Adaklar ve Yeminler Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1524. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو صَفْوَانَ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَجَابِرٍ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ يَصِحُّ لأَنَّ الزُّهْرِيَّ لَمْ يَسْمَعْ هَذَا الْحَدِيثَ مِنْ أَبِي سَلَمَةَ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ مِنْهُمْ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ وَابْنُ أَبِي عَتِيقٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ أَرْقَمَ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ وَالْحَدِيثُ هُوَ هَذَا ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Safvân anlattı; (o) Yûnus b. Yezîd'den, (o) İbn Şihâb'dan, (o) Ebû Seleme'den, (o da) Âişe'den nakletti. Dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyette (günah olan bir şeyde) nezir (adak) olmaz. Onun keffâreti yemin keffâretidir." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda İbn Ömer, Câbir ve İmrân b. Husayn'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahih değildir. Çünkü Zührî bu hadisi Ebû Seleme'den işitmemiştir. Muhammed'i (Buhârî'yi) şöyle derken işittim: "Mûsâ b. Ukbe ve İbn Ebî Atîk'in de aralarında bulunduğu birden çok kişi (bunu) Zührî'den, (o) Süleyman b. Erkam'dan, (o) Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) Ebû Seleme'den, (o da) Âişe'den, (o da) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den (diye) rivayet etmiştir." Muhammed dedi ki: Hadis işte budur.

1525. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو إِسْمَاعِيلَ التِّرْمِذِيُّ، - وَاسْمُهُ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ يُوسُفَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، وَمُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي عَتِيقٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ أَرْقَمَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ وَهُوَ أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي صَفْوَانَ عَنْ يُونُسَ ‏.‏ وَأَبُو صَفْوَانَ هُوَ مَكِّيٌّ وَاسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَرْوَانَ وَقَدْ رَوَى عَنْهُ الْحُمَيْدِيُّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنْ جِلَّةِ أَهْلِ الْحَدِيثِ ‏.‏ وَقَالَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ وَاحْتَجَّا بِحَدِيثِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ عَائِشَةَ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَلاَ كَفَّارَةَ فِي ذَلِكَ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكٍ وَالشَّافِعِيِّ ‏.‏

Bize Ebû İsmâîl et-Tirmizî -ismi Muhammed b. İsmâîl b. Yûsuf'tur- anlattı; dedi ki: Bize Eyyûb b. Süleyman b. Bilâl anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekir b. Ebî Üveys anlattı; (o) Süleyman b. Bilâl'den, (o) Mûsâ b. Ukbe ve Muhammed b. Abdillah b. Ebî Atîk'ten, (onlar) Zührî'den, (o) Süleyman b. Erkam'dan, (o) Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) Ebû Seleme'den, (o da) Âişe'den, (o da) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletti. O şöyle buyurdu: "Allah'a masiyette (günah olan bir şeyde) nezir (adak) olmaz. Onun keffâreti yemin keffâretidir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bu, Ebû Safvân'ın Yûnus'tan rivayet ettiği hadisten daha sahihtir. Ebû Safvân Mekkelidir; adı Abdullah b. Saîd b. Abdülmelik b. Mervân'dır. Ondan Humeydî ve hadis ehlinin ileri gelenlerinden birden çok kişi rivayette bulunmuştur. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehli bir topluluk şöyle demiştir: "Allah'a masiyette adak olmaz, onun keffâreti yemin keffâretidir." Bu, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür. Onlar Zührî'nin, Ebû Seleme'den, (o da) Âişe'den rivayet ettiği (bu) hadisi delil getirmişlerdir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli ise şöyle demiştir: "Masiyette adak olmaz, bunda (yemin) keffâret(i) de yoktur." Bu, Mâlik ve Şâfiî'nin görüşüdür.

1526. Hadis

1527. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْرَقُ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ الضَّحَّاكِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَيْسَ عَلَى الْعَبْدِ نَذْرٌ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize İshâk b. Yûsuf el-Ezrak anlattı; (o) Hişâm ed-Destevâî'den, (o) Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) Ebû Kılâbe'den, (o da) Sâbit b. ed-Dahhâk'ten, (o da) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletti. O şöyle buyurdu: "Kulun (insanın) sahip olmadığı şeyde onun üzerine nezir (adak) yoktur (geçerli değildir)." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Abdullah b. Amr ve İmrân b. Husayn'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1528. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، مَوْلَى الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ حَدَّثَنِي كَعْبُ بْنُ عَلْقَمَةَ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كَفَّارَةُ النَّذْرِ إِذَا لَمْ يُسَمَّ كَفَّارَةُ يَمِينٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekir b. Ayyâş anlattı; (o) Muğîre b. Şu'be'nin azatlısı Muhammed'den, (o) Ka'b b. Alkame'den, (o) Ebü'l-Hayr'dan, (o da) Ukbe b. Âmir'den nakletti. (Ukbe) dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İsmi (belirli bir şey) söylenmediğinde adağın keffâreti yemin keffâretidir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih gariptir.

1529. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ يُونُسَ، هُوَ ابْنُ عُبَيْدٍ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ لاَ تَسْأَلِ الإِمَارَةَ فَإِنَّكَ إِنْ أَتَتْكَ عَنْ مَسْأَلَةٍ وُكِلْتَ إِلَيْهَا وَإِنْ أَتَتْكَ عَنْ غَيْرِ مَسْأَلَةٍ أُعِنْتَ عَلَيْهَا وَإِذَا حَلَفْتَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتَ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَائْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَلْتُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَجَابِرٍ وَعَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ وَأَبِي الدَّرْدَاءِ وَأَنَسٍ وَعَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ وَأَبِي مُوسَى ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilalâ es-San'ânî anlattı; dedi ki: Bize Mu'temir b. Süleyman anlattı; (o) Yûnus b. Ubeyd'den, (o) Hasan'dan, (o da) Abdurrahman b. Semüre'den nakletti. (Abdurrahman) dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ey Abdurrahman! Emirlik (yöneticilik) isteme. Şayet sen istedikten sonra sana verilirse o işinle baş başa bırakılırsın (Allah'ın yardımını göremezsin). Eğer istemeden sana verilirse o işte (Allah tarafından) yardım görürsün. Bir şeye yemin ettiğinde başkasını ondan daha hayırlı görürsen hayırlı olanı yap ve yeminin için keffâret ver." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ali, Câbir, Adî b. Hâtim, Ebü'd-Derdâ, Enes, Âişe, Abdullah b. Amr, Ebû Hureyre, Ümmü Seleme ve Ebû Mûsâ'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Abdurrahman b. Semüre hadisi hasen sahihtir.

1530. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهِ وَلْيَفْعَلْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ الْكَفَّارَةَ قَبْلَ الْحِنْثِ تُجْزِئُ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يُكَفِّرُ إِلاَّ بَعْدَ الْحِنْثِ ‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ إِنْ كَفَّرَ بَعْدَ الْحِنْثِ أَحَبُّ إِلَىَّ وَإِنْ كَفَّرَ قَبْلَ الْحِنْثِ أَجْزَأَهُ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (o) Mâlik b. Enes'ten, (o) Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, (o) babasından, (o da) Ebû Hureyre'den nakletti. (Ebû Hureyre) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakletti). O şöyle buyurdu: "Kim bir şeye yemin eder sonra başkasını ondan daha hayırlı görürse yemini için keffâret versin ve (hayırlı olanı) yapsın." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ümmü Seleme'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehlinin çoğunluğu katında uygulama buna göredir; (yemin bozulmadan) hınesten önce (verilen) keffâret yeterli olur (geçerlidir). Bu, Mâlik b. Enes, Şâfiî, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür. İlim ehlinden bazıları ise şöyle demiştir: "Ancak hınesten (yemin bozulduktan) sonra keffâret verir." Süfyân es-Sevrî dedi ki: "Hınesten sonra keffâret vermesi bana daha sevimlidir; hınesten önce keffâret verirse (bu da) onun yerine geçer (yeterli olur)."

1531. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنِي أَبِي وَحَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَقَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ فَقَدِ اسْتَثْنَى فَلاَ حِنْثَ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَغَيْرُهُ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مَوْقُوفًا ‏.‏ وَهَكَذَا رُوِيَ عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضى الله عنهما مَوْقُوفًا ‏.‏ وَلاَ نَعْلَمُ أَحَدًا رَفَعَهُ غَيْرَ أَيُّوبَ السَّخْتِيَانِيِّ وَقَالَ إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَكَانَ أَيُّوبُ أَحْيَانًا يَرْفَعُهُ وَأَحْيَانًا لاَ يَرْفَعُهُ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ الاِسْتِثْنَاءَ إِذَا كَانَ مَوْصُولاً بِالْيَمِينِ فَلاَ حِنْثَ عَلَيْهِ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَالأَوْزَاعِيِّ وَمَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; dedi ki: Bize Abdussamed b. Abdilvâris anlattı; (o) babamdan ve Hammâd b. Seleme'den, (onlar) Eyyûb'dan, (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den nakletti. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir şeye yemin eder de 'inşaallah' (Allah dilerse) derse istisna yapmış olur; artık ona günah (veya keffâret sorumluluğu) yoktur." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasendir. Ubeydullah b. Ömer ve başkaları bunu Nâfi'den, (o) İbn Ömer'den mevkûf olarak rivayet etmişlerdir. Sâlim'den, (o) İbn Ömer radıyallâhu anhumâ'dan yine mevkûf olarak rivayet edilmiştir. Bunu Eyyûb es-Sahtiyânî'den başka merfû olarak rivayet eden bir kimse bilmiyoruz. İsmâîl b. İbrâhîm dedi ki: "Eyyûb bunu bazen merfû olarak rivayet eder, bazen de merfû olarak rivayet etmezdi (mevkûf rivayet ederdi)." Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehlinin çoğunluğu katında uygulama buna göredir; istisna yeminle bitişik olduğunda (yemin bozulsa bile kişiye) hıne (dolayısıyla keffâret sorumluluğu) yoktur. Bu, Süfyân es-Sevrî, Evzâî, Mâlik b. Enes, Abdullah b. el-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür.

1532. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَقَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لَمْ يَحْنَثْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى سَأَلْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ عَنْ هَذَا فَقَالَ هَذَا حَدِيثٌ خَطَأٌ أَخْطَأَ فِيهِ عَبْدُ الرَّزَّاقِ اخْتَصَرَهُ مِنْ حَدِيثِ مَعْمَرٍ عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ سُلَيْمَانَ بْنَ دَاوُدَ قَالَ لأَطُوفَنَّ اللَّيْلَةَ عَلَى سَبْعِينَ امْرَأَةً تَلِدُ كُلُّ امْرَأَةٍ غُلاَمًا ‏.‏ فَطَافَ عَلَيْهِنَّ فَلَمْ تَلِدِ امْرَأَةٌ مِنْهُنَّ إِلاَّ امْرَأَةٌ نِصْفَ غُلاَمٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ قَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لَكَانَ كَمَا قَالَ ‏"‏ ‏.‏ هَكَذَا رُوِيَ عَنْ عَبْدِ الرَّزَّاقِ عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ هَذَا الْحَدِيثُ بِطُولِهِ وَقَالَ ‏"‏ سَبْعِينَ امْرَأَةً ‏"‏ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ قَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ لأَطُوفَنَّ اللَّيْلَةَ عَلَى مِائَةِ امْرَأَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer haber verdi; (o) İbn Tâvûs'tan, (o) babasından, (o da) Ebû Hureyre'den nakletti. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir şeye yemin eder de 'inşaallah' derse yeminini bozmuş (günaha girmiş) olmaz." Ebû Îsâ dedi ki: Muhammed b. İsmâîl'e (Buhârî'ye) bunu sordum. Dedi ki: "Bu hadis hatalıdır. Abdürrezzâk bunda hata etmiştir. O, bunu Ma'mer'in, İbn Tâvûs'tan, (o) babasından, (o) Ebû Hureyre'den, (o da) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiği (uzun) hadisten kısaltmıştır: (Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki): Süleyman b. Dâvûd dedi ki: Bu gece yetmiş kadını dolaşacağım, her kadın bir oğlan çocuk doğuracak. Onları dolaştı; onlardan hiçbir kadın doğurmadı, sadece bir kadın yarım bir çocuk doğurdu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Eğer 'inşaallah' (Allah dilerse) deseydi dediği gibi olurdu." Abdürrezzâk'tan, (o) Ma'mer'den, (o) İbn Tâvûs'tan, (o) babasından bu hadis uzun haliyle böyle rivayet edilmiş ve (Abdürrezzâk) "yetmiş kadın" demiştir. Bu hadis Ebû Hureyre'den, (o da) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu vechin dışında da rivayet edilmiştir. (O rivayette): "Süleyman b. Dâvûd: Bu gece yüz kadını dolaşacağım, dedi" (şeklindedir).

1533. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عُمَرَ وَهُوَ يَقُولُ وَأَبِي وَأَبِي فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا حَلَفْتُ بِهِ بَعْدَ ذَلِكَ ذَاكِرًا وَلاَ آثِرًا ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ ثَابِتِ بْنِ الضَّحَّاكِ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَقُتَيْلَةَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى قَالَ أَبُو عُبَيْدٍ مَعْنَى قَوْلِهِ وَلاَ آثِرًا ‏.‏ أَىْ لَمْ آثُرْهُ عَنْ غَيْرِي يَقُولُ لَمْ أَذْكُرْهُ عَنْ غَيْرِي ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; (o) Zührî'den, (o) Sâlim'den, (o da) babasından nakletti. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Ömer'i "Babam hakkı için, babam hakkı için" derken işitti ve şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Şüphesiz Allah sizi babalarınızın üzerine yemin etmekten nehyediyor." Ömer dedi ki: "Vallahi, bundan sonra ne (kendi sözüm olarak) anarak ne de (başkasına ait bir sözü) naklederek o (yemini) etmedim." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Sâbit b. ed-Dahhâk, İbn Abbâs, Ebû Hureyre, Kuteyle ve Abdurrahman b. Semüre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Ubeyd şöyle dedi: "Onun 'lâ âsiren' sözünün manası: 'Onu başkasından nakletmedim' demektir; yani 'Başkasından (naklen dahi olsa) onu anmadım (söylemedim)' diyor."

1534. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَدْرَكَ عُمَرَ وَهُوَ فِي رَكْبٍ وَهُوَ يَحْلِفُ بِأَبِيهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ لِيَحْلِفْ حَالِفٌ بِاللَّهِ أَوْ لِيَسْكُتْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Abde anlattı; (o) Ubeydullah b. Ömer'den, (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den nakletti. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (bir yolculukta) binekli bir topluluk içindeyken Ömer'e yetişti. O sırada (Ömer) babası üzerine yemin ediyordu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah sizi babalarınız üzerine yemin etmekten nehyediyor. Yemin eden kimse ya Allah adına yemin etsin ya da sussun." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1535. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، سَمِعَ رَجُلاً، يَقُولُ لاَ وَالْكَعْبَةِ ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ لاَ يُحْلَفُ بِغَيْرِ اللَّهِ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ مَنْ حَلَفَ بِغَيْرِ اللَّهِ فَقَدْ كَفَرَ أَوْ أَشْرَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَفُسِّرَ هَذَا الْحَدِيثُ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ قَوْلَهُ ‏"‏ فَقَدْ كَفَرَ أَوْ أَشْرَكَ ‏"‏ عَلَى التَّغْلِيظِ ‏.‏ وَالْحُجَّةُ فِي ذَلِكَ حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَمِعَ عُمَرَ يَقُولُ وَأَبِي وَأَبِي ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَلاَ إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَحَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ مَنْ قَالَ فِي حَلِفِهِ وَاللاَّتِ وَالْعُزَّى فَلْيَقُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا مِثْلُ مَا رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ إِنَّ الرِّيَاءَ شِرْكٌ ‏"‏ ‏.‏ وَقَدْ فَسَّرَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ هَذِهِ الآيَة ‏:‏ ‏(‏ وَمَنْ كَانَ يَرْجُو لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحًا ‏)‏ الآيَةَ قَالَ لاَ يُرَائِي ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Hâlid el-Ahmer anlattı; (o) Hasan b. Ubeydullah'tan, (o) Sa'd b. Ubeyde'den nakletti. İbn Ömer bir adamı "Hayır, Kâbe'ye yemin olsun ki" derken işitti. İbn Ömer şöyle dedi: "Allah'tan başkası adına yemin edilmez. Çünkü ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: 'Kim Allah'tan başkası adına yemin ederse kâfir olmuş veya şirk koşmuş olur.'" Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Bazı ilim ehlince bu hadis tefsir edilmiş ve (Peygamberin) "Kâfir olmuş veya şirk koşmuş olur" sözünün (sakındırma amaçlı) ağır bir ifade (tağlîz) olduğu belirtilmiştir. Bunun delili İbn Ömer'in (rivayet ettiği şu) hadistir: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Ömer'i "Babam hakkı için, babam hakkı için" derken işitmiş ve: "Dikkat edin! Şüphesiz Allah sizi babalarınızın üzerine yemin etmekten nehyediyor" buyurmuştur. (Diğer bir delil ise) Ebû Hureyre'nin Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği şu hadistir: O şöyle buyurmuştur: "Kim yemininde 'Lât ve Uzzâ hakkı için' derse (hemen) 'Lâ ilâhe illallah' desin." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edilen "Şüphesiz riyâ şirktir" sözü gibidir. Bazı ilim ehli şu ayeti de böyle tefsir etmiştir: "Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin..." (Kehf, 110) (Ravi) dedi ki: (Yani) riyakârlık yapmasın.

1536. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْقُدُّوسِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْعَطَّارُ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، عَنْ عِمْرَانَ الْقَطَّانِ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ نَذَرَتِ امْرَأَةٌ أَنْ تَمْشِيَ، إِلَى بَيْتِ اللَّهِ فَسُئِلَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ مَشْيِهَا مُرُوهَا فَلْتَرْكَبْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَقَالُوا إِذَا نَذَرَتِ امْرَأَةٌ أَنْ تَمْشِيَ فَلْتَرْكَبْ وَلْتُهْدِ شَاةً ‏.‏

Bize Abdülkuddûs b. Muhammed el-Attâr el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Amr b. Âsım anlattı; (o) İmrân el-Kattân'dan, (o) Humeyd'den, (o da) Enes'ten nakletti. (Enes) dedi ki: Bir kadın Beytullah'a (Kâbe'ye) kadar yürümeye nezretti (adak adadı). Allah'ın Nebîsi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bundan soruldu. O şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah'ın onun yürümesine ihtiyacı yoktur. Ona emredin, binsin." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Ukbe b. Âmir ve İbn Abbâs'tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi bu vecihten hasen sahih gariptir. Bazı ilim ehli katında uygulama buna göredir; onlar şöyle demişlerdir: "Bir kadın yürümeyi nezrederse (buna gücü yetmezse) binsin ve bir koyun kurban etsin."

1537. Hadis

1538. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَنْذِرُوا فَإِنَّ النَّذْرَ لاَ يُغْنِي مِنَ الْقَدَرِ شَيْئًا وَإِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ كَرِهُوا النَّذْرَ ‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ مَعْنَى الْكَرَاهِيَةِ فِي النَّذْرِ فِي الطَّاعَةِ وَالْمَعْصِيَةِ وَإِنْ نَذَرَ الرَّجُلُ بِالطَّاعَةِ فَوَفَّى بِهِ فَلَهُ فِيهِ أَجْرٌ وَيُكْرَهُ لَهُ النَّذْرُ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz b. Muhammed anlattı; (o) Alâ b. Abdurrahman'dan, (o) babasından, (o da) Ebû Hureyre'den nakletti. (Ebû Hureyre) dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Adak adamayın. Çünkü adak kaderden hiçbir şeyi savuşturmaz (değiştirmez). Onunla ancak cimriden (mal) çıkarılmış olur." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda İbn Ömer'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasendir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli katında uygulama buna göredir; onlar adak adamayı mekruh görmüşlerdir. Abdullah b. el-Mübârek şöyle dedi: "Nezirdeki kerâhetin manası (hem) taat (hem) masiyet konusundadır. Kişi bir taate (ibadete) nezreder ve onu yerine getirirse onun için bunda ecir vardır, (ancak) adak adaması ona mekruhtur."

1539. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كُنْتُ نَذَرْتُ أَنْ أَعْتَكِفَ لَيْلَةً فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ فِي الْجَاهِلِيَّةِ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ أَوْفِ بِنَذْرِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ قَالُوا إِذَا أَسْلَمَ الرَّجُلُ وَعَلَيْهِ نَذْرُ طَاعَةٍ فَلْيَفِ بِهِ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ لاَ اعْتِكَافَ إِلاَّ بِصَوْمٍ ‏.‏ وَقَالَ آخَرُونَ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ لَيْسَ عَلَى الْمُعْتَكِفِ صَوْمٌ إِلاَّ أَنْ يُوجِبَ عَلَى نَفْسِهِ صَوْمًا ‏.‏ وَاحْتَجُّوا بِحَدِيثِ عُمَرَ أَنَّهُ نَذَرَ أَنْ يَعْتَكِفَ لَيْلَةً فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْوَفَاءِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd el-Kattân haber verdi; (o) Ubeydullah b. Ömer'den, (o) Nâfi'den, (o) İbn Ömer'den, (o da) Ömer'den nakletti. (Ömer) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben cahiliye döneminde Mescid-i Harâm'da bir gece itikâfa girmeyi nezretmiştim" dedim. (Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Adağını yerine getir." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Abdullah b. Amr ve İbn Abbâs'tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ömer hadisi hasen sahihtir. Bazı ilim ehli bu hadise (dayanarak) şu görüşe varmışlardır: Bir kişi (cahiliye döneminde iken) bir ibadet (taat) adağında bulunur da sonra Müslüman olursa onu yerine getirsin. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli: "Ancak oruçla birlikte itikâf olur (oruçsuz itikâf olmaz)" demişlerdir. İlim ehlinden diğerleri ise şöyle demişlerdir: "İtikâfa giren kişiye, kendisi (ayrıca) oruç adamadıkça oruç tutmak gerekmez." Onlar Ömer'in, cahiliye döneminde bir gece itikâfa girmeyi adadığını, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in de ona (bunu) yerine getirmesini emrettiği hadisini delil getirmişlerdir. Bu, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür.

1540. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَثِيرًا مَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَحْلِفُ بِهَذِهِ الْيَمِينِ ‏ "‏ لاَ وَمُقَلِّبِ الْقُلُوبِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek ve Abdullah b. Ca'fer haber verdi; (onlar) Mûsâ b. Ukbe'den, (o) Sâlim b. Abdillah'tan, (o da) babasından nakletti. (Babasının) dediğine göre: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem çokça şu yeminle yemin ederdi: "Hayır, kalpleri halden hale çeviren (Allah)'a yemin olsun ki." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1541. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، عَنْ سَعِيدِ ابْنِ مَرْجَانَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مُؤْمِنَةً أَعْتَقَ اللَّهُ مِنْهُ بِكُلِّ عُضْوٍ مِنْهُ عُضْوًا مِنَ النَّارِ حَتَّى يُعْتِقَ فَرْجَهُ بِفَرْجِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَعَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَوَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ وَأَبِي أُمَامَةَ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَكَعْبِ بْنِ مُرَّةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَابْنُ الْهَادِ اسْمُهُ يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُسَامَةَ بْنِ الْهَادِ وَهُوَ مَدَنِيٌّ ثِقَةٌ قَدْ رَوَى عَنْهُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys anlattı; (o) İbnü'l-Hâd'dan, (o) Ömer b. Ali b. el-Hüseyin b. Ali b. Ebî Tâlib'den, (o) Saîd b. Mercâne'den, (o da) Ebû Hureyre'den nakletti. (Ebû Hureyre) dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim mümin bir köle azat ederse Allah (o kölenin) her organına karşılık onun her organını ateşten azat eder; hatta fercine karşılık fercini (bile)." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Âişe, Amr b. Abese, İbn Abbâs, Vâsile b. el-Eska', Ebû Ümâme, Ukbe b. Âmir ve Ka'b b. Mürre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu Ebû Hureyre hadisi bu vecihten hasen sahih gariptir. İbnü'l-Hâd'ın adı Yezîd b. Abdillah b. Üsâme b. el-Hâd'dır. Medineli ve sika (güvenilir) biridir. Ondan Mâlik b. Enes ve ilim ehlinden birden çok kimse hadis rivayet etmiştir.

1542. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ الْمُزَنِيِّ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُنَا سَبْعَةَ إِخْوَةٍ مَا لَنَا خَادِمٌ إِلاَّ وَاحِدَةٌ فَلَطَمَهَا أَحَدُنَا فَأَمَرَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ نُعْتِقَهَا ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ حُصَيْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ فَذَكَرَ بَعْضُهُمْ فِي الْحَدِيثِ قَالَ لَطَمَهَا عَلَى وَجْهِهَا ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; dedi ki: Bize Muhâribî anlattı; (o) Şu'be'den, (o) Husayn'dan, (o) Hilâl b. Yisâf'tan, (o da) Süveyd b. Mukarrin el-Müzenî'den nakletti. (Süveyd) dedi ki: "Yemin olsun ki kendimizi yedi kardeş olarak gördüm. Sadece bir tek hizmetçimiz vardı. Birimiz ona tokat attı. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bize, onu azat etmemizi emretti." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda İbn Ömer'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Birden çok kişi bu hadisi Husayn b. Abdurrahman'dan rivayet etmiştir. Bazıları hadiste (şöyle) zikretmiştir: "(Ravi) dedi ki: (Kardeşim) onun yüzüne tokat attı."

1543. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْرَقُ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ الضَّحَّاكِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ حَلَفَ بِمِلَّةٍ غَيْرِ الإِسْلاَمِ كَاذِبًا فَهُوَ كَمَا قَالَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي هَذَا إِذَا حَلَفَ الرَّجُلُ بِمِلَّةٍ سِوَى الإِسْلاَمِ فَقَالَ هُوَ يَهُودِيٌّ أَوْ نَصْرَانِيٌّ إِنْ فَعَلَ كَذَا وَكَذَا فَفَعَلَ ذَلِكَ الشَّىْءَ فَقَالَ بَعْضُهُمْ قَدْ أَتَى عَظِيمًا وَلاَ كَفَّارَةَ عَلَيْهِ وَهُوَ قَوْلُ أَهْلِ الْمَدِينَةِ وَبِهِ يَقُولُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَإِلَى هَذَا الْقَوْلِ ذَهَبَ أَبُو عُبَيْدٍ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ وَغَيْرِهِمْ عَلَيْهِ فِي ذَلِكَ الْكَفَّارَةُ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize İshâk b. Yûsuf el-Ezrak anlattı; (o) Hişâm ed-Destevâî'den, (o) Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) Ebû Kılâbe'den, (o da) Sâbit b. ed-Dahhâk'ten nakletti. (Sâbit) dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim İslam'dan başka bir millet (din) adına yalan yere yemin ederse o, dediği gibidir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İlim ehli bu konuda ihtilaf etmiştir. Bir kişi İslam'dan başka bir millet (din) adına yemin eder ve: "Şunu şunu yaparsam Yahudi veya Hristiyan olayım" der de o şeyi yaparsa (durumu ne olur)? Bazıları şöyle demiştir: "Büyük bir (günah) işlemiş olur, (ancak) ona keffâret gerekmez." Bu, Medine ehlinin görüşüdür. Mâlik b. Enes de bunu söyler. Ebû Ubeyd de bu görüşe gitmiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından, tâbiînden ve başkalarından bazı ilim ehli ise şöyle demiştir: "Bu durumda ona keffâret gerekir." Bu, Süfyân, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür.

1544. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ زَحْرٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الرُّعَيْنِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَالِكٍ الْيَحْصُبِيِّ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أُخْتِي نَذَرَتْ أَنْ تَمْشِيَ إِلَى الْبَيْتِ حَافِيَةً غَيْرَ مُخْتَمِرَةٍ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ لاَ يَصْنَعُ بِشَقَاءِ أُخْتِكَ شَيْئًا فَلْتَرْكَبْ وَلْتَخْتَمِرْ وَلْتَصُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; (o) Süfyân'dan, (o) Yahyâ b. Saîd'den, (o) Ubeydullah b. Zahr'dan, (o) Ebû Saîd er-Ruaynî'den, (o) Abdullah b. Mâlik el-Yahsûbî'den, (o da) Ukbe b. Âmir'den nakletti. (Ukbe) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Kız kardeşim, başı açık ve yalın ayak Beytullah'a (Kâbe'ye) kadar yürümeye nezretti (adak adadı)" dedim. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah senin kız kardeşinin meşakkate girmesine (kendine eziyet etmesine) değer vermez (buna ihtiyacı yoktur). (Söyle ona) binsin, başını örtsün ve üç gün oruç tutsun." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs'tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. İlim ehli katında uygulama buna göredir. Bu, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür.

1545. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ حَلَفَ مِنْكُمْ فَقَالَ فِي حَلِفِهِ وَاللاَّتِ وَالْعُزَّى فَلْيَقُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَمَنْ قَالَ تَعَالَ أُقَامِرْكَ فَلْيَتَصَدَّقْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو الْمُغِيرَةِ هُوَ الْخَوْلاَنِيُّ الْحِمْصِيُّ وَاسْمُهُ عَبْدُ الْقُدُّوسِ بْنُ الْحَجَّاجِ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize Ebü'l-Muğîre anlattı; dedi ki: Bize Evzâî anlattı; dedi ki: Bize Zührî anlattı; (o) Humeyd b. Abdurrahman'dan, (o da) Ebû Hureyre'den nakletti. (Ebû Hureyre) dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden kim yemin eder ve yemininde 'Lât ve Uzzâ hakkı için' derse (hemen) 'Lâ ilâhe illallah' desin. Kim de (arkadaşına) 'Gel seninle kumar oynayalım' derse (bunun keffâreti olarak) sadaka versin." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebü'l-Muğîre, el-Havlânî el-Hımsî'dir; adı Abdülkuddûs b. el-Haccâc'dır.

1546. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ، اسْتَفْتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَذْرٍ كَانَ عَلَى أُمِّهِ تُوُفِّيَتْ قَبْلَ أَنْ تَقْضِيَهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اقْضِهِ عَنْهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys anlattı; (o) İbn Şihâb'dan, (o) Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, (o da) İbn Abbâs'tan nakletti. Sa'd b. Ubâde, annesinin üzerinde bulunan bir adak hakkında Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den fetva istedi. Annesi bu adağını yerine getirmeden vefat etmişti. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onun adına sen yerine getir (kaza et)." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1547. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْأَعْلَى حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ هُوَ أَخُو سُفْيَانَ بْنِ عُيَيْنَةَ عَنْ حُصَيْنٍ عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ وَغَيْرِهِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ أَيُّمَا امْرِئٍ مُسْلِمٍ أَعْتَقَ امْرَأً مُسْلِمًا كَانَ فَكَاكَهُ مِنْ النَّارِ يُجْزِي كُلُّ عُضْوٍ مِنْهُ عُضْوًا مِنْهُ وَأَيُّمَا امْرِئٍ مُسْلِمٍ أَعْتَقَ امْرَأَتَيْنِ مُسْلِمَتَيْنِ كَانَتَا فَكَاكَهُ مِنْ النَّارِ يُجْزِي كُلُّ عُضْوٍ مِنْهُمَا عُضْوًا مِنْهُ وَأَيُّمَا امْرَأَةٍ مُسْلِمَةٍ أَعْتَقَتْ امْرَأَةً مُسْلِمَةً كَانَتْ فَكَاكَهَا مِنْ النَّارِ يُجْزِي كُلُّ عُضْوٍ مِنْهَا عُضْوًا مِنْهَا قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْحَدِيثِ مَا يَدُلُّ عَلَى أَنَّ عِتْقَ الذُّكُورِ لِلرِّجَالِ أَفْضَلُ مِنْ عِتْقِ الْإِنَاثِ لِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ أَعْتَقَ امْرَأً مُسْلِمًا كَانَ فَكَاكَهُ مِنْ النَّارِ يُجْزِي كُلُّ عُضْوٍ مِنْهُ عُضْوًا مِنْهُ

Bize Muhammed b. Abdilalâ anlattı; dedi ki: Bize İmrân b. Uyeyne -bu, Süfyân b. Uyeyne'nin kardeşidir- anlattı; (o) Husayn'dan, (o) Sâlim b. Ebî Ca'd'dan, (o) Ebû Ümâme ve Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından başkalarından, (onlar da) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletti. O şöyle buyurdu: "Hangi Müslüman erkek, Müslüman bir erkeği (köleyi) azat ederse, bu, onun ateşten kurtuluşu olur; (azat edilenin) her bir organı, ondan bir organın karşılığı olur. Hangi Müslüman erkek, Müslüman iki kadını (cariyeyi) azat ederse, o ikisi onun ateşten kurtuluşu olur; o ikisinden her bir organ, ondan bir organın karşılığı olur. Hangi Müslüman kadın, Müslüman bir kadını (cariyeyi) azat ederse, bu, onun ateşten kurtuluşu olur; (azat edilenin) her bir organı, ondan bir organın karşılığı olur." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen sahih gariptir. Ebû Îsâ dedi ki: Hadiste erkekler için, erkek (köle) azat etmenin kadın (cariye) azat etmekten daha faziletli olduğuna delalet eden (bir ifade) vardır. Çünkü Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kim Müslüman bir erkeği azat ederse bu, onun ateşten kurtuluşu olur; (azat edilenin) her bir organı, ondan bir organın karşılığı olur" buyurmuştur.