Kur'an'ın Faziletleri Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4978. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ أَخْبَرَتْنِي عَائِشَةُ، وَابْنُ، عَبَّاسٍ رضى الله عنهم قَالاَ لَبِثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِمَكَّةَ عَشْرَ سِنِينَ يُنْزَلُ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ وَبِالْمَدِينَةِ عَشْرَ سِنِينَ

Ubeydullah b. Musa bize tahdis etti. [O], Şeyban'dan; [o], Yahya'dan; [o], Ebu Seleme'den [naklederek] dedi ki: Aişe ve İbn Abbas radıyallahu anhum bana haber verdiler ve dediler ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'de on sene kaldı, (bu sürede) kendisine Kur'an indiriliyordu. Medine'de de on sene (kaldı).”

4980. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ أُنْبِئْتُ أَنَّ جِبْرِيلَ، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ أُمُّ سَلَمَةَ فَجَعَلَ يَتَحَدَّثُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لأُمِّ سَلَمَةَ ‏ "‏ مَنْ هَذَا ‏"‏‏.‏ أَوْ كَمَا قَالَ قَالَتْ هَذَا دِحْيَةُ‏.‏ فَلَمَّا قَامَ قَالَتْ وَاللَّهِ مَا حَسِبْتُهُ إِلاَّ إِيَّاهُ حَتَّى سَمِعْتُ خُطْبَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يُخْبِرُ خَبَرَ جِبْرِيلَ أَوْ كَمَا قَالَ، قَالَ أَبِي قُلْتُ لأَبِي عُثْمَانَ مِمَّنْ سَمِعْتَ هَذَا‏.‏ قَالَ مِنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ‏.‏

Musa b. İsmail bize tahdis etti. [Dedi ki:] Mu'temir bize tahdis etti. [Dedi ki:] Babamı işittim. [O], Ebu Osman'dan [naklederek] dedi ki: Bana haber verildiğine göre Cebrail, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. Yanında Ümmü Seleme vardı. (Cebrail) konuşmaya başladı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Ümmü Seleme'ye: ‘Bu kimdir?’ buyurdu -veya buna benzer bir şey söyledi-. Ümmü Seleme: ‘Bu Dihye'dir’ dedi. (Cebrail) kalkıp gidince, Ümmü Seleme dedi ki: ‘Vallahi ben onu Dihye'den başkası sanmamıştım. Ta ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in hutbesini işitip Cebrail haberini verinceye kadar’ -veya buna benzer bir şey söyledi-. (Mu'temir dedi ki:) Babam dedi ki: “Ebu Osman'a: ‘Bunu kimden işittin?’ dedim. O da: ‘Usame b. Zeyd'den’ dedi.”

4981. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا مِنَ الأَنْبِيَاءِ نَبِيٌّ إِلاَّ أُعْطِيَ مَا مِثْلُهُ آمَنَ عَلَيْهِ الْبَشَرُ، وَإِنَّمَا كَانَ الَّذِي أُوتِيتُ وَحْيًا أَوْحَاهُ اللَّهُ إِلَىَّ فَأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَكْثَرَهُمْ تَابِعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti. [Dedi ki:] Leys bize tahdis etti. [Dedi ki:] Said el-Makburî bize tahdis etti. [O], babasından; [o], Ebu Hureyre'den [naklederek] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hiçbir nebi yoktur ki, ona insanların inanmasını sağlayacak mucizeler verilmiş olmasın. Bana verilen ise ancak Allah'ın bana vahyettiği vahiydir. Bu sayede kıyamet günü takipçisi en çok olan peygamberin ben olacağımı umuyorum.”

4982. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ اللَّهَ، تَعَالَى تَابَعَ عَلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ وَفَاتِهِ حَتَّى تَوَفَّاهُ أَكْثَرَ مَا كَانَ الْوَحْىُ، ثُمَّ تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدُ‏.‏

Amr b. Muhammed bize tahdis etti. [Dedi ki:] Yakub b. İbrahim bize tahdis etti. [Dedi ki:] Babam bize tahdis etti. [O], Salih b. Keysan'dan; [o], İbn Şihab'dan; [o da] Enes b. Malik radıyallahu anh'dan [naklederek dedi ki]: Bana haber verdiğine göre; Allah Teâlâ, Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem vefat etmeden önce vahyi art arda gönderdi. Öyle ki vefat edeceği sırada vahiy en yoğun halini almıştı. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat etti.

4983. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ جُنْدَبًا، يَقُولُ اشْتَكَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَقُمْ لَيْلَةً أَوْ لَيْلَتَيْنِ فَأَتَتْهُ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ يَا مُحَمَّدُ مَا أُرَى شَيْطَانَكَ إِلاَّ قَدْ تَرَكَكَ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏وَالضُّحَى * وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَى * مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَى‏}‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti. [Dedi ki:] Süfyan bize tahdis etti. [O], Esved b. Kays'tan; [o] şöyle dedi: Cündeb'i şöyle derken işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem rahatsızlandı ve bir veya iki gece [teheccüde] kalkamadı. Bunun üzerine bir kadın ona gelip: ‘Ey Muhammed! Görüyorum ki şeytanın seni terk etmiş’ dedi. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle indirdi: { Kuşluk vaktine andolsun * Ve karanlığı çöktüğü zaman geceye ki * Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı }”

4984. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، وَأَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، قَالَ فَأَمَرَ عُثْمَانُ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ وَسَعِيدَ بْنَ الْعَاصِ وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ أَنْ يَنْسَخُوهَا، فِي الْمَصَاحِفِ وَقَالَ لَهُمْ إِذَا اخْتَلَفْتُمْ أَنْتُمْ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ فِي عَرَبِيَّةٍ مِنْ عَرَبِيَّةِ الْقُرْآنِ فَاكْتُبُوهَا بِلِسَانِ قُرَيْشٍ، فَإِنَّ الْقُرْآنَ أُنْزِلَ بِلِسَانِهِمْ فَفَعَلُوا‏.‏

Ebu'l-Yeman bize tahdis etti. [Dedi ki:] Şuayb bize tahdis etti. [O], Zühri'den. Ve Enes b. Malik bana haber verdi. [Dedi ki]: “Osman; Zeyd b. Sabit, Said b. el-As, Abdullah b. Zübeyr ve Abdurrahman b. Haris b. Hişam'a [sayfaları] Mushaflara (kitap haline) istinsah etmelerini (kopyalamalarını) emretti. Ve onlara dedi ki: ‘Siz ve Zeyd b. Sabit, Kur'an'ın herhangi bir Arapça (lehçesi) konusunda ihtilaf ederseniz, onu Kureyş lisanı ile yazın. Çünkü Kur'an onların lisanı ile indirilmiştir.’ Onlar da böyle yaptılar.”

4985. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ،‏.‏ وَقَالَ مُسَدَّدٌ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي صَفْوَانُ بْنُ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، أَنَّ يَعْلَى، كَانَ يَقُولُ لَيْتَنِي أَرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ يُنْزَلُ عَلَيْهِ الْوَحْىُ، فَلَمَّا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْجِعْرَانَةِ وَعَلَيْهِ ثَوْبٌ قَدْ أَظَلَّ عَلَيْهِ وَمَعَهُ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ إِذْ جَاءَهُ رَجُلٌ مُتَضَمِّخٌ بِطِيبٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَرَى فِي رَجُلٍ أَحْرَمَ فِي جُبَّةٍ بَعْدَ مَا تَضَمَّخَ بِطِيبٍ فَنَظَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَاعَةً فَجَاءَهُ الْوَحْىُ فَأَشَارَ عُمَرُ إِلَى يَعْلَى أَنْ تَعَالَ، فَجَاءَ يَعْلَى فَأَدْخَلَ رَأْسَهُ فَإِذَا هُوَ مُحْمَرُّ الْوَجْهِ يَغِطُّ كَذَلِكَ سَاعَةً ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ الَّذِي يَسْأَلُنِي عَنِ الْعُمْرَةِ آنِفًا ‏"‏‏.‏ فَالْتُمِسَ الرَّجُلُ فَجِيءَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَمَّا الطِّيبُ الَّذِي بِكَ فَاغْسِلْهُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، وَأَمَّا الْجُبَّةُ فَانْزِعْهَا ثُمَّ اصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ كَمَا تَصْنَعُ فِي حَجِّكَ ‏"‏‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti. [Dedi ki:] Hemmam bize tahdis etti. [Dedi ki:] Ata bize tahdis etti. Ve Müsedded dedi ki: Yahya bize tahdis etti. [O], İbn Cüreyc'den; [o] şöyle dedi: Ata bana haber verdi. [Dedi ki:] Safvan b. Ya'la b. Ümeyye bana haber verdi ki, Ya'la şöyle derdi: “Keşke Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i kendisine vahiy indirilirken görsem!” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Ci'rane'de iken üzerinde kendisini gölgelendiren bir örtü vardı ve yanında ashabından bazı insanlar bulunuyordu. O sırada koku sürünmüş bir adam geldi ve: ‘Ey Allah'ın Resulü! Koku süründükten sonra cübbe içinde ihrama giren adam hakkında ne dersin?’ dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir süre baktı, sonra ona vahiy geldi. Ömer, Ya'la'ya ‘Gel’ diye işaret etti. Ya'la geldi ve başını (örtünün altına) soktu. Bir de baktı ki onun (Peygamberin) yüzü kıpkırmızı olmuş, bir süre horlar gibi ses çıkarıyordu (ağır nefes alıyordu). Sonra ondan bu hal gidince buyurdu ki: ‘Az önce bana umre hakkında soru soran nerede?’ Adam arandı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. Buyurdu ki: ‘Süründüğün kokuyu üç defa yıka, cübbeyi çıkar, sonra haccında ne yapıyorsan umrende de aynısını yap.’”

4986. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ السَّبَّاقِ، أَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَرْسَلَ إِلَىَّ أَبُو بَكْرٍ مَقْتَلَ أَهْلِ الْيَمَامَةِ فَإِذَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ عِنْدَهُ قَالَ أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ إِنَّ عُمَرَ أَتَانِي فَقَالَ إِنَّ الْقَتْلَ قَدِ اسْتَحَرَّ يَوْمَ الْيَمَامَةِ بِقُرَّاءِ الْقُرْآنِ وَإِنِّي أَخْشَى أَنْ يَسْتَحِرَّ الْقَتْلُ بِالْقُرَّاءِ بِالْمَوَاطِنِ، فَيَذْهَبَ كَثِيرٌ مِنَ الْقُرْآنِ وَإِنِّي أَرَى أَنْ تَأْمُرَ بِجَمْعِ الْقُرْآنِ‏.‏ قُلْتُ لِعُمَرَ كَيْفَ تَفْعَلُ شَيْئًا لَمْ يَفْعَلْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ عُمَرُ هَذَا وَاللَّهِ خَيْرٌ‏.‏ فَلَمْ يَزَلْ عُمَرُ يُرَاجِعُنِي حَتَّى شَرَحَ اللَّهُ صَدْرِي لِذَلِكَ، وَرَأَيْتُ فِي ذَلِكَ الَّذِي رَأَى عُمَرُ‏.‏ قَالَ زَيْدٌ قَالَ أَبُو بَكْرٍ إِنَّكَ رَجُلٌ شَابٌّ عَاقِلٌ لاَ نَتَّهِمُكَ، وَقَدْ كُنْتَ تَكْتُبُ الْوَحْىَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَتَتَبَّعِ الْقُرْآنَ فَاجْمَعْهُ فَوَاللَّهِ لَوْ كَلَّفُونِي نَقْلَ جَبَلٍ مِنَ الْجِبَالِ مَا كَانَ أَثْقَلَ عَلَىَّ مِمَّا أَمَرَنِي مِنْ جَمْعِ الْقُرْآنِ قُلْتُ كَيْفَ تَفْعَلُونَ شَيْئًا لَمْ يَفْعَلْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ هُوَ وَاللَّهِ خَيْرٌ فَلَمْ يَزَلْ أَبُو بَكْرٍ يُرَاجِعُنِي حَتَّى شَرَحَ اللَّهُ صَدْرِي لِلَّذِي شَرَحَ لَهُ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ فَتَتَبَّعْتُ الْقُرْآنَ أَجْمَعُهُ مِنَ الْعُسُبِ وَاللِّخَافِ وَصُدُورِ الرِّجَالِ حَتَّى وَجَدْتُ آخِرَ سُورَةِ التَّوْبَةِ مَعَ أَبِي خُزَيْمَةَ الأَنْصَارِيِّ لَمْ أَجِدْهَا مَعَ أَحَدٍ غَيْرَهُ ‏{‏لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ‏}‏ حَتَّى خَاتِمَةِ بَرَاءَةَ، فَكَانَتِ الصُّحُفُ عِنْدَ أَبِي بَكْرٍ حَتَّى تَوَفَّاهُ اللَّهُ ثُمَّ عِنْدَ عُمَرَ حَيَاتَهُ ثُمَّ عِنْدَ حَفْصَةَ بِنْتِ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ‏.‏

Musa b. İsmail bize tahdis etti. [O], İbrahim b. Sa'd'dan. [Dedi ki:] İbn Şihab bize tahdis etti. [O], Ubeyd b. Sebbak'tan; [o da] Zeyd b. Sabit radıyallahu anh'dan [naklederek] dedi ki: “Yemame halkının öldürüldüğü (savaş) sırasında Ebu Bekir bana (haber) gönderdi. Yanına gittiğimde Ömer b. Hattab da yanındaydı. Ebu Bekir radıyallahu anh dedi ki: ‘Ömer bana geldi ve dedi ki: Yemame günü Kur'an hafızları (kurra) arasında ölüm şiddetlendi (çok şehit verildi). Ben diğer yerlerde de hafızlar arasında ölümün şiddetlenmesinden ve böylece Kur'an'ın büyük kısmının gitmesinden endişe ediyorum. Ben senin Kur'an'ın toplanmasını emretmeni uygun görüyorum.’ Ben Ömer'e dedim ki: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yapmadığı bir şeyi nasıl yaparsın?’ Ömer: ‘Bu vallahi hayırdır’ dedi. Ömer bana (bu konuda) başvurmaya devam etti. Nihayet Allah bunun için göğsümü açtı ve ben de bu konuda Ömer'in gördüğü (doğruyu) gördüm.” Zeyd dedi ki: Ebu Bekir (bana) dedi ki: “Sen genç ve akıllı bir adamsın. Seni (yalanla/hata ile) itham etmiyoruz. Sen Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem için vahiy yazardın. Kur'an'ı araştır ve onu topla.” [Zeyd dedi ki:] “Vallahi bana dağlardan bir dağı nakletmeyi teklif etselerdi, (bu), Kur'an'ı toplama konusunda bana emrettiği şeyden daha ağır gelmezdi. Dedim ki: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yapmadığı bir şeyi nasıl yaparsınız?’ Dedi ki: ‘Bu vallahi hayırdır.’ Ebu Bekir bana başvurmaya devam etti. Nihayet Allah, Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhuma'nın göğsünü açtığı şeye (bu işe) benim de göğsümü açtı. Bunun üzerine Kur'an'ı araştırmaya ve onu hurma dallarından, ince beyaz taşlardan ve insanların göğüslerinden (hafızalarından) toplamaya başladım. Nihayet Tevbe Suresinin sonunu Ebu Huzeyme el-Ensarî'nin yanında buldum; ondan başka kimsenin yanında bulamamıştım: { Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir... } (Tevbe, 128) ayetinden Berae'nin (Tevbe'nin) sonuna kadar. Bu sayfalar (Suhuf), vefat edinceye kadar Ebu Bekir'in yanında, sonra hayatta olduğu sürece Ömer'in yanında, sonra da Ömer'in kızı Hafsa radıyallahu anh'ın yanında kaldı.”

4987. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ حُذَيْفَةَ بْنَ الْيَمَانِ قَدِمَ عَلَى عُثْمَانَ وَكَانَ يُغَازِي أَهْلَ الشَّأْمِ فِي فَتْحِ إِرْمِينِيَةَ وَأَذْرَبِيجَانَ مَعَ أَهْلِ الْعِرَاقِ فَأَفْزَعَ حُذَيْفَةَ اخْتِلاَفُهُمْ فِي الْقِرَاءَةِ فَقَالَ حُذَيْفَةُ لِعُثْمَانَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَدْرِكْ هَذِهِ الأُمَّةَ قَبْلَ أَنْ يَخْتَلِفُوا فِي الْكِتَابِ اخْتِلاَفَ الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى فَأَرْسَلَ عُثْمَانُ إِلَى حَفْصَةَ أَنْ أَرْسِلِي إِلَيْنَا بِالصُّحُفِ نَنْسَخُهَا فِي الْمَصَاحِفِ ثُمَّ نَرُدُّهَا إِلَيْكِ فَأَرْسَلَتْ بِهَا حَفْصَةُ إِلَى عُثْمَانَ فَأَمَرَ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ وَسَعِيدَ بْنَ الْعَاصِ وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ فَنَسَخُوهَا فِي الْمَصَاحِفِ وَقَالَ عُثْمَانُ لِلرَّهْطِ الْقُرَشِيِّينَ الثَّلاَثَةِ إِذَا اخْتَلَفْتُمْ أَنْتُمْ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ فِي شَىْءٍ مِنَ الْقُرْآنِ فَاكْتُبُوهُ بِلِسَانِ قُرَيْشٍ فَإِنَّمَا نَزَلَ بِلِسَانِهِمْ فَفَعَلُوا حَتَّى إِذَا نَسَخُوا الصُّحُفَ فِي الْمَصَاحِفِ رَدَّ عُثْمَانُ الصُّحُفَ إِلَى حَفْصَةَ وَأَرْسَلَ إِلَى كُلِّ أُفُقٍ بِمُصْحَفٍ مِمَّا نَسَخُوا وَأَمَرَ بِمَا سِوَاهُ مِنَ الْقُرْآنِ فِي كُلِّ صَحِيفَةٍ أَوْ مُصْحَفٍ أَنْ يُحْرَقَ‏.‏

Musa bize tahdis etti. [Dedi ki:] İbrahim bize tahdis etti. [Dedi ki:] İbn Şihab bize tahdis etti ki, Enes b. Malik ona Huzeyfe b. Yeman'ın Osman'ın yanına geldiğini haber vermişti. [Huzeyfe o sırada] Ermeniye ve Azerbaycan fethinde Şamlılarla ve Iraklılarla birlikte savaşıyordu. Onların kıraat konusundaki ihtilafları Huzeyfe'yi korkuttu. Huzeyfe, Osman'a dedi ki: ‘Ey Müminlerin Emiri! Yahudi ve Hıristiyanların ihtilaf ettiği gibi Kitap (Kur'an) hakkında ihtilaf etmeden önce bu ümmetin imdadına yetiş.’ Bunun üzerine Osman, Hafsa'ya haber gönderip: ‘Bize (Ebu Bekir döneminden kalan) sayfaları (Suhuf'u) gönder. Onları (çoğaltıp) Mushaflara kopyalayalım, sonra sana geri iade ederiz’ dedi. Hafsa da onları Osman'a gönderdi. Osman; Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Said b. el-As ve Abdurrahman b. Haris b. Hişam'a emretti; onlar da bunları Mushaflara kopyaladılar. Osman, (Zeyd dışındaki) üç Kureyşli kişiye dedi ki: ‘Siz ve Zeyd b. Sabit Kur'an'dan bir şeyde ihtilaf ederseniz, onu Kureyş lisanı ile yazın. Çünkü o ancak onların lisanı ile inmiştir.’ Onlar da (böyle) yaptılar. Sayfaları Mushaflara kopyaladıkları zaman, Osman sayfaları (orijinal nüshayı) Hafsa'ya iade etti. Kopyaladıkları Mushaflardan her bir bölgeye birer tane gönderdi. Bunun dışında kalan (şahsi) sayfa veya Mushaflarda bulunan Kur'an (nüshalarının) yakılmasını emretti.”

4988. Hadis

قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي خَارِجَةُ بْنُ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، سَمِعَ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ، قَالَ فَقَدْتُ آيَةً مِنَ الأَحْزَابِ حِينَ نَسَخْنَا الْمُصْحَفَ قَدْ كُنْتُ أَسْمَعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ بِهَا فَالْتَمَسْنَاهَا فَوَجَدْنَاهَا مَعَ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ الأَنْصَارِيِّ ‏{‏مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ‏}‏ فَأَلْحَقْنَاهَا فِي سُورَتِهَا فِي الْمُصْحَفِ‏.‏

İbn Şihab dedi ki: Harice b. Zeyd b. Sabit bana haber verdi; Zeyd b. Sabit'i şöyle derken işitmiş: “Mushaf'ı kopyaladığımız (istinsah ettiğimiz) zaman Ahzab suresinden bir ayeti kaybettim (bulamadım). Oysa ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in onu okuduğunu işitirdim. Onu aradık ve Huzeyme b. Sabit el-Ensarî'nin yanında bulduk: { Müminlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar... } (Ahzab, 23). Bunun üzerine onu Mushaf'taki suresine (yerine) ekledik.”

4989. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ ابْنَ السَّبَّاقِ، قَالَ إِنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ قَالَ أَرْسَلَ إِلَىَّ أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ إِنَّكَ كُنْتَ تَكْتُبُ الْوَحْىَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاتَّبِعِ الْقُرْآنَ‏.‏ فَتَتَبَّعْتُ حَتَّى وَجَدْتُ آخِرَ سُورَةِ التَّوْبَةِ آيَتَيْنِ مَعَ أَبِي خُزَيْمَةَ الأَنْصَارِيِّ لَمْ أَجِدْهُمَا مَعَ أَحَدٍ غَيْرَهُ ‏{‏لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ‏}‏ إِلَى آخِرِهِ‏.‏

Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti. [Dedi ki:] Leys bize tahdis etti. [O], Yunus'tan; [o], İbn Şihab'dan; [o], İbn Sebbak'tan [naklederek] dedi ki: Zeyd b. Sabit şöyle dedi: Ebu Bekir radıyallahu anh bana haber gönderdi ve dedi ki: “Sen Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem için vahiy yazardın. Kur'an'ı araştır (ve topla).” Ben de araştırdım. Nihayet Tevbe suresinin sonundaki iki ayeti Ebu Huzeyme el-Ensarî'nin yanında buldum. Ondan başkasının yanında bulamamıştım: { Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir... } (Tevbe, 128) sonuna kadar.

4990. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ ‏{‏لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ‏}‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ ادْعُ لِي زَيْدًا وَلْيَجِئْ بِاللَّوْحِ وَالدَّوَاةِ وَالْكَتِفِ ـ أَوِ الْكَتِفِ وَالدَّوَاةِ ـ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اكْتُبْ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ ‏"‏ وَخَلْفَ ظَهْرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَمْرُو بْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ الأَعْمَى قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَمَا تَأْمُرُنِي فَإِنِّي رَجُلٌ ضَرِيرُ الْبَصَرِ فَنَزَلَتْ مَكَانَهَا ‏{‏لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ‏}‏ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏{‏غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ‏}‏‏"‏

Ubeydullah b. Musa bize tahdis etti. [O], İsrail'den; [o], Ebu İshak'tan; [o da] Bera'dan [naklederek] dedi ki: { Müminlerden (cihada katılmayıp) oturanlarla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz } (Nisa, 95) ayeti inince Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bana Zeyd'i çağırın! Levha, divit ve kürek kemiğini -veya kürek kemiği ve diviti- getirsin” buyurdu. Sonra: “Yaz! { Oturanlar bir olmaz... }” buyurdu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında âmâ olan Amr b. Ümmü Mektum vardı. Dedi ki: “Ey Allah'ın Resulü! Bana ne emredersin? Çünkü ben gözleri görmeyen (özürlü) bir adamım.” Bunun üzerine ayetin indiği yerde (ilave olarak): { Müminlerden -özür sahipleri müstesna- oturanlar... } (kısmı) indi.

4991. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ حَدَّثَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَقْرَأَنِي جِبْرِيلُ عَلَى حَرْفٍ فَرَاجَعْتُهُ، فَلَمْ أَزَلْ أَسْتَزِيدُهُ وَيَزِيدُنِي حَتَّى انْتَهَى إِلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ ‏"‏‏.‏

Said b. Ufeyr bize tahdis etti. [Dedi ki:] Leys bana tahdis etti. [Dedi ki:] Ukayl bana tahdis etti. [O], İbn Şihab'dan. [O] dedi ki: Ubeydullah b. Abdullah bana tahdis etti ki; İbn Abbas radıyallahu anhuma ona Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu tahdis etmiş: “Cebrail bana (Kur'an'ı) bir harf üzere okuttu. Ona müracaat ettim (daha fazlasını istedim). Ben artırmasını istedikçe o da bana artırdı; nihayet yedi harfe kadar ulaştı.”

4992. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَبْدٍ الْقَارِيَّ، حَدَّثَاهُ أَنَّهُمَا، سَمِعَا عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمٍ، يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَمَعْتُ لِقِرَاءَتِهِ فَإِذَا هُوَ يَقْرَأُ عَلَى حُرُوفٍ كَثِيرَةٍ لَمْ يُقْرِئْنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكِدْتُ أُسَاوِرُهُ فِي الصَّلاَةِ فَتَصَبَّرْتُ حَتَّى سَلَّمَ فَلَبَّبْتُهُ بِرِدَائِهِ فَقُلْتُ مَنْ أَقْرَأَكَ هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ تَقْرَأُ‏.‏ قَالَ أَقْرَأَنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَقُلْتُ كَذَبْتَ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أَقْرَأَنِيهَا عَلَى غَيْرِ مَا قَرَأْتَ، فَانْطَلَقْتُ بِهِ أَقُودُهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ إِنِّي سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأُ بِسُورَةِ الْفُرْقَانِ عَلَى حُرُوفٍ لَمْ تُقْرِئْنِيهَا‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَرْسِلْهُ اقْرَأْ يَا هِشَامُ ‏"‏‏.‏ فَقَرَأَ عَلَيْهِ الْقِرَاءَةَ الَّتِي سَمِعْتُهُ يَقْرَأُ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَذَلِكَ أُنْزِلَتْ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اقْرَأْ يَا عُمَرُ ‏"‏‏.‏ فَقَرَأْتُ الْقِرَاءَةَ الَّتِي أَقْرَأَنِي، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَذَلِكَ أُنْزِلَتْ، إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ‏"‏‏.‏

Said b. Ufeyr bize tahdis etti. [Dedi ki:] Leys bana tahdis etti. [Dedi ki:] Ukayl bana tahdis etti. [O], İbn Şihab'dan. [O] dedi ki: Urve b. Zübeyr bana tahdis etti ki; Misver b. Mahreme ve Abdurrahman b. Abd el-Kârî, Ömer b. Hattab'ı şöyle derken işitmişler: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hayatta iken Hişam b. Hakim'i Furkan Suresini okurken işittim. Kıraatini dinledim; bir de baktım ki, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bana okutmadığı birçok harf (vecih) üzere okuyor. Namazda neredeyse üzerine atılacaktım ama selam verinceye kadar sabrettim. (Selam verince) ridasından tutup yakasına yapıştım ve: ‘Senden okurken işittiğim bu sureyi sana kim okuttu?’ dedim. Dedi ki: ‘Onu bana Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem okuttu.’ Dedim ki: ‘Yalan söyledin! Çünkü Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu bana senin okuduğundan farklı şekilde okuttu.’ Onu çekip Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürdüm. Dedim ki: ‘Ben bu adamı Furkan Suresini, senin bana okutmadığın harflerle okurken işittim.’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Onu serbest bırak. Oku ey Hişam!’ buyurdu. O da (daha önce) okurken işittiğim kıraat üzere okudu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Böylece indirildi’ buyurdu. Sonra: ‘Oku ey Ömer!’ buyurdu. Ben de bana okuttuğu kıraat üzere okudum. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Böylece indirildi. Şüphesiz bu Kur'an yedi harf üzere indirilmiştir. Ondan kolayınıza geleni okuyun’ buyurdu.”

4993. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ وَأَخْبَرَنِي يُوسُفُ بْنُ مَاهَكَ، قَالَ إِنِّي عِنْدَ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ ـ رضى الله عنها ـ إِذْ جَاءَهَا عِرَاقِيٌّ فَقَالَ أَىُّ الْكَفَنِ خَيْرٌ قَالَتْ وَيْحَكَ وَمَا يَضُرُّكَ قَالَ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ أَرِينِي مُصْحَفَكِ‏.‏ قَالَتْ لِمَ قَالَ لَعَلِّي أُوَلِّفُ الْقُرْآنَ عَلَيْهِ فَإِنَّهُ يُقْرَأُ غَيْرَ مُؤَلَّفٍ‏.‏ قَالَتْ وَمَا يَضُرُّكَ أَيَّهُ قَرَأْتَ قَبْلُ، إِنَّمَا نَزَلَ أَوَّلَ مَا نَزَلَ مِنْهُ سُورَةٌ مِنَ الْمُفَصَّلِ فِيهَا ذِكْرُ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ حَتَّى إِذَا ثَابَ النَّاسُ إِلَى الإِسْلاَمِ نَزَلَ الْحَلاَلُ وَالْحَرَامُ، وَلَوْ نَزَلَ أَوَّلَ شَىْءٍ لاَ تَشْرَبُوا الْخَمْرَ‏.‏ لَقَالُوا لاَ نَدَعُ الْخَمْرَ أَبَدًا‏.‏ وَلَوْ نَزَلَ‏.‏ لاَ تَزْنُوا‏.‏ لَقَالُوا لاَ نَدَعُ الزِّنَا أَبَدًا‏.‏ لَقَدْ نَزَلَ بِمَكَّةَ عَلَى مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم وَإِنِّي لَجَارِيَةٌ أَلْعَبُ ‏{‏بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ أَدْهَى وَأَمَرُّ‏}‏ وَمَا نَزَلَتْ سُورَةُ الْبَقَرَةِ وَالنِّسَاءِ إِلاَّ وَأَنَا عِنْدَهُ‏.‏ قَالَ فَأَخْرَجَتْ لَهُ الْمُصْحَفَ فَأَمْلَتْ عَلَيْهِ آىَ السُّوَرِ‏.‏

İbrahim b. Musa bize tahdis etti. [Dedi ki:] Hişam b. Yusuf bize haber verdi. [Dedi ki:] İbn Cüreyc onlara haber vermiş. Dedi ki: Yusuf b. Mahek bana haber verdi. Dedi ki: Ben Müminlerin Annesi Aişe radıyallahu anha'nın yanındayken ona Iraklı bir adam geldi ve: ‘Hangi kefen daha hayırlıdır?’ dedi. Aişe: ‘Vah sana! (Bunun) sana ne zararı var?’ dedi. Adam: ‘Ey Müminlerin Annesi! Bana Mushafını göster’ dedi. Aişe: ‘Niçin?’ dedi. Adam: ‘Kur'an'ı ona göre tertip edeyim (dizeyim). Çünkü o (bizde) tertipsiz okunuyor’ dedi. Aişe dedi ki: ‘Hangisini önce okuman sana ne zarar verir ki? Ondan ilk inenler, içinde cennet ve cehennemin zikredildiği Mufassal surelerdir. Nihayet insanlar İslam'a ısınınca helal ve haram indi. Eğer ilk inen şey “İçki içmeyin” olsaydı, “Asla içkiyi bırakmayız” derlerdi. Eğer “Zina etmeyin” inseydi, “Asla zinayı bırakmayız” derlerdi. Ben Mekke'de oyun oynayan bir kız çocuğu iken Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'e { Hayır, onlara vaad edilen asıl azap vakti o saattir (kıyamettir). Ve o saat daha dehşetli ve daha acıdır } (Kamer, 46) ayeti inmişti. Bakara ve Nisa sureleri ise ancak ben onun yanındayken (Medine'de) indi.’ [Ravi] dedi ki: (Aişe) onun için Mushafı çıkardı ve ona surelerin ayetlerini (sırasını) yazdırdı.

4994. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ يَزِيدَ، سَمِعْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ، يَقُولُ فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ وَالْكَهْفِ وَمَرْيَمَ وَطَهَ وَالأَنْبِيَاءِ إِنَّهُنَّ مِنَ الْعِتَاقِ الأُوَلِ وَهُنَّ مِنْ تِلاَدِي‏.‏

Adem bize tahdis etti. [Dedi ki:] Şu'be bize tahdis etti. [O], Ebu İshak'tan; [o] şöyle dedi: Abdurrahman b. Yezid'i işittim; İbn Mesud'un Beni İsrail (İsra), Kehf, Meryem, Taha ve Enbiya sureleri hakkında şöyle dediğini işittim: “Şüphesiz bunlar ilk (inen) eski surelerdendir ve bunlar benim ilk öğrendiklerimdendir (eski servetimdir).”

4995. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَنْبَأَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، سَمِعَ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ تَعَلَّمْتُ ‏{‏سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ‏}‏ قَبْلَ أَنْ يَقْدَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu'l-Velid bize tahdis etti. [Dedi ki:] Şu'be bize tahdis etti. [Dedi ki:] Ebu İshak bize haber verdi; Bera radıyallahu anh'ı şöyle derken işitmiş: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (Medine'ye) gelmeden önce { Sebbihisme rabbike } (A'la) suresini öğrenmiştim.”

4996. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَدْ عَلِمْتُ النَّظَائِرَ الَّتِي كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَؤُهُنَّ اثْنَيْنِ اثْنَيْنِ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ‏.‏ فَقَامَ عَبْدُ اللَّهِ وَدَخَلَ مَعَهُ عَلْقَمَةُ وَخَرَجَ عَلْقَمَةُ فَسَأَلْنَاهُ فَقَالَ عِشْرُونَ سُورَةً مِنْ أَوَّلِ الْمُفَصَّلِ عَلَى تَأْلِيفِ ابْنِ مَسْعُودٍ آخِرُهُنَّ الْحَوَامِيمُ حم الدُّخَانُ وَعَمَّ يَتَسَاءَلُونَ‏.‏

Abdan bize tahdis etti. [O], Ebu Hamza'dan; [o], A'meş'ten; [o], Şakik'ten [naklederek] dedi ki: Abdullah (b. Mesud) şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in her rekatta ikişer ikişer okuduğu birbirine denk sureleri (nezâiri) biliyorum.” Sonra Abdullah kalktı, Alkame de onunla birlikte (eve) girdi. Alkame çıkınca ona sorduk. Dedi ki: “İbn Mesud'un tertibine göre Mufassal'ın başından yirmi suredir. Sonuncuları Ha-Mim ed-Duhan ve Amme yetesâelûn (Nebe Suresi)dir.”

4997. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَجْوَدَ النَّاسِ بِالْخَيْرِ، وَأَجْوَدُ مَا يَكُونُ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ لأَنَّ جِبْرِيلَ كَانَ يَلْقَاهُ فِي كُلِّ لَيْلَةٍ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ حَتَّى يَنْسَلِخَ يَعْرِضُ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْقُرْآنَ، فَإِذَا لَقِيَهُ جِبْرِيلُ كَانَ أَجْوَدَ بِالْخَيْرِ مِنَ الرِّيحِ الْمُرْسَلَةِ‏.‏

Yahya b. Kazea bize tahdis etti. [Dedi ki:] İbrahim b. Sa'd bize tahdis etti. [O], Zühri'den; [o], Ubeydullah b. Abdullah'tan; [o da] İbn Abbas radıyallahu anhuma'dan [naklederek] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hayır (yapma) konusunda insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu zaman ise Ramazan ayı idi. Çünkü Cebrail, Ramazan ayı çıkıncaya kadar her gece onunla buluşurdu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona Kur'an'ı arz ederdi. Cebrail onunla buluştuğu zaman, hayır konusunda (rahmet yüklü) esen rüzgardan daha cömert olurdu.”

4998. Hadis

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ يَعْرِضُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْقُرْآنَ كُلَّ عَامٍ مَرَّةً، فَعَرَضَ عَلَيْهِ مَرَّتَيْنِ فِي الْعَامِ الَّذِي قُبِضَ، وَكَانَ يَعْتَكِفُ كُلَّ عَامٍ عَشْرًا فَاعْتَكَفَ عِشْرِينَ فِي الْعَامِ الَّذِي قُبِضَ ‏{‏فِيهِ‏}‏

Halid b. Yezid bize tahdis etti. [Dedi ki:] Ebu Bekir bize tahdis etti. [O], Ebu Hasin'den; [o], Ebu Salih'ten; [o da] Ebu Hureyre'den [naklederek] dedi ki: “(Cebrail) her yıl Kur'an'ı Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir kez arz ederdi. Vefat ettiği yıl ise ona iki kez arz etti. (Nebi) her yıl on gün itikafa girerdi; vefat ettiği yıl ise yirmi gün itikafa girdi.”

4999. Hadis

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، ذَكَرَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ فَقَالَ لاَ أَزَالُ أُحِبُّهُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ خُذُوا الْقُرْآنَ مِنْ أَرْبَعَةٍ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَسَالِمٍ وَمُعَاذٍ وَأُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ ‏"‏‏.‏

Hafs b. Ömer bize tahdis etti. [Dedi ki:] Şu'be bize tahdis etti. [O], Amr'dan; [o], İbrahim'den; [o], Mesruk'tan [naklederek dedi ki]: Abdullah b. Amr, Abdullah b. Mesud'u zikretti ve dedi ki: “Onu sevmeye devam edeceğim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: ‘Kur'an'ı şu dört kişiden alın: Abdullah b. Mesud'dan, Salim'den, Muaz'dan ve Übeyy b. Ka'b'dan.’”

5000. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا شَقِيقُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ خَطَبَنَا عَبْدُ اللَّهِ فَقَالَ وَاللَّهِ لَقَدْ أَخَذْتُ مِنْ فِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِضْعًا وَسَبْعِينَ سُورَةً، وَاللَّهِ لَقَدْ عَلِمَ أَصْحَابُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنِّي مِنْ أَعْلَمِهِمْ بِكِتَابِ اللَّهِ وَمَا أَنَا بِخَيْرِهِمْ‏.‏ قَالَ شَقِيقٌ فَجَلَسْتُ فِي الْحِلَقِ أَسْمَعُ مَا يَقُولُونَ فَمَا سَمِعْتُ رَادًّا يَقُولُ غَيْرَ ذَلِكَ‏.‏

Ömer b. Hafs bize tahdis etti. [Dedi ki:] Babam bize tahdis etti. [Dedi ki:] A'meş bize tahdis etti. [Dedi ki:] Şakik b. Seleme bize tahdis etti. Dedi ki: Abdullah (b. Mesud) bize hutbe verdi ve dedi ki: “Vallahi ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ağzından yetmiş küsur sure aldım. Vallahi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı, benim Allah'ın Kitabı'nı en iyi bilenlerden olduğumu bilirler. Oysa ben onların en hayırlısı değilim.” Şakik dedi ki: “(İnsanların) halkalarına oturdum ve ne diyeceklerini dinledim. Bunu reddeden (aksi yönde konuşan) kimse işitmedim.”

5001. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، قَالَ كُنَّا بِحِمْصَ فَقَرَأَ ابْنُ مَسْعُودٍ سُورَةَ يُوسُفَ، فَقَالَ رَجُلٌ مَا هَكَذَا أُنْزِلَتْ قَالَ قَرَأْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَحْسَنْتَ‏.‏ وَوَجَدَ مِنْهُ رِيحَ الْخَمْرِ فَقَالَ أَتَجْمَعُ أَنْ تُكَذِّبَ بِكِتَابِ اللَّهِ وَتَشْرَبَ الْخَمْرَ‏.‏ فَضَرَبَهُ الْحَدَّ‏.‏

Muhammed b. Kesir bana tahdis etti. [Dedi ki:] Süfyan bize haber verdi. [O], A'meş'ten; [o], İbrahim'den; [o], Alkame'den [naklederek] dedi ki: Hıms'taydık. İbn Mesud, Yusuf Suresini okudu. Bir adam: ‘Bu böyle indirilmedi’ dedi. (İbn Mesud) dedi ki: ‘Ben bunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e okudum ve o bana: Güzel yaptın (doğru okudun), buyurdu.’ (Sonra İbn Mesud) o adamdan şarap (içki) kokusu aldı ve: ‘Hem Allah'ın Kitabı'nı yalanlayıp hem de şarap mı içiyorsun?’ dedi ve ona had cezası uyguladı.

5002. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ وَاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ غَيْرُهُ مَا أُنْزِلَتْ سُورَةٌ مِنْ كِتَابِ اللَّهِ إِلاَّ أَنَا أَعْلَمُ أَيْنَ أُنْزِلَتْ وَلاَ أُنْزِلَتْ آيَةٌ مِنْ كِتَابِ اللَّهِ إِلاَّ أَنَا أَعْلَمُ فِيمَ أُنْزِلَتْ، وَلَوْ أَعْلَمُ أَحَدًا أَعْلَمَ مِنِّي بِكِتَابِ اللَّهِ تُبَلِّغُهُ الإِبِلُ لَرَكِبْتُ إِلَيْهِ‏.‏

Ömer b. Hafs bize tahdis etti. [Dedi ki:] Babam bize tahdis etti. [Dedi ki:] A'meş bize tahdis etti. [Dedi ki:] Müslim bize tahdis etti. [O], Mesruk'tan [naklederek] dedi ki: Abdullah (b. Mesud) şöyle dedi: “Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın Kitabı'ndan hiçbir sure indirilmemiştir ki ben onun nerede indirildiğini biliyor olmayayım. Ve Allah'ın Kitabı'ndan hiçbir ayet indirilmemiştir ki ben onun kim hakkında (veya ne hakkında) indirildiğini biliyor olmayayım. Eğer Allah'ın Kitabı'nı benden daha iyi bilen birini bilseydim ve develer ona ulaşabilseydi (yolculuk mümkün olsaydı), mutlaka ona giderdim.”

5003. Hadis

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ مَنْ جَمَعَ الْقُرْآنَ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَرْبَعَةٌ كُلُّهُمْ مِنَ الأَنْصَارِ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ وَمُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ، وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ، وَأَبُو زَيْدٍ‏.‏ تَابَعَهُ الْفَضْلُ عَنْ حُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ عَنْ ثُمَامَةَ عَنْ أَنَسٍ‏.‏

Hafs b. Ömer bize tahdis etti. [Dedi ki:] Hemmam bize tahdis etti. [Dedi ki:] Katade bize tahdis etti. Dedi ki: Enes b. Malik radıyallahu anh'a sordum: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında Kur'an'ı kim(ler) topladı (cem etti / ezberledi)?” Dedi ki: “Dört kişi. Hepsi de Ensar'dandır: Übeyy b. Ka'b, Muaz b. Cebel, Zeyd b. Sabit ve Ebu Zeyd.” Bunu (bu rivayeti) Fazl, Hüseyin b. Vakıd'dan; [o], Sümame'den; [o da] Enes'ten [naklederek] destekledi (mütabaat etti).

5004. Hadis

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنِي ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، وَثُمَامَةُ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ مَاتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَجْمَعِ الْقُرْآنَ غَيْرُ أَرْبَعَةٍ أَبُو الدَّرْدَاءِ وَمُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ وَأَبُو زَيْدٍ‏.‏ قَالَ وَنَحْنُ وَرِثْنَاهُ‏.‏

Mualla b. Esed bize tahdis etti. [Dedi ki:] Abdullah b. Müsenna bize tahdis etti. Dedi ki: Sabit el-Bunanî ve Sümame bana tahdis etti. [Onlar], Enes'ten [naklederek] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde Kur'an'ı dört kişiden başkası toplamamıştı: Ebu'd-Derda, Muaz b. Cebel, Zeyd b. Sabit ve Ebu Zeyd.” [Enes] dedi ki: “Ona (Ebu Zeyd'e) biz varis olduk.”

5005. Hadis

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ عُمَرُ أُبَىٌّ أَقْرَؤُنَا وَإِنَّا لَنَدَعُ مِنْ لَحَنِ أُبَىٍّ، وَأُبَىٌّ يَقُولُ أَخَذْتُهُ مِنْ فِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلاَ أَتْرُكُهُ لِشَىْءٍ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏مَا نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نَنْسَأْهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا أَوْ مِثْلِهَا‏}‏

Sadaka b. Fadl bize tahdis etti. [Dedi ki:] Yahya bize haber verdi. [O], Süfyan'dan; [o], Habib b. Ebi Sabit'ten; [o], Said b. Cübeyr'den; [o da] İbn Abbas'tan [naklederek] dedi ki: Ömer şöyle dedi: “Übeyy bizim en iyi okuyanımızdır (akramızdır). Buna rağmen biz Übeyy'in kıraatinden (lehçesinden/okuyuşundan) bazısını terk ediyoruz. Übeyy ise diyor ki: ‘Ben onu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ağzından aldım; onu hiçbir şey için bırakmam.’ Oysa Allah Teâlâ: { Biz bir ayeti nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını veya benzerini getiririz } (Bakara, 106) buyurmuştur.”

5006. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي خُبَيْبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدِ بْنِ الْمُعَلَّى، قَالَ كُنْتُ أُصَلِّي فَدَعَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ أُجِبْهُ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كُنْتُ أُصَلِّي‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَلَمْ يَقُلِ اللَّهُ ‏{‏اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ‏}‏ ثُمَّ قَالَ أَلاَ أُعَلِّمُكَ أَعْظَمَ سُورَةٍ فِي الْقُرْآنِ قَبْلَ أَنْ تَخْرُجَ مِنَ الْمَسْجِدِ ‏"‏‏.‏ فَأَخَذَ بِيَدِي فَلَمَّا أَرَدْنَا أَنْ نَخْرُجَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ قُلْتَ لأُعَلِّمَنَّكَ أَعْظَمَ سُورَةٍ مِنَ الْقُرْآنِ‏.‏ قَالَ ‏"‏‏{‏الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ‏}‏ هِيَ السَّبْعُ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنُ الْعَظِيمُ الَّذِي أُوتِيتُهُ ‏"‏‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti. [Dedi ki:] Yahya b. Said bize tahdis etti. [Dedi ki:] Şu'be bize tahdis etti. Dedi ki: Hubeyb b. Abdurrahman bana tahdis etti. [O], Hafs b. Asım'dan; [o], Ebu Said b. Mualla'dan [naklederek] dedi ki: “Ben namaz kılıyordum. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem beni çağırdı, ona cevap vermedim. (Namaz bitince) dedim ki: ‘Ey Allah'ın Resulü! Namaz kılıyordum.’ Buyurdu ki: ‘Allah: { Sizi çağırdığı zaman Allah'a ve Resulüne icabet edin } (Enfal, 24) demedi mi?’ Sonra buyurdu ki: ‘Mescitten çıkmadan önce sana Kur'an'daki en büyük sureyi öğreteyim mi?’ Elimden tuttu. Çıkmak istediğimizde dedim ki: ‘Ey Allah'ın Resulü! Bana Kur'an'dan en büyük sureyi öğreteceğini söylemiştin.’ Buyurdu ki: ‘{ Elhamdu lillahi rabbi'l-alemin } (Fatiha Suresi). O, bana verilen Sebu'l-Mesanî (tekrarlanan yedi ayet) ve Kur'an-ı Azim'dir.’”

5007. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا وَهْبٌ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ مَعْبَدٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كُنَّا فِي مَسِيرٍ لَنَا فَنَزَلْنَا فَجَاءَتْ جَارِيَةٌ فَقَالَتْ إِنَّ سَيِّدَ الْحَىِّ سَلِيمٌ، وَإِنَّ نَفَرَنَا غُيَّبٌ فَهَلْ مِنْكُمْ رَاقٍ فَقَامَ مَعَهَا رَجُلٌ مَا كُنَّا نَأْبُنُهُ بِرُقْيَةٍ فَرَقَاهُ فَبَرَأَ فَأَمَرَ لَهُ بِثَلاَثِينَ شَاةً وَسَقَانَا لَبَنًا فَلَمَّا رَجَعَ قُلْنَا لَهُ أَكُنْتَ تُحْسِنُ رُقْيَةً أَوْ كُنْتَ تَرْقِي قَالَ لاَ مَا رَقَيْتُ إِلاَّ بِأُمِّ الْكِتَابِ‏.‏ قُلْنَا لاَ تُحْدِثُوا شَيْئًا حَتَّى نَأْتِيَ ـ أَوْ نَسْأَلَ ـ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا قَدِمْنَا الْمَدِينَةَ ذَكَرْنَاهُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ وَمَا كَانَ يُدْرِيهِ أَنَّهَا رُقْيَةٌ اقْسِمُوا وَاضْرِبُوا لِي بِسَهْمٍ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ أَبُو مَعْمَرٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ حَدَّثَنَا هِشَامٌ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِيرِينَ حَدَّثَنِي مَعْبَدُ بْنُ سِيرِينَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ بِهَذَا

Muhammed b. Müsenna bana tahdis etti. [Dedi ki:] Vehb bize tahdis etti. [Dedi ki:] Hişam bize tahdis etti. [O], Muhammed'den; [o], Ma'bed'den; [o da] Ebu Said el-Hudrî'den [naklederek] dedi ki: “Biz bir yolculuktaydık, (bir yerde) konakladık. Bir cariye gelip dedi ki: ‘Kabilenin efendisi sokuldu (zehirlendi). Adamlarımız ise (şu an) yoklar. Sizden (okuyacak) bir rükye yapan var mı?’ Onunla birlikte bir adam kalktı ki biz onun rükye bildiğini zannetmezdik. Ona okudu, o da iyileşti. (Kabile reisi) ona otuz koyun verilmesini emretti ve bize süt içirdi. (Adam) geri dönünce ona: ‘Sen rükye yapmayı biliyor muydun, yoksa (öylesine) mi okudun?’ dedik. Dedi ki: ‘Hayır, sadece Ümmü'l-Kitab (Fatiha) ile okudum.’ Dedik ki: ‘Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelinceye -veya soruncaya- kadar (bu koyunlar hakkında) bir şey yapmayın.’ Medine'ye gelince durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e anlattık. Buyurdu ki: ‘Onun rükye olduğunu nereden bilmiş? Paylaşın ve benim için de bir pay ayırın.’” Ebu Ma'mer dedi ki: Abdulvaris bize tahdis etti. [Dedi ki:] Hişam bize tahdis etti. [Dedi ki:] Muhammed b. Sirin bize tahdis etti. [Dedi ki:] Ma'bed b. Sirin bana tahdis etti; [o da] Ebu Said el-Hudrî'den bu hadisi (nakletti).

5008. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ مَنْ قَرَأَ بِالآيَتَيْنِ‏.‏ ‏.‏‏.‏ ‏.‏

Muhammed b. Kesir bize tahdis etti. [Dedi ki:] Şu'be bize haber verdi. [O], Süleyman'dan; [o], İbrahim'den; [o], Abdurrahman'dan; [o da] Ebu Mesud'dan [naklederek] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim (Bakara suresinin sonundaki) iki ayeti okursa...”

5009. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَرَأَ بِالآيَتَيْنِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ‏"‏‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti. [Dedi ki:] Süfyan bize tahdis etti. [O], Mansur'dan; [o], İbrahim'den; [o], Abdurrahman b. Yezid'den; [o da] Ebu Mesud radıyallahu anh'dan [naklederek] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim geceleyin Bakara suresinin sonundaki iki ayeti (Amenerrasulü) okursa, bu ona yeter.”

5010. Hadis

وَقَالَ عُثْمَانُ بْنُ الْهَيْثَمِ حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ وَكَّلَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِحِفْظِ زَكَاةِ رَمَضَانَ فَأَتَانِي آتٍ فَجَعَلَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ فَأَخَذْتُهُ فَقُلْتُ لأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَصَّ الْحَدِيثَ فَقَالَ إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَاقْرَأْ آيَةَ الْكُرْسِيِّ لَنْ يَزَالَ مَعَكَ مِنَ اللَّهِ حَافِظٌ وَلاَ يَقْرَبُكَ شَيْطَانٌ حَتَّى تُصْبِحَ‏.‏ وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ صَدَقَكَ وَهْوَ كَذُوبٌ ذَاكَ شَيْطَانٌ ‏"‏‏.‏

Osman b. Heysem dedi ki: Avf bize tahdis etti. [O], Muhammed b. Sirin'den; [o], Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan [naklederek] dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni Ramazan zekatını korumakla görevlendirdi. Birisi geldi ve yiyecekten avuçlamaya başladı. Onu yakaladım ve: ‘Seni mutlaka Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e götüreceğim’ dedim.” [Ebu Hureyre] hadisi (uzunca) anlattı. (Sonunda o kişi) dedi ki: “Yatağına girdiğin zaman Ayete'l-Kürsi'yi oku. Sabaha kadar seninle beraber Allah tarafından (görevli) bir koruyucu bulunur ve şeytan sana yaklaşamaz.” (Bunu anlattığımda) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “O, çok yalancı olduğu halde sana doğru söylemiş. O şeytandı.”

5011. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ كَانَ رَجُلٌ يَقْرَأُ سُورَةَ الْكَهْفِ وَإِلَى جَانِبِهِ حِصَانٌ مَرْبُوطٌ بِشَطَنَيْنِ فَتَغَشَّتْهُ سَحَابَةٌ فَجَعَلَتْ تَدْنُو وَتَدْنُو وَجَعَلَ فَرَسُهُ يَنْفِرُ فَلَمَّا أَصْبَحَ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ ‏ "‏ تِلْكَ السَّكِينَةُ تَنَزَّلَتْ بِالْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏

Amr b. Halid bize tahdis etti. [Dedi ki:] Züheyr bize tahdis etti. [Dedi ki:] Ebu İshak bize tahdis etti. [O], Bera'dan [naklederek] dedi ki: “Bir adam Kehf suresini okuyordu. Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. Bir bulut onu (adamı) kapladı ve yaklaşmaya, daha da yaklaşmaya başladı. Atı da ürkmeye başladı. Sabah olunca Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve bunu ona anlattı. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: ‘O sekinedir; Kur'an sebebiyle inmiştir.’”

5012. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَسِيرُ فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ وَعُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَسِيرُ مَعَهُ لَيْلاً فَسَأَلَهُ عُمَرُ عَنْ شَىْءٍ فَلَمْ يُجِبْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ سَأَلَهُ فَلَمْ يُجِبْهُ ثُمَّ سَأَلَهُ فَلَمْ يُجِبْهُ، فَقَالَ عُمَرُ ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ نَزَرْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَ مَرَّاتٍ كُلَّ ذَلِكَ لاَ يُجِيبُكَ، قَالَ عُمَرُ فَحَرَّكْتُ بَعِيرِي حَتَّى كُنْتُ أَمَامَ النَّاسِ وَخَشِيتُ أَنْ يَنْزِلَ فِيَّ قُرْآنٌ فَمَا نَشِبْتُ أَنْ سَمِعْتُ صَارِخًا يَصْرُخُ ـ قَالَ ـ فَقُلْتُ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ يَكُونَ نَزَلَ فِيَّ قُرْآنٌ ـ قَالَ ـ فَجِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ فَقَالَ ‏"‏ لَقَدْ أُنْزِلَتْ عَلَىَّ اللَّيْلَةَ سُورَةٌ لَهِيَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَرَأَ ‏{‏إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا‏}‏

İsmail bize tahdis etti. [Dedi ki:] Malik bana tahdis etti. [O], Zeyd b. Eslem'den; [o], babasından [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem seferlerinden birinde geceleyin yürüyordu. Ömer b. Hattab da onunla birlikte yürüyordu. Ömer ona bir şey sordu, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona cevap vermedi. Sonra (yine) sordu, cevap vermedi. Sonra (yine) sordu, cevap vermedi. Ömer dedi ki: ‘Anan seni yitirsin (Vah sana) ey Ömer! Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e üç defa ısrar ettin, hiçbirinde sana cevap vermedi.’ Ömer dedi ki: “Devemi hareket ettirip insanların önüne geçtim ve hakkımda bir Kur'an (ayeti) inmesinden korktum. Çok geçmeden bir bağırıcının (beni) çağırdığını işittim. ‘Hakkımda Kur'an inmiş olmasından korkmuştum (işte oldu)’ dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip selam verdim. Buyurdu ki: ‘Bu gece bana öyle bir sure indirildi ki, o bana üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha sevimlidir.’ Sonra: { İnnâ fetahnâ leke fethan mübînâ } (Fetih Suresi)ni okudu.”

5013. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَجُلاً، سَمِعَ رَجُلاً، يَقْرَأُ ‏{‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ‏}‏ يُرَدِّدُهَا فَلَمَّا أَصْبَحَ جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ وَكَأَنَّ الرَّجُلَ يَتَقَالُّهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّهَا لَتَعْدِلُ ثُلُثَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti. [Dedi ki:] Malik bize haber verdi. [O], Abdurrahman b. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebi Sa'saa'dan; [o], babasından; [o da] Ebu Said el-Hudrî'den [naklederek dedi ki]: Bir adam, başka bir adamı { Kul huvallahu ehad } (İhlas) suresini okurken ve onu tekrar ederken işitti. Sabah olunca Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve bunu ona zikretti. Adam sanki onu (bu sureyi veya okuyuşu) azımsıyordu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Canım elinde olana yemin ederim ki, o (İhlas Suresi) Kur'an'ın üçte birine denktir.”

5014. Hadis

وَزَادَ أَبُو مَعْمَرٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَخِي، قَتَادَةُ بْنُ النُّعْمَانِ أَنَّ رَجُلاً، قَامَ فِي زَمَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ مِنَ السَّحَرِ ‏{‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ‏}‏ لاَ يَزِيدُ عَلَيْهَا، فَلَمَّا أَصْبَحْنَا أَتَى رَجُلٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ‏.‏

Ebu Ma'mer (şunu) ekledi: İsmail b. Ca'fer bize tahdis etti. [O], Malik b. Enes'ten; [o], Abdurrahman b. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebi Sa'saa'dan; [o], babasından; [o da] Ebu Said el-Hudrî'den [naklederek] dedi ki: Kardeşim Katade b. Numan bana haber verdi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir adam sahur vaktinde kalktı ve { Kul huvallahu ehad } (İhlas suresini) okumaya başladı. Bundan başkasını okumuyordu (sadece bunu tekrar ediyordu). Sabah olunca adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi...” (Ravi) hadisin benzerini (öncekini) zikretti.

5015. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، وَالضَّحَّاكُ الْمَشْرِقِيُّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، رضى الله عنه قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لأَصْحَابِهِ ‏"‏ أَيَعْجِزُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَقْرَأَ ثُلُثَ الْقُرْآنِ فِي لَيْلَةٍ ‏"‏‏.‏ فَشَقَّ ذَلِكَ عَلَيْهِمْ وَقَالُوا أَيُّنَا يُطِيقُ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُ الْوَاحِدُ الصَّمَدُ ثُلُثُ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ مُرْسَلٌ وَعَنِ الضَّحَّاكِ الْمَشْرِقِيِّ مُسْنَدٌ‏.‏

Ömer b. Hafs bize tahdis etti. [Dedi ki:] Babam bize tahdis etti. [Dedi ki:] A'meş bize tahdis etti. [Dedi ki:] İbrahim ve Dahhak el-Meşrikî bize tahdis etti. [Onlar], Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh'dan [naklederek] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ashabına: “Sizden biriniz bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaktan aciz midir?” buyurdu. Bu onlara ağır geldi ve: “Buna hangimizin gücü yeter ey Allah'ın Resulü?” dediler. Buyurdu ki: “{ Allahu'l-Vahidu's-Samed } (İhlas Suresi) Kur'an'ın üçte biridir.” Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: “(Bu hadis) İbrahim'den mürseldir; Dahhak el-Meşrikî'den ise müsneddir.”

5016. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا اشْتَكَى يَقْرَأُ عَلَى نَفْسِهِ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَيَنْفُثُ، فَلَمَّا اشْتَدَّ وَجَعُهُ كُنْتُ أَقْرَأُ عَلَيْهِ وَأَمْسَحُ بِيَدِهِ رَجَاءَ بَرَكَتِهَا‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti. [Dedi ki:] Malik bize haber verdi. [O], İbn Şihab'dan; [o], Urve'den; [o da] Aişe radıyallahu anha'dan [naklederek dedi ki]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem rahatsızlandığı zaman kendi üzerine Muavvizat'ı (İhlas, Felak, Nas surelerini) okur ve üflerdi. Ağrısı şiddetlendiği zaman ise (bunları) ona ben okurdum ve bereketini umarak (kendi eliyle) onu sıvazlardım.”

5017. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ كُلَّ لَيْلَةٍ جَمَعَ كَفَّيْهِ ثُمَّ نَفَثَ فِيهِمَا فَقَرَأَ فِيهِمَا ‏{‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ‏}‏ وَ‏{‏قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ‏}‏ وَ‏{‏قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ‏}‏ ثُمَّ يَمْسَحُ بِهِمَا مَا اسْتَطَاعَ مِنْ جَسَدِهِ يَبْدَأُ بِهِمَا عَلَى رَأْسِهِ وَوَجْهِهِ وَمَا أَقْبَلَ مِنْ جَسَدِهِ يَفْعَلُ ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ‏.‏

Kuteybe b. Said bize tahdis etti. [Dedi ki:] Mufaddal bize tahdis etti. [O], Ukayl'den; [o], İbn Şihab'dan; [o], Urve'den; [o da] Aişe radıyallahu anha'dan [naklederek dedi ki]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem her gece yatağına girdiği zaman iki avucunu birleştirir, sonra onlara üfler ve içlerine { Kul huvallahu ehad }, { Kul euzu birabbi'l-felak } ve { Kul euzu birabbi'n-nas } surelerini okurdu. Sonra elleriyle vücudundan ulaşabildiği yerleri sıvazlardı. (Sıvazlamaya) başından, yüzünden ve vücudunun ön tarafından başlardı. Bunu üç defa yapardı.”

5018. Hadis

وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أُسَيْدِ بْنِ حُضَيْرٍ، قَالَ بَيْنَمَا هُوَ يَقْرَأُ مِنَ اللَّيْلِ سُورَةَ الْبَقَرَةِ وَفَرَسُهُ مَرْبُوطٌ عِنْدَهُ إِذْ جَالَتِ الْفَرَسُ فَسَكَتَ فَسَكَتَتْ فَقَرَأَ فَجَالَتِ الْفَرَسُ، فَسَكَتَ وَسَكَتَتِ الْفَرَسُ ثُمَّ قَرَأَ فَجَالَتِ الْفَرَسُ، فَانْصَرَفَ وَكَانَ ابْنُهُ يَحْيَى قَرِيبًا مِنْهَا فَأَشْفَقَ أَنْ تُصِيبَهُ فَلَمَّا اجْتَرَّهُ رَفَعَ رَأْسَهُ إِلَى السَّمَاءِ حَتَّى مَا يَرَاهَا فَلَمَّا أَصْبَحَ حَدَّثَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ اقْرَأْ يَا ابْنَ حُضَيْرٍ اقْرَأْ يَا ابْنَ حُضَيْرٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَأَشْفَقْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ تَطَأَ يَحْيَى وَكَانَ مِنْهَا قَرِيبًا فَرَفَعْتُ رَأْسِي فَانْصَرَفْتُ إِلَيْهِ فَرَفَعْتُ رَأْسِي إِلَى السَّمَاءِ فَإِذَا مِثْلُ الظُّلَّةِ فِيهَا أَمْثَالُ الْمَصَابِيحِ فَخَرَجَتْ حَتَّى لاَ أَرَاهَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَتَدْرِي مَا ذَاكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ لاَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ تِلْكَ الْمَلاَئِكَةُ دَنَتْ لِصَوْتِكَ وَلَوْ قَرَأْتَ لأَصْبَحَتْ يَنْظُرُ النَّاسُ إِلَيْهَا لاَ تَتَوَارَى مِنْهُمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ ابْنُ الْهَادِ وَحَدَّثَنِي هَذَا الْحَدِيثَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ خَبَّابٍ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ عَنْ أُسَيْدِ بْنِ حُضَيْرٍ‏.‏

Ve Leys dedi ki: Yezid b. Hâd bana tahdis etti. [O], Muhammed b. İbrahim'den; [o], Üseyd b. Hudayr'dan [naklederek] dedi ki: O (Üseyd), geceleyin Bakara suresini okuyordu. Atı da yanında bağlıydı. Birden at şahlandı. (Üseyd) sustu, at da sakinleşti. Tekrar okudu, at yine şahlandı. Sustu, at sakinleşti. Sonra (tekrar) okudu, at yine şahlandı. Oğlu Yahya ata yakındı. Atın ona çarpmasından korktu ve (okumayı bırakıp) yanına gitti. Başını göğe kaldırdı (bir de ne görsün); o şeyi artık göremiyordu. Sabah olunca (durumu) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e anlattı. (Nebi) buyurdu ki: “Oku ey İbn Hudayr! Oku ey İbn Hudayr!” Üseyd dedi ki: “Ey Allah'ın Resulü! (Atın) Yahya'yı çiğnemesinden korktum, çünkü ona yakındı. Başımı kaldırıp ona (çocuğa) gittim. (O sırada) başımı göğe kaldırdım; bir de baktım ki gölgelik gibi bir şey, içinde kandiller benzeri şeyler var. (Yukarı) çıktı, nihayet onu göremez oldum.” (Nebi) buyurdu ki: “O neydi biliyor musun?” Üseyd: “Hayır” dedi. (Nebi) buyurdu ki: “Onlar meleklerdi; senin sesine yaklaşmışlardı. Eğer okumaya devam etseydin, sabaha kadar (kalırlardı), insanlar da onlara bakardı ve onlar insanlardan gizlenmezlerdi.” İbnü'l-Hâd dedi ki: Bu hadisi bana Abdullah b. Habbab, Ebu Said el-Hudrî'den; [o da] Üseyd b. Hudayr'dan (naklederek) tahdis etti.

5019. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَشَدَّادُ بْنُ مَعْقِلٍ، عَلَى ابْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما فَقَالَ لَهُ شَدَّادُ بْنُ مَعْقِلٍ أَتَرَكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ شَىْءٍ قَالَ مَا تَرَكَ إِلاَّ مَا بَيْنَ الدَّفَّتَيْنِ‏.‏ قَالَ وَدَخَلْنَا عَلَى مُحَمَّدِ ابْنِ الْحَنَفِيَّةِ فَسَأَلْنَاهُ فَقَالَ مَا تَرَكَ إِلاَّ مَا بَيْنَ الدَّفَّتَيْنِ‏.‏

Kuteybe b. Said bize tahdis etti. [Dedi ki:] Süfyan bize tahdis etti. [O], Abdulaziz b. Rufey'den [naklederek] dedi ki: Ben ve Şeddad b. Ma'kıl, İbn Abbas radıyallahu anhuma'nın yanına girdik. Şeddad b. Ma'kıl ona: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (vahiyden) bir şey bıraktı mı?” dedi. O da: “İki kapak arasındakinden (Kur'an'dan) başka bir şey bırakmadı” dedi. [Ravi] dedi ki: Sonra Muhammed b. Hanefiyye'nin yanına girdik ve ona da sorduk. O da: “İki kapak arasındakinden başka bir şey bırakmadı” dedi.

5020. Hadis

حَدَّثَنَا هُدْبَةُ بْنُ خَالِدٍ أَبُو خَالِدٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسٌ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَثَلُ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَالأُتْرُجَّةِ طَعْمُهَا طَيِّبٌ وَرِيحُهَا طَيِّبٌ وَالَّذِي لاَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَالتَّمْرَةِ طَعْمُهَا طَيِّبٌ وَلاَ رِيحَ لَهَا، وَمَثَلُ الْفَاجِرِ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَمَثَلِ الرَّيْحَانَةِ رِيحُهَا طَيِّبٌ وَطَعْمُهَا مُرٌّ، وَمَثَلُ الْفَاجِرِ الَّذِي لاَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَمَثَلِ الْحَنْظَلَةِ طَعْمُهَا مُرٌّ وَلاَ رِيحَ لَهَا ‏"‏‏.‏

Hüdbe b. Halid (Ebu Halid) bize tahdis etti. [Dedi ki:] Hemmam bize tahdis etti. [Dedi ki:] Katade bize tahdis etti. [Dedi ki:] Enes bize tahdis etti. [O], Ebu Musa'dan; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek] dedi ki: “Kur'an okuyan (müminin) misali ağaç kavunu (turunçgillerden utrucce) gibidir; tadı güzeldir, kokusu güzeldir. Kur'an okumayan (müminin) misali hurma gibidir; tadı güzeldir ama kokusu yoktur. Kur'an okuyan facirin (münafığın) misali reyhan otu gibidir; kokusu güzeldir ama tadı acıdır. Kur'an okumayan facirin misali ise Ebu Cehil karpuzu (hanzale) gibidir; tadı acıdır, kokusu da yoktur.”

5021. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا أَجَلُكُمْ فِي أَجَلِ مَنْ خَلاَ مِنَ الأُمَمِ كَمَا بَيْنَ صَلاَةِ الْعَصْرِ وَمَغْرِبِ الشَّمْسِ، وَمَثَلُكُمْ وَمَثَلُ الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى كَمَثَلِ رَجُلٍ اسْتَعْمَلَ عُمَّالاً، فَقَالَ مَنْ يَعْمَلُ لِي إِلَى نِصْفِ النَّهَارِ عَلَى قِيرَاطٍ فَعَمِلَتِ الْيَهُودُ فَقَالَ مَنْ يَعْمَلُ لِي مِنْ نِصْفِ النَّهَارِ إِلَى الْعَصْرِ فَعَمِلَتِ النَّصَارَى، ثُمَّ أَنْتُمْ تَعْمَلُونَ مِنَ الْعَصْرِ إِلَى الْمَغْرِبِ بِقِيرَاطَيْنِ قِيرَاطَيْنِ، قَالُوا نَحْنُ أَكْثَرُ عَمَلاً وَأَقَلُّ عَطَاءً، قَالَ هَلْ ظَلَمْتُكُمْ مِنْ حَقِّكُمْ قَالُوا لاَ قَالَ فَذَاكَ فَضْلِي أُوتِيهِ مَنْ شِئْتُ ‏"‏‏.‏

Müsedded bize tahdis etti. [O], Yahya'dan; [o], Süfyan'dan. [Dedi ki:] Abdullah b. Dinar bana tahdis etti. Dedi ki: İbn Ömer radıyallahu anhuma'yı işittim. [O], Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek] dedi ki: “Sizden önceki ümmetlerin eceline (ömrüne) nispetle sizin eceliniz, ikindi namazı ile güneşin batışı arasındaki (vakit) gibidir. Sizin misaliniz ile Yahudi ve Hıristiyanların misali şuna benzer: Bir adam işçiler tuttu ve: ‘Kim benim için yarım güne kadar bir kırat (ücret) karşılığında çalışır?’ dedi. Yahudiler çalıştılar. Sonra (adam): ‘Kim benim için yarım günden ikindiye kadar (bir kırat) karşılığında çalışır?’ dedi. Hıristiyanlar çalıştılar. Sonra siz ikindiden gün batımına kadar ikişer kırat karşılığında çalışıyorsunuz. Onlar (Yahudi ve Hıristiyanlar): ‘Biz daha çok çalıştık ama daha az ücret aldık’ dediler. (Allah) buyurdu ki: ‘Hakkınızdan bir şeyi eksilterek size zulmettim mi?’ Dediler ki: ‘Hayır.’ Buyurdu ki: ‘İşte bu benim fazlımdır (lütfumdur); onu dilediğime veririm.’”

5022. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ، حَدَّثَنَا طَلْحَةُ، قَالَ سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى أَوْصَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لاَ‏.‏ فَقُلْتُ كَيْفَ كُتِبَ عَلَى النَّاسِ الْوَصِيَّةُ، أُمِرُوا بِهَا وَلَمْ يُوصِ قَالَ أَوْصَى بِكِتَابِ اللَّهِ‏.‏

Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti. [Dedi ki:] Malik b. Miğvel bize tahdis etti. [Dedi ki:] Talha bize tahdis etti. Dedi ki: Abdullah b. Ebi Evfa'ya sordum: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vasiyet etti mi?” Dedi ki: “Hayır.” Dedim ki: “O halde vasiyet insanlara nasıl yazıldı (farz kılındı)? -Veya (insanlar) vasiyetle emrolundu da o vasiyet etmedi mi?-” Dedi ki: “Allah'ın Kitabı'nı vasiyet etti.”

5023. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَمْ يَأْذَنِ اللَّهُ لِشَىْءٍ مَا أَذِنَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَتَغَنَّى بِالْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ صَاحِبٌ لَهُ يُرِيدُ يَجْهَرُ بِهِ‏.‏

Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti. [Dedi ki:] Leys bana tahdis etti. [O], Ukayl'den; [o], İbn Şihab'dan. [O] dedi ki: Ebu Seleme b. Abdurrahman bana haber verdi. [O], Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan [naklederek dedi ki]: O (Ebu Hureyre) şöyle derdi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Allah, Kur'an'ı teganni ile (güzel sesle) okuyan bir peygamberi dinlediği gibi hiçbir şeyi dinlememiştir.” (Ravi İbn Şihab'ın) bir arkadaşı dedi ki: “(Teganni ile) onu açıktan/sesli okumayı kastediyor.”

5024. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا أَذِنَ اللَّهُ لِشَىْءٍ مَا أَذِنَ لِلنَّبِيِّ أَنْ يَتَغَنَّى بِالْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ تَفْسِيرُهُ يَسْتَغْنِي بِهِ‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti. [Dedi ki:] Süfyan bize tahdis etti. [O], Zühri'den; [o], Ebu Seleme'den; [o], Ebu Hureyre'den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek] dedi ki: “Allah, Kur'an'ı teganni ile (güzel sesle) okuyan bir peygamberi dinlediği (izin verdiği) gibi hiçbir şeyi dinlememiştir (izin vermemiştir).” Süfyan dedi ki: “Bunun tefsiri; onunla (Kur'an ile) istiğna etmesi (yetinmesi)dir.”

5025. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ حَسَدَ إِلاَّ عَلَى اثْنَتَيْنِ، رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ الْكِتَابَ وَقَامَ بِهِ آنَاءَ اللَّيْلِ، وَرَجُلٌ أَعْطَاهُ اللَّهُ مَالاً فَهْوَ يَتَصَدَّقُ بِهِ آنَاءَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ ‏"‏‏.‏

Ebu'l-Yeman bize tahdis etti. [Dedi ki:] Şuayb bize haber verdi. [O], Zühri'den. [O] dedi ki: Salim b. Abdullah bana tahdis etti ki; Abdullah b. Ömer radıyallahu anhuma şöyle demiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: “Haset (gıpta) ancak şu iki kişiye yapılır: Allah'ın kendisine Kitabı (Kur'an'ı) verdiği ve onunla gece saatlerinde (namaz kılıp okuyarak) meşgul olan adam ile Allah'ın kendisine mal verdiği ve onu gece gündüz saatlerinde infak eden adam.”

5026. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، سَمِعْتُ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ حَسَدَ إِلاَّ فِي اثْنَتَيْنِ رَجُلٌ عَلَّمَهُ اللَّهُ الْقُرْآنَ فَهُوَ يَتْلُوهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ فَسَمِعَهُ جَارٌ لَهُ فَقَالَ لَيْتَنِي أُوتِيتُ مِثْلَ مَا أُوتِيَ فُلاَنٌ فَعَمِلْتُ مِثْلَ مَا يَعْمَلُ، وَرَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالاً فَهْوَ يُهْلِكُهُ فِي الْحَقِّ فَقَالَ رَجُلٌ لَيْتَنِي أُوتِيتُ مِثْلَ مَا أُوتِيَ فُلاَنٌ فَعَمِلْتُ مِثْلَ مَا يَعْمَلُ ‏"‏‏.‏

Ali b. İbrahim bize tahdis etti. [Dedi ki:] Ravh bize tahdis etti. [Dedi ki:] Şu'be bize tahdis etti. [O], Süleyman'dan. [O] dedi ki: Zekvan'ı işittim; Ebu Hureyre'den [naklederek dedi ki]: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Haset (gıpta) ancak şu iki kişiye yapılır: Allah'ın kendisine Kur'an'ı öğrettiği ve onu gece gündüz saatlerinde okuyan (tilavet eden) adam. Komşusu onu işitir ve: ‘Keşke filana verilenin misli bana da verilseydi de onun yaptığı gibi amel etseydim’ der. Ve Allah'ın kendisine mal verdiği ve onu hak yolunda harcayan (helak eden) adam. Bir adam (bunu görünce): ‘Keşke filana verilenin misli bana da verilseydi de onun yaptığı gibi amel etseydim’ der.”

5027. Hadis

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَلْقَمَةُ بْنُ مَرْثَدٍ، سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عُثْمَانَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَأَقْرَأَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ فِي إِمْرَةِ عُثْمَانَ حَتَّى كَانَ الْحَجَّاجُ، قَالَ وَذَاكَ الَّذِي أَقْعَدَنِي مَقْعَدِي هَذَا‏.‏

Haccac b. Minhal bize tahdis etti. [Dedi ki:] Şu'be bize tahdis etti. Dedi ki: Alkame b. Mersed bana haber verdi. [Dedi ki:] Sa'd b. Ubeyde'yi işittim. [O], Ebu Abdurrahman es-Sülemî'den; [o], Osman radıyallahu anh'dan; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek] dedi ki: “Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir.” (Ravi) dedi ki: Ebu Abdurrahman, Osman'ın halifeliği döneminden Haccac'ın zamanına kadar (insanlara) Kur'an okuttu. Ve: “Beni şu oturduğum yere oturtan (buna sevk eden) işte bu (hadis)tir” dedi.

5028. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَفْضَلَكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ ‏"‏‏.‏

Bize Ebu Nuaym tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, Alkame bin Mersed'den, o Ebu Abdurrahman es-Sülemî'den, o da Osman bin Affan'dan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz sizin en faziletliniz Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir” buyurdu.

5029. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم امْرَأَةٌ فَقَالَتْ إِنَّهَا قَدْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلَّهِ وَلِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا لِي فِي النِّسَاءِ مِنْ حَاجَةٍ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ زَوِّجْنِيهَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَعْطِهَا ثَوْبًا ‏"‏‏.‏ قَالَ لاَ أَجِدُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَعْطِهَا وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏‏.‏ فَاعْتَلَّ لَهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏ قَالَ كَذَا وَكَذَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَقَدْ زَوَّجْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏

Bize Amr bin Avn tahdis etti, bize Hammâd tahdis etti, Ebu Hâzım'dan, o Sehl bin Sa'd [radıyallahu anh]'tan [naklen] dedi ki: Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip kendisini Allah ve Resûlü'ne hibe etiğini söyledi. [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Benim kadınlara ihtiyacım yok” buyurdu. [Bunun üzerine] bir adam: “Onu benimle evlendir” dedi. [Nebi]: “Ona bir elbise ver” buyurdu. [Adam]: “Bulamıyorum” dedi. [Nebi]: “Demirden bir yüzük bile olsa ona ver!” buyurdu. Adam [yine] mazeret beyan edince [Nebi]: “Ezberinde Kur'an'dan ne var?” buyurdu. Adam: “Şu ve şu [sureler] var” dedi. [Nebi] buyurdu ki: “Ezberindeki Kur'an [sureleri] karşılığında seni onunla evlendirdim.”

5030. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ امْرَأَةً، جَاءَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُ لأَهَبَ لَكَ نَفْسِي فَنَظَرَ إِلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَعَّدَ النَّظَرَ إِلَيْهَا وَصَوَّبَهُ ثُمَّ طَأْطَأَ رَأْسَهُ، فَلَمَّا رَأَتِ الْمَرْأَةُ أَنَّهُ لَمْ يَقْضِ فِيهَا شَيْئًا جَلَسَتْ، فَقَامَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ لَمْ يَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ فَزَوِّجْنِيهَا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَىْءٍ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ إِلَى أَهْلِكَ فَانْظُرْ هَلْ تَجِدُ شَيْئًا ‏"‏‏.‏ فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا وَجَدْتُ شَيْئًا‏.‏ قَالَ ‏"‏ انْظُرْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏‏.‏ فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلاَ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ وَلَكِنْ هَذَا إِزَارِي ـ قَالَ سَهْلٌ مَا لَهُ رِدَاءٌ ـ فَلَهَا نِصْفُهُ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا تَصْنَعُ بِإِزَارِكَ إِنْ لَبِسْتَهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْهَا مِنْهُ شَىْءٌ وَإِنْ لَبِسَتْهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْكَ شَىْءٌ ‏"‏‏.‏ فَجَلَسَ الرَّجُلُ حَتَّى طَالَ مَجْلِسُهُ ثُمَّ قَامَ فَرَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُوَلِّيًا فَأَمَرَ بِهِ فَدُعِيَ فَلَمَّا جَاءَ قَالَ ‏"‏ مَاذَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏ قَالَ مَعِي سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا عَدَّهَا قَالَ ‏"‏ أَتَقْرَؤُهُنَّ عَنْ ظَهْرِ قَلْبِكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَقَدْ مَلَّكْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏

Bize Kuteybe bin Saîd tahdis etti, bize Yakub bin Abdurrahman tahdis etti, Ebu Hâzım'dan, o Sehl bin Sa'd [radıyallahu anh]'tan [naklen] dedi ki: Bir kadın Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Kendimi sana hibe etmek için geldim” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona baktı; bakışını ona doğru kaldırdı ve indirdi. Sonra başını [önüne] eğdi. Kadın kendisi hakkında bir hüküm verilmediğini görünce oturdu. Bunun üzerine ashabından bir adam kalkıp: “Ey Allah'ın Resûlü! Eğer ona ihtiyacın yoksa onu benimle evlendir” dedi. [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Yanında [mehir olarak verebileceğin] bir şey var mı?” buyurdu. [Adam]: “Hayır, vallahi ey Allah'ın Resûlü!” dedi. [Nebi]: “Ailene git de bak bakalım, bir şey bulabilecek misin?” buyurdu. [Adam] gitti, sonra dönüp: “Hayır, vallahi ey Allah'ın Resûlü, hiçbir şey bulamadım” dedi. [Nebi]: “Bak bakalım, demirden bir yüzük bile olsa!” buyurdu. [Adam yine] gitti, sonra dönüp: “Hayır, vallahi ey Allah'ın Resûlü, demirden bir yüzük bile yok. Fakat işte şu izârım!” dedi. -Sehl dedi ki: Onun ridası yoktu.- “Onun yarısı onundur” [dedi]. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “İzârını ne yapacaksın? Eğer onu sen giyersen onun üzerinde ondan bir şey olmaz, eğer o giyerse senin üzerinde bir şey kalmaz” buyurdu. Adam oturdu, oturuşu uzadı. Sonra kalktı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu dönerken görünce [çağrılmasını] emretti ve adam çağrıldı. Gelince [Nebi]: “Ezberinde Kur'an'dan neler var?” buyurdu. [Adam]: “Şu sure, şu sure ve şu sure var” diyerek onları saydı. [Nebi]: “Onları ezberden [bakmadan] okuyabiliyor musun?” buyurdu. [Adam]: “Evet” dedi. [Nebi] buyurdu ki: “Git, ezberindeki Kur'an [sureleri] karşılığında onu sana nikahladım.”

5031. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا مَثَلُ صَاحِبِ الْقُرْآنِ كَمَثَلِ صَاحِبِ الإِبِلِ الْمُعَقَّلَةِ إِنْ عَاهَدَ عَلَيْهَا أَمْسَكَهَا وَإِنْ أَطْلَقَهَا ذَهَبَتْ ‏"‏‏.‏

Bize Abdullah bin Yusuf tahdis etti, bize Mâlik haber verdi, Nâfi'den, o İbn Ömer radıyallahu anhumâ'dan [naklen] rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kur'an hafızının misali, kösteklenmiş devenin sahibinin misali gibidir. Eğer onu [sürekli] kontrol altında tutarsa elinde tutar, eğer onu salıverirse kaçıp gider.”

5032. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ بِئْسَ مَا لأَحَدِهِمْ أَنْ يَقُولَ نَسِيتُ آيَةَ كَيْتَ وَكَيْتَ بَلْ نُسِّيَ، وَاسْتَذْكِرُوا الْقُرْآنَ فَإِنَّهُ أَشَدُّ تَفَصِّيًا مِنْ صُدُورِ الرِّجَالِ مِنَ النَّعَمِ ‏"‏‏.‏

Bize Muhammed bin Ar'ara tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, Mansur'dan, o Ebu Vâil'den, o da Abdullah bin Mesud [radıyallahu anh]'tan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Birinizin ‘Şu ve şu ayetleri unuttum’ demesi ne kötü bir şeydir! Bilakis ona unutturulmuştur. Kur'an'ı [sürekli okuyarak] hatırlamaya çalışın; çünkü o, insanların göğüslerinden, develerin [bağlarından kurtulup] kaçmasından daha hızlı bir şekilde sıyrılıp gider.”

5032_2. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، مِثْلَهُ‏.‏ تَابَعَهُ بِشْرٌ عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ شُعْبَةَ،‏.‏ وَتَابَعَهُ ابْنُ جُرَيْجٍ عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ شَقِيقٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ، سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Bize Osman tahdis etti, bize Cerîr tahdis etti, Mansur'dan, bunun [önceki hadisin] aynısını [rivayet etti]. Bişr, İbnü'l-Mübârek'ten, o Şu'be'den [naklen rivayet ederek] ona tabi oldu. İbn Cüreyc de Abde'den, o Şakîk'ten [naklen] ona tabi oldu; [dedi ki]: Abdullah [bin Mesud]'u işittim [şöyle diyordu]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i işittim.

5033. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَعَاهَدُوا الْقُرْآنَ فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَهُوَ أَشَدُّ تَفَصِّيًا مِنَ الإِبِلِ فِي عُقُلِهَا ‏"‏‏.‏

Bize Muhammed bin el-Alâ tahdis etti, bize Ebu Üsâme tahdis etti, Büreyd'den, o Ebu Bürde'den, o Ebu Musa el-Eş'arî [radıyallahu anh]'tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklen] dedi ki: “Kur'an'ı [sürekli okuyarak] koruyup kollayın! Canım elinde olan [Allah]'a yemin olsun ki; o, bağlarındaki develerden daha hızlı bir şekilde sıyrılıp kaçar.”

5034. Hadis

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو إِيَاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُغَفَّلٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ وَهْوَ يَقْرَأُ عَلَى رَاحِلَتِهِ سُورَةَ الْفَتْحِ‏.‏

Bize Haccâc bin Minhâl tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, [o] dedi ki: Bana Ebu İyâs haber verdi, [o] dedi ki: Abdullah bin Muğaffel [radıyallahu anh]'ı işittim, [o] şöyle dedi: Mekke'nin fethi günü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i bineğinin üzerinde Fetih Suresi'ni okurken gördüm.

5035. Hadis

حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ إِنَّ الَّذِي تَدْعُونَهُ الْمُفَصَّلَ هُوَ الْمُحْكَمُ، قَالَ وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا ابْنُ عَشْرِ سِنِينَ وَقَدْ قَرَأْتُ الْمُحْكَمَ‏.‏

Bana Musa bin İsmail tahdis etti, bize Ebu Avâne tahdis etti, Ebu Bişr'den, o Saîd bin Cübeyr'den [naklen] dedi ki: Sizin Mufassal diye adlandırdığınız şey, aslında Muhkem'dir. [Saîd] devamla dedi ki: İbn Abbas [radıyallahu anhumâ] şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde ben on yaşındaydım ve Muhkem'i (Kur'an'ın kısa surelerini) okuyup [ezberlemiş] idim.”

5036. Hadis

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ جَمَعْتُ الْمُحْكَمَ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهُ وَمَا الْمُحْكَمُ قَالَ الْمُفَصَّلُ‏.‏

Bize Yakub bin İbrahim tahdis etti, bize Hüseym tahdis etti, bize Ebu Bişr haber verdi, o Saîd bin Cübeyr'den, o İbn Abbas radıyallahu anhumâ'dan [naklen] dedi ki: “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında Muhkem'i (Kur'an'ın kısa surelerini) cemettim (ezberledim).” Ben [Saîd bin Cübeyr] ona: “Muhkem nedir?” diye sordum. O: “Mufassal'dır” dedi.

5037. Hadis

حَدَّثَنَا رَبِيعُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يَقْرَأُ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً مِنْ سُورَةِ كَذَا ‏"‏‏.‏

Bize Rebî' bin Yahya tahdis etti, bize Zâide tahdis etti, bize Hişâm tahdis etti, Urve'den, o Âişe radıyallahu anhâ'dan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mescitte [Kur'an] okuyan bir adamı işitti ve şöyle buyurdu: “Allah ona rahmet etsin! Bana şu sureden şu ve şu ayetleri hatırlattı.”

5037_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ بْنِ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى، عَنْ هِشَامٍ، وَقَالَ، أَسْقَطْتُهُنَّ مِنْ سُورَةِ كَذَا‏.‏ تَابَعَهُ عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ وَعَبْدَةُ عَنْ هِشَامٍ‏.‏

Bize Muhammed bin Ubeyd bin Meymûn tahdis etti, bize Îsâ tahdis etti, Hişâm'dan [naklen önceki hadis gibi rivayet etti]. [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle] buyurdu: “Onları (şu ve şu ayetleri) şu sureden düşürmüştüm [unutmuştum].” Ali bin Müshir ve Abde de Hişâm'dan [naklederek] ona tabi oldular.

5038. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يَقْرَأُ فِي سُورَةٍ بِاللَّيْلِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً كُنْتُ أُنْسِيتُهَا مِنْ سُورَةِ كَذَا وَكَذَا ‏"‏‏.‏

Bize Ahmed bin Ebu Recâ tahdis etti, bize Ebu Üsâme tahdis etti, Hişâm bin Urve'den, o babasından, o da Âişe [radıyallahu anhâ]'dan [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin bir sureden [ayetler] okuyan bir adamı işitti ve şöyle buyurdu: “Allah ona rahmet etsin! Bana şu ve şu sureden unutturulmuş olduğum şu ve şu ayetleri hatırlattı.”

5039. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا لأَحَدِهِمْ يَقُولُ نَسِيتُ آيَةَ كَيْتَ وَكَيْتَ‏.‏ بَلْ هُوَ نُسِّيَ ‏"‏‏.‏

Bize Ebu Nuaym tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, Mansur'dan, o Ebu Vâil'den, o da Abdullah bin Mesud [radıyallahu anh]'tan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Birinizin ‘Şu ve şu ayeti unuttum’ demesi de neyin nesidir? Bilakis ona unutturulmuştur.”

5040. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنْ عَلْقَمَةَ، وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الآيَتَانِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ مَنْ قَرَأَ بِهِمَا فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ‏"‏‏.‏

Bize Ömer bin Hafs tahdis etti, bize babam tahdis etti, bize A'meş tahdis etti, [o] dedi ki: Bana İbrahim tahdis etti, Alkame'den ve Abdurrahman bin Yezîd'den, [onlar da] Ebu Mes'ûd el-Ensârî [radıyallahu anh]'tan [naklen] dediler ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bakara Suresi'nin sonundaki iki ayeti kim geceleyin okursa, onlar ona kâfi gelir.”

5041. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ حَدِيثِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، أَنَّهُمَا سَمِعَا عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ، يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَمَعْتُ لِقِرَاءَتِهِ فَإِذَا هُوَ يَقْرَؤُهَا عَلَى حُرُوفٍ كَثِيرَةٍ لَمْ يُقْرِئْنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكِدْتُ أُسَاوِرُهُ فِي الصَّلاَةِ فَانْتَظَرْتُهُ حَتَّى سَلَّمَ فَلَبَبْتُهُ فَقُلْتُ مَنْ أَقْرَأَكَ هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ تَقْرَأُ قَالَ أَقْرَأَنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَقُلْتُ لَهُ كَذَبْتَ فَوَاللَّهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَهُوَ أَقْرَأَنِي هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ، فَانْطَلَقْتُ بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقُودُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ عَلَى حُرُوفٍ لَمْ تُقْرِئْنِيهَا وَإِنَّكَ أَقْرَأْتَنِي سُورَةَ الْفُرْقَانِ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ يَا هِشَامُ اقْرَأْهَا ‏"‏‏.‏ فَقَرَأَهَا الْقِرَاءَةَ الَّتِي سَمِعْتُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَكَذَا أُنْزِلَتْ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اقْرَأْ يَا عُمَرُ ‏"‏‏.‏ فَقَرَأْتُهَا الَّتِي أَقْرَأَنِيهَا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَكَذَا أُنْزِلَتْ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ‏"‏‏.‏

Bize Ebu'l-Yemân tahdis etti, bize Şuayb haber verdi, Zührî'den, [o] dedi ki: Bana Urve haber verdi, Misver bin Mahrame ve Abdurrahman bin Abd el-Kârî'nin hadisinden [naklen] dedi ki: İkisi Ömer bin el-Hattâb [radıyallahu anh]'ı şöyle derken işittiler: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sağlığında Hişâm bin Hakîm bin Hizâm'ı Furkan Suresi'ni okurken işittim. Onun okuyuşunu dinledim; bir de baktım ki o, bu sureyi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bana okutmadığı birçok farklı harf (lehçe/kıraat) üzere okuyor. Namazda neredeyse üzerine atılacaktım, fakat selam vermesini bekledim. [Selam verince] elbisesinden (yakasından) tutup çektim ve: ‘Okuduğunu işittiğim bu sureyi sana kim okuttu?’ diye sordum. O: ‘Bana onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem okuttu’ dedi. Ben ona: ‘Yalan söylüyorsun! Vallahi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu sureyi bana, senin okuduğundan farklı bir şekilde okutmuştu’ dedim. Onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürdüm, [yakasından] sürükleyerek: ‘Ey Allah'ın Resûlü! Ben bu adamın Furkan Suresi'ni, senin bana okuttuğundan farklı harflerle okuduğunu işittim. Halbuki sen bana Furkan Suresi'ni [farklı] okutmuştun’ dedim. Bunun üzerine [Resûlullah]: ‘Ey Hişâm, oku!’ buyurdu. O, kendisinden işittiğim kıraatle okudu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Böyle indirildi’ buyurdu. Sonra: ‘Oku ey Ömer!’ buyurdu. Ben de bana okuttuğu şekilde okudum. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Böyle indirildi’ buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Şüphesiz bu Kur'an yedi harf üzere indirilmiştir; ondan kolayınıza geleni okuyun.’”

5042. Hadis

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ آدَمَ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَارِئًا يَقْرَأُ مِنَ اللَّيْلِ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً، أَسْقَطْتُهَا مِنْ سُورَةِ كَذَا وَكَذَا ‏"‏‏.‏

Bize Bişr bin Âdem tahdis etti, bize Ali bin Müshir haber verdi, Hişâm'dan haber verdi, o babasından, o da Âişe radıyallahu anhâ'dan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin mescitte [Kur'an] okuyan bir kâriyi işitti ve şöyle buyurdu: “Allah ona rahmet etsin! Bana şu ve şu sureden düşürmüş olduğum şu ve şu ayetleri hatırlattı.”

5043. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا وَاصِلٌ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ غَدَوْنَا عَلَى عَبْدِ اللَّهِ فَقَالَ رَجُلٌ قَرَأْتُ الْمُفَصَّلَ الْبَارِحَةَ‏.‏ فَقَالَ هَذًّا كَهَذِّ الشِّعْرِ، إِنَّا قَدْ سَمِعْنَا الْقِرَاءَةَ وَإِنِّي لأَحْفَظُ الْقُرَنَاءَ الَّتِي كَانَ يَقْرَأُ بِهِنَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثَمَانِيَ عَشْرَةَ سُورَةً مِنَ الْمُفَصَّلِ وَسُورَتَيْنِ مِنْ آلِ حم‏.‏

Bize Ebu'n-Nu'mân tahdis etti, bize Mehdî bin Meymûn tahdis etti, bize Vâsıl tahdis etti, Ebu Vâil'den, o Abdullah bin Mesud [radıyallahu anh]'tan [naklen] dedi ki: Abdullah'ın yanına sabah erkenden gitmiştik. Bir adam: “Dün gece Mufassal surelerin tamamını okudum” dedi. Bunun üzerine [Abdullah]: “Şiir okur gibi (hızlıca) mı okudun? Biz o [türlü] okuyuşu işittik. Şüphesiz ben, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in beraber okuduğu (birbirine benzer) sure çiftlerini ezberimde tutuyorum; [bunlar] Mufassal surelerden on sekiz sure ve Hâmîm [ailesinden] de iki suredir” dedi.

5044. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ فِي قَوْلِهِ ‏{‏لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ‏}‏ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا نَزَلَ جِبْرِيلُ بِالْوَحْىِ وَكَانَ مِمَّا يُحَرِّكُ بِهِ لِسَانَهُ وَشَفَتَيْهِ فَيَشْتَدُّ عَلَيْهِ وَكَانَ يُعْرَفُ مِنْهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ الآيَةَ الَّتِي فِي ‏{‏لاَ أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ‏}‏ ‏{‏لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ * إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ * فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ‏}‏ فَإِذَا أَنْزَلْنَاهُ فَاسْتَمِعْ ‏{‏ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ‏}‏ قَالَ إِنَّ عَلَيْنَا أَنْ نُبَيِّنَهُ بِلِسَانِكَ‏.‏ قَالَ وَكَانَ إِذَا أَتَاهُ جِبْرِيلُ أَطْرَقَ، فَإِذَا ذَهَبَ قَرَأَهُ كَمَا وَعَدَهُ اللَّهُ‏.‏

Bize Kuteybe bin Saîd tahdis etti, bize Cerîr tahdis etti, Musa bin Ebu Âişe'den, o Saîd bin Cübeyr'den, o İbn Abbas radıyallahu anhumâ'dan [naklen] Allah'ın: { لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ } “Onu (vahyi) acele kavraman için dilini kımıldatma!” (Kıyâmet Suresi, 16) sözü hakkında şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Cebrail vahiy getirdiğinde, o [vahyedilenleri kavramak için] dilini ve dudaklarını kımıldatırdı. Bu durum ona meşakkatli geliyor ve bu halinden anlaşılıyordu. Bunun üzerine Allah { لاَ أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ } (Kıyâmet) suresindeki şu ayetleri indirdi: { لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ * إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ * فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ } “Onu aceleyle kavraman için dilini kımıldatma! Şüphesiz onu (kalbinde) bir araya getirmek ve (sana) okutmak bize aittir. Biz onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna tabi ol.” [Yani] “onu indirdiğimiz zaman dinle.” { ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ } “Sonra onu açıklamak da yine bize aittir.” [İbn Abbas] dedi ki: [Yani] “onu senin lisanınla okutmak bize aittir.” [İbn Abbas devamla] dedi ki: [Bu ayetler indikten sonra] Cebrail ona geldiğinde [Nebi başını eğer ve] dinlerdi. O gidince ise Resûlullah onu, Allah'ın vaat ettiği şekilde okurdu.

5045. Hadis

حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ عَنْ قِرَاءَةِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم فَقَالَ كَانَ يَمُدُّ مَدًّا‏.‏

Bize Müslim bin İbrahim tahdis etti, bize Cerîr bin Hâzim el-Ezdî tahdis etti, bize Katâde tahdis etti, [o] dedi ki: Enes bin Mâlik [radıyallahu anh]'a Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in kıraatini sordum. [Enes]: “[Harfleri] uzatarak [med ile] okurdu” dedi.

5046. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سُئِلَ أَنَسٌ كَيْفَ كَانَتْ قِرَاءَةُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَقَالَ كَانَتْ مَدًّا‏.‏ ثُمَّ قَرَأَ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، يَمُدُّ بِبِسْمِ اللَّهِ، وَيَمُدُّ بِالرَّحْمَنِ، وَيَمُدُّ بِالرَّحِيمِ‏.‏

Bize Amr bin Âsım tahdis etti, bize Hemmâm tahdis etti, Katâde'den [naklen] dedi ki: Enes bin Mâlik [radıyallahu anh]'a: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in kıraati nasıldı?” diye soruldu. [Enes]: “[Harfleri] uzatarak [med ile] idi” dedi. Sonra Bismillâhirrahmânirrahîm okudu; “Bismillâh” kısmını uzattı, “er-Rahmân” kısmını uzattı ve “er-Rahîm” kısmını uzattı.

5047. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو إِيَاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُغَفَّلٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ وَهْوَ عَلَى نَاقَتِهِ ـ أَوْ جَمَلِهِ ـ وَهْىَ تَسِيرُ بِهِ وَهْوَ يَقْرَأُ سُورَةَ الْفَتْحِ أَوْ مِنْ سُورَةِ الْفَتْحِ قِرَاءَةً لَيِّنَةً يَقْرَأُ وَهْوَ يُرَجِّعُ‏.‏

Bize Âdem bin Ebu İyâs tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, bize Ebu İyâs tahdis etti, [o] dedi ki: Abdullah bin Muğaffel [radıyallahu anh]'ı işittim, şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i dişi devesinin -veya devesinin- üzerinde giderken okurken gördüm. Fetih Suresi'ni -veya Fetih Suresi'nden bir kısmını- yumuşak bir kıraatle, tercî' yaparak (sesini boğazında dalgalandırarak) okuyordu.

5048. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو يَحْيَى الْحِمَّانِيُّ، حَدَّثَنَا بُرَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ جَدِّهِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ ‏ "‏ يَا أَبَا مُوسَى لَقَدْ أُوتِيتَ مِزْمَارًا مِنْ مَزَامِيرِ آلِ دَاوُدَ ‏"‏‏.‏

Bize Muhammed bin Halef Ebu Bekir tahdis etti, bize Ebu Yahya el-Himmânî tahdis etti, bize Büreyd bin Abdullah bin Ebu Bürde tahdis etti, o dedesi Ebu Bürde'den, o da Ebu Musa radıyallahu anh'tan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: “Ey Ebu Musa! Şüphesiz sana Davud ailesine verilen mizmârlardan (güzel seslerden) bir mizmâr verilmiştir.”

5049. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، رضى الله عنه قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ الْقُرْآنَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ آقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أُحِبُّ أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِي ‏"‏‏.‏

Bize Ömer bin Hafs bin Gıyâs tahdis etti, bize babam tahdis etti, A'meş'ten, [o] dedi ki: Bana İbrahim tahdis etti, Abîde'den, o da Abdullah bin Mesud radıyallahu anh'tan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Bana Kur'an oku!” buyurdu. Ben: “Sana mı okuyayım? Halbuki o sana indirildi!” dedim. [Nebi]: “Şüphesiz ben onu başkasından dinlemeyi severim” buyurdu.

5050. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ آقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ فَقَرَأْتُ سُورَةَ النِّسَاءِ حَتَّى أَتَيْتُ إِلَى هَذِهِ الآيَةِ ‏{‏فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلاَءِ شَهِيدًا‏}‏ قَالَ ‏"‏ حَسْبُكَ الآنَ ‏"‏‏.‏ فَالْتَفَتُّ إِلَيْهِ فَإِذَا عَيْنَاهُ تَذْرِفَانِ‏.‏

Bize Muhammed bin Yusuf tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, A'meş'ten, o İbrahim'den, o Abîde'den, o da Abdullah bin Mesud [radıyallahu anh]'tan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Bana [Kur'an] oku!” buyurdu. Ben: “Ey Allah'ın Resûlü! Sana mı okuyayım? Halbuki o sana indirildi!” dedim. [Nebi]: “Evet” buyurdu. Ben de Nisa Suresi'ni okudum; nihayet şu ayete geldim: { فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلاَءِ شَهِيدًا } “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de bunların üzerine şahit getirdiğimiz vakit (halleri) nasıl olacak?” (Nisâ Suresi, 41). [Nebi]: “Şimdilik bu kadar yeter” buyurdu. Bunun üzerine ona döndüm; bir de baktım ki iki gözünden yaşlar akıyordu.

5051. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ لِي ابْنُ شُبْرُمَةَ نَظَرْتُ كَمْ يَكْفِي الرَّجُلَ مِنَ الْقُرْآنِ فَلَمْ أَجِدْ سُورَةً أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثِ آيَاتٍ، فَقُلْتُ لاَ يَنْبَغِي لأَحَدٍ أَنْ يَقْرَأَ أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثِ آيَاتٍ‏.‏

Bize Ali tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, [o] dedi ki: İbn Şubrüme bana şöyle dedi: “Bir kimseye Kur'an'dan ne kadarının kâfi geleceğini araştırdım ve üç ayetten daha az olan hiçbir sure bulamadım. Bunun üzerine: ‘Kimsenin [namazda/kıraatte] üç ayetten daha az okuması uygun olmaz’ dedim.”

5051_2. Hadis

قَالَ عَلِيٌّ قَالَ سُفْيَانُ أَخْبَرَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، أَخْبَرَهُ عَلْقَمَةُ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، وَلَقِيتُهُ، وَهْوَ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ فَذَكَرَ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنَّ مَنْ قَرَأَ بِالآيَتَيْنِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ‏"‏‏.‏

Ali şöyle dedi: Süfyan şöyle dedi: Bize Mansur haber verdi, İbrahim'den, o Abdurrahman bin Yezîd'den; ona Alkame haber verdi [Şöyle dedi]: Ebu Mes'ûd [radıyallahu anh] ile Beyt'i tavaf ederken karşılaştım, [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şu sözünü zikretti: “Bakara Suresi'nin sonundaki iki ayeti kim geceleyin okursa, onlar ona kâfi gelir.”

5052. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ أَنْكَحَنِي أَبِي امْرَأَةً ذَاتَ حَسَبٍ فَكَانَ يَتَعَاهَدُ كَنَّتَهُ فَيَسْأَلُهَا عَنْ بَعْلِهَا فَتَقُولُ نِعْمَ الرَّجُلُ مِنْ رَجُلٍ لَمْ يَطَأْ لَنَا فِرَاشًا وَلَمْ يُفَتِّشْ لَنَا كَنَفًا مُذْ أَتَيْنَاهُ فَلَمَّا طَالَ ذَلِكَ عَلَيْهِ ذَكَرَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ الْقَنِي بِهِ ‏"‏‏.‏ فَلَقِيتُهُ بَعْدُ فَقَالَ ‏"‏ كَيْفَ تَصُومُ ‏"‏‏.‏ قَالَ كُلَّ يَوْمٍ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَكَيْفَ تَخْتِمُ ‏"‏‏.‏ قَالَ كُلَّ لَيْلَةً‏.‏ قَالَ ‏"‏ صُمْ فِي كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةً وَاقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي كُلِّ شَهْرٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فِي الْجُمُعَةِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفْطِرْ يَوْمَيْنِ وَصُمْ يَوْمًا ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صُمْ أَفْضَلَ الصَّوْمِ صَوْمِ دَاوُدَ صِيَامَ يَوْمٍ وَإِفْطَارَ يَوْمٍ وَاقْرَأْ فِي كُلِّ سَبْعِ لَيَالٍ مَرَّةً ‏"‏‏.‏ فَلَيْتَنِي قَبِلْتُ رُخْصَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذَاكَ أَنِّي كَبِرْتُ وَضَعُفْتُ فَكَانَ يَقْرَأُ عَلَى بَعْضِ أَهْلِهِ السُّبْعَ مِنَ الْقُرْآنِ بِالنَّهَارِ وَالَّذِي يَقْرَؤُهُ يَعْرِضُهُ مِنَ النَّهَارِ لِيَكُونَ أَخَفَّ عَلَيْهِ بِاللَّيْلِ وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَتَقَوَّى أَفْطَرَ أَيَّامًا وَأَحْصَى وَصَامَ مِثْلَهُنَّ كَرَاهِيةَ أَنْ يَتْرُكَ شَيْئًا فَارَقَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَيْهِ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ بَعْضُهُمْ فِي ثَلاَثٍ وَفِي خَمْسٍ وَأَكْثَرُهُمْ عَلَى سَبْعٍ‏.‏

Bize Musa tahdis etti, bize Ebu Avâne tahdis etti, Muğîre'den, o Mücâhid'den, o Abdullah bin Amr [radıyallahu anhumâ]'dan [naklen] dedi ki: Babam [Amr bin el-Âs] beni asil bir kadınla evlendirmişti. [Babam] gelinini ziyaret eder ve ona kocasını [beni] sorardı. Kadın: “O ne iyi adamdır! Aramıza katıldığımızdan beri yatağımıza ayak basmadı ve bizim halimizi hatırımızı sormak için bile yanımıza uğramadı!” derdi. Bu durum uzayınca [babam] bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e anlattı. Bunun üzerine [Resûlullah]: “Onu bana getir!” buyurdu. Daha sonra onunla karşılaştım. Bana: “Nasıl oruç tutuyorsun?” diye sordu. “Her gün” dedim. “Nasıl hatim yapıyorsun?” diye sordu. “Her gece” dedim. Buyurdu ki: “Her ayda üç gün oruç tut ve Kur'an'ı her ayda [bir kere] oku (hatmet).” Ben: “Bundan fazlasına gücüm yeter” dedim. “Haftada üç gün oruç tut” buyurdu. “Bundan fazlasına gücüm yeter” dedim. “İki gün iftar et, bir gün oruç tut” buyurdu. “Bundan fazlasına gücüm yeter” dedim. “[O halde] oruçların en faziletlisi olan Davud orucunu tut; bir gün tut, bir gün iftar et. Kur'an'ı da her yedi gecede bir kere oku” buyurdu. [Abdullah bin Amr yaşlanınca şöyle derdi]: “Keşke Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in verdiği kolaylığı kabul etseydim!” Zira yaşlandım ve zayıfladım. [Abdullah bin Amr yaşlanınca] gündüzleyin ailesinden birine Kur'an'ın yedide birini okur, geceleyin okuyacağı kısmı gündüzden arz ederdi (hazırlanırdı) ki gece okuması ona daha kolay gelsin. Güç toplamak istediği zaman [bazı günler] iftar eder (oruç tutmaz) ve tutmadığı o günleri sayıp, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den ayrıldığı hal üzere (aynı miktarı hayatı boyunca tamamlamak için) sonradan kaza ederek tutardı; çünkü onunla vedalaştığı (sözleştiği) bir şeyi terk etmeyi hoş görmezdi. Ebu Abdullah [Buhari] dedi ki: Bazıları “[hatim süresi için] üç günde” canını sıkmıştır, bazıları “beş günde” demiştir; ancak çoğu “yedi günde” demesi üzerindedir.

5053. Hadis

حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ فِي كَمْ تَقْرَأُ الْقُرْآنَ ‏"‏‏.‏

Bize Sa'd bin Hafs tahdis etti, bize Şeybân tahdis etti, Yahya'dan, o Muhammed bin Abdurrahman'dan, o Ebu Seleme'den, o da Abdullah bin Amr [radıyallahu anhumâ]'dan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Kur'an'ı ne kadar sürede [hatmedip] okuyorsun?” diye sordu.

5054. Hadis

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَوْلَى بَنِي زُهْرَةَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ـ قَالَ وَأَحْسِبُنِي قَالَ ـ سَمِعْتُ أَنَا مِنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي شَهْرٍ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ إِنِّي أَجِدُ قُوَّةً حَتَّى قَالَ ‏"‏ فَاقْرَأْهُ فِي سَبْعٍ وَلاَ تَزِدْ عَلَى ذَلِكَ ‏"‏‏.‏

Bana İshak tahdis etti, bize Ubeydullah haber verdi, Şeybân'dan, o Yahya'dan, o Benî Zühre'nin azatlısı Muhammed bin Abdurrahman'dan, o Ebu Seleme'den -[Ravi] “sanırım [hocam] ‘Ebu Seleme'den bizzat işittim’ dedi” diyerek nakletti-; o da Abdullah bin Amr [radıyallahu anhumâ]'dan [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kur'an'ı bir ayda oku” buyurdu. Ben: “İçimde [daha fazlası için] kuvvet buluyorum” dedim. En sonunda [Resûlullah]: “O halde onu yedi günde oku ve bundan daha fazlasına geçme” buyurdu.

5055. Hadis

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ يَحْيَى بَعْضُ الْحَدِيثِ عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ ـ حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ عَنْ يَحْيَى عَنْ سُفْيَانَ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَبِيدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ الأَعْمَشُ وَبَعْضُ الْحَدِيثِ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ وَعَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي الضُّحَى عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ أَقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أَشْتَهِي أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِي ‏"‏‏.‏ قَالَ فَقَرَأْتُ النِّسَاءَ حَتَّى إِذَا بَلَغْتُ ‏{‏فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلاَءِ شَهِيدًا‏}‏‏.‏ قَالَ لِي ‏"‏ كُفَّ ـ أَوْ أَمْسِكْ ـ ‏"‏‏.‏ فَرَأَيْتُ عَيْنَيْهِ تَذْرِفَانِ‏.‏

Bize Sadaka tahdis etti, bize Yahya haber verdi, Süfyan'dan, Süleyman'dan, İbrahim'den, Abîde'den, o da Abdullah bin Mesud'dan [naklen]. Yahya dedi ki: Hadisin bir kısımları Amr bin Mürre'dendir. -Bize Müsedded tahdis etti, Yahya'dan, o Süfyan'dan, o A'meş'ten, o İbrahim'den, o Abîde'den, o da Abdullah bin Mesud'dan [naklen]. A'meş dedi ki: Hadisin bir kısmını bana Amr bin Mürre, o İbrahim'den, o da babasından, o Ebu'd-Duha'dan, o da Abdullah bin Mesud'dan naklen tahdis etti.- [Abdullah bin Mesud radıyallahu anh] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bana [Kur'an] oku!” buyurdu. Ben: “Sana mı okuyayım? Halbuki o sana indirildi!” dedim. [Resûlullah]: “Şüphesiz ben onu başkasından dinlemeyi arzuluyorum” buyurdu. Bunun üzerine ben de Nisa Suresi'ni okudum; nihayet: { فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلاَءِ شَهِيدًا } “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de bunların üzerine şahit getirdiğimiz vakit (halleri) nasıl olacak?” (Nisâ Suresi, 41) ayetine ulaştığımda bana: “Bu kadar kâfi -veya dur-” buyurdu. Bir de baktım ki, onun iki gözünden yaşlar boşanıyordu.

5056. Hadis

حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ السَّلْمَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ أَقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أُحِبُّ أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِي ‏"‏‏.‏

Bize Kays bin Hafs tahdis etti, bize Abdülvâhid tahdis etti, bize A'meş tahdis etti, İbrahim'den, o Abîde es-Selmânî'den, o da Abdullah bin Mesud radıyallahu anh'tan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Bana [Kur'an] oku!” buyurdu. Ben: “Sana mı okuyayım? Halbuki o sana indirildi!” dedim. [Nebi]: “Şüphesiz ben onu başkasından dinlemeyi severim” buyurdu.

5057. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ سُوَيْدِ بْنِ غَفَلَةَ، قَالَ عَلِيٌّ رضى الله عنه سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ يَأْتِي فِي آخِرِ الزَّمَانِ قَوْمٌ حُدَثَاءُ الأَسْنَانِ، سُفَهَاءُ الأَحْلاَمِ، يَقُولُونَ مِنْ خَيْرِ قَوْلِ الْبَرِيَّةِ، يَمْرُقُونَ مِنَ الإِسْلاَمِ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ، لاَ يُجَاوِزُ إِيمَانُهُمْ حَنَاجِرَهُمْ، فَأَيْنَمَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاقْتُلُوهُمْ، فَإِنَّ قَتْلَهُمْ أَجْرٌ لِمَنْ قَتَلَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏

Bize Muhammed bin Kesîr tahdis etti, bize Süfyan haber verdi, bize A'meş tahdis etti, Hayseme'den, o Süveyd bin Gafele'den; Ali [radıyallahu anh] şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: “Ahir zamanda yaşları genç, tecrübesiz (akılları kıt) bir topluluk ortaya çıkacaktır. Onlar yaratılmışların en hayırlı sözünü (Kur'an'ı) söylerler; fakat okun hedefi delip geçtiği gibi İslam'dan çıkıp giderler. İmanları boğazlarından aşağı geçmez. Onlarla nerede karşılaşırsanız onları öldürün! Çünkü onları öldüren kimse için kıyamet gününde ecir vardır.”

5058. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ يَخْرُجُ فِيكُمْ قَوْمٌ تَحْقِرُونَ صَلاَتَكُمْ مَعَ صَلاَتِهِمْ، وَصِيَامَكُمْ مَعَ صِيَامِهِمْ، وَعَمَلَكُمْ مَعَ عَمَلِهِمْ، وَيَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ لاَ يُجَاوِزُ حَنَاجِرَهُمْ، يَمْرُقُونَ مِنَ الدِّينَ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ، يَنْظُرُ فِي النَّصْلِ فَلاَ يَرَى شَيْئًا، وَيَنْظُرُ فِي الْقِدْحِ فَلاَ يَرَى شَيْئًا، وَيَنْظُرُ فِي الرِّيشِ فَلاَ يَرَى شَيْئًا، وَيَتَمَارَى فِي الْفُوقِ ‏"‏‏.‏

Bize Abdullah bin Yusuf tahdis etti, bize Malik haber verdi, Yahya bin Saîd'den, o Muhammed bin İbrahim bin el-Hâris et-Teymî'den, o Ebu Seleme bin Abdurrahman'dan, o da Ebu Saîd el-Hudrî [radıyallahu anh]'tan [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: “Aranızda öyle bir topluluk çıkacaktır ki; onların namazları yanında kendi namazlarınızı, onların oruçları yanında kendi oruçlarınızı ve onların amelleri yanında kendi amellerinizi küçük göreceksiniz. Onlar Kur'an okurlar; fakat [Kur'an] onların boğazlarından aşağı geçmez. Okun avı delip geçtiği gibi dinden [hızlıca] çıkıp giderler. [Okun sahibi] okun uç demirine bakar, [kan izi gibi] bir şey göremez; okun ağaç kısmına bakar, bir şey göremez; okun yelelerine bakar, bir şey göremez; okun kertik kısmında [bir iz olup olmadığında] bile şüpheye düşer.”

5059. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْمُؤْمِنُ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَيَعْمَلُ بِهِ كَالأُتْرُجَّةِ، طَعْمُهَا طَيِّبٌ وَرِيحُهَا طَيِّبٌ، وَالْمُؤْمِنُ الَّذِي لاَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَيَعْمَلُ بِهِ كَالتَّمْرَةِ، طَعْمُهَا طَيِّبٌ وَلاَ رِيحَ لَهَا، وَمَثَلُ الْمُنَافِقِ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَالرَّيْحَانَةِ، رِيحُهَا طَيِّبٌ وَطَعْمُهَا مُرٌّ، وَمَثَلُ الْمُنَافِقِ الَّذِي لاَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَالْحَنْظَلَةِ، طَعْمُهَا مُرٌّ ـ أَوْ خَبِيثٌ ـ وَرِيحُهَا مُرٌّ ‏"‏‏.‏

Bize Müsedded tahdis etti, bize Yahya tahdis etti, Şu'be'den, o Katâde'den, o Enes bin Mâlik'den, o da Ebu Musa [radıyallahu anh]'tan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kur'an'ı okuyan ve onunla amel eden mümin, tadı güzel ve kokusu hoş olan turunç (utrucce) gibidir. Kur'an'ı okumayan fakat onunla amel eden mümin ise tadı güzel olan ama kokusu bulunmayan hurma gibidir. Kur'an okuyan münafığın misali, kokusu hoş ama tadı acı olan reyhan gibidir. Kur'an okumayan münafığın misali ise tadı acı -veya fena- ve kokusu da acı (veya kötü) olan Ebucehil karpuzu (hanzale) gibidir.”

5060. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ جُنْدَبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ اقْرَءُوا الْقُرْآنَ مَا ائْتَلَفَتْ قُلُوبُكُمْ، فَإِذَا اخْتَلَفْتُمْ فَقُومُوا عَنْهُ ‏"‏‏.‏

Bize Ebu'n-Nu'mân tahdis etti, bize Hammâd tahdis etti, Ebu İmrân el-Cevnî'den, o Cündeb bin Abdullah [radıyallahu anh]'tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklen] dedi ki: “Kalpleriniz [manası ve kıraati] üzerinde uyuştuğu sürece Kur'an okuyun. Ayrılığa düştüğünüz zaman ise ondan kalkın (okumayı bırakıp dağılın).”

5061. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سَلاَّمُ بْنُ أَبِي مُطِيعٍ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ جُنْدَبٍ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اقْرَءُوا الْقُرْآنَ مَا ائْتَلَفَتْ عَلَيْهِ قُلُوبُكُمْ فَإِذَا اخْتَلَفْتُمْ فَقُومُوا عَنْهُ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ الْحَارِثُ بْنُ عُبَيْدٍ وَسَعِيدُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ أَبِي عِمْرَانَ وَلَمْ يَرْفَعْهُ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ وَأَبَانُ‏.‏ وَقَالَ غُنْدَرٌ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ أَبِي عِمْرَانَ سَمِعْتُ جُنْدَبًا قَوْلَهُ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ عَوْنٍ عَنْ أَبِي عِمْرَانَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ عَنْ عُمَرَ قَوْلَهُ، وَجُنْدَبٌ أَصَحُّ وَأَكْثَرُ‏.‏

Bize Amr bin Ali tahdis etti, bize Abdurrahman bin Mehdî tahdis etti, bize Selâm bin Ebu Mutî' tahdis etti, Ebu İmrân el-Cevnî'den, o Cündeb bin Abdullah [radıyallahu anh]'tan [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kalpleriniz üzerinde uyuştuğu sürece Kur'an okuyun. Ayrılığa düştüğünüz zaman ise ondan kalkın.” El-Hâris bin Ubeyd ve Saîd bin Zeyd de Ebu İmrân'den [naklederek] ona tabi oldular. Hammâd bin Seleme ile Ebân ise bunu merfu olarak (Nebi'ye dayandırarak) rivayet etmediler. Gunder, Şu'be'den, o Ebu İmrân'dan naklen: “Bunu Cündeb'in [kendi] sözü olarak işittim” dedi. İbn Avn ise Ebu İmrân'dan, o Abdullah bin es-Sâmit'ten, o Ömer bin el-Hattâb'ın sözü olarak nakletti. Ancak Cündeb [rivayeti] daha sahih ve daha meşhurdur.

5062. Hadis

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنِ النَّزَّالِ بْنِ سَبْرَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَجُلاً، يَقْرَأُ آيَةً، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خِلاَفَهَا، فَأَخَذْتُ بِيَدِهِ فَانْطَلَقْتُ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ كِلاَكُمَا مُحْسِنٌ فَاقْرَآ ـ أَكْبَرُ عِلْمِي قَالَ ـ فَإِنَّ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمُ اخْتَلَفُوا فَأَهْلَكَهُمْ ‏"‏‏.‏

Bize Süleyman bin Harb tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, Abdülmelik bin Meysere'den, o Nezzâl bin Sebra'dan, o da Abdullah bin Mesud [radıyallahu anh]'tan [naklen] dedi ki: Bir adamın bir ayeti, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiğimden farklı okuduğunu duydum. Bunun üzerine elinden tutup onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürdüm. [Nebi]: “İkiniz de güzel okuyorsunuz; [bu şekilde] okuyun!” buyurdu. -[Ravi] “Bildiğim kadarıyla (Zannedersem) şöyle de buyurdu” dedi:- “Çünkü sizden öncekiler [dinleri hususunda] ihtilafa düştüler ve bu ihtilafları onları helak etti.”