3669. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبُو حَيَّانَ، حَدَّثَنِي الشَّعْبِيُّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ يَوْمَ نَزَلَ وَهِيَ مِنْ خَمْسَةِ أَشْيَاءَ مِنَ الْعِنَبِ وَالتَّمْرِ وَالْعَسَلِ وَالْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالْخَمْرُ مَا خَامَرَ الْعَقْلَ وَثَلاَثٌ وَدِدْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يُفَارِقْنَا حَتَّى يَعْهَدَ إِلَيْنَا فِيهِنَّ عَهْدًا نَنْتَهِي إِلَيْهِ الْجَدُّ وَالْكَلاَلَةُ وَأَبْوَابٌ مِنْ أَبْوَابِ الرِّبَا .
Ahmed b. Hanbel, İsmail b. İbrahim, Ebû Hayyân, eş-Şa'bî, İbn Ömer [ve] Ömer nakletti: İçki yasağı geldiği (müjdelediği) gün o (içki) beş şeyden; üzüm, hurma, bal, buğday [ve] arpadan (elde ediliyordu). İçki (hamr), aklı örten [perdeleyen] her şeydir. Üç şey var ki, keşke Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara dair bize (kesin) bir ahit [vasiyet/hüküm] bırakmadan bizden ayrılmasaydı da onlara uysaydık: Dede [mirası], kelâle [babasız ve çocuksuzun mirası] [ve] faiz kapılarından bazı kapılardır.
3670. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ مُوسَى الْخُتَّلِيُّ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ لَمَّا نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ قَالَ عُمَرُ اللَّهُمَّ بَيِّنْ لَنَا فِي الْخَمْرِ بَيَانًا شِفَاءً فَنَزَلَتِ الآيَةُ الَّتِي فِي الْبَقَرَةِ { يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ } الآيَةَ قَالَ فَدُعِيَ عُمَرُ فَقُرِئَتْ عَلَيْهِ قَالَ اللَّهُمَّ بَيِّنْ لَنَا فِي الْخَمْرِ بَيَانًا شِفَاءً فَنَزَلَتِ الآيَةُ الَّتِي فِي النِّسَاءِ { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَقْرَبُوا الصَّلاَةَ وَأَنْتُمْ سُكَارَى } فَكَانَ مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ يُنَادِي أَلاَ لاَ يَقْرَبَنَّ الصَّلاَةَ سَكْرَانُ فَدُعِيَ عُمَرُ فَقُرِئَتْ عَلَيْهِ فَقَالَ اللَّهُمَّ بَيِّنْ لَنَا فِي الْخَمْرِ بَيَانًا شِفَاءً فَنَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { فَهَلْ أَنْتُمْ مُنْتَهُونَ } قَالَ عُمَرُ انْتَهَيْنَا .
Abbâd b. Musa el-Huttelî anlattı; İsmail (yani İbn Ca'fer) bildirdi; İsrâil'den; Ebû İshâk'tan; Amr'dan; Ömer b. el-Hattâb radıyallâhu anhın şöyle dediği bildirilmiştir: İçki yasağı (ilk aşamada) inince Ömer: "Allah'ım! İçki hakkında bize (şüpheleri giderecek) tatminkâr/şifa veren bir beyan indir" dedi. Bunun üzerine Bakara suresindeki {Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: Onlarda büyük bir günah... vardır} ayeti indi. Ömer çağrıldı ve bu ayet ona okundu. (Buna rağmen) o yine: "Allah'ım! İçki hakkında bize tatminkâr bir beyan indir" dedi. Bunun üzerine Nisâ suresindeki {Ey iman edenler! Sarhoş iken namaza yaklaşmayın...} ayeti indi. (Bu ayet inince) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin münadisi namaza durulacağı vakit: "Dikkat edin, sarhoş olan namaza yaklaşmasın!" diye seslenmeye başladı. Ömer yine çağrıldı ve ayet ona okundu. (Yine) o: "Allah'ım! İçki hakkında bize tatminkâr bir beyan indir" dedi. (Sonunda) {Artık vazgeçtiniz değil mi?} (Mâide, 91) ayeti indi. Bunun üzerine Ömer: "Vazgeçtik (Rabbimiz)!" dedi.
3671. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ دَعَاهُ وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ فَسَقَاهُمَا قَبْلَ أَنْ تُحَرَّمَ الْخَمْرُ فَأَمَّهُمْ عَلِيٌّ فِي الْمَغْرِبِ فَقَرَأَ { قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ } فَخَلَطَ فِيهَا فَنَزَلَتْ { لاَ تَقْرَبُوا الصَّلاَةَ وَأَنْتُمْ سُكَارَى حَتَّى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ } .
Müsedded anlattı; Yahyâ anlattı; Süfyân'dan; Atâ b. es-Sâib'den; Ebû Abdurrahman es-Sülemî'den; Ali b. Ebû Tâlib aleyhisselâmdan bildirdiğine göre: Ensar'dan bir adam, kendisini (Ali'yi) ve Abdurrahman b. Avf'ı (yemeğe) davet etti. İçki henüz haram kılınmadan önce onlara içki içirdi. Ali onlara akşam namazını kıldırdı; (namazda) {De ki: Ey kâfirler!} suresini okurken (sarhoşluk sebebiyle lafızları) birbirine karıştırdı. Bunun üzerine: {Sarhoş iken, ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın} ayeti indi.
3672. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْمَرْوَزِيُّ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَقْرَبُوا الصَّلاَةَ وَأَنْتُمْ سُكَارَى } وَ { يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ } نَسَخَتْهُمَا الَّتِي فِي الْمَائِدَةِ { إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنْصَابُ } الآيَةَ .
Ahmed b. Muhammed el-Mervezî anlattı; Ali b. Hüseyin anlattı; babasından; Yezîd en-Nahvî'den; İkrime'den; İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre şöyle demiştir: {Ey iman edenler! Sarhoş iken namaza yaklaşmayın...} ve {Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: Onlarda büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır...} ayetlerini; Mâide suresindeki {Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları ancak birer şeytan işi pisliktir...} ayeti nesh etmiştir.
3673. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كُنْتُ سَاقِيَ الْقَوْمِ حَيْثُ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ فِي مَنْزِلِ أَبِي طَلْحَةَ وَمَا شَرَابُنَا يَوْمَئِذٍ إِلاَّ الْفَضِيخُ فَدَخَلَ عَلَيْنَا رَجُلٌ فَقَالَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ وَنَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا هَذَا مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Süleyman b. Harb anlattı; Hammâd b. Zeyd anlattı; Sâbit'ten; Enes'ten bildirdiğine göre şöyle demiştir: İçki haram kılındığında ben Ebû Talha'nın evinde (orada bulunan) topluluğa içki dağıtıyordum. O gün bizim (tek) içkimiz "fadîh" (taze hurmadan yapılan bir içki) idi. O sırada yanımıza bir adam girdi ve: "İçki kesinlikle haram kılındı!" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin münadisi de (dışarıda bunu) bağırarak duyuruyordu. Biz: "İşte bu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin münadisidir" dedik.
3674. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِي عَلْقَمَةَ، مَوْلاَهُمْ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْغَافِقِيِّ أَنَّهُمَا سَمِعَا ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَعَنَ اللَّهُ الْخَمْرَ وَشَارِبَهَا وَسَاقِيَهَا وَبَائِعَهَا وَمُبْتَاعَهَا وَعَاصِرَهَا وَمُعْتَصِرَهَا وَحَامِلَهَا وَالْمَحْمُولَةَ إِلَيْهِ " .
Osman b. Ebû Şeybe anlattı; Vekî' b. el-Cerrâh anlattı; Abdülaziz b. Ömer'den; azatlıları Ebû Alkame ve Abdurrahman b. Abdullah el-Gāfikî'den; İbn Ömer'den işittiklerine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah içkiye; onu içene, dağıtanına (sâkisine), satıcısına, müşterisine, (üzümünü vs.) sıkanına, sıktıranına, taşıyanına ve kendisine taşınana lanet etmiştir."
3675. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ السُّدِّيِّ، عَنْ أَبِي هُبَيْرَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ أَبَا طَلْحَةَ، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَيْتَامٍ وَرِثُوا خَمْرًا قَالَ " أَهْرِقْهَا " . قَالَ أَفَلاَ أَجْعَلُهَا خَلاًّ قَالَ " لاَ " .
Züheyr b. Harb anlattı; Vekî' anlattı; Süfyân'dan; Süddî'den; Ebû Hübeyre'den; Enes b. Mâlik'ten bildirdiğine göre: Ebû Talha, kendisine (miras olarak) içki kalan yetimler(in durumu) hakkında Nebi sallallâhu aleyhi ve selleme sordu. (Nebi): "Onu dök!" buyurdu. (Ebû Talha): "Onu sirke yapsam olmaz mı?" diye sorunca, "Hayır!" buyurdu.
3676. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُهَاجِرٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ مِنَ الْعِنَبِ خَمْرًا وَإِنَّ مِنَ التَّمْرِ خَمْرًا وَإِنَّ مِنَ الْعَسَلِ خَمْرًا وَإِنَّ مِنَ الْبُرِّ خَمْرًا وَإِنَّ مِنَ الشَّعِيرِ خَمْرًا " .
Hasan b. Ali anlattı; Yahyâ b. Âdem anlattı; İsrâil'den; İbrahim b. Muhâcir'den; Şa'bî'den; Nu'mân b. Beşîr'den bildirdiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz üzümden içki olur; hurmadan içki olur; baldan içki olur; buğdaydan içki olur ve arpadan içki olur."
3677. Hadis
حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ أَبُو غَسَّانَ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى الْفُضَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ عَنْ أَبِي حَرِيزٍ، أَنَّ عَامِرًا، حَدَّثَهُ أَنَّ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ الْخَمْرَ مِنَ الْعَصِيرِ وَالزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ وَالْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالذُّرَةِ وَإِنِّي أَنْهَاكُمْ عَنْ كُلِّ مُسْكِرٍ " .
Mâlik b. Abdülvâhid Ebû Gassân anlattı; Mu'temir anlattı; (Mu'temir dedi ki: Bunu) Fudayl b. Meysere'ye (metinden) okudum; Ebû Harîz'den; Âmir'in kendisine naklettiğine göre Nu'mân b. Beşîr şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken işittim: "Şüphesiz içki (hamr); (taze) üzüm suyundan, kuru üzümden, hurmadan, buğdaydan, arpadan ve mısırdan yapılır. Ben sizi sarhoşluk veren her şeyden nehyediyorum."
3678. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْخَمْرُ مِنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِ النَّخْلَةِ وَالْعِنَبَةِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ اسْمُ أَبِي كَثِيرٍ الْغُبَرِيِّ يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غُفَيْلَةَ السَّحْمِيُّ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ أُذَيْنَةُ وَالصَّوَابُ غُفَيْلَةُ .
Musa b. İsmail anlattı; Abân anlattı; Yahyâ bana anlattı; Ebû Kesîr'den; Ebû Hüreyre'den bildirdiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İçki (esas itibariyle) şu iki ağaçtan; hurma ve üzüm ağacından (elde edilen ürünlerden) yapılır." Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Kesîr el-Guberî'nin adı Yezîd b. Abdurrahman b. Gufeyle es-Sehmî'dir. Bazıları (babasının adı için) Uzeyne demiştir ancak doğrusu Gufeyle'dir.
3679. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، - فِي آخَرِينَ - قَالُوا حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ وَمَنْ مَاتَ وَهُوَ يَشْرَبُ الْخَمْرَ يُدْمِنُهَا لَمْ يَشْرَبْهَا فِي الآخِرَةِ " .
Süleyman b. Dâvûd ve Muhammed b. Îsâ (başkalarıyla birlikte) anlattı; (ikisi de) Hammâd (yani İbn Zeyd) bildirdi; Eyyûb'dan; Nâfi'den; İbn Ömer'den bildirdiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Sarhoşluk veren her şey içkidir (hamr) ve sarhoşluk veren her şey haramdır. Kim dünyada içki içtiği ve ona devam ettiği halde (tövbe etmeden) ölürse, ahirette (cennet içkisini) içemez."
3680. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُمَرَ الصَّنْعَانِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، يَقُولُ عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ مُخَمِّرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ وَمَنْ شَرِبَ مُسْكِرًا بُخِسَتْ صَلاَتُهُ أَرْبَعِينَ صَبَاحًا فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ فَإِنْ عَادَ الرَّابِعَةَ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يَسْقِيَهُ مِنْ طِينَةِ الْخَبَالِ " . قِيلَ وَمَا طِينَةُ الْخَبَالِ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " صَدِيدُ أَهْلِ النَّارِ وَمَنْ سَقَاهُ صَغِيرًا لاَ يَعْرِفُ حَلاَلَهُ مِنْ حَرَامِهِ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يَسْقِيَهُ مِنْ طِينَةِ الْخَبَالِ "
Muhammed b. Râfi' en-Neysâbûrî anlattı; İbrahim b. Ömer es-San'ânî anlattı; Nu'mân'dan; Tâvus'tan; İbn Abbâs'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu bildirilmiştir: "Aklı örten (mayalanıp fermente olmuş) her şey içkidir (hamr) ve sarhoşluk veren her şey haramdır. Kim sarhoşluk veren bir şeyi içerse, kırk sabah (gün) namazı(nın sevabı) noksanlaştırılır. Eğer tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder. Eğer dördüncü kez (yine aynı günaha) dönerse, Allah'ın onu 'tînetü'l-habâl'den sulaması (içirmesi) kendi zimmetinde bir haktır." Denildi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Tînetü'l-habâl nedir?" Buyurdu ki: "Cehennem ehlinin (yaralarından akan) irindir. Kim, (içkinin) helali ile haramını bilmeyecek yaştaki bir küçüğe onu içirirse, Allah'ın onu tînetü'l-habâl'den içirmesi kendi üzerine bir haktır."
3681. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ دَاوُدَ بْنِ بَكْرِ بْنِ أَبِي الْفُرَاتِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا أَسْكَرَ كَثِيرُهُ فَقَلِيلُهُ حَرَامٌ " .
Kuteybe anlattı; İsmail (yani İbn Ca'fer) anlattı; Dâvûd b. Bekr b. Ebû'l-Fürât'tan; Muhammed b. el-Münkedir'den; Câbir b. Abdullâh'tan bildirdiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Çoğunun (içilmesi) sarhoşluk veren şeyin, azı da haramdır."
3682. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِتْعِ فَقَالَ " كُلُّ شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهُوَ حَرَامٌ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَرَأْتُ عَلَى يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ رَبِّهِ الْجُرْجُسِيِّ حَدَّثَكُمْ مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ عَنِ الزُّبَيْدِيِّ عَنِ الزُّهْرِيِّ بِهَذَا الْحَدِيثِ بِإِسْنَادِهِ زَادَ وَالْبِتْعُ نَبِيذُ الْعَسَلِ كَانَ أَهْلُ الْيَمَنِ يَشْرَبُونَهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ سَمِعْتُ أَحْمَدَ بْنَ حَنْبَلٍ يَقُولُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مَا كَانَ أَثْبَتَهُ مَا كَانَ فِيهِمْ مِثْلُهُ يَعْنِي فِي أَهْلِ حِمْصَ يَعْنِي الْجُرْجُسِيَّ .
Abdullah b. Mesleme el-Ka'nebî'den; Mâlik'ten; İbn Şihâb'dan; Ebû Seleme'den; Âişe radıyallâhu anhâın şöyle dediği bildirilmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve selleme "bit'" (baldan yapılan içki) hakkında soruldu. Buyurdu ki: "Sarhoşluk veren her içecek haramdır." Ebû Dâvûd dedi ki: Yezîd b. Abdürabbih el-Curcusî'ye (metinden) okudum; Muhammed b. Harb'dan, o Zübeydî'den, o Zührî'den bu hadisi aynı isnadla size bildirdi mi (diye sordum), evet dedi ve şu fazlalığı ekledi: "Bit'; Yemenlilerin içtiği baldan yapılan bir nebizdir." Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed b. Hanbel'i; "Lâ ilâhe illâllah! El-Curcusî ne kadar sağlam biridir; Hımslılar arasında onun gibisi yoktu" derken işittim.
3683. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، - يَعْنِي ابْنَ إِسْحَاقَ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ مَرْثَدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْيَزَنِيِّ، عَنْ دَيْلَمٍ الْحِمْيَرِيِّ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضٍ بَارِدَةٍ نُعَالِجُ فِيهَا عَمَلاً شَدِيدًا وَإِنَّا نَتَّخِذُ شَرَابًا مِنْ هَذَا الْقَمْحِ نَتَقَوَّى بِهِ عَلَى أَعْمَالِنَا وَعَلَى بَرْدِ بِلاَدِنَا . قَالَ " هَلْ يُسْكِرُ " . قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ " فَاجْتَنِبُوهُ " . قَالَ قُلْتُ فَإِنَّ النَّاسَ غَيْرُ تَارِكِيهِ . قَالَ " فَإِنْ لَمْ يَتْرُكُوهُ فَقَاتِلُوهُمْ " .
Hennâd b. es-Serî anlattı; Abde anlattı; Muhammed b. İshâk'tan; Yezîd b. Ebû Habîb'den; Mersed b. Abdullah el-Yezenî'den; Deylem el-Himyarî'den bildirdiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve selleme: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz soğuk bir arazideyiz ve orada ağır işlerde çalışıyoruz. Biz bu buğdaydan bir içecek hazırlıyoruz ki işlerimizde ve memleketimizin soğuğuna karşı ondan güç alıyoruz" dedim. Buyurdu ki: "O (içecek) sarhoş ediyor mu?" Ben: "Evet" deyince: "Ondan sakının (onu içmeyin)" buyurdu. Ben: "Ancak insanlar onu bırakmazlar" dedim. Buyurdu ki: "Eğer bırakmazlarsa onlarla savaşın."
3684. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ شَرَابٍ مِنَ الْعَسَلِ فَقَالَ " ذَاكَ الْبِتْعُ " . قُلْتُ وَيُنْتَبَذُ مِنَ الشَّعِيرِ وَالذُّرَةِ . فَقَالَ " ذَاكَ الْمِزْرُ " . ثُمَّ قَالَ " أَخْبِرْ قَوْمَكَ أَنَّ كُلَّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ " .
Vehb b. Bakiyye; Hâlid; Âsım b. Kulayb; Ebû Burde; o da Ebû Mûsâ'dan radıyallâhu anh anlattı: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e baldan yapılan bir içeceği sordum, 'O bit'tir' buyurdu. 'Arpa ve mısır [darısı]ndan da nebîz (içki) yapılır' dedim. 'O mizr'dir' buyurdu. Sonra da 'Kavmine bildir ki her sarhoşluk veren şey haramdır' buyurdu."
3685. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَالْكُوبَةِ وَالْغُبَيْرَاءِ وَقَالَ " كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ ابْنُ سَلاَمٍ أَبُو عُبَيْدٍ الْغُبَيْرَاءُ السُّكُرْكَةُ تُعْمَلُ مِنَ الذُّرَةِ شَرَابٌ يَعْمَلُهُ الْحَبَشَةُ .
Mûsâ b. İsmâil; Hammâd; Muhammed b. İshâk; Yezîd b. Ebî Habîb; Velîd b. Abde; o da Abdullah b. Amr'dan radıyallâhu anh bildirdi: Allah'ın Nebîsi sallallâhu aleyhi ve sellem şarabı, kumarı, kûbeyi [davulu/tavlayı] ve gubeyrâyı yasakladı ve: "Her sarhoşluk veren şey haramdır" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Selâm [Ebû Ubeyd] şöyle demiştir: Gubeyrâ, mısır [darısı]ndan yapılan bir içki olan sükürkedir; onu Habeşliler yapar.
3686. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ نَافِعٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عَمْرٍو الْفُقَيْمِيِّ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عُتَيْبَةَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ كُلِّ مُسْكِرٍ وَمُفَتِّرٍ .
Saîd b. Mansûr; Ebû Şihâb Abdürabbih b. Nâfi'; Hasan b. Amr el-Fukaymî; Hakem b. Uteybe; Şehr b. Havşeb; o da Ümmü Seleme'den radıyallâhu anhâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem her sarhoşluk veren ve [vücuda] gevşeklik veren şeyi yasakladı.
3687. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَمُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَهْدِيٌّ، - يَعْنِي ابْنَ مَيْمُونٍ - حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، - قَالَ مُوسَى هُوَ عَمْرُو بْنُ سَلْمٍ الأَنْصَارِيُّ - عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ وَمَا أَسْكَرَ مِنْهُ الْفَرْقُ فَمِلْءُ الْكَفِّ مِنْهُ حَرَامٌ " .
Müsedded ve Mûsâ b. İsmâil; Mehdî b. Meymûn; Ebû Osmân [Amr b. Selm el-Ensârî]; Kâsım; o da Âişe'den radıyallâhu anhâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Her sarhoşluk veren şey haramdır. Çoğu [bir farak kadarı] sarhoşluk veren şeyin bir avuç dolusu da haramdır."
3688. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ حَاتِمِ بْنِ حُرَيْثٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ دَخَلَ عَلَيْنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ غَنْمٍ فَتَذَاكَرْنَا الطِّلاَءَ فَقَالَ حَدَّثَنِي أَبُو مَالِكٍ الأَشْعَرِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لَيَشْرَبَنَّ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي الْخَمْرَ يُسَمُّونَهَا بِغَيْرِ اسْمِهَا " .
Ahmed b. Hanbel; Zeyd b. Hubâb; Muâviye b. Sâlih; Hâtim b. Hureys; Mâlik b. Ebî Meryem; o da Abdurrahman b. Ganm'dan anlattı: Abdurrahman b. Ganm yanımıza girdi de tılâ [pişirilmiş üzüm suyu] hakkında müzakere ettik. Bunun üzerine o: "Bana Ebû Mâlik el-Eş'arî, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittiğini anlattı" dedi: "Ümmetimden birtakım insanlar şarabı [içkiyi], ona başka isimler vererek mutlaka içeceklerdir."
3689. Hadis
قَالَ أَبُو دَاوُدَ حَدَّثَنَا شَيْخٌ، مِنْ أَهْلِ وَاسِطٍ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مَنْصُورٍ الْحَارِثُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ سَمِعْتُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيَّ، وَسُئِلَ، عَنِ الدَّاذِيِّ، فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَيَشْرَبَنَّ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي الْخَمْرَ يُسَمُّونَهَا بِغَيْرِ اسْمِهَا " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَالَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ الدَّاذِيُّ شَرَابُ الْفَاسِقِينَ .
Ebû Dâvûd; Vâsıt ehlinden bir şeyh; o Ebû Mansûr el-Hâris b. Mansûr'dan; o da Süfyân es-Sevrî'den bildirdiğine göre Süfyân'a dâzî hakkında soruldu da o şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Ümmetimden birtakım insanlar şarabı [içkiyi], ona başka isimler vererek mutlaka içeceklerdir." Ebû Dâvûd dedi ki: Süfyân es-Sevrî şöyle demiştir: "Dâzî, fâsıkların içeceğidir."
3690. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ حَيَّانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، وَابْنِ، عَبَّاسٍ قَالاَ نَشْهَدُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ وَالنَّقِيرِ .
Müsedded; Abdülvâhid b. Ziyâd; Mansûr b. Hayyân; Saîd b. Cübeyr; o da İbn Ömer ve İbn Abbâs'tan radıyallâhu anhum anlattı: İkisi de şöyle dediler: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in; dubbâ [kabak], hantem [toprak testi], müzeffet [ziftlenmiş kap] ve nakîrden [oyulmuş hurma kütüğü] yasakladığına şahitlik ederiz."
3691. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، وَمُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ يَعْلَى، - يَعْنِي ابْنَ حَكِيمٍ - عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبِيذَ الْجَرِّ فَخَرَجْتُ فَزِعًا مِنْ قَوْلِهِ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبِيذَ الْجَرِّ فَدَخَلْتُ عَلَى ابْنِ عَبَّاسٍ فَقُلْتُ أَمَا تَسْمَعُ مَا يَقُولُ ابْنُ عُمَرَ قَالَ وَمَا ذَاكَ قُلْتُ قَالَ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبِيذَ الْجَرِّ . قَالَ صَدَقَ حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبِيذَ الْجَرِّ . قُلْتُ مَا الْجَرُّ قَالَ كُلُّ شَىْءٍ يُصْنَعُ مِنْ مَدَرٍ .
Mûsâ b. İsmâil ve Müslim b. İbrâhim; Cerîr; Ya'lâ b. Hakîm; Saîd b. Cübeyr; o da Abdullah b. Ömer'den radıyallâhu anhumâ nakletti: Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cer [toprak kap] nebîzini haram kıldı." [Bunu işitince] onun bu sözünden dolayı endişeli bir şekilde çıktım ve İbn Abbâs'ın yanına gidip: "İbn Ömer'in ne dediğini işitmiyor musun?" dedim. "Ne demiştir?" diye sordu. "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cer nebîzini haram kıldı diyor" dedim. Şöyle dedi: "Doğru söylemiş; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cer nebîzini haram kıldı." Ben: "Cer nedir?" diye sordum. "Topraktan yapılan her şeydir" dedi.
3692. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ - وَقَالَ مُسَدَّدٌ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، وَهَذَا، حَدِيثُ سُلَيْمَانَ قَالَ - قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا هَذَا الْحَىَّ مِنْ رَبِيعَةَ قَدْ حَالَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ كُفَّارُ مُضَرَ وَلَسْنَا نَخْلُصُ إِلَيْكَ إِلاَّ فِي شَهْرٍ حَرَامٍ فَمُرْنَا بِشَىْءٍ نَأْخُذُ بِهِ وَنَدْعُو إِلَيْهِ مَنْ وَرَاءَنَا . قَالَ " آمُرُكُمْ بِأَرْبَعٍ وَأَنْهَاكُمْ عَنْ أَرْبَعٍ الإِيمَانُ بِاللَّهِ وَشَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " . وَعَقَدَ بِيَدِهِ وَاحِدَةً . وَقَالَ مُسَدَّدٌ الإِيمَانُ بِاللَّهِ ثُمَّ فَسَّرَهَا لَهُمْ شَهَادَةَ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ وَإِقَامُ الصَّلاَةِ وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ وَأَنْ تُؤَدُّوا الْخُمُسَ مِمَّا غَنِمْتُمْ وَأَنْهَاكُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ وَالْمُقَيَّرِ " . وَقَالَ ابْنُ عُبَيْدٍ النَّقِيرِ مَكَانَ الْمُقَيَّرِ . وَقَالَ مُسَدَّدٌ وَالنَّقِيرِ وَالْمُقَيَّرِ وَلَمْ يَذْكُرِ الْمُزَفَّتِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ أَبُو جَمْرَةَ نَصْرُ بْنُ عِمْرَانَ الضُّبَعِيُّ .
Süleyman b. Harb ve Muhammed b. Ubeyd, Hammâd'dan; (h) Müsedded, Abbâd b. Abbâd'dan; Ebû Cemre; o da İbn Abbâs'tan radıyallâhu anhumâ nakletti [Lafız Süleyman'ındır]: Abdülkays heyeti Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına gelip: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz Rebîa kabilesinden olan bu topluluğuz. Bizimle senin aranda Mudar kâfirleri engel teşkil ediyor. Bu sebeple sana ancak haram aylarda gelebiliyoruz. Bize öyle bir şey emret ki onu yapalım ve arkamızdakileri de ona davet edelim" dediler. Buyurdu ki: "Size dört şeyi emrediyor, dört şeyi de yasaklıyorum: Allah'a iman ve Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik etmek." [Bunu söylerken] eliyle bir diye işaret etti. (Müsedded [rivayetinde] ise; Allah'a iman demiştir sonra bunu; Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik etmek, Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şahitlik etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek ve kazandığınız ganimetin beşten birini [humus] ödemeniz diye açıklamıştır.) "Ve size; dubbâyı [kabak], hantemi [toprak testi], müzeffet [ziftlenmiş kap] ve mukayyeri [ziftlenmiş kap] yasaklıyorum." İbn Ubeyd, mukayyer yerine nakîr [oyulmuş kütük] dedi. Müsedded ise nakîr ve mukayyeri zikretti ancak müzeffeti zikretmedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Cemre, Nasr b. İmrân ed-Dubâ'î'dir.
3693. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، عَنْ نُوحِ بْنِ قَيْسٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِوَفْدِ عَبْدِ الْقَيْسِ " أَنْهَاكُمْ عَنِ النَّقِيرِ وَالْمُقَيَّرِ وَالْحَنْتَمِ وَالدُّبَّاءِ وَالْمَزَادَةِ الْمَجْبُوبَةِ وَلَكِنِ اشْرَبْ فِي سِقَائِكَ وَأَوْكِهْ " .
Vehb b. Bakiyye; Nûh b. Kays; Abdullah b. Avn; Muhammed b. Sîrîn; o da Ebû Hüreyre'den radıyallâhu anh bildirdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Abdülkays heyetine şöyle buyurdu: "Size nakîr [oyulmuş kütük], mukayyer [ziftlenmiş kap], hantem [toprak testi], dubbâ [kabak] ve ağzı kesik dağarcığı yasaklıyorum. Ancak [deriden] su tulumundan iç ve onun ağzını bağla."
3694. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، وَسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قِصَّةِ وَفْدِ عَبْدِ الْقَيْسِ قَالُوا فِيمَ نَشْرَبُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَلَيْكُمْ بِأَسْقِيَةِ الأَدَمِ الَّتِي يُلاَثُ عَلَى أَفْوَاهِهَا " .
Müslim b. İbrâhim; Ebân; Katâde; İkrime ve Saîd b. el-Müseyyeb; o da İbn Abbâs'tan radıyallâhu anhumâ Abdülkays heyeti kıssası hakkında nakletti: [Heyetdekiler:] "Ey Allah'ın Nebîsi! Nelerden [hangi kaplardan] içelim?" diye sordular. Allah'ın Nebîsi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ağzı bağlanan deriden yapılmış su tulumlarını kullanmaya devam edin."
3695. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي الْقَمُوصِ، زَيْدِ بْنِ عَلِيٍّ حَدَّثَنِي رَجُلٌ، كَانَ مِنَ الْوَفْدِ الَّذِينَ وَفَدُوا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ عَبْدِ الْقَيْسِ يَحْسِبُ عَوْفٌ أَنَّ اسْمَهُ قَيْسُ بْنُ النُّعْمَانِ فَقَالَ " لاَ تَشْرَبُوا فِي نَقِيرٍ وَلاَ مُزَفَّتٍ وَلاَ دُبَّاءٍ وَلاَ حَنْتَمٍ وَاشْرَبُوا فِي الْجِلْدِ الْمُوكَإِ عَلَيْهِ فَإِنِ اشْتَدَّ فَاكْسِرُوهُ بِالْمَاءِ فَإِنْ أَعْيَاكُمْ فَأَهْرِيقُوهُ " .
Vehb b. Bakiyye; Hâlid; Avf; Ebü'l-Kamûs Zeyd b. Ali; o da Abdülkays'tan Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelen heyetten bir adamdan -Avf isminin Kays b. en-Nu'mân olduğunu zannetmektedir- nakletti: [Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem] şöyle buyurdu: "Nakîr [oyulmuş kütük], müzeffet [ziftlenmiş kap], dubbâ [kabak] ve hantemde [toprak testi] içmeyin. Ağzı bağlanan deriden kaplarda için. Eğer [içecek] sertleşirse onu suyla kırın [seyreltin]; şayet sizi zorlarsa [iyice sertleşirse] onu dökün."
3696. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ بَذِيمَةَ، حَدَّثَنِي قَيْسُ بْنُ حَبْتَرٍ النَّهْشَلِيُّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ وَفْدَ عَبْدِ الْقَيْسِ، قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ فِيمَ نَشْرَبُ قَالَ " لاَ تَشْرَبُوا فِي الدُّبَّاءِ وَلاَ فِي الْمُزَفَّتِ وَلاَ فِي النَّقِيرِ وَانْتَبِذُوا فِي الأَسْقِيَةِ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَإِنِ اشْتَدَّ فِي الأَسْقِيَةِ قَالَ " فَصُبُّوا عَلَيْهِ الْمَاءَ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَقَالَ لَهُمْ فِي الثَّالِثَةِ أَوِ الرَّابِعَةِ " أَهْرِيقُوهُ " . ثُمَّ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ عَلَىَّ أَوْ حُرِّمَ الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْكُوبَةُ " . قَالَ " وَكُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ " . قَالَ سُفْيَانُ فَسَأَلْتُ عَلِيَّ بْنَ بَذِيمَةَ عَنِ الْكُوبَةِ قَالَ الطَّبْلُ .
Muhammed b. Beşşâr; Ebû Ahmed; Süfyân; Ali b. Bezîme; Kays b. Habter en-Nahşelî; o da İbn Abbâs'tan radıyallâhu anhumâ nakletti: Abdülkays heyeti: "Ey Allah'ın Resûlü! Nelerden içelim?" dediler. Buyurdu ki: "Dubbâda [kabak], müzeffette [ziftlenmiş kap] ve nakîrde [oyulmuş kütük] içmeyin. Su tulumlarında [içecek] hazırlayın." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Eğer su tulumunda sertleşirse [ne yapalım]?" "Ona su katın" buyurdu. [Tekrar] sorunca üçüncü yahut dördüncüde onlara: "Onu dökün!" buyurdu. Sonra: "Şüphesiz Allah bana şarabı, kumarı ve kûbeyi [davulu] haram kıldı (yahut şarap, kumar ve kûbe haram kılındı)" buyurdu ve ekledi: "Her sarhoşluk veren şey haramdır." Süfyân dedi ki: Ali b. Bezîme'ye kûbe nedir diye sordum, "Davuldur" dedi.
3697. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ سُمَيْعٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ عُمَيْرٍ، عَنْ عَلِيٍّ، عَلَيْهِ السَّلاَمُ قَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالنَّقِيرِ وَالْجِعَةِ .
Müsedded; Abdülvâhid; İsmâil b. Sumey'; Mâlik b. Umeyr; o da Ali b. Ebî Tâlib'den radıyallâhu anh nakletti: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi dubbâdan [kabak], hantemden [toprak testi], nakîrden [oyulmuş kütük] ve ci'eden [arpa içkisi] nehyetti."
3698. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا مُعَرِّفُ بْنُ وَاصِلٍ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَهَيْتُكُمْ عَنْ ثَلاَثٍ وَأَنَا آمُرُكُمْ بِهِنَّ نَهَيْتُكُمْ عَنْ زِيَارَةِ الْقُبُورِ فَزُورُوهَا فَإِنَّ فِي زِيَارَتِهَا تَذْكِرَةً وَنَهَيْتُكُمْ عَنِ الأَشْرِبَةِ أَنْ تَشْرَبُوا إِلاَّ فِي ظُرُوفِ الأَدَمِ فَاشْرَبُوا فِي كُلِّ وِعَاءٍ غَيْرَ أَنْ لاَ تَشْرَبُوا مُسْكِرًا وَنَهَيْتُكُمْ عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِي أَنْ تَأْكُلُوهَا بَعْدَ ثَلاَثٍ فَكُلُوا وَاسْتَمْتِعُوا بِهَا فِي أَسْفَارِكُمْ " .
Ahmed b. Yûnus; Muarrif b. Vâsıl; Muhârib b. Disâr; İbn Büreyde; o da babasından radıyallâhu anh nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Size üç şeyi yasaklamıştım, [şimdi ise] onları [yapmanızı] emrediyorum: Size kabir ziyaretini yasaklamıştım, artık onları ziyaret edin; çünkü onda bir ibret vardır. Size içecekleri ancak deri tulumlardan içmenizi [söyleyip diğer kapları] yasaklamıştım; artık her türlü kaptan için, yeter ki sarhoşluk veren şeyi içmeyin. Size kurban etlerini üç günden sonra yemenizi yasaklamıştım; artık yiyin ve yolculuklarınızda onlardan istifade edin."
3699. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَمَّا نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الأَوْعِيَةِ قَالَ قَالَتِ الأَنْصَارُ إِنَّهُ لاَ بُدَّ لَنَا . قَالَ " فَلاَ إِذًا " .
Müsedded; Yahyâ; Süfyân; Mansûr; Sâlim b. Ebî'l-Ca'd; o da Câbir b. Abdullah'tan radıyallâhu anhumâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [belirli] kapları yasakladığında Ensâr: "Onlar bizim için kaçınılmazdır [onlara muhtacız]" dediler. Bunun üzerine: "Öyleyse [yasak] yok" buyurdu.
3700. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ زِيَادِ بْنِ فَيَّاضٍ، عَنْ أَبِي عِيَاضٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الأَوْعِيَةَ الدُّبَّاءَ وَالْحَنْتَمَ وَالْمُزَفَّتَ وَالنَّقِيرَ فَقَالَ أَعْرَابِيٌّ إِنَّهُ لاَ ظُرُوفَ لَنَا . فَقَالَ " اشْرَبُوا مَا حَلَّ " .
Muhammed b. Ca'fer b. Ziyâd; Şerîk; Ziyâd b. Feyyâz; Ebû İyâz; o da Abdullah b. Amr'dan radıyallâhu anhumâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kaplardan; dubbâ [kabak], hantem [toprak testi], müzeffet [ziftlenmiş kap] ve nakîri [oyulmuş kütük] zikretti. Bir bedevî: "Bizim başka kabımız yok" deyince: "Helal olanları için" buyurdu.
3701. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، - يَعْنِي ابْنَ عَلِيٍّ - حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، بِإِسْنَادِهِ قَالَ " اجْتَنِبُوا مَا أَسْكَرَ " .
Hasan b. Ali; Yahyâ b. Âdem; Şerîk'ten aynı isnadla nakledildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: "Sarhoşluk veren şeylerden sakının."
3702. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ يُنْبَذُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سِقَاءٍ فَإِذَا لَمْ يَجِدُوا سِقَاءً نُبِذَ لَهُ فِي تَوْرٍ مِنْ حِجَارَةٍ .
Abdullah b. Muhammed en-Nüfeylî; Züheyr; Ebü'z-Zübeyr; o da Câbir b. Abdullah'tan radıyallâhu anhumâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için deri su tulumunda nebîz hazırlanırdı. Eğer su tulumu bulamazlarsa onun için taştan bir kapta [tevr] hazırlanırdı.
3703. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى أَنْ يُنْتَبَذَ الزَّبِيبُ وَالتَّمْرُ جَمِيعًا وَنَهَى أَنْ يُنْتَبَذَ الْبُسْرُ وَالرُّطَبُ جَمِيعًا .
Kuteybe b. Saîd; Leys; Atâ b. Ebî Rebâh; o da Câbir b. Abdullah'tan radıyallâhu anhumâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kuru üzüm ile hurmanın birlikte [nebîz yapılmasını] yasakladı. Yine büsr [olgunlaşmaya başlamış taze hurma] ile rutabın [taze hurma] birlikte [nebîz yapılmasını] yasakladı.
3704. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ نَهَى عَنْ خَلِيطِ الزَّبِيبِ، وَالتَّمْرِ، وَعَنْ خَلِيطِ الْبُسْرِ، وَالتَّمْرِ، وَعَنْ خَلِيطِ الزَّهْوِ، وَالرُّطَبِ، وَقَالَ، " انْتَبِذُوا كُلَّ وَاحِدٍ عَلَى حِدَةٍ " . قَالَ وَحَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي قَتَادَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ .
Ebû Seleme Mûsâ b. İsmâil; Ebân; Yahyâ; Abdullah b. Ebî Katâde; o da babasından radıyallâhu anh nakletti: [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem] kuru üzüm ile hurmanın, büsr [olgunlaşmaya başlamış taze hurma] ile hurmanın ve zahv [sararmaya başlamış hurma] ile rutabın [taze hurma] birbirine karıştırılmasını yasakladı ve: "Her birini ayrı ayrı [ıslatıp] nebîz yapın" buyurdu. [Yahyâ] dedi ki: Bana Ebû Seleme b. Abdurrahman da Ebû Katâde aracılığıyla Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisi anlattı.
3705. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، وَحَفْصُ بْنُ عُمَرَ النَّمَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، - عَنْ رَجُلٍ، - قَالَ حَفْصٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَهَى عَنِ الْبَلَحِ وَالتَّمْرِ وَالزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ .
Süleyman b. Harb ve Hafs b. Ömer en-Nemerî; Şu'be; Hakem; İbn Ebî Leylâ; o da bir adamdan -Hafs bu zatın Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından olduğunu söylemiştir- o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletti: [Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem] belech [henüz yeşil ve sert hurma] ile hurmanın ve kuru üzüm ile hurmanın [karıştırılarak nebîz yapılmasını] yasakladı.
3706. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ ثَابِتِ بْنِ عُمَارَةَ، حَدَّثَتْنِي رَيْطَةُ، عَنْ كَبْشَةَ بِنْتِ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَتْ سَأَلْتُ أُمَّ سَلَمَةَ مَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنْهُ قَالَتْ كَانَ يَنْهَانَا أَنْ نَعْجُمَ النَّوَى طَبْخًا أَوْ نَخْلِطَ الزَّبِيبَ وَالتَّمْرَ .
Müsedded; Yahyâ; Sâbit b. Umâre; Rayta; Kebşe bint Ebî Meryem; o da Ümmü Seleme'den radıyallâhu anhâ nakletti: [Kebşe dedi ki:] Ümmü Seleme'ye, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in nelerden nehyettiğini sordum. Şöyle dedi: "[Nebî] bizi hurma çekirdeklerini [suyunu çıkarmak için] kaynatmaktan yahut kuru üzümle hurmayı birbirine karıştırmaktan yasaklardı."
3707. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ امْرَأَةٍ، مِنْ بَنِي أَسَدٍ عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُنْبَذُ لَهُ زَبِيبٌ فَيُلْقِي فِيهِ تَمْرًا وَتَمْرٌ فَيُلْقِي فِيهِ الزَّبِيبَ .
Müsedded; Abdullah b. Dâvûd; Mis'ar; Mûsâ b. Abdullah; Benî Esed'den bir kadın; o da Âişe'den radıyallâhu anhâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için kuru üzüm ile nebîz hazırlanırdı da içine hurma katılırdı; yahut hurma ile [hazırlanırken] içine kuru üzüm katılırdı.
3708. Hadis
حَدَّثَنَا زَيَادُ بْنُ يَحْيَى الْحَسَّانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَحْرٍ، حَدَّثَنَا عَتَّابُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ الْحِمَّانِيُّ، حَدَّثَتْنِي صَفِيَّةُ بِنْتُ عَطِيَّةَ، قَالَتْ دَخَلْتُ مَعَ نِسْوَةٍ مِنْ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى عَائِشَةَ فَسَأَلْنَاهَا عَنِ التَّمْرِ وَالزَّبِيبِ فَقَالَتْ كُنْتُ آخُذُ قَبْضَةً مِنْ تَمْرٍ وَقَبْضَةً مِنْ زَبِيبٍ فَأُلْقِيهِ فِي إِنَاءٍ فَأَمْرُسُهُ ثُمَّ أَسْقِيهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم .
Ziyâd b. Yahyâ el-Hassânî; Ebû Bahr; Attâb b. Abdülaziz el-Himmânî; Safiyye bint Atiyye'den nakletti: Safiyye dedi ki: Abdülkays'tan bir grup kadınla birlikte Âişe'nin radıyallâhu anhâ yanına girdik. Ona hurma ile kuru üzümü [karıştırmayı] sorduk da şöyle dedi: "Ben bir avuç hurma, bir avuç da kuru üzüm alır, onları bir kaba koyup [suda] ezerdim, sonra da onu Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e içirirdim."
3709. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، وَعِكْرِمَةَ، أَنَّهُمَا كَانَا يَكْرَهَانِ الْبُسْرَ وَحْدَهُ وَيَأْخُذَانِ ذَلِكَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ . وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَخْشَى أَنْ يَكُونَ الْمُزَّاءَ الَّذِي نُهِيَتْ عَنْهُ عَبْدُ الْقَيْسِ . فَقُلْتُ لِقَتَادَةَ مَا الْمُزَّاءُ قَالَ النَّبِيذُ فِي الْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ .
Muhammed b. Beşşâr; Muâz b. Hişâm; o da babasından, Katâde'den naklettiğine göre; Câbir b. Zeyd ve İkrime, büsrü [olgunlaşmaya başlamış taze hurma] tek başına [ıslatıp nebîz yapmayı] hoş görmezler ve bu [görüşü] İbn Abbâs'tan alırlardı. İbn Abbâs: "Onun, Abdülkays heyetine yasaklanan 'müzzâ' olmasından korkuyorum" derdi. Katâde'ye: "Müzzâ nedir?" diye sordum. "Toprak testi [hantem] ve ziftlenmiş kapta [müzeffet] hazırlanan nebîzdir" dedi.
3710. Hadis
حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا ضَمْرَةُ، عَنِ السَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الدَّيْلَمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ عَلِمْتَ مَنْ نَحْنُ وَمِنْ أَيْنَ نَحْنُ فَإِلَى مَنْ نَحْنُ قَالَ " إِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ " . فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لَنَا أَعْنَابًا مَا نَصْنَعُ بِهَا قَالَ " زَبِّبُوهَا " . قُلْنَا مَا نَصْنَعُ بِالزَّبِيبِ قَالَ " انْبِذُوهُ عَلَى غَدَائِكُمْ وَاشْرَبُوهُ عَلَى عَشَائِكُمْ وَانْبِذُوهُ عَلَى عَشَائِكُمْ وَاشْرَبُوهُ عَلَى غَدَائِكُمْ وَانْبِذُوهُ فِي الشِّنَانِ وَلاَ تَنْبِذُوهُ فِي الْقُلَلِ فَإِنَّهُ إِذَا تَأَخَّرَ عَنْ عَصْرِهِ صَارَ خَلاًّ " .
Îsâ b. Muhammed; Damre; Seybânî; Abdullah b. ed-Deylemî; o da babasından radıyallâhu anh nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına gelip: "Ey Allah'ın Resûlü! Kim olduğumuzu ve nereden geldiğimizi biliyorsun; peki biz kime tabiyiz?" dedik. "Allah'a ve Resûlü'ne" buyurdu. "Ey Allah'ın Resûlü! Bizim üzüm bağlarımız var, [üzümleri] ne yapalım?" dedik. "Kurutup kuru üzüm yapın" buyurdu. "Kuru üzümü ne yapalım?" dedik. Şöyle buyurdu: "Sabah [suya koyup] hazırlayın, akşam onu için. Akşam hazırlayın, sabah onu için. Onu eski su tulumlarında hazırlayın, büyük küplerde hazırlamayın; çünkü beklediğinde sirkeleşir."
3711. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ يُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ كَانَ يُنْبَذُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سِقَاءٍ يُوكَأُ أَعْلاَهُ وَلَهُ عَزْلاَءُ يُنْبَذُ غُدْوَةً فَيَشْرَبُهُ عِشَاءً وَيُنْبَذُ عِشَاءً فَيَشْرَبُهُ غُدْوَةً .
Muhammed b. el-Müsenna; Abdülvehhâb b. Abdülmecid es-Sekafî; Yûnus b. Ubeyd; Hasan [el-Basrî]; annesi; o da Âişe'den radıyallâhu anhâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için, ağzı bağlanan ve alt kısmında [boşaltmak için] bir deliği bulunan bir su tulumunda nebîz hazırlanırdı. Sabah hazırlanır, akşam onu içerdi; akşam hazırlanır, sabah onu içerdi.
3712. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ شَبِيبَ بْنَ عَبْدِ الْمَلِكِ، يُحَدِّثُ عَنْ مُقَاتِلِ بْنِ حَيَّانَ، قَالَ حَدَّثَتْنِي عَمَّتِي، عَمْرَةُ عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّهَا كَانَتْ تَنْبِذُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غُدْوَةً فَإِذَا كَانَ مِنَ الْعَشِيِّ فَتَعَشَّى شَرِبَ عَلَى عَشَائِهِ وَإِنْ فَضَلَ شَىْءٌ صَبَبْتُهُ - أَوْ فَرَغْتُهُ - ثُمَّ تَنْبِذُ لَهُ بِاللَّيْلِ فَإِذَا أَصْبَحَ تَغَدَّى فَشَرِبَ عَلَى غَدَائِهِ قَالَتْ نَغْسِلُ السِّقَاءَ غُدْوَةً وَعَشِيَّةً فَقَالَ لَهَا أَبِي مَرَّتَيْنِ فِي يَوْمٍ قَالَتْ نَعَمْ .
Müsedded; Mu'temir b. Süleyman; Şebîb b. Abdülmelik; Mukâtil b. Hayyân; halası Amre; o da Âişe'den radıyallâhu anhâ nakletti: Âişe, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem için sabahleyin nebîz hazırlardı; akşam olunca Nebî akşam yemeğiyle birlikte onu içerdi. Eğer [kaptan] bir şey artarsa onu dökerdim (yahut boşaltırdım). Sonra geceleyin [tekrar] onun için nebîz hazırlardı; sabah olunca sabah yemeğiyle birlikte onu içerdi. Amre dedi ki: "Su tulumunu sabah ve akşam yıkardık." Babam [Şebîb] ona: "Günde iki defa mı?" diye sorunca; "Evet" dedi.
3713. Hadis
حَدَّثَنَا مَخْلَدُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي عُمَرَ، يَحْيَى الْبَهْرَانِيِّ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ يُنْبَذُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الزَّبِيبُ فَيَشْرَبُهُ الْيَوْمَ وَالْغَدَ وَبَعْدَ الْغَدِ إِلَى مَسَاءِ الثَّالِثَةِ ثُمَّ يَأْمُرُ بِهِ فَيُسْقَى الْخَدَمَ أَوْ يُهَرَاقُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ مَعْنَى يُسْقَى الْخَدَمَ يُبَادَرُ بِهِ الْفَسَادُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ أَبُو عُمَرَ يَحْيَى بْنُ عُبَيْدٍ الْبَهْرَانِيُّ .
Mahled b. Hâlid; Ebû Muâviye; A'meş; Ebû Ömer Yahyâ el-Behrânî; o da İbn Abbâs'tan radıyallâhu anhumâ nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem için kuru üzümden nebîz hazırlanırdı. Onu o gün, ertesi gün ve bir sonraki günün akşamına kadar içerdi. Sonra [kalanın] hizmetçilere içirilmesini yahut dökülmesini emrederdi. Ebû Dâvûd dedi ki: "Hizmetçilere içirilir" ifadesinden maksat, bozulmadan (sirkeleşip haramlaşmadan) önce tüketilmesidir. Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Ömer, Yahyâ b. Ubeyd el-Behrânî'dir.
3714. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ عَنْ عَطَاءٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عُبَيْدَ بْنَ عُمَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تُخْبِرُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَمْكُثُ عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ فَيَشْرَبُ عِنْدَهَا عَسَلاً فَتَوَاصَيْتُ أَنَا وَحَفْصَةُ أَيَّتُنَا مَا دَخَلَ عَلَيْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلْتَقُلْ إِنِّي أَجِدُ مِنْكَ رِيحَ مَغَافِيرَ فَدَخَلَ عَلَى إِحْدَاهُنَّ فَقَالَتْ لَهُ ذَلِكَ فَقَالَ " بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ وَلَنْ أَعُودَ لَهُ " . فَنَزَلَتْ { لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ تَبْتَغِي } إِلَى { إِنْ تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ } لِعَائِشَةَ وَحَفْصَةَ رضى الله عنهما { وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا } لِقَوْلِهِ " بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً " .
Ahmed b. Muhammed b. Hanbel; Haccâc b. Muhammed'den; İbn Cüreyc, Atâ kanalıyla; Ubeyd b. Umeyr'den; o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Âişe'den radıyallâhu anhâ naklettiğine göre Âişe şöyle haber vermiştir: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, Zeyneb bint Cahş'ın yanında kalır ve orada bal [şerbeti] içerdi. Ben ve Hafsa, Nebî hangimizin yanına girerse ona: "Sende megâfir [kötü kokulu bir ağaç sakızı] kokusu seziyorum" demek üzere anlaştık. [Nebî] ikimizden birinin yanına girdiğinde o bunu söyledi. Bunun üzerine Nebî: "Hayır, Zeyneb bint Cahş'ın yanında bal içtim; artık bir daha içmeyeceğim" buyurdu. Bunun üzerine Âişe ve Hafsa radıyallâhu anhumâ hakkında; { لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ تَبْتَغِي } “...eşlerinin rızasını gözeterek, Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun?” (Tahrîm, 1) ayetinden { إِنْ تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ } “Eğer ikiniz de Allah'a tövbe ederseniz [ne iyi]...” (Tahrîm, 4) ayetine kadar olan kısım nazil oldu. { وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا } “Hani Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti...” (Tahrîm, 3) ayeti de Nebî'nin "Bilakis ben bal içtim" sözü üzerine nazil oldu.
3715. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ الْحَلْوَاءَ وَالْعَسَلَ . فَذَكَرَ بَعْضَ هَذَا الْخَبَرِ . وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَشْتَدُّ عَلَيْهِ أَنْ تُوجَدَ مِنْهُ الرِّيحُ . وَفِي الْحَدِيثِ قَالَتْ سَوْدَةُ بَلْ أَكَلْتَ مَغَافِيرَ . قَالَ " بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً سَقَتْنِي حَفْصَةُ " . فَقُلْتُ جَرَسَتْ نَحْلُهُ الْعُرْفُطَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْمَغَافِيرُ مُقْلَةٌ وَهِيَ صَمْغَةٌ . وَجَرَسَتْ رَعَتْ . وَالْعُرْفُطُ نَبْتٌ مِنْ نَبْتِ النَّحْلِ .
Hasan b. Ali; Ebû Üsâme; Hişâm; o da babasından, Âişe'den radıyallâhu anhâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tatlıyı ve balı severdi. (Ravi kıssanın bir kısmını zikretti). Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem kendisinden [kötü bir] koku yayılmasından çok çekinirdi. Bu rivayette Sevde: "Bilakis sen megâfir [kötü kokulu sakız] yemişsin" dedi; o da: "Hayır, Hafsa'nın bana ikram ettiği balı içtim" buyurdu. Sevde: "O balın arısı urfut [pis kokulu bitki] yemiş olmalı" dedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Megâfir bir tür sakızdır; "ceraset" otladı demektir; "urfut" ise arıların konduğu bir bitki türüdür.
3716. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُسَيْنٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ عَلِمْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَصُومُ فَتَحَيَّنْتُ فِطْرَهُ بِنَبِيذٍ صَنَعْتُهُ فِي دُبَّاءٍ ثُمَّ أَتَيْتُهُ بِهِ فَإِذَا هُوَ يَنِشُّ فَقَالَ " اضْرِبْ بِهَذَا الْحَائِطَ فَإِنَّ هَذَا شَرَابُ مَنْ لاَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ " .
Hişâm b. Ammâr; Sadaka b. Hâlid; Zeyd b. Vâkid; Hâlid b. Abdullah b. Hüseyn; o da Ebû Hüreyre'den radıyallâhu anh nakletti: Ebû Hüreyre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in oruçlu olduğunu biliyordum; bir kabak içinde hazırladığım nebîzi iftar vakti ona götürdüm. Iftar vakti [içeceği sununca] onun kabarıp köpürdüğünü gördüm. Bunun üzerine [Nebî]: "Bunu duvara çarp! Zira bu, Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen kimsenin içkisidir" buyurdu.
3717. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يَشْرَبَ الرَّجُلُ قَائِمًا .
Müslim b. İbrâhim; Hişâm; Katâde; o da Enes'ten radıyallâhu anh bildirdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir kimsenin ayakta su içmesini yasakladı.
3718. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ مِسْعَرِ بْنِ كِدَامٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنِ النَّزَّالِ بْنِ سَبْرَةَ، أَنَّ عَلِيًّا، دَعَا بِمَاءٍ فَشَرِبَهُ وَهُوَ قَائِمٌ ثُمَّ قَالَ إِنَّ رِجَالاً يَكْرَهُ أَحَدُهُمْ أَنْ يَفْعَلَ هَذَا وَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُ مِثْلَ مَا رَأَيْتُمُونِي أَفْعَلُهُ .
Müsedded; Yahyâ; Mis'ar b. Kidâm; Abdülmelik b. Meysere; Nezzâl b. Sebre; o da Ali'den radıyallâhu anh nakletti: Ali su istedi ve onu ayakta içti. Sonra şöyle dedi: "Bazı kimseler bunu yapmayı hoş görmezler. Oysa ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in, benim yaptığımı gördüğünüz gibi yaptığını gördüm."
3719. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا قَتَادَةُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الشُّرْبِ مِنْ فِي السِّقَاءِ وَعَنْ رُكُوبِ الْجَلاَّلَةِ وَالْمُجَثَّمَةِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْجَلاَّلَةُ الَّتِي تَأْكُلُ الْعَذِرَةَ .
Mûsâ b. İsmâil; Hammâd; Katâde; İkrime; o da İbn Abbâs'tan radıyallâhu anhumâ bildirdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem su tulumunun ağzından [doğrudan] içmeyi, cellâleye [necaset yiyen hayvana] binmeyi ve mücessimeyi [hedef dikilen hayvanı vurmayı] yasakladı. Ebû Dâvûd dedi ki: Cellâle, necaset yiyen hayvandır.
3720. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ اخْتِنَاثِ الأَسْقِيَةِ .
Müsedded; Süfyân; Zührî; Ubeydullah b. Abdullah; o da Ebû Saîd el-Hudrî'den radıyallâhu anh nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem su tulumlarının [ağzını] kıvırıp [dışa doğru katlayarak doğrudan] içmeyi yasakladı.
3721. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ عِيسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، - رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ - عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَعَا بِإِدَاوَةٍ يَوْمَ أُحُدٍ فَقَالَ " اخْنُثْ فَمَ الإِدَاوَةِ " . ثُمَّ شَرِبَ مِنْ فِيهَا .
Nasr b. Ali; Abdül'alâ; Ubeydullah b. Ömer; Ensâr'dan Îsâ b. Abdullah; o da babasından nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Uhud günü bir matara istedi ve: "Mataranın ağzını kıvır [dışa katla]" buyurdu. Sonra onun ağzından [su] içti.
3722. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي قُرَّةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الشُّرْبِ مِنْ ثُلْمَةِ الْقَدَحِ وَأَنْ يُنْفَخَ فِي الشَّرَابِ .
Ahmed b. Sâlih; Abdullah b. Vehb; Kurre b. Abdurrahman; İbn Şihâb; Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe; o da Ebû Saîd el-Hudrî'den radıyallâhu anh nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kabın kırık yerinden içmeyi ve içeceğe üflemeyi yasakladı.
3723. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ حُذَيْفَةُ بِالْمَدَائِنِ فَاسْتَسْقَى فَأَتَاهُ دِهْقَانٌ بِإِنَاءٍ مِنْ فِضَّةٍ فَرَمَاهُ بِهِ وَقَالَ إِنِّي لَمْ أَرْمِهِ بِهِ إِلاَّ أَنِّي قَدْ نَهَيْتُهُ فَلَمْ يَنْتَهِ وَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ وَعَنِ الشُّرْبِ فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَقَالَ " هِيَ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَلَكُمْ فِي الآخِرَةِ " .
Hafs b. Ömer; Şu'be; Hakem; o da İbn Ebî Leylâ'dan nakletti: Huzeyfe Medâin'de iken su istedi. Bir dihkan [toprak ağası] ona gümüş bir kap getirdi; Huzeyfe kabı ona fırlatarak şöyle dedi: "Ben bu kabı ona fırlattım ancak şundan dolayı; onu [bunu yapmaktan] nehyetmiştim ama o vazgeçmedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ipek ve dibâc giymeyi, altın ve gümüş kaplarda içmeyi yasakladı ve: 'Bunlar dünyada onlar [mümin olmayanlar] içindir, ahirette ise sizin içindir' buyurdu."
3724. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنِي فُلَيْحٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ دَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَرَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَهُوَ يُحَوِّلُ الْمَاءَ فِي حَائِطِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنْ كَانَ عِنْدَكَ مَاءٌ بَاتَ هَذِهِ اللَّيْلَةَ فِي شَنٍّ وَإِلاَّ كَرَعْنَا " . قَالَ بَلْ عِنْدِي مَاءٌ بَاتَ فِي شَنٍّ .
Osmân b. Ebî Şeybe; Yûnus b. Muhammed; Füleyh; Saîd b. el-Hâris; o da Câbir b. Abdullah'tan radıyallâhu anhumâ nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabından bir adam, bahçesinde suyun yönünü değiştiren [sulama yapan] Ensârlı bir adamın yanına girdiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Eğer yanında bu gece eski bir deri tulumda beklemiş suyun varsa [getir], yoksa eğilip ağzımızla [direkt arkın içinden] içeriz" buyurdu. Adam: "Bilakis yanımda deri tulumda beklemiş su vardır" dedi.
3725. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي الْمُخْتَارِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَاقِيَ الْقَوْمِ آخِرُهُمْ شُرْبًا " .
Müslim b. İbrâhim; Şu'be; Ebü'l-Muhtâr; o da Abdullah b. Ebî Evfâ'dan radıyallâhu anhumâ bildirdi: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bir topluluğa su dağıtan kimse, suyu en son içendir" buyurdu.
3726. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِلَبَنٍ قَدْ شِيبَ بِمَاءٍ وَعَنْ يَمِينِهِ أَعْرَابِيٌّ وَعَنْ يَسَارِهِ أَبُو بَكْرٍ فَشَرِبَ ثُمَّ أَعْطَى الأَعْرَابِيَّ وَقَالَ " الأَيْمَنَ فَالأَيْمَنَ " .
Ka'nebî Abdullah b. Mesleme; Mâlik; İbn Şihâb; o da Enes b. Mâlik'ten radıyallâhu anh nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e su katılmış süt getirildi. Sağında bir bedevî, solunda ise Ebû Bekir vardı. [Nebî sütten] içti, sonra [kabı] bedevîye verdi ve: "Önce sağdaki, sonra [onun] sağındaki" buyurdu.
3727. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِي عِصَامٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا شَرِبَ تَنَفَّسَ ثَلاَثًا وَقَالَ " هُوَ أَهْنَأُ وَأَمْرَأُ وَأَبْرَأُ " .
Müslim b. İbrâhim; Hişâm; Ebû Isâm; o da Enes b. Mâlik'ten radıyallâhu anh nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem [su] içtiğinde üç defa nefes alırdı ve: "Böylesi daha afiyetli, [yutması] daha kolay ve daha şifalıdır" buyururdu.
3728. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُتَنَفَّسَ فِي الإِنَاءِ أَوْ يُنْفَخَ فِيهِ .
Abdullah b. Muhammed en-Nüfeylî; İbn Uyeyne; Abdülkerîm; İkrime; o da İbn Abbâs'tan radıyallâhu anhumâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kabın içine nefes verilmesini yahut içine üflenmesini yasakladı.
3729. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُمَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ، - مِنْ بَنِي سُلَيْمٍ - قَالَ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى أَبِي فَنَزَلَ عَلَيْهِ فَقَدَّمَ إِلَيْهِ طَعَامًا فَذَكَرَ حَيْسًا أَتَاهُ بِهِ ثُمَّ أَتَاهُ بِشَرَابٍ فَشَرِبَ فَنَاوَلَ مَنْ عَلَى يَمِينِهِ وَأَكَلَ تَمْرًا فَجَعَلَ يُلْقِي النَّوَى عَلَى ظَهْرِ أُصْبَعَيْهِ السَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى فَلَمَّا قَامَ قَامَ أَبِي فَأَخَذَ بِلِجَامِ دَابَّتِهِ فَقَالَ ادْعُ اللَّهَ لِي . فَقَالَ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِيمَا رَزَقْتَهُمْ وَاغْفِرْ لَهُمْ وَارْحَمْهُمْ " .
Hafs b. Ömer; Şu'be; Yezîd b. Humeyr; o da Benî Süleym'den Abdullah b. Busr'dan radıyallâhu anh nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem babama geldi ve ona misafir oldu. Babam ona yemek ikram etti (ravi burada babasının ona hays [hurma, un ve yağ karışımı] getirdiğini zikretti). Sonra ona bir içecek getirdi; [Nebî] içti ve onu sağında bulunan kimseye verdi. [Ardından] hurma yedi. Hurmanın çekirdeklerini şehadet parmağı ile orta parmağının sırtında tutup atıyordu. [Nebî] kalkınca babam da kalktı ve hayvanının yularından tutarak: "Benim için Allah'a dua et" dedi. Bunun üzerine [Nebî]: "Allah'ım! Onlara verdiğin rızıkta bereket ver, onları bağışla ve onlara merhamet et" diye dua etti.
3730. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - ح وَحَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ سَلَمَةَ - عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ حَرْمَلَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُنْتُ فِي بَيْتِ مَيْمُونَةَ فَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ فَجَاءُوا بِضَبَّيْنِ مَشْوِيَّيْنِ عَلَى ثُمَامَتَيْنِ فَتَبَزَّقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ خَالِدٌ إِخَالُكَ تَقْذُرُهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " أَجَلْ " . ثُمَّ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِلَبَنٍ فَشَرِبَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ طَعَامًا فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيهِ وَأَطْعِمْنَا خَيْرًا مِنْهُ . وَإِذَا سُقِيَ لَبَنًا فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيهِ وَزِدْنَا مِنْهُ . فَإِنَّهُ لَيْسَ شَىْءٌ يُجْزِئُ مِنَ الطَّعَامِ وَالشَّرَابِ إِلاَّ اللَّبَنُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا لَفْظُ مُسَدَّدٍ .
Müsedded, Hammâd b. Zeyd'den; (h) Mûsâ b. İsmâil, Hammâd b. Seleme'den; Ali b. Zeyd; Ömer b. Harmele; o da İbn Abbâs'tan radıyallâhu anhumâ nakletti [Lafız Müsedded'indir]: Meymûne'nin evindeydim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanında Hâlid b. Velîd ile içeri girdi. İki çubuğa geçirilip kızartılmış keler [dabb] getirdiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [onları görünce] tükürdü. Hâlid: "Ey Allah'ın Resûlü! Sanırım ondan tiksiniyorsun?" dedi. [Nebî]: "Evet" buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e süt getirildi ve o içti, sonra da şöyle buyurdu: "Sizden biri bir yemek yediği zaman; 'Allah'ım! Bunu bize bereketli kıl ve bize bundan daha hayırlısını yedir' desin. Kendisine süt içirildiği zaman da; 'Allah'ım! Bunu bize bereketli kıl ve bize bunu artır' desin. Zira hem yemek hem de içecek yerine geçen sütten başka hiçbir şey yoktur."
3731. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَغْلِقْ بَابَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَفْتَحُ بَابًا مُغْلَقًا وَأَطْفِ مِصْبَاحَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَخَمِّرْ إِنَاءَكَ وَلَوْ بِعُودٍ تَعْرُضُهُ عَلَيْهِ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَأَوْكِ سِقَاءَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ " .
Ahmed b. Hanbel; Yahyâ; o da İbn Cüreyc'in Atâ kanalıyla Câbir'den radıyallâhu anh naklettiğini bildirdi: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kapını kapat ve Allah'ın ismini an; çünkü şeytan kapalı bir kapıyı açamaz. Lambanı söndür ve Allah'ın ismini an. Kabının üzerini, üzerine enlemesine koyacağın bir çubukla dahi olsa ört ve Allah'ın ismini an. Su tulumunun ağzını bağla ve Allah'ın ismini an."
3732. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْخَبَرِ وَلَيْسَ بِتَمَامِهِ قَالَ " فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَفْتَحُ بَابًا غَلَقًا وَلاَ يَحُلُّ وِكَاءً وَلاَ يَكْشِفُ إِنَاءً وَإِنَّ الْفُوَيْسِقَةَ تُضْرِمُ عَلَى النَّاسِ بَيْتَهُمْ " . أَوْ " بُيُوتَهُمْ " .
Abdullâh b. Mesleme el-Ka'nebî, Mâlik'ten; o Ebü't-Zübeyr'den; o da Câbir b. Abdullâh'tan; o da Nebî'den sallallâhu aleyhi ve sellem bu haberi [önceki hadisin bir kısmını] nakletti: [Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle] buyurdu: "Zira şeytan kilitli bir kapıyı açamaz, bağlanan bir tulumun bağını çözemez ve örtülen bir kabı açamaz. Şüphesiz ki fâsıkçık [fare], insanların üzerine evlerini [veya hanelerini] yakar."
3733. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَفُضَيْلُ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ السُّكَّرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ شِنْظِيرٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، رَفَعَهُ قَالَ " وَاكْفِتُوا صِبْيَانَكُمْ عِنْدَ الْعِشَاءِ " . وَقَالَ مُسَدَّدٌ " عِنْدَ الْمَسَاءِ " " فَإِنَّ لِلْجِنِّ انْتِشَارًا وَخَطْفَةً " .
Müsedded ve Fudayl b. Abdülvehhâb es-Sükkerî; Hammâd'dan; o Kesîr b. Şınzîr'den; o Atâ'dan; o da Câbir b. Abdullâh'tan radıyallâhu anh merfû olarak nakletti: [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem] şöyle buyurdu: "Yatsı vaktinde [Müsedded: 'Akşam vaktinde' dedi] çocuklarınıza sahip çıkın [evden çıkmalarına engel olun]; zira cinlerin dağılıp yayıldığı ve [insanları] kapıp çarptığı bir an vardır."
3734. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَسْقَى فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَلاَ نَسْقِيكَ نَبِيذًا قَالَ " بَلَى " . قَالَ فَخَرَجَ الرَّجُلُ يَشْتَدُّ فَجَاءَ بِقَدَحٍ فِيهِ نَبِيذٌ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَلاَّ خَمَّرْتَهُ وَلَوْ أَنْ تَعْرِضَ عَلَيْهِ عُودًا " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ الأَصْمَعِيُّ تَعْرُضُهُ عَلَيْهِ .
Osmân b. Ebû Şeybe, Ebû Muâviye'den; o el-A'meş'ten; o Ebû Sâlih'ten; o da Câbir'den nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik, kendisi su istedi. Topluluktan bir adam: "Sana nebîz ikram edelim mi?" diye sordu. [Nebî]: "Evet" buyurdu. Derken adam hızla gidip içinde nebîz olan bir kadeh getirdi. Bunun üzerine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: "Üzerini -üstüne enlemesine bir çubuk koyarak dahi olsa- örtseydin ya!" buyurdu. Ebû Dâvûd der ki: el-Asmaî, "[çubuğu] onun üzerine enlemesine koyarsın" demiştir.
3735. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُسْتَعْذَبُ لَهُ الْمَاءُ مِنْ بُيُوتِ السُّقْيَا . قَالَ قُتَيْبَةُ عَيْنٌ بَيْنَهَا وَبَيْنَ الْمَدِينَةِ يَوْمَانِ .
Saîd b. Mansûr, Abdullâh b. Muhammed en-Nüfeylî ve Kuteybe b. Saîd; Abdülaziz b. Muhammed'den; o Hişâm'dan; o babasından; o da Âişe'den radıyallâhu anhâ nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem için Sükyâ evlerinden [pınarlarından] tatlı su getirilirdi. Kuteybe: "[Sükyâ], Medine ile arasında iki günlük mesafe olan bir pınardır" demiştir.