876. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمٌ، ح وَأَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، - هُوَ ابْنُ سَعِيدٍ - عَنْ شُعَيْبٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، - وَهُوَ الزُّهْرِيُّ - قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا افْتَتَحَ التَّكْبِيرَ فِي الصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ حِينَ يُكَبِّرُ حَتَّى يَجْعَلَهُمَا حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ وَإِذَا كَبَّرَ لِلرُّكُوعِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ إِذَا قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَقَالَ " رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ " . وَلاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ حِينَ يَسْجُدُ وَلاَ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ مِنَ السُّجُودِ .
Bize Amr b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Ali b. Ayyaş anlattı; dedi ki: Bize Şuayb anlattı; Zührî'den; dedi ki: Bana Sâlim anlattı; [Yine] bana Ahmed b. Muhammed b. el-Muğîre haber verdi; dedi ki: Bize Osman -ki o İbn Saîd'dir- anlattı; Şuayb'dan; Muhammed'den -ki o Zührî'dir-; dedi ki: Bana Sâlim b. Abdillah b. Ömer haber verdi; İbn Ömer'den; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; namaza tekbirle başladığında ellerini tekbir alırken omuz hizasına kadar kaldırırdı. Rükû için tekbir aldığında da bunun aynısını yapardı. Sonra 'Semiallahü limen hamideh' dediğinde yine bunun aynısını yapar ve 'Rabbenâ ve leke'l-hamd' derdi. Secde ettiğinde ve başını secdeden kaldırdığında ise bunu yapmazdı."
877. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى تَكُونَا حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ ثُمَّ يُكَبِّرُ - قَالَ - وَكَانَ يَفْعَلُ ذَلِكَ حِينَ يُكَبِّرُ لِلرُّكُوعِ وَيَفْعَلُ ذَلِكَ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ وَيَقُولُ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . وَلاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübarek haber verdi; Yûnus'tan; Zührî'den; dedi ki: Bana Sâlim haber verdi; İbn Ömer'den; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; namaza kalktığı zaman ellerini omuz hizasına gelinceye kadar kaldırır, sonra tekbir alırdı. -Dedi ki:- Bunu rükûya giderken tekbir aldığında da yapar, başını rükûdan kaldırdığı zaman da yapar ve 'Semiallahü limen hamideh' derdi. Secdede ise bunu yapmazdı."
878. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ وَإِذَا رَكَعَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ رَفَعَهُمَا كَذَلِكَ وَقَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ " . وَكَانَ لاَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السُّجُودِ .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; İbn Şihâb'dan; Sâlim'den; Abdullah b. Ömer'den [naklederek]; "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığında ellerini omuz hizasına kadar kaldırırdı. Rükûya vardığında ve başını rükûdan kaldırdığında da yine böylece (ellerini) kaldırırdı ve 'Semiallahü limen hamideh, Rabbenâ ve leke'l-hamd' derdi. Secdede ise bunu yapmazdı."
879. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ كَبَّرَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى حَاذَتَا أُذُنَيْهِ ثُمَّ يَقْرَأُ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَلَمَّا فَرَغَ مِنْهَا قَالَ " آمِينَ " . يَرْفَعُ بِهَا صَوْتَهُ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Ebû'l-Ahvas anlattı; Ebû İshak'tan; Abdülcebbâr b. Vâil'den; babasından; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında namaz kıldım. Namaza başladığında tekbir aldı ve ellerini kulakları hizasına gelinceye kadar kaldırdı. Sonra Fâtiha-i Kitâb'ı okudu. [Okumayı] bitirince 'Âmîn' dedi; bunu [söylerken] sesini yükseltti."
880. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ نَصْرَ بْنَ عَاصِمٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا صَلَّى رَفَعَ يَدَيْهِ حِينَ يُكَبِّرُ حِيَالَ أُذُنَيْهِ وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ .
Bize Muhammed b. Abdila'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Katâde'den; dedi ki: Nasr b. Âsım'ı, Mâlik b. el-Huveyriss'ten -ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabındandı- naklederken işittim: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz kıldığı zaman tekbir alırken, rükûya varmak istediğinde ve başını rükûdan kaldırdığında ellerini kulaklarının hizasına kaldırırdı."
881. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ وَحِينَ رَكَعَ وَحِينَ رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ حَتَّى حَاذَتَا فُرُوعَ أُذُنَيْهِ .
Bize Ya'kûb b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı; İbn Ebî Arûbe'den; Katâde'den; Nasr b. Âsım'dan; Mâlik b. el-Huveyriss'ten; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i namaza başladığında, rükûya vardığında ve başını rükûdan kaldırdığında [ellerini], kulaklarının üst kısmının hizasına gelinceye kadar kaldırırken gördüm."
882. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا فِطْرُ بْنُ خَلِيفَةَ، عَنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى تَكَادَ إِبْهَامَاهُ تُحَاذِي شَحْمَةَ أُذُنَيْهِ .
Bize Muhammed b. Râfi' haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Bişr anlattı; dedi ki: Bize Fıtr b. Halîfe anlattı; Abdülcebbâr b. Vâil'den; babasından [naklederek]; O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i görmüş; namaza başladığında ellerini, başparmakları kulak yumuşağının hizasına gelecek kadar kaldırırdı.
883. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سَمْعَانَ، قَالَ جَاءَ أَبُو هُرَيْرَةَ إِلَى مَسْجِدِ بَنِي زُرَيْقٍ فَقَالَ ثَلاَثٌ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْمَلُ بِهِنَّ تَرَكَهُنَّ النَّاسُ كَانَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ فِي الصَّلاَةِ مَدًّا وَيَسْكُتُ هُنَيْهَةً وَيُكَبِّرُ إِذَا سَجَدَ وَإِذَا رَفَعَ .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebî Zi'b anlattı; dedi ki: Bize Saîd b. Sem'ân anlattı; dedi ki: Ebû Hureyre Benî Züreyk Mescidi'ne geldi ve şöyle dedi: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yaptığı üç şey vardı ki insanlar onları terk etti: Namazda ellerini iyice (yukarı) uzatarak kaldırırdı, bir süre sessiz kalırdı, secde ederken ve [başını secdeden] kaldırırken tekbir getirirdi."
884. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَدَخَلَ رَجُلٌ فَصَلَّى ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَدَّ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَرَجَعَ فَصَلَّى كَمَا صَلَّى ثُمَّ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَعَلَ ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَقَالَ الرَّجُلُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أُحْسِنُ غَيْرَ هَذَا فَعَلِّمْنِي . قَالَ " إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَكَبِّرْ ثُمَّ اقْرَأْ مَا تَيَسَّرَ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَعْتَدِلَ قَائِمًا ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ جَالِسًا ثُمَّ افْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلاَتِكَ كُلِّهَا " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; dedi ki: Bana Saîd b. Ebî Saîd anlattı; babasından; Ebû Hureyre'den [naklederek]; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mescid'e girdi. Derken bir adam da girdi ve namaz kıldı. Sonra gelip Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e selam verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun selamını aldı ve: "Dön ve namaz kıl; çünkü sen namaz kılmadın," buyurdu. [Adam] dönüp önceki kıldığı gibi namaz kıldı. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip selam verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Ve aleyke's-selâm; dön ve namaz kıl; çünkü sen namaz kılmadın," buyurdu. [Adam] bunu üç defa yaptı. [Sonunda] adam: Seni hak ile gönderene yemin olsun ki bundan daha güzelini yapamıyorum, bana öğret, dedi. [Resulullah] şöyle buyurdu: "Namaza kalktığın zaman tekbir al. Sonra Kur'an'dan ezberinde olanın kolayına geleni oku. Sonra rükûya git ve rükûda mutmain oluncaya (uzuvların yatışıncaya) kadar bekle. Sonra [başını] kaldır ve ayakta iyice doğrul. Sonra secdeye git ve secdede mutmain oluncaya kadar bekle. Sonra [başını] kaldır ve otururken mutmain oluncaya kadar bekle. Sonra bunu namazının tamamında yap."
885. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدٌ، - هُوَ ابْنُ أَبِي أُنَيْسَةَ - عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَامَ رَجُلٌ خَلْفَ نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً . فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَاحِبُ الْكَلِمَةِ " فَقَالَ رَجُلٌ أَنَا يَا نَبِيَّ اللَّهِ . فَقَالَ " لَقَدِ ابْتَدَرَهَا اثْنَا عَشَرَ مَلَكًا " .
Bana Muhammed b. Vehb haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Seleme anlattı; Ebû Abdirrahim'den; dedi ki: Bana Zeyd -ki o İbn Ebî Üneyse'dir- anlattı; Amr b. Mürre'den; Avn b. Abdillah'tan; Abdullah b. Ömer'den; dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında namaza durdu ve: "Allâhu ekber kebîrâ velhamdülillâhi kesîrâ ve sübhânellâhi bükraten ve asîlâ" (Allah en büyüktür, O'na sonsuz hamd olsun; sabah akşam O'nu tüm noksanlardan tenzih ederim) dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şu sözü söyleyen kimdir?" diye sordu. Bir adam: Benim ey Allah'ın Nebisi, dedi. Buyurdu ki: "O söz için on iki melek yarıştı."
886. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُجَاعٍ الْمَرُّوذِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا " . فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " عَجِبْتُ لَهَا " . وَذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا " فُتِحَتْ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ " . قَالَ ابْنُ عُمَرَ مَا تَرَكْتُهُ مُنْذُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُهُ .
Bize Muhammed b. Şucâ' el-Merrûzî haber verdi; dedi ki: Bize İsmail anlattı; Haccâc'dan; Ebû'z-Zübeyr'den; Avn b. Abdillah'tan; İbn Ömer'den; dedi ki: "Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kılarken cemaatten bir adam: 'Allâhu ekber kebîrâ velhamdülillâhi kesîrâ ve sübhânellâhi bükraten ve asîlâ' dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Şöyle şöyle diyen kimdir?' buyurdu. Cemaatten bir adam: Benim ey Allah'ın Resulü, dedi. Buyurdu ki: 'Buna şaştım.' -Sonra- anlamı: 'Ona gök kapıları açıldı,' olan bir söz zikretti. İbn Ömer dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bunu söylediğini işittiğimden beri o sözü terk etmedim."
887. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُمَيْرٍ الْعَنْبَرِيِّ، وَقَيْسِ بْنِ سُلَيْمٍ الْعَنْبَرِيِّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَلْقَمَةُ بْنُ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَانَ قَائِمًا فِي الصَّلاَةِ قَبَضَ بِيَمِينِهِ عَلَى شِمَالِهِ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Musa b. Umeyr el-Anberî ve Kays b. Süleym el-Anberî'den; dediler ki: Bize Alkame b. Vâil anlattı; babasından; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; namazda ayakta olduğu zaman sağ eliyle sol elini tutardı."
888. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ أَبِي زَيْنَبَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا عُثْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ رَآنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ وَضَعْتُ شِمَالِي عَلَى يَمِينِي فِي الصَّلاَةِ فَأَخَذَ بِيَمِينِي فَوَضَعَهَا عَلَى شِمَالِي .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Hüleym anlattı; Haccâc b. Ebî Zeyneb'den; dedi ki: Ebû Osman'ı, İbn Mes'ûd'dan naklederken işittim; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, namazda sol elimi sağ elimin üzerine koymuşken beni gördü. Bunun üzerine sağ elimi tuttu ve sol elimin üzerine koydu."
889. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ زَائِدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ كُلَيْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي أَنَّ وَائِلَ بْنَ حُجْرٍ، أَخْبَرَهُ قَالَ قُلْتُ لأَنْظُرَنَّ إِلَى صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَيْفَ يُصَلِّي فَنَظَرْتُ إِلَيْهِ فَقَامَ فَكَبَّرَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى حَاذَتَا بِأُذُنَيْهِ ثُمَّ وَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى كَفِّهِ الْيُسْرَى وَالرُّسْغِ وَالسَّاعِدِ فَلَمَّا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ رَفَعَ يَدَيْهِ مِثْلَهَا - قَالَ - وَوَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ ثُمَّ لَمَّا رَفَعَ رَأْسَهُ رَفَعَ يَدَيْهِ مِثْلَهَا ثُمَّ سَجَدَ فَجَعَلَ كَفَّيْهِ بِحِذَاءِ أُذُنَيْهِ ثُمَّ قَعَدَ وَافْتَرَشَ رِجْلَهُ الْيُسْرَى وَوَضَعَ كَفَّهُ الْيُسْرَى عَلَى فَخِذِهِ وَرُكْبَتِهِ الْيُسْرَى وَجَعَلَ حَدَّ مِرْفَقِهِ الأَيْمَنِ عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى ثُمَّ قَبَضَ اثْنَتَيْنِ مِنْ أَصَابِعِهِ وَحَلَّقَ حَلْقَةً ثُمَّ رَفَعَ إِصْبَعَهُ فَرَأَيْتُهُ يُحَرِّكُهَا يَدْعُو بِهَا .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübarek haber verdi; Zâide'den; dedi ki: Bize Âsım b. Küleyb anlattı; dedi ki: Bana babam anlattı ki Vâil b. Hucr ona şöyle haber vermiş: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazına bakayım, nasıl kılıyor [diye düşündüm]. Ona baktım; kalktı, tekbir aldı ve ellerini kulakları hizasına gelinceye kadar kaldırdı. Sonra sağ elini sol elinin avucuna, bileğine ve koluna koydu. Rükûya gitmek istediğinde ellerini yine öylece kaldırdı. -Dedi ki:- Ellerini dizlerinin üzerine koydu. Başını [rükûdan] kaldırdığında ellerini yine öylece kaldırdı. Sonra secde etti ve avuçlarını kulaklarının hizasına getirdi. Sonra oturdu ve sol ayağını yaydı. Sol avucunu sol uyluğunun ve dizinin üzerine koydu. Sağ dirseğinin ucunu da sağ uyluğunun üzerine koydu. Sonra parmaklarından ikisini yumdu, halka yaptı ve [işaret] parmağını kaldırdı. Onu hareket ettirdiğini, onunla dua ettiğini gördüm."
890. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ هِشَامٍ، ح وَأَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنْ هِشَامٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُصَلِّيَ الرَّجُلُ مُخْتَصِرًا .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr haber verdi; Hişâm'dan; [Yine] bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübarek haber verdi -lafız onundur-; Hişâm'dan; İbn Sîrîn'den; Ebû Hureyre'den [naklederek]; "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kişinin namazda eli beline koymasını yasakladı."
891. Hadis
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ حَبِيبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ صُبَيْحٍ، قَالَ صَلَّيْتُ إِلَى جَنْبِ ابْنِ عُمَرَ فَوَضَعْتُ يَدِي عَلَى خَصْرِي فَقَالَ لِي هَكَذَا ضَرْبَةً بِيَدِهِ فَلَمَّا صَلَّيْتُ قُلْتُ لِرَجُلٍ مَنْ هَذَا قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ . قُلْتُ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ مَا رَابَكَ مِنِّي قَالَ إِنَّ هَذَا الصَّلْبُ وَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا عَنْهُ .
Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi; Süfyân b. Habîb'den; Saîd b. Ziyâd'dan; Ziyâd b. Subayh'tan; dedi ki: İbn Ömer'in yanında namaz kıldım ve elimi belime koydum. Eliyle bana vurup şöyle [yapma] dedi. Namazı bitirince bir adama: Bu kim? dedim. O da: Abdullah b. Ömer'dir, dedi. Dedim ki: Ey Ebu Abdirrahman! Seni benden şüphelendiren şey nedir (bana niye vurdun)? Dedi ki: Bu 'salb'dir (çarmıha gerilenin duruşudur). Muhakkak ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi bundan nehyetti."
892. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ سَعِيدٍ الثَّوْرِيِّ، عَنْ مَيْسَرَةَ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، رَأَى رَجُلاً يُصَلِّي قَدْ صَفَّ بَيْنَ قَدَمَيْهِ فَقَالَ خَالَفَ السُّنَّةَ وَلَوْ رَاوَحَ بَيْنَهُمَا كَانَ أَفْضَلَ .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; Süfyân b. Saîd es-Sevrî'den; Meysere'den; Minhâl b. Amr'dan; Ebû Ubeyde'den [naklederek]; Abdullah, namaz kılarken ayaklarını birleştiren bir adam gördü ve şöyle dedi: "Sünnete aykırı davrandı. Aralarını açsaydı daha faziletli olurdu."
893. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَيْسَرَةُ بْنُ حَبِيبٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْمِنْهَالَ بْنَ عَمْرٍو، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ رَأَى رَجُلاً يُصَلِّي قَدْ صَفَّ بَيْنَ قَدَمَيْهِ فَقَالَ أَخْطَأَ السُّنَّةَ وَلَوْ رَاوَحَ بَيْنَهُمَا كَانَ أَعْجَبَ إِلَىَّ .
Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid anlattı; Şu'be'den; dedi ki: Bana Meysere b. Habîb haber verdi; dedi ki: Minhâl b. Amr'ı, Ebû Ubeyde'den; Abdullah'tan naklederken işittim; O, namaz kılarken ayaklarını birleştiren bir adam görmüş ve şöyle demiş: "Sünnette hata etti. Aralarını açsaydı benim daha çok hoşuma giderdi."
894. Hadis
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَتْ لَهُ سَكْتَةٌ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ .
Bize Mahmud b. Gaylân haber verdi; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Umâre b. el-Ka'kâ'dan; Ebû Zür'a b. Amr b. Cerîr'den; Ebû Hureyre'den [naklederek]; "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namaza başladığı zaman bir susuşu (sekte) vardı."
895. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ سَكَتَ هُنَيْهَةً فَقُلْتُ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَقُولُ فِي سُكُوتِكَ بَيْنَ التَّكْبِيرِ وَالْقِرَاءَةِ قَالَ " أَقُولُ اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ اللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنْ خَطَايَاىَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ اللَّهُمَّ اغْسِلْنِي مِنْ خَطَايَاىَ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ " .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr haber verdi; Umâre b. el-Ka'kâ'dan; Ebû Zür'a b. Amr b. Cerîr'den; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığı zaman bir süre susardı. Dedim ki: Babam anam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü! Tekbir ile kıraat arasındaki susuşunda ne diyorsun? Şöyle buyurdu: "'Allahümme bâid beynî ve beyne hatâyâye kemâ bâadte beynel-meşrıkı vel-mağrib. Allahümme nakkınî min hatâyâye kemâ yunekkassevbul-ebyedu mined-denes. Allahümmeğsilnî min hatâyâye bil-mâi ves-selci vel-bered' (Allah'ım! Benimle hatalarımın arasını, doğu ile batının arasını ayırdığın gibi ayır (uzaklaştır). Allah'ım! Beni, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi hatalarımdan temizle (arındır). Allah'ım! Beni hatalarımdan su, kar ve dolu ile yıka) diyorum."
896. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُرَيْحُ بْنُ يَزِيدَ الْحَضْرَمِيُّ، قَالَ أَخْبَرَنِي شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا اسْتَفْتَحَ الصَّلاَةَ كَبَّرَ ثُمَّ قَالَ " إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ اهْدِنِي لأَحْسَنِ الأَعْمَالِ وَأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إِلاَّ أَنْتَ وَقِنِي سَيِّئَ الأَعْمَالِ وَسَيِّئَ الأَخْلاَقِ لاَ يَقِي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ " .
Bize Amr b. Osman b. Saîd haber verdi; dedi ki: Bize Şüreyh b. Yezîd el-Hadramî anlattı; dedi ki: Bana Şuayb b. Ebî Hamza haber verdi; dedi ki: Bana Muhammed b. el-Münkedir haber verdi; Câbir b. Abdillah'tan; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığı zaman tekbir alır, sonra şöyle derdi: "'İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil-âlemîn. Lâ şerîke leh. Ve bizâlike umirtu ve ene minel-müslimîn. Allahümmehdinî li-ahsenil-a'mâli ve ahsenil-ahlâk. Lâ yehdî li-ahsenihâ illâ ent. Ve kınî seyyiel-a'mâli ve seyyiel-ahlâk. Lâ yekî seyyiehâ illâ ent' (Şüphesiz benim namazım da, ibadetlerim de, yaşamım da ölümüm de Alemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanlardanım. Allah'ım! Beni amellerin en güzeline ve ahlakın en güzeline eriştir. Bunların en güzeline ancak sen eriştirirsin. Beni kötü amellerden ve kötü ahlaktan koru. Bunların kötüsünden (insanı) ancak sen korursun)."
897. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمِّي الْمَاجِشُونُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيٍّ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا اسْتَفْتَحَ الصَّلاَةَ كَبَّرَ ثُمَّ قَالَ " وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَنَا عَبْدُكَ ظَلَمْتُ نَفْسِي وَاعْتَرَفْتُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبِي جَمِيعًا لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ وَاهْدِنِي لأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إِلاَّ أَنْتَ وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا لاَ يَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ كُلُّهُ فِي يَدَيْكَ وَالشَّرُّ لَيْسَ إِلَيْكَ أَنَا بِكَ وَإِلَيْكَ تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz b. Ebî Seleme anlattı; dedi ki: Bana amcam Mâcişûn b. Ebî Seleme anlattı; Abdurrahman el-A'rec'den; Ubeydullah b. Ebî Râfi'den; Ali radıyallahu anh'tan [naklederek]; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığı zaman tekbir alır, sonra şöyle derdi: "'Veccehtü vechiye lillezî fetara's-semâvâti ve'l-arda hanîfen ve mâ ene mine'l-müşrikîn. İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi'l-âlemîn. Lâ şerîke leh. Ve bizâlike umirtu ve ene mine'l-müslimîn. Allahümme ente'l-melikü lâ ilâhe illâ ent. Ene abdüke zalemtü nefsî va'teraftü bizenbî fağfirlî zünûbî cemîan. Lâ yağfiru'z-zünûbe illâ ent. Vehdinî li-ahseni'l-ahlâkı lâ yehdî li-ahsenihâ illâ ent. Vasrif annî seyyiehâ lâ yasrifu annî seyyiehâ illâ ent. Lebbeyke ve sa'deyke ve'l-hayru küllühü fî yedeyke ve'ş-şerru leyse ileyk. Ene bike ve ileyk. Tebârakte ve teâleyt. Estağfiruke ve etûbu ileyk' (Yüzümü, gökleri ve yeri yaratan (Allah)'a, batıl dinlerden uzaklaşmış ve hakka yönelmiş (hanif) olarak çevirdim. Ben müşriklerden değilim. Şüphesiz benim namazım da, ibadetlerim de, yaşamım da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanlardanım. Allah'ım! Melik sensin, senden başka ilah yoktur. Ben senin kulunum, nefsime zulmettim, günahımı itiraf ettim; benim bütün günahlarımı bağışla. Günahları ancak sen bağışlarsın. Beni ahlakın en güzeline eriştir. Onun en güzeline ancak sen eriştirirsin. Onun kötüsünü benden uzaklaştır. Onun kötüsünü benden ancak sen uzaklaştırırsın. Emrine amadeyim, bütün varlığımla senin hizmetindeyim (lebbeyk ve sa'deyk). Hayrın hepsi senin ellerindedir. Şer sana nispet edilemez. Ben seninle varım ve sana döneceğim. Sen mübareksin, yücesin. Senden mağfiret diler ve sana tevbe ederim)."
898. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ الْحِمْصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ حِمْيَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، وَذَكَرَ، آخَرَ قَبْلَهُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هُرْمُزَ الأَعْرَجِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مَسْلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَامَ يُصَلِّي تَطَوُّعًا قَالَ " اللَّهُ أَكْبَرُ وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ " . ثُمَّ يَقْرَأُ .
Bize Yahya b. Osman el-Hımsî haber verdi; dedi ki: Bize İbn Himyer anlattı; dedi ki: Bize Şuayb b. Ebî Hamza anlattı; Muhammed b. el-Münkedir'den ve ondan önce başka birini zikrederek Abdurrahman b. Hürmüz el-A'rec'den; Muhammed b. Mesleme'den [naklederek]; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem nafile namaza kalktığı zaman şöyle derdi: "'Allâhu ekber. Veccehtü vechiye lillezî fetara's-semâvâti ve'l-arda hanîfen müslimen ve mâ ene mine'l-müşrikîn. İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi'l-âlemîn. Lâ şerîke leh. Ve bizâlike umirtu ve ene evvelü'l-müslimîn. Allahümme ente'l-melikü lâ ilâhe illâ ent. Sübhâneke ve bi-hamdik' (Allah en büyüktür. Yüzümü, gökleri ve yeri yaratan (Allah)'a, batıl dinlerden uzaklaşmış ve hakka yönelmiş bir Müslüman olarak çevirdim. Ben müşriklerden değilim. Şüphesiz benim namazım da, ibadetlerim de, yaşamım da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim. Allah'ım! Melik sensin, senden başka ilah yoktur. Seni tenzih eder ve sana hamd ederim)." Sonra okumaya başlardı.
899. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ فَضَالَةَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ قَالَ " سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ تَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ " .
Bize Ubeydullah b. Fadâle b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi; dedi ki: Bize Ca'fer b. Süleyman haber verdi; Ali b. Ali'den; Ebu'l-Mütevekkil'den; Ebû Saîd'den [naklederek]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığı zaman şöyle derdi: "'Sübhâneke Allahümme ve bi-hamdike tebârekesmüke ve teâlâ ceddüke ve lâ ilâhe ğayruk' (Allah'ım! Seni hamdinle tesbih ederim. Senin ismin mübarektir, şanın yücedir ve senden başka ilah yoktur)."
900. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، قَالَ حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ قَالَ " سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ " .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi; (dedi ki) bize Zeyd b. Hubâb anlattı; (dedi ki) bana Ca'fer b. Süleyman anlattı; Ali b. Ali'den; Ebu'l-Mütevekkil'den; Ebu Said'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığı zaman şöyle derdi: "Sübhâneke Allâhümme ve bi hamdik ve tebârekesmük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayruk. (Allah'ım! Seni hamdinle tesbih ederim. İsmin mübarektir, şanın yücedir ve Senden başka ilah yoktur.)"
901. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ، وَقَتَادَةَ، وَحُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي بِنَا إِذْ جَاءَ رَجُلٌ فَدَخَلَ الْمَسْجِدَ وَقَدْ حَفَزَهُ النَّفَسُ فَقَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ . فَلَمَّا قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ قَالَ " أَيُّكُمُ الَّذِي تَكَلَّمَ بِكَلِمَاتٍ " فَأَرَمَّ الْقَوْمُ قَالَ " إِنَّهُ لَمْ يَقُلْ بَأْسًا " . قَالَ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُ وَقَدْ حَفَزَنِي النَّفَسُ فَقُلْتُهَا . قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَقَدْ رَأَيْتُ اثْنَىْ عَشَرَ مَلَكًا يَبْتَدِرُونَهَا أَيُّهُمْ يَرْفَعُهَا " .
Bize Muhammed b. Müsennâ haber verdi; (dedi ki) bize Haccâc anlattı; (dedi ki) bize Hammâd anlattı; Sâbit, Katâde ve Humeyd'den; Enes'ten şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize namaz kıldırıyordu. Derken bir adam geldi, nefes nefese camiye girdi ve şöyle dedi: "Allâhu Ekber, el-hamdü lillâhi hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. (Allah en büyüktür. Allah'a çokça, tertemiz ve mübarek bir hamd ile hamdolsun.)" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazını bitirince: "O kelimeleri söyleyen hanginizdi?" diye sordu. Topluluk sessiz kaldı. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "O kişi kötü bir şey söylemedi." buyurdu. (Bunun üzerine adam): "Benim ey Allah'ın Resûlü! Nefes nefese gelmiştim de o yüzden söyledim." dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Yemin olsun ki on iki meleğin, o sözleri hangisi (Allah'a) yükseltecek diye birbirleriyle yarıştıklarını gördüm." buyurdu.
902. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ - رضى الله عنهما - يَسْتَفْتِحُونَ الْقِرَاءَةَ بِـ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ }
Bize Kuteybe b. Saîd haber verdi; (dedi ki) bize Ebu Avâne anlattı; Katâde'den; Enes'ten şöyle nakletmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhümâ kıraate { El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn } "Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur" ile başlarlardı.
903. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الزُّهْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَعَ أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ - رضى الله عنهما - فَافْتَتَحُوا بِـ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ }
Bize Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman ez-Zührî haber verdi; (dedi ki) bize Süfyân anlattı; Eyyûb'dan; Katâde'den; Enes'ten şöyle nakletmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile, Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhümâ ile birlikte namaz kıldım. (Kıraate) { El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn } "Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur" ile başladılar.
904. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الْمُخْتَارِ بْنِ فُلْفُلٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ بَيْنَمَا ذَاتَ يَوْمٍ بَيْنَ أَظْهُرِنَا - يُرِيدُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم - إِذْ أَغْفَى إِغْفَاءَةً ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ مُتَبَسِّمًا فَقُلْنَا لَهُ مَا أَضْحَكَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " نَزَلَتْ عَلَىَّ آنِفًا سُورَةُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ { إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ * فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ * إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الأَبْتَرُ } " . ثُمَّ قَالَ " هَلْ تَدْرُونَ مَا الْكَوْثَرُ " . قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ . قَالَ " فَإِنَّهُ نَهْرٌ وَعَدَنِيهِ رَبِّي فِي الْجَنَّةِ آنِيَتُهُ أَكْثَرُ مِنْ عَدَدِ الْكَوَاكِبِ تَرِدُهُ عَلَىَّ أُمَّتِي فَيُخْتَلَجُ الْعَبْدُ مِنْهُمْ فَأَقُولُ يَا رَبِّ إِنَّهُ مِنْ أُمَّتِي . فَيَقُولُ لِي إِنَّكَ لاَ تَدْرِي مَا أَحْدَثَ بَعْدَكَ " .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; (dedi ki) bize Ali b. Müshir anlattı; Muhtâr b. Fülfül'den; Enes b. Mâlik'ten şöyle nakletmiştir: (Enes) dedi ki: Bir gün aramızda iken -Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i kastediyor- hafifçe uyukladı. Sonra gülümseyerek başını kaldırdı. Biz ona: "Seni güldüren nedir ey Allah'ın Resûlü?" dedik. "Az önce bana bir sure indirildi." dedi ve { Bismillahirrahmanirrahîm. Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik. O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Asıl soyu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir. } okudu. Sonra: "Kevser nedir bilir misiniz?" buyurdu. "Allah ve Resûlü daha iyi bilir." dedik. "O, Rabbimin bana cennette vaad ettiği bir nehirdir. Kapları yıldızların sayısından daha çoktur. Ümmetim (o nehrin başında) bana gelir. Onlardan bir kul çekilip alınır. Ben: 'Rabbim! O benim ümmetimdendir.' derim. (Allah) bana der ki: 'Senden sonra neler uydurduğunu sen bilmiyorsun.'" buyurdu.
905. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ نُعَيْمٍ الْمُجْمِرِ، قَالَ صَلَّيْتُ وَرَاءَ أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَرَأَ { بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ } الرَّحِيمِ ثُمَّ قَرَأَ بِأُمِّ الْقُرْآنِ حَتَّى إِذَا بَلَغَ { غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ } فَقَالَ آمِينَ . فَقَالَ النَّاسُ آمِينَ . وَيَقُولُ كُلَّمَا سَجَدَ اللَّهُ أَكْبَرُ وَإِذَا قَامَ مِنَ الْجُلُوسِ فِي الاِثْنَيْنِ قَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ وَإِذَا سَلَّمَ قَالَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنِّي لأَشْبَهُكُمْ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdilhakem haber verdi; Şuayb'dan; (dedi ki) bize Leys anlattı; (dedi ki) bize Hâlid anlattı; İbn Ebi Hilâl'den; Nuaym el-Mücmir'den şöyle nakletmiştir: Ebu Hureyre'nin arkasında namaz kıldım. { Bismillahirrahmanirrahîm } okudu. Sonra Ümmü'l-Kur'ân'ı (Fâtiha'yı) okudu. { Ğayri'l-mağdûbi aleyhim ve-le'd-dâllîn } (Gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil) ayetine ulaşınca "Âmin" dedi. İnsanlar da "Âmin" dediler. Her secde ettiğinde "Allâhu Ekber" diyor, iki (rekattan) oturuştan kalktığında da "Allâhu Ekber" diyordu. Selam verince şöyle dedi: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki, namazı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e en çok benzeyeniniz benim."
906. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ الْحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، أَنْبَأَنَا أَبُو حَمْزَةَ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ زَاذَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يُسْمِعْنَا قِرَاءَةَ { بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ } وَصَلَّى بِنَا أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ فَلَمْ نَسْمَعْهَا مِنْهُمَا .
Bize Muhammed b. Ali b. el-Hasan b. Şakîk haber verdi; dedi ki: Babamı şöyle derken işittim: Bize Ebu Hamza haber verdi; Mansûr b. Zâzân'dan; Enes b. Mâlik'ten şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize namaz kıldırdı ve bize { Bismillahirrahmanirrahîm } kıraatini işittirmedi. Ebu Bekir ve Ömer de bize namaz kıldırdı, onlardan da bunu işitmedik.
907. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، وَابْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ - رضى الله عنهم - فَلَمْ أَسْمَعْ أَحَدًا مِنْهُمْ يَجْهَرُ بِـ { بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ } .
Bize Abdullah b. Saîd Ebu Saîd el-Eşecc haber verdi; (dedi ki) bana Ukbe b. Hâlid anlattı; (dedi ki) bize Şu'be ve İbn Ebi Arûbe anlattı; Katâde'den; Enes'ten şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in, Ebu Bekir'in, Ömer'in ve Osman'ın -radıyallahu anhüm- arkasında namaz kıldım. Onlardan hiçbirinin { Bismillahirrahmanirrahîm }'i açıktan okuduğunu işitmedim.
908. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ غِيَاثٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو نُعَامَةَ الْحَنَفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ كَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُغَفَّلٍ إِذَا سَمِعَ أَحَدَنَا، يَقْرَأُ { بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ } يَقُولُ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَخَلْفَ أَبِي بَكْرٍ وَخَلْفَ عُمَرَ رضى الله عنهما فَمَا سَمِعْتُ أَحَدًا مِنْهُمْ قَرَأَ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ .
Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi; (dedi ki) bize Hâlid anlattı; (dedi ki) bize Osman b. Gıyâs anlattı; (dedi ki) bana Ebu Nuâme el-Hanefî haber verdi; (dedi ki) bize Abdullah b. Muğaffel'in oğlu anlattı; şöyle dedi: Abdullah b. Muğaffel, birimizin { Bismillahirrahmanirrahîm } okuduğunu işittiği zaman şöyle derdi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında, Ebu Bekir'in arkasında ve Ömer'in -radıyallahu anhümâ- arkasında namaz kıldım. Onlardan hiçbirinin Bismillahirrahmanirrahîm'i (açıktan) okuduğunu işitmedim."
909. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا السَّائِبِ، مَوْلَى هِشَامِ بْنِ زُهْرَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى صَلاَةً لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِأُمِّ الْقُرْآنِ فَهِيَ خِدَاجٌ هِيَ خِدَاجٌ هِيَ خِدَاجٌ " . غَيْرُ تَمَامٍ . فَقُلْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ إِنِّي أَحْيَانًا أَكُونُ وَرَاءَ الإِمَامِ . فَغَمَزَ ذِرَاعِي وَقَالَ اقْرَأْ بِهَا يَا فَارِسِيُّ فِي نَفْسِكَ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ قَسَمْتُ الصَّلاَةَ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي نِصْفَيْنِ فَنِصْفُهَا لِي وَنِصْفُهَا لِعَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ " . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْرَءُوا يَقُولُ الْعَبْدُ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ } يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ حَمِدَنِي عَبْدِي . يَقُولُ الْعَبْدُ { الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ } يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَثْنَى عَلَىَّ عَبْدِي . يَقُولُ الْعَبْدُ { مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ } يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مَجَّدَنِي عَبْدِي . يَقُولُ الْعَبْدُ { إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ } فَهَذِهِ الآيَةُ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ . يَقُولُ الْعَبْدُ { اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ * صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ } فَهَؤُلاَءِ لِعَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ " .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Alâ b. Abdurrahman'dan; o Hişâm b. Zühre'nin azatlısı Ebu's-Sâib'i şöyle derken işitmiş: Ebu Hureyre'yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Her kim Ümmü'l-Kur'ân'ı (Fâtiha'yı) okumadığı bir namaz kılarsa o (namaz) eksiktir, o eksiktir, o eksiktir." Tam değildir. (Ebu's-Sâib) dedi ki: "Ey Ebu Hureyre! Ben bazen imamın arkasında oluyorum (ne yapayım?)" dedim. Kolumu dürttü ve dedi ki: "Ey Farisî! Onu içinden oku. Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: 'Allah Azze ve Celle buyurdu ki: Namazı (Fâtiha'yı) benimle kulum arasında iki yarıya böldüm. Yarısı benim, yarısı kulumundur. Kulumun istediği onundur.' Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (şöyle devam etti): 'Okuyun! Kul: { El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn } dediği zaman, Allah Azze ve Celle: Kulum bana hamd etti, buyurur. Kul: { Er-Rahmâni'r-Rahîm } dediği zaman, Allah Azze ve Celle: Kulum beni övdü, buyurur. Kul: { Mâliki yevmi'd-dîn } dediği zaman, Allah Azze ve Celle: Kulum beni yüceltti, buyurur. Kul: { İyyâke na'büdü ve iyyâke nesteîn } dediği zaman (Allah): Bu ayet benimle kulum arasındadır ve kulumun istediği onundur, buyurur. Kul: { İhdine's-sırâta'l-müstakîm. Sırâta'llezîne en'amte aleyhim ğayri'l-mağdûbi aleyhim ve-le'd-dâllîn } dediği zaman (Allah): Bunlar kulumundur ve kulumun istediği onundur, buyurur.'"
910. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ " .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; Süfyân'dan; Zührî'den; Mahmûd b. Er-Rabî'den; Ubâde b. es-Sâmit'ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle nakletmiştir: "Fâtiha'l-Kitâb'ı okumayanın namazı yoktur."
911. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَصَاعِدًا " .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Abdullah bize haber verdi; Ma'mer'den; Zührî'den; Mahmûd b. Er-Rabî'den; Ubâde b. es-Sâmit'ten şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Fâtiha'l-Kitâb'ı ve fazlasını okumayanın namazı yoktur."
912. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ الْمُخَرِّمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ عَمَّارِ بْنِ رُزَيْقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ إِذْ سَمِعَ نَقِيضًا فَوْقَهُ فَرَفَعَ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ بَصَرَهُ إِلَى السَّمَاءِ فَقَالَ هَذَا بَابٌ قَدْ فُتِحَ مِنَ السَّمَاءِ مَا فُتِحَ قَطُّ . قَالَ فَنَزَلَ مِنْهُ مَلَكٌ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَبْشِرْ بِنُورَيْنِ أُوتِيتَهُمَا لَمْ يُؤْتَهُمَا نَبِيٌّ قَبْلَكَ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَخَوَاتِيمِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ لَمْ تَقْرَأْ حَرْفًا مِنْهُمَا إِلاَّ أُعْطِيتَهُ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. El-Mübârek el-Muharrimî haber verdi; (dedi ki) bize Yahya b. Âdem anlattı; (dedi ki) bize Ebu'l-Ahvas anlattı; Ammâr b. Ruzeyk'ten; Abdullah b. İsa'dan; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında Cebrail aleyhisselam varken, (Cebrail) üzerinden bir gıcırtı işitti. Cebrail aleyhisselam başını göğe kaldırdı ve şöyle dedi: "Bu, gökten şu an açılan bir kapıdır ki daha önce hiç açılmamıştı." (İbn Abbas) dedi ki: O kapıdan bir melek indi ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelerek şöyle dedi: "Sana verilen iki nuru müjdeliyorum ki senden önce hiçbir peygambere verilmemişti: Fâtiha'l-Kitâb (Fatiha Suresi) ve Bakara Suresi'nin sonları. Onlardan okuduğun her bir harfin karşılığı mutlaka sana verilir."
913. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ حَفْصَ بْنَ عَاصِمٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي سَعِيدِ بْنِ الْمُعَلَّى، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِهِ وَهُوَ يُصَلِّي فَدَعَاهُ - قَالَ - فَصَلَّيْتُ ثُمَّ أَتَيْتُهُ فَقَالَ " مَا مَنَعَكَ أَنْ تُجِيبَنِي " قَالَ كُنْتُ أُصَلِّي . قَالَ " أَلَمْ يَقُلِ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ } أَلاَ أُعَلِّمُكَ أَعْظَمَ سُورَةٍ قَبْلَ أَنْ أَخْرُجَ مِنَ الْمَسْجِدِ " . قَالَ فَذَهَبَ لِيَخْرُجَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَوْلَكَ . قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ هِيَ السَّبْعُ الْمَثَانِي الَّذِي أُوتِيتُ وَالْقُرْآنُ الْعَظِيمُ " .
Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi; (dedi ki) bize Hâlid anlattı; (dedi ki) bize Şu'be anlattı; Hubeyb b. Abdurrahman'dan; dedi ki: Hafs b. Âsım'ı, Ebu Saîd b. el-Muallâ'dan naklederken işittim; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) namaz kılarken onun (Ebu Saîd'in) yanına uğradı ve onu çağırdı. (Ebu Saîd) dedi ki: Namazı kıldım, sonra yanına geldim. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Bana cevap vermene ne engel oldu?" buyurdu. (Ben): "Namaz kılıyordum." dedim. Buyurdu ki: "Allah Azze ve Celle: { Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah'a ve Resûlüne icabet edin } buyurmadı mı? Mescitten çıkmadan önce sana (Kur'an'daki) en büyük sureyi öğreteyim mi?" (Ebu Saîd) dedi ki: Çıkmak üzere hareketlendi. Ben: "Ey Allah'ın Resûlü! Sözünüz vardı." dedim. Buyurdu ki: "{ El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn }. O, Seb'u'l-Mesânî ve bana verilen Yüce Kur'an'dır."
914. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي التَّوْرَاةِ وَلاَ فِي الإِنْجِيلِ مِثْلَ أُمِّ الْقُرْآنِ وَهِيَ السَّبْعُ الْمَثَانِي وَهِيَ مَقْسُومَةٌ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ " .
Bize el-Hüseyin b. Hureys haber verdi; (dedi ki) bize el-Fadl b. Mûsâ anlattı; Abdulhamîd b. Ca'fer'den; Alâ b. Abdurrahman'dan; babasından; Ebu Hureyre'den; Übey b. Ka'b'tan şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Allah Azze ve Celle, ne Tevrat'ta ne de İncil'de Ümmü'l-Kur'ân gibisini indirmemiştir. O, Seb'u'l-Mesânî'dir ve o, benimle kulum arasında paylaştırılmıştır. Kulumun istediği onundur."
915. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أُوتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي السَّبْعَ الطُّوَلَ .
Bana Muhammed b. Kudâme haber verdi; (dedi ki) bize Cerîr anlattı; A'meş'ten; Müslim'den; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan şöyle nakletmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e Seb'u'l-Mesânî olarak yedi uzun sure verilmiştir.
916. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ { سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي } قَالَ السَّبْعُ الطُّوَلُ .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; (dedi ki) bize Şerîk anlattı; Ebu İshak'tan; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan; Allah Azze ve Celle'nin { Seb'an mine'l-mesânî } sözü hakkında şöyle nakletmiştir: "(Kur'an'ın başındaki) yedi uzun suredir."
917. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ فَقَرَأَ رَجُلٌ خَلْفَهُ { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } فَلَمَّا صَلَّى قَالَ مَنْ قَرَأَ { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } . قَالَ رَجُلٌ أَنَا . قَالَ " قَدْ عَلِمْتُ أَنَّ بَعْضَكُمْ قَدْ خَالَجَنِيهَا " .
Bize Muhammed b. El-Müsennâ haber verdi; (dedi ki) bize Yahya anlattı; (dedi ki) bize Şu'be anlattı; Katâde'den; Zürâre'den; İmrân b. Husayn'dan şöyle nakletmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem öğle namazını kıldırdı. Arkasındaki bir adam { Sebbihi'sme rabbike'l-a'lâ } (A'lâ Suresini) okudu. Namazı bitirince: "{ Sebbihi'sme rabbike'l-a'lâ }'yı kim okudu?" diye sordu. Adam: "Ben" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Birinizin onu (okuyarak) beni şaşırttığını (zihnimi meşgul ettiğini) anladım." buyurdu.
918. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى صَلاَةَ الظُّهْرِ أَوِ الْعَصْرِ وَرَجُلٌ يَقْرَأُ خَلْفَهُ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ " أَيُّكُمْ قَرَأَ بِـ { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا وَلَمْ أُرِدْ بِهَا إِلاَّ الْخَيْرَ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " قَدْ عَرَفْتُ أَنَّ بَعْضَكُمْ قَدْ خَالَجَنِيهَا " .
Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) bize Ebu Avâne anlattı; Katâde'den; Zürâre b. Evfâ'dan; İmrân b. Husayn'dan şöyle nakletmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: Öğle veya ikindi namazını kıldırdı. Arkasında bir adam okuyordu. (Namazdan) ayrılınca: "Hanginiz { Sebbihi'sme rabbike'l-a'lâ }'yı okudu?" diye sordu. Topluluktan bir adam: "Ben (okudum) ve bununla hayırdan başka bir şey istemedim." dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Birinizin (okuyarak) beni şaşırttığını (zihnimi meşgul ettiğini) anlamıştım." buyurdu.
919. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ مِنْ صَلاَةٍ جَهَرَ فِيهَا بِالْقِرَاءَةِ فَقَالَ " هَلْ قَرَأَ مَعِي أَحَدٌ مِنْكُمْ آنِفًا " . قَالَ رَجُلٌ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " إِنِّي أَقُولُ مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ " . قَالَ فَانْتَهَى النَّاسُ عَنِ الْقِرَاءَةِ فِيمَا جَهَرَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْقِرَاءَةِ مِنَ الصَّلاَةِ حِينَ سَمِعُوا ذَلِكَ .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; İbn Şihâb'dan; İbn Ükeyme el-Leysî'den; Ebu Hureyre'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: Kıraati açıktan yaptığı bir namazdan ayrılınca şöyle buyurdu: "Az önce içinizden biri benimle birlikte okudu mu?" Bir adam: "Evet, ey Allah'ın Resûlü!" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Ben de, bana ne oluyor da Kur'an'da (okuyuşumda) çekişiliyor diyorum." buyurdu. (Ebu Hureyre) dedi ki: Bunu işittikleri zaman, insanlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kıraati açıktan yaptığı namazlarda okumaktan vazgeçtiler.
920. Hadis
أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، عَنْ صَدَقَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ حَرَامِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ نَافِعِ بْنِ مَحْمُودِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْضَ الصَّلَوَاتِ الَّتِي يُجْهَرُ فِيهَا بِالْقِرَاءَةِ فَقَالَ " لاَ يَقْرَأَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمْ إِذَا جَهَرْتُ بِالْقِرَاءَةِ إِلاَّ بِأُمِّ الْقُرْآنِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr haber verdi; Sadaka'dan; Zeyd b. Vâkıd'dan; Harâm b. Hakîm'den; Nâfi' b. Mahmûd b. Rabîa'dan; Ubâde b. es-Sâmit'ten şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kıraati açıktan yaptığı namazlardan birini bize kıldırdı ve şöyle buyurdu: "Ben kıraati açıktan yaptığım zaman, Ümmü'l-Kur'ân (Fâtiha) hariç, içinizden hiç kimse bir şey okumasın."
921. Hadis
أَخْبَرَنَا الْجَارُودُ بْنُ مُعَاذٍ التِّرْمِذِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ " .
Bize Cârûd b. Muâz et-Tirmizî haber verdi; (dedi ki) bize Ebu Hâlid el-Ahmer anlattı; Muhammed b. Aclân'dan; Zeyd b. Eslem'den; Ebu Sâlih'ten; Ebu Hureyre'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "İmam ancak kendisine uyulsun diye tayin edilmiştir. O tekbir alınca siz de tekbir alın. Okuduğu zaman susun. 'Semiallahu limen hamideh' dediği zaman, 'Allâhümme Rabbenâ leke'l-hamd' deyin."
922. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَعْدٍ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ كَانَ الْمُخَرِّمِيُّ يَقُولُ هُوَ ثِقَةٌ يَعْنِي مُحَمَّدَ بْنَ سَعْدٍ الأَنْصَارِيَّ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. El-Mübârek haber verdi; (dedi ki) bize Muhammed b. Sa'd el-Ensârî anlattı; (dedi ki) bana Muhammed b. Aclân anlattı; Zeyd b. Eslem'den; Ebu Sâlih'ten; Ebu Hureyre'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "İmam ancak kendisine uyulsun diye vardır. O tekbir alınca siz de tekbir alın. Okuduğu zaman susun." Ebu Abdurrahman dedi ki: Muharrimî, "O güvenilirdir" derdi. Yani Muhammed b. Sa'd el-Ensârî'yi kastediyor.
923. Hadis
أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو الزَّاهِرِيَّةِ، قَالَ حَدَّثَنِي كَثِيرُ بْنُ مُرَّةَ الْحَضْرَمِيُّ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، سَمِعَهُ يَقُولُ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَفِي كُلِّ صَلاَةٍ قِرَاءَةٌ قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ وَجَبَتْ هَذِهِ . فَالْتَفَتَ إِلَىَّ وَكُنْتُ أَقْرَبَ الْقَوْمِ مِنْهُ فَقَالَ مَا أَرَى الإِمَامَ إِذَا أَمَّ الْقَوْمَ إِلاَّ قَدْ كَفَاهُمْ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَأٌ إِنَّمَا هُوَ قَوْلُ أَبِي الدَّرْدَاءِ وَلَمْ يُقْرَأْ هَذَا مَعَ الْكِتَابِ .
Bana Hârûn b. Abdullah haber verdi; (dedi ki) bize Zeyd b. Hubâb anlattı; (dedi ki) bize Muâviye b. Sâlih anlattı; (dedi ki) bana Ebu'z-Zâhiriyye anlattı; (dedi ki) bana Kesîr b. Mürre el-Hadramî anlattı; Ebu'd-Derdâ'dan; onu şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e "Her namazda kıraat var mıdır?" diye soruldu. "Evet" buyurdu. Ensâr'dan bir adam: "Bu vacip oldu" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) bana döndü -ki ben topluluğun ona en yakın olanıydım- ve şöyle buyurdu: "İmam topluluğa namaz kıldırdığı zaman, (onun kıraati) onlara yeter diye düşünüyorum." Ebu Abdurrahman dedi ki: Bu (sözün) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayet edilmesi) hatadır. Bu ancak Ebu'd-Derdâ'nın sözüdür. Bu (hadis) Kitab ile birlikte okunmadı.
924. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، عَنِ الْفَضْلِ بْنِ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ السَّكْسَكِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي لاَ أَسْتَطِيعُ أَنْ آخُذَ شَيْئًا مِنَ الْقُرْآنِ فَعَلِّمْنِي شَيْئًا يُجْزِئْنِي مِنَ الْقُرْآنِ . فَقَالَ " قُلْ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ " .
Bize Yusuf b. İsa ve Mahmûd b. Ğaylân haber verdi; Fadl b. Mûsâ'dan; dedi ki: Bize Mis'ar anlattı; İbrahim es-Seksekî'den; İbn Ebi Evfâ'dan şöyle nakletmiştir: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ben Kur'an'dan (ezberime) bir şey alamıyorum. Bana Kur'an'ın yerine geçecek bir şey öğret" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "De ki: 'Sübhânallâhi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh' (Allah'ı tesbih ederim, hamd Allah'a mahsustur, Allah'tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür, güç ve kuvvet ancak Allah iledir)."
925. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُؤَمِّنُ فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Bize Amr b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize Bakıyye anlattı; Zübeydî'den; dedi ki: Bana Zührî haber verdi; Ebu Seleme'den; Ebu Hureyre'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Okuyan (imam) 'Âmin' dediği zaman siz de 'Âmin' deyin. Çünkü melekler de 'Âmin' derler. Kimin (bu) 'Âmin' demesi meleklerin 'Âmin' demesine denk gelirse, Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar."
926. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُؤَمِّنُ فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; (dedi ki) bize Süfyân anlattı; Zührî'den; Saîd b. El-Müseyyeb'den; Ebu Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle nakletmiştir: "Okuyan (imam) 'Âmin' dediği zaman siz de 'Âmin' deyin. Çünkü melekler de 'Âmin' derler. Kimin 'Âmin' demesi meleklerin 'Âmin' demesine denk gelirse, geçmiş günahları bağışlanır."
927. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا " قَالَ الإِمَامُ { غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ } فَقُولُوا آمِينَ فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تَقُولُ آمِينَ وَإِنَّ الإِمَامَ يَقُولُ آمِينَ فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi; (dedi ki) bize Yezîd b. Zürey' anlattı; (dedi ki) bana Ma'mer anlattı; Zührî'den; Saîd b. El-Müseyyeb'den; Ebu Hureyre'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "İmam: { Ğayri'l-mağdûbi aleyhim ve-le'd-dâllîn } dediği zaman 'Âmin' deyin. Çünkü melekler de 'Âmin' derler, imam da 'Âmin' der. Kimin 'Âmin' demesi meleklerin 'Âmin' demesine denk gelirse, geçmiş günahları bağışlanır."
928. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدٍ، وَأَبِي، سَلَمَةَ أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَمَّنَ الإِمَامُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّهُ مَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; İbn Şihâb'dan; Saîd ve Ebu Seleme'den; ikisi Ebu Hureyre'den şöyle nakletmişlerdir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "İmam 'Âmin' dediği zaman siz de 'Âmin' deyin. Çünkü kimin 'Âmin' demesi meleklerin 'Âmin' demesine denk gelirse, geçmiş günahları bağışlanır."
929. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ الإِمَامُ { غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ } فَقُولُوا آمِينَ فَإِنَّهُ مَنْ وَافَقَ قَوْلُهُ قَوْلَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Sümeyy'den; Ebu Sâlih'ten; Ebu Hureyre -radıyallahu anh- 'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "İmam: { Ğayri'l-mağdûbi aleyhim ve-le'd-dâllîn } dediği zaman 'Âmin' deyin. Çünkü kimin sözü meleklerin sözüne denk gelirse, geçmiş günahları bağışlanır."
930. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ أَحَدُكُمْ آمِينَ وَقَالَتِ الْمَلاَئِكَةُ فِي السَّمَاءِ آمِينَ فَوَافَقَتْ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Ebu'z-Zinâd'dan; A'rec'den; Ebu Hureyre'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Biriniz 'Âmin' dediği zaman, gökteki melekler de 'Âmin' derler. İkisi birbirine denk gelirse, geçmiş günahları bağışlanır."
931. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا رِفَاعَةُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ عَمِّ، أَبِيهِ مُعَاذِ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَعَطَسْتُ فَقُلْتُ الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ مُبَارَكًا عَلَيْهِ كَمَا يُحِبُّ رَبُّنَا وَيَرْضَى . فَلَمَّا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ فَقَالَ " مَنِ الْمُتَكَلِّمُ فِي الصَّلاَةِ " . فَلَمْ يُكَلِّمْهُ أَحَدٌ ثُمَّ قَالَهَا الثَّانِيَةَ " مَنِ الْمُتَكَلِّمُ فِي الصَّلاَةِ " . فَقَالَ رِفَاعَةُ بْنُ رَافِعِ بْنِ عَفْرَاءَ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " كَيْفَ قُلْتَ " . قَالَ قُلْتُ الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ مُبَارَكًا عَلَيْهِ كَمَا يُحِبُّ رَبُّنَا وَيَرْضَى . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَقَدِ ابْتَدَرَهَا بِضْعَةٌ وَثَلاَثُونَ مَلَكًا أَيُّهُمْ يَصْعَدُ بِهَا " .
Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) bize Rifâa b. Yahya b. Abdullah b. Rifâa b. Râfi' anlattı; babasının amcası Muâz b. Rifâa b. Râfi'den; babasından şöyle nakletmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında namaz kıldım ve hapşırdım. (Bunun üzerine): "El-Hamdü lillâhi hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh mübâreken aleyh kemâ yuhibbu rabbünâ ve yerdâ (Rabbimizin sevdiği ve razı olduğu şekilde, Allah'a çokça, tertemiz, mübarek ve üzeri bereketli kılınmış bir hamd ile hamdolsun)" dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazı bitirince (cemaate) döndü ve: "Namazda konuşan kimdi?" buyurdu. Kimse ona cevap vermedi. Sonra ikincisinde (yine): "Namazda konuşan kimdi?" buyurdu. Rifâa b. Râfi' b. Afrâ: "Benim ey Allah'ın Resûlü!" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Nasıl söyledin?" buyurdu. Ben de: "El-Hamdü lillâhi hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh mübâreken aleyh kemâ yuhibbu rabbünâ ve yerdâ, dedim" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki, otuz küsur melek, onu hangisi yukarı çıkaracak diye birbirleriyle yarıştılar."
932. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا كَبَّرَ رَفَعَ يَدَيْهِ أَسْفَلَ مِنْ أُذُنَيْهِ فَلَمَّا قَرَأَ { غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ } قَالَ " آمِينَ " . فَسَمِعْتُهُ وَأَنَا خَلْفَهُ . قَالَ فَسَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يَقُولُ الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ فَلَمَّا سَلَّمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ صَلاَتِهِ قَالَ " مَنْ صَاحِبُ الْكَلِمَةِ فِي الصَّلاَةِ " . فَقَالَ الرَّجُلُ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا أَرَدْتُ بِهَا بَأْسًا . قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَقَدِ ابْتَدَرَهَا اثْنَا عَشَرَ مَلَكًا فَمَا نَهْنَهَهَا شَىْءٌ دُونَ الْعَرْشِ " .
Bize Abdulhamîd b. Muhammed haber verdi; (dedi ki) bize Mahled anlattı; (dedi ki) bize Yunus b. Ebi İshak anlattı; babasından; Abdulcebbâr b. Vâil'den; babasından şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında namaz kıldım. Tekbir aldığı zaman ellerini kulaklarının altına kadar kaldırdı. { Ğayri'l-mağdûbi aleyhim ve-le'd-dâllîn } ayetini okuyunca "Âmin" dedi. Ben arkasında iken (bu sözü) ondan işittim. (Vâil devamla) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir adamın "El-Hamdü lillâhi hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh" dediğini işitti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namazından selam verince: "Namazda o sözü söyleyen kimdi?" buyurdu. Adam: "Benim ey Allah'ın Resûlü! Onunla kötü bir şey kastetmedim." dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ona on iki melek koşuştu. Arş'a (ulaşıncaya) kadar hiçbir şey ona engel olamadı." buyurdu.
933. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَأَلَ الْحَارِثُ بْنُ هِشَامٍ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَيْفَ يَأْتِيكَ الْوَحْىُ قَالَ " فِي مِثْلِ صَلْصَلَةِ الْجَرَسِ فَيَفْصِمُ عَنِّي وَقَدْ وَعَيْتُ وَهُوَ أَشَدُّهُ عَلَىَّ وَأَحْيَانًا يَأْتِينِي فِي مِثْلِ صُورَةِ الْفَتَى فَيَنْبِذُهُ إِلَىَّ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; (dedi ki) bize Süfyân haber verdi; Hişâm b. Urve'den; babasından; Aişe'den şöyle nakletmiştir: Hâris b. Hişâm, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e "Sana vahiy nasıl geliyor?" diye sordu. Buyurdu ki: "Bazen bana çıngırak sesi gibi gelir. Benden ayrıldığında (o sesi) anlamış olurum ki bu bana en ağır gelenidir. Bazen de bana genç bir adam suretinde gelir ve onu (vahyi) bana aktarır."
934. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ الْحَارِثَ بْنَ هِشَامٍ، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَيْفَ يَأْتِيكَ الْوَحْىُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَحْيَانًا يَأْتِينِي فِي مِثْلِ صَلْصَلَةِ الْجَرَسِ وَهُوَ أَشَدُّهُ عَلَىَّ فَيَفْصِمُ عَنِّي وَقَدْ وَعَيْتُ مَا قَالَ وَأَحْيَانًا يَتَمَثَّلُ لِيَ الْمَلَكُ رَجُلاً فَيُكَلِّمُنِي فَأَعِي مَا يَقُولُ " . قَالَتْ عَائِشَةُ وَلَقَدْ رَأَيْتُهُ يَنْزِلُ عَلَيْهِ فِي الْيَوْمِ الشَّدِيدِ الْبَرْدِ فَيَفْصِمُ عَنْهُ وَإِنَّ جَبِينَهُ لَيَتَفَصَّدُ عَرَقًا .
Bize Muhammed b. Seleme ve Hâris b. Miskîn -onun huzurunda okunurken ve ben dinliyorken, lafız ona aittir- haber verdi; İbnü'l-Kâsım'dan; dedi ki: Bana Mâlik anlattı; Hişâm b. Urve'den; babasından; Aişe'den; Hâris b. Hişâm'ın Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e şöyle sorduğunu nakletmiştir: "Sana vahiy nasıl geliyor?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bazen bana çıngırak sesi gibi gelir. Bu bana en ağır gelenidir. Benden ayrıldığında, (meleğin) dediğini anlamış olurum. Bazen de melek bana bir adam suretinde görünür ve benimle konuşur; ben de onun söylediğini anlarım." Aişe dedi ki: Yemin olsun, ben onu (vahyi), çok soğuk bir günde kendisine inerken gördüm. Vahiy ondan ayrıldığında alnından şakır şakır ter akıyordu.
935. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ { لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ * إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ } قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعَالِجُ مِنَ التَّنْزِيلِ شِدَّةً وَكَانَ يُحَرِّكُ شَفَتَيْهِ قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ * إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ } قَالَ جَمْعَهُ فِي صَدْرِكَ ثُمَّ تَقْرَأَهُ { فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ } قَالَ فَاسْتَمِعْ لَهُ وَأَنْصِتْ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَتَاهُ جِبْرِيلُ اسْتَمَعَ فَإِذَا انْطَلَقَ قَرَأَهُ كَمَا أَقْرَأَهُ .
Bize Kuteybe haber verdi; (dedi ki) bize Ebu Avâne anlattı; Musa b. Ebi Aişe'den; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan; Allah Azze ve Celle'nin { (Vahyi) aceleyle almak için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu toplamak ve okutmak bize aittir } sözü hakkında şöyle nakletmiştir: (İbn Abbas) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vahiy inerken zorluk çeker ve dudaklarını kımıldatırdı. Allah Azze ve Celle: { (Vahyi) aceleyle almak için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu toplamak ve okutmak bize aittir } buyurdu. (İbn Abbas): "Yani onu senin göğsünde toplamak ve sonra okumanı sağlamak (bize aittir)" dedi. { Biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et } (ayetini ise): "Onu dinle ve sus" (diye açıkladı). Artık Cebrail kendisine geldiği zaman Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (sadece) dinlerdi. (Cebrail) gittiği zaman, onu kendisine okuduğu gibi okurdu.
936. Hadis
أَخْبَرَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنِ ابْنِ مَخْرَمَةَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، - رضى الله عنه - قَالَ سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ، يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ فَقَرَأَ فِيهَا حُرُوفًا لَمْ يَكُنْ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْرَأَنِيهَا قُلْتُ مَنْ أَقْرَأَكَ هَذِهِ السُّورَةَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قُلْتُ كَذَبْتَ مَا هَكَذَا أَقْرَأَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخَذْتُ بِيَدِهِ أَقُودُهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ أَقْرَأْتَنِي سُورَةَ الْفُرْقَانِ وَإِنِّي سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأُ فِيهَا حُرُوفًا لَمْ تَكُنْ أَقْرَأْتَنِيهَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْرَأْ يَا هِشَامُ " . فَقَرَأَ كَمَا كَانَ يَقْرَأُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَكَذَا أُنْزِلَتْ " . ثُمَّ قَالَ " اقْرَأْ يَا عُمَرُ " . فَقَرَأْتُ فَقَالَ " هَكَذَا أُنْزِلَتْ " . ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ " .
Bize Nasr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdülalâ haber verdi; dedi ki: Bize Ma'mer anlattı; Zührî'den; Urve'den; İbn Mahrame'den; Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh-'ın şöyle dediğini nakletmiştir: "Hişâm b. Hakîm b. Hizâm'ı Furkan Suresi'ni okurken işittim. O surede, Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'in bana okutmadığı bazı harfler (farklı okuyuşlar) okudu. 'Bu sureyi sana kim okuttu?' dedim. 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem' dedi. Ben: 'Yalan söyledin! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sana böyle okutmadı!' dedim. Elinden tuttum, onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürdüm. 'Ey Allah'ın Resûlü! Sen bana Furkan Suresi'ni okuttun. Ama ben bu adamı, o surede senin bana okutmadığın bazı harfleri okurken işittim' dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Oku ey Hişâm!' buyurdu. (Hişâm) aynen okuduğu gibi okudu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Böyle indirildi' buyurdu. Sonra: 'Oku ey Ömer!' buyurdu. Ben de okudum. 'Böyle indirildi' buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Şüphesiz Kur'an yedi harf üzerine indirilmiştir' buyurdu."
937. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، - رضى الله عنه - يَقُولُ سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمٍ، يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ عَلَى غَيْرِ مَا أَقْرَؤُهَا عَلَيْهِ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْرَأَنِيهَا فَكِدْتُ أَنْ أَعْجَلَ عَلَيْهِ ثُمَّ أَمْهَلْتُهُ حَتَّى انْصَرَفَ ثُمَّ لَبَّبْتُهُ بِرِدَائِهِ فَجِئْتُ بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ عَلَى غَيْرِ مَا أَقْرَأْتَنِيهَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْرَأْ " . فَقَرَأَ الْقِرَاءَةَ الَّتِي سَمِعْتُهُ يَقْرَأُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَكَذَا أُنْزِلَتْ " . ثُمَّ قَالَ لِي " اقْرَأْ " . فَقَرَأْتُ فَقَالَ " هَكَذَا أُنْزِلَتْ إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ { فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ } " .
Bize Muhammed b. Seleme ve Hâris b. Miskîn -onun huzurunda okunurken ve ben dinliyorken, lafız ona aittir- haber verdi; İbnü'l-Kâsım'dan; dedi ki: Bana Mâlik anlattı; İbn Şihâb'dan; Urve b. Zübeyr'den; Abdurrahman b. Abd el-Kârî'den; Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh-'ın şöyle dediğini nakletmiştir: "Hişâm b. Hakîm'i Furkan Suresi'ni benim okuduğumdan başka bir şekilde okurken işittim. Oysa onu bana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem okutmuştu. Neredeyse namazda üzerine atılacaktım. Sonra namazı bitirinceye kadar ona mühlet verdim. Sonra ridasını yakasına topladım ve onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdim. 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben bu adamı Furkan Suresi'ni, senin bana okuttuğundan başka bir şekilde okurken işittim' dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Oku' buyurdu. (Hişâm), işittiğim kıraat üzere okudu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Böyle indirildi' buyurdu. Sonra bana: 'Oku' buyurdu. Ben de okudum. 'Böyle indirildi. Şüphesiz bu Kur'an yedi harf üzerine indirilmiştir. { Ondan kolayınıza geleni okuyun }' buyurdu."
938. Hadis
أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَبْدٍ الْقَارِيَّ، أَخْبَرَاهُ أَنَّهُمَا، سَمِعَا عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمٍ، يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَمَعْتُ لِقِرَاءَتِهِ فَإِذَا هُوَ يَقْرَؤُهَا عَلَى حُرُوفٍ كَثِيرَةٍ لَمْ يُقْرِئْنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكِدْتُ أُسَاوِرُهُ فِي الصَّلاَةِ فَتَصَبَّرْتُ حَتَّى سَلَّمَ فَلَمَّا سَلَّمَ لَبَّبْتُهُ بِرِدَائِهِ فَقُلْتُ مَنْ أَقْرَأَكَ هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ تَقْرَؤُهَا فَقَالَ أَقْرَأَنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقُلْتُ كَذَبْتَ . فَوَاللَّهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ أَقْرَأَنِي هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ تَقْرَؤُهَا فَانْطَلَقْتُ بِهِ أَقُودُهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ عَلَى حُرُوفٍ لَمْ تُقْرِئْنِيهَا وَأَنْتَ أَقْرَأْتَنِي سُورَةَ الْفُرْقَانِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَرْسِلْهُ يَا عُمَرُ اقْرَأْ يَا هِشَامُ " . فَقَرَأَ عَلَيْهِ الْقِرَاءَةَ الَّتِي سَمِعْتُهُ يَقْرَؤُهَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَكَذَا أُنْزِلَتْ " . ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْرَأْ يَا عُمَرُ " . فَقَرَأْتُ الْقِرَاءَةَ الَّتِي أَقْرَأَنِي قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَكَذَا أُنْزِلَتْ " . ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ { فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ } " .
Bize Yunus b. Abdilalâ haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı; dedi ki: Bana Yunus haber verdi; İbn Şihâb'dan; dedi ki: Bana Urve b. Zübeyr haber verdi; Misver b. Mahrame ve Abdurrahman b. Abd el-Kârî ona haber vermişler; ikisi de Ömer b. Hattâb'ı şöyle derken işitmişler: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hayatta olduğu (dönemde), Hişâm b. Hakîm'i Furkan Suresi'ni okurken işittim. Kıraatini dinledim. Bir de baktım ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bana okutmadığı pek çok harf (farklı okuyuş) üzere okuyor. Neredeyse namazda iken üzerine saldıracaktım. Ancak selam verinceye kadar sabrettim. Selam verince ridasını yakasına topladım ve: 'Senden işittiğim bu sureyi sana kim okuttu?' dedim. 'Bana bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem okuttu' dedi. 'Yalan söyledin' dedim. 'Vallahi, işittiğim bu sureyi bana bizzat Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem okuttu.' (Ömer dedi ki): Onu sürükleyerek Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürdüm. 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben bu adamı, Furkan Suresi'ni, senin bana okutmadığın (farklı) harflerle okurken işittim. Oysa Furkan Suresi'ni bana sen okuttun' dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Onu bırak ey Ömer! Oku ey Hişâm!' buyurdu. (Hişâm), kendisinden işittiğim kıraat üzere O'na okudu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Böyle indirildi' buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Oku ey Ömer!' buyurdu. Ben de bana okuttuğu kıraat üzere okudum. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Böyle indirildi' buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Şüphesiz bu Kur'an yedi harf üzerine indirilmiştir. Ondan kolayınıza geleni okuyun' buyurdu."
939. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، غُنْدَرٌ قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عِنْدَ أَضَاةِ بَنِي غِفَارٍ فَأَتَاهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَأْمُرُكَ أَنْ تُقْرِئَ أُمَّتَكَ الْقُرْآنَ عَلَى حَرْفٍ . قَالَ " أَسْأَلُ اللَّهَ مُعَافَاتَهُ وَمَغْفِرَتَهُ وَإِنَّ أُمَّتِي لاَ تُطِيقُ ذَلِكَ " . ثُمَّ أَتَاهُ الثَّانِيَةَ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَأْمُرُكَ أَنْ تُقْرِئَ أُمَّتَكَ الْقُرْآنَ عَلَى حَرْفَيْنِ قَالَ " أَسْأَلُ اللَّهَ مُعَافَاتَهُ وَمَغْفِرَتَهُ وَإِنَّ أُمَّتِي لاَ تُطِيقُ ذَلِكَ " . ثُمَّ جَاءَهُ الثَّالِثَةَ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَأْمُرُكَ أَنْ تُقْرِئَ أُمَّتَكَ الْقُرْآنَ عَلَى ثَلاَثَةِ أَحْرُفٍ . قَالَ " أَسْأَلُ اللَّهَ مُعَافَاتَهُ وَمَغْفِرَتَهُ وَإِنَّ أُمَّتِي لاَ تُطِيقُ ذَلِكَ " . ثُمَّ جَاءَهُ الرَّابِعَةَ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَأْمُرُكَ أَنْ تُقْرِئَ أُمَّتَكَ الْقُرْآنَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ فَأَيُّمَا حَرْفٍ قَرَءُوا عَلَيْهِ فَقَدْ أَصَابُوا . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا الْحَدِيثُ خُولِفَ فِيهِ الْحَكَمُ خَالَفَهُ مَنْصُورُ بْنُ الْمُعْتَمِرِ رَوَاهُ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ مُرْسَلاً .
Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer Ğunder anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Hakem'den; Mücâhid'den; İbn Ebi Leylâ'dan; Übey b. Ka'b'tan şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) Benî Gıfâr su birikintisinin yanındaydı. Cebrail aleyhisselam ona geldi ve: "Allah Azze ve Celle sana, ümmetine Kur'an'ı tek bir harf (okuyuş) üzere okutmanı emrediyor" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Allah'tan af ve mağfiretini dilerim. Ümmetim buna güç yetiremez" dedi. Sonra (Cebrail) ona ikinci kez geldi ve: "Allah Azze ve Celle sana, ümmetine Kur'an'ı iki harf üzere okutmanı emrediyor" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Allah'tan af ve mağfiretini dilerim. Ümmetim buna güç yetiremez" dedi. Sonra üçüncü kez geldi ve: "Allah Azze ve Celle sana, ümmetine Kur'an'ı üç harf üzere okutmanı emrediyor" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Allah'tan af ve mağfiretini dilerim. Ümmetim buna güç yetiremez" dedi. Sonra dördüncü kez geldi ve şöyle dedi: "Allah Azze ve Celle sana, ümmetine Kur'an'ı yedi harf üzere okutmanı emrediyor. Hangi harf üzere okurlarsa isabet etmiş olurlar." Ebu Abdurrahman dedi ki: Bu hadiste Hakem'e muhalefet edildi. Ona Mansûr b. el-Mu'temir muhalefet etti ve hadisi Mücâhid'den, o Ubeyd b. Umeyr'den mürsel olarak rivayet etti.
940. Hadis
أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرِ بْنُ نُفَيْلٍ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَعْقِلِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ أَقْرَأَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُورَةً فَبَيْنَا أَنَا فِي الْمَسْجِدِ جَالِسٌ إِذْ سَمِعْتُ رَجُلاً يَقْرَؤُهَا يُخَالِفُ قِرَاءَتِي فَقُلْتُ لَهُ مَنْ عَلَّمَكَ هَذِهِ السُّورَةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقُلْتُ لاَ تُفَارِقْنِي حَتَّى نَأْتِيَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا خَالَفَ قِرَاءَتِي فِي السُّورَةِ الَّتِي عَلَّمْتَنِي . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْرَأْ يَا أُبَىُّ " . فَقَرَأْتُهَا فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَحْسَنْتَ " . ثُمَّ قَالَ لِلرَّجُلِ " اقْرَأْ " . فَقَرَأَ فَخَالَفَ قِرَاءَتِي فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَحْسَنْتَ " . ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أُبَىُّ إِنَّهُ أُنْزِلَ الْقُرْآنُ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ كُلُّهُنَّ شَافٍ كَافٍ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ مَعْقِلُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ لَيْسَ بِذَلِكَ الْقَوِيِّ .
Bana Amr b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Ca'fer b. Nüfeyl anlattı; dedi ki: Ma'kıl b. Ubeydullah'a okudum; İkrime b. Hâlid'den; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan; Übey b. Ka'b'tan şöyle nakletmiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana bir sure okuttu. Ben mescitte otururken bir adamın o sureyi okuduğunu işittim. Benim kıraatime muhalif (farklı) okuyordu. Ona: 'Bu sureyi sana kim öğretti?' dedim. 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem' dedi. Ben: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gidinceye kadar yanımdan ayrılma' dedim. Ona geldim ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Bu adam, senin bana öğrettiğin surede benim kıraatime muhalefet etti' dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Oku ey Übey!' buyurdu. Ben sureyi okudum. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: 'Güzel yaptın' buyurdu. Sonra o adama: 'Oku' buyurdu. O da okudu ve benim kıraatime muhalefet etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona da: 'Güzel yaptın' buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ey Übey! Şüphesiz Kur'an yedi harf üzerine indirilmiştir. Hepsi de şifa verici ve yeterlidir' buyurdu." Ebu Abdurrahman dedi ki: Ma'kıl b. Ubeydullah o kadar kuvvetli değildir.
941. Hadis
أَخْبَرَنِي يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ أُبَىٍّ، قَالَ مَا حَاكَ فِي صَدْرِي مُنْذُ أَسْلَمْتُ إِلاَّ أَنِّي قَرَأْتُ آيَةً وَقَرَأَهَا آخَرُ غَيْرَ قِرَاءَتِي فَقُلْتُ أَقْرَأَنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . وَقَالَ الآخَرُ أَقْرَأَنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَقْرَأْتَنِي آيَةَ كَذَا وَكَذَا قَالَ " نَعَمْ " . وَقَالَ الآخَرُ أَلَمْ تُقْرِئْنِي آيَةَ كَذَا وَكَذَا قَالَ " نَعَمْ إِنَّ جِبْرِيلَ وَمِيكَائِيلَ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ أَتَيَانِي فَقَعَدَ جِبْرِيلُ عَنْ يَمِينِي وَمِيكَائِيلُ عَنْ يَسَارِي فَقَالَ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ اقْرَإِ الْقُرْآنَ عَلَى حَرْفٍ . قَالَ مِيكَائِيلُ اسْتَزِدْهُ اسْتَزِدْهُ حَتَّى بَلَغَ سَبْعَةَ أَحْرُفٍ فَكُلُّ حَرْفٍ شَافٍ كَافٍ " .
Bana Ya'kub b. İbrahim haber verdi; (dedi ki) bize Yahya anlattı; Humeyd'den; Enes'ten; Übey'den şöyle nakletmiştir: "Müslüman olduğumdan beri göğsüme bir şüphe düştü: Ben bir ayet okudum. Başka biri de o ayeti benim kıraatimden başka türlü okudu. Ben: 'Bana bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem okuttu' dedim. Diğeri de: 'Bana da bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem okuttu' dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve: 'Ey Allah'ın Nebisi! Bana falan falan ayeti sen okuttun (değil mi)?' dedim. 'Evet' buyurdu. Diğeri de: 'Bana da falan falan ayeti sen okutmadın mı?' dedi. (Ona da): 'Evet' buyurdu (ve şöyle devam etti): 'Cebrail ve Mikail aleyhimesselam bana geldiler. Cebrail sağıma, Mikail soluma oturdu. Cebrail aleyhisselam: Kur'an'ı bir harf üzere oku, dedi. Mikail: Artırılmasını iste, artırılmasını iste, dedi. Nihayet yedi harfe ulaştı. Her harf şifa verici ve yeterlidir.'"
942. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَثَلُ صَاحِبِ الْقُرْآنِ كَمَثَلِ صَاحِبِ الإِبِلِ الْمُعَقَّلَةِ إِذَا عَاهَدَ عَلَيْهَا أَمْسَكَهَا وَإِنْ أَطْلَقَهَا ذَهَبَتْ " .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Nâfi'den; İbn Ömer'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Kur'an ehlinin misali, bağlı develerin sahibinin misali gibidir. Eğer onları gözetirse elinde tutar. Eğer salıverirse kaçıp giderler."
943. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بِئْسَمَا لأَحَدِهِمْ أَنْ يَقُولَ نَسِيتُ آيَةَ كَيْتَ وَكَيْتَ بَلْ هُوَ نُسِّيَ اسْتَذْكِرُوا الْقُرْآنَ فَإِنَّهُ أَسْرَعُ تَفَصِّيًا مِنْ صُدُورِ الرِّجَالِ مِنَ النَّعَمِ مِنْ عُقُلِهِ ".
Bize İmrân b. Mûsâ haber verdi; (dedi ki) bize Yezîd b. Zürey' anlattı; (dedi ki) bize Şu'be anlattı; Mansûr'dan; Ebu Vâil'den; Abdullah'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle nakletmiştir: "Onlardan birinin 'Falan falan ayeti unuttum' demesi ne kötüdür! Bilakis o (ona) unutturulmuştur. Kur'an'ı (tekrar ederek) hatırlayın. Çünkü o, insanların göğüslerinden, develerin bağından (boşanıp kaçmasından) daha hızlı kaçar."
944. Hadis
أَخْبَرَنِي عِمْرَانُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْفَزَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ حَكِيمٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ يَسَارٍ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ فِي الأُولَى مِنْهُمَا الآيَةَ الَّتِي فِي الْبَقَرَةِ { قُولُوا آمَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْنَا } إِلَى آخِرِ الآيَةِ وَفِي الأُخْرَى { آمَنَّا بِاللَّهِ وَاشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ }.
Bana İmrân b. Yezîd haber verdi; dedi ki: Bize Mervân b. Muâviye el-Fezârî anlattı; dedi ki: Bize Osman b. Hakîm anlattı; dedi ki: Bana Saîd b. Yesâr haber verdi; İbn Abbâs ona şöyle haber vermiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazının iki rekatında; ilk rekatında Bakara Suresi'ndeki { Deyin ki: Allah'a ve bize indirilene iman ettik... } ayetini, sonuna kadar okurdu. Diğer rekatta ise { Allah'a iman ettik. Şahit ol ki biz müslümanlarız } ayetini okurdu.
945. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، دُحَيْمٌ قَالَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ فِي رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ { قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ } وَ { قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ }
Bize Abdurrahman b. İbrahim Duhaym haber verdi; dedi ki: Bize Mervân anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Keysân anlattı; Ebu Hâzim'den; Ebu Hureyre'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazının iki rekatında { Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn } ve { Kul hüvallâhu ehad } surelerini okudu.
946. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنْ كُنْتُ لأَرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ فَيُخَفِّفُهُمَا حَتَّى أَقُولَ أَقَرَأَ فِيهِمَا بِأُمِّ الْكِتَابِ
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; (dedi ki) bize Cerîr haber verdi; Yahya b. Saîd'den; Muhammed b. Abdurrahman'dan; Amre'den; Aişe'den şöyle nakletmiştir: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i sabah namazının iki rekatını (sünnetini) kılarken görürdüm. O ikisini o kadar hafif (kısa) tutardı ki, (içimden) 'Acaba onlarda Ümmü'l-Kitâb'ı okudu mu?' derdim."
947. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ شَبِيبٍ أَبِي رَوْحٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ صَلَّى صَلاَةَ الصُّبْحِ فَقَرَأَ الرُّومَ فَالْتَبَسَ عَلَيْهِ فَلَمَّا صَلَّى قَالَ " مَا بَالُ أَقْوَامٍ يُصَلُّونَ مَعَنَا لاَ يُحْسِنُونَ الطُّهُورَ فَإِنَّمَا يَلْبِسُ عَلَيْنَا الْقُرْآنَ أُولَئِكَ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi; (dedi ki) bize Abdurrahman anlattı; (dedi ki) bize Süfyân haber verdi; Abdülmelik b. Umeyr'den; Şebîb Ebu Ravh'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle nakletmiştir: (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) sabah namazını kıldırdı ve Rum Suresi'ni okudu. (Okurken) kendisine karıştı. Namazı bitirince şöyle buyurdu: "Bazı topluluklara ne oluyor ki, abdesti güzelce yapmadan bizimle namaz kılıyorlar? Bize Kur'an'ı karıştıranlar ancak onlardır."
948. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، عَنْ سَيَّارٍ، - يَعْنِي ابْنَ سَلاَمَةَ - عَنْ أَبِي بَرْزَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْغَدَاةِ بِالسِّتِّينَ إِلَى الْمِائَةِ .
Bize Muhammed b. İsmail b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Yezîd anlattı; dedi ki: Bize Süleyman et-Teymî haber verdi; Seyyâr'dan -yani İbn Selâme-; Ebu Berze'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: Sabah namazında altmış ile yüz ayet arasında okurdu.
949. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الرِّجَالِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ أُمِّ هِشَامٍ بِنْتِ حَارِثَةَ بْنِ النُّعْمَانِ، قَالَتْ مَا أَخَذْتُ { ق وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ } إِلاَّ مِنْ وَرَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي بِهَا فِي الصُّبْحِ .
Bize İmrân b. Yezîd haber verdi; dedi ki: Bize İbn Ebi'r-Ricâl anlattı; Yahya b. Saîd'den; Amre'den; Ümmü Hişâm bint Hârise b. Nu'mân'dan; şöyle demiştir: { Kâf. Ve'l-Kur'âni'l-Mecîd } suresini ancak Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında(ki namazdan) aldım (ezberledim). O, bu sureyi sabah namazında okurdu.
950. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، قَالَ سَمِعْتُ عَمِّي، يَقُولُ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصُّبْحَ فَقَرَأَ فِي إِحْدَى الرَّكْعَتَيْنِ { وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ } قَالَ شُعْبَةُ فَلَقِيتُهُ فِي السُّوقِ فِي الزِّحَامِ فَقَالَ { ق } .
Bize İsmail b. Mes'ûd ve Muhammed b. Abdülalâ -lafız ona aittir- haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid anlattı; Şu'be'den; Ziyâd b. İlâka'dan; dedi ki: Amcamı şöyle derken işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sabah namazını kıldım. İki rekattan birinde { Ve'n-nahle bâsikâtin lehâ tal'un nadîd } (Kâf suresi, 10. ayet) ayetini okudu." Şu'be dedi ki: Daha sonra onunla çarşıda kalabalıkta karşılaştım ve bana "{ Kâf } (suresini okudu)" dedi.
951. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبَانَ الْبَلْخِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، عَنْ مِسْعَرٍ، وَالْمَسْعُودِيِّ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ سُرَيْعٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ حُرَيْثٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْفَجْرِ { إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ } .
Bize Muhammed b. Ebân el-Belhî haber verdi; dedi ki: Bize Vekî' b. El-Cerrâh anlattı; Mis'ar ve Mes'ûdî'den; Velîd b. Sürey'den; Amr b. Hureys'ten şöyle nakletmiştir: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i sabah namazında { İze'ş-şemsü küvviret } suresini okurken işittim."
952. Hadis
أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ حِزَامٍ التِّرْمِذِيُّ، وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي سُفْيَانُ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّهُ سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُعَوِّذَتَيْنِ قَالَ عُقْبَةُ فَأَمَّنَا بِهِمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ .
Bize Musa b. Hizâm et-Tirmizî ve Harun b. Abdullah -lafız ona aittir- haber verdi; ikisi dediler ki: Bize Ebu Üsâme anlattı; dedi ki: Bana Süfyân haber verdi; Muâviye b. Sâlih'ten; Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr'den; babasından; Ukbe b. Âmir'den şöyle nakletmiştir: (Ukbe b. Âmir) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e Muavvizeteyn (Felak ve Nâs sureleri) hakkında sordu. Ukbe dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazında bize bu iki sureyi kıldırdı (okuyarak kıldırdı).
953. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، أَسْلَمَ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ اتَّبَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ رَاكِبٌ فَوَضَعْتُ يَدِي عَلَى قَدَمِهِ فَقُلْتُ أَقْرِئْنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ سُورَةَ هُودٍ وَسُورَةَ يُوسُفَ . فَقَالَ " لَنْ تَقْرَأَ شَيْئًا أَبْلَغَ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ { قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ } وَ { قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ } " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Yezîd b. Ebi Habîb'den; Ebu İmrân Eslem'den; Ukbe b. Âmir'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem binek üzerindeyken onu takip ettim. Elimi ayağının üzerine koydum ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bana Hud Suresi'ni ve Yusuf Suresi'ni okut" dedim. Şöyle buyurdu: "{ Kul eûzü bi-rabbi'l-felak } ve { Kul eûzü bi-rabbi'n-nâs } surelerinden Allah katında daha beliğ (daha üstün) bir şey okuyamazsın."
954. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ بَيَانٍ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " آيَاتٌ أُنْزِلَتْ عَلَىَّ اللَّيْلَةَ لَمْ يُرَ مِثْلُهُنَّ قَطُّ { قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ } وَ { قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ } " .
Bana Muhammed b. Kudâme haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr anlattı; Beyân'dan; Kays'tan; Ukbe b. Âmir'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Bu gece bana öyle ayetler indirildi ki, asla benzerleri görülmemiştir: { Kul eûzü bi-rabbi'l-felak } ve { Kul eûzü bi-rabbi'n-nâs }."
955. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، ح وَأَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ { الم * تَنْزِيلُ } وَ { هَلْ أَتَى }
Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı. (Yine) bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı -lafız ona aittir-; Sa'd b. İbrahim'den; Abdurrahman el-A'rec'den; Ebu Hureyre'den şöyle nakletmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü sabah namazında { Elif Lâm Mîm. Tenzîl } ve { Hel etâ } surelerini okurdu.
956. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَأَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا شَرِيكٌ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ الْمُخَوَّلِ بْنِ رَاشِدٍ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ { تَنْزِيلُ } السَّجْدَةَ وَ { هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ } .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Avâne anlattı. (Yine) bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize Şerîk haber verdi -lafız ona aittir-; Muhavvel b. Râşid'den; Müslim'den; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan şöyle nakletmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: Cuma günü sabah namazında { Tenzîl } es-Secde ve { Hel etâ ale'l-insân } surelerini okurdu.
957. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ الْمِقْسَمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ ذَرٍّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَجَدَ فِي { ص } وَقَالَ " سَجَدَهَا دَاوُدُ تَوْبَةً وَنَسْجُدُهَا شُكْرًا " .
Bana İbrahim b. El-Hasan el-Miksemî haber verdi; dedi ki: Bize Haccâc b. Muhammed anlattı; Ömer b. Zer'den; babasından; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan şöyle nakletmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem { Sâd } suresinde secde etti ve: "Davud onu tövbe olarak secde etti, biz ise onu şükür olarak secde ediyoruz" buyurdu.
958. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ حَنْبَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا رَبَاحٌ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ الْمُطَّلِبِ بْنِ أَبِي وَدَاعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَكَّةَ سُورَةَ النَّجْمِ فَسَجَدَ وَسَجَدَ مَنْ عِنْدَهُ فَرَفَعْتُ رَأْسِي وَأَبَيْتُ أَنْ أَسْجُدَ وَلَمْ يَكُنْ يَوْمَئِذٍ أَسْلَمَ الْمُطَّلِبُ .
Bize Abdulmelik b. Abdulhamid b. Meymun b. Mihran haber verdi; dedi ki: Bize İbn Hanbel anlattı; dedi ki: Bize İbrahim b. Halid anlattı; dedi ki: Bize Rabah anlattı; Ma'mer'den; İbn Tavus'tan; İkrime b. Halid'den; Cafer b. el-Muttalib b. Ebi Veda'a'dan; babasından naklettiğine göre, şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'de Necm suresini okudu ve secde etti. Yanındakiler de secde ettiler. Ben ise başımı kaldırdım ve secde etmekten kaçındım. O gün el-Muttalib henüz Müslüman olmamıştı.
959. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ النَّجْمَ فَسَجَدَ فِيهَا .
Bize İsmail b. Mesud haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Ebu İshak'tan; el-Esved'den; Abdullah'tan nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Necm suresini okudu ve o surede secde etti.
960. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُصَيْفَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُسَيْطٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَأَلَ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ عَنِ الْقِرَاءَةِ، مَعَ الإِمَامِ فَقَالَ لاَ قِرَاءَةَ مَعَ الإِمَامِ فِي شَىْءٍ وَزَعَمَ أَنَّهُ قَرَأَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم { وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى } فَلَمْ يَسْجُدْ .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize İsmail —ki bu zat İbn Cafer'dir— anlattı; Yezid b. Husayfe'den; Yezid b. Abdullah b. Kusayt'tan; Ata b. Yesar'dan nakledildiğine göre: Ata, Zeyd b. Sabit'e imamla birlikte kıraat (okuma) konusunu sordu. Zeyd dedi ki: "İmamla birlikte hiçbir şekilde kıraat yoktur." Ayrıca (Zeyd), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e { Ve'n-necmi izâ hevâ } (Necm suresini) okuduğunu, fakat (Efendimizin) secde etmediğini söyledi.
961. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَرَأَ بِهِمْ { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } فَسَجَدَ فِيهَا فَلَمَّا انْصَرَفَ أَخْبَرَهُمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَجَدَ فِيهَا .
Bize Kuteybe haber verdi; Malik'ten; Abdullah b. Yezid'den; Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan nakledildiğine göre: Ebu Hureyre cemaate { İze's-semâ'u'n-şakkat } (İnşikak suresini) okudu ve secde etti. Namazı bitirince, onlara Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in de bu surede secde ettiğini haber verdi.
962. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عَيَّاشٍ، عَنِ ابْنِ قَيْسٍ، - وَهُوَ مُحَمَّدٌ - عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَجَدَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } .
Bize Muhammed b. Rafi haber verdi; dedi ki: Bize İbn Ebi Fudeyk anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebi Zi'b haber verdi; Abdulaziz b. Ayyaş'tan; İbn Kays'tan —ki bu Muhammed'dir—; Ömer b. Abdulaziz'den; Ebu Seleme'den; Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem { İze's-semâ'u'n-şakkat } (İnşikak suresinde) secde etti.
963. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَجَدْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } وَ { اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ }
Bize Muhammed b. Mansur haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Yahya b. Said'den; Ebu Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm'dan; Ömer b. Abdulaziz'den; Ebu Bekir b. Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam'dan; Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre, şöyle demiştir: Biz, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte { İze's-semâ'u'n-şakkat } ve { Ikra' bi'smi Rabbike } (surelerin)de secde ettik.
964. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، مِثْلَهُ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Yahya b. Said'den; Ebu Bekir b. Muhammed'den; Ömer b. Abdulaziz'den; Ebu Bekir b. Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam'dan; Ebu Hureyre'den (bu hadisin) bir benzeri nakledilmiştir.
965. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَجَدَ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ - رضى الله عنهما - فِي { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } وَمَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنْهُمَا .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; dedi ki: Bize Kurre b. Halid anlattı; Muhammed b. Sirin'den; Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhümâ { İze's-semâ'u'n-şakkat } (İnşikak suresinde) secde ettiler; onlardan daha hayırlı olan (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) da (secde etti).
966. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْمُعْتَمِرُ، عَنْ قُرَّةَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَجَدَ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ - رضى الله عنهما - وَمَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنْهُمَا صلى الله عليه وسلم فِي { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } وَ { اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ } .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize el-Mu'temir haber verdi; Kurre'den; İbn Sirin'den; Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhümâ -ve onlardan daha hayırlı olan zat sallallâhu aleyhi ve sellem- { İze's-semâ'u'n-şakkat } ve { Ikra' bi'smi Rabbike } (surelerin)de secde ettiler.
967. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَطَاءِ بْنِ مِينَاءَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَوَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَطَاءِ بْنِ مِينَاءَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَجَدْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } وَ { اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ }
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan haber verdi; Eyyub b. Musa'dan; Ata b. Mina'dan; Ebu Hureyre'den. Ve (yine) Veki' (haber verdi); Süfyan'dan; Eyyub b. Musa'dan; Ata b. Mina'dan; Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre, şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte { İze's-semâ'u'n-şakkat } ve { Ikra' bi'smi Rabbike } (surelerin)de secde ettim.
968. Hadis
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ سُلَيْمٍ، - وَهُوَ ابْنُ أَخْضَرَ - عَنِ التَّيْمِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي بَكْرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيُّ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ أَبِي هُرَيْرَةَ صَلاَةَ الْعِشَاءِ - يَعْنِي الْعَتَمَةَ - فَقَرَأَ سُورَةَ { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } فَسَجَدَ فِيهَا فَلَمَّا فَرَغَ قُلْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ هَذِهِ - يَعْنِي سَجْدَةً - مَا كُنَّا نَسْجُدُهَا . قَالَ سَجَدَ بِهَا أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا خَلْفَهُ فَلاَ أَزَالُ أَسْجُدُ بِهَا حَتَّى أَلْقَى أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi; Süleym'den —ki bu İbn Ahdar'dır—; et-Teymi'den; dedi ki: Bana Bekr b. Abdullah el-Muzeni anlattı; Ebu Rafi'den nakledildiğine göre, şöyle demiştir: Ebu Hureyre'nin arkasında yatsı namazını —yani ateme namazını— kıldım. { İze's-semâ'u'n-şakkat } suresini okudu ve o surede secde etti. Namazı bitirince dedim ki: "Ey Ebu Hureyre, bu (yaptığın secde) nedir? Biz bunu yapmazdık." Dedi ki: "Ebu'l-Kasım sallallâhu aleyhi ve sellem bununla secde etti; ben de O'nun arkasındaydım. Bu yüzden ben de Ebu'l-Kasım sallallâhu aleyhi ve sellem'e kavuşuncaya kadar bununla secde etmeye devam edeceğim."
969. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ رَقَبَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ كُلُّ صَلاَةٍ يُقْرَأُ فِيهَا فَمَا أَسْمَعَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَسْمَعْنَاكُمْ وَمَا أَخْفَاهَا أَخْفَيْنَا مِنْكُمْ .
Bize Muhammed b. Kudame haber verdi; dedi ki: Bize Cerir anlattı; Rakabe'den; Ata'dan nakledildiğine göre, Ebu Hureyre şöyle demiştir: Her namazda kıraat (okuma) yapılır. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bize işittirdiği (sesli okuduğu) namazlarda biz de size işittiririz; gizlediği (sessiz okuduğu) namazlarda biz de sizden gizleriz (sessiz okuruz).
970. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ أَنْبَأَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ فِي كُلِّ صَلاَةٍ قِرَاءَةٌ فَمَا أَسْمَعَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَسْمَعْنَاكُمْ وَمَا أَخْفَاهَا أَخْفَيْنَا مِنْكُمْ .
Bize Muhammed b. Abdul'ala haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; dedi ki: Bize İbn Cureyc anlattı; Ata'dan; Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre, şöyle demiştir: Her namazda kıraat vardır. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bize işittirdiği (sesli okuduğu) namazlarda biz de size işittiririz; gizlediği (sessiz okuduğu) namazlarda biz de sizden gizleriz.
971. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ صُدْرَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْبَرِيدِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ كُنَّا نُصَلِّي خَلْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ فَنَسْمَعُ مِنْهُ الآيَةَ بَعْدَ الآيَاتِ مِنْ سُورَةِ لُقْمَانَ وَالذَّارِيَاتِ .
Bize Muhammed b. İbrahim b. Sudran haber verdi; dedi ki: Bize Selm b. Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Haşim b. el-Berid anlattı; Ebu İshak'tan; el-Bera'dan nakledildiğine göre, şöyle demiştir: Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında öğle namazını kılardık ve Lokman ile Zariyat surelerinden bazı ayetleri ondan işitirdik.
972. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُجَاعٍ الْمَرُّوذِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا بَكْرِ بْنَ النَّضْرِ، قَالَ كُنَّا بِالطَّفِّ عِنْدَ أَنَسٍ فَصَلَّى بِهِمُ الظُّهْرَ فَلَمَّا فَرَغَ قَالَ إِنِّي صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الظُّهْرِ فَقَرَأَ لَنَا بِهَاتَيْنِ السُّورَتَيْنِ فِي الرَّكْعَتَيْنِ بِـ { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } وَ { هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ } .
Bize Muhammed b. Şuca el-Mervezi haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Ubeyde anlattı; Abdullah b. Ubeyd'den; dedi ki: Ebu Bekir b. en-Nadr'dan işittim; dedi ki: Biz Taff denilen yerde Enes'in yanındaydık. O bize öğle namazını kıldırdı. Namazı bitirince şöyle dedi: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte öğle namazını kıldım; O bize (ilk) iki rekatta şu iki sureyi okudu: { Sebbihi'sme Rabbike'l-A'lâ } ve { Hel etâke hadîsu'l-gâşiye }."
973. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عَطِيَّةَ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ قَزَعَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ لَقَدْ كَانَتْ صَلاَةُ الظُّهْرِ تُقَامُ فَيَذْهَبُ الذَّاهِبُ إِلَى الْبَقِيعِ فَيَقْضِي حَاجَتَهُ ثُمَّ يَتَوَضَّأُ ثُمَّ يَجِئُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى يُطَوِّلُهَا .
Bize Amr b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize el-Velid anlattı; Said b. Abdulaziz'den; Atiyye b. Kays'tan; Kazea'dan; Ebu Said el-Hudri'den nakledildiğine göre, şöyle demiştir: Öğle namazı için kamet getirilirdi, bir kimse Baki' (mezarlığın)a gider, ihtiyacını görür, sonra abdest alır ve gelirdi de Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem —ilk rekatı uzattığı için— hala birinci rekatta olurdu.
974. Hadis
أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ دُرُسْتَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْمَاعِيلَ، - وَهُوَ الْقَنَّادُ - قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي قَتَادَةَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ كَانَ يُصَلِّي بِنَا الظُّهْرَ فَيَقْرَأُ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ يُسْمِعُنَا الآيَةَ كَذَلِكَ وَكَانَ يُطِيلُ الرَّكْعَةَ فِي صَلاَةِ الظُّهْرِ وَالرَّكْعَةَ الأُولَى يَعْنِي فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ .
Bana Yahya b. Durust haber verdi; dedi ki: Bize Ebu İsmail —ki bu el-Kannad'dır— anlattı; dedi ki: Bize Halid anlattı; dedi ki: Bize Yahya b. Ebi Kesir anlattı; Abdullah b. Ebi Katade'nin babasından, onun da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Bize öğle namazını kıldırırdı ve ilk iki rekatta (Kuran) okurdu; bazen bize ayeti işittirirdi. Öğle namazında rekatı uzatırdı; —yani sabah namazında da— ilk rekatı (uzatırdı).
975. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ خَالِدِ بْنِ مُسْلِمٍ، - يُعْرَفُ بِابْنِ أَبِي جَمِيلٍ الدِّمَشْقِيِّ - قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَمَاعَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ بِأُمِّ الْقُرْآنِ وَسُورَتَيْنِ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ مِنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ وَصَلاَةِ الْعَصْرِ وَيُسْمِعُنَا الآيَةَ أَحْيَانًا وَكَانَ يُطِيلُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى .
Bize İmran b. Yezid b. Halid b. Muslim —İbn Ebi Cemil ed-Dımaşki olarak bilinir— haber verdi; dedi ki: Bize İsmail b. Abdullah b. Semâ'a anlattı; dedi ki: Bize el-Evzai anlattı; Yahya b. Ebi Kesir'den; dedi ki: Bana Abdullah b. Ebi Katade anlattı; dedi ki: Babam bize anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatında Ümmü'l-Kur'an (Fatiha) ve iki sure okurdu. Bazen bize ayeti işittirirdi ve ilk rekatı uzatırdı.