3761. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الرُّهَاوِيُّ، وَمُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَتْ يَمِينٌ يَحْلِفُ عَلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ وَمُقَلِّبِ الْقُلُوبِ " .
Bize Ahmed b. Süleyman er-Ruhâvî ve Musa b. Abdurrahman haber verdi. Dediler ki: Bize Muhammed b. Bişr tahdis etti. Dedi ki: Bize Süfyân, Musa b. Ukbe'den, o Sâlim b. Abdullah b. Ömer'den, o da İbn Ömer'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yemin ederken kullandığı yemin (ifadesi) şu idi: "Hayır, kalpleri (hâlden hâle) çevirene andolsun."
3762. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ أَبُو يَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَتْ يَمِينُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الَّتِي يَحْلِفُ بِهَا " لاَ وَمُصَرِّفِ الْقُلُوبِ " .
Bana Muhammed b. Yahya b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. es-Salt Ebû Ya'lâ tahdis etti. Dedi ki: Bize Abdullah b. Recâ, Abbâd b. İshak'tan, o Zührî'den, o Sâlim'den, o da babasından naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yemin ederken kullandığı yemin şu idi: "Hayır, kalpleri yönlendirene andolsun."
3763. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَمَّا خَلَقَ اللَّهُ الْجَنَّةَ وَالنَّارَ أَرْسَلَ جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ إِلَى الْجَنَّةِ فَقَالَ انْظُرْ إِلَيْهَا وَإِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا . فَنَظَرَ إِلَيْهَا فَرَجَعَ فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لاَ يَسْمَعُ بِهَا أَحَدٌ إِلاَّ دَخَلَهَا . فَأَمَرَ بِهَا فَحُفَّتْ بِالْمَكَارِهِ فَقَالَ اذْهَبْ إِلَيْهَا فَانْظُرْ إِلَيْهَا وَإِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا فَنَظَرَ إِلَيْهَا فَإِذَا هِيَ قَدْ حُفَّتْ بِالْمَكَارِهِ فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ لاَ يَدْخُلَهَا أَحَدٌ . قَالَ اذْهَبْ فَانْظُرْ إِلَى النَّارِ وَإِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا . فَنَظَرَ إِلَيْهَا فَإِذَا هِيَ يَرْكَبُ بَعْضُهَا بَعْضًا فَرَجَعَ فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لاَ يَدْخُلُهَا أَحَدٌ . فَأَمَرَ بِهَا فَحُفَّتْ بِالشَّهَوَاتِ فَقَالَ ارْجِعْ فَانْظُرْ إِلَيْهَا . فَإِذَا هِيَ قَدْ حُفَّتْ بِالشَّهَوَاتِ فَرَجَعَ وَقَالَ وَعِزَّتِكَ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ لاَ يَنْجُوَ مِنْهَا أَحَدٌ إِلاَّ دَخَلَهَا " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Fadl b. Musa haber verdi. Dedi ki: Bana Muhammed b. Amr tahdis etti. Dedi ki: Bize Ebû Seleme, Ebû Hureyre'den rivayetle tahdis ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah Cennet'i ve Cehennem'i yarattığında Cebrail aleyhisselam'ı Cennet'e gönderdi ve şöyle buyurdu: 'Ona ve onun ehli için orada hazırladıklarıma bir bak.' (Cebrail) ona baktı ve geri döndü. Dedi ki: 'İzzetine andolsun ki, onu duyup da ona girmeyen hiç kimse kalmaz.' Sonra (Allah) emretti ve Cennet'in etrafı zorluklarla (hoşa gitmeyen şeylerle) kuşatıldı. Buyurdu ki: 'Ona git, ona ve onun ehli için orada hazırladıklarıma bir bak.' (Cebrail) ona baktı; bir de ne görsün, etrafı zorluklarla kuşatılmış. Dedi ki: 'İzzetine andolsun ki, ona hiç kimsenin giremeyeceğinden korktum.' (Allah) buyurdu ki: 'Git, Ateş'e (Cehennem'e) ve ehli için orada hazırladıklarıma bak.' (Cebrail) ona baktı; bir de ne görsün, (alevleri) birbirinin üstüne biniyor. Geri döndü ve dedi ki: 'İzzetine andolsun ki, (bunu duyan) hiç kimse oraya girmez.' Sonra (Allah) emretti ve Cehennem'in etrafı şehvetlerle (nefsin hoşuna giden şeylerle) kuşatıldı. Buyurdu ki: 'Dön ve ona bir bak.' Bir de ne görsün, etrafı şehvetlerle kuşatılmış. Geri döndü ve dedi ki: 'İzzetine andolsun ki, hiç kimsenin ondan kurtulamayıp oraya gireceğinden korktum.'"
3764. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَ حَالِفًا فَلاَ يَحْلِفْ إِلاَّ بِاللَّهِ " . وَكَانَتْ قُرَيْشٌ تَحْلِفُ بِآبَائِهَا فَقَالَ " لاَ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ " .
Bize Ali b. Hucr, İsmail'den -ki o İbn Cafer'dir- naklen haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. Dinar, İbn Ömer'den rivayetle tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yemin edecekse sadece Allah adına yemin etsin." Kureyş (müşrikleri) babaları adına yemin ederlerdi. Bunun üzerine (Resûlullah): "Babalarınız adına yemin etmeyin" buyurdu.
3765. Hadis
أَخْبَرَنِي زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي رَجُلٌ، مِنْ بَنِي غِفَارٍ فِي مَجْلِسِ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ عُمَرَ - وَهُوَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ " .
Bana Ziyad b. Eyyûb haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Uleyye tahdis etti. Dedi ki: Bize Yahya b. Ebî İshak tahdis etti. Dedi ki: Bana Benî Gıfâr'dan bir adam, Sâlim b. Abdillah'ın meclisinde tahdis etti. Sâlim b. Abdillah dedi ki: Abdullah'ı -yani İbn Ömer'i- şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, babalarınız üzerine yemin etmenizi size yasaklıyor."
3766. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَاللَّفْظُ، لَهُ قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عُمَرَ مَرَّةً وَهُوَ يَقُولُ وَأَبِي وَأَبِي . فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ " . فَوَاللَّهِ مَا حَلَفْتُ بِهَا بَعْدُ ذَاكِرًا وَلاَ آثِرًا .
Bize Ubeydullah b. Said ve Kuteybe b. Said haber verdi. Lafız Kuteybe'ye aittir. Dediler ki: Bize Süfyân, Zührî'den, o Sâlim'den, o da babasından (İbn Ömer'den) naklen tahdis etti ki; O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i bir keresinde Ömer'i "Babam hakkı için, babam hakkı için!" derken işittiğini (anlattı). Bunun üzerine (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, babalarınız üzerine yemin etmenizi size yasaklıyor." (Ömer dedi ki): "Vallahi o günden sonra ne (kasten) zikrederek ne de (başkalarından) naklederek bir daha o (babam) adına yemin etmedim."
3767. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، وَسَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ " . قَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا حَلَفْتُ بِهَا بَعْدُ ذَاكِرًا وَلاَ آثِرًا .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezîd ve Said b. Abdurrahman haber verdi. Lafız Said'e aittir. Dediler ki: Bize Süfyân, Zührî'den, o Sâlim'den, o babasından, o da Ömer'den naklen tahdis etti ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, babalarınız üzerine yemin etmenizi size yasaklıyor." Ömer dedi ki: "Vallahi o günden sonra ne (kasten) zikrederek ne de (başkalarından) naklederek bir daha o (babam) adına yemin etmedim."
3768. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُحَمَّدٌ، - وَهُوَ ابْنُ حَرْبٍ - عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ عَنْ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ " . قَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا حَلَفْتُ بِهَا بَعْدُ ذَاكِرًا وَلاَ آثِرًا .
Bize Amr b. Osman b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed -ki o İbn Harb'dir- Zübeydî'den, o Zührî'den, o Sâlim'den, o da babasından haber verdi ki; O (babası) da ona Ömer'den naklen haber verdiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, babalarınız üzerine yemin etmenizi size yasaklıyor." Ömer dedi ki: "Vallahi o günden sonra ne (kasten) zikrederek ne de (başkalarından) naklederek bir daha o (babam) adına yemin etmedim."
3769. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ وَلاَ بِأُمَّهَاتِكُمْ وَلاَ بِالأَنْدَادِ وَلاَ تَحْلِفُوا إِلاَّ بِاللَّهِ وَلاَ تَحْلِفُوا إِلاَّ وَأَنْتُمْ صَادِقُونَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Ubeydullah b. Muaz haber verdi. Dedi ki: Bize babam haber verdi. Dedi ki: Bize Avf, Muhammed b. Sîrîn'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Babalarınız, anneleriniz ve (Allah'a koştuğunuz) ortaklar (putlar) üzerine yemin etmeyin. Sadece Allah adına yemin edin ve sadece doğru söylüyorsanız yemin edin."
3770. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ خَالِدٍ، ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ الضَّحَّاكِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ بِمِلَّةٍ سِوَى الإِسْلاَمِ كَاذِبًا فَهُوَ كَمَا قَالَ " . قَالَ قُتَيْبَةُ فِي حَدِيثِهِ مُتَعَمِّدًا وَقَالَ يَزِيدُ " كَاذِبًا فَهُوَ كَمَا قَالَ وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِشَىْءٍ عَذَّبَهُ اللَّهُ بِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Ebî Adî, Hâlid'den... (H) Ve bize Muhammed b. Abdullah b. Bezî' haber verdi. Dedi ki: Bize Yezîd haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid, Ebû Kılâbe'den, o da Sâbit b. ed-Dahhâk'tan naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yalan yere İslam'dan başka bir din üzerine yemin ederse, o kişi dediği gibidir." (Kuteybe hadisinde "kasten" ifadesini kullandı. Yezîd ise "yalan yere" dedi ve ekledi: "O dediği gibidir. Ve kim kendini bir şeyle öldürürse, Allah onu Cehennem ateşinde o şeyle azaplandırır.")
3771. Hadis
أَخْبَرَنِي مَحْمُودُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَمْرٍو، عَنْ يَحْيَى، أَنَّهُ حَدَّثَهُ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو قِلاَبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي ثَابِتُ بْنُ الضَّحَّاكِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ بِمِلَّةٍ سِوَى الإِسْلاَمِ كَاذِبًا فَهُوَ كَمَا قَالَ وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِشَىْءٍ عُذِّبَ بِهِ فِي الآخِرَةِ " .
Bana Mahmud b. Halid haber verdi. Dedi ki: Bize Velid tahdis etti. Dedi ki: Bize Ebû Amr, Yahya'dan, o da ona tahdis ederek dedi ki: Bana Ebû Kılâbe tahdis etti. Dedi ki: Bana Sâbit b. ed-Dahhâk tahdis etti ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yalan yere İslam'dan başka bir din üzerine yemin ederse, o kişi dediği gibidir. Ve kim kendini bir şeyle öldürürse, ahirette onunla azap olunur."
3772. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنِ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ حُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِنَ الإِسْلاَمِ فَإِنْ كَانَ كَاذِبًا فَهُوَ كَمَا قَالَ وَإِنْ كَانَ صَادِقًا لَمْ يَعُدْ إِلَى الإِسْلاَمِ سَالِمًا " .
Bize Hüseyin b. Hureys haber verdi. Dedi ki: Bize Fadl b. Musa, Hüseyin b. Vâkıd'dan, o Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim 'Ben İslam'dan beriyim (uzağım)' derse; eğer (bunu derken) yalancı ise o (zaten) dediği gibidir. Eğer doğru söylüyorsa, İslam'a salim bir şekilde dönemez."
3773. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ مَعْبَدِ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ قُتَيْلَةَ، - امْرَأَةٌ مِنْ جُهَيْنَةَ - أَنَّ يَهُودِيًّا، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّكُمْ تُنَدِّدُونَ وَإِنَّكُمْ تُشْرِكُونَ تَقُولُونَ مَا شَاءَ اللَّهُ وَشِئْتَ وَتَقُولُونَ وَالْكَعْبَةِ . فَأَمَرَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَرَادُوا أَنْ يَحْلِفُوا أَنْ يَقُولُوا " وَرَبِّ الْكَعْبَةِ " . وَيَقُولُونَ " مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ شِئْتَ " .
Bize Yusuf b. İsa haber verdi. Dedi ki: Bize Fadl b. Musa haber verdi. Dedi ki: Bize Mis'ar, Ma'bed b. Halid'den, o Abdullah b. Yesâr'dan, o da Cüheyne kabilesinden Kuteyle adlı bir kadından naklen haber verdi ki; Bir Yahudi, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve dedi ki: "Sizler (Allah'a) eş koşuyorsunuz ve şirk yapıyorsunuz. 'Allah dilerse ve sen dilersen' diyorsunuz ve 'Kâbe hakkı için' diyorsunuz." Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara, yemin etmek istediklerinde "Kâbe'nin Rabbi hakkı için" demelerini ve (diğer konuda da) "Allah dilerse, sonra sen dilersen" demelerini emretti.
3774. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ أَنْبَأَنَا هِشَامٌ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ وَلاَ بِالطَّوَاغِيتِ " .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi. Dedi ki: Bize Yezîd haber verdi. Dedi ki: Bize Hişâm, Hasan'dan, o da Abdurrahman b. Semüre'den naklen haber verdi ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Babalarınız üzerine ve Tâğutlar (putlar) üzerine yemin etmeyin."
3775. Hadis
أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ مِنْكُمْ فَقَالَ بِاللاَّتِ فَلْيَقُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَمَنْ قَالَ لِصَاحِبِهِ تَعَالَ أُقَامِرْكَ فَلْيَتَصَدَّقْ " .
Bize Kesîr b. Ubeyd haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Harb, Zübeydî'den, o Zührî'den, o Humeyd b. Abdurrahman'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçinizden kim yemin edip de 'Lât hakkı için' derse, hemen 'Lâ ilâhe illallâh' desin. Kim de arkadaşına 'Gel seninle kumar oynayalım' derse, sadaka versin."
3776. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا نَذْكُرُ بَعْضَ الأَمْرِ وَأَنَا حَدِيثُ، عَهْدٍ بِالْجَاهِلِيَّةِ فَحَلَفْتُ بِاللاَّتِ وَالْعُزَّى فَقَالَ لِي أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِئْسَ مَا قُلْتَ ائْتِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبِرْهُ فَإِنَّا لاَ نَرَاكَ إِلاَّ قَدْ كَفَرْتَ فَأَتَيْتُهُ فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ لِي " قُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَاتْفُلْ عَنْ يَسَارِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَلاَ تَعُدْ لَهُ " .
Bize Ebû Dâvûd haber verdi. Dedi ki: Bize Hasan b. Muhammed tahdis etti. Dedi ki: Bize Züheyr tahdis etti. Dedi ki: Bize Ebû İshak, Mus'ab b. Sa'd'dan, o da babasından naklen tahdis etti. (Babası Sa'd) dedi ki: "Bir konuyu konuşuyorduk. Ben de Cahiliye devrine (henüz) yakın bir zamandaydım. 'Lât ve Uzzâ hakkı için' diye yemin ettim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı bana dedi ki: 'Ne kötü bir söz söyledin! Git Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bunu haber ver. Çünkü biz senin küfre girdiğinden başka bir şey görmüyoruz.' Bunun üzerine O'na geldim ve durumu haber verdim. Bana şöyle buyurdu: 'Üç defa Lâ ilâhe illallâh vahdehû lâ şerîke leh (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur) de. Üç defa şeytandan Allah'a sığın. Üç defa soluna tükür (üfür) ve bir daha bunu yapma.'"
3777. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مُصْعَبُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ حَلَفْتُ بِاللاَّتِ وَالْعُزَّى فَقَالَ لِي أَصْحَابِي بِئْسَ مَا قُلْتَ قُلْتَ هُجْرًا . فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " قُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَانْفُثْ عَنْ يَسَارِكَ ثَلاَثًا وَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ ثُمَّ لاَ تَعُدْ " .
Bize Abdülhamîd b. Muhammed haber verdi. Dedi ki: Bize Mahled tahdis etti. Dedi ki: Bize Yunus b. Ebî İshak, babasından, o Mus'ab b. Sa'd'dan, o da babasından naklen tahdis etti. Dedi ki: "Lât ve Uzzâ'ya yemin ettim. Arkadaşlarım bana dediler ki: 'Ne kötü bir söz söyledin, çirkin bir laf ettin.' Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve durumu O'na zikrettim. Buyurdu ki: 'Lâ ilâhe illallâh vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır ve O her şeye kadirdir) de. Soluna üç defa üfür, şeytandan Allah'a sığın ve sonra (bir daha) yapma.'"
3778. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ أَمَرَنَا بِاتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ وَعِيَادَةِ الْمَرِيضِ وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ وَإِجَابَةِ الدَّاعِي وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ وَإِبْرَارِ الْقَسَمِ وَرَدِّ السَّلاَمِ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr, Muhammed'den naklen haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be, Eş'as b. Süleym'den, o Muâviye b. Süveyd b. Mukarrin'den, o da Berâ b. Âzib'den naklen tahdis etti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize yedi şeyi emretti: Cenazeleri takip etmeyi, hastayı ziyaret etmeyi, aksırana (yerhamükellah diyerek) karşılık vermeyi, davet edenin davetine icabet etmeyi, mazluma yardım etmeyi, yemini yerine getirmeyi ve selamı almayı emretti."
3779. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي السَّلِيلِ، عَنْ زَهْدَمٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا عَلَى الأَرْضِ يَمِينٌ أَحْلِفُ عَلَيْهَا فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَتَيْتُهُ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Ebî Adî, Süleyman'dan, o Ebu's-Selîl'den, o Zehdem'den, o da Ebû Musa'dan naklen tahdis etti. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yeryüzünde üzerine yemin ettiğim bir konuda, başkasını ondan daha hayırlı görürsem, mutlaka o (hayırlı) olanı yaparım."
3780. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ نَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ " . ثُمَّ لَبِثْنَا مَا شَاءَ اللَّهُ فَأُتِيَ بِإِبِلٍ فَأَمَرَ لَنَا بِثَلاَثِ ذَوْدٍ فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قَالَ بَعْضُنَا لِبَعْضٍ لاَ يُبَارِكُ اللَّهُ لَنَا أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَسْتَحْمِلُهُ فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا . قَالَ أَبُو مُوسَى فَأَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْنَا ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " مَا أَنَا حَمَلْتُكُمْ بَلِ اللَّهُ حَمَلَكُمْ إِنِّي وَاللَّهِ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ كَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي وَأَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Hammâd, Gaylân b. Cerîr'den, o Ebû Bürde'den, o da Ebû Musa el-Eş'arî'den naklen tahdis etti. Dedi ki: "Eş'arîlerden bir grupla Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip binek istedik. Buyurdu ki: 'Vallahi size binek veremem, yanımda sizi bindirecek bir şey yok.' Sonra Allah'ın dilediği kadar bekledik. Derken O'na develer getirildi. Bize üç deve verilmesini emretti. Biz gittiğimizde bazımız bazısına dedi ki: 'Allah bize bereket vermez; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip binek istedik, O ise bize binek vermeyeceğine dair yemin etti.' Ebû Musa dedi ki: Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip durumu O'na zikrettik. Buyurdu ki: 'Sizi ben bindirmedim, bilakis sizi Allah bindirdi. Vallahi ben bir yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı görürsem, mutlaka yeminimin kefaretini veririm ve daha hayırlı olanı yaparım.'"
3781. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ الأَخْنَسِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهِ وَلْيَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya, Ubeydullah b. el-Ahnes'ten, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden naklen tahdis etti ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir konuda yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı görürse, yeminine kefaret versin ve o hayırlı olanı yapsın."
3782. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا حَلَفَ أَحَدُكُمْ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهِ وَلْيَنْظُرِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ فَلْيَأْتِهِ " .
Bize Muhammed b. Abdilâ'lâ haber verdi. Dedi ki: Bize Mu'temir, babasından, o Hasan'dan, o da Abdurrahman b. Semüre'den naklen tahdis etti ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Biriniz bir konuda yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı görürse, yeminine kefaret versin ve hayırlı olana bakıp onu yapsın."
3783. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَفَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْحَسَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا حَلَفْتَ عَلَى يَمِينٍ فَكَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ ثُمَّ ائْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ " .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi. Dedi ki: Bize Affân haber verdi. Dedi ki: Bize Cerîr b. Hâzim tahdis etti. Dedi ki: Hasan'ı (şöyle derken) işittim. Dedi ki: Bize Abdurrahman b. Semüre tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir konuda yemin edersen, (önce) yeminine kefaret ver, sonra hayırlı olanı yap."
3784. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى الْقُطَعِيُّ، عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى، وَذَكَرَ، كَلِمَةً مَعْنَاهَا حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا حَلَفْتَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتَ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَكَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ وَائْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ " .
Bize Muhammed b. Yahya el-Kutaî, Abdülâ'lâ'dan -tahdis etti anlamında bir kelime zikrederek- haber verdi. (Abdülâ'lâ dedi ki): Bize Said, Katâde'den, o Hasan'dan, o da Abdurrahman b. Semüre'den naklen tahdis etti ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir konuda yemin edip de başkasını ondan daha hayırlı görürsen, yeminine kefaret ver ve hayırlı olanı yap."
3785. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو، مَوْلَى الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ يُحَدِّثُ عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَلْيُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهِ " .
Bize İshak b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be, Amr b. Mürre'den haber verdi. Dedi ki: Hasan b. Ali'nin azatlısı Abdullah b. Amr'ı, Adî b. Hâtim'den naklen tahdis ederken işittim. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir konuda yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı görürse, hayırlı olanı yapsın ve yeminine kefaret versin."
3786. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ تَمِيمِ بْنِ طَرَفَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيَدَعْ يَمِينَهُ وَلْيَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَلْيُكَفِّرْهَا " .
Bize Hennâd b. es-Serî, Ebû Bekir b. Ayyaş'tan, o Abdülaziz b. Rufey'den, o Temîm b. Tarafe'den, o da Adî b. Hâtim'den naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir konuda yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı görürse, yeminini bıraksın (bozsun), hayırlı olanı yapsın ve yeminine kefaret versin."
3787. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ رُفَيْعٍ، قَالَ سَمِعْتُ تَمِيمَ بْنَ طَرَفَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى خَيْرًا مِنْهَا فَلْيَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَلْيَتْرُكْ يَمِينَهُ " .
Bize Amr b. Yezîd haber verdi. Dedi ki: Bize Behz b. Esed tahdis etti. Dedi ki: Bize Şu'be tahdis etti. Dedi ki: Bana Abdülaziz b. Rufey' haber verdi. Dedi ki: Temîm b. Tarafe'yi, Adî b. Hâtim'den naklen tahdis ederken işittim. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir konuda yemin eder de ondan daha hayırlısını görürse, hayırlı olanı yapsın ve yeminini terk etsin (bozsun)."
3788. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الزَّعْرَاءِ، عَنْ عَمِّهِ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ ابْنَ عَمٍّ لِي أَتَيْتُهُ أَسْأَلُهُ فَلاَ يُعْطِينِي وَلاَ يَصِلُنِي ثُمَّ يَحْتَاجُ إِلَىَّ فَيَأْتِينِي فَيَسْأَلُنِي وَقَدْ حَلَفْتُ أَنْ لاَ أُعْطِيَهُ وَلاَ أَصِلَهُ فَأَمَرَنِي أَنْ آتِيَ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَأُكَفِّرَ عَنْ يَمِينِي .
Bize Muhammed b. Mansûr, Süfyân'dan naklen haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu'z-Ze'râ, amcası Ebu'l-Ahvas'tan, o da babasından naklen tahdis etti. Dedi ki: "Dedim ki: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ne dersin; amcamın oğluna gelip (bir şey) istesem, o bana vermese ve akrabalık bağını gözetmese; sonra o bana muhtaç olup gelip benden istese, ben de ona vermemeye ve akrabalık bağını gözetmemeye yemin etmiş olsam (ne yapmalıyım)?' Bunun üzerine bana, hayırlı olanı yapmamı ve yeminim için kefaret vermemi emretti."
3789. Hadis
أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَنْصُورٌ، وَيُونُسُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِذَا آلَيْتَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتَ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَكَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ " .
Bize Ziyad b. Eyyûb haber verdi. Dedi ki: Bize Hüşeym tahdis etti. Dedi ki: Bize Mansûr ve Yunus, Hasan'dan, o da Abdurrahman b. Semüre'den naklen haber verdi. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: "Bir konuda yemin edip de başkasını ondan daha hayırlı görürsen, hayırlı olanı yap ve yeminine kefaret ver."
3790. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ يَعْنِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا حَلَفْتَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتَ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ مِنْهَا وَكَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya tahdis etti. Dedi ki: Bize İbn Avn, Hasan'dan, o da Abdurrahman b. Semüre'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir konuda yemin edip de başkasını ondan daha hayırlı görürsen, ondan daha hayırlı olanı yap ve yeminine kefaret ver."
3791. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، فِي حَدِيثِهِ عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْحَسَنِ الْبَصْرِيِّ، قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَمُرَةَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا حَلَفْتَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتَ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَكَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ " .
Bize Muhammed b. Kudâme, Cerîr'den rivayet ettiği hadisinde haber verdi. O Mansûr'dan, o Hasan-ı Basrî'den haber verdi. Abdurrahman b. Semüre dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: "Bir konuda yemin edip de başkasını ondan daha hayırlı görürsen, hayırlı olanı yap ve yeminine kefaret ver."
3792. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ الأَخْنَسِ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ وَلاَ يَمِينَ فِيمَا لاَ تَمْلِكُ وَلاَ فِي مَعْصِيَةٍ وَلاَ قَطِيعَةِ رَحِمٍ " .
Bize İbrahim b. Muhammed haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya, Ubeydullah b. el-Ahnes'ten naklen tahdis etti. Dedi ki: Bana Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sahip olmadığın bir şey hakkında, bir masiyet (günah) konusunda ve akrabalık bağını kesme hususunda (yapılan) adak ve yemin geçerli değildir."
3793. Hadis
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حِبَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ فَاسْتَثْنَى فَإِنْ شَاءَ مَضَى وَإِنْ شَاءَ تَرَكَ غَيْرَ حَنِثٍ " .
Bana Ahmed b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Habbân tahdis etti. Dedi ki: Bize Abdülvâris tahdis etti. Dedi ki: Bize Eyyûb, Nâfi'den, o İbn Ömer'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen tahdis etti. Buyurdu ki: "Kim yemin eder ve istisna yaparsa (inşallah derse), dilerse devam eder, dilerse yemini bozulmadan terk eder."
3794. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَيَّانَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَقَّاصٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ وَإِنَّمَا لاِمْرِئٍ مَا نَوَى فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ لِدُنْيَا يُصِيبُهَا أَوِ امْرَأَةٍ يَتَزَوَّجُهَا فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Süleyman b. Hayyân haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Said, Muhammed b. İbrahim'den, o Alkame b. Vakkâs'tan, o da Ömer b. el-Hattâb'dan naklen tahdis etti ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ameller ancak niyetlere göredir ve herkese ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah'a ve Resûlü'ne ise, onun hicreti Allah'a ve Resûlü'nedir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadın içinse, onun hicreti de neye hicret ettiyse onadır."
3795. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الزَّعْفَرَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ زَعَمَ عَطَاءٌ أَنَّهُ سَمِعَ عُبَيْدَ بْنَ عُمَيْرٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَزْعُمُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَمْكُثُ عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ فَيَشْرَبُ عِنْدَهَا عَسَلاً فَتَوَاصَيْتُ أَنَا وَحَفْصَةُ أَنَّ أَيَّتَنَا دَخَلَ عَلَيْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلْتَقُلْ إِنِّي أَجِدُ مِنْكَ رِيحَ مَغَافِيرَ أَكَلْتَ مَغَافِيرَ فَدَخَلَ عَلَى إِحْدَاهُمَا فَقَالَتْ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " لاَ بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ وَلَنْ أَعُودَ لَهُ " . فَنَزَلَتْ { يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ } إِلَى { إِنْ تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ } عَائِشَةُ وَحَفْصَةُ { وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا } لِقَوْلِهِ " بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً " .
Bize Hasan b. Muhammed ez-Za'ferânî haber verdi. Dedi ki: Bize Haccâc, İbn Cüreyc'den naklen haber verdi. Dedi ki: Atâ, Ubeyd b. Umeyr'i şöyle derken işittiğini iddia etti: Aişe'yi şöyle anlatırken işittim: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Zeyneb bint Cahş'ın yanında kalır ve orada bal şerbeti içerdi. Hafsa ile ben, aramızda şöyle sözleştik: 'Hangimizin yanına girerse ona şöyle desin: Senden Meğâfir kokusu alıyorum, Meğâfir mi yedin?' (Nebi) ikisinden birinin yanına girdi, o da kendisine bunu söyledi. Buyurdu ki: 'Hayır, bilakis Zeyneb bint Cahş'ın yanında bal şerbeti içtim. Bir daha onu içmeyeceğim.' Bunun üzerine { Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? } ayetinden { Eğer ikiniz de Allah'a tövbe ederseniz... } ayetine kadar olan kısım indi. (Tövbe etmesi istenenler) Aişe ve Hafsa'dır. { Hani Peygamber eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti } ayeti ise, onun 'Bilakis bal şerbeti içtim' sözüne işarettir."
3796. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُثَنَّى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا طَلْحَةُ بْنُ نَافِعٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ دَخَلْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بَيْتَهُ فَإِذَا فِلَقٌ وَخَلٌّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلْ فَنِعْمَ الإِدَامُ الْخَلُّ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya tahdis etti. Dedi ki: Bize Müsennâ b. Said tahdis etti. Dedi ki: Bize Talha b. Nâfi', Câbir'den naklen tahdis etti. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte evine girdim. Bir de ne göreyim; ekmek parçaları ve sirke var. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 'Ye! Sirke ne güzel katıktır.'"
3797. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي غَرَزَةَ، قَالَ كُنَّا نُسَمَّى السَّمَاسِرَةَ فَأَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ نَبِيعُ فَسَمَّانَا بِاسْمٍ هُوَ خَيْرٌ مِنِ اسْمِنَا فَقَالَ " يَا مَعْشَرَ التُّجَّارِ إِنَّ هَذَا الْبَيْعَ يَحْضُرُهُ الْحَلِفُ وَالْكَذِبُ فَشُوبُوا بَيْعَكُمْ بِالصَّدَقَةِ " .
Bize Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Abdülmelik'ten, o Ebû Vâil'den, o da Kays b. Ebî Gareze'den naklen tahdis etti. Dedi ki: "Biz 'Simsarlar' olarak isimlendirilirdik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem biz satış yaparken yanımıza geldi ve bizi ismimizden daha hayırlı bir isimle isimlendirdi. Buyurdu ki: 'Ey tüccarlar topluluğu! Şüphesiz bu alışverişte yemin ve yalan bulunur. Alışverişinizi sadaka ile karıştırın.'"
3798. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، وَعَاصِمٍ، وَجَامِعٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي غَرَزَةَ، قَالَ كُنَّا نَبِيعُ بِالْبَقِيعِ فَأَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكُنَّا نُسَمَّى السَّمَاسِرَةَ فَقَالَ " يَا مَعْشَرَ التُّجَّارِ " . فَسَمَّانَا بِاسْمٍ هُوَ خَيْرٌ مِنِ اسْمِنَا ثُمَّ قَالَ " إِنَّ هَذَا الْبَيْعَ يَحْضُرُهُ الْحَلِفُ وَالْكَذِبُ فَشُوبُوهُ بِالصَّدَقَةِ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezîd, Süfyân'dan, o Abdülmelik, Âsım ve Câmi'den, onlar Ebû Vâil'den, o da Kays b. Ebî Gareze'den naklen haber verdi. Dedi ki: "Biz Bakî'de satış yapıyorduk. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza geldi. Biz 'Simsarlar' olarak isimlendirilirdik. Buyurdu ki: 'Ey tüccarlar topluluğu!' Bizi ismimizden daha hayırlı bir isimle isimlendirdi. Sonra şöyle buyurdu: 'Şüphesiz bu alışverişte yemin ve yalan bulunur. Onu sadaka ile karıştırın.'"
3799. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي غَرَزَةَ، قَالَ أَتَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ فِي السُّوقِ فَقَالَ " إِنَّ هَذِهِ السُّوقَ يُخَالِطُهَا اللَّغْوُ وَالْكَذِبُ فَشُوبُوهَا بِالصَّدَقَةِ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer tahdis etti. Dedi ki: Bize Şu'be, Mugîre'den, o Ebû Vâil'den, o da Kays b. Ebî Gareze'den naklen tahdis etti. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, biz çarşıda iken yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: 'Şüphesiz bu çarşı(daki alışveriş) işine boş söz ve yalan karışır. Siz onu sadaka ile karıştırın.'"
3800. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي غَرَزَةَ، قَالَ كُنَّا بِالْمَدِينَةِ نَبِيعُ الأَوْسَاقَ وَنَبْتَاعُهَا وَكُنَّا نُسَمِّي أَنْفُسَنَا السَّمَاسِرَةَ وَيُسَمِّينَا النَّاسُ فَخَرَجَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ فَسَمَّانَا بِاسْمٍ هُوَ خَيْرٌ مِنَ الَّذِي سَمَّيْنَا أَنْفُسَنَا وَسَمَّانَا النَّاسُ فَقَالَ " يَا مَعْشَرَ التُّجَّارِ إِنَّهُ يَشْهَدُ بَيْعَكُمُ الْحَلِفُ وَالْكَذِبُ فَشُوبُوهُ بِالصَّدَقَةِ " .
Bize Ali b. Hucr ve Muhammed b. Kudâme haber verdi. Dediler ki: Bize Cerîr, Mansûr'dan, o Ebû Vâil'den, o da Kays b. Ebî Gareze'den naklen tahdis etti. Dedi ki: "Biz Medine'de yüklerle (yiyecek) alıp satardık. Kendimize 'Simsarlar' ismini verirdik, insanlar da bizi böyle isimlendirirdi. Bir gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza çıktı ve bizi, kendimize ve insanların bize verdiği isimden daha hayırlı bir isimle isimlendirdi. Buyurdu ki: 'Ey tüccarlar topluluğu! Şüphesiz alışverişinize yemin ve yalan karışır. Onu sadaka ile karıştırın.'"
3801. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ النَّذْرِ وَقَالَ " إِنَّهُ لاَ يَأْتِي بِخَيْرٍ إِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ " .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid, Şu'be'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Bana Mansûr, Abdullah b. Mürre'den, o da Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem adak adamayı yasakladı ve şöyle buyurdu: "O (adak) hiç bir hayır getirmez; onunla ancak cimriden (mal) çıkarılmış olur."
3802. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّذْرِ وَقَالَ " إِنَّهُ لاَ يَرُدُّ شَيْئًا إِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الشَّحِيحِ " .
Bize Amr b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Nuaym tahdis etti. Dedi ki: Bize Süfyân, Mansûr'dan, o Abdullah b. Mürre'den, o da Abdullah b. Ömer'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem adak adamayı yasakladı ve şöyle buyurdu: "O hiç bir şeyi (kaderi) geri çevirmez; onunla ancak cimriden (mal) çıkarılmış olur."
3803. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " النَّذْرُ لاَ يُقَدِّمُ شَيْئًا وَلاَ يُؤَخِّرُهُ إِنَّمَا هُوَ شَىْءٌ يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الشَّحِيحِ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya tahdis etti. Dedi ki: Bize Süfyân, Mansûr'dan, o Abdullah b. Mürre'den, o da İbn Ömer'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Adak, hiçbir şeyi (kaderi) ne öne alır ne de geciktirir. O ancak kendisiyle cimriden (mal) çıkarılan bir şeydir."
3804. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَأْتِي النَّذْرُ عَلَى ابْنِ آدَمَ شَيْئًا لَمْ يُقَدِّرْهُ عَلَيْهِ وَلَكِنَّهُ شَىْءٌ يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ " .
Bize Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu'z-Zinâd, A'rec'den, o da Ebû Hureyre'den naklen tahdis etti ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Adak, ademoğluna, (Allah'ın) onun için takdir etmediği hiçbir şeyi getirmez. Lakin o, kendisiyle cimriden (mal) çıkarılan bir şeydir."
3805. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَنْذِرُوا فَإِنَّ النَّذْرَ لاَ يُغْنِي مِنَ الْقَدَرِ شَيْئًا وَإِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Abdülaziz, Alâ'dan, o babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen tahdis etti ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Adak adamayın. Çünkü adak, kaderden hiçbir şeyi değiştirmez (kurtarmaz). Onunla ancak cimriden (mal) çıkarılmış olur."
3806. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَ اللَّهَ فَلاَ يَعْصِهِ " .
Bize Kuteybe, Mâlik'ten, o Talha b. Abdülmelik'ten, o Kâsım'dan, o da Aişe'den naklen haber verdi ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'a itaat etmeye adak adarsa, O'na itaat etsin. Kim de Allah'a isyan etmeye adak adarsa, O'na isyan etmesin."
3807. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، قَالَ حَدَّثَنِي طَلْحَةُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَ اللَّهَ فَلاَ يَعْصِهِ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya tahdis etti. Dedi ki: Bize Mâlik tahdis etti. Dedi ki: Bana Talha b. Abdülmelik, Kâsım'dan, o da Aişe'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: "Kim Allah'a itaat etmeye adak adarsa, O'na itaat etsin. Kim de Allah'a isyan etmeye adak adarsa, O'na isyan etmesin."
3808. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَ اللَّهَ فَلاَ يَعْصِهِ " .
Bize Muhammed b. Alâ haber verdi. Dedi ki: Bize İbn İdris, Ubeydullah'tan, o Talha b. Abdülmelik'ten, o Kâsım'dan, o da Aişe'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: "Kim Allah'a itaat etmeye adak adarsa, O'na itaat etsin. Kim de Allah'a isyan etmeye adak adarsa, O'na isyan etmesin."
3809. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، عَنْ زَهْدَمٍ، قَالَ سَمِعْتُ عِمْرَانَ بْنَ حُصَيْنٍ، يَذْكُرُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " خَيْرُكُمْ قَرْنِي ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ " . فَلاَ أَدْرِي أَذَكَرَ مَرَّتَيْنِ بَعْدَهُ أَوْ ثَلاَثًا ثُمَّ ذَكَرَ قَوْمًا يَخُونُونَ وَلاَ يُؤْتَمَنُونَ وَيَشْهَدُونَ وَلاَ يُسْتَشْهَدُونَ وَيُنْذِرُونَ وَلاَ يُوفُونَ وَيَظْهَرُ فِيهِمُ السِّمَنُ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا نَصْرُ بْنُ عِمْرَانَ أَبُو جَمْرَةَ .
Bize Muhammed b. Abdilâ'lâ haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid tahdis etti. Dedi ki: Bize Şu'be, Ebû Cemre'den, o Zehdem'den naklen tahdis etti. Dedi ki: İmrân b. Husayn'ı şöyle zikrederken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Sizin en hayırlınız benim asrım(da yaşayanlar)dır. Sonra onları takip edenler, sonra onları takip edenler, sonra da onları takip edenlerdir." (Ravi dedi ki): Kendisinden sonra iki (nesli) mi yoksa üçü mü zikretti bilmiyorum. "Sonra öyle bir topluluk gelecek ki; ihanet edecekler ve kendilerine güvenilmeyecek, şahitlikleri istenmediği halde şahitlik edecekler, adak adayacaklar ama yerine getirmeyecekler ve içlerinde şişmanlık zuhur edecek." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Bu (ravi), Nasr b. İmrân Ebû Cemre'dir.
3810. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ الأَحْوَلُ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِرَجُلٍ يَقُودُ رَجُلاً فِي قَرَنٍ فَتَنَاوَلَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَطَعَهُ قَالَ إِنَّهُ نَذْرٌ .
Bize Muhammed b. Abdilâ'lâ haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid, İbn Cüreyc'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Bana Süleyman el-Ahvel, Tâvus'tan, o da İbn Abbas'tan naklen tahdis etti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir adamı iple çeken başka bir adama rastladı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem uzanıp onu (ipi) kesti. (Adam): 'Bu bir adaktır' dedi."
3811. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ الأَحْوَلُ، أَنَّ طَاوُسًا، أَخْبَرَهُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِرَجُلٍ وَهُوَ يَطُوفُ بِالْكَعْبَةِ يَقُودُهُ إِنْسَانٌ بِخِزَامَةٍ فِي أَنْفِهِ فَقَطَعَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ ثُمَّ أَمَرَهُ أَنْ يَقُودَهُ بِيَدِهِ . قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ وَأَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ أَنَّ طَاوُسًا أَخْبَرَهُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِهِ وَهُوَ يَطُوفُ بِالْكَعْبَةِ وَإِنْسَانٌ قَدْ رَبَطَ يَدَهُ بِإِنْسَانٍ آخَرَ بِسَيْرٍ أَوْ خَيْطٍ أَوْ بِشَىْءٍ غَيْرِ ذَلِكَ فَقَطَعَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ " قُدْهُ بِيَدِكَ " .
Bize Yusuf b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Haccâc, İbn Cüreyc'den naklen haber verdi. Dedi ki: Bana Süleyman el-Ahvel haber verdi ki, Tâvus ona İbn Abbas'tan naklen haber verdiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Kâbe'yi tavaf eden bir adama rastladı. Bir insan onu, burnundaki bir halkadan (hızmadan) tutmuş çekiyordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu (halkayı) eliyle kopardı, sonra da (çeken kişiye) onu eliyle (tutup) götürmesini emretti. İbn Cüreyc dedi ki: Bana Süleyman haber verdi ki, Tâvus ona İbn Abbas'tan naklen haber verdiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Kâbe'yi tavaf ederken ona rastladı. Bir insan, elini başka bir insana kayışla veya iple veya başka bir şeyle bağlamıştı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu eliyle kopardı ve "Onu elinle (tutup) götür" buyurdu.
3812. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَيُّوبُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو قِلاَبَةَ، عَنْ عَمِّهِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ وَلاَ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ ابْنُ آدَمَ " .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân haber verdi. Dedi ki: Bana Eyyûb tahdis etti. Dedi ki: Bize Ebû Kılâbe, amcasından, o da İmrân b. Husayn'dan naklen tahdis etti ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'a isyan konusunda ve ademoğlunun sahip olmadığı bir şey hakkında adak (geçerli) değildir."
3813. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ الضَّحَّاكِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ بِمِلَّةٍ سِوَى مِلَّةِ الإِسْلاَمِ كَاذِبًا فَهُوَ كَمَا قَالَ وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِشَىْءٍ فِي الدُّنْيَا عُذِّبَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَيْسَ عَلَى رَجُلٍ نَذْرٌ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ " .
Bize İshak b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu'l-Mugîre haber verdi. Dedi ki: Bize Evzâî tahdis etti. Dedi ki: Bana Yahya, Ebû Kılâbe'den, o da Sâbit b. ed-Dahhâk'tan naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yalan yere İslam dininden başka bir din üzerine yemin ederse, o kişi dediği gibidir. Kim dünyada kendini bir şeyle öldürürse, Kıyamet gününde onunla azap olunur. Ve kişinin sahip olmadığı bir şey hakkında adak (yükümlülüğü) yoktur."
3814. Hadis
أَخْبَرَنِي يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا الْخَيْرِ حَدَّثَهُ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ نَذَرَتْ أُخْتِي أَنْ تَمْشِيَ، إِلَى بَيْتِ اللَّهِ فَأَمَرَتْنِي أَنْ أَسْتَفْتِيَ لَهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَفْتَيْتُ لَهَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لِتَمْشِ وَلْتَرْكَبْ " .
Bana Yusuf b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Haccâc, İbn Cüreyc'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Bana Said b. Ebî Eyyûb, Yezîd b. Ebî Habîb'den naklen tahdis etti. (Yezîd'e de) Ebu'l-Hayr'ın, Ukbe b. Âmir'den naklen haber verdiğine göre, (Ukbe) şöyle dedi: "Kız kardeşim Allah'ın Evine (Kâbe'ye) yürümeye adak adadı. Kendisi için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den fetva istememi bana emretti. Ben de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den onun için fetva istedim. Buyurdu ki: 'Hem yürüsün hem de (yorulduğunda) bineğe binsin.'"
3815. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ زَحْرٍ، - وَقَالَ عَمْرٌو إِنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ زَحْرٍ أَخْبَرَهُ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ أُخْتٍ لَهُ نَذَرَتْ أَنْ تَمْشِيَ حَافِيَةً غَيْرَ مُخْتَمِرَةٍ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مُرْهَا فَلْتَخْتَمِرْ وَلْتَرْكَبْ وَلْتَصُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ " .
Bize Amr b. Ali ve Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi. Dediler ki: Bize Yahya b. Said, Yahya b. Said'den, o Ubeydullah b. Zahr'dan -Amr dedi ki: Ubeydullah b. Zahr'ın ona haber verdiğine göre- o Abdullah b. Mâlik'ten haber verdi ki; Ukbe b. Âmir ona haber verdiğine göre, o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e, yalın ayak ve başı açık (başörtüsüz) yürümeye adak adayan kız kardeşi hakkında sordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: "Ona emret; başını örtsün, (bineğe) binsin ve üç gün oruç tutsun."
3816. Hadis
أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ الْعَسْكَرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنْ مُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنِ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ رَكِبَتِ امْرَأَةٌ الْبَحْرَ فَنَذَرَتْ أَنْ تَصُومَ شَهْرًا فَمَاتَتْ قَبْلَ أَنْ تَصُومَ فَأَتَتْ أُخْتُهَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَذَكَرَتْ ذَلِكَ لَهُ فَأَمَرَهَا أَنْ تَصُومَ عَنْهَا .
Bize Bişr b. Hâlid el-Askerî haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer, Şu'be'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Süleyman'ı, Müslim el-Batîn'den, o Said b. Cübeyr'den, o da İbn Abbas'tan naklen tahdis ederken işittim. Dedi ki: "Bir kadın deniz yolculuğuna çıktı ve bir ay oruç tutmayı adadı. Ancak oruç tutamadan öldü. Kız kardeşi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip durumu O'na zikretti. (Nebi) ona, kardeşi adına oruç tutmasını emretti."
3817. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ، اسْتَفْتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَذْرٍ كَانَ عَلَى أُمِّهِ تُوُفِّيَتْ قَبْلَ أَنْ تَقْضِيَهُ فَقَالَ " اقْضِهِ عَنْهَا " .
Bize Ali b. Hucr ve Hâris b. Miskîn -ona okunurken ve ben dinlerken, lafız Hâris'e aittir- Süfyân'dan, o Zührî'den, o Ubeydullah b. Abdullah'tan, o da İbn Abbas'tan naklen haber verdi ki; Sa'd b. Ubâde, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den, annesinin üzerinde bulunan ve yerine getiremeden vefat ettiği bir adak hakkında fetva istedi. (Resûlullah): "Onun adına sen yerine getir" buyurdu.
3818. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ اسْتَفْتَى سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَذْرٍ كَانَ عَلَى أُمِّهِ فَتُوُفِّيَتْ قَبْلَ أَنْ تَقْضِيَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْضِهِ عَنْهَا " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, İbn Şihâb'dan, o Ubeydullah b. Abdullah'tan, o da İbn Abbas'tan naklen tahdis etti. Dedi ki: Sa'd b. Ubâde, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den, annesinin üzerinde bulunan ve yerine getiremeden vefat ettiği bir adak hakkında fetva istedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onun adına sen yerine getir" buyurdu.
3819. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ، وَهَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ، عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ هِشَامٍ، - وَهُوَ ابْنُ عُرْوَةَ - عَنْ بَكْرِ بْنِ وَائِلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ أُمِّي مَاتَتْ وَعَلَيْهَا نَذْرٌ فَلَمْ تَقْضِهِ . قَالَ " اقْضِهِ عَنْهَا " .
Bize Muhammed b. Âdem ve Hârun b. İshak el-Hemdânî haber verdi. Dediler ki: Bize Abde, Hişâm'dan -ki o İbn Urve'dir- o Bekr b. Vâil'den, o Zührî'den, o Ubeydullah b. Abdullah'tan, o da İbn Abbas'tan naklen haber verdi. Dedi ki: Sa'd b. Ubâde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve dedi ki: "Annem öldü, üzerinde de yerine getiremediği bir adak borcu vardı." (Resûlullah): "Onun adına sen yerine getir" buyurdu.
3820. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ عَلَيْهِ لَيْلَةٌ نَذَرَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ يَعْتَكِفُهَا فَسَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَهُ أَنْ يَعْتَكِفَ .
Bize İshak b. Musa haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den, o da Ömer'den naklen tahdis etti ki; O (Ömer), Cahiliye devrinde bir gece itikâf yapmayı adamıştı. (Müslüman olunca) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu. O da ona itikâf yapmasını emretti.
3821. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ عَلَى عُمَرَ نَذْرٌ فِي اعْتِكَافِ لَيْلَةٍ فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ فَسَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَأَمَرَهُ أَنْ يَعْتَكِفَ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezîd haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Ömer'in, Mescid-i Haram'da bir gece itikâf yapma adağı vardı. Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu. O da ona itikâf yapmasını emretti.
3822. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ عُبَيْدَ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، كَانَ جَعَلَ عَلَيْهِ يَوْمًا يَعْتَكِفُهُ فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَسَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَأَمَرَهُ أَنْ يَعْتَكِفَهُ .
Bize Ahmed b. Abdullah b. Hakem haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer tahdis etti. Dedi ki: Bize Şu'be tahdis etti. Dedi ki: Ubeydullah'ı, Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklen (şöyle derken) işittim: Ömer, Cahiliye devrinde bir gün itikâf yapmayı kendine borç kılmıştı. Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu. O da ona o gün itikâf yapmasını emretti.
3823. Hadis
حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ تِيبَ عَلَيْهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَنْخَلِعُ مِنْ مَالِي صَدَقَةً إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمْسِكْ عَلَيْكَ بَعْضَ مَالِكَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ يُشْبِهُ أَنْ يَكُونَ الزُّهْرِيُّ سَمِعَ هَذَا الْحَدِيثَ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ وَمِنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْهُ فِي هَذَا الْحَدِيثِ الطَّوِيلِ تَوْبَةُ كَعْبٍ .
Bize Yunus b. Abdilâ'lâ haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb tahdis etti. Dedi ki: Bana Yunus, İbn Şihâb'dan naklen haber verdi. Dedi ki: Bana Abdullah b. Ka'b b. Mâlik, babasından naklen haber verdi. (Babası), tövbesi kabul edildiğinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resûlü! Malımdan sıyrılıp, tamamını Allah ve Resûlü'ne sadaka olarak (veriyorum)." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona buyurdu ki: "Malının bir kısmını kendin için tut. Bu senin için daha hayırlıdır." Ebû Abdurrahman dedi ki: Zührî'nin bu hadisi Abdullah b. Ka'b'dan, onun da (bu uzun Ka'b'ın tövbesi hadisinde) Abdurrahman'dan işitmiş olması muhtemeldir.
3824. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، قَالَ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ فَأَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ كَعْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ حَدِيثَهُ حِينَ تَخَلَّفَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ قَالَ فَلَمَّا جَلَسْتُ بَيْنَ يَدَيْهِ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ مِنْ تَوْبَتِي أَنْ أَنْخَلِعَ مِنْ مَالِي صَدَقَةً إِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمْسِكْ عَلَيْكَ بَعْضَ مَالِكَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ " . فَقُلْتُ فَإِنِّي أُمْسِكُ سَهْمِي الَّذِي بِخَيْبَرَ . مُخْتَصَرٌ .
Bize Süleyman b. Dâvûd haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb, Yunus'tan naklen haber verdi. Dedi ki: İbn Şihâb şöyle dedi: Bana Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik haber verdi ki, Abdullah b. Ka'b şöyle dedi: Ka'b b. Mâlik'i, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den Tebük Gazvesi'nde geri kaldığı zamanki hikayesini anlatırken işittim. Dedi ki: "Önüne oturduğumda dedim ki: 'Ey Allah'ın Resûlü! Tövbe etmemin bir gereği olarak, malımdan sıyrılıp tamamını Allah ve Resûlü'ne sadaka olarak (veriyorum).' Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 'Malının bir kısmını kendin için tut. Bu senin için daha hayırlıdır.' Ben de: 'Öyleyse Hayber'deki hissemi tutuyorum' dedim." (Muhtasar).
3825. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سَمِعْتُ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ حَدِيثَهُ حِينَ تَخَلَّفَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ مِنْ تَوْبَتِي أَنْ أَنْخَلِعَ مِنْ مَالِي صَدَقَةً إِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمْسِكْ عَلَيْكَ مَالَكَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ " . قُلْتُ فَإِنِّي أُمْسِكُ عَلَىَّ سَهْمِي الَّذِي بِخَيْبَرَ .
Bize Yusuf b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Haccâc b. Muhammed tahdis etti. Dedi ki: Bize Leys b. Sa'd tahdis etti. Dedi ki: Bana Ukayl, İbn Şihâb'dan naklen tahdis etti. Dedi ki: Bana Abdurrahman b. Abdullah b. Ka'b, Abdullah b. Ka'b b. Mâlik'ten naklen tahdis etti. Dedi ki: Ka'b b. Mâlik'i, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den Tebük Gazvesi'nde geri kaldığı zamanki hikayesini anlatırken işittim. Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Tövbe etmemin bir gereği olarak, malımdan sıyrılıp tamamını Allah ve Resûlü'ne sadaka olarak (veriyorum)." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Malını kendin için tut. Bu senin için daha hayırlıdır." Ben de: "Öyleyse Hayber'deki hissemi kendime tutuyorum" dedim.
3826. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْدَانَ بْنِ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ عَمِّهِ، عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ قَالَ سَمِعْتُ أَبِي كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ إِنَّمَا نَجَّانِي بِالصِّدْقِ وَإِنَّ مِنْ تَوْبَتِي أَنْ أَنْخَلِعَ مِنْ مَالِي صَدَقَةً إِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ . فَقَالَ " أَمْسِكْ عَلَيْكَ بَعْضَ مَالِكَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكَ " . قُلْتُ فَإِنِّي أُمْسِكُ سَهْمِي الَّذِي بِخَيْبَرَ .
Bize Muhammed b. Ma'dân b. İsa haber verdi. Dedi ki: Bize Hasan b. A'yen tahdis etti. Dedi ki: Bize Ma'kil, Zührî'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Bana Abdurrahman b. Abdullah b. Ka'b, amcası Ubeydullah b. Ka'b'dan, o da babası Ka'b b. Mâlik'ten naklen haber verdi. (Ka'b) anlatarak dedi ki: "Dedim ki: 'Ey Allah'ın Resûlü! Allah Azze ve Celle beni ancak doğrulukla kurtardı. Tövbe etmemin bir gereği olarak, malımdan sıyrılıp tamamını Allah ve Resûlü'ne sadaka olarak (veriyorum).' Buyurdu ki: 'Malının bir kısmını kendin için tut. Bu senin için daha hayırlıdır.' Ben de: 'Öyleyse Hayber'deki hissemi tutuyorum' dedim."
3827. Hadis
قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، مَوْلَى ابْنِ مُطِيعٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ خَيْبَرَ فَلَمْ نَغْنَمْ إِلاَّ الأَمْوَالَ وَالْمَتَاعَ وَالثِّيَابَ فَأَهْدَى رَجُلٌ مِنْ بَنِي الضُّبَيْبِ يُقَالُ لَهُ رِفَاعَةُ بْنُ زَيْدٍ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غُلاَمًا أَسْوَدَ يُقَالُ لَهُ مِدْعَمٌ فَوُجِّهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى وَادِي الْقُرَى حَتَّى إِذَا كُنَّا بِوَادِي الْقُرَى بَيْنَا مِدْعَمٌ يَحُطُّ رَحْلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَهُ سَهْمٌ فَأَصَابَهُ فَقَتَلَهُ فَقَالَ النَّاسُ هَنِيئًا لَكَ الْجَنَّةُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَلاَّ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّ الشَّمْلَةَ الَّتِي أَخَذَهَا يَوْمَ خَيْبَرَ مِنَ الْمَغَانِمِ لَتَشْتَعِلُ عَلَيْهِ نَارًا " . فَلَمَّا سَمِعَ النَّاسُ بِذَلِكَ جَاءَ رَجُلٌ بِشِرَاكٍ أَوْ بِشِرَاكَيْنِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " شِرَاكٌ أَوْ شِرَاكَانِ مِنْ نَارٍ " .
Hâris b. Miskîn -ona okunurken ve ben dinlerken- İbn Kâsım'dan haber verdi. Dedi ki: Bana Mâlik, Sevr b. Zeyd'den, o İbn Mutî'in azatlısı Ebu'l-Gays'tan, o da Ebû Hureyre'den naklen tahdis etti. Dedi ki: "Hayber senesinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. (O savaşta) mal, eşya ve elbiseden başka bir ganimet elde etmedik. Benî Dubeyb'den Rifâa b. Zeyd denilen bir adam, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Mid'am adında siyah bir köle hediye etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Vadi'l-Kurâ'ya yöneldi. Vadi'l-Kurâ'da bulunduğumuz sırada, Mid'am, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yükünü indirirken bir ok geldi ve ona isabet ederek öldürdü. İnsanlar: 'Cennet ona kutlu olsun!' dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Hayır, asla! Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Hayber günü ganimetlerden (henüz taksim edilmeden) aldığı ve (ganimet) taksimine girmeyen o hırka (şemle), şu an üzerinde ateş olarak alevlenmektedir.' İnsanlar bunu duyunca, bir adam bir veya iki ayakkabı bağı ile Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ateşten bir bağ veya ateşten iki bağ!' buyurdu."
3828. Hadis
أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ كَثِيرَ بْنَ فَرْقَدٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ نَافِعًا حَدَّثَهُمْ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ فَقَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ فَقَدِ اسْتَثْنَى " .
Bize Yunus b. Abdilâ'lâ haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb tahdis etti. Dedi ki: Bana Amr b. Hâris haber verdi ki, Kesîr b. Ferkad ona haber verdiğine göre, Nâfi' onlara Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yemin eder ve 'İnşallah' derse, istisna yapmış olur."
3829. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ فَقَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ فَقَدِ اسْتَثْنَى " .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yemin eder ve 'İnşallah' derse, istisna yapmış olur."
3830. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَفَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَقَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ فَهُوَ بِالْخِيَارِ إِنْ شَاءَ أَمْضَى وَإِنْ شَاءَ تَرَكَ " .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi. Dedi ki: Bize Affân haber verdi. Dedi ki: Bize Vuheyb tahdis etti. Dedi ki: Bize Eyyûb, Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklen tahdis etti ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir konuda yemin eder ve 'İnşallah' derse, o (kişi) muhayyerdir: Dilerse yerine getirir, dilerse terk eder."
3831. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو الزِّنَادِ، مِمَّا حَدَّثَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، مِمَّا ذَكَرَ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يُحَدِّثُ بِهِ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ لأَطُوفَنَّ اللَّيْلَةَ عَلَى تِسْعِينَ امْرَأَةً كُلُّهُنَّ يَأْتِي بِفَارِسٍ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَقَالَ لَهُ صَاحِبُهُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ . فَلَمْ يَقُلْ إِنْ شَاءَ اللَّهُ فَطَافَ عَلَيْهِنَّ جَمِيعًا فَلَمْ تَحْمِلْ مِنْهُنَّ إِلاَّ امْرَأَةٌ وَاحِدَةٌ جَاءَتْ بِشِقِّ رَجُلٍ وَايْمُ الَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوْ قَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فُرْسَانًا أَجْمَعِينَ " .
Bize İmrân b. Bekkâr haber verdi. Dedi ki: Bize Ali b. Ayyâş tahdis etti. Dedi ki: Bize Şuayb haber verdi. Dedi ki: Bana Ebu'z-Zinâd, Abdurrahman el-A'rec'den tahdis etti. O da Ebû Hureyre'den işittiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Süleyman b. Dâvûd dedi ki: 'Bu gece doksan kadını dolaşacağım, her biri Allah Azze ve Celle yolunda cihad edecek bir süvari doğuracak.' Arkadaşı ona dedi ki: 'İnşallah de.' Fakat o 'İnşallah' demedi. Hepsini dolaştı, ancak içlerinden sadece bir kadın hamile kaldı, o da yarım bir insan doğurdu. Muhammed'in nefsi elinde olana yemin ederim ki, eğer 'İnşallah' deseydi, hepsi de Allah yolunda cihad eden süvariler olacaktı."
3832. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ الْوَزِيرِ بْنِ سُلَيْمَانَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شِمَاسَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَفَّارَةُ النَّذْرِ كَفَّارَةُ الْيَمِينِ " .
Bize Ahmed b. Yahya b. el-Vezîr b. Süleyman ve Hâris b. Miskîn -ona okunurken ve ben dinlerken- İbn Vehb'den naklen haber verdi. Dedi ki: Bana Amr b. Hâris, Ka'b b. Alkame'den, o Abdurrahman b. Şimâse'den, o da Ukbe b. Âmir'den naklen haber verdi ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Adağın kefareti, yeminin kefareti (gibi)dir."
3833. Hadis
أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّهُ بَلَغَهُ عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ " .
Bize Kesîr b. Ubeyd haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Harb, Zübeydî'den, o Zührî'den, ona Kâsım'dan ulaştığına göre, o da Aişe'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyet (günah) konusunda adak (geçerli) değildir."
3834. Hadis
أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ الْيَمِينِ " .
Bize Yunus b. Abdilâ'lâ haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb tahdis etti. Dedi ki: Bana Yunus, İbn Şihâb'dan, o Ebû Seleme'den, o da Aişe'den naklen haber verdi ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyet (günah) konusunda adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir."
3835. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ الْمُخَرِّمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mübârek el-Muharrimî haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Âdem tahdis etti. Dedi ki: Bize İbnü'l-Mübârek, Yunus'tan, o Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o da Aişe'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyet (günah) konusunda adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir."
3836. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
Bize İshak b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Osman b. Ömer haber verdi. Dedi ki: Bize Yunus, Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o da Aişe'den naklen tahdis etti ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyet (günah) konusunda adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir."
3837. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو صَفْوَانَ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ الْيَمِينِ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَقَدْ قِيلَ إِنَّ الزُّهْرِيَّ لَمْ يَسْمَعْ هَذَا مِنْ أَبِي سَلَمَةَ .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Safvân, Yunus'tan, o Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o da Aişe'den naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyet (günah) konusunda adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir." Ebû Abdurrahman dedi ki: Zührî'nin bunu Ebû Seleme'den işitmediği söylenmiştir.
3838. Hadis
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ مُوسَى الْفَرْوِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو ضَمْرَةَ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهَا كَفَّارَةُ الْيَمِينِ " .
Bize Hârun b. Musa el-Fervevî haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Damre, Yunus'tan, o İbn Şihâb'dan naklen tahdis etti. Dedi ki: Bize Ebû Seleme, Aişe'den naklen tahdis etti ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyet (günah) konusunda adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir."
3839. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ التِّرْمِذِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي عَتِيقٍ، وَمُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ أَرْقَمَ، أَنَّ يَحْيَى بْنَ أَبِي كَثِيرٍ الَّذِي، كَانَ يَسْكُنُ الْيَمَامَةَ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا سَلَمَةَ، يُخْبِرُ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهَا كَفَّارَةُ يَمِينٍ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ سُلَيْمَانُ بْنُ أَرْقَمَ مَتْرُوكُ الْحَدِيثِ وَاللَّهُ أَعْلَمُ . خَالَفَهُ غَيْرُ وَاحِدٍ مِنْ أَصْحَابِ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ فِي هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Muhammed b. İsmail et-Tirmizî haber verdi. Dedi ki: Bize Eyyûb b. Süleyman tahdis etti. Dedi ki: Bana Ebû Bekr b. Ebî Üveys tahdis etti. Dedi ki: Bana Süleyman b. Bilâl, Muhammed b. Ebî Atîk ve Musa b. Ukbe'den, onlar İbn Şihâb'dan, o Süleyman b. Erkam'dan naklen tahdis etti. Yamâme'de ikamet eden Yahya b. Ebî Kesîr ona, Ebû Seleme'yi Aişe'den naklen şöyle haber verirken işittiğini tahdis etti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyet (günah) konusunda adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir." Ebû Abdurrahman dedi ki: Süleyman b. Erkam, metruku'l-hadistir. En doğrusunu Allah bilir. Yahya b. Ebî Kesîr'in arkadaşlarından birçoğu bu hadiste ona muhalefet etmiştir.
3840. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ وَكِيعٍ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، - وَهُوَ عَلِيٌّ - عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الزُّبَيْرِ الْحَنْظَلِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
Bize Hennâd b. es-Serî, Vekî'den, o İbnü'l-Mübârek'ten -ki o Ali'dir-, o Yahya b. Ebî Kesîr'den, o Muhammed b. Zübeyr el-Hanzalî'den, o babasından, o da İmrân b. Husayn'dan naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyet (günah) konusunda adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir."
3841. Hadis
أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو، - وَهُوَ الأَوْزَاعِيُّ - عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الزُّبَيْرِ الْحَنْظَلِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، رضى الله عنهما قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهَا كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
Bana Amr b. Osman haber verdi. Dedi ki: Bize Bakıyye, Ebû Amr'dan -ki o Evzâî'dir-, o Yahya b. Ebî Kesîr'den, o Muhammed b. Zübeyr el-Hanzalî'den, o babasından, o da İmrân b. Husayn'dan (radıyallahu anhuma) naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyet (günah) konusunda adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir."
3842. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بِشْرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ الْحَنْظَلِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي غَضَبٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ الْيَمِينِ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ مُحَمَّدُ بْنُ الزُّبَيْرِ ضَعِيفٌ لاَ يَقُومُ بِمِثْلِهِ حُجَّةٌ . وَقَدِ اخْتُلِفَ عَلَيْهِ فِي هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Ali b. Meymûn haber verdi. Dedi ki: Bize Ma'mer b. Süleyman, Abdullah b. Bişr'den, o Yahya b. Ebî Kesîr'den, o Muhammed el-Hanzalî'den, o babasından, o da İmrân b. Husayn'dan naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Öfke halinde (yapılan) adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir." Ebû Abdurrahman dedi ki: Muhammed b. Zübeyr zayıf (bir ravi)dir; onun gibisiyle delil getirilmez. Ayrıca bu hadis konusunda onun üzerinde ihtilaf edilmiştir.
3843. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عِمْرَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي غَضَبٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ الْيَمِينِ " .
Bana İbrahim b. Yakub haber verdi. Dedi ki: Bize Hasan b. Musa tahdis etti. Dedi ki: Bize Şeybân, Yahya'dan, o Muhammed b. Zübeyr'den, o babasından, o da İmrân'dan naklen tahdis etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Öfke halinde (yapılan) adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir."
3844. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، أَنْبَأَنَا حَمَّادٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عِمْرَانَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي غَضَبٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ الْيَمِينِ " . وَقِيلَ إِنَّ الزُّبَيْرَ لَمْ يَسْمَعْ هَذَا الْحَدِيثَ مِنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Hammâd, Muhammed'den, o babasından, o da İmrân'dan naklen haber verdi. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Öfke halinde (yapılan) adak (geçerli) değildir ve kefareti, yeminin kefareti gibidir." (Zübeyr'in bu hadisi İmrân b. Husayn'dan işitmediği söylenmiştir.)
3845. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَهْلِ الْبَصْرَةِ قَالَ صَحِبْتُ عِمْرَانَ بْنَ حُصَيْنٍ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " النَّذْرُ نَذْرَانِ فَمَا كَانَ مِنْ نَذْرٍ فِي طَاعَةِ اللَّهِ فَذَلِكَ لِلَّهِ وَفِيهِ الْوَفَاءُ وَمَا كَانَ مِنْ نَذْرٍ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ فَذَلِكَ لِلشَّيْطَانِ وَلاَ وَفَاءَ فِيهِ وَيُكَفِّرُهُ مَا يُكَفِّرُ الْيَمِينَ " .
Muhammed b. Vehb, Muhammed b. Seleme'den, o İbn İshak'tan, o Muhammed b. Zübeyr'den, o babasından, o da Basra halkından bir adamdan naklettiğine göre; bu adam İmrân b. Husayn ile arkadaşlık yapmış ve şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Adak iki çeşittir. Allah'a itaat konusunda olan adak Allah içindir ve yerine getirilmesi gerekir. Allah'a isyan konusunda olan adak ise şeytan içindir ve yerine getirilmesi gerekmez; bunun kefareti yemin kefaretidir."
3846. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الزُّبَيْرِ الْحَنْظَلِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي أَنَّ رَجُلاً، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَأَلَ عِمْرَانَ بْنَ حُصَيْنٍ عَنْ رَجُلٍ، نَذَرَ نَذْرًا لاَ يَشْهَدُ الصَّلاَةَ فِي مَسْجِدِ قَوْمِهِ فَقَالَ عِمْرَانُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ نَذْرَ فِي غَضَبٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
İbrahim b. Yakub, Müsedded'den, o Abdulvâris'ten, o Muhammed b. Zübeyr el-Hanzalî'den, o babasından naklettiğine göre; bir adam kendisine gelip İmrân b. Husayn'a, kavminin mescidinde namaza katılmamayı adayan bir adam hakkında soru sormuştu. İmrân şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Öfke anında yapılan adak geçerli değildir. Bunun kefareti yemin kefaretidir."
3847. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَلاَ غَضَبٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
Ahmed b. Harb, Ebû Dâvûd'dan, o Süfyan'dan, o Muhammed b. Zübeyr'den, o Hasan'dan, o da İmrân b. Husayn'dan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Günah olan bir konuda ve öfke anında (yapılan) adak geçerli değildir. Bunun kefareti yemin kefaretidir."
3848. Hadis
أَخْبَرَنَا هِلاَلُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سُلَيْمٍ، - وَهُوَ عُبَيْدُ بْنُ يَحْيَى - قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ النَّهْشَلِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي الْمَعْصِيَةِ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ الْيَمِينِ " . خَالَفَهُ مَنْصُورُ بْنُ زَاذَانَ فِي لَفْظِهِ .
Hilâl b. el-Alâ, Ebû Süleym'den -ki o Ubeyd b. Yahyâ'dır-, o Ebû Bekir en-Nehşelî'den, o Muhammed b. Zübeyr'den, o Hasan'dan, o da İmrân b. Husayn'dan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Günah olan bir konuda adak geçerli değildir. Bunun kefareti yemin kefaretidir." Mansûr b. Zâzân lafzında ona muhalefet etmiştir.
3849. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَنْصُورٌ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قَالَ يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ لاِبْنِ آدَمَ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ وَلاَ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " . خَالَفَهُ عَلِيُّ بْنُ زَيْدٍ فَرَوَاهُ عَنِ الْحَسَنِ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ .
Yakub b. İbrahim, Hüşeym'den, o Mansûr'dan, o Hasan'dan, o da İmrân b. Husayn'dan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Ademoğlunun sahip olmadığı şeyde ve Allah'a isyan konusunda adak yoktur." Ali b. Zeyd ona muhalefet etmiş ve bu hadisi Hasan'dan, o da Abdurrahman b. Semüre'den nakletmiştir.
3850. Hadis
أَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ تَمِيمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَلاَ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ ابْنُ آدَمَ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَلِيُّ بْنُ زَيْدٍ ضَعِيفٌ وَهَذَا الْحَدِيثُ خَطَأٌ وَالصَّوَابُ عِمْرَانُ بْنُ حُصَيْنٍ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ مِنْ وَجْهٍ آخَرَ .
Ali b. Muhammed b. Ali, Halef b. Temim'den, o Zâide'den, o Ali b. Zeyd b. Cüd'ân'dan, o Hasan'dan, o da Abdurrahman b. Semüre'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İsyan konusunda ve ademoğlunun sahip olmadığı şeyde adak yoktur." Ebû Abdurrahman dedi ki: Ali b. Zeyd zayıftır ve bu hadis(in senedi) hatalıdır. Doğrusu İmrân b. Husayn'dır. Bu hadis İmrân b. Husayn'dan başka bir yolla da rivayet edilmiştir.
3851. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَيُّوبُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو قِلاَبَةَ، عَنْ عَمِّهِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَلاَ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ ابْنُ آدَمَ " .
Muhammed b. Mansûr, Süfyan'dan, o Eyyûb'dan, o Ebû Kılâbe'den, o amcasından, o da İmrân b. Husayn'dan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İsyan konusunda ve ademoğlunun sahip olmadığı şeyde adak yoktur."
3852. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ رَأَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يُهَادَى بَيْنَ رَجُلَيْنِ فَقَالَ " مَا هَذَا " . قَالُوا نَذَرَ أَنْ يَمْشِيَ إِلَى بَيْتِ اللَّهِ . قَالَ " إِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ عَنْ تَعْذِيبِ هَذَا نَفْسَهُ مُرْهُ فَلْيَرْكَبْ " .
İshak b. İbrahim, Hammâd b. Mes'ade'den, o Humeyd'den, o Sâbit'ten, o da Enes'ten naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, iki adam arasında (onlara dayanarak) götürülen bir adam gördü ve: "Bu nedir?" diye sordu. "Allah'ın Evine (Kâbe'ye) yürümeyi adadı" dediler. Bunun üzerine: "Allah, bu adamın kendine azap etmesinden müstağnidir (ihtiyacı yoktur). Ona emret, binsin!" buyurdu.
3853. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَيْخٍ يُهَادَى بَيْنَ اثْنَيْنِ فَقَالَ " مَا بَالُ هَذَا " . قَالُوا نَذَرَ أَنْ يَمْشِيَ . قَالَ " إِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ عَنْ تَعْذِيبِ هَذَا نَفْسَهُ مُرْهُ فَلْيَرْكَبْ " . فَأَمَرَهُ أَنْ يَرْكَبَ .
Muhammed b. el-Müsennâ, Hâlid'den, o Humeyd'den, o Sâbit'ten, o da Enes'ten naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, iki kişi arasında (desteklenerek) götürülen yaşlı bir adama rastladı ve: "Bunun hali nedir?" diye sordu. "Yürümeyi adadı" dediler. Bunun üzerine: "Allah, bu adamın kendine azap etmesinden müstağnidir" buyurdu ve ona binmesini emretti.
3854. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَجُلٍ يُهَادَى بَيْنَ ابْنَيْهِ فَقَالَ " مَا شَأْنُ هَذَا " . فَقِيلَ نَذَرَ أَنْ يَمْشِيَ إِلَى الْكَعْبَةِ . فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ لاَ يَصْنَعُ بِتَعْذِيبِ هَذَا نَفْسَهُ شَيْئًا " . فَأَمَرَهُ أَنْ يَرْكَبَ .
Ahmed b. Hafs, babasından, o İbrahim b. Tahmân'dan, o Yahyâ b. Saîd'den, o Humeyd et-Tavîl'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, iki oğlu arasında (desteklenerek) götürülen bir adama rastladı ve: "Bunun durumu nedir?" diye sordu. "Kâbe'ye yürümeyi adadı" denildi. Bunun üzerine: "Şüphesiz ki Allah'ın, bu adamın kendine azap etmesine (hiçbir) ihtiyacı yoktur" buyurdu ve ona binmesini emretti.
3855. Hadis
أَخْبَرَنَا نُوحُ بْنُ حَبِيبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَقَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ فَقَدِ اسْتَثْنَى " .
Nûh b. Habîb, Abdürrezzâk'tan, o Ma'mer'den, o İbn Tâvûs'tan, o babasından, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim bir yemin eder de (peşinden) 'inşallah' derse, istisna yapmış olur."
3856. Hadis
أَخْبَرَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رَفَعَهُ " قَالَ سُلَيْمَانُ لأَطُوفَنَّ اللَّيْلَةَ عَلَى تِسْعِينَ امْرَأَةً تَلِدُ كُلُّ امْرَأَةٍ مِنْهُنَّ غُلاَمًا يُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقِيلَ لَهُ قُلْ إِنْ شَاءَ اللَّهُ . فَلَمْ يَقُلْ فَطَافَ بِهِنَّ فَلَمْ تَلِدْ مِنْهُنَّ إِلاَّ امْرَأَةٌ وَاحِدَةٌ نِصْفَ إِنْسَانٍ " . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ قَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لَمْ يَحْنَثْ وَكَانَ دَرَكًا لِحَاجَتِهِ " .
Abbâs b. Abdilazîm, Abdürrezzâk'tan, o Ma'mer'den, o İbn Tâvûs'tan, o babasından, o da Ebû Hureyre'den (merfû olarak) naklettiğine göre; (Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle anlatmıştır): "Süleyman: 'Bu gece doksan kadını dolaşacağım, onlardan her biri Allah yolunda savaşacak birer oğlan çocuğu doğuracak' dedi. Kendisine: 'İnşallah de' denildi. Fakat o (bunu) söylemedi. Derken (eşlerini) dolaştı, ancak onlardan sadece bir kadın yarım bir insan (çocuk) doğurdu." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer inşallah deseydi, yeminini bozmuş olmazdı ve bu, hacetinin görülmesi için bir sebep olurdu."