2390. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَعُدْ فِي صَدَقَتِكَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî’ anlattı. Bize Hişâm b. Sa’d, Zeyd b. Eslem’den, o babasından, o da Ömer b. el-Hattâb’dan naklederek anlattı. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sadakana (onu geri almak suretiyle) dönme."
2391. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي أَبُو جَعْفَرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيٍّ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْعَبَّاسِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَثَلُ الَّذِي يَتَصَدَّقُ ثُمَّ يَرْجِعُ فِي صَدَقَتِهِ مَثَلُ الْكَلْبِ يَقِيءُ ثُمَّ يَرْجِعُ فَيَأْكُلُ قَيْئَهُ " .
Bize Abdurrahmân b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Evzâî anlattı. Bana Ebû Ca’fer Muhammed b. Alî anlattı. Bana Saîd b. el-Müseyyeb anlattı. Bana Abdullah b. Abbâs anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sadaka veren, sonra sadakasından dönen (onu geri alan) kimsenin misali, kusan sonra dönüp kusmuğunu yiyen köpeğin misali gibidir."
2392. Hadis
حَدَّثَنَا تَمِيمُ بْنُ الْمُنْتَصِرِ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ يَعْنِي، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عُمَرَ أَنَّهُ تَصَدَّقَ بِفَرَسٍ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَبْصَرَ صَاحِبَهَا يَبِيعُهَا بِكَسْرٍ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ " لاَ تَبْتَعْ صَدَقَتَكَ " .
Bize Temîm b. el-Muntesir el-Vâsıtî anlattı. Bize İshâk b. Yûsuf, Şerîk’ten, o Hişâm b. Urve’den, o Ömer b. Abdullah b. Ömer’den (yani babasından, o da dedesi) Ömer’den naklederek anlattı. (Ömer), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir atı sadaka olarak vermişti. Sonra o atın sahibinin onu düşük bir fiyata sattığını gördü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip bunu sordu. (Resûlullah): "Sadakanı satın alma," buyurdu.
2393. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرٍ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ، أَنَّهُ حَمَلَ عَلَى فَرَسٍ يُقَالُ لَهُ غَمْرٌ أَوْ غَمْرَةٌ فَرَأَى مُهْرًا أَوْ مُهْرَةً مِنْ أَفْلاَئِهَا يُبَاعُ يُنْسَبُ إِلَى فَرَسِهِ فَنَهَى عَنْهَا .
Bize Yahyâ b. Hakîm anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Süleymân et-Teymî, Ebû Osmân en-Nehdî’den, o Abdullah b. Âmir’den, o da Zübeyr b. el-Avvâm’dan naklederek anlattı. Zübeyr, Gamr —veya Gamre— denilen bir atı Allah yolunda (cihad için) vermişti. Sonra o atın yavrularından bir tayın —erkek veya dişi— satıldığını gördü ve bu tayın kendi (vakfettiği) atına nispet edildiğini (onun soyundan geldiğini) anladı. Bunun üzerine (onu satın almayı) yasakladı.
2394. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي تَصَدَّقْتُ عَلَى أُمِّي بِجَارِيَةٍ وَإِنَّهَا مَاتَتْ . فَقَالَ " آجَرَكِ اللَّهُ وَرَدَّ عَلَيْكِ الْمِيرَاثَ " .
Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Vekî’, Süfyân’dan, o Abdullah b. Atâ’dan, o Abdullah b. Büreyde’den, o da babasından naklederek anlattı. Dedi ki: Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Ben anneme bir cariye sadaka vermiştim, fakat annem öldü (cariye bana kaldı, ne yapayım?)" dedi. (Resûlullah): "Allah ecrini verdi; miras da onu sana geri döndürdü," buyurdu.
2395. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي أَعْطَيْتُ أُمِّي حَدِيقَةً لِي وَإِنَّهَا مَاتَتْ وَلَمْ تَتْرُكْ وَارِثًا غَيْرِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَجَبَتْ صَدَقَتُكَ وَرَجَعَتْ إِلَيْكَ حَدِيقَتُكَ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Abdullah b. Ca’fer er-Rakkî anlattı. Bize Ubeydullah, Abdulkerîm’den, o Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o da dedesinden naklederek anlattı. Dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: "Ben anneme bir bahçemi vermiştim. Fakat o vefat etti ve benden başka da mirasçı bırakmadı," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sadakan(ın sevabı) vacip oldu (sabitlendi), bahçen de sana geri döndü," buyurdu.
2396. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَصَابَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ أَرْضًا بِخَيْبَرَ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَأْمَرَهُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصَبْتُ مَالاً بِخَيْبَرَ لَمْ أُصِبْ مَالاً قَطُّ هُوَ أَنْفَسُ عِنْدِي مِنْهُ فَمَا تَأْمُرُنِي بِهِ فَقَالَ " إِنْ شِئْتَ حَبَسْتَ أَصْلَهَا وَتَصَدَّقْتَ بِهَا " . قَالَ فَعَمِلَ بِهَا عُمَرُ عَلَى أَنْ لاَ يُبَاعَ أَصْلُهَا وَلاَ يُوهَبَ وَلاَ يُورَثَ تَصَدَّقَ بِهَا لِلْفُقَرَاءِ وَفِي الْقُرْبَى وَفِي الرِّقَابِ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَالضَّيْفِ لاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ مِنْهَا بِالْمَعْرُوفِ أَوْ يُطْعِمَ صَدِيقًا غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ .
Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî anlattı. Bize Mu’temir b. Süleymân, İbn Avn’dan, o Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek anlattı. Dedi ki: Ömer b. el-Hattâb Hayber’de bir arazi elde etmişti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip bu konuda emrini sordu ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Hayber’de öyle bir mal elde ettim ki, ondan daha kıymetli bir malım hiç olmamıştı. Bu mal hakkında bana ne emredersin?" dedi. (Resûlullah): "Dilersen aslını (kendisini) tutar (vakfeder), (gelirini) sadaka olarak verirsin," buyurdu. (İbn Ömer) dedi ki: Ömer bunu; aslının satılmaması, hibe edilmemesi ve miras bırakılmaması şartıyla tasadduk etti (vakfetti). Onu fakirlere, yakın akrabaya, (azat edilecek) kölelere, Allah yolunda (cihada), yolculara ve misafirlere (tahsis ederek) sadaka olarak verdi. Ona bakan (mütevelli) kimsenin, ondan örfe uygun şekilde yigaemesinde veya mal biriktirme amacı gütmeksizin bir dostuna yedirmesinde bir günah yoktur.
2397. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ الْمِائَةَ سَهْمٍ الَّتِي بِخَيْبَرَ لَمْ أُصِبْ مَالاً قَطُّ هُوَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْهَا وَقَدْ أَرَدْتُ أَنْ أَتَصَدَّقَ بِهَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " احْبِسْ أَصْلَهَا وَسَبِّلْ ثَمَرَتَهَا " . قَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ فَوَجَدْتُ هَذَا الْحَدِيثَ فِي مَوْضِعٍ آخَرَ فِي كِتَابِي عَنْ سُفْيَانَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ قَالَ عُمَرُ فَذَكَرَ نَحْوَهُ .
Bize Muhammed b. Ebî Ömer el-Adenî anlattı. Bize Süfyân, Ubeydullah b. Ömer’den, o Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek anlattı. Dedi ki: Ömer b. el-Hattâb şöyle dedi: "Ey Allah’ın Resûlü! Hayber’deki yüz hisselik (arazi) var ya; ondan daha çok sevdiğim bir malı hiç elde etmemiştim. Ben onu sadaka olarak vermek istedim." Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onun aslını hapset (kendini vakfet), meyvesini (gelirini) ise (Allah yolunda) sebil kıl (dağıt)." İbn Ebî Ömer dedi ki: Kitabımda bu hadisi başka bir yerde; Süfyân, Abdullah, Nâfi’ ve İbn Ömer kanalıyla (yine) Ömer’den nakledilmiş olarak buldum; o da bunun benzerini zikretmiştir.
2398. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا شُرَحْبِيلُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أُمَامَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الْعَارِيَةُ مُؤَدَّاةٌ وَالْمِنْحَةُ مَرْدُودَةٌ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı. Bize Şurahbîl b. Müslim anlattı. Dedi ki: Ben Ebû Ümâme’yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Ariyet (ödünç alınan mal) sahibine ödenmeli (iade edilmeli), minhe (faydalanılması için verilen sağmal hayvan veya arazi) de geri döndürülmelidir."
2399. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيَّانِ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الْعَارِيَةُ مُؤَدَّاةٌ وَالْمِنْحَةُ مَرْدُودَةٌ " .
Bize Hişâm b. Ammâr ve Abdurrahmân b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattılar. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Şuayb, Abdurrahmân b. Yezîd’den, o Saîd b. Ebî Saîd’den, o da Enes b. Mâlik’ten naklederek anlattı. Dedi ki: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Ariyet (ödünç alınan mal) sahibine ödenmeli, minhe (yararlanılmak üzere verilen şey) de geri döndürülmelidir."
2400. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُسْتَمِرِّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، جَمِيعًا عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " عَلَى الْيَدِ مَا أَخَذَتْ حَتَّى تُؤَدِّيَهُ " .
Bize İbrâhîm b. el-Müstemir anlattı. Bize Muhammed b. Abdullah anlattı. (H) Ve bize Yahyâ b. Hakîm anlattı. Bize İbn Ebî Adî anlattı. (Bunların) hepsi Saîd’den, o Katâde’den, o Hasan’dan, o da Semure’den naklederek anlattılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "El, aldığından —onu (sahibine) iade edinceye kadar— sorumludur."
2401. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ الْجَهْمِ الأَنْمَاطِيُّ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُوَيْدٍ، عَنِ الْمُثَنَّى، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أُودِعَ وَدِيعَةً فَلاَ ضَمَانَ عَلَيْهِ " .
Bize Ubeydullah b. el-Cehm el-Enmâtî anlattı. Bize Eyyûb b. Süveyd, el-Müsennâ’dan, o Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o da dedesinden naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kime bir vedia (emanet) bırakılırsa, (kasıt ve kusuru olmadıkça) ona tazminat gerekmez."
2402. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ شَبِيبِ بْنِ غَرْقَدَةَ، عَنْ عُرْوَةَ الْبَارِقِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَعْطَاهُ دِينَارًا يَشْتَرِي لَهُ شَاةً فَاشْتَرَى لَهُ شَاتَيْنِ فَبَاعَ إِحْدَاهُمَا بِدِينَارٍ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِدِينَارٍ وَشَاةٍ فَدَعَا لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْبَرَكَةِ . قَالَ فَكَانَ لَوِ اشْتَرَى التُّرَابَ لَرَبِحَ فِيهِ . حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ زَيْدٍ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْخِرِّيتِ، عَنْ أَبِي لَبِيدٍ، لِمَازَةَ بْنِ زَبَّارٍ عَنْ عُرْوَةَ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ الْبَارِقِيِّ، قَالَ قَدِمَ جَلَبٌ فَأَعْطَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم دِينَارًا فَذَكَرَ نَحْوَهُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Şebîb b. Garkade’den, o da Urve el-Bârikî’den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine bir koyun satın alması için ona bir dinar vermişti. O (bu parayla) iki koyun satın aldı, sonra birini bir dinara sattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir dinar ve bir koyun getirdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona bereketle dua etti. (Ravi) dedi ki: O (Urve), toprak bile satın alsa ondan kâr ederdi. (H) Bize Ahmed b. Saîd ed-Dârimî anlattı. Bize Habbân b. Hilâl anlattı. Bize Saîd b. Zeyd, Zübeyr b. el-Hirrît’ten, o Ebû Lebîd Limâze b. Zebbâr’dan, o da Urve b. Ebi’l-Ca’d el-Bârikî’den naklederek anlattı. Dedi ki: (Medine’ye) ithal mal getiren bir kafile gelmişti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana bir dinar verdi... (Ravi hadisin) benzerini zikretti.
2403. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الظُّلْمُ مَطْلُ الْغَنِيِّ وَإِذَا أُتْبِعَ أَحَدُكُمْ عَلَى مَلِيءٍ فَلْيَتْبَعْ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Ebu’z-Zinâd’dan, o A’rec’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Ödeme imkânı olan) zenginin borcunu ödemeyi geciktirmesi zulümdür. Sizden biriniz (alacağını tahsil etmesi için) varlıklı bir kimseye havale edilirse, (bunu kabul edip) havale edilen kimseye uysun (takip etsin)."
2404. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ تَوْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَطْلُ الْغَنِيِّ ظُلْمٌ وَإِذَا أُحِلْتَ عَلَى مَلِيءٍ فَاتْبَعْهُ " .
Bize İsmâîl b. Tevbe anlattı. Bize Hüşeym, Yûnus b. Ubeyd’den, o Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Zenginin (borcunu) geciktirmesi zulümdür. Varlıklı bir kimseye havale edildiğin zaman, ona uy (havaleyi kabul et)."
2405. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَرَفَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنِي شُرَحْبِيلُ بْنُ مُسْلِمٍ الْخَوْلاَنِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أُمَامَةَ الْبَاهِلِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الزَّعِيمُ غَارِمٌ وَالدَّيْنُ مَقْضِيٌّ " .
Bize Hişâm b. Ammâr ve Hasan b. Arafe anlattılar. (Dediler ki): Bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı. Bana Şurahbîl b. Müslim el-Havlânî anlattı. Dedi ki: Ben Ebû Ümâme el-Bâhilî’yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Kefil (zaîm), (borcu) ödemekle yükümlüdür (gârimdir); borç da ödenmelidir."
2406. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، لَزِمَ غَرِيمًا لَهُ بِعَشَرَةِ دَنَانِيرَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ مَا عِنْدِي شَىْءٌ أُعْطِيكَهُ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ لاَ أُفَارِقُكَ حَتَّى تَقْضِيَنِي أَوْ تَأْتِيَنِي بِحَمِيلٍ فَجَرَّهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " كَمْ تَسْتَنْظِرُهُ " . فَقَالَ شَهْرًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَأَنَا أَحْمِلُ لَهُ " . فَجَاءَهُ فِي الْوَقْتِ الَّذِي قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مِنْ أَيْنَ أَصَبْتَ هَذَا " . قَالَ مِنْ مَعْدِنٍ قَالَ " لاَ خَيْرَ فِيهَا " . وَقَضَاهَا عَنْهُ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Abdulazîz b. Muhammed ed-Derâverdî, Amr b. Ebî Amr’dan, o İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir adam, on dinar alacağı olan borçlusunun yakasına yapıştı. (Borçlu): "Yanımda sana verebileceğim bir şey yok," dedi. (Alacaklı): "Hayır, vallahi borcunu ödeyinceye veya bana bir kefil (hamîl) getirinceye kadar senden ayrılmam," dedi. Onu çekiştirerek Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona (alacaklıya): "Ona ne kadar süre tanırsın?" diye sordu. O: "Bir ay," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ona ben kefilim," buyurdu. (Borçlu) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in belirlediği vakitte geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Bunu (parayı) nereden buldun?" diye sordu. O: "Bir madenden," dedi. (Resûlullah): "Onda (o parada/madende) hayır yoktur," buyurdu ve borcunu onun adına (kendi malından) ödedi.
2407. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِجِنَازَةٍ لِيُصَلِّيَ عَلَيْهَا فَقَالَ " صَلُّوا عَلَى صَاحِبِكُمْ فَإِنَّ عَلَيْهِ دَيْنًا " . فَقَالَ أَبُو قَتَادَةَ أَنَا أَتَكَفَّلُ بِهِ . قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بِالْوَفَاءِ " . قَالَ بِالْوَفَاءِ . وَكَانَ الَّذِي عَلَيْهِ ثَمَانِيَةَ عَشَرَ أَوْ تِسْعَةَ عَشَرَ دِرْهَمًا .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Ebû Âmir anlattı. Bize Şu’be, Osmân b. Abdullah b. Mevheb’den naklederek anlattı. (Dedi ki): Ben Abdullah b. Ebî Katâde’yi babasından naklederek şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e, cenaze namazını kıldırması için bir cenaze getirildi. (Resûlullah): "Arkadaşınızın namazını siz kılın; çünkü onun üzerinde borç var," buyurdu. Ebû Katâde: "Ben ona (borcuna) kefilim," dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ödemeyi taahhüt ediyor musun (vefa ile mi)?" diye sordu. O: "(Evet), ödemeyi taahhüt ediyorum," dedi. (Adamın) üzerindeki borç on sekiz veya on dokuz dirhemdi.
2408. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عَمْرِو بْنِ هِنْدٍ، عَنِ ابْنِ حُذَيْفَةَ، - هُوَ عِمْرَانُ - عَنْ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، مَيْمُونَةَ قَالَ كَانَتْ تَدَّانُ دَيْنًا فَقَالَ لَهَا بَعْضُ أَهْلِهَا لاَ تَفْعَلِي وَأَنْكَرَ ذَلِكَ عَلَيْهَا قَالَتْ بَلَى إِنِّي سَمِعْتُ نَبِيِّي وَخَلِيلِي صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَدَّانُ دَيْنًا يَعْلَمُ اللَّهُ مِنْهُ أَنَّهُ يُرِيدُ أَدَاءَهُ إِلاَّ أَدَّاهُ اللَّهُ عَنْهُ فِي الدُّنْيَا " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Abîde b. Humeyd, Mansûr’dan, o Ziyâd b. Amr b. Hind’den, o İbn Huzeyfe’den —ki o İmrân’dır—, o da Müminlerin Annesi Meymûne’den naklederek anlattı. (İmrân) dedi ki: Meymûne sık sık borçlanırdı. Ailesinden bazıları ona: "Bunu yapma," diyerek bu durumdan hoşlanmadılar (onu kınadılar). O şöyle dedi: "Hayır (devam edeceğim). Zira ben Nebim ve dostum (Halîlim) sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: 'Bir borçlanan Müslüman yoktur ki, Allah onun (niyetinin) ödemek olduğunu bilsin de, Allah onun borcunu dünyada ödemesin (ödemesini kolaylaştırmasın).'"
2409. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُفْيَانَ، - مَوْلَى الأَسْلَمِيِّينَ - عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ مَعَ الدَّائِنِ حَتَّى يَقْضِيَ دَيْنَهُ مَا لَمْ يَكُنْ فِيمَا يَكْرَهُ اللَّهُ " . قَالَ فَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ يَقُولُ لِخَازِنِهِ اذْهَبْ فَخُذْ لِي بِدَيْنٍ فَإِنِّي أَكْرَهُ أَنْ أَبِيتَ لَيْلَةً إِلاَّ وَاللَّهُ مَعِي بَعْدَ الَّذِي سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize İbrâhîm b. el-Münzir anlattı. Bize İbn Ebî Füdeyk anlattı. Bize —Eslemîlerin azatlısı— Saîd b. Süfyân, Ca’fer b. Muhammed’den, o babasından, o da Abdullah b. Ca’fer’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah’ın hoşlanmadığı bir konuda olmadığı sürece, Allah, borcunu ödeyinceye kadar borçlu ile beraberdir." (Ravi) dedi ki: Abdullah b. Ca’fer hazinedarına şöyle derdi: "Git ve benim adıma borç al. Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğim bu sözden sonra, Allah’ın benimle beraber olmadığı bir gece geçirmekten hoşlanmam."
2410. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ صَيْفِيِّ بْنِ صُهَيْبِ الْخَيْرِ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ زِيَادِ بْنِ صَيْفِيِّ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ شُعَيْبِ بْنِ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا صُهَيْبُ الْخَيْرِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَيُّمَا رَجُلٍ يَدَيَّنُ دَيْنًا وَهُوَ مُجْمِعٌ أَنْ لاَ يُوَفِّيَهُ إِيَّاهُ لَقِيَ اللَّهَ سَارِقًا " . حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ صَيْفِيٍّ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، صُهَيْبٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Yûsuf b. Muhammed b. Sayfî b. Suhayb el-Hayr anlattı. Bana Abdulhamîd b. Ziyâd b. Sayfî b. Suhayb, Şuayb b. Amr’dan, o Suhayb el-Hayr’dan naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Herhangi bir adam, ödememeye azmederek (niyetlenerek) borçlanırsa, Allah’ın huzuruna hırsız olarak çıkar." (H) Bize İbrâhîm b. el-Münzir el-Hizâmî anlattı. Bize Yûsuf b. Muhammed b. Sayfî, Abdulhamîd b. Ziyâd’dan, o babasından, o da dedesi Suhayb’dan naklederek Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (hadisin) benzerini anlattı.
2411. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، - مَوْلَى ابْنِ مُطِيعٍ - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَخَذَ أَمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ إِتْلاَفَهَا أَتْلَفَهُ اللَّهُ " .
Bize Ya’kûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize Abdulazîz b. Muhammed, Sevr b. Zeyd ed-Dîlî’den, o Ebu’l-Gays’tan —İbn Mutî’in azatlısı—, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim insanların mallarını, onları telef etmek (geri ödememek) kastıyla alırsa, Allah onu telef eder (helak eder)."
2412. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ ثَوْبَانَ، - مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ فَارَقَ الرُّوحُ الْجَسَدَ وَهُوَ بَرِيءٌ مِنْ ثَلاَثٍ دَخَلَ الْجَنَّةَ مِنَ الْكِبْرِ وَالْغُلُولِ وَالدَّيْنِ " .
Bize Humeyd b. Mes’ade anlattı. Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı. Bize Saîd, Katâde’den, o Sâlim b. Ebi’l-Ca’d’dan, o Ma’dân b. Ebî Talha’dan, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in azatlısı Sevbân’dan naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ruh cesetten, şu üç şeyden beri (uzak) olarak ayrılırsa, (o kişi) cennete girer: Kibir, gulûl (ganimet veya kamu malından çalma) ve borç."
2413. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ الْعُثْمَانِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَفْسُ الْمُؤْمِنِ مُعَلَّقَةٌ بِدَيْنِهِ حَتَّى يُقْضَى عَنْهُ " .
Bize Ebû Mervân el-Osmânî anlattı. Bize İbrâhîm b. Sa’d, babasından, o Ömer b. Ebî Seleme’den, o babasından, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müminin canı (ruhu), ödeninceye kadar borcuna asılıdır (borcu sebebiyle makamından alıkonulur)."
2414. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ ثَعْلَبَةَ بْنِ سَوَاءٍ، حَدَّثَنَا عَمِّي، مُحَمَّدُ بْنُ سَوَاءٍ عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ مَطَرٍ الْوَرَّاقِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ دِينَارٌ أَوْ دِرْهَمٌ قُضِيَ مِنْ حَسَنَاتِهِ لَيْسَ ثَمَّ دِينَارٌ وَلاَ دِرْهَمٌ " .
Bize Muhammed b. Sa’lebe b. Sevâ’ anlattı. Bize amcam Muhammed b. Sevâ’, Huseyn el-Muallim’den, o Matar el-Verrâk’tan, o Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim üzerinde bir dinar veya bir dirhem (borç) olduğu halde ölürse, (bu borç) onun iyiliklerinden (alınarak) ödenir. Orada (ahirette) ne dinar vardır, ne de dirhem."
2415. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ إِذَا تُوُفِّيَ الْمُؤْمِنُ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَلَيْهِ الدَّيْنُ فَيَسْأَلُ " هَلْ تَرَكَ لِدَيْنِهِ مِنْ قَضَاءٍ " . فَإِنْ قَالُوا نَعَمْ . صَلَّى عَلَيْهِ وَإِنْ قَالُوا لاَ . قَالَ " صَلُّوا عَلَى صَاحِبِكُمْ " . فَلَمَّا فَتَحَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ الْفُتُوحَ قَالَ " أَنَا أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنْفُسِهِمْ فَمَنْ تُوُفِّيَ وَعَلَيْهِ دَيْنٌ فَعَلَىَّ قَضَاؤُهُ وَمَنْ تَرَكَ مَالاً فَهُوَ لِوَرَثَتِهِ " .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh el-Mısrî anlattı. Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bana Yûnus, İbn Şihâb’dan, o Ebû Seleme’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde bir mümin vefat ettiği ve üzerinde bir borç bulunduğu zaman, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle sorardı: "Borcu için bir karşılık bıraktı mı?" Eğer "Evet," derlerse namazını kılardı. Şayet "Hayır," derlerse: "Arkadaşınızın namazını siz kılın," buyururdu. Allah Resûlüne fetihleri nasip edince şöyle buyurdu: "Ben müminlere kendi canlarından daha yakınım (evlayım). Kim vefat eder de üzerinde bir borç bırakırsa, onu ödemek bana aittir. Kim de bir mal bırakırsa, o mirasçılarınadır."
2416. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ تَرَكَ مَالاً فَلِوَرَثَتِهِ وَمَنْ تَرَكَ دَيْنًا أَوْ ضَيَاعًا فَعَلَىَّ وَإِلَىَّ وَأَنَا أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ " .
Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Vekî’ anlattı. Bize Süfyân, Ca’fer b. Muhammed’den, o babasından, o da Câbir’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir mal bırakırsa, o mirasçılarınadır. Kim de bir borç veya bakıma muhtaç çoluk çocuk (dayâ’) bırakırsa, o(nun sorumluluğu) bana ve benim üzerimedir. Ben müminlere (kendi canlarından) daha yakınım."
2417. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Muâviye, A’meş’ten, o Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim darda olan (borçlu) birine kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir."
2418. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ نُفَيْعٍ أَبِي دَاوُدَ، عَنْ بُرَيْدَةَ الأَسْلَمِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَنْظَرَ مُعْسِرًا كَانَ لَهُ بِكُلِّ يَوْمٍ صَدَقَةٌ وَمَنْ أَنْظَرَهُ بَعْدَ حِلِّهِ كَانَ لَهُ مِثْلُهُ فِي كُلِّ يَوْمٍ صَدَقَةٌ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr anlattı. Bize babam anlattı. Bize A’meş, Nüfey’ Ebû Dâvûd’dan, o Büreyde el-Eslemî’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklederek anlattı. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Kim darda olan borçluya mühlet verirse, (borcun vadesi gelinceye kadar) her gün için kendisine bir sadaka (sevabı) vardır. Kim de vadesi dolduktan sonra ona mühlet verirse, her gün için kendisine o borcun misli kadar sadaka (sevabı) vardır."
2419. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مُعَاوِيَةَ، عَنْ حَنْظَلَةَ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي الْيَسَرِ، صَاحِبِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُظِلَّهُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ - فَلْيُنْظِرْ مُعْسِرًا أَوْ لِيَضَعْ لَهُ " .
Bize Ya’kûb b. İbrâhîm ed-Devrakî anlattı. Bize İsmâîl b. İbrâhîm, Abdurrahmân b. İshâk’tan, o Abdurrahmân b. Muâviye’den, o Hanzale b. Kays’tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Ebu’l-Yeser’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah’ın, kendisini gölgesinde gölgelendirmesini seven kimse; darda olan borçluya mühlet versin veya borcunu indirsin (silsin)."
2420. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ رِبْعِيَّ بْنَ حِرَاشٍ، يُحَدِّثُ عَنْ حُذَيْفَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " أَنَّ رَجُلاً مَاتَ فَقِيلَ لَهُ مَا عَمِلْتَ - فَإِمَّا ذَكَرَ أَوْ ذُكِّرَ - قَالَ إِنِّي كُنْتُ أَتَجَوَّزُ فِي السِّكَّةِ وَالنَّقْدِ وَأُنْظِرُ الْمُعْسِرَ . فَغَفَرَ اللَّهُ لَهُ " . قَالَ أَبُو مُسْعُودٍ أَنَا قَدْ، سَمِعْتُ هَذَا، مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Ebû Âmir anlattı. Bize Şu’be, Abdulmelik b. Umeyr’den naklederek anlattı. (Abdulmelik) dedi ki: Ben Rib’î b. Hirâş’ı, Huzeyfe’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklederek (şöyle) anlatırken işittim: "(Sizden önceki ümmetlerden) bir adam öldü ve kendisine: 'Ne (iyilik) yaptın?' diye soruldu. —Adam ya kendi hatırladı ya da kendisine hatırlatıldı— Dedi ki: 'Ben para ve nakit (alışverişi) konularında (insanlara) müsamaha gösterir ve darda olan borçluya mühlet verirdim.' Bunun üzerine Allah onu bağışladı." Ebû Mes’ûd dedi ki: "Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den ben de işittim."
2421. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، وَعَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ طَلَبَ حَقًّا فَلْيَطْلُبْهُ فِي عَفَافٍ وَافٍ أَوْ غَيْرِ وَافٍ " .
Bize Muhammed b. Halef el-Askalânî ve Muhammed b. Yahyâ anlattılar. (Dediler ki): Bize İbn Ebî Meryem anlattı. Bize Yahyâ b. Eyyûb, Ubeydullah b. Ebî Ca’fer’den, o Nâfi’den, o da İbn Ömer ve Âişe’den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir hak talep ederse, onu iffetle (nazikçe ve ağırbaşlılıkla) istesin; ister (hakkını) tam alsın, ister alamasın."
2422. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُؤَمَّلِ بْنِ الصَّبَّاحِ الْقَيْسِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُحَبَّبٍ الْقُرَشِيُّ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ السَّائِبِ الطَّائِفِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَامِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِصَاحِبِ الْحَقِّ " خُذْ حَقَّكَ فِي عَفَافٍ وَافٍ أَوْ غَيْرِ وَافٍ " .
Bize Muhammed b. el-Müemmel b. es-Sabbâh el-Kaysî anlattı. Bize Muhammed b. Muhabbeb el-Kureşî anlattı. Bize Saîd b. es-Sâib et-Tâifî, Abdullah b. Yâmîn’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hak sahibine şöyle buyurdu: "Hakkını iffetle (nazikçe) al; ister tam olsun, ister eksik."
2423. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ خَيْرَكُمْ - أَوْ مِنْ خَيْرِكُمْ - أَحَاسِنُكُمْ قَضَاءً " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Şebâbe anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı. (Bu ikisi dediler ki): Bize Şu’be, Seleme b. Küheyl’den naklederek anlattı. (Seleme dedi ki): Ben Ebû Seleme b. Abdurrahman’ı, Ebû Hureyre’den naklederek şöyle anlatırken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizin en hayırlınız —veya en hayırlılarınızdan biri— borcunu en güzel şekilde ödeyeninizdir."
2424. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَبِيعَةَ الْمَخْزُومِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اسْتَسْلَفَ مِنْهُ حِينَ غَزَا حُنَيْنًا ثَلاَثِينَ أَوْ أَرْبَعِينَ أَلْفًا فَلَمَّا قَدِمَ قَضَاهَا إِيَّاهُ ثُمَّ قَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فِي أَهْلِكَ وَمَالِكَ إِنَّمَا جَزَاءُ السَّلَفِ الْوَفَاءُ وَالْحَمْدُ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî’ anlattı. Bize İsmâîl b. İbrâhîm b. Abdullah b. Ebî Rabîa el-Mahzûmî, babasından, o da dedesinden naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Huneyn gazvesine çıktığında ondan (dedesinden) otuz veya kırk bin (dirhem) ödünç almıştı. Döndüğünde borcunu ona ödedi ve şöyle buyurdu: "Allah seni ailende ve malında mübarek kılsın. Şüphesiz ödünç vermenin karşılığı, (borcu) tam ödemek ve teşekkür etmektir."
2425. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَنَشٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ يَطْلُبُ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِدَيْنٍ أَوْ بِحَقٍّ فَتَكَلَّمَ بِبَعْضِ الْكَلاَمِ فَهَمَّ صَحَابَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَهْ إِنَّ صَاحِبَ الدَّيْنِ لَهُ سُلْطَانٌ عَلَى صَاحِبِهِ حَتَّى يَقْضِيَهُ " .
Bize Muhammed b. Abdila’lâ es-San’ânî anlattı. Bize Mu’temir b. Süleymân, babasından, o Haneş’ten, o İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı. Dedi ki: Bir adam, Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir borcunu —veya hakkını— istemek üzere geldi ve (biraz sert) bazı sözler söyledi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı ona müdahale etmeye kalkıştı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bırakın! Şüphesiz alacaklının (borçlusu üzerinde), borcunu ödeyinceye kadar (konuşma) hakkı/yetkisi vardır," buyurdu.
2426. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عُثْمَانَ أَبُو شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُبَيْدَةَ، - أَظُنُّهُ قَالَ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَتَقَاضَاهُ دَيْنًا كَانَ عَلَيْهِ فَاشْتَدَّ عَلَيْهِ حَتَّى قَالَ لَهُ أُحَرِّجُ عَلَيْكَ إِلاَّ قَضَيْتَنِي . فَانْتَهَرَهُ أَصْحَابُهُ وَقَالُوا وَيْحَكَ تَدْرِي مَنْ تُكَلِّمُ قَالَ إِنِّي أَطْلُبُ حَقِّي . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " هَلاَّ مَعَ صَاحِبِ الْحَقِّ كُنْتُمْ " . ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَى خَوْلَةَ بِنْتِ قَيْسٍ فَقَالَ لَهَا " إِنْ كَانَ عِنْدَكِ تَمْرٌ فَأَقْرِضِينَا حَتَّى يَأْتِيَنَا تَمْرٌ فَنَقْضِيَكِ " . فَقَالَتْ نَعَمْ بِأَبِي أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ فَأَقْرَضَتْهُ فَقَضَى الأَعْرَابِيَّ وَأَطْعَمَهُ فَقَالَ أَوْفَيْتَ أَوْفَى اللَّهُ لَكَ . فَقَالَ " أُولَئِكَ خِيَارُ النَّاسِ إِنَّهُ لاَ قُدِّسَتْ أُمَّةٌ لاَ يَأْخُذُ الضَّعِيفُ فِيهَا حَقَّهُ غَيْرَ مُتَعْتَعٍ " .
Bize İbrâhîm b. Abdullah b. Muhammed b. Osmân Ebû Şeybe anlattı. Bize İbn Ebî Ubeyde —öyle zannediyorum ki şöyle dedi—: Bize babam, A’meş’ten, o Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Saîd el-Hudrî’den naklederek anlattı. Dedi ki: Bir bedevî Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip ondaki alacağını istedi. Ona karşı sert davrandı, hatta: "Borcunu ödeyinceye kadar seni sıkıştıracağım (yakandan düşmeyeceğim)," dedi. Ashâb onu azarladı ve: "Yazıklar olsun sana! Kiminle konuştuğunu biliyor musun?" dediler. O da: "Ben hakkımı istiyorum," dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Siz hak sahibinden yana olmalı değil miydiniz?" buyurdu. Sonra Havle bint Kays’a haber göndererek ona: "Yanında hurma varsa bize ödünç ver, hurmamız gelince sana öderiz," dedi. (Havle): "Evet, babam sana feda olsun ey Allah’ın Resûlü!" dedi. (Ravi) dedi ki: (Havle) ona ödünç verdi, o da bedevînin borcunu ödedi ve (ayrıca) ona yemek yedirdi. (Bedevî): "Borcunu güzelce ödedin, Allah da sana mükâfatını tam versin," dedi. Bunun üzerine (Resûlullah) şöyle buyurdu: "İşte bunlar insanların en hayırlılarıdır. İçindeki zayıfın, hakkını hiç incitilmeden (ve kekelemeden) alamadığı bir toplum (asla) temize çıkamaz (yükselemez)."
2427. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا وَبْرُ بْنُ أَبِي دُلَيْلَةَ الطَّائِفِيُّ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مَيْمُونِ بْنِ مُسَيْكَةَ، - قَالَ وَكِيعٌ وَأَثْنَى عَلَيْهِ خَيْرًا - عَنْ عَمْرِو بْنِ الشَّرِيدِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَىُّ الْوَاجِدِ يُحِلُّ عِرْضَهُ وَعُقُوبَتَهُ " . قَالَ عَلِيٌّ الطَّنَافِسِيُّ يَعْنِي عِرْضَهُ شِكَايَتَهُ وَعُقُوبَتَهُ سِجْنَهُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Alî b. Muhammed anlattı. (Dediler ki): Bize Vekî’ anlattı. Bize Vebr b. Ebî Duleyle et-Tâifî anlattı. Bana Muhammed b. Meymûn b. Müseyke —ki Vekî’ (bu raviyi zikretti) ve ondan övgüyle bahsetti—, Amr b. eş-Şerîd’den, o da babasından naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ödeme gücü olanın (borcunu) ertelemesi, onun şerefini (hakkında konuşulmasını) ve cezalandırılmasını helal kılar." Alî et-Tanâfisî dedi ki: Yani "şerefi"; onun şikâyet edilmesini, "cezası" da hapsedilmesini (kastediyor).
2428. Hadis
حَدَّثَنَا هَدِيَّةُ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، حَدَّثَنَا الْهِرْمَاسُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِغَرِيمٍ لِي فَقَالَ لِي " الْزَمْهُ " . ثُمَّ مَرَّ بِي آخِرَ النَّهَارِ فَقَالَ " مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ يَا أَخَا بَنِي تَمِيمٍ " .
Bize Hediyye b. Abdilvehhâb anlattı. Bize Nadr b. Şumeyl anlattı. Bize Hirmâs b. Habîb, babasından, o da dedesinden naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e borçlum olan birini getirdim. Bana: "Onun yakasını bırakma (ondan ayrılma)," buyurdu. Sonra günün sonunda bana uğradı ve: "Ey Benî Temîm kardeşi! Esirin ne yaptı?" buyurdu.
2429. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَنْبَأَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ تَقَاضَى ابْنَ أَبِي حَدْرَدٍ دَيْنًا لَهُ عَلَيْهِ فِي الْمَسْجِدِ حَتَّى ارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُهُمَا حَتَّى سَمِعَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ فِي بَيْتِهِ فَخَرَجَ إِلَيْهِمَا فَنَادَى كَعْبًا فَقَالَ لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " دَعْ مِنْ دَيْنِكَ هَذَا " . وَأَوْمَأَ بِيَدِهِ إِلَى الشَّطْرِ فَقَالَ قَدْ فَعَلْتُ . قَالَ " قُمْ فَاقْضِهِ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ ve Yahyâ b. Hakîm anlattı. (Dediler ki): Bize Osmân b. Ömer anlattı. Bize Yûnus b. Yezîd, Zührî’den, o Abdullah b. Ka’b b. Mâlik’ten, o da babasından naklederek bildirdi. Babası (Ka'b), İbn Ebî Hadred’deki bir alacağını mescitte ondan istedi. (Tartışırken) sesleri o kadar yükseldi ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem evindeyken onları işitti. Onların yanına çıktı ve Ka’b’a seslenerek: "Ey Ka’b!" dedi. O da: "Emret ey Allah’ın Resûlü!" dedi. (Resûlullah) eliyle yarısını işaret ederek: "Şu alacağından vazgeç," buyurdu. (Ka’b): "Yaptım (vazgeçtim)," dedi. (Resûlullah borçluya): "Kalk ve ona (kalan borcunu) öde," buyurdu.
2430. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْلَى، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ يُسَيْرٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ رُومِيٍّ، قَالَ كَانَ سُلَيْمَانُ بْنُ أُذُنَانٍ يُقْرِضُ عَلْقَمَةَ أَلْفَ دِرْهَمٍ إِلَى عَطَائِهِ فَلَمَّا خَرَجَ عَطَاؤُهُ تَقَاضَاهَا مِنْهُ وَاشْتَدَّ عَلَيْهِ فَقَضَاهُ فَكَأَنَّ عَلْقَمَةَ غَضِبَ فَمَكَثَ أَشْهُرًا ثُمَّ أَتَاهُ فَقَالَ أَقْرِضْنِي أَلْفَ دِرْهَمٍ إِلَى عَطَائِي قَالَ نَعَمْ وَكَرَامَةً يَا أُمَّ عُتْبَةَ هَلُمِّي تِلْكَ الْخَرِيطَةَ الْمَخْتُومَةَ الَّتِي عِنْدَكِ . فَجَاءَتْ بِهَا فَقَالَ أَمَا وَاللَّهِ إِنَّهَا لَدَرَاهِمُكَ الَّتِي قَضَيْتَنِي مَا حَرَّكْتُ مِنْهَا دِرْهَمًا وَاحِدًا . قَالَ فَلِلَّهِ أَبُوكَ مَا حَمَلَكَ عَلَى مَا فَعَلْتَ بِي . قَالَ مَا سَمِعْتُ مِنْكَ . قَالَ مَا سَمِعْتَ مِنِّي قَالَ سَمِعْتُكَ تَذْكُرُ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُقْرِضُ مُسْلِمًا قَرْضًا مَرَّتَيْنِ إِلاَّ كَانَ كَصَدَقَتِهَا مَرَّةً " . قَالَ كَذَلِكَ أَنْبَأَنِي ابْنُ مَسْعُودٍ .
Bize Muhammed b. Halef el-Askalânî anlattı. Bize Ya’lâ anlattı. Bize Süleymân b. Yuseyr, Kays b. Rûmî’den naklederek anlattı. Dedi ki: Süleymân b. Uzunân, Alkame’ye maaşı (çıkıncaya) kadar bin dirhem borç verirdi. Maaşı çıktığında parayı ondan ister ve ona karşı (ödemesi için) sert davranırdı. O da borcunu öderdi. (Bir defasında) Alkame (bu duruma) kızmış gibi göründü ve aylarca (ondan borç almayıp) bekledi. Sonra ona gelip: "Bana maaşıma kadar bin dirhem ödünç ver," dedi. O da: "Evet, başım gözüm üstüne! Ey Ümmü Utbe! Yanındaki şu mühürlü keseyi getir," dedi. (Ümmü Utbe) onu getirdi. (Süleymân) dedi ki: "Allah’a yemin olsun ki bunlar senin bana ödediğin dirhemlerdir; onlardan tek bir dirhem bile harcamadım." (Alkame): "Allah babana hayır versin! (O hâlde) bana yaptığını (o sertliği) yapmaya seni sevk eden neydi?" dedi. O da: "Senden işittiğim şey," dedi. (Alkame): "Benden ne işittin?" dedi. O da: "Ben senin İbn Mes’ûd’dan, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu naklettiğini işittim: Bir Müslüman bir Müslümana iki defa borç verirse, bu (borç paralardan) birini sadaka vermiş gibi olur." (Alkame): "Bana bunu İbn Mes’ûd (böyle) bildirdi," dedi.
2431. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْكَرِيمِ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ، وَحَدَّثَنَا أَبُو حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " رَأَيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي عَلَى بَابِ الْجَنَّةِ مَكْتُوبًا الصَّدَقَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا وَالْقَرْضُ بِثَمَانِيَةَ عَشَرَ . فَقُلْتُ يَا جِبْرِيلُ مَا بَالُ الْقَرْضِ أَفْضَلُ مِنَ الصَّدَقَةِ . قَالَ لأَنَّ السَّائِلَ يَسْأَلُ وَعِنْدَهُ وَالْمُسْتَقْرِضُ لاَ يَسْتَقْرِضُ إِلاَّ مِنْ حَاجَةٍ " .
Bize Ubeydullah b. Abdilkerîm anlattı. Bize Hişâm b. Hâlid anlattı. Bize Hâlid b. Yezîd b. Ebî Mâlik anlattı. (Ayrıca) bize Ebû Hâtim anlattı. Bize Hişâm b. Hâlid anlattı. Bize Hâlid b. Yezîd b. Ebî Mâlik, babasından, o da Enes b. Mâlik’ten naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İsrâ’ya (gece yolculuğuna) çıkarıldığım gece Cennetin kapısının üzerinde şöyle yazılı olduğunu gördüm: Sadaka on misliyle, ödünç (karz) ise on sekiz misliyle (mükâfatlandırılır). Ben: Ey Cebrail! Ödünç nasıl sadakadan daha üstün oluyor? dedim. Dedi ki: Çünkü dilenci (bazen) yanında varken de ister. Ödünç isteyen ise ancak ihtiyaçtan dolayı ödünç ister."
2432. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنِي عُتْبَةُ بْنُ حُمَيْدٍ الضَّبِّيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ الْهُنَائِيِّ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ الرَّجُلُ مِنَّا يُقْرِضُ أَخَاهُ الْمَالَ فَيُهْدِي لَهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَقْرَضَ أَحَدُكُمْ قَرْضًا فَأَهْدَى لَهُ أَوْ حَمَلَهُ عَلَى الدَّابَّةِ فَلاَ يَرْكَبْهَا وَلاَ يَقْبَلْهُ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ جَرَى بَيْنَهُ وَبَيْنَهُ قَبْلَ ذَلِكَ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı. Bana Utbe b. Humeyd ed-Dabbî, Yahyâ b. Ebî İshâk el-Hünâî’den naklederek anlattı. Dedi ki: Enes b. Mâlik’e sordum: "Bizden bir adam kardeşine mal (para) ödünç veriyor, o da (borçlu) ona hediye veriyor (bunun hükmü nedir)?" Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri bir borç verdiğinde, (borçlu) ona hediye verir veya onu bineğine bindirirse, o bineğe binmesin ve o hediyeyi kabul etmesin. Ancak bu durum (hediyeleşme veya yardımlaşma) aralarında daha önceden beri süregelen bir şeyse o başka."
2433. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ أَبُو جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ الأَطْوَلِ، أَنَّ أَخَاهُ، مَاتَ وَتَرَكَ ثَلاَثَمِائَةِ دِرْهَمٍ وَتَرَكَ عِيَالاً فَأَرَدْتُ أَنْ أُنْفِقَهَا عَلَى عِيَالِهِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَخَاكَ مُحْتَبَسٌ بِدَيْنِهِ فَاقْضِ عَنْهُ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ أَدَّيْتُ عَنْهُ إِلاَّ دِينَارَيْنِ ادَّعَتْهُمَا امْرَأَةٌ وَلَيْسَ لَهَا بَيِّنَةٌ . قَالَ " فَأَعْطِهَا فَإِنَّهَا مُحِقَّةٌ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Affân anlattı. Bize Hammâd b. Seleme anlattı. Bana Abdulmelik Ebû Ca’fer, Ebû Nadre’den, o da Sa’d b. el-Atvel’den naklederek haber verdi. (Sa'd'ın) kardeşi vefat etmiş, geriye üç yüz dirhem ve (bakıma muhtaç) bir aile bırakmıştı. (Sa'd) dedi ki: Ben bu parayı onun ailesine harcamak istedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kardeşin borcundan dolayı hapsedilmiştir (borcu onu bağlamıştır), onun borcunu öde." (Sa'd): "Ey Allah’ın Resûlü! Onun adına (bütün borçlarını) ödedim, sadece bir kadının iddia ettiği iki dinar kaldı; onun da delili yok," dedi. (Resûlullah): "Ona (o parayı) ver; çünkü o haklıdır," buyurdu.
2434. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَبَاهُ، تُوُفِّيَ وَتَرَكَ عَلَيْهِ ثَلاَثِينَ وَسْقًا لِرَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ فَاسْتَنْظَرَهُ جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ فَأَبَى أَنْ يُنْظِرَهُ فَكَلَّمَ جَابِرٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيَشْفَعَ لَهُ إِلَيْهِ فَجَاءَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَلَّمَ الْيَهُودِيَّ لِيَأْخُذَ ثَمَرَ نَخْلِهِ بِالَّذِي لَهُ عَلَيْهِ فَأَبَى عَلَيْهِ فَكَلَّمَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَبَى أَنْ يُنْظِرَهُ فَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّخْلَ فَمَشَى فِيهَا ثُمَّ قَالَ لِجَابِرٍ " جُدَّ لَهُ فَأَوْفِهِ الَّذِي لَهُ " . فَجَدَّ لَهُ بَعْدَ مَا رَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثِينَ وَسْقًا وَفَضَلَ لَهُ اثْنَا عَشَرَ وَسْقًا فَجَاءَ جَابِرٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيُخْبِرَهُ بِالَّذِي كَانَ فَوَجَدَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَائِبًا فَلَمَّا انْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَهُ فَأَخْبَرَهُ أَنَّهُ قَدْ أَوْفَاهُ وَأَخْبَرَهُ بِالْفَضْلِ الَّذِي فَضَلَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَخْبِرْ بِذَلِكَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ " . فَذَهَبَ جَابِرٌ إِلَى عُمَرَ فَأَخْبَرَهُ فَقَالَ لَهُ عُمَرُ لَقَدْ عَلِمْتُ حِينَ مَشَى فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُبَارِكَنَّ اللَّهُ فِيهَا .
Bize Abdurrahman b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattı. Bize Şuayb b. İshâk anlattı. Bize Hişâm b. Urve, Vehb b. Keysân’dan, o da Câbir b. Abdullah’tan naklederek anlattı. Babası vefat etmiş ve Yahudilerden bir adama otuz vesk (hurma) borç bırakmıştı. Câbir b. Abdullah ondan süre istedi fakat (alacaklı) ona süre tanımayı kabul etmedi. Câbir, kendisi için ona şefaat etmesi (aracı olması) adına Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile konuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o adama gidip, alacağına karşılık (Câbir'in) hurmalığının meyvesini almasını söyledi/konuştu. Adam bunu kabul etmedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (tekrar) onunla konuştu, o yine süre vermeyi reddetti. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hurmalığa girdi ve orada yürüdü. Sonra Câbir’e: "(Hurmaları) kes/topla ve ona olan alacağını tam olarak öde," buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döndükten sonra (Câbir) onun için hasat yaptı; (tam) otuz vesk (çıktı) ve kendisine de on iki vesk arttı. Câbir olanları haber vermek üzere Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi fakat Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i (evinde) bulamadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (eve) dönünce ona geldi; borcunu tam olarak ödediğini ve artan fazlalığı haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bunu Ömer b. el-Hattâb’a haber ver," buyurdu. Câbir, Ömer’e gidip ona haber verdi. Ömer ona şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem orada yürüdüğü zaman, Allah’ın oraya bereket vereceğini zaten bilmiştim."
2528. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَعْتَقَ شِرْكًا لَهُ فِي عَبْدٍ أُقِيمَ عَلَيْهِ بِقِيمَةِ عَدْلٍ فَأَعْطَى شُرَكَاءَهُ حِصَصَهُمْ إِنْ كَانَ لَهُ مِنَ الْمَالِ مَا يَبْلُغُ ثَمَنَهُ وَعَتَقَ عَلَيْهِ الْعَبْدُ وَإِلاَّ فَقَدْ عَتَقَ مِنْهُ مَا عَتَقَ " .
Bize Yahyâ b. Hakîm anlattı. Bize Osmân b. Ömer anlattı. Bize Mâlik b. Enes, Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir köledeki hissesini azat ederse, (kölenin tamamı için) adil bir kıymet takdir edilir. Eğer (azat edenin) kölenin bedeline ulaşacak kadar malı varsa, ortaklarına hisselerini verir ve köle (tamamen) kendisi adına hürriyetine kavuşur. Aksi takdirde (köleden) azat ettiği kadarı hür olur."