248. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ بَدَأَ فَغَسَلَ يَدَيْهِ، ثُمَّ يَتَوَضَّأُ كَمَا يَتَوَضَّأُ لِلصَّلاَةِ، ثُمَّ يُدْخِلُ أَصَابِعَهُ فِي الْمَاءِ، فَيُخَلِّلُ بِهَا أُصُولَ شَعَرِهِ ثُمَّ يَصُبُّ عَلَى رَأْسِهِ ثَلاَثَ غُرَفٍ بِيَدَيْهِ، ثُمَّ يُفِيضُ الْمَاءَ عَلَى جِلْدِهِ كُلِّهِ.
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Hişam’dan, babasından, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Aişe’den [naklen]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten guslettiği zaman ellerini yıkayarak başlardı. Sonra namaz için abdest aldığı gibi abdest alırdı. Sonra parmaklarını suya sokar, onlarla saçlarının diplerini hilallerdi. Sonra elleriyle üç avuç (suyu) başına dökerdi. Sonra suyu bütün vücuduna akıtırdı.
249. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ تَوَضَّأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ غَيْرَ رِجْلَيْهِ، وَغَسَلَ فَرْجَهُ، وَمَا أَصَابَهُ مِنَ الأَذَى، ثُمَّ أَفَاضَ عَلَيْهِ الْمَاءَ، ثُمَّ نَحَّى رِجْلَيْهِ فَغَسَلَهُمَا، هَذِهِ غُسْلُهُ مِنَ الْجَنَابَةِ.
Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti; A’meş’ten, Salim b. Ebi’l-Ca’d’dan, Küreyb’den, İbn Abbas’tan, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Meymune’den [naklen], dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayakları hariç, namaz abdesti gibi abdest aldı. Fercini ve kendisine isabet eden eziyeti (pisliği) yıkadı. Sonra üzerine suyu akıttı. Sonra ayaklarını (bir kenara) çekti ve onları yıkadı. İşte bu onun cünüplükten guslüdür.”
250. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَالنَّبِيُّ، صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ مِنْ قَدَحٍ يُقَالُ لَهُ الْفَرَقُ.
Adem b. Ebi İyas bize tahdis etti, dedi ki: İbn Ebi Zi’b bize tahdis etti; Zühri’den, Urve’den, Aişe’den [naklen], dedi ki: “Ben ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kendisine 'Farak' denilen bir kaptan, tek bir kaptan (birlikte) yıkanırdık.”
251. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الصَّمَدِ، قَالَ حَدَّثَنِي شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ، يَقُولُ دَخَلْتُ أَنَا وَأَخُو، عَائِشَةَ عَلَى عَائِشَةَ فَسَأَلَهَا أَخُوهَا عَنْ غُسْلِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم فَدَعَتْ بِإِنَاءٍ نَحْوًا مِنْ صَاعٍ، فَاغْتَسَلَتْ وَأَفَاضَتْ عَلَى رَأْسِهَا، وَبَيْنَنَا وَبَيْنَهَا حِجَابٌ. قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ قَالَ يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ وَبَهْزٌ وَالْجُدِّيُّ عَنْ شُعْبَةَ قَدْرِ صَاعٍ.
Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, dedi ki: Abdussamed bana tahdis etti, dedi ki: Şu’be bana tahdis etti, dedi ki: Ebu Bekir b. Hafs bana tahdis etti, dedi ki: Ebu Seleme’yi şöyle derken işittim: “Ben ve Aişe’nin kardeşi Aişe’nin yanına girdik. Kardeşi ona Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in guslünü sordu. (Aişe) yaklaşık bir sa’ (ölçüsünde) bir kap istedi. Gusletti ve başının üzerine (su) döktü. Bizimle onun arasında bir perde vardı.” Ebu Abdullah dedi ki: Yezid b. Harun, Behz ve el-Cüddi, Şu’be’den (rivayetle): “Bir sa’ miktarında” dediler.
252. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرٍ، أَنَّهُ كَانَ عِنْدَ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ هُوَ وَأَبُوهُ، وَعِنْدَهُ قَوْمٌ فَسَأَلُوهُ عَنِ الْغُسْلِ،. فَقَالَ يَكْفِيكَ صَاعٌ. فَقَالَ رَجُلٌ مَا يَكْفِينِي. فَقَالَ جَابِرٌ كَانَ يَكْفِي مَنْ هُوَ أَوْفَى مِنْكَ شَعَرًا، وَخَيْرٌ مِنْكَ، ثُمَّ أَمَّنَا فِي ثَوْبٍ.
Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, dedi ki: Yahya b. Adem bize tahdis etti, dedi ki: Züheyr bize tahdis etti; Ebu İshak’tan, dedi ki: Ebu Cafer bize tahdis etti (ve dedi ki): O ve babası Cabir b. Abdullah’ın yanındaydı. Yanında bir topluluk da vardı. Ona gusülden sordular. (Cabir) dedi ki: “Sana bir sa’ yeter.” Bir adam: “Bana yetmez” dedi. Cabir dedi ki: “Senden daha gür saçlı ve senden daha hayırlı olana yetiyordu.” Sonra (Cabir) bize tek bir elbise içinde namaz kıldırdı.
253. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَمَيْمُونَةَ كَانَا يَغْتَسِلاَنِ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ. قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ كَانَ ابْنُ عُيَيْنَةَ يَقُولُ أَخِيرًا عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ مَيْمُونَةَ، وَالصَّحِيحُ مَا رَوَى أَبُو نُعَيْمٍ.
Ebu Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: İbn Uyeyne bize tahdis etti; Amr’dan, Cabir b. Zeyd’den, İbn Abbas’tan [naklen]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ve Meymune tek bir kaptan guslederlerdi. Ebu Abdullah dedi ki: İbn Uyeyne sonraları “İbn Abbas’tan, Meymune’den” derdi. Sahih olan Ebu Nuaym’ın rivayet ettiğidir.
254. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ صُرَدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي جُبَيْرُ بْنُ مُطْعِمٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَّا أَنَا فَأُفِيضُ عَلَى رَأْسِي ثَلاَثًا ". وَأَشَارَ بِيَدَيْهِ كِلْتَيْهِمَا.
Ebu Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: Züheyr bize tahdis etti; Ebu İshak’tan, dedi ki: Süleyman b. Surad bana tahdis etti, dedi ki: Cübeyr b. Mut’im bana tahdis etti, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bana gelince, ben başımın üzerine üç defa (su) akıtırım.” Ve her iki eliyle işaret etti.
255. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مِخْوَلِ بْنِ رَاشِدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُفْرِغُ عَلَى رَأْسِهِ ثَلاَثًا.
Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, dedi ki: Gunder bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; Mihvel b. Raşid’den, Muhammed b. Ali’den, Cabir b. Abdullah’tan [naklen], dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (suyu) başının üzerine üç defa dökerdi.”
256. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرُ بْنُ يَحْيَى بْنِ سَامٍ، حَدَّثَنِي أَبُو جَعْفَرٍ، قَالَ قَالَ لِي جَابِرٌ أَتَانِي ابْنُ عَمِّكَ يُعَرِّضُ بِالْحَسَنِ بْنِ مُحَمَّدٍ ابْنِ الْحَنَفِيَّةِ قَالَ كَيْفَ الْغُسْلُ مِنَ الْجَنَابَةِ فَقُلْتُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَأْخُذُ ثَلاَثَةَ أَكُفٍّ وَيُفِيضُهَا عَلَى رَأْسِهِ، ثُمَّ يُفِيضُ عَلَى سَائِرِ جَسَدِهِ. فَقَالَ لِي الْحَسَنُ إِنِّي رَجُلٌ كَثِيرُ الشَّعَرِ. فَقُلْتُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَكْثَرَ مِنْكَ شَعَرًا.
Ebu Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: Ma’mer b. Yahya b. Sam bize tahdis etti; Ebu Cafer bana tahdis etti, dedi ki: Cabir bana dedi ki: “Amcanın oğlu -Hasan b. Muhammed b. el-Hanefiyye’yi kastediyordu- bana geldi ve: ‘Cünüplük guslü nasıldır?’ dedi. Ben dedim ki: ‘Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem üç avuç (su) alır ve başının üzerine akıtırdı. Sonra bütün vücudu üzerine akıtırdı.’ Hasan bana: ‘Ben saçı çok olan bir adamım’ dedi. Ben dedim ki: ‘Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in saçı senden daha çoktu.’”
257. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَتْ مَيْمُونَةُ وَضَعْتُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَاءً لِلْغُسْلِ، فَغَسَلَ يَدَيْهِ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا، ثُمَّ أَفْرَغَ عَلَى شِمَالِهِ فَغَسَلَ مَذَاكِيرَهُ، ثُمَّ مَسَحَ يَدَهُ بِالأَرْضِ، ثُمَّ مَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ، ثُمَّ أَفَاضَ عَلَى جَسَدِهِ، ثُمَّ تَحَوَّلَ مِنْ مَكَانِهِ فَغَسَلَ قَدَمَيْهِ.
Musa bize tahdis etti, dedi ki: Abdulvahid bize tahdis etti; A’meş’ten, Salim b. Ebi’l-Ca’d’dan, Küreyb’den, İbn Abbas’tan [naklen], dedi ki: Meymune (şöyle) dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem için gusül suyu koydum. Ellerini iki veya üç kere yıkadı. Sonra (suyu) soluna (sol eline) döktü ve avret yerini yıkadı. Sonra elini yere sürdü. Sonra ağzına ve burnuna su verdi, yüzünü ve ellerini yıkadı. Sonra (suyu) vücuduna akıttı. Sonra yerinden ayrıldı ve ayaklarını yıkadı.”
258. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ حَنْظَلَةَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ دَعَا بِشَىْءٍ نَحْوَ الْحِلاَبِ، فَأَخَذَ بِكَفِّهِ، فَبَدَأَ بِشِقِّ رَأْسِهِ الأَيْمَنِ ثُمَّ الأَيْسَرِ، فَقَالَ بِهِمَا عَلَى رَأْسِهِ.
Muhammed b. el-Müsenna bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Asım bize tahdis etti; Hanzale’den, Kasım’dan, Aişe’den [naklen], dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten guslettiği zaman, süt kabı gibi bir şey isterdi. (Ondan) avucuyla (su) alır, başının sağ tarafından başlar, sonra sol (tarafını yıkardı). Sonra ikisiyle (iki eliyle) başının üzerine (dökerdi).”
259. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمٌ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ حَدَّثَتْنَا مَيْمُونَةُ، قَالَتْ صَبَبْتُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غُسْلاً، فَأَفْرَغَ بِيَمِينِهِ عَلَى يَسَارِهِ فَغَسَلَهُمَا، ثُمَّ غَسَلَ فَرْجَهُ، ثُمَّ قَالَ بِيَدِهِ الأَرْضَ فَمَسَحَهَا بِالتُّرَابِ، ثُمَّ غَسَلَهَا، ثُمَّ تَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ، ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ، وَأَفَاضَ عَلَى رَأْسِهِ، ثُمَّ تَنَحَّى فَغَسَلَ قَدَمَيْهِ، ثُمَّ أُتِيَ بِمِنْدِيلٍ، فَلَمْ يَنْفُضْ بِهَا.
Ömer b. Hafs b. Gıyas bize tahdis etti, dedi ki: Babam bize tahdis etti, A’meş bize tahdis etti, dedi ki: Salim bana tahdis etti; Küreyb’den, İbn Abbas’tan [naklen], dedi ki: Meymune bize (şöyle) tahdis etti, dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem için gusül suyu döktüm. Sağ eliyle sol elinin üzerine (su) boşalttı ve ikisini yıkadı. Sonra fercini yıkadı. Sonra elini yere sürttü ve onu toprakla sildi. Sonra onu yıkadı. Sonra ağzına ve burnuna su verdi. Sonra yüzünü yıkadı ve başının üzerine (su) akıttı. Sonra bir kenara çekildi ve ayaklarını yıkadı. Sonra kendisine bir mendil (havlu) getirildi, fakat onunla kurulanmadı.”
260. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ، فَغَسَلَ فَرْجَهُ بِيَدِهِ، ثُمَّ دَلَكَ بِهَا الْحَائِطَ ثُمَّ غَسَلَهَا، ثُمَّ تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ، فَلَمَّا فَرَغَ مِنْ غُسْلِهِ غَسَلَ رِجْلَيْهِ.
Humeydî bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti, dedi ki: A’meş bize tahdis etti; Salim b. Ebi’l-Ca’d’dan, Küreyb’den, İbn Abbas’tan, Meymune’den [naklen] ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten dolayı gusül abdesti aldı. Fercini eliyle yıkadı, sonra onu (elini) duvara sürttü. Sonra onu yıkadı. Sonra namaz abdesti gibi abdest aldı. Guslünü bitirince ayaklarını yıkadı.”
261. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، أَخْبَرَنَا أَفْلَحُ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَالنَّبِيُّ، صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ تَخْتَلِفُ أَيْدِينَا فِيهِ.
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti, Eflah bize haber verdi; Kasım’dan, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Ben ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem tek bir kaptan guslederdik. Ellerimiz onun (kabın) içinde (su alırken) gidip gelirdi.”
262. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ غَسَلَ يَدَهُ.
Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Hammad bize tahdis etti; Hişam’dan, babasından, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten dolayı gusül abdesti aldığında elini yıkardı.”
263. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ حَفْصٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَالنَّبِيُّ، صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ مِنْ جَنَابَةٍ. وَعَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ مِثْلَهُ.
Ebu’l-Velid bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; Ebu Bekir b. Hafs’tan, Urve’den, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Ben ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, cünüplükten dolayı tek bir kaptan guslederdik.” Abdurrahman b. Kasım’dan, babasından, Aişe’den bunun misli (rivayet edilmiştir).
264. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَبْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَالْمَرْأَةُ مِنْ نِسَائِهِ يَغْتَسِلاَنِ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ. زَادَ مُسْلِمٌ وَوَهْبٌ عَنْ شُعْبَةَ مِنَ الْجَنَابَةِ.
Ebu’l-Velid bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; Abdullah b. Abdullah b. Cebr’den, dedi ki: Enes b. Malik’i şöyle derken işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ve eşlerinden bir kadın, tek bir kaptan guslederlerdi.” Müslim ve Vehb, Şu’be’den (yaptıkları rivayette şunu) ziyade ettiler: “Cünüplükten dolayı.”
265. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَحْبُوبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَتْ مَيْمُونَةُ وَضَعْتُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَاءً يَغْتَسِلُ بِهِ، فَأَفْرَغَ عَلَى يَدَيْهِ، فَغَسَلَهُمَا مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا، ثُمَّ أَفْرَغَ بِيَمِينِهِ عَلَى شِمَالِهِ، فَغَسَلَ مَذَاكِيرَهُ، ثُمَّ دَلَكَ يَدَهُ بِالأَرْضِ، ثُمَّ مَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ، ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ ثُمَّ غَسَلَ رَأْسَهُ ثَلاَثًا، ثُمَّ أَفْرَغَ عَلَى جَسَدِهِ، ثُمَّ تَنَحَّى مِنْ مَقَامِهِ فَغَسَلَ قَدَمَيْهِ.
Muhammed b. Mahbub bize tahdis etti, dedi ki: Abdulvahid bize tahdis etti, dedi ki: A’meş bize tahdis etti; Salim b. Ebi’l-Ca’d’dan, İbn Abbas’ın mevlası Küreyb’den, İbn Abbas’tan [naklen] dedi ki: Meymune (şöyle) dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için onunla gusletmesi üzere su koydum. Ellerinin üzerine (su) döktü, onları ikişer ikişer veya üçer defa yıkadı. Sonra sağıyla solunun üzerine (su) döktü ve avret yerini yıkadı. Sonra elini yere sürttü. Sonra ağzına ve burnuna su verdi. Sonra yüzünü ve ellerini (kollarını) yıkadı. Sonra başını üç defa yıkadı. Sonra bedeni üzerine (su) döktü. Sonra durduğu yerden bir kenara çekildi ve ayaklarını yıkadı.”
266. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ، قَالَتْ وَضَعْتُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غُسْلاً وَسَتَرْتُهُ، فَصَبَّ عَلَى يَدِهِ، فَغَسَلَهَا مَرَّةً أَوْ مَرَّتَيْنِ ـ قَالَ سُلَيْمَانُ لاَ أَدْرِي أَذَكَرَ الثَّالِثَةَ أَمْ لاَ ـ ثُمَّ أَفْرَغَ بِيَمِينِهِ عَلَى شِمَالِهِ، فَغَسَلَ فَرْجَهُ، ثُمَّ دَلَكَ يَدَهُ بِالأَرْضِ أَوْ بِالْحَائِطِ، ثُمَّ تَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ، وَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ، وَغَسَلَ رَأْسَهُ، ثُمَّ صَبَّ عَلَى جَسَدِهِ، ثُمَّ تَنَحَّى فَغَسَلَ قَدَمَيْهِ، فَنَاوَلْتُهُ خِرْقَةً، فَقَالَ بِيَدِهِ هَكَذَا، وَلَمْ يُرِدْهَا.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Avane bize tahdis etti, A’meş bize tahdis etti; Salim b. Ebi’l-Ca’d’dan, İbn Abbas’ın mevlası Küreyb’den, İbn Abbas’tan, Meymune bint Haris’ten [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için gusül suyu koydum ve onu perdeledim. Elinin üzerine (su) döktü, onu bir veya iki defa yıkadı. —Süleyman (el-A’meş) dedi ki: Üçüncüyü zikretti mi, etmedi mi, bilmiyorum.— Sonra sağıyla solunun üzerine (su) döktü ve fercini yıkadı. Sonra elini yere veya duvara sürttü. Sonra ağzına ve burnuna su verdi, yüzünü ve ellerini (kollarını) yıkadı, başını yıkadı. Sonra bedeni üzerine (su) döktü. Sonra bir kenara çekildi ve ayaklarını yıkadı. Ona bir bez (havlu) uzattım, fakat eliyle şöyle (işaret) yaptı ve onu istemedi.”
267. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، وَيَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْتَشِرِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ ذَكَرْتُهُ لِعَائِشَةَ فَقَالَتْ يَرْحَمُ اللَّهُ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، كُنْتُ أُطَيِّبُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَيَطُوفُ عَلَى نِسَائِهِ، ثُمَّ يُصْبِحُ مُحْرِمًا يَنْضَخُ طِيبًا.
Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, dedi ki: İbn Ebi Adi ve Yahya b. Said bize tahdis etti; Şu’be’den, İbrahim b. Muhammed b. Münteşir’den, babasından [naklen] dedi ki: “Onu (bu meseleyi) Aişe’ye zikrettim. Dedi ki: Allah Ebu Abdurrahman’a rahmet etsin. Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e güzel koku sürerdim, o da (o gece) eşlerini dolaşırdı. Sonra ihramlı olarak sabahlardı, (kendisinden) koku saçılırdı.”
268. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدُورُ عَلَى نِسَائِهِ فِي السَّاعَةِ الْوَاحِدَةِ مِنَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَهُنَّ إِحْدَى عَشْرَةَ. قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ أَوَكَانَ يُطِيقُهُ قَالَ كُنَّا نَتَحَدَّثُ أَنَّهُ أُعْطِيَ قُوَّةَ ثَلاَثِينَ. وَقَالَ سَعِيدٌ عَنْ قَتَادَةَ إِنَّ أَنَسًا حَدَّثَهُمْ تِسْعُ نِسْوَةٍ.
Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, dedi ki: Muaz b. Hişam bize tahdis etti, dedi ki: Babam bana tahdis etti; Katade’den, dedi ki: Enes b. Malik bize tahdis etti, dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, gece ve gündüzden tek bir saatte (tek bir vaktin içinde) eşlerini dolaşırdı. Onlar (o zaman) on bir kişiydi.” (Katade) dedi ki: Enes’e, “Buna güç yetirebiliyor muydu?” dedim. (Enes), “Biz, ona otuz (erkek) gücü verildiğini konuşurduk.” dedi. Said, Katade’den; Enes’in onlara “dokuz kadın” olarak tahdis ettiğini (nakletmiştir).
269. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كُنْتُ رَجُلاً مَذَّاءً فَأَمَرْتُ رَجُلاً أَنْ يَسْأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لِمَكَانِ ابْنَتِهِ فَسَأَلَ فَقَالَ " تَوَضَّأْ وَاغْسِلْ ذَكَرَكَ ".
Ebu’l-Velid bize tahdis etti, dedi ki: Zaide bize tahdis etti; Ebu Hasin’den, Ebu Abdurrahman’dan, Ali’den [naklen] dedi ki: “Ben mezisi çok gelen bir kimseydim. Kızının (benim eşim olması hasebiyle) konumundan dolayı Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e (bizzat) sorması için bir adama emrettim. O da sordu. (Nebi s.a.v.) buyurdu ki: ‘Abdest al ve zekerini yıka.’”
270. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْتَشِرِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ فَذَكَرْتُ لَهَا قَوْلَ ابْنِ عُمَرَ مَا أُحِبُّ أَنْ أُصْبِحَ، مُحْرِمًا أَنْضَخُ طِيبًا. فَقَالَتْ عَائِشَةُ أَنَا طَيَّبْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ طَافَ فِي نِسَائِهِ ثُمَّ أَصْبَحَ مُحْرِمًا.
Ebu’n-Numan bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Avane bize tahdis etti; İbrahim b. Muhammed b. Münteşir’den, babasından [naklen] dedi ki: “Aişe’ye sordum ve ona İbn Ömer’in; ‘(Üzerimden) koku saçarak ihramlı olarak sabahlamayı sevmem.’ sözünü zikrettim. Aişe dedi ki: ‘Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e güzel koku sürdüm. Sonra o eşlerini dolaştı. Sonra (ertesi sabah) ihramlı olarak sabahladı.’”
271. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَكَمُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى وَبِيصِ الطِّيبِ فِي مَفْرِقِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ مُحْرِمٌ.
Adem bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti, dedi ki: Hakem bize tahdis etti; İbrahim’den, Esved’den, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ihramlıyken, başının saç ayırımındaki güzel kokunun parıltısına hâlâ bakıyor gibiyim.”
272. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ غَسَلَ يَدَيْهِ، وَتَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ ثُمَّ اغْتَسَلَ، ثُمَّ يُخَلِّلُ بِيَدِهِ شَعَرَهُ، حَتَّى إِذَا ظَنَّ أَنْ قَدْ أَرْوَى بَشَرَتَهُ، أَفَاضَ عَلَيْهِ الْمَاءَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ غَسَلَ سَائِرَ جَسَدِهِ. وَقَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ، صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ نَغْرِفُ مِنْهُ جَمِيعًا.
Abdan bize tahdis etti, dedi ki: Abdullah bize haber verdi, dedi ki: Hişam b. Urve bize haber verdi; babasından, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten dolayı guslettiğinde ellerini yıkardı, namaz abdesti gibi abdest alırdı, sonra guslederdi. Sonra eliyle saçlarını, derisini (tümden) ıslattığına kanaat getirinceye kadar hilallerdi. (Sonra) üzerine üç defa su dökerdi, sonra bütün bedenini yıkardı.” Yine (Aişe) dedi ki: “Ben ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tek bir kaptan, beraberce (su) avuçlayarak guslederdik.”
274. Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، قَالَ أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، قَالَ أَخْبَرَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، قَالَتْ وَضَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَضُوءًا لِجَنَابَةٍ فَأَكْفَأَ بِيَمِينِهِ عَلَى شِمَالِهِ مَرَّتَيْنِ، أَوْ ثَلاَثًا، ثُمَّ غَسَلَ فَرْجَهُ، ثُمَّ ضَرَبَ يَدَهُ بِالأَرْضِ ـ أَوِ الْحَائِطِ ـ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا، ثُمَّ مَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ، وَغَسَلَ وَجْهَهُ وَذِرَاعَيْهِ، ثُمَّ أَفَاضَ عَلَى رَأْسِهِ الْمَاءَ، ثُمَّ غَسَلَ جَسَدَهُ، ثُمَّ تَنَحَّى فَغَسَلَ رِجْلَيْهِ. قَالَتْ فَأَتَيْتُهُ بِخِرْقَةٍ، فَلَمْ يُرِدْهَا، فَجَعَلَ يَنْفُضُ بِيَدِهِ.
Yusuf b. İsa bize tahdis etti, dedi ki: Fazl b. Musa bize haber verdi, dedi ki: A’meş bize haber verdi; Salim’den, İbn Abbas’ın mevlası Küreyb’den, İbn Abbas’tan, Meymune’den [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplük (guslü) için su koydu. Sağ eliyle sol elinin üzerine iki veya üç defa (su) boşaltıp fercini yıkadı. Sonra elini yere —veya duvara— iki veya üç defa vurdu (sürttü). Sonra ağzına ve burnuna su verdi, yüzünü ve kollarını yıkadı. Sonra başının üzerine su akıttı, sonra bedenini yıkadı. Sonra bir kenara çekildi ve ayaklarını yıkadı.” (Meymune) dedi ki: “Ona bir bez (havlu) getirdim, fakat onu istemedi ve eliyle (suyu) silkelemeye başladı.”
275. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ، وَعُدِّلَتِ الصُّفُوفُ قِيَامًا، فَخَرَجَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا قَامَ فِي مُصَلاَّهُ ذَكَرَ أَنَّهُ جُنُبٌ فَقَالَ لَنَا : " مَكَانَكُمْ ". ثُمَّ رَجَعَ فَاغْتَسَلَ، ثُمَّ خَرَجَ إِلَيْنَا وَرَأْسُهُ يَقْطُرُ، فَكَبَّرَ فَصَلَّيْنَا مَعَهُ. تَابَعَهُ عَبْدُ الأَعْلَى عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ. وَرَوَاهُ الأَوْزَاعِيُّ عَنِ الزُّهْرِيِّ.
Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, dedi ki: Osman b. Ömer bize tahdis etti, dedi ki: Yunus bize haber verdi; Zührî’den, Ebu Seleme’den, Ebu Hüreyre’den [naklen] dedi ki: “Namaz için kamet getirildi ve saflar ayakta (durularak) düzeltildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza çıktı. Namaz kılacağı yerde (mihrapta) durunca, cünüp olduğunu hatırladı ve bize: ‘Olduğunuz yerde kalın.’ buyurdu. Sonra geri döndü ve gusletti. Sonra başından (su) damlar bir halde yanımıza çıktı. Tekbir getirdi ve biz de onunla beraber namaz kıldık.” Bunu Abdülalâ, Ma’mer’den, o da Zührî’den (rivayet ederek) takip etmiştir. Evzaî de bunu Zührî’den rivayet etmiştir.
276. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو حَمْزَةَ، قَالَ سَمِعْتُ الأَعْمَشَ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَتْ مَيْمُونَةُ وَضَعْتُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غُسْلاً، فَسَتَرْتُهُ بِثَوْبٍ، وَصَبَّ عَلَى يَدَيْهِ فَغَسَلَهُمَا، ثُمَّ صَبَّ بِيَمِينِهِ عَلَى شِمَالِهِ، فَغَسَلَ فَرْجَهُ، فَضَرَبَ بِيَدِهِ الأَرْضَ فَمَسَحَهَا، ثُمَّ غَسَلَهَا فَمَضْمَضَ، وَاسْتَنْشَقَ، وَغَسَلَ وَجْهَهُ وَذِرَاعَيْهِ، ثُمَّ صَبَّ عَلَى رَأْسِهِ، وَأَفَاضَ عَلَى جَسَدِهِ، ثُمَّ تَنَحَّى فَغَسَلَ قَدَمَيْهِ، فَنَاوَلْتُهُ ثَوْبًا فَلَمْ يَأْخُذْهُ، فَانْطَلَقَ وَهْوَ يَنْفُضُ يَدَيْهِ.
Abdan bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Hamza bize haber verdi, dedi ki: A’meş’i (şöyle derken) işittim; Salim’den, Küreyb’den, İbn Abbas’tan [naklen] dedi ki: Meymune (şöyle) dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem için gusül suyu koydum ve onu bir elbiseyle (perdeleyerek) örttüm. Ellerinin üzerine (su) döküp onları yıkadı, sonra sağ eliyle sol elinin üzerine (su) boşaltıp fercini yıkadı. Elini yere vurup onu (yere) sürttü, sonra onu yıkadı. Sonra ağzına ve burnuna su verdi, yüzünü ve kollarını yıkadı. Sonra başının üzerine (su) döktü ve bütün bedeni üzerine akıttı. Sonra bir kenara çekildi ve ayaklarını yıkadı. Ona bir elbise (havlu) uzattım ama onu almadı; ellerini silkeleyerek gitti.”
277. Hadis
حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ نَافِعٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنَّا إِذَا أَصَابَتْ إِحْدَانَا جَنَابَةٌ، أَخَذَتْ بِيَدَيْهَا ثَلاَثًا فَوْقَ رَأْسِهَا، ثُمَّ تَأْخُذُ بِيَدِهَا عَلَى شِقِّهَا الأَيْمَنِ، وَبِيَدِهَا الأُخْرَى عَلَى شِقِّهَا الأَيْسَرِ.
Hallâd b. Yahyâ bize tahdis etti, dedi ki: İbrahim b. Nâfi bize tahdis etti; Hasen b. Müslim’den, Safiyye bint Şeybe’den, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Bizden birine cünüplük isabet ettiğinde (cünüp olduğunda), iki avucuyla başının üzerine üç defa (su) alırdı. Sonra bir eliyle sağ yanına, diğer eliyle de sol yanına (su) alırdı.”
278. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَانَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ يَغْتَسِلُونَ عُرَاةً، يَنْظُرُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ، وَكَانَ مُوسَى يَغْتَسِلُ وَحْدَهُ، فَقَالُوا وَاللَّهِ مَا يَمْنَعُ مُوسَى أَنْ يَغْتَسِلَ مَعَنَا إِلاَّ أَنَّهُ آدَرُ، فَذَهَبَ مَرَّةً يَغْتَسِلُ، فَوَضَعَ ثَوْبَهُ عَلَى حَجَرٍ، فَفَرَّ الْحَجَرُ بِثَوْبِهِ، فَخَرَجَ مُوسَى فِي إِثْرِهِ يَقُولُ ثَوْبِي يَا حَجَرُ. حَتَّى نَظَرَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ إِلَى مُوسَى، فَقَالُوا وَاللَّهِ مَا بِمُوسَى مِنْ بَأْسٍ. وَأَخَذَ ثَوْبَهُ، فَطَفِقَ بِالْحَجَرِ ضَرْبًا ". فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَاللَّهِ إِنَّهُ لَنَدَبٌ بِالْحَجَرِ سِتَّةٌ أَوْ سَبْعَةٌ ضَرْبًا بِالْحَجَرِ.
İshak b. Nasr bize tahdis etti, dedi ki: Abdürrezzâk bize tahdis etti; Ma’mer’den, Hemmâm b. Münebbih’ten, Ebu Hüreyre’den, [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] buyurdu ki: “İsrailoğulları birbirlerine bakarak çıplak vaziyette guslederlerdi. Musa ise tek başına guslederdi. Dediler ki: ‘Vallahi Musa’nın bizimle beraber gusletmesine engel olan şey, onun âder (hayaları şişkin/fıtıklı) olmasıdır.’ Bir defasında (Musa) gusletmeye gitti, elbisesini bir taşın üzerine koydu. Taş onun elbisesini alıp kaçtı. Musa onun peşinden: ‘Elbisem ey taş! Elbisem ey taş!’ diyerek çıktı. Nihayet İsrailoğulları Musa’ya baktılar ve: ‘Vallahi Musa’da hiçbir kusur yokmuş.’ dediler. (Musa da) elbisesini aldı ve taşa vurmaya başladı.” Ebu Hüreyre dedi ki: “Vallahi taşta o vuruşun altı veya yedi tane izi kalmıştı.”
279. Hadis
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَا أَيُّوبُ يَغْتَسِلُ عُرْيَانًا فَخَرَّ عَلَيْهِ جَرَادٌ مِنْ ذَهَبٍ، فَجَعَلَ أَيُّوبُ يَحْتَثِي فِي ثَوْبِهِ، فَنَادَاهُ رَبُّهُ يَا أَيُّوبُ، أَلَمْ أَكُنْ أَغْنَيْتُكَ عَمَّا تَرَى قَالَ بَلَى وَعِزَّتِكَ وَلَكِنْ لاَ غِنَى بِي عَنْ بَرَكَتِكَ ". وَرَوَاهُ إِبْرَاهِيمُ عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ عَنْ صَفْوَانَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَا أَيُّوبُ يَغْتَسِلُ عُرْيَانًا ".
Ebu Hüreyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] buyurdu ki: “Eyyub çıplak vaziyette guslederken üzerine altından çekirgeler düştü. Eyyub da onları elbisesine doldurmaya başladı. Rabbi ona: ‘Ey Eyyub! Seni şu gördüğün şeylerden müstakni (zengin) kılmadım mı?’ diye nida etti. (Eyyub): ‘Evet, izzetine yemin olsun ki (kıldın)! Fakat senin bereketinden müstakni kalmak bana yakışmaz (ona muhtacım).’ dedi.” Bunu İbrahim, Musa b. Ukbe’den, o Safvân’dan, o Atâ b. Yesâr’dan, o Ebu Hüreyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir: “Eyyub çıplak vaziyette guslederken...”
280. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ أَنَّ أَبَا مُرَّةَ، مَوْلَى أُمِّ هَانِئٍ بِنْتِ أَبِي طَالِبٍ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أُمَّ هَانِئٍ بِنْتَ أَبِي طَالِبٍ، تَقُولُ ذَهَبْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْفَتْحِ، فَوَجَدْتُهُ يَغْتَسِلُ وَفَاطِمَةُ تَسْتُرُهُ فَقَالَ " مَنْ هَذِهِ ". فَقُلْتُ أَنَا أُمُّ هَانِئٍ.
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten, Ömer b. Ubeydullah’ın mevlası Ebu’n-Nadr’dan ki, Ebu Talib’in kızı Ümmü Hâni’nin mevlası Ebu Mürre ona, Ebu Talib’in kızı Ümmü Hâni’yi şöyle derken işittiğini haber vermiştir: “Fetih yılında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına gittim. Onu guslederken buldum, Fatıma da onu (elindeki bir örtüyle) perdeliyordu. (Resûlullah s.a.v.): ‘Bu kimdir?’ diye sordu. Ben de: ‘Benim, Ümmü Hâni’yim!’ dedim.”
281. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، قَالَتْ سَتَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَغْتَسِلُ مِنَ الْجَنَابَةِ، فَغَسَلَ يَدَيْهِ ثُمَّ صَبَّ بِيَمِينِهِ عَلَى شِمَالِهِ، فَغَسَلَ فَرْجَهُ، وَمَا أَصَابَهُ، ثُمَّ مَسَحَ بِيَدِهِ عَلَى الْحَائِطِ أَوِ الأَرْضِ، ثُمَّ تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ، غَيْرَ رِجْلَيْهِ، ثُمَّ أَفَاضَ عَلَى جَسَدِهِ الْمَاءَ، ثُمَّ تَنَحَّى فَغَسَلَ قَدَمَيْهِ. تَابَعَهُ أَبُو عَوَانَةَ وَابْنُ فُضَيْلٍ فِي السَّتْرِ.
Abdan bize tahdis etti, dedi ki: Abdullah bize haber verdi, dedi ki: Süfyan bize haber verdi; A’meş’ten, Salim b. Ebi’l-Ca’d’dan, Küreyb’den, İbn Abbas’tan, Meymune’den [naklen] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cünüplükten dolayı guslederken onu (örtüyle) perdeledim. Ellerini yıkadı, sonra sağ eliyle sol elinin üzerine (su) boşaltıp fercini ve ona isabet eden (ezayı) yıkadı. Sonra elini duvara veya yere sürttü. Sonra ayaklarını (yıkamayı sona bırakıp) hariç tutarak namaz abdesti gibi abdest aldı. Sonra bedeninin üzerine su akıttı. Sonra bir kenara çekildi ve her iki ayağını yıkadı.” Bunu Ebu Avane ve İbn Fudayl da “perdeleme” (konusunda) rivayet ederek takip etmişlerdir.
282. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَّهَا قَالَتْ جَاءَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ امْرَأَةُ أَبِي طَلْحَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ، هَلْ عَلَى الْمَرْأَةِ مِنْ غُسْلٍ إِذَا هِيَ احْتَلَمَتْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَعَمْ إِذَا رَأَتِ الْمَاءَ ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Hişam b. Urve’den, babasından, Zeyneb bint Ebi Seleme’den, müminlerin annesi Ümmü Seleme’den [naklen] dedi ki: “Ebu Talha’nın eşi Ümmü Süleym Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelerek: ‘Ey Resûlullah! Şüphesiz Allah, gerçeğin (söylenmesinden) haya etmez. Kadın rüyada ihtilam olduğunda ona gusül gerekir mi?’ diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Evet, (çıkan) suyu gördüğü zaman!’ buyurdu.”
283. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرٌ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَقِيَهُ فِي بَعْضِ طَرِيقِ الْمَدِينَةِ وَهْوَ جُنُبٌ، فَانْخَنَسْتُ مِنْهُ، فَذَهَبَ فَاغْتَسَلَ، ثُمَّ جَاءَ فَقَالَ " أَيْنَ كُنْتَ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ ". قَالَ كُنْتُ جُنُبًا، فَكَرِهْتُ أَنْ أُجَالِسَكَ وَأَنَا عَلَى غَيْرِ طَهَارَةٍ. فَقَالَ " سُبْحَانَ اللَّهِ، إِنَّ الْمُؤْمِنَ لاَ يَنْجُسُ ".
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, dedi ki: Yahya bize tahdis etti, dedi ki: Humeyd bize tahdis etti, dedi ki: Bekr bize tahdis etti; Ebu Râfi’den, Ebu Hüreyre’den [naklen] ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Medine yollarından birinde (Ebu Hüreyre) cünüp bir haldeyken ona rastladı. (Ebu Hüreyre): ‘Hemen ondan gizlice savuştum, gidip guslettim, sonra geldim.’ dedi. (Nebi s.a.v.): ‘Neredeydin ey Ebu Hüreyre?’ diye sordu. (Ebu Hüreyre): ‘Cünüptüm, temizlik üzere değilken seninle oturmayı kerih gördüm.’ dedi. Bunun üzerine (Nebi s.a.v.): ‘Sübhânallah! Şüphesiz ki mümin necis (pis) olmaz.’ buyurdu.”
284. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، حَدَّثَهُمْ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَطُوفُ عَلَى نِسَائِهِ فِي اللَّيْلَةِ الْوَاحِدَةِ، وَلَهُ يَوْمَئِذٍ تِسْعُ نِسْوَةٍ.
Abdülalâ b. Hammâd bize tahdis etti, dedi ki: Yezid b. Zürey’ bize tahdis etti, dedi ki: Said bize tahdis etti; Katade’den, Enes b. Malik’in onlara (şöyle) tahdis ettiğinden [naklen]: “Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem, tek bir gecede eşlerini dolaşırdı. O sırada onun dokuz hanımı vardı.”
285. Hadis
حَدَّثَنَا عَيَّاشٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ بَكْرٍ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَقِيَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا جُنُبٌ، فَأَخَذَ بِيَدِي، فَمَشَيْتُ مَعَهُ حَتَّى قَعَدَ فَانْسَلَلْتُ، فَأَتَيْتُ الرَّحْلَ، فَاغْتَسَلْتُ ثُمَّ جِئْتُ وَهْوَ قَاعِدٌ فَقَالَ " أَيْنَ كُنْتَ يَا أَبَا هِرٍّ " فَقُلْتُ لَهُ. فَقَالَ " سُبْحَانَ اللَّهِ يَا أَبَا هِرٍّ إِنَّ الْمُؤْمِنَ لاَ يَنْجُسُ ".
Ayyaş bize tahdis etti, dedi ki: Abdülalâ bize tahdis etti, Humeyd bize tahdis etti; Bekr’den, Ebu Râfi’den, Ebu Hüreyre’den [naklen] dedi ki: “Cünüp olduğum bir sırada Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana rastladı ve elimden tuttu. O oturuncaya kadar onunla beraber yürüdüm. (Sonra) sessizce yanından ayrılıp evime gittim ve guslettim. Sonra o hâlâ oturuyorken yanına geldim. (Resûlullah s.a.v.): ‘Neredeydin ey Ebu Hirr?’ diye sordu. Ben de ona (durumu) anlattım. Bunun üzerine: ‘Sübhânallah ey Ebu Hirr! Şüphesiz ki mümin necis olmaz.’ buyurdu.”
286. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، وَشَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ أَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَرْقُدُ وَهْوَ جُنُبٌ قَالَتْ نَعَمْ وَيَتَوَضَّأُ.
Ebu Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: Hişam ve Şeyban bize tahdis etti; Yahya’dan, Ebu Seleme’den [naklen] dedi ki: Aişe’ye; “Nebi sallallâhu aleyhi we sellem cünüpken uyur muydu?” diye sordum. (Aişe): “Evet, abdest alırdı (da öyle uyurdu).” dedi.
287. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَيَرْقُدُ أَحَدُنَا وَهْوَ جُنُبٌ قَالَ " نَعَمْ إِذَا تَوَضَّأَ أَحَدُكُمْ فَلْيَرْقُدْ وَهُوَ جُنُبٌ ".
Kuteybe bize tahdis etti, dedi ki: Leys bize tahdis etti; Nâfi’den, İbn Ömer’den [naklen] ki, Ömer b. el-Hattâb Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Birimiz cünüpken uyuyabilir mi?” diye sordu. (Resûlullah s.a.v.): “Evet, herhangi biriniz abdest aldığında cünüp bir haldeyken uyusun.” buyurdu.
288. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَرَادَ أَنْ يَنَامَ وَهْوَ جُنُبٌ، غَسَلَ فَرْجَهُ، وَتَوَضَّأَ لِلصَّلاَةِ.
Yahya b. Bukeyr bize tahdis etti, dedi ki: Leys bize tahdis etti; Ubeydullah b. Ebi Ca’fer’den, Muhammed b. Abdurrahman’dan, Urve’den, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cünüp olduğu halde uyumak istediğinde fercini yıkar ve namaz abdesti gibi abdest alırdı.”
289. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ اسْتَفْتَى عُمَرُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَيَنَامُ أَحَدُنَا وَهْوَ جُنُبٌ قَالَ " نَعَمْ، إِذَا تَوَضَّأَ ".
Musa b. İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Cüveyriye bize tahdis etti; Nâfi’den, Abdullah’tan [naklen] dedi ki: “Ömer, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: ‘Birimiz cünüpken uyuyabilir mi?’ diye fetva sordu. (Nebi s.a.v.): ‘Evet, abdest aldığında (uyuyabilir).’ buyurdu.”
290. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ ذَكَرَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ تُصِيبُهُ الْجَنَابَةُ مِنَ اللَّيْلِ، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَوَضَّأْ وَاغْسِلْ ذَكَرَكَ ثُمَّ نَمْ ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Abdullah b. Dinâr’dan, Abdullah b. Ömer’den [naklen] dedi ki: “Ömer b. el-Hattâb, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e, geceleyin cünüp olduğunu zikretti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: ‘Abdest al, fercini yıka ve sonra uyu.’ buyurdu.”
291. Hadis
حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا جَلَسَ بَيْنَ شُعَبِهَا الأَرْبَعِ ثُمَّ جَهَدَهَا، فَقَدْ وَجَبَ الْغَسْلُ ". تَابَعَهُ عَمْرُو بْنُ مَرْزُوقٍ عَنْ شُعْبَةَ مِثْلَهُ. وَقَالَ مُوسَى حَدَّثَنَا أَبَانُ قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ مِثْلَهُ.
Muaz b. Fedâle bize tahdis etti, dedi ki: Hişam bize tahdis etti (h). Bize Ebu Nuaym tahdis etti; Hişam’dan, Katade’den, Hasen’den, Ebu Râfi’den, Ebu Hüreyre’den, [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] buyurdu ki: “Kişi (kadının) dört şubesi (kol ve bacakları) arasına oturduğunda, sonra da çaba sarf ettiğinde (ilişkiye girdiğinde), artık gusül vacip olmuştur.” Bunu Amr b. Merzûk, Şu’be’den bunun misliyle rivayet ederek takip etmiştir. Musa da: Bize Aban tahdis etti, Katade bize tahdis etti, Hasen bize haber verdi (diyerek) bunun mislini (rivayet etmiştir).
292. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنِ الْحُسَيْنِ، قَالَ يَحْيَى وَأَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّ عَطَاءَ بْنَ يَسَارٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ زَيْدَ بْنَ خَالِدٍ الْجُهَنِيَّ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَأَلَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ فَقَالَ أَرَأَيْتَ إِذَا جَامَعَ الرَّجُلُ امْرَأَتَهُ فَلَمْ يُمْنِ. قَالَ عُثْمَانُ يَتَوَضَّأُ كَمَا يَتَوَضَّأُ لِلصَّلاَةِ، وَيَغْسِلُ ذَكَرَهُ. قَالَ عُثْمَانُ سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. فَسَأَلْتُ عَنْ ذَلِكَ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ وَالزُّبَيْرَ بْنَ الْعَوَّامِ وَطَلْحَةَ بْنَ عُبَيْدِ اللَّهِ وَأُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ ـ رضى الله عنهم ـ فَأَمَرُوهُ بِذَلِكَ. قَالَ يَحْيَى وَأَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا أَيُّوبَ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ سَمِعَ ذَلِكَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Ma’mer bize tahdis etti, Abdülvâris bize tahdis etti, Hüseyin’den [naklen], Yahya dedi ki: Ebu Seleme bana, Atâ b. Yesâr’ın kendisine, Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’nin de ona (Atâ’ya), Osman b. Affân’a (şöyle) sorduğunu haber verdiğini bildirdi: “Adam eşiyle cinsel ilişkide bulunup da meni gelmezse ne dersin?” diye sordum. Osman: “Namaz abdesti gibi abdest alır ve fercini yıkar.” dedi. Osman (devamla): “Ben bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim.” dedi. (Zeyd dedi ki): “Bunu Ali b. Ebî Tâlib, Zübeyr b. el-Avvâm, Talha b. Ubeydullah ve Übey b. Ka’b’a radıyallahu anhum da sordum; onlar da ona (soruyu sorana) bunu emrettiler.” Yahya dedi ki: Ebu Seleme bana, Urve b. ez-Zübeyr’in kendisine, Ebu Eyyub’un ona (Urve’ye), bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğini haber verdiğini bildirdi.
293. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ، أَخْبَرَنِي أَبُو أَيُّوبَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ، أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِذَا جَامَعَ الرَّجُلُ الْمَرْأَةَ فَلَمْ يُنْزِلْ قَالَ " يَغْسِلُ مَا مَسَّ الْمَرْأَةَ مِنْهُ، ثُمَّ يَتَوَضَّأُ وَيُصَلِّي ". قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ الْغَسْلُ أَحْوَطُ، وَذَاكَ الآخِرُ، وَإِنَّمَا بَيَّنَّا لاِخْتِلاَفِهِمْ.
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Hişam b. Urve’den, o babasından ki, ona Ebu Eyyub [el-Ensari], ona da Übey b. Ka’b [naklederek] haber vermiş ki (Übey b. Ka’b) şöyle demiştir: “Ey Resûlullah! Adam kadınla cinsel ilişkide bulunup da inzal olmazsa (ne yapar)?” (Resûlullah s.a.v.): “(Fercinden) kadının (organının) kendisine dokunan kısmını yıkar, sonra abdest alır ve namaz kılar.” buyurdu. Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: “Gusletmek daha ihtiyatlıdır ve (İslam hukukunda) son (uygulama) budur. Biz bunu (geçmişteki) ihtilaflarından dolayı açıkladık.”