520. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غُسِّلَ فِي قَمِيصٍ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Cafer b. Muhammed'den; o babasından; Resûlullah (s.a.v) (vefat ettiğinde) gömleği içinde yıkandı.
521. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ أَبِي تَمِيمَةَ السَّخْتِيَانِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ الأَنْصَارِيَّةِ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ تُوُفِّيَتِ ابْنَتُهُ فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ إِنْ رَأَيْتُنَّ ذَلِكَ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . قَالَتْ فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَعْطَانَا حِقْوَهُ فَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " . تَعْنِي بِحِقْوِهِ إِزَارَهُ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Eyyûb b. Ebî Temîme es-Sahtiyânî'den; o Muhammed b. Sîrîn'den; o Ümmü Atiyye el-Ensarî'den; dedi ki: Kızı vefat ettiğinde Resûlullah (s.a.v) yanımıza girdi ve şöyle buyurdu: "Onu üç, beş veya -gerekli görürseniz- daha fazla defa su ve sidr (ile) yıkayın. Sonuncusunda kâfur veya biraz kâfur koyun. Bitirdiğinizde bana haber verin." Bitirdiğimizde ona haber verdik. Bize izarını (belden aşağı sarılan örtüsünü) verdi ve: "Bunu ona iç gömlek yapın" buyurdu. (Ravi) izarını kastediyor.
522. Hadis
523. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُفِّنَ فِي ثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ بِيضٍ سَحُولِيَّةٍ لَيْسَ فِيهَا قَمِيصٌ وَلاَ عِمَامَةٌ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Hişâm b. Urve'den; o babasından; o Nebi'nin (s.a.v) eşi Aişe'den; Resûlullah (s.a.v), içlerinde gömlek ve sarık bulunmayan, Sehul (köyü malı) beyaz üç (parça) kumaşla kefenlendi.
524. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُفِّنَ فِي ثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ بِيضٍ سَحُولِيَّةٍ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Yahya b. Said'den; Resûlullah (s.a.v) Sehul (köyü malı) beyaz üç (parça) kumaşla kefenlendi.
525. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ قَالَ بَلَغَنِي أَنَّ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ، قَالَ لِعَائِشَةَ وَهُوَ مَرِيضٌ فِي كَمْ كُفِّنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ فِي ثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ بِيضٍ سَحُولِيَّةٍ . فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ خُذُوا هَذَا الثَّوْبَ - لِثَوْبٍ عَلَيْهِ قَدْ أَصَابَهُ مِشْقٌ أَوْ زَعْفَرَانٌ - فَاغْسِلُوهُ ثُمَّ كَفِّنُونِي فِيهِ مَعَ ثَوْبَيْنِ آخَرَيْنِ . فَقَالَتْ عَائِشَةُ وَمَا هَذَا فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ الْحَىُّ أَحْوَجُ إِلَى الْجَدِيدِ مِنَ الْمَيِّتِ وَإِنَّمَا هَذَا لِلْمُهْلَةِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Yahya b. Said'den; dedi ki: Bana ulaştığına göre Ebû Bekir es-Sıddîk hastayken Aişe'ye: "Resûlullah (s.a.v) kaç kefenle kefenlendi?" diye sordu. O da: "Beyaz, Sehul işi üç parça kumaşla" dedi. Ebû Bekir (üzerinde bulunan ve aşı boyası veya safran bulaşmış olan bir elbiseyi işaret ederek): "Şu elbiseyi alın, yıkayın ve beni onunla beraber iki parça bezle daha kefenleyin" dedi. Aişe: "Bu ne (neden eski elbise)?" deyince, Ebû Bekir: "Diri, yeniye ölüden daha çok muhtaçtır. Bu (kefen) ancak irin ve çürüme içindir" dedi.
526. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّهُ قَالَ الْمَيِّتُ يُقَمَّصُ وَيُؤَزَّرُ وَيُلَفُّ فِي الثَّوْبِ الثَّالِثِ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ إِلاَّ ثَوْبٌ وَاحِدٌ كُفِّنَ فِيهِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o İbn Şihâb'dan; o Humeyd b. Abdurrahman b. Avf'dan; o Abdullah b. Amr b. el-Âs'tan; o şöyle dedi: "Ölüye gömlek giydirilir, izar sarılır ve üçüncü bir elbise ile sarmalanır. Eğer sadece bir tek elbise varsa onunla kefenlenir."
527. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ كَانُوا يَمْشُونَ أَمَامَ الْجَنَازَةِ وَالْخُلَفَاءُ هَلُمَّ جَرًّا وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o İbn Şihâb'dan; Resûlullah (s.a.v), Ebû Bekir ve Ömer cenazenin önünde yürürlerdi. (Diğer) halifeler ve Abdullah b. Ömer de böyle devam ettiler.
528. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ رِبِيعَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهَدِيرِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، رَأَى عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ يَقْدُمُ النَّاسَ أَمَامَ الْجَنَازَةِ فِي جَنَازَةِ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Muhammed b. el-Münkedir'den; o Rebîa b. Abdullah b. el-Hüdeyr'den; ona haber verdiğine göre; O, Zeyneb bint Cahş'ın cenazesinde Ömer b. el-Hattâb'ı cenazenin önünde, insanların önüne geçmiş olarak (yürürken) gördü.
529. Hadis
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، قَالَ مَا رَأَيْتُ أَبِي قَطُّ فِي جَنَازَةٍ إِلاَّ أَمَامَهَا - قَالَ - ثُمَّ يَأْتِي الْبَقِيعَ فَيَجْلِسُ حَتَّى يَمُرُّوا عَلَيْهِ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Hişâm b. Urve'den; dedi ki: Babamı hiçbir cenazede görmedim ki, (mutlaka) önünde olmasın. Sonra Baki'ye gelir, onlar yanından geçinceye kadar otururdu.
530. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ قَالَ الْمَشْىُ خَلْفَ الْجَنَازَةِ مِنْ خَطَإِ السُّنَّةِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o İbn Şihâb'dan; o şöyle dedi: "Cenazenin arkasından yürümek Sünnet'e aykırıdır."
531. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهَا قَالَتْ لأَهْلِهَا أَجْمِرُوا ثِيَابِي إِذَا مِتُّ ثُمَّ حَنِّطُونِي وَلاَ تَذُرُّوا عَلَى كَفَنِي حِنَاطًا وَلاَ تَتْبَعُونِي بِنَارٍ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Hişâm b. Urve'den; o Esmâ bint Ebî Bekir'den; o ailesine şöyle dedi: "Ben öldüğüm zaman elbiselerimi tütsüleyin, sonra beni hanutlayın. Kefenimin üzerine hanut serpmeyin ve arkamdan ateş getirmeyin."
532. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ نَهَى أَنْ يُتْبَعَ، بَعْدَ مَوْتِهِ بِنَارٍ . قَالَ يَحْيَى سَمِعْتُ مَالِكًا يَكْرَهُ ذَلِكَ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Said b. Ebî Said el-Makburî'den; o Ebû Hureyre'den; O, ölümünden sonra arkasından ateş getirilmesini yasakladı. Yahya dedi ki: Mâlik'in bunu kerih gördüğünü işittim.
533. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَعَى النَّجَاشِيَّ لِلنَّاسِ فِي الْيَوْمِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ وَخَرَجَ بِهِمْ إِلَى الْمُصَلَّى فَصَفَّ بِهِمْ وَكَبَّرَ أَرْبَعَ تَكْبِيرَاتٍ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o İbn Şihâb'dan; o Said b. el-Müseyyeb'den; o Ebû Hureyre'den; Resûlullah (s.a.v) Necaşî'nin (ölümünü), öldüğü gün insanlara duyurdu. Onlarla birlikte namazgâha çıktı, onları saf yaptı ve dört defa tekbir getirdi.
534. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ مِسْكِينَةً مَرِضَتْ فَأُخْبِرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - بِمَرَضِهَا وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُ الْمَسَاكِينَ وَيَسْأَلُ عَنْهُمْ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا مَاتَتْ فَآذِنُونِي بِهَا " . فَخُرِجَ بِجَنَازَتِهَا لَيْلاً فَكَرِهُوا أَنْ يُوقِظُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا أَصْبَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُخْبِرَ بِالَّذِي كَانَ مِنْ شَأْنِهَا فَقَالَ " أَلَمْ آمُرْكُمْ أَنْ تُؤْذِنُونِي بِهَا " . فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَرِهْنَا أَنْ نُخْرِجَكَ لَيْلاً وَنُوقِظَكَ . فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى صَفَّ بِالنَّاسِ عَلَى قَبْرِهَا وَكَبَّرَ أَرْبَعَ تَكْبِيرَاتٍ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o İbn Şihâb'dan; o Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf'den; ona haber verdiğine göre; Zavallı (miskin) bir kadın hastalandı. Resûlullah'a (s.a.v) hastalığı haber verildi. Resûlullah (s.a.v) yoksulları ziyaret eder ve hallerini sorardı. Resûlullah (s.a.v): "Ölürse bana haber verin" buyurdu. Kadının cenazesi geceleyin çıkarıldı. (İnsanlar) Resûlullah'ı (s.a.v) uyandırmayı kerih gördüler. Sabah olunca kadının durumu Resûlullah'a (s.a.v) haber verildi. O da: "Bana haber vermenizi emretmedim mi?" buyurdu. Onlar: "Ey Allah'ın Resûlü! Geceleyin seni çıkarıp uyandırmayı kerih gördük (istemedik)" dediler. Resûlullah (s.a.v) çıktı, (kabristana gitti), insanların önüne geçip kadının kabri üzerinde saf tuttu ve dört defa tekbir getirdi.
535. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ سَأَلَ ابْنَ شِهَابٍ عَنِ الرَّجُلِ، يُدْرِكُ بَعْضَ التَّكْبِيرِ عَلَى الْجَنَازَةِ وَيَفُوتُهُ بَعْضُهُ فَقَالَ يَقْضِي مَا فَاتَهُ مِنْ ذَلِكَ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o İbn Şihâb'a, cenaze namazı tekbirlerinin bir kısmına yetişip bir kısmını kaçıran kişinin durumunu sordu. İbn Şihâb: "Kaçırdığı tekbirleri kaza eder" dedi.
536. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَأَلَ أَبَا هُرَيْرَةَ كَيْفَ تُصَلِّي عَلَى الْجَنَازَةِ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَنَا لَعَمْرُ اللَّهِ، أُخْبِرُكَ أَتَّبِعُهَا، مِنْ أَهْلِهَا فَإِذَا وُضِعَتْ كَبَّرْتُ وَحَمِدْتُ اللَّهَ وَصَلَّيْتُ عَلَى نَبِيِّهِ ثُمَّ أَقُولُ اللَّهُمَّ إِنَّهُ عَبْدُكَ وَابْنُ عَبْدِكَ وَابْنُ أَمَتِكَ كَانَ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ وَأَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ اللَّهُمَّ إِنْ كَانَ مُحْسِنًا فَزِدْ فِي إِحْسَانِهِ وَإِنْ كَانَ مُسِيئًا فَتَجَاوَزْ عَنْ سَيِّئَاتِهِ اللَّهُمَّ لاَ تَحْرِمْنَا أَجْرَهُ وَلاَ تَفْتِنَّا بَعْدَهُ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Saîd b. Ebî Saîd el-Makburî'den; o babasından; o Ebu Hureyre'ye cenaze namazını nasıl kıldığını sordu. Ebu Hureyre şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki sana (bunu) haber vereceğim. Cenazeyi ailesinden (itibaren) takip ederim. Cenaze (yere) konulunca tekbir getirir, Allah'a hamd eder ve Peygamberine salât getiririm. Sonra şöyle derim: Allah'ım! Bu senin kulundur, kulunun oğludur, cariyenin oğludur. Senden başka ilah olmadığına, Muhammed'in senin kulun ve elçin olduğuna şehadet ederdi. Sen onu (bizden) daha iyi bilirsin. Allah'ım! Eğer iyilik sahibi (muhsin) ise iyiliğini artır. Eğer kötülük sahibi (müsî) ise kötülüklerinden vazgeç (onu bağışla). Allah'ım! Onun ecrinden bizi mahrum etme ve ondan sonra bizi fitneye düşürme."
537. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يَقُولُ صَلَّيْتُ وَرَاءَ أَبِي هُرَيْرَةَ عَلَى صَبِيٍّ لَمْ يَعْمَلْ خَطِيئَةً قَطُّ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ اللَّهُمَّ أَعِذْهُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Yahya b. Saîd'den; o Saîd b. el-Müseyyeb'i şöyle derken işitti: Ebu Hureyre'nin arkasında, hiç günah işlememiş bir çocuk için cenaze namazı kıldım ve onun şöyle dediğini duydum: "Allah'ım! Onu kabir azabından koru."
538. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ لاَ يَقْرَأُ فِي الصَّلاَةِ عَلَى الْجَنَازَةِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Nâfi'den; Abdullah b. Ömer'in cenaze namazında (Kur'an'dan bir şey) okumadığını (nakletti).
539. Hadis
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي حَرْمَلَةَ، مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ بْنِ حُوَيْطِبٍ أَنَّ زَيْنَبَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ، تُوُفِّيَتْ - وَطَارِقٌ أَمِيرُ الْمَدِينَةِ - فَأُتِيَ بِجَنَازَتِهَا بَعْدَ صَلاَةِ الصُّبْحِ فَوُضِعَتْ بِالْبَقِيعِ . قَالَ وَكَانَ طَارِقٌ يُغَلِّسُ بِالصُّبْحِ . قَالَ ابْنُ أَبِي حَرْمَلَةَ فَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ يَقُولُ لأَهْلِهَا إِمَّا أَنْ تُصَلُّوا عَلَى جَنَازَتِكُمُ الآنَ وَإِمَّا أَنْ تَتْرُكُوهَا حَتَّى تَرْتَفِعَ الشَّمْسُ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Abdurrahman b. Ebî Süfyan b. Huvaytıb'ın mevlası Muhammed b. Ebî Harmele'den (şöyle nakletti): Zeyneb bint Ebî Seleme vefat etti —o sırada Medine emiri Tarık idi—. Cenazesi sabah namazından sonra getirildi ve Bakî' mezarlığına konuldu. —Ravi— dedi ki: Tarık sabah namazını alaca karanlıkta (erkenden) kılardı. İbn Ebî Harmele şöyle dedi: Abdullah b. Ömer'in cenaze sahiplerine şöyle dediğini duydum: "Ya cenazenizin namazını şimdi kılın ya da güneş yükselinceye kadar bırakın (bekleyin)."
540. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَالَ يُصَلَّى عَلَى الْجَنَازَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ وَبَعْدَ الصُّبْحِ إِذَا صُلِّيَتَا لِوَقْتِهِمَا .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Nâfi'den; Abdullah b. Ömer şöyle dedi: "Eğer (farz namazlar) vaktinde kılınmışsa, ikindiden sonra da sabah namazından sonra da cenaze namazı kılınır."
541. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا أَمَرَتْ أَنْ يُمَرَّ عَلَيْهَا بِسَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ فِي الْمَسْجِدِ حِينَ مَاتَ لِتَدْعُوَ لَهُ فَأَنْكَرَ ذَلِكَ النَّاسُ عَلَيْهَا فَقَالَتْ عَائِشَةُ مَا أَسْرَعَ النَّاسَ مَا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى سُهَيْلِ ابْنِ بَيْضَاءَ إِلاَّ فِي الْمَسْجِدِ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Ömer b. Ubeydullah'ın mevlası Ebu'n-Nadr'dan; o Peygamber (s.a.v.)'in eşi Aişe'den (şöyle nakletti): Sa'd b. Ebî Vakkâs vefat ettiğinde, Aişe ona dua etmek için cenazenin (kendi odasının önünden geçirilerek) mescide getirilmesini emretti. İnsanlar buna karşı çıktılar (yadırgadılar). Bunun üzerine Aişe şöyle dedi: "İnsanlar ne kadar da aceleci! (Oysa) Resulullah (s.a.v.) Süheyl b. Beydâ'nın cenaze namazını ancak mescidin içinde kıldı."
542. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ صُلِّيَ عَلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فِي الْمَسْجِدِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Nâfi'den; o Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini (nakletti): "Ömer b. el-Hattâb'ın cenaze namazı mescidde kılındı."
543. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، وَأَبَا، هُرَيْرَةَ كَانُوا يُصَلُّونَ عَلَى الْجَنَائِزِ بِالْمَدِينَةِ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ فَيَجْعَلُونَ الرِّجَالَ مِمَّا يَلِي الإِمَامَ وَالنِّسَاءَ مِمَّا يَلِي الْقِبْلَةَ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; ona ulaştığına göre Osman b. Affan, Abdullah b. Ömer ve Ebu Hureyre Medine'de erkek ve kadın (karışık) cenazelerin namazını kıldıkları zaman, erkekleri imama yakın tarafa, kadınları ise kıbleye yakın tarafa koyarlardı.
544. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ إِذَا صَلَّى عَلَى الْجَنَائِزِ يُسَلِّمُ حَتَّى يُسْمِعَ مَنْ يَلِيهِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Nâfi'den; Abdullah b. Ömer'in cenaze namazı kıldığı zaman yanındakilere işittirecek şekilde selam verdiği (nakledildi).
545. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ يَقُولُ لاَ يُصَلِّي الرَّجُلُ عَلَى الْجَنَازَةِ إِلاَّ وَهُوَ طَاهِرٌ . قَالَ يَحْيَى سَمِعْتُ مَالِكًا يَقُولُ لَمْ أَرَ أَحَدًا مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ يَكْرَهُ أَنْ يُصَلَّى عَلَى وَلَدِ الزِّنَا وَأُمِّهِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Nâfi'den; Abdullah b. Ömer'in şöyle dediği (nakledildi): "Kişi, temiz (abdestli) olmadıkça cenaze namazı kılamaz." Yahya dedi ki: Mâlik'i şöyle derken işittim: "İlim ehlinden hiç kimsenin, zina mahsulü çocuk ve annesinin cenaze namazının kılınmasını kerih (çirkin) gördüğüne şahit olmadım."
546. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تُوُفِّيَ يَوْمَ الاِثْنَيْنِ وَدُفِنَ يَوْمَ الثُّلاَثَاءِ وَصَلَّى النَّاسُ عَلَيْهِ أَفْذَاذًا لاَ يَؤُمُّهُمْ أَحَدٌ . فَقَالَ نَاسٌ يُدْفَنُ عِنْدَ الْمِنْبَرِ . وَقَالَ آخَرُونَ يُدْفَنُ بِالْبَقِيعِ . فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا دُفِنَ نَبِيٌّ قَطُّ إِلاَّ فِي مَكَانِهِ الَّذِي تُوُفِّيَ فِيهِ " . فَحُفِرَ لَهُ فِيهِ فَلَمَّا كَانَ عِنْدَ غُسْلِهِ أَرَادُوا نَزْعَ قَمِيصِهِ فَسَمِعُوا صَوْتًا يَقُولُ لاَ تَنْزِعُوا الْقَمِيصَ فَلَمْ يُنْزَعِ الْقَمِيصُ وَغُسِّلَ وَهُوَ عَلَيْهِ صلى الله عليه وسلم .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; ona ulaştığına göre Resulullah (s.a.v.) Pazartesi günü vefat etti ve Salı günü defnedildi. İnsanlar (cenaze) namazını, başlarında bir imam olmaksızın teker teker kıldılar. Bazı insanlar: "Minberin yanına defnedilsin" dediler. Diğerleri: "Bakî'ye defnedilsin" dediler. Ebubekir es-Sıddîk gelip şöyle dedi: "Ben Resulullah (s.a.v.)'in: 'Hiçbir peygamber, vefat ettiği yerden başka bir yere defnedilmemiştir' dediğini işittim." Bunun üzerine vefat ettiği yere kabri kazıldı. Yıkanacağı zaman gömleğini çıkarmak istediler. O sırada bir sesin: "Gömleği çıkarmayın" dediğini işittiler. Bunun üzerine gömlek çıkarılmadı ve Resulullah (s.a.v.) gömleği üzerindeyken yıkandı.
547. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ بِالْمَدِينَةِ رَجُلاَنِ أَحَدُهُمَا يَلْحَدُ وَالآخَرُ لاَ يَلْحَدُ فَقَالُوا أَيُّهُمَا جَاءَ أَوَّلُ عَمِلَ عَمَلَهُ . فَجَاءَ الَّذِي يَلْحَدُ فَلَحَدَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Hişâm b. Urve'den; o babasından (şöyle nakletti): "Medine'de iki adam (mezar kazıcı) vardı. Biri lahit kazar, diğeri ise (düz) kazar, lahit yapmazdı. (Sahabeler): 'Hangisi önce gelirse işini o yapsın' dediler. Lahit kazan (daha önce) geldi ve Resulullah (s.a.v.) için lahit kazdı."
548. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانَتْ تَقُولُ مَا صَدَّقْتُ بِمَوْتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى سَمِعْتُ وَقْعَ الْكَرَازِينِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; ona ulaştığına göre Peygamber (s.a.v.)'in eşi Ümmü Seleme şöyle derdi: "Kazmaların (toprağa düşen) sesini duyana kadar Peygamber (s.a.v.)'in vefat ettiğine inanamamıştım."
549. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ رَأَيْتُ ثَلاَثَةَ أَقْمَارٍ سَقَطْنَ فِي حُجْرَتِي فَقَصَصْتُ رُؤْيَاىَ عَلَى أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ قَالَتْ فَلَمَّا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَدُفِنَ فِي بَيْتِهَا قَالَ لَهَا أَبُو بَكْرٍ هَذَا أَحَدُ أَقْمَارِكِ وَهُوَ خَيْرُهَا .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Yahya b. Saîd'den; Peygamber (s.a.v.)'in eşi Aişe'nin şöyle dediğini (nakletti): "(Rüyamda) odama üç ayın düştüğünü gördüm. Rüyayı Ebubekir es-Sıddîk'a anlattım." Aişe dedi ki: Resulullah (s.a.v.) vefat edip odasına defnedilince, Ebubekir ona: "İşte bu, senin (rüyandaki) aylarından biridir ve o, onların en hayırlısıdır" dedi.
550. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ غَيْرِ، وَاحِدٍ، مِمَّنْ يَثِقُ بِهِ أَنَّ سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ وَسَعِيدَ بْنَ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ تُوُفِّيَا بِالْعَقِيقِ وَحُمِلاَ إِلَى الْمَدِينَةِ وَدُفِنَا بِهَا .
Bana Mâlik'ten anlattı; o güvendiği birden çok kişiden (şöyle nakletti): Sa'd b. Ebî Vakkâs ve Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nufeyl, Akîk mevkiinde vefat ettiler; (cenazeleri) Medine'ye taşındı ve oraya defnedildiler.
551. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ مَا أُحِبُّ أَنْ أُدْفَنَ، بِالْبَقِيعِ لأَنْ أُدْفَنَ بِغَيْرِهِ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ أُدْفَنَ بِهِ إِنَّمَا هُوَ أَحَدُ رَجُلَيْنِ إِمَّا ظَالِمٌ فَلاَ أُحِبُّ أَنْ أُدْفَنَ مَعَهُ وَإِمَّا صَالِحٌ فَلاَ أُحِبُّ أَنْ تُنْبَشَ لِي عِظَامُهُ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Hişâm b. Urve'den; o babasından şöyle dediğini (nakletti): "Bakî' mezarlığına defnedilmeyi istemiyorum. Başka bir yere defnedilmem, bana oraya defnedilmemden daha sevimlidir. Çünkü orası (kalabalıktır ve) iki kişiden ibarettir: Ya zalim (kötü) biridir ki onunla yan yana gömülmek istemem; ya da salih (iyi) biridir ki (yerine defnedilmek için) kemiklerinin benim yüzümden açığa çıkarılmasını istemem."
552. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ وَاقِدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ مَسْعُودِ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُومُ فِي الْجَنَائِزِ ثُمَّ جَلَسَ بَعْدُ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Yahya b. Saîd'den; o Vâkıd b. Amr b. Sa'd b. Muâz'dan; o Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im'den; o Mes'ûd b. el-Hakem'den; o Ali b. Ebî Tâlib'den (şöyle nakletti): "Resulullah (s.a.v.) cenazeler (geçerken) ayağa kalkardı, sonraları (bu uygulamayı terk edip) oturdu."
553. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ، كَانَ يَتَوَسَّدُ الْقُبُورَ وَيَضْطَجِعُ عَلَيْهَا . قَالَ مَالِكٌ وَإِنَّمَا نُهِيَ عَنِ الْقُعُودِ عَلَى الْقُبُورِ فِيمَا نُرَى لِلْمَذَاهِبِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; ona ulaştığına göre Ali b. Ebî Tâlib kabirlere yaslanır ve üzerlerine uzanırdı. Mâlik dedi ki: Bize göre, kabirlerin üzerine oturmanın yasaklanması, (oraya) tuvalet ihtiyacını gidermek içindir.
554. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا أُمَامَةَ بْنَ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، يَقُولُ كُنَّا نَشْهَدُ الْجَنَائِزَ فَمَا يَجْلِسُ آخِرُ النَّاسِ حَتَّى يُؤْذَنُوا .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Ebû Bekir b. Osman b. Sehl b. Huneyf'ten; o Ebû Ümame b. Sehl b. Huneyf'i şöyle derken işitti: "Cenazelere katılırdık, (cemaatin) en arkasındakiler, kendilerine izin verilinceye kadar oturmazlardı."
555. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَابِرِ بْنِ عَتِيكٍ، عَنْ عَتِيكِ بْنِ الْحَارِثِ، - وَهُوَ جَدُّ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَابِرٍ أَبُو أُمِّهِ - أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَتِيكٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَ يَعُودُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ ثَابِتٍ فَوَجَدَهُ قَدْ غُلِبَ عَلَيْهِ فَصَاحَ بِهِ فَلَمْ يُجِبْهُ فَاسْتَرْجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " غُلِبْنَا عَلَيْكَ يَا أَبَا الرَّبِيعِ " . فَصَاحَ النِّسْوَةُ وَبَكَيْنَ فَجَعَلَ جَابِرٌ يُسَكِّتُهُنَّ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعْهُنَّ فَإِذَا وَجَبَ فَلاَ تَبْكِيَنَّ بَاكِيَةٌ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الْوُجُوبُ قَالَ " إِذَا مَاتَ " . فَقَالَتِ ابْنَتُهُ وَاللَّهِ إِنْ كُنْتُ لأَرْجُو أَنْ تَكُونَ شَهِيدًا فَإِنَّكَ كُنْتَ قَدْ قَضَيْتَ جِهَازَكَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَوْقَعَ أَجْرَهُ عَلَى قَدْرِ نِيَّتِهِ وَمَا تَعُدُّونَ الشَّهَادَةَ " . قَالُوا الْقَتْلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الشُّهَدَاءُ سَبْعَةٌ سِوَى الْقَتْلِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ الْمَطْعُونُ شَهِيدٌ وَالْغَرِقُ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ ذَاتِ الْجَنْبِ شَهِيدٌ وَالْمَبْطُونُ شَهِيدٌ وَالْحَرِقُ شَهِيدٌ وَالَّذِي يَمُوتُ تَحْتَ الْهَدْمِ شَهِيدٌ وَالْمَرْأَةُ تَمُوتُ بِجُمْعٍ شَهِيدٌ " .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Abdullah b. Abdullah b. Cabir b. Atîk'ten; o (Abdullah'ın anne tarafından dedesi olan) Atîk b. el-Hâris'ten; o Cabir b. Atîk'in kendisine şöyle haber verdiğini (nakletti): Resulullah (s.a.v.) Abdullah b. Sâbit'i hasta iken ziyarete geldi. Onu kendinden geçmiş bir halde buldu. Ona seslendi fakat cevap alamadı. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) istircâ (İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn) etti ve: "Ey Ebû Er-Rebî! Senin hakkında elimizden bir şey gelmiyor (seni kaybettik)" dedi. (Bunu duyan) kadınlar feryat edip ağlamaya başladılar. Cabir onları susturmaya çalıştı. Resulullah (s.a.v.): "Bırak onları! Fakat vacip olduğu zaman artık hiçbir ağlayan ağlamasın" buyurdu. Oradakiler: "Ey Allah'ın Resulü! Vacip olmak nedir?" diye sordular. O da: "Öldüğü zaman" dedi. Bunun üzerine kızı şöyle dedi: "Vallahi ben senin şehit olmanı umuyordum. Çünkü sen (cihat) hazırlığını yapmıştın." Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah onun ecrini niyetine göre vermiştir. Siz şehitliği ne sayıyorsunuz?" Onlar: "Allah yolunda öldürülmek" dediler. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah yolunda öldürülmenin dışında şehitler yedidir: Taun (veba) hastalığından ölen şehittir; suda boğulan şehittir; zatülcenp (akciğer zarı iltihabı) hastalığından ölen şehittir; karın hastalığından ölen şehittir; yangında ölen şehittir; yıkıntı altında kalarak ölen şehittir; hamileyken (veya doğumda) ölen kadın şehittir."
556. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا، سَمِعَتْ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ، تَقُولُ وَذُكِرَ لَهَا أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ يَقُولُ إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ الْحَىِّ . فَقَالَتْ عَائِشَةُ يَغْفِرُ اللَّهُ لأَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَمَا إِنَّهُ لَمْ يَكْذِبْ وَلَكِنَّهُ نَسِيَ أَوْ أَخْطَأَ إِنَّمَا مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَهُودِيَّةٍ يَبْكِي عَلَيْهَا أَهْلُهَا فَقَالَ " إِنَّكُمْ لَتَبْكُونَ عَلَيْهَا وَإِنَّهَا لَتُعَذَّبُ فِي قَبْرِهَا " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Abdullah b. Ebî Bekir'den; o babasından; o Amre bint Abdurrahman'dan; Müminlerin annesi Aişe'nin şöyle dediğini işittiğini (nakletti): Kendisine Abdullah b. Ömer'in: "Ölü, dirinin ağlaması sebebiyle azap görür" dediği zikredilince, Aişe şöyle dedi: "Allah Ebu Abdurrahman'ı (İbn Ömer'i) bağışlasın. O yalan söylememiştir fakat unutmuş veya hata etmiştir. Olay şudur: Resulullah (s.a.v.) (vefat etmiş) bir Yahudi kadının yanından geçti; ailesi ona ağlıyordu. Resulullah (s.a.v.): 'Siz ona ağlıyorsunuz, o ise kabrinde azap görüyor' buyurdu."
557. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَمُوتُ لأَحَدٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ فَتَمَسَّهُ النَّارُ إِلاَّ تَحِلَّةَ الْقَسَمِ " .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o İbn Şihâb'dan; o Saîd b. el-Müseyyeb'den; o Ebu Hureyre'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Müslümanlardan üç çocuğu vefat eden hiçbir kimseye, yemin yerini bulacak kadar (bir süre) dışında cehennem ateşi dokunmaz."
558. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ السَّلَمِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَمُوتُ لأَحَدٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ فَيَحْتَسِبُهُمْ إِلاَّ كَانُوا جُنَّةً مِنَ النَّارِ " . فَقَالَتِ امْرَأَةٌ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوِ اثْنَانِ قَالَ " أَوِ اثْنَانِ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Muhammed b. Ebî Bekir b. Amr b. Hazm'dan; o babasından; o Ebu'n-Nadr es-Selemî'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Müslümanlardan üç çocuğu ölüp de ecrini Allah'tan bekleyen (sabrederse), bu çocuklar onun için cehennem ateşine karşı bir kalkan olur." Resulullah (s.a.v.)'in yanındaki bir kadın: "Ey Allah'ın Resulü! Ya iki çocuk (olursa)?" diye sordu. Resulullah (s.a.v.): "İki çocuk da (olsa böyledir)" buyurdu.
559. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ عَنْ أَبِي الْحُبَابِ، سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا يَزَالُ الْمُؤْمِنُ يُصَابُ فِي وَلَدِهِ وَحَامَّتِهِ حَتَّى يَلْقَى اللَّهَ وَلَيْسَتْ لَهُ خَطِيئَةٌ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; ona Ebu'l-Hübâb Saîd b. Yesâr'dan ulaştığına göre; o Ebu Hureyre'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Mümin, çocukları ve yakınları konusunda musibetlere uğramaya devam eder; ta ki üzerinde hiçbir günah kalmamış bir halde Allah'a kavuşuncaya kadar."
560. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لِيُعَزِّ الْمُسْلِمِينَ فِي مَصَائِبِهِمُ الْمُصِيبَةُ بِي " .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Abdurrahman b. el-Kâsım b. Muhammed b. Ebî Bekir'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Müslümanları, musibetleri karşısında benimle (ilgili) musibet (yani vefatım) teselli etsin."
561. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ مَنْ أَصَابَتْهُ مُصِيبَةٌ فَقَالَ كَمَا أَمَرَ اللَّهُ (إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ) اللَّهُمَّ أْجُرْنِي فِي مُصِيبَتِي وَأَعْقِبْنِي خَيْرًا مِنْهَا إِلَّا فَعَلَ اللَّهُ ذَلِكَ بِهِ قَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ فَلَمَّا تُوُفِّيَ أَبُو سَلَمَةَ قُلْتُ ذَلِكَ ثُمَّ قُلْتُ وَمَنْ خَيْرٌ مِنْ أَبِي سَلَمَةَ فَأَعْقَبَهَا اللَّهُ رَسُولَهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَتَزَوَّجَهَا
Bana Mâlik'ten anlattı; o Rabîa b. Ebî Abdurrahman'dan; o Peygamber (s.a.v.)'in eşi Ümmü Seleme'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kime bir musibet isabet eder de Allah'ın emrettiği gibi: 'Biz Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz (İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn). Allah'ım! Musibetim konusunda beni mükâfatlandır ve bana ondan daha hayırlısını ver' derse, Allah muhakkak ona bunu yapar (istediğini verir)." Ümmü Seleme dedi ki: Ebû Seleme vefat edince bu duayı söyledim. Sonra (kendi kendime): "Ebû Seleme'den daha hayırlısı kim olabilir ki?" dedim. Allah, onun yerine bana Resulullah (s.a.v.)'i nasip etti ve benimle evlendi.
562. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، أَنَّهُ قَالَ هَلَكَتِ امْرَأَةٌ لِي فَأَتَانِي مُحَمَّدُ بْنُ كَعْبٍ الْقُرَظِيُّ يُعَزِّينِي بِهَا فَقَالَ إِنَّهُ كَانَ فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ رَجُلٌ فَقِيهٌ عَالِمٌ عَابِدٌ مُجْتَهِدٌ وَكَانَتْ لَهُ امْرَأَةٌ - وَكَانَ بِهَا مُعْجَبًا وَلَهَا مُحِبًّا - فَمَاتَتْ فَوَجَدَ عَلَيْهَا وَجْدًا شَدِيدًا وَلَقِيَ عَلَيْهَا أَسَفًا حَتَّى خَلاَ فِي بَيْتٍ وَغَلَّقَ عَلَى نَفْسِهِ وَاحْتَجَبَ مِنَ النَّاسِ فَلَمْ يَكُنْ يَدْخُلُ عَلَيْهِ أَحَدٌ وَإِنَّ امْرَأَةً سَمِعَتْ بِهِ فَجَاءَتْهُ فَقَالَتْ إِنَّ لِي إِلَيْهِ حَاجَةً أَسْتَفْتِيهِ فِيهَا لَيْسَ يُجْزِينِي فِيهَا إِلاَّ مُشَافَهَتُهُ فَذَهَبَ النَّاسُ وَلَزِمَتْ بَابَهُ وَقَالَتْ مَا لِي مِنْهُ بُدٌّ . فَقَالَ لَهُ قَائِلٌ إِنَّ هَا هُنَا امْرَأَةً أَرَادَتْ أَنْ تَسْتَفْتِيَكَ وَقَالَتْ إِنْ أَرَدْتُ إِلاَّ مُشَافَهَتَهُ وَقَدْ ذَهَبَ النَّاسُ وَهِيَ لاَ تُفَارِقُ الْبَابَ . فَقَالَ ائْذَنُوا لَهَا . فَدَخَلَتْ عَلَيْهِ فَقَالَتْ إِنِّي جِئْتُكَ أَسْتَفْتِيكَ فِي أَمْرٍ . قَالَ وَمَا هُوَ قَالَتْ إِنِّي اسْتَعَرْتُ مِنْ جَارَةٍ لِي حَلْيًا فَكُنْتُ أَلْبَسُهُ وَأُعِيرُهُ زَمَانًا ثُمَّ إِنَّهُمْ أَرْسَلُوا إِلَىَّ فِيهِ أَفَأُؤَدِّيهِ إِلَيْهِمْ فَقَالَ نَعَمْ وَاللَّهِ . فَقَالَتْ إِنَّهُ قَدْ مَكَثَ عِنْدِي زَمَانًا . فَقَالَ ذَلِكَ أَحَقُّ لِرَدِّكِ إِيَّاهُ إِلَيْهِمْ حِينَ أَعَارُوكِيهِ زَمَانًا . فَقَالَتْ أَىْ يَرْحَمُكَ اللَّهُ أَفَتَأْسَفُ عَلَى مَا أَعَارَكَ اللَّهُ ثُمَّ أَخَذَهُ مِنْكَ وَهُوَ أَحَقُّ بِهِ مِنْكَ فَأَبْصَرَ مَا كَانَ فِيهِ وَنَفَعَهُ اللَّهُ بِقَوْلِهَا .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Yahya b. Saîd'den; o Kâsım b. Muhammed'den şöyle dediğini (nakletti): Eşim vefat etmişti. Muhammed b. Ka'b el-Kurazî bana taziye için geldi ve şöyle dedi: "İsrailoğulları içinde fıkıh alimi, ibadet ehli, gayretli bir adam vardı. Çok beğendiği ve sevdiği bir eşi vardı. Kadın vefat edince adam buna çok üzüldü ve yas tuttu. Hatta evine kapandı, kapısını kilitledi ve insanlardan uzaklaştı; kimse yanına giremiyordu. Bir kadın bunu duydu ve kapısına gelip: 'Ona sormam gereken bir mesele var, yüz yüze görüşmekten başka çare yok' dedi. İnsanlar gitti, kadın kapıdan ayrılmadı ve 'Onu görmem şart' dedi. Birisi adama: 'Burada sana soru sormak isteyen bir kadın var, sadece seninle görüşmek istiyor, insanlar gitti ama o kapıdan ayrılmıyor' dedi. Adam: 'Ona izin verin' dedi. Kadın içeri girdi ve: 'Sana bir işimle ilgili fetva sormaya geldim' dedi. Adam: 'Nedir o?' diye sordu. Kadın: 'Komşumdan bir takı (mücevher) ödünç aldım. Onu bir süre taktım ve kullandım. Sonra onu geri istediler. Onu onlara geri vereyim mi?' dedi. Adam: 'Evet, vallahi ver' dedi. Kadın: 'Ama o uzun süre bende kaldı' dedi. Adam: 'Sana uzun süre ödünç verdikleri için onu geri vermen daha da gereklidir' dedi. Bunun üzerine kadın şöyle dedi: 'Allah sana rahmet etsin! Allah'ın sana ödünç verdiği, sonra da senden geri aldığı şeye mi üzülüyorsun? Oysa O, buna senden daha layıktır.' Adam (kadının ne demek istediğini) anladı ve Allah kadının sözleriyle ona fayda verdi (teselli bulup kendine geldi)."
563. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الرِّجَالِ، مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أُمِّهِ، عَمْرَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّهُ سَمِعَهَا تَقُولُ، لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمُخْتَفِيَ وَالْمُخْتَفِيَةَ يَعْنِي نَبَّاشَ الْقُبُورِ .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Ebu'r-Ricâl Muhammed b. Abdurrahman'dan; o annesi Amre bint Abdurrahman'dan (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) (kefen soyucu) hırsız erkeğe ve hırsız kadına lanet etti. —Bununla, kabir soyucularını kastediyor.—
564. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانَتْ تَقُولُ كَسْرُ عَظْمِ الْمُسْلِمِ مَيْتًا كَكَسْرِهِ وَهُوَ حَىٌّ . تَعْنِي فِي الإِثْمِ .
Bana Mâlik'ten anlattı; ona ulaştığına göre Peygamber (s.a.v.)'in eşi Aişe şöyle derdi: "Ölüyken bir Müslümanın kemiğini kırmak, diriyken kırmak gibidir." —Bununla günah bakımından (aynı olduğunu) kastediyor.—
565. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ أَنْ يَمُوتَ وَهُوَ مُسْتَنِدٌ إِلَى صَدْرِهَا وَأَصْغَتْ إِلَيْهِ يَقُولُ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَأَلْحِقْنِي بِالرَّفِيقِ الأَعْلَى " .
Yahya bana Mâlik'ten anlattı; o Hişâm b. Urve'den; o Abbâd b. Abdullah b. Zübeyr'den; Peygamber (s.a.v.)'in eşi Aişe'nin ona haber verdiğine göre: Vefatından önce Resulullah (s.a.v.) göğsüne yaslanmışken onu dinlediğinde şöyle dediğini işitmiştir: "Allah'ım! Beni bağışla, bana merhamet et ve beni Refîk-i A'lâ'ya (yüce dostlar meclisine/en yüce dosta) kavuştur."
566. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مِنْ نَبِيٍّ يَمُوتُ حَتَّى يُخَيَّرَ " . قَالَتْ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " اللَّهُمَّ الرَّفِيقَ الأَعْلَى " . فَعَرَفْتُ أَنَّهُ ذَاهِبٌ .
Bana Mâlik'ten anlattı; ona ulaştığına göre Aişe şöyle dedi: Resulullah (s.a.v.): "Hiçbir peygamber, (dünyada kalmakla ahirete gitmek arasında) muhayyer bırakılmadan ölmez" buyurdu. Aişe dedi ki: (Hastalığı sırasında) onun: "Allah'ım! Refîk-i A'lâ'yı (dilerim)" dediğini işittim. O zaman anladım ki o, gidiyor (bizi değil, Allah'a kavuşmayı tercih etti).
567. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا مَاتَ عُرِضَ عَلَيْهِ مَقْعَدُهُ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ إِنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ فَمِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ وَإِنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ فَمِنْ أَهْلِ النَّارِ يُقَالُ لَهُ هَذَا مَقْعَدُكَ حَتَّى يَبْعَثَكَ اللَّهُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Nâfi'den; Abdullah b. Ömer'in şöyle dediği (nakledildi): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizden biri öldüğü zaman, sabah akşam kendisine (ahiretteki) yeri gösterilir. Eğer cennet ehlinden ise, cennet ehli(nin yerlerin)den; eğer cehennem ehlinden ise, cehennem ehli(nin yerlerin)den (olan yeri gösterilir) ve ona: 'Allah seni kıyamet gününde diriltinceye kadar senin yerin burasıdır' denilir."
568. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ ابْنِ آدَمَ تَأْكُلُهُ الأَرْضُ إِلاَّ عَجْبَ الذَّنَبِ مِنْهُ خُلِقَ وَفِيهِ يُرَكَّبُ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Ebu'z-Zinâd'dan; o el-A'rec'den; o Ebu Hureyre'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Toprak, kuyruk sokumu kemiği (acbu'z-zeneb) hariç insanoğlunun tamamını (çürütüp) yer. İnsan ondan yaratılmıştır ve yine onun üzerinde (tekrar) inşa edilecektir."
569. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِك عَنْ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ الْأَنْصَارِيِّ أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ كَانَ يُحَدِّثُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ إِنَّمَا نَسَمَةُ الْمُؤْمِنِ طَيْرٌ يَعْلَقُ فِي شَجَرِ الْجَنَّةِ حَتَّى يَرْجِعَهُ اللَّهُ إِلَى جَسَدِهِ يَوْمَ يَبْعَثُهُ
Bana Mâlik'ten anlattı; o İbn Şihâb'dan; o Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik el-Ensarî'den; babası Ka'b b. Mâlik ona şöyle anlattı: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Müminin ruhu (nesemesi), Allah onu kıyamet günü diriltip cesedine döndürünceye kadar cennet ağaçlarında beslenen (veya asılı duran) bir kuştur."
570. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قَالَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى إِذَا أَحَبَّ عَبْدِي لِقَائِي أَحْبَبْتُ لِقَاءَهُ وَإِذَا كَرِهَ لِقَائِي كَرِهْتُ لِقَاءَهُ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Ebu'z-Zinâd'dan; o el-A'rec'den; o Ebu Hureyre'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurmuştur: 'Kulum Bana kavuşmayı severse, Ben de ona kavuşmayı severim. Eğer Bana kavuşmaktan hoşlanmazsa, Ben de ona kavuşmaktan hoşlanmam.'"
571. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قَالَ رَجُلٌ لَمْ يَعْمَلْ حَسَنَةً قَطُّ لأَهْلِهِ إِذَا مَاتَ فَحَرِّقُوهُ ثُمَّ اذْرُوا نِصْفَهُ فِي الْبَرِّ وَنِصْفَهُ فِي الْبَحْرِ فَوَاللَّهِ لَئِنْ قَدَرَ اللَّهُ عَلَيْهِ لَيُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا لاَ يُعَذِّبُهُ أَحَدًا مِنَ الْعَالَمِينَ . فَلَمَّا مَاتَ الرَّجُلُ فَعَلُوا مَا أَمَرَهُمْ بِهِ فَأَمَرَ اللَّهُ الْبَرَّ فَجَمَعَ مَا فِيهِ وَأَمَرَ الْبَحْرَ فَجَمَعَ مَا فِيهِ ثُمَّ قَالَ لِمَ فَعَلْتَ هَذَا قَالَ مِنْ خَشْيَتِكَ يَا رَبِّ وَأَنْتَ أَعْلَمُ . قَالَ فَغَفَرَ لَهُ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Ebu'z-Zinâd'dan; o el-A'rec'den; o Ebu Hureyre'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "(Ömründe) hiç iyilik yapmamış bir adam, ailesine şöyle dedi: 'Öldüğüm zaman beni yakın. Sonra (küllerimin) yarısını karaya, yarısını denize savurun. Vallahi eğer Allah beni eline geçirirse (diriltmeye güç yetirirse), alemlerden hiç kimseye yapmadığı azabı bana yapar.' Adam ölünce ailesi emrettiğini yaptılar. Allah karaya emretti, kara (adamdan) kendinde olanı topladı. Denize emretti, deniz de kendinde olanı topladı. Sonra (Allah) adama: 'Bunu neden yaptın?' diye sordu. Adam: 'Senden korktuğum için ey Rabbim! Sen (bunu) en iyi bilensin' dedi. Bunun üzerine Allah onu bağışladı."
572. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنِ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ : " كُلُّ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ أَوْ يُنَصِّرَانِهِ، كَمَا تُنَاتَجُ الإِبِلُ مِنْ بَهِيمَةٍ جَمْعَاءَ هَلْ تُحِسُّ فِيهَا مِنْ جَدْعَاءَ " . قَالُوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ الَّذِي يَمُوتُ وَهُوَ صَغِيرٌ قَالَ : " اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا عَامِلِينَ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Ebu'z-Zinâd'dan; o el-A'rec'den; o Ebu Hureyre'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Her doğan (çocuk), fıtrat üzerine doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi veya Hıristiyan yapar. Tıpkı hayvanın, azaları tam (kusursuz) bir yavru doğurması gibidir. Hiç o yavrunun (doğduğunda) kulağı kesik (kusurlu) olduğunu gördünüz mü?" (Sahabeler): "Ey Allah'ın Resulü! Küçükken ölenler hakkında ne buyurursunuz?" dediler. Resulullah (s.a.v.): "(Yaşasalardı) ne yapacaklarını Allah en iyi bilir" buyurdu.
573. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ : " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَمُرَّ الرَّجُلُ بِقَبْرِ الرَّجُلِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي مَكَانَهُ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Ebu'z-Zinâd'dan; o el-A'rec'den; o Ebu Hureyre'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bir adam başka bir adamın kabrinin yanından geçip: 'Keşke onun yerinde ben olsaydım' demedikçe kıyamet kopmaz."
574. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَلْحَلَةَ الدِّيلِيِّ، عَنْ مَعْبَدِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ بْنِ رِبْعِيٍّ، أَنَّهُ كَانَ يُحَدِّثُ : أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُرَّ عَلَيْهِ بِجَنَازَةٍ فَقَالَ : " مُسْتَرِيحٌ وَمُسْتَرَاحٌ مِنْهُ " . قَالُوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الْمُسْتَرِيحُ وَالْمُسْتَرَاحُ مِنْهُ قَالَ : " الْعَبْدُ الْمُؤْمِنُ يَسْتَرِيحُ مِنْ نَصَبِ الدُّنْيَا وَأَذَاهَا إِلَى رَحْمَةِ اللَّهِ، وَالْعَبْدُ الْفَاجِرُ يَسْتَرِيحُ مِنْهُ الْعِبَادُ وَالْبِلاَدُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Muhammed b. Amr b. Halhale ed-Dîlî'den; o Ma'bed b. Ka'b b. Mâlik'den; o Ebû Katâde b. Rib'î'den (şöyle nakletti): Resulullah (s.a.v.)'in yanından bir cenaze geçti. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.): "(Ya) rahata eren (ya da) kendisinden rahata erilen (kurtulunan)dir" buyurdu. Sahabeler: "Ey Allah'ın Resulü! Rahata eren kimdir, kendisinden kurtulunan kimdir?" diye sordular. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Mümin kul, dünyanın yorgunluğundan ve eziyetinden kurtulup Allah'ın rahmetine kavuşarak rahata erer. Günahkâr (fâcir) kuldan ise, insanlar, memleketler, ağaçlar ve hayvanlar kurtulup rahata erer."
575. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ أَنَّهُ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا مَاتَ عُثْمَانُ بْنُ مَظْعُونٍ وَمُرَّ بِجَنَازَتِهِ : " ذَهَبْتَ وَلَمْ تَلَبَّسْ مِنْهَا بِشَىْءٍ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Ebu'n-Nadr'dan (şöyle nakletti): Osman b. Maz'ûn vefat edip cenazesi geçerken, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "(Dünyadan) hiçbir şeye bulaşmadan (tertemiz bir halde) gittin."
576. Hadis
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ أَبِي عَلْقَمَةَ، عَنْ أُمِّهِ، أَنَّهَا قَالَتْ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَقُولُ : قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَلَبِسَ ثِيَابَهُ ثُمَّ خَرَجَ - قَالَتْ - فَأَمَرْتُ جَارِيَتِي بَرِيرَةَ تَتْبَعُهُ، فَتَبِعَتْهُ حَتَّى جَاءَ الْبَقِيعَ، فَوَقَفَ فِي أَدْنَاهُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقِفَ، ثُمَّ انْصَرَفَ فَسَبَقَتْهُ بَرِيرَةُ فَأَخْبَرَتْنِي، فَلَمْ أَذْكُرْ لَهُ شَيْئًا حَتَّى أَصْبَحَ ثُمَّ ذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ : " إِنِّي بُعِثْتُ إِلَى أَهْلِ الْبَقِيعِ لأُصَلِّيَ عَلَيْهِمْ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Alkame b. Ebî Alkame'den; o annesinden; o Peygamber (s.a.v.)'in eşi Aişe'nin şöyle dediğini işitmiştir: Resulullah (s.a.v.) bir gece kalktı, elbiselerini giydi ve dışarı çıktı. Cariyem Berîre'ye onu takip etmesini emrettim. O da Bakî' mezarlığına gelinceye kadar onu takip etti. (Resulullah) orada, en yakın (giriş) yerinde Allah'ın dilediği kadar durdu. Sonra geri döndü. Berîre ondan önce gelip bana haber verdi. Sabaha kadar ona (Resulullah'a) bir şey söylemedim. Sonra bunu ona açtığımda şöyle buyurdu: "Ben, Bakî' ehline dua etmek üzere (oraya) gönderildim."
577. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ : أَسْرِعُوا بِجَنَائِزِكُمْ، فَإِنَّمَا هُوَ خَيْرٌ تُقَدِّمُونَهُ إِلَيْهِ أَوْ شَرٌّ تَضَعُونَهُ عَنْ رِقَابِكُمْ .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Nâfi'den; Ebu Hureyre'nin şöyle dediği (nakledildi): "Cenazelerinizi (taşırken ve defnederken) acele ediniz. Çünkü o (ölü) eğer iyi biriyse, onu hayra (bir an önce) kavuşturmuş olursunuz. Eğer kötü biriyse, boyunlarınızdan (sırtınızdan) bir şerri atmış olursunuz."