7246. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، قَالَ أَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ شَبَبَةٌ مُتَقَارِبُونَ، فَأَقَمْنَا عِنْدَهُ عِشْرِينَ لَيْلَةً، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَفِيقًا، فَلَمَّا ظَنَّ أَنَّا قَدِ اشْتَهَيْنَا أَهْلَنَا أَوْ قَدِ اشْتَقْنَا سَأَلَنَا عَمَّنْ تَرَكْنَا بَعْدَنَا فَأَخْبَرْنَاهُ قَالَ " ارْجِعُوا إِلَى أَهْلِيكُمْ، فَأَقِيمُوا فِيهِمْ، وَعَلِّمُوهُمْ، وَمُرُوهُمْ ـ وَذَكَرَ أَشْيَاءَ أَحْفَظُهَا أَوْ لاَ أَحْفَظُهَا ـ وَصَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي، فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلْيُؤَذِّنْ لَكُمْ أَحَدُكُمْ، وَلْيَؤُمَّكُمْ أَكْبَرُكُمْ ".
Muhammed b. Müsenna bize tahdis etti, Abdülvehhab bize tahdis etti, Eyyub bize tahdis etti; Ebu Kılabe’den; Malik bize tahdis etti. Dedi ki: “Biz yaşları birbirine yakın gençler olduğumuz halde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldik. Onun yanında yirmi gece kaldık. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem çok merhametli idi. Bizim ailelerimizi arzuladığımızı veya (onları) özlediğimizi anlayınca, geride kimleri bıraktığımızı bize sordu, biz de ona haber verdik. Buyurdu ki: ‘Ailenize dönün, onların yanında kalın, onlara öğretin ve emredin. –(Ravi dedi ki:) Bir takım şeyler (daha) zikretti ki, onları ezberledim mi yoksa ezberlemedim mi (bilmiyorum)– Ve beni nasıl namaz kılıyor gördüyseniz öyle namaz kılın. Namaz vakti geldiğinde, biriniz sizin için ezan okusun. Ve en büyüğünüz size imam olsun.’”
7247. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَمْنَعَنَّ أَحَدَكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ مِنْ سَحُورِهِ، فَإِنَّهُ يُؤَذِّنُ ـ أَوْ قَالَ يُنَادِي ـ لِيَرْجِعَ قَائِمَكُمْ، وَيُنَبِّهَ نَائِمَكُمْ، وَلَيْسَ الْفَجْرُ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا ـ وَجَمَعَ يَحْيَى كَفَّيْهِ ـ حَتَّى يَقُولَ هَكَذَا ". وَمَدَّ يَحْيَى إِصْبَعَيْهِ السَّبَّابَتَيْنِ.
Müsedded bize tahdis etti; Yahya’dan; Teymi’den; Ebu Osman’dan; İbn Mesud’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden birini sakın Bilal’in ezanı sahurundan men etmesin. Çünkü o, ezan okur –veya şöyle dedi: Nida eder–; (gece) namaz kılanınızı (dinlenmeye) döndürmek ve uyuyanınızı uyandırmak için. Fecir, (ışığın) şöyle demesi değildir. –Yahya (bunu tarif ederken) iki avucunu birleştirdi– Ancak şöyle demesidir.” Ve Yahya iki işaret parmağını (yana doğru) uzattı.
7248. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ بِلاَلاً يُنَادِي بِلَيْلٍ، فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يُنَادِيَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ ".
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Abdulaziz b. Müslim bize tahdis etti, Abdullah b. Dinar bize tahdis etti. Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ’yı işittim; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Muhakkak ki Bilal geceleyin ezan okur. İbn Ümmi Mektum ezan okuyuncaya kadar yiyin ve için.”
7249. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ صَلَّى بِنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ خَمْسًا فَقِيلَ أَزِيدَ فِي الصَّلاَةِ قَالَ " وَمَا ذَاكَ ". قَالُوا صَلَّيْتَ خَمْسًا. فَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ بَعْدَ مَا سَلَّمَ.
Hafs b. Ömer bize tahdis etti, Şu’be bize tahdis etti; Hakem’den; İbrahim’den; Alkame’den; Abdullah (b. Mesud)’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bize öğle namazını beş rekat kıldırdı. Bunun üzerine: “Namazda artırma mı yapıldı?” denildi. (Nebi): “O da ne (nedir)?” buyurdu. “Beş rekat kıldın” dediler. Bunun üzerine selam verdikten sonra iki secde yaptı.
7250. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ مِنِ اثْنَتَيْنِ فَقَالَ لَهُ ذُو الْيَدَيْنِ أَقَصُرَتِ الصَّلاَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَمْ نَسِيتَ فَقَالَ " أَصَدَقَ ذُو الْيَدَيْنِ ". فَقَالَ النَّاسُ نَعَمْ. فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ أُخْرَيَيْنِ، ثُمَّ سَلَّمَ، ثُمَّ كَبَّرَ، ثُمَّ سَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ، ثُمَّ رَفَعَ، ثُمَّ كَبَّرَ، فَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ، ثُمَّ رَفَعَ.
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Eyyub’dan; Muhammed’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki rekattan sonra (selam verip) ayrıldı. Zü’l-Yedeyn ona: “Namaz mı kısaldı ey Allah’ın Resulü, yoksa unuttun mu?” dedi. (Nebi): “Zü’l-Yedeyn doğru mu söyledi?” buyurdu. İnsanlar: “Evet” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı ve diğer iki rekatı kıldırdı. Sonra selam verdi, sonra tekbir aldı. Sonra secdesi gibi veya daha uzun bir secde yaptı. Sonra (başını) kaldırdı. Sonra tekbir aldı ve secdesi gibi secde yaptı. Sonra (başını) kaldırdı.
7251. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ بَيْنَا النَّاسُ بِقُبَاءٍ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ إِذْ جَاءَهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أُنْزِلَ عَلَيْهِ اللَّيْلَةَ قُرْآنٌ، وَقَدْ أُمِرَ أَنْ يَسْتَقْبِلَ الْكَعْبَةَ فَاسْتَقْبِلُوهَا. وَكَانَتْ وُجُوهُهُمْ إِلَى الشَّأْمِ فَاسْتَدَارُوا إِلَى الْكَعْبَةِ.
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Abdullah b. Dinar’dan; Abdullah b. Ömer’den [naklederek]. Dedi ki: “İnsanlar Kuba’da sabah namazında iken, o sırada onlara (birisi) geldi ve: ‘Bu gece Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e Kur’an indirildi ve Kabe’ye yönelmesi emredildi. Siz de ona yönelin’ dedi. Onların yüzleri (o sırada) Şam’a doğruydu. (Bunun üzerine) Kabe’ye döndüler.”
7252. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ صَلَّى نَحْوَ بَيْتِ الْمَقْدِسِ سِتَّةَ عَشَرَ، أَوْ سَبْعَةَ عَشَرَ شَهْرًا، وَكَانَ يُحِبُّ أَنْ يُوَجَّهَ إِلَى الْكَعْبَةِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {قَدْ نَرَى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَاءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَاهَا} فَوُجِّهَ نَحْوَ الْكَعْبَةِ، وَصَلَّى مَعَهُ رَجُلٌ الْعَصْرَ، ثُمَّ خَرَجَ فَمَرَّ عَلَى قَوْمٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ هُوَ يَشْهَدُ أَنَّهُ صَلَّى مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَّهُ قَدْ وُجِّهَ إِلَى الْكَعْبَةِ. فَانْحَرَفُوا وَهُمْ رُكُوعٌ فِي صَلاَةِ الْعَصْرِ.
Yahya bize tahdis etti, Veki’ bize tahdis etti; İsrail’den; Ebu İshak’tan; Bera’dan [naklederek]. Dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’ye geldiğinde, on altı veya on yedi ay Beytü’l-Makdis’e doğru namaz kıldı. Ve o, Kabe’ye yöneltilmeyi arzuluyordu. Allah Teala: {Muhakkak ki biz yüzünün semada (vahiy beklenerek) döndüğünü görüyoruz. Seni mutlaka hoşnut olacağın bir kıbleye döndüreceğiz} ayetini indirdi. Bunun üzerine Kabe’ye doğru yöneltildi. Onunla beraber bir adam ikindi namazını kıldı. Sonra (bu adam) çıktı ve Ensar’dan bir topluluğa uğradı. Ve, kendisinin Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber namaz kıldığına ve onun Kabe’ye doğru yöneltildiğine şehadet ettiğini söyledi. (Bunun üzerine) onlar da ikindi namazında rükuda iken (Kabe’ye) döndüler.”
7253. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ أَسْقِي أَبَا طَلْحَةَ الأَنْصَارِيَّ وَأَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ وَأُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ شَرَابًا مِنْ فَضِيخٍ وَهْوَ تَمْرٌ فَجَاءَهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ. فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أَنَسُ قُمْ إِلَى هَذِهِ الْجِرَارِ فَاكْسِرْهَا، قَالَ أَنَسٌ فَقُمْتُ إِلَى مِهْرَاسٍ لَنَا فَضَرَبْتُهَا بِأَسْفَلِهِ حَتَّى انْكَسَرَتْ.
Yahya b. Kazaka bana tahdis etti, Malik bana tahdis etti; İshak b. Abdullah b. Ebi Talha’dan; Enes b. Malik radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: “Ben Ebu Talha el-Ensari’ye, Ebu Ubeyde b. Cerrah’a ve Übey b. Ka’b’a fadıh’tan (yapılmış) bir şarap sunuyordum –ki o hurmadır–. O sırada onlara birisi geldi ve: ‘Muhakkak ki içki haram kılındı’ dedi. Bunun üzerine Ebu Talha: ‘Ey Enes! Şu testilere (doğru) kalk ve onları kır’ dedi. Enes dedi ki: Ben de bize ait (taş) bir dibeğe (mihras) doğru kalktım ve (testilere) onun (mihrasın) altıyla vurdum, nihayet kırıldılar.”
7254. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لأَهْلِ نَجْرَانَ " لأَبْعَثَنَّ إِلَيْكُمْ رَجُلاً أَمِينًا حَقَّ أَمِينٍ ". فَاسْتَشْرَفَ لَهَا أَصْحَابُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ.
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Şu’be bize tahdis etti; Ebu İshak’tan; Sıla’dan; Huzeyfe’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Necran halkına şöyle buyurdu: “Mutlaka size emin bir adam göndereceğim; gerçekten (hakkıyla) emin birisini.” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı bunun için (bu görevi almak için) ileri atıldılar. O da Ebu Ubeyde’yi gönderdi.
7255. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لِكُلِّ أُمَّةٍ أَمِينٌ، وَأَمِينُ هَذِهِ الأُمَّةِ أَبُو عُبَيْدَةَ ".
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Şu’be bize tahdis etti; Halid’den; Ebu Kılabe’den; Enes radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her ümmetin bir emini vardır. Bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde’dir.”
7256. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَ وَكَانَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ إِذَا غَابَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَشَهِدْتُهُ أَتَيْتُهُ بِمَا يَكُونُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِذَا غِبْتُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَشَهِدَ أَتَانِي بِمَا يَكُونُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Hammad b. Zeyd bize tahdis etti; Yahya b. Said’den; Ubeyd b. Huneyn’den; İbn Abbas’tan; Ömer radıyallahu anhum’dan [naklederek]. Dedi ki: “Ensar’dan bir adam, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den (meclisinden) gaip olduğu (bulunmadığı) ve benim hazır bulunduğum zaman, ben ona Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den sadır olan (hadis ve olayları) getirirdim (haber verirdim). Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den gaip olduğum ve o hazır bulunduğu zaman, o bana Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den sadır olanları getirirdi.”
7257. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ جَيْشًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً، فَأَوْقَدَ نَارًا وَقَالَ ادْخُلُوهَا. فَأَرَادُوا أَنْ يَدْخُلُوهَا، وَقَالَ آخَرُونَ إِنَّمَا فَرَرْنَا مِنْهَا، فَذَكَرُوا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِلَّذِينَ أَرَادُوا أَنْ يَدْخُلُوهَا " لَوْ دَخَلُوهَا لَمْ يَزَالُوا فِيهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ". وَقَالَ لِلآخَرِينَ " لاَ طَاعَةَ فِي مَعْصِيَةٍ، إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ ".
Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, Ğunder bize tahdis etti, Şu’be bize tahdis etti; Zübeyd’den; Sa’d b. Ubeyde’den; Ebu Abdurrahman’dan; Ali radıyallahu anh’tan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir ordu gönderdi ve başlarına bir adamı komutan tayin etti. (Bu komutan) bir ateş yaktırdı ve: “Bu ateşe girin” dedi. Onlar da (itaat kastıyla) oraya girmek istediler. Diğerleri ise: “Biz zaten ondan kaçtık (iman ettik)” dediler. (Dönüşte) bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikrettiler. Girmek isteyenlere şöyle buyurdu: “Eğer ona girselerdi, kıyamet gününe kadar onun içinde kalırlardı.” Diğerlerine de şöyle buyurdu: “Masiyette (günah olan işte) itaat yoktur. İtaat ancak maruf (iyilik, meşru işler) te olur.”
7258. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ وَزَيْدَ بْنَ خَالِدٍ أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَجُلَيْنِ اخْتَصَمَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Züheyr b. Harb bize tahdis etti, Yakub b. İbrahim bize tahdis etti, babam bize tahdis etti; Salih’ten; İbn Şihab’dan. Ubeydullah b. Abdullah ona haber verdi ki; Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid ona şöyle haber vermişlerdir: “İki adam (davalaşmak üzere) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e başvurdular.”
7260. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ قَامَ رَجُلٌ مِنَ الأَعْرَابِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اقْضِ لِي بِكِتَابِ اللَّهِ. فَقَامَ خَصْمُهُ فَقَالَ صَدَقَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، اقْضِ لَهُ بِكِتَابِ اللَّهِ، وَأْذَنْ لِي. فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " قُلْ ". فَقَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا ـ وَالْعَسِيفُ الأَجِيرُ ـ فَزَنَى بِامْرَأَتِهِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي الرَّجْمَ، فَافْتَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةٍ مِنَ الْغَنَمِ وَوَلِيدَةٍ، ثُمَّ سَأَلْتُ أَهْلَ الْعِلْمِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى امْرَأَتِهِ الرَّجْمَ، وَأَنَّمَا عَلَى ابْنِي جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ. فَقَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ، أَمَّا الْوَلِيدَةُ وَالْغَنَمُ فَرُدُّوهَا، وَأَمَّا ابْنُكَ فَعَلَيْهِ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ، وَأَمَّا أَنْتَ يَا أُنَيْسُ ـ لِرَجُلٍ مِنْ أَسْلَمَ ـ فَاغْدُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا، فَإِنِ اعْتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا ". فَغَدَا عَلَيْهَا أُنَيْسٌ فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا.
Ve Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mesud bana haber verdi ki; Ebu Hureyre şöyle demiştir: “Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında iken bedevilerden bir adam kalktı ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Benim için Allah’ın Kitabı ile hükmet’ dedi. Bunun üzerine hasmı kalktı ve: ‘Doğru söyledi ey Allah’ın Resulü! Onun lehine Allah’ın Kitabı ile hükmet ve bana izin ver’ dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: ‘Söyle’ buyurdu. O (adam) dedi ki: ‘Benim oğlum bunun yanında asif (ücretli işçi) idi. Onun karısıyla zina etti. Bana oğluma recm gerektiğini haber verdiler. Ben de ondan (kurtulmak için) yüz koyun ve bir cariye fidye verdim. Sonra ilim ehline sordum. Onlar bana; kadına recm gerektiğini, oğluma ise ancak yüz değnek ve bir yıl sürgün (gerektiğini) haber verdiler.’ (Nebi) buyurdu ki: ‘Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki; aranızda mutlaka Allah’ın Kitabı ile hükmedeceğim. Cariye ve koyunlara gelince, onları geri verin (iade edin). Oğluna gelince, ona yüz değnek ve bir yıl sürgün vardır. Ve sen ey Üneys! –Eslem kabilesinden bir adama (dedi)– Bu adamın karısına git, eğer itiraf ederse onu recmet.’ Üneys kadına gitti, (kadın) itiraf etti, o da onu recmetti.”
7261. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ نَدَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْخَنْدَقِ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ، ثُمَّ نَدَبَهُمْ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ، ثُمَّ نَدَبَهُمْ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ فَقَالَ " لِكُلِّ نَبِيٍّ حَوَارِيٌّ وَحَوَارِيِّ الزُّبَيْرُ ". قَالَ سُفْيَانُ حَفِظْتُهُ مِنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ. وَقَالَ لَهُ أَيُّوبُ يَا أَبَا بَكْرٍ حَدِّثْهُمْ عَنْ جَابِرٍ، فَإِنَّ الْقَوْمَ يُعْجِبُهُمْ أَنْ تُحَدِّثَهُمْ عَنْ جَابِرٍ. فَقَالَ فِي ذَلِكَ الْمَجْلِسِ سَمِعْتُ جَابِرًا فَتَابَعَ بَيْنَ أَحَادِيثَ سَمِعْتُ جِابِرًا، قُلْتُ لِسُفْيَانَ فَإِنَّ الثَّوْرِيَّ يَقُولُ يَوْمَ قُرَيْظَةَ فَقَالَ كَذَا حَفِظْتُهُ كَمَا أَنَّكَ جَالِسٌ يَوْمَ الْخَنْدَقِ. قَالَ سُفْيَانُ هُوَ يَوْمٌ وَاحِدٌ. وَتَبَسَّمَ سُفْيَانُ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, İbnü’l-Münkedir bize tahdis etti. Dedi ki: Cabir b. Abdullah’ı işittim, dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Hendek günü (bir iş için ashabını) çağırdı, Zübeyr icabet etti (ileri atıldı). Sonra onları (yine) çağırdı, yine Zübeyr icabet etti. Sonra onları (tekrar) çağırdı, yine Zübeyr icabet etti. Bunun üzerine (Nebi) şöyle buyurdu: ‘Her peygamberin bir havarisi (yardımcısı) vardır, benim havarim de Zübeyr’dir.’” Süfyan dedi ki: Ben bunu İbnü’l-Münkedir’den (böyle) ezberledim. Eyyub ona: “Ey Ebu Bekir! Onlara Cabir’den tahdis et. Çünkü bu topluluğun hoşuna giden şey, senin onlara Cabir’den hadis aktarmandır” dedi. O da o mecliste: “Cabir’i işittim” dedi ve peş peşe “Cabir’i işittim” diyerek (birçok) hadisler zikretti. Ben Süfyan’a dedim ki: “Ama Sevri (bunun) ‘Kureyza günü’ (olduğunu) söylüyor?” (Süfyan) dedi ki: “Ben bunu senin oturduğun gibi aynen böyle ezberledim: ‘Hendek günü’ (diye).” Süfyan (devamla) dedi ki: “O (iki olay) bir gündür (aynı zamandadır).” Ve Süfyan gülümsedi.
7262. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ حَائِطًا وَأَمَرَنِي بِحِفْظِ الْبَابِ فَجَاءَ رَجُلٌ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". فَإِذَا أَبُو بَكْرٍ، ثُمَّ جَاءَ عُمَرُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". ثُمَّ جَاءَ عُثْمَانُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ".
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Hammad bize tahdis etti; Eyyub’dan; Ebu Osman’dan; Ebu Musa’dan [naklederek]. “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir bahçeye girdi ve bana kapıyı beklememi emretti. Derken bir adam izin istedi. (Nebi) buyurdu ki: ‘Ona izin ver ve onu cennetle müjdele.’ Bir de baktım ki o Ebu Bekir’dir. Sonra Ömer geldi. (Nebi) buyurdu ki: ‘Ona izin ver ve onu cennetle müjdele.’ Sonra Osman geldi. (Nebi) buyurdu ki: ‘Ona izin ver ve onu cennetle müjdele.’”
7263. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ حُنَيْنٍ، سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَ جِئْتُ فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَشْرُبَةٍ لَهُ، وَغُلاَمٌ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَسْوَدُ عَلَى رَأْسِ الدَّرَجَةِ فَقُلْتُ قُلْ هَذَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فَأَذِنَ لِي.
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, Süleyman b. Bilal bize tahdis etti; Yahya’dan; Ubeyd b. Huneyn’den. O, İbn Abbas’ı işitmiştir; Ömer radıyallahu anhum’dan [naklederek]. Dedi ki: “Geldim, bir de baktım ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendine ait bir meşrubede (çardakta) idi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in siyah bir kölesi de merdivenin başında duruyordu. (Ona) dedim ki: ‘Söyle, bu gelen Ömer b. Hattab’dır.’ Bunun üzerine (Nebi) bana izin verdi.”
7264. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ بِكِتَابِهِ إِلَى كِسْرَى، فَأَمَرَهُ أَنْ يَدْفَعَهُ إِلَى عَظِيمِ الْبَحْرَيْنِ، يَدْفَعُهُ عَظِيمُ الْبَحْرَيْنِ إِلَى كِسْرَى، فَلَمَّا قَرَأَهُ كِسْرَى مَزَّقَهُ، فَحَسِبْتُ أَنَّ ابْنَ الْمُسَيَّبِ قَالَ فَدَعَا عَلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُمَزَّقُوا كُلَّ مُمَزَّقٍ.
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bana tahdis etti; Yunus’tan; İbn Şihab’dan. O şöyle dedi: Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe bana haber verdi ki; Abdullah b. Abbas ona haber vermiş: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem mektubunu Kisra’ya gönderdi. Ve ona (elçiye), mektubu Bahreyn’in büyüğüne vermesini emretti. Bahreyn’in büyüğü de onu Kisra’ya verecekti. Kisra mektubu okuyunca, onu yırttı. –(Zühri dedi ki:) İbnü’l-Müseyyeb’in şöyle dediğini zannediyorum:– ‘Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara, paramparça edilmeleri için beddua etti.’”
7265. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ الأَكْوَعِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِرَجُلٍ مِنْ أَسْلَمَ " أَذِّنْ فِي قَوْمِكَ ـ أَوْ فِي النَّاسِ ـ يَوْمَ عَاشُورَاءَ أَنَّ مَنْ أَكَلَ فَلْيُتِمَّ بَقِيَّةَ يَوْمِهِ، وَمَنْ لَمْ يَكُنْ أَكَلَ فَلْيَصُمْ ".
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Yezid b. Ebi Ubeyd’den; Seleme b. Ekva’ bize tahdis etti; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Eslem’den bir adama şöyle buyurdu: “Aşure günü kavmin içinde –veya insanlar arasında– (şöyle) ilan et: ‘Kim (bir şey) yemişse gününün geri kalanını tamamlasın (yemesin). Kim de (bir şey) yememişse oruç tutsun.’”
7266. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْجَعْدِ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ،. وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، قَالَ كَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يُقْعِدُنِي عَلَى سَرِيرِهِ فَقَالَ إِنَّ وَفْدَ عَبْدِ الْقَيْسِ لَمَّا أَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ الْوَفْدُ ". قَالُوا رَبِيعَةُ. قَالَ " مَرْحَبًا بِالْوَفْدِ وَالْقَوْمِ، غَيْرَ خَزَايَا وَلاَ نَدَامَى ". قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ كُفَّارَ مُضَرَ، فَمُرْنَا بِأَمْرٍ نَدْخُلُ بِهِ الْجَنَّةَ، وَنُخْبِرُ بِهِ مَنْ وَرَاءَنَا فَسَأَلُوا عَنِ الأَشْرِبَةِ، فَنَهَاهُمْ عَنْ أَرْبَعٍ وَأَمَرَهُمْ بِأَرْبَعٍ أَمَرَهُمْ بِالإِيمَانِ بِاللَّهِ قَالَ " هَلْ تَدْرُونَ مَا الإِيمَانُ بِاللَّهِ ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ " شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامُ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ ـ وَأَظُنُّ فِيهِ ـ صِيَامُ رَمَضَانَ، وَتُؤْتُوا مِنَ الْمَغَانِمِ الْخُمُسَ ". وَنَهَاهُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ، وَالْحَنْتَمِ، وَالْمُزَفَّتِ، وَالنَّقِيرِ، وَرُبَّمَا قَالَ الْمُقَيَّرِ. قَالَ " احْفَظُوهُنَّ، وَأَبْلِغُوهُنَّ مَنْ وَرَاءَكُمْ ".
Ali b. Ca’d bize tahdis etti, Şu’be bize haber verdi. Ve İshak bana tahdis etti, Nadr bize haber verdi, Şu’be bize haber verdi; Ebu Cemre’den. Dedi ki: İbn Abbas beni sedirine oturturdu. Şöyle dedi: Abdülkays heyeti Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldikleri zaman, (Nebi): “Kim bu heyet?” buyurdu. Onlar: “Rabia’dır” dediler. (Nebi): “Merhaba bu heyete ve bu topluluğa! Allah sizi utandırmasın ve pişman etmesin” buyurdu. Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Muhakkak ki bizimle senin aranda şu Mudar kâfirleri vardır. Bize öyle bir emir ver ki, onunla cennete girelim ve arkamızda bıraktıklarımıza da onu haber verelim.” Ve içecekler hakkında sordular. (Nebi) onlara dört şeyi yasakladı ve dört şeyi emretti. Onlara Allah’a imanı emretti ve: “Allah’a iman nedir bilir misiniz?” buyurdu. Onlar: “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dediler. Buyurdu ki: “Allah’tan başka ilah olmadığına –tek ve ortağı yoktur– ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek –zannedersem şunu da saydı:– Ramazan orucunu tutmak ve ganimetlerden beşte birini vermenizdir.” Ve onları; dübbâ, hantem, müzeffet ve nakîrden (bu kaplara nebiz kurmaktan) nehyetti. –Belki de (müzeffet yerine) mukayyer dedi.– Buyurdu ki: “Bunları iyice ezberleyin ve arkanızdakilere tebliğ edin.”
7267. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ تَوْبَةَ الْعَنْبَرِيِّ، قَالَ قَالَ لِي الشَّعْبِيُّ أَرَأَيْتَ حَدِيثَ الْحَسَنِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَاعَدْتُ ابْنَ عُمَرَ قَرِيبًا مِنْ سَنَتَيْنِ أَوْ سَنَةٍ وَنِصْفٍ فَلَمْ أَسْمَعْهُ يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غَيْرَ هَذَا قَالَ كَانَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِيهِمْ سَعْدٌ فَذَهَبُوا يَأْكُلُونَ مِنْ لَحْمٍ، فَنَادَتْهُمُ امْرَأَةٌ مِنْ بَعْضِ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّهُ لَحْمُ ضَبٍّ فَأَمْسَكُوا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُوا ـ أَوِ اطْعَمُوا ـ فَإِنَّهُ حَلاَلٌ ـ أَوْ قَالَ لاَ بَأْسَ بِهِ. شَكَّ فِيهِ ـ وَلَكِنَّهُ لَيْسَ مِنْ طَعَامِي ".
Muhammed b. Velid bize tahdis etti, Muhammed b. Cafer bize tahdis etti, Şu’be bize tahdis etti; Tevbe el-Anberi’den. Dedi ki: Şa’bi bana: “Hasan’ın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (rivayet ettiği) hadisini gördün mü? Ben İbn Ömer ile iki seneye veya bir buçuk seneye yakın oturdum. Onu, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den şu (hadisten) başkasını tahdis ederken işitmedim” dedi. (İbn Ömer şöyle) dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından, içlerinde Sa’d’ın da bulunduğu bir grup insan bir etten yemeye koyuldular. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşlerinden bir kadın onlara seslendi: ‘O keler etidir’ (dedi). Bunun üzerine (yemeyi) bıraktılar. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Yiyin –veya yedirin–, çünkü o helaldir –veya bir sakıncası yoktur, dedi. (Şu’be) bunda şüphe etti–. Ancak o benim yemeğimden değildir.’”