3120. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُضَحِّي بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ وَيُسَمِّي وَيُكَبِّرُ وَلَقَدْ رَأَيْتُهُ يَذْبَحُ بِيَدِهِ وَاضِعًا قَدَمَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا .
Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî anlattı; bana babam anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. (Her ikisi de) dediler ki: Bize Şu'be anlattı; Katâde'yi Enes b. Mâlik'ten hadis anlatırken işittim (ki Enes şöyle demiş): Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem alacalı, boynuzlu iki koç kurban ederdi. (Keserken) besmele çeker ve tekbir getirirdi. Andolsun ki ben onu, ayağını onların (hayvanların) yanlarına basmış vaziyette eliyle keserken gördüm.
3121. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي عَيَّاشٍ الزُّرَقِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ عِيدٍ بِكَبْشَيْنِ فَقَالَ حِينَ وَجَّهَهُمَا " إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ مِنْكَ وَلَكَ عَنْ مُحَمَّدٍ وَأُمَّتِهِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı; bize Muhammed b. İshâk anlattı, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o Ebû Ayyâş ez-Zürakî'den, o Câbir b. Abdillâh'tan; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir bayram günü iki koç kurban etti. Onları (kıbleye) çevirdiği zaman şöyle dedi: "{Ben yüzümü, gökleri ve yeri yaratana, Hanîf (muvahhid) olarak çevirdim ve ben müşriklerden değilim.} {Şüphesiz benim namazım, kurbanım (ibadetim), hayatım ve ölümüm Alemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim.} Allahım! (Bu) Sendendir ve Sanadır. Muhammed ve ümmeti namına (kabul buyur)."
3122. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يُضَحِّيَ اشْتَرَى كَبْشَيْنِ عَظِيمَيْنِ سَمِينَيْنِ أَقْرَنَيْنِ أَمْلَحَيْنِ مَوْجُوءَيْنِ فَذَبَحَ أَحَدَهُمَا عَنْ أُمَّتِهِ لِمَنْ شَهِدَ لِلَّهِ بِالتَّوْحِيدِ وَشَهِدَ لَهُ بِالْبَلاَغِ وَذَبَحَ الآخَرَ عَنْ مُحَمَّدٍ وَعَنْ آلِ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Abdurrazzâk anlattı; bize Süfyân es-Sevrî haber verdi, Abdullâh b. Muhammed b. Akîl'den, o Ebû Seleme'den, o Âişe'den ve Ebû Hureyre'den (naklettiğine göre); Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurban kesmek istediği zaman; iri, semiz, boynuzlu, alacalı ve burulmuş (hadım edilmiş) iki koç satın alırdı. Onlardan birini ümmeti adına; Allah'a tevhid ile şahitlik eden ve kendisine (Nebi'ye) tebliğ ile şahitlik eden kimseler için keserdi. Diğerini de Muhammed ve Muhammed ailesi sallallâhu aleyhi ve sellem adına keserdi.
3123. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ كَانَ لَهُ سَعَةٌ وَلَمْ يُضَحِّ فَلاَ يَقْرَبَنَّ مُصَلاَّنَا " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Zeyd b. el-Hubâb anlattı; bize Abdullâh b. Ayyâş anlattı, Abdurrahmân el-A'rec'den, o Ebû Hureyre'den (naklettiğine göre); Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kimin (maddi) imkanı olur da kurban kesmezse, sakın bizim namazgâhımıza yaklaşmasın."
3124. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ عَنِ الضَّحَايَا، أَوَاجِبَةٌ هِيَ قَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَالْمُسْلِمُونَ مِنْ بَعْدِهِ وَجَرَتْ بِهِ السُّنَّةُ . حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ أَرْطَاةَ، حَدَّثَنَا جَبَلَةُ بْنُ سُحَيْمٍ، قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ . فَذَكَرَ مِثْلَهُ سَوَاءً .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı; bize İbn Avn anlattı, Muhammed b. Sîrîn'den; dedi ki: İbn Ömer'e kurbanları, "Onlar vacip midir?" diye sordum. Dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ondan sonra Müslümanlar kurban kestiler. Ve Sünnet bu şekilde cari oldu (yerleşti)." Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı; bize el-Haccâc b. Ertât anlattı; bize Cebele b. Süheym anlattı; dedi ki: İbn Ömer'e sordum. O da bunun tıpkısını (aynısını) zikretti.
3125. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو رَمْلَةَ، عَنْ مِخْنَفِ بْنِ سُلَيْمٍ، قَالَ كُنَّا وُقُوفًا عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِعَرَفَةَ فَقَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ عَلَى كُلِّ أَهْلِ بَيْتٍ فِي كُلِّ عَامٍ أُضْحِيَّةً وَعَتِيرَةً " . أَتَدْرُونَ مَا الْعَتِيرَةُ هِيَ الَّتِي يُسَمِّيهَا النَّاسُ الرَّجَبِيَّةَ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muâz b. Muâz anlattı, İbn Avn'dan; dedi ki: Bize Ebû Ramle haber verdi, Mihnef b. Süleym'den; dedi ki: Biz Arafat'ta Nebi'nin sallallâhu aleyhi ve sellem yanında vakfede iken (şöyle) buyurdu: "Ey insanlar! Şüphesiz her yıl her ev halkı üzerine bir kurban (udhiyye) ve bir 'atîre' (kesmek gerekli)dir. Atîre nedir biliyor musunuz? O, insanların 'Recebiyye' (Recep ayında kesilen kurban) dedikleri şeydir."
3126. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنِي أَبُو الْمُثَنَّى، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَا عَمِلَ ابْنُ آدَمَ يَوْمَ النَّحْرِ عَمَلاً أَحَبَّ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ هِرَاقَةِ دَمٍ وَإِنَّهُ لَيَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِقُرُونِهَا وَأَظْلاَفِهَا وَأَشْعَارِهَا وَإِنَّ الدَّمَ لَيَقَعُ مِنَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ بِمَكَانٍ قَبْلَ أَنْ يَقَعَ عَلَى الأَرْضِ فَطِيبُوا بِهَا نَفْسًا " .
Bize Abdurrahmân b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattı; bize Abdullâh b. Nâfi' anlattı; bana Ebû'l-Müsennâ anlattı, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o Âişe'den (naklettiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ademoğlu Kurban Bayramı günü, Allah'a kurban kanı akıtmaktan daha sevimli bir amel işlememiştir. Şüphesiz o (kurban), Kıyamet Günü boynuzları, tırnakları (paçaları) ve kıllarıyla gelir. Ve şüphesiz kan, yere düşmeden önce Allah Azze ve Celle katında (kabul makamında) bir mekana ulaşır. Öyleyse onunla gönlünüzü hoş tutun."
3127. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ، حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا سَلاَّمُ بْنُ مِسْكِينٍ، حَدَّثَنَا عَائِذُ اللَّهِ، عَنْ أَبِي دَاوُدَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ قَالَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا هَذِهِ الأَضَاحِيُّ قَالَ " سُنَّةُ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ " . قَالُوا فَمَا لَنَا فِيهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " بِكُلِّ شَعَرَةٍ حَسَنَةٌ " . قَالُوا فَالصُّوفُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " بِكُلِّ شَعَرَةٍ مِنَ الصُّوفِ حَسَنَةٌ " .
Bize Muhammed b. Halef el-Askalânî anlattı; bize Âdem b. Ebî İyâs anlattı; bize Sellâm b. Miskîn anlattı; bize Âizullâh anlattı, Ebû Dâvûd'dan, o Zeyd b. Erkam'dan; dedi ki: Rasûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem ashabı: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu kurbanlar nedir?" dediler. (Rasûlullah): "Babanız İbrahim'in sünnetidir" buyurdu. "Peki bunlarda bizim için ne (sevap) var Ey Allah'ın Resûlü?" dediler. "Her bir kıl için bir hasene (sevap) vardır" buyurdu. "Peki ya yün (sahibi hayvanlar) Ey Allah'ın Resûlü?" dediler. "Yünden (olan) her bir kıl için de bir hasene vardır" buyurdu.
3128. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِكَبْشٍ أَقْرَنَ فَحِيلٍ يَأْكُلُ فِي سَوَادٍ وَيَمْشِي فِي سَوَادٍ وَيَنْظُرُ فِي سَوَادٍ .
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr anlattı; bize Hafs b. Gıyâs anlattı, Ca'fer b. Muhammed'den, o babasından, o Ebû Saîd'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem boynuzlu, erkek, siyah içinde yiyen, siyah içinde yürüyen ve siyah içinde bakan (ağzı, ayakları ve gözleri siyah olan) bir koç kurban etti.
3129. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبٍ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مَيْسَرَةَ بْنِ حَلْبَسٍ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ أَبِي سَعِيدٍ الزُّرَقِيِّ - صَاحِبِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ - إِلَى شِرَاءِ الضَّحَايَا . قَالَ يُونُسُ فَأَشَارَ أَبُو سَعِيدٍ إِلَى كَبْشٍ أَدْغَمَ لَيْسَ بِالْمُرْتَفِعِ وَلاَ الْمُتَّضِعِ فِي جِسْمِهِ فَقَالَ لِي اشْتَرِ لِي هَذَا . كَأَنَّهُ شَبَّهَهُ بِكَبْشِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Abdurrahmân b. İbrâhîm anlattı; bize Muhammed b. Şuayb anlattı; bana Saîd b. Abdilazîz haber verdi; bize Yûnus b. Meysere b. Halbes anlattı; dedi ki: Rasûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem ashabından Ebû Saîd ez-Zürakî ile birlikte kurbanlık almaya çıktık. (Râvi) Yûnus dedi ki: Ebû Saîd, edğam (burnu siyah) olan, cüssesinde ne çok yüksek (iri) ne de çok alçak (cılız) olmayan bir koça işaret etti ve bana: "Bunu benim için satın al" dedi. Sanki o, bunu Rasûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem koçuna benzetmişti (ona benzettiği için seçti).
3130. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عُثْمَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَائِذٍ، أَنَّهُ سَمِعَ سُلَيْمَ بْنَ عَامِرٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " خَيْرُ الْكَفَنِ الْحُلَّةُ وَخَيْرُ الضَّحَايَا الْكَبْشُ الأَقْرَنُ " .
Bize el-Abbâs b. Osmân ed-Dımaşkî anlattı; bize el-Velîd b. Müslim anlattı; bize Ebû Âiz anlattı; o Süleym b. Âmir'i, Ebû Ümâme el-Bâhilî'den hadis anlatırken işitmiş; (Ebû Ümâme demiş ki): Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kefenin hayırlısı Hulle (takım elbise/iki parça bez), kurbanın hayırlısı ise boynuzlu koçtur."
3131. Hadis
حَدَّثَنَا هَدِيَّةُ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، أَنْبَأَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ عِلْبَاءَ بْنِ أَحْمَرَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي سَفَرٍ فَحَضَرَ الأَضْحَى فَاشْتَرَكْنَا فِي الْجَزُورِ عَنْ عَشَرَةٍ وَالَبَقَرَةِ عَنْ سَبْعَةٍ .
Bize Hediyye b. Abdilvehhâb anlattı; bize el-Fadl b. Mûsâ haber verdi; bize el-Hüseyin b. Vâkıd haber verdi, Ilbâ' b. Ahmer'den, o İkrime'den, o İbn Abbâs'tan; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir yolculukta idik. Kurban Bayramı geldi. Biz de devede (cezûr) on kişi, sığırda ise yedi kişi ortak olduk.
3132. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ نَحَرْنَا بِالْحُدَيْبِيَةِ مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْبَدَنَةَ عَنْ سَبْعَةٍ وَالْبَقَرَةَ عَنْ سَبْعَةٍ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Abdurrazzâk anlattı, Mâlik b. Enes'ten, o Ebû'z-Zübeyr'den, o Câbir'den; dedi ki: Hudeybiye'de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber deveyi yedi kişi adına, sığırı da yedi kişi adına kestik (nehrettik).
3133. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ ذَبَحَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَمَّنِ اعْتَمَرَ مِنْ نِسَائِهِ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ بَقَرَةً بَيْنَهُنَّ .
Bize Abdurrahmân b. İbrâhîm anlattı; bize el-Velîd b. Müslim anlattı; bize el-Evzâî anlattı, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, o Ebû Seleme'den, o Ebû Hureyre'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Veda Haccı'nda, hanımlarından umre yapanlar adına, aralarında (ortaklaşa) bir sığır kesti.
3134. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ أَبِي حَاضِرٍ الأَزْدِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَلَّتِ الإِبِلُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَمَرَهُمْ أَنْ يَنْحَرُوا الْبَقَرَ .
Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Ebû Bekir b. Ayyâş anlattı, Amr b. Meymûn'dan, o Ebû Hâdır el-Ezdî'den, o İbn Abbâs'tan; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında develer azaldı. Bunun üzerine (Nebi) onlara sığır kesmelerini emretti.
3135. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ أَبُو طَاهِرٍ، أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحَرَ عَنْ آلِ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ بَقَرَةً وَاحِدَةً .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh el-Mısrî Ebû Tâhir anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bize Yûnus haber verdi, İbn Şihâb'dan, o Amre'den, o Âişe'den (naklettiğine göre); Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Veda Haccı'nda Muhammed ailesi sallallâhu aleyhi ve sellem namına bir tek sığır kesti.
3136. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ الْبُرْسَانِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ قَالَ عَطَاءٌ الْخُرَاسَانِيُّ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ إِنَّ عَلَىَّ بَدَنَةً وَأَنَا مُوسِرٌ بِهَا وَلاَ أَجِدُهَا فَأَشْتَرِيَهَا . فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يَبْتَاعَ سَبْعَ شِيَاهٍ فَيَذْبَحَهُنَّ .
Bize Muhammed b. Ma'mer anlattı; bize Muhammed b. Bekr el-Bursânî anlattı; bize İbn Cüreyc anlattı; dedi ki: Atâ el-Horasânî İbn Abbâs'tan şöyle dedi (nakletti): Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem bir adam geldi ve: "Benim üzerime bir bedene (deve kurbanı borcu) var. Ben bunu alacak imkana sahibim, fakat satın alacak (deve) bulamıyorum" dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona, yedi tane koyun satın alıp onları kesmesini emretti.
3137. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، وَعَبْدُ الرَّحِيمِ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، وَحَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَنَحْنُ بِذِي الْحُلَيْفَةِ مِنْ تِهَامَةَ فَأَصَبْنَا إِبِلاً وَغَنَمًا فَعَجِلَ الْقَوْمُ فَأَغْلَيْنَا الْقُدُورَ قَبْلَ أَنْ تُقْسَمَ فَأَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَمَرَ بِهَا فَأُكْفِئَتْ ثُمَّ عَدَلَ الْجَزُورَ بِعَشَرَةٍ مِنَ الْغَنَمِ .
Bize Ebû Küreyb anlattı; bize el-Muhâribî ve Abdurrahîm anlattı, Süfyân es-Sevrî'den, o Saîd b. Mesrûk'tan. (Ve) Bize Hüseyin b. Alî anlattı, Zâide'den, o Saîd b. Mesrûk'tan, o Abâye b. Rifâa'dan, o Râfi' b. Hadîc'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte idik. Biz Tihâme'den Zü'l-Huleyfe'de iken (ganimet olarak) develer ve koyunlar elde ettik. Topluluk acele etti ve (ganimetler) taksim edilmeden önce tencereleri kaynattık (yemek pişirdik). Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza geldi ve (tencerelerin dökülmesini) emretti, onlar döküldü. Sonra (taksimde) bir deveyi on koyuna denk tuttu.
3138. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَعْطَاهُ غَنَمًا فَقَسَمَهَا عَلَى أَصْحَابِهِ ضَحَايَا فَبَقِيَ عَتُودٌ فَذَكَرَهُ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " ضَحِّ بِهِ أَنْتَ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı; bize Leys b. Sa'd haber verdi, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o Ebû'l-Hayr'dan, o Ukbe b. Âmir el-Cühenî'den (naklettiğine göre); Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona bir miktar koyun (davar) verdi. O da bunları kurbanlık olarak ashabına (arkadaşlarına) dağıttı. Geriye bir atûd (oğlak) kaldı. Bunu Rasûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem zikretti. (Rasûlullah): "Onu da sen kurban et" buyurdu.
3139. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي يَحْيَى، - مَوْلَى الأَسْلَمِيِّينَ - عَنْ أُمِّهِ، قَالَتْ حَدَّثَتْنِي أُمُّ بِلاَلٍ بِنْتُ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِيهَا، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " يَجُوزُ الْجَذَعُ مِنَ الضَّأْنِ أُضْحِيَّةً " .
Bize Abdurrahmân b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattı; bize Enes b. Iyâd anlattı; bana Muhammed b. Ebî Yahyâ -Eslemîlerin mevlası- anlattı, annesinden; dedi ki: Bana Ümmü Bilâl bint Hilâl anlattı, babasından (naklettiğine göre); Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Koyundan 'ceza' (altı aylık kuzu) kurban olarak caizdir."
3140. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَجُلٍ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُقَالُ لَهُ مُجَاشِعٌ مِنْ بَنِي سُلَيْمٍ فَعَزَّتِ الْغَنَمُ فَأَمَرَ مُنَادِيًا فَنَادَى أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ " إِنَّ الْجَذَعَ يُوفِي مِمَّا تُوفِي مِنْهُ الثَّنِيَّةُ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Abdurrazzâk anlattı; bize es-Sevrî haber verdi, Âsım b. Küleyb'den, o babasından; dedi ki: Rasûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem ashabından, kendisine Mücâşi' denilen ve Benî Süleym'den olan bir adamla beraberdik. Koyun azaldı (zor bulunur oldu). Bunun üzerine (Mücâşi') bir münâdiye emretti, o da şöyle seslendi: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: 'Şüphesiz (koyundan) ceza' (altı aylık kuzu), seniyyenin (yaşına girmiş koyunun) kurban olarak kafi geldiği (yettiği) şeye kafi gelir (yeter).'"
3141. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ حَيَّانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنْبَأَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تَذْبَحُوا إِلاَّ مُسِنَّةً إِلاَّ أَنْ يَعْسُرَ عَلَيْكُمْ فَتَذْبَحُوا جَذَعَةً مِنَ الضَّأْنِ " .
Bize Hârûn b. Hayyân anlattı; bize Abdurrahmân b. Abdillâh anlattı; bize Züheyr haber verdi, Ebû'z-Zübeyr'den, o Câbir'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'Müsinne' (tam yaşını doldurmuş) olandan başkasını kesmeyin. Ancak eğer bu size zor gelirse (bulamazsanız), o takdirde koyundan bir 'ceza' (altı aylık) kesebilirsiniz."
3142. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ النُّعْمَانِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُضَحَّى بِمُقَابَلَةٍ أَوْ مُدَابَرَةٍ أَوْ شَرْقَاءَ أَوْ خَرْقَاءَ أَوْ جَدْعَاءَ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; bize Ebû Bekir b. Ayyâş anlattı, Ebû İshâk'tan, o Şurayh b. en-Nu'mân'dan, o Alî'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem; kulağı önden kesik (mukâbele), kulağı arkadan kesik (müdâbere), kulağı uzunlamasına yarık (şarkâ), kulağı delik (harkâ) veya kulağı kökünden kesik (ced'â) olan (hayvanın) kurban edilmesini yasakladı.
3143. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ حُجَيَّةَ بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ نَسْتَشْرِفَ الْعَيْنَ وَالأُذُنَ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Vekî' anlattı; bize Süfyân anlattı, Seleme b. Küheyl'den, o Huceyye b. Adiyy'den, o Alî'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize, gözü ve kulağı (kusursuz mu diye) iyice kontrol etmemizi emretti.
3144. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ، وَأَبُو دَاوُدَ وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ وَأَبُو الْوَلِيدِ قَالُوا حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ عُبَيْدَ بْنَ فَيْرُوزَ، قَالَ قُلْتُ لِلْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ حَدِّثْنِي بِمَا، كَرِهَ أَوْ نَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنَ الأَضَاحِيِّ . فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ هَكَذَا بِيَدِهِ وَيَدِي أَقْصَرُ مِنْ يَدِهِ " أَرْبَعٌ لاَ تُجْزِئُ فِي الأَضَاحِيِّ الْعَوْرَاءُ الْبَيِّنُ عَوَرُهَا وَالْمَرِيضَةُ الْبَيِّنُ مَرَضُهَا وَالْعَرْجَاءُ الْبَيِّنُ ظَلْعُهَا وَالْكَسِيرَةُ الَّتِي لاَ تُنْقِي " . قَالَ فَإِنِّي أَكْرَهُ أَنْ يَكُونَ نَقْصٌ فِي الأُذُنِ . قَالَ فَمَا كَرِهْتَ مِنْهُ فَدَعْهُ وَلاَ تُحَرِّمْهُ عَلَى أَحَدٍ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yahyâ b. Saîd, Muhammed b. Ca'fer, Abdurrahmân, Ebû Dâvûd, İbn Ebî Adiyy ve Ebû'l-Velîd anlattılar. (Hepsi) dediler ki: Bize Şu'be anlattı; Süleymân b. Abdurrahmân'ı işittim; dedi ki: Ubeyd b. Feyrûz'u işittim; dedi ki: Berâ' b. Âzib'e: "Bana Rasûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem kurbanlardan mekruh gördüğü veya yasakladığı şeyleri anlat" dedim. Dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem eliyle şöyle yaptı (işaret etti) -ki benim elim onun elinden daha kısadır-: "Dört şey vardır ki kurbanlarda caiz olmaz (yeterli değildir): Körlüğü açıkça belli olan kör (hayvan), hastalığı açıkça belli olan hasta (hayvan), topallığı açıkça belli olan topal (hayvan) ve (zayıflığından dolayı) iliği kalmamış olan cılız (kesîre) hayvan." (Ubeyd) dedi ki: "Ben kulakta bir eksiklik olmasını kerih görüyorum." (Berâ') dedi ki: "Kerih gördüğün şeyi bırak, ama onu kimseye haram kılma."
3145. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّهُ ذَكَرَ أَنَّهُ سَمِعَ جُرَىَّ بْنَ كُلَيْبٍ، يُحَدِّثُ أَنَّهُ سَمِعَ عَلِيًّا، يُحَدِّثُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى أَنْ يُضَحَّى بِأَعْضَبِ الْقَرْنِ وَالأُذُنِ .
Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; bize Saîd anlattı, Katâde'den; o zikretti ki Cüreyy b. Küleyb'i (şöyle) anlatırken işitmiş, o da Alî'yi (şöyle) anlatırken işitmiş: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, boynuzu ve kulağı kırık (kusurlu) olanın kurban edilmesini yasakladı.
3146. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ أَبُو بَكْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنِ الثَّوْرِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ قَرَظَةَ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ ابْتَعْنَا كَبْشًا نُضَحِّي بِهِ فَأَصَابَ الذِّئْبُ مِنْ أَلْيَتِهِ أَوْ أُذُنِهِ فَسَأَلْنَا النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَمَرَنَا أَنْ نُضَحِّيَ بِهِ .
Bize Muhammed b. Yahyâ ve Muhammed b. Abdilmelik Ebû Bekir anlattılar; dediler ki: Bize Abdurrazzâk anlattı, es-Sevrî'den, o Câbir b. Yezîd'den, o Muhammed b. Karaza el-Ensârî'den, o Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Kurban etmek üzere bir koç satın aldık. Sonra kurt onun kuyruğundan (elye) veya kulağından (bir parça) kaptı. Biz de Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem sorduk; o da bize onu kurban etmemizi emretti.
3147. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنِي الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَيَّادٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا أَيُّوبَ الأَنْصَارِيَّ كَيْفَ كَانَتِ الضَّحَايَا فِيكُمْ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ كَانَ الرَّجُلُ فِي عَهْدِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُضَحِّي بِالشَّاةِ عَنْهُ وَعَنْ أَهْلِ بَيْتِهِ فَيَأْكُلُونَ وَيُطْعِمُونَ ثُمَّ تَبَاهَى النَّاسُ فَصَارَ كَمَا تَرَى .
Bize Abdurrahmân b. İbrâhîm anlattı; bize İbn Ebî Füdeyk anlattı; bana ed-Dahhâk b. Osmân anlattı, Umâre b. Abdillâh b. Sayyâd'dan, o Atâ b. Yesâr'dan; dedi ki: Ebû Eyyûb el-Ensârî'ye sordum: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında aranızda kurbanlar nasıldı?" (Ebû Eyyûb) dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında kişi kendisi ve ev halkı adına bir koyun kurban ederdi. Onu yerler ve yedirirlerdi. Sonra insanlar (gösteriş yapıp) birbirleriyle övünmeye başladılar ve (durum) gördüğün gibi oldu."
3148. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ بَيَانٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أَبِي سَرِيحَةَ، قَالَ حَمَلَنِي أَهْلِي عَلَى الْجَفَاءِ بَعْدَمَا عَلِمْتُ مِنَ السُّنَّةِ كَانَ أَهْلُ الْبَيْتِ يُضَحُّونَ بِالشَّاةِ وَالشَّاتَيْنِ وَالآنَ يُبَخِّلُنَا جِيرَانُنَا .
Bize İshâk b. Mansûr anlattı; bize Abdurrahmân b. Mehdî ve Muhammed b. Yûsuf haber verdi. (H) Ve bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Abdurrazzâk anlattı. (Bunların) hepsi Süfyân es-Sevrî'den, o Beyân'dan, o eş-Şa'bî'den, o Ebû Serîha'dan (naklettiğine göre); dedi ki: "Sünnet'i bildikten sonra ailem beni (topluma karşı) zor duruma (cefaya) düşürdü. (Şöyle ki): Ev halkı bir ve iki koyun kurban ederlerdi. Şimdi ise komşularımız bizi cimrilikle itham ediyor."
3149. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَمَّالُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا دَخَلَ الْعَشْرُ وَأَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَمَسَّ مِنْ شَعَرِهِ وَلاَ بَشَرِهِ شَيْئًا " .
Bize Hârûn b. Abdillâh el-Hammâl anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, Abdurrahmân b. Humeyd b. Abdirrahmân b. Avf'tan, o Saîd b. el-Müseyyeb'den, o Ümmü Seleme'den (naklettiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Zilhicce'den) on gün girdiği zaman, sizden biriniz kurban kesmek isterse, saçından ve derisinden hiçbir şeye dokunmasın (kıl koparmasın)."
3150. Hadis
حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ بَكْرٍ الضَّبِّيُّ أَبُو عَمْرٍو، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ الْبُرْسَانِيُّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ، وَيَحْيَى بْنُ كَثِيرٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ رَأَى مِنْكُمْ هِلاَلَ ذِي الْحِجَّةِ فَأَرَادَ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَقْرَبَنَّ لَهُ شَعَرًا وَلاَ ظُفْرًا " .
Bize Hâtim b. Bekr ed-Dabbî Ebû Amr anlattı; bize Muhammed b. Bekr el-Bursânî anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Saîd b. Yezîd b. İbrâhîm anlattı; bize Ebû Kuteybe ve Yahyâ b. Kesîr anlattılar. (Bunların hepsi) dediler ki: Bize Şu'be anlattı, Mâlik b. Enes'ten, o Amr b. Müslim'den, o Saîd b. el-Müseyyeb'den, o Ümmü Seleme'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden kim Zilhicce hilalini görür de kurban kesmek isterse, sakın saçına ve tırnağına dokunmasın (onlardan hiçbir şey kesmesin)."
3151. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَجُلاً، ذَبَحَ يَوْمَ النَّحْرِ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُعِيدَ .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; bize İsmâîl İbn Uleyye anlattı, Eyyûb'dan, o Muhammed b. Sîrîn'den, o Enes b. Mâlik'ten (naklettiğine göre); Bir adam Kurban Bayramı günü namazdan önce kurban kesti. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona (kurbanını) iade etmesini (yenisini kesmesini) emretti.
3152. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ جُنْدَبٍ الْبَجَلِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ شَهِدْتُ الأَضْحَى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَبَحَ أُنَاسٌ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ كَانَ ذَبَحَ مِنْكُمْ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلْيُعِدْ أُضْحِيَّتَهُ وَمَنْ لاَ فَلْيَذْبَحْ عَلَى اسْمِ اللَّهِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, el-Esved b. Kays'tan, o Cündeb el-Becelî'den; onu şöyle derken işitmiş: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Kurban Bayramı'nda (namazda) bulundum. İnsanlardan bazıları namazdan önce kurban kestiler. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden kim namazdan önce kurban kestiyse kurbanını iade etsin (yeniden kessin). Ve kim (henüz) kesmediyse, Allah'ın ismiyle (bismillah diyerek) kessin."
3153. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عُوَيْمِرِ بْنِ أَشْقَرَ، أَنَّهُ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَذَكَرَهُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " أَعِدْ أُضْحِيَّتَكَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebû Hâlid el-Ahmer anlattı, Yahyâ b. Saîd'den, o Abbâd b. Temîm'den, o Uveymir b. Eşkar'dan (naklettiğine göre); O (Uveymir), namazdan önce kurbanını kesti. Bunu Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem zikredince (Rasûlullah): "Kurbanını iade et (yeniden kes)" buyurdu.
3154. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي زَيْدٍ، - قَالَ أَبُو بَكْرٍ وَقَالَ غَيْرُ عَبْدِ الأَعْلَى عَنْ عَمْرِو بْنِ بُجْدَانَ، عَنْ أَبِي زَيْدٍ، - ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى أَبُو مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ بُجْدَانَ، عَنْ أَبِي زَيْدٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِدَارٍ مِنْ دُورِ الأَنْصَارِ فَوَجَدَ رِيحَ قُتَارٍ فَقَالَ " مَنْ هَذَا الَّذِي ذَبَحَ " . فَخَرَجَ إِلَيْهِ رَجُلٌ مِنَّا فَقَالَ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ذَبَحْتُ قَبْلَ أَنْ أُصَلِّيَ لأُطْعِمَ أَهْلِي وَجِيرَانِي . فَأَمَرَهُ أَنْ يُعِيدَ . فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ مَا عِنْدِي إِلاَّ جَذَعٌ أَوْ حَمَلٌ مِنَ الضَّأْنِ . قَالَ " اذْبَحْهَا وَلَنْ تُجْزِئَ جَذَعَةٌ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdüla'lâ anlattı, Hâlid el-Hazzâ'dan, o Ebû Kılâbe'den, o Ebû Zeyd'den. -Ebû Bekir dedi ki: Abdüla'lâ dışındakiler: Amr b. Bücdân'dan, o Ebû Zeyd'den (şeklinde) söylediler.- (H) Ve bize Muhammed b. el-Müsennâ Ebû Mûsâ anlattı; bize Abdussamed b. Abdilvâris anlattı; bize babam anlattı, Hâlid el-Hazzâ'dan, o Ebû Kılâbe'den, o Amr b. Bücdân'dan, o Ebû Zeyd el-Ensârî'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ensar'ın evlerinden bir evin yanından geçti ve et (kızartma) kokusu aldı. "Bu kesimi kim yaptı?" buyurdu. Bizden bir adam O'na çıktı ve: "Ben Ey Allah'ın Resûlü. Aileme ve komşularıma yedirmek için namaz kılmadan önce kestim" dedi. (Rasûlullah) ona iade etmesini (yenisini kesmesini) emretti. (Adam): "Hayır, kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin olsun ki, yanımda koyundan bir 'ceza' (kuzu) veya 'hamel' den başka bir şey yok" dedi. (Rasûlullah): "Onu kes. Ancak (bu) senden sonra hiç kimse için yeterli olmayacaktır" buyurdu.
3155. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَذْبَحُ أُضْحِيَّتَهُ بِيَدِهِ وَاضِعًا قَدَمَهُ عَلَى صِفَاحِهَا .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; Katâde'yi Enes b. Mâlik'ten hadis anlatırken işittim; dedi ki: Andolsun ki ben, Rasûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem, ayağını onun (kurbanın) yan tarafına basmış vaziyette kurbanını kendi eliyle keserken gördüm.
3156. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَعْدِ بْنِ عَمَّارِ بْنِ سَعْدٍ، مُؤَذِّنِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَدَّثَنِي أَبِي عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَبَحَ أُضْحِيَّتَهُ عِنْدَ طَرَفِ الزُّقَاقِ طَرِيقِ بَنِي زُرَيْقٍ بِيَدِهِ بِشَفْرَةٍ .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Rasûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem müezzini Sa'd b. Ammâr b. Sa'd'ın (oğlu) Abdurrahmân b. Sa'd b. Ammâr b. Sa'd anlattı; bana babam anlattı, babasından, o dedesinden (naklettiğine göre); Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurbanını Benî Zürayk yolundaki sokağın ucunda, bir bıçakla kendi eliyle kesti.
3157. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ الْبُرْسَانِيُّ، أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي الْحَسَنُ بْنُ مُسْلِمٍ، أَنَّ مُجَاهِدًا، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي لَيْلَى أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَهُ أَنْ يَقْسِمَ بُدْنَهُ كُلَّهَا لُحُومَهَا وَجُلُودَهَا وَجِلاَلَهَا لِلْمَسَاكِينِ .
Bize Muhammed b. Ma'mer anlattı; bize Muhammed b. Bekr el-Bursânî anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; bana el-Hasen b. Müslim haber verdi ki Mücâhid kendisine haber vermiş ki Abdurrahmân b. Ebî Leylâ kendisine haber vermiş ki Alî b. Ebî Tâlib kendisine haber vermiş ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kurbanlık develerinin tamamını; etlerini, derilerini ve çullarını (örtülerini) yoksullara dağıtmasını (Alî'ye) emretti.
3158. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَ مِنْ كُلِّ جَزُورٍ بِبَضْعَةٍ فَجُعِلَتْ فِي قِدْرٍ فَأَكَلُوا مِنَ اللَّحْمِ وَحَسَوْا مِنَ الْمَرَقِ .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, Ca'fer b. Muhammed'den, o babasından, o Câbir b. Abdillâh'tan (naklettiğine göre); Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem her deveden bir parça et (alınmasını) emretti. (Bu parçalar) bir tencereye konuldu. (Rasûlullah ve yanındakiler) etinden yediler ve et suyundan içtiler.
3159. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنَّمَا نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِيِّ لِجَهْدِ النَّاسِ ثُمَّ رَخَّصَ فِيهَا .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Vekî' anlattı, Süfyân'dan, o Abdurrahmân b. Âbis'ten, o babasından, o Âişe'den (naklettiğine göre); dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurban etlerini (saklamayı), ancak insanların çektiği darlık (kıtlık) sebebiyle yasakladı. Sonra bu konuda ruhsat verdi (serbest bıraktı).
3160. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ، عَنْ نُبَيْشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِيِّ فَوْقَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ فَكُلُوا وَادَّخِرُوا " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdüla'lâ b. Abdila'lâ anlattı, Hâlid el-Hazzâ'dan, o Ebû'l-Melîh'ten, o Nübeyşe'den (naklettiğine göre); Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ben size kurban etlerini üç günden fazla (saklamayı) yasaklamıştım. (Artık) yiyin ve saklayın (stoklayın)."
3161. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ يَذْبَحُ بِالْمُصَلَّى .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Ebû Bekir el-Hanefî anlattı; bize Üsâme b. Zeyd anlattı, Nâfi'den, o İbn Ömer'den, o Nebi'den sallallâhu aleyhi ve sellem (naklettiğine göre); O (Rasûlullah), namazgâhta (kurban) keserdi.