2090. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصْعَبٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ رِفَاعَةَ الْجُهَنِيِّ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا حَلَفَ قَالَ " وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Mus'ab anlattı; el-Evzâî'den, o Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, o Hilâl b. Ebî Meymûne'den, o Atâ b. Yesâr'dan, o da Rifâa el-Cühenî'den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yemin ettiği zaman: "Muhammed’in canı elinde olan (Allah’a) yemin olsun ki" derdi.
2091. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مُحَمَّدٍ الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ رِفَاعَةَ بْنِ عَرَابَةَ الْجُهَنِيِّ، قَالَ كَانَتْ يَمِينُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ التَّى يَحْلِفُ بِهَا أَشْهَدُ عِنْدَ اللَّهِ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Abdülmelik b. Muhammed es-San'ânî anlattı; bize el-Evzâî anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, o Hilâl b. Ebî Meymûne'den, o Atâ b. Yesâr'dan, o da Rifâa b. Arâbe el-Cühenî'den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yemin ederken kullandığı (söz) şuydu: "Allah huzurunda şahitlik ederim, canım elinde olana yemin olsun ki."
2092. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الشَّافِعِيُّ، إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْعَبَّاسِ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ الْمَكِّيُّ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَتْ أَكْثَرُ أَيْمَانِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ وَمُصَرِّفِ الْقُلُوبِ " .
Bize Ebû İshâk eş-Şâfiî İbrâhîm b. Muhammed b. el-Abbâs anlattı; bize Abdullah b. Recâ el-Mekkî anlattı; Abbâd b. İshâk'tan, o İbn Şihâb'dan, o Sâlim'den, o da babasından (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yeminlerinin çoğu: "Hayır, kalpleri çevirene yemin olsun ki" (şeklindeydi).
2093. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ، ح وَحَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا مَعْنُ بْنُ عِيسَى، جَمِيعًا عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَتْ يَمِينُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ وَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Hammâd b. Hâlid anlattı. (H) Yine bize Yakûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı; bize Ma'n b. Îsâ anlattı; (her ikisi de) Muhammed b. Hilâl'den, o babasından, o da Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet ettiklerine göre; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yemini: "Hayır, Allah'tan mağfiret dilerim" (şeklindeydi).
2094. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ سَمِعَهُ يَحْلِفُ بِأَبِيهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ " . قَالَ عُمَرُ فَمَا حَلَفْتُ بِهَا ذَاكِرًا وَلاَ آثِرًا .
Bize Muhammed b. Ebî Ömer el-Adenî anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; ez-Zührî'den, o Sâlim b. Abdullah b. Ömer'den, o babasından, o da Ömer b. el-Hattâb'dan (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, onu (Ömer'i) babası adına yemin ederken işitti. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki Allah, babalarınız adına yemin etmenizi size yasaklıyor." Ömer dedi ki: (O günden sonra) ne kendim söyleyerek ne de başkasından naklederek o yemini etmedim.
2095. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ هِشَامٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تَحْلِفُوا بِالطَّوَاغِي وَلاَ بِآبَائِكُمْ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdül-a'lâ anlattı; Hişâm'dan, o el-Hasen'den, o da Abdurrahman b. Semure'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Tâğutlar (putlar) adına yemin etmeyin, babalarınız adına da yemin etmeyin."
2096. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ حَلَفَ فَقَالَ فِي يَمِينِهِ بِاللاَّتِ وَالْعُزَّى فَلْيَقُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " .
Bize Abdurrahman b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattı; bize Ömer b. Abdilvâhid anlattı; el-Evzâî'den, o ez-Zührî'den, o Humeyd'den, o da Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yemin eder ve yemininde 'Lât ve Uzzâ hakkı için' derse, hemen 'Lâ ilâhe illallâh' desin."
2097. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ سَعْدٍ، قَالَ حَلَفْتُ بِاللاَّتِ وَالْعُزَّى فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " قُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ ثُمَّ انْفُثْ عَنْ يَسَارِكَ ثَلاَثًا وَتَعَوَّذْ وَلاَ تَعُدْ " .
Bize Alî b. Muhammed ve el-Hasen b. Alî el-Hallâl anlattılar; dediler ki: Bize Yahyâ b. Âdem anlattı; İsrâîl'den, o Ebû İshâk'tan, o Mus'ab b. Sa'd'dan, o da Sa'd'dan (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: "Lât ve Uzzâ" adına yemin ettim. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Lâ ilâhe illallâh vahdehû lâ şerîke leh (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur) de. Sonra sol tarafına üç defa (hafifçe) tükür, (şeytandan) Allah'a sığın ve bir daha yapma."
2098. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ الضَّحَّاكِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ حَلَفَ بِمِلَّةٍ سِوَى الإِسْلاَمِ كَاذِبًا مُتَعَمِّدًا فَهُوَ كَمَا قَالَ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize İbn Ebî Adiy anlattı; Hâlid el-Hazzâ'dan, o Ebû Kilâbe'den, o da Sâbit b. ed-Dahhâk'tan (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yalan yere ve bilerek İslâm'dan başka bir millet (din) adına yemin ederse, o (kişi) dediği gibidir."
2099. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَرَّرٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلاً يَقُولُ أَنَا إِذًا لَيَهُودِيٌّ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " وَجَبَتْ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Bakıyye anlattı; Abdullah b. Muharrer'den, o Katâde'den, o da Enes'ten (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, bir adamın: "(Öyle ise) ben o zaman Yahudiyim" dediğini işitti. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "(Sözün hükmü sana) vacip oldu (gerçekleşti)" buyurdu.
2100. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ الْبَجَلِيُّ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِنَ الإِسْلاَمِ فَإِنْ كَانَ كَاذِبًا فَهُوَ كَمَا قَالَ وَإِنْ كَانَ صَادِقًا لَمْ يَعُدْ إِلَيْهِ الإِسْلاَمُ سَالِمًا " .
Bize Amr b. Râfi el-Becelî anlattı; bize el-Fadl b. Mûsâ anlattı; el-Hüseyin b. Vâkıd'dan, o Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim: Ben İslâm'dan berîyim (uzağım) derse; şayet (bu sözünde) yalancıysa, o (kişi) dediği gibidir. Eğer doğru söylüyorsa, İslâm ona (tam ve) salim olarak geri dönmez."
2101. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرَةَ، حَدَّثَنَا أَسْبَاطُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلاً يَحْلِفُ بِأَبِيهِ فَقَالَ " لاَ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ مَنْ حَلَفَ بِاللَّهِ فَلْيَصْدُقْ وَمَنْ حُلِفَ لَهُ بِاللَّهِ فَلْيَرْضَ وَمَنْ لَمْ يَرْضَ بِاللَّهِ فَلَيْسَ مِنَ اللَّهِ " .
Bize Muhammed b. İsmâîl b. Semure anlattı; bize Esbât b. Muhammed anlattı; Muhammed b. Aclân'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, bir adamın babası adına yemin ettiğini işitti ve şöyle buyurdu: "Babalarınız adına yemin etmeyin. Kim Allah adına yemin ederse doğru söylesin. Kendisi için Allah adına yemin edilen kimse de (buna) razı olsun. Kim Allah('a yemin edilmesi) ile razı olmazsa, onun Allah ile bir bağı yoktur (Allah'tan uzaktır)."
2102. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ يَحْيَى بْنِ النَّضْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " رَأَى عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَجُلاً يَسْرِقُ فَقَالَ أَسَرَقْتَ قَالَ لاَ وَالَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ . فَقَالَ عِيسَى آمَنْتُ بِاللَّهِ وَكَذَّبْتُ بَصَرِي " .
Bize Yakûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı; bize Hâtim b. İsmâîl anlattı; Ebû Bekr b. Yahyâ b. en-Nadr'dan, o babasından, o da Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Meryem oğlu İsa, bir adamı hırsızlık yaparken gördü ve: 'Hırsızlık mı yaptın?' dedi. (Adam): 'Hayır, kendisinden başka ilah olmayan (Allah'a) yemin olsun ki (yapmadım)' dedi. Bunun üzerine İsa: 'Allah'a inandım, gözümü yalanladım' dedi."
2103. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ بَشَّارِ بْنِ كِدَامٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّمَا الْحَلِفُ حِنْثٌ أَوْ نَدَمٌ " .
Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Ebû Muâviye anlattı; Beşşâr b. Kidâm'dan, o Muhammed b. Zeyd'den, o da İbn Ömer'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yemin ancak; (ya) yemini bozmak veya pişmanlıktır."
2104. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ حَلَفَ فَقَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ فَلَهُ ثُنْيَاهُ " .
Bize el-Abbâs b. Abdilazîm el-Anberî anlattı; bize Abdurrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; İbn Tâvûs'tan, o babasından, o da Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir yemin eder ve 'İnşallah (Allah dilerse)' derse, onun istisnası (geçerli) olur."
2105. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ حَلَفَ وَاسْتَثْنَى إِنْ شَاءَ رَجَعَ وَإِنْ شَاءَ تَرَكَ غَيْرُ حَانِثٍ " .
Bize Muhammed b. Ziyâd anlattı; bize Abdulvâris b. Saîd anlattı; Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yemin eder ve istisna yaparsa ('İnşallah' derse); dilerse (yemininden) döner, dilerse terk eder (yeminine sadık kalır). (Her iki durumda da) yeminini bozmuş sayılmaz."
2106. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الزُّهْرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رِوَايَةً قَالَ " مَنْ حَلَفَ وَاسْتَثْنَى فَلَمْ يَحْنَثْ " .
Bize Abdullah b. Muhammed ez-Zührî anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den rivayet ederek (şöyle) dedi: "Kim yemin eder ve istisna yaparsa ('İnşallah' derse), yeminini bozmuş olmaz."
2107. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا غَيْلاَنُ بْنُ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ أَبِي مُوسَى، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ نَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " وَاللَّهِ مَا أَحْمِلُكُمْ وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ " . قَالَ فَلَبِثْنَا مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ أُتِيَ بِإِبِلٍ فَأَمَرَ لَنَا بِثَلاَثَةِ إِبِلٍ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قَالَ بَعْضُنَا لِبَعْضٍ أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَسْتَحْمِلُهُ فَحَلَفَ أَلاَّ يَحْمِلَنَا ثُمَّ حَمَلَنَا ارْجِعُوا بِنَا . فَأَتَيْنَاهُ فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا أَتَيْنَاكَ نَسْتَحْمِلُكَ فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا . ثُمَّ حَمَلْتَنَا فَقَالَ " وَاللَّهِ مَا أَنَا حَمَلْتُكُمْ فَإِنَّ اللَّهَ حَمَلَكُمْ وَاللَّهِ مَا أَنَا حَمَلْتُكُمْ بَلِ اللَّهُ حَمَلَكُمْ إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ كَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي وَأَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ " . أَوْ قَالَ " أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَكَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي " .
Bize Ahmed b. Abde anlattı; bize Hammâd b. Zeyd haber verdi; bize Gaylân b. Cerîr anlattı; Ebû Bürde'den, o babası Ebû Mûsâ'dan (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Eş'arîlerden bir grupla birlikte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip binek istedik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Vallahi size binek vermem. Yanımda sizi bindireceğim bir şey de yok" buyurdu. (Ebû Mûsâ) dedi ki: Allah'ın dilediği kadar bekledik. Sonra O'na (ganimet olarak) develer getirildi. Bize, hörgüçleri beyaz üç deve verilmesini emretti. Gittiğimizde birbirimize dedik ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip binek istedik, bize binek vermeyeceğine yemin etti, sonra (yine de) bize binek verdi. Haydi O'na geri dönelim (ve durumu soralım)." Bunun üzerine O'na gelip dedik ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Sana gelip binek istemiştik, sen de bize binek vermeyeceğine yemin etmiştin. Sonra bize binek verdin." O şöyle buyurdu: "Vallahi sizi ben bindirmedim, bilakis Allah sizi bindirdi. Vallahi ben, Allah dilerse, bir şeye yemin eder, sonra da başkasını ondan daha hayırlı görürsem, yeminime keffâret öder ve hayırlı olanı yaparım." (Veya şöyle buyurdu: "Hayırlı olanı yaparım ve yeminime keffâret öderim.")
2108. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ تَمِيمِ بْنِ طَرَفَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَلْيُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهِ " .
Bize Alî b. Muhammed ve Abdullah b. Âmir b. Zürâre anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Bekr b. Ayyâş anlattı; Abdülaziz b. Rufey'den, o Temîm b. Tarafe'den, o da Adî b. Hâtim'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir şeye yemin eder, sonra başkasını ondan daha hayırlı görürse; hayırlı olanı yapsın ve yemini için keffâret ödesin."
2109. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الزَّعْرَاءِ، عَمْرُو بْنُ عَمْرٍو عَنْ عَمِّهِ أَبِي الأَحْوَصِ، عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ الْجُشَمِيِّ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَأْتِينِي ابْنُ عَمِّي فَأَحْلِفُ أَنْ لاَ، أُعْطِيَهُ وَلاَ أَصِلَهُ . قَالَ " كَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ " .
Bize Muhammed b. Ebî Ömer el-Adenî anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; bize Ebû’z-Za’râ Amr b. Amr, amcası Ebu’l-Ahvas Avf b. Mâlik el-Cüşemî’den, o da babasından (naklen) anlattı; (babası) şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Resûlü! Amcamın oğlu bana geliyor, ben de ona bir şey vermemeye ve onunla akrabalık bağını sürdürmemeye yemin ediyorum (ne yapayım?)" dedim. (Resûlullah): "Yeminin için keffâret öde (ve ona ver)" buyurdu.
2110. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ حَارِثَةَ بْنِ أَبِي الرِّجَالِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ حَلَفَ فِي قَطِيعَةِ رَحِمٍ أَوْ فِيمَا لاَ يَصْلُحُ فَبِرُّهُ أَنْ لاَ يَتِمَّ عَلَى ذَلِكَ " .
Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; Hârise b. Ebî’r-Ricâl’den, o Amre’den, o da Âişe’den (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim akrabalık bağını kesmek veya uygun olmayan bir şey hususunda yemin ederse, onun (yemindeki) iyiliği (sadakati), o yemini yerine getirmemesidir."
2111. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمُؤْمِنِ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا عَوْنُ بْنُ عُمَارَةَ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، . أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيَتْرُكْهَا فَإِنَّ تَرْكَهَا كَفَّارَتُهَا " .
Bize Abdullah b. Abdilmü'min el-Vâsıtî anlattı; bize Avn b. Umâre anlattı; bize Ravh b. el-Kâsım anlattı; Ubeydullah b. Ömer'den, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden (naklen) rivayet edildiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir şeye yemin eder, sonra başkasını ondan daha hayırlı görürse, onu (yemini) terk etsin. Çünkü onu terk etmesi, onun keffâretidir."
2112. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْبَكَّائِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَعْلَى الثَّقَفِيُّ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَفَّرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِصَاعٍ مِنْ تَمْرٍ وَأَمَرَ النَّاسَ بِذَلِكَ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَنِصْفُ صَاعٍ مِنْ بُرٍّ .
Bize el-Abbâs b. Yezîd anlattı; bize Ziyâd b. Abdillâh el-Bekkâî anlattı; bize Ömer b. Abdillâh b. Ya'lâ es-Sekafî anlattı; el-Minhâl b. Amr'dan, o Saîd b. Cubeyr'den, o da İbn Abbâs'tan (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (yemin için) bir sâ' hurma ile keffâret ödedi ve insanlara da bunu emretti. Kim (hurma) bulamazsa, (onun keffâreti) yarım sâ' buğdaydır."
2113. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ أَبِي الْمُغِيرَةِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ الرَّجُلُ يَقُوتُ أَهْلَهُ قُوتًا فِيهِ سَعَةٌ وَكَانَ الرَّجُلُ يَقُوتُ أَهْلَهُ قُوتًا فِيهِ شِدَّةٌ فَنَزَلَتْ {مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ} .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Süleyman b. Ebi'l-Muğîre'den, o Saîd b. Cubeyr'den, o da İbn Abbâs'tan (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: (Bazı) adamlar ailesine bol rızıkla yiyecek yedirirdi, (bazı) adamlar da ailesine kıt (zor) rızıkla yiyecek yedirirdi. Bunun üzerine: { مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ } “Ailenize yedirdiğinizin ortalamasından (vasatından)” (el-Mâide, 89) âyeti nâzil oldu.
2114. Hadis
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ الْمَعْمَرِيُّ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا اسْتَلَجَّ أَحَدُكُمْ فِي الْيَمِينِ فَإِنَّهُ آثَمُ لَهُ عِنْدَ اللَّهِ مِنَ الْكَفَّارَةِ الَّتِي أُمِرَ بِهَا " . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ الْوُحَاظِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ سَلاَّمٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ .
Bize Süfyân b. Vekî anlattı; bize Muhammed b. Humeyd el-Ma'merî anlattı; Ma'mer'den, o Hemmâm'dan (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Ben Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittim: Ebu’l-Kâsım (Resûlullah) sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Sizden birinin yemininde inat etmesi (ısrarcı olması), Allah katında, emrolunduğu keffâreti (ödeyip yeminini bozması)ndan daha günahtır." (H) Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Yahyâ b. Sâlih el-Vuhâzî anlattı; bize Muâviye b. Sellâm anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, o İkrime'den, o Ebû Hureyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) bunun benzerini rivayet etti.
2115. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ .
Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Vekî anlattı; Alî b. Sâlih'ten, o Eş'as b. Ebi'ş-Şa'sâ'dan, o Muâviye b. Süveyd b. Mukarrin'den, o da el-Berâ b. Âzib'den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize, yemin edenin yeminini yerine getirmesini (ibrâru'l-muksım) emretti.
2116. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ صَفْوَانَ، أَوْ عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقُرَشِيِّ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ فَتْحِ مَكَّةَ جَاءَ بِأَبِيهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اجْعَلْ لأَبِي نَصِيبًا فِي الْهِجْرَةِ . فَقَالَ " إِنَّهُ لاَ هِجْرَةَ " . فَانْطَلَقَ فَدَخَلَ عَلَى الْعَبَّاسِ فَقَالَ قَدْ عَرَفْتَنِي فَقَالَ أَجَلْ . فَخَرَجَ الْعَبَّاسُ فِي قَمِيصٍ لَيْسَ عَلَيْهِ رِدَاءٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ عَرَفْتَ فُلاَنًا وَالَّذِي بَيْنَنَا وَبَيْنَهُ جَاءَ بِأَبِيهِ لِيُبَايِعَكَ عَلَى الْهِجْرَةِ . فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّهُ لاَ هِجْرَةَ " . فَقَالَ الْعَبَّاسُ أَقْسَمْتُ عَلَيْكَ . فَمَدَّ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَدَهُ فَمَسَّ يَدَهُ فَقَالَ " أَبْرَرْتُ عَمِّي وَلاَ هِجْرَةَ " . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ إِدْرِيسَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، بِإِسْنَادِهِ نَحْوَهُ . قَالَ يَزِيدُ بْنُ أَبِي زِيَادٍ يَعْنِي لاَ هِجْرَةَ مِنْ دَارٍ قَدْ أَسْلَمَ أَهْلُهَا .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Yezîd b. Ebî Ziyâd'dan, o Mücâhid'den, o Abdurrahman b. Safvân'dan -veya Safvân b. Abdurrahman el-Kuraşî'den- (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Mekke'nin fethi günü (bu zat) babasını getirdi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Babama hicretten bir pay ver (onu muhacir kabul et)" dedi. (Resûlullah): "Artık hicret yoktur" buyurdu. Bunun üzerine (adam) gidip Abbâs'ın yanına girdi ve: "Beni tanıyorsun" dedi. (Abbâs): "Evet" dedi. Abbâs, üzerinde ridası (dış örtüsü) olmayan bir gömlekle dışarı çıktı ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Falanı ve onunla aramızdaki (bağı) biliyorsun. Babasını, hicret üzere sana biat etmesi için getirdi" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Artık hicret yoktur" buyurdu. Abbâs: "Sana yemin veriyorum (kabul etmen için Allah adına and içiyorum)" dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem elini uzattı, onun eline dokundu (musafaha etti/biat aldı) ve: "Amcamın yeminini yerine getirdim; ancak (gerçekte/hükmen) hicret yoktur" buyurdu. (H) Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize el-Hasen b. er-Rabî anlattı; Abdullah b. İdrîs'ten, o Yezîd b. Ebî Ziyâd'dan (naklen) bu isnadla (yukarıdakinin) benzerini rivayet etti. Yezîd b. Ebî Ziyâd dedi ki: (Hicret yoktur sözü), halkı Müslüman olmuş bir diyardan (artık) hicret yoktur, demektir.
2117. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا الأَجْلَحُ الْكِنْدِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الأَصَمِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا حَلَفَ أَحَدُكُمْ فَلاَ يَقُلْ مَا شَاءَ اللَّهُ وَشِئْتَ . وَلَكِنْ لِيَقُلْ مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ شِئْتَ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Îsâ b. Yûnus anlattı; bize el-Eclah el-Kindî anlattı; Yezîd b. el-Asam'dan, o da İbn Abbâs'tan (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz yemin ettiği zaman 'Allah ve sen dilersen' demesin. Fakat; 'Allah dilerse, sonra sen dilersen' desin."
2118. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الْمُسْلِمِينَ رَأَى فِي النَّوْمِ أَنَّهُ لَقِيَ رَجُلاً مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ فَقَالَ نِعْمَ الْقَوْمُ أَنْتُمْ لَوْلاَ أَنَّكُمْ تُشْرِكُونَ تَقُولُونَ مَا شَاءَ اللَّهُ وَشَاءَ مُحَمَّدٌ . وَذَكَرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " أَمَا وَاللَّهِ إِنْ كُنْتُ لأَعْرِفُهَا لَكُمْ قُولُوا مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ شَاءَ مُحَمَّدٌ " . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنِ الطُّفَيْلِ بْنِ سَخْبَرَةَ، أَخِي عَائِشَةَ لأُمِّهَا عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِنَحْوِهِ .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Abdülmelik b. Umeyr'den, o Rib'î b. Hirâş'tan, o Huzeyfe b. el-Yemân'dan (naklen) rivayet edildiğine göre; Müslümanlardan bir adam uykusunda (rüyasında) Ehl-i Kitap'tan bir adamla karşılaştığını görmüş. (Ehl-i Kitap olan adam) demiş ki: "Siz ne güzel bir topluluksunuz; keşke şirk koşmasanız ve 'Allah ve Muhammed dilerse' demeseniz." (Adam) bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikretti. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Vallahi ben bunun sizin için (uygun olmadığını) biliyordum. 'Allah dilerse, sonra Muhammed dilerse' deyin." (H) Bize Muhammed b. Abdilmelik b. Ebi'ş-Şevârib anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Abdülmelik'ten, o Rib'î b. Hirâş'tan, o da Âişe'nin anne bir kardeşi Tufeyl b. Sahbera'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) bunun benzerini rivayet etti.
2119. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَهْدِيٍّ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ جَدَّتِهِ، عَنْ أَبِيهَا، سُوَيْدِ بْنِ حَنْظَلَةَ قَالَ خَرَجْنَا نُرِيدُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَمَعَنَا وَائِلُ بْنُ حُجْرٍ فَأَخَذَهُ عَدُوٌّ لَهُ فَتَحَرَّجَ النَّاسُ أَنْ يَحْلِفُوا فَحَلَفْتُ أَنَا أَنَّهُ أَخِي فَخَلَّى سَبِيلَهُ فَأَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَخْبَرْتُهُ أَنَّ الْقَوْمَ تَحَرَّجُوا أَنْ يَحْلِفُوا وَحَلَفْتُ أَنَا أَنَّهُ أَخِي فَقَالَ " صَدَقْتَ الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı; İsrâîl'den. (H) Yine bize Yahyâ b. Hakîm anlattı; Abdurrahman b. Mehdî'den, o İsrâîl'den, o İbrâhîm b. Abdil-a'lâ'dan, o ninesinden, o da babası Süveyd b. Hanzala'dan (naklen) rivayet edildiğine göre; (Süveyd) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e (gitmek) isteyerek yola çıktık. Yanımızda Vâil b. Hucr da vardı. Derken onun bir düşmanı onu yakaladı. İnsanlar (onu kurtarmak için yalan) yemin etmekten çekindiler. Ben ise onun kardeşim olduğuna yemin ettim. Bunun üzerine (adam) onu serbest bıraktı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldik ve ben O'na, topluluğun yemin etmekten çekindiğini, benimse onun kardeşim olduğuna yemin ettiğimi haber verdim. (Resûlullah): "Doğru söylemişsin. Müslüman, Müslümanın kardeşidir" buyurdu.
2120. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّمَا الْيَمِينُ عَلَى نِيَّةِ الْمُسْتَحْلِفِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize Hüşeym haber verdi; Abbâd b. Ebî Sâlih'ten, o babasından, o da Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yemin ancak yemin ettirenin niyetine göredir."
2121. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " يَمِينُكَ عَلَى مَا يُصَدِّقُكَ بِهِ صَاحِبُكَ " .
Bize Amr b. Râfi anlattı; bize Hüşeym anlattı; bize Abdullah b. Ebî Sâlih haber verdi; babasından, o da Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yeminin, arkadaşının seni doğruladığı (inandığı) şeye göredir."
2122. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ النَّذْرِ وَقَالَ " إِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ اللَّئِيمِ " .
Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Vekî anlattı; Süfyân'dan, o Mansûr'dan, o Abdullah b. Mürre'den, o da Abdullah b. Ömer'den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, adakta bulunmayı yasakladı ve şöyle buyurdu: "(Adak ile) ancak cimriden (mal) çıkarılır."
2123. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ النَّذْرَ لاَ يَأْتِي ابْنَ آدَمَ بِشَىْءٍ إِلاَّ مَا قُدِّرَ لَهُ وَلَكِنْ يَغْلِبُهُ الْقَدَرُ مَا قُدِّرَ لَهُ فَيُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ فَيَتَيَسَّرُ عَلَيْهِ مَا لَمْ يَكُنْ يَتَيَسَّرُ عَلَيْهِ مِنْ قَبْلِ ذَلِكَ وَقَدْ قَالَ اللَّهُ أَنْفِقْ أُنْفِقْ عَلَيْكَ " .
Bize Ahmed b. Yûsuf anlattı; bize Ubeydullah anlattı; Süfyân'dan, o Ebu’z-Zinâd'dan, o el-A'rec'den, o da Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Adak (nezir), insanoğluna, kendisi için takdir edilenden başka hiçbir şey getirmez. Ancak kader, onun için takdir edilen şeyle ona galip gelir (başına o iş gelir) ve böylece (adak vesilesiyle) cimriden (mal) çıkarılır. Böylelikle, daha önce ona (cimriye) kolay olmayan (vermek), kolay hale gelir. Allah da: İnfak et ki, sana infak edeyim (karşılığı verilsin), buyurmuştur."
2124. Hadis
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَمِّهِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ الْحُصَيْنِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَلاَ نَذْرَ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ ابْنُ آدَمَ " .
Bize Sehl b. Ebî Sehl anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; bize Eyyûb anlattı; Ebû Kilâbe'den, o amcasından, o da İmrân b. el-Husayn'dan (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Masiyette (günah olan bir şeyde) adak yoktur. İnsanoğlunun sahip olmadığı bir şeyde de adak yoktur."
2125. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ أَبُو طَاهِرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh el-Mısrî Ebû Tâhir rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yûnus, İbn Şihâb'dan naklen haber verdi. (O), Ebû Seleme'den, (o da) Âişe'den nakletmiştir ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Masiyet (günah) konusunda adak yoktur. Bunun keffâreti ise yemin keffâretidir."
2126. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَ اللَّهَ فَلاَ يَعْصِهِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Üsâme, Ubeydullah'tan, (o) Talha b. Abdilmelik'ten, (o) Kâsım b. Muhammed'den, (o da) Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kim Allah'a itaat etmeye (dair) adakta bulunursa O'na itaat etsin. Kim de Allah'a isyan etmeye (dair) adakta bulunursa O'na isyan etmesin (bunu yapmasın)."
2127. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ رَافِعٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ نَذَرَ نَذْرًا وَلَمْ يُسَمِّهِ فَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
Bize Alî b. Muhammed rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî' rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmâil b. Râfi', Hâlid b. Yezîd'den, (o) Ukbe b. Âmir el-Cühenî'den naklen rivayet etti. Dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kim bir adakta bulunur da onu isimlendirmezse (ne olduğunu belirtmezse), onun keffâreti yemin keffâretidir."
2128. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مُحَمَّدٍ الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا خَارِجَةُ بْنُ مُصْعَبٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ نَذَرَ نَذْرًا وَلَمْ يُسَمِّهِ فَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ وَمَنْ نَذَرَ نَذْرًا لَمْ يُطِقْهُ فَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ وَمَنْ نَذَرَ نَذْرًا أَطَاقَهُ فَلْيَفِ بِهِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülmelik b. Muhammed es-San'ânî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hârice b. Mus'ab, Bükeyr b. Abdillah b. el-Eşecc'den, (o) Küreyb'den, (o da) İbn Abbâs'tan naklen rivayet etti. (İbn Abbâs), Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'den (şöyle buyurduğunu) nakletti: "Kim bir adakta bulunur da onu isimlendirmezse (ne olduğunu belirtmezse), onun keffâreti yemin keffâretidir. Kim gücünün yetmediği bir adakta bulunursa, onun keffâreti yemin keffâretidir. Kim de gücünün yettiği bir adakta bulunursa onu yerine getirsin."
2129. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ نَذَرْتُ نَذْرًا فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَسَأَلْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ مَا أَسْلَمْتُ فَأَمَرَنِي أَنْ أُوفِيَ بِنَذْرِي .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hafs b. Gıyâs, Ubeydullah b. Ömer'den, (o) Nâfi'den, (o) İbn Ömer'den, (o da) Ömer b. el-Hattâb'dan naklen rivayet etti. (Ömer) dedi ki: Cahiliye döneminde bir adakta bulunmuştum. Müslüman olduktan sonra (bunu) Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'e sordum. Bana adağımı yerine getirmemi emretti.
2130. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِسْحَاقَ الْجَوْهَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، أَنْبَأَنَا الْمَسْعُودِيُّ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي نَذَرْتُ أَنْ أَنْحَرَ بِبُوَانَةَ فَقَالَ " فِي نَفْسِكَ شَىْءٌ مِنْ أَمْرِ الْجَاهِلِيَّةِ " . قَالَ لاَ . قَالَ " أَوْفِ بِنَذْرِكَ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ ve Abdurrahman b. İshâk el-Cevherî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Abdullah b. Recâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mes'ûdî, Habîb b. Ebî Sâbit'ten, (o) Saîd b. Cübeyr'den, (o da) İbn Abbâs'tan naklen haber verdi ki; bir adam Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben Buvâne'de (bir kurban) kesmeyi adadım" dedi. (Resûlullah): "İçinde (niyetinde) cahiliye işlerinden bir şey var mı?" diye sordu. (Adam): "Hayır" dedi. (Resûlullah): "Adağını yerine getir" buyurdu.
2131. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الطَّائِفِيِّ، عَنْ مَيْمُونَةَ بِنْتِ كَرْدَمٍ الْيَسَارِيَّةِ، أَنَّ أَبَاهَا، لَقِيَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهِيَ رَدِيفَةٌ لَهُ فَقَالَ إِنِّي نَذَرْتُ أَنْ أَنْحَرَ بِبُوَانَةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " هَلْ بِهَا وَثَنٌ " . قَالَ لاَ . قَالَ " أَوْفِ بِنَذْرِكَ " . حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ دُكَيْنٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ مِقْسَمٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ بِنْتِ كَرْدَمٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِنَحْوِهِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mervân b. Muâviye, Abdullah b. Abdirrahman et-Tâifî'den, (o) Meymûne bint Kerdem el-Yesâriyye'den naklen rivayet etti. (Meymûne'nin) babası Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) ile karşılaşmış, (Meymûne de) o sırada babasının terkisinde imiş. (Babası): "Ben Buvâne'de (bir kurban) kesmeyi adadım" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Orada bir put var mı?" diye sordu. (Babası): "Hayır" dedi. (Resûlullah): "Adağını yerine getir" buyurdu. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Dükeyn, Abdullah b. Abdirrahman'dan, (o) Yezîd b. Miksem'den, (o da) Meymûne bint Kerdem'den, o da Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'den (bunun) bir benzerini nakletti.
2132. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ، اسْتَفْتَى رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي نَذْرٍ كَانَ عَلَى أُمِّهِ تُوُفِّيَتْ وَلَمْ تَقْضِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اقْضِهِ عَنْهَا " .
Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys b. Sa'd, İbn Şihâb'dan, (o) Ubeydullah b. Abdillah'tan, (o da) İbn Abbâs'tan naklen haber verdi ki; Sa'd b. Ubâde, annesinin üzerinde bulunan ve onu yerine getiremeden vefat ettiği bir adak hakkında Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den fetva istedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Onun adına sen yerine getir (kazâ et)" buyurdu.
2133. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، . أَنَّ امْرَأَةً، أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ إِنَّ أُمِّي تُوُفِّيَتْ وَعَلَيْهَا نَذْرُ صِيَامٍ فَتُوُفِّيَتْ قَبْلَ أَنْ تَقْضِيَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لِيَصُمْ عَنْهَا الْوَلِيُّ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahyâ b. Bükeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbn Lehîa, Amr b. Dînâr'dan, (o) Câbir b. Abdillah'tan naklen rivayet etti. Bir kadın Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e geldi ve: "Annem vefat etti, üzerinde de oruç adağı vardı ve onu yerine getiremeden öldü" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "(Onun yerine) velisi oruç tutsun" buyurdu.
2134. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ زَحْرٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الرُّعَيْنِيِّ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَالِكٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ أُخْتَهُ نَذَرَتْ أَنْ تَمْشِيَ حَافِيَةً غَيْرَ مُخْتَمِرَةٍ وَأَنَّهُ ذَكَرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " مُرْهَا فَلْتَرْكَبْ وَلْتَخْتَمِرْ وَلْتَصُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ " .
Bize Alî b. Muhammed rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Nümeyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahyâ b. Saîd, Ubeydullah b. Zahr'dan, (o) Ebû Saîd er-Ruaynî'den naklen rivayet etti ki; Abdullah b. Mâlik ona haber vermiş, ona da Ukbe b. Âmir haber vermiş ki; kız kardeşi başı açık ve yalın ayak (Kâbe'ye) yürümeyi adamıştı. (Ukbe) bunu Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e zikretti. (Efendimiz): "Ona emret; bineğe binsin, başını örtsün ve üç gün oruç tutsun" buyurdu.
2135. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ رَأَى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ شَيْخًا يَمْشِي بَيْنَ ابْنَيْهِ فَقَالَ " مَا شَأْنُ هَذَا " . قَالَ ابْنَاهُ نَذْرٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " ارْكَبْ أَيُّهَا الشَّيْخُ فَإِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ عَنْكَ وَعَنْ نَذْرِكَ " .
Bize Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülazîz b. Muhammed, Amr b. Ebî Amr'dan, (o) A'rec'den, (o da) Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Dedi ki: Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), iki oğlu arasında (onlara tutunarak) yürüyen yaşlı bir adam gördü. "Bunun nesi var (derdi nedir)?" diye sordu. (Oğulları): "(Bu) bir adaktır ey Allah'ın Resûlü" dediler. (Efendimiz): "Bin ey ihtiyar! Çünkü Allah'ın ne sana ne de senin adağına ihtiyacı vardır" buyurdu.
2136. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْفَرْوِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَرَّ بِرَجُلٍ بِمَكَّةَ وَهُوَ قَائِمٌ فِي الشَّمْسِ فَقَالَ " مَا هَذَا " . قَالُوا نَذَرَ أَنْ يَصُومَ وَلاَ يَسْتَظِلَّ إِلَى اللَّيْلِ وَلاَ يَتَكَلَّمَ وَلاَ يَزَالَ قَائِمًا . قَالَ " لِيَتَكَلَّمْ وَلْيَسْتَظِلَّ وَلْيَجْلِسْ وَلْيُتِمَّ صِيَامَهُ " . حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ شَنَبَةَ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ عَبْدِ الْجَبَّارِ، عَنْ وُهَيْبٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ وَاللَّهُ أَعْلَمُ .
Bize Muhammed b. Yahyâ rivayet etti. (Dedi ki): Bize İshâk b. Muhammed el-Fervî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Ömer, Ubeydullah b. Ömer'den, (o) Atâ'dan, (o da) İbn Abbâs'tan naklen rivayet etti ki; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke'de güneşin altında ayakta duran bir adama rastladı. "Bu nedir (bu adamın hali nedir)?" diye sordu. (Oradakiler): "Oruç tutmayı, geceye kadar gölgelenmemeyi, konuşmamayı ve sürekli ayakta durmayı adadı" dediler. (Efendimiz): "Konuşsun, gölgelensin, otursun ve orucunu tamamlasın" buyurdu. Bize Hüseyin b. Muhammed b. Şenebe el-Vâsıtî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Alâ b. Abdilcebbâr, Vüheyb'den, (o) Eyyûb'dan, (o) İkrime'den, (o da) İbn Abbâs'tan, o da Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'den bunun bir benzerini nakletti. Ve Allah en doğrusunu bilir.