Kur'an'ın Faziletleri Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2875. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ عَلَى أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا أُبَىُّ ‏"‏ ‏.‏ وَهُوَ يُصَلِّي فَالْتَفَتَ أُبَىٌّ وَلَمْ يُجِبْهُ وَصَلَّى أُبَىٌّ فَخَفَّفَ ثُمَّ انْصَرَفَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ مَا مَنَعَكَ يَا أُبَىُّ أَنْ تُجِيبَنِي إِذْ دَعَوْتُكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كُنْتُ فِي الصَّلاَةِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفَلَمْ تَجِدْ فِيمَا أَوْحَى اللَّهُ إِلَىَّ أَنِ ‏(‏استَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ ‏)‏ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى وَلاَ أَعُودُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ تُحِبُّ أَنْ أُعَلِّمَكَ سُورَةً لَمْ يَنْزِلْ فِي التَّوْرَاةِ وَلاَ فِي الإِنْجِيلِ وَلاَ فِي الزَّبُورِ وَلاَ فِي الْفُرْقَانِ مِثْلُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَيْفَ تَقْرَأُ فِي الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقَرَأَ أُمَّ الْقُرْآنِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا أُنْزِلَتْ فِي التَّوْرَاةِ وَلاَ فِي الإِنْجِيلِ وَلاَ فِي الزَّبُورِ وَلاَ فِي الْفُرْقَانِ مِثْلُهَا وَإِنَّهَا سَبْعٌ مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنُ الْعَظِيمُ الَّذِي أُعْطِيتُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَفِيهِ عَنْ أَبِي سَعِيدِ بْنِ الْمُعَلَّى ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı, bize Abdulazîz b. Muhammed anlattı, o Alâ b. Abdurrahman’dan, o babasından, o da Ebû Hureyre’den naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Übey b. Ka’b’ın yanına çıktı. Übey namaz kılıyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ey Übey!” dedi. Übey döndü ama cevap vermedi. Namazını kısalttı, sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına geldi ve: “Selam senin üzerine olsun ey Allah’ın Resûlü” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ve aleykesselam. Seni çağırdığımda bana cevap vermekten seni alıkoyan nedir ey Übey?” dedi. Übey: “Ey Allah’ın Resûlü, namazdaydım” dedi. Buyurdu ki: “Allah’ın bana vahyettiği şeyde şunu bulmadın mı: ‘{ Allah ve Resûlü, sizi size hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin }’ (Enfâl, 24).” Übey: “Evet, inşallah bir daha yapmam” dedi. Buyurdu ki: “Sana; Tevrat’ta, İncil’de, Zebur’da ve Furkan’da bir benzeri indirilmemiş bir sureyi öğretmemi ister misin?” Dedi ki: “Evet ey Allah’ın Resûlü.” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Namazda nasıl okuyorsun?” dedi. Übey, Ümmü’l-Kur’an’ı (Fatiha’yı) okudu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Canım elinde olana yemin olsun ki; ne Tevrat’ta, ne İncil’de, ne Zebur’da, ne de Furkan’da bunun bir benzeri indirilmiştir. O, tekrarlanan yedidir (es-seb’u’l-mesânî) ve bana verilen Yüce Kur’an’dır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Bu konuda Enes b. Mâlik’ten ve Ebû Saîd b. el-Muallâ’dan da hadis vardır.

2876. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ الْحُلْوَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ عَطَاءٍ، مَوْلَى أَبِي أَحْمَدَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا وَهُمْ ذُو عَدَدٍ فَاسْتَقْرَأَهُمْ فَاسْتَقْرَأَ كُلَّ رَجُلٍ مِنْهُمْ مَا مَعَهُ مِنَ الْقُرْآنِ فَأَتَى عَلَى رَجُلٍ مِنْهُمْ مِنْ أَحْدَثِهِمْ سِنًّا فَقَالَ ‏"‏ مَا مَعَكَ يَا فُلاَنُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مَعِي كَذَا وَكَذَا وَسُورَةُ الْبَقَرَةِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَمَعَكَ سُورَةُ الْبَقَرَةِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاذْهَبْ فَأَنْتَ أَمِيرُهُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ أَشْرَافِهِمْ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا مَنَعَنِي أَنْ أَتَعَلَّمَ سُورَةَ الْبَقَرَةِ إِلاَّ خَشْيَةَ أَلاَّ أَقُومَ بِهَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تَعَلَّمُوا الْقُرْآنَ فَاقْرَءُوهُ وَأَقْرِئُوهُ فَإِنَّ مَثَلَ الْقُرْآنِ لِمَنْ تَعَلَّمَهُ فَقَرَأَهُ وَقَامَ بِهِ كَمَثَلِ جِرَابٍ مَحْشُوٍّ مِسْكًا يَفُوحُ بِرِيحِهِ كُلُّ مَكَانٍ وَمَثَلُ مَنْ تَعَلَّمَهُ فَيَرْقُدُ وَهُوَ فِي جَوْفِهِ كَمَثَلِ جِرَابٍ وُكِئَ عَلَى مِسْكٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ عَطَاءٍ، مَوْلَى أَبِي أَحْمَدَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ عَنِ اللَّيْثِ فَذَكَرَهُ ‏.‏

Bize Hasan b. Ali el-Hallâl el-Hulvânî anlattı, dedi ki bize Ebû Üsâme anlattı, dedi ki bize Abdulhamîd b. Ca’fer anlattı, o Saîd el-Makburî’den, o Ebû Ahmed’in azatlısı Atâ’dan, o da Ebû Hureyre’den naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir müfreze gönderdi. Onlar sayıca kalabalıktı. (Nebî) onlardan Kur’an okumalarını istedi; her biri bildiği kadar Kur’an okudu. Derken içlerinde yaşça en genç olan bir adama geldi ve: “Ey falan! Senin yanında ne var?” dedi. O da: “Yanımda şu şu ve Bakara suresi var” dedi. (Resûlullah): “Senin ezberinde Bakara suresi var mı?” dedi. (Adam): “Evet” dedi. Buyurdu ki: “Git, onların emiri sensin.” Onların ileri gelenlerinden bir adam dedi ki: “Allah’a yemin olsun ki ey Allah’ın Resûlü! Bakara suresini öğrenmekten beni alıkoyan tek şey, onunla kalkamama (hakkını verememe) korkusuydu.” Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kur’an’ı öğrenin, onu okuyun ve okutun. Kur’an’ı öğrenip okuyan ve onunla kalkan kimsenin misali, içi misk dolu bir torba gibidir; kokusu her yere yayılır. Onu öğrenip de içinde olduğu halde uyuyan kimsenin misali ise, ağzı misk üzerine bağlanmış bir torba gibidir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen bir hadistir. Leys b. Sa’d bunu Saîd el-Makburî’den, o Atâ’dan -Ebû Ahmed’in azatlısı-, o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den mürsel olarak rivayet etmiş ve içinde Ebû Hureyre’yi zikretmemiştir. Bize Kuteybe, Leys’ten (bu mürsel rivayeti) zikretti.

2877. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ مَقَابِرَ وَإِنَّ الْبَيْتَ الَّذِي تُقْرَأُ فِيهِ الْبَقَرَةُ لاَ يَدْخُلُهُ الشَّيْطَانُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı, bize Abdulazîz b. Muhammed anlattı, o Süheyl b. Ebî Sâlih’ten, o babasından, o da Ebû Hureyre’den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara suresi okunan eve girmez.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.

2878. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْجُعْفِيُّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لِكُلِّ شَيْءٍ سَنَامٌ وَإِنَّ سَنَامَ الْقُرْآنِ سُورَةُ الْبَقَرَةِ وَفِيهَا آيَةٌ هِيَ سَيِّدَةُ آىِ الْقُرْآنِ هِيَ آيَةُ الْكُرْسِيِّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ حَكِيمِ بْنِ جُبَيْرٍ ‏.‏ وَقَدْ تَكَلَّمَ شُعْبَةُ فِي حَكِيمِ بْنِ جُبَيْرٍ وَضَعَّفَهُ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı, dedi ki bize Hüseyin el-Cu’fî anlattı, o Zâide’den, o Hakîm b. Cübeyr’den, o Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hureyre’den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her şeyin bir zirvesi (hörgücü) vardır. Kur’an’ın zirvesi de Bakara suresidir. Onda bir ayet vardır ki o, Kur’an ayetlerinin efendisidir. O, Ayete’l-Kürsi’dir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu, garib bir hadistir. Biz bunu sadece Hakîm b. Cübeyr’in hadisinden biliyoruz. Şu’be, Hakîm b. Cübeyr hakkında konuşmuş ve onu zayıf saymıştır.

2879. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْمُغِيرَةِ أَبُو سَلَمَةَ الْمَخْزُومِيُّ الْمَدَنِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الْمُلَيْكِيِّ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ مُصْعَبٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ قَرَأَ حم الْمُؤْمِنَ إِلَى ‏:‏ ‏(‏إِلَيْهِ الْمَصِيرُ ‏)‏ وَآيَةَ الْكُرْسِيِّ حِينَ يُصْبِحُ حُفِظَ بِهِمَا حَتَّى يُمْسِيَ وَمَنْ قَرَأَهُمَا حِينَ يُمْسِيَ حُفِظَ بِهِمَا حَتَّى يُصْبِحَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَقَدْ تَكَلَّمَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ الْمُلَيْكِيِّ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ ‏.‏ وَزُرَارَةُ بْنُ مُصْعَبٍ هُوَ ابْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَهُوَ جَدُّ أَبِي مُصْعَبٍ الْمَدَنِيِّ ‏.‏

Bize Yahyâ b. el-Muğîre Ebû Seleme el-Mahlûmî el-Medenî anlattı, dedi ki bize İbn Ebî Füdeyk anlattı, o Abdurrahman b. Ebî Bekr el-Müleykî’den, o Zürâre b. Mus’ab’dan, o Ebû Seleme’den, o da Ebû Hureyre’den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim sabahladığında Hâ-mîm el-Mü’min suresini { ileyhi’l-masîr }’e kadar ve Ayete’l-Kürsi’yi okursa, akşamlayıncaya kadar bu ikisiyle korunur. Kim de bunları akşamladığında okursa, sabahlayıncaya kadar bu ikisiyle korunur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu, garib bir hadistir. Bazı ilim ehli, Abdurrahman b. Ebî Bekr b. Ebî Müleyke el-Müleykî hakkında hafızası yönünden (olumsuz) konuşmuşlardır. Zürâre b. Mus’ab ise Abdurrahman b. Avf’ın (torunu) olup, Ebû Mus’ab el-Medenî’nin dedesidir.

2880. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ أَخِيهِ، عِيسَى عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّهُ كَانَتْ لَهُ سَهْوَةٌ فِيهَا تَمْرٌ فَكَانَتْ تَجِيءُ الْغُولُ فَتَأْخُذُ مِنْهُ قَالَ فَشَكَا ذَلِكَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ فَاذْهَبْ فَإِذَا رَأَيْتَهَا فَقُلْ بِسْمِ اللَّهِ أَجِيبِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَخَذَهَا فَحَلَفَتْ أَنْ لاَ تَعُودَ فَأَرْسَلَهَا فَجَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حَلَفَتْ أَنْ لاَ تَعُودَ فَقَالَ ‏"‏ كَذَبَتْ وَهِيَ مُعَاوِدَةٌ لِلْكَذِبِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَخَذَهَا مَرَّةً أُخْرَى فَحَلَفَتْ أَنْ لاَ تَعُودَ فَأَرْسَلَهَا فَجَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حَلَفَتْ أَنْ لاَ تَعُودَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ كَذَبَتْ وَهِيَ مُعَاوِدَةٌ لِلْكَذِبِ ‏"‏ ‏.‏ فَأَخَذَهَا فَقَالَ مَا أَنَا بِتَارِكِكِ حَتَّى أَذْهَبَ بِكِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَالَتْ إِنِّي ذَاكِرَةٌ لَكَ شَيْئًا آيَةَ الْكُرْسِيِّ اقْرَأْهَا فِي بَيْتِكَ فَلاَ يَقْرَبُكَ شَيْطَانٌ وَلاَ غَيْرُهُ ‏.‏ قَالَ فَجَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَخْبَرَهُ بِمَا قَالَتْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صَدَقَتْ وَهِيَ كَذُوبٌ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, dedi ki bize Ebû Ahmed anlattı, dedi ki bize Süfyân anlattı, o İbn Ebî Leylâ’dan, o kardeşi Îsâ’dan, o Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dan, o da Ebû Eyyûb el-Ensârî’den şöyle nakletti: Onun (Ebû Eyyûb’un) içinde hurma bulunan bir hücresi (küçük bir oda/dolap) vardı. Gûl (cinlerden bir tür) gelir ve ondan alırdı. Ebû Eyyûb bunu Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e şikâyet etti. (Resûlullah) şöyle buyurdu: “Git, onu gördüğün zaman: ‘Bismillah! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e icabet et (gel)’ de.” Ebû Eyyûb dedi ki: Onu yakaladım. Bir daha gelmeyeceğine yemin etti, ben de onu salıverdim. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim. “Esirin ne yaptı?” diye sordu. “Bir daha dönmeyeceğine yemin etti” dedim. Buyurdu ki: “Yalan söyledi, o yalana alışkındır.” Dedi ki: Onu bir kez daha yakaladım. Yine dönmeyeceğine yemin etti, ben de salıverdim. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim. “Esirin ne yaptı?” diye sordu. “Bir daha dönmeyeceğine yemin etti” dedim. Buyurdu ki: “Yalan söyledi, o yalana alışkındır.” Dedi ki: (Üçüncü kez) onu yakaladım ve: “Seni Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürmedikçe bırakmam” dedim. Dedi ki: “Sana bir şey hatırlatacağım (öğreteceğim): Ayete’l-Kürsi. Onu evinde oku; ne şeytan ne de başkası sana yaklaşamaz.” Ebû Eyyûb dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim. “Esirin ne yaptı?” diye sordu. Onun söylediklerini kendisine haber verdim. Buyurdu ki: “O çok yalancı olduğu halde (bu sefer) doğru söylemiş.” Bu, hasen garib bir hadistir. Bu konuda Übey b. Ka’b’dan da hadis vardır.

2881. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ الْمُعْتَمِرِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَرَأَ الآيَتَيْنِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı, dedi ki bize Cerîr b. Abdulhamîd anlattı, o Mansûr b. el-Mu’temir’den, o İbrahim b. Yezîd’den, o Abdurrahman b. Yezîd’den, o da Ebû Mes’ûd el-Ensârî’den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim bir gecede Bakara suresinin sonundaki iki ayeti (Âmenerrasûlü) okursa, o ikisi ona yeter.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.

2882. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْجَرْمِيِّ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ الْجَرْمِيِّ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ كِتَابًا قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ بِأَلْفَىْ عَامٍ أَنْزَلَ مِنْهُ آيَتَيْنِ خَتَمَ بِهِمَا سُورَةَ الْبَقَرَةِ وَلاَ يُقْرَآنِ فِي دَارٍ ثَلاَثَ لَيَالٍ فَيَقْرَبُهَا شَيْطَانٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme, Eş'as b. Abdurrahman el-Cermî'den, o Ebû Kılâbe'den, o Ebu'l-Eş'as el-Cermî'den, o da Nu'mân b. Beşîr'den naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den, şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri yaratmadan iki bin yıl önce bir kitap yazdı. Ondan iki ayet indirip onlarla Bakara suresini sona erdirdi. Bu iki ayet bir evde üç gece okunursa şeytan ona yaklaşmaz." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen garib bir hadistir.

2883. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ أَبُو عَبْدِ الْمَلِكِ الْعَطَّارِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ حَدَّثَهُمْ عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ نَوَّاسِ بْنِ سَمْعَانَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ يَأْتِي الْقُرْآنُ وَأَهْلُهُ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ بِهِ فِي الدُّنْيَا تَقْدُمُهُ سُورَةُ الْبَقَرَةِ وَآلُ عِمْرَانَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَوَّاسٌ وَضَرَبَ لَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَةَ أَمْثَالٍ مَا نَسِيتُهُنَّ بَعْدُ قَالَ ‏"‏ تَأْتِيَانِ كَأَنَّهُمَا غَيَابَتَانِ وَبَيْنَهُمَا شَرْقٌ أَوْ كَأَنَّهُمَا غَمَامَتَانِ سَوْدَاوَانِ أَوْ كَأَنَّهُمَا ظُلَّةٌ مِنْ طَيْرٍ صَوَافَّ تُجَادِلاَنِ عَنْ صَاحِبِهِمَا ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ بُرَيْدَةَ وَأَبِي أُمَامَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَمَعْنَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّهُ يَجِيءُ ثَوَابُ قِرَاءَتِهِ كَذَا فَسَّرَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ هَذَا الْحَدِيثَ وَمَا يُشْبِهُ هَذَا مِنَ الأَحَادِيثِ أَنَّهُ يَجِيءُ ثَوَابُ قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ النَّوَّاسِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَا يَدُلُّ عَلَى مَا فَسَّرُوا إِذْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَأَهْلُهُ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ بِهِ فِي الدُّنْيَا ‏"‏ ‏.‏ فَفِي هَذَا دَلاَلَةٌ أَنَّهُ يَجِيءُ ثَوَابُ الْعَمَلِ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmail anlattı. Dedi ki: Bize Hişâm b. İsmail Ebû Abdülmelik el-Attâr haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Şuayb anlattı. (Dedi ki): Bize İbrahim b. Süleyman, Velîd b. Abdurrahman'dan, o Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da Nevvâs b. Sem'ân'dan naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den, şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kur'an ve dünyada onunla amel eden ehli (kıyamet günü) gelirler. Önlerinde Bakara ve Âl-i İmrân sureleri vardır." Nevvâs dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlar için üç benzetme yaptı ki bunları hâlâ unutmadım. Buyurdu ki: "Onlar sanki iki bulut gölgesi gibidirler -veya aralarında bir ışık bulunan iki siyah bulut gibidirler- veya (kanatlarını) germiş, saf saf duran iki kuş sürüsü gibidirler; sahiplerini savunurlar." Bu konuda Büreyde ve Ebû Ümâme'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, bu vechinden hasen garib bir hadistir. İlim ehli katında bu hadisin manası şöyledir: (Kıyamet günü) onun okunmasının sevabı gelir. Bazı ilim ehli bu hadisi ve buna benzer hadisleri, "Kur'an okumanın sevabı gelir" şeklinde tefsir etmişlerdir. Nevvâs'ın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği hadiste de onların bu tefsirine delalet eden (bir ifade) vardır. Zira Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ve dünyada onunla amel eden ehli" buyurmuştur. İşte bunda, (gelen şeyin) amelin sevabı olduğuna dair bir delil vardır.

2884. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، فِي تَفْسِيرِ حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ مَا خَلَقَ اللَّهُ مِنْ سَمَاءٍ وَلاَ أَرْضٍ أَعْظَمَ مِنْ آيَةِ الْكُرْسِيِّ ‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ لأَنَّ آيَةَ الْكُرْسِيِّ هُوَ كَلاَمُ اللَّهِ وَكَلاَمُ اللَّهِ أَعْظَمُ مِنْ خَلْقِ اللَّهِ مِنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmail anlattı. Dedi ki: Bize Humeydî anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Abdullah b. Mesûd'un hadisinin tefsiri hakkında şöyle anlattı: (İbn Mesûd) dedi ki: "Allah ne gökten ne de yerden, Ayete'l-Kürsî'den daha büyük bir şey yaratmamıştır." Süfyân dedi ki: "Çünkü Ayete'l-Kürsî Allah'ın kelamıdır. Allah'ın kelamı ise, Allah'ın yarattığı gök ve yerden daha büyüktür."

2885. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ يَقُولُ بَيْنَمَا رَجُلٌ يَقْرَأُ سُورَةَ الْكَهْفِ إِذْ رَأَى دَابَّتَهُ تَرْكُضُ فَنَظَرَ فَإِذَا مِثْلُ الْغَمَامَةِ أَوِ السَّحَابَةِ فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تِلْكَ السَّكِينَةُ نَزَلَتْ مَعَ الْقُرْآنِ أَوْ نَزَلَتْ عَلَى الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُسَيْدِ بْنِ حُضَيْرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Ebû İshâk'tan naklen anlattı. Dedi ki: Berâ b. Âzib'i şöyle derken işittim: "Bir adam Kehf suresini okurken hayvanının (ürküp) sıçradığını gördü. (Gökyüzüne) baktığında bulut veya sis gibi bir şeyin olduğunu gördü. Gelip bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'O Sekîne'dir; Kur'an ile beraber inmiştir -veya Kur'an üzerine inmiştir-'." Bu konuda Üseyd b. Hudayr'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.

2886. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَرَأَ ثَلاَثَ آيَاتٍ مِنْ أَوَّلِ الْكَهْفِ عُصِمَ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Katâde'den, o Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan, o Ma'dân b. Ebi Talha'dan, o da Ebû'd-Derdâ'dan naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her kim Kehf suresinin başından üç ayet okursa, Deccâl fitnesinden korunur." Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı. Dedi ki: Babam bana Katâde'den bu isnatla bunun bir benzerini anlattı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.

2887. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ وَسُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الرُّؤَاسِيُّ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ هَارُونَ أَبِي مُحَمَّدٍ، عَنْ مُقَاتِلِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ لِكُلِّ شَيْءٍ قَلْبًا وَقَلْبُ الْقُرْآنِ يس وَمَنْ قَرَأَ يس كَتَبَ اللَّهُ لَهُ بِقِرَاءَتِهَا قِرَاءَةَ الْقُرْآنِ عَشْرَ مَرَّاتٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَبِالْبَصْرَةِ لاَ يَعْرِفُونَ مِنْ حَدِيثِ قَتَادَةَ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَهَارُونُ أَبُو مُحَمَّدٍ شَيْخٌ مَجْهُولٌ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بِهَذَا ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، وَلاَ يَصِحُّ مِنْ قِبَلِ إِسْنَادِهِ إِسْنَادُهُ ضَعِيفٌ ‏.‏ وَ فِي البَابِ عَنْ أَبِي هُرَيرَةَ

Bize Kuteybe ve Süfyân b. Vekî' anlattılar. Dediler ki: Bize Humeyd b. Abdurrahman er-Ruâsî, Hasan b. Sâlih'ten, o Hârûn Ebû Muhammed'den, o Mukâtil b. Hayyân'dan, o Katâde'den, o da Enes'ten naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz her şeyin bir kalbi vardır; Kur'an'ın kalbi de Yâsîn'dir. Her kim Yâsîn'i okursa, Allah onun için (bu) okumasına karşılık Kur'an'ı on kere okumuş (sevabı) yazar." Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib bir hadistir. Bunu sadece Humeyd b. Abdurrahman'ın hadisinden biliyoruz. Basra'da Katâde'nin hadisinden (rivayet edildiğini) sadece bu vecihten bilirler. Hârûn Ebû Muhammed meçhul bir şeyhtir. Bize Ebû Mûsâ Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. Dedi ki: Bize Ahmed b. Saîd ed-Dârimî anlattı. Dedi ki: Bize Kuteybe, Humeyd b. Abdurrahman'dan bu hadisle anlattı. Bu konuda Ebû Bekir es-Sıddîk'tan da hadis rivayet edilmiştir; ancak isnadı cihetinden sahih değildir, isnadı zayıftır. Bu konuda Ebû Hureyre'den de hadis rivayet edilmiştir.

2888. Hadis

حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي خَثْعَمٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَرَأَ حم الدُّخَانَ فِي لَيْلَةٍ أَصْبَحَ يَسْتَغْفِرُ لَهُ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَعُمَرُ بْنُ أَبِي خَثْعَمٍ يُضَعَّفُ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ وَهُوَ مُنْكَرُ الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Süfyân b. Vekî' anlattı. Dedi ki: Bize Zeyd b. Hubâb, Ömer b. Ebi Has'em'den, o Yahyâ b. Ebi Kesîr'den, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir gecede Hâ Mîm ed-Duhân'ı okursa, yetmiş bin melek kendisi için istiğfar ederek sabahlar." Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib bir hadistir; bunu sadece bu vecihten biliyoruz. Ömer b. Ebi Has'em zayıf sayılmıştır. Muhammed (Buhârî) dedi ki: O, hadisi münker (bir ravi)dir.

2889. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْكُوفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، عَنْ هِشَامٍ أَبِي الْمِقْدَامِ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَرَأَ حم الدُّخَانَ فِي لَيْلَةِ الْجُمُعَةِ غُفِرَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَهِشَامٌ أَبُو الْمِقْدَامِ يُضَعَّفُ وَلَمْ يَسْمَعِ الْحَسَنُ مِنْ أَبِي هُرَيْرَةَ هَكَذَا قَالَ أَيُّوبُ وَيُونُسُ بْنُ عُبَيْدٍ وَعَلِيُّ بْنُ زَيْدٍ ‏.‏

Bize Nasr b. Abdurrahman el-Kûfî anlattı. Dedi ki: Bize Zeyd b. Hubâb, Hişâm Ebu'l-Mikdâm'dan, o Hasan'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Hâ Mîm ed-Duhân'ı Cuma gecesi okursa, bağışlanır." Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib bir hadistir; bunu sadece bu vecihten biliyoruz. Hişâm Ebu'l-Mikdâm zayıf sayılmıştır. Ayrıca Hasan, Ebû Hureyre'den (hadis) işitmemiştir; Eyyûb, Yûnus b. Ubeyd ve Ali b. Zeyd böyle söylemişlerdir.

2890. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَمْرِو بْنِ مَالِكٍ النُّكْرِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ ضَرَبَ بَعْضُ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم خِبَاءَهُ عَلَى قَبْرٍ وَهُوَ لاَ يَحْسِبُ أَنَّهُ قَبْرٌ فَإِذَا فِيهِ إِنْسَانٌ يَقْرَأُ سُورَةَ تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ حَتَّى خَتَمَهَا فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي ضَرَبْتُ خِبَائِي عَلَى قَبْرٍ وَأَنَا لاَ أَحْسِبُ أَنَّهُ قَبْرٌ فَإِذَا فِيهِ إِنْسَانٌ يَقْرَأُ سُورَةَ تَبَارَكَ الْمُلْكُ حَتَّى خَتَمَهَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ هِيَ الْمَانِعَةُ هِيَ الْمُنْجِيَةُ تُنْجِيهِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdülmelik b. Ebi'ş-Şevârib anlattı. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Amr b. Mâlik en-Nükrî anlattı, o babasından, o Ebu'l-Cevzâ'dan, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı. İbn Abbâs dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından biri çadırını bir kabir üzerine kurdu, fakat oranın kabir olduğunu zannetmiyordu. Bir de baktı ki orada (kabrin içinde) Mülk suresini okuyan bir insan var ve sureyi sonuna kadar okudu. Bunun üzerine o sahabi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelerek: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben çadırımı bir kabir üzerine kurdum, fakat oranın kabir olduğunu zannetmiyordum. Bir de baktı ki orada Mülk suresini okuyan bir insan var ve sureyi hatmetti' dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'O (sure), engelleyicidir (Mânia), o kurtarıcıdır (Münciye); onu kabir azabından kurtarır'." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, bu vechinden hasen garib bir hadistir. Bu konuda Ebû Hureyre'den de hadis rivayet edilmiştir.

2891. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَبَّاسٍ الْجُشَمِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ سُورَةً مِنَ الْقُرْآنِ ثَلاَثُونَ آيَةً شَفَعَتْ لِرَجُلٍ حَتَّى غُفِرَ لَهُ وَهِيَ سُورَةُ تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Katâde'den, o Abbâs el-Cüşemî'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kur'an'da otuz ayetlik bir sure vardır ki, bir adama şefaat etti ve neticede o kişi bağışlandı. O, 'Tebârakellezî biyedihi'l-mülk' (Mülk) suresidir." Bu, hasen bir hadistir.

2892. Hadis

حَدَّثَنَا هُرَيْمُ بْنُ مِسْعَرٍ، - تِرْمِذِيٌّ - قَالَ حَدَّثَنَا الْفُضَيْلُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يَنَامُ حَتَّى يَقْرَأَ ‏:‏ ‏(‏الم * تَنْزِيلُ ‏)‏ وَ ‏(‏ تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ لَيْثِ بْنِ أَبِي سُلَيْمٍ مِثْلَ هَذَا ‏.‏ وَرَوَاهُ مُغِيرَةُ بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ هَذَا ‏.‏ وَرَوَى زُهَيْرٌ قَالَ قُلْتُ لأَبِي الزُّبَيْرِ سَمِعْتَ مِنْ جَابِرٍ يَذْكُرُ هَذَا الْحَدِيثَ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو الزُّبَيْرِ إِنَّمَا أَخْبَرَنِيهِ صَفْوَانُ أَوِ ابْنُ صَفْوَانَ وَكَأَنَّ زُهَيْرًا أَنْكَرَ أَنْ يَكُونَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ ‏.‏ حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ حَدَّثَنَا هُرَيْمٌ بن مِسْعَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا فُضَيْلٌ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ طَاوُسٍ، قَالَ تَفْضُلاَنِ عَلَى كُلِّ سُورَةٍ مِنَ الْقُرْآنِ بِسَبْعِينَ حَسَنَةً ‏.‏

Bize Hureym b. Mis'ar -bu zat Tirmizî'dir- anlattı. Dedi ki: Bize Fudayl b. İyâd, Leys'ten, o Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, "Elif Lâm Mîm Tenzîl" (Secde suresi) ve "Tebârakellezî biyedihi'l-mülk" (Mülk suresi) surelerini okumadan uyumazdı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi birden çok kişi Leys b. Ebî Süleym'den bunun gibi rivayet etmiştir. Muğîre b. Müslim de Ebu'z-Zübeyr'den, o Câbir'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun bir benzerini rivayet etmiştir. Züheyr şöyle rivayet etti: "Ebu'z-Zübeyr'e: 'Bu hadisi Câbir'den zikrederken işittin mi?' dedim. Ebu'z-Zübeyr: 'Bana onu Safvân veya İbn Safvân haber verdi' dedi." Sanki Züheyr, bu hadisin (doğrudan) Ebu'z-Zübeyr'den, o Câbir'den (yoluyla gelmesini) inkâr etmiştir. Bize Hennâd anlattı. (Dedi ki): Bize Ebu'l-Ahvas, Leys'ten, o Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (bunun) benzerini anlattı. Bize Hureym b. Mis'ar anlattı. Dedi ki: Bize Fudayl, Leys'ten, o Tâvûs'tan naklen anlattı. (Tâvûs) dedi ki: "Bu iki sure, Kur'an'daki her sureye yetmiş hasene ile üstün gelir."

2893. Hadis

(حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى الْحَرَشِيُّ الْبَصْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ سَلْمِ بْنِ صَالِحٍ الْعِجْلِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَرَأَ إِذَا زُلْزِلَتِ عُدِلَتْ لَهُ بِنِصْفِ الْقُرْآنِ وَمَنْ قَرَأَْ قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ ‏)‏ عُدِلَتْ لَهُ بِرُبْعِ الْقُرْآنِ وَمَنْ قَرَأَْ قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ‏)‏ عُدِلَتْ لَهُ بِثُلُثِ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ هَذَا الشَّيْخِ الْحَسَنِ بْنِ سَلْمٍ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mûsâ el-Haraşî el-Basrî anlattı. Dedi ki: Bize Hasan b. Selm b. Sâlih el-İclî anlattı. Dedi ki: Bize Sâbit el-Bünânî, Enes b. Mâlik'ten naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her kim 'İzâ zülzilet' (Zilzâl suresini) okursa, bu ona Kur'an'ın yarısına denk sayılır. Her kim 'Kul yâ eyyuhe'l-kâfirûn' (Kâfirûn suresini) okursa, bu ona Kur'an'ın dörtte birine denk sayılır. Her kim 'Kul hüvallâhu ehad' (İhlâs suresini) okursa, bu ona Kur'an'ın üçte birine denk sayılır." Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib bir hadistir. Bunu sadece bu şeyh, yani Hasan b. Selm'in hadisinden biliyoruz. Bu konuda İbn Abbâs'tan da hadis rivayet edilmiştir.

2894. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، قَالَ أَخْبَرَنَا يَمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا زُلْزِلَتِ تَعْدِلُ نِصْفَ الْقُرْآنِ وَقُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ تَعْدِلُ ثُلُثَ الْقُرْآنِ وَ قُلْْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ تَعْدِلُ رُبُعَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ يَمَانِ بْنِ الْمُغِيرَةِ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı. Dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn haber verdi. Dedi ki: Bize Yemân b. el-Muğîre el-Anezeî haber verdi. Bize Atâ, İbn Abbâs'tan naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İzâ zülzilet (Zilzâl suresi) Kur'an'ın yarısına denktir. Kul hüvallâhu ehad (İhlâs suresi) Kur'an'ın üçte birine denktir. Kul yâ eyyuhe'l-kâfirûn (Kâfirûn suresi) Kur'an'ın dörtte birine denktir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib bir hadistir. Bunu sadece Yemân b. el-Muğîre'nin hadisinden biliyoruz.

2895. Hadis

حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ الْعَمِّيُّ الْبَصْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا سَلَمَةُ بْنُ وَرْدَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِرَجُلٍ مِنْ أَصْحَابِهِ ‏"‏ هَلْ تَزَوَّجْتَ يَا فُلاَنُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلاَ عِنْدِي مَا أَتَزَوَّجُ بِهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَلَيْسَ مَعَكَ ‏(‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ‏)‏ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى ‏.‏ قَالَ ‏"‏ ثُلُثُ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَلَيْسَ مَعَكَ ‏(‏ إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ‏)‏ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى ‏.‏ قَالَ ‏"‏ رُبُعُ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَلَيْسَ مَعَكَ قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى قَالَ ‏"‏ رُبُعُ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَلَيْسَ مَعَكَ ‏(‏إِذَا زُلْزِلَتِ الأَرْضُ ‏)‏ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى ‏.‏ قَالَ ‏"‏ رُبُعُ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ تَزَوَّجْ تَزَوَّجْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Ukbe b. Mükrem el-Ammî el-Basrî anlattı. Dedi ki: Bana İbn Ebi Füdeyk anlattı. Dedi ki: Bize Seleme b. Verdân, Enes b. Mâlik'ten haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ashabından bir adama: "Ey falan! Evlendin mi?" diye sordu. Adam: "Hayır vallahi ey Allah'ın Resûlü! Evlenecek bir şeyim (imkânım) de yok" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Senin ezberinde 'Kul hüvallâhu ehad' yok mu?" buyurdu. Adam: "Evet, var" dedi. (Resûlullah): "Kur'an'ın üçte biridir" buyurdu. "Senin ezberinde 'İzâ câe nasrullâhi ve'l-feth' yok mu?" buyurdu. Adam: "Evet, var" dedi. (Resûlullah): "Kur'an'ın dörtte biridir" buyurdu. "Senin ezberinde 'Kul yâ eyyuhe'l-kâfirûn' yok mu?" buyurdu. Adam: "Evet, var" dedi. (Resûlullah): "Kur'an'ın dörtte biridir" buyurdu. "Senin ezberinde 'İzâ zülzileti'l-ard' yok mu?" buyurdu. Adam: "Evet, var" dedi. (Resûlullah): "Kur'an'ın dörtte biridir" buyurdu. (Sonra şöyle) buyurdu: "Evlen, evlen!" Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen bir hadistir.

2896. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ رَبِيعِ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ امْرَأَةٍ، وَهِيَ امْرَأَةُ أَبِي أَيُّوبَ عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَيَعْجَزُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَقْرَأَ فِي لَيْلَةٍ ثُلُثَ الْقُرْآنِ مَنْ قَرَأَ اللَّهُ الْوَاحِدُ الصَّمَدُ فَقَدْ قَرَأَ ثُلُثَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ وَأَبِي سَعِيدٍ وَقَتَادَةَ بْنِ النُّعْمَانِ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَنَسٍ وَابْنِ عُمَرَ وَأَبِي مَسْعُودٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ وَلاَ نَعْرِفُ أَحَدًا رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ أَحْسَنَ مِنْ رِوَايَةِ زَائِدَةَ وَتَابَعَهُ عَلَى رِوَايَتِهِ إِسْرَائِيلُ وَالْفُضَيْلُ بْنُ عِيَاضٍ وَقَدْ رَوَى شُعْبَةُ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الثِّقَاتِ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ مَنْصُورٍ وَاضْطَرَبُوا فِيهِ ‏.‏

Bize Kuteybe ve Muhammed b. Beşşâr anlattılar. Dediler ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Dedi ki: Bize Zâide, Mansûr'dan, o Hilâl b. Yisâf'tan, o Rebî' b. Huseym'den, o Amr b. Meymûn'dan, o Abdurrahman b. Ebi Leylâ'dan, o bir kadından -ki o Ebû Eyyûb'un hanımıdır-, o da Ebû Eyyûb'dan naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaktan âciz mi kalır? Kim 'Allahü'l-vâhidü's-samed'i (İhlâs suresini) okursa, Kur'an'ın üçte birini okumuş olur." Bu konuda Ebû'd-Derdâ, Ebû Saîd, Katâde b. Nu'mân, Ebû Hureyre, Enes, İbn Ömer ve Ebû Mesûd'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen bir hadistir. Kimsenin bu hadisi Zâide'nin rivayetinden daha güzel rivayet ettiğini bilmiyoruz. İsrâîl ve Fudayl b. İyâd da (bu rivayette) ona uymuşlardır. Şu'be ve birden çok sika ravi bu hadisi Mansûr'dan rivayet etmişler, ancak (isnadında) ıztıraba düşmüşlerdir.

2897. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ ابْنِ حُنَيْنٍ، مَوْلًى لآلِ زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ أَوْ مَوْلَى زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَقْبَلْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَمِعَ رَجُلاً يَقْرَأُْ ‏(‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ ‏)‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَجَبَتْ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ وَمَا وَجَبَتْ قَالَ ‏"‏ الْجَنَّةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَابْنُ حُنَيْنٍ هُوَ عُبَيْدُ بْنُ حُنَيْنٍ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı. Dedi ki: Bize İshâk b. Süleyman, Mâlik b. Enes'ten, o Ubeydullah b. Abdurrahman'dan, o İbn Huneyn'den -ki o Zeyd b. Hattâb âlinin azatlısı veya Zeyd b. Hattâb'ın azatlısıdır-, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte geliyordum. (Resûlullah) bir adamın "Kul hüvallâhu ehad. Allâhü's-samed"i okuduğunu işitti. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Vâcip oldu" buyurdu. Ben: "Ne vâcip oldu?" dedim. "Cennet" buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih garib bir hadistir. Bunu sadece Mâlik b. Enes'in hadisinden biliyoruz. İbn Huneyn, Ubeyd b. Huneyn'dir.

2898. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَرْزُوقٍ الْبَصْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ مَيْمُونٍ أَبُو سَهْلٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ قَرَأَ كُلَّ يَوْمٍ مِائَتَىْ مَرَّةٍ ‏(‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ‏)‏ مُحِيَ عَنْهُ ذُنُوبُ خَمْسِينَ سَنَةً إِلاَّ أَنْ يَكُونَ عَلَيْهِ دَيْنٌ ‏"‏ ‏.‏ وَبِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ أَرَادَ أَنْ يَنَامَ عَلَى فِرَاشِهِ فَنَامَ عَلَى يَمِينِهِ ثُمَّ قَرَأَْ ‏(‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ‏)‏ مِئَةَ مَرَّةٍ فَإِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ يَقُولُ لَهُ الرَّبُّ يَا عَبْدِي ادْخُلْ عَلَى يَمِينِكَ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ أَيْضًا عَنْ ثَابِتٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Merzûk el-Basrî anlattı. Dedi ki: Bize Hâtim b. Meymûn Ebû Sehl, Sâbit el-Bünânî'den, o Enes b. Mâlik'ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim her gün iki yüz kere 'Kul hüvallâhu ehad'ı okursa, -üzerinde kul hakkı (borç) olması hariç- elli senelik günahları silinir." Yine bu isnatla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kim yatağında uyumak ister ve sağ yanı üzerine yatıp sonra yüz kere 'Kul hüvallâhu ehad'ı okursa, kıyamet günü olduğu zaman Rab ona şöyle der: 'Ey kulum! Sağ tarafından Cennete gir'." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, Sâbit'in Enes'ten rivayetiyle garib bir hadistir. Bu hadis Sâbit'ten bu vechinden başka bir yolla da rivayet edilmiştir.

2899. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏(‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ‏)‏ تَعْدِلُ ثُلُثَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî anlattı. Dedi ki: Bize Hâlid b. Mahled anlattı. Dedi ki: Bize Süleyman b. Bilâl anlattı. Dedi ki: Bize Süheyl b. Ebi Sâlih, babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'Kul hüvallâhu ehad' Kur'an'ın üçte birine denktir." Bu, hasen sahih bir hadistir.

2900. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ كَيْسَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ احْشِدُوا فَإِنِّي سَأَقْرَأُ عَلَيْكُمْ ثُلُثَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَحَشَدَ مَنْ حَشَدَ ثُمَّ خَرَجَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَرَأَْ ‏(‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ‏)‏ ثُمَّ دَخَلَ فَقَالَ بَعْضُنَا لِبَعْضٍ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَإِنِّي سَأَقْرَأُ عَلَيْكُمْ ثُلُثَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ إِنِّي لأُرَى هَذَا خَبَرٌ جَاءَهُ مِنَ السَّمَاءِ ثُمَّ خَرَجَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي قُلْتُ سَأَقْرَأُ عَلَيْكُمْ ثُلُثَ الْقُرْآنِ أَلاَ وَإِنَّهَا تَعْدِلُ بثُلُثَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَأَبُو حَازِمٍ الأَشْجَعِيُّ اسْمُهُ سَلْمَانُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. Dedi ki: Bize Yezîd b. Keysân anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Hâzim, Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Toplanın, çünkü size Kur'an'ın üçte birini okuyacağım" buyurdu. (Ebû Hureyre) dedi ki: Toplanan toplandı. Sonra Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem çıktı ve 'Kul hüvallâhu ehad'ı okudu, sonra içeri girdi. Bunun üzerine bazımız bazımıza: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Size Kur'an'ın üçte birini okuyacağım' buyurmuştu. Sanırım bu, kendisine semadan gelen bir haberdir (vahiy gelince içeri girdi)" dedi. Sonra Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem (tekrar) çıktı ve şöyle buyurdu: "Ben size Kur'an'ın üçte birini okuyacağım demiştim. Dikkat edin! O, Kur'an'ın üçte birine denktir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, bu vechinden hasen sahih garib bir hadistir. Ebû Hâzim el-Eşceî'nin ismi Selmân'dır.

2901. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ يَؤُمُّهُمْ فِي مَسْجِدِ قُبَاءَ فَكَانَ كُلَّمَا افْتَتَحَ سُورَةً يَقْرَأُ لَهُمْ فِي الصَّلاَةِ يَقْرَأَ بِهَا افْتَتَحَ بِـ ‏(‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ‏)‏ حَتَّى يَفْرُغَ مِنْهَا ثُمَّ يَقْرَأُ بِسُورَةٍ مَعَهَا وَكَانَ يَصْنَعُ ذَلِكَ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ فَكَلَّمَهُ أَصْحَابُهُ فَقَالُوا إِنَّكَ تَقْرَأُ بِهَذِهِ السُّورَةِ ثُمَّ لاَ تَرَى أَنَّهَا تُجْزِيكَ حَتَّى تَقْرَأَ بِسُورَةٍ أُخْرَى فَإِمَّا أَنْ تَقْرَأَ بِهَا وَإِمَّا أَنْ تَدَعَهَا وَتَقْرَأَ بِسُورَةٍ أُخْرَى ‏.‏ قَالَ مَا أَنَا بِتَارِكِهَا إِنْ أَحْبَبْتُمْ أَنْ أَؤُمَّكُمْ بِهَا فَعَلْتُ وَإِنْ كَرِهْتُمْ تَرَكْتُكُمْ ‏.‏ وَكَانُوا يَرَوْنَهُ أَفْضَلَهُمْ وَكَرِهُوا أَنْ يَؤُمَّهُمْ غَيْرُهُ فَلَمَّا أَتَاهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرُوهُ الْخَبَرَ فَقَالَ ‏"‏ يَا فُلاَنُ مَا يَمْنَعُكَ مِمَّا يَأْمُرُ بِهِ أَصْحَابُكَ وَمَا يَحْمِلُكَ أَنْ تَقْرَأَ هَذِهِ السُّورَةَ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُحِبُّهَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ حُبَّهَا أَدْخَلَكَ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ ثَابِتٍ ‏البُنَانِيُّ وَ قد رَوَى مُبَارَكُ بْنُ فَضَالَةَ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُحِبُّ هَذِهِ السُّورَةَْ ‏(‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ‏)‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ حُبَّكَ إِيَّاهَا يُدْخِلُكَ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ أَبُو دَاوُدَ سُلَيْمَانُ بْنُ الأَشْعَثِ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ قَالَ حَدَّثَنَا مُبَارَكُ بْنُ فَضَالَةَ بِهَذَا ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmail anlattı. Dedi ki: Bize İsmail b. Ebi Üveys anlattı. Dedi ki: Bize Abdülaziz b. Muhammed, Ubeydullah b. Ömer'den, o Sâbit el-Bünânî'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklen anlattı. (Enes) dedi ki: Ensar'dan bir adam Kuba Mescidi'nde onlara imamlık yapıyordu. Onlara namazda okumak üzere bir sureye her başladığında, önce 'Kul hüvallâhu ehad' ile başlar, onu bitirir, sonra onunla beraber başka bir sure okurdu. Bunu her rekatta yapardı. Arkadaşları onunla konuştular ve: "Sen bu sureyi okuyorsun, sonra başka bir sure okumadıkça bunun sana yetmeyeceğini düşünüyorsun (bununla yetinmiyorsun). Ya (sadece) bunu oku ya da bunu bırakıp başka bir sure oku" dediler. Adam: "Ben bunu bırakacak değilim. Eğer size bununla imamlık yapmamı isterseniz yaparım, şayet kerih görürseniz sizi terk ederim (imamlığı bırakırım)" dedi. Onlar ise onu kendilerinin en faziletlisi olarak görüyorlar ve ondan başkasının kendilerine imamlık yapmasını istemiyorlardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara gelince durumu ona haber verdiler. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Ey falan! Arkadaşlarının emrettiği şeyi yapmaktan seni alıkoyan nedir? Her rekatta bu sureyi okumaya seni sevk eden nedir?" diye sordu. Adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben onu seviyorum" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ona olan sevgin seni Cennete soktu (sokmuştur)" buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, bu vechinden hasen garib sahih bir hadistir; Ubeydullah b. Ömer'in Sâbit'ten hadisidir. Mübârek b. Fedâle de Sâbit'ten, o Enes'ten şöyle rivayet etmiştir: Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben bu 'Kul hüvallâhu ehad' suresini seviyorum" dedi. (Resûlullah): "Ona olan sevgin seni Cennete sokar" buyurdu. Bize bunu Ebû Dâvûd Süleyman b. el-Eş'as anlattı. Dedi ki: Bize Ebu'l-Velîd anlattı. Dedi ki: Bize Mübârek b. Fedâle bu (hadis) ile anlattı.

2902. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي قَيْسُ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ قَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَىَّ آيَاتٍ لَمْ يُرَ مِثْلُهُنَّ ‏(‏قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ‏)‏ إِلَى آخِرِ السُّورَةِ وَ ‏(‏قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ‏)‏ إِلَى آخِرِ السُّورَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. Dedi ki: Bize İsmail b. Ebi Hâlid anlattı. Dedi ki: Bana Kays b. Ebi Hâzim, Ukbe b. Âmir el-Cühenî'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah bana öyle ayetler indirdi ki, onların benzeri (daha önce hiç) görülmemiştir: (Bunlar) surenin sonuna kadar 'Kul eûzü bi-rabbi'n-nâs' ve surenin sonuna kadar 'Kul eûzü bi-rabbi'l-felak'tır." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.

2903. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عُلَىِّ بْنِ رَبَاحٍ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ أَقْرَأَ بِالْمُعَوِّذَتَيْنِ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلاَةٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Dedi ki: Bize İbn Lehîa, Yezîd b. Ebi Habîb'den, o Ali b. Rebâh'tan, o da Ukbe b. Âmir'den naklen anlattı. (Ukbe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana her namazın arkasından Muavvizeteyn'i (Felâk ve Nâs surelerini) okumamı emretti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen garib bir hadistir.

2904. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، وَهِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَهُوَ مَاهِرٌ بِهِ مَعَ السَّفَرَةِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ وَالَّذِي يَقْرَؤُهُ قَالَ هِشَامٌ وَهُوَ شَدِيدٌ عَلَيْهِ قَالَ شُعْبَةُ وَهُوَ عَلَيْهِ شَاقٌّ فَلَهُ أَجْرَانِ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be ve Hişâm, Katâde'den, o Zürâre b. Evfâ'dan, o Sa'd b. Hişâm'dan, o da Âişe'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kur'an'ı okuyan ve onda mahir olan kimse, (Allah katındaki) şerefli ve itaatkâr yazıcılarla (meleklerle) beraberdir. Onu okuyan -Hişâm 'ona zor geldiği halde' dedi; Şu'be ise 'ona meşakkat verdiği halde' dedi- kimse için ise iki ecir vardır." Bu, hasen sahih bir hadistir.

2905. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا حَفْصُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ زَاذَانَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَرَأَ الْقُرْآنَ وَاسْتَظْهَرَهُ فَأَحَلَّ حَلاَلَهُ وَحَرَّمَ حَرَامَهُ أَدْخَلَهُ اللَّهُ بِهِ الْجَنَّةَ وَشَفَّعَهُ فِي عَشَرَةٍ مِنْ أَهْلِ بَيْتِهِ كُلُّهُمْ وَجَبَتْ لَهُ النَّارُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَلَيْسَ إِسْنَادٌ صَحِيحٍ ‏.‏ وَحَفْصُ بْنُ سُلَيْمَانَ أَبُو عُمَرَ بَزَّازٌ كُوفِيٌّ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı. Dedi ki: Bize Hafs b. Süleyman, Kesîr b. Zâzân'dan, o Âsım b. Damre'den, o da Alî b. Ebi Tâlib'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Kur'an'ı okur, onu ezberler, helalini helal, haramını haram kabul ederse; Allah bu sayede onu Cennete koyar ve hepsi de Cehennemi hak etmiş olan ailesinden on kişiye şefaatçi kılar." Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib bir hadistir. Bunu sadece bu vecihten biliyoruz. İsnadı sahih değildir. Hafs b. Süleyman Ebû Ömer el-Bezzâz el-Kûfî olup hadiste zayıf sayılır.

2906. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ الْجُعْفِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ حَمْزَةَ الزَّيَّاتَ، عَنْ أَبِي الْمُخْتَارِ الطَّائِيِّ، عَنِ ابْنِ أَخِي الْحَارِثِ الأَعْوَرِ، عَنِ الْحَارِثِ، قَالَ مَرَرْتُ فِي الْمَسْجِدِ فَإِذَا النَّاسُ يَخُوضُونَ فِي الأَحَادِيثِ فَدَخَلْتُ عَلَى عَلِيٍّ فَقُلْتُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَلاَ تَرَى أَنَّ النَّاسَ قَدْ خَاضُوا فِي الأَحَادِيثِ ‏.‏ قَالَ أَوَقَدْ فَعَلُوهَا قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَمَا إِنِّي قَدْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ أَلاَ إِنَّهَا سَتَكُونُ فِتْنَةٌ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ مَا الْمَخْرَجُ مِنْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ كِتَابُ اللَّهِ فِيهِ نَبَأُ مَا كَانَ قَبْلَكُمْ وَخَبَرُ مَا بَعْدَكُمْ وَحُكْمُ مَا بَيْنَكُمْ هُوَ الْفَصْلُ لَيْسَ بِالْهَزْلِ مَنْ تَرَكَهُ مِنْ جَبَّارٍ قَصَمَهُ اللَّهُ وَمَنِ ابْتَغَى الْهُدَى فِي غَيْرِهِ أَضَلَّهُ اللَّهُ وَهُوَ حَبْلُ اللَّهِ الْمَتِينُ وَهُوَ الذِّكْرُ الْحَكِيمُ وَهُوَ الصِّرَاطُ الْمُسْتَقِيمُ هُوَ الَّذِي لاَ تَزِيغُ بِهِ الأَهْوَاءُ وَلاَ تَلْتَبِسُ بِهِ الأَلْسِنَةُ وَلاَ يَشْبَعُ مِنْهُ الْعُلَمَاءُ وَلاَ يَخْلَقُ عَلَى كَثْرَةِ الرَّدِّ وَلاَ تَنْقَضِي عَجَائِبُهُ هُوَ الَّذِي لَمْ تَنْتَهِ الْجِنُّ إِذْ سَمِعَتْهُ حَتَّى قَالُوا ‏(‏إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا * يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ فَآمَنَّا بِهِ ‏)‏ مَنْ قَالَ بِهِ صَدَقَ وَمَنْ عَمِلَ بِهِ أُجِرَ وَمَنْ حَكَمَ بِهِ عَدَلَ وَمَنْ دَعَا إِلَيْهِ هُدِيَ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ ‏"‏ ‏.‏ خُذْهَا إِلَيْكَ يَا أَعْوَرُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ حَمْزَةَ الزًّيَّاتِ وَإِسْنَادُهُ مَجْهُولٌ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ الْحَارِثِ مَقَالٌ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd anlattı. Dedi ki: Bize Huseyn b. Alî el-Cu'fî anlattı. Dedi ki: Hamza ez-Zeyyât'ı, Ebu'l-Muhtâr et-Tâî'den, o Hâris el-A'ver'in kardeşinin oğlundan, o da Hâris'ten şöyle naklederken işittim: (Hâris) dedi ki: Mescide uğradım, baktım ki insanlar (bâtıl) sözlere dalmışlar. Hemen Alî'nin yanına girdim ve: "Ey Müminlerin Emiri! İnsanların (bâtıl) sözlere daldığını görmüyor musun?" dedim. "Gerçekten böyle mi yaptılar?" dedi. "Evet" dedim. Dedi ki: Ama ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Haberiniz olsun! Bir fitne çıkacak." Ben: "Ondan kurtuluş nedir ey Allah'ın Resûlü?" dedim. Buyurdu ki: "Allah'ın Kitabı'dır. Onda sizden öncekilerin haberi, sizden sonrakilerin haberi ve aranızdaki (meselelerin) hükmü vardır. O, (hak ile batılı ayıran) kesin bir hükümdür, şaka değildir. Onu zorbalıktan dolayı terk edenin Allah belini kırar. Kim hidayeti ondan başkasında ararsa, Allah onu saptırır. O, Allah'ın sağlam ipidir. O, hikmet dolu Zikir'dir. O, dosdoğru yoldur. O, arzuların kendisiyle sapmadığı, dillerin kendisiyle karışmadığı (yanılmadığı), âlimlerin kendisine doyamadığı, çokça tekrar edilmekle eskimeyen ve harikaları bitip tükenmeyen bir kitaptır. O, cinlerin işittikleri zaman: 'Biz, rüşde (doğruya) ileten hayret verici bir Kur'an dinledik de ona iman ettik' (Cin, 1-2) demekten geri duramadıkları (bir kitap)tır. Kim onunla konuşursa doğru söyler. Kim onunla amel ederse ecir alır. Kim onunla hükmederse adalet eder. Kim ona çağırırsa dosdoğru yola iletilir." (Alî, Hâris'e dedi ki): "Bunu al (ezberle) ey A'ver!" Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib bir hadistir. Bunu sadece Hamza ez-Zeyyât'ın hadisinden biliyoruz. İsnadı meçhuldür. Hâris'in hadisi hakkında da (bazı) sözler (tenkitler) vardır.

2907. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَلْقَمَةُ بْنُ مَرْثَدٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ عُبَيْدَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ فَذَاكَ الَّذِي أَقْعَدَنِي مَقْعَدِي هَذَا ‏.‏ وَعَلَّمَ الْقُرْآنَ فِي زَمَنِ عُثْمَانَ حَتَّى بَلَغَ الْحَجَّاجَ بْنَ يُوسُفَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı. (Dedi ki): Bize Şu'be haber verdi. Dedi ki: Bana Alkame b. Mersed haber verdi. Dedi ki: Sa'd b. Ubeyde'yi, Ebû Abdurrahman'dan, o da Osmân b. Affân'dan naklederken işittim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizin en hayırlınız, Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." (Ravi) Ebû Abdurrahman dedi ki: Beni şu oturduğum yere oturtan (buna sevk eden) işte budur. Kendisi Osmân zamanından Haccâc b. Yûsuf (zamanına) ulaşıncaya kadar Kur'an öğretmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.

2908. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَيْرُكُمْ - أَوْ أَفْضَلُكُمْ - مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَهَكَذَا رَوَى عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ عُثْمَانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَسُفْيَانُ لاَ يَذْكُرُ فِيهِ عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ سُفْيَانَ، وَشُعْبَةَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عُثْمَانَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. حَدَّثَنَا بِذَلِكَ، مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ عَنْ سُفْيَانَ وَشُعْبَةَ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ وَهَكَذَا ذَكَرَهُ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ عَنْ سُفْيَانَ، وَشُعْبَةَ، غَيْرَ مَرَّةٍ عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عُثْمَانَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ وَأَصْحَابُ سُفْيَانَ لاَ يَذْكُرُونَ فِيهِ عَنْ سُفْيَانَ عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ وَهُوَ أَصَحُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ زَادَ شُعْبَةُ فِي إِسْنَادِ هَذَا الْحَدِيثِ سَعْدَ بْنَ عُبَيْدَةَ وَكَأَنَّ حَدِيثَ سُفْيَانَ أَشْبَهُ ‏.‏ قَالَ عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ مَا أَحَدٌ يَعْدِلُ عِنْدِي شُعْبَةَ وَإِذَا خَالَفَهُ سُفْيَانُ أَخَذْتُ بِقَوْلِ سُفْيَانَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى سَمِعْتُ أَبَا عَمَّارٍ يَذْكُرُ عَنْ وَكِيعٍ قَالَ قَالَ شُعْبَةُ سُفْيَانُ أَحْفَظُ مِنِّي وَمَا حَدَّثَنِي سُفْيَانُ عَنْ أَحَدٍ بِشَيْءٍ فَسَأَلْتُهُ إِلاَّ وَجَدْتُهُ كَمَا حَدَّثَنِي ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَسَعْدٍ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Dedi ki: Bize Bişr b. es-Serî anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân, Alkame b. Mersed'den, o Ebû Abdurrahman es-Sülemî'den, o da Osmân b. Affân'dan naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizin en hayırlınız -veya en faziletliniz- Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." Bu, hasen sahih bir hadistir. Abdurrahman b. Mehdî ve birden çok kişi Süfyân es-Sevrî'den, o Alkame b. Mersed'den, o Ebû Abdurrahman'dan, o Osmân'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu şekilde rivayet etmişlerdir. Süfyân, (bu rivayette) Sa'd b. Ubeyde'yi zikretmez. Yahyâ b. Saîd el-Kattân bu hadisi hem Süfyân'dan hem de Şu'be'den; (onlar) Alkame b. Mersed'den, o Sa'd b. Ubeyde'den, o Ebû Abdurrahman'dan, o Osmân'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen rivayet etmiştir. Bize bunu Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd, Süfyân ve Şu'be'den anlattı. Muhammed b. Beşşâr dedi ki: Yahyâ b. Saîd bunu Süfyân ve Şu'be'den; (onlar) Alkame b. Mersed'den, o Sa'd b. Ubeyde'den, o Ebû Abdurrahman'dan, o Osmân'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen defalarca bu şekilde zikretmiştir. Muhammed b. Beşşâr dedi ki: Süfyân'ın arkadaşları bu hadiste Süfyân'dan (naklen) Sa'd b. Ubeyde'yi zikretmezler. Muhammed b. Beşşâr dedi ki: En sahih olan da budur (Sa'd'sız rivayettir). Ebû Îsâ dedi ki: Şu'be bu hadisin isnadında Sa'd b. Ubeyde'yi ilave etmiştir (araya koymuştur). Sanki Süfyân'ın hadisi daha doğrudur. Ali b. Abdullah dedi ki: Yahyâ b. Saîd: "Benim yanımda kimse Şu'be'ye denk olamaz. Ancak Süfyân ona muhalefet ederse Süfyân'ın sözünü alırım" dedi. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Ammâr'ı Vekî'den şöyle zikrederken işittim: Şu'be dedi ki: "Süfyân benden daha hafızdır (ezberi daha kuvvetlidir). Süfyân bana bir kimseden bir şey anlattığında, gidip o kimseye sorsam, (durumu) mutlaka bana anlattığı gibi bulurdum." Bu konuda Alî ve Sa'd'dan da hadis rivayet edilmiştir.

2909. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ عَلِيٍّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Dedi ki: Bize Abdülvâhid b. Ziyâd, Abdurrahman b. İshâk'tan, o Nu'mân b. Sa'd'dan, o da Alî b. Ebi Tâlib'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizin en hayırlınız, Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." Bu hadisi Alî'nin Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayeti olarak sadece Abdurrahman b. İshâk'ın hadisinden biliyoruz.

2910. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ كَعْبٍ الْقُرَظِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَرَأَ حَرْفًا مِنْ كِتَابِ اللَّهِ فَلَهُ بِهِ حَسَنَةٌ وَالْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا لاَ أَقُولُ الم حَرْفٌ وَلَكِنْ أَلِفٌ حَرْفٌ وَلاَمٌ حَرْفٌ وَمِيمٌ حَرْفٌ ‏"‏ ‏.‏ وَيُرْوَى هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَرَوَاهُ أَبُو الأَحْوَصِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رَفَعَهُ بَعْضُهُمْ وَوَقَفَهُ بَعْضُهُمْ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ سَمِعْتُ قُتَيْبَةَ بْنَ سَعِيدٍ يَقُولُ بَلَغَنِي أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ كَعْبٍ الْقُرَظِيَّ وُلِدَ فِي حَيَاةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمُحَمَّدُ بْنُ كَعْبٍ يُكْنَى أَبَا حَمْزَةَ ‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Bekir el-Hanefî anlattı. Dedi ki: Bize Dahhâk b. Osmân, Eyyûb b. Mûsâ'dan anlattı. (Eyyûb) dedi ki: Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'yi, Abdullah b. Mesûd'dan şöyle naklederken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'ın Kitabı'ndan bir harf okursa, onun için bir hasene (sevap) vardır. Hasene de on katıyla (karşılık görür). Ben 'Elif Lâm Mîm' bir harftir demiyorum; lâkin Elif bir harftir, Lâm bir harftir, Mîm bir harftir." Bu hadis İbn Mesûd'dan bu vechinden başka bir yolla da rivayet edilmektedir. Ebu'l-Ahvas bunu İbn Mesûd'dan rivayet etmiş; (ravilerin) bazıları bunu merfu olarak, bazıları da mevkuf olarak İbn Mesûd'dan nakletmişlerdir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, bu vechinden hasen sahih garib bir hadistir. Kuteybe b. Saîd'i şöyle derken işittim: Bana ulaştığına göre Muhammed b. Ka'b el-Kurazî, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in hayatta olduğu dönemde doğmuştur. Muhammed b. Ka'b'ın künyesi Ebû Hamza'dır.

2911. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خُنَيْسٍ، عَنْ لَيْثِ بْنِ أَبِي سُلَيْمٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا أَذِنَ اللَّهُ لِعَبْدٍ فِي شَيْءٍ أَفْضَلَ مِنْ رَكْعَتَيْنِ يُصَلِّيهِمَا وَإِنَّ الْبِرَّ لَيُذَرُّ عَلَى رَأْسِ الْعَبْدِ مَا دَامَ فِي صَلاَتِهِ وَمَا تَقَرَّبَ الْعِبَادُ إِلَى اللَّهِ بِمِثْلِ مَا خَرَجَ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو النَّضْرِ يَعْنِي الْقُرْآنَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَبَكْرُ بْنُ خُنَيْسٍ قَدْ تَكَلَّمَ فِيهِ ابْنُ الْمُبَارَكِ وَتَرَكَهُ فِي آخِرِ أَمْرِهِ ‏. وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْطَاةَ عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلٌ ‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı. Dedi ki: Bize Ebu'n-Nadr anlattı. Dedi ki: Bize Bekr b. Huneys, Leys b. Ebî Süleym'den, o Zeyd b. Ertâh'tan, o da Ebû Ümâme'den naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah bir kula, kıldığı iki rekat (namaz)dan daha faziletli bir şey için izin vermemiştir (dinlememiştir). Şüphesiz iyilik (birr), namazında olduğu sürece kulun başı üzerine saçılır. Kullar, Allah'a, O'ndan çıkan şeyin -Ebu'n-Nadr 'yani Kur'an'ın' dedi- benzeri (bir şey) ile yaklaştıkları gibi yaklaşmamışlardır." Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib bir hadistir. Bunu sadece bu vecihten biliyoruz. Bekr b. Huneys hakkında İbnü'l-Mübârek konuşmuş (tenkit etmiş) ve işinin (hayatının) sonunda onu terk etmiştir. Bu hadis Zeyd b. Ertâh'tan, o Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den mürsel olarak da rivayet edilmiştir.

2912. Hadis

حَدَّثَنَا بِذَلِكَ إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مُعَاوِيَةَ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّكُمْ لَنْ تَرْجِعُوا إِلَى اللَّهِ بِأَفْضَلَ مِمَّا خَرَجَ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الْقُرْآنَ ‏.‏

Bize bunu İshâk b. Mansûr anlattı. Dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî, Muâviye'den, o Alâ b. el-Hâris'ten, o Zeyd b. Ertâh'tan, o da Cübeyr b. Nüfeyr'den naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Siz Allah'a, O'ndan çıkan şeyden -yani Kur'an'dan- daha faziletli bir şey ile asla dönemezsiniz."

2913. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ قَابُوسِ بْنِ أَبِي ظَبْيَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الَّذِي لَيْسَ فِي جَوْفِهِ شَيْءٌ مِنَ الْقُرْآنِ كَالْبَيْتِ الْخَرِبِ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı. Dedi ki: Bize Cerîr, Kâbûs b. Ebi Zabyân'dan, o babasından, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçinde Kur'an'dan bir şey olmayan kimse, harap olmuş ev gibidir." Bu, hasen sahih bir hadistir.

2914. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ وَأَبُو نُعَيْمٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ أَبِي النَّجُودِ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يُقَالُ يَعْنِي لِصَاحِبِ الْقُرْآنِ اقْرَأْ وَارْتَقِ وَرَتِّلْ كَمَا كُنْتَ تُرَتِّلُ فِي الدُّنْيَا فَإِنَّ مَنْزِلَتَكَ عِنْدَ آخِرِ آيَةٍ تَقْرَأُ بِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَاصِمٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Dâvûd el-Haferî ve Ebû Nuaym, Süfyân'dan, o Âsım b. Ebi'n-Necûd'dan, o Zirr'den, o da Abdullah b. Amr'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "-Yani Kur'an ehline şöyle denir-: Oku ve yüksel! Dünyada tertil ile (ağır ağır, güzelce) okuduğun gibi oku. Şüphesiz senin makamın, okuyacağın son ayetin yanındadır." Bu, hasen sahih bir hadistir. Bize Bündâr anlattı. Dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî, Süfyân'dan, o Âsım'dan bu isnatla bunun benzerini anlattı.

2915. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَجِيءُ الْقُرْآنُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيَقُولُ يَا رَبِّ حَلِّهِ فَيُلْبَسَ تَاجَ الْكَرَامَةِ ثُمَّ يَقُولُ يَا رَبِّ زِدْهُ فَيُلْبَسَ حُلَّةَ الْكَرَامَةِ ثُمَّ يَقُولُ يَا رَبِّ ارْضَ عَنْهُ فَيَرْضَى عَنْهُ فَيُقَالُ لَهُ اقْرَأْ وَارْقَ وَيُزَادُ بِكُلِّ آيَةٍ حَسَنَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، نَحْوَهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا أَصَحُّ عِنْدَنَا مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الصَّمَدِ عَنْ شُعْبَةَ ‏.‏

Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî anlattı. Dedi ki: Bize Abdüssamed b. Abdilvâris anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Âsım'dan, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kıyamet günü Kur'an gelir ve: 'Ey Rabbim! Onu süsle' der. Bunun üzerine ona (okuyana) Keramet (şeref) tacı giydirilir. Sonra: 'Ey Rabbim! Ona (daha fazlasını) artır' der. Bunun üzerine ona Keramet elbisesi giydirilir. Sonra: 'Ey Rabbim! Ondan razı ol' der. Bunun üzerine (Allah) ondan razı olur. Sonra ona: 'Oku ve yüksel' denilir ve her ayetle (derecesi) bir hasene artırılır." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Âsım b. Behdele'den, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den (bunun) benzerini anlattı; fakat (hadisi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e) ref etmedi (mevkuf olarak rivayet etti). Ebû Îsâ dedi ki: Bu (mevkuf rivayet), bizim yanımızda Abdüssamed'in Şu'be'den rivayetinden daha sahihtir.

2916. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ الْحَكَمِ الْوَرَّاقُ الْبَغْدَادِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَجِيدِ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ الْمُطَّلِبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عُرِضَتْ عَلَىَّ أُجُورُ أُمَّتِي حَتَّى الْقَذَاةِ يُخْرِجُهَا الرَّجُلُ مِنَ الْمَسْجِدِ وَعُرِضَتْ عَلَىَّ ذُنُوبُ أَمَّتِي فَلَمْ أَرَ ذَنْبًا أَعْظَمَ مِنْ سُورَةٍ مِنَ الْقُرْآنِ أَوْ آيَةٍ أُوتِيهَا رَجُلٌ ثُمَّ نَسِيَهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ قَالَ وَذَاكَرْتُ بِهِ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ فَلَمْ يَعْرِفْهُ وَاسْتَغْرَبَهُ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ وَلاَ أَعْرِفُ لِلْمُطَّلِبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبٍ سَمَاعًا مِنْ أَحَدٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ قَوْلَهُ حَدَّثَنِي مَنْ شَهِدَ خُطْبَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ يَقُولُ لاَ نَعْرِفُ لِلْمُطَّلِبِ سَمَاعًا مِنْ أَحَدٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ وَأَنْكَرَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ أَنْ يَكُونَ الْمُطَّلِبُ سَمِعَ مِنْ أَنَسٍ ‏.‏

Bize Abdulvehhâb b. el-Hakem el-Verrâk el-Bağdâdî anlattı. Dedi ki: Bize Abdülmecîd b. Abdülaziz, İbn Cüreyc'den, o Muttalib b. Abdullah b. Hantab'dan, o da Enes b. Mâlik'ten naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ümmetimin ücretleri (sevapları) bana arz olundu; öyle ki, bir kişinin mescitten çıkardığı çerçöpe (kadar hepsi gösterildi). Ümmetimin günahları da bana arz olundu; bir adama Kur'an'dan bir sure veya ayet verilip de sonra onu unutmasından daha büyük bir günah görmedim." Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib bir hadistir. Bunu sadece bu vecihten biliyoruz. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bunu Muhammed b. İsmail (Buhârî) ile müzakere ettim; o bunu tanımadı (bilmediğini söyledi) ve garipsedi. Muhammed dedi ki: Muttalib b. Abdullah b. Hantab'ın, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından herhangi birinden hadis işittiğini bilmiyorum; ancak "Bana Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in hutbesine şahit olan kişi anlattı" şeklindeki sözü hariç (bunun dışında semâsı yoktur). (Ebû Îsâ) dedi ki: Abdullah b. Abdurrahman'ı (Dârimî) da şöyle derken işittim: Muttalib'in Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından herhangi birinden hadis işittiğini bilmiyoruz. Abdullah dedi ki: Ali b. el-Medînî de Muttalib'in Enes'ten hadis işitmiş olmasını inkâr etti (kabul etmedi).

2917. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّهُ مَرَّ عَلَى قَارِىءٍ يَقْرَأُ ثُمَّ سَأَلَ فَاسْتَرْجَعَ ثُمَّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ قَرَأَ الْقُرْآنَ فَلْيَسْأَلِ اللَّهَ بِهِ فَإِنَّهُ سَيَجِيءُ أَقْوَامٌ يَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ يَسْأَلُونَ بِهِ النَّاسَ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ مَحْمُودٌ هَذَا خَيْثَمَةُ الْبَصْرِيُّ الَّذِي رَوَى عَنْهُ جَابِرٌ الْجُعْفِيُّ وَلَيْسَ هُوَ خَيْثَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَخَيْثَمَةُ هَذَا شَيْخٌ بَصْرِيٌّ يُكْنَى أَبَا نَصْرٍ قَدْ رَوَى عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَحَادِيثَ وَقَدْ رَوَى جَابِرٌ الْجُعْفِيُّ عَنْ خَيْثَمَةَ هَذَا أَيْضًا أَحَادِيثَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِذَاكَ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Ahmed anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân, A'meş'ten, o Hayseme'den, o Hasan'dan, o da İmrân b. Husayn'dan naklen anlattı. İmrân b. Husayn, Kur'an okuyan sonra da (insanlardan bir şeyler) isteyen bir kâriye uğradı ve istircâ etti (İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn, dedi). Sonra şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim Kur'an okursa, onunla Allah'tan istesin. Zira öyle topluluklar gelecek ki, Kur'an okuyacaklar ve onunla insanlardan (bir şeyler) isteyecekler." Mahmûd dedi ki: Bu (senetteki) Hayseme, Câbir el-Cu'fî'nin kendisinden hadis rivayet ettiği Hayseme el-Basrî'dir; bu zat Hayseme b. Abdurrahman değildir. Bu Hayseme, künyesi Ebû Nasr olan Basralı bir şeyhtir. Enes b. Mâlik'ten hadisler rivayet etmiştir. Câbir el-Cu'fî de yine bu Hayseme'den hadisler rivayet etmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hasen bir hadistir; (ancak) isnadı o kadar (kuvvetli) değildir.

2918. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الْوَاسِطِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو فَرْوَةَ، يَزِيدُ بْنُ سِنَانٍ عَنْ أَبِي الْمُبَارَكِ، عَنْ صُهَيْبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا آمَنَ بِالْقُرْآنِ مَنِ اسْتَحَلَّ مَحَارِمَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِالْقَوِيِّ وَقَدْ خُولِفَ وَكِيعٌ فِي رِوَايَتِهِ ‏.‏ وَقَالَ مُحَمَّدٌ أَبُو فَرْوَةَ يَزِيدُ بْنُ سِنَانٍ الرُّهَاوِيُّ لَيْسَ بِحَدِيثِهِ بَأْسٌ إِلاَّ رِوَايَةَ ابْنِهِ مُحَمَّدٍ عَنْهُ فَإِنَّهُ يَرْوِي عَنْهُ مَنَاكِيرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ سِنَانٍ عَنْ أَبِيهِ هَذَا الْحَدِيثَ فَزَادَ فِي هَذَا الإِسْنَادِ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنْ صُهَيْبٍ وَلاَ يُتَابَعُ مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ عَلَى رِوَايَتِهِ وَهُوَ ضَعِيفٌ وَأَبُو الْمُبَارَكِ رَجُلٌ مَجْهُولٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmail el-Vâsıtî anlattı. Dedi ki: Bize Vekî' anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Ferve Yezîd b. Sinân, Ebu'l-Mübârek'ten, o da Suheyb'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kur'an'ın haram kıldıklarını helal sayan kimse, ona iman etmemiştir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, isnadı kuvvetli olmayan bir hadistir. Vekî'e bu rivayetinde muhalefet edilmiştir. Muhammed (Buhârî) dedi ki: Ebû Ferve Yezîd b. Sinân er-Ruhâvî'nin hadisinde bir beis yoktur; ancak oğlu Muhammed'in kendisinden rivayeti hariçtir. Çünkü o, babasından münker hadisler rivayet etmektedir. Ebû Îsâ dedi ki: Muhammed b. Yezîd b. Sinân, babasından bu hadisi rivayet etmiş ve bu isnada "Mücâhid'den, o Saîd b. el-Müseyyeb'den, o Suheyb'den" ilavesini yapmıştır. Muhammed b. Yezîd'e bu rivayetinde tabi olunmamıştır (tek kalmıştır) ve o zayıftır. Ebu'l-Mübârek ise meçhul bir adamdır.

2919. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَرَفَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الْجَاهِرُ بِالْقُرْآنِ كَالْجَاهِرِ بِالصَّدَقَةِ وَالْمُسِرُّ بِالْقُرْآنِ كَالْمُسِرِّ بِالصَّدَقَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَمَعْنَى هَذَا الْحَدِيثِ أَنَّ الَّذِي يُسِرُّ بِقِرَاءَةِ الْقُرْآنِ أَفْضَلُ مِنَ الَّذِي يَجْهَرُ بِقِرَاءَةِ الْقُرْآنِ لأَنَّ صَدَقَةَ السِّرِّ أَفْضَلُ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ صَدَقَةِ الْعَلاَنِيَةِ وَإِنَّمَا مَعْنَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ لِكَىْ يَأْمَنَ الرَّجُلُ مِنَ الْعُجُبِ لأَنَّ الَّذِي يُسِرُّ الْعَمَلَ لاَ يُخَافُ عَلَيْهِ الْعُجْبُ مَا يُخَافُ عَلَيْهِ مِنْ عَلاَنِيَتِهِ ‏.‏

Bize Hasan b. Arafe anlattı. Dedi ki: Bize İsmail b. Ayyâş, Bahîr b. Sa'd'dan, o Hâlid b. Ma'dân'dan, o Kesîr b. Mürre el-Hadramî'den, o da Ukbe b. Âmir'den naklen anlattı. (Ukbe) dedi ki: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kur'an'ı açıktan okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur'an'ı gizlice okuyan ise sadakayı gizlice veren gibidir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen garib bir hadistir. Bu hadisin manası şudur: Kur'an'ı gizlice okuyan, açıktan okuyandan daha faziletlidir. Çünkü ilim ehline göre gizli sadaka, açık sadakadan daha faziletlidir. İlim ehline göre bunun manası; kişinin (ameline) kendini beğenme (ucb) karışmasından emin olması içindir. Çünkü amelini gizleyen kimse hakkında ucb korkusu duyulmazken, açıktan yapan hakkında (bu) korku duyulur.

2920. Hadis

حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي لُبَابَةَ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لاَ يَنَامُ حَتَّى يَقْرَأَ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَالزُّمَرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَأَبُو لُبَابَةَ شَيْخٌ بَصْرِيٌّ قَدْ رَوَى عَنْهُ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ غَيْرَ حَدِيثٍ وَيُقَالُ اسْمُهُ مَرْوَانُ ‏.‏ أَخْبَرَنِي بِذَلِكَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ فِي كِتَابِ التَّارِيخِ ‏.‏

Bize Sâlih b. Abdullah anlattı. Dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd, Ebû Lübâbe'den anlattı. (Ebû Lübâbe) dedi ki: Âişe şöyle dedi: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Benî İsrâîl (İsrâ) ve Zümer surelerini okumadan uyumazdı." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen garib bir hadistir. Ebû Lübâbe Basralı bir şeyhtir; Hammâd b. Zeyd ondan birden fazla hadis rivayet etmiştir. İsminin Mervân olduğu söylenir. Bana bunu Muhammed b. İsmail, Tarih kitabında haber verdi.

2921. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بِلاَلٍ، عَنْ عِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ الْمُسَبِّحَاتِ قَبْلَ أَنْ يَرْقُدَ وَيَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ فِيهِنَّ آيَةً خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ آيَةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı. Dedi ki: Bize Bakıyye b. el-Velîd, Bahîr b. Sa'd'dan, o Hâlid b. Ma'dân'dan, o Abdullah b. Ebi Bilâl'den, o da İrbâd b. Sâriye'den naklen anlattı. (İrbâd), kendisine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in uyumadan önce Müsebbihat'ı (Sebbeha veya Yüsebbihu ile başlayan sureleri) okuduğunu ve: "Şüphesiz bunların içinde bin ayetten daha hayırlı olan bir ayet vardır" buyurduğunu anlattı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen garib bir hadistir.

2922. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ طَهْمَانَ أَبُو الْعَلاَءِ الْخَفَّافُ، قَالَ حَدَّثَنِي نَافِعُ بْنُ أَبِي نَافِعٍ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَالَ حِينَ يُصْبِحُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ أَعُوذُ بِاللَّهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ وَقَرَأَ ثَلاَثَ آيَاتٍ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْحَشْرِ وَكَّلَ اللَّهُ بِهِ سَبْعِينَ أَلْفَ مَلَكٍ يُصَلُّونَ عَلَيْهِ حَتَّى يُمْسِيَ وَإِنْ مَاتَ فِي ذَلِكَ الْيَوْمِ مَاتَ شَهِيدًا وَمَنْ قَالَهَا حِينَ يُمْسِي كَانَ بِتِلْكَ الْمَنْزِلَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî anlattı. Dedi ki: Bize Hâlid b. Tahmân Ebu'l-Alâ el-Haffâf anlattı. Dedi ki: Bana Nâfi' b. Ebi Nâfi', Ma'kıl b. Yesâr'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim sabahladığında üç kere 'Eûzü billâhi's-semîi'l-alîmi mine'ş-şeytâni'r-racîm' der ve Haşr suresinin sonundan üç ayet okursa, Allah ona akşama kadar dua edecek yetmiş bin melek vekil kılar. O gün ölürse şehit olarak ölür. Kim bunu akşamladığında söylerse, o da aynı konumdadır." Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib bir hadistir. Bunu sadece bu vecihten biliyoruz.

2923. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ مَمْلَكٍ، أَنَّهُ سَأَلَ أُمَّ سَلَمَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنْ قِرَاءَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَصَلاَتِهِ فَقَالَتْ مَا لَكُمْ وَصَلاَتَهُ كَانَ يُصَلِّي ثُمَّ يَنَامُ قَدْرَ مَا صَلَّى ثُمَّ يُصَلِّي قَدْرَ مَا نَامَ ثُمَّ يَنَامُ قَدْرَ مَا صَلَّى حَتَّى يُصْبِحَ ثُمَّ نَعَتَتْ قِرَاءَتَهُ فَإِذَا هِيَ تَنْعَتُ قِرَاءَةً مُفَسَّرَةً حَرْفًا حَرْفًا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ لَيْثِ بْنِ سَعْدٍ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ عَنْ يَعْلَى بْنِ مَمْلَكٍ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى ابْنُ جُرَيْجٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَطِّعُ قِرَاءَتَهُ ‏.‏ وَحَدِيثُ لَيْثِ أَصَحُّ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Dedi ki: Bize Leys, Abdullah b. Ubeydullah b. Ebi Müleyke'den, o Ya'lâ b. Memlek'ten naklen anlattı. (Ya'lâ) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Ümmü Seleme'ye, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in kıraati ve namazı hakkında sordu. (Ümmü Seleme) şöyle dedi: "Sizin onun namazıyla ne işiniz var (onun gibi yapmaya güç yetiremezsiniz)? O namaz kılar, sonra kıldığı (süre) kadar uyur, sonra uyuduğu kadar namaz kılar, sonra kıldığı kadar uyurdu; ta ki sabaha ererdi." Sonra onun kıraatini vasfetti; bir de baktık ki o, harf harf (tane tane) açıklanmış bir kıraati vasfediyor. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih garib bir hadistir. Bunu sadece Leys b. Sa'd'ın İbn Ebi Müleyke'den, o Ya'lâ b. Memlek'ten, o da Ümmü Seleme'den rivayetiyle biliyoruz. İbn Cüreyc de bu hadisi İbn Ebi Müleyke'den, o Ümmü Seleme'den rivayet etmiş (ve): "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kıraatini (ayet ayet) bölerdi" demiştir. Leys'in hadisi daha sahihtir.

2924. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَيْسٍ، هُوَ رَجُلٌ بَصْرِيٌّ قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنْ وِتْرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَيْفَ كَانَ يُوتِرُ مِنْ أَوَّلِ اللَّيْلِ أَوْ مِنْ آخِرِهِ فَقَالَتْ كُلُّ ذَلِكَ قَدْ كَانَ يَصْنَعُ رُبَّمَا أَوْتَرَ مِنْ أَوَّلِ اللَّيْلِ وَرُبَّمَا أَوْتَرَ مِنْ آخِرِهِ ‏.‏ فَقُلْتُ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَعَلَ فِي الأَمْرِ سَعَةً فَقُلْتُ كَيْفَ كَانَتْ قِرَاءَتُهُ أَكَانَ يُسِرُّ بِالْقِرَاءَةِ أَمْ يَجْهَرُ قَالَتْ كُلُّ ذَلِكَ كَانَ يَفْعَلُ قَدْ كَانَ رُبَّمَا أَسَرَّ وَرُبَّمَا جَهَرَ قَالَ فَقُلْتُ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَعَلَ فِي الأَمْرِ سَعَةً قَالَ قُلْتُ فَكَيْفَ كَانَ يَصْنَعُ فِي الْجَنَابَةِ أَكَانَ يَغْتَسِلُ قَبْلَ أَنْ يَنَامَ أَمْ يَنَامُ قَبْلَ أَنْ يَغْتَسِلَ قَالَتْ كُلُّ ذَلِكَ قَدْ كَانَ يَفْعَلُ فَرُبَّمَا اغْتَسَلَ فَنَامَ وَرُبَّمَا تَوَضَّأَ فَنَامَ قُلْتُ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَعَلَ فِي الأَمْرِ سَعَةً ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Dedi ki: Bize Leys, Muâviye b. Sâlih'ten, o Abdullah b. Ebi Kays'tan -ki o Basralı bir adamdır- naklen anlattı. (Abdullah) dedi ki: Âişe'ye Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in vitir namazını sordum: "Gecenin evvelinde mi yoksa sonunda mı vitir kılardı?" dedim. Âişe: "Bunların hepsini yapardı; bazen gecenin evvelinde vitir kılardı, bazen de sonunda kılardı" dedi. Ben: "İş(ler)de genişlik yaratan Allah'a hamdolsun" dedim. (Sonra): "Kıraati nasıldı? Kıraati gizli mi yapardı, yoksa açıktan mı?" dedim. Âişe: "Bunların hepsini yapardı; bazen gizli okurdu, bazen de açıktan okurdu" dedi. Ben: "İş(ler)de genişlik yaratan Allah'a hamdolsun" dedim. (Sonra): "Cünüplük halinde ne yapardı? Uyumadan önce gusül mü alırdı, yoksa gusül almadan önce uyur muydu?" dedim. Âişe: "Bunların hepsini yapardı; bazen gusleder öyle uyurdu, bazen de abdest alır öyle uyurdu" dedi. Ben: "İş(ler)de genişlik yaratan Allah'a hamdolsun" dedim. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, bu vechinden hasen garib bir hadistir.

2925. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا إِسْرَائِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَعْرِضُ نَفْسَهُ بِالْمَوْقِفِ فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ رَجُلٌ يَحْمِلُنِي إِلَى قَوْمِهِ فَإِنَّ قُرَيْشًا قَدْ مَنَعُونِي أَنْ أُبَلِّغَ كَلاَمَ رَبِّي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmail anlattı. Dedi ki: Bize Muhammed b. Kesîr anlattı. Dedi ki: Bize İsrâîl haber verdi. Dedi ki: Bize Osmân b. el-Muğîre, Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan, o da Câbir'den naklen anlattı. (Câbir) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (hac mevsiminde) vakfe yerinde kendisini (insanlara) arz eder ve şöyle buyururdu: "Beni kavmine götürecek bir adam yok mu? Zira Kureyş, Rabbimin kelamını tebliğ etmemi engelledi." Ebû Îsâ dedi ki: Bu garib sahih bir hadistir.

2926. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا شِهَابُ بْنُ عَبَّادٍ الْعَبْدِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ الْهَمْدَانِيُّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ قَيْسٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَقُولُ الرَّبُّ عَزَّ وَجَلَّ مَنْ شَغَلَهُ الْقُرْآنُ عَنْ ذِكْرِي وَ مَسْأَلَتِي أَعْطَيْتُهُ أَفْضَلَ مَا أُعْطِي السَّائِلِينَ وَفَضْلُ كَلاَمِ اللَّهِ عَلَى سَائِرِ الْكَلاَمِ كَفَضْلِ اللَّهِ عَلَى خَلْقِهِ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmail anlattı, dedi ki: Bize Şihâb b. Abbâd el-Abdî anlattı, dedi ki: Bize Muhammed b. el-Hasen b. Ebî Yezîd el-Hemdânî, Amr b. Kays'tan, o Atıyye'den, o da Ebû Saîd'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Rab (Azze ve Celle) buyurur ki: Kur'an (okumak), kimi beni zikretmekten ve benden istemekten alıkoyarsa, ona, isteyenlere verdiğimin en üstününü veririm. Allah'ın kelamının diğer sözlere üstünlüğü, Allah'ın yarattıklarına olan üstünlüğü gibidir." Bu hadis hasen gariptir.