Rehinler Kitabı

İbn Mace · Sünen-i İbn Mace (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2436. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنِي الأَسْوَدُ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اشْتَرَى مِنْ يَهُودِيٍّ طَعَامًا إِلَى أَجَلٍ وَأَرْهَنَهُ دِرْعَهُ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Hafs b. Gıyâs, A’meş’ten, o İbrâhîm’den, bana Esved, Âişe’den naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir Yahudiden vadeli olarak yiyecek satın aldı ve (borcuna karşılık) zırhını ona rehin bıraktı.

2437. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَقَدْ رَهَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دِرْعَهُ عِنْدَ يَهُودِيٍّ بِالْمَدِينَةِ فَأَخَذَ لأَهْلِهِ مِنْهُ شَعِيرًا ‏.‏

Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî anlattı. Bana babam anlattı. Bize Hişâm, Katâde’den, o da Enes’ten naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’de bir Yahudi’ye zırhını rehin bıraktı ve ailesi için ondan arpa (satın) aldı.

2438. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ بَهْرَامَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تُوُفِّيَ وَدِرْعُهُ مَرْهُونَةٌ عِنْدَ يَهُودِيٍّ بِطَعَامٍ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî’, Abdulhamîd b. Behrâm’dan, o Şehr b. Havşeb’den, o da Esmâ bint Yezîd’den naklederek anlattı. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, zırhı yiyecek karşılığında bir Yahudi’de rehin dururken vefat etti.

2439. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا هِلاَلُ بْنُ خَبَّابٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَاتَ وَدِرْعُهُ رَهْنٌ عِنْدَ يَهُودِيٍّ بِثَلاَثِينَ صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ ‏.‏

Bize Abdullah b. Muâviye el-Cumahî anlattı. Bize Sâbit b. Yezîd anlattı. Bize Hilâl b. Habbâb, İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, zırhı otuz sâ’ arpa karşılığında bir Yahudi’de rehin dururken vefat etti.

2440. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ زَكَرِيَّا، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الظَّهْرُ يُرْكَبُ إِذَا كَانَ مَرْهُونًا وَلَبَنُ الدَّرِّ يُشْرَبُ إِذَا كَانَ مَرْهُونًا وَعَلَى الَّذِي يَرْكَبُ وَيَشْرَبُ نَفَقَتُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî’, Zekeriyyâ’dan, o Şa’bî’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Binek hayvanının) sırtına, rehin edildiğinde binilebilir. Sütlü hayvanın sütü, rehin edildiğinde içilebilir. (Bu hayvanların bakım) masrafı, binene ve (sütünü) içene aittir."

2441. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُخْتَارِ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ رَاشِدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَغْلَقُ الرَّهْنُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Humeyd anlattı. Bize İbrâhîm b. el-Muhtâr, İshâk b. Râşid’den, o Zührî’den, o Saîd b. el-Müseyyeb’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Rehin (borca karşılık) kapanmaz (mülkiyeti alacaklıya geçmez/hakkı kaybolmaz)."

2442. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ثَلاَثَةٌ أَنَا خَصْمُهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَمَنْ كُنْتُ خَصْمَهُ خَصَمْتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ رَجُلٌ أَعْطَى بِي ثُمَّ غَدَرَ وَرَجُلٌ بَاعَ حُرًّا فَأَكَلَ ثَمَنَهُ وَرَجُلٌ اسْتَأْجَرَ أَجِيرًا فَاسْتَوْفَى مِنْهُ وَلَمْ يُوفِهِ أَجْرَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Yahyâ b. Suleym, İsmâîl b. Umeyye’den, o Saîd b. Ebî Saîd el-Makburî’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Üç sınıf insan vardır ki Kıyamet gününde ben onların hasmıyım (davacısıyım). Ben kimin hasmı olursam Kıyamet gününde onu yenerim (mahvederim): Benim adıma (söz) verip sonra sözünden dönen (ihanet eden) adam; hür bir insanı satıp parasını yiyen adam; ve bir işçi tutup ondan işini tam yapmasını isteyip (karşılığını aldıktan sonra) ücretini ödemeyen adam."

2443. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَطِيَّةَ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَعْطُوا الأَجِيرَ أَجْرَهُ قَبْلَ أَنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abbâs b. el-Velîd ed-Dımaşkî anlattı. Bize Vehb b. Saîd b. Atıyye es-Sulemî anlattı. Bize Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem, babasından, o da Abdullah b. Ömer’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İşçiye ücretini teri kurumadan önce veriniz."

2444. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ مَسْلَمَةَ بْنِ عُلَىٍّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي أَيُّوبَ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عُلَىِّ بْنِ رَبَاحٍ، قَالَ سَمِعْتُ عُتْبَةَ بْنَ النُّدَّرِ، يَقُولُ كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَرَأَ طسم حَتَّى إِذَا بَلَغَ قِصَّةَ مُوسَى قَالَ ‏ "‏ إِنَّ مُوسَى صلى الله عليه وسلم أَجَّرَ نَفْسَهُ ثَمَانِيَ سِنِينَ أَوْ عَشْرًا عَلَى عِفَّةِ فَرْجِهِ وَطَعَامِ بَطْنِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Musaffâ el-Hımsî anlattı. Bize Bakıyye b. el-Velîd, Mesleme b. Alî’den, o Saîd b. Ebî Eyyûb’dan, o Hâris b. Yezîd’den, o da Alî b. Rebâh’tan naklederek anlattı. Dedi ki: Utbe b. en-Nüddar’ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındaydık. Tâ-Sîn-Mîm (sûresini) okudu. Musa’nın kıssasına gelince şöyle buyurdu: "Şüphesiz Musa sallallâhu aleyhi ve sellem, namusunu korumak (evlenmek) ve karnını doyurmak karşılığında sekiz veya on yıl (süreyle) kendini kiraladı (çobanlık yaptı)."

2445. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عُمَرَ، حَفْصُ بْنُ عَمْرٍو حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سَلِيمُ بْنُ حَيَّانَ، سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ نَشَأْتُ يَتِيمًا وَهَاجَرْتُ مِسْكِينًا وَكُنْتُ أَجِيرًا لاِبْنَةِ غَزْوَانَ بِطَعَامِ بَطْنِي وَعُقْبَةِ رِجْلِي أَحْطِبْ لَهُمْ إِذَا نَزَلُوا وَأَحْدُو لَهُمْ إِذَا رَكِبُوا فَالْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَعَلَ الدِّينَ قِوَامًا وَجَعَلَ أَبَا هُرَيْرَةَ إِمَامًا ‏.‏

Bize Ebû Ömer Hafs b. Amr anlattı. Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Bize Selîm b. Hayyân anlattı. Babamı şöyle derken işittim: Ebû Hureyre’yi şöyle derken işittim: "Ben yetim olarak büyüdüm, yoksul olarak hicret ettim. İbnetü Gazvân’a (Gazvân’ın kızına) karnımı doyurmak ve nöbetleşe bineğe binmek (ukbetu riclî) karşılığında işçilik yaptım. Konakladıkları zaman onlara odun toplar, bindikleri zaman develerini (şarkı söyleyerek) sürerdim. Dini (müslümanların işlerini) ayakta tutan/güçlendiren ve Ebû Hureyre’yi de (böyle) bir önder kılan Allah’a hamdolsun."

2446. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَنَشٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَصَابَ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَصَاصَةٌ فَبَلَغَ ذَلِكَ عَلِيًّا فَخَرَجَ يَلْتَمِسُ عَمَلاً يُصِيبُ فِيهِ شَيْئًا لِيُغِيثَ بِهِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَى بُسْتَانًا لِرَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ فَاسْتَقَى لَهُ سَبْعَةَ عَشَرَ دَلْوًا كُلُّ دَلْوٍ بِتَمْرَةٍ فَخَيَّرَهُ الْيَهُودِيُّ مِنْ تَمْرِهِ سَبْعَ عَشَرَةَ عَجْوَةً فَجَاءَ بِهَا إِلَى نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdila’lâ es-San’ânî anlattı. Bize Mu’temir b. Süleymân, babasından, o Haneş’ten, o İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı. Dedi ki: Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir darlık/açlık isabet etmişti. Bu (durum) Ali’ye ulaştı. O da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e yardım etmek (karnını doyurmak) amacıyla karşılığında bir şey kazanabileceği bir iş aramaya çıktı. Yahudilerden bir adama ait bir bahçeye geldi ve onun için, her kovası bir hurma karşılığında on yedi kova su çekti. Yahudi ona hurmalarından on yedi tane acve hurması seçip verdi. (Ali de) bunları Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdi.

2447. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي حَيَّةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كُنْتُ أَدْلُو الدَّلْوَ بِتَمْرَةٍ وَأَشْتَرِطُ أَنَّهَا جَلْدَةٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Abdurrahman anlattı. Bize Süfyân, Ebû İshâk’tan, o Ebû Hayye’den, o da Ali’den naklederek anlattı. (Ali) dedi ki: Ben her kovayı bir hurma karşılığında çekerdim ve (alacağım hurmanın) sağlam (celde) olmasını şart koşardım.

2448. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا لِي أَرَى لَوْنَكَ مُنْكَفِئًا ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ الْخَمْصُ ‏"‏ ‏.‏ فَانْطَلَقَ الأَنْصَارِيُّ إِلَى رَحْلِهِ فَلَمْ يَجِدْ فِي رَحْلِهِ شَيْئًا فَخَرَجَ يَطْلُبُ فَإِذَا هُوَ بِيَهُودِيٍّ يَسْقِي نَخْلاً فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ لِلْيَهُودِيِّ أَسْقِي نَخْلَكَ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ كُلُّ دَلْوٍ بِتَمْرَةٍ ‏.‏ وَاشْتَرَطَ الأَنْصَارِيُّ أَنْ لاَ يَأْخُذَ خَدِرَةً وَلاَ تَارِزَةً وَلاَ حَشَفَةً وَلاَ يَأْخُذَ إِلاَّ جَلْدَةً ‏.‏ فَاسْتَقَى بِنَحْوٍ مِنْ صَاعَيْنِ فَجَاءَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Alî b. el-Münzir anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. Bize Abdullah b. Saîd, dedesinden, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Dedi ki: Ensâr’dan bir adam geldi ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Neden senin rengini değişmiş (solgun) görüyorum?" dedi. (Resûlullah): "Açlık(tan)," buyurdu. Bunun üzerine Ensârî evine/yurduna gitti fakat evinde bir şey bulamadı. (Yiyecek) aramak üzere dışarı çıktı ve hurma sulayan bir Yahudi’ye rastladı. Ensârî, Yahudi’ye: "Hurmalığını sulayayım mı?" dedi. O da: "Evet," dedi. "Her kovası bir hurmaya," (diye anlaştılar). Ensârî; ham (yeşil), bozuk ve cılız (haşefe) olanı almamayı, sadece sağlam (celde) olanı almayı şart koştu. Yaklaşık iki sâ’ (kadar hurma) karşılığında su çekti ve onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdi.

2449. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ طَارِقِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُحَاقَلَةِ وَالْمُزَابَنَةِ ‏.‏ وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا يَزْرَعُ ثَلاَثَةٌ رَجُلٌ لَهُ أَرْضٌ فَهُوَ يَزْرَعُهَا وَرَجُلٌ مُنِحَ أَرْضًا فَهُوَ يَزْرَعُ مَا مُنِحَ وَرَجُلٌ اسْتَكْرَى أَرْضًا بِذَهَبٍ أَوْ فِضَّةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serrî anlattı. Bize Ebû’l-Ahvas, Târık b. Abdurrahman’dan, o Saîd b. el-Müseyyeb’den, o da Râfi’ b. Hadîc’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, muhâkale (başaktaki ekinin buğday karşılığında satılması veya arazi kirası) ve müzâbene (dalındaki yaş hurmanın kuru hurma karşılığında satılması) satışını yasakladı. Ve şöyle buyurdu: "Ancak (şu) üç kişi ziraat yapar: Kendisinin arazisi olup onu eken adam; kendisine arazi bağışlanan ve bağışlananı eken adam; ve altın veya gümüş (para) karşılığında arazi kiralayan adam."

2450. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ كُنَّا نُخَابِرُ وَلاَ نَرَى بِذَلِكَ بَأْسًا حَتَّى سَمِعْنَا رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْهُ ‏.‏ فَتَرَكْنَاهُ لِقَوْلِهِ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattılar. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr b. Dînâr’dan naklederek anlattı. Dedi ki: İbn Ömer’i şöyle derken işittim: "Biz muhâbera (mahsülden pay alarak ortakçılık) yapar ve bunda bir sakınca görmezdik. Ta ki Râfi’ b. Hadîc’in, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bunu yasakladığını söylediğini işitinceye kadar. Bunun üzerine onun sözünden dolayı (muhâberayı) terk ettik."

2451. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي عَطَاءٌ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كَانَتْ لِرِجَالٍ مِنَّا فُضُولُ أَرَضِينَ يُؤَاجِرُونَهَا عَلَى الثُّلُثِ وَالرُّبُعِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ كَانَتْ لَهُ فُضُولُ أَرَضِينَ فَلْيَزْرَعْهَا أَوْ لِيُزْرِعْهَا أَخَاهُ فَإِنْ أَبَى فَلْيُمْسِكْ أَرْضَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Evzâî anlattı. Bana Atâ anlattı. Dedi ki: Câbir b. Abdullah’ı şöyle derken işittim: "Bizden bazı adamların fazladan arazileri vardı ve bunları (ürünün) üçte biri veya dörtte biri karşılığında kiraya verirlerdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Kimin fazladan arazisi varsa onu (kendisi) eksin veya kardeşine ektirsin (bağışlasın). Eğer (bunu yapmaktan) kaçınırsa arazisini elinde tutsun (kiraya vermesin)."

2452. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعِيدٍ الْجَوْهَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ الرَّبِيعُ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ سَلاَّمٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ كَانَتْ لَهُ أَرْضٌ فَلْيَزْرَعْهَا أَوْ لِيَمْنَحْهَا أَخَاهُ فَإِنْ أَبَى فَلْيُمْسِكْ أَرْضَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbrâhîm b. Saîd el-Cevherî anlattı. Bize Ebû Tevbe er-Rabî’ b. Nâfi’ anlattı. Bize Muâviye b. Sellâm, Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o Ebû Seleme’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kimin bir arazisi varsa onu (kendisi) eksin veya kardeşine bağışlasın. Eğer (bunu yapmaktan) kaçınırsa arazisini elinde tutsun."

2453. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، وَأَبُو أُسَامَةَ وَمُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، - أَوْ قَالَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ - عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ يُكْرِي أَرْضًا لَهُ مَزَارِعًا فَأَتَاهُ إِنْسَانٌ فَأَخْبَرَهُ عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ كِرَاءِ الْمَزَارِعِ فَذَهَبَ ابْنُ عُمَرَ وَذَهَبْتُ مَعَهُ حَتَّى أَتَاهُ بِالْبَلاَطِ فَسَأَلَهُ عَنْ ذَلِكَ فَأَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ كِرَاءِ الْمَزَارِعِ فَتَرَكَ عَبْدُ اللَّهِ كِرَاءَهَا ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı. Bize Abde b. Süleymân, Ebû Üsâme ve Muhammed b. Ubeyd, Ubeydullah’tan —veya Abdullah b. Ömer’den dedi—, o Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek anlattı. İbn Ömer kendisine ait bir araziyi ekin ekilmesi için kiraya verirdi. Bir kişi ona gelip Râfi’ b. Hadîc’den, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ekin tarlalarının kiraya verilmesini yasakladığını haber verdi. Bunun üzerine İbn Ömer gitti, ben de (Nâfi') onunla birlikte gittim. Nihayet el-Belât (denilen yer)de ona (Râfi'e) geldi ve bunu ona sordu. O da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ekin tarlalarının kiraya verilmesini yasakladığını ona haber verdi. Bunun üzerine Abdullah (İbn Ömer) onları kiraya vermeyi bıraktı.

2454. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا ضَمْرَةُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنِ ابْنِ شَوْذَبٍ، عَنْ مَطَرٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ مَنْ كَانَتْ لَهُ أَرْضٌ فَلْيَزْرَعْهَا أَوْ لِيُزْرِعْهَا وَلاَ يُؤَاجِرْهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Osmân b. Saîd b. Kesîr b. Dînâr el-Hımsî anlattı. Bize Damre b. Rabîa, İbn Şevzeb’den, o Matar’dan, o Atâ’dan, o da Câbir b. Abdullah’tan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize hutbe verdi ve şöyle buyurdu: "Kimin bir arazisi varsa onu (kendisi) eksin veya (başkasına bedelsiz) ektirsin; onu kiraya vermesin."

2455. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُطَرِّفُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، - مَوْلَى ابْنِ أَبِي أَحْمَدَ - أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُحَاقَلَةِ ‏.‏ وَالْمُحَاقَلَةُ اسْتِكْرَاءُ الأَرْضِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Mutarrif b. Abdullah anlattı. Bize Mâlik, Dâvûd b. el-Husayn’dan, o —İbn Ebî Ahmed’in azatlısı— Ebû Süfyân’dan naklederek anlattı. Ebû Süfyân, Ebû Saîd el-Hudrî’yi şöyle derken işittiğini haber verdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem muhâkale’yi yasakladı. Muhâkale; (ürün karşılığında) arazi kiralamaktır.

2456. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ لَمَّا سَمِعَ إِكْثَارَ النَّاسِ، فِي كِرَاءِ الأَرْضِ قَالَ سُبْحَانَ اللَّهِ إِنَّمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلاَ مَنَحَهَا أَحَدُكُمْ أَخَاهُ ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يَنْهَ عَنْ كِرَائِهَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa’d, Abdulmelik b. Abdilazîz b. Cüreyc’den, o Amr b. Dînâr’dan, o Tâvûs’tan, o da İbn Abbâs’tan naklederek bildirdi. İbn Abbâs, insanların arazi kiralama konusunda çokça konuştuklarını işitince şöyle dedi: "Sübhanallah! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sadece: Biriniz onu (arazisini) kardeşine bağışlasa olmaz mı? (bağışlasa daha iyi olur), buyurdu. Yoksa onun kiraya verilmesini yasaklamadı."

2457. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لأَنْ يَمْنَحَ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ أَرْضَهُ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَأْخُذَ عَلَيْهَا كَذَا وَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ لِشَىْءٍ مَعْلُومٍ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ هُوَ الْحَقْلُ وَهُوَ بِلِسَانِ الأَنْصَارِ الْمُحَاقَلَةُ ‏.‏

Bize Abbâs b. Abdilazîm el-Anberî anlattı. Bize Abdürrezzâk anlattı. Bize Ma’mer, İbn Tâvûs’tan, o babasından, o da İbn Abbâs’tan naklederek bildirdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Birinizin arazisini kardeşine bağışlaması (bedelsiz kullandırması), onun için, o araziye karşılık —bilinen bir şey (kira bedeli) olarak— şunu şunu almasından daha hayırlıdır." İbn Abbâs dedi ki: İşte bu (kiraya verme işi) "hakl"dır ve Ensâr’ın lisanında bu "muhâkale"dir.

2458. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ حَنْظَلَةَ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ قَالَ كُنَّا نُكْرِي الأَرْضَ عَلَى أَنَّ لَكَ مَا أَخْرَجَتْ هَذِهِ وَلِي مَا أَخْرَجَتْ هَذِهِ فَنُهِينَا أَنْ نُكْرِيَهَا بِمَا أَخْرَجَتْ وَلَمْ نُنْهَ أَنْ نُكْرِيَ الأَرْضَ بِالْوَرِقِ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Yahyâ b. Saîd’den, o Hanzale b. Kays’tan naklederek anlattı. Dedi ki: Râfi’ b. Hadîc’e (arazi kiralamayı) sordum. Şöyle dedi: "Biz araziyi; şuranın çıkardığı (ürün) senin, buranın çıkardığı benim, şartıyla kiraya verirdik. Bunun üzerine, araziyi (içinden) çıkan ürün karşılığında kiraya vermekten nehyedildik; fakat araziyi gümüş (para) karşılığında kiraya vermekten nehyedilmedik."

2459. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي أَبُو النَّجَاشِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ، يُحَدِّثُ عَنْ عَمِّهِ، ظُهَيْرٍ قَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَمْرٍ كَانَ لَنَا رَافِقًا ‏.‏ فَقُلْتُ مَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَهُوَ حَقٌّ ‏.‏ فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا تَصْنَعُونَ بِمَحَاقِلِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا نُؤَاجِرُهَا عَلَى الثُّلُثِ وَالرُّبُعِ وَالأَوْسُقِ مِنَ الْبُرِّ وَالشَّعِيرِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ فَلاَ تَفْعَلُوا ازْرَعُوهَا أَوْ أَزْرِعُوهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Evzâî anlattı. Bana Ebû’n-Necâşî anlattı. O, Râfi’ b. Hadîc’i, amcası Züheyr’den naklederek anlatırken işitmiş. (Züheyr) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi, bize faydalı olan bir işten nehyetti. Ben: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ne söylediyse o haktır," dedim. (Râfi’) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Tarlalarınızı ne yapıyorsunuz?" Biz: "Onları (ürünün) üçte biri, dörtte biri ve (belli mikatardaki) vesa (ölçek) buğday ve arpa karşılığında kiraya veriyoruz," dedik. Bunun üzerine: "Bunu yapmayın. Onları (kendiniz) ekin veya (başkasına) ektirin," buyurdu.

2460. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أُسَيْدِ بْنِ ظُهَيْرٍ ابْنِ أَخِي، رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ كَانَ أَحَدُنَا إِذَا اسْتَغْنَى عَنْ أَرْضِهِ، أَعْطَاهَا بِالثُّلُثِ وَالرُّبُعِ وَالنِّصْفِ وَاشْتَرَطَ ثَلاَثَةَ جَدَاوِلَ وَالْقُصَارَةَ وَمَا سَقَى الرَّبِيعُ وَكَانَ الْعَيْشُ إِذْ ذَاكَ شَدِيدًا وَكَانَ يَعْمَلُ فِيهَا بِالْحَدِيدِ وَبِمَا شَاءَ اللَّهُ وَيُصِيبُ مِنْهَا مَنْفَعَةً فَأَتَانَا رَافِعُ بْنُ خَدِيجٍ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَاكُمْ عَنْ أَمْرٍ كَانَ لَكُمْ نَافِعًا وَطَاعَةُ اللَّهِ وَطَاعَةُ رَسُولِهِ أَنْفَعُ لَكُمْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَاكُمْ عَنِ الْحَقْلِ وَيَقُولُ ‏ "‏ مَنِ اسْتَغْنَى عَنْ أَرْضِهِ فَلْيَمْنَحْهَا أَخَاهُ أَوْ لِيَدَعْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Abdürrezzâk haber verdi. Bize Sevrî haber verdi. O Mansûr’dan, o Mücâhid’den, o Râfi’ b. Hadîc’in yeğeni Üseyd b. Züheyr’den (naklederek anlattı). (Üseyd) dedi ki: Bizden birinin arazisine ihtiyacı olmadığı (onu işleyemediği) zaman, onu (ürünün) üçte biri, dörtte biri ve yarısı karşılığında verir; (ayrıca) üç cedvelin (su kanallarının suladığı kısmın), başak tozlarının (kusâre) ve nehrin suladığı yerin (mahsulünün) kendisine ait olmasını şart koşardı. O zamanlar geçim zordu. (Kiracı) orada demir (aletler)le ve Allah’ın dilediği (imkanlar) ile çalışır ve ondan bir menfaat elde ederdi. Derken Râfi’ b. Hadîc bize geldi ve dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sizi, size faydalı olan bir işten nehyetti. (Ancak) Allah’a ve Resûlüne itaat etmek sizin için daha faydalıdır. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sizi (bu tür) tarla (kiralamasın)dan nehyediyor ve: Arazisine ihtiyacı olmayan onu kardeşine bağışlasın veya (boş) bıraksın, buyuruyor."

2461. Hadis

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنِي أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ أَبِي الْوَلِيدِ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ قَالَ زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ يَغْفِرُ اللَّهُ لِرَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ أَنَا وَاللَّهِ، أَعْلَمُ بِالْحَدِيثِ مِنْهُ إِنَّمَا أَتَى رَجُلاَنِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَقَدِ اقْتَتَلاَ فَقَالَ ‏"‏ إِنْ كَانَ هَذَا شَأْنَكُمْ فَلاَ تُكْرُوا الْمَزَارِعَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَسَمِعَ رَافِعُ بْنُ خَدِيجٍ قَوْلَهُ ‏"‏ فَلاَ تُكْرُوا الْمَزَارِعَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ya’kûb b. İbrâhîm ed-Devrakî anlattı. Bize İsmâîl İbn Uleyye anlattı. Bize Abdurrahman b. İshâk anlattı. Bana Ebû Ubeyde b. Muhammed b. Ammâr b. Yâsir, Velîd b. Ebî’l-Velîd’den, o Urve b. ez-Zübeyr’den naklederek anlattı. Dedi ki: Zeyd b. Sâbit şöyle dedi: "Allah Râfi’ b. Hadîc’i bağışlasın! Vallahi ben bu hadisi ondan daha iyi biliyorum. (Olay şuydu): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e, (arazi yüzünden) kavga etmiş iki adam geldi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: Eğer durumunuz buysa (aranızda kavga çıkıyorsa), tarlaları kiraya vermeyin. Râfi’ b. Hadîc ise onun: Tarlaları kiraya vermeyin, sözünü işitti (ve bunu genel bir yasak sandı)."

2462. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، قَالَ قُلْتُ لِطَاوُسٍ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ لَوْ تَرَكْتَ هَذِهِ الْمُخَابَرَةَ فَإِنَّهُمْ يَزْعُمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْهُ ‏.‏ فَقَالَ أَىْ عَمْرُو إِنِّي أُعِينُهُمْ وَأُعْطِيهِمْ وَإِنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ أَخَذَ النَّاسَ عَلَيْهَا عِنْدَنَا وَإِنَّ أَعْلَمَهُمْ - يَعْنِي ابْنَ عَبَّاسٍ - أَخْبَرَنِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَنْهَ عَنْهَا وَلَكِنْ قَالَ ‏ "‏ لأَنْ يَمْنَحَ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَأْخُذَ عَلَيْهَا أَجْرًا مَعْلُومًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr b. Dînâr’dan naklederek bildirdi. (Amr) dedi ki: Tâvûs’a şöyle dedim: "Ey Ebû Abdurrahman! Şu muhâberayı (ortakçılığı) bıraksan (iyi olur). Çünkü onlar (bazı sahabeler), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bunu yasakladığını iddia ediyorlar." O şöyle cevap verdi: "Ey Amr! Ben onlara yardım ediyorum ve (ekmeleri için arazi) veriyorum. Muâz b. Cebel de bizim yanımızda (Yemen'de) halka buna göre muamele ederdi (bunu uygulardı). Onların en bilgili olanı —yani İbn Abbâs— bana haber verdi ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu yasaklamadı. Ancak şöyle buyurdu: Birinizin (arazisini) kardeşine bağışlaması, onun için, o araziye karşılık belirli bir ücret almasından daha hayırlıdır."

2463. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ ثَابِتٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، أَكْرَى الأَرْضَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ عَلَى الثُّلُثِ وَالرُّبُعِ فَهُوَ يَعْمَلُ بِهِ إِلَى يَوْمِكَ هَذَا ‏.‏

Bize Ahmed b. Sâbit el-Cahderî anlattı. Bize Abdulvehhâb, Hâlid’den, o Mücâhid’den, o da Tâvûs’tan naklederek anlattı. (Tâvûs dedi ki): Muâz b. Cebel; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ömer ve Osman zamanında araziyi (ürünün) üçte biri ve dörtte biri karşılığında kiraya verirdi. İşte bu (uygulama) senin şu gününe kadar devam etmektedir.

2465. Hadis

حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ كُنَّا نُحَاقِلُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَزَعَمَ أَنَّ بَعْضَ عُمُومَتِهِ أَتَاهُمْ فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ كَانَتْ لَهُ أَرْضٌ فَلاَ يُكْرِيهَا بِطَعَامٍ مُسَمًّى ‏"‏ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes’ade anlattı. Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı. Bize Saîd b. Ebî Arûbe, Ya’lâ b. Hakîm’den, o Süleymân b. Yesâr’dan, o da Râfi’ b. Hadîc’den naklederek anlattı. (Râfi’) dedi ki: Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında muhâkale (araziyi belli bir ürün karşılığında kiralama) yapardık. (Râfi’) iddia etti ki (şöyle dedi): Amcalarından bazıları onlara gelip şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kimin arazisi varsa onu adı konulmuş (belli miktardaki) bir yiyecek karşılığında kiraya vermesin," buyurdu.

2466. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ زَرَعَ فِي أَرْضِ قَوْمٍ بِغَيْرِ إِذْنِهِمْ فَلَيْسَ لَهُ مِنَ الزَّرْعِ شَىْءٌ وَتُرَدُّ عَلَيْهِ نَفَقَتُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdullah b. Âmir b. Zürâre anlattı. Bize Şerîk, Ebû İshâk’tan, o Atâ’dan, o da Râfi’ b. Hadîc’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir kavmin arazisine onların izni olmadan ekin ekerse, o ekin(den) onun için hiçbir hak yoktur; ancak yaptığı masraf ona iade edilir."

2467. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَسَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَلَ أَهْلَ خَيْبَرَ بِالشَّطْرِ مِمَّا يَخْرُجُ مِنْ ثَمَرٍ أَوْ زَرْعٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh, Sehl b. Ebî Sehl ve İshâk b. Mansûr anlattılar. (Dediler ki): Bize Yahyâ b. Saîd el-Kattân, Ubeydullah b. Ömer’den, o Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, meyve veya ekin cinsinden çıkacak (mahsulün) yarısı karşılığında Hayber halkı ile anlaşma (muamele) yaptı.

2468. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ تَوْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عُتَيْبَةَ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَى خَيْبَرَ أَهْلَهَا عَلَى النِّصْفِ نَخْلُهَا وَأَرْضُهَا ‏.‏

Bize İsmâîl b. Tevbe anlattı. Bize Hüşeym, İbn Ebî Leylâ’dan, o Hakem b. Uteybe’den, o Miksem’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Hayber’i; hurmalıklarını ve arazisini (mahsulün) yarısı karşılığında (işletmek üzere) halkına verdi.

2469. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ مُسْلِمٍ الأَعْوَرِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا افْتَتَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ أَعْطَاهَا عَلَى النِّصْفِ ‏.‏

Bize Alî b. el-Münzir anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl, Müslim el-A’ver’den, o da Enes b. Mâlik’ten naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber’i fethedince, orayı (mahsulün) yarısı karşılığında (işletmek üzere halkına) verdi.

2470. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ سِمَاكٍ، أَنَّهُ سَمِعَ مُوسَى بْنَ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ مَرَرْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَخْلٍ فَرَأَى قَوْمًا يُلَقِّحُونَ النَّخْلَ فَقَالَ ‏"‏ مَا يَصْنَعُ هَؤُلاَءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَأْخُذُونَ مِنَ الذَّكَرِ فَيَجْعَلُونَهُ فِي الأُنْثَى ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا أَظُنُّ ذَاكَ يُغْنِي شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏ فَبَلَغَهُمْ فَتَرَكُوهُ وَنَزَلُوا عَنْهَا فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنَّمَا هُوَ ظَنٌّ إِنْ كَانَ يُغْنِي شَيْئًا فَاصْنَعُوهُ فَإِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ وَإِنَّ الظَّنَّ يُخْطِئُ وَيُصِيبُ وَلَكِنْ مَا قُلْتُ لَكُمْ قَالَ اللَّهُ فَلَنْ أَكْذِبَ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Ubeydullah b. Mûsâ, İsrâîl’den, o Simâk’ten, o da Mûsâ b. Talha b. Ubeydullah’tan, babasından naklederek anlattı. (Talha) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir hurmalığa uğradım. (Resûlullah) hurmaları aşılayan (dölleyen) bir topluluk gördü ve: "Bunlar ne yapıyorlar?" diye sordu. Dediler ki: "Erkek (hurma)dan alıp dişi (hurma)ya koyuyorlar." (Resûlullah): "Bunun bir fayda sağlayacağını sanmıyorum," buyurdu. (Bu söz) onlara ulaşınca (aşılamayı) terk ettiler ve ağaçlardan indiler. (Sonuçta hurmalar verimsiz oldu). Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaşınca şöyle buyurdu: "Bu sadece bir zandı. Eğer (aşılama) bir fayda sağlıyorsa onu yapın. Çünkü ben de ancak sizin gibi bir beşerim; zan bazen hatalı olur, bazen isabetli olur. Fakat size: Allah buyurdu, (diye bir şey) söylersem (buna uyun); zira ben Allah’a karşı asla yalan söylemem."

2471. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، وَهِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ أَصْوَاتًا ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا هَذَا الصَّوْتُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا النَّخْلُ يُؤَبِّرُونَهُ فَقَالَ ‏"‏ لَوْ لَمْ يَفْعَلُوا لَصَلَحَ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمْ يُؤَبِّرُوا عَامَئِذٍ فَصَارَ شِيصًا فَذَكَرُوا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنْ كَانَ شَيْئًا مِنْ أَمْرِ دُنْيَاكُمْ فَشَأْنَكُمْ بِهِ وَإِنْ كَانَ شَيْئًا مِنْ أُمُورِ دِينِكُمْ فَإِلَىَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Affân anlattı. Bize Hammâd anlattı. Bize Sâbit, Enes b. Mâlik’ten; (ayrıca) Hişâm b. Urve, babasından, o da Âişe’den naklederek anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bazı sesler işitti ve: "Bu ses nedir?" diye sordu. "Hurmaları aşılıyorlar (döllüyorlar)," dediler. (Resûlullah): "Bunu yapmasalar da (hurmalar) iyi olurdu," buyurdu. Bunun üzerine o yıl (hurmaları) aşılamadılar ve (hurmalar) şîs (cılız ve çekirdeği sert) oldu. Bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e anlattılar. Şöyle buyurdu: "Eğer dünyanızın işlerinden bir şey ise, onu siz daha iyi bilirsiniz. Ama dininizin işlerinden bir şey ise o bana aittir (bana danışın)."

2472. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ خِرَاشِ بْنِ حَوْشَبٍ الشَّيْبَانِيُّ، عَنِ الْعَوَّامِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمُسْلِمُونَ شُرَكَاءُ فِي ثَلاَثٍ فِي الْمَاءِ وَالْكَلإِ وَالنَّارِ وَثَمَنُهُ حَرَامٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو سَعِيدٍ يَعْنِي الْمَاءَ الْجَارِيَ ‏.‏

Bize Abdullah b. Saîd anlattı. Bize Abdullah b. Hırâş b. Havşeb eş-Şeybânî, Avvâm b. Havşeb’den, o Mücâhid’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müslümanlar üç şeyde ortaktır: Suda, otta (merada) ve ateşte. Ve bunun (satılıp) bedelinin alınması haramdır." Ebû Saîd dedi ki: (Bundan maksat) akan sudur.

2473. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ ثَلاَثٌ لاَ يُمْنَعْنَ الْمَاءُ وَالْكَلأُ وَالنَّارُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezîd anlattı. Bize Süfyân, Ebû’z-Zinâd’dan, o A’rec’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Üç şey vardır ki engellenemez: Su, ot ve ateş."

2474. Hadis

حَدَّثَنَا عَمَّارُ بْنُ خَالِدٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ غُرَابٍ، عَنْ زُهَيْرِ بْنِ مَرْزُوقٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الشَّىْءُ الَّذِي لاَ يَحِلُّ مَنْعُهُ قَالَ الْمَاءُ وَالْمِلْحُ وَالنَّارُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا الْمَاءُ قَدْ عَرَفْنَاهُ فَمَا بَالُ الْمِلْحِ وَالنَّارِ قَالَ ‏"‏ يَا حُمَيْرَاءُ مَنْ أَعْطَى نَارًا فَكَأَنَّمَا تَصَدَّقَ بِجَمِيعِ مَا أَنْضَجَتْ تِلْكَ النَّارُ وَمَنْ أَعْطَى مِلْحًا ‏.‏ فَكَأَنَّمَا تَصَدَّقَ بِجَمِيعِ مَا طَيَّبَ ذَلِكَ الْمِلْحُ وَمَنْ سَقَى مُسْلِمًا شَرْبَةً مِنْ مَاءٍ حَيْثُ يُوجَدُ الْمَاءُ فَكَأَنَّمَا أَعْتَقَ رَقَبَةً وَمَنْ سَقَى مُسْلِمًا شَرْبَةً مِنْ مَاءٍ حَيْثُ لاَ يُوجَدُ الْمَاءُ فَكَأَنَّمَا أَحْيَاهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ammâr b. Hâlid el-Vâsıtî anlattı. Bize Alî b. Gurâb, Züheyr b. Merzûk’tan, o Alî b. Zeyd b. Cüd’ân’dan, o Saîd b. el-Müseyyeb’den, o da Âişe’den naklederek anlattı. (Âişe) dedi ki: "Ey Allah’ın Resûlü! Men edilmesi (başkasına verilmemesi) helal olmayan şey nedir?" diye sordum. O da: "Su, tuz ve ateştir," buyurdu. Dedim ki: "Ey Allah’ın Resûlü! Şu suyu bildik (anladık); peki tuz ve ateşin durumu nedir (neden men edilemez)?" Şöyle buyurdu: "Ey Humeyrâ! Kim bir (parça) ateş verirse, sanki o ateşin pişirdiği her şeyi sadaka vermiş gibi olur. Kim tuz verirse, sanki o tuzun tatlandırdığı her şeyi sadaka vermiş gibi olur. Kim suyun bulunduğu yerde bir Müslümana bir içim su verirse, sanki bir köle azat etmiş gibi olur. Kim de suyun bulunmadığı yerde bir Müslümana bir içim su verirse, sanki onu diriltmiş (hayat vermiş) gibi olur."

2475. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا فَرَجُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَلْقَمَةَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبْيَضَ بْنِ حَمَّالٍ، حَدَّثَنِي عَمِّي، ثَابِتُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ أَبْيَضَ بْنِ حَمَّالٍ عَنْ أَبِيهِ، سَعِيدٍ عَنْ أَبِيهِ، أَبْيَضَ بْنِ حَمَّالٍ ‏.‏ أَنَّهُ اسْتَقْطَعَ الْمِلْحَ الَّذِي يُقَالُ لَهُ مِلْحُ سَدِّ مَأْرِبٍ ‏.‏ فَأَقْطَعَهُ لَهُ ثُمَّ إِنَّ الأَقْرَعَ بْنَ حَابِسٍ التَّمِيمِيَّ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي قَدْ وَرَدْتُ الْمِلْحَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَهُوَ بِأَرْضٍ لَيْسَ بِهَا مَاءٌ وَمَنْ وَرَدَهُ أَخَذَهُ وَهُوَ مِثْلُ الْمَاءِ الْعِدِّ ‏.‏ فَاسْتَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبْيَضَ بْنَ حَمَّالٍ فِي قَطِيعَتِهِ فِي الْمِلْحِ ‏.‏ فَقَالَ قَدْ أَقَلْتُكَ مِنْهُ عَلَى أَنْ تَجْعَلَهُ مِنِّي صَدَقَةً ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ هُوَ مِنْكَ صَدَقَةٌ وَهُوَ مِثْلُ الْمَاءِ الْعِدِّ مَنْ وَرَدَهُ أَخَذَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَرَجٌ وَهُوَ الْيَوْمَ عَلَى ذَلِكَ مَنْ وَرَدَهُ أَخَذَهُ ‏.‏ قَالَ فَقَطَعَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَرْضًا وَنَخْلاً بِالْجُرْفِ جُرْفِ مُرَادٍ مَكَانَهُ حِينَ أَقَالَهُ مِنْهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ebî Ömer el-Adenî anlattı. Bize Ferac b. Saîd b. Alkame b. Saîd b. Ebyad b. Hammâl anlattı. Bana amcam Sâbit b. Saîd b. Ebyad b. Hammâl, babası Saîd’den, o da babası Ebyad b. Hammâl’den naklederek anlattı. Ebyad, (Resûlullah'tan) "Me’rib Seddi Tuzu" denilen tuzluğu kendisine (arazi olarak) vermesini istedi. (Resûlullah) da orayı ona verdi. Sonra Akra’ b. Hâbis et-Temîmî Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Ben Cahiliye döneminde o tuzluğa gelirdim. Orası suyu olmayan bir arazidedir. Oraya gelen herkes ondan (tuz) alır. O (tükenmeyen) bol su (el-mâu’l-idd) gibidir," dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, tuzluğu Ebyad b. Hammâl’e vermekten (hibeden) dönmek (onu geri almak) istedi. (Ebyad): "Benden bir sadaka sayman şartıyla onu sana iade ediyorum (vazgeçiyorum)," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "O senden bir sadakadır. O bol su gibidir; oraya gelen herkes ondan alır," buyurdu. Ferac dedi ki: O (tuzluk) bugün de böyledir; oraya gelen herkes ondan alır. (Ravi) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, tuzluğu ondan geri alınca, onun yerine "Curf" —Murâd (kabilesinin) Curf'u— denilen yerde ona arazi ve hurmalık verdi.

2478. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَمْنَعْ أَحَدُكُمْ فَضْلَ مَاءٍ لِيَمْنَعَ بِهِ الْكَلأَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Süfyân, Ebû’z-Zinâd’dan, o A’rec’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden hiç kimse, ot(lağ)ı men etmek (başkasına kullandırmamak) maksadıyla suyun fazlasını men etmesin."

2479. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ حَارِثَةَ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يُمْنَعُ فَضْلُ الْمَاءِ وَلاَ يُمْنَعُ نَقْعُ الْبِئْرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdullah b. Saîd anlattı. Bize Abde b. Süleymân, Hârise’den, o Amre’den, o da Âişe’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Suyun fazlası men edilmez, kuyunun suyu (veya birikinti su) da men edilmez."

2480. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ خَاصَمَ الزُّبَيْرَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي شِرَاجِ الْحَرَّةِ الَّتِي يَسْقُونَ بِهَا النَّخْلَ فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ سَرِّحِ الْمَاءَ يَمُرَّ ‏.‏ فَأَبَى عَلَيْهِ فَاخْتَصَمَا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اسْقِ يَا زُبَيْرُ ثُمَّ أَرْسِلِ الْمَاءَ إِلَى جَارِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَغَضِبَ الأَنْصَارِيُّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ كَانَ ابْنَ عَمَّتِكَ فَتَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏"‏ يَا زُبَيْرُ اسْقِ ثُمَّ احْبِسِ الْمَاءَ حَتَّى يَرْجِعَ إِلَى الْجَدْرِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقَالَ الزُّبَيْرُ وَاللَّهِ إِنِّي لأَحْسَبُ هَذِهِ الآيَةَ أُنْزِلَتْ فِي ذَلِكَ ‏{‏فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُوا فِي أَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا‏}‏‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa’d, İbn Şihâb’dan, o Urve b. ez-Zübeyr’den, o da Abdullah b. ez-Zübeyr’den naklederek anlattı. Ensâr’dan bir adam, hurmalıkları suladıkları Harre (bölgesinin) su arkları hakkında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda Zübeyr (b. Avvâm) ile tartıştı. Ensârî: "Suyu salıver de akıp gitsin," dedi. Zübeyr bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda davalaştılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Zübeyr! (Önce) sen sula, sonra suyu komşuna salıver," buyurdu. Ensârî buna kızdı ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Halanın oğlu olduğu için mi (böyle hükmettin)?" dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yüzünün rengi değişti ve şöyle buyurdu: "Ey Zübeyr! Sula, sonra su (ağaç diplerindeki) setlere ulaşıncaya kadar suyu tut (sonra bırak)." (Ravi) dedi ki: Zübeyr şöyle dedi: "Vallahi ben şu ayetin bu olay hakkında indiğini sanıyorum: {Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden dolayı içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.}" (Nisâ, 65).

2481. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ مَنْظُورِ بْنِ ثَعْلَبَةَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عُقْبَةَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ، عَنْ عَمِّهِ، ثَعْلَبَةَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ قَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَيْلِ مَهْزُورٍ الأَعْلَى فَوْقَ الأَسْفَلِ يَسْقِي الأَعْلَى إِلَى الْكَعْبَيْنِ ثُمَّ يُرْسِلُ إِلَى مَنْ هُوَ أَسْفَلُ مِنْهُ ‏.‏

Bize İbrâhîm b. el-Münzir el-Hizâmî anlattı. Bize Zekeriyyâ b. Manzûr b. Sa’lebe b. Ebî Mâlik anlattı. Bana Muhammed b. Ukbe b. Ebî Mâlik, amcası Sa’lebe b. Ebî Mâlik’ten naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mehzûr sel yatağı(nın kullanımı) hakkında şöyle hüküm verdi: "Üstte olan altta olandan önce (hakkına sahiptir). Üstteki (suyu) topuklara kadar (ulaşıncaya dek) sular, sonra kendisinden aşağıda olana salıverir."

2482. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى فِي سَيْلِ مَهْزُورٍ أَنْ يُمْسِكَ حَتَّى يَبْلُغَ الْكَعْبَيْنِ ثُمَّ يُرْسِلَ الْمَاءَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde anlattı. Bize Muğîre b. Abdurrahman haber verdi. Bana babam, Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o da dedesinden naklederek anlattı. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mehzûr sel yatağı hakkında, (üsttekinin suyu) topuklara ulaşıncaya kadar tutmasına, sonra suyu salıvermesine hükmetti.

2483. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ يَحْيَى بْنِ الْوَلِيدِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى فِي شُرْبِ النَّخْلِ مِنَ السَّيْلِ أَنَّ الأَعْلَى فَالأَعْلَى يَشْرَبُ قَبْلَ الأَسْفَلِ وَيُتْرَكُ الْمَاءُ إِلَى الْكَعْبَيْنِ ثُمَّ يُرْسَلُ الْمَاءُ إِلَى الأَسْفَلِ الَّذِي يَلِيهِ وَكَذَلِكَ حَتَّى تَنْقَضِيَ الْحَوَائِطُ أَوْ يَفْنَى الْمَاءُ ‏.‏

Bize Ebu’l-Muğallis anlattı. Bize Fudayl b. Süleyman anlattı. Bize Mûsâ b. Ukbe, İshak b. Yahyâ b. el-Velîd’den, o Ubâde b. es-Sâmit’ten naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sel suyundan hurmalıkların sulanması hakkında şöyle hükmetti: "En üstteki, daha sonra gelen üsttekinden, (o da) alttakinden önce (suyu) içer (kullanır). Su topuklara kadar (ulaşıncaya dek) bırakılır (tutulur), sonra su, kendisini takip eden bir alttakine salıverilir. Bahçeler bitinceye veya su tükeninceye kadar bu işlem böylece devam eder."

2484. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، أَنْبَأَنَا أَبُو الْجَعْدِ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ الْمُزَنِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يُبْدَأُ بِالْخَيْلِ يَوْمَ وِرْدِهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize İbrâhîm b. el-Münzir el-Hizâmî anlattı. Bize Ebu’l-Ca’d Abdurrahman b. Abdullah haber verdi. (Ona da) Kesîr b. Abdullah b. Amr b. Avf el-Müzenî, babasından, o da dedesinden naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sıranın geldiği gün (su içmede) atlara öncelik verilir."

2485. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ دَاوُدَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ الطَّائِفِيُّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلُّ قَسْمٍ قُسِمَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَهُوَ عَلَى مَا قُسِمَ وَكُلُّ قَسْمٍ أَدْرَكَهُ الإِسْلاَمُ فَهُوَ عَلَى قَسْمِ الإِسْلاَمِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abbâs b. Ca’fer anlattı. Bize Mûsâ b. Dâvûd anlattı. Bize Muhammed b. Müslim et-Tâifî, Amr b. Dînâr’dan, o Ebu’ş-Şa’sâ’dan, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Câhiliye devrinde yapılmış her taksim, yapıldığı üzere (geçerli)dir. İslam’ın yetiştiği (İslam geldikten sonra yapılan) her taksim ise İslam’ın taksimine (hükümlerine) göredir."

2486. Hadis

حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سُكَيْنٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُثَنَّى، ح وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَطَاءٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ الْمَكِّيُّ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ حَفَرَ بِئْرًا فَلَهُ أَرْبَعُونَ ذِرَاعًا عَطَنًا لِمَاشِيَتِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Velîd b. Amr b. Sükeyn anlattı. Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Müsennâ anlattı. (H) Yine bize Hasan b. Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Abdulvehhâb b. Atâ anlattı. (Her iki ravi de) dediler ki: Bize İsmâîl el-Mekkî, Hasan’dan, o da Abdullah b. Muğaffel’den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her kim bir kuyu kazarsa, hayvanlarının su içip dinlenmesi için (kuyunun çevresinde) kırk arşınlık yer onun (hakkı) olur."

2487. Hadis

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي الصُّغْدِيِّ، حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ صُقَيْرٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ نَافِعٍ أَبِي غَالِبٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ حَرِيمُ الْبِئْرِ مَدُّ رِشَائِهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Sehl b. Ebu’s-Suğdî anlattı. Bize Mansûr b. Sukeyr anlattı. Bize Sâbit b. Muhammed, Nâfi’ Ebû Gâlib’den, o da Ebû Saîd el-Hudrî’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kuyunun harimi (koruma alanı), ipinin uzandığı yer kadardır."

2488. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ خَالِدٍ النُّمَيْرِيُّ أَبُو الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا الْفُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، أَخْبَرَنِي إِسْحَاقُ بْنُ يَحْيَى بْنِ الْوَلِيدِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى فِي النَّخْلَةِ وَالنَّخْلَتَيْنِ وَالثَّلاَثَةِ لِلرَّجُلِ فِي النَّخْلِ فَيَخْتَلِفُونَ فِي حُقُوقِ ذَلِكَ فَقَضَى أَنَّ لِكُلِّ نَخْلَةٍ مِنْ أُولَئِكَ مِنَ الأَرْضِ مَبْلَغُ جَرِيدِهَا حَرِيمٌ لَهَا ‏.‏

Bize Abdurrabbi b. Hâlid en-Nümeyrî Ebu’l-Muğallis anlattı. Bize Fudayl b. Süleyman anlattı. Bize Mûsâ b. Ukbe anlattı. Bana İshak b. Yahyâ b. el-Velîd, Ubâde b. es-Sâmit’ten naklederek haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir hurmalık içinde bir adama ait olan bir, iki veya üç hurma ağacı hakkında ve (taraflar) bunların hakları konusunda anlaşmazlığa düştüklerinde şöyle hüküm verdi: "O hurma ağaçlarından her biri için, dallarının (yerden) uzandığı mesafe kadar bir alan, o ağacın harimidir (dokunulmaz çevresidir)."

2489. Hadis

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي الصُّغْدِيِّ، حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ صُقَيْرٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْعَبْدِيُّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ حَرِيمُ النَّخْلَةِ مَدُّ جَرِيدِهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Sehl b. Ebu’s-Suğdî anlattı. Bize Mansûr b. Sukeyr anlattı. Bize Sâbit b. Muhammed el-Abdî, İbn Ömer’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hurma ağacının harimi, dallarının uzandığı (mesafe kadardır)."

2490. Hadis

2491. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَعَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مَالِكٍ النَّخَعِيُّ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ حُذَيْفَةَ، عَنْ أَبِيهِ، حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ بَاعَ دَارًا وَلَمْ يَجْعَلْ ثَمَنَهَا فِي مِثْلِهَا لَمْ يُبَارَكْ لَهُ فِيهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr ve Amr b. Râfi’ anlattılar. Dediler ki: Bize Mervân b. Muâviye anlattı. Bize Ebû Mâlik en-Nehaî, Yûsuf b. Meymûn’dan, o Ebû Ubeyde b. Huzeyfe’den, o da babası Huzeyfe b. el-Yemân’dan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir ev satar da parasını (yine) onun gibi bir şeye (gayrimenkule) yatırmazsa, o parada kendisine bereket verilmez."