْ أَفْلَسَ، فَهْوَ أَحَقُّ بِهِ مِنْ غَيْرِهِ ‏"‏‏.‏

Ahmed b. Yûnus bize tahdis etti, [o] dedi ki: Züheyr bize tahdis etti, [o] dedi ki: Yahyâ b. Saîd bize tahdis etti. [O] Ebû Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm’ın kendisine [şöyle] haber verdiğini söyledi: Ömer b. Abdülazîz ona, Ebû Bekir b. Abdurrahmân b. el-Hâris b. Hişâm’ın kendisine [şöyle] haber verdiğini anlattı: [Ebû Bekir b. Abdurrahmân], Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’ı şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem —veya: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim—: “Kim iflas etmiş birinin yanında kendi malını aynen bulursa, o [mala] başkalarından daha çok hak sahibidir.”

2403. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَعْتَقَ رَجُلٌ غُلاَمًا لَهُ عَنْ دُبُرٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ يَشْتَرِيهِ مِنِّي ‏"‏‏.‏ فَاشْتَرَاهُ نُعَيْمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، فَأَخَذَ ثَمَنَهُ، فَدَفَعَهُ إِلَيْهِ‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, [o] dedi ki: Yezîd b. Zürey’ bize tahdis etti, [o] dedi ki: Hüseyin el-Muallim bize tahdis etti, [o] dedi ki: Atâ b. Ebî Rabâh bize tahdis etti. [O] Câbir b. Abdullah radıyallâhu anhumâ’dan [naklederek] şöyle dedi: “Bir adam kölesini müdebber (vefatından sonra azat edilmek üzere) azat etmişti. [Adam muhtaç duruma düşünce] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Onu benden kim satın alır?’ buyurdu. Onu Nuaym b. Abdullah satın aldı. [Nebi] onun bedelini aldı ve o [adama] verdi.”

2404. Hadis

وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هُرْمُزَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ذَكَرَ رَجُلاً مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ، سَأَلَ بَعْضَ بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنْ يُسْلِفَهُ، فَدَفَعَهَا إِلَيْهِ إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى‏.‏ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ‏.‏

Leys [şöyle] dedi: Ca’fer b. Rebîa bana, Abdurrahmân b. Hürmüz’den; [o da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan; [o da] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek şöyle] tahdis etti: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem; İsrâiloğulları’ndan bir adamın, yine İsrâiloğulları’ndan olan birinden kendisi için ödünç istediğini ve [diğerinin de] ona belirli bir süreye kadar [ödünç] verdiğini zikretti.” [Ravi] daha sonra hadisin tamamını zikretti.

2405. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أُصِيبَ عَبْدُ اللَّهِ وَتَرَكَ عِيَالاً وَدَيْنًا، فَطَلَبْتُ إِلَى أَصْحَابِ الدَّيْنِ أَنْ يَضَعُوا بَعْضًا مِنْ دَيْنِهِ فَأَبَوْا، فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَشْفَعْتُ بِهِ عَلَيْهِمْ فَأَبَوْا، فَقَالَ ‏"‏ صَنِّفْ تَمْرَكَ كُلَّ شَىْءٍ مِنْهُ عَلَى حِدَتِهِ، عِذْقَ ابْنِ زَيْدٍ عَلَى حِدَةٍ، وَاللِّينَ عَلَى حِدَةٍ، وَالْعَجْوَةَ عَلَى حِدَةٍ، ثُمَّ أَحْضِرْهُمْ حَتَّى آتِيَكَ ‏"‏‏.‏ فَفَعَلْتُ، ثُمَّ جَاءَ صلى الله عليه وسلم فَقَعَدَ عَلَيْهِ، وَكَالَ لِكُلِّ رَجُلٍ حَتَّى اسْتَوْفَى، وَبَقِيَ التَّمْرُ كَمَا هُوَ كَأَنَّهُ لَمْ يُمَسَّ‏.‏ وَغَزَوْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَلَى نَاضِحٍ لَنَا، فَأَزْحَفَ الْجَمَلُ فَتَخَلَّفَ عَلَىَّ فَوَكَزَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ خَلْفِهِ، قَالَ ‏"‏ بِعْنِيهِ وَلَكَ ظَهْرُهُ إِلَى الْمَدِينَةِ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا دَنَوْنَا اسْتَأْذَنْتُ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي حَدِيثُ عَهْدٍ بِعُرْسٍ‏.‏ قَالَ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَمَا تَزَوَّجْتَ بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ ثَيِّبًا، أُصِيبَ عَبْدُ اللَّهِ وَتَرَكَ جَوَارِيَ صِغَارًا، فَتَزَوَّجْتُ ثَيِّبًا تُعَلِّمُهُنَّ وَتُؤَدِّبُهُنَّ، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ ائْتِ أَهْلَكَ ‏"‏‏.‏ فَقَدِمْتُ فَأَخْبَرْتُ خَالِي بِبَيْعِ الْجَمَلِ فَلاَمَنِي، فَأَخْبَرْتُهُ بِإِعْيَاءِ الْجَمَلِ، وَبِالَّذِي كَانَ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَوَكْزِهِ إِيَّاهُ، فَلَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم غَدَوْتُ إِلَيْهِ بِالْجَمَلِ، فَأَعْطَانِي ثَمَنَ الْجَمَلِ وَالْجَمَلَ وَسَهْمِي مَعَ الْقَوْمِ‏.‏

Mûsâ bize tahdis etti, [o] dedi ki: Ebû Avâne bize tahdis etti. [O] Mugîre’den; [o] Âmir’den; [o da] Câbir radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: “Abdullah (babam) şehit oldu; geride bakıma muhtaç bir aile ve borç bıraktı. Alacaklılardan borcun bir kısmını indirmelerini istedim fakat kabul etmediler. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gittim ve onlara şefaatçi olmasını istedim; [yine] kabul etmediler. [Resûlullah]: ‘Hurmanı cinslerine göre; Azku İbn Zeyd’i ayrı, Lîn’i ayrı, Acveyi ayrı [olmak üzere] kısımlara ayır. Sonra ben sana gelinceye kadar onları (alacaklıları) hazır bulundur’ buyurdu. Öyle yaptım. Sonra [Nebi] sallallâhu aleyhi ve sellem geldi, o [hurma yığınlarının] üzerine oturdu ve her bir adama [alacağını] tam olarak ölçüp verdi. [İş bitince] hurma olduğu gibi kaldı, sanki ona hiç dokunulmamıştı. [Câbir devamla şöyle anlattı]: Su taşıyan devemin üzerinde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir gazveye katılmıştım. Deve yoruldu (ezhafe) ve beni geride bıraktı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem arkasından [deveye] dürttü (vekeze) ve: ‘Onu bana sat; Medine’ye kadar sırtı senindir’ buyurdu. Medine’ye yaklaştığımızda [evime gitmek için] izin istedim ve: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Ben yeni evliyim’ dedim. [Nebi] sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Bakireyle mi yoksa dul bir kadınla mı evlendin?’ diye sordu. ‘Dul biriyle’ dedim. ‘Babam Abdullah şehit oldu ve geride küçük kızlar bıraktı. Bu yüzden onlara [bir şeyler] öğretecek ve onları edeplendirecek dul bir kadınla evlenmeyi tercih ettim’ dedim. Bunun üzerine [Resûlullah]: ‘Ailenin yanına git’ buyurdu. Eve vardığımda dayıma devenin satışını haber verdim, beni kınadı. Ona devenin yorgunluğunu, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yaptıklarını ve ona dürtmesini anlattım. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [Medine’ye] gelince sabahleyin deveyi ona götürdüm. Bana devenin bedelini verdi, deveyi [de bana geri verdi] ve toplulukla beraber [payıma düşen ganimet] hissemi de verdi.”

2407. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَجُلٌ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنِّي أُخْدَعُ فِي الْبُيُوعِ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ إِذَا بَايَعْتَ فَقُلْ لاَ خِلاَبَةَ ‏"‏‏.‏ فَكَانَ الرَّجُلُ يَقُولُهُ‏.‏

Ebû Nuaym bize tahdis etti, [o] dedi ki: Süfyân bize tahdis etti. [O] Abdullah b. Dînâr’dan [nakletti]. İbn Ömer radıyallâhu anhumâ’yı [şöyle] derken işitmiş: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Alışverişlerde aldatılıyorum” dedi. Bunun üzerine [Resûlullah]: “Alışveriş yaptığında: ‘Aldatmak (hılâbe) yoktur!’ de” buyurdu. Artık o adam [alışveriş yaptığında] bunu söylüyordu.

2408. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ وَرَّادٍ، مَوْلَى الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ عَلَيْكُمْ عُقُوقَ الأُمَّهَاتِ، وَوَأْدَ الْبَنَاتِ، وَمَنَعَ وَهَاتِ، وَكَرِهَ لَكُمْ قِيلَ وَقَالَ، وَكَثْرَةَ السُّؤَالِ، وَإِضَاعَةَ الْمَالِ ‏"‏‏.‏

Osmân bize tahdis etti, [o] dedi ki: Cerîr bize tahdis etti. [O] Mansûr’dan; [o] eş-Şa’bî’den; [o] Mugîre b. Şu’be’nın azatlısı Verrâd’dan; [o da] Mugîre b. Şu’be’den [naklederek] şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah size; annelere hürmetsizlik etmeyi (ukûk), kız çocuklarını diri diri gömmeyi (ve’d) ve [hakkınız olmayanı] isteyip [hakkınız olanı] vermemeyi (men’an ve hât) haram kılmıştır. Sizin için; dedikoduyu (kîl ve kâl), lüzumsuz çok soru sormayı ve malı boşa harcamayı ise hoş görmemiştir (keriha).”

2409. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ كُلُّكُمْ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، فَالإِمَامُ رَاعٍ، وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالرَّجُلُ فِي أَهْلِهِ رَاعٍ، وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالْمَرْأَةُ فِي بَيْتِ زَوْجِهَا رَاعِيَةٌ وَهْىَ مَسْئُولَةٌ عَنْ رَعِيَّتِهَا، وَالْخَادِمُ فِي مَالِ سَيِّدِهِ رَاعٍ، وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَسَمِعْتُ هَؤُلاَءِ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَحْسِبُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ وَالرَّجُلُ فِي مَالِ أَبِيهِ رَاعٍ، وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، فَكُلُّكُمْ رَاعٍ، وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ‏"‏‏.‏

Ebû’l-Yemân bize tahdis etti, [o] dedi ki: Şuayb bize haber verdi. [O] Zührî’den [nakletti]. Sâlim b. Abdullah bana, Abdullah b. Ömer radıyallâhu anhumâ’dan [naklederek] şöyle tahdis etti: [Abdullah b. Ömer], Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiş: “Hepiniz birer çobansınız ve [her biriniz] elinin altındakilerden sorumludur. Devlet başkanı (imam) bir çobandır ve tebaasından sorumludur. Erkek, ailesi içinde bir çobandır ve onlardan sorumludur. Kadın, eşinin evi içinde bir çobandır ve elinin altındakilerden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malı üzerinde bir çobandır ve ondan sorumludur.” [Ravi Sâlim] dedi ki: Bunları Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim. Sanırım Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şunu da ekledi: “Kişi, babasının malı üzerinde bir çobandır ve ondan sorumludur. [Hülasa] hepiniz birer çobansınız ve her biriniz elinin altındakilerden sorumludur.”