Av Kitabı

İbn Mace · Sünen-i İbn Mace (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

3200. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ سَمِعْتُ مُطَرِّفًا، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ مَا لَهُمْ وَلِلْكِلاَبِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ رَخَّصَ لَهُمْ فِي كَلْبِ الصَّيْدِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Şebâbe anlattı. Bize Şu'be, Ebü't-Teyyâh'tan rivayet etti. (O) dedi ki: Mutarrif'i, Abdullah b. Muğaffel'den hadis naklederken işittim. (Abdullah b. Muğaffel) Şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem köpeklerin öldürülmesini emretti. Sonra şöyle buyurdu: "Onların köpeklerle ne alıp veremediği var?" Sonra onlar için av köpeği konusunda ruhsat verdi.

3201. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ سَمِعْتُ مُطَرِّفًا، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ مَا لَهُمْ وَلِلْكِلاَبِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ رَخَّصَ لَهُمْ فِي كَلْبِ الزَّرْعِ وَكَلْبِ الْعِينِ ‏.‏ قَالَ بُنْدَارٌ الْعِينُ حِيطَانُ الْمَدِينَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Osman b. Ömer anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. el-Velîd anlattı. Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. (Her ikisi de) Dediler ki: Bize Şu'be, Ebü't-Teyyâh'tan anlattı. (O) dedi ki: Mutarrif'i, Abdullah b. Muğaffel'den naklederken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem köpeklerin öldürülmesini emretti. Sonra şöyle buyurdu: "Onların köpeklerle ne alıp veremediği var?" Sonra onlar için ziraat (tarla) köpeği ve 'Ayn' köpeği (bekçiliği) konusunda ruhsat verdi. Bundâr (Muhammed b. Beşşâr) dedi ki: "El-Ayn; Medine'nin duvarları (bahçe duvarları/surları) demektir."

3202. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، أَنْبَأَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ ‏.‏

Bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Mâlik b. Enes, Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den haber verdi. (İbn Ömer) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem köpeklerin öldürülmesini emretti.

3203. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو طَاهِرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَافِعًا صَوْتَهُ يَأْمُرُ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ وَكَانَتِ الْكِلاَبُ تُقْتَلُ إِلاَّ كَلْبَ صَيْدٍ أَوْ مَاشِيَةٍ ‏.‏

Bize Ebû Tâhir anlattı. Bize İbn Vehb anlattı. Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan, (o) Sâlim'den, (o da) babasından (İbn Ömer'den) haber verdi. (İbn Ömer) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i sesini yükselterek köpeklerin öldürülmesini emrederken işittim. Av köpeği veya sürü (çoban) köpeği hariç köpekler öldürülüyordu.

3204. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا فَإِنَّهُ يَنْقُصُ مِنْ عَمَلِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ إِلاَّ كَلْبَ حَرْثٍ أَوْ مَاشِيَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Evzâî anlattı. Bana Yahyâ b. Ebî Kesîr, Ebû Seleme'den, (o da) Ebû Hüreyre'den rivayet etti. (Ebû Hüreyre) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir köpek edinirse, -ziraat veya sürü köpeği hariç- her gün onun amelinden (sevabından) bir kırat eksilir."

3205. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي شِهَابٍ، حَدَّثَنِي يُونُسُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَوْلاَ أَنَّ الْكِلاَبَ أُمَّةٌ مِنَ الأُمَمِ لأَمَرْتُ بِقَتْلِهَا فَاقْتُلُوا مِنْهَا الأَسْوَدَ الْبَهِيمَ وَمَا مِنْ قَوْمٍ اتَّخَذُوا كَلْبًا إِلاَّ كَلْبَ مَاشِيَةٍ أَوْ كَلْبَ صَيْدٍ أَوْ كَلْبَ حَرْثٍ إِلاَّ نَقَصَ مِنْ أُجُورِهِمْ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطَانِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ahmed b. Abdillah anlattı. (O) Ebû Şihâb'dan, bana Yûnus b. Ubeyd, Hasan (el-Basrî)'den, (o da) Abdullah b. Muğaffel'den rivayet etti. (Abdullah b. Muğaffel) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer köpekler de (diğer yaratıklar gibi) ümmetlerden bir ümmet (topluluk) olmasaydı, hepsinin öldürülmesini emrederdim. O halde onlardan simsiyah olanları öldürün. Sürü (çoban) köpeği, av köpeği veya ziraat (tarla) köpeği hariç, köpek edinen hiçbir topluluk (hane halkı) yoktur ki, her gün ecirlerinden iki kırat eksilmesin."

3206. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُصَيْفَةَ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ أَبِي زُهَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا لاَ يُغْنِي عَنْهُ زَرْعًا وَلاَ ضَرْعًا نَقَصَ مِنْ عَمَلِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ ‏"‏ ‏.‏ فَقِيلَ لَهُ أَنْتَ سَمِعْتَ مِنَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ إِي وَرَبِّ هَذَا الْمَسْجِدِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Hâlid b. Mahled anlattı. Bize Mâlik b. Enes, Yezîd b. Husayfe'den, (o) Sâib b. Yezîd'den, (o da) Süfyân b. Ebî Züheyr'den rivayet etti. (Süfyân) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim kendisine ziraat (koruması) veya meme (sağmal hayvan koruması) sağlamayan bir köpek edinirse, her gün amelinden bir kırat eksilir." Kendisine: "Bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den sen mi işittin?" denildi. O da: "Evet, bu Mescid'in Rabbine yemin olsun ki (ben işittim)" dedi.

3207. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، حَدَّثَنِي رَبِيعَةُ بْنُ يَزِيدَ، أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ أَهْلِ كِتَابٍ نَأْكُلُ فِي آنِيَتِهِمْ وَبِأَرْضِ صَيْدٍ أَصِيدُ بِقَوْسِي وَأَصِيدُ بِكَلْبِيَ الْمُعَلَّمِ وَأَصِيدُ بِكَلْبِيَ الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ ‏.‏ قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكُمْ فِي أَرْضِ أَهْلِ كِتَابٍ فَلاَ تَأْكُلُوا فِي آنِيَتِهِمْ إِلاَّ أَنْ لاَ تَجِدُوا مِنْهَا بُدًّا فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا مِنْهَا بُدًّا فَاغْسِلُوهَا وَكُلُوا فِيهَا وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ مِنْ أَمْرِ الصَّيْدِ فَمَا أَصَبْتَ بِقَوْسِكَ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ فَكُلْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. Bize Dahhâk b. Mahled anlattı. Bize Hayve b. Şurayh anlattı. Bana Rabîa b. Yezîd anlattı. Bana Ebû İdrîs el-Havlânî, Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den haber verdi. (Ebû Sa'lebe) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü! Biz ehl-i kitap olan bir diyardayız, onların kaplarından yiyoruz. Ve (yine biz) av arazisindeyiz; yayım ile avlanıyorum, eğitilmiş köpeğim ile avlanıyorum ve eğitilmemiş köpeğim ile avlanıyorum." (Resulullah) Şöyle buyurdu: "Ehl-i kitap diyarında olduğunuzu zikrettiğin (hususa gelince); şayet onlardan başkasını bulursanız (onların kaplarından) yemeyin. Eğer (başkalarını) bulamazsanız, onları yıkayın ve onlarda yiyin. Avlanma meselesinden zikrettiğine gelince; yayınla vurduğun (avı), üzerine Allah'ın ismini anarak ye. Eğitilmiş köpeğinle avladığını, üzerine Allah'ın ismini anarak ye. Eğitilmemiş köpeğinle avladığını ise, (ölmeden) yetişip kesersen (boğazlarsan) ye."

3208. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا بَيَانُ بْنُ بِشْرٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ إِنَّا قَوْمٌ نَصِيدُ بِهَذِهِ الْكِلاَبِ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ إِذَا أَرْسَلْتَ كِلاَبَكَ الْمُعَلَّمَةَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا فَكُلْ مَا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ وَإِنْ قَتَلْنَ إِلاَّ أَنْ يَأْكُلَ الْكَلْبُ فَإِنْ أَكَلَ الْكَلْبُ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يَكُونَ إِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ وَإِنْ خَالَطَهَا كِلاَبٌ أُخَرُ فَلاَ تَأْكُلْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ مَاجَهْ سَمِعْتُهُ - يَعْنِي عَلِيَّ بْنَ الْمُنْذِرِ - يَقُولُ حَجَجْتُ ثَمَانِيَةً وَخَمْسِينَ حِجَّةً أَكْثَرُهَا رَاجِلٌ ‏.‏

Bize Ali b. el-Münzir anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. Bize Beyân b. Bişr, Şa'bî'den, (o da) Adiy b. Hâtim'den rivayet etti. (Adiy) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordum ve dedim ki: "Biz şu köpeklerle avlanan bir topluluğuz." Şöyle buyurdu: "Eğitilmiş köpeklerini saldığın ve üzerlerine Allah'ın ismini andığın zaman, senin için tuttuklarını -öldürmüş olsalar bile- ye. Ancak köpek (avdan) yerse (yeme). Çünkü köpek (avdan) yerse, yememen gerekir; zira ben onun, avı sadece kendisi için tutmuş olmasından korkarım. Eğer o köpeklere başka köpekler karışırsa (yine) yeme." İbn Mâce dedi ki: Ben onu -yani Ali b. el-Münzir'i- şöyle derken işittim: "Elli sekiz kere Hac yaptım, bunların çoğunda yaya idim."

3209. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ أَبِي بَزَّةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ الْيَشْكُرِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ نُهِينَا عَنْ صَيْدِ، كَلْبِهِمْ وَطَائِرِهِمْ يَعْنِي الْمَجُوسَ ‏.‏

Bize Amr b. Abdillah anlattı. Bize Vekî' anlattı. (O) Şerîk'ten, (o) Haccâc b. Ertât'tan, (o) Kâsım b. Ebî Bezze'den, (o) Süleyman el-Yeşkürî'den, (o da) Câbir b. Abdillah'tan rivayet etti. (Câbir) Dedi ki: Biz onların -yani Mecûsîlerin- köpeğinin ve kuşunun (avcı kuş) avından nehyedildik.

3210. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْكَلْبِ الأَسْوَدِ الْبَهِيمِ فَقَالَ ‏ "‏ شَيْطَانٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Abdillah anlattı. Bize Vekî' anlattı. (O) Süleyman b. el-Muğîre'den, (o) Humeyd b. Hilâl'den, (o) Abdullah b. es-Sâmit'ten, (o da) Ebû Zer'den rivayet etti. (Ebû Zer) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e simsiyah köpeği(n hükmünü) sordum. Şöyle buyurdu: "(O) Şeytandır."

3211. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عُمَيْرٍ، عِيسَى بْنُ مُحَمَّدٍ النَّحَّاسُ وَعِيسَى بْنُ يُونُسَ الرَّمْلِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا ضَمْرَةُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ كُلْ مَا رَدَّتْ عَلَيْكَ قَوْسُكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Umeyr Îsâ b. Muhammed en-Nahhâs ve Îsâ b. Yûnus er-Ramlî anlattı. Dediler ki: Bize Damre b. Rabîa, Evzâî'den, (o) Yahyâ b. Saîd'den, (o) Saîd b. el-Müseyyeb'den, (o da) Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yayının sana geri çevirdiği (vurduğu) şeyi ye."

3212. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا مُجَالِدُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا قَوْمٌ نَرْمِي ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ إِذَا رَمَيْتَ وَخَزَقْتَ فَكُلْ مَا خَزَقْتَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. el-Münzir anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. Bize Mücâlid b. Saîd, Âmir (eş-Şa'bî)'den, (o da) Adiy b. Hâtim'den rivayet etti. (Adiy) Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Biz ok atan (avlanan) bir topluluğuz" dedim. Şöyle buyurdu: "Attığın ve delip geçtiğin (yaraladığın) zaman, delip geçtiğin şeyi ye."

3213. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرْمِي الصَّيْدَ فَيَغِيبُ عَنِّي لَيْلَةً قَالَ ‏ "‏ إِذَا وَجَدْتَ فِيهِ سَهْمَكَ وَلَمْ تَجِدْ فِيهِ شَيْئًا غَيْرَهُ فَكُلْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Abdürrezzâk anlattı. Bize Ma'mer, Âsım'dan, (o) Şa'bî'den, (o da) Adiy b. Hâtim'den haber verdi. (Adiy) Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Avı vuruyorum, sonra (av) benden bir gece kayboluyor (ertesi gün buluyorum)" dedim. Şöyle buyurdu: "Eğer onda kendi okunu bulursan ve ondan başka bir şey (iz/yara) bulamazsan, onu ye."

3214. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الصَّيْدِ بِالْمِعْرَاضِ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ مَا أَصَبْتَ بِحَدِّهِ فَكُلْ وَمَا أَصَبْتَ بِعَرْضِهِ فَهُوَ وَقِيذٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Abdillah anlattı. Bize Vekî' anlattı. (H) Ve bize Ali b. el-Münzir anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. (Her ikisi de) Dediler ki: Bize Zekeriyyâ b. Ebî Zâide, Âmir'den, (o da) Adiy b. Hâtim'den anlattı. (Adiy) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e "Mi'râd" (ucu sivri olmayan, ağır değnek/ok) ile avlanmayı sordum. Şöyle buyurdu: "Onun keskin (sivri) tarafıyla vurduğunu ye. Eniyle (yan tarafıyla) vurduğun ise 'vakîz'dir (vurularak ölmüştür), yeme."

3215. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ الْحَارِثِ النَّخَعِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تَأْكُلْ إِلاَّ أَنْ يَخْزِقَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Abdillah anlattı. Bize Vekî' babasından, (o) Mansûr'dan, (o) İbrahim'den, (o) Hemmâm b. el-Hâris en-Nehaî'den, (o da) Adiy b. Hâtim'den rivayet etti. (Adiy) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e "Mi'râd" (ucu sivri olmayan av aleti) hakkında sordum. Şöyle buyurdu: "(Avı) delip geçmedikçe yeme."

3216. Hadis

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا مَعْنُ بْنُ عِيسَى، عَنْ هِشَامِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَا قُطِعَ مِنَ الْبَهِيمَةِ وَهِيَ حَيَّةٌ فَمَا قُطِعَ مِنْهَا فَهُوَ مَيْتَةٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize Ma'n b. Îsâ, Hişâm b. Sa'd'dan, (o) Zeyd b. Eslem'den, (o da) İbn Ömer'den rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hayvan canlı iken ondan kesilen parça; işte o kesilen parça meytedir (leş hükmündedir)."

3217. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْهُذَلِيُّ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَكُونُ فِي آخِرِ الزَّمَانِ قَوْمٌ يَجُبُّونَ أَسْنِمَةَ الإِبِلِ وَيَقْطَعُونَ أَذْنَابَ الْغَنَمِ أَلاَ فَمَا قُطِعَ مِنْ حَىٍّ فَهُوَ مَيِّتٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize İsmail b. Ayyâş anlattı. Bize Ebû Bekr el-Hüzelî, Şehr b. Havşeb'den, (o da) Temîm ed-Dârî'den rivayet etti. (Temîm) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ahir zamanda develerin hörgüçlerini kesen ve koyunların kuyruklarını koparan bir topluluk olacaktır. Dikkat edin, canlıdan kesilen (koparılan) her parça meytedir (leş hükmündedir)."

3218. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ أُحِلَّتْ لَنَا مَيْتَتَانِ الْحُوتُ وَالْجَرَادُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Mus'ab anlattı. Bize Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem, babasından, (o da) Abdullah b. Ömer'den rivayet etti. (İbn Ömer) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bize iki ölü (meyte) helal kılındı: Balık ve çekirge."

3219. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ وَنَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ قَالاَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ يَحْيَى بْنِ عُمَارَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الْعَوَّامِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ سَلْمَانَ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْجَرَادِ فَقَالَ ‏ "‏ أَكْثَرُ جُنُودِ اللَّهِ لاَ آكُلُهُ وَلاَ أُحَرِّمُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bişr Bekr b. Halef ve Nasr b. Ali anlattı. Dediler ki: Bize Zekeriyyâ b. Yahyâ b. Umâre anlattı. Bize Ebü'l-Avvâm, Ebû Osman en-Nehdî'den, (o da) Selmân'dan rivayet etti. (Selmân) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e çekirge hakkında soruldu. Şöyle buyurdu: "Allah'ın askerlerinin en çoğudur. Onu yemem, ama haram da kılmam."

3220. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي سَعْدٍ الْبَقَّالِ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كُنَّ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَتَهَادَيْنَ الْجَرَادَ عَلَى الأَطْبَاقِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Ebû Sa'd el-Bakkâl'dan rivayet etti. (O), Enes b. Mâlik'i şöyle derken işitti: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri, tabaklar üzerinde birbirlerine çekirge hediye ederlerdi.

3221. Hadis

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَمَّالُ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُلاَثَةَ، عَنْ مُوسَى بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرٍ، وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا دَعَا عَلَى الْجَرَادِ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ أَهْلِكْ كِبَارَهُ وَاقْتُلْ صِغَارَهُ وَأَفْسِدْ بَيْضَهُ وَاقْطَعْ دَابِرَهُ وَخُذْ بِأَفْوَاهِهَا عَنْ مَعَايِشِنَا وَأَرْزَاقِنَا إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَدْعُو عَلَى جُنْدٍ مِنْ أَجْنَادِ اللَّهِ بِقَطْعِ دَابِرِهِ قَالَ ‏"‏ إِنَّ الْجَرَادَ نَثْرَةُ الْحُوتِ فِي الْبَحْرِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَاشِمٌ قَالَ زِيَادٌ فَحَدَّثَنِي مَنْ رَأَى الْحُوتَ يَنْثُرُهُ ‏.‏

Bize Hârûn b. Abdillah el-Hammâl anlattı. Bize Hâşim b. el-Kâsım anlattı. Bize Ziyâd b. Abdillah b. Ulâse, Mûsâ b. Muhammed b. İbrahim'den, (o) babasından, (o) Câbir'den ve Enes b. Mâlik'ten rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem çekirge aleyhine dua ettiği zaman şöyle derdi: "Allah'ım! Büyüklerini helak et, küçüklerini öldür, yumurtalarını boz (çürüt), köklerini kurut. Ağızlarını geçimliklerimizden ve rızıklarımızdan uzak tut. Şüphesiz sen duayı işitensin." Bunun üzerine bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın ordularından bir ordunun kökünün kuruması için nasıl dua ediyorsun?" dedi. (Resulullah) Şöyle buyurdu: "Şüphesiz çekirge, denizdeki balığın hapşırığıdır (saçtığı bir şeydir)." Hâşim dedi ki: Ziyâd şöyle dedi: "Balığın onu (çekirgeyi) hapşırarak çıkardığını gören biri bana anlattı."

3222. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَزِّمِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي حَجَّةٍ أَوْ عُمْرَةٍ فَاسْتَقْبَلَنَا رِجْلٌ مِنْ جَرَادٍ أَوْ ضَرْبٌ مِنْ جَرَادٍ فَجَعَلْنَا نَضْرِبُهُنَّ بِأَسْوَاطِنَا وَنِعَالِنَا فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ كُلُوهُ فَإِنَّهُ مِنْ صَيْدِ الْبَحْرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Vekî' anlattı. Bize Hammâd b. Seleme, Ebü'l-Mühezzim'den, (o da) Ebû Hüreyre'den rivayet etti. (Ebû Hüreyre) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir Hac veya Umre yolculuğuna çıktık. Karşımıza bir çekirge sürüsü veya çekirge türünden bir grup çıktı. Biz kamçılarımızla ve ayakkabılarımızla onlara vurmaya başladık. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onu yiyin. Çünkü o, deniz avındandır."

3223. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْفَضْلِ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ قَتْلِ الصُّرَدِ وَالضِّفْدَعِ وَالنَّمْلَةِ وَالْهُدْهُدِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr ve Abdurrahman b. Abdilvehhâb anlattı. Dediler ki: Bize Ebû Âmir el-Akedî anlattı. Bize İbrahim b. el-Fadl, Saîd el-Makbürî'den, (o da) Ebû Hüreyre'den rivayet etti. (Ebû Hüreyre) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem; göçeğen kuşunun (surad), kurbağanın, karıncanın ve hüdhüd kuşunun öldürülmesini yasakladı.

3224. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ قَتْلِ أَرْبَعٍ مِنَ الدَّوَابِّ النَّمْلَةِ وَالنَّحْلِ وَالْهُدْهُدِ وَالصُّرَدِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Abdürrezzâk anlattı. Bize Ma'mer, Zührî'den, (o) Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, (o da) İbn Abbâs'tan haber verdi. (İbn Abbâs) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hayvanlardan dördünün öldürülmesini yasakladı: Karınca, arı, hüdhüd kuşu ve göçeğen kuşu (surad).

3225. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى الْمِصْرِيَّانِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ نَبِيِّ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ نَبِيًّا مِنَ الأَنْبِيَاءِ قَرَصَتْهُ نَمْلَةٌ فَأَمَرَ بِقَرْيَةِ النَّمْلِ فَأُحْرِقَتْ فَأَوْحَى اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَيْهِ فِي أَنْ قَرَصَتْكَ نَمْلَةٌ أَهْلَكْتَ أُمَّةً مِنَ الأُمَمِ تُسَبِّحُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، بِإِسْنَادِهِ نَحْوَهُ وَقَالَ قَرَصَتْ ‏.‏

Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh ve Ahmed b. Îsâ el-Mısrî (ikisi de Mısırlı) anlattı. Dediler ki: Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan, (o) Saîd b. el-Müseyyeb ve Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan, (onlar da) Ebû Hüreyre'den rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Peygamberlerden bir peygamberi bir karınca ısırdı. O da karınca yuvasının (yakılmasını) emretti ve (yuva) yakıldı. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle ona şöyle vahyetti: 'Seni bir karınca ısırdı diye, tesbih eden ümmetlerden bir ümmeti helak mı ettin?'" Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Ebû Sâlih anlattı. Bana Leys, Yûnus'tan, (o) İbn Şihâb'dan, (o da) bu isnadla (yukarıdakinin) benzerini rivayet etti ve "Karasat" (ısırdı) lafzını kullandı.

3226. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، أَنَّ قَرِيبًا، لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ خَذَفَ فَنَهَاهُ وَقَالَ إِنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى عَنِ الْخَذْفِ وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهَا لاَ تَصِيدُ صَيْدًا وَلاَ تَنْكَأُ عَدُوًّا وَلَكِنَّهَا تَكْسِرُ السِّنَّ وَتَفْقَأُ الْعَيْنَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَعَادَ ‏.‏ فَقَالَ أُحَدِّثُكَ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى عَنْهُ ثُمَّ عُدْتَ لاَ أُكَلِّمُكَ أَبَدًا ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize İsmail İbn Uleyye, Eyyûb'dan, (o) Saîd b. Cübeyr'den rivayet etti. (Saîd b. Cübeyr) Dedi ki: Abdullah b. Muğaffel'in bir yakını sapan taşı (veya parmakla taş) attı. Abdullah onu nehyetti ve dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem taş atmayı yasakladı ve şöyle buyurdu: 'Şüphesiz o (taş), ne av avlar ne de düşmanı yaralar (öldürür). Ancak o, diş kırar ve göz çıkarır.'" (Adam) Tekrar (taş atmaya) döndü. (Abdullah) Dedi ki: "Sana Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in bunu yasakladığını söylüyorum, sonra sen tekrar ona dönüyorsun. Seninle asla konuşmayacağım."

3227. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ صُهْبَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ نَهَى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْخَذْفِ وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهَا لاَ تَقْتُلُ الصَّيْدَ وَلاَ تَنْكِي الْعَدُوَّ وَلَكِنَّهَا تَفْقَأُ الْعَيْنَ وَتَكْسِرُ السِّنَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ubeyd b. Saîd anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. (Her ikisi de) Dediler ki: Bize Şu'be, Katâde'den, (o) Ukbe b. Suhbân'dan, (o da) Abdullah b. Muğaffel'den rivayet etti. (Abdullah b. Muğaffel) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem taş atmayı yasakladı ve şöyle buyurdu: "Şüphesiz o (taş), av öldürmez, düşmana zarar vermez (yaralamaz). Ancak o, göz çıkarır ve diş kırar."

3228. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أُمِّ شَرِيكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَهَا بِقَتْلِ الأَوْزَاغِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Abdülhamîd b. Cübeyr'den, (o) Saîd b. el-Müseyyeb'den, (o da) Ümmü Şerîk'ten rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona (Ümmü Şerîk'e) keleri (kertenkeleyi) öldürmesini emretti.

3229. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ وَزَغًا فِي أَوَّلِ ضَرْبَةٍ فَلَهُ كَذَا وَكَذَا حَسَنَةً وَمَنْ قَتَلَهَا فِي الثَّانِيَةِ فَلَهُ كَذَا وَكَذَا - أَدْنَى مِنَ الأُولَى - وَمَنْ قَتَلَهَا فِي الضَّرْبَةِ الثَّالِثَةِ فَلَهُ كَذَا وَكَذَا حَسَنَةً - أَدْنَى مِنَ الَّذِي ذَكَرَهُ فِي الْمَرَّةِ الثَّانِيَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilmelik b. Ebî'ş-Şevârib anlattı. Bize Abdülazîz b. el-Muhtâr anlattı. Bize Süheyl, babasından, (o da) Ebû Hüreyre'den, (o da) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etti. (Resulullah) Şöyle buyurdu: "Kim bir keleri (kertenkeleyi) ilk vuruşta öldürürse ona şu kadar sevap vardır. Kim onu ikinci vuruşta öldürürse ona şu kadar -ilkinden daha az- sevap vardır. Kim onu üçüncü vuruşta öldürürse ona da şu kadar -ikinci defada zikrettiğinden daha az- sevap vardır."

3230. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لِلْوَزَغِ ‏ "‏ الْفُوَيْسِقَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh anlattı. Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan, (o) Urve b. ez-Zübeyr'den, (o da) Âişe'den haber verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem keler (kertenkele) için "Fuvaysıka" (küçük fasık/zararlı hayvancık) dedi.

3231. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ حَازِمٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ سَائِبَةَ، - مَوْلاَةِ الْفَاكِهِ بْنِ الْمُغِيرَةِ - أَنَّهَا دَخَلَتْ عَلَى عَائِشَةَ فَرَأَتْ فِي بَيْتِهَا رُمْحًا مَوْضُوعًا فَقَالَتْ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ مَا تَصْنَعِينَ بِهَذَا قَالَتْ نَقْتُلُ بِهِ هَذِهِ الأَوْزَاغَ فَإِنَّ نَبِيَّ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَخْبَرَنَا أَنَّ إِبْرَاهِيمَ لَمَّا أُلْقِيَ فِي النَّارِ لَمْ تَكُنْ فِي الأَرْضِ دَابَّةٌ إِلاَّ أَطْفَأَتِ النَّارَ غَيْرَ الْوَزَغِ فَإِنَّهَا كَانَتْ تَنْفُخُ عَلَيْهِ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِقَتْلِهِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yûnus b. Muhammed, Cerîr b. Hâzim'den, (o) Nâfi'den, (o da) Fâkih b. el-Muğîre'nin azatlısı Sâibe'den rivayet etti. Sâibe, Âişe'nin yanına girdi ve evinde duran bir mızrak gördü. "Ey Müminlerin Annesi! Bununla ne yapıyorsun?" dedi. (Âişe) Şöyle dedi: "Bununla şu kelerleri (kertenkeleleri) öldürüyoruz. Zira Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem bize haber verdi ki; İbrahim (ateşe) atıldığı zaman, keler hariç yeryüzündeki hiçbir hayvan yoktur ki ateşi söndürmeye çalışmış olmasın. Keler ise ateşe (alevlensin diye) üflüyordu. Bu sebeple Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun öldürülmesini emretti."

3232. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ ‏.‏ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَلَمْ أَسْمَعْ بِهَذَا حَتَّى دَخَلْتُ الشَّامَ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den haber verdi. (Zührî) Bana Ebû İdrîs, Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den haber verdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yırtıcı hayvanlardan her azı dişi olanın (parçalayıcı dişli) yenilmesini yasakladı. Zührî dedi ki: "Şam'a girinceye kadar bunu işitmemiştim."

3233. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي حَكِيمٍ، عَنْ عَبِيدَةَ بْنِ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ أَكْلُ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ حَرَامٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muâviye b. Hişâm anlattı. (H) Ve bize Ahmed b. Sinân ve İshak b. Mansur anlattı. Dediler ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Dediler ki: Bize Mâlik b. Enes, İsmail b. Ebî Hakîm'den, (o) Abîde b. Süfyân'dan, (o da) Ebû Hüreyre'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etti. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) Şöyle buyurdu: "Yırtıcı hayvanlardan her azı dişi olanın (parçalayıcı dişli) yenilmesi haramdır."

3234. Hadis

حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ وَعَنْ كُلِّ ذِي مِخْلَبٍ مِنَ الطَّيْرِ ‏.‏

Bize Bekr b. Halef anlattı. Bize İbn Ebî Adiy, Saîd'den, (o) Ali b. el-Hakem'den, (o) Meymûn b. Mihrân'dan, (o) Saîd b. Cübeyr'den, (o da) İbn Abbâs'tan rivayet etti. (İbn Abbâs) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü; yırtıcı hayvanlardan her azı dişi olanın ve kuşlardan her pençesi olanın (yırtıcı kuşların) yenilmesini yasakladı.

3235. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ وَاضِحٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ بْنِ أَبِي الْمُخَارِقِ، عَنْ حِبَّانَ بْنِ جَزْءٍ، عَنْ أَخِيهِ، خُزَيْمَةَ بْنِ جَزْءٍ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُكَ لأَسْأَلَكَ عَنْ أَحْنَاشِ الأَرْضِ مَا تَقُولُ فِي الثَّعْلَبِ قَالَ ‏"‏ وَمَنْ يَأْكُلُ الثَّعْلَبَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَقُولُ فِي الذِّئْبِ قَالَ ‏"‏ وَيَأْكُلُ الذِّئْبَ أَحَدٌ فِيهِ خَيْرٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yahyâ b. Vâdıh anlattı. (O) Muhammed b. İshak'tan, (o) Abdülkerim b. Ebî'l-Muhârik'ten, (o) Hibbân b. Cez'den, (o da) kardeşi Huzeyme b. Cez'den rivayet etti. (Huzeyme) Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Yerin haşereleri (yer hayvanları) hakkında sana sormak için geldim. Tilki hakkında ne dersin?" dedim. (Resulullah) Şöyle buyurdu: "Tilkiyi kim yer ki?" "Ey Allah'ın Resulü! Kurt hakkında ne dersin?" dedim. Şöyle buyurdu: "İçinde hayır olan birisi hiç kurt yer mi?"

3236. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ الْمَكِّيُّ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَمَّارٍ، - وَهُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ - قَالَ سَأَلْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ الضَّبُعِ أَصَيْدٌ هُوَ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قُلْتُ آكُلُهَا قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قُلْتُ أَشَىْءٌ سَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Dediler ki: Bize Abdullah b. Racâ el-Mekkî anlattı. (O) İsmail b. Ümeyye'den, (o) Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'den, (o) İbn Ebî Ammâr'dan -ki o Abdurrahman'dır- rivayet etti. (İbn Ebî Ammâr) Dedi ki: Câbir b. Abdillah'a sırtlan hakkında "O av (hayvanı) mıdır?" diye sordum. "Evet" dedi. "Onu yiyeyim mi?" dedim. "Evet" dedi. "Bunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den mi duydun?" dedim. "Evet" dedi.

3237. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ وَاضِحٍ، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ بْنِ أَبِي الْمُخَارِقِ، عَنْ حِبَّانَ بْنِ جَزْءٍ، عَنْ خُزَيْمَةَ بْنِ جَزْءٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَقُولُ فِي الضَّبُعِ قَالَ ‏ "‏ وَمَنْ يَأْكُلُ الضَّبُعَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yahyâ b. Vâdıh anlattı. (O) İbn İshak'tan, (o) Abdülkerim b. Ebî'l-Muhârik'ten, (o) Hibbân b. Cez'den, (o da) Huzeyme b. Cez'den rivayet etti. (Huzeyme) Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Sırtlan hakkında ne dersin?" dedim. Şöyle buyurdu: "Sırtlanı kim yer ki?"

3238. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ يَزِيدَ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَصَابَ النَّاسُ ضِبَابًا فَاشْتَوَوْهَا فَأَكَلُوا مِنْهَا فَأَصَبْتُ مِنْهَا ضَبًّا فَشَوَيْتُهُ ثُمَّ أَتَيْتُ بِهِ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَخَذَ جَرِيدَةً فَجَعَلَ يَعُدُّ بِهَا أَصَابِعَهُ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ أُمَّةً فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ مُسِخَتْ دَوَابَّ فِي الأَرْضِ وَإِنِّي لاَ أَدْرِي لَعَلَّهَا هِيَ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ إِنَّ النَّاسَ قَدِ اشْتَوَوْهَا فَأَكَلُوهَا فَلَمْ يَأْكُلْ وَلَمْ يَنْهَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl, Husayn'dan, (o) Zeyd b. Vehb'den, (o da) Sâbit b. Yezîd el-Ensârî'den rivayet etti. (Sâbit) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. İnsanlar keler (dabb) yakaladılar, onları kızarttılar ve onlardan yediler. Ben de onlardan bir keler yakaladım, onu kızarttım ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdim. Eline bir hurma dalı aldı ve onunla parmaklarını saymaya (veya kelerin parmaklarını saymaya) başladı. Şöyle buyurdu: "İsrailoğullarından bir ümmet (topluluk), yeryüzünde hayvanlar suretine dönüştürüldü (mesh edildi). Bilemiyorum, belki de bu (hayvan) onlardır." Ben: "İnsanlar onları kızarttılar ve yediler" dedim. (Resulullah) Yemedi ama yasaklamadı da.

3239. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْهَرَوِيُّ، إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَاتِمٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ الْيَشْكُرِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لَمْ يُحَرِّمِ الضَّبَّ وَلَكِنْ قَذِرَهُ وَإِنَّهُ لَطَعَامُ عَامَّةِ الرِّعَاءِ وَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَيَنْفَعُ بِهِ غَيْرَ وَاحِدٍ وَلَوْ كَانَ عِنْدِي لأَكَلْتُهُ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Ebû İshak el-Herevî İbrahim b. Abdillah b. Hâtim anlattı. Bize İsmail İbn Uleyye, Saîd b. Ebî Arûbe'den, (o) Katâde'den, (o) Süleyman el-Yeşkürî'den, (o da) Câbir b. Abdillah'tan rivayet etti. (Câbir dedi ki:) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem keleri (dabb) haram kılmadı, fakat onu kerih gördü (tiksinip yemedi). (Ve şöyle buyurdu:) "O, çobanların genelinin yemeğidir. Allah Azze ve Celle onunla birçok kişiye fayda verir. Eğer yanımda olsaydı ben de yerdim." Bize Ebû Seleme Yahyâ b. Halef anlattı. Bize Abdüla'lâ anlattı. Bize Saîd b. Ebî Arûbe, Katâde'den, (o) Süleyman'dan, (o) Câbir'den, (o da) Ömer b. el-Hattâb'dan, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin benzerini rivayet etti.

3240. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ نَادَى رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الصُّفَّةِ حِينَ انْصَرَفَ مِنَ الصَّلاَةِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَرْضَنَا أَرْضٌ مَضَبَّةٌ فَمَا تَرَى فِي الضِّبَابِ قَالَ ‏ "‏ بَلَغَنِي أَنَّهُ أُمَّةٌ مُسِخَتْ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمْ يَأْمُرْ بِهِ وَلَمْ يَنْهَ عَنْهُ ‏.‏

Bize Ebû Kurayb anlattı. Bize Abdürrahîm b. Süleyman, Dâvûd b. Ebî Hind'den, (o) Ebû Nadre'den, (o da) Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayet etti. (Ebû Saîd) Dedi ki: Suffe ehlinden bir adam, namazdan ayrıldığı sırada Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e seslendi ve: "Ey Allah'ın Resulü! Bizim arazimiz keleri bol olan bir yerdir. Kelerler hakkında ne buyurursun?" dedi. (Resulullah) Şöyle buyurdu: "Bana ulaştığına göre o, (hayvan suretine) dönüştürülmüş bir ümmettir." (Resulullah) Onu emretmedi, onu yasaklamadı da.

3241. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ الزُّبَيْدِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أُتِيَ بِضَبٍّ مَشْوِيٍّ فَقُرِّبَ إِلَيْهِ فَأَهْوَى بِيَدِهِ لِيَأْكُلَ مِنْهُ فَقَالَ لَهُ مَنْ حَضَرَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ لَحْمُ ضَبٍّ ‏.‏ فَرَفَعَ يَدَهُ عَنْهُ فَقَالَ لَهُ خَالِدٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَرَامٌ الضَّبُّ قَالَ ‏ "‏ لاَ وَلَكِنَّهُ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَهْوَى خَالِدٌ إِلَى الضَّبِّ فَأَكَلَ مِنْهُ وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَنْظُرُ إِلَيْهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Musaffâ el-Hımsî anlattı. Bize Muhammed b. Harb anlattı. Bize Muhammed b. el-Velîd ez-Zübeydî, Zührî'den, (o) Ebû Umâme b. Sehl b. Huneyf'ten, (o) Abdullah b. Abbâs'tan, (o da) Hâlid b. el-Velîd'den rivayet etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e kızartılmış bir keler (dabb) getirildi ve önüne yaklaştırıldı. (Resulullah) Yemek için elini ona uzattı. Orada bulunanlar: "Ey Allah'ın Resulü! O keler etidir" dediler. Bunun üzerine (Resulullah) elini ondan çekti. Hâlid: "Ey Allah'ın Resulü! Keler haram mıdır?" dedi. (Resulullah): "Hayır, fakat o benim kavmimin arazisinde bulunmazdı. Bu sebeple kendimi ondan tiksinir buluyorum" buyurdu. (Ravi) Dedi ki: Hâlid kelere uzandı ve ondan yedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de ona bakıyordu.

3242. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ أُحَرِّمُ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الضَّبَّ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Musaffâ anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Abdullah b. Dînâr'dan, (o da) İbn Ömer'den rivayet etti. (İbn Ömer) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem -keleri kastederek- "Haram kılmıyorum" buyurdu.

3243. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَرَرْنَا بِمَرِّ الظَّهْرَانِ فَأَنْفَجْنَا أَرْنَبًا فَسَعَوْا عَلَيْهَا فَلَغَبُوا فَسَعَيْتُ حَتَّى أَدْرَكْتُهَا فَأَتَيْتُ بِهَا أَبَا طَلْحَةَ فَذَبَحَهَا فَبَعَثَ بِعَجُزِهَا وَوَرِكِهَا إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَبِلَهَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Muhammed b. Ca'fer ve Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Dediler ki: Bize Şu'be, Hişâm b. Zeyd'den, (o) Enes b. Mâlik'ten rivayet etti. (Enes) Dedi ki: Merru'z-Zahrân mevkiine uğradık ve bir tavşan ürkütüp kaldırdık. (İnsanlar) onu kovaladılar ama yoruldular. Ben kovaladım ve nihayet onu yakaladım. Onu Ebû Talha'ya getirdim. O da onu kesti (boğazladı). Budunu ve kalçasını Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gönderdi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) Onu kabul etti.

3244. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ صَفْوَانَ، أَنَّهُ مَرَّ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِأَرْنَبَيْنِ مُعَلِّقَهُمَا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصَبْتُ هَذَيْنِ الأَرْنَبَيْنِ فَلَمْ أَجِدْ حَدِيدَةً أُذَكِّيهِمَا بِهَا فَذَكَّيْتُهُمَا بِمَرْوَةٍ أَفَآكُلُ قَالَ ‏ "‏ كُلْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Dâvûd b. Ebî Hind, Şa'bî'den, (o da) Muhammed b. Safvân'dan haber verdi. (Muhammed b. Safvân) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e, asılı vaziyette (elinde) iki tavşanla uğradı ve: "Ey Allah'ın Resulü! Ben bu iki tavşanı avladım. Onları kesecek bir demir (bıçak) bulamadım, ben de onları keskin bir taşla (merve taşıyla) kestim. Yiyeyim mi?" dedi. (Resulullah): "Ye" buyurdu.

3245. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ وَاضِحٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ بْنِ أَبِي الْمُخَارِقِ، عَنْ حِبَّانَ بْنِ جَزْءٍ، عَنْ أَخِيهِ، خُزَيْمَةَ بْنِ جَزْءٍ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُكَ لأَسْأَلَكَ عَنْ أَحْنَاشِ الأَرْضِ مَا تَقُولُ فِي الضَّبِّ قَالَ ‏"‏ لاَ آكُلُهُ وَلاَ أُحَرِّمُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ فَإِنِّي آكُلُ مِمَّا لَمْ تُحَرِّمْ وَلِمَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ فُقِدَتْ أُمَّةٌ مِنَ الأُمَمِ وَرَأَيْتُ خَلْقًا رَابَنِي ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَقُولُ فِي الأَرْنَبِ قَالَ لاَ آكُلُهُ وَلاَ أُحَرِّمُهُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَإِنِّي آكُلُ مِمَّا لَمْ تُحَرِّمْ وَلِمَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ نُبِّئْتُ أَنَّهَا تَدْمَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yahyâ b. Vâdıh anlattı. (O) Muhammed b. İshak'tan, (o) Abdülkerim b. Ebî'l-Muhârik'ten, (o) Hibbân b. Cez'den, (o da) kardeşi Huzeyme b. Cez'den rivayet etti. (Huzeyme) Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Yerin haşereleri (yer hayvanları) hakkında sana sormak için geldim. Keler (dabb) hakkında ne dersin?" dedim. Şöyle buyurdu: "Onu yemem ama haram da kılmam." Ben: "O halde senin haram kılmadığın şeyi ben yerim. Peki neden (yemiyorsun) ey Allah'ın Resulü?" dedim. Şöyle buyurdu: "Ümmetlerden bir ümmet kayboldu (mesh edildi). Ben de (bu hayvanda) beni şüpheye düşüren bir yaratılış gördüm." "Ey Allah'ın Resulü! Tavşan hakkında ne dersin?" dedim. "Onu yemem ama haram da kılmam" buyurdu. Ben: "O halde senin haram kılmadığın şeyi ben yerim. Peki neden (yemiyorsun) ey Allah'ın Resulü?" dedim. Şöyle buyurdu: "Bana onun (kadınlar gibi) adet gördüğü (kanadığı) haber verildi."

3246. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، حَدَّثَنِي صَفْوَانُ بْنُ سُلَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سَلَمَةَ، مِنْ آلِ ابْنِ الأَزْرَقِ أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ أَبِي بُرْدَةَ، - وَهُوَ مِنْ بَنِي عَبْدِ الدَّارِ - حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الْبَحْرُ الطَّهُورُ مَاؤُهُ الْحِلُّ مَيْتَتُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ بَلَغَنِي عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ الْجَوَادِ أَنَّهُ قَالَ هَذَا نِصْفُ الْعِلْمِ لأَنَّ الدُّنْيَا بَرٌّ وَبَحْرٌ فَقَدْ أَفْتَاكَ فِي الْبَحْرِ وَبَقِيَ الْبَرُّ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Mâlik b. Enes anlattı. Bana Safvân b. Süleym, Saîd b. Seleme'den -ki İbnü'l-Ezrak ailesindendir-, (o) Muğîre b. Ebî Bürde'den -ki Benî Abdiddâr'dandır-, (o da) Ebû Hüreyre'den, onun şöyle dediğini rivayet etti: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Deniz; suyu temizleyici, ölüsü (meytesi) helal olandır." Ebû Abdillah (İbn Mâce) dedi ki: Bana Ebû Ubeyde el-Cevâd'dan ulaştığına göre o şöyle demiştir: "Bu, ilmin yarısıdır. Çünkü dünya kara ve denizdir. O (Peygamber), sana denizin hükmünü vermiştir, geriye kara kalmıştır."

3247. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ الطَّائِفِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أُمَيَّةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَا أَلْقَى الْبَحْرُ أَوْ جَزَرَ عَنْهُ فَكُلُوهُ وَمَا مَاتَ فِيهِ فَطَفَا فَلاَ تَأْكُلُوهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde anlattı. Bize Yahyâ b. Süleym et-Tâifî anlattı. Bize İsmail b. Ümeyye, Ebü'z-Zübeyr'den, (o da) Câbir b. Abdillah'tan rivayet etti. (Câbir) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Denizin (sahile) attığını veya (suları) çekilip bıraktığını yiyin. (Deniz) içinde ölüp de su yüzüne çıkanı ise yemeyin."

3248. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ جَمِيلٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ مَنْ يَأْكُلُ الْغُرَابَ وَقَدْ سَمَّاهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ فَاسِقًا ‏"‏ ‏.‏ وَاللَّهِ مَا هُوَ مِنَ الطَّيِّبَاتِ ‏.‏

Bize Ahmed b. el-Ezher en-Neysâbûrî anlattı. Bize Heysem b. Cemîl anlattı. Bize Şerîk, Hişâm b. Urve'den, (o) babasından, (o da) İbn Ömer'den rivayet etti. (İbn Ömer) Şöyle dedi: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu 'fâsık' (zararlı) olarak isimlendirmişken, kargayı kim yer? Vallahi o temiz (helal) şeylerden değildir."

3249. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ الْحَيَّةُ فَاسِقَةٌ وَالْعَقْرَبُ فَاسِقَةٌ وَالْفَأْرَةُ فَاسِقَةٌ وَالْغُرَابُ فَاسِقٌ ‏"‏ ‏.‏ فَقِيلَ لِلْقَاسِمِ أَيُؤْكَلُ الْغُرَابُ قَالَ مَنْ يَأْكُلُهُ بَعْدَ قَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ فَاسِقٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Ensârî anlattı. Bize Mes'ûdî anlattı. Bize Abdurrahman b. el-Kâsım b. Muhammed b. Ebî Bekr es-Sıddîk, babasından, (o da) Âişe'den rivayet etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yılan fâsıktır (zararlıdır). Akrep fâsıktır. Fare fâsıktır. Karga fâsıktır." Kâsım'a: "Karga yenir mi?" denildi. O da: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in 'Fâsık' sözünden sonra onu kim yer ki?" dedi.

3250. Hadis

حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَهْدِيٍّ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا عُمَرُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ أَكْلِ الْهِرَّةِ وَثَمَنِهَا‏.‏

Bize Hüseyin b. Mehdî anlattı. Bize Abdürrezzâk anlattı. Bize Ömer b. Zeyd, Ebü'z-Zübeyr'den, (o da) Câbir'den haber verdi. (Câbir) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kedinin yenilmesini ve parasını (satılmasını) yasakladı.