2719. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ بْنِ أَبِي الْعَطَّافِ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا هُرَيْرَةَ تَعَلَّمُوا الْفَرَائِضَ وَعَلِّمُوهَا فَإِنَّهُ نِصْفُ الْعِلْمِ وَهُوَ يُنْسَى وَهُوَ أَوَّلُ شَىْءٍ يُنْتَزَعُ مِنْ أُمَّتِي " .
Bize İbrâhim b. el-Münzir el-Hizâmî anlattı. Bize Hafs b. Ömer b. Ebî'l-Attâf anlattı. Bize Ebu'z-Zinâd anlattı. A'rec'den; o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey Ebû Hureyre! Ferâiz ilmini öğrenin ve öğretin. Çünkü o ilmin yarısıdır. Ve o (çabuk) unutulur. Ve ümmetimden ilk çekilip alınacak (ilmi) şey odur.”
2720. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةُ سَعْدِ بْنِ الرَّبِيعِ بِابْنَتَىْ سَعْدٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَاتَانِ ابْنَتَا سَعْدٍ قُتِلَ مَعَكَ يَوْمَ أُحُدٍ وَإِنَّ عَمَّهُمَا أَخَذَ جَمِيعَ مَا تَرَكَ أَبُوهُمَا وَإِنَّ الْمَرْأَةَ لاَ تُنْكَحُ إِلاَّ عَلَى مَالِهَا . فَسَكَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أُنْزِلَتْ آيَةُ الْمِيرَاثِ فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخَا سَعْدِ بْنِ الرَّبِيعِ فَقَالَ " أَعْطِ ابْنَتَىْ سَعْدٍ ثُلُثَىْ مَالِهِ وَأَعْطِ امْرَأَتَهُ الثُّمُنَ وَخُذْ أَنْتَ مَا بَقِيَ " .
Bize Muhammed b. Ebî Ömer el-Adenî anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. Abdullah b. Muhammed b. Akîl'den; o da Câbir b. Abdullah'tan naklettiğine göre şöyle dedi: Sa'd b. er-Rabî'in hanımı, Sa'd'ın iki kızıyla birlikte Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelerek dedi ki: Ey Allah'ın Resûlü! Bunlar Sa'd'ın iki kızıdır. (Babaları) Uhud gününde seninle beraberken şehit edildi. Amcaları, babalarının bıraktığı malın tamamını aldı (onlara bir şey bırakmadı). Halbuki kadın ancak malı için nikâhlanır. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sustu. Nihayet miras âyeti indi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Sa'd b. er-Rabî'in kardeşini çağırdı ve: “Sa'd'ın iki kızına malının üçte ikisini ver. Hanımına da sekizde birini ver. Geriye kalanı da sen al,” buyurdu.
2721. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ الأَوْدِيِّ، عَنِ الْهُزَيْلِ بْنِ شُرَحْبِيلَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ وَسَلْمَانَ بْنِ رَبِيعَةَ الْبَاهِلِيِّ فَسَأَلَهُمَا عَنِ ابْنَةٍ وَابْنَةِ ابْنٍ وَأُخْتٍ، لأَبٍ وَأُمٍّ فَقَالاَ لِلاِبْنَةِ النِّصْفُ وَمَا بَقِيَ فَلِلأُخْتِ وَائْتِ ابْنَ مَسْعُودٍ فَسَيُتَابِعُنَا . فَأَتَى الرَّجُلُ ابْنَ مَسْعُودٍ فَسَأَلَهُ وَأَخْبَرَهُ بِمَا قَالاَ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَدْ ضَلَلْتُ إِذًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُهْتَدِينَ وَلَكِنِّي سَأَقْضِي بِمَا قَضَى بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلاِبْنَةِ النِّصْفُ وَلاِبْنَةِ الاِبْنِ السُّدُسُ تَكْمِلَةَ الثُّلُثَيْنِ وَمَا بَقِيَ فَلِلأُخْتِ .
Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Vekî' anlattı. Bize Süfyân anlattı. Ebû Kays el-Evdî'den; o da Hüzeyl b. Şurahbîl'den naklettiğine göre şöyle dedi: Bir adam Ebû Mûsâ el-Eş'arî ve Selmân b. Rabîa el-Bâhilî'ye gelerek onlara (ölen bir kadının geride bıraktığı) bir kız, oğlunun kızı ve (öz) kız kardeşin (miras durumunu) sordu. Onlar: Kıza yarım, geriye kalan da kız kardeşe düşer. İbn Mes'ûd'a git, o da bize uyacaktır (aynı fetvayı verecektir), dediler. Adam İbn Mes'ûd'a gidip ona (bu durumu) sordu ve onların söylediklerini haber verdi. Abdullah (İbn Mes'ûd) dedi ki: (Eğer onlara uyarsam) o takdirde ben sapmış olurum ve hidayete erenlerden olmam. Lâkin ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hükmettiği gibi hükmedeceğim: Kıza (terikenin) yarısı, oğlunun kızına üçte ikiyi tamamlamak üzere altıdabir, geriye kalan da kız kardeşindir.
2722. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ الْمُزَنِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِفَرِيضَةٍ فِيهَا جَدٌّ فَأَعْطَاهُ ثُلُثًا أَوْ سُدُسًا .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Şebâbe anlattı. Bize Yûnus b. Ebî İshâk anlattı. Ebû İshâk'tan; o da Amr b. Meymûn'dan; o da Ma'kıl b. Yesâr el-Müzenî'den naklettiğine göre şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e içinde dedenin de bulunduğu bir miras meselesinin getirildiğini işittim. (Efendimiz) ona üçte bir yahut altıdabir verdi.
2723. Hadis
قَالَ أَبُو الْحَسَنِ الْقَطَّانُ حَدَّثَنَا أَبُو حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ الطَّبَّاعِ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي جَدٍّ كَانَ فِينَا بِالسُّدُسِ .
Ebu'l-Hasan el-Kattân dedi ki: Bize Ebû Hâtim anlattı. Bize İbnu't-Tabbâ' anlattı. Bize Hüşeym anlattı. Yûnus'tan; o da Hasan'dan; o da Ma'kıl b. Yesâr'dan naklettiğine göre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, aramızdaki bir dede(nin mirası) hakkında altıdabire hükmetti.
2724. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَهُ عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ ذُؤَيْبٍ، ح وَحَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ إِسْحَاقَ بْنِ خَرَشَةَ، عَنِ ابْنِ ذُؤَيْبٍ، قَالَ جَاءَتِ الْجَدَّةُ إِلَى أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ تَسْأَلُهُ مِيرَاثَهَا فَقَالَ لَهَا أَبُو بَكْرٍ مَا لَكِ فِي كِتَابِ اللَّهِ شَىْءٌ وَمَا عَلِمْتُ لَكِ فِي سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا فَارْجِعِي حَتَّى أَسْأَلَ النَّاسَ . فَسَأَلَ النَّاسَ فَقَالَ الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ حَضَرْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَاهَا السُّدُسَ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ هَلْ مَعَكَ غَيْرُكَ فَقَامَ مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ الأَنْصَارِيُّ فَقَالَ مِثْلَ مَا قَالَ الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ فَأَنْفَذَهُ لَهَا أَبُو بَكْرٍ . ثُمَّ جَاءَتِ الْجَدَّةُ الأُخْرَى مِنْ قِبَلِ الأَبِ إِلَى عُمَرَ تَسْأَلُهُ مِيرَاثَهَا فَقَالَ مَا لَكِ فِي كِتَابِ اللَّهِ شَىْءٌ وَمَا كَانَ الْقَضَاءُ الَّذِي قُضِيَ بِهِ إِلاَّ لِغَيْرِكِ وَمَا أَنَا بِزَائِدٍ فِي الْفَرَائِضِ شَيْئًا وَلَكِنْ هُوَ ذَاكِ السُّدُسُ فَإِنِ اجْتَمَعْتُمَا فِيهِ فَهُوَ بَيْنَكُمَا وَأَيَّتُكُمَا خَلَتْ بِهِ فَهُوَ لَهَا .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh el-Mısrî anlattı. Bize Abdullah b. Vehb bildirdi. Bize Yûnus bildirdi. İbn Şihâb'dan; o da Kabîsa b. Züeib'den naklettiğine göre (şöyle dedi:) (H.) Yine bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Mâlik b. Enes anlattı. İbn Şihâb'dan; o da Osman b. İshâk b. Haraşe'den; o da İbn Züeib'den naklettiğine göre şöyle dedi: Büyükanne (Nine), Ebû Bekir es-Sıddîk'a gelerek mirastan hakkını istedi. Ebû Bekir ona: Allah'ın Kitabı'nda senin için bir şey (pay) yoktur. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sünnetinde de senin için bir şey (olduğunu) bilmiyorum. Dön git, tâ ki insanlara sorayım, dedi. İnsanlara sordu. Muğîre b. Şu'be: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda bulundum. O'na (nineye) altıdabir verdi, dedi. Ebû Bekir: Seninle beraber (şahitlik edecek) başkası var mı? dedi. Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme el-Ensârî kalktı ve Muğîre b. Şu'be'nin dediğinin aynısını söyledi. Bunun üzerine Ebû Bekir o (altıdabiri) onun (ninenin) lehine hükme bağladı (uyguladı). Sonra (Ömer'in halifeliği zamanında) baba tarafından olan diğer büyükanne Ömer'e gelerek mirastan hakkını istedi. Ömer dedi ki: Allah'ın Kitabı'nda senin için bir şey yoktur. (Ebû Bekir zamanında) verilen o hüküm de ancak senden başkası (anne tarafından nine) içindi. Ben feraiz'e (miras paylarına) bir şey ekleyecek değilim. Lâkin o (pay yine) o altıdabirdir. Eğer (ikiniz) bir arada bulunursanız o (altıdabir) aranızda (ortak)dır. Hanginiz (tek kalır) yalnız bulunursa o pay onundur.
2725. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَّثَ جَدَّةً سُدُسًا .
Bize Abdurrahman b. Abdilvehhâb anlattı. Bize Selm b. Kuteybe anlattı. Şerîk'ten; o da Leys'ten; o da Tâvûs'tan; o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem nineye (miras olarak) altıdabir verdi.
2726. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ الْيَعْمُرِيِّ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، قَامَ خَطِيبًا يَوْمَ الْجُمُعَةِ أَوْ خَطَبَهُمْ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ إِنِّي وَاللَّهِ مَا أَدَعُ بَعْدِي شَيْئًا هُوَ أَهَمُّ إِلَىَّ مِنْ أَمْرِ الْكَلاَلَةِ وَقَدْ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَا أَغْلَظَ لِي فِي شَىْءٍ مَا أَغْلَظَ لِي فِيهَا حَتَّى طَعَنَ بِإِصْبَعِهِ فِي جَنْبِي أَوْ فِي صَدْرِي ثُمَّ قَالَ " يَا عُمَرُ تَكْفِيكَ آيَةُ الصَّيْفِ الَّتِي نَزَلَتْ فِي آخِرِ سُورَةِ النِّسَاءِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize İsmâil b. Uleyye anlattı. Saîd'den; o da Katâde'den; o da Sâlim b. Ebî'l-Ca'd'dan; o da Ma'dân b. Ebî Talha el-Ya'murî'den naklettiğine göre Ömer b. el-Hattâb bir cuma günü hutbe vermek üzere ayağa kalktı -veya cuma günü onlara hutbe verdi-. Allah'a hamd ü senâ etti ve şöyle dedi: Vallahi, arkamda Kelâle meselesinden daha mühim (müşkil) bir mesele bırakmıyorum. Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e onu sormuştum. Bana hiçbir konuda, bu konuda davrandığı kadar sert davranmamıştı. Hatta parmağıyla böğrüme -veya göğsüme- dürttü ve sonra şöyle buyurdu: “Ey Ömer! Nisa Suresi'nin sonunda inen 'yaz âyeti' sana yeter.”
2727. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ، عَنْ مُرَّةَ بْنِ شَرَاحِيلَ، قَالَ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ثَلاَثٌ لأَنْ يَكُونَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيَّنَهُنَّ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا الْكَلاَلَةُ وَالرِّبَا وَالْخِلاَفَةُ .
Bize Alî b. Muhammed ve Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. İkisi de dedi ki: Bize Vekî' anlattı. Bize Süfyân anlattı. Bize Amr b. Mürre anlattı. Mürre b. Şerâhîl'den; o da Ömer b. el-Hattâb'dan naklettiğine göre şöyle dedi: Üç şey vardır ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in onları (tam olarak) açıklamış olması, benim için dünyadan ve içindekilerden daha sevimli olurdu: Kelâle, Riba (Faiz) ve Hilafet.
2728. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ مَرِضْتُ فَأَتَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي هُوَ وَأَبُو بَكْرٍ مَعَهُ وَهُمَا مَاشِيَانِ وَقَدْ أُغْمِيَ عَلَىَّ فَتَوَضَّأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَبَّ عَلَىَّ مِنْ وَضُوئِهِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ أَصْنَعُ كَيْفَ أَقْضِي فِي مَالِي حَتَّى نَزَلَتْ آيَةُ الْمِيرَاثِ فِي آخِرِ النِّسَاءِ {وَإِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلاَلَةً} الآيَةَ وَ {يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِي الْكَلاَلَةِ} الآيَةَ .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Süfyân anlattı. Muhammed b. el-Münkedir'den; o da Câbir b. Abdullah'ı şöyle derken işitti: Hastalanmıştım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve beraberinde Ebû Bekir, yürüyerek beni ziyarete geldiler. Ben bayılmıştım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem abdest aldı ve abdest suyundan üzerime döktü. (Ayılınca) dedim ki: Ey Allah'ın Resûlü! Nasıl yapayım? Malım hakkında nasıl hükmedeyim? Nihayet Nisa Suresi'nin sonundaki miras âyeti indi: {Eğer bir kimse kelâle olarak (geriye mirasçı bırakmadan) ölürse...} âyeti ve {Senden fetva istiyorlar. De ki: Allah size kelâle hakkında fetvayı veriyor...} âyeti.
2729. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، رَفَعَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَرِثُ الْمُسْلِمُ الْكَافِرَ وَلاَ الْكَافِرُ الْمُسْلِمَ " .
Bize Hişâm b. Ammâr ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. İkisi de dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. Zührî'den; o da Alî b. el-Hüseyin'den; o da Amr b. Osman'dan; o da Üsâme b. Zeyd'den naklettiğine göre -rivayeti Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e yükselterek- şöyle buyurdu: “Müslüman kâfire mirasçı olamaz, kâfir de Müslümana mirasçı olamaz.”
2730. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّ عَمْرَو بْنَ عُثْمَانَ أَخْبَرَهُ عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَنْزِلُ فِي دَارِكَ بِمَكَّةَ قَالَ " وَهَلْ تَرَكَ لَنَا عَقِيلٌ مِنْ رِبَاعٍ أَوْ دُورٍ " . وَكَانَ عَقِيلٌ وَرِثَ أَبَا طَالِبٍ هُوَ وَطَالِبٌ وَلَمْ يَرِثْ جَعْفَرٌ وَلاَ عَلِيٌّ شَيْئًا لأَنَّهُمَا كَانَا مُسْلِمَيْنِ وَكَانَ عَقِيلٌ وَطَالِبٌ كَافِرَيْنِ . فَكَانَ عُمَرُ مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ يَقُولُ لاَ يَرِثُ الْمُؤْمِنُ الْكَافِرَ . وَقَالَ أُسَامَةُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَرِثُ الْمُسْلِمُ الْكَافِرَ وَلاَ الْكَافِرُ الْمُسْلِمَ " .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh anlattı. Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bize Yûnus bildirdi. İbn Şihâb'dan; o da Alî b. el-Hüseyin'den naklettiğine göre kendisine Amr b. Osman; Üsâme b. Zeyd'den (şöyle dediğini) haber vermiştir: Dedim ki: Ey Allah'ın Resûlü! Mekke'deki evine inecek (konaklayacak) mısın? Buyurdu ki: “Akîl bize ev veya konak bıraktı mı ki?” Akîl ve Tâlib, Ebû Tâlib'e mirasçı olmuşlardı. Cafer ve Alî ise (Müslüman oldukları için) bir şeye mirasçı olamamışlardı. Çünkü bu ikisi (Cafer ve Ali) Müslüman idiler, Akîl ve Tâlib ise kâfir idiler. İşte bundan dolayı Ömer: Mümin kâfire mirasçı olamaz, derdi. Üsâme dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman kâfire mirasçı olamaz, kâfir de Müslümana mirasçı olamaz.”
2731. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ يَزِيدَ، أَنَّ الْمُثَنَّى بْنَ الصَّبَّاحِ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَتَوَارَثُ أَهْلُ مِلَّتَيْنِ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize İbn Lehîa bildirdi. Hâlid b. Yezîd'den; o da Müsenna b. es-Sabbâh'tan; o da Amr b. Şuayb'dan; o da babasından; o da dedesinden naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki (farklı) din ehli birbirine mirasçı olamaz.”
2732. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ تَزَوَّجَ رِئَابُ بْنُ حُذَيْفَةَ بْنِ سُعَيْدِ بْنِ سَهْمٍ أُمَّ وَائِلٍ بِنْتَ مَعْمَرٍ الْجُمَحِيَّةَ فَوَلَدَتْ لَهُ ثَلاَثَةً فَتُوُفِّيَتْ أُمُّهُمْ فَوَرِثَهَا بَنُوهَا رِبَاعًا وَوَلاَءَ مَوَالِيهَا فَخَرَجَ بِهِمْ عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ مَعَهُ إِلَى الشَّامِ فَمَاتُوا فِي طَاعُونِ عَمْوَاسَ فَوَرِثَهُمْ عَمْرٌو وَكَانَ عَصَبَتَهُمْ فَلَمَّا رَجَعَ عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ جَاءَ بَنُو مَعْمَرٍ يُخَاصِمُونَهُ فِي وَلاَءِ أُخْتِهِمْ إِلَى عُمَرَ فَقَالَ عُمَرُ أَقْضِي بَيْنَكُمْ بِمَا سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعْتُهُ يَقُولُ " مَا أَحْرَزَ الْوَلَدُ أَوِ الْوَالِدُ فَهُوَ لِعَصَبَتِهِ مَنْ كَانَ " . قَالَ فَقَضَى لَنَا بِهِ وَكَتَبَ لَنَا بِهِ كِتَابًا فِيهِ شَهَادَةُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَزَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَآخَرَ حَتَّى إِذَا اسْتُخْلِفَ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مَرْوَانَ تُوُفِّيَ مَوْلًى لَهَا وَتَرَكَ أَلْفَىْ دِينَارٍ فَبَلَغَنِي أَنَّ ذَلِكَ الْقَضَاءَ قَدْ غُيِّرَ فَخَاصَمُوهُ إِلَى هِشَامِ بْنِ إِسْمَاعِيلَ فَرَفَعَنَا إِلَى عَبْدِ الْمَلِكِ فَأَتَيْنَاهُ بِكِتَابِ عُمَرَ فَقَالَ إِنْ كُنْتُ لأَرَى أَنَّ هَذَا مِنَ الْقَضَاءِ الَّذِي لاَ يُشَكُّ فِيهِ وَمَا كُنْتُ أَرَى أَنَّ أَمْرَ أَهْلِ الْمَدِينَةِ بَلَغَ هَذَا أَنْ يَشُكُّوا فِي هَذَا الْقَضَاءِ . فَقَضَى لَنَا بِهِ فَلَمْ نَزَلْ فِيهِ بَعْدُ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Üsâme anlattı. Bize Hüseyin el-Muallim anlattı. Amr b. Şuayb'dan; o da babasından; o da dedesinden naklettiğine göre şöyle dedi: Riâb b. Huzeyfe b. Süayb b. Sehm, Ümmü Vâil bint Ma'mer el-Cumahiyye ile evlendi. Kadın ona üç (erkek) çocuk doğurdu. Sonra anneleri vefat etti. Çocukları, annelerinin evlerine ve azatlılarının velâsına mirasçı oldular. Sonra Amr b. el-Âs (ki Riâb'ın kardeşidir veya yakın akrabasıdır, çocukların asabesidir) onları (çocukları) kendisiyle birlikte Şam'a götürdü. Onlar (çocuklar) Amvâs vebasında öldüler. Amr (b. el-Âs) onlara mirasçı oldu, çünkü onların asabesiydi. Amr b. el-Âs (Medine'ye) dönünce Ma'meroğulları (çocukların dayıları), kız kardeşlerinin (Ümmü Vâil'in) velâsı hakkında onunla (Amr'la) çekişmek üzere Ömer'e geldiler. Ömer dedi ki: Sizin aranızda, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğim şeyle hükmedeceğim. O'nu şöyle buyururken işittim: “Çocuğun veya babanın (hayattayken) elde ettiği (miras veya velâ hakkı), kim olursa olsun onun asabesine aittir.” (Ravi) dedi ki: Böylece (Ömer) lehimize hükmetti ve bize bununla ilgili bir yazı (belge) yazdı. Belgede Abdurrahman b. Avf, Zeyd b. Sâbit ve bir başkasının şahitliği vardı. Nihayet Abdülmelik b. Mervan halife olunca, o kadının (Ümmü Vâil'in) bir azatlısı vefat etti ve iki bin dinar (miras) bıraktı. O (Ömer zamanındaki) hükmün değiştirilmiş olduğu bana ulaştı. Bunun üzerine (karşı taraf) Hişâm b. İsmâil'in huzurunda dava açtılar. O da bizi Abdülmelik'e sevk etti. Biz ona (Abdülmelik'e) Ömer'in yazısını (belgesini) getirdik. (Abdülmelik) dedi ki: “Ben bunun, hakkında şüphe edilmeyen bir hüküm olduğu kanaatindeydim. Medine ehlinin işinin, bu hükümden şüphe edecek (veya bunu değiştirecek) bir raddeye vardığını sanmazdım.” Böylece (Abdülmelik de) lehimize hükmetti. O günden sonra biz bu hüküm üzere devam ettik.
2733. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَصْبَهَانِيِّ، عَنْ مُجَاهِدِ بْنِ وَرْدَانَ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ مَوْلًى، لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَعَ مِنْ نَخْلَةٍ فَمَاتَ وَتَرَكَ مَالاً وَلَمْ يَتْرُكْ وَلَدًا وَلاَ حَمِيمًا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَعْطُوا مِيرَاثَهُ رَجُلاً مِنْ أَهْلِ قَرْيَتِهِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Alî b. Muhammed anlattı. İkisi de dedi ki: Bize Vekî' anlattı. Bize Süfyân anlattı. Abdurrahman b. el-Asbehânî'den; o da Mücâhid b. Verdân'dan; o da Urve b. ez-Zübeyr'den; o da Âişe'den naklettiğine göre: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in bir azatlısı hurma ağacından düşüp öldü. Geriye mal bıraktı fakat ne bir çocuk ne de yakın bir akraba bıraktı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onun mirasını kendi köyü halkından bir adama veriniz,” buyurdu.
2734. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، عَنْ بِنْتِ حَمْزَةَ، - قَالَ مُحَمَّدٌ يَعْنِي ابْنَ أَبِي لَيْلَى وَهِيَ أُخْتُ ابْنِ شَدَّادٍ لأُمِّهِ - قَالَتْ مَاتَ مَوْلاَىَ وَتَرَكَ ابْنَةً فَقَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَالَهُ بَيْنِي وَبَيْنَ ابْنَتِهِ فَجَعَلَ لِيَ النِّصْفَ وَلَهَا النِّصْفَ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Hüseyin b. Alî anlattı. Zâide'den; o da Muhammed b. Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan; o da Hakem'den; o da Abdullah b. Şeddâd'dan; o da Hamza'nın kızından nakletti. -Muhammed (İbn Ebî Leylâ) dedi ki: O (Hamza'nın kızı), İbn Şeddâd'ın anne bir kız kardeşidir.- (Hamza'nın kızı) şöyle dedi: Benim bir azatlım öldü ve geriye bir kız çocuğu bıraktı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun malını benimle kızı arasında taksim etti. Yarısını bana, yarısını da ona (kızına) verdi.
2735. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ أَبِي فَرْوَةَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " الْقَاتِلُ لاَ يَرِثُ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa'd bildirdi. İshâk b. Ebî Ferve'den; o da İbn Şihâb'dan; o da Humeyd b. Abdurrahman b. Avf'dan; o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Katil (öldüren kimse, öldürdüğüne) mirasçı olamaz.”
2736. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعِيدٍ، - وَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، - عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ فَقَالَ " الْمَرْأَةُ تَرِثُ مِنْ دِيَةِ زَوْجِهَا وَمَالِهِ وَهُوَ يَرِثُ مِنْ دِيَتِهَا وَمَالِهَا مَا لَمْ يَقْتُلْ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ فَإِذَا قَتَلَ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ عَمْدًا لَمْ يَرِثْ مِنْ دِيَتِهِ وَمَالِهِ شَيْئًا وَإِنْ قَتَلَ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ خَطَأً وَرِثَ مِنْ مَالِهِ وَلَمْ يَرِثْ مِنْ دِيَتِهِ " .
Bize Alî b. Muhammed ve Muhammed b. Yahyâ anlattı. İkisi de dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı. Hasan b. Sâlih'den; o da Muhammed b. Saîd'den -Muhammed b. Yahyâ (rivayetinde) 'Ömer b. Saîd'den' dedi-; o da Amr b. Şuayb'dan; o da babasından; o da dedesi Abdullah b. Amr'dan naklettiğine göre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'nin fethi günü ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: “Kadın, kocasının diyetinden ve malından miras alır. Koca da kadının diyetinden ve malından miras alır; biri diğerini öldürmediği sürece. Eğer biri diğerini kasten öldürürse, onun diyetinden ve malından hiçbir şeye mirasçı olamaz. Eğer biri diğerini hataen (yanlışlıkla) öldürürse, onun malından mirasçı olur fakat diyetinden mirasçı olamaz.”
2737. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَيَّاشِ بْنِ أَبِي رَبِيعَةَ الزُّرَقِيِّ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ حَكِيمِ بْنِ عَبَّادِ بْنِ حُنَيْفٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، أَنَّ رَجُلاً، رَمَى رَجُلاً بِسَهْمٍ فَقَتَلَهُ وَلَيْسَ لَهُ وَارِثٌ إِلاَّ خَالٌ فَكَتَبَ فِي ذَلِكَ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ إِلَى عُمَرَ فَكَتَبَ إِلَيْهِ عُمَرُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اللَّهُ وَرَسُولُهُ مَوْلَى مَنْ لاَ مَوْلَى لَهُ وَالْخَالُ وَارِثُ مَنْ لاَ وَارِثَ لَهُ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Alî b. Muhammed anlattı. İkisi de dedi ki: Bize Vekî' anlattı. Süfyân'dan; o da Abdurrahman b. el-Hâris b. Ayyâş b. Ebî Rabîa ez-Zürakî'den; o da Hakîm b. Hakîm b. Abbâd b. Huneyf el-Ensârî'den; o da Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf'den naklettiğine göre: Bir adam başka bir adama ok atıp onu öldürdü. Ölenin dayısından başka hiçbir mirasçısı yoktu. Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh bu durumu Ömer'e yazdı. Ömer ona cevaben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu yazdı: “Allah ve Resûlü, velisi olmayanın velisidir. Dayı da vârisi olmayanın vârisidir.”
2738. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنِي بُدَيْلُ بْنُ مَيْسَرَةَ الْعُقَيْلِيُّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ رَاشِدِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي عَامِرٍ الْهَوْزَنِيِّ، عَنِ الْمِقْدَامِ أَبِي كَرِيمَةَ، - رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الشَّامِ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ - قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ تَرَكَ مَالاً فَلِوَرَثَتِهِ وَمَنْ تَرَكَ كَلاًّ فَإِلَيْنَا - وَرُبَّمَا قَالَ فَإِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ - وَأَنَا وَارِثُ مَنْ لاَ وَارِثَ لَهُ أَعْقِلُ عَنْهُ وَأَرِثُهُ وَالْخَالُ وَارِثُ مَنْ لاَ وَارِثَ لَهُ يَعْقِلُ عَنْهُ وَيَرِثُهُ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Şebâbe anlattı. (H.) Ve bize Muhammed b. el-Velîd anlattı. Bize Muhammed b. Cafer anlattı. İkisi de (Şebâbe ve Muhammed b. Cafer) dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Bana Büdeyl b. Meysere el-Ukaylî anlattı. Alî b. Ebî Talha'dan; o da Râşid b. Sa'd'dan; o da Ebû Âmir el-Hevzenî'den; o da -Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Şam ehlinden bir zat olan- Mikdâm Ebû Kerîme'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim mal bırakırsa bu varislerine aittir. Kim de bir yük (bakıma muhtaç çoluk çocuk veya borç) bırakırsa o bizedir (bize aittir). -Ravi belki de: Allah'a ve Resûlüne aittir, dedi.- Ve ben vârisi olmayanın vârisiyim. Onun adına diyetini öderim ve ona mirasçı olurum. Dayı da vârisi olmayanın vârisidir. Onun adına diyetini öder ve ona mirasçı olur.”
2739. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَحْرٍ الْبَكْرَاوِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ أَعْيَانَ بَنِي الأُمِّ يَتَوَارَثُونَ دُونَ بَنِي الْعَلاَّتِ يَرِثُ الرَّجُلُ أَخَاهُ لأَبِيهِ وَأُمِّهِ دُونَ إِخْوَتِهِ لأَبِيهِ .
Bize Yahyâ b. Hakîm anlattı. Bize Ebû Bahr el-Bekrâvî anlattı. Bize İsrâil anlattı. Ebû İshâk'tan; o da Hâris'ten; o da Alî b. Ebî Tâlib'den naklettiğine göre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, öz (ana-baba bir) kardeşlerin, baba bir kardeşler varken (onlara takdim edilerek) mirasçı olmalarına hükmetti. Kişi, baba bir kardeşleri varken (öncelikle) ana-baba bir kardeşine mirasçı olur.
2740. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْسِمُوا الْمَالَ بَيْنَ أَهْلِ الْفَرَائِضِ عَلَى كِتَابِ اللَّهِ فَمَا تَرَكَتِ الْفَرَائِضُ فَلأَوْلَى رَجُلٍ ذَكَرٍ " .
Bize Abbâs b. Abdilazîm el-Anberî anlattı. Bize Abdürrezzâk anlattı. Bize Ma'mer bildirdi. İbn Tâvûs'tan; o da babasından; o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Malı, ferâiz ehli (Kur'an'da payları belirlenmiş olanlar) arasında Allah'ın Kitabı'na göre taksim ediniz. Ferâiz'den (pay sahiplerinden) arta kalan ise en yakın erkek akrabaya aittir.”
2741. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَوْسَجَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَاتَ رَجُلٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَدَعْ لَهُ وَارِثًا إِلاَّ عَبْدًا هُوَ أَعْتَقَهُ فَدَفَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِيرَاثَهُ إِلَيْهِ .
Bize İsmâil b. Mûsâ anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. Amr b. Dînâr'dan; o da Avsece'den; o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir adam öldü ve kendi azat ettiği kölesinden başka bir mirasçı bırakmadı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mirasını ona (azatlı kölesine) verdi.
2742. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ رُؤْبَةَ التَّغْلِبِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْوَاحِدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ النَّصْرِيِّ، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمَرْأَةُ تَحُوزُ ثَلاَثَ مَوَارِيثَ عَتِيقِهَا وَلَقِيطِهَا وَوَلَدِهَا الَّذِي لاَعَنَتْ عَلَيْهِ " . قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ مَا رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ غَيْرُ هِشَامٍ .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Muhammed b. Harb anlattı. Bize Ömer b. Ru'be et-Tağlibî anlattı. Abdülvâhid b. Abdullah en-Nasrî'den; o da Vâsile b. el-Eska'dan naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kadın üç mirası (kendinde) toplar: Azatlısının (mirası), buluntusunun (himayesine alıp büyüttüğü lökitin mirası) ve üzerine lânetleştiği (lian yaptığı) çocuğunun (mirası).” (İbn Mâce) Muhammed b. Yezîd dedi ki: Bu hadisi Hişâm'dan başkası rivayet etmedi.
2743. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَرْبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ آيَةُ اللِّعَانِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا امْرَأَةٍ أَلْحَقَتْ بِقَوْمٍ مَنْ لَيْسَ مِنْهُمْ فَلَيْسَتْ مِنَ اللَّهِ فِي شَىْءٍ وَلَنْ يُدْخِلَهَا جَنَّتَهُ وَأَيُّمَا رَجُلٍ أَنْكَرَ وَلَدَهُ وَقَدْ عَرَفَهُ احْتَجَبَ اللَّهُ مِنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَفَضَحَهُ عَلَى رُءُوسِ الأَشْهَادِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Zeyd b. el-Hübâb anlattı. Mûsâ b. Ubeyde'den; o da Yahyâ b. Harb'den; o da Saîd b. Ebî Saîd el-Makbürî'den; o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre şöyle dedi: Liân âyeti indiği zaman Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hangi kadın, bir kavme onlardan olmayan birini (neseb olarak) katarsa, onun Allah ile hiçbir bağı yoktur (Allah'ın rahmetinden uzaktır). Ve Allah onu asla cennetine koymayacaktır. Hangi adam da bildiği halde çocuğunu inkâr ederse, Allah kıyamet günü kendisini ondan (o adamdan) perdeler (rahmetinden mahrum bırakır) ve onu şahitlerin huzurunda rezil eder.”
2744. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُفْرٌ بِامْرِئٍ ادِّعَاءُ نَسَبٍ لاَ يَعْرِفُهُ أَوْ جَحْدُهُ وَإِنْ دَقَّ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Abdülazîz b. Abdullah anlattı. Bize Süleyman b. Bilâl anlattı. Yahyâ b. Saîd'den; o da Amr b. Şuayb'dan; o da babasından; o da dedesinden naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimsenin (gerçek olduğunu) bilmediği bir nesebi iddia etmesi veya -velev ki (nesebi) silik/önemsiz (bile) olsa- onu inkâr etmesi küfürdür (nankörlüktür).”
2745. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْيَمَانِ، عَنِ الْمُثَنَّى بْنِ الصَّبَّاحِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ عَاهَرَ أَمَةً أَوْ حُرَّةً فَوَلَدُهُ وَلَدُ زِنًا لاَ يَرِثُ وَلاَ يُورَثُ " .
Bize Ebû Küreyb anlattı. Bize Yahyâ b. el-Yemân anlattı. Müsenna b. es-Sabbâh'tan; o da Amr b. Şuayb'dan; o da babasından; o da dedesinden naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bir cariye veya hür kadınla zina ederse, çocuğu zina çocuğudur (veled-i zinadır). Ne mirasçı olur ne de (ona) mirasçı olunur.”
2746. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ بِلاَلٍ الدِّمَشْقِيُّ، أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ مُسْتَلْحَقٍ اسْتُلْحِقَ بَعْدَ أَبِيهِ الَّذِي يُدْعَى لَهُ ادَّعَاهُ وَرَثَتُهُ مِنْ بَعْدِهِ فَقَضَى أَنَّ مَنْ كَانَ مِنْ أَمَةٍ يَمْلِكُهَا يَوْمَ أَصَابَهَا فَقَدْ لَحِقَ بِمَنِ اسْتَلْحَقَهُ وَلَيْسَ لَهُ فِيمَا قُسِمَ قَبْلَهُ مِنَ الْمِيرَاثِ شَىْءٌ وَمَا أَدْرَكَ مِنْ مِيرَاثٍ لَمْ يُقْسَمْ فَلَهُ نَصِيبُهُ وَلاَ يَلْحَقُ إِذَا كَانَ أَبُوهُ الَّذِي يُدْعَى لَهُ أَنْكَرَهُ وَإِنْ كَانَ مِنْ أَمَةٍ لاَ يَمْلِكُهَا أَوْ مِنْ حُرَّةٍ عَاهَرَ بِهَا فَإِنَّهُ لاَ يَلْحَقُ وَلاَ يُورَثُ وَإِنْ كَانَ الَّذِي يُدْعَى لَهُ هُوَ ادَّعَاهُ فَهُوَ وَلَدُ زِنًا لأَهْلِ أُمِّهِ مَنْ كَانُوا حُرَّةً أَوْ أَمَةً " . قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ رَاشِدٍ يَعْنِي بِذَلِكَ مَا قُسِمَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ قَبْلَ الإِسْلاَمِ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Muhammed b. Bekkâr b. Bilâl ed-Dımaşkî anlattı. Bize Muhammed b. Râşid bildirdi. Süleyman b. Mûsâ'dan; o da Amr b. Şuayb'dan; o da babasından; o da dedesinden naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kendisine nispet edildiği babasından sonra (babası öldükten sonra) nesebi iddia edilen (istilhâk edilen) ve varislerinin, babalarından sonra 'bu onun çocuğudur' diye iddia ettikleri her çocuk hakkında (Efendimiz) şu hükmü verdi: Eğer o çocuk, babasının cinsel ilişkide bulunduğu gün maliki olduğu bir cariyeden doğma ise, kendisine nispet edilen kişiye (babasına) ilhak edilir (nesebi sahih olur). Ancak o (çocuk için), kendisinden önce taksim edilmiş mirastan bir hak yoktur. Henüz taksim edilmemiş mirastan neye yetişirse onda hissesi vardır. Eğer kendisine nispet edildiği babası (hayattayken) onu inkar etmişse, (varisleri iddia etse bile) nesebi ilhak edilmez. Eğer o çocuk, babasının maliki olmadığı bir cariyeden veya zina ettiği hür bir kadından doğma ise, nesebi (babasına) ilhak edilmez ve mirasçı olamaz. Kendisine nispet edilen kişi (baba) onu (hayattayken) iddia etmiş olsa bile o bir zina çocuğudur ve hür olsun cariye olsun annesinin ailesine aittir.” Muhammed b. Râşid dedi ki: (Ravi) bununla, İslâm'dan önce Cahiliye devrinde taksim edilmiş olan (mirasları) kastetmektedir.
2747. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، وَسُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ بَيْعِ الْوَلاَءِ وَعَنْ هِبَتِهِ .
Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Vekî' anlattı. Bize Şu'be ve Süfyân anlattı. Abdullah b. Dînâr'dan; o da İbn Ömer'den naklettiğine göre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem velâ hakkını satmaktan ve onu hibe etmekten (bağışlamaktan) nehyetti.
2748. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ الطَّائِفِيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ بَيْعِ الْوَلاَءِ وَعَنْ هِبَتِهِ .
Bize Muhammed b. Abdilmelik b. Ebî'ş-Şevârib anlattı. Bize Yahyâ b. Süleym et-Tâifî anlattı. Ubeydullah b. Ömer'den; o da Nâfi'den; o da İbn Ömer'den naklettiğine göre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem velâ hakkını satmaktan ve onu hibe etmekten nehyetti.
2749. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عُقَيْلٍ، أَنَّهُ سَمِعَ نَافِعًا، يُخْبِرُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا كَانَ مِنْ مِيرَاثٍ قُسِمَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَهُوَ عَلَى قِسْمَةِ الْجَاهِلِيَّةِ وَمَا كَانَ مِنْ مِيرَاثٍ أَدْرَكَهُ الإِسْلاَمُ فَهُوَ عَلَى قِسْمَةِ الإِسْلاَمِ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Abdullah b. Lehîa bildirdi. Ukayl'den; o da Nâfi'den; o da Abdullah b. Ömer'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cahiliye döneminde taksim edilmiş olan her miras, cahiliye taksimi üzere (geçerli)dir. İslâm'a yetiştirdiği (İslâm geldikten sonra taksim edilen veya İslâm dönemine intikal eden) her miras ise İslâm taksimi üzeredir.”
2750. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ بَدْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا اسْتَهَلَّ الصَّبِيُّ صُلِّيَ عَلَيْهِ وَوَرِثَ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Rabî' b. Bedr anlattı. Bize Ebu'z-Zübeyr anlattı. Câbir'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bebek (doğarken) ses çıkarırsa (canlı doğarsa), üzerine cenaze namazı kılınır ve (o bebek) mirasçı olur.”
2751. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، وَالْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، قَالاَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَرِثُ الصَّبِيُّ حَتَّى يَسْتَهِلَّ صَارِخًا " . قَالَ وَاسْتِهْلاَلُهُ أَنْ يَبْكِيَ وَيَصِيحَ أَوْ يَعْطِسَ .
Bize Abbâs b. el-Velîd ed-Dımaşkî anlattı. Bize Mervân b. Muhammed anlattı. Bize Süleyman b. Bilâl anlattı. Bana Yahyâ b. Saîd anlattı. Saîd b. el-Müseyyeb'den; o da Câbir b. Abdullah ve Misver b. Mahreme'den naklettiğine göre -ikisi de- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söylediler: “Bebek, bağırarak ses çıkarıncaya kadar mirasçı olamaz.” (Ravi) dedi ki: İştihlâli (ses çıkarması); ağlaması, bağırması veya hapşırmasıdır.
2752. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ، قَالَ سَمِعْتُ تَمِيمًا الدَّارِيَّ، يَقُولُ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا السُّنَّةُ فِي الرَّجُلِ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ يُسْلِمُ عَلَى يَدَىِ الرَّجُلِ قَالَ " هُوَ أَوْلَى النَّاسِ بِمَحْيَاهُ وَمَمَاتِهِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî' anlattı. Abdülazîz b. Ömer'den; o da Abdullah b. Mevheb'den naklettiğine göre Temîm ed-Dârî'yi şöyle derken işitti: Ey Allah'ın Resûlü! Ehl-i kitaptan olup da bir adamın eliyle (vasıtasıyla) Müslüman olan kişi hakkındaki sünnet (hüküm) nedir? dedim. Buyurdu ki: “O (Müslüman olmasına vesile olan) adam, hayatta iken de ölümünde de insanların ona en yakınıdır (velisi ve varisidir).”