2533. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، أَشْرَفَ عَلَيْهِمْ فَسَمِعَهُمْ وَهُمْ، يَذْكُرُونَ الْقَتْلَ فَقَالَ إِنَّهُمْ لَيَتَوَاعَدُونِي بِالْقَتْلِ فَلِمَ يَقْتُلُونِي وَقَدْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لا يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ إِلاَّ فِي إِحْدَى ثَلاَثٍ رَجُلٌ زَنَى وَهُوَ مُحْصَنٌ فَرُجِمَ أَوْ رَجُلٌ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ رَجُلٌ ارْتَدَّ بَعْدَ إِسْلاَمِهِ " . فَوَاللَّهِ مَا زَنَيْتُ فِي جَاهِلِيَّةٍ وَلاَ فِي إِسْلاَمٍ وَلاَ قَتَلْتُ نَفْسًا مُسْلِمَةً وَلاَ ارْتَدَدْتُ مُنْذُ أَسْلَمْتُ .
Bize Ahmed b. Abde anlattı. Bize Hammâd b. Zeyd haber verdi. O Yahya b. Saîd'den, o Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf'ten naklettiğine göre; Osman b. Affân, (kendisini kuşatanlara) yukarıdan bakıp onları öldürmekten bahsederken işitti ve şöyle dedi: "Beni öldürmekle tehdit ediyorlar. Beni niçin öldürecekler ki? Oysa ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: 'Müslüman bir kimsenin kanı (canı) ancak üç durumdan birinde helal olur: Zina eden evli (muhsan) kimse ki recmedilir; veya bir cana karşılık olmaksızın (haksız yere) bir canı öldüren kimse; veya İslam'a girdikten sonra dinden dönen (irtidad eden) kimse.' Vallahi ben ne cahiliye döneminde ne de İslam döneminde zina ettim. Müslüman bir cana kıymadım ve Müslüman olduğumdan beri dinden dönmedim."
2534. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلاَّ أَحَدُ ثَلاَثَةِ نَفَرٍ النَّفْسُ بِالنَّفْسِ وَالثَّيِّبُ الزَّانِي وَالتَّارِكُ لِدِينِهِ الْمُفَارِقُ لِلْجَمَاعَةِ " .
Bize Ali b. Muhammed ve Ebû Bekir b. Hallâd el-Bâhilî anlattı. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı. O A'meş'ten, o Abdullah b. Mürre'den, o Mesrûk'tan, o da Abdullah b. Mes'ûd'dan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın Resulü olduğuma şahitlik eden Müslüman bir kimsenin kanı, şu üç kişiden biri olması dışında helal değildir: Cana karşılık can, zina eden evli kimse (seyyib) ve dinini terk edip cemaatten ayrılan kimse."
2535. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم (مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ ).
Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne haber verdi. O Eyyûb'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim dinini değiştirirse onu öldürün."
2536. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بَهْزِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْ مُشْرِكٍ أَشْرَكَ بَعْدَ مَا أَسْلَمَ عَمَلاً حَتَّى يُفَارِقَ الْمُشْرِكِينَ إِلَى الْمُسْلِمِينَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Üsâme anlattı. O Behz b. Hakîm'den, o babasından, o da dedesinden naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah, Müslüman olduktan sonra şirk koşan bir müşrikten, müşriklerden ayrılıp Müslümanlara (katılıncaya) kadar hiçbir amelini kabul etmez."
2537. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سِنَانٍ، عَنْ أَبِي الزَّاهِرِيَّةِ، عَنْ أَبِي شَجَرَةَ، كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ عَنِ ابِنْ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِقَامَةُ حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنْ مَطَرِ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً فِي بِلاَدِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Saîd b. Sinân anlattı. O Ebû'z-Zâhiriyye'den, o Ebû Şecere Kesîr b. Mürre'den, o da İbn Ömer'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'ın hadlerinden (cezalarından) bir haddin uygulanması, Allah azze ve celle'nin beldelerinde kırk gece yağmur yağmasından daha hayırlıdır."
2538. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَنْبَأَنَا عِيسَى بْنُ يَزِيدَ، أَظُنُّهُ عَنْ جَرِيرِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " حَدٌّ يُعْمَلُ بِهِ فِي الأَرْضِ خَيْرٌ لأَهْلِ الأَرْضِ مِنْ أَنْ يُمْطَرُوا أَرْبَعِينَ صَبَاحًا " .
Bize Amr b. Râfi' anlattı. Bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı. Bize Îsâ b. Yezîd haber verdi -zannedersem Cerîr b. Yezîd'den-, o Ebû Zür'a b. Amr b. Cerîr'den, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yeryüzünde uygulanan bir had (ceza), yeryüzü halkı için kırk sabah yağmur yağmasından daha hayırlıdır."
2539. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ أَبَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ جَحَدَ آيَةً مِنَ الْقُرْآنِ فَقَدْ حَلَّ ضَرْبُ عُنُقِهِ وَمَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ فَلاَ سَبِيلَ لأَحَدٍ عَلَيْهِ إِلاَّ أَنْ يُصِيبَ حَدًّا فَيُقَامَ عَلَيْهِ " .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı. Bize Hafs b. Ömer anlattı. Bize Hakem b. Ebân anlattı. O İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Kur'an'dan bir ayeti inkâr ederse onun boynunun vurulması helal olmuştur. Kim de 'Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur ve Muhammed O'nun kulu ve Resulüdür' derse, bir haddi (gerektiren suçu) işleyip de kendisine uygulanması durumu hariç, kimsenin onun aleyhine bir yolu (yetkisi) yoktur."
2540. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَالِمٍ الْمَفْلُوجُ، حَدَّثَنَا عُبَيْدَةُ بْنُ الأَسْوَدِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ الْوَلِيدِ، عَنْ أَبِي صَادِقٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ نَاجِدٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَقِيمُوا حُدُودَ اللَّهِ فِي الْقَرِيبِ وَالْبَعِيدِ وَلاَ تَأْخُذْكُمْ فِي اللَّهِ لَوْمَةُ لاَئِمٍ " .
Bize Abdullah b. Sâlim el-Meflûc anlattı. Bize Ubeyde b. el-Esved anlattı. O Kâsım b. Velîd'den, o Ebû Sâdık'tan, o Rebîa b. Nâcid'den, o da Ubâde b. es-Sâmit'ten naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yakına da uzağa da Allah'ın hadlerini (cezalarını) uygulayın. Allah hakkında (hüküm verirken) kınayanın kınaması sizi tutmasın (etkilemesin)."
2541. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَطِيَّةَ الْقُرَظِيَّ، يَقُولُ عُرِضْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ قُرَيْظَةَ فَكَانَ مَنْ أَنْبَتَ قُتِلَ وَمَنْ لَمْ يُنْبِتْ خُلِّيَ سَبِيلُهُ فَكُنْتُ فِيمَنْ لَمْ يُنْبِتْ فَخُلِّيَ سَبِيلِي .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattı. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı. O Süfyân'dan, o Abdülmelik b. Umeyr'den naklettiğine göre; O, Atıyye el-Kurazî'yi şöyle derken işitmiştir: "Kurayza günü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e arz edildik. (Tüyleri) bitmiş (baliğ olmuş) olanlar öldürüldü, (tüyleri) bitmemiş olanlar ise serbest bırakıldı. Ben (tüyleri) bitmemiş olanlardandım, bu yüzden serbest bırakıldım."
2542. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَطِيَّةَ الْقُرَظِيَّ، يَقُولُ فَهَا أَنَا ذَا، بَيْنَ أَظْهُرِكُمْ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne haber verdi. O Abdülmelik b. Umeyr'den naklettiğine göre; O, Atıyye el-Kurazî'yi (şöyle) derken işitmiştir: "İşte ben, (hayatta ve) aranızdayım."
2543. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ وَأَبُو أُسَامَةَ قَالُوا حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ عُرِضْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أُحُدٍ وَأَنَا ابْنُ أَرْبَعَ عَشْرَةَ سَنَةً فَلَمْ يُجِزْنِي وَعُرِضْتُ عَلَيْهِ يَوْمَ الْخَنْدَقِ وَأَنَا ابْنُ خَمْسَ عَشْرَةَ سَنَةً فَأَجَازَنِي . قَالَ نَافِعٌ فَحَدَّثْتُ بِهِ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ فِي خِلاَفَتِهِ فَقَالَ هَذَا فَصْلُ مَا بَيْنَ الصَّغِيرِ وَالْكَبِيرِ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Abdullah b. Nümeyr, Ebû Muâviye ve Ebû Üsâme anlattılar. Dediler ki: Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı. O Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklettiğine göre; (İbn Ömer) şöyle dedi: "Uhud günü on dört yaşımda iken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e arz edildim, fakat bana (savaşmam için) izin vermedi. Hendek günü ise on beş yaşımda iken ona arz edildim ve bana izin verdi." Nâfi dedi ki: Bunu halifeliği sırasında Ömer b. Abdülazîz'e anlattım. Şöyle dedi: "İşte bu, küçük ile büyük arasındaki ayırt edici sınırdır."
2544. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Muâviye anlattı. O A'meş'ten, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir Müslümanın (kusurunu) örterse, Allah da dünya ve ahirette onu örter."
2545. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْجَرَّاحِ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْفَضْلِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ادْفَعُوا الْحُدُودَ مَا وَجَدْتُمْ لَهُ مَدْفَعًا " .
Bize Abdullah b. el-Cerrâh anlattı. Bize Vekî' anlattı. O İbrahim b. Fadl'dan, o Saîd b. Ebî Saîd'den, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Savaracak bir yol bulduğunuz sürece hadleri (cezaları) savın (uygulamayın)."
2546. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ أَبَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ سَتَرَ عَوْرَةَ أَخِيهِ الْمُسْلِمِ سَتَرَ اللَّهُ عَوْرَتَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَمَنْ كَشَفَ عَوْرَةَ أَخِيهِ الْمُسْلِمِ كَشَفَ اللَّهُ عَوْرَتَهُ حَتَّى يَفْضَحَهُ بِهَا فِي بَيْتِهِ " .
Bize Ya'kub b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize Muhammed b. Osman el-Cumahî haber verdi. Bize Hakem b. Ebân anlattı. O İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter. Kim de Müslüman kardeşinin ayıbını açığa çıkarırsa, Allah da onun ayıbını açığa çıkarır, hatta onu evinin içinde bile olsa rezil eder."
2547. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ قُرَيْشًا، أَهَمَّهُمْ شَأْنُ الْمَرْأَةِ الْمَخْزُومِيَّةِ الَّتِي سَرَقَتْ فَقَالُوا مَنْ يُكَلِّمُ فِيهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالُوا وَمَنْ يَجْتَرِئُ عَلَيْهِ إِلاَّ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ حِبُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَلَّمَهُ أُسَامَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَتَشْفَعُ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ " . ثُمَّ قَامَ فَاخْتَطَبَ فَقَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّمَا هَلَكَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الضَّعِيفُ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ وَايْمُ اللَّهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا " . قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ سَمِعْتُ اللَّيْثَ بْنَ سَعْدٍ يَقُولُ قَدْ أَعَاذَهَا اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ تَسْرِقَ قَدْ أَعَاذَهَا اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ تَسْرِقَ وَكُلُّ مُسْلِمٍ يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يَقُولَ هَذَا .
Bize Muhammed b. Rumh el-Mısrî anlattı. Bize Leys b. Sa'd haber verdi. O İbn Şihâb'dan, o Urve'den, o da Âişe'den naklettiğine göre; Kureyş'i, hırsızlık yapan Mahzûmlu kadının durumu üzüp düşündürmüştü. "Onun hakkında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile kim konuşabilir?" dediler. (Sonra) "Buna Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sevgilisi Üsâme b. Zeyd'den başka kim cüret edebilir ki?" dediler. Üsâme onunla konuştu. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah'ın hadlerinden bir had konusunda şefaat mi ediyorsun?" buyurdu. Sonra kalkıp hutbe verdi ve şöyle buyurdu: "Ey İnsanlar! Sizden öncekiler ancak şunun yüzünden helak oldular: İçlerinde şerefli (soylu) biri çaldığında onu terk ederler (cezasız bırakırlar), içlerinde zayıf biri çaldığında ise ona had cezasını uygularlardı. Allah'a yemin olsun ki, eğer Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, mutlaka onun elini keserdim." Muhammed b. Rumh dedi ki: Leys b. Sa'd'ı şöyle derken işittim: "Allah azze ve celle onu (Fâtıma'yı) hırsızlık yapmaktan korumuştur. Allah azze ve celle onu hırsızlık yapmaktan korumuştur. Her Müslümanın böyle söylemesi gerekir."
2548. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ طَلْحَةَ بْنِ رُكَانَةَ، عَنْ أُمِّهِ، عَائِشَةَ بِنْتِ مَسْعُودِ بْنِ الأَسْوَدِ عَنْ أَبِيهَا، قَالَ لَمَّا سَرَقَتِ الْمَرْأَةُ تِلْكَ الْقَطِيفَةَ مِنْ بَيْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْظَمْنَا ذَلِكَ وَكَانَتِ امْرَأَةً مِنْ قُرَيْشٍ فَجِئْنَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نُكَلِّمُهُ وَقُلْنَا نَحْنُ نَفْدِيهَا بِأَرْبَعِينَ أُوقِيَّةً . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تُطَهَّرَ خَيْرٌ لَهَا " . فَلَمَّا سَمِعْنَا لِينَ قَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَتَيْنَا أُسَامَةَ فَقُلْنَا كَلِّمْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَلَمَّا رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَلِكَ قَامَ خَطِيبًا فَقَالَ " مَا إِكْثَارُكُمْ عَلَىَّ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَقَعَ عَلَى أَمَةٍ مِنْ إِمَاءِ اللَّهِ وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوْ كَانَتْ فَاطِمَةُ ابْنَةُ رَسُولِ اللَّهِ نَزَلَتْ بِالَّذِي نَزَلَتْ بِهِ لَقَطَعَ مُحَمَّدٌ يَدَهَا " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Abdullah b. Nümeyr anlattı. Bize Muhammed b. İshak anlattı. O Muhammed b. Talha b. Rükâne'den, o annesi Âişe bint Mes'ûd b. el-Esved'den, o da babasından naklettiğine göre; (Babası) şöyle dedi: O kadın Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in evinden o kadife örtüyü çaldığında, bu durum bize çok ağır geldi. O, Kureyş'ten bir kadındı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip onunla konuştuk ve: "Biz onun için kırk ukiyye fidye verelim" dedik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "(Cezası verilerek günahtan) temizlenmesi onun için daha hayırlıdır" buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sözündeki yumuşaklığı işitince Üsâme'ye gidip: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile konuş" dedik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu görünce hutbe vermek üzere kalktı ve şöyle buyurdu: "Allah azze ve celle'nin kullarından bir kadın kulun işlediği (suçtan dolayı) Allah'ın hadlerinden bir had hususunda benimle ne kadar çok konuşuyorsunuz (ısrar ediyorsunuz)? Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer Resûlullah'ın kızı Fâtıma, onun (o kadının) işlediği suçu işlemiş olsaydı, Muhammed onun elini keserdi."
2549. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، وَشِبْلٍ، قَالُوا كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَنْشُدُكَ اللَّهَ إِلاَّ قَضَيْتَ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ . فَقَالَ خَصْمُهُ وَكَانَ أَفْقَهَ مِنْهُ اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ وَائْذَنْ لِي حَتَّى أَقُولَ . قَالَ " قُلْ " . قَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا وَإِنَّهُ زَنَى بِامْرَأَتِهِ فَافْتَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةِ شَاةٍ وَخَادِمٍ فَسَأَلْتُ رَجُلاً مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ فَأُخْبِرْتُ أَنَّ عَلَى ابْنِي جَلْدَ مِائَةٍ وَتَغْرِيبَ عَامٍ وَأَنَّ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا الرَّجْمَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ الْمِائَةُ الشَّاةُ وَالْخَادِمُ رَدٌّ عَلَيْكَ وَعَلَى ابْنِكَ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ وَاغْدُ يَا أُنَيْسُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا فَإِنِ اعْتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا " . قَالَ هِشَامٌ فَغَدَا عَلَيْهَا فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, Hişâm b. Ammâr ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattılar. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. O Zührî'den, o Ubeydullah b. Abdullah'tan, o Ebû Hureyre, Zeyd b. Hâlid ve Şibl'den naklettiğine göre; Şöyle dediler: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanındaydık. Ona bir adam geldi ve: "Allah aşkına senden, aramızda sadece Allah'ın Kitabı ile hüküm vermeni istiyorum" dedi. Ondan daha fakih (anlayışlı) olan hasmı da: "Aramızda Allah'ın Kitabı ile hükmet ve (önce) bana konuşmam için izin ver" dedi. (Resûlullah): "Konuş" buyurdu. (Adam) dedi ki: "Benim oğlum bu adamın yanında ücretli işçi idi. Onun karısı ile zina etti. Ben de oğluma karşılık (ceza olmasın diye) yüz koyun ve bir hizmetçi fidye verdim. Sonra ilim ehlinden birine sordum; bana oğlumun cezasının yüz değnek ve bir yıl sürgün olduğunu, bu adamın karısının cezasının ise recm olduğunu haber verdi." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Canım elinde olana yemin ederim ki, aranızda mutlaka Allah'ın Kitabı ile hükmedeceğim. Yüz koyun ve hizmetçi sana iade edilecek. Oğluna da yüz değnek (celde) ve bir yıl sürgün (cezası) vardır. Ey Üneys! Sen de bu adamın karısına git, eğer itiraf ederse onu recmet." Hişâm dedi ki: (Üneys) ona gitti, kadın itiraf etti, o da onu recmetti.
2550. Hadis
حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بِشْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خُذُوا عَنِّي خُذُوا عَنِّي قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلاً الْبِكْرُ بِالْبِكْرِ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ سَنَةٍ وَالثَّيِّبُ بِالثَّيِّبِ جَلْدُ مِائَةٍ وَالرَّجْمُ " .
Bize Bekr b. Halef Ebû Bişr anlattı. Bize Yahya b. Saîd anlattı. O Saîd b. Ebî Arûbe'den, o Katâde'den, o Yunus b. Cübeyr'den, o Hıttân b. Abdullah'tan, o da Ubâde b. es-Sâmit'ten naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Benden alın (öğrenin), benden alın! Allah onlar(ın tövbe ve kurtuluşu) için bir yol açmıştır. Bekâr bekârla (zina ederse cezası) yüz değnek ve bir sene sürgündür. Evli evliyle (zina ederse cezası) yüz değnek ve recmdir."
2551. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، أَنْبَأَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ، قَالَ أُتِيَ النُّعْمَانُ بْنُ بَشِيرٍ بِرَجُلٍ غَشَى جَارِيَةَ امْرَأَتِهِ فَقَالَ لاَ أَقْضِي فِيهَا إِلاَّ بِقَضَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ إِنْ كَانَتْ أَحَلَّتْهَا لَهُ جَلَدْتُهُ مِائَةً وَإِنْ لَمْ تَكُنْ أَذِنَتْ لَهُ رَجَمْتُهُ .
Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı. Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı. Bize Saîd haber verdi. O Katâde'den, o Habîb b. Sâlim'den naklettiğine göre; Nu'mân b. Beşîr'e, karısının cariyesiyle ilişkiye giren bir adam getirildi. (Nu'mân) dedi ki: "Bu konuda ancak Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hükmüyle hükmederim." (Sonra Resûlullah'ın hükmünü şöyle aktardı:) "Eğer (karısı) cariyeyi ona helal kılmış idiyse ona yüz değnek vururum. Eğer ona izin vermemiş idiyse onu recmederim."
2552. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الْمُحَبِّقِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رُفِعَ إِلَيْهِ رَجُلٌ وَطِئَ جَارِيَةَ امْرَأَتِهِ فَلَمْ يَحُدَّهُ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Abdüsselâm b. Harb anlattı. O Hişâm b. Hassân'dan, o Hasan'dan, o da Seleme b. el-Muhabbık'tan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, karısının cariyesiyle ilişkiye giren bir adam(ın davası) getirildi, fakat (Resûlullah) ona had (cezası) uygulamadı.
2553. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ يَطُولَ، بِالنَّاسِ زَمَانٌ حَتَّى يَقُولَ قَائِلٌ مَا أَجِدُ الرَّجْمَ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَيَضِلُّوا بِتَرْكِ فَرِيضَةٍ مِنْ فَرَائِضِ اللَّهِ أَلاَ وَإِنَّ الرَّجْمَ حَقٌّ إِذَا أُحْصِنَ الرَّجُلُ وَقَامَتِ الْبَيِّنَةُ أَوْ كَانَ حَمْلٌ أَوِ اعْتِرَافٌ وَقَدْ قَرَأْتُهَا الشَّيْخُ وَالشَّيْخَةُ إِذَا زَنَيَا فَارْجُمُوهُمَا الْبَتَّةَ . رَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَجَمْنَا بَعْدَهُ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. O Zührî'den, o Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den, o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; Ömer b. el-Hattâb şöyle dedi: "İnsanların üzerinden uzun bir zaman geçip de birinin çıkıp: 'Ben Allah'ın Kitabı'nda recmi bulamıyorum' demesinden ve böylece Allah'ın farzlarından bir farzı terk ederek sapıtmalarından korktum. Dikkat edin! Kişi evli (muhsan) olur ve delil (beyyine) sabit olursa veya hamilelik ya da itiraf bulunursa, recm haktır (gerçektir). Ben onu (şu ayeti) okudum: 'İhtiyar erkek ve ihtiyar kadın zina ettiklerinde onları mutlaka recmedin.' Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem recmetti, biz de ondan sonra recmettik."
2554. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ مَاعِزُ بْنُ مَالِكٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ إِنِّي قَدْ زَنَيْتُ . فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ قَالَ إِنِّي قَدْ زَنَيْتُ فَأَعْرَضَ عَنْهُ . ثُمَّ قَالَ إِنِّي زَنَيْتُ . فَأَعْرَضَ عَنْهُ . ثُمَّ قَالَ قَدْ زَنَيْتُ . فَأَعْرَضَ عَنْهُ حَتَّى أَقَرَّ أَرْبَعَ مَرَّاتٍ فَأَمَرَ بِهِ أَنْ يُرْجَمَ . فَلَمَّا أَصَابَتْهُ الْحِجَارَةُ أَدْبَرَ يَشْتَدُّ فَلَقِيَهُ رَجُلٌ بِيَدِهِ لَحْىُ جَمَلٍ فَضَرَبَهُ فَصَرَعَهُ فَذُكِرَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِرَارُهُ حِينَ مَسَّتْهُ الْحِجَارَةُ قَالَ " فَهَلاَّ تَرَكْتُمُوهُ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Abbâd b. el-Avvâm anlattı. O Muhammed b. Amr'dan, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; (Ebû Hureyre) dedi ki: Mâiz b. Mâlik, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ben zina ettim" dedi. (Nebi) ondan yüz çevirdi. Sonra (yine): "Ben zina ettim" dedi. (Nebi yine) ondan yüz çevirdi. Sonra: "Ben zina ettim" dedi. (Nebi) ondan yüz çevirdi. Sonra: "Ben zina ettim" dedi. (Nebi) ondan yüz çevirdi. Nihayet dört defa ikrar edince, recmedilmesini emretti. Taşlar ona isabet edince arkasını dönüp hızla kaçtı. Elinde deve çene kemiği bulunan bir adam onunla karşılaştı ve ona (o kemikle) vurdu, onu yere serdi. Taşlar ona değdiğinde kaçması Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikredilince, şöyle buyurdu: "Onu bıraksaydınız ya!"
2555. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عُثْمَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَمْرٍو، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَاجِرِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ الْحُصَيْنِ، أَنَّ امْرَأَةً، أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَاعْتَرَفَتْ بِالزِّنَا فَأَمَرَ بِهَا فَشُكَّتْ عَلَيْهَا ثِيَابُهَا ثُمَّ رَجَمَهَا ثُمَّ صَلَّى عَلَيْهَا .
Bize Abbâs b. Osman ed-Dımaşkî anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Ebû Amr anlattı. Bana Yahya b. Ebî Kesîr anlattı. O Ebû Kılâbe'den, o Ebû'l-Muhâcir'den, o da İmrân b. Husayn'dan naklettiğine göre; Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip zina ettiğini itiraf etti. (Nebi) onun hakkında emretti ve elbiseleri üzerine bağlandı. Sonra onu recmetti, ardından cenaze namazını kıldı.
2556. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَجَمَ يَهُودِيَّيْنِ أَنَا فِيمَنْ رَجَمَهُمَا فَلَقَدْ رَأَيْتُهُ وَإِنَّهُ يَسْتُرُهَا مِنَ الْحِجَارَةِ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Abdullah b. Nümeyr anlattı. O Ubeydullah b. Ömer'den, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (zina eden) iki Yahudi'yi recmetti. Ben de onları recmedenlerin arasındaydım. Onu (adamı), kadını taşlardan korumaya çalışırken gördüm.
2557. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَجَمَ يَهُودِيًّا وَيَهُودِيَّةً .
Bize İsmail b. Musa anlattı. Bize Şerîk anlattı. O Simâk b. Harb'den, o da Câbir b. Semure'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir Yahudi erkeği ve bir Yahudi kadını recmetti.
2558. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ مَرَّ النَّبِيُّ بِيَهُودِيٍّ مُحَمَّمٍ مَجْلُودٍ فَدَعَاهُمْ فَقَالَ " هَكَذَا تَجِدُونَ فِي كِتَابِكُمْ حَدَّ الزَّانِي " . قَالُوا نَعَمْ . فَدَعَا رَجُلاً مِنْ عُلَمَائِهِمْ فَقَالَ " أَنْشُدُكَ بِاللَّهِ الَّذِي أَنْزَلَ التَّوْرَاةَ عَلَى مُوسَى أَهَكَذَا تَجِدُونَ حَدَّ الزَّانِي قَالَ لاَ وَلَوْلاَ أَنَّكَ نَشَدْتَنِي لَمْ أُخْبِرْكَ نَجِدُ حَدَّ الزَّانِي فِي كِتَابِنَا الرَّجْمَ وَلَكِنَّهُ كَثُرَ فِي أَشْرَافِنَا فَكُنَّا إِذَا أَخَذْنَا الشَّرِيفَ تَرَكْنَاهُ وَكُنَّا إِذَا أَخَذْنَا الضَّعِيفَ أَقَمْنَا عَلَيْهِ الْحَدَّ . فَقُلْنَا تَعَالَوْا فَلْنَجْتَمِعْ عَلَى شَىْءٍ نُقِيمُهُ عَلَى الشَّرِيفِ وَالْوَضِيعِ فَاجْتَمَعْنَا عَلَى التَّحْمِيمِ وَالْجَلْدِ مَكَانَ الرَّجْمِ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم اللَّهُمَّ إِنِّي أَوَّلُ مَنْ أَحْيَا أَمْرَكَ إِذْ أَمَاتُوهُ " . وَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Ebû Muâviye anlattı. O A'meş'ten, o Abdullah b. Mürre'den, o da Berâ b. Âzib'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, yüzü kömürle boyanmış (teşhir edilmiş) ve kırbaçlanmış bir Yahudi'ye rastladı. Onları (Yahudileri) çağırdı ve: "Kitabınızda zina edenin cezasını böyle mi buluyorsunuz?" diye sordu. "Evet" dediler. Bunun üzerine onların âlimlerinden bir adamı çağırdı ve şöyle dedi: "Tevrat'ı Musa'ya indiren Allah aşkına (söyle)! Zina edenin cezasını (kitabınızda) böyle mi buluyorsunuz?" (Adam): "Hayır. Eğer bana Allah adına yemin vermeseydin sana söylemezdim. Biz kitabımızda zina edenin cezasını recm (olarak) buluyoruz. Fakat (bu suç) soylularımız arasında çoğaldı. Biz soylu birini (suçüstü) yakaladığımızda onu (cezasız) bırakır, zayıf birini yakaladığımızda ise ona had cezasını uygulardık. (Sonra kendi aramızda): 'Gelin, soyluya da sıradan kimseye de uygulayacağımız (ortak) bir ceza üzerinde birleşelim' dedik. Böylece recm yerine, yüzü kömürle boyama (tahmîm) ve kırbaçlama üzerinde birleştik." dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah'ım! Onlar Senin emrini öldürdüklerinde (uygulamadan kaldırdıklarında), onu ihya edenlerin ilki benim" buyurdu. Sonra onun hakkında emretti ve o kişi recmedildi.
2559. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ كُنْتُ رَاجِمًا أَحَدًا بِغَيْرِ بَيِّنَةٍ لَرَجَمْتُ فُلاَنَةَ فَقَدْ ظَهَرَ فِيهَا الرِّيبَةُ فِي مَنْطِقِهَا وَهَيْئَتِهَا وَمَنْ يَدْخُلُ عَلَيْهَا " .
Bize Abbâs b. Velîd ed-Dımaşkî anlattı. Bize Zeyd b. Yahya b. Ubeyd anlattı. Bize Leys b. Sa'd anlattı. O Ubeydullah b. Ebî Ca'fer'den, o Ebû'l-Esved'den, o Urve'den, o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer delilsiz (beyyine olmaksızın) birini recmedecek olsaydım, falan kadını recmederdim. Çünkü konuşmasında, görünüşünde ve yanına girip çıkanlar konusunda şüphe(li durumlar) ortaya çıkmıştır."
2560. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ ذَكَرَ ابْنُ عَبَّاسٍ الْمُتَلاَعِنَيْنِ . فَقَالَ لَهُ ابْنُ شَدَّادٍ هِيَ الَّتِي قَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ كُنْتُ رَاجِمًا أَحَدًا بِغَيْرِ بَيِّنَةٍ لَرَجَمْتُهَا " . فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ تِلْكَ امْرَأَةٌ أَعْلَنَتْ .
Bize Ebû Bekir b. Hallâd el-Bâhilî anlattı. Bize Süfyân anlattı. O Ebû Zinâd'dan, o da Kâsım b. Muhammed'den naklettiğine göre; İbn Abbâs, (haklarında) lian yapanları (mülâane) zikretti. İbn Şeddâd ona: "O (kadın), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hakkında: 'Eğer birini delilsiz recmedecek olsaydım onu recmederdim' buyurduğu kadın mıdır?" dedi. İbn Abbâs: "O, (kötülüğünü) açığa vuran bir kadındı" dedi.
2561. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ وَجَدْتُمُوهُ يَعْمَلُ عَمَلَ قَوْمِ لُوطٍ فَاقْتُلُوا الْفَاعِلَ وَالْمَفْعُولَ بِهِ " .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh ve Ebû Bekir b. Hallâd anlattı. Dediler ki: Bize Abdülazîz b. Muhammed anlattı. O Amr b. Ebî Amr'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kimi Lût kavminin işini (eşcinsellik) yaparken bulursanız, yapanı da yapılanı da öldürün."
2562. Hadis
حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ، أَخْبَرَنِي عَاصِمُ بْنُ عُمَرَ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الَّذِي يَعْمَلُ عَمَلَ قَوْمِ لُوطٍ قَالَ " ارْجُمُوا الأَعْلَى وَالأَسْفَلَ ارْجُمُوهُمَا جَمِيعًا " .
Bize Yunus b. Abdilalâ anlattı. Bana Abdullah b. Nâfi haber verdi. Bana Âsım b. Ömer haber verdi. O Süheyl'den, o babasından, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Lût kavminin işini yapan hakkında şöyle buyurdu: "Üsttekini de alttakini de recmedin, ikisini de recmedin."
2563. Hadis
حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَى أُمَّتِي عَمَلُ قَوْمِ لُوطٍ " .
Bize Ezher b. Mervân anlattı. Bize Abdülvâris b. Saîd anlattı. Bize Kâsım b. Abdülvâhid anlattı. O Abdullah b. Muhammed b. Akîl'den, o da Câbir b. Abdullah'tan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Lût kavminin işidir (eşcinsellik)."
2564. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ وَقَعَ عَلَى ذَاتِ مَحْرَمٍ فَاقْتُلُوهُ وَمَنْ وَقَعَ عَلَى بَهِيمَةٍ فَاقْتُلُوهُ وَاقْتُلُوا الْبَهِيمَةَ " .
Bize Abdurrahman b. İbrahim ed-Dımaşkî anlattı. Bize İbn Ebî Füdeyk anlattı. O İbrahim b. İsmail'den, o Dâvûd b. Husayn'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir mahrem akrabasıyla ilişkiye girerse onu öldürün. Kim bir hayvanla ilişkiye girerse onu da öldürün, hayvanı da öldürün."
2565. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، وَشِبْلٍ، قَالُوا كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ رَجُلٌ عَنِ الأَمَةِ تَزْنِي قَبْلَ أَنْ تُحْصَنَ . فَقَالَ " اجْلِدْهَا فَإِنْ زَنَتْ فَاجْلِدْهَا فَإِنْ زَنَتْ فَاجْلِدْهَا " . ثُمَّ قَالَ فِي الثَّالِثَةِ أَوْ فِي الرَّابِعَةِ " فَبِعْهَا وَلَوْ بِحَبْلٍ مِنْ شَعَرٍ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. O Zührî'den, o Ubeydullah b. Abdullah'tan, o Ebû Hureyre, Zeyd b. Hâlid ve Şibl'den naklettiğine göre; Şöyle dediler: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanındaydık. Bir adam ona, evlenmeden önce zina eden cariyenin durumunu sordu. Buyurdu ki: "Ona celde (değnek cezası) uygula. Eğer (yine) zina ederse ona celde uygula. Eğer (yine) zina ederse ona celde uygula." Sonra üçüncüde veya dördüncüde şöyle buyurdu: "Onu kıldan bir ip karşılığında bile olsa sat."
2566. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عَمَّارِ بْنِ أَبِي فَرْوَةَ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ مُسْلِمٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ عُرْوَةَ حَدَّثَهُ أَنَّ عَمْرَةَ بِنْتَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ حَدَّثَتْهُ أَنَّ عَائِشَةَ حَدَّثَتْهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا زَنَتِ الأَمَةُ فَاجْلِدُوهَا فَإِنْ زَنَتْ فَاجْلِدُوهَا فَإِنْ زَنَتْ فَاجْلِدُوهَا فَإِنْ زَنَتْ فَاجْلِدُوهَا ثُمَّ بِيعُوهَا وَلَوْ بِضَفِيرٍ " . وَالضَّفِيرُ الْحَبْلُ .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Dedi ki: Bize Leys b. Sa'd haber verdi. O Yezîd b. Ebî Habîb'den, o Ammâr b. Ebî Ferve'den naklettiğine göre; Muhammed b. Müslim ona anlatmış, Urve ona anlatmış, Amre bint Abdurrahman ona anlatmış, Âişe de ona anlatmış ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cariye zina ederse ona değnek vurun. Eğer (tekrar) zina ederse ona değnek vurun. Eğer (tekrar) zina ederse ona değnek vurun. Eğer (tekrar) zina ederse ona değnek vurun. Sonra onu bir örgü (ip) karşılığında bile olsa satın." (Ravi dedi ki:) "Dafîr", ip demektir.
2567. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا نَزَلَ عُذْرِي قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ فَذَكَرَ ذَلِكَ وَتَلاَ الْقُرْآنَ فَلَمَّا نَزَلَ أَمَرَ بِرَجُلَيْنِ وَامْرَأَةٍ فَضُرِبُوا حَدَّهُمْ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize İbn Ebî Adî anlattı. O Muhammed b. İshak'tan, o Abdullah b. Ebî Bekir'den, o Amre'den, o da Âişe'den naklettiğine göre; (Âişe) şöyle dedi: "Benim mazeretim (masumluğumu bildiren ayetler) indiğinde, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem minbere çıktı ve bunu zikredip Kur'an'ı (ilgili ayetleri) okudu. (Minberden) inince, iki erkek ve bir kadın hakkında emretti ve onlara had cezaları vuruldu."
2568. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي حَبِيبَةَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ الرَّجُلُ لِلرَّجُلِ يَا مُخَنَّثُ فَاجْلِدُوهُ عِشْرِينَ وَإِذَا قَالَ الرَّجُلُ لِلرَّجُلِ يَا لُوطِيُّ فَاجْلِدُوهُ عِشْرِينَ " .
Bize Abdurrahman b. İbrahim anlattı. Bize İbn Ebî Füdeyk anlattı. Bana İbn Ebî Habîbe anlattı. O Dâvûd b. Husayn'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir adam bir adama 'Ey muhannes (kadınsı)!' derse ona yirmi değnek vurun. Bir adam bir adama 'Ey Lûtî (eşcinsel)!' derse ona yirmi değnek vurun."
2569. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي حُصَيْنٍ، عَنْ عُمَيْرِ بْنِ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الزُّهْرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا مُطَرِّفٌ، سَمِعْتُهُ عَنْ عُمَيْرِ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ مَا كُنْتُ أَدِي مَنْ أَقَمْتُ عَلَيْهِ الْحَدَّ إِلاَّ شَارِبَ الْخَمْرِ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَسُنَّ فِيهِ شَيْئًا إِنَّمَا هُوَ شَىْءٌ جَعَلْنَاهُ نَحْنُ .
Bize İsmail b. Musa anlattı. Bize Şerîk anlattı. O Ebû Husayn'dan, o Umeyr b. Saîd'den. (H) Ve bize Abdullah b. Muhammed ez-Zührî anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. Bize Mutarrif anlattı; o bunu Umeyr b. Saîd'den işitmiş, o da Ali b. Ebî Tâlib'den naklettiğine göre; Ali b. Ebî Tâlib şöyle dedi: "Kendisine had (cezası) uygulayıp da (bu yüzden ölen) hiç kimsenin diyetini ödemedim; ancak içki içen (ve dayaktan ölen) hariç. Çünkü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu konuda (belirli bir miktar) sünnet koymadı. O sadece bizim (içtihatla) belirlediğimiz bir şeydir."
2570. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، جَمِيعًا عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَضْرِبُ فِي الْخَمْرِ بِالنِّعَالِ وَالْجَرِيدِ .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı. Bize Yezîd b. Zürey' anlattı. Bize Saîd anlattı. (H) Ve bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Vekî' anlattı. O Hişâm ed-Destevâî'den. (Her ikisi de) Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklettiğine göre; "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem içki (içen kimse) hakkında ayakkabılarla ve hurma dallarıyla vururdu."
2571. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الدَّانَاجِ، سَمِعْتُ حُضَيْنَ بْنَ الْمُنْذِرِ الرَّقَاشِيَّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ فَيْرُوزَ الدَّانَاجُ، قَالَ حَدَّثَنِي حُضَيْنُ بْنُ الْمُنْذِرِ، قَالَ لَمَّا جِيءَ بِالْوَلِيدِ بْنِ عُقْبَةَ إِلَى عُثْمَانَ قَدْ شَهِدُوا عَلَيْهِ قَالَ لِعَلِيٍّ دُونَكَ ابْنَ عَمِّكَ فَأَقِمْ عَلَيْهِ الْحَدَّ . فَجَلَدَهُ عَلِيٌّ وَقَالَ جَلَدَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرْبَعِينَ وَجَلَدَ أَبُو بَكْرٍ أَرْبَعِينَ وَجَلَدَ عُمَرُ ثَمَانِينَ وَكُلٌّ سُنَّةٌ .
Bize Osman b. Ebî Şeybe anlattı. Bize İbn Uleyye anlattı. O Saîd b. Ebî Arûbe'den, o Abdullah b. ed-Dânâc'dan. (O şöyle dedi:) Hudayn b. el-Münzir er-Rakâşî'yi işittim. (H) Ve bize Muhammed b. Abdülmelik b. Ebî'ş-Şevârib anlattı. Bize Abdülazîz b. el-Muhtâr anlattı. Bize Abdullah b. Feyrûz ed-Dânâc anlattı. Dedi ki: Bana Hudayn b. el-Münzir anlattı. Dedi ki: Velîd b. Ukbe, (içki içtiğine dair) aleyhine şahitlik edilmiş olarak Osman'a getirildiğinde, (Osman) Ali'ye: "Amca oğlunu al ve ona had cezasını uygula" dedi. Ali de ona celde (değnek) vurdu ve şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kırk (değnek) vurdu, Ebû Bekir de kırk vurdu. Ömer ise seksen vurdu. Hepsi de sünnettir."
2572. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا سَكِرَ فَاجْلِدُوهُ فَإِنْ عَادَ فَاجْلِدُوهُ فَإِنْ عَادَ فَاجْلِدُوهُ " . ثُمَّ قَالَ فِي الرَّابِعَةِ " فَإِنْ عَادَ فَاضْرِبُوا عُنُقَهُ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Şebâbe anlattı. O İbn Ebî Zi'b'den, o Hâris'ten, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sarhoş olursa ona değnek vurun. Eğer tekrar ederse (yine) değnek vurun. Eğer tekrar ederse (yine) değnek vurun." Sonra dördüncüde şöyle buyurdu: "Eğer (yine) tekrar ederse boynunu vurun."
2573. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ، عَنْ ذَكْوَانَ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا شَرِبُوا الْخَمْرَ فَاجْلِدُوهُمْ ثُمَّ إِذَا شَرِبُوا فَاجْلِدُوهُمْ ثُمَّ إِذَا شَرِبُوا فَاجْلِدُوهُمْ ثُمَّ إِذَا شَرِبُوا فَاقْتُلُوهُمْ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Şuayb b. İshak anlattı. Bize Saîd b. Ebî Arûbe anlattı. O Âsım b. Behdele'den, o Zekvân Ebû Sâlih'ten, o da Muâviye b. Ebî Süfyân'dan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçki içtiklerinde onlara değnek vurun. Sonra içerlerse onlara değnek vurun. Sonra içerlerse onlara değnek vurun. Sonra içerlerse onları öldürün."
2574. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ، قَالَ كَانَ بَيْنَ أَبْيَاتِنَا رَجُلٌ مُخْدَجٌ ضَعِيفٌ فَلَمْ يُرَعْ إِلاَّ وَهُوَ عَلَى أَمَةٍ مِنْ إِمَاءِ الدَّارِ يَخْبُثُ بِهَا فَرَفَعَ شَأْنَهُ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اجْلِدُوهُ ضَرْبَ مِائَةِ سَوْطٍ " . قَالُوا يَا نَبِيَّ اللَّهِ هُوَ أَضْعَفُ مِنْ ذَلِكَ لَوْ ضَرَبْنَاهُ مِائَةَ سَوْطٍ مَاتَ . قَالَ " فَخُذُوا لَهُ عِثْكَالاً فِيهِ مِائَةُ شِمْرَاخٍ فَاضْرِبُوهُ ضَرْبَةً وَاحِدَةً " . حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Abdullah b. Nümeyr anlattı. Bize Muhammed b. İshak anlattı. O Yakub b. Abdullah b. Eşecc'den, o Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf'ten, o da Saîd b. Sa'd b. Ubâde'den naklettiğine göre; (Saîd) şöyle dedi: Evlerimizin arasında bedensel engelli (zayıf yapılı) bir adam vardı. Onu evin cariyelerinden biriyle zina ederken bulduk (bu bizi dehşete düşürdü). Sa'd b. Ubâde onun durumunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e arz etti. (Resûlullah): "Ona yüz değnek vurun" buyurdu. Dediler ki: "Ey Allah'ın Nebisi! O bundan daha zayıftır. Eğer ona yüz değnek vurursak ölür." Buyurdu ki: "O halde onun için üzerinde yüz dal bulunan bir salkım (hurma dalı) alın ve onunla bir kere vurun." Bize Süfyân b. Vekî' anlattı. Bize Muhâribî anlattı. O Muhammed b. İshak'tan, o Yakub b. Abdullah'tan, o Ebû Ümâme b. Sehl'den, o Sa'd b. Ubâde'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklederek) benzerini zikretti.
2575. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ وَحَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ وَحَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ أَبِي مَعْشَرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ، وَمُوسَى بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلاَحَ فَلَيْسَ مِنَّا " .
Bize Yakub b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize Abdülazîz b. Ebî Hâzim anlattı. O Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, o babasından, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; (Yine Yakub) dedi ki: Ve bize Muğîre b. Abdurrahman anlattı. O İbn Aclân'dan, o babasından, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; (Yine Yakub) dedi ki: Ve bize Enes b. İyâd anlattı. O Ebû Ma'şer'den, o Muhammed b. Ka'b ve Musa b. Yesâr'dan, onlar da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bize silah çekerse bizden değildir."
2576. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ الْبَرَّادِ بْنِ يُوسُفَ بْنِ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلاَحَ فَلَيْسَ مِنَّا " .
Bize Abdullah b. Âmir b. el-Berrâd b. Yusuf b. Büreyd b. Ebî Bürde b. Ebî Musa el-Eş'arî anlattı. Dedi ki: Bize Ebû Üsâme anlattı. O Ubeydullah'tan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bize silah çekerse bizden değildir."
2577. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَيُوسُفُ بْنُ مُوسَى وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْبَرَّادِ قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ شَهَرَ عَلَيْنَا السِّلاَحَ فَلَيْسَ مِنَّا " .
Bize Mahmud b. Ğaylân, Ebû Küreyb, Yusuf b. Musa ve Abdullah b. el-Berrâd anlattılar. Dediler ki: Bize Ebû Üsâme anlattı. O Büreyd'den, o Ebû Bürde'den, o da Ebû Musa el-Eş'arî'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bize silah çekerse bizden değildir."
2578. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ أُنَاسًا، مِنْ عُرَيْنَةَ قَدِمُوا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ فَقَالَ " لَوْ خَرَجْتُمْ إِلَى ذَوْدٍ لَنَا فَشَرِبْتُمْ مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا " . فَفَعَلُوا فَارْتَدُّوا عَنِ الإِسْلاَمِ وَقَتَلُوا رَاعِيَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاسْتَاقُوا ذَوْدَهُ فَبَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ فِي طَلَبِهِمْ فَجِيءَ بِهِمْ فَقَطَعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَرَ أَعْيُنَهُمْ وَتَرَكَهُمْ بِالْحَرَّةِ حَتَّى مَاتُوا .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı. Bize Abdülvehhâb anlattı. Bize Humeyd anlattı. O Enes b. Mâlik'ten naklettiğine göre; Ureyne kabilesinden bazı insanlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde (Medine'ye) geldiler. Medine'nin havası onlara ağır geldi (ve hastalandılar). (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Bizim (zekât) develerimizin yanına çıksanız da sütlerinden ve idrarlarından içseniz?" Onlar da bunu yaptılar (ve iyileştiler. Sonra) İslam'dan döndüler (irtidad ettiler), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in çobanını öldürdüler ve develerini sürüp götürdüler. Resûlullah (onların yakalanması için) peşlerinden (bir birlik) gönderdi. Onlar yakalanıp getirildiler. (Resûlullah) ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini oydu (veya mil çekti) ve onları Harre mevkiinde ölene kadar terk etti.
2579. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ أَبِي الْوَزِيرِ، حَدَّثَنَا الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ قَوْمًا، أَغَارُوا عَلَى لِقَاحِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَطَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ .
Bize Muhammed b. Beşşâr ve Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. Dediler ki: Bize İbrahim b. Ebî'l-Vezîr anlattı. Bize Derâverdî anlattı. O Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den naklettiğine göre; Bir topluluk Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sağmal develerini yağmaladı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onların ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi.
2580. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ قُتِلَ دُونَ مَالِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Süfyân anlattı. O Zührî'den, o Talha b. Abdullah b. Avf'tan, o da Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Kim malı uğrunda (onu savunurken) öldürülürse o şehittir.'
2581. Hadis
حَدَّثَنَا الْخَلِيلُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ سِنَانٍ الْجَزَرِيُّ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أُتِيَ عِنْدَ مَالِهِ فُقُوتِلَ فَقَاتَلَ فَقُتِلَ فَهُوَ شَهِيدٌ " .
Bize Halîl b. Amr anlattı. Bize Mervân b. Muâviye anlattı. Bize Yezîd b. Sinân el-Cezerî anlattı. O Meymûn b. Mihrân'dan, o da İbn Ömer'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Kimin malına (onu almak için) gelinip onunla savaşılır, o da savaşıp öldürülürse o şehittir.'
2582. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُطَّلِبِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أُرِيدَ مَالُهُ ظُلْمًا فَقُتِلَ فَهُوَ شَهِيدٌ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Ebû Âmir anlattı. Bize Abdülaziz b. el-Muttalib anlattı. O Abdullah b. el-Hasan'dan, o Abdurrahman el-A'rec'den, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Kimin malı haksız yere istenirse ve (bu uğurda) öldürülürse o şehittir.'
2583. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَعَنَ اللَّهُ السَّارِقَ يَسْرِقُ الْبَيْضَةَ فَتُقْطَعُ يَدُهُ وَيَسْرِقُ الْحَبْلَ فَتُقْطَعُ يَدُهُ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Muâviye anlattı. O A'meş'ten, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Allah hırsıza lanet etsin! (O) yumurta çalar da eli kesilir, ip çalar da eli kesilir.'
2584. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بَنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَطَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي مِجَنٍّ قِيمَتُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Alî b. Müshir anlattı. O Ubeydullah'tan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kıymeti üç dirhem olan bir kalkan(ı çalanın elini) kesti.
2585. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ الْعُثْمَانِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عَمْرَةَ، أَخْبَرَتْهُ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ إِلاَّ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا " .
Bize Ebû Mervân el-Usmânî anlattı. Bize İbrahim b. Sa'd anlattı. O İbn Şihâb'dan, o Amre'den, o da Âişe'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'El ancak çeyrek dinar ve yukarısında (bir mal çalan için) kesilir.'
2586. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو وَاقِدٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Ebû Hişâm el-Mahzûmî anlattı. Bize Vuheyb anlattı. Bize Ebû Vâkıd anlattı. O Âmir b. Sa'd'dan, o da babasından naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Hırsızın eli, bir kalkan değerinde (bir şey çaldığı zaman) kesilir.'
2587. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو بِشْرٍ بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ وَأَبُو سَلَمَةَ الْجُوبَارِيُّ يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ قَالُوا حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ عَطَاءِ بْنِ مُقَدَّمٍ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنِ ابْنِ مُحَيْرِيزٍ، قَالَ سَأَلْتُ فَضَالَةَ بْنَ عُبَيْدٍ عَنْ تَعْلِيقِ الْيَدِ، فِي الْعُنُقِ فَقَالَ السُّنَّةُ قَطَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَ رَجُلٍ ثُمَّ عَلَّقَهَا فِي عُنُقِهِ .
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Ebu Bişr Bekr b. Halef, Muhammed b. Beşşâr ve Ebu Seleme el-Cûbârî Yahya b. Halef anlattı. Dediler ki: Bize Ömer b. Ali b. Atâ b. Mukaddem, Haccâc’dan, (o) Mekhûl’den, (o) İbn Muhayrîz’den naklen anlattı. Dedi ki: Fedâle b. Ubeyd’e (kesilen) elin boyna asılmasını sordum. Şöyle dedi: "Sünnet (olan) budur. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adamın elini kesti, sonra onu boynuna astı."
2588. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَنْبَأَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ ثَعْلَبَةَ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عَمْرَو بْنَ سَمُرَةَ بْنِ حَبِيبِ بْنِ عَبْدِ شَمْسٍ، جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي سَرَقْتُ جَمَلاً لِبَنِي فُلاَنٍ فَطَهِّرْنِي . فَأَرْسَلَ إِلَيْهِمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا إِنَّا افْتَقَدْنَا جَمَلاً لَنَا فَأَمَرَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقُطِعَتْ يَدُهُ . قَالَ ثَعْلَبَةُ أَنَا أَنْظُرُ إِلَيْهِ حِينَ وَقَعَتْ يَدُهُ وَهُوَ يَقُولُ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي طَهَّرَنِي مِنْكِ أَرَدْتِ أَنْ تُدْخِلِي جَسَدِي النَّارَ .
Bize Muhammed b. Yahya anlattı. Bize İbn Ebi Meryem anlattı. Bize İbn Lehîa haber verdi, Yezîd b. Ebi Habîb’den, (o) Abdurrahman b. Sa’lebe el-Ensârî’den, (o) babasından naklen. Amr b. Semure b. Habîb b. Abdişems, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben Filan oğullarına ait bir deve çaldım, beni temizle" dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem onlara (haber) gönderdi. Onlar: "Biz bir devemizi kaybettik" dediler. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında emir verdi ve eli kesildi. Sa’lebe dedi ki: "Ben, eli düştüğü sırada ona bakıyordum; o şöyle diyordu: 'Beni senden temizleyen Allah'a hamdolsun. Sen benim vücudumu ateşe sokmak istedin.'"
2589. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ أَبِي عَوَانَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا سَرَقَ الْعَبْدُ فَبِيعُوهُ وَلَوْ بِنَشٍّ " .
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Ebu Üsâme, Ebu Avâne'den, (o) Ömer b. Ebi Seleme'den, (o) babasından, (o) Ebu Hureyre'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Köle hırsızlık yaparsa, onu bir neşş (yirmi dirhem) karşılığında bile olsa satın."
2590. Hadis
حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ تَمِيمٍ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ عَبْدًا، مِنْ رَقِيقِ الْخُمُسِ سَرَقَ مِنَ الْخُمُسِ فَرُفِعَ ذَلِكَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَقْطَعْهُ وَقَالَ " مَالُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ سَرَقَ بَعْضُهُ بَعْضًا " .
Bize Cübâre b. el-Muğallis anlattı. Bize Haccâc b. Temîm, Meymûn b. Mihrân'dan, (o) İbn Abbâs'tan naklen anlattı. Hums (ganimetin beşte biri) kölelerinden bir köle, humstan (bir şey) çaldı. Bu durum Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürüldü. (Peygamber) onun elini kesmedi ve şöyle buyurdu: "Allah azze ve celle'nin malı, bazısı bazısını çaldı."
2591. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يُقْطَعُ الْخَائِنُ وَلاَ الْمُنْتَهِبُ وَلاَ الْمُخْتَلِسُ " .
Muhammed b. Beşşar bize anlattı, Ebu Asım bize anlattı, İbn Cüreyc'den, (o) Ebu'z-Zübeyr'den, (o) Cabir b. Abdullah'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Haine, müntehibe ve muhtelise el kesme cezası uygulanmaz."
2592. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَاصِمِ بْنِ جَعْفَرٍ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ بْنُ فَضَالَةَ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لَيْسَ عَلَى الْمُخْتَلِسِ قَطْعٌ " .
Muhammed b. Yahya bize anlattı, Muhammed b. Asım b. Cafer el-Mısri bize anlattı, Mufaddal b. Fedale bize anlattı, Yunus b. Yezid'den, (o) İbn Şihab'dan, (o) İbrahim b. Abdurrahman b. Avf'tan, (o da) babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Muhtelise el kesme cezası yoktur."
2593. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَمِّهِ، وَاسِعِ بْنِ حَبَّانَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ " .
Ali b. Muhammed bize anlattı, Veki' bize anlattı, Süfyan'dan, (o) Yahya b. Said'den, (o) Muhammed b. Yahya b. Habban'dan, (o) amcası Vasi' b. Habban'dan, (o) Rafi' b. Hadic'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Meyve ve hurma özünde el kesme (cezası) yoktur."
2594. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَخِيهِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ " .
Hişam b. Ammar bize anlattı, Sa'd b. Said el-Makburi bize anlattı, kardeşi (Abdullah b. Said)'den, (o) babasından, (o) Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Meyve ve hurma özünde el kesme (cezası) yoktur."
2595. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَفْوَانَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ نَامَ فِي الْمَسْجِدِ وَتَوَسَّدَ رِدَاءَهُ فَأُخِذَ مِنْ تَحْتِ رَأْسِهِ فَجَاءَ بِسَارِقِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُقْطَعَ فَقَالَ صَفْوَانُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَمْ أُرِدْ هَذَا رِدَائِي عَلَيْهِ صَدَقَةٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَهَلاَّ قَبْلَ أَنْ تَأْتِيَنِي بِهِ " .
Ebu Bekr b. Ebi Şeybe bize anlattı, Şebabe bize anlattı, Malik b. Enes'ten, (o) Zühri'den, (o) Abdullah b. Safvan'dan, (o) babasından; o (babası) Mescid'de uyudu ve ridasını (üst giysisini) yastık yaptı. (Ridası) başının altından alındı. Hırsızı Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun (elinin) kesilmesini emretti. Safvan dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben bunu istemedim. Ridam ona sadaka olsun." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onu bana getirmeden önce yapsaydın ya!"
2596. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ كَثِيرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ مُزَيْنَةَ سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الثِّمَارِ فَقَالَ " مَا أُخِذَ فِي أَكْمَامِهِ فَاحْتُمِلَ فَثَمَنُهُ وَمِثْلُهُ مَعَهُ وَمَا كَانَ فِي الْجِرَانِ فَفِيهِ الْقَطْعُ إِذَا بَلَغَ ذَلِكَ ثَمَنَ الْمِجَنِّ وَإِنْ أَكَلَ وَلَمْ يَأْخُذْ فَلَيْسَ عَلَيْهِ " . قَالَ الشَّاةُ الْحَرِيسَةُ مِنْهُنَّ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " ثَمَنُهَا وَمِثْلُهُ مَعَهُ وَالنَّكَالُ وَمَا كَانَ فِي الْمُرَاحِ فَفِيهِ الْقَطْعُ إِذَا كَانَ مَا يَأْخُذُ مِنْ ذَلِكَ ثَمَنَ الْمِجَنِّ " .
Ali b. Muhammed bize anlattı, Ebu Usame bize anlattı, Velid b. Kesir'den, (o) Amr b. Şuayb'dan, (o) babasından, (o) dedesinden; Müzeyne'den bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e meyveleri(n hükmünü) sordu. Şöyle buyurdu: "(Henüz) tomurcuklarında (dalında) iken alınıp götürülen şeyde, değeri ve onunla birlikte bir misli (ceza) vardır. Harman yerine konulanda ise, eğer bu kalkan değerine ulaşırsa el kesme vardır. Eğer yer de (yanında) götürmezse ona bir şey yoktur." Adam: "Ya meradaki (otlaktaki) koyun (hırsızlığı) ey Allah'ın Resûlü?" dedi. Buyurdu ki: "Onun değeri ve onunla birlikte bir misli (tazminat) ve dayak cezası vardır. Ağılda olandan alınan miktar kalkan değerine ulaşırsa, onda el kesme vardır."
2597. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، سَمِعْتُ أَبَا الْمُنْذِرِ، - مَوْلَى أَبِي ذَرٍّ - يَذْكُرُ أَنَّ أَبَا أُمَيَّةَ، حَدَّثَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِلِصٍّ فَاعْتَرَفَ اعْتِرَافًا وَلَمْ يُوجَدْ مَعَهُ الْمَتَاعُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا إِخَالُكَ سَرَقْتَ " . قَالَ بَلَى . ثُمَّ قَالَ " مَا إِخَالُكَ سَرَقْتَ " . قَالَ بَلَى . فَأَمَرَ بِهِ فَقُطِعَ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " قُلْ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ " . قَالَ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ . قَالَ " اللَّهُمَّ تُبْ عَلَيْهِ " . مَرَّتَيْنِ .
Hişam b. Ammar bize anlattı, Said b. Yahya bize anlattı, Hammad b. Seleme bize anlattı, İshak b. Ebi Talha'dan; (o) Ebu'l-Munzir'i -Ebu Zer'in azatlısı- şöyle anlatırken işitti: Ebu Umeyye ona anlatmış ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir hırsız getirildi. (Hırsız) açıkça itiraf etti, (fakat) eşya onun üzerinde bulunmadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Senin çaldığını sanmıyorum," buyurdu. (Adam): "Bilakis (çaldım)," dedi. Sonra (Resûlullah) yine: "Senin çaldığını sanmıyorum," buyurdu. (Adam): "Bilakis (çaldım)," dedi. Bunun üzerine (Resûlullah) emretti ve (eli) kesildi. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "'Allah'tan mağfiret dilerim ve O'na tövbe ederim' de," buyurdu. (Adam): "Allah'tan mağfiret dilerim ve O'na tövbe ederim," dedi. (Resûlullah) iki defa: "Allah'ım! Onun tövbesini kabul et," buyurdu.
2598. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ الرَّقِّيُّ، وَأَيُّوبُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْوَزَّانُ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا مُعَمَّرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، أَنْبَأَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ أَرْطَاةَ، عَنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ اسْتُكْرِهَتِ امْرَأَةٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَرَأَ عَنْهَا الْحَدَّ وَأَقَامَهُ عَلَى الَّذِي أَصَابَهَا . وَلَمْ يَذْكُرْ أَنَّهُ جَعَلَ لَهَا مَهْرًا .
Ali b. Meymun er-Rakka, Eyyub b. Muhammed el-Vezzan ve Abdullah b. Said bize anlattılar; dediler ki: Muammer b. Süleyman bize anlattı, Haccac b. Ertat bize haber verdi, Abdulcebbar b. Vail'den, (o) babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir kadın zorlandı (tecavüze uğradı). (Resûlullah) ondan had cezasını düşürdü ve ona tecavüz edene (had cezasını) uyguladı. Ona bir mehir belirlediğini zikretmedi.
2599. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، ح وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَرَفَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ الأَبَّارُ، جَمِيعًا عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تُقَامُ الْحُدُودُ فِي الْمَسَاجِدِ " .
Süveyd b. Said bize anlattı, Ali b. Müshir bize anlattı. (H) Ve Hasan b. Arafe bize anlattı, Ebu Hafs el-Ebbar bize anlattı; hepsi İsmail b. Müslim'den, (o) Amr b. Dinar'dan, (o) Tavus'tan, (o) İbn Abbas'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mescitlerde had (cezaları) uygulanmaz."
2600. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، أَنَّهُ سَمِعَ عَمْرَو بْنَ شُعَيْبٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ جَلْدِ الْحَدِّ فِي الْمَسَاجِدِ .
Muhammed b. Rumh bize anlattı, Abdullah b. Lehia bize haber verdi, Muhammed b. Aclan'dan; o Amr b. Şuayb'ı anlatırken işitmiş, (o) babasından, (o) dedesinden; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescitlerde had celdesinin (sopa cezasının) vurulmasını yasakladı.
2601. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ نِيَارٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ " لاَ يُجْلَدُ أَحَدٌ فَوْقَ عَشْرِ جَلَدَاتٍ إِلاَّ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ " .
Muhammed b. Rumh bize anlattı, Leys b. Sa'd bize haber verdi, Yezid b. Ebi Habib'den, (o) Bukeyr b. Abdullah b. el-Eşecc'den, (o) Süleyman b. Yesar'dan, (o) Abdurrahman b. Cabir b. Abdullah'tan, (o) Ebu Burde b. Niyar'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'ın hadlerinden (sabit cezalarından) bir had dışında, kimseye on sopadan fazla vurulmaz."
2602. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ كَثِيرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُعَزِّرُوا فَوْقَ عَشَرَةِ أَسْوَاطٍ " .
Hişam b. Ammar bize anlattı, İsmail b. Ayyaş bize anlattı, Abbad b. Kesir bize anlattı, Yahya b. Ebi Kesir'den, (o) Ebu Seleme'den, (o) Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "On kırbaçtan fazla ta'zir (sopa cezası) uygulamayın."
2603. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَصَابَ مِنْكُمْ حَدًّا فَعُجِّلَتْ لَهُ عُقُوبَتُهُ فَهُوَ كَفَّارَتُهُ وَإِلاَّ فَأَمْرُهُ إِلَى اللَّهِ " .
Muhammed b. el-Müsenna bize anlattı, Abdulvehhab ve İbn Ebi Adi bize anlattı, Halid el-Hazza'dan, (o) Ebu Kilabe'den, (o) Ebu'l-Eş'as'tan, (o) Ubade b. Samit'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden kim bir had (suçu) işler de cezası kendisine (dünyada) hemen verilirse, bu onun kefaretidir. Aksi takdirde işi Allah'a kalmıştır."
2604. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَمَّالُ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَصَابَ فِي الدُّنْيَا ذَنْبًا فَعُوقِبَ بِهِ فَاللَّهُ أَعْدَلُ مِنْ أَنْ يُثَنِّيَ عُقُوبَتَهُ عَلَى عَبْدِهِ وَمَنْ أَذْنَبَ ذَنْبًا فِي الدُّنْيَا فَسَتَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ فَاللَّهُ أَكْرَمُ مِنْ أَنْ يَعُودَ فِي شَىْءٍ قَدْ عَفَا عَنْهُ " .
Harun b. Abdullah el-Hammal bize anlattı, Haccac b. Muhammed bize anlattı, Yunus b. Ebi İshak bize anlattı, Ebu İshak'tan, (o) Ebu Cuhayfe'den, (o) Ali'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim dünyada bir günah işler ve bundan dolayı cezalandırılırsa, Allah kuluna cezasını ikinci kez (ahirette) vermekten daha adildir. Kim de dünyada bir günah işler ve Allah onu(n günahını) örterse, Allah affettiği bir şeye geri dönmekten daha kerimdir."
2605. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْمَدِينِيُّ أَبُو عُبَيْدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ الأَنْصَارِيَّ، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ الرَّجُلُ يَجِدُ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً أَيَقْتُلُهُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ " . قَالَ سَعْدٌ بَلَى وَالَّذِي أَكْرَمَكَ بِالْحَقِّ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اسْمَعُوا مَا يَقُولُ سَيِّدُكُمْ " .
Ahmed b. Abde ve Muhammed b. Ubeyd el-Medini Ebu Ubeyd bize anlattılar; dediler ki: Abdulaziz b. Muhammed ed-Deraverdi bize anlattı, Süheyl b. Ebi Salih'ten, (o) babasından, (o) Ebu Hureyre'den; Sa'd b. Ubade el-Ensari dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Bir adam hanımıyla birlikte bir adam bulursa onu öldürsün mü?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Hayır," buyurdu. Sa'd: "Bilakis (öldürmeli), seni hak ile ikram edene yemin olsun ki (ben olsam öldürürdüm)!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Efendinizin ne dediğini dinleyin!" buyurdu.
2606. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الْفَضْلِ بْنِ دَلْهَمٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ حُرَيْثٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الْمُحَبِّقِ، قَالَ قِيلَ لأَبِي ثَابِتٍ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ حِينَ نَزَلَتْ آيَةُ الْحُدُودِ وَكَانَ رَجُلاً غَيُورًا أَرَأَيْتَ لَوْ أَنَّكَ وَجَدْتَ مَعَ أُمِّ ثَابِتٍ رَجُلاً أَىَّ شَىْءٍ كُنْتَ تَصْنَعُ قَالَ كُنْتُ ضَارِبَهُمَا بِالسَّيْفِ أَنْتَظِرُ حَتَّى أَجِيءَ بِأَرْبَعَةٍ إِلَى مَا ذَاكَ قَدْ قَضَى حَاجَتَهُ وَذَهَبَ . أَوْ أَقُولُ رَأَيْتُ كَذَا وَكَذَا فَتَضْرِبُونِي الْحَدَّ وَلاَ تَقْبَلُوا لِي شَهَادَةً أَبَدًا . قَالَ فَذُكِرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " كَفَى بِالسَّيْفِ شَاهِدًا " . ثُمَّ قَالَ " لاَ إِنِّي أَخَافُ أَنْ يَتَتَايَعَ فِي ذَلِكَ السَّكْرَانُ وَالْغَيْرَانُ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ يَعْنِي ابْنَ مَاجَهْ سَمِعْتُ أَبَا زُرْعَةَ يَقُولُ هَذَا حَدِيثُ عَلِيِّ بْنِ مُحَمَّدٍ الطَّنَافِسِيِّ وَفَاتَنِي مِنْهُ .
Ali b. Muhammed bize anlattı, Veki' bize anlattı, Fazl b. Delhem'den, (o) Hasan'dan, (o) Kabisa b. Hureys'ten, (o) Seleme b. el-Muhabbik'ten; dedi ki: Hudûd ayeti indiği zaman Ebu Sabit Sa'd b. Ubade'ye -ki o kıskanç bir adamdı- şöyle denildi: "Ne dersin, Ümmü Sabit ile birlikte bir adam bulsan ne yapardın?" (Sa'd) dedi ki: "İkisine de kılıçla vururdum! Ben dört (şahit) getirinceye kadar bekleyecek miyim? O zamana kadar o işini görmüş ve gitmiş olur. Yahut ben şöyle şöyle gördüm derim de siz bana had (iftira cezası) vurursunuz ve şahitliğimi ebediyen kabul etmezsiniz (öyle mi)?" Dedi ki: Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikredildi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Şahit olarak kılıç yeter." Sonra (devamla) şöyle buyurdu: "Hayır. Çünkü ben sarhoşun ve kıskancın bu işe (hemen) girişmesinden korkarım." Ebu Abdullah -yani İbn Mace- dedi ki: Ebu Zur'a'yı şöyle derken işittim: "Bu, Ali b. Muhammed et-Tanafisi'nin hadisidir ve ben onu ondan (dinlemeyi) kaçırdım."
2607. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، ح وَحَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، جَمِيعًا عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ مَرَّ بِي خَالِي - سَمَّاهُ هُشَيْمٌ فِي حَدِيثِهِ الْحَارِثَ بْنَ عَمْرٍو - وَقَدْ عَقَدَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِوَاءً فَقُلْتُ لَهُ أَيْنَ تُرِيدُ فَقَالَ بَعَثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى رَجُلٍ تَزَوَّجَ امْرَأَةَ أَبِيهِ مِنْ بَعْدِهِ فَأَمَرَنِي أَنْ أَضْرِبَ عُنُقَهُ .
İsmail b. Musa bize anlattı, Hüşeym bize anlattı. (H) Ve Sehl b. Ebi Sehl bize anlattı, Hafs b. Gıyas bize anlattı; hepsi Eş'as'tan, (o) Adiy b. Sabit'ten, (o) Bera b. Azib'den; dedi ki: Dayım bana uğradı -Hüşeym hadisinde onun ismini Haris b. Amr olarak zikretti- ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun için bir sancak bağlamıştı. Ona: "Nereye (gitmek) istiyorsun?" dedim. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni, babasından sonra babasının hanımıyla evlenen bir adama gönderdi ve bana onun boynunu vurmamı emretti."
2608. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ابْنُ أَخِي الْحُسَيْنِ الْجُعْفِيِّ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مَنَازِلَ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ أَبِي كَرِيمَةَ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ قُرَّةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَعَثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى رَجُلٍ تَزَوَّجَ امْرَأَةَ أَبِيهِ أَنْ أَضْرِبَ عُنُقَهُ وَأُصَفِّيَ مَالَهُ .
Muhammed b. Abdurrahman İbn Ahi'l-Hüseyin el-Cu'fi bize anlattı, Yusuf b. Menazil et-Teymi bize anlattı, Abdullah b. İdris bize anlattı, Halid b. Ebi Kerime'den, (o) Muaviye b. Kurre'den, (o) babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni, babasının hanımıyla evlenen bir adama, boynunu vurmam ve malına el koymam için gönderdi.
2609. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الضَّيْفِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ انْتَسَبَ إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ أَوْ تَوَلَّى غَيْرَ مَوَالِيهِ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ " .
Ebu Bişr Bekr b. Halef bize anlattı, İbn Ebi'd-Dayf bize anlattı, Abdullah b. Osman b. Huseym bize anlattı, Said b. Cübeyr'den, (o) İbn Abbas'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim babasından başkasına intisap eder (soyunun ondan geldiğini iddia eder) veya efendilerinden başkasını veli edinirse (kendine mevla sayarsa), Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun."
2610. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدًا، وَأَبَا، بَكْرَةَ وَكُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا يَقُولُ سَمِعَتْ أُذُنَاىَ، وَوَعَى، قَلْبِي مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ وَهُوَ يَعْلَمُ أَنَّهُ غَيْرُ أَبِيهِ فَالْجَنَّةُ عَلَيْهِ حَرَامٌ " .
Ali b. Muhammed bize anlattı, Ebu Muaviye bize anlattı, Asım el-Ahvel'den, (o) Ebu Osman en-Nehdi'den; dedi ki: Ben Sa'd'ı ve Ebu Bekre'yi işittim, her ikisi de şöyle diyordu: Kulaklarım Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitti ve kalbim (bunu) ezberledi: "Kim babası olmadığını bildiği halde babasından başkasına (baba diye) iddia ederse (intisap ederse), cennet ona haramdır."
2611. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ لَمْ يَرَحْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ وَإِنَّ رِيحَهَا لَيُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ خَمْسِمِائَةِ عَامٍ " .
Muhammed b. es-Sabbah bize anlattı, Süfyan bize haber verdi, Abdulkerim'den, (o) Mücahid'den, (o) Abdullah b. Amr'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim babasından başkasına intisap ederse cennetin kokusunu alamaz. Oysa onun kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur."
2612. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، ح وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ حَيَّانَ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُغِيرَةِ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَقِيلِ بْنِ طَلْحَةَ السُّلَمِيِّ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ هَيْصَمٍ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَفْدِ كِنْدَةَ وَلاَ يَرَوْنِي أَفْضَلَهُمْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَسْتُمْ مِنَّا . فَقَالَ " نَحْنُ بَنُو النَّضْرِ بْنِ كِنَانَةَ لاَ نَقْفُو أُمَّنَا وَلاَ نَنْتَفِي مِنْ أَبِينَا " . قَالَ فَكَانَ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ يَقُولُ لاَ أُوتَى بِرَجُلٍ نَفَى رَجُلاً مِنْ قُرَيْشٍ مِنَ النَّضْرِ بْنِ كِنَانَةَ إِلاَّ جَلَدْتُهُ الْحَدَّ .
Ebu Bekr b. Ebi Şeybe bize anlattı, Yezid b. Harun bize anlattı, Hammad b. Seleme bize anlattı. (H) Ve Muhammed b. Yahya bize anlattı, Süleyman b. Harb bize anlattı. (H) Ve Harun b. Hayyan bize anlattı, Abdulaziz b. Mugire bize haber verdi; dediler ki: Hammad b. Seleme bize anlattı, Akil b. Talha es-Sülemi'den, (o) Müslim b. Heysam'dan, (o) Eş'as b. Kays'tan; dedi ki: Kinde heyeti içinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. (Kabilem) beni kendilerinin en üstünü görmüyorlardı. Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Siz bizden değil misiniz?" Buyurdu ki: "Biz Nadr b. Kinane oğullarıyız. Biz annemize iftira etmeyiz (soyumuzu başkasına dayandırmayız) ve babamızı reddetmeyiz." (Ravi) dedi ki: Eş'as b. Kays (şöyle) derdi: "Bana, Kureyş'ten bir adamın Nadr b. Kinane'den olduğunu inkar eden bir adam getirilirse, mutlaka ona had (cezası) vururum."
2613. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ الْجُرْجَانِيُّ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ الْعَلاَءِ، أَنَّهُ سَمِعَ بِشْرَ بْنَ نُمَيْرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ مَكْحُولاً، يَقُولُ إِنَّهُ سَمِعَ يَزِيدَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ صَفْوَانَ بْنَ أُمَيَّةَ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ عَمْرُو بْنُ قُرَّةَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ قَدْ كَتَبَ عَلَىَّ الشِّقْوَةَ فَمَا أُرَانِي أُرْزَقُ إِلاَّ مِنْ دُفِّي بِكَفِّي فَأْذَنْ لِي فِي الْغِنَاءِ فِي غَيْرِ فَاحِشَةٍ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ آذَنُ لَكَ وَلاَ كَرَامَةَ وَلاَ نُعْمَةَ عَيْنٍ كَذَبْتَ أَىْ عَدُوَّ اللَّهِ لَقَدْ رَزَقَكَ اللَّهُ طَيِّبًا حَلاَلاً فَاخْتَرْتَ مَا حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْكَ مِنْ رِزْقِهِ مَكَانَ مَا أَحَلَّ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لَكَ مِنْ حَلاَلِهِ . وَلَوْ كُنْتُ تَقَدَّمْتُ إِلَيْكَ لَفَعَلْتُ بِكَ وَفَعَلْتُ قُمْ عَنِّي وَتُبْ إِلَى اللَّهِ أَمَا إِنَّكَ إِنْ فَعَلْتَ بَعْدَ التَّقْدِمَةِ إِلَيْكَ ضَرَبْتُكَ ضَرْبًا وَجِيعًا وَحَلَقْتُ رَأْسَكَ مُثْلَةً وَنَفَيْتُكَ مِنْ أَهْلِكَ وَأَحْلَلْتُ سَلَبَكَ نُهْبَةً لِفِتْيَانِ أَهْلِ الْمَدِينَةِ " . فَقَامَ عَمْرٌو وَبِهِ مِنَ الشَّرِّ وَالْخِزْىِ مَا لاَ يَعْلَمُهُ إِلاَّ اللَّهُ فَلَمَّا وَلَّى قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " هَؤُلاَءِ الْعُصَاةُ مَنْ مَاتَ مِنْهُمْ بِغَيْرِ تَوْبَةٍ حَشَرَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَمَا كَانَ فِي الدُّنْيَا مُخَنَّثًا عُرْيَانًا لاَ يَسْتَتِرُ مِنَ النَّاسِ بِهُدْبَةٍ كُلَّمَا قَامَ صُرِعَ " .
Hasan b. Ebi'r-Rabi el-Cürcani bize anlattı, Abdurrezzak bize haber verdi, Yahya b. el-Ala bana haber verdi; Bişr b. Nümeyr'den işitmiş, (o) Mekhul'den işitmiş, şöyle diyordu: Yezid b. Abdullah'tan işitmiş, (o) Safvan b. Ümeyye'den işitmiş; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanındaydık. Amr b. Kurre geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Allah bana şakiliği (sefaleti) yazmış. Ben rızkımı ancak avcumla defimden (çalarak) kazanacağımı görüyorum. Bana çirkin (fuhuş) olmayan şekilde şarkı söylemem için izin ver," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sana izin vermiyorum, (sana) ikram da yok, göz aydınlığı da yok! Yalan söyledin ey Allah'ın düşmanı! Allah sana temiz ve helal rızık verdi, fakat sen Allah'ın helalinden sana helal kıldığı şeylerin yerine, rızkından sana haram kıldığı şeyi seçtin. Eğer seni (daha önce) uyarmış olsaydım, sana (şunu şunu) yapardım. Kalk yanımdan ve Allah'a tövbe et! Şunu bil ki, sana yapılan uyarıdan sonra (bunu) yaparsan, sana can yakıcı bir dayak atarım, ibret-i alem olsun diye başını tıraş ederim, seni ailenden sürgün ederim ve malını Medine'nin gençlerine yağma olarak helal kılarım." Amr kalktı; üzerinde sadece Allah'ın bildiği bir şer ve rezillik vardı. O dönüp gidince Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bu isyankarlar... Onlardan kim tövbe etmeden ölürse, Allah Azza ve Celle onu Kıyamet günü dünyada olduğu gibi muhannes, çıplak, insanlardan (avretini örtecek) bir iplik parçasıyla bile örtünmemiş olarak haşreder; her ayağa kalktığında yere yıkılır."
2614. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا فَسَمِعَ مُخَنَّثًا وَهُو يَقُولُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ إِنْ يَفْتَحِ اللَّهُ الطَّائِفَ غَدًا دَلَلْتُكَ عَلَى امْرَأَةٍ تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَخْرِجُوهُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ " .
Ebu Bekr b. Ebi Şeybe bize anlattı, Veki' bize anlattı, Hişam b. Urve'den, (o) babasından, (o) Zeyneb bint Ümmü Seleme'den, (o) Ümmü Seleme'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun yanına girdi ve Abdullah b. Ebi Ümeyye'ye şöyle diyen bir muhannesi işitti: "Eğer Allah yarın Taif'i fethederse, sana öyle bir kadın göstereceğim ki; (karşından) gelirken dört (büklüm), giderken sekiz (büklüm) ile gider." Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onları evlerinizden çıkarın," buyurdu.