2308. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ جُعِلَ قَاضِيًا بَيْنَ النَّاسِ فَقَدْ ذُبِحَ بِغَيْرِ سِكِّينٍ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muallâ b. Mansûr, Abdullah b. Cafer’den, o Osman b. Muhammed’den, o Makburî’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim insanlar arasında kadı (hakim) tayin edilirse, bıçaksız boğazlanmış demektir."
2309. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ بِلاَلِ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ سَأَلَ الْقَضَاءَ وُكِلَ إِلَى نَفْسِهِ وَمَنْ جُبِرَ عَلَيْهِ نَزَلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَسَدَّدَهُ " .
Bize Alî b. Muhammed ve Muhammed b. İsmâîl anlattılar. (Dediler ki): Bize Vekî anlattı. Bize İsrâîl, Abdulalâ’dan, o Bilâl b. Ebî Mûsâ’dan, o da Enes b. Mâlik’ten naklederek anlattı. (Enes) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kadılık (yargıçlık) görevini isterse kendi nefsiyle baş başa bırakılır. Kim de buna zorlanırsa, ona bir melek iner ve onu doğrultur (doğru hükme yöneltir)."
2310. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَعْلَى، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي الْبَخْتَرِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ بَعَثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْيَمَنِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ تَبْعَثُنِي وَأَنَا شَابٌّ أَقْضِي بَيْنَهُمْ وَلاَ أَدْرِي مَا الْقَضَاءُ قَالَ فَضَرَبَ فِي صَدْرِي بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ اهْدِ قَلْبَهُ وَثَبِّتْ لِسَانَهُ " . قَالَ فَمَا شَكَكْتُ بَعْدُ فِي قَضَاءٍ بَيْنَ اثْنَيْنِ .
Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Ya’lâ ve Ebû Muâviye, A’meş’ten, o Amr b. Mürre’den, o Ebû’l-Bahtarî’den, o da Alî’den naklederek anlattı. (Alî) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni Yemen’e gönderdi. Ben: "Ey Allah’ın Resûlü! Beni gönderiyorsun ama ben gencim. Onların arasında hüküm vereceğim oysa hüküm vermenin ne olduğunu bilmiyorum (yargılama usulünü bilmiyorum)," dedim. (Alî) dedi ki: Bunun üzerine (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) eliyle göğsüme vurdu ve şöyle dua etti: "Allah’ım! Onun kalbine hidayet ver ve dilini (hakkı söylemekte) sabit kıl." (Alî) dedi ki: "Bundan sonra iki kişi arasında hüküm verirken asla şüpheye düşmedim."
2311. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا مُجَالِدٌ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مِنْ حَاكِمٍ يَحْكُمُ بَيْنَ النَّاسِ إِلاَّ جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَمَلَكٌ آخِذٌ بِقَفَاهُ ثُمَّ يَرْفَعُ رَأْسَهُ إِلَى السَّمَاءِ فَإِنْ قَالَ أَلْقِهِ أَلْقَاهُ فِي مَهْوَاةٍ أَرْبَعِينَ خَرِيفًا " .
Bize Ebû Bekr b. Hallâd el-Bâhilî anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd el-Kattân anlattı. Bize Mücâlid, Âmir’den, o Mesrûk’tan, o da Abdullah’tan naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlar arasında hüküm veren hiçbir hakim yoktur ki kıyamet günü, bir melek ensesinden tutmuş olduğu halde gelmesin. Sonra (melek) başını semaya kaldırır. Eğer (Allah): 'Onu at,' derse, onu kırk yıl (derinliğindeki) uçuruma atar."
2312. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ عِمْرَانَ الْقَطَّانِ، عَنْ حُسَيْنٍ، - يَعْنِي ابْنَ عِمْرَانَ - عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ مَعَ الْقَاضِي مَا لَمْ يَجُرْ فَإِذَا جَارَ وَكَلَهُ إِلَى نَفْسِهِ " .
Bize Ahmed b. Sinân anlattı. Bize Muhammed b. Bilâl, İmrân el-Kattân’dan, o Hüseyin -yani İbn İmrân-’dan, o Ebû İshâk eş-Şeybânî’den, o da Abdullah b. Ebî Evfâ’dan naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah, zulmetmediği sürece kadı (hakim) ile beraberdir. Zulmettiği zaman ise onu kendi nefsine (kendi haline) bırakır."
2313. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ خَالِهِ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الرَّاشِي وَالْمُرْتَشِي " .
Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Vekî anlattı. Bize İbn Ebî Zi’b, dayısı el-Hâris b. Abdurrahman’dan, o Ebû Seleme’den, o da Abdullah b. Amr’dan naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah’ın laneti rüşvet verenin ve rüşvet alanın üzerinedir."
2314. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ، - مَوْلَى عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ - عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا حَكَمَ الْحَاكِمُ فَاجْتَهَدَ فَأَصَابَ فَلَهُ أَجْرَانِ وَإِذَا حَكَمَ فَاجْتَهَدَ فَأَخْطَأَ فَلَهُ أَجْرٌ " . قَالَ يَزِيدُ فَحَدَّثْتُ بِهِ أَبَا بَكْرِ بْنَ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، فَقَالَ هَكَذَا حَدَّثَنِيهِ أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَة.َ
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Abdulazîz b. Muhammed ed-Derâverdî anlattı. Bize Yezîd b. Abdillah b. el-Hâd, Muhammed b. İbrâhîm et-Teymî’den, o Büsr b. Saîd’den, o Ebû Kays’tan -Amr b. el-Âs’ın azatlısı-, o da Amr b. el-Âs’tan naklederek anlattı. (Amr) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiştir: "Hakim hüküm verdiği zaman içtihat eder de isabet ederse (doğru hükme varırsa), onun için iki ecir vardır. Hüküm verdiği zaman içtihat eder de hata ederse, onun için bir ecir vardır." Yezîd dedi ki: Ben bunu Ebû Bekr b. Amr b. Hazm’a anlattım. O da: "Ebû Seleme de bunu bana Ebû Hureyre’den bu şekilde anlattı," dedi.
2315. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ تَوْبَةَ، حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ خَلِيفَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو هَاشِمٍ، قَالَ لَوْلاَ حَدِيثُ ابْنِ بُرَيْدَةَ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْقُضَاةُ ثَلاَثَةٌ اثْنَانِ فِي النَّارِ وَوَاحِدٌ فِي الْجَنَّةِ رَجُلٌ عَلِمَ الْحَقَّ فَقَضَى بِهِ فَهُوَ فِي الْجَنَّةِ وَرَجُلٌ قَضَى لِلنَّاسِ عَلَى جَهْلٍ فَهُوَ فِي النَّارِ وَرَجُلٌ جَارَ فِي الْحُكْمِ فَهُوَ فِي النَّارِ " . لَقُلْنَا إِنَّ الْقَاضِيَ إِذَا اجْتَهَدَ فَهُوَ فِي الْجَنَّةِ .
Bize İsmâîl b. Tevbe anlattı. Bize Halef b. Halîfe anlattı. Bize Ebû Hâşim anlattı. (Dedi ki): Eğer İbn Büreyde’nin, babasından, onun da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den (rivayet ettiği şu) hadis olmasaydı: "Kadılar üç kısımdır. İkisi ateşte, biri cennettedir. (Hakkı) bilip de onunla hükmeden adam; işte o cennettedir. İnsanlar hakkında cahilce (bilgisizce) hüküm veren adam; işte o ateştedir. Hükümde haksızlık (zulüm) yapan adam; işte o da ateştedir." (Ebû Hâşim devamla dedi ki): Biz (bu hadis olmasaydı), "Hakim içtihat ettiği zaman cennettedir," derdik.
2316. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، وَأَحْمَدُ بْنُ ثَابِتٍ الْجَحْدَرِيُّ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَقْضِي الْقَاضِي بَيْنَ اثْنَيْنِ وَهُوَ غَضْبَانُ " . قَالَ هِشَامٌ لاَ يَنْبَغِي لِلْحَاكِمِ أَنْ يَقْضِيَ بَيْنَ اثْنَيْنِ وَهُوَ غَضْبَانُ .
Bize Hişâm b. Ammâr, Muhammed b. Abdillah b. Yezîd ve Ahmed b. Sâbit el-Cahderî anlattılar. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Abdulmelik b. Umeyr’den anlattı. (Abdulmelik), Abdurrahman b. Ebî Bekre’yi, o da babasından naklederek dinlemiştir. (Babasının haber verdiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadı (hakim), öfkeli olduğu halde iki kişi arasında hüküm vermesin." Hişâm (rivayetinde): "Hakimin öfkeliyken iki kişi arasında hüküm vermesi uygun olmaz," dedi.
2317. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّكُمْ تَخْتَصِمُونَ إِلَىَّ وَإِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ وَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَنْ يَكُونَ أَلْحَنَ بِحُجَّتِهِ مِنْ بَعْضٍ وَإِنَّمَا أَقْضِي بَيْنَكُمْ عَلَى نَحْوٍ مِمَّا أَسْمَعُ مِنْكُمْ فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ مِنْ حَقِّ أَخِيهِ شَيْئًا فَلاَ يَأْخُذْهُ فَإِنَّمَا أَقْطَعُ لَهُ قِطْعَةً مِنَ النَّارِ يَأْتِي بِهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî anlattı. Bize Hişâm b. Urve, babasından, o Zeyneb bint Ümmü Seleme’den, o da Ümmü Seleme’den naklederek anlattı. (Ümmü Seleme) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizler davalarınızı bana getiriyorsunuz. Ben ancak bir beşerim. Belki bazınızın delilini (savunmasını) anlatması diğerinden daha etkileyici olabilir. Ben ancak sizden duyduğuma göre aranızda hüküm veririm. Kime kardeşinin hakkından bir şeyi (yanlışlıkla) hükmedersem, sakın onu almasın. Zira ben ona ancak ateşten bir parça kesip vermiş olurum ki kıyamet günü onunla gelir."
2318. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ وَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَنْ يَكُونَ أَلْحَنَ بِحُجَّتِهِ مِنْ بَعْضٍ فَمَنْ قَطَعْتُ لَهُ مِنْ حَقِّ أَخِيهِ قِطْعَةً فَإِنَّمَا أَقْطَعُ لَهُ قِطْعَةً مِنَ النَّارِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muhammed b. Bişr anlattı. Bize Muhammed b. Amr, Ebû Seleme b. Abdurrahman’dan, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ben ancak bir beşerim. Belki bazınızın delilini anlatması diğerinden daha etkileyici olabilir. Kime kardeşinin hakkından bir parça (hükmedip) kesersem, ona ancak ateşten bir parça kesmiş olurum."
2319. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ بْنِ عَبْدِ الْوَارِثِ بْنِ سَعِيدٍ أَبُو عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنِي الْحُسَيْنُ بْنُ ذَكْوَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ يَعْمُرَ، أَنَّ أَبَا الأَسْوَدِ الدِّيلِيَّ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي ذَرٍّ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنِ ادَّعَى مَا لَيْسَ لَهُ فَلَيْسَ مِنَّا وَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ " .
Bize Abdulvâris b. Abdissamed b. Abdilvâris b. Saîd Ebû Ubeyde anlattı. Bana babam anlattı. (Dedi ki): Bana babam anlattı. (Dedi ki): Bana Hüseyin b. Zekvân, Abdullah b. Büreyde’den naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: Bana Yahyâ b. Ya’mer anlattı. Ona Ebû’l-Esved ed-Dîlî, Ebû Zer’den naklederek anlatmış. (Ebû Zer), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiştir: "Kim kendisinin olmayan bir şeyi iddia ederse bizden değildir ve ateşteki yerine hazırlansın."
2320. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ ثَعْلَبَةَ بْنِ سَوَاءٍ، حَدَّثَنِي عَمِّي، مُحَمَّدُ بْنُ سَوَاءٍ عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ مَطَرٍ الْوَرَّاقِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَعَانَ عَلَى خُصُومَةٍ بِظُلْمٍ - أَوْ يُعِينُ عَلَى ظُلْمٍ - لَمْ يَزَلْ فِي سَخَطِ اللَّهِ حَتَّى يَنْزِعَ " .
Bize Muhammed b. Salebe b. Sevâ anlattı. Bana amcam Muhammed b. Sevâ, Hüseyin el-Muallim’den, o Matar el-Verrâk’tan, o Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek anlattı. (İbn Ömer) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim zulüm olan bir husumete yardım ederse -veya zulme yardım ederse-, vazgeçinceye kadar Allah’ın gazabına uğramaya devam eder."
2321. Hadis
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَوْ يُعْطَى النَّاسُ بِدَعْوَاهُمُ ادَّعَى نَاسٌ دِمَاءَ رِجَالٍ وَأَمْوَالَهُمْ وَلَكِنِ الْيَمِينُ عَلَى الْمُدَّعَى عَلَيْهِ " .
Bize Harmele b. Yahyâ el-Mısrî anlattı. Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bize İbn Cüreyc, İbn Ebî Müleyke’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer insanlara (sırf) iddialarına göre (hakları) verilseydi, birtakım insanlar (diğer) insanların kanlarını ve mallarını iddia ederlerdi. Lakin yemin, davalıya (kendisine dava açılan kimseye) aittir."
2322. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ أَرْضٌ فَجَحَدَنِي فَقَدَّمْتُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلْ لَكَ بَيِّنَةٌ " . قُلْتُ لاَ . قَالَ لِلْيَهُودِيِّ " احْلِفْ " . قُلْتُ إِذًا يَحْلِفَ فَيَذْهَبَ بِمَالِي . فَأَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} إِلَى آخِرِ الآيَةِ .
Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr ve Alî b. Muhammed anlattılar. (Dediler ki): Bize Vekî ve Ebû Muâviye anlattı. (Dediler ki): Bize A’meş, Şakîk’tan, o da Eş’as b. Kays’tan naklederek anlattı. (Eş’as) dedi ki: Benimle Yahudi bir adam arasında bir arazi (anlaşmazlığı) vardı. (Hakkımı) inkar etti. Ben de onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdüm. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: "Delilin (şahidin) var mı?" buyurdu. Ben: "Hayır," dedim. Yahudiye: "Yemin et," buyurdu. Ben: "(Ya Resûlallah!) O zaman yemin eder ve malımı alıp götürür," dedim. Bunun üzerine Allah sübhânehu şu ayeti indirdi: {Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya...} (Âl-i İmrân, 77) ayetin sonuna kadar.
2323. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ وَهُوَ فِيهَا فَاجِرٌ يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ لَقِيَ اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ " .
Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr anlattı. (Dedi ki): Bize Vekî ve Ebû Muâviye anlattılar. (Dediler ki): Bize A’meş, Şakîk’tan, o da Abdullah b. Mes’ûd’dan naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yalan yere yemin eder ve bu yemininde günahkar olursa (bile bile yalan söylerse), bu yeminle bir müslüman kişinin malını gasp etmek (kendi mülküne geçirmek) için yaparsa, Allah’a, O kendisine gazaplanmış olduğu halde kavuşur."
2324. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ كَثِيرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَخَاهُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ كَعْبٍ، أَنَّ أَبَا أُمَامَةَ الْحَارِثِيَّ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَقْتَطِعُ رَجُلٌ حَقَّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ بِيَمِينِهِ إِلاَّ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَأَوْجَبَ لَهُ النَّارَ " . فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَإِنْ كَانَ شَيْئًا يَسِيرًا قَالَ " وَإِنْ كَانَ سِوَاكًا مِنْ أَرَاكٍ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Üsâme, Velîd b. Kesîr’den, o Muhammed b. Ka’b’dan anlattı. (Muhammed), kardeşi Abdullah b. Ka’b’ı dinlemiştir. (Ona da) Ebû Ümâme el-Hârisî anlatmış ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiştir: "Hiçbir adam yoktur ki yemini ile müslüman bir kimsenin hakkını gasp etsin de Allah ona cenneti haram, ateşi vacip kılmasın." Bunun üzerine topluluktan bir adam: "Ey Allah’ın Resûlü! Az bir şey olsa da mı?" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Misvak (ağacın)dan bir dal parçası olsa bile," buyurdu.
2325. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ ثَابِتٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ هَاشِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نِسْطَاسٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ بِيَمِينٍ آثِمَةٍ عِنْدَ مِنْبَرِي هَذَا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ وَلَوْ عَلَى سِوَاكٍ أَخْضَرَ " .
Bize Amr b. Râfi anlattı. Bize Mervân b. Muâviye anlattı. (H) Ve bize Ahmed b. Sâbit el-Cahderî anlattı. Bize Safvân b. Îsâ anlattı. İkisi de dediler ki: Bize Hâşim b. Hâşim, Abdullah b. Nistâs’tan, o da Câbir b. Abdillah’tan naklederek anlattı. (Câbir) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim şu minberimin yanında günah olan bir yemine yemin ederse, ateşteki yerine hazırlansın; velev ki (yemin ettiği şey) yeşil bir misvak dalı üzerine olsun."
2326. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَزَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ، قَالاَ حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ فَرُّوخَ، - قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى وَهُوَ أَبُو يُونُسَ الْقَوِيُّ - قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَحْلِفُ عِنْدَ هَذَا الْمِنْبَرِ عَبْدٌ وَلاَ أَمَةٌ عَلَى يَمِينٍ آثِمَةٍ وَلَوْ عَلَى سِوَاكٍ رَطْبٍ إِلاَّ وَجَبَتْ لَهُ النَّارُ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ ve Zeyd b. Ahzem anlattılar. (Dediler ki): Bize Dahhâk b. Mahled anlattı. Bize Hasan b. Yezîd b. Ferrûh -Muhammed b. Yahyâ onun için Ebû Yûnus el-Kavî dedi- anlattı. (Hasan) dedi ki: Ben Ebû Seleme’yi şöyle derken işittim: Ben Ebû Hureyre’yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ne bir köle ne de bir cariye şu minberin yanında günah olan bir yemine yemin eder -velev ki yaş bir misvak dalı üzerine olsun- illaki (bu sebeple) ona ateş vacip olur."
2327. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَعَا رَجُلاً مِنْ عُلَمَاءِ الْيَهُودِ فَقَالَ " أَنْشُدُكَ بِاللَّهِ الَّذِي أَنْزَلَ التَّوْرَاةَ عَلَى مُوسَى " .
Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Ebû Muâviye, A’meş’ten, o Abdullah b. Mürre’den, o da Berâ b. Âzib’den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yahudi alimlerinden bir adamı çağırdı ve: "Tevrat’ı Musa’ya indiren Allah adına senden (doğru söylemeni) istiyorum," buyurdu.
2328. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ مُجَالِدٍ، أَنْبَأَنَا عَامِرٌ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِيَهُودِيَّيْنِ " نَشَدْتُكُمَا بِاللَّهِ الَّذِي أَنْزَلَ التَّوْرَاةَ عَلَى مُوسَى عَلَيْهِ السَّلاَمُ " .
Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Ebû Üsâme, Mücâlid’den anlattı. (Mücâlid’e) Âmir, Câbir b. Abdillah’tan naklederek haber vermiş. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki yahudiye: "Tevrat’ı Musa aleyhisselâm’a indiren Allah adına sizden (doğruyu söylemenizi) istiyorum," buyurdu.
2329. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ خِلاَسٍ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ ذَكَرَ أَنَّ رَجُلَيْنِ، ادَّعَيَا دَابَّةً وَلَمْ يَكُنْ بَيْنَهُمَا بَيِّنَةٌ فَأَمَرَهُمَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَسْتَهِمَا عَلَى الْيَمِينِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı. Bize Saîd b. Ebî Arûbe, Katâde’den, o Hilâs’tan, o Ebû Râfi’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. O (Ebû Hureyre) zikretti ki; iki adam bir hayvan hakkında iddiada bulundular ve (her ikisinin de) delili yoktu. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara yemin üzerine kura çekmelerini emretti.
2330. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اخْتَصَمَ إِلَيْهِ رَجُلاَنِ بَيْنَهُمَا دَابَّةٌ وَلَيْسَ لِوَاحِدٍ مِنْهُمَا بَيِّنَةٌ فَجَعَلَهَا بَيْنَهُمَا نِصْفَيْنِ .
Bize İshâk b. Mansûr, Muhammed b. Ma’mer ve Züheyr b. Muhammed anlattılar. (Dediler ki): Bize Ravh b. Ubâde anlattı. Bize Saîd, Katâde’den, o Saîd b. Ebî Bürde’den, o babasından, o da Ebû Mûsâ’dan naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e iki adam aralarındaki bir hayvan hususunda davalı olarak geldiler. İkisinin de delili yoktu. Bunun üzerine (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) o hayvanı ikisi arasında yarı yarıya paylaştırdı.
2331. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا ضَاعَ لِلرَّجُلِ مَتَاعٌ أَوْ سُرِقَ لَهُ مَتَاعٌ فَوَجَدَهُ فِي يَدِ رَجُلٍ يَبِيعُهُ فَهُوَ أَحَقُّ بِهِ وَيَرْجِعُ الْمُشْتَرِي عَلَى الْبَائِعِ بِالثَّمَنِ " .
Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Ebû Muâviye anlattı. Bize Haccâc, Saîd b. Ubeyd b. Zeyd b. Ukbe’den, o babasından, o da Semure b. Cündüb’den naklederek anlattı. (Semure) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir adamın eşyası kaybolur veya çalınır da onu (pazarda) satan bir adamın elinde bulursa, o (mal sahibi) ona (malı almaya) daha layıktır. Müşteri ise parasını (geri) almak için satıcıya başvurur."
2332. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ ابْنَ مُحَيِّصَةَ الأَنْصَارِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ نَاقَةً لِلْبَرَاءِ كَانَتْ ضَارِيَةً دَخَلَتْ فِي حَائِطِ قَوْمٍ فَأَفْسَدَتْ فِيهِ فَكُلِّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهَا فَقَضَى أَنَّ حِفْظَ الأَمْوَالِ عَلَى أَهْلِهَا بِالنَّهَارِ وَعَلَى أَهْلِ الْمَوَاشِي مَا أَصَابَتْ مَوَاشِيهِمْ بِاللَّيْلِ . حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ عَفَّانَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حَرَامِ بْنِ مُحَيِّصَةَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ نَاقَةً، لآلِ الْبَرَاءِ أَفْسَدَتْ شَيْئًا فَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize Muhammed b. Rumh el-Mısrî anlattı. (Dedi ki): Bize Leys b. Sa’d, İbn Şihâb’dan naklederek haber verdi. İbn Muhayyısa el-Ensârî ona haber vermiş ki; Berâ’nın (başkasının bahçesine girmeye) alışkın bir devesi bir topluluğun bahçesine girip orada zarar vermiş. Bu konuda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile konuşuldu. Bunun üzerine (Resûlullah), malların (bahçelerin) gündüzleyin sahipleri tarafından korunması gerektiğine, geceleyin hayvanların verdiği zararın tazmininin de hayvan sahiplerine ait olduğuna hükmetti. (Diğer senet): Bize Hasan b. Alî b. Affân anlattı. Bize Muâviye b. Hişâm, Süfyân’dan, o Abdullah b. Îsâ’dan, o Zührî’den, o Harâm b. Muhayyısa’dan, o da Berâ b. Âzib’den naklederek anlattı ki; Berâ ailesine ait bir deve bir şeye (ekine) zarar verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de bunun misliyle (tazminine veya yukarıdaki hükmün aynısına) hükmetti.
2333. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ قَيْسِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي سُوَاءَةَ قَالَ قُلْتُ لِعَائِشَةَ أَخْبِرِينِي عَنْ خُلُقِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَتْ أَوَمَا تَقْرَأُ الْقُرْآنَ {وَإِنَّكَ لَعَلَى خُلُقٍ عَظِيمٍ} قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَ أَصْحَابِهِ فَصَنَعْتُ لَهُ طَعَامًا وَصَنَعَتْ حَفْصَةُ لَهُ طَعَامًا . قَالَتْ فَسَبَقَتْنِي حَفْصَةُ فَقُلْتُ لِلْجَارِيَةِ انْطَلِقِي فَأَكْفِئِي قَصْعَتَهَا فَلَحِقَتْهَا وَقَدْ هَوَتْ أَنْ تَضَعَ بَيْنَ يَدَىْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَكْفَأَتْهَا فَانْكَسَرَتِ الْقَصْعَةُ وَانْتَشَرَ الطَّعَامُ . قَالَتْ فَجَمَعَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَا فِيهَا مِنَ الطَّعَامِ عَلَى النِّطَعِ فَأَكَلُوا ثُمَّ بَعَثَ بِقَصْعَتِي فَدَفَعَهَا إِلَى حَفْصَةَ فَقَالَ " خُذُوا ظَرْفًا مَكَانَ ظَرْفِكُمْ " . قَالَتْ فَمَا رَأَيْتُ ذَلِكَ فِي وَجْهِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Şerîk b. Abdillah, Kays b. Vehb’den, o Benî Süvâe’den bir adamdan naklederek anlattı. (Bu adam) dedi ki: Âişe’ye: "Bana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ahlakından haber ver," dedim. (Âişe): "Sen Kur’an’ı okumuyor musun? {Ve şüphesiz sen büyük bir ahlak üzeresin} (Kalem, 4)" dedi. (Sonra şöyle anlattı): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ashabıyla birlikteydi. Ben ona yemek yaptım, Hafsa da ona yemek yaptı. (Hafsa) benden önce davrandı. Ben cariyeye: 'Git ve onun çanağını (dökülmesi için) devir,' dedim. (Cariye) yetişti, (Hafsa tam yemeği) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in önüne koymak üzere eğilmişken (cariye) onu devirdi. Çanak kırıldı ve yemek saçıldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu (kırık parçaları) ve içindeki yemeği yaygının üzerinde topladı. Sonra yediler. Daha sonra benim çanağımı gönderip Hafsa’ya verdi ve: 'Tabağınızın yerine (bu) tabağı alın,' buyurdu." (Âişe) dedi ki: "Ben (bu olay üzerine) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yüzünde (bir kızgınlık eseri) görmedim."
2334. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ إِحْدَى أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ فَأَرْسَلَتْ أُخْرَى بِقَصْعَةٍ فِيهَا طَعَامٌ فَضَرَبَتْ يَدَ الرَّسُولِ فَسَقَطَتِ الْقَصْعَةُ فَانْكَسَرَتْ فَأَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْكِسْرَتَيْنِ فَضَمَّ إِحْدَاهُمَا إِلَى الأُخْرَى فَجَعَلَ يَجْمَعُ فِيهَا الطَّعَامَ وَيَقُولُ " غَارَتْ أُمُّكُمْ كُلُوا " . فَأَكَلُوا حَتَّى جَاءَتْ بِقَصْعَتِهَا الَّتِي فِي بَيْتِهَا فَدَفَعَ الْقَصْعَةَ الصَّحِيحَةَ إِلَى الرَّسُولِ وَتَرَكَ الْمَكْسُورَةَ فِي بَيْتِ الَّتِي كَسَرَتْهَا .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı. Bize Humeyd, Enes b. Mâlik’ten naklederek anlattı. (Enes) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem müminlerin annelerinden birinin yanındayken, bir diğeri içinde yemek olan bir çanak gönderdi. (Yanında olduğu hanımı hizmetçinin eline veya tabağa) vurdu. Çanak düştü ve kırıldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki kırık parçayı aldı, birini diğerine yaklaştırdı (birleştirdi) ve yemeği içinde toplamaya başladı. Bir yandan da: "Anneniz kıskandı, yiyin," diyordu. (Kendi evinde olduğu hanımı) evindeki sağlam çanağı getirene kadar yediler. (Sağlam çanak gelince Resûlullah) sağlam çanağı elçiye verdi, kırık olanı ise onu kıranın evinde bıraktı.
2335. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا اسْتَأْذَنَ أَحَدَكُمْ جَارُهُ أَنْ يَغْرِزَ خَشَبَةً فِي جِدَارِهِ فَلاَ يَمْنَعْهُ " . فَلَمَّا حَدَّثَهُمْ أَبُو هُرَيْرَةَ طَأْطَئُوا رُءُوسَهُمْ فَلَمَّا رَآهُمْ قَالَ مَالِي أَرَاكُمْ عَنْهَا مُعْرِضِينَ وَاللَّهِ لأَرْمِيَنَّ بِهَا بَيْنَ أَكْتَافِكُمْ .
Bize Hişâm b. Ammâr ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattılar. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî’den, o Abdurrahman el-A’rec’den naklederek anlattı. (Abdurrahman) dedi ki: Ebû Hureyre’yi dinledim, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştırarak (merfû olarak) şöyle dedi: "Sizden birinizden komşusu, duvarına bir ahşap (kiriş) çakmak için izin isterse, sakın onu engellemesin." Ebû Hureyre bunu onlara anlattığı zaman (hoşlanmayarak) başlarını öne eğdiler. (Ebû Hureyre) onları (böyle) görünce: "Neden sizi bu sünnetten yüz çevirmiş görüyorum? Vallahi (siz istemeseniz de) o (hükmü)nüzü omuzlarınızın arasına atarım (size zorla kabul ettiririm)," dedi.
2336. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، أَنَّ هِشَامَ بْنَ يَحْيَى، أَخْبَرَهُ أَنَّ عِكْرِمَةَ بْنَ سَلَمَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَخَوَيْنِ مِنْ بَلْمُغِيرَةَ أَعْتَقَ أَحَدُهُمَا أَنْ لاَ يَغْرِزَ خَشَبًا فِي جِدَارِهِ فَأَقْبَلَ مُجَمِّعُ بْنُ يَزِيدَ وَرِجَالٌ كَثِيرٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالُوا نَشْهَدُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَمْنَعْ أَحَدُكُمْ جَارَهُ أَنْ يَغْرِزَ خَشَبَةً فِي جِدَارِهِ " . فَقَالَ يَا أَخِي إِنَّكَ مَقْضِيٌّ لَكَ عَلَىَّ وَقَدْ حَلَفْتُ فَاجْعَلْ أُسْطُوَانًا دُونَ حَائِطِي أَوْ جِدَارِي فَاجْعَلْ عَلَيْهِ خَشَبَكَ .
Bize Ebû Bişr Bekr b. Halef anlattı. Bize Ebû Âsım, İbn Cüreyc’den, o Amr b. Dînâr’dan naklederek anlattı. Ona Hişâm b. Yahyâ haber vermiş. Ona da İkrime b. Seleme haber vermiş ki; Belmuğîre’den (Muğîreoğulları’ndan) iki kardeşten biri, (diğerinin) duvarına ağaç çakmaması (çakmasına izin vermemek) üzere köle azat etme yemini etti (bu işi yaparsa kölesi hür olsun dedi). Bunun üzerine Mücemmi’ b. Yezîd ve Ensar’dan birçok adam geldi ve: "Biz şahitlik ederiz ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Sizden hiç kimse komşusunun, duvarına ağaç çakmasını engellemesin,' buyurdu," dediler. Bunun üzerine (yemin eden kardeş): "Ey kardeşim! Senin lehine benim aleyhime hüküm verilmiştir. Fakat ben yemin etmiş bulundum. Bu sebeple sen benim duvarımın -veya bahçemin- ön tarafına (veya berisine) direkler dik ve ağacını onun üzerine koy," dedi.
2337. Hadis
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَمْنَعْ أَحَدُكُمْ جَارَهُ أَنْ يَضَعَ خَشَبَةً عَلَى جِدَارِهِ " .
Bize Harmele b. Yahyâ anlattı. Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bana İbn Lehîa, Ebû’l-Esved’den, o İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek haber verdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, komşusunun kendi duvarına bir ahşap (kiriş) koymasına engel olmasın."
2338. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا مُثَنَّى بْنُ سَعِيدٍ الضُّبَعِيُّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اجْعَلُوا الطَّرِيقَ سَبْعَةَ أَذْرُعٍ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî anlattı. Bize Müsennâ b. Saîd ed-Dubaî, Katâde’den, o Beşîr b. Ka’b’dan, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yolu yedi arşın (genişliğinde) yapın."
2339. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ هَيَّاجٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا اخْتَلَفْتُمْ فِي الطَّرِيقِ فَاجْعَلُوهُ سَبْعَةَ أَذْرُعٍ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ ve Muhammed b. Ömer b. Heyyâc anlattılar. (Dediler ki): Bize Kabîsa anlattı. Bize Süfyân, Simâk’tan, o İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı. (İbn Abbâs) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yol hakkında ihtilafa düştüğünüz zaman onu yedi arşın (genişliğinde) yapın."
2340. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ خَالِدٍ النُّمَيْرِيُّ أَبُو الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يَحْيَى بْنِ الْوَلِيدِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى أَنْ " لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ " .
Bize Abdu Rabbih b. Hâlid en-Nümeyrî Ebû’l-Muğallis anlattı. Bize Fudayl b. Süleyman anlattı. Bize Mûsâ b. Ukbe anlattı. Bize İshâk b. Yahyâ b. el-Velîd, Ubâde b. es-Sâmit’ten naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "(İslam’da) zarar vermek de yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur," diye hükmetti.
2341. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ جَابِرٍ الْجُعْفِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Abdurrezzâk anlattı. Bize Ma’mer, Câbir el-Cu’fî’den, o İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(İslam’da) zarar vermek de yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur."
2342. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ لُؤْلُؤَةَ، عَنْ أَبِي صِرْمَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ ضَارَّ أَضَرَّ اللَّهُ بِهِ وَمَنْ شَاقَّ شَقَّ اللَّهُ عَلَيْهِ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa’d, Yahyâ b. Sa’d’den, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân’dan, o Lü’lüe’den, o da Ebû Sırma’dan naklederek haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim (başkasına) zarar verirse, Allah da ona zarar verir. Kim (başkasına) meşakkat (zorluk) çıkarırsa, Allah da ona meşakkat çıkarır."
2343. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَعَمَّارُ بْنُ خَالِدٍ الْوَاسِطِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ دَهْثَمِ بْنِ قُرَّانٍ، عَنْ نِمْرَانَ بْنِ جَارِيَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ قَوْمًا، اخْتَصَمُوا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي خُصٍّ كَانَ بَيْنَهُمْ فَبَعَثَ حُذَيْفَةَ يَقْضِي بَيْنَهُمْ فَقَضَى لِلَّذِينَ يَلِيهِمُ الْقِمْطُ فَلَمَّا رَجَعَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَهُ فَقَالَ " أَصَبْتَ وَأَحْسَنْتَ " .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh ve Ammâr b. Hâlid el-Vâsıtî anlattılar. (Dediler ki): Bize Ebû Bekr b. Ayyâş, Dehsem b. Kurrân’dan, o Nimrân b. Câriye’den, o da babasından naklederek anlattı. Bir topluluk, aralarındaki bir ev (veya kulübe) hakkında (davalısı olarak) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e başvurdular. (Nebi), aralarında hüküm vermesi için Huzeyfe’yi gönderdi. (Huzeyfe), evin bağlantı iplerinin (kımt) baktığı taraftakiler lehine hükmetti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e dönüp (durumu) haber verince, (Resûlullah): "İsabet ettin ve iyi yaptın," buyurdu.
2344. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا بِيعَ الْبَيْعُ مِنْ رَجُلَيْنِ فَالْبَيْعُ لِلأَوَّلِ " . قَالَ أَبُو الْوَلِيدِ فِي هَذَا الْحَدِيثِ إِبْطَالُ الْخَلاَصِ .
Bize Yahyâ b. Hakîm anlattı. Bize Ebû’l-Velîd anlattı. Bize Hemmâm, Katâde’den, o Hasan’dan, o da Semure b. Cündüb’den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir mal iki kişiye satılırsa, satış (hak) ilkine aittir." Ebû’l-Velîd dedi ki: Bu hadiste halasın (muhayyerlik şartının veya cayma hakkının) iptali vardır.
2345. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَجُلاً، كَانَ لَهُ سِتَّةُ مَمْلُوكِينَ لَيْسَ لَهُ مَالٌ غَيْرُهُمْ فَأَعْتَقَهُمْ عِنْدَ مَوْتِهِ فَجَزَّأَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَعْتَقَ اثْنَيْنِ وَأَرَقَّ أَرْبَعَةً .
Bize Nasr b. Alî el-Cahdamî ve Muhammed b. el-Müsennâ anlattılar. (Dediler ki): Bize Abdulalâ anlattı. Bize Hâlid el-Hazzâ, Ebû Kilâbe’den, o Ebû’l-Mühelleb’den, o da İmrân b. Husayn’dan naklederek anlattı. Bir adamın altı kölesi vardı ve onlardan başka malı da yoktu. Ölümü sırasında onları azat etti. (Varisler itiraz edince durum Nebi’ye ulaştı). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onları (üç gruba) ayırdı (kura çekti), ikisini hürriyetine kavuşturdu ve dördünü köle olarak bıraktı.
2346. Hadis
حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ خِلاَسٍ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلَيْنِ، تَدَارَءَا فِي بَيْعٍ لَيْسَ لِوَاحِدٍ مِنْهُمَا بَيِّنَةٌ فَأَمَرَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَسْتَهِمَا عَلَى الْيَمِينِ أَحَبَّا ذَلِكَ أَمْ كَرِهَا .
Bize Cemîl b. el-Hasan el-Atekî anlattı. Bize Abdulalâ anlattı. Bize Saîd, Katâde’den, o Hilâs’tan, o Ebû Râfi’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. İki adam bir alışveriş (veya mal) konusunda çekiştiler ve ikisinin de delili yoktu. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, isteseler de istemeseler de yemin konusunda kura çekmelerini emretti.
2347. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَمَانٍ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا سَافَرَ أَقْرَعَ بَيْنَ نِسَائِهِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yahyâ b. Yemân, Ma’mer’den, o Zührî’den, o Urve’den, o da Âişe’den naklederek anlattı ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sefere çıkacağı zaman hanımları arasında kura çekerdi.
2348. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ صَالِحٍ الْهَمْدَانِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَبْدِ خَيْرٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ أُتِيَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ وَهُوَ بِالْيَمَنِ فِي ثَلاَثَةٍ قَدْ وَقَعُوا عَلَى امْرَأَةٍ فِي طُهْرٍ وَاحِدٍ فَسَأَلَ اثْنَيْنِ فَقَالَ أَتُقِرَّانِ لِهَذَا بِالْوَلَدِ فَقَالاَ لاَ . ثُمَّ سَأَلَ اثْنَيْنِ فَقَالَ أَتُقِرَّانِ لِهَذَا بِالْوَلَدِ فَقَالاَ لاَ . فَجَعَلَ كُلَّمَا سَأَلَ اثْنَيْنِ أَتُقِرَّانِ لِهَذَا بِالْوَلَدِ قَالاَ لاَ . فَأَقْرَعَ بَيْنَهُمْ وَأَلْحَقَ الْوَلَدَ بِالَّذِي أَصَابَتْهُ الْقُرْعَةُ وَجَعَلَ عَلَيْهِ ثُلُثَىِ الدِّيَةِ فَذُكِرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَضَحِكَ حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُهُ .
Bize İshâk b. Mansûr anlattı. Bize Abdurrezzâk haber verdi. Bize Sevrî, Sâlih el-Hemdânî’den, o Şa’bî’den, o Abd-i Hayr el-Hadramî’den, o da Zeyd b. Erkam’dan naklederek anlattı. (Zeyd) dedi ki: Ali b. Ebî Tâlib Yemen’de iken ona üç kişi getirildi. Bunlar (cahiliye döneminde veya henüz İslam hükümleri yerleşmeden) bir temizlik süresi içinde bir kadınla ilişkiye girmişlerdi. (Ali), ikisine: "Çocuğun buna ait olduğunu ikrar ediyor musunuz?" diye sordu. Onlar: "Hayır," dediler. Sonra (diğer) ikisine sordu: "Çocuğun buna ait olduğunu ikrar ediyor musunuz?" dedi. Onlar: "Hayır," dediler. Böylece her ne zaman iki kişiye "Çocuğun buna ait olduğunu ikrar ediyor musunuz?" diye sorsa "Hayır," dediler. Bunun üzerine aralarında kura çekti ve çocuğu kura kime isabet ettiyse ona ilhak etti (onun soyundan saydı). Ona da (diğerlerine ödemek üzere) diyetin üçte ikisini yükledi. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikredildi. O da azı dişleri görününceye kadar güldü.
2349. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ مَسْرُورًا وَهُوَ يَقُولُ " يَا عَائِشَةُ أَلَمْ تَرَىْ أَنَّ مُجَزِّزًا الْمُدْلِجِيَّ دَخَلَ عَلَىَّ فَرَأَى أُسَامَةَ وَزَيْدًا عَلَيْهِمَا قَطِيفَةٌ قَدْ غَطَّيَا رُءُوسَهُمَا وَقَدْ بَدَتْ أَقْدَامُهُمَا فَقَالَ " إِنَّ هَذِهِ الأَقْدَامَ بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Hişâm b. Ammâr ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattılar. (Dediler ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî’den, o Urve’den, o da Âişe’den naklederek anlattı. (Âişe) dedi ki: Bir gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sevinçli bir halde yanıma girdi ve şöyle diyordu: "Ey Âişe! Görmedin mi? Mücezziz el-Müclicî yanıma girdi. Üsâme ve Zeyd’i gördü. Üzerlerinde kadife bir örtü vardı, başlarını örtmüşlerdi ama ayakları açıktaydı. (Mücezziz): 'Şüphesiz bu ayaklar birbirindendir (bunlar birbirinin soyundandır),' dedi."
2350. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ قُرَيْشًا، أَتَوُا امْرَأَةً كَاهِنَةً فَقَالُوا لَهَا أَخْبِرِينَا أَشْبَهَنَا أَثَرًا بِصَاحِبِ الْمَقَامِ . فَقَالَتْ إِنْ أَنْتُمْ جَرَرْتُمْ كِسَاءً عَلَى هَذِهِ السِّهْلَةِ ثُمَّ مَشَيْتُمْ عَلَيْهَا أَنْبَأْتُكُمْ . قَالَ فَجَرُّوا كِسَاءً ثُمَّ مَشَى النَّاسُ عَلَيْهَا فَأَبْصَرَتْ أَثَرَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَتْ هَذَا أَقْرَبُكُمْ إِلَيْهِ شَبَهًا . ثُمَّ مَكَثُوا بَعْدَ ذَلِكَ عِشْرِينَ سَنَةً أَوْ مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ بَعَثَ اللَّهُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Muhammed b. Yûsuf anlattı. Bize İsrâîl anlattı. Bize Simâk b. Harb, İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı ki; Kureyş (kabilesinden bazıları) bir kahine kadına geldiler ve ona: "Bize, Makam (İbrahim’in) sahibine iz olarak en çok benzeyenimizi haber ver," dediler. Kadın: "Şu yumuşak kumun üzerine bir örtü sürür, sonra onun üzerinde yürürseniz size haber veririm," dedi. (Ravi) dedi ki: Bir örtü sürdüler, sonra insanlar onun üzerinde yürüdüler. (Kadın), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ayak izini gördü ve: "Ona benzerlik bakımından en yakınınız budur," dedi. Ondan sonra yirmi sene -veya Allah’ın dilediği kadar- kaldılar (beklediler). Sonra Allah, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’i (peygamber olarak) gönderdi.
2351. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ زِيَادِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَيَّرَ غُلاَمًا بَيْنَ أَبِيهِ وَأُمِّهِ وَقَالَ " يَا غُلاَمُ هَذِهِ أُمُّكَ وَهَذَا أَبُوكَ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Ziyâd b. Sa’d’den, o Hilâl b. Ebî Meymûne’den, o Ebû Meymûne’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir oğlan çocuğunu babası ile annesi arasında (hangisini seçeceği konusunda) serbest bıraktı ve: "Ey çocuk! Bu annendir, bu da babandır," buyurdu.
2352. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ عُثْمَانَ الْبَتِّيِّ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ أَبَوَيْهِ، اخْتَصَمَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَحَدُهُمَا كَافِرٌ وَالآخَرُ مُسْلِمٌ فَخَيَّرَهُ فَتَوَجَّهَ إِلَى الْكَافِرِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ اهْدِهِ " . فَتَوَجَّهَ إِلَى الْمُسْلِمِ فَقَضَى لَهُ بِهِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize İsmâîl b. Uleyye, Osman el-Bettî’den, o Abdulhamîd b. Seleme’den, o babasından, o da dedesinden naklederek anlattı. Dedesi’nin anne ve babası Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda (çocuğun velayeti hususunda) çekiştiler. Onlardan biri kafir, diğeri müslümandı. (Resûlullah) çocuğu muhayyer bıraktı. Çocuk kafire (babasına) yöneldi. Bunun üzerine (Resûlullah): "Allah’ım! Ona hidayet ver," buyurdu. Akabinde çocuk müslümana (annesine) yöneldi. O da çocuğu ona verdi.
2353. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الصُّلْحُ جَائِزٌ بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ إِلاَّ صُلْحًا حَرَّمَ حَلاَلاً أَوْ أَحَلَّ حَرَامًا " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Hâlid b. Mahled anlattı. Bize Kesîr b. Abdillah b. Amr b. Avf, babasından, o da dedesinden naklederek anlattı. (Dedesi) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Sulh (anlaşma), helali haram, haramı helal kılan sulh hariç, müslümanlar arasında caizdir."
2354. Hadis
حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَجُلاً، كَانَ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي عُقْدَتِهِ ضَعْفٌ وَكَانَ يُبَايِعُ وَأَنَّ أَهْلَهُ أَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ احْجُرْ عَلَيْهِ . فَدَعَاهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَنَهَاهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي لاَ أَصْبِرُ عَنِ الْبَيْعِ . فَقَالَ " إِذَا بَايَعْتَ فَقُلْ هَا وَلاَ خِلاَبَةَ " .
Bize Ezher b. Mervân anlattı. Bize Abdulalâ anlattı. Bize Saîd, Katâde’den, o da Enes b. Mâlik’ten naklederek anlattı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında akli dengesinde zayıflık bulunan bir adam vardı ve alışveriş yapıyordu. Ailesi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: "Ey Allah’ın Resûlü! Onu (alışverişten) men et (hacir altına al)," dediler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu çağırdı ve onu bundan nehyetti. Adam: "Ey Allah’ın Resûlü! Ben alışverişten uzak duramam (yapmadan duramam)," dedi. Bunun üzerine (Resûlullah): "Alışveriş yaptığın zaman: 'Al bakalım, aldatmaca yok,' de," buyurdu.
2355. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانٍ، قَالَ هُوَ جَدِّي مُنْقِذُ بْنُ عَمْرٍو وَكَانَ رَجُلاً قَدْ أَصَابَتْهُ آمَّةٌ فِي رَأْسِهِ فَكَسَرَتْ لِسَانَهُ وَكَانَ لاَ يَدَعُ عَلَى ذَلِكَ التِّجَارَةَ وَكَانَ لاَ يَزَالُ يُغْبَنُ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ لَهُ " إِذَا أَنْتَ بَايَعْتَ فَقُلْ لاَ خِلاَبَةَ . ثُمَّ أَنْتَ فِي كُلِّ سِلْعَةٍ ابْتَعْتَهَا بِالْخِيَارِ ثَلاَثَ لَيَالٍ فَإِنْ رَضِيتَ فَأَمْسِكْ وَإِنْ سَخِطْتَ فَارْدُدْهَا عَلَى صَاحِبِهَا " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Abdulalâ, Muhammed b. İshâk’tan, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân’dan naklederek anlattı. (Muhammed b. Yahyâ) dedi ki: O (bahsedilen kişi) dedem Münkız b. Amr’dır. O, başında darbe izi (yarası) olan ve (bu yüzden) dili tutuklaşan (kırık konuşan) bir adamdı. Buna rağmen ticareti bırakmazdı ve sürekli aldatılırdı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu ona zikretti. (Resûlullah) ona şöyle buyurdu: "Alışveriş yaptığın zaman: 'Aldatmaca yok,' de. Sonra sen, satın aldığın her malda üç gece muhayyerlik hakkına sahipsin. Eğer razı olursan (malı) tut, şayet hoşlanmazsan onu sahibine iade et."
2356. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ أُصِيبَ رَجُلٌ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ثِمَارٍ ابْتَاعَهَا فَكَثُرَ دَيْنُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَصَدَّقُوا عَلَيْهِ " . فَتَصَدَّقَ النَّاسُ عَلَيْهِ فَلَمْ يَبْلُغْ ذَلِكَ وَفَاءَ دَيْنِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خُذُوا مَا وَجَدْتُمْ وَلَيْسَ لَكُمْ إِلاَّ ذَلِكَ " . يَعْنِي الْغُرَمَاءَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Şebâbe anlattı. Bize Leys b. Sa’d, Bükeyr b. Abdillah b. el-Eşecc’den, o İyâd b. Abdillah b. Sa’d’den, o da Ebû Saîd el-Hudrî’den naklederek anlattı. (Ebû Saîd) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir adam satın aldığı meyveler (meyvelerin hasara uğraması) sebebiyle zarara uğradı ve borcu çoğaldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ona sadaka verin," buyurdu. İnsanlar ona sadaka verdiler ama bu, borcunu karşılamaya yetmedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem alacaklılara: "Bulduğunuzu alın, sizin için bundan başkası yoktur," buyurdu.
2357. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُسْلِمِ بْنِ هُرْمُزٍ، عَنْ سَلَمَةَ الْمَكِّيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَلَعَ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ مِنْ غُرَمَائِهِ ثُمَّ اسْتَعْمَلَهُ عَلَى الْيَمَنِ فَقَالَ مُعَاذٌ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَخْلَصَنِي بِمَالِي ثُمَّ اسْتَعْمَلَنِي .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Ebû Âsım anlattı. Bize Abdullah b. Müslim b. Hürmüz, Seleme el-Mekkî’den, o Câbir b. Abdullah’tan naklederek anlattı. (Şöyle dedi): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Muâz b. Cebel’i alacaklılarından kurtardı (borçlarını tasfiye etti), sonra onu Yemen’e vali tayin etti. Muâz şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem malımı (borçlara karşılık) alıp beni (borçtan) arındırdı, sonra beni vali tayin etti."
2358. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، جَمِيعًا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ وَجَدَ مَتَاعَهُ بِعَيْنِهِ عِنْدَ رَجُلٍ قَدْ أَفْلَسَ فَهُوَ أَحَقُّ بِهِ مِنْ غَيْرِهِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa’d haber verdi. (Bunların) hepsi Yahyâ b. Saîd’den, o Ebû Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm’dan, o Ömer b. Abdilazîz’den, o Ebû Bekr b. Abdirrahmân b. el-Hâris b. Hişâm’dan, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattılar. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim malını, iflas etmiş bir adamın yanında aynen (bizzat kendisi olarak) bulursa, o mala diğerlerinden (diğer alacaklılardan) daha fazla hak sahibidir."
2359. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَيُّمَا رَجُلٍ بَاعَ سِلْعَةً فَأَدْرَكَ سِلْعَتَهُ بِعَيْنِهَا عِنْدَ رَجُلٍ وَقَدْ أَفْلَسَ وَلَمْ يَكُنْ قَبَضَ مِنْ ثَمَنِهَا شَيْئًا فَهِيَ لَهُ . وَإِنْ كَانَ قَبَضَ مِنْ ثَمَنِهَا شَيْئًا فَهُوَ أُسْوَةُ الْغُرَمَاءِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize İsmâîl b. Ayyâş, Mûsâ b. Ukbe’den, o Zührî’den, o Ebû Bekr b. Abdirrahmân b. el-Hâris b. Hişâm’dan, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Herhangi bir adam bir mal satar da malını iflas etmiş bir adamın yanında aynen bulursa ve parasından hiçbir şey almamışsa, o mal onundur. Şayet parasından bir şey almışsa, o zaman o da (diğer) alacaklılarla eşittir."
2360. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ أَبِي الْمُعْتَمِرِ بْنِ عَمْرِو بْنِ رَافِعٍ، عَنِ ابْنِ خَلْدَةَ الزُّرَقِيِّ، وَكَانَ، قَاضِيًا بِالْمَدِينَةِ قَالَ جِئْنَا أَبَا هُرَيْرَةَ فِي صَاحِبٍ لَنَا قَدْ أَفْلَسَ فَقَالَ هَذَا الَّذِي قَضَى فِيهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا رَجُلٍ مَاتَ أَوْ أَفْلَسَ فَصَاحِبُ الْمَتَاعِ أَحَقُّ بِمَتَاعِهِ إِذَا وَجَدَهُ بِعَيْنِهِ " .
Bize İbrâhîm b. el-Münzir el-Hizâmî ve Abdurrahmân b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattılar. (Dediler ki): Bize İbn Ebî Füdeyk, İbn Ebî Zi’b’den, o Ebu’l-Mu’temir b. Amr b. Râfi’den, o da İbn Halde ez-Zürakî’den naklederek anlattı. —(İbn Halde) Medine kadısı idi.— Dedi ki: İflas eden bir arkadaşımız hakkında (hüküm sormak için) Ebû Hureyre’ye geldik. O şöyle dedi: "Bu, hakkında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in hüküm verdiği kimsedir: 'Herhangi bir adam ölür veya iflas ederse, mal sahibi malını aynen bulduğu takdirde, ona diğerlerinden daha fazla hak sahibidir.'"
2361. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا الْيَمَانُ بْنُ عَدِيٍّ، حَدَّثَنِي الزَّبِيدِيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا امْرِئٍ مَاتَ وَعِنْدَهُ مَالُ امْرِئٍ بِعَيْنِهِ اقْتَضَى مِنْهُ شَيْئًا أَوْ لَمْ يَقْتَضِ فَهُوَ أُسْوَةُ الْغُرَمَاءِ " .
Bize Amr b. Osmân b. Saîd b. Kesîr b. Dînâr el-Hımsî anlattı. Bize el-Yemân b. Adî anlattı. Bana ez-Zebîdî Muhammed b. Abdirrahmân, Zührî’den, o Ebû Seleme’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. O dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Herhangi bir kişi ölür de yanında bir başkasının malı aynen bulunursa, ondan (parasından) bir şey almış olsun veya almamış olsun, o (mal sahibi, diğer) alacaklılarla eşittir."
2362. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ السَّلْمَانِيِّ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ النَّاسِ خَيْرٌ قَالَ " قَرْنِي ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ يَجِيءُ قَوْمٌ تَبْدُرُ شَهَادَةُ أَحَدِهِمْ يَمِينَهُ وَيَمِينُهُ شَهَادَتَهُ " .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe ve Amr b. Râfi’ anlattılar. (Dediler ki): Bize Cerîr, Mansûr’dan, o İbrâhîm’den, o Abîde es-Selmânî’den, o da Abdullâh b. Mes’ûd’dan naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: "İnsanların hangisi daha hayırlıdır?" diye soruldu. Buyurdu ki: "Benim neslim, sonra onları takip edenler, sonra onları takip edenlerdir. Sonra öyle bir topluluk gelecek ki, şahitlikleri yeminlerini, yeminleri de şahitliklerini geçecektir (yemin ve şahitlikte acele edeceklerdir)."
2363. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْجَرَّاحِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ خَطَبَنَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ بِالْجَابِيَةِ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ فِينَا مِثْلَ مُقَامِي فِيكُمْ فَقَالَ " احْفَظُونِي فِي أَصْحَابِي ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ يَفْشُو الْكَذِبُ حَتَّى يَشْهَدَ الرَّجُلُ وَمَا يُسْتَشْهَدُ وَيَحْلِفَ وَمَا يُسْتَحْلَفُ " .
Bize Abdullah b. el-Cerrâh anlattı. Bize Cerîr, Abdulmelik b. Umeyr’den, o Câbir b. Semure’den naklederek anlattı. Dedi ki: Ömer b. el-Hattâb Câbiye’de bize bir hutbe verdi ve şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benim şu aranızda durduğum gibi içimizde durdu ve şöyle buyurdu: "Ashabım hakkında beni(m hakkımı/hürmetimi) koruyun (onlara saygılı davranın). Sonra onları takip edenler(e), sonra onları takip edenler(e saygılı davranın). Sonra yalan (o kadar) yayılacak ki, kişi kendisinden şahitlik istenmediği halde şahitlik edecek, yemin istenmediği halde yemin edecektir."
2364. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْجُعْفِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ الْعُكْلِيُّ، أَخْبَرَنِي أُبَىُّ بْنُ عَبَّاسِ بْنِ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، حَدَّثَنِي خَارِجَةُ بْنُ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي عَمْرَةَ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ زَيْدَ بْنَ خَالِدٍ الْجُهَنِيَّ، يَقُولُ إِنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " خَيْرُ الشُّهُودِ مَنْ أَدَّى شَهَادَتَهُ قَبْلَ أَنْ يُسْأَلَهَا " .
Bize Alî b. Muhammed ve Muhammed b. Abdirrahmân el-Cu’fî anlattılar. (Dediler ki): Bize Zeyd b. el-Hubâb el-Uklî anlattı. Bana Übey b. Abbâs b. Sehl b. Sa’d es-Sâidî haber verdi. Bana Ebû Bekr b. Amr b. Hazm anlattı. Bana Muhammed b. Abdullah b. Amr b. Osmân b. Affân anlattı. Bana Hârice b. Zeyd b. Sâbit anlattı. Bana Abdurrahmân b. Ebî Amre el-Ensârî haber verdi ki, o Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Şahitlerin en hayırlısı, kendisinden istenmeden önce şahitliğini eda edendir (bildiğini söyleyendir)."
2365. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ الْجُبَيْرِيُّ، وَجَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ الْعَتَكِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَرْوَانَ الْعِجْلِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ تَلاَ هَذِهِ الآيَةَ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى } حَتَّى بَلَغَ {فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُمْ بَعْضًا} فَقَالَ هَذِهِ نَسَخَتْ مَا قَبْلَهَا .
Bize Ubeydullah b. Yûsuf el-Cübeyrî ve Cemîl b. el-Hasan el-Atekî anlattılar. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Mervân el-İclî anlattı. Bize Abdulmelik b. Ebî Nadre, babasından, o da Ebû Saîd el-Hudrî’den naklederek anlattı. (Ebû Saîd): { Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit... } (Bakara, 282) ayetini, { ...Şayet birbirinize güvenirseniz... } (Bakara, 283) kısmına ulaşıncaya kadar okudu ve şöyle dedi: "Bu (son kısım), kendisinden öncekini (yazma ve şahit tutma emrini) neshetmiştir."
2366. Hadis
حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ مُحَمَّدٍ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا مَعْمَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ أَرْطَاةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَجُوزُ شَهَادَةُ خَائِنٍ وَلاَ خَائِنَةٍ وَلاَ مَحْدُودٍ فِي الإِسْلاَمِ وَلاَ ذِي غِمْرٍ عَلَى أَخِيهِ " .
Bize Eyyûb b. Muhammed er-Rakkî anlattı. Bize Ma’mer b. Süleymân anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. (Bu ikisi dediler ki): Bize Haccâc b. Ertât, Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o da dedesinden naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hain bir erkeğin ve hain bir kadının şahitliği caiz değildir. İslam’da kendisine had cezası uygulanmış olanın ve kardeşine karşı kin (husumet) besleyenin şahitliği de caiz değildir."
2367. Hadis
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي نَافِعُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تَجُوزُ شَهَادَةُ بَدَوِيٍّ عَلَى صَاحِبِ قَرْيَةٍ " .
Bize Harmele b. Yahyâ anlattı. Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bana Nâfi’ b. Yezîd, İbnü’l-Hâd’dan, o Muhammed b. Amr b. Atâ’dan, o Atâ b. Yesâr’dan, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı. O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiş: "Bedevînin (çöl sakininin), yerleşik hayat süren kimse aleyhine şahitliği caiz değildir."
2368. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ الْمَدِينِيُّ، أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الزُّهْرِيُّ وَيَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى بِالْيَمِينِ مَعَ الشَّاهِدِ .
Bize Ebû Mus’ab el-Medînî Ahmed b. Abdullah ez-Zührî ve Ya’kûb b. İbrâhîm ed-Devrakî anlattılar. (Dediler ki): Bize Abdulazîz b. Muhammed ed-Derâverdî, Rabîa b. Ebî Abdirrahmân’dan, o Süheyl b. Ebî Sâlih’ten, o babasından, o da Ebû Hureyre’den naklederek anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bir) şahit ile birlikte yemin(e dayanarak) hüküm verdi.
2369. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَضَى بِالْيَمِينِ مَعَ الشَّاهِدِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Abdulvehhâb anlattı. Bize Ca’fer b. Muhammed, babasından, o da Câbir’den naklederek anlattı. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (bir) şahit ile birlikte yemin(e dayanarak) hüküm verdi.
2370. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْهَرَوِيُّ، إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَاتِمٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْحَارِثِ الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا سَيْفُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْمَكِّيُّ، أَخْبَرَنِي قَيْسُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالشَّاهِدِ وَالْيَمِينِ .
Bize Ebû İshâk el-Herevî İbrâhîm b. Abdullah b. Hâtim anlattı. Bize Abdullah b. el-Hâris el-Mahzûmî anlattı. Bize Seyf b. Süleymân el-Mekkî anlattı. Bana Kays b. Sa’d haber verdi. O Amr b. Dînâr’dan, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bir) şahit ve yemin(e dayanarak) hüküm verdi.
2371. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا جُوَيْرِيَةُ بْنُ أَسْمَاءَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، - مَوْلَى الْمُنْبَعِثِ - عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَهْلِ مِصْرَ عَنْ سُرَّقٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَجَازَ شَهَادَةَ الرَّجُلِ وَيَمِينَ الطَّالِبِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Cüveyriye b. Esmâ haber verdi. Bize Abdullah b. Yezîd —el-Münbais’in azatlısı—, Mısırlı bir adamdan, o da Surrak’tan naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, (tek) bir adamın şahitliğini ve (davacı) talibin yeminini geçerli saydı.
2372. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ الْعُصْفُرِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ النُّعْمَانِ الأَسَدِيِّ، عَنْ خُرَيْمِ بْنِ فَاتِكٍ الأَسَدِيِّ، قَالَ صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الصُّبْحَ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَامَ قَائِمًا فَقَالَ " عُدِلَتْ شَهَادَةُ الزُّورِ بِالإِشْرَاكِ بِاللَّهِ " . ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ تَلاَ هَذِهِ الآيَةَ {وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِ حُنَفَاءَ لِلَّهِ غَيْرَ مُشْرِكِينَ بِه}.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muhammed b. Ubeyd anlattı. Bize Süfyân el-Usfurî, babasından, o Habîb b. en-Nu’mân el-Esedî’den, o da Hureym b. Fâtik el-Esedî’den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazını kıldırdı, namazı bitirince ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: "Yalan şahitlik, Allah’a şirk koşmaya denk tutulmuştur." (Bunu) üç defa (tekrarladı). Sonra şu ayeti okudu: { ...Yalan sözden kaçının. Allah’a şirk koşmaksızın O’na yönelerek (bunu yapın). } (Hacc, 30-31)
2373. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفُرَاتِ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم {لَنْ تَزُولَ قَدَمُ شَاهِدِ الزُّورِ حَتَّى يُوجِبَ اللَّهُ لَهُ النَّارَ}.
Bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Muhammed b. el-Fırat, Muhârib b. Disâr’dan, o da İbn Ömer’den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah kendisine ateşi vacip kılmadıkça, yalancı şahidin ayakları (kıyamet günü duruş yerinden) kımıldamaz."
2374. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ مُجَالِدٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَجَازَ شَهَادَةَ أَهْلِ الْكِتَابِ بَعْضِهِمْ عَلَى بَعْضٍ .
Bize Muhammed b. Tarîf anlattı. Bize Ebû Hâlid el-Ahmer, Mücâlid’den, o Âmir’den, o da Câbir b. Abdullah’tan naklederek anlattı. (Şöyle dedi): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ehl-i Kitabın birbirleri aleyhine şahitliğini caiz (geçerli) saydı.