1501_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قُلْتُ لِمَالِكٍ حَدَّثَكَ نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَعْتَقَ شِرْكًا لَهُ فِي عَبْدٍ فَكَانَ لَهُ مَالٌ يَبْلُغُ ثَمَنَ الْعَبْدِ قُوِّمَ عَلَيْهِ قِيمَةَ الْعَدْلِ فَأُعْطِيَ شُرَكَاؤُهُ حِصَصَهُمْ وَعَتَقَ عَلَيْهِ الْعَبْدُ وَإِلاَّ فَقَدْ عَتَقَ مِنْهُ مَا عَتَقَ" .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı. (Dedi ki): Mâlik’e: '(Bize) Nâfi’, İbn Ömer’den; onun da şöyle dediğini nakletti mi?' diye sordum. (İbn Ömer naklen) dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: 'Kim bir köledeki hissesini azad ederse ve kölenin [tam] bedeline ulaşacak kadar malı da varsa, o köleye adil bir kıymet biçilir. Sonra ortaklarına hisseleri verilir ve köle onun adına [tamamen] azad edilmiş olur. Aksi takdirde [parası yetmezse] köleden azad ettiği [hissesi] kadar azad edilmiş olur.'
1501_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، جَمِيعًا عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ، وَأَبُو كَامِلٍ قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ، الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ أُمَيَّةَ، ح وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ، الأَيْلِيُّ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، بِمَعْنَى حَدِيثِ مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ.
Bize onu Kuteybe b. Saîd ve Muhammed b. Rumh, her ikisi Leys b. Sa’d’dan; (H) bize Şeybân b. Ferrûh, Cerîr b. Hâzim’den; (H) bize Ebü’r-Rabî’ ve Ebû Kâmil; her ikisi Hammâd’dan; o da Eyyûb’dan; (H) bize İbn Nümeyr, babasından; o da Ubeydullah’tan; (H) bize Muhammed b. el-Müsennâ, Abdülvehhâb’dan; o da Yahyâ b. Saîd’den duyduğunu; (H) bana İshak b. Mansûr, Abdürrezzâk’tan; o da İbn Cüreyc’den; o da İsmâîl b. Ümeyye’den haber aldığını; (H) bize Hârûn b. Saîd el-Eylî, İbn Vehb’den; o da Üsâme’den; (H) bize Muhammed b. Râfi’, İbn Ebî Füdeyk’ten; o da İbn Ebî Zi’b’den naklen anlattılar. Bu ravilerin tamamı Nâfi’den, o da İbn Ömer’den, Mâlik’in Nâfi’den rivayet ettiği hadis mânasında rivayette bulunmuşlardır.
1502. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فِي الْمَمْلُوكِ بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ فَيُعْتِقُ أَحَدُهُمَا قَالَ " يَضْمَنُ" .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar -lafız İbn el-Müsennâ’nındır-. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. (Dedi ki): Bize Şu'be, Katâde’den anlattı. O, Nadr b. Enes’ten, o da Beşîr b. Nehîk’ten, o da Ebû Hüreyre’den, o da Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’den nakletti. (Resûlullah), iki kişi arasındaki [ortak] kölenin biri tarafından azad edilmesi hakkında: '[Azad eden ortak, diğer ortağın hissesini] tazmin eder.' buyurdu.
1503_1. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَعْتَقَ شِقْصًا لَهُ فِي عَبْدٍ فَخَلاَصُهُ فِي مَالِهِ إِنْ كَانَ لَهُ مَالٌ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ اسْتُسْعِيَ الْعَبْدُ غَيْرَ مَشْقُوقٍ عَلَيْهِ " .
Bana Amr en-Nâkid anlattı. (Dedi ki): Bize İsmâîl b. İbrâhim, İbn Ebî Arûbe’den; o da Katâde’den; o da Nadr b. Enes’ten; o da Beşîr b. Nehîk’ten; o da Ebû Hüreyre’den naklen anlattı. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: 'Kim bir köledeki hissesini azad ederse, eğer malı varsa kölenin [tamamen] kurtarılması onun malından karşılanır. Eğer malı yoksa, köle [kendisine] fazla yüklenilmeksizin (geri kalan bedeli için) çalıştırılır.'
1503_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى، - يَعْنِي ابْنَ يُونُسَ - عَنْ سَعِيدِ بْنِ، أَبِي عَرُوبَةَ بِهَذَا الإِسْنَادِ وَزَادَ " إِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ قُوِّمَ عَلَيْهِ الْعَبْدُ قِيمَةَ عَدْلٍ ثُمَّ يُسْتَسْعَى فِي نَصِيبِ الَّذِي لَمْ يُعْتِقْ غَيْرَ مَشْقُوقٍ عَلَيْهِ " .
Bize onu Ali b. Haşrem anlattı. (Dedi ki): Bize Îsâ -yani İbn Yûnus- Saîd b. Ebî Arûbe’den bu isnâd ile haber verdi. (Rivayetinde şunları) ekledi: 'Eğer [azad edenin] malı yoksa köleye adil bir kıymet biçilir. Sonra [köle], azad etmeyen [ortağın] hissesi için kendisine fazla yüklenilmeksizin (çalışıp bedelini ödemesi için) çalıştırılır.'
1503_3. Hadis
حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ بِهَذَا الإِسْنَادِ بِمَعْنَى حَدِيثِ ابْنِ أَبِي عَرُوبَةَ وَذَكَرَ فِي الْحَدِيثِ قُوِّمَ عَلَيْهِ قِيمَةَ عَدْلٍ
Bana Hârûn b. Abdullah anlattı. (Dedi ki): Bize Vehb b. Cerîr anlattı. (Dedi ki): Babamı, bu isnâd ile İbn Ebî Arûbe hadisi mânasında bir hadis anlatırken dinledim. Hadiste: '[Köleye] adil bir kıymet biçilir.' (ifadesini de) zikretti.
1504_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا أَرَادَتْ أَنْ تَشْتَرِيَ، جَارِيَةً تُعْتِقُهَا فَقَالَ أَهْلُهَا نَبِيعُكِهَا عَلَى أَنَّ وَلاَءَهَا لَنَا . فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لاَ يَمْنَعُكِ ذَلِكَ فَإِنَّمَا الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ ".
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı. (Dedi ki): Mâlik'e, Nâfi’den naklen okudum. (Buna göre) Nâfi’, İbn Ömer’den; o da Âişe’den (rivayet etmiştir): Âişe azad etmek üzere bir cariye satın almak istemişti de [sahibi olan] ailesi: 'Vela (azadlık bağı/mirasçılık) hakkı bize ait olmak şartıyla onu sana satarız.' dediler. (Âişe) durumu Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e haber verdi. Bunun üzerine (Resûlullah): 'Bu (şart) seni (onu almaktan) alıkoymasın. Çünkü vela [hakkı], ancak azad eden kimseyindir.' buyurdu.
1504_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ بَرِيرَةَ جَاءَتْ عَائِشَةَ تَسْتَعِينُهَا فِي كِتَابَتِهَا وَلَمْ تَكُنْ قَضَتْ مِنْ كِتَابَتِهَا شَيْئًا فَقَالَتْ لَهَا عَائِشَةُ ارْجِعِي إِلَى أَهْلِكِ فَإِنْ أَحَبُّوا أَنْ أَقْضِيَ عَنْكِ كِتَابَتَكِ وَيَكُونَ وَلاَؤُكِ لِي . فَعَلْتُ فَذَكَرَتْ ذَلِكَ بَرِيرَةُ لأَهْلِهَا فَأَبَوْا وَقَالُوا إِنْ شَاءَتْ أَنْ تَحْتَسِبَ عَلَيْكِ فَلْتَفْعَلْ وَيَكُونَ لَنَا وَلاَؤُكِ . فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ابْتَاعِي فَأَعْتِقِي . فَإِنَّمَا الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ " . ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَا بَالُ أُنَاسٍ يَشْتَرِطُونَ شُرُوطًا لَيْسَتْ فِي كِتَابِ اللَّهِ مَنِ اشْتَرَطَ شَرْطًا لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَلَيْسَ لَهُ وَإِنْ شَرَطَ مِائَةَ مَرَّةٍ شَرْطُ اللَّهِ أَحَقُّ وَأَوْثَقُ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı. (Dedi ki): Bize Leys, İbn Şihâb’dan; o da Urve’den anlattı. (Buna göre) Âişe ona şunu haber vermiştir: Berîre, mükâtebe (özgürlük bedeli anlaşması) için yardım istemek üzere Âişe’ye geldi. O sırada bu bedelden henüz hiçbir şey ödememişti. Âişe ona: 'Sahiplerine dön; eğer bedelini senin adına ödememi ve vela (azadlık bağı/mirasçılık) hakkının bana ait olmasını kabul ederlerse bunu yaparım.' dedi. Berîre bunu sahiplerine zikretti ancak onlar bunu kabul etmeyerek: 'Eğer [Âişe] bu bedeli senin adına teberru (karşılıksız bağış) olarak ödemek isterse yapsın; ancak senin vela hakkın bize ait olur.' dediler. Berîre bu durumu Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e haber verdi. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona: 'Onu satın al ve azad et! Zira vela, ancak azad edenindir.' buyurdu. Sonra Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) kalkıp şöyle buyurdu: 'Bazı kimselere ne oluyor ki, Allah’ın kitabında (hükümlerinde) olmayan şartlar ileri sürüyorlar? Kim Allah’ın kitabında bulunmayan bir şart koşarsa -bu şart yüz kere de koşulsa- onun için geçerli değildir. Allah’ın şartı (hükmü) uyulmaya en layık ve en sağlam olandır.'
1504_3. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، بْنِ الزُّبَيْرِ عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ جَاءَتْ بَرِيرَةُ إِلَىَّ فَقَالَتْ يَا عَائِشَةُ إِنِّي كَاتَبْتُ أَهْلِي عَلَى تِسْعِ أَوَاقٍ فِي كُلِّ عَامٍ أُوقِيَّةٌ . بِمَعْنَى حَدِيثِ اللَّيْثِ وَزَادَ فَقَالَ " لاَ يَمْنَعُكِ ذَلِكِ مِنْهَا ابْتَاعِي وَأَعْتِقِي " . وَقَالَ فِي الْحَدِيثِ ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي النَّاسِ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ " .
Bana Ebü't-Tâhir anlattı. (Dedi ki): Bize İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus, İbn Şihâb’dan haber verdi. O da Urve b. ez-Zübeyr’den, o da Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in eşi Âişe’den (rivayet etti). (Âişe) dedi ki: Berîre bana gelerek: 'Ey Âişe! Her yıl bir ukiyye [gümüş] ödemek üzere dokuz ukiyye karşılığında ailemle mükâtebe (özgürlük) sözleşmesi yaptım.' dedi. (Ravi, hadisin devamını) Leys hadisi mânasında nakletti ve (şu fazlalığı) ekledi: (Resûlullah): 'Bu [şart], senin onu satın almana engel olmasın. Satın al ve azad et!' buyurdu. Hadiste (şunu da) zikretti: 'Sonra Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanların huzurunda ayağa kalktı; Allah’a hamd ve senâda bulundu; sonra: 'Ammâ ba'du (Bundan sonra)...' buyurdu.'
1504_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ الْهَمْدَانِيُّ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ، بْنُ عُرْوَةَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَتْ عَلَىَّ بَرِيرَةُ فَقَالَتْ إِنَّ أَهْلِي كَاتَبُونِي عَلَى تِسْعِ أَوَاقٍ فِي تِسْعِ سِنِينَ فِي كُلِّ سَنَةٍ أُوقِيَّةٌ . فَأَعِينِينِي . فَقُلْتُ لَهَا إِنْ شَاءَ أَهْلُكِ أَنْ أَعُدَّهَا لَهُمْ عَدَّةً وَاحِدَةً وَأُعْتِقَكِ وَيَكُونَ الْوَلاَءُ لِي فَعَلْتُ . فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لأَهْلِهَا فَأَبَوْا إِلاَّ أَنْ يَكُونَ الْوَلاَءُ لَهُمْ فَأَتَتْنِي فَذَكَرَتْ ذَلِكَ قَالَتْ فَانْتَهَرْتُهَا فَقَالَتْ لاَهَا اللَّهِ إِذَا قَالَتْ . فَسَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَنِي فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ " اشْتَرِيهَا وَأَعْتِقِيهَا وَاشْتَرِطِي لَهُمُ الْوَلاَءَ فَإِنَّ الْوَلاَءَ لِمَنْ أَعْتَقَ " . فَفَعَلْتُ - قَالَتْ - ثُمَّ خَطَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشِيَّةً فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ فَمَا بَالُ أَقْوَامٍ يَشْتَرِطُونَ شُرُوطًا لَيْسَتْ فِي كِتَابِ اللَّهِ مَا كَانَ مِنْ شَرْطٍ لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَهُوَ بَاطِلٌ وَإِنْ كَانَ مِائَةَ شَرْطٍ كِتَابُ اللَّهِ أَحَقُّ وَشَرْطُ اللَّهِ أَوْثَقُ مَا بَالُ رِجَالٍ مِنْكُمْ يَقُولُ أَحَدُهُمْ أَعْتِقْ فُلاَنًا وَالْوَلاَءُ لِي إِنَّمَا الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ " .
Bize Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ el-Hemedânî anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Üsâme anlattı. (Dedi ki): Bize Hişâm b. Urve anlattı. (Dedi ki): Bana babam, Âişe’den (naklen) haber verdi. (Âişe) dedi ki: Berîre yanıma girdi ve: 'Ailemle dokuz yıl boyunca her yıl bir ukiyye ödemek üzere dokuz ukiyye karşılığında mükâtebe (özgürlük) sözleşmesi yaptım; bana yardım et.' dedi. Ben de ona: 'Eğer ailen bu bedeli onlara tek seferde ödememi ve senin vela (azadlık bağı/mirasçılık) hakkının bana ait olmasını kabul ederlerse bunu yaparım.' dedim. Berîre bu durumu ailesine zikretti ancak onlar vela hakkının kendilerine ait olmasında direterek bunu kabul etmediler. Berîre [tekrar] yanıma gelip durumu haber verdi. (Âişe) dedi ki: Bunun üzerine ben onu azarladım. [Berîre de kararım karşısında üzüntüsünü belirtti.] Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bunu duyup bana sordu, ben de ona anlattım. Bunun üzerine (Resûlullah): 'Onu satın al ve azad et; onlara vela hakkını da [isterlerse] şart koş! Zira vela, ancak azad eden kimseyindir.' buyurdu. (Âişe devamla) dedi ki: Bunu yaptım. Sonra Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) akşam vakti bir hutbe irad etti; Allah’a layık olduğu şekilde hamd ve senâda bulundu, sonra şöyle buyurdu: 'Ammâ ba'du; bazı topluluklara ne oluyor ki, Allah’ın kitabında bulunmayan şartlar koşuyorlar? Allah Azze ve Celle’nin kitabında olmayan her şart batıldır; yüz şart bile olsa [geçersizdir]. Allah’ın kitabı (hükmü) daha haktır ve Allah’ın şartı daha sağlamdır. Sizden bazı adamlara ne oluyor da: 'Falan kişiyi azad et, vela hakkı da benim olsun!' diyorlar? Şüphesiz vela, ancak azad edenindir.'
1504_5. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، جَمِيعًا عَنْ جَرِيرٍ، كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . نَحْوَ حَدِيثِ أَبِي أُسَامَةَ غَيْرَ أَنَّ فِي، حَدِيثِ جَرِيرٍ قَالَ وَكَانَ زَوْجُهَا عَبْدًا فَخَيَّرَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاخْتَارَتْ نَفْسَهَا وَلَوْ كَانَ حُرًّا لَمْ يُخَيِّرْهَا . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِهِمْ " أَمَّا بَعْدُ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Küreyb anlattılar. (Dediler ki): Bize İbn Nümeyr anlattı. (H) Bize Ebû Küreyb de anlattı. (Dedi ki): Bize Vekî’ anlattı. (H) Bize Züheyr b. Harb ve İshak b. İbrahim de anlattılar. (Dediler ki): Hepimiz Cerîr’den naklediyoruz. Bunların tamamı Hişâm b. Urve’den bu isnâd ile Ebû Üsâme hadisi benzerini nakletmişlerdir. Ancak Cerîr’in hadisinde (ravi şunu da) söylemiştir: 'Berîre’nin kocası bir köle idi. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) onu (evliliğe devam edip etmeme hususunda) muhayyer bıraktı, o da kendisini [ayrılmayı] tercih etti. Eğer kocası hür olsaydı (Resûlullah) onu muhayyer bırakmazdı.' Ayrıca bu ravilerin hadisinde 'Ammâ ba'du' (ifadesi) geçmemektedir.
1504_6. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، - وَاللَّفْظُ لِزُهَيْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ فِي بَرِيرَةَ ثَلاَثُ قَضِيَّاتٍ أَرَادَ أَهْلُهَا أَنْ يَبِيعُوهَا وَيَشْتَرِطُوا وَلاَءَهَا فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اشْتَرِيهَا وَأَعْتِقِيهَا فَإِنَّ الْوَلاَءَ لِمَنْ أَعْتَقَ " . قَالَتْ وَعَتَقَتْ فَخَيَّرَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاخْتَارَتْ نَفْسَهَا . قَالَتْ وَكَانَ النَّاسُ يَتَصَدَّقُونَ عَلَيْهَا وَتُهْدِي لَنَا . فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " هُوَ عَلَيْهَا صَدَقَةٌ وَهُوَ لَكُمْ هَدِيَّةٌ فَكُلُوهُ " .
Bize Züheyr b. Harb ve Muhammed b. el-Alâ anlattılar -lafız Züheyr’indir-. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye anlattı. (Dedi ki): Bize Hişâm b. Urve, Abdurrahman b. el-Kâsım’dan; o babasından, o da Âişe’den (naklen) anlattı. (Âişe) dedi ki: Berîre hakkında üç hüküm [mesele] vardır: [Birincisi]: Sahipleri onu vela (mirasçılık) hakkı kendilerine ait olmak şartıyla satmak istediler. Ben bunu Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e zikrettim. Bunun üzerine (Resûlullah): 'Onu satın al ve azad et; zira vela, ancak azad eden kimseyindir.' buyurdu. [İkincisi]: Berîre azad edilince Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) onu [evliliğe devam edip etmeme hususunda] muhayyer bıraktı, o da kendisini [ayrılmayı] tercih etti. [Üçüncüsü]: İnsanlar Berîre’ye sadaka veriyorlardı, o da bize [bu sadakalardan] hediye ediyordu. Bunu Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e zikrettim. (Resûlullah): 'Bu [sadaka], onun için sadaka, sizin için ise (onun tarafından verilmiş) bir hediyedir. Onu yiyin.' buyurdu.
1504_7. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، . أَنَّهَا اشْتَرَتْ بَرِيرَةَ مِنْ أُنَاسٍ مِنَ الأَنْصَارِ . وَاشْتَرَطُوا الْوَلاَءَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْوَلاَءُ لِمَنْ وَلِيَ النِّعْمَةَ " . وَخَيَّرَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ زَوْجُهَا عَبْدًا وَأَهْدَتْ لِعَائِشَةَ لَحْمًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ صَنَعْتُمْ لَنَا مِنْ هَذَا اللَّحْمِ " . قَالَتْ عَائِشَةُ تُصُدِّقَ بِهِ عَلَى بَرِيرَةَ . فَقَالَ " هُوَ لَهَا صَدَقَةٌ وَلَنَا هَدِيَّةٌ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Hüseyin b. Ali, Zâide’den; o Simâk’tan; o Abdurrahman b. el-Kâsım’dan; o babasından; o da Âişe’den (naklen) anlattı. Âişe, Berîre’yi Ensar’dan bazı kimselerden satın almıştı. [Sahipleri] vela (azadlık bağı/mirasçılık) hakkını kendi üzerlerine şart koştular. Bunun üzerine Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): 'Vela, nimete velayet edene [iyilik yapıp azad edene] aittir.' buyurdu. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) kocası köle olan Berîre’yi [evliliği sürdürme konusunda] muhayyer bıraktı. Berîre, Âişe’ye bir miktar et hediye etmişti. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): 'Keşke bize bu etten [bir yemek] yapsaydınız.' buyurdu. Âişe: 'O [et] Berîre’ye sadaka olarak verilmişti.' deyince, Efendimiz: 'O, Berîre için sadakadır; bizim için ise [onun tarafından verilen] bir hediyedir.' buyurdu.
1504_8. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ، الرَّحْمَنِ بْنَ الْقَاسِمِ قَالَ سَمِعْتُ الْقَاسِمَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا أَرَادَتْ أَنْ تَشْتَرِيَ، بَرِيرَةَ لِلْعِتْقِ فَاشْتَرَطُوا وَلاَءَهَا فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اشْتَرِيهَا وَأَعْتِقِيهَا فَإِنَّ الْوَلاَءَ لِمَنْ أَعْتَقَ " . وَأُهْدِيَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَحْمٌ فَقَالُوا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَذَا تُصُدِّقَ بِهِ عَلَى بَرِيرَةَ . فَقَالَ " هُوَ لَهَا صَدَقَةٌ وَهُوَ لَنَا هَدِيَّةٌ " . وَخُيِّرَتْ . فَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ وَكَانَ زَوْجُهَا حُرًّا . قَالَ شُعْبَةُ ثُمَّ سَأَلْتُهُ عَنْ زَوْجِهَا فَقَالَ لاَ أَدْرِي .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. (Dedi ki): Bize Şu'be anlattı. (Dedi ki): Abdurrahman b. el-Kâsım’ı dinledim. (Dedi ki): Kâsım’ı, Âişe’den (naklen) şöyle anlatırken dinledim: Âişe, azad etmek üzere Berîre’yi satın almak istemişti ancak [sahipleri] vela (azadlık bağı/mirasçılık) hakkını şart koştular. [Âişe] durumu Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e haber verdi. Bunun üzerine (Resûlullah): 'Onu satın al ve azad et; zira vela, ancak azad edenindir.' buyurdu. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e bir miktar et getirildi. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e: 'Bu [et], Berîre’ye sadaka olarak verilmişti.' dediler. (Resûlullah) da: 'O, Berîre için sadakadır; bizim için ise [onun tarafından verilen] bir hediyedir.' buyurdu. Berîre [evliliği sürdürme konusunda] muhayyer bırakıldı. Abdurrahman [b. el-Kâsım]: 'Onun kocası hür idi.' dedi. Şu'be dedi ki: 'Daha sonra [Abdurrahman’a] kocasını tekrar sordum, [bu defa]: 'Bilmiyorum' dedi.'
1504_9. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ النَّوْفَلِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bize onu Ahmed b. Osmân en-Nevfelî anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Dâvûd anlattı. (Dedi ki): Bize Şu'be bu isnâd ile [1504_8'in] bir benzerini anlattı.
1504_10. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ جَمِيعًا عَنْ أَبِي هِشَامٍ، قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُغِيرَةُ بْنُ سَلَمَةَ الْمَخْزُومِيُّ، وَأَبُو هِشَامٍ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ زَوْجُ بَرِيرَةَ عَبْدًا .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr hep birlikte Ebû Hişâm’dan; İbn el-Müsennâ (ayrıca): Bize Mugîre b. Seleme el-Mahzûmî anlattı dedi. Ebû Hişâm: Bize Vüheyb anlattı; (Vüheyb de): Bize Ubeydullah, Yezîd b. Rûmân’dan; o Urve’den; o da Âişe’den (rivayet etti) dedi. (Âişe) şöyle buyurdu: Berîre’nin kocası bir köleydi.
1504_11. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي، عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ فِي بَرِيرَةَ ثَلاَثُ سُنَنٍ خُيِّرَتْ عَلَى زَوْجِهَا حِينَ عَتَقَتْ وَأُهْدِيَ لَهَا لَحْمٌ فَدَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْبُرْمَةُ عَلَى النَّارِ فَدَعَا بِطَعَامٍ فَأُتِيَ بِخُبْزٍ وَأُدُمٍ مِنْ أُدُمِ الْبَيْتِ فَقَالَ " أَلَمْ أَرَ بُرْمَةً عَلَى النَّارِ فِيهَا لَحْمٌ " . فَقَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ذَلِكَ لَحْمٌ تُصُدِّقَ بِهِ عَلَى بَرِيرَةَ فَكَرِهْنَا أَنْ نُطْعِمَكَ مِنْهُ . فَقَالَ " هُوَ عَلَيْهَا صَدَقَةٌ وَهُوَ مِنْهَا لَنَا هَدِيَّةٌ " . وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِيهَا " إِنَّمَا الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ " .
Bana Ebü’t-Tâhir anlattı. (Dedi ki): Bize İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Mâlik b. Enes, Rebîa b. Ebî Abdurrahman’dan; o Kâsım b. Muhammed’den; o da Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in eşi Âişe’den (naklen) haber verdi. (Âişe) dedi ki: Berîre hakkında üç sünnet [hüküm] yerleşmiştir: [Birincisi]: Berîre azad edildiği vakit kocası hakkında [evliliğe devam edip etmeme hususunda] muhayyer bırakıldı. [İkincisi]: Kendisine bir miktar et hediye edilmişti. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ateşin üzerinde tencere varken yanıma girdi ve yemek istedi. Kendisine evdeki katıklardan ve ekmekten getirildi. Bunun üzerine (Resûlullah): 'Ateşin üzerinde içinde et olan bir tencere görmemiş miydim?' buyurdu. (Evdekiler): 'Evet ey Allah’ın Resûlü! Ancak o, Berîre’ye sadaka olarak verilmiş olan ettir; ondan sana yedirmeyi hoş görmedik [uygun bulmadık].' dediler. Efendimiz: 'O, onun için sadakadır; ondan bize ise bir hediyedir.' buyurdu. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Berîre hakkında [üçüncü olarak] şunu da söyledi: 'Vela, ancak azad eden kimseyindir.'
1505. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، حَدَّثَنِي سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَرَادَتْ عَائِشَةُ أَنْ تَشْتَرِيَ، جَارِيَةً تُعْتِقُهَا فَأَبَى أَهْلُهَا إِلاَّ أَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْوَلاَءُ فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لاَ يَمْنَعُكِ ذَلِكِ فَإِنَّمَا الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâlid b. Mahled, Süleyman b. Bilâl'den rivayet etti. (Dedi ki): Bana Sühey b. Ebî Sâlih babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti ki; Âişe (r.anha) azad etmek üzere bir cariye satın almak istemiş. Fakat cariyenin sahipleri, vela hakkının kendilerine ait olması şartı dışında satmaya yanaşmamışlar. Âişe durumu Resûlullah (s.a.v.)'e anlatınca: 'Bu seni engellemesin; çünkü vela hakkı ancak azad edenindir.' buyurmuş.
1506_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ بَيْعِ الْوَلاَءِ وَعَنْ هِبَتِهِ . قَالَ مُسْلِمٌ النَّاسُ كُلُّهُمْ عِيَالٌ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ فِي هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süleyman b. Bilâl, Abdullah b. Dînâr'dan, o da İbn Ömer'den naklen haber verdi ki; Resûlullah (s.a.v.) vela hakkının satılmasını ve hibe edilmesini yasaklamıştır. Müslim dedi ki: Bu hadiste bütün insanlar (raviler) Abdullah b. Dînâr'a muhtaçtır (ancak onun yoluyla rivayet edilmiştir).
1506_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، أَخْبَرَنَا الضَّحَّاكُ، - يَعْنِي ابْنَ عُثْمَانَ - كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ، دِينَارٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّ الثَّقَفِيَّ لَيْسَ فِي حَدِيثِهِ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ إِلاَّ الْبَيْعُ وَلَمْ يَذْكُرِ الْهِبَةَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İbn Uyeyne rivayet etti. (H) Bize Yahyâ b. Eyyûb, Kuteybe ve İbn Hucr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmâil b. Ca'fer rivayet etti. (H) Bize İbn Nümeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyan b. Saîd rivayet etti. (H) Bize İbnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. (H) Bize İbnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülvehhab rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah rivayet etti. (H) Bize İbn Râfi' rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Dahhâk -yani İbn Osman- haber verdi. Bu ravilerin hepsi Abdullah b. Dînâr'dan, o da İbn Ömer'den, o da Peygamber (s.a.v.)'den naklen bu hadisin benzerini rivayet ettiler. Ancak Sekafî'nin Ubeydullah'tan yaptığı rivayette sadece satma zikredilmiş, hibe zikredilmemiştir.
1507. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كَتَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى كُلِّ بَطْنٍ عُقُولَهُ ثُمَّ كَتَبَ " أَنَّهُ لاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَتَوَالَى مَوْلَى رَجُلٍ مُسْلِمٍ بِغَيْرِ إِذْنِهِ " . ثُمَّ أُخْبِرْتُ أَنَّهُ لَعَنَ فِي صَحِيفَتِهِ مَنْ فَعَلَ ذَلِكَ .
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Cüreyj haber verdi. (Dedi ki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi ki; kendisi Câbir b. Abdullah'ı şöyle derken işitmiş: Peygamber (s.a.v.) her kabileye (kendi aralarındaki) diyet yükümlülüğünü (yazılı olarak) bildirdi. Sonra: 'Bir Müslümanın, diğer bir Müslümanın azatlısını (mevlasını), onun izni olmadan kendi velayeti altına alması helal değildir.' diye yazdırdı. Câbir devamla dedi ki: Sonra bana haber verildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) kendi sayfasında bunu yapan kimseye lanet etmiştir.
1508_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيَّ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ تَوَلَّى قَوْمًا بِغَيْرِ إِذْنِ مَوَالِيهِ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ لاَ يُقْبَلُ مِنْهُ عَدْلٌ وَلاَ صَرْفٌ " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ya'kub -yani İbn Abdurrahman el-Kârî- Süheyl'den, o babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti ki; Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 'Kim velileri (azad edenleri)nin izni olmadan bir topluluğu veli edinirse, Allah'ın ve meleklerin laneti onun üzerine olsun. Böylesinden (kıyamet gününde) ne bir farz ne de bir nafile ibadet kabul edilir.'
1508_3. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ الْجُعْفِيُّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ تَوَلَّى قَوْمًا بِغَيْرِ إِذْنِ مَوَالِيهِ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لاَ يُقْبَلُ مِنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَدْلٌ وَلاَ صَرْفٌ " . وَحَدَّثَنِيهِ إِبْرَاهِيمُ بْنُ دِينَارٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " وَمَنْ وَالَى غَيْرَ مَوَالِيهِ بِغَيْرِ إِذْنِهِمْ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüseyin b. Ali el-Cu'fî, Zâide'den, o Süleyman (el-A'meş)'den, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 'Kim velilerinin izni olmadan bir topluluğu veli edinirse, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Kıyamet gününde ondan ne bir farz ne de bir nafile ibadet kabul edilir.' Bana bu hadisi İbrahim b. Dinar da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah b. Musa rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şeybân, A'meş'ten bu isnadla rivayet etti. Ancak o (lafız olarak): 'Kim velilerinden başkasını, onların izni olmadan veli edinirse...' buyurdu.
1370_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ خَطَبَنَا عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ فَقَالَ مَنْ زَعَمَ أَنَّ عِنْدَنَا، شَيْئًا نَقْرَأُهُ إِلاَّ كِتَابَ اللَّهِ وَهَذِهِ الصَّحِيفَةَ - قَالَ وَصَحِيفَةٌ مُعَلَّقَةٌ فِي قِرَابِ سَيْفِهِ - فَقَدْ كَذَبَ . فِيهَا أَسْنَانُ الإِبِلِ وَأَشْيَاءُ مِنَ الْجِرَاحَاتِ وَفِيهَا قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " الْمَدِينَةُ حَرَمٌ مَا بَيْنَ عَيْرٍ إِلَى ثَوْرٍ فَمَنْ أَحْدَثَ فِيهَا حَدَثًا أَوْ آوَى مُحْدِثًا فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً وَذِمَّةُ الْمُسْلِمِينَ وَاحِدَةٌ يَسْعَى بِهَا أَدْنَاهُمْ وَمَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ أَوِ انْتَمَى إِلَى غَيْرِ مَوَالِيهِ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً " .
Bize Ebû Küreyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. (Dedi ki): Bize A'meş, İbrahim et-Teymî'den, o babasından naklen rivayet etti. (Dedi ki): Ali b. Ebî Tâlib bize bir hutbe vererek şöyle dedi: 'Bizim yanımızda Allah'ın Kitabı'ndan ve şu sahifeden başka (Peygamber'den nakledilen ve) okuduğumuz bir şey olduğunu iddia eden yalan söylemiştir.' -Ravi dedi ki: O sahife kılıcının kınında asılı duruyordu.- (Ali sözüne şöyle devam etti): 'Bu sahifede develerin yaşları ve yaralamalarla ilgili bazı hükümler vardır. Ayrıca onda Peygamber (s.a.v.)'in şu sözleri yer almaktadır: Medine, Ayr ile Sevr arası haramdır (sit alanıdır). Kim burada (dine aykırı) bir bid'at çıkarır veya bir bid'atçıyı barındırırsa, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Kıyamet gününde Allah ondan ne bir farz ne de bir nafile ibadet kabul eder. Müslümanların himayesi (emânı) tektir; en aşağı derecedeki (sıradan halktan biri) bile bu emânı verebilir. Kim babasından başkasına nesep iddia ederse veya velilerinin izni olmadan başkasını veli edinirse (kendini onlara nispet ederse), Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Kıyamet gününde Allah ondan ne bir farz ne de bir nafile ibadet kabul eder.'
1509_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدٍ، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي هِنْدٍ - حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي حَكِيمٍ، عَنْ سَعِيدِ ابْنِ مَرْجَانَةَ، عَنْ أَبِي، هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مُؤْمِنَةً أَعْتَقَ اللَّهُ بِكُلِّ إِرْبٍ مِنْهَا إِرْبًا مِنْهُ مِنَ النَّارِ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ el-Anezî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahyâ b. Saîd, Abdullah b. Saîd'den -ki o İbn Ebî Hind'dir- rivayet etti. (Dedi ki): Bana İsmâil b. Ebî Hakîm, Saîd b. Mercâne'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 'Kim Mümin bir köleyi azad ederse, Allah o kölenin her bir uzvuna karşılık azad eden kimsenin bir uzvunu cehennem ateşinden azad eder.'
1509_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مُطَرِّفٍ أَبِي غَسَّانَ، الْمَدَنِيِّ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، عَنْ سَعِيدِ ابْنِ مَرْجَانَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً أَعْتَقَ اللَّهُ بِكُلِّ عُضْوٍ مِنْهَا عُضْوًا مِنْ أَعْضَائِهِ مِنَ النَّارِ حَتَّى فَرْجَهُ بِفَرْجِهِ " .
Bize Dâvud b. Ruşeyd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Velîd b. Müslim, Muhammed b. Mutarrif -Ebû Gassân el-Medenî-'den, o Zeyd b. Eslem'den, o Ali b. Hüseyin'den, o Saîd b. Mercâne'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti ki; Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 'Kim bir köle azad ederse, Allah o kölenin her bir uzvuna karşılık azad eden kimsenin bir uzvunu cehennem ateşinden azad eder. Hatta kölenin ferci (tenasül uzvu)ne karşılık kendisinin ferci (tenasül uzvu)ni de ateşten kurtarır.'
1509_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، عَنْ سَعِيدِ ابْنِ مَرْجَانَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مُؤْمِنَةً أَعْتَقَ اللَّهُ بِكُلِّ عُضْوٍ مِنْهُ عُضْوًا مِنَ النَّارِ حَتَّى يُعْتِقَ فَرْجَهُ بِفَرْجِهِ" .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys, İbnü'l-Hâd'dan, o Ömer b. Ali b. Hüseyin'den, o Saîd b. Mercâne'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti. (Dedi ki): Ben Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle buyururken işittim: 'Kim mümin bir köle azad ederse, Allah o kölenin her bir uzvuna karşılık azad eden kimsenin bir uzvunu cehennem ateşinden azad eder. Hatta kölenin ferci (tenasül uzvu)ne karşılık kendisinin ferci (tenasül uzvu)ni de ateşten azad eder.'
1509_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، - وَهُوَ ابْنُ مُحَمَّدٍ الْعُمَرِيُّ - حَدَّثَنَا وَاقِدٌ، - يَعْنِي أَخَاهُ - حَدَّثَنِي سَعِيدُ ابْنُ مَرْجَانَةَ، - صَاحِبُ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ - قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا امْرِئٍ مُسْلِمٍ أَعْتَقَ امْرَأً مُسْلِمًا اسْتَنْقَذَ اللَّهُ بِكُلِّ عُضْوٍ مِنْهُ عُضْوًا مِنْهُ مِنَ النَّارِ " . قَالَ فَانْطَلَقْتُ حِينَ سَمِعْتُ الْحَدِيثَ مِنْ أَبِي هُرَيْرَةَ فَذَكَرْتُهُ لِعَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ فَأَعْتَقَ عَبْدًا لَهُ قَدْ أَعْطَاهُ بِهِ ابْنُ جَعْفَرٍ عَشْرَةَ آلاَفِ دِرْهَمٍ أَوْ أَلْفَ دِينَارٍ .
Bana Humeyd b. Mes'ade rivayet etti. (Dedi ki): Bize Bişr b. el-Mufaddal rivayet etti. (Dedi ki): Bize Âsım -ki o İbn Muhammed el-Ömerî'dir- rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vâkıd -yani kardeşi- rivayet etti. (Dedi ki): Bana Ali b. Hüseyin'in dostu Saîd b. Mercâne rivayet etti. (Dedi ki): Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işittim: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: 'Hangi bir Müslüman, Müslüman bir kişiyi (köleyi) azad ederse, Allah o kölenin her bir uzvuna karşılık azad eden kimsenin bir uzvunu cehennem ateşinden kurtarır.' (Saîd b. Mercâne) dedi ki: Bu hadisi Ebû Hüreyre'den işitince hemen Ali b. Hüseyin'e gidip ona anlattım. Bunun üzerine o da (Abdullah) İbn Ca'fer'in kendisine on bin dirhem veya bin dinar verdiği bir kölesini azad etti.
1510_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَجْزِي وَلَدٌ وَالِدًا إِلاَّ أَنْ يَجِدَهُ مَمْلُوكًا فَيَشْتَرِيَهُ فَيُعْتِقَهُ " . وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ أَبِي شَيْبَةَ " وَلَدٌ وَالِدَهُ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Cerîr rivayet etti. O Süheyl'den, o babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti ki; Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 'Hiçbir evlat babasının iyiliklerine (hakkına) karşılık veremez. Ancak onu köle olarak bulup satın alması ve azad etmesi müstesnadır.' İbn Ebî Şeybe'nin rivayetinde 'hiçbir evlat babasına (karşılık veremez)' ifadesi geçmektedir.
1510_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، كُلُّهُمْ عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سُهَيْلٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ وَقَالُوا " وَلَدٌ وَالِدَهُ " .
Bize bu hadisi Ebû Küreyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî' rivayet etti. (H) Bize İbn Nümeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (H) Bana Amr en-Nâkıd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî rivayet etti. Bu ravilerin hepsi Süfyan'dan, o Süheyl'den naklen bu isnadla bu hadisin benzerini rivayet ettiler ve rivayetlerinde 'hiçbir evlat babasına (karşılık veremez)' ifadesini kullandılar.