2090. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأُمَوِيُّ، قال حَدَّثَنَا أَبِي، قال حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، قال حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ تَرَكَ مَالاً فَلأَهْلِهِ وَمَنْ تَرَكَ ضَيَاعًا فَإِلَىَّ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَأَنَسٍ . وَقَدْ رَوَاهُ الزُّهْرِيُّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَطْوَلَ مِنْ هَذَا وَأَتَمَّ . مَعْنَى ضَيَاعًا ضَائِعًا لَيْسَ لَهُ شَيْءٌ فَأَنَا أَعُولُهُ وَأُنْفِقُ عَلَيْهِ .
Bize Saîd b. Yahyâ b. Saîd el-Emevî anlattı. (Dedi ki): Bize babam anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Amr anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Seleme anlattı, o Ebû Hüreyre’den nakletti. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bir mal bırakırsa o ailesine (mirasçılarına) aittir. Kim de bir ‘zayi’ (borç veya bakıma muhtaç çoluk çocuk) bırakırsa o banadır (onun sorumluluğu bana aittir).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Câbir ve Enes’ten de hadis rivayet edilmiştir. Zührî, Ebû Seleme aracılığıyla Ebû Hüreyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu hadisi bundan daha uzun ve daha tam olarak rivayet etmiştir. “Zayâen” kelimesinin manası; zayi olan, yani hiçbir şeyi olmayan demektir; dolayısıyla onun bakımını ben üstlenirim ve ona ben harcama yaparım (anlamındadır).
2091. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ وَاصِلٍ، قال حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْقَاسِمِ الأَسَدِيُّ، قال حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دَلْهَمٍ، قال حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَعَلَّمُوا الْقُرْآنَ وَالْفَرَائِضَ وَعَلِّمُوا النَّاسَ فَإِنِّي مَقْبُوضٌ ". قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ فِيهِ اضْطِرَابٌ وَرَوَى أَبُو أُسَامَةَ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عَوْفٍ، عَنْ رَجُلٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ جَابِرٍ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . حَدَّثَنَا بِذَلِكَ الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عَوْفٍ، بِهَذَا بِمَعْنَاهُ . وَمُحَمَّدُ بْنُ الْقَاسِمِ الأَسَدِيُّ قَدْ ضَعَّفَهُ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ وَغَيْرُهُ .
Bize Abdüla’lâ b. Vâsıl anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Kâsım el-Esedî anlattı. (Dedi ki): Bize Fadl b. Delhem anlattı. (Dedi ki): Bize Avf anlattı, o Şehr b. Havşeb’den, o Ebû Hüreyre’den nakletti. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kur’ân’ı ve ferâizi (miras ilmini) öğrenin ve insanlara öğretin. Çünkü ben (dünyadan) alınıp gidecek biriyim.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis ızdıraplıdır. Ebû Üsâme bu hadisi Avf’tan, o bir adamdan, o Süleyman b. Câbir’den, o İbn Mes’ûd’dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir. Bize Hüseyin b. Hureys bunu anlattı, (dedi ki): Bize Ebû Üsâme, Avf’tan bu manada haber verdi. Muhammed b. Kâsım el-Esedî’yi Ahmed b. Hanbel ve başkaları zayıf saymışlardır.
2092. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قال حَدَّثَنِي زَكَرِيَّاءُ بْنُ عَدِيٍّ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةُ سَعْدِ بْنِ الرَّبِيعِ بِابْنَتَيْهَا مِنْ سَعْدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَاتَانِ ابْنَتَا سَعْدِ بْنِ الرَّبِيعِ قُتِلَ أَبُوهُمَا مَعَكَ يَوْمَ أُحُدٍ شَهِيدًا وَإِنَّ عَمَّهُمَا أَخَذَ مَالَهُمَا فَلَمْ يَدَعْ لَهُمَا مَالاً وَلاَ تُنْكَحَانِ إِلاَّ وَلَهُمَا مَالٌ . قَالَ " يَقْضِي اللَّهُ فِي ذَلِكَ " . فَنَزَلَتْ آيَةُ الْمِيرَاثِ فَبَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى عَمِّهِمَا فَقَالَ " أَعْطِ ابْنَتَىْ سَعْدٍ الثُّلُثَيْنِ وَأَعْطِ أُمَّهُمَا الثُّمُنَ وَمَا بَقِيَ فَهُوَ لَكَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ وَقَدْ رَوَاهُ شَرِيكٌ أَيْضًا عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ .
Bize Abd b. Humeyd anlattı. (Dedi ki): Bana Zekeriyyâ b. Adî anlattı. (Dedi ki): Bize Ubeydullah b. Amr haber verdi, o Abdullah b. Muhammed b. Akîl’den, o Câbir b. Abdullah’tan. (Dedi ki): Sa’d b. er-Rebî’in hanımı, Sa’d’den olan iki kızıyla beraber Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Bunlar Sa’d b. er-Rebî’in kızlarıdır. Babaları Uhud günü seninle beraberken şehit edilip öldürüldü. Amcaları bunların malını aldı ve onlara hiçbir mal bırakmadı. Hâlbuki bunlar ancak mal sahibi olurlarsa evlenebilirler.” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Allah bu konuda hükmünü verecektir” buyurdu. Bunun üzerine miras ayeti indi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem amcalarına haber gönderip şöyle buyurdu: “Sa’d’ın iki kızına (terekenin) üçte ikisini ver, annelerine sekizde birini ver, geri kalan da senindir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bunu sadece Abdullah b. Muhammed b. Akîl’in hadisinden biliyoruz. Şerîk de bunu Abdullah b. Muhammed b. Akîl’den rivayet etmiştir.
2093. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَرَفَةَ, قال حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ الأَوْدِيِّ، عَنْ هُزَيْلِ بْنِ شُرَحْبِيلَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى أَبِي مُوسَى وَسَلْمَانَ بْنِ رَبِيعَةَ فَسَأَلَهُمَا عَنْ الاِبْنَةِ، وَابْنَةِ الاِبْنِ، وَأُخْتٍ، لأَبٍ وَأُمٍّ فَقَالاَ لِلاِبْنَةِ النِّصْفُ وَلِلأُخْتِ مِنَ الأَبِ وَالأُمِّ مَا بَقِيَ . وَقَالاَ لَهُ انْطَلِقْ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ فَاسْأَلْهُ فَإِنَّهُ سَيُتَابِعُنَا . فَأَتَى عَبْدَ اللَّهِ فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ وَأَخْبَرَهُ بِمَا قَالاَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَدْ ضَلَلْتُ إِذًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُهْتَدِينَ وَلَكِنْ أَقْضِي فِيهِمَا كَمَا قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلاِبْنَةِ النِّصْفُ وَلاِبْنَةِ الاِبْنِ السُّدُسُ تَكْمِلَةَ الثُّلُثَيْنِ وَلِلأُخْتِ مَا بَقِيَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَأَبُو قَيْسٍ الأَوْدِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ ثَرْوَانَ الْكُوفِيُّ وَقَدْ رَوَاهُ شُعْبَةُ عَنْ أَبِي قَيْسٍ .
Bize Hasan b. Arafe anlattı. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn, Süfyân es-Sevrî’den, o Ebû Kays el-Evdî’den, o Hüzeyl b. Şurahbîl’den nakletti. (Dedi ki): Bir adam Ebû Mûsâ ve Selmân b. Rebîa’ya geldi ve onlara kızın, oğul kızının ve anne-baba bir kız kardeşin (miras durumunu) sordu. Onlar: “Kıza yarım (hisse) vardır, anne-baba bir kız kardeşe de geri kalan vardır” dediler. Ve ona şöyle dediler: “Abdullah’a (İbn Mes’ûd’a) git ve ona da sor, çünkü o da bize uyacaktır.” O adam Abdullah’a gitti, durumu ona anlattı ve onların söylediklerini de haber verdi. Abdullah dedi ki: “O takdirde ben sapıtmış olurum ve hidayete erenlerden olmam. Fakat ben bu ikisi hakkında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hükmettiği gibi hükmederim: Kıza yarım vardır; oğul kızına ise, üçte ikiyi tamamlaması için altıda bir vardır; geri kalan da kız kardeşe aittir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Ebû Kays el-Evdî’nin ismi Abdurrahman b. Servân el-Kûfî’dir. Şu’be de bunu Ebû Kays’tan rivayet etmiştir.
2094. Hadis
حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، قال حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّهُ قَالَ إِنَّكُمْ تَقْرَءُونَ هَذِهِ الآيَةَ : (مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَا أَوْ دَيْنٍ ) وَأَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى بِالدَّيْنِ قَبْلَ الْوَصِيَّةِ وَإِنَّ أَعْيَانَ بَنِي الأُمِّ يَتَوَارَثُونَ دُونَ بَنِي الْعَلاَّتِ الرَّجُلُ يَرِثُ أَخَاهُ لأَبِيهِ وَأُمِّهِ دُونَ أَخِيهِ لأَبِيهِ . حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، قال حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّا بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize Bündâr anlattı. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân haber verdi, o Ebû İshak’tan, o Hâris’ten, o da Ali’den. (Dedi ki): Siz şu ayeti okuyorsunuz: “(Yapılan vasiyet yerine getirildikten veya borç ödendikten sonra…)” (Nisâ, 4/11). Şüphesiz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vasiyetten önce borcun ödenmesine hükmetti. Ve şüphesiz ana-baba bir (öz) kardeşler birbirlerine mirasçı olurlar ama baba bir kardeşler (onlarla beraber) olamazlar. Kişi, anne-baba bir kardeşine mirasçı olur ama (sadece) baba bir kardeşine mirasçı olamaz (öz kardeş varken baba bir kardeş miras alamaz). Bize Bündâr anlattı. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. (Dedi ki): Bize Zekeriyyâ b. Ebî Zâide haber verdi, o Ebû İshak’tan, o Hâris’ten, o Ali’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek) bunun bir benzerini (rivayet etti).
2095. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، قال حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قال حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ أَعْيَانَ بَنِي الأُمِّ يَتَوَارَثُونَ دُونَ بَنِي الْعَلاَّتِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي إِسْحَاقَ عَنِ الْحَارِثِ عَنْ عَلِيٍّ . وَقَدْ تَكَلَّمَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي الْحَارِثِ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ عَامَّةِ أَهْلِ الْعِلْمِ .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû İshak anlattı, o Hâris’ten, o da Ali’den. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ana-baba bir (öz) kardeşlerin birbirlerine mirasçı olacaklarına, baba bir kardeşlerin ise (öz kardeş varken) mirasçı olamayacaklarına hükmetti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi sadece Ebû İshak’ın Hâris’ten, onun da Ali’den yaptığı rivayetten biliyoruz. Bazı ilim ehli Hâris hakkında (olumsuz) konuşmuşlardır. Ancak ilim ehlinin geneli katında uygulama bu hadis üzerinedir.
2096. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قال حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَعْدٍ، أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ جَاءَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي وَأَنَا مَرِيضٌ فِي بَنِي سَلِمَةَ فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ كَيْفَ أَقْسِمُ مَالِي بَيْنَ وَلَدِي فَلَمْ يَرُدَّ عَلَىَّ شَيْئًا فَنَزَلَتْ : (يُوصِيكُمُ اللَّهُ فِي أَوْلاَدِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الأُنْثَيَيْنِ ) الآيَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَاهُ شُعْبَةُ وَابْنُ عُيَيْنَةَ وَغَيْرُهُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ عَنْ جَابِرٍ.
Bize Abd b. Humeyd anlattı. (Dedi ki): Bize Abdurrahman b. Sa’d anlattı. (Dedi ki): Bize Amr b. Ebî Kays haber verdi, o Muhammed b. Münkedir’den, o Câbir b. Abdullah’tan. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Benî Selime’de ben hastayken beni ziyarete geldi. Dedim ki: “Ey Allah’ın Nebisi! Malımı çocuklarım arasında nasıl taksim edeyim?” Bana hiçbir cevap vermedi. Nihayet şu ayet indi: “Allah size çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını (vermenizi) tavsiye (emr) eder.” (Nisâ, 4/11). Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Şu’be, İbn Uyeyne ve başkaları da bunu Muhammed b. Münkedir’den, o Câbir’den rivayet etmişlerdir.
2097. Hadis
حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ الصَّبَّاحِ الْبَغْدَادِيُّ، قال أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، قال أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ مَرِضْتُ فَأَتَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي فَوَجَدَنِي قَدْ أُغْمِيَ عَلَىَّ فَأَتَى وَمَعَهُ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَهُمَا مَاشِيَانِ فَتَوَضَّأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَبَّ عَلَىَّ مِنْ وَضُوئِهِ فَأَفَقْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ أَقْضِي فِي مَالِي أَوْ كَيْفَ أَصْنَعُ فِي مَالِي فَلَمْ يُجِبْنِي شَيْئًا وَكَانَ لَهُ تِسْعُ أَخَوَاتٍ حَتَّى نَزَلَتْ آيَةُ الْمِيرَاثِ : (يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِي الْكَلاَلَةِ ) الآيَةَ . قَالَ جَابِرٌ فِيَّ نَزَلَتْ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Fadl b. Sabbâh el-Bağdâdî anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne haber verdi. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Münkedir haber verdi, o Câbir b. Abdullah’ı şöyle derken işitti: Ben hastalandım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni ziyarete geldi. Beni bayılmış halde buldu. O ve beraberindeki Ebû Bekir ve Ömer yürüyerek gelmişlerdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem abdest aldı ve abdest suyundan üzerime serpti. Ayıldım ve: “Ey Allah’ın Resûlü! Malım hakkında nasıl hükmedeyim?” veya “Malım hakkında ne yapayım?” dedim. Bana hiçbir cevap vermedi. –Câbir’in dokuz kız kardeşi vardı.– Nihayet miras ayeti indi: “Senden fetva isterler. De ki: Allah size ‘kelâle’ (babası ve çocuğu olmayan) hakkında fetvayı veriyor…” (Nisâ, 4/176). Câbir dedi ki: (Bu ayet) benim hakkımda indi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
2098. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَلْحِقُوا الْفَرَائِضَ بِأَهْلِهَا فَمَا بَقِيَ فَهُوَ لأَوْلَى رَجُلٍ ذَكَرٍ " . حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ وَقَدْ رَوَى بَعْضُهُمْ عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً .
Bize Abdullah b. Abdurrahman anlattı. (Dedi ki): Bize Müslim b. İbrahim haber verdi. (Dedi ki): Bize Vüheyb anlattı. (Dedi ki): Bize İbn Tâvûs anlattı, o babasından, o İbn Abbâs’tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Miras paylarını sahiplerine (Kur’an’da belirtilen hak sahiplerine) ulaştırın. Geriye ne kalırsa o en yakın erkek akrabanındır.” Bize Abd b. Humeyd anlattı. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk haber verdi, o Ma’mer’den, o İbn Tâvûs’tan, o babasından, o İbn Abbâs’tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunun benzerini (rivayet etti). Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Bazıları bunu İbn Tâvûs’tan, o babasından, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den mürsel olarak rivayet etmişlerdir.
2099. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَرَفَةَ، قال حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ يَحْيَى، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ ابْنِي مَاتَ فَمَا لِي فِي مِيرَاثِهِ قَالَ " لَكَ السُّدُسُ " . فَلَمَّا وَلَّى دَعَاهُ فَقَالَ " لَكَ سُدُسٌ آخَرُ " . فَلَمَّا وَلَّى دَعَاهُ قَالَ " إِنَّ السُّدُسَ الآخَرَ طُعْمَةٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَفِي الْبَابِ عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ .
Bize Hasan b. Arafe anlattı. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn anlattı, o Hemmâm b. Yahyâ’dan, o Katâde’den, o Hasan’dan, o da İmrân b. Husayn’dan. (Dedi ki): Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Oğlum öldü, onun mirasından bana ne var?” dedi. (Resûlullah): “Sana altıda bir var” buyurdu. Adam dönüp giderken onu çağırdı ve: “Sana bir altıda bir daha var” buyurdu. (Adam tekrar) dönüp giderken onu (yine) çağırdı ve: “Bu diğer altıda bir (ilave bir) bağıştır (tu’me)” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ma’kıl b. Yesâr’dan da hadis rivayet edilmiştir.
2100. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، قال حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قال حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، قَالَ مَرَّةً قَالَ قَبِيصَةُ وَقَالَ مَرَّةً رَجُلٌ عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ ذُؤَيْبٍ قَالَ جَاءَتِ الْجَدَّةُ أُمُّ الأُمِّ أَوْ أُمُّ الأَبِ إِلَى أَبِي بَكْرٍ فَقَالَتْ إِنَّ ابْنَ ابْنِي أَوِ ابْنَ بِنْتِي مَاتَ وَقَدْ أُخْبِرْتُ أَنَّ لِي فِي كِتَابِ اللَّهِ حَقًّا . فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ مَا أَجِدُ لَكِ فِي الْكِتَابِ مِنْ حَقٍّ وَمَا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى لَكِ بِشَيْءٍ وَسَأَسْأَلُ النَّاسَ . قَالَ فَسَأَلَ فَشَهِدَ الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَاهَا السُّدُسَ . قَالَ وَمَنْ سَمِعَ ذَلِكَ مَعَكَ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ . قَالَ فَأَعْطَاهَا السُّدُسَ ثُمَّ جَاءَتِ الْجَدَّةُ الأُخْرَى الَّتِي تُخَالِفُهَا إِلَى عُمَرَ . قَالَ سُفْيَانُ وَزَادَنِي فِيهِ مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَلَمْ أَحْفَظْهُ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَلَكِنْ حَفِظْتُهُ مِنْ مَعْمَرٍ أَنَّ عُمَرَ قَالَ إِنِ اجْتَمَعْتُمَا فَهُوَ لَكُمَا وَأَيَّتُكُمَا انْفَرَدَتْ بِهِ فَهُوَ لَهَا .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân anlattı. (Dedi ki): Bize Zührî haber verdi –bir keresinde (Zührî) “Kabîsa dedi” (dedi), bir keresinde de “Kabîsa b. Züeyb’den (nakleden) bir adam (dedi)”–. (Kabîsa b. Züeyb) dedi ki: Bir büyükanne (nene) –anne tarafından nene veya baba tarafından nene– Ebû Bekir’e geldi ve: “Oğlumun oğlu veya kızımın oğlu öldü. Bana haber verildi ki, Allah’ın Kitabı’nda benim bir hakkım varmış” dedi. Ebû Bekir: “Allah’ın Kitabı’nda senin için (belirlenmiş) bir hak bulamıyorum. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in de senin için bir şeye hükmettiğini işitmedim. (Bekle,) insanlara soracağım” dedi. (Ravi) dedi ki: (Ebû Bekir) sordu. Muğîre b. Şu’be, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ona (neneye) altıda bir verdiğine şahitlik etti. (Ebû Bekir): “Seninle beraber bunu işiten başka kimse var mı?” dedi. Muhammed b. Mesleme: “(Ben varım)” dedi. Bunun üzerine (Ebû Bekir) ona altıda biri verdi. Sonra diğer büyükanne –(baba tarafından veya anne tarafından) kendisine muhalif olan (diğer nene)– Ömer’e geldi. Süfyân dedi ki: Ma’mer bana Zührî’den (şunu) ekledi –ki ben bunu Zührî’den ezberlemedim ama Ma’mer’den ezberledim–: Ömer şöyle dedi: “Eğer ikiniz bir araya gelirseniz o (altıda bir) ikinizindir. Hanginiz tek kalırsa o onundur.”
2101. Hadis
حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قال حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ إِسْحَاقَ بْنِ خَرَشَةَ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ ذُؤَيْبٍ، قَالَ جَاءَتِ الْجَدَّةُ إِلَى أَبِي بَكْرٍ تَسْأَلُهُ مِيرَاثَهَا . قَالَ فَقَالَ لَهَا مَا لَكِ فِي كِتَابِ اللَّهِ شَيْءٌ وَمَا لَكِ فِي سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَيْءٌ فَارْجِعِي حَتَّى أَسْأَلَ النَّاسَ . فَسَأَلَ النَّاسَ فَقَالَ الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ حَضَرْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَعْطَاهَا السُّدُسَ . فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ هَلْ مَعَكَ غَيْرُكَ فَقَامَ مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ الأَنْصَارِيُّ فَقَالَ مِثْلَ مَا قَالَ الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ فَأَنْفَذَهُ لَهَا أَبُو بَكْرٍ . قَالَ ثُمَّ جَاءَتِ الْجَدَّةُ الأُخْرَى إِلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ تَسْأَلُهُ مِيرَاثَهَا فَقَالَ مَا لَكِ فِي كِتَابِ اللَّهِ شَيْءٌ وَلَكِنْ هُوَ ذَاكَ السُّدُسُ فَإِنِ اجْتَمَعْتُمَا فِيهِ فَهُوَ بَيْنَكُمَا وَأَيَّتُكُمَا خَلَتْ بِهِ فَهُوَ لَهَا . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ بُرَيْدَةَ . وَهَذَا أَحْسَنُ وَهُوَ أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ .
Bize Ensârî anlattı, bize Ma’n anlattı, bize Mâlik anlattı, İbn Şihâb’dan, o Osman b. İshak b. Haraşe’den, o Kabîsa b. Züeyb’den. (Dedi ki): Büyükanne (nene) Ebû Bekir’e geldi, mirasından sordu. (Ebû Bekir) ona dedi ki: “Allah’ın Kitabı’nda senin için bir şey yok. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sünnetinde de senin için bir şey yok. Geri dön, insanlara sorayım.” İnsanlara sordu. Muğîre b. Şu’be dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda bulundum, ona (neneye) altıda bir verdi.” Ebû Bekir: “Seninle beraber başkası var mı?” dedi. Muhammed b. Mesleme el-Ensârî kalktı ve Muğîre b. Şu’be’nin söylediğinin aynısını söyledi. Bunun üzerine Ebû Bekir o (altıda biri) onun (nenenin) için geçerli kıldı (verdi). Dedi ki: Sonra diğer büyükanne Ömer b. Hattâb’a geldi, mirasından sordu. (Ömer) dedi ki: “Allah’ın Kitabı’nda senin için bir şey yok. Ancak o (verilecek olan), işte o altıda birdir. Eğer (diğer nene ile) birleşirseniz o aranızdadır (paylaşırsınız). Hanginiz tek kalırsa o onundur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Büreyde’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu (hadis) daha güzeldir ve İbn Uyeyne’nin hadisinden daha sahihtir.
2102. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَرَفَةَ، قال حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَالِمٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ فِي الْجَدَّةِ مَعَ ابْنِهَا إِنَّهَا أَوَّلُ جَدَّةٍ أَطْعَمَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُدُسًا مَعَ ابْنِهَا وَابْنُهَا حَىٌّ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . - وَقَدْ وَرَّثَ بَعْضُ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْجَدَّةَ مَعَ ابْنِهَا وَلَمْ يُوَرِّثْهَا بَعْضُهُمْ .
Bize Hasan b. Arafe anlattı. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn anlattı, o Muhammed b. Sâlim’den, o Şa’bî’den, o Mesrûk’tan, o da Abdullah b. Mes’ûd’dan. (Dedi ki): (Abdullah b. Mes’ûd), oğluyla beraber (mirasçı olan) nene hakkında şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in oğlu hayattayken oğluyla beraber kendisine altıda bir verip yedirdiği (rızıklandırdığı) ilk nene odur. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi bu veçhi dışında merfû olarak bilmiyoruz. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bazıları oğluyla beraber neneyi mirasçı kılmış, bazıları ise kılmamıştır (miras vermemiştir).
2103. Hadis
حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، قال: حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، قال: حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ حَكِيمِ بْنِ عَبَّادِ بْنِ حُنَيْفٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، قَالَ كَتَبَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ إِلَى أَبِي عُبَيْدَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اللَّهُ وَرَسُولُهُ مَوْلَى مَنْ لاَ مَوْلَى لَهُ وَالْخَالُ وَارِثُ مَنْ لاَ وَارِثَ لَهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَالْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Bündâr anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân anlattı, o Abdurrahman b. Hâris’ten, o Hakîm b. Hakîm b. Abbâd b. Huneyf’ten, o Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf’ten. (Dedi ki): Ömer b. Hattâb, Ebû Ubeyde’ye mektup yazıp (şöyle bildirdi): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah ve Resûlü, velisi olmayanın velisidir. Dayı da varisi olmayanın varisidir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Âişe ve Mikdâm b. Ma’dîkerib’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.
2104. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قال: أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْخَالُ وَارِثُ مَنْ لاَ وَارِثَ لَهُ " . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَقَدْ أَرْسَلَهُ بَعْضُهُمْ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ عَائِشَةَ . - وَاخْتَلَفَ فِيهِ أَصْحَابُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَوَرَّثَ بَعْضُهُمُ الْخَالَ وَالْخَالَةَ وَالْعَمَّةَ وَإِلَى هَذَا الْحَدِيثِ ذَهَبَ أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي تَوْرِيثِ ذَوِي الأَرْحَامِ وَأَمَّا زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ فَلَمْ يُوَرِّثْهُمْ وَجَعَلَ الْمِيرَاثَ فِي بَيْتِ الْمَالِ .
Bize İshak b. Mansûr haber verdi. (Dedi ki): Bize Ebû Âsım haber verdi, İbn Cüreyc’den, o Amr b. Müslim’den, o Tâvûs’tan, o da Âişe’den. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Dayı, varisi olmayanın varisidir” buyurdu. Bu hadis hasen gariptir. Bazıları bunu mürsel olarak (Tâvûs’tan, o Nebi’den diyerek) rivayet etmiş ve onda Âişe’yi zikretmemiştir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı bu konuda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları dayı, teyze ve halayı (zevi’l-erhâm olarak) mirasçı kılmışlardır. İlim ehlinin çoğu zevi’l-erhâm’ın (akrabaların) mirasçılığı konusunda bu hadise göre hareket etmişlerdir. Zeyd b. Sâbit ise onları mirasçı kılmaz ve mirası (onlar yerine) Beytülmal’e (devlet hazinesine) verirdi.
2105. Hadis
حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، قال: حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، قال: أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَصْبَهَانِيِّ، عَنْ مُجَاهِدٍ، وَهُوَ ابْنُ وَرْدَانَ عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ مَوْلًى، لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَعَ مِنْ عِذْقِ نَخْلَةٍ فَمَاتَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " انْظُرُوا هَلْ لَهُ مِنْ وَارِثٍ " . قَالُوا لاَ . قَالَ " فَادْفَعُوهُ إِلَى بَعْضِ أَهْلِ الْقَرْيَةِ " . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ .
Bize Bündâr anlattı. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân haber verdi, o Abdurrahman b. el-Asbehânî’den, o Mücâhid’den –ki o İbn Verdân’dır–, o Urve’den, o da Âişe’den. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in azatlılarından biri bir hurma ağacının salkımından düştü ve öldü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bakın, bir mirasçısı var mı?” buyurdu. “Hayır” dediler. Buyurdu ki: “Öyleyse onu (mirasını) köy halkından birine (veya köyün büyüklerinden birine) verin.” Bu hadis hasendir.
2106. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، قال: حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَوْسَجَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، مَاتَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَدَعْ وَارِثًا إِلاَّ عَبْدًا هُوَ أَعْتَقَهُ فَأَعْطَاهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِيرَاثَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَالْعَمَلُ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي هَذَا الْبَابِ إِذَا مَاتَ الرَّجُلُ وَلَمْ يَتْرُكْ عَصَبَةً أَنَّ مِيرَاثَهُ يُجْعَلُ فِي بَيْتِ مَالِ الْمُسْلِمِينَ .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân anlattı, Amr b. Dînâr’dan, o Avsece’den, o İbn Abbâs’tan. (Dedi ki): (İbn Abbâs’tan rivayet edildiğine göre), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde bir adam öldü ve kendi azat ettiği bir köleden başka varis bırakmadı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mirasını ona (o azatlı köleye) verdi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. İlim ehli katında bu konudaki uygulama şöyledir: Bir adam ölür de geriye asabe (baba tarafı erkek akraba) bırakmazsa, mirası Müslümanların beytülmaline (devlet hazinesine) konulur (yani azat ettiği kölesine verilmez).
2107. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَرِثُ الْمُسْلِمُ الْكَافِرَ وَلاَ الْكَافِرُ الْمُسْلِمَ " . حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ هَكَذَا رَوَاهُ مَعْمَرٌ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ نَحْوَ هَذَا . وَرَوَى مَالِكٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ عَنْ عُمَرَ بْنِ عُثْمَانَ عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَحَدِيثُ مَالِكٍ وَهَمٌ وَهِمَ فِيهِ مَالِكٌ وَقَدْ رَوَاهُ بَعْضُهُمْ عَنْ مَالِكٍ فَقَالَ عَنْ عَمْرِو بْنِ عُثْمَانَ وَأَكْثَرُ أَصْحَابِ مَالِكٍ قَالُوا عَنْ مَالِكٍ عَنْ عُمَرَ بْنِ عُثْمَانَ وَعَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ هُوَ مَشْهُورٌ مِنْ وَلَدِ عُثْمَانَ وَلاَ يُعْرَفُ عُمَرُ بْنُ عُثْمَانَ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ وَاخْتَلَفَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي مِيرَاثِ الْمُرْتَدِّ فَجَعَلَ أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصَحْابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمُ الْمَالَ لِوَرَثَتِهِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ يَرِثُهُ وَرَثَتُهُ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَاحْتَجُّوا بِحَدِيثِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَرِثُ الْمُسْلِمُ الْكَافِرَ " . وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ .
Bize Saîd b. Abdurrahman el-Mahzûmî ve birden çok kişi anlattı, dediler ki: Bize Süfyân anlattı, Zührî’den. (H) Ve bize Ali b. Hucr anlattı. (Dedi ki): Bize Hüşeym haber verdi, Zührî’den, o Ali b. Hüseyin’den, o Amr b. Osman’dan, o Üsâme b. Zeyd’den. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman kâfire mirasçı olamaz, kâfir de Müslüman’a mirasçı olamaz.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Câbir ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Ma’mer ve birden çok kişi Zührî’den bunun benzerini rivayet etmişlerdir. Mâlik de Zührî’den, o Ali b. Hüseyin’den, o Ömer b. Osman’dan, o Üsâme b. Zeyd’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu hadisi rivayet etmiştir. Ancak Mâlik’in hadisi (senedinde) vehim vardır; Mâlik (isimde) yanılmıştır. Bazıları Mâlik’ten rivayet ederken “Amr b. Osman’dan” demişlerdir. Mâlik’in ashabının çoğu ise “Mâlik’ten, o Ömer b. Osman’dan” demişlerdir. Oysa (doğrusu) Amr b. Osman b. Affan’dır, o Osman’ın meşhur çocuklarındandır. Ömer b. Osman (diye biri) bilinmemektedir. İlim ehli katında uygulama bu hadis üzerinedir. Bazı ilim ehli mürtedin (dinden dönenin) mirası hakkında ihtilaf etmişlerdir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından ilim ehlinin çoğu, (mürtedin) malının Müslüman varislerine ait olacağını söylemişlerdir. Bazıları ise “Müslüman varisleri ona mirasçı olamaz” demişler ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Müslüman kâfire mirasçı olamaz” hadisini delil getirmişlerdir. Şâfiî’nin görüşü de budur.
2108. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قال: حَدَّثَنَا حُصَيْنُ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَتَوَارَثُ أَهْلُ مِلَّتَيْنِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ جَابِرٍ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى .
Bize Humeyd b. Mes’ade anlattı. (Dedi ki): Bize Husayn b. Nümeyr anlattı, İbn Ebî Leylâ’dan, o Ebû’z-Zübeyr’den, o Câbir’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İki ayrı din ehli birbirine mirasçı olamaz.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi Câbir’in hadisinden, sadece İbn Ebî Leylâ’nın rivayeti olarak biliyoruz.
2109. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قال: حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْقَاتِلُ لاَ يَرِثُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ يَصِحُّ وَلاَ يُعْرَفُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَإِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي فَرْوَةَ قَدْ تَرَكَهُ بَعْضُ أَهْلِ الْحَدِيثِ مِنْهُمْ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ الْقَاتِلَ لاَ يَرِثُ كَانَ الْقَتْلُ عَمْدًا أَوْ خَطَأً . وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِذَا كَانَ الْقَتْلُ خَطَأً فَإِنَّهُ يَرِثُ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكٍ .
Bize Kuteybe anlattı. (Dedi ki): Bize Leys anlattı, İshak b. Abdullah’tan, o Zührî’den, o Humeyd b. Abdurrahman’dan, o Ebû Hüreyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Katil miras alamaz.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahih değildir ve sadece bu veçhiyle bilinmektedir. İshak b. Abdullah b. Ebî Ferve’yi bazı hadisçiler, (örneğin) onlardan Ahmed b. Hanbel terk etmişlerdir. İlim ehli katında uygulama bu hadis üzerinedir; katil miras alamaz, ister kasten öldürme olsun ister hataen. Bazıları ise şöyle demişlerdir: Eğer öldürme hataen ise miras alır. Bu, Mâlik’in görüşüdür.
2110. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَأَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ قَالَ عُمَرُ الدِّيَةُ عَلَى الْعَاقِلَةِ وَلاَ تَرِثُ الْمَرْأَةُ مِنْ دِيَةِ زَوْجِهَا شَيْئًا . فَأَخْبَرَهُ الضَّحَّاكُ بْنُ سُفْيَانَ الْكِلاَبِيُّ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَتَبَ إِلَيْهِ أَنْ وَرِّثِ امْرَأَةَ أَشْيَمَ الضِّبَابِيِّ مِنْ دِيَةِ زَوْجِهَا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe ve Ahmed b. Menî’ ve birden çok kişi anlattı, dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, Zührî’den, o Saîd b. Müseyyeb’den. (Dedi ki): Ömer şöyle demişti: “Diyet (sorumluluğu) âkile (baba tarafı erkek akrabalar) üzerinedir. Kadın, kocasının diyetinden (miras olarak) hiçbir şey alamaz.” Bunun üzerine Dahhâk b. Süfyân el-Kilâbî ona (Ömer’e) haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine (mektup) yazıp “Eşyem ed-Dıbâbî’nin hanımını, kocasının diyetine mirasçı kılmasını (kocasının diyetinden pay vermesini)” emretti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
2111. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قال حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى فِي جَنِينِ امْرَأَةٍ مِنْ بَنِي لَحْيَانَ سَقَطَ مَيِّتًا بِغُرَّةٍ عَبْدٍ أَوْ أَمَةٍ ثُمَّ إِنَّ الْمَرْأَةَ الَّتِي قُضِيَ عَلَيْهَا بِالْغُرَّةِ تُوُفِّيَتْ فَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ مِيرَاثَهَا لِبَنِيهَا وَزَوْجِهَا وَأَنَّ عَقْلَهَا عَلَى عَصَبَتِهَا . قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى يُونُسُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ وَأَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَرَوَاهُ مَالِكٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَمَالِكٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلٌ .
Bize Kuteybe anlattı. (Dedi ki): Bize Leys anlattı, İbn Şihâb’dan, o Saîd b. Müseyyeb’den, o Ebû Hüreyre’den. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Benî Lihyân’dan bir kadının (düşürdüğü ve) ölü olarak doğan cenini hakkında bir “gurre” (bir erkek veya kadın köle) ödenmesine hükmetti. Sonra aleyhine gurre hükmü verilen o kadın (da) öldü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun mirasının oğullarına ve kocasına ait olduğuna, (ödemesi gereken) diyetin (akl) ise asabesine (baba tarafı erkek akrabalarına) ait olduğuna hükmetti. Ebû Îsâ dedi ki: Yûnus bu hadisi Zührî’den, o Saîd b. Müseyyeb ve Ebû Seleme’den, o Ebû Hüreyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunun benzeri şekilde rivayet etmiştir. Mâlik de Zührî’den, o Ebû Seleme’den, o Ebû Hüreyre’den rivayet etmiştir. Yine Mâlik, Zührî’den, o Saîd b. Müseyyeb’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den mürsel olarak rivayet etmiştir.
2112. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، قال: حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ وَوَكِيعٌ عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ، وَقَالَ، بَعْضُهُمْ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِيِّ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا السُّنَّةُ فِي الرَّجُلِ مِنْ أَهْلِ الشِّرْكِ يُسْلِمُ عَلَى يَدَىْ رَجُلٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هُوَ أَوْلَى النَّاسِ بِمَحْيَاهُ وَمَمَاتِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَهْبٍ وَيُقَالُ ابْنُ مَوْهَبٍ عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِيِّ . وَقَدْ أَدْخَلَ بَعْضُهُمْ بَيْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَهْبٍ وَبَيْنَ تَمِيمٍ الدَّارِيِّ قَبِيصَةَ بْنَ ذُؤَيْبٍ وَلاَ يَصِحُّ رَوَاهُ يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عُمَرَ وَزَادَ فِيهِ قَبِيصَةَ بْنَ ذُؤَيْبٍ وَهُوَ عِنْدِي لَيْسَ بِمُتَّصِلٍ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَقَالَ بَعْضُهُمْ يُجْعَلُ مِيرَاثُهُ فِي بَيْتِ الْمَالِ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَاحْتَجَّ بِحَدِيثِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " أَنَّ الْوَلاَءَ لِمَنْ أَعْتَقَ " .
Bize Ebû Küreyb anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Üsâme, İbn Nümeyr ve Vekî’ anlattı, Abdülazîz b. Ömer b. Abdülazîz’den, o Abdullah b. Mevheb’den –bazıları Abdullah b. Vehb demiştir–, o Temîm ed-Dârî’den. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordum: “Şirk ehlinden bir adamın, Müslümanlardan bir adamın eliyle (onun vesilesiyle) Müslüman olması hakkındaki sünnet (hüküm) nedir?” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “O (vesile olan kişi), onun hayatında da ölümünde de insanlardan ona en yakın (hak sahibi) olandır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi sadece Abdullah b. Vehb –İbn Mevheb de denilir– tarikiyle Temîm ed-Dârî’den biliyoruz. Bazıları Abdullah b. Vehb ile Temîm ed-Dârî arasına Kabîsa b. Züeyb’i koymuşlardır ama bu sahih değildir. Yahyâ b. Hamza bunu Abdülazîz b. Ömer’den rivayet etmiş ve senede Kabîsa b. Züeyb’i eklemiştir; ancak bence bu muttasıl değildir (kopuktur). Bazı ilim ehli katında amel bu hadis üzerinedir. Bazıları ise “(Böyle birinin) mirası Beytülmal’e konulur” demişlerdir. Şâfiî’nin görüşü budur ve o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Velâ (hakkı), azat edene aittir” hadisini delil getirmiştir (Müslüman olmaya vesile olmak velâ hakkı doğurmaz demek istemiştir).
2113. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قال حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَيُّمَا رَجُلٍ عَاهَرَ بِحُرَّةٍ أَوْ أَمَةٍ فَالْوَلَدُ وَلَدُ زِنَا لاَ يَرِثُ وَلاَ يُورَثُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى غَيْرُ ابْنِ لَهِيعَةَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ وَلَدَ الزِّنَا لاَ يَرِثُ مِنْ أَبِيهِ.
Bize Kuteybe anlattı. (Dedi ki): Bize İbn Lehîa anlattı, Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o dedesinden. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hangi adam hür bir kadınla veya bir cariye ile zina ederse, (doğan) çocuk veled-i zinadır; ne mirasçı olur ne de kendisine mirasçı olunur.” Ebû Îsâ dedi ki: İbn Lehîa’dan başkaları da bu hadisi Amr b. Şuayb’dan rivayet etmiştir. İlim ehli katında amel buna göredir; veled-i zina babasından miras alamaz (sadece annesinden alır).
2114. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قال: حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَرِثُ الْوَلاَءَ مَنْ يَرِثُ الْمَالَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِالْقَوِيِّ .
Bize Kuteybe anlattı. (Dedi ki): Bize İbn Lehîa anlattı, Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o dedesinden. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Malı miras alan (kişi), velâyı da miras alır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisin senedi kuvvetli değildir.
2115. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ أَبُو مُوسَى الْمُسْتَمْلِيُّ الْبَغْدَادِيُّ، قال: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، قال: حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ رُؤْبَةَ التَّغْلِبِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْوَاحِدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ أَبِي بُسْرٍ النَّصْرِيِّ، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْمَرْأَةُ تَحُوزُ ثَلاَثَةَ مَوَارِيثَ عَتِيقَهَا وَلَقِيطَهَا وَوَلَدَهَا الَّذِي لاَعَنَتْ عَلَيْهِ " . هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ يُعْرَفُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ حَرْبٍ .
Bize Hârûn Ebû Mûsâ el-Müstemlî el-Bağdâdî anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Harb anlattı. (Dedi ki): Bize Ömer b. Ru’be et-Tağlibî anlattı, Abdülvâhid b. Abdullah Ebû Büsr en-Nasrî’den, o Vâsile b. Eska’dan. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kadın üç (türlü) mirası elde eder: (1) Kendi azat ettiği (kölesinin) mirasını, (2) bulup büyüttüğü (buluntu çocuğun) mirasını, (3) üzerine lian yaptığı (kendisinden olduğu reddedilen) çocuğunun mirasını.” Bu hadis hasen gariptir. Muhammed b. Harb’in hadisi olması dışında sadece bu veçhiyle bilinmektedir.