452. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَاشِدٍ الزَّوْفِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُرَّةَ الزَّوْفِيِّ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ حُذَافَةَ، أَنَّهُ قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ أَمَدَّكُمْ بِصَلاَةٍ هِيَ خَيْرٌ لَكُمْ مِنْ حُمْرِ النَّعَمِ الْوِتْرُ جَعَلَهُ اللَّهُ لَكُمْ فِيمَا بَيْنَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ إِلَى أَنْ يَطْلُعَ الْفَجْرُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَبُرَيْدَةَ وَأَبِي بَصْرَةَ الْغِفَارِيِّ صَاحِبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ خَارِجَةَ بْنِ حُذَافَةَ حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ . وَقَدْ وَهِمَ بَعْضُ الْمُحَدِّثِينَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَاشِدٍ الزُّرَقِيِّ وَهُوَ وَهَمٌ فِي هَذَا . وَأَبُو بَصْرَةَ الْغِفَارِيُّ اسْمُهُ حُمَيْلُ بْنُ بَصْرَةَ وَقَالَ بَعْضُهُمْ جَمِيلُ بْنُ بَصْرَةَ وَلاَ يَصِحُّ . وَأَبُو بَصْرَةَ الْغِفَارِيُّ رَجُلٌ آخَرُ يَرْوِي عَنْ أَبِي ذَرٍّ وَهُوَ ابْنُ أَخِي أَبِي ذَرٍّ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys b. Sa’d anlattı; Yezîd b. Ebî Habîb’den; Abdullah b. Râşid ez-Zevfî’den; Abdullah b. Ebî Murre ez-Zevfî’den; Hârice b. Huzâfe’den; (şöyle) dediğini (nakletti): “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza çıktı ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah size, sizin için kırmızı develerden daha hayırlı olan bir namazla imdat etti (destekledi). O, Vitir (namazı)dır. Allah onu sizin için yatsı namazı ile fecrin doğuşu arasına koydu.”” Bu konuda Ebû Hureyre, Abdullah b. Amr, Büreyde ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Ebû Basra el-Ğıfârî’den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Hârice b. Huzâfe hadisi gariptir; biz bunu sadece Yezîd b. Ebî Habîb’in hadisinden biliyoruz. Bazı muhaddisler bu hadiste vehme düşmüş (yanılmış) ve Abdullah b. Râşid ez-Zürakî demişlerdir; bu yanlıştır. Ebû Basra el-Ğıfârî’nin ismi Humeyl b. Basra’dır. Bazıları Cemîl b. Basra demiştir ki bu sahih değildir. Ebû Basra el-Ğıfârî, Ebû Zerr’den rivayet eden başka bir adamdır ve o Ebû Zerr’in yeğenidir (kardeşinin oğludur).
453. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ الْوِتْرُ لَيْسَ بِحَتْمٍ كَصَلاَتِكُمُ الْمَكْتُوبَةِ وَلَكِنْ سَنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ فَأَوْتِرُوا يَا أَهْلَ الْقُرْآنِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ .
Bize Ebû Kurayb anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekir b. Ayyâş anlattı; dedi ki: Bize Ebû İshâk anlattı; Âsım b. Damre’den; Alî’den; dedi ki: “Vitir, farz namazlarınız gibi bir emir (kesin bir farz) değildir. Ancak Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu sünnet kılmış ve şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah tektir (Vitir’dir), teki sever; ey Kur’an ehli, vitir kılınız!”” Bu konuda İbn Ömer, İbn Mes’ûd ve İbn Abbâs’tan da rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Alî hadisi hasendir.
454. Hadis
وَرَوَى سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، وَغَيْرُهُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ الْوِتْرُ لَيْسَ بِحَتْمٍ كَهَيْئَةِ الصَّلاَةِ الْمَكْتُوبَةِ وَلَكِنْ سُنَّةٌ سَنَّهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . حَدَّثَنَا بِذَلِكَ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ عَنْ سُفْيَانَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ . وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ . وَقَدْ رَوَاهُ مَنْصُورُ بْنُ الْمُعْتَمِرِ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ نَحْوَ رِوَايَةِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ .
Süfyân es-Sevrî ve başkaları Ebû İshâk’tan; Âsım b. Damre’den; Alî’den (şöyle dediğini) rivayet ettiler: “Vitir, farz namazın şekli gibi kesin bir emir değildir. Ancak o, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in koyduğu bir sünnettir.” Bize bunu Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki): Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; Süfyân’dan; Ebû İshâk’tan. Bu (rivayet), Ebû Bekir b. Ayyâş’ın hadisinden daha sahihtir. Mansûr b. el-Mu’temir de Ebû İshâk’tan, Ebû Bekir b. Ayyâş’ın rivayetine benzer şekilde rivayet etmiştir.
455. Hadis
456. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا أَبُو حَصِينٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ وَثَّابٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ عَنْ وِتْرِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ مِنْ كُلِّ اللَّيْلِ قَدْ أَوْتَرَ أَوَّلِهِ وَأَوْسَطِهِ وَآخِرِهِ فَانْتَهَى وِتْرُهُ حِينَ مَاتَ إِلَى السَّحَرِ . قَالَ أَبُو عِيسَى أَبُو حَصِينٍ اسْمُهُ عُثْمَانُ بْنُ عَاصِمٍ الأَسَدِيُّ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَجَابِرٍ وَأَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ وَأَبِي قَتَادَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ الَّذِي اخْتَارَهُ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ الْوِتْرُ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekir b. Ayyâş haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Hasîn anlattı; Yahyâ b. Vessâb'dan; Mesrûk'tan; o Aişe'ye Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in vitir namazını sormuş; (Aişe) şöyle demiş: "Gecenin her vaktinde vitir kıldı: Başında, ortasında ve sonunda. (Hayatının) sonunda vitri seher vaktine kadar ulaşmıştı." Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hasîn'in adı Osmân b. Âsım el-Esedî'dir. Dedi ki: Bu konuda Ali, Câbir, Ebû Mes'ûd el-Ensârî ve Ebû Katâde'den [de hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Aişe hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinin bazısının tercih ettiği görüş budur: Vitir gecenin sonundadır.
457. Hadis
458. Hadis
459. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ الْكَوْسَجُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَتْ صَلاَةُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنَ اللَّيْلِ ثَلاَثَ عَشْرَةَ رَكْعَةً يُوتِرُ مِنْ ذَلِكَ بِخَمْسٍ لاَ يَجْلِسُ فِي شَيْءٍ مِنْهُنَّ إِلاَّ فِي آخِرِهِنَّ فَإِذَا أَذَّنَ الْمُؤَذِّنُ قَامَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي أَيُّوبَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمُ الْوِتْرَ بِخَمْسٍ وَقَالُوا لاَ يَجْلِسُ فِي شَيْءٍ مِنْهُنَّ إِلاَّ فِي آخِرِهِنَّ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَأَلْتُ أَبَا مُصْعَبٍ الْمَدِينِيَّ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُوتِرُ بِالتِّسْعِ وَالسَّبْعِ قُلْتُ كَيْفَ يُوتِرُ بِالتِّسْعِ وَالسَّبْعِ قَالَ يُصَلِّي مَثْنَى مَثْنَى وَيُسَلِّمُ وَيُوتِرُ بِوَاحِدَةٍ .
Bize İshâk b. Mansûr el-Kevsec anlattı; dedi ki: Bize Abdullâh b. Nümeyr haber verdi; dedi ki: Bize Hişâm b. Urve anlattı; babasından; Aişe'den; dedi ki: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in gece namazı on üç rekâttı. Bunun beş rekâtıyla vitir kılardı. Sonuncusu hariç bunların hiçbirinde oturmazdı. Müezzin ezan okuyunca kalkar, iki hafif rekât (sabah namazının sünnetini) kılardı." Dedi ki: Bu konuda Ebû Eyyûb'dan [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Aişe hadisi hasen sahihtir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli beş rekât vitir görüşündedir. Dediler ki: "Sonuncusu hariç bunların hiçbirinde oturmaz." Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Mus'ab el-Medînî'ye bu hadisi sordum -ki "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem dokuz ve yedi (rekât) ile vitir kılardı" (hadisiydi)-. Dedim ki: "Dokuz ve yedi ile nasıl vitir kılardı?" Dedi ki: "İkişer ikişer kılar ve selam verirdi; (sonunda) bir rekât ile vitir yapardı."
460. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُوتِرُ بِثَلاَثٍ يَقْرَأُ فِيهِنَّ بِتِسْعِ سُوَرٍ مِنَ الْمُفَصَّلِ يَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ بِثَلاَثِ سُوَرٍ آخِرُهُنَّْ (قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ) . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَعَائِشَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي أَيُّوبَ . وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبْزَى عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ وَيُرْوَى أَيْضًا عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبْزَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . هَكَذَا رَوَى بَعْضُهُمْ فَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ عَنْ أُبَىٍّ وَذَكَرَ بَعْضُهُمْ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبْزَى عَنْ أُبَىٍّ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ ذَهَبَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِلَى هَذَا وَرَأَوْا أَنْ يُوتِرَ الرَّجُلُ بِثَلاَثٍ . قَالَ سُفْيَانُ إِنْ شِئْتَ أَوْتَرْتَ بِخَمْسٍ وَإِنْ شِئْتَ أَوْتَرْتَ بِثَلاَثٍ وَإِنْ شِئْتَ أَوْتَرْتَ بِرَكْعَةٍ . قَالَ سُفْيَانُ وَالَّذِي أَسْتَحِبُّ أَنْ أُوتِرَ بِثَلاَثِ رَكَعَاتٍ . وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ الْمُبَارَكِ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ . حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَعْقُوبَ الطَّالْقَانِيُّ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ هِشَامٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ قَالَ كَانُوا يُوتِرُونَ بِخَمْسٍ وَبِثَلاَثٍ وَبِرَكْعَةٍ وَيَرَوْنَ كُلَّ ذَلِكَ حَسَنًا .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekir b. Ayyâş haber verdi; Ebû İshâk'tan; Hâris'ten; Ali'den; dedi ki: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem üç rekât ile vitir kılar ve bunlarda Mufassal [surelerden] dokuz sure okurdu. Her rekâtta üç sure okurdu ki sonuncuları { Kul huvallâhu ehad } (İhlâs suresi) idi." Dedi ki: Bu konuda İmrân b. Husayn, Aişe, İbn Abbâs ve Ebû Eyyûb'dan [da hadis] vardır. Abdurrahmân b. Ebzâ'dan; [o da] Übey b. Ka'b'den... Ayrıca Abdurrahmân b. Ebzâ'dan; [o da] Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den de rivayet edilmektedir. Bazıları böyle rivayet etti ve senedinde Übey'i zikretmedi. Bazıları ise "Abdurrahmân b. Ebzâ'dan; Übey'den" şeklinde zikretti. Ebû Îsâ dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehli bir grup bu görüşe gitti ve kişinin üç rekât ile vitir kılmasını uygun gördü. Süfyân dedi ki: "Dilersen beş ile vitir kılarsın, dilersen üç ile, dilersen de tek rekât ile." Süfyân dedi ki: "Benim müstehap gördüğüm, üç rekât ile vitir kılmandır." İbnü'l-Mübârek ve Kûfe ehlinin görüşü budur. Bize Saîd b. Ya'kûb et-Tâlekânî anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd haber verdi; Hişâm'dan; Muhammed b. Sîrîn'den; dedi ki: "Onlar (Ashab) beş ile, üç ile ve tek rekât ile vitir kılarlardı ve hepsini güzel görürlerdi."
461. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ فَقُلْتُ أُطِيلُ فِي رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ فَقَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى وَيُوتِرُ بِرَكْعَةٍ وَكَانَ يُصَلِّي الرَّكْعَتَيْنِ وَالأَذَانُ فِي أُذُنِهِ . يَعَنِي يُخَفِّفُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَجَابِرٍ وَالْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي أَيُّوبَ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالتَّابِعِينَ رَأَوْا أَنْ يَفْصِلَ الرَّجُلُ بَيْنَ الرَّكْعَتَيْنِ وَالثَّالِثَةِ يُوتِرُ بِرَكْعَةٍ . وَبِهِ يَقُولُ مَالِكٌ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd haber verdi; Enes b. Sîrîn'den; dedi ki: İbn Ömer'e sordum ve dedim ki: "Sabah namazının iki rekâtını (sünnetini) uzatayım mı?" Dedi ki: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin ikişer ikişer (namaz) kılar ve bir rekât ile vitir yapardı. İki rekâtı da (müezzinin) ezanı kulağındayken kılardı." Yani (İbn Ömer bu ifadeyle) hafifletirdi (demek istedi). Dedi ki: Bu konuda Aişe, Câbir, Fadl b. Abbâs, Ebû Eyyûb ve İbn Abbâs'tan [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve tâbiînden bazı ilim ehli katında uygulama böyledir: Onlar kişinin iki rekât ile üçüncü rekât arasını ayırmasını (selam vermesini) ve bir rekât ile vitir yapmasını uygun gördüler. Mâlik, Şâfiî, Ahmed ve İshâk bunu söyler.
462. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْوِتْرِ بِـ (سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى ) وَ (قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ ) وَ (قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ) فِي رَكْعَةٍ رَكْعَةٍ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَائِشَةَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبْزَى عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ وَيُرْوَى عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبْزَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَرَأَ فِي الْوِتْرِ فِي الرَّكْعَةِ الثَّالِثَةِ بِالْمُعَوِّذَتَيْنِ وَ (قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ) . وَالَّذِي اخْتَارَهُ أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ أَنْ يُقْرَأَ بِـ (سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى ) وَ (قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ ) وَ (قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ) . يُقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ مِنْ ذَلِكَ بِسُورَةٍ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; bize Şerîk haber verdi; Ebû İshâk'tan; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan; dedi ki: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem vitirde (sırasıyla) birer rekâtta { Sebbihisme rabbikela'lâ } (A'lâ suresi), { Kul yâ eyyuhel kâfirûn } (Kâfirûn suresi) ve { Kul huvallâhu ehad } (İhlâs suresi) okurdu." Dedi ki: Bu konuda Ali, Aişe ve Abdurrahmân b. Ebzâ'dan; [o da] Übey b. Ka'b'den... Ayrıca Abdurrahmân b. Ebzâ'dan; [o da] Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edilmektedir. Ebû Îsâ dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den, vitirde üçüncü rekâtta Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs sureleri) ve { Kul huvallâhu ehad } okuduğu da rivayet edilmiştir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve onlardan sonrakilerden ilim ehlinin çoğunun tercih ettiği (görüş şudur): { Sebbihisme rabbikela'lâ }, { Kul yâ eyyuhel kâfirûn } ve { Kul huvallâhu ehad } okunmasıdır. Bunların her bir rekâtında bir sure okunur.
463. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْحَرَّانِيُّ، عَنْ خُصَيْفٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ سَأَلْنَا عَائِشَةَ بِأَىِّ شَيْءٍ كَانَ يُوتِرُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كَانَ يَقْرَأُ فِي الأُولَى بِـ (سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى ) وَفِي الثَّانِيَةِ بِـ(قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ ) وَفِي الثَّالِثَةِ بِـ (قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ) وَالْمُعَوِّذَتَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . قَالَ وَعَبْدُ الْعَزِيزِ هَذَا هُوَ وَالِدُ ابْنِ جُرَيْجٍ صَاحِبِ عَطَاءٍ وَابْنُ جُرَيْجٍ اسْمُهُ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ جُرَيْجٍ . وَقَدْ رَوَى يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيُّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عَمْرَةَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize İshâk b. İbrâhîm b. Habîb b. eş-Şehîd el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Seleme el-Harrânî anlattı; Husayf'tan; Abdülazîz b. Cüreyc'den; dedi ki: Aişe'ye sorduk: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vitirde ne ile (hangi sureyle) kılardı?" Dedi ki: "Birinci (rekâtta) { Sebbihisme rabbikela'lâ }, ikinci (rekâtta) { Kul yâ eyyuhel kâfirûn } ve üçüncü (rekâtta) { Kul huvallâhu ehad } ve Muavvizeteyn'i (Felâk ve Nâs surelerini) okurdu." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Dedi ki: Bu Abdülazîz, Atâ'nın arkadaşı İbn Cüreyc'in babasıdır. İbn Cüreyc'in adı Abdülmelik b. Abdülazîz b. Cüreyc'dir. Yahyâ b. Saîd el-Ensârî bu hadisi Amre'den; Aişe'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmiştir.
464. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ أَبِي الْحَوْرَاءِ السَّعْدِيِّ، قَالَ قَالَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ رضى الله عَنْهُمَا عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَلِمَاتٍ أَقُولُهُنَّ فِي الْوِتْرِ " اللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ وَعَافِنِي فِيمَنْ عَافَيْتَ وَتَوَلَّنِي فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَ وَقِنِي شَرَّ مَا قَضَيْتَ فَإِنَّكَ تَقْضِي وَلاَ يُقْضَى عَلَيْكَ وَإِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ أَبِي الْحَوْرَاءِ السَّعْدِيِّ وَاسْمُهُ رَبِيعَةُ بْنُ شَيْبَانَ . وَلاَ نَعْرِفُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْقُنُوتِ فِي الْوِتْرِ شَيْئًا أَحْسَنَ مِنْ هَذَا . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الْقُنُوتِ فِي الْوِتْرِ فَرَأَى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ الْقُنُوتَ فِي الْوِتْرِ فِي السَّنَةِ كُلِّهَا وَاخْتَارَ الْقُنُوتَ قَبْلَ الرُّكُوعِ . وَهُوَ قَوْلُ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَإِسْحَاقُ وَأَهْلُ الْكُوفَةِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ أَنَّهُ كَانَ لاَ يَقْنُتُ إِلاَّ فِي النِّصْفِ الآخِرِ مِنْ رَمَضَانَ وَكَانَ يَقْنُتُ بَعْدَ الرُّكُوعِ . وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû'l-Ahvas haber verdi; Ebû İshâk'tan; Büreyd b. Ebî Meryem'den; Ebû'l-Havrâ es-Sa'dî'den; dedi ki: Hasan b. Ali radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana vitirde söyleyeceğim (şu) kelimeleri öğretti: "Allahım! Hidayet verdiklerinle beraber bana da hidayet ver. Afiyet verdiklerinle beraber bana da afiyet ver. Dost edindiklerinle beraber beni de dost edin. Verdiğin şeyleri bana bereketli kıl. Hükmettiğin şeylerin şerrinden beni koru. Şüphesiz sen hükmedersin, sana karşı hükmedilmez. Senin dost edindiğin kimse zelil olmaz. Rabbimiz! Sen mübareksin ve yücesin." Dedi ki: Bu konuda Ali'den [de hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Biz bunu sadece bu veçhiyle Ebû'l-Havrâ es-Sa'dî'nin hadisinden biliyoruz. Adı Rebîa b. Şeybân'dır. Vitirdeki kunut hakkında Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bundan daha güzel bir şey bilmiyoruz. İlim ehli vitirdeki kunut hakkında ihtilaf ettiler. Abdullah b. Mes'ûd vitirdeki kunutun bütün sene boyunca (yapılacağı) görüşündedir ve rükûdan önce kunut yapmayı tercih etmiştir. Bu, bazı ilim ehlinin görüşüdür. Süfyân es-Sevrî, İbnü'l-Mübârek, İshâk ve Kûfe ehli bunu söyler. Ali b. Ebî Tâlib'den; onun sadece Ramazan'ın son yarısında kunut yaptığı ve rükûdan sonra kunut yaptığı rivayet edilmiştir. Bazı ilim ehli bu görüşe gitmiştir. Şâfiî ve Ahmed bunu söyler.
465. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ نَامَ عَنِ الْوِتْرِ أَوْ نَسِيَهُ فَلْيُصَلِّ إِذَا ذَكَرَ وَإِذَا اسْتَيْقَظَ " .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Vekî' haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahmân b. Zeyd b. Eslem haber verdi; babasından; Atâ b. Yesâr'dan; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim vitirden uyuyakalır veya onu unutursa, hatırladığında veya uyandığında onu kılsın."
466. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ نَامَ عَنْ وِتْرِهِ فَلْيُصَلِّ إِذَا أَصْبَحَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا أَصَحُّ مِنَ الْحَدِيثِ الأَوَّلِ . قَالَ أَبُو عِيسَى سَمِعْتُ أَبَا دَاوُدَ السِّجْزِيَّ يَعْنِي سُلَيْمَانَ بْنَ الأَشْعَثِ يَقُولُ سَأَلْتُ أَحْمَدَ بْنَ حَنْبَلٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ فَقَالَ أَخُوهُ عَبْدُ اللَّهِ لاَ بَأْسَ بِهِ . قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَذْكُرُ عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّهُ ضَعَّفَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ ثِقَةٌ . قَالَ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ بِالْكُوفَةِ إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالُوا يُوتِرُ الرَّجُلُ إِذَا ذَكَرَ وَإِنْ كَانَ بَعْدَ مَا طَلَعَتِ الشَّمْسُ . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdullâh b. Zeyd b. Eslem haber verdi; babasından; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (nakletti): "Kim vitirden uyuyakalırsa, sabah olunca onu kılsın." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, birinci hadisten daha sahihtir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Dâvûd es-Siczî'yi -yani Süleymân b. el-Eş'as'ı- şöyle derken işittim: Ahmed b. Hanbel'e Abdurrahmân b. Zeyd b. Eslem hakkında sordum. Dedi ki: "Kardeşi Abdullâh (hadiste) fena değildir." Dedi ki: Ve Muhammed'i (Buhârî), Ali b. Abdullâh'tan şunu zikrederken işittim: O, Abdurrahmân b. Zeyd b. Eslem'i zayıf gördü ve dedi ki: "Abdullâh b. Zeyd b. Eslem sîkadır." (Ebû Îsâ) dedi ki: Kûfe'de bulunan bazı ilim ehli bu hadis görüşüne gitti ve dediler ki: "Kişi hatırladığı zaman vitri kılar, güneş doğduktan sonra bile olsa." Süfyân es-Sevrî bunu söyler.
467. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَادِرُوا الصُّبْحَ بِالْوِتْرِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide haber verdi; dedi ki: Bize Ubeydullâh haber verdi; Nâfi'den; İbn Ömer'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (nakletti): "Sabah vakti girmeden önce vitri kılın." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
468. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَوْتِرُوا قَبْلَ أَنْ تُصْبِحُوا " .
Bize Hasan b. Ali el-Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; Ebû Nadre'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sabah olmadan önce vitir kılın."
469. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا طَلَعَ الْفَجْرُ فَقَدْ ذَهَبَ كُلُّ صَلاَةِ اللَّيْلِ وَالْوِتْرُ فَأَوْتِرُوا قَبْلَ طُلُوعِ الْفَجْرِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَسُلَيْمَانُ بْنُ مُوسَى قَدْ تَفَرَّدَ بِهِ عَلَى هَذَا اللَّفْظِ . وَرُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " لاَ وِتْرَ بَعْدَ صَلاَةِ الصُّبْحِ " . وَهُوَ قَوْلُ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ . وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ لاَ يَرَوْنَ الْوِتْرَ بَعْدَ صَلاَةِ الصُّبْحِ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; Süleymân b. Mûsâ'dan; Nâfi'den; İbn Ömer'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) şöyle buyurdu: "Fecir doğduğu zaman bütün gece namazları ve vitir (vakti) gitmiştir. Bu yüzden fecir doğmadan önce vitir kılın." Ebû Îsâ dedi ki: Süleymân b. Mûsâ bu lafızla (rivayette) tek kalmıştır. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sabah namazından sonra vitir yoktur." Bu, ilim ehlinden birden çok kimsenin görüşüdür. Şâfiî, Ahmed ve İshâk bunu söyler; onlar sabah namazından sonra vitir görmezler (vaktin çıktığını kabul ederler).
470. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا مُلاَزِمُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَدْرٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ طَلْقِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ وِتْرَانِ فِي لَيْلَةٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الَّذِي يُوتِرُ مِنْ أَوَّلِ اللَّيْلِ ثُمَّ يَقُومُ مِنْ آخِرِهِ فَرَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ نَقْضَ الْوِتْرِ وَقَالُوا يُضِيفُ إِلَيْهَا رَكْعَةً وَيُصَلِّي مَا بَدَا لَهُ ثُمَّ يُوتِرُ فِي آخِرِ صَلاَتِهِ لأَنَّهُ " لاَ وِتْرَانِ فِي لَيْلَةٍ " . وَهُوَ الَّذِي ذَهَبَ إِلَيْهِ إِسْحَاقُ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِذَا أَوْتَرَ مِنْ أَوَّلِ اللَّيْلِ ثُمَّ نَامَ ثُمَّ قَامَ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ فَإِنَّهُ يُصَلِّي مَا بَدَا لَهُ وَلاَ يَنْقُضُ وِتْرَهُ وَيَدَعُ وِتْرَهُ عَلَى مَا كَانَ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَمَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ وَأَحْمَدَ . وَهَذَا أَصَحُّ لأَنَّهُ قَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ صَلَّى بَعْدَ الْوِتْرِ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Mülâzim b. Amr haber verdi; bana Abdullâh b. Bedr anlattı; Kays b. Talk b. Ali'den; babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Bir gecede iki vitir yoktur." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. İlim ehli, gecenin başında vitir kılıp sonra sonunda (teheccüde) kalkan kimse hakkında ihtilaf etti. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve onlardan sonrakilerden bazı ilim ehli, vitrin bozulması (nakz) görüşündedir. Dediler ki: "Ona (önceki vitre) bir rekât ekler, sonra dilediği kadar namaz kılar, sonra namazının sonunda (tekrar) vitir kılar. Çünkü 'Bir gecede iki vitir yoktur'." İshâk'ın gittiği görüş budur. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli ise şöyle dedi: "Gecenin başında vitir kılar, sonra uyur, sonra gecenin sonunda kalkarsa, dilediği kadar namaz kılar ama vitrini bozmaz. Vitrini olduğu gibi bırakır." Süfyân es-Sevrî, Mâlik b. Enes, İbnü'l-Mübârek, Şâfiî, Kûfe ehli ve Ahmed'in görüşü budur. Bu daha sahihtir; çünkü Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in vitirden sonra namaz kıldığı birçok yolla (vecihle) rivayet edilmiştir.
471. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مُوسَى الْمَرَئِيِّ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْوِتْرِ رَكْعَتَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ نَحْوُ هَذَا عَنْ أَبِي أُمَامَةَ وَعَائِشَةَ وَغَيْرِ وَاحِدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Mes'ade haber verdi; Meymûn b. Mûsâ el-Mereî'den; Hasan'dan; annesinden; Ümmü Seleme'den; (naklen) dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem vitirden sonra iki rekât (namaz) kılardı. Ebû Îsâ dedi ki: Bunun benzeri Ebû Ümâme, Aişe ve birden çok kimseden; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edilmiştir.
472. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ كُنْتُ أَمْشِي مَعَ ابْنِ عُمَرَ فِي سَفَرٍ فَتَخَلَّفْتُ عَنْهُ فَقَالَ أَيْنَ كُنْتَ فَقُلْتُ أَوْتَرْتُ . فَقَالَ أَلَيْسَ لَكَ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُوتِرُ عَلَى رَاحِلَتِهِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِلَى هَذَا وَرَأَوْا أَنْ يُوتِرَ الرَّجُلُ عَلَى رَاحِلَتِهِ . وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يُوتِرُ الرَّجُلُ عَلَى الرَّاحِلَةِ وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يُوتِرَ نَزَلَ فَأَوْتَرَ عَلَى الأَرْضِ . وَهُوَ قَوْلُ بَعْضِ أَهْلِ الْكُوفَةِ . آخِرُ أَبْوَابِ الْوِتْرِ
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Mâlik b. Enes haber verdi; Ebû Bekir b. Ömer b. Abdurrahmân'dan; Saîd b. Yesâr'dan; dedi ki: Bir yolculukta İbn Ömer ile birlikte yürüyordum. Derken ondan geride kaldım. (Yetişince) dedi ki: "Neredeydin?" Dedim ki: "Vitir kıldım." Dedi ki: "Senin için Resûlullah'ta güzel bir örnek yok mudur? Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i binek üzerinde vitir kılarken gördüm." Dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs'tan [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli bu görüşe gitti ve kişinin binek üzerinde vitir kılabileceğini uygun gördü. Şâfiî, Ahmed ve İshâk bunu söyler. Bazı ilim ehli ise dedi ki: "Kişi binek üzerinde vitir kılmaz; vitir kılmak istediği zaman (binekden) iner ve yerde vitir kılar." Bu, Kûfe ehlinden bazılarının görüşüdür. Vitir bölümlerinin sonu.
473. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ فُلاَنِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عَمِّهِ، ثُمَامَةَ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى الضُّحَى ثِنْتَىْ عَشْرَةَ رَكْعَةً بَنَى اللَّهُ لَهُ قَصْرًا مِنْ ذَهَبٍ فِي الْجَنَّةِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ هَانِئٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَنُعَيْمِ بْنِ هَمَّارٍ وَأَبِي ذَرٍّ وَعَائِشَةَ وَأَبِي أُمَامَةَ وَعُتْبَةَ بْنِ عَبْدٍ السُّلَمِيِّ وَابْنِ أَبِي أَوْفَى وَأَبِي سَعِيدٍ وَزَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Ebû Kurayb Muhammed b. el-Alâ anlattı; dedi ki: Bize Yûnus b. Bükeyr haber verdi; Muhammed b. İshâk'tan; dedi ki: Bana Mûsâ b. fülân b. Enes anlattı; amcasından; Sümâme b. Enes b. Mâlik'ten; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kuşluk namazını on iki rekât kılarsa, Allah onun için cennette altından bir köşk bina eder." Dedi ki: Bu konuda Ümmü Hâni', Ebû Hüreyre, Nuaym b. Hemmâr, Ebû Zer, Aişe, Ebû Ümâme, Utbe b. Abd es-Sülemî, İbn Ebî Evfâ, Ebû Saîd, Zeyd b. Erkam ve İbn Abbâs'tan [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi gariptir. Biz onu sadece bu veçhiyle biliyoruz.
474. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ مَا أَخْبَرَنِي أَحَدٌ، أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الضُّحَى إِلاَّ أُمُّ هَانِئٍ فَإِنَّهَا حَدَّثَتْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ بَيْتَهَا يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ فَاغْتَسَلَ فَسَبَّحَ ثَمَانَ رَكَعَاتٍ مَا رَأَيْتُهُ صَلَّى صَلاَةً قَطُّ أَخَفَّ مِنْهَا غَيْرَ أَنَّهُ كَانَ يُتِمُّ الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَكَأَنَّ أَحْمَدَ رَأَى أَصَحَّ شَيْءٍ فِي هَذَا الْبَابِ حَدِيثَ أُمِّ هَانِئٍ . وَاخْتَلَفُوا فِي نُعَيْمٍ فَقَالَ بَعْضُهُمْ نُعَيْمُ بْنُ خَمَّارٍ وَقَالَ بَعْضُهُمُ ابْنُ هَمَّارٍ وَيُقَالُ ابْنُ هَبَّارٍ وَيُقَالُ ابْنُ هَمَّامٍ وَالصَّحِيحُ ابْنُ هَمَّارٍ . وَأَبُو نُعَيْمٍ وَهِمَ فِيهِ فَقَالَ ابْنُ حِمَازٍ وَأَخْطَأَ فِيهِ ثُمَّ تَرَكَ فَقَالَ نُعَيْمٌ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو عِيسَى وَأَخْبَرَنِي بِذَلِكَ عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ عَنْ أَبِي نُعَيْمٍ .
Bize Ebû Mûsâ Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be haber verdi; Amr b. Mürre'den; Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan; dedi ki: Ümmü Hâni' dışında hiç kimse bana Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'i kuşluk namazı kılarken gördüğünü haber vermedi. O (Ümmü Hâni') şöyle anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'nin fethi günü onun evine girdi, gusletti ve sekiz rekât namaz kıldı. (Ümmü Hâni' dedi ki:) "Onu bundan daha hafif bir namaz kılarken asla görmedim; ancak rükû ve secdeleri tam yapıyordu." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ahmed (b. Hanbel), bu konudaki en sahih şeyin Ümmü Hâni' hadisi olduğu görüşündedir. Nuaym hakkında ihtilaf ettiler. Bazıları "Nuaym b. Hammâr", bazıları "İbn Hemmâr", "İbn Hebbâr" ve "İbn Hemmâm" dediler. Doğrusu İbn Hemmâr'dır. Ebû Nuaym (el-Fazl b. Dükeyn) bu konuda vehme düştü ve "İbn Himâz" dedi; bunda hata etti. Sonra (bunu) terk etti ve "Nuaym; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den" dedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bunu bana Abd b. Humeyd, Ebû Nuaym'dan haber verdi.
475. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرٍ السِّمْنَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو مُسْهِرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، وَأَبِي، ذَرٍّ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَنِ اللَّهِ، عَزَّ وَجَلَّ أَنَّهُ قَالَ ابْنَ آدَمَ ارْكَعْ لِي مِنْ أَوَّلِ النَّهَارِ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ أَكْفِكَ آخِرَهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Ebû Ca'fer es-Simnânî anlattı; dedi ki: Bize Ebû Müshir anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı; Bahîr b. Sa'd'dan; Hâlid b. Ma'dân'dan; Cübeyr b. Nüfeyr'den; Ebû'd-Derdâ ve Ebû Zer'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; Allah azze ve celle'den (naklen) şöyle buyurduğunu (anlattılar): "Ey Ademoğlu! Günün başında benim için dört rekât namaz kıl ki, günün sonunda sana yeteyim (seni koruyayım)." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir.
476. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ نَهَّاسِ بْنِ قَهْمٍ، عَنْ شَدَّادٍ أَبِي عَمَّارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَافَظَ عَلَى شُفْعَةِ الضُّحَى غُفِرَ لَهُ ذُنُوبُهُ وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى وَكِيعٌ وَالنَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الأَئِمَّةِ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ نَهَّاسِ بْنِ قَهْمٍ وَلاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِهِ .
Bize Muhammed b. Abdilalâ el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey' haber verdi; Nehhâs b. Kahm'dan; Şeddâd Ebû Ammâr'dan; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kuşluk namazının iki rekâtına devam ederse, deniz köpüğü kadar da olsa günahları bağışlanır." Ebû Îsâ dedi ki: Vekî', Nadr b. Şümeyl ve imamlardan birden çok kimse bu hadisi Nehhâs b. Kahm'dan rivayet etmiştir. Biz bunu sadece onun hadisinden biliyoruz.
477. Hadis
حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ مَرْزُوقٍ، عَنْ عَطِيَّةَ الْعَوْفِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كَانَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الضُّحَى حَتَّى نَقُولَ لاَ يَدَعُ وَيَدَعُهَا حَتَّى نَقُولَ لاَ يُصَلِّي . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Ziyâd b. Eyyûb el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Rabîa haber verdi; Fudayl b. Merzûk'tan; Atıyye el-Avfî'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem kuşluk namazını o kadar kılardı ki, "Onu (hiç) bırakmayacak" derdik. Bazen de o kadar terk ederdi ki, "Onu (hiç) kılmayacak" derdik. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir.
478. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمِ بْنِ أَبِي الْوَضَّاحِ، هُوَ أَبُو سَعِيدٍ الْمُؤَدِّبُ عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ الْجَزَرِيِّ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّائِبِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي أَرْبَعًا بَعْدَ أَنْ تَزُولَ الشَّمْسُ قَبْلَ الظُّهْرِ وَقَالَ " إِنَّهَا سَاعَةٌ تُفْتَحُ فِيهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَأُحِبُّ أَنْ يَصْعَدَ لِي فِيهَا عَمَلٌ صَالِحٌ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأَبِي أَيُّوبَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّائِبِ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ بَعْدَ الزَّوَالِ لاَ يُسَلِّمُ إِلاَّ فِي آخِرِهِنَّ .
Bize Ebû Mûsâ Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Müslim b. Ebî'l-Veddâh -ki o Ebû Saîd el-Müeddib'dir- anlattı; Abdülkerîm el-Cezerî'den; Mücâhid'den; Abdullâh b. es-Sâib'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in güneş zevale erdikten sonra öğleden önce dört (rekât) kıldığını (nakletti). Ve (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Şüphesiz bu, gök kapılarının kendisinde açıldığı bir saattir. O vakitte benim için salih bir amelin (göğe) yükselmesini severim." Dedi ki: Bu konuda Ali ve Ebû Eyyûb'dan [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Abdullâh b. es-Sâib hadisi hasen gariptir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevalden sonra dört rekât kıldığı ve sadece sonunda selam verdiği de rivayet edilmiştir.
479. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عِيسَى بْنِ يَزِيدَ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَكْرٍ السَّهْمِيُّ، . وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَكْرٍ، عَنْ فَائِدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَتْ لَهُ إِلَى اللَّهِ حَاجَةٌ أَوْ إِلَى أَحَدٍ مِنْ بَنِي آدَمَ فَلْيَتَوَضَّأْ وَلْيُحْسِنِ الْوُضُوءَ ثُمَّ لْيُصَلِّ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ لْيُثْنِ عَلَى اللَّهِ وَلْيُصَلِّ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ لْيَقُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ وَالْغَنِيمَةَ مِنْ كُلِّ بِرٍّ وَالسَّلاَمَةَ مِنْ كُلِّ إِثْمٍ لاَ تَدَعْ لِي ذَنْبًا إِلاَّ غَفَرْتَهُ وَلاَ هَمًّا إِلاَّ فَرَّجْتَهُ وَلاَ حَاجَةً هِيَ لَكَ رِضًا إِلاَّ قَضَيْتَهَا يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَفِي إِسْنَادِهِ مَقَالٌ . فَائِدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ وَفَائِدٌ هُوَ أَبُو الْوَرْقَاءِ .
Bize Ali b. Îsâ b. Yezîd el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Abdullâh b. Bekr es-Sehmî haber verdi. Yine bize Abdullâh b. Münîr anlattı; Abdullâh b. Bekr'den; Fâid b. Abdurrahmân'dan; Abdullâh b. Ebî Evfâ'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kimin Allah'a veya Ademoğullarından birine bir haceti (ihtiyacı) olursa, abdest alsın ve abdestini güzel yapsın. Sonra iki rekât namaz kılsın. Sonra Allah'a senada bulunsun ve Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e salât getirsin. Sonra şöyle desin: 'Lâ ilâhe illallâhu'l-halîmu'l-kerîm. Sübhânallâhi rabbi'l-arşi'l-azîm. Elhamdülillâhi rabbi'l-âlemîn. Es'elüke mûcibâti rahmetike ve azâime mağfiretike ve'l-ganîmete min külli birrin ve's-selâmete min külli ismin. Lâ teda' lî zenben illâ gafertehû ve lâ hemmen illâ ferrectehû ve lâ hâceten hiye leke rıdan illâ kadaytehâ yâ erhamer râhımîn.' (Halîm ve Kerîm olan Allah'tan başka ilah yoktur. Büyük Arş'ın Rabbi Allah'ı tenzih ederim. Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. (Allahım!) Senden rahmetinin gereklerini, mağfiretinin vesilelerini, her iyilikten ganimeti ve her günahtan selameti isterim. Benim için bağışlamadığın hiçbir günah, gidermediğin hiçbir keder ve senin rızana uygun olup da karşılamadığın hiçbir hacet bırakma, ey Merhametlilerin En Merhametlisi!)" Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. İsnadında tenkit (makal) vardır. Fâid b. Abdurrahmân hadiste zayıf görülür. Fâid, Ebû'l-Verkâ'dır.
480. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الْمَوَالِي، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا الاِسْتِخَارَةَ فِي الأُمُورِ كُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ يَقُولُ " إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعِيشَتِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ فَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعِيشَتِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ قَالَ وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي أَيُّوبَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي الْمَوَالِي . وَهُوَ شَيْخٌ مَدِينِيٌّ ثِقَةٌ رَوَى عَنْهُ سُفْيَانُ حَدِيثًا وَقَدْ رَوَى عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ غَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الأَئِمَّةِ وَهُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَبِي الْمَوَالِي .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahmân b. Ebî'l-Mevâlî haber verdi; Muhammed b. el-Münkedir'den; Câbir b. Abdillâh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize Kur'an'dan bir sure öğretir gibi bütün işlerde istihareyi öğretirdi. Şöyle buyururdu: "Sizden biri bir işe niyetlendiği zaman, farzın dışında iki rekât kılsın. Sonra şöyle desin: 'Allâhümme innî estehîruke bi-ilmike ve estakdiruke bi-kudretike ve es'elüke min fadlike'l-azîm. Feinneke takdiru ve lâ akdiru ve ta'lemu ve lâ a'lemu ve ente allâmu'l-guyûb. Allâhümme in künte ta'lemu enne hâze'l-emra hayrun lî fî dînî ve maîşetî ve âkıbeti emrî' -veya şöyle dedi: 'fî âcili emrî ve âcilihî'- 'feyessirhu lî sümme bârik lî fîhi. Ve in künte ta'lemu enne hâze'l-emra şerrun lî fî dînî ve maîşetî ve âkıbeti emrî' -veya şöyle dedi: 'fî âcili emrî ve âcilihî'- 'fasrifhu annî vasrifnî anhü vakdur liye'l-hayra haysü kâne sümme ardınî bihî.' (Allahım! İlmine sığınarak senden hayır dilerim. Kudretine sığınarak senden güç dilerim. Senden büyük lütfunu isterim. Şüphesiz senin gücün yeter, benim gücüm yetmez; sen bilirsin, ben bilmem. Sen gaybı en iyi bilensin. Allahım! Eğer bu işin benim dinim, geçimim ve işimin sonu için -veya şöyle dedi: işimin dünyası ve ahireti için- hayırlı olduğunu biliyorsan, onu bana kolaylaştır, sonra onda bana bereket ver. Eğer bu işin benim dinim, geçimim ve işimin sonu için -veya şöyle dedi: işimin dünyası ve ahireti için- şerli olduğunu biliyorsan, onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise bana onu nasip et, sonra beni ona razı kıl.)" (Câbir) dedi ki: Ve (bu duada) hacetini (işini) ismen söyler. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Abdullâh b. Mes'ûd ve Ebû Eyyûb'dan [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Câbir hadisi hasen sahih gariptir. Biz bunu sadece Abdurrahmân b. Ebî'l-Mevâlî'nin hadisinden biliyoruz. O Medineli sîka bir şeyhtir. Süfyân ondan hadis rivayet etmiştir. İmamlardan birden çok kimse de Abdurrahmân'dan rivayet etmiştir. O, Abdurrahmân b. Zeyd b. Ebî'l-Mevâlî'dir.
481. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ أُمَّ سُلَيْمٍ، غَدَتْ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ عَلِّمْنِي كَلِمَاتٍ أَقُولُهُنَّ فِي صَلاَتِي . فَقَالَ " كَبِّرِي اللَّهَ عَشْرًا وَسَبِّحِي اللَّهَ عَشْرًا وَاحْمَدِيهِ عَشْرًا ثُمَّ سَلِي مَا شِئْتِ يَقُولُ نَعَمْ نَعَمْ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَالْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي رَافِعٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ حَدِيثٍ فِي صَلاَةِ التَّسْبِيحِ وَلاَ يَصِحُّ مِنْهُ كَبِيرُ شَيْءٍ . وَقَدْ رَأَى ابْنُ الْمُبَارَكِ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ صَلاَةَ التَّسْبِيحِ وَذَكَرُوا الْفَضْلَ فِيهِ . حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ حَدَّثَنَا أَبُو وَهْبٍ قَالَ سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْمُبَارَكِ عَنِ الصَّلاَةِ الَّتِي يُسَبَّحُ فِيهَا فَقَالَ يُكَبِّرُ ثُمَّ يَقُولُ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ثُمَّ يَقُولُ خَمْسَ عَشْرَةَ مَرَّةً سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ ثُمَّ يَتَعَوَّذُ وَيَقْرَأُ (بِسمِ الله الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ) وَفَاتِحَةَ الْكِتَابِ وَسُورَةً ثُمَّ يَقُولُ عَشْرَ مَرَّاتٍ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ ثُمَّ يَرْكَعُ فَيَقُولُهَا عَشْرًا . ثُمَّ يَرْفَعُ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ فَيَقُولُهَا عَشْرًا ثُمَّ يَسْجُدُ فَيَقُولُهَا عَشْرًا ثُمَّ يَرْفَعُ رَأْسَهُ فَيَقُولُهَا عَشْرًا ثُمَّ يَسْجُدُ الثَّانِيَةَ فَيَقُولُهَا عَشْرًا يُصَلِّي أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ عَلَى هَذَا فَذَلِكَ خَمْسٌ وَسَبْعُونَ تَسْبِيحَةً فِي كُلِّ رَكْعَةٍ يَبْدَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ بِخَمْسَ عَشْرَةَ تَسْبِيحَةً ثُمَّ يَقْرَأُ ثُمَّ يُسَبِّحُ عَشْرًا فَإِنْ صَلَّى لَيْلاً فَأَحَبُّ إِلَىَّ أَنْ يُسَلِّمَ فِي الرَّكْعَتَيْنِ وَإِنْ صَلَّى نَهَارًا فَإِنْ شَاءَ سَلَّمَ وَإِنْ شَاءَ لَمْ يُسَلِّمْ . قَالَ أَبُو وَهْبٍ وَأَخْبَرَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي رِزْمَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّهُ قَالَ يَبْدَأُ فِي الرُّكُوعِ بِسُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ وَفِي السُّجُودِ بِسُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ثَلاَثًا ثُمَّ يُسَبِّحُ التَّسْبِيحَاتِ . قَالَ أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ وَحَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ زَمْعَةَ قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ وَهُوَ ابْنُ أَبِي رِزْمَةَ قَالَ قُلْتُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ إِنْ سَهَا فِيهَا يُسَبِّحُ فِي سَجْدَتَىِ السَّهْوِ عَشْرًا عَشْرًا قَالَ لاَ إِنَّمَا هِيَ ثَلاَثُمِائَةِ تَسْبِيحَةٍ .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Mûsâ anlattı; bize Abdullâh b. el-Mübârek haber verdi; bize İkrime b. Ammâr haber verdi; bana İshâk b. Abdillâh b. Ebî Talha anlattı; Enes b. Mâlik'ten; (naklen) Ümmü Süleym'in Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e (erken vakitte) giderek şöyle dediğini (anlattı): "Bana namazımda söyleyeceğim kelimeler öğret." (Resûlullah) buyurdu ki: "On defa Allah'ı tekbir et (Allahü Ekber de), on defa Allah'ı tesbih et (Sübhanallah de) ve on defa O'na hamdet (Elhamdülillah de). Sonra dilediğini iste. (Allah) der ki: 'Evet, evet (kabul ettim)'." Dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs, Abdullâh b. Amr, Fadl b. Abbâs ve Ebû Râfi'den [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen gariptir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den tesbih namazı hakkında birden fazla hadis rivayet edilmiştir ancak bunlardan birçoğu sahih değildir. İbnü'l-Mübârek ve ilim ehlinden birden çok kimse tesbih namazını (uygun) görmüş ve faziletini zikretmiştir. Bize Ahmed b. Abde anlattı; bize Ebû Vehb anlattı; dedi ki: Abdullâh b. el-Mübârek'e kendisinde tesbih yapılan namazı sordum. Dedi ki: Tekbir getirir, sonra "Sübhâneke allâhümme ve bi-hamdike ve tebârekesmüke ve teâlâ ceddüke ve lâ ilâhe gayruk" der. Sonra on beş kere "Sübhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" der. Sonra (Eûzü besmele ile) sığınır ve "Bismillâhirrahmânirrahîm", Fâtiha ve bir sure okur. Sonra on kere "Sübhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" der. Sonra rükû eder ve bunu on kere söyler. Sonra başını rükûdan kaldırır ve bunu on kere söyler. Sonra secde eder ve bunu on kere söyler. Sonra başını kaldırır ve bunu on kere söyler. Sonra ikinci secdesini yapar ve bunu on kere söyler. Dört rekâtı bu şekilde kılar. İşte bu her rekâtta yetmiş beş tesbihtir. Her rekâta on beş tesbih ile başlar, sonra okur, sonra on (tesbih) söyler. Eğer gece kılarsa iki rekâtta selam vermesi bana daha sevimlidir. Eğer gündüz kılarsa dilerse selam verir, dilerse vermez. Ebû Vehb dedi ki: Bana Abdülazîz b. Ebî Rizme haber verdi; Abdullâh'tan (İbn Mübarek'ten); o şöyle dedi: Rükûda "Sübhâne rabbiye'l-azîm" ve secdede "Sübhâne rabbiye'l-a'lâ" ile (normal tesbihe) başlar (bunları) üçer kere (söyler), sonra (o özel) tesbihleri söyler. Ahmed b. Abde dedi ki: Ve bize Vehb b. Zem'a anlattı; dedi ki: Bana Abdülazîz -ki o İbn Ebî Rizme'dir- haber verdi; dedi ki: Abdullâh b. el-Mübârek'e dedim ki: "Eğer (bu namazda) yanılırsa, sehiv secdelerinde onar onar tesbih eder mi?" Dedi ki: "Hayır, o sadece üç yüz tesbihtir."
482. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ الْعُكْلِيُّ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، مَوْلَى أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ عَنْ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلْعَبَّاسِ " يَا عَمِّ أَلاَ أَصِلُكَ أَلاَ أَحْبُوكَ أَلاَ أَنْفَعُكَ " . قَالَ بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " يَا عَمِّ صَلِّ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ تَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَسُورَةٍ فَإِذَا انْقَضَتِ الْقِرَاءَةُ فَقُلِ اللَّهُ أَكْبَرُ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ خَمْسَ عَشْرَةَ مَرَّةً قَبْلَ أَنْ تَرْكَعَ ثُمَّ ارْكَعْ فَقُلْهَا عَشْرًا ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ فَقُلْهَا عَشْرًا ثُمَّ اسْجُدْ فَقُلْهَا عَشْرًا ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ فَقُلْهَا عَشْرًا ثُمَّ اسْجُدِ الثَّانِيَةَ فَقُلْهَا عَشْرًا ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ فَقُلْهَا عَشْرًا قَبْلَ أَنْ تَقُومَ فَتِلْكَ خَمْسٌ وَسَبْعُونَ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ وَهِيَ ثَلاَثُمِائَةٍ فِي أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ فَلَوْ كَانَتْ ذُنُوبُكَ مِثْلَ رَمْلِ عَالِجٍ لَغَفَرَهَا اللَّهُ لَكَ " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَنْ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَقُولَهَا فِي كُلِّ يَوْمٍ قَالَ " فَإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ أَنْ تَقُولَهَا فِي كُلِّ يَوْمٍ فَقُلْهَا فِي جُمُعَةٍ فَإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ أَنْ تَقُولَهَا فِي جُمُعَةٍ فَقُلْهَا فِي شَهْرٍ " . فَلَمْ يَزَلْ يَقُولُ لَهُ حَتَّى قَالَ " فَقُلْهَا فِي سَنَةٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ أَبِي رَافِعٍ .
Bize Ebû Kurayb Muhammed b. el-Alâ anlattı; dedi ki: Bize Zeyd b. Hubâb el-Uklî haber verdi; dedi ki: Bize Mûsâ b. Ubeyde anlattı; bana Saîd b. Ebî Saîd -Ebû Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm'ın azatlısı- anlattı; Ebû Râfi'den; (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Abbas'a şöyle buyurdu: "Ey amcacığım! Sana sıla-i rahim yapmayayım mı? Sana (bir hediye) vermeyeyim mi? Sana bir fayda sağlamayayım mı?" (Abbas) dedi ki: "Evet (isterim) ey Allah'ın Resulü!" Buyurdu ki: "Ey amcacığım! Dört rekât namaz kılarsın. Her rekâtta Fâtiha ve bir sure okursun. Kıraat bitince rükû etmeden önce on beş kere şöyle de: 'Allâhu ekber ve'l-hamdülillâhi ve sübhânallâhi ve lâ ilâhe illallâh'. Sonra rükû et ve bunu on kere söyle. Sonra başını kaldır ve bunu on kere söyle. Sonra secde et ve bunu on kere söyle. Sonra başını kaldır ve bunu on kere söyle. Sonra ikinci kez secde et ve bunu on kere söyle. Sonra kalkmadan önce başını kaldır ve bunu on kere söyle. İşte bu her rekâtta yetmiş beştir. Dört rekâtta üç yüz eder. Eğer günahların Âlic kumları kadar (çok) olsa bile, Allah onları senin için bağışlar." (Abbas) dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bunu her gün söylemeye kimin gücü yeter?" Buyurdu ki: "Eğer bunu her gün söylemeye güç yetiremezsen, cumada (haftada) bir söyle. Eğer cumada söylemeye güç yetiremezsen, ayda bir söyle." Ona (böyle) demeye devam etti, nihayet "Yılda bir söyle" buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis Ebû Râfi' rivayeti olarak gariptir.
483. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ مِسْعَرٍ، وَالأَجْلَحِ، وَمَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عُتَيْبَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا السَّلاَمُ عَلَيْكَ قَدْ عَلِمْنَا فَكَيْفَ الصَّلاَةُ عَلَيْكَ قَالَ " قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيِدٌ مَجِيدٌ " . قَالَ مَحْمُودٌ قَالَ أَبُو أُسَامَةَ وَزَادَنِي زَائِدَةُ عَنِ الأَعْمَشِ عَنِ الْحَكَمِ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى قَالَ وَنَحْنُ نَقُولُ وَعَلَيْنَا مَعَهُمْ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأَبِي حُمَيْدٍ وَأَبِي مَسْعُودٍ وَطَلْحَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَبُرَيْدَةَ وَزَيْدِ بْنِ خَارِجَةَ وَيُقَالُ ابْنُ جَارِيَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى كُنْيَتُهُ أَبُو عِيسَى وَأَبُو لَيْلَى اسْمُهُ يَسَارٌ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Üsâme haber verdi; Mis'ar'dan, Eclah'tan ve Mâlik b. Miğvel'den; Hakem b. Uteybe'den; Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan; Ka'b b. Ucre'den; dedi ki: Dedik ki: "Ey Allah'ın Resulü! Sana bu selamı (nasıl vereceğimizi) bildik. Peki sana salât nasıldır?" Buyurdu ki: "Şöyle deyin: 'Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd.' (Allahım! İbrahim'e salât ettiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine de salât et. Şüphesiz sen övülmeye layıksın, şanı yücesin. Allahım! İbrahim'e bereket verdiğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine de bereket ver. Şüphesiz sen övülmeye layıksın, şanı yücesin.)" Mahmûd dedi ki: Ebû Üsâme (şöyle) dedi: Ve bana Zâide, A'meş'ten; Hakem'den; Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan (naklen) artırdı: Dedi ki: "Biz de 'Onlarla beraber bize de (salât et)' diyoruz." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ali, Ebû Humeyd, Ebû Mes'ûd, Talha, Ebû Saîd, Büreyde, Zeyd b. Hârice -İbn Câriye de denilir- ve Ebû Hüreyre'den [de hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ka'b b. Ucre hadisi hasen sahihtir. Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'nın künyesi Ebû Îsâ'dır. Ebû Leylâ'nın ismi Yesâr'dır.
484. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، بُنْدَارٌ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدِ ابْنُ عَثْمَةَ، حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ يَعْقُوبَ الزَّمْعِيُّ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ كَيْسَانَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ شَدَّادٍ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَوْلَى النَّاسِ بِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَكْثَرُهُمْ عَلَىَّ صَلاَةً " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَرُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ صَلَّى عَلَىَّ صَلاَةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ بِهَا عَشْرًا وَكَتَبَ لَهُ بِهَا عَشْرَ حَسَنَاتٍ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr b. Bündâr anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Hâlid b. Asme haber verdi; bana Mûsâ b. Ya'kûb ez-Zem'î anlattı; bana Abdullâh b. Keysân anlattı; Abdullâh b. Şeddâd ona Abdullâh b. Mes'ûd'dan haber vermiş; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş: "Kıyamet günü insanların bana en yakın (evlâ) olanı, bana en çok salât getirenleridir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kim bana bir salât getirirse, Allah ona on (rahmet) ile karşılık verir ve onun için on iyilik yazar."
485. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى عَلَىَّ صَلاَةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ بِهَا عَشْرًا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَعَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ وَعَمَّارٍ وَأَبِي طَلْحَةَ وَأَنَسٍ وَأُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَرُوِيَ عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَغَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ قَالُوا صَلاَةُ الرَّبِّ الرَّحْمَةُ وَصَلاَةُ الْمَلاَئِكَةِ الاِسْتِغْفَارُ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. Ca'fer haber verdi; Alâ b. Abdurrahmân'dan; babasından; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bana bir salât getirirse, Allah ona on (rahmet) ile karşılık verir." Dedi ki: Bu konuda Abdurrahmân b. Avf, Âmir b. Rebîa, Ammâr, Ebû Talha, Enes ve Übey b. Ka'b'den [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahihtir. Süfyân es-Sevrî ve ilim ehlinden birden çok kimseden rivayet edildiğine göre onlar şöyle dediler: "Rabbin salâtı rahmet, meleklerin salâtı istiğfardır."
486. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ سَلْمٍ الْمَصَاحِفِيُّ الْبَلْخِيُّ أَخْبَرَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، عَنْ أَبِي قُرَّةَ الأَسَدِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ إِنَّ الدُّعَاءَ مَوْقُوفٌ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ لاَ يَصْعَدُ مِنْهُ شَيْءٌ حَتَّى تُصَلِّيَ عَلَى نَبِيِّكَ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ebû Dâvûd Süleymân b. Selm el-Mesâhifî el-Belhî anlattı; bize Nadr b. Şümeyl haber verdi; Ebû Kurre el-Esedî'den; Saîd b. el-Müseyyeb'den; Ömer b. el-Hattâb'dan; dedi ki: "Şüphesiz dua gök ile yer arasında durdurulmuştur (mevkûftur); sen Nebin sallallâhu aleyhi ve sellem'e salât getirinceye kadar ondan hiçbir şey (yukarı) yükselmez."
487. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّاسٌ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْقُوبَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ لاَ يَبِعْ فِي سُوقِنَا إِلاَّ مَنْ قَدْ تَفَقَّهَ فِي الدِّينِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . عَبَّاسٌ هُوَ ابْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَالْعَلاَءُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ هُوَ ابْنُ يَعْقُوبَ وَهُوَ مَوْلَى الْحُرَقَةِ وَالْعَلاَءُ هُوَ مِنَ التَّابِعِينَ سَمِعَ مِنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَغَيْرِهِ . وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يَعْقُوبَ وَالِدُ الْعَلاَءِ هُوَ أَيْضًا مِنَ التَّابِعِينَ سَمِعَ مِنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ وَابْنِ عُمَرَ . وَيَعْقُوبُ جَدُّ الْعَلاَءِ هُوَ مِنْ كِبَارِ التَّابِعِينَ أَيْضًا قَدْ أَدْرَكَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ وَرَوَى عَنْهُ . أبواب الجمعة عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Abbâs el-Anberî anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahmân b. Mehdî anlattı; Mâlik b. Enes'ten; Alâ b. Abdurrahmân b. Ya'kûb'dan; babasından; dedesinden; dedi ki: Ömer b. el-Hattâb şöyle dedi: "Çarşımızda dinde fıkıh sahibi (bilgili) olandan başkası satış yapmasın." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Abbâs, İbn Abdilazîm'dir. Ebû Îsâ dedi ki: Alâ b. Abdurrahmân, İbn Ya'kûb'dur ve o Huraka'nın azatlısıdır. Alâ tâbiîndendir; Enes b. Mâlik ve başkalarından (hadis) işitmiştir. Alâ'nın babası Abdurrahmân b. Ya'kûb da tâbiîndendir; Ebû Hüreyre, Ebû Saîd el-Hudrî ve İbn Ömer'den (hadis) işitmiştir. Alâ'nın dedesi Ya'kûb da büyük tâbiîndendir; Ömer b. el-Hattâb'a yetişmiş ve ondan rivayette bulunmuştur. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den Cuma Bölümleri (başlıyor).