1493. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عَمْرٍو، مُسْلِمُ بْنُ عَمْرِو بْنِ مُسْلِمٍ الْحَذَّاءُ الْمَدَنِيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ الصَّائِغُ أَبُو مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي الْمُثَنَّى، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا عَمِلَ آدَمِيٌّ مِنْ عَمَلٍ يَوْمَ النَّحْرِ أَحَبَّ إِلَى اللَّهِ مِنْ إِهْرَاقِ الدَّمِ إِنَّهَا لَتَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِقُرُونِهَا وَأَشْعَارِهَا وَأَظْلاَفِهَا وَإِنَّ الدَّمَ لَيَقَعُ مِنَ اللَّهِ بِمَكَانٍ قَبْلَ أَنْ يَقَعَ مِنَ الأَرْضِ فَطِيبُوا بِهَا نَفْسًا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَزَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَأَبُو الْمُثَنَّى اسْمُهُ سُلَيْمَانُ بْنُ يَزِيدَ . رَوَى عَنْهُ ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ . - قَالَ أَبُو عِيسَى وَيُرْوَى عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " فِي الأُضْحِيَةِ لِصَاحِبِهَا بِكُلِّ شَعَرَةٍ حَسَنَةٌ " . وَيُرْوَى " بِقُرُونِهَا " .
Bize Ebû Amr Müslim b. Amr b. Müslim el-Hazzâ el-Medenî anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muhammed Abdullah b. Nâfi' es-Sâiğ anlattı; o, Ebû'l-Müsennâ'dan; o, Hişâm b. Urve'den; o, babasından; o da Âişe'den naklettiğine göre, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ademoğlu Kurban Bayramı günü, Allah katında kurban kanı akıtmaktan daha sevimli bir amel işlememiştir. O kurban, Kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelir. Kan, yere düşmeden önce Allah katındaki (kabul) makamına ulaşır. Öyleyse kurbanla gönlünüzü hoş tutun.” Dedi ki: Bu konuda İmrân b. Husayn ve Zeyd b. Erkam'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Biz bunu Hişâm b. Urve'nin hadisinden, sadece bu vecihle biliyoruz. Ebû'l-Müsennâ'nın ismi Süleyman b. Yezîd'dir. Ondan İbn Ebû Füdeyk rivayet etmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğu da rivayet edilmiştir: “Kurbanda sahibi için her kıla karşılık bir sevap vardır.” (Başka bir rivayette) “Boynuzlarına karşılık...” denilmiştir.
1494. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ ذَبَحَهُمَا بِيَدِهِ وَسَمَّى وَكَبَّرَ وَوَضَعَ رِجْلَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَائِشَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي أَيُّوبَ وَجَابِرٍ وَأَبِي الدَّرْدَاءِ وَأَبِي رَافِعٍ وَابْنِ عُمَرَ وَأَبِي بَكْرَةَ أَيْضًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı; o, Katâde'den; o da Enes b. Mâlik'ten naklettiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, alacalı (siyah-beyaz) ve boynuzlu iki koç kurban etti. Onları eliyle kesti, (keserken) besmele çekti ve tekbir getirdi. (Keserken) ayağını onların yan taraflarına (boyunlarına/böğürlerine) koydu. Dedi ki: Bu konuda Ali, Âişe, Ebû Hureyre, Ebû Eyyûb, Câbir, Ebû'd-Derdâ, Ebû Râfi', İbn Ömer ve Ebû Bekre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
1495. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْمُحَارِبِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي الْحَسْنَاءِ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ حَنَشٍ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّهُ كَانَ يُضَحِّي بِكَبْشَيْنِ أَحَدُهُمَا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالآخَرُ عَنْ نَفْسِهِ، فَقِيلَ لَهُ فَقَالَ أَمَرَنِي بِهِ يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم - فَلاَ أَدَعُهُ أَبَدًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ شَرِيكٍ . وَقَدْ رَخَّصَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يُضَحَّى عَنِ الْمَيِّتِ وَلَمْ يَرَ بَعْضُهُمْ أَنْ يُضَحَّى عَنْهُ . وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ أَحَبُّ إِلَىَّ أَنْ يُتَصَدَّقَ عَنْهُ وَلاَ يُضَحَّى عَنْهُ وَإِنْ ضَحَّى فَلاَ يَأْكُلْ مِنْهَا شَيْئًا وَيَتَصَدَّقْ بِهَا كُلِّهَا . قَالَ مُحَمَّدٌ قَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ وَقَدْ رَوَاهُ غَيْرُ شَرِيكٍ . قُلْتُ لَهُ أَبُو الْحَسْنَاءِ مَا اسْمُهُ فَلَمْ يَعْرِفْهُ . قَالَ مُسْلِمٌ اسْمُهُ الْحَسَنُ .
Bize Muhammed b. Ubeyd el-Muhâribî el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize Şerîk anlattı; o, Ebû'l-Hasnâ'dan; o, Hakem'den; o, Haneş'ten; o da Ali'den naklettiğine göre: O (Ali) iki koç kurban ederdi; birini Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adına, diğerini kendi adına. Kendisine bunun sebebi sorulduğunda şöyle dedi: “Bunu bana O —yani Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem— emretti. Ben bunu asla terk etmem.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Biz bunu sadece Şerîk'in hadisinden biliyoruz. İlim ehlinden bazıları ölü adına kurban kesilmesine ruhsat vermişlerdir. Bazıları ise ölü adına kurban kesilmesini (gerekli veya doğru) görmemişlerdir. Abdullah b. Mübârek dedi ki: “Bana göre ölü adına sadaka verilmesi, kurban kesilmesinden daha sevimlidir. Eğer ölü adına kurban keserse, ondan hiçbir şey yemesin ve tamamını sadaka olarak dağıtsın.” Muhammed (Buhârî) dedi ki: Ali b. el-Medînî şöyle dedi: “Bu hadisi Şerîk dışında başkaları da rivayet etmiştir.” Ona: “Ebû'l-Hasnâ'nın ismi nedir?” diye sordum, bilmediğini söyledi. Müslim dedi ki: “Onun ismi Hasen'dir.”
1496. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشٍ أَقْرَنَ فَحِيلٍ يَأْكُلُ فِي سَوَادٍ وَيَمْشِي فِي سَوَادٍ وَيَنْظُرُ فِي سَوَادٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ .
Bize Ebû Saîd el-Eşecc anlattı; dedi ki: Bize Hafs b. Ğiyâs anlattı; o, Ca'fer b. Muhammed'den; o, babasından; o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem; boynuzlu, erkek, siyah (tüyler) içinde yiyen (ağız çevresi siyah), siyah içinde yürüyen (ayakları siyah) ve siyah içinde bakan (göz çevresi siyah) bir koç kurban etti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih gariptir. Biz bunu sadece Hafs b. Ğiyâs'ın hadisinden biliyoruz.
1497. Hadis
1498. Hadis
1499. Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ كِدَامِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي كِبَاشٍ، قَالَ جَلَبْتُ غَنَمًا جُذْعَانًا إِلَى الْمَدِينَةِ فَكَسَدَتْ عَلَىَّ فَلَقِيتُ أَبَا هُرَيْرَةَ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " نِعْمَ - أَوْ نِعْمَتِ - الأُضْحِيَةُ الْجَذَعُ مِنَ الضَّأْنِ " . قَالَ فَانْتَهَبَهُ النَّاسُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَأُمِّ بِلاَلٍ ابْنَةِ هِلاَلٍ عَنْ أَبِيهَا وَجَابِرٍ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَرَجُلٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ مَوْقُوفًا . وَعُثْمَانُ بْنُ وَاقِدٍ هُوَ ابْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ الْجَذَعَ مِنَ الضَّأْنِ يُجْزِئُ فِي الأُضْحِيَةِ .
Bize Yusuf b. Îsâ anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; dedi ki: Bize Osman b. Vâkıd anlattı; o, Kidâm b. Abdurrahman'dan; o da Ebû Kibâş'tan naklettiğine göre, şöyle demiştir: Medine'ye ceze' (altı aylık veya bir yaşındaki) koyunlar getirdim. Bunlar elimde kaldı (satılmadı). Ebû Hureyre ile karşılaştım ve ona (bunu) sordum. Dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Koyunun ceze'si ne güzel kurbandır.” (Ebû Kibâş) Dedi ki: Bunun üzerine insanlar onları yağmalarcasına (hemen) aldılar. Dedi ki: Bu konuda İbn Abbas, Ümmü Bilâl binti Hilâl —babasından—, Câbir, Ukbe b. Âmir ve Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen gariptir. Bu hadis Ebû Hureyre'den mevkûf olarak da rivayet edilmiştir. Osman b. Vâkıd, Muhammed b. Ziyâd b. Abdullah b. Ömer b. Hattâb'ın oğludur. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehlinin uygulaması buna göredir; koyunun ceze'si (altı ayını doldurmuş olanı) kurban olarak yeterlidir.
1500. Hadis
1501. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عَمَّارٍ الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ عِلْبَاءَ بْنِ أَحْمَرَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَحَضَرَ الأَضْحَى فَاشْتَرَكْنَا فِي الْبَقَرَةِ سَبْعَةً وَفِي الْبَعِيرِ عَشَرَةً . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ السُّلَمِيِّ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ وَأَبِي أَيُّوبَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ الْفَضْلِ بْنِ مُوسَى .
Bize Ebû Ammâr el-Hüseyin b. Hureys anlattı; dedi ki: Bize Fazl b. Mûsâ anlattı; o, Hüseyin b. Vâkıd'dan; o, İlbâ b. Ahmer'den; o, İkrime'den; o da İbn Abbas'tan naklettiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir yolculukta idik. Kurban Bayramı geldi. Bunun üzerine sığırda yedi kişi, devede on kişi ortak olduk. Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû'l-Esved es-Sülemî —babasından ve dedesinden— ve Ebû Eyyûb'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbas hadisi hasen gariptir. Biz bunu sadece Fazl b. Mûsâ'nın hadisinden biliyoruz.
1502. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ نَحَرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْحُدَيْبِيَةِ الْبَدَنَةَ عَنْ سَبْعَةٍ وَالْبَقَرَةَ عَنْ سَبْعَةٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَقَالَ إِسْحَاقُ يُجْزِئُ أَيْضًا الْبَعِيرُ عَنْ عَشَرَةٍ . وَاحْتَجَّ بِحَدِيثِ ابْنِ عَبَّاسٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Mâlik b. Enes anlattı; o, Ebû'z-Zübeyr'den; o da Câbir'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Hudeybiye'de deveyi yedi kişi adına, sığırı da yedi kişi adına kestik. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehlinin uygulaması buna göredir. Bu, Süfyân es-Sevrî, İbnü'l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür. İshâk dedi ki: “Deve on kişiye de yeter.” O, (bu konuda) İbn Abbas hadisini delil göstermiştir.
1503. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا شَرِيكٌ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ حُجَيَّةَ بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ الْبَقَرَةُ عَنْ سَبْعَةٍ، . قُلْتُ فَإِنْ وَلَدَتْ قَالَ اذْبَحْ وَلَدَهَا مَعَهَا . قُلْتُ فَالْعَرْجَاءُ قَالَ إِذَا بَلَغَتِ الْمَنْسِكَ . قُلْتُ فَمَكْسُورَةُ الْقَرْنِ قَالَ لاَ بَأْسَ أُمِرْنَا أَوْ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَسْتَشْرِفَ الْعَيْنَيْنِ وَالأُذُنَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَاهُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Şerîk haber verdi; o, Seleme b. Küheyl'den; o, Huceyye b. Adiy'den; o da Ali'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Sığır yedi kişi içindir (kurban edilebilir). Dedim ki: “Ya doğurursa?” Dedi ki: “Yavrusunu da onunla beraber kes.” Dedim ki: “Ya topal olursa?” Dedi ki: “Eğer kurban kesim yerine (kendi başına) ulaşabilirse (kes).” Dedim ki: “Ya boynuzu kırıksa?” Dedi ki: “Bir sakıncası yok. Biz emrolunduk” -veya “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize emretti ki”- “Gözleri ve kulakları iyice kontrol edelim (sağlam olduklarına bakalım).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Îsâ dedi ki: Bunu Süfyân es-Sevrî de Seleme b. Küheyl'den rivayet etmiştir.
1504. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ جُرَىِّ بْنِ كُلَيْبٍ النَّهْدِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُضَحَّى بِأَعْضَبِ الْقَرْنِ وَالأُذُنِ . قَالَ قَتَادَةُ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ فَقَالَ الْعَضْبُ مَا بَلَغَ النِّصْفَ فَمَا فَوْقَ ذَلِكَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Abde anlattı; o, Saîd'den; o, Katâde'den; o, Cürey b. Küleyb en-Nehdî'den; o da Ali'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, boynuzu ve kulağı kırık/kesik olanın kurban edilmesini yasakladı. Katâde dedi ki: Bunu Saîd b. el-Müseyyeb'e zikrettim. Dedi ki: “A'dab (kesik/kırık), yarısına ulaşan veya ondan daha fazla olandır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
1505. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي عُمَارَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءَ بْنَ يَسَارٍ، يَقُولُ سَأَلْتُ أَبَا أَيُّوبَ الأَنْصَارِيَّ كَيْفَ كَانَتِ الضَّحَايَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ كَانَ الرَّجُلُ يُضَحِّي بِالشَّاةِ عَنْهُ وَعَنْ أَهْلِ بَيْتِهِ فَيَأْكُلُونَ وَيُطْعِمُونَ حَتَّى تَبَاهَى النَّاسُ فَصَارَتْ كَمَا تَرَى . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَعُمَارَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ هُوَ مَدَنِيٌّ وَقَدْ رَوَى عَنْهُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ وَاحْتَجَّا بِحَدِيثِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ضَحَّى بِكَبْشٍ فَقَالَ " هَذَا عَمَّنْ لَمْ يُضَحِّ مِنْ أُمَّتِي " . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ تُجْزِئُ الشَّاةُ إِلاَّ عَنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَهُوَ قَوْلُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ وَغَيْرِهِ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ .
Bana Yahyâ b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekir el-Hanefî anlattı; dedi ki: Bize Dahhâk b. Osman anlattı; dedi ki: Bana Umâre b. Abdullah anlattı; dedi ki: Atâ b. Yesâr'ı şöyle derken işittim: Ebû Eyyûb el-Ensârî'ye: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında kurbanlar nasıldı?” diye sordum. Dedi ki: “Bir adam hem kendisi, hem de ev halkı adına bir koyun kurban ederdi. Onu yerler ve yedirirlerdi. Sonunda insanlar (övünmek için) yarışmaya başladılar ve gördüğün duruma geldi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Umâre b. Abdullah Medinelidir, ondan Mâlik b. Enes de rivayet etmiştir. Bazı ilim ehlinin uygulaması buna göredir. Bu, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür. Onlar, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in bir koç kurban edip: “Bu, ümmetimden kurban kesmeyenler adınadır” demesini delil göstermişlerdir. Bazı ilim ehli ise: “Bir koyun ancak bir kişi (can) için yeterli olur” demişlerdir. Bu, Abdullah b. Mübârek ve diğer bazı ilim ehlinin görüşüdür.
1506. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا حَجَّاجُ بْنُ أَرْطَاةَ، عَنْ جَبَلَةَ بْنِ سُحَيْمٍ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ ابْنَ عُمَرَ عَنِ الأُضْحِيَةِ، أَوَاجِبَةٌ هِيَ فَقَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْمُسْلِمُونَ . فَأَعَادَهَا عَلَيْهِ فَقَالَ أَتَعْقِلُ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْمُسْلِمُونَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ الأُضْحِيَةَ لَيْسَتْ بِوَاجِبَةٍ وَلَكِنَّهَا سُنَّةٌ مِنْ سُنَنِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُسْتَحَبُّ أَنْ يُعْمَلَ بِهَا وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَابْنِ الْمُبَارَكِ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Hüleym anlattı; dedi ki: Bize Haccâc b. Ertât haber verdi; o, Cebele b. Süheym'den naklettiğine göre: Bir adam İbn Ömer'e kurbanı sordu: “O vacip midir?” (İbn Ömer) Dedi ki: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve Müslümanlar kurban kestiler.” (Adam) soruyu ona tekrar sordu. (İbn Ömer) Dedi ki: “Anlamıyor musun? Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve Müslümanlar kurban kestiler.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İlim ehlinin uygulaması buna göredir: Kurban vacip değildir, bilakis Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sünnetlerinden bir sünnettir, yapılması müstehaptır. Bu, Süfyân es-Sevrî ve İbnü'l-Mübârek'in görüşüdür.
1507. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَهَنَّادٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْمَدِينَةِ عَشْرَ سِنِينَ يُضَحِّي . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ .
Bize Ahmed b. Menî' ve Hennâd anlattılar; dediler ki: Bize İbn Ebû Zâide anlattı; o, Haccâc b. Ertât'tan; o, Nâfi'den; o da İbn Ömer'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'de on yıl ikamet etti ve (her yıl) kurban kesti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir.
1508. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي يَوْمِ نَحْرٍ فَقَالَ " لاَ يَذْبَحَنَّ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُصَلِّيَ " . قَالَ فَقَامَ خَالِي فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا يَوْمٌ اللَّحْمُ فِيهِ مَكْرُوهٌ وَإِنِّي عَجَّلْتُ نُسُكِي لأُطْعِمَ أَهْلِي وَأَهْلَ دَارِي أَوْ جِيرَانِي . قَالَ " فَأَعِدْ ذَبْحًا آخَرَ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عِنْدِي عَنَاقُ لَبَنٍ وَهِيَ خَيْرٌ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ أَفَأَذْبَحُهَا قَالَ " نَعَمْ وَهِيَ خَيْرُ نَسِيكَتَيْكَ وَلاَ تُجْزِئُ جَذَعَةٌ لأَحَدٍ بَعْدَكَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَجُنْدَبٍ وَأَنَسٍ وَعُوَيْمِرِ بْنِ أَشْقَرَ وَابْنِ عُمَرَ وَأَبِي زَيْدٍ الأَنْصَارِيِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ لاَ يُضَحَّى بِالْمِصْرِ حَتَّى يُصَلِّيَ الإِمَامُ وَقَدْ رَخَّصَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ لأَهْلِ الْقُرَى فِي الذَّبْحِ إِذَا طَلَعَ الْفَجْرُ وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ الْمُبَارَكِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ أَجْمَعَ أَهْلُ الْعِلْمِ أَنْ لاَ يُجْزِئَ الْجَذَعُ مِنَ الْمَعْزِ وَقَالُوا إِنَّمَا يُجْزِئُ الْجَذَعُ مِنَ الضَّأْنِ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize İsmail b. İbrâhîm haber verdi; o, Dâvûd b. Ebû Hind'den; o, Şa'bî'den; o da Berâ b. Âzib'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban Bayramı günü bize hutbe okudu ve şöyle buyurdu: “Sizden hiç kimse namazı kılıncaya kadar (kurban) kesmesin.” Dedi ki: Bunun üzerine dayım kalktı ve dedi ki: “Ey Allah'ın Resulü! Bu, etin (yenmesinin) mekruh (zor) olduğu (insanların ete rağbet ettiği) bir gündür. Ben ailemi, ev halkımı veya komşularımı doyurmak için kurbanımı (namazdan önce) acele kesiverdim.” Buyurdu ki: “Öyleyse başka bir kurbanı tekrar (iade ederek) kes.” Dedi ki: “Ey Allah'ın Resulü! Yanımda bir oğlak (anâk-ı leben) var ki, (benim için) iki etlik koyundan daha hayırlıdır. Onu keseyim mi?” Buyurdu ki: “Evet, (kesebilirsin), o senin iki kurbanlığından daha hayırlıdır. Fakat senden sonra hiç kimse için ceze' (altı aylık oğlak) yeterli olmaz.” Dedi ki: Bu konuda Câbir, Cündeb, Enes, Uveymir b. Eşkar, İbn Ömer ve Ebû Zeyd el-Ensârî'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İlim ehlinin çoğunun uygulaması buna göredir; şehirde (kılınan yerde) imam namazı kıldırıncaya kadar kurban kesilmez. İlim ehlinden bir grup ise köylüler için fecrin doğuşuyla birlikte kurban kesimine ruhsat vermişlerdir. Bu, İbnü'l-Mübârek'in görüşüdür. Ebû Îsâ dedi ki: İlim ehli, keçinin ceze'sinin (bir yaşını doldurmamış olanının) kurban olarak yeterli olmayacağı konusunda icma etmişlerdir. Onlar: “Ceze' (altı aylık) ancak koyunda yeterli olur” demişlerdir.
1509. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَأْكُلُ أَحَدُكُمْ مِنْ لَحْمِ أُضْحِيَتِهِ فَوْقَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . - وَإِنَّمَا كَانَ النَّهْىُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُتَقَدِّمًا ثُمَّ رَخَّصَ بَعْدَ ذَلِكَ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys anlattı; o, Nâfi'den; o, İbn Ömer'den; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre, şöyle buyurmuştur: “Sizden hiç kimse, kurban etinden üç günden fazla yemesin.” Dedi ki: Bu konuda Âişe ve Enes'ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in (bu) yasağı önceydi, sonra buna (yemeye ve saklamaya) ruhsat verdi.
1510. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ النَّبِيلُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِي فَوْقَ ثَلاَثٍ لِيَتَّسِعَ ذُو الطَّوْلِ عَلَى مَنْ لاَ طَوْلَ لَهُ فَكُلُوا مَا بَدَا لَكُمْ وَأَطْعِمُوا وَادَّخِرُوا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَعَائِشَةَ وَنُبَيْشَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَقَتَادَةَ بْنِ النُّعْمَانِ وَأَنَسٍ وَأُمِّ سَلَمَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ بُرَيْدَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ .
Bize Muhammed b. Beşşâr, Mahmûd b. Ğaylân, Hasan b. Ali el-Hallâl ve birden fazla kişi anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Âsım en-Nebîl haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân es-Sevrî anlattı; o, Alkame b. Mersed'den; o, Süleyman b. Büreyde'den; o da babasından naklettiğine göre, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizlere kurban etlerini üç günden fazla (tutmanızı) yasaklamıştım. (Bu,) İmkânı olanın (zenginin), imkânı olmayana (fakire) bolluk sağlaması (dağıtması) içindi. Artık size uygun gelen şekilde yiyin, yedirin ve saklayın (stoklayın).” Dedi ki: Bu konuda İbn Mes'ûd, Âişe, Nübeyşe, Ebû Saîd, Katâde b. Nu'mân, Enes ve Ümmü Seleme'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Büreyde hadisi hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehlinin uygulaması buna göredir.
1511. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَابِسِ بْنِ رَبِيعَةَ، قَالَ قُلْتُ لأُمِّ الْمُؤْمِنِينَ أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِي قَالَتْ لاَ وَلَكِنْ قَلَّ مَنْ كَانَ يُضَحِّي مِنَ النَّاسِ فَأَحَبَّ أَنْ يُطْعَمَ مَنْ لَمْ يَكُنْ يُضَحِّي وَلَقَدْ كُنَّا نَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَنَأْكُلُهُ بَعْدَ عَشَرَةِ أَيَّامٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأُمُّ الْمُؤْمِنِينَ هِيَ عَائِشَةُ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ رُوِيَ عَنْهَا هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû'l-Ahvas anlattı; o, Ebû İshâk'tan; o da Âbis b. Rabîa'dan naklettiğine göre, şöyle demiştir: Ümmü'l-Mü'minîn'e: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurban etlerini (üç günden fazla saklamayı) yasaklıyor muydu?” diye sordum. Dedi ki: “Hayır, fakat insanlardan kurban kesenler azdı. O da kurban kesmeyenlerin doyurulmasını arzuladı. (Daha sonra) biz kurbanın paçasını saklar ve on gün sonra yerdik.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ümmü'l-Mü'minîn, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Âişe'dir. Bu hadis ondan başka vecihlerle de rivayet edilmiştir.
1512. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ فَرَعَ وَلاَ عَتِيرَةَ " . وَالْفَرَعُ أَوَّلُ النِّتَاجِ كَانَ يُنْتَجُ لَهُمْ فَيَذْبَحُونَهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ نُبَيْشَةَ وَمِخْنَفِ بْنِ سُلَيْمٍ وَأَبِي الْعُشَرَاءِ عَنْ أَبِيهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَتِيرَةُ ذَبِيحَةٌ كَانُوا يَذْبَحُونَهَا فِي رَجَبٍ يُعَظِّمُونَ شَهْرَ رَجَبٍ لأَنَّهُ أَوَّلُ شَهْرٍ مِنْ أَشْهُرِ الْحُرُمِ وَأَشْهُرُ الْحُرُمِ رَجَبٌ وَذُو الْقَعْدَةِ وَذُو الْحِجَّةِ وَالْمُحَرَّمُ وَأَشْهُرُ الْحَجِّ شَوَّالٌ وَذُو الْقَعْدَةِ وَعَشْرٌ مِنْ ذِي الْحِجَّةِ كَذَلِكَ رُوِيَ عَنْ بَعْضِ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ فِي أَشْهُرِ الْحَجِّ.
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; dedi ki: Bize Abdurrezzâk anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer haber verdi; o, Zührî'den; o, İbnü'l-Müseyyeb'den; o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Fera' da yoktur, atîre de yoktur.” Fera', hayvanların doğurduğu ilk yavrudur; onu (putları için) keserlerdi. Dedi ki: Bu konuda Nübeyşe, Mihnef b. Süleym ve Ebû'l-Uşerâ'dan —babasından— da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Atîre, Receb ayında kestikleri bir kurbandı. Receb ayına tazim gösterirlerdi, çünkü o haram ayların ilkidir. Haram aylar; Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem'dir. Hac ayları ise Şevval, Zilkade ve Zilhicce'den on gündür. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından hac ayları hakkında da böyle rivayet edilmiştir.
1513. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَاهَكَ، أَنَّهُمْ دَخَلُوا عَلَى حَفْصَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ فَسَأَلُوهَا عَنِ الْعَقِيقَةِ، فَأَخْبَرَتْهُمْ أَنَّ عَائِشَةَ أَخْبَرَتْهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَهُمْ عَنِ الْغُلاَمِ شَاتَانِ مُكَافِئَتَانِ وَعَنِ الْجَارِيَةِ شَاةٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأُمِّ كُرْزٍ وَبُرَيْدَةَ وَسَمُرَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَأَنَسٍ وَسَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَحَفْصَةُ هِيَ بِنْتُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ .
Bize Ebû Seleme Yahyâ b. Halef el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. Mufaddal anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Osman b. Huseym haber verdi; o, Yûsuf b. Mâhek'ten naklettiğine göre, onlar Hafsa binti Abdurrahman'ın yanına girdiler ve ona akîkayı sordular. O da onlara, Âişe'nin kendisine şöyle haber verdiğini anlattı: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara, erkek çocuk için birbirine denk iki koyun, kız çocuk için bir koyun (kesmelerini) emretti. Dedi ki: Bu konuda Ali, Ümmü Kürz, Büreyde, Semüre, Ebû Hureyre, Abdullah b. Amr, Enes, Selmân b. Âmir ve İbn Abbas'tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahihtir. Hafsa, Abdurrahman b. Ebû Bekir es-Sıddîk'ın kızıdır.
1514. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَذَّنَ فِي أُذُنِ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ حِينَ وَلَدَتْهُ فَاطِمَةُ بِالصَّلاَةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي الْعَقِيقَةِ عَلَى مَا رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنِ الْغُلاَمِ شَاتَانِ مُكَافِئَتَانِ وَعَنِ الْجَارِيَةِ شَاةٌ . - وَرُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَيْضًا أَنَّهُ عَقَّ عَنِ الْحَسَنِ بِشَاةٍ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd ve Abdurrahman b. Mehdî anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân haber verdi; o, Âsım b. Ubeydullah'tan; o, Ubeydullah b. Ebû Râfi'den; o da babasından naklettiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i, Fâtıma, Hasan b. Ali'yi doğurduğu zaman onun kulağına namaz ezanı okurken gördüm. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İlim ehlinin akîka konusundaki uygulaması, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den birçok yolla rivayet edildiği üzere; erkek çocuk için birbirine denk iki koyun, kız çocuk için bir koyun şeklindedir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den Hasan için bir koyun kestiği de rivayet edilmiştir. Bazı ilim ehli bu hadise yönelmiştir (bunu da caiz görmüştür).
1515. Hadis
1516. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ سِبَاعِ بْنِ ثَابِتٍ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ ثَابِتِ بْنِ سِبَاعٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أُمَّ كُرْزٍ أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا، سَأَلَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْعَقِيقَةِ فَقَالَ " عَنِ الْغُلاَمِ شَاتَانِ وَعَنِ الْجَارِيَةِ وَاحِدَةٌ وَلاَ يَضُرُّكُمْ ذُكْرَانًا كُنَّ أَمْ إِنَاثًا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hasan b. Ali el-Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Abdurrezzâk anlattı; o, İbn Cüreyc'den; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Ebû Yezîd haber verdi; o, Sibâ' b. Sâbit'ten; o da Muhammed b. Sâbit b. Sibâ'ın kendisine haber verdiğine göre, Ümmü Kürz kendisine şöyle haber vermiştir: O, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e akîkayı sormuş, O da şöyle buyurmuştur: “Oğlan çocuğu için iki koyun, kız çocuğu için bir koyun (kesilir). (Koyunların) erkek veya dişi olması size zarar vermez (fark etmez).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
1517. Hadis
حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ، عَنْ عُفَيْرِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ سُلَيْمِ بْنِ عَامِرٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ الأُضْحِيَةِ الْكَبْشُ وَخَيْرُ الْكَفَنِ الْحُلَّةُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَعُفَيْرُ بْنُ مَعْدَانَ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ .
Bize Seleme b. Şebîb anlattı; dedi ki: Bize Ebû'l-Muğîre anlattı; o, Ufeyr b. Ma'dân'dan; o, Süleym b. Âmir'den; o da Ebû Umâme'den naklettiğine göre, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kurbanın en hayırlısı koç, kefenin en hayırlısı ise takımdır (hulle: alt ve üst iki parça).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Ufeyr b. Ma'dân hadis(çiler) nezdinde zayıf kabul edilir.
1518. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا أَبُو رَمْلَةَ، عَنْ مِخْنَفِ بْنِ سُلَيْمٍ، قَالَ كُنَّا وُقُوفًا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَفَاتٍ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ عَلَى كُلِّ أَهْلِ بَيْتٍ فِي كُلِّ عَامٍ أُضْحِيَةٌ وَعَتِيرَةٌ هَلْ تَدْرُونَ مَا الْعَتِيرَةُ هِيَ الَّتِي تُسَمُّونَهَا الرَّجَبِيَّةَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَلاَ نَعْرِفُ هَذَا الْحَدِيثَ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ عَوْنٍ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Ravh b. Ubâde anlattı; dedi ki: Bize İbn Avn anlattı; dedi ki: Bize Ebû Ramle anlattı; (o da) Mihnef b. Süleym'den (nakletti). (Mihnef) dedi ki: Biz Arafat'ta Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte duruyorduk. O'nu şöyle buyururken işittim: "Ey insanlar! Her yıl her ev halkına bir kurban ve bir de Atîre (kurbanı) düşer (gerekir). Atîre nedir bilir misiniz? O, sizin 'Recebiyye' (Recep ayında kesilen kurban) diye isimlendirdiğiniz şeydir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Bu hadisi sadece bu vecihten, İbn Avn'ın rivayetinden bilmekteyiz.
1519. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى الْقُطَعِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ عَقَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحَسَنِ بِشَاةٍ وَقَالَ " يَا فَاطِمَةُ احْلِقِي رَأْسَهُ وَتَصَدَّقِي بِزِنَةِ شَعْرِهِ فِضَّةً " . قَالَ فَوَزَنَتْهُ فَكَانَ وَزْنُهُ دِرْهَمًا أَوْ بَعْضَ دِرْهَمٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَإِسْنَادُهُ لَيْسَ بِمُتَّصِلٍ . وَأَبُو جَعْفَرٍ مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ لَمْ يُدْرِكْ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ .
Bize Muhammed b. Yahyâ el-Kutaî anlattı; dedi ki: Bize Abdülalâ b. Abdilalâ anlattı; (o) Muhammed b. İshak'tan, (o) Abdullah b. Ebî Bekir'den, (o) Muhammed b. Ali b. el-Hüseyin'den, (o da) Ali b. Ebî Tâlib'ten nakletti. (Ali) dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Hasan adına bir koyun ile akîka kurbanı kesti ve şöyle buyurdu: "Ey Fâtıma! Onun başını tıraş et ve saçının ağırlığınca gümüş sadaka ver." (Ravi) dedi ki: (Fâtıma) onu tarttı; ağırlığı bir dirhem veya bir dirhemden biraz (fazla/eksik) geldi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. İsnadı muttasıl değildir. Ebû Ca'fer Muhammed b. Ali b. el-Hüseyin, Ali b. Ebî Tâlib'e yetişmemiştir.
1520. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ سَعْدٍ السَّمَّانُ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ ثُمَّ نَزَلَ فَدَعَا بِكَبْشَيْنِ فَذَبَحَهُمَا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hasan b. Ali el-Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Ezher b. Sa'd es-Semmân anlattı; (o) İbn Avn'dan, (o) Muhammed b. Sîrîn'den, (o) Abdurrahman b. Ebî Bekre'den, (o da) babasından nakletti. (Babasının) bildirdiğine göre Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe okudu, sonra (minberden) indi. İki koç istedi ve o ikisini kesti (boğazladı). Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
1521. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، عَنِ الْمُطَّلِبِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ شَهِدْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الأَضْحَى بِالْمُصَلَّى فَلَمَّا قَضَى خُطْبَتَهُ نَزَلَ عَنْ مِنْبَرِهِ فَأُتِيَ بِكَبْشٍ فَذَبَحَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ وَقَالَ " بِسْمِ اللَّهِ وَاللَّهُ أَكْبَرُ هَذَا عَنِّي وَعَمَّنْ لَمْ يُضَحِّ مِنْ أُمَّتِي " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنْ يَقُولَ الرَّجُلُ إِذَا ذَبَحَ بِسْمِ اللَّهِ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ الْمُبَارَكِ . وَالْمُطَّلِبُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبٍ يُقَالُ إِنَّهُ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ جَابِرٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ya'kûb b. Abdurrahman anlattı; (o) Amr b. Ebî Amr'dan, (o) el-Muttalib'den, (o da) Câbir b. Abdillah'tan nakletti. (Câbir) dedi ki: Kurban bayramında (namazgâhta) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bulundum. Hutbesini bitirince minberinden indi. Kendisine bir koç getirildi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu eliyle kesti (boğazladı) ve şöyle dedi: "Bismillâh, Vallâhu Ekber. Bu hem benden hem de ümmetimden kurban kesemeyenler adınadır." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten gariptir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehli katında uygulama buna göredir; kişi kurban kestiğinde "Bismillâh, Vallâhu Ekber" der. Bu, İbnü'l-Mübârek'in görüşüdür. el-Muttalib b. Abdillah b. Hantab'ın, Câbir'den (hadis) işitmediği söylenir.
1522. Hadis
1523. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْحَكَمِ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عَمْرٍو، أَوْ عُمَرَ بْنِ مُسْلِمٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ رَأَى هِلاَلَ ذِي الْحِجَّةِ وَأَرَادَ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَأْخُذَنَّ مِنْ شَعْرِهِ وَلاَ مِنْ أَظْفَارِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالصَّحِيحُ هُوَ عَمْرُو بْنُ مُسْلِمٍ قَدْ رَوَى عَنْهُ مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَلْقَمَةَ وَغَيْرُ وَاحِدٍ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ نَحْوَ هَذَا . وَهُوَ قَوْلُ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ كَانَ يَقُولُ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ وَإِلَى هَذَا الْحَدِيثِ ذَهَبَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَرَخَّصَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي ذَلِكَ فَقَالُوا لاَ بَأْسَ أَنْ يَأْخُذَ مِنْ شَعْرِهِ وَأَظْفَارِهِ . وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَاحْتَجَّ بِحَدِيثِ عَائِشَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَبْعَثُ بِالْهَدْىِ مِنَ الْمَدِينَةِ فَلاَ يَجْتَنِبُ شَيْئًا مِمَّا يَجْتَنِبُ مِنْهُ الْمُحْرِمُ .
Bize Ahmed b. el-Hakem el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; (o) Şu'be'den, (o) Mâlik b. Enes'ten, (o) Amr -veya Ömer- b. Müslim'den, (o) Saîd b. el-Müseyyeb'den, (o da) Ümmü Seleme'den nakletti. (Ümmü Seleme) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakletti). O şöyle buyurdu: "Kim Zilhicce hilalini görür ve kurban kesmek isterse, saçından ve tırnaklarından hiçbir şey almasın." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Doğrusu "Amr b. Müslim"dir. Ondan Muhammed b. Amr b. Alkame ve birden çok kişi rivayette bulunmuştur. Bu hadis Saîd b. el-Müseyyeb kanalıyla Ümmü Seleme'den, (o da) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu vechin dışında da bunun bir benzeri olarak rivayet edilmiştir. İlim ehlinden bazılarının görüşü budur. Saîd b. el-Müseyyeb bunu söylüyordu. Ahmed ve İshâk da bu hadise yönelmişlerdir (bu görüşü benimsemişlerdir). İlim ehlinden bazıları ise bu konuda ruhsat vermiş ve şöyle demişlerdir: "(Kurban kesecek kişinin) saçından ve tırnaklarından almasında bir sakınca yoktur." Bu, Şâfiî'nin görüşüdür. O, Âişe'nin (şu) hadisini delil getirmiştir: "Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'den kurbanlık gönderir ve ihramlının sakındığı şeylerin hiçbirinden sakınmazdı."