Cihadın Faziletleri Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1619. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا يَعْدِلُ الْجِهَادَ قَالَ ‏"‏ لاَ تَسْتَطِيعُونَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَرَدُّوا عَلَيْهِ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا كُلُّ ذَلِكَ يَقُولُ ‏"‏ لاَ تَسْتَطِيعُونَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ فِي الثَّالِثَةِ ‏"‏ مَثَلُ الْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مَثَلُ الْقَائِمِ الصَّائِمِ الَّذِي لاَ يَفْتُرُ مِنْ صَلاَةٍ وَلاَ صِيَامٍ حَتَّى يَرْجِعَ الْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنِ الشَّفَاءِ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُبْشِيٍّ وَأَبِي مُوسَى وَأَبِي سَعِيدٍ وَأُمِّ مَالِكٍ الْبَهْزِيَّةِ وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı; (o) Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, (o) babasından, (o da) Ebû Hureyre'den naklettiğine göre şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasûlü! Cihada ne denk olur?" denildi. (Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): “Buna güç yetiremezsiniz” buyurdu. (Sahabeler) soruyu iki veya üç defa tekrarladılar. Her defasında: “Buna güç yetiremezsiniz” buyurdu. Üçüncüde şöyle buyurdu: “Allah yolunda cihad edenin misali, Allah yolundaki mücahid (evine) dönünceye kadar namazdan ve oruçtan hiç gevşemeksizin (sürekli) namaz kılan ve oruç tutan kimsenin misali gibidir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Şifâ, Abdullah b. Hubşî, Ebû Mûsâ, Ebû Saîd, Ümmü Mâlik el-Behziyye ve Enes b. Mâlik'ten de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Hureyre'den başka vecihlerden de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edilmiştir.

1620. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنِي مَرْزُوقٌ أَبُو بَكْرٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْنِي ‏ "‏ يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ الْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ هُوَ عَلَىَّ ضَامِنٌ إِنْ قَبَضْتُهُ أَوْرَثْتُهُ الْجَنَّةَ وَإِنْ رَجَعْتُهُ رَجَعْتُهُ بِأَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هُوَ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Bezî' anlattı; dedi ki: Bize Mu'temir b. Süleyman anlattı; dedi ki: Bana Merzûk Ebû Bekir anlattı; (o) Katâde'den, (o) Enes b. Mâlik'ten naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah azze ve celle buyurur ki: ‘Allah yolundaki mücahid benim garantim altındadır: Eğer (ruhunu) kabzedersem onu cennete vâris kılarım. Eğer (evine) döndürürsem, onu ecir veya ganimet ile döndürürüm.’” (Ebû Îsâ) dedi ki: O (bu hadis), bu vechinden sahih gariptir.

1621. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو هَانِئٍ الْخَوْلاَنِيُّ، أَنَّ عَمْرَو بْنَ مَالِكٍ الْجَنْبِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ فَضَالَةَ بْنَ عُبَيْدٍ، يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ كُلُّ مَيِّتٍ يُخْتَمُ عَلَى عَمَلِهِ إِلاَّ الَّذِي مَاتَ مُرَابِطًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَإِنَّهُ يُنْمَى لَهُ عَمَلُهُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَيَأْمَنُ مِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ ‏"‏ ‏.‏ وَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ الْمُجَاهِدُ مَنْ جَاهَدَ نَفْسَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَجَابِرٍ ‏.‏ وَحَدِيثُ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; dedi ki: Bize Hayve b. Şureyh haber verdi; dedi ki: Bana Ebû Hâni' el-Havlânî haber verdi; ona Amr b. Mâlik el-Cenbî haber vermiş; o da Fadâle b. Ubeyd'i, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyururken rivayet ederken işitmiş: “Her ölenin ameli mühürlenir (sona erer). Ancak Allah yolunda murabıt (sınırda nöbet tutarken) ölen kimse müstesnadır. Çünkü onun ameli kıyamet gününe kadar artırılır (devam eder) ve o kabir fitnesinden (sorgusundan/azabından) emin olur.” Yine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Mücahid, nefsine karşı cihad eden kimsedir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ukbe b. Âmir ve Câbir'den de hadis rivayet edilmiştir. Fadâle b. Ubeyd hadisi hasen sahihtir.

1622. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، وَسُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُمَا حَدَّثَاهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ زَحْزَحَهُ اللَّهُ عَنِ النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفًا ‏"‏ ‏.‏ أَحَدُهُمَا يَقُولُ سَبْعِينَ وَالآخَرُ يَقُولُ أَرْبَعِينَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَأَبُو الأَسْوَدِ اسْمُهُ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ نَوْفَلٍ الأَسَدِيُّ الْمَدَنِيُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَأَنَسٍ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَأَبِي أُمَامَةَ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize İbn Lehîa anlattı; (o) Ebu'l-Esved'den, (o) Urve b. Zübeyr ve Süleyman b. Yesâr'dan naklettiğine göre bu ikisi Ebû Hureyre'den, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: “Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah onu ateşten yetmiş sene uzaklaştırır.” (Râvilerden) biri "yetmiş", diğeri ise "kırk" (sene) demiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vechinden gariptir. Ebu'l-Esved'in ismi Muhammed b. Abdurrahman b. Nevfel el-Esedî el-Medenî'dir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd, Enes, Ukbe b. Âmir ve Ebû Ümâme'den de hadis rivayet edilmiştir.

1623. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْوَلِيدِ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، قَالَ وَحَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ أَبِي عَيَّاشٍ الزُّرَقِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَصُومُ عَبْدٌ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ إِلاَّ بَاعَدَ ذَلِكَ الْيَوْمُ النَّارَ عَنْ وَجْهِهِ سَبْعِينَ خَرِيفًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Saîd b. Abdurrahman el-Mahzûmî anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Velîd el-Adenî anlattı; dedi ki: Bize Süfyân es-Sevrî anlattı. (Ve yine) bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı; (o) Süfyân'dan, (o) Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, (o) Nu'mân b. Ebî Ayyâş ez-Zurakî'den, (o da) Ebû Saîd el-Hudrî'den naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Hiçbir kul yoktur ki, Allah yolunda bir gün oruç tutsun da, o gün sebebiyle (Allah) ateşi onun yüzünden yetmiş sene uzaklaştırmasın.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1624. Hadis

حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ بْنُ جَمِيلٍ، عَنِ الْقَاسِمِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ جَعَلَ اللَّهُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ النَّارِ خَنْدَقًا كَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ أَبِي أُمَامَةَ ‏.‏

Bize Ziyâd b. Eyyûb anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn anlattı; dedi ki: Bize Velîd b. Cemîl haber verdi; (o) Kâsım Ebû Abdurrahman'dan, (o) Ebû Ümâme el-Bâhilî'den naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah onunla ateş arasına gökle yer arası kadar (geniş) bir hendek koyar (açar).” (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu hadis Ebû Ümâme rivayeti olarak gariptir.

1625. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ الْجُعْفِيُّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنِ الرُّكَيْنِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يُسَيْرِ بْنِ عَمِيلَةَ، عَنْ خُرَيْمِ بْنِ فَاتِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ أَنْفَقَ نَفَقَةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ كُتِبَتْ لَهُ بِسَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ الرُّكَيْنِ بْنِ الرَّبِيعِ ‏.‏

Bize Ebû Kurayb anlattı; dedi ki: Bize Hüseyin b. Alî el-Cu'fî anlattı; (o) Zâide'den, (o) Rükeyn b. er-Rabî'den, (o) babasından, (o) Yuseyr b. Amîle'den, (o da) Hureym b. Fâtik'ten naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim Allah yolunda bir harcama yaparsa, bu ona yedi yüz katı olarak yazılır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasendir. Bunu sadece Rükeyn b. er-Rabî'in hadisinden biliyoruz.

1626. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنِ الْقَاسِمِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ الطَّائِيِّ، أَنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الصَّدَقَةِ أَفْضَلُ قَالَ ‏ "‏ خِدْمَةُ عَبْدٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ ظِلُّ فُسْطَاطٍ أَوْ طَرُوقَةُ فَحْلٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ هَذَا الْحَدِيثُ مُرْسَلاً وَخُولِفَ زَيْدٌ فِي بَعْضِ إِسْنَادِهِ ‏.‏ قَالَ وَرَوَى الْوَلِيدُ بْنُ جَمِيلٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الْقَاسِمِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Muhammed b. Râfi' anlattı; dedi ki: Bize Zeyd b. Hubâb anlattı; dedi ki: Bize Muâviye b. Sâlih anlattı; (o) Kesîr b. Hâris'ten, (o) Kâsım Ebû Abdurrahman'dan, (o da) Adiy b. Hâtim et-Tâî'den naklettiğine göre kendisi Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: “Hangi sadaka daha faziletlidir?” diye sormuştur. (Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): “Allah yolunda bir kölenin hizmeti veya (kurulacak) bir çadırın gölgesi yahut Allah yolunda (verilen) damızlık bir dişi devedir” buyurmuştur. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis Muâviye b. Sâlih'ten mürsel olarak da rivayet edilmiş ve Zeyd'e senedin bazı kısımlarında muhalefet edilmiştir. (Ebû Îsâ) dedi ki: Velîd b. Cemîl bu hadisi Kâsım Ebû Abdurrahman'dan, (o da) Ebû Ümâme'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) rivayet etmiştir.

1627. Hadis

حَدَّثَنَا بِذَلِكَ، زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ بْنُ جَمِيلٍ، عَنِ الْقَاسِمِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَفْضَلُ الصَّدَقَاتِ ظِلُّ فُسْطَاطٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَمَنِيحَةُ خَادِمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ طَرُوقَةُ فَحْلٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ وَهُوَ أَصَحُّ عِنْدِي مِنْ حَدِيثِ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ ‏.‏

Bize bunu Ziyâd b. Eyyûb anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn anlattı; dedi ki: Bize Velîd b. Cemîl haber verdi; (o) Kâsım Ebû Abdurrahman'dan, (o) Ebû Ümâme'den naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sadakaların en faziletlisi; Allah yolunda (sağlanan) bir çadırın gölgesi, Allah yolunda (hizmet için verilen) bir hizmetçi ve Allah yolunda (verilen) damızlık bir dişi devedir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih gariptir. Bana göre bu, Muâviye b. Sâlih'in hadisinden daha sahihtir.

1628. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو زَكَرِيَّا، يَحْيَى بْنُ دُرُسْتَ الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَدْ غَزَا وَمَنْ خَلَفَ غَازِيًا فِي أَهْلِهِ فَقَدْ غَزَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Durust el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Ebû İsmâil anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Ebî Kesîr anlattı; (o) Ebû Seleme'den, (o) Busr b. Saîd'den, (o da) Zeyd b. Hâlid el-Cühenî'den naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim Allah yolunda (savaşa çıkan) bir gaziyi donatırsa (onun ihtiyaçlarını karşılarsa) bizzat savaşa katılmış gibi olur. Kim de bir gazinin arkasından ailesine (hayırlı bir şekilde) bakarsa o da bizzat savaşa katılmış gibi olur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis başka vecihlerden de rivayet edilmiştir.

1629. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ خَلَفَهُ فِي أَهْلِهِ فَقَدْ غَزَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; (o) İbn Ebî Leylâ'dan, (o) Atâ'dan, (o da) Zeyd b. Hâlid el-Cühenî'den naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim Allah yolunda (savaşa çıkan) bir gaziyi donatırsa veya o (savaştayken) ailesine (hayırlı bir şekilde) bakarsa bizzat savaşa katılmış gibi olur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir.

1630. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Abdulmelik b. Ebî Süleyman anlattı; (o) Atâ'dan, (o da) Zeyd b. Hâlid el-Cühenî'den naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin bir benzeri rivayet edilmiştir.

1631. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا حَرْبُ بْنُ شَدَّادٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَدْ غَزَا وَمَنْ خَلَفَ غَازِيًا فِي أَهْلِهِ فَقَدْ غَزَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; dedi ki: Bize Harb b. Şeddâd anlattı; (o) Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) Ebû Seleme'den, (o) Busr b. Saîd'den, (o da) Zeyd b. Hâlid el-Cühenî'den naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim Allah yolunda (savaşa çıkan) bir gaziyi donatırsa (onun ihtiyaçlarını karşılarsa) bizzat savaşa katılmış gibi olur. Kim de bir gazinin arkasından ailesine (hayırlı bir şekilde) bakarsa o da bizzat savaşa katılmış gibi olur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1632. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَمَّارٍ الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ لَحِقَنِي عَبَايَةُ بْنُ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ وَأَنَا مَاشٍ، إِلَى الْجُمُعَةِ فَقَالَ أَبْشِرْ فَإِنَّ خُطَاكَ هَذِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ سَمِعْتُ أَبَا عَبْسٍ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنِ اغْبَرَّتْ قَدَمَاهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُمَا حَرَامٌ عَلَى النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو عَبْسٍ اسْمُهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ جَبْرٍ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ وَرَجُلٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى يَزِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ هُوَ رَجُلٌ شَامِيٌّ رَوَى عَنْهُ الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ وَيَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الشَّامِ وَبُرَيْدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ كُوفِيٌّ أَبُوهُ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَاسْمُهُ مَالِكُ بْنُ رَبِيعَةَ وَبُرَيْدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ سَمِعَ مِنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَرَوَى عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ أَبُو إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ وَعَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ وَيُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ وَشُعْبَةُ أَحَادِيثَ ‏.‏

Bize Ebû Ammâr el-Hüseyin b. Hureys anlattı; dedi ki: Bize Velîd b. Müslim anlattı; (o) Yezîd b. Ebî Meryem'den naklettiğine göre şöyle demiştir: Ben Cuma namazına yürüyerek giderken Abâye b. Rifâa b. Râfi' bana yetişti ve dedi ki: "Müjdeler olsun! Zira senin bu adımların Allah yolundadır. Ben Ebû Abs'ı şöyle derken işittim: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Kimin ayakları Allah yolunda tozlanırsa, o iki ayak ateşe haramdır.’" Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garip sahihtir. Ebû Abs'ın ismi Abdurrahman b. Cebr'dir. Bu konuda Ebû Bekir'den ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Yezîd b. Ebî Meryem Şamlı bir adamdır; ondan Velîd b. Müslim, Yahyâ b. Hamza ve Şam ehlinden birçok kimse hadis rivayet etmiştir. Büreyd b. Ebî Meryem ise Kûfelidir; babası Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabındandır ve ismi Mâlik b. Rabîa'dır. Büreyd b. Ebî Meryem, Enes b. Mâlik'ten hadis işitmiştir. Büreyd b. Ebî Meryem'den de Ebû İshâk el-Hemdânî, Atâ b. es-Sâib, Yûnus b. Ebî İshâk ve Şu'be hadisler rivayet etmişlerdir.

1633. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمَسْعُودِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَلِجُ النَّارَ رَجُلٌ بَكَى مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ حَتَّى يَعُودَ اللَّبَنُ فِي الضَّرْعِ وَلاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ هُوَ مَوْلَى أَبِي طَلْحَةَ مَدَنِيٌّ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize İbnü'l-Mübârek anlattı; (o) Abdurrahman b. Abdullah el-Mes'ûdî'den, (o) Muhammed b. Abdurrahman'dan, (o) Îsâ b. Talha'dan, (o da) Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah korkusundan dolayı ağlayan bir kimse, süt memeye geri dönmedikçe ateşe girmez. Allah yolundaki toz ile cehennem dumanı (bir kulun üzerinde) asla birleşmez.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. Abdurrahman, Ebû Talha'nın azatlısı olup Medinelidir.

1634. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، أَنَّ شُرَحْبِيلَ بْنَ السِّمْطِ، قَالَ يَا كَعْبُ بْنَ مُرَّةَ حَدِّثْنَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاحْذَرْ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ شَابَ شَيْبَةً فِي الإِسْلاَمِ كَانَتْ لَهُ نُورًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏ وَحَدِيثُ كَعْبِ بْنِ مُرَّةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ هَكَذَا رَوَاهُ الأَعْمَشُ عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ وَأَدْخَلَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ كَعْبِ بْنِ مُرَّةَ فِي الإِسْنَادِ رَجُلاً ‏.‏ وَيُقَالُ كَعْبُ بْنُ مُرَّةَ وَيُقَالُ مُرَّةُ بْنُ كَعْبٍ الْبَهْزِيُّ وَالْمَعْرُوفُ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرَّةُ بْنُ كَعْبٍ الْبَهْزِيُّ وَقَدْ رَوَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَحَادِيثَ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; (o) A'meş'ten, (o) Amr b. Mürre'den, (o) Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan naklettiğine göre Şurahbîl b. es-Sımt, Ka'b b. Mürre'ye: "Ey Ka'b b. Mürre! Bize Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den hadis rivayet et ve (hata yapmaktan) sakın (dikkatli ol)" dedi. (Ka'b) dedi ki: Ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Kim İslâm'da (Müslüman olarak) bir kıl ağartırsa, bu kıyamet gününde onun için bir nur olur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Fadâle b. Ubeyd ve Abdullah b. Amr'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ka'b b. Mürre hadisi hasendir. A'meş bunu Amr b. Mürre'den bu şekilde rivayet etmiştir. Bu hadis Mansûr'dan, (o) Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan (rivayet edilmiş) ve (Mansûr), Sâlim ile Ka'b b. Mürre arasına senedde bir adamı dâhil etmiştir. Ona Ka'b b. Mürre denildiği gibi, Mürre b. Ka'b el-Behzî de denilir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı arasında maruf (bilinen) olan (ismi) Mürre b. Ka'b el-Behzî'dir ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den hadisler rivayet etmiştir.

1635. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ الْمَرْوَزِيُّ، أَخْبَرَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ الْحِمْصِيُّ، عَنْ بَقِيَّةَ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ شَابَ شَيْبَةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَانَتْ لَهُ نُورًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَحَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحِ ابْنُ يَزِيدَ الْحِمْصِيُّ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr el-Mervezî anlattı; dedi ki: Bize Hayve b. Şureyh el-Hımsî haber verdi; (o) Bakıyye'den, (o) Bahîr b. Sa'd'dan, (o) Hâlid b. Ma'dân'dan, (o) Kesîr b. Mürre'den, (o da) Amr b. Abese'den naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim Allah yolunda bir kıl ağartırsa, bu kıyamet gününde onun için bir nur olur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih gariptir. (Râvi) Hayve b. Şureyh, İbn Yezîd el-Hımsî'dir.

1636. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْخَيْلُ مَعْقُودٌ فِي نَوَاصِيهَا الْخَيْرُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ الْخَيْلُ لِثَلاَثَةٍ هِيَ لِرَجُلٍ أَجْرٌ وَهِيَ لِرَجُلٍ سِتْرٌ وَهِيَ عَلَى رَجُلٍ وِزْرٌ فَأَمَّا الَّذِي لَهُ أَجْرٌ فَالَّذِي يَتَّخِذُهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيُعِدُّهَا لَهُ هِيَ لَهُ أَجْرٌ لاَ يَغِيبُ فِي بُطُونِهَا شَيْءٌ إِلاَّ كَتَبَ اللَّهُ لَهُ أَجْرًا ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ هَذَا ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdulazîz b. Muhammed anlattı; (o) Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, (o) babasından, (o da) Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününe kadar atların alınlarına hayır düğümlenmiştir. Atlar üç (türlü insan) içindir: Bir adam için ecir, bir adam için örtü (ihtiyaçlarını giderme aracı) ve bir adam için de günahtır. Kendisi için ecir olan kimse, onu Allah yolunda edinen ve onun için (cihada) hazırlayan kimsedir. (Bu at) onun için ecirdir; karnında kaybolan her şey (yediği her yem) karşılığında Allah ona bir ecir yazar.” Hadiste (uzunca) bir kıssa vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik b. Enes de bunu Zeyd b. Eslem'den, (o) Ebû Sâlih'ten, (o) Ebû Hureyre'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den benzer şekilde rivayet etmiştir.

1637. Hadis

1638. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي نَجِيحٍ السُّلَمِيِّ، رضى الله عنه قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ رَمَى بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ لَهُ عَدْلُ مُحَرَّرٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو نَجِيحٍ هُوَ عَمْرُو بْنُ عَبَسَةَ السُّلَمِيُّ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ الأَزْرَقِ هُوَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; (o) babasından, (o) Katâde'den, (o) Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan, (o) Ma'dân b. Ebî Talha'dan, (o da) Ebû Necîh es-Sülemî radıyallahu anh'den naklettiğine göre şöyle demiştir: Ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Kim Allah yolunda bir ok atarsa, bu onun için bir köle azat etmeye denktir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahihtir. Ebû Necîh, Amr b. Abese es-Sülemî'dir. Abdullah b. el-Ezrak (ise) Abdullah b. Zeyd'dir.

1639. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ رُزَيْقٍ أَبُو شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ الْخُرَاسَانِيُّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ عَيْنٌ بَكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عُثْمَانَ وَأَبِي رَيْحَانَةَ ‏.‏ وَحَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ شُعَيْبِ بْنِ رُزَيْقٍ ‏.‏

Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. Ömer anlattı; dedi ki: Bize Şuayb b. Ruzeyk Ebû Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Atâ el-Horasânî anlattı; (o) Atâ b. Ebî Rebâh'tan, (o) İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “İki göz vardır ki onlara ateş değmez: Allah korkusundan ağlayan göz ve Allah yolunda geceyi nöbet tutarak geçiren göz.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Osman ve Ebû Reyhâne'den de hadis rivayet edilmiştir. İbn Abbâs hadisi hasendir; bunu sadece Şuayb b. Ruzeyk'in hadisinden biliyoruz.

1640. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ طَلْحَةَ الْيَرْبُوعِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْقَتْلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يُكَفِّرُ كُلَّ خَطِيئَةٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ جِبْرِيلُ إِلاَّ الدَّيْنَ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِلاَّ الدَّيْنَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ وَجَابِرٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي قَتَادَةَ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ أَبِي بَكْرٍ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ هَذَا الشَّيْخِ ‏.‏ قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَلَمْ يَعْرِفْهُ وَقَالَ أُرَى أَنَّهُ أَرَادَ حَدِيثَ حُمَيْدٍ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ لَيْسَ أَحَدٌ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ يَسُرُّهُ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا إِلاَّ الشَّهِيدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Talha el-Yerbûî el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekir b. Ayyâş anlattı; (o) Humeyd'den, (o) Enes'ten naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda öldürülmek her günaha kefaret olur.” Bunun üzerine Cibrîl: "Borç hariç" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem de: “Borç hariç” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ka'b b. Ucre, Câbir, Ebû Hureyre ve Ebû Katâde'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis gariptir. Bunu Ebû Bekir'in rivayeti olarak sadece bu şeyhten (Yahyâ b. Talha'dan) biliyoruz. (Ebû Îsâ) dedi ki: Muhammed b. İsmâil'e bu hadisi sordum, onu (bu lafızla) tanımadı ve şöyle dedi: “Sanırım o (râvi), Humeyd'in Enes'ten, (onun da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği şu hadisi kastetmiştir: ‘Cennet ehlinden olup da dünyaya geri dönmekten hoşnut olacak (bunu isteyecek) kimse yoktur; ancak şehit müstesnadır.’”

1641. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ أَرْوَاحَ الشُّهَدَاءِ فِي طَيْرٍ خُضْرٍ تَعْلُقُ مِنْ ثَمَرَةِ الْجَنَّةِ أَوْ شَجَرِ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; (o) Amr b. Dînâr'dan, (o) Zührî'den, (o) İbn Ka'b b. Mâlik'ten, (o da) babasından naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şehitlerin ruhları yeşil kuşların içindedir; cennet meyvelerinden veya cennet ağaçlarından yerler (otlarlar).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1642. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَامِرٍ الْعُقَيْلِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ عُرِضَ عَلَىَّ أَوَّلُ ثَلاَثَةٍ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ شَهِيدٌ وَعَفِيفٌ مُتَعَفِّفٌ وَعَبْدٌ أَحْسَنَ عِبَادَةَ اللَّهِ وَنَصَحَ لِمَوَالِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Osman b. Ömer anlattı; dedi ki: Bize Alî b. el-Mübârek haber verdi; (o) Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) Âmir el-Ukaylî'den, (o) babasından, (o da) Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Cennete girecek ilk üç kişi bana arz edildi: Şehit, iffetli olup haramdan ve dilencilikten sakınan kimse ve Allah'a ibadetini güzel yapan ve efendilerine karşı samimi olan köle.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir.

1643. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ عَبْدٍ يَمُوتُ لَهُ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ يُحِبُّ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا وَأَنَّ لَهُ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا إِلاَّ الشَّهِيدُ لِمَا يَرَى مِنْ فَضْلِ الشَّهَادَةِ فَإِنَّهُ يُحِبُّ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا فَيُقْتَلَ مَرَّةً أُخْرَى ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ قَالَ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ كَانَ عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ أَسَنَّ مِنَ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize İsmail b. Cafer, Humeyd’den, o da Enes’ten naklen haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah katında hayırlı bir mertebesi olduğu halde ölüp de dünyaya dönmeyi ve dünya ile içindekilerin kendisinin olmasını isteyen hiçbir kul yoktur; ancak şehit müstesna. O, şehitliğin faziletinden gördüğü (ikram) sebebiyle dünyaya dönüp bir daha öldürülmeyi ister.”

1644. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي يَزِيدَ الْخَوْلاَنِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ فَضَالَةَ بْنَ عُبَيْدٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ الشُّهَدَاءُ أَرْبَعَةٌ رَجُلٌ مُؤْمِنٌ جَيِّدُ الإِيمَانِ لَقِيَ الْعَدُوَّ فَصَدَقَ اللَّهَ حَتَّى قُتِلَ فَذَلِكَ الَّذِي يَرْفَعُ النَّاسُ إِلَيْهِ أَعْيُنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَرَفَعَ رَأْسَهُ حَتَّى وَقَعَتْ قَلَنْسُوَتُهُ ‏.‏ قَالَ فَمَا أَدْرِي أَقَلَنْسُوَةَ عُمَرَ أَرَادَ أَمْ قَلَنْسُوَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ وَرَجُلٌ مُؤْمِنٌ جَيِّدُ الإِيمَانِ لَقِيَ الْعَدُوَّ فَكَأَنَّمَا ضُرِبَ جِلْدُهُ بِشَوْكِ طَلْحٍ مِنَ الْجُبْنِ أَتَاهُ سَهْمٌ غَرْبٌ فَقَتَلَهُ فَهُوَ فِي الدَّرَجَةِ الثَّانِيَةِ وَرَجُلٌ مُؤْمِنٌ خَلَطَ عَمَلاً صَالِحًا وَآخَرَ سَيِّئًا لَقِيَ الْعَدُوَّ فَصَدَقَ اللَّهَ حَتَّى قُتِلَ فَذَلِكَ فِي الدَّرَجَةِ الثَّالِثَةِ وَرَجُلٌ مُؤْمِنٌ أَسْرَفَ عَلَى نَفْسِهِ لَقِيَ الْعَدُوَّ فَصَدَقَ اللَّهَ حَتَّى قُتِلَ فَذَلِكَ فِي الدَّرَجَةِ الرَّابِعَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَطَاءِ بْنِ دِينَارٍ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ قَدْ رَوَى سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ دِينَارٍ وَقَالَ عَنْ أَشْيَاخٍ مِنْ خَوْلاَنَ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ أَبِي يَزِيدَ ‏.‏ وَقَالَ عَطَاءُ بْنُ دِينَارٍ لَيْسَ بِهِ بَأْسٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize İbn Lehia, Atâ b. Dinar’dan, o Ebu Yezîd el-Havlânî’den naklettiğine göre o, Fadâle b. Ubeyd’i şöyle derken işitmiştir: Ömer b. el-Hattâb’ı şöyle derken işittim: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Şehitler dört kısımdır: (Birincisi) İmanı sağlam bir mümin kişidir ki düşmanla karşılaşır ve öldürülünceye kadar Allah’a sadakat gösterir. İşte bu, kıyamet günü insanların gözlerini kendisine kaldırıp bakacakları kişidir -böyle buyurdu ve başını tâ külahı düşünceye kadar yukarı kaldırdı. (Ravi dedi ki: Ömer’in külahını mı yoksa Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in külahını mı kastetti bilmiyorum.) - buyurdu ki: (İkincisi) İmanı sağlam bir mümin kişidir; düşmanla karşılaşır ancak korkudan diken üzerinde gibi (ürpermiş) iken kendisine serseri bir ok isabet eder ve onu öldürür. İşte bu ikinci derecededir. (Üçüncüsü) Salih amelle kötü ameli birbirine karıştıran mümin bir kişidir; düşmanla karşılaşır ve öldürülünceye kadar Allah’a sadakat gösterir. İşte bu üçüncü derecededir. (Dördüncüsü) Kendi nefsine zulmeden (günahkar) mümin bir kişidir; düşmanla karşılaşır ve öldürülünceye kadar Allah’a sadakat gösterir. İşte bu da dördüncü derecededir.”

1645. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدْخُلُ عَلَى أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ فَتُطْعِمُهُ وَكَانَتْ أُمُّ حَرَامٍ تَحْتَ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ فَدَخَلَ عَلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا فَأَطْعَمَتْهُ وَجَلَسَتْ تَفْلِي رَأْسَهُ فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ قَالَتْ فَقُلْتُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ يَرْكَبُونَ ثَبَجَ هَذَا الْبَحْرِ مُلُوكٌ عَلَى الأَسِرَّةِ أَوْ مِثْلُ الْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ ‏.‏ فَدَعَا لَهَا ثُمَّ وَضَعَ رَأْسَهُ فَنَامَ ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ قَالَتْ فَقُلْتُ لَهُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ نَحْوَ مَا قَالَ فِي الأَوَّلِ قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْتِ مِنَ الأَوَّلِينَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَرَكِبَتْ أُمُّ حَرَامٍ الْبَحْرَ فِي زَمَانِ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ فَصُرِعَتْ عَنْ دَابَّتِهَا حِينَ خَرَجَتْ مِنَ الْبَحْرِ فَهَلَكَتْ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأُمُّ حَرَامٍ بِنْتُ مِلْحَانَ هِيَ أُخْتُ أُمِّ سُلَيْمٍ وَهِيَ خَالَةُ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ‏.‏

Bize İshak b. Musa el-Ensarî anlattı; dedi ki: Bize Ma’n anlattı; dedi ki: Bize Malik, İshak b. Abdullah b. Ebi Talha’dan, o da Enes b. Malik’ten naklen anlattı. Enes b. Malik, İshak’ın şöyle dediğini işitmiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ümmü Haram binti Milhan’ın yanına girerdi, o da Nebi’ye yemek yedirirdi. Ümmü Haram, Ubade b. Sâmit’in nikahı altındaydı. Bir gün Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yine onun yanına girdi. Ümmü Haram ona yemek yedirdi ve (sonra) oturup onun başını taramaya (veya temizlemeye) başladı. Derken Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem uyudu. Sonra gülerek uyandı. Ümmü Haram dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü, seni güldüren nedir?” diye sordum. Buyurdu ki: “Ümmetimden bir kısım insanlar Allah yolunda savaşa çıkan gaziler olarak bana arz olundular. Şu denizin ortasında (sırtında) tahtları üzerindeki krallar gibi -veya tahtları üzerindeki krallar misali- gemilere biniyorlardı.” (Ravi dedi ki: İshak hangisini söylediğinde şüphe etti.) Dedim ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Beni de onlardan kılması için Allah’a dua et.” Bunun üzerine (Nebi) ona dua etti. Sonra başını koydu ve uyudu. Sonra yine gülerek uyandı. Ümmü Haram dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü, seni güldüren nedir?” diye sordum. Buyurdu ki: “Ümmetimden bir kısım insanlar Allah yolunda savaşa çıkan gaziler olarak bana arz olundular...” deyip birincide söylediği gibi söyledi. Dedim ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Beni de onlardan kılması için Allah’a dua et.” Buyurdu ki: “Sen ilklerdensin.” (Ravi) dedi ki: Ümmü Haram, Muaviye b. Ebi Süfyan zamanında denize (gemiye) bindi. Denizden karaya çıktığı sırada bineğinden düştü ve vefat etti. (Bu hadis hasen sahihtir. Ümmü Haram binti Milhan, Ümmü Süleym’in kız kardeşi ve Enes b. Malik’in teyzesidir.)

1646. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الرَّجُلِ يُقَاتِلُ شَجَاعَةً وَيُقَاتِلُ حَمِيَّةً وَيُقَاتِلُ رِيَاءً فَأَىُّ ذَلِكَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebu Muaviye, A’meş’ten, o Şakîk b. Seleme’den, o da Ebu Musa’dan naklen haber verdi; Ebu Musa dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e; kahramanlık olsun diye savaşan, hamiyet (kabile gayreti) için savaşan ve gösteriş için savaşan adamdan soruldu: “Bunların hangisi Allah yolundadır?” Buyurdu ki: “Kim, Allah’ın kelimesi (dini) en yüce olsun diye savaşırsa, işte o Allah yolundadır.” (Bu konuda Ömer’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.)

1647. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَقَّاصٍ اللَّيْثِيِّ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ وَإِنَّمَا لاِمْرِئٍ مَا نَوَى فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى دُنْيَا يُصِيبُهَا أَوِ امْرَأَةٍ يَتَزَوَّجُهَا فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الأَئِمَّةِ هَذَا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ وَلاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيِّ ‏.‏ قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ يَنْبَغِي أَنْ نَضَعَ هَذَا الْحَدِيثَ فِي كُلِّ بَابٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsenna anlattı; dedi ki: Bize Abdulvehhâb es-Sekafî, Yahya b. Said’den, o Muhammed b. İbrahim’den, o Alkame b. Vakkas el-Leysî’den, o da Ömer b. el-Hattâb’dan naklen haber verdi; Ömer dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ameller ancak niyet iledir. Kişi için ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah’a ve Rasûlüne ise, onun hicreti Allah’a ve Rasûlüne (yapılmış)dir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadın için ise, onun hicreti de kendisine hicret ettiği şeye (yapılmış)dir.” (Bu hadis hasen sahihtir. Malik b. Enes, Süfyan es-Sevrî ve imamlardan birçoğu bu hadisi Yahya b. Said’den rivayet etmişlerdir. Biz bunu sadece Yahya b. Said el-Ensarî’nin hadisinden biliyoruz. Abdurrahman b. Mehdi dedi ki: Bu hadisi her babın başına koymamız gerekir.)

1648. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا الْعَطَّافُ بْنُ خَالِدٍ الْمَخْزُومِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ غَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا وَمَوْضِعُ سَوْطٍ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي أَيُّوبَ وَأَنَسٍ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Attâf b. Halid el-Mahzûmî, Ebu Hâzim’den, o da Sehl b. Sa’d es-Sâidî’den naklen haber verdi; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda bir sabah yürüyüşü, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Cennet’te bir kamçı kadar yer, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” (Bu konuda Ebu Hureyre, İbn Abbas, Ebu Eyyûb ve Enes’ten de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.)

1649. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالْحَجَّاجُ عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ غَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ رَوْحَةٌ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَأَبُو حَازِمٍ الَّذِي رَوَى عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ هُوَ أَبُو حَازِمٍ الزَّاهِدُ وَهُوَ مَدَنِيٌّ وَاسْمُهُ سَلَمَةُ بْنُ دِينَارٍ ‏.‏ وَأَبُو حَازِمٍ هَذَا الَّذِي رَوَى عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ هُوَ أَبُو حَازِمٍ الأَشْجَعِيُّ الْكُوفِيُّ وَاسْمُهُ سَلْمَانُ وَهُوَ مَوْلَى عَزَّةَ الأَشْجَعِيَّةِ ‏.‏

Bize Ebu Said el-Eşecc anlattı; dedi ki: Bize Ebu Hâlid el-Ahmer, İbn Aclân’dan, o Ebu Hâzim’den, o da Ebu Hureyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen anlattı. (Yine) Haccâc, Hakem’den, o Miksem’den, o da İbn Abbas’tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen anlattı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda bir sabah yürüyüşü veya bir akşam yürüyüşü, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” (Bu hadis hasen garibtir. Sehl b. Sa’d’dan rivayet eden Ebu Hâzim, Ebu Hâzim ez-Zâhid’dir, Medinelidir, ismi Seleme b. Dinar’dır. Ebu Hureyre’den rivayet eden bu Ebu Hâzim ise el-Eşcaî’dir, Kufelidir, ismi Selmân’dır ve Azze el-Eşcaiyye’nin azatlısıdır.)

1650. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ أَسْبَاطِ بْنِ مُحَمَّدٍ الْقُرَشِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ هِشَامِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذُبَابٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مَرَّ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشِعْبٍ فِيهِ عُيَيْنَةٌ مِنْ مَاءٍ عَذْبَةٌ فَأَعْجَبَتْهُ لِطِيبِهَا فَقَالَ لَوِ اعْتَزَلْتُ النَّاسَ فَأَقَمْتُ فِي هَذَا الشِّعْبِ وَلَنْ أَفْعَلَ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَذَكَرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تَفْعَلْ فَإِنَّ مَقَامَ أَحَدِكُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَفْضَلُ مِنْ صَلاَتِهِ فِي بَيْتِهِ سَبْعِينَ عَامًا أَلاَ تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ وَيُدْخِلَكُمُ الْجَنَّةَ اغْزُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ مَنْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فُوَاقَ نَاقَةٍ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Ubeyd b. Esbât b. Muhammed el-Kuraşî el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize babam, Hişâm b. Sa’d’dan, o Said b. Ebi Hilâl’den, o İbn Ebi Zübâb’dan, o da Ebu Hureyre’den naklen haber verdi; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bir adam, içinde tatlı su pınarı bulunan bir vadiden geçti. Suyun güzelliği (ve tatlılığı) hoşuna gitti ve: “İnsanlardan uzlete çekilip şu vadide ikamet etsem (ne iyi olur)! Ama Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den izin almadan bunu yapmam,” dedi. Bunu Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikretti (ve durumu anlattı). Bunun üzerine (Nebi) şöyle buyurdu: “Bunu yapma! Çünkü sizden birinin Allah yolundaki makamı (duruşu), evindeki yetmiş yıllık namazından daha faziletlidir. Allah’ın sizi bağışlamasını ve sizi Cennet’e koymasını istemez misiniz? Allah yolunda savaşın (gazaya çıkın). Kim devenin iki sağılacağı süre kadar (bile olsa) Allah yolunda savaşırsa, Cennet ona vacip olur.” (Bu hadis hasendir.)

1651. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَغَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ رَوْحَةٌ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا وَلَقَابُ قَوْسِ أَحَدِكُمْ أَوْ مَوْضِعُ يَدِهِ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا وَلَوْ أَنَّ امْرَأَةً مِنْ نِسَاءِ أَهْلِ الْجَنَّةِ اطَّلَعَتْ إِلَى الأَرْضِ لأَضَاءَتْ مَا بَيْنَهُمَا وَلَمَلأَتْ مَا بَيْنَهُمَا رِيحًا وَلَنَصِيفُهَا عَلَى رَأْسِهَا خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize İsmail b. Cafer, Humeyd’den, o da Enes’ten naklen haber verdi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda bir sabah yürüyüşü veya bir akşam yürüyüşü, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Sizden birinizin yayı kadar bir yer -veya (elini işaret ederek) şu elin kapladığı yer (karış)- Cennet’te dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Eğer Cennet ehlinin kadınlarından bir kadın yeryüzüne bakacak olsa, ikisi arasını (gök ve yeri) aydınlatır ve ikisi arasını güzel kokuyla doldururdu. Onun başındaki örtüsü (nasıf), dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” (Bu hadis sahihtir.)

1652. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِخَيْرِ النَّاسِ رَجُلٌ مُمْسِكٌ بِعِنَانِ فَرَسِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِالَّذِي يَتْلُوهُ رَجُلٌ مُعْتَزِلٌ فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ يُؤَدِّي حَقَّ اللَّهِ فِيهَا أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِشَرِّ النَّاسِ رَجُلٌ يُسْأَلُ بِاللَّهِ وَلاَ يُعْطِي بِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَيُرْوَى هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize İbn Lehia, Bükeyr b. Abdullah b. Eşecc’den, o Atâ b. Yesâr’dan, o da İbn Abbas’tan naklen haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Size insanların en hayırlısını haber vereyim mi? Allah yolunda atının dizginini tutan (cihad eden) adamdır. Size onu takip edeni (ondan sonra geleni) haber vereyim mi? Bir miktar koyunu ile uzlete çekilmiş ve o koyunlardaki Allah’ın hakkını (zekatını) eda eden adamdır. Size insanların en şerlisini haber vereyim mi? Kendisinden Allah adına bir şey istenip de Allah adına vermeyen (reddeden) adamdır.” (Bu hadis bu veçhiyle hasen garibtir. Bu hadis İbn Abbas’tan, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den başka vecihlerle de rivayet edilmiştir.)

1653. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلِ بْنِ عَسْكَرٍ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ كَثِيرٍ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ شُرَيْحٍ، أَنَّهُ سَمِعَ سَهْلَ بْنَ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ سَأَلَ اللَّهَ الشَّهَادَةَ مِنْ قَلْبِهِ صَادِقًا بَلَّغَهُ اللَّهُ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ وَإِنْ مَاتَ عَلَى فِرَاشِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شُرَيْحٍ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شُرَيْحٍ ‏.‏ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ شُرَيْحٍ يُكْنَى أَبَا شُرَيْحٍ وَهُوَ إِسْكَنْدَرَانِيٌّ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Sehl b. Asker el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Kâsım b. Kesîr el-Mısrî anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Şurayh anlattı; o Sehl b. Ebi Ümâme b. Sehl b. Huneyf’i şöyle rivayet ederken işitmiştir; babasından, o da dedesinden, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; buyurdu ki: “Kim kalbinden sadık bir şekilde Allah’tan şehitliği isterse, yatağında ölse bile Allah onu şehitlerin mertebelerine ulaştırır.” (Bu hadis Sehl b. Huneyf rivayeti olarak hasen garibtir. Bu hadisi ancak Abdurrahman b. Şurayh’ın hadisinden biliyoruz. Abdullah b. Sâlih de bunu Abdurrahman b. Şurayh’tan rivayet etmiştir. Abdurrahman b. Şurayh, Ebu Şurayh künyesini taşır ve İskenderiyelidir. Bu konuda Muâz b. Cebel’den de hadis rivayet edilmiştir.)

1654. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنْ مَالِكِ بْنِ يُخَامِرَ السَّكْسَكِيِّ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ سَأَلَ اللَّهَ الْقَتْلَ فِي سَبِيلِهِ صَادِقًا مِنْ قَلْبِهِ أَعْطَاهُ اللَّهُ أَجْرَ الشَّهِيدِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; dedi ki: Bize Ravh b. Ubâde anlattı; dedi ki: Bize İbn Cüreyc, Süleyman b. Musa’dan, o Malik b. Yuhâmir es-Sekssekî’den, o da Muâz b. Cebel’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen anlattı; buyurdu ki: “Kim kalbinden sadık bir şekilde Allah’tan, O’nun yolunda öldürülmeyi isterse, Allah ona şehit sevabı verir.” (Bu hadis hasen sahihtir.)

1655. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ثَلاَثَةٌ حَقٌّ عَلَى اللَّهِ عَوْنُهُمُ الْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالْمُكَاتَبُ الَّذِي يُرِيدُ الأَدَاءَ وَالنَّاكِحُ الَّذِي يُرِيدُ الْعَفَافَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys, İbn Aclân’dan, o Said el-Makbürî’den, o da Ebu Hureyre’den naklen haber verdi; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç kişi vardır ki onlara yardım etmek Allah üzerine bir haktır: Allah yolunda cihad eden mücahid, (bedelini) ödemek isteyen mükâteb (hürriyet sözleşmesi yapan köle) ve iffetli kalmak isteyip evlenen kişi.” (Bu hadis hasendir.)

1656. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يُكْلَمُ أَحَدٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَنْ يُكْلَمُ فِي سَبِيلِهِ إِلاَّ جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ اللَّوْنُ لَوْنُ الدَّمِ وَالرِّيحُ رِيحُ الْمِسْكِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdulaziz b. Muhammed, Süheyl b. Ebi Sâlih’den, o babasından, o da Ebu Hureyre’den naklen haber verdi; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda hiçbir kimse yaralanmaz ki -kendi yolunda kimin yaralandığını Allah daha iyi bilir- kıyamet günü (yarası), rengi kan rengi, kokusu ise misk kokusu olduğu halde gelmiş olmasın.” (Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Ebu Hureyre’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (gelen) başka vecihlerle de rivayet edilmiştir.)

1657. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنْ مَالِكِ بْنِ يُخَامِرَ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مِنْ رَجُلٍ مُسْلِمٍ فُوَاقَ نَاقَةٍ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ وَمَنْ جُرِحَ جُرْحًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ نُكِبَ نَكْبَةً فَإِنَّهَا تَجِئُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأَغْزَرِ مَا كَانَتْ لَوْنُهَا الزَّعْفَرَانُ وَرِيحُهَا كَالْمِسْكِ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; dedi ki: Bize Ravh b. Ubâde anlattı; dedi ki: Bize İbn Cüreyc, Süleyman b. Musa’dan, o Malik b. Yuhâmir’den, o da Muâz b. Cebel’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen anlattı; buyurdu ki: “Müslüman adamlardan her kim, Allah yolunda devenin iki sağılacağı süre kadar (bile olsa) savaşırsa Cennet ona vacip olur. Her kim Allah yolunda bir yara alır veya bir sıkıntıya uğrarsa; o yara kıyamet günü en çok kanadığı haliyle gelir; rengi zaferan (gibi), kokusu ise misk gibidir.” (Bu hadis sahihtir.)

1658. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ أَوْ أَىُّ الأَعْمَالِ خَيْرٌ قَالَ ‏"‏ إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ ثُمَّ أَىُّ شَيْءٍ قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ سَنَامُ الْعَمَلِ ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ ثُمَّ أَىُّ شَيْءٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ حَجٌّ مَبْرُورٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Ebu Küreyb anlattı; dedi ki: Bize Abde b. Süleyman, Muhammed b. Amr’dan, o Ebu Seleme’den, o da Ebu Hureyre’den naklen haber verdi; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Amellerin hangisi daha faziletlidir -veya amellerin hangisi daha hayırlıdır-?” diye soruldu. Buyurdu ki: “Allah’a ve Rasûlüne iman etmektir.” (Sonra) “Sonra hangisidir?” denildi. Buyurdu ki: “Cihad amelin zirvesidir.” (Sonra) “Sonra hangisidir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. Buyurdu ki: “Sonra kabul olunmuş (mebrur) Hac’dır.” (Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Ebu Hureyre’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (gelen) başka vecihlerle de rivayet edilmiştir.)

1659. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الضُّبَعِيُّ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي بِحَضْرَةِ الْعَدُوِّ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَبْوَابَ الْجَنَّةِ تَحْتَ ظِلاَلِ السُّيُوفِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ رَثُّ الْهَيْئَةِ أَأَنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَذْكُرُهُ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ فَرَجَعَ إِلَى أَصْحَابِهِ فَقَالَ أَقْرَأُ عَلَيْكُمُ السَّلاَمَ ‏.‏ وَكَسَرَ جَفْنَ سَيْفِهِ فَضَرَبَ بِهِ حَتَّى قُتِلَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ جَعْفَرِ بْنِ سُلَيْمَانَ الضُّبَعِيِّ ‏.‏ وَأَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ حَبِيبٍ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي مُوسَى قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ هُوَ اسْمُهُ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Cafer b. Süleyman ed-Dubaî, Ebu İmrân el-Cevnî’den, o Ebu Bekr b. Ebi Musa el-Eş’arî’den naklen haber verdi; dedi ki: Babamı düşman karşısında iken şöyle derken işittim: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Şüphesiz cennetin kapıları kılıçların gölgeleri altındadır.” Topluluktan kılıfı (üstü başı) eskimiş bir adam: “Bunu Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den zikrederken sen mi işittin?” dedi. (Ebu Musa): “Evet,” dedi. Bunun üzerine (adam) arkadaşlarına döndü ve: “Size selam olsun (Allah’a ısmarladık),” dedi. Sonra kılıcının kınını kırdı (attı) ve öldürülünceye kadar onunla savaştı (vurdu). (Bu hadis hasen garibtir. Biz bunu sadece Cafer b. Süleyman ed-Dubaî’nin hadisinden biliyoruz. Ebu İmrân el-Cevnî’nin ismi Abdulmelik b. Habîb’dir. Ahmed b. Hanbel dedi ki: Ebu Bekr b. Ebi Musa’nın ismi (kendi) ismidir (künyesi değildir).)

1660. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ النَّاسِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ رَجُلٌ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ مُؤْمِنٌ فِي شِعْبٍ مِنَ الشِّعَابِ يَتَّقِي رَبَّهُ وَيَدَعُ النَّاسَ مِنْ شَرِّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebu Ammâr anlattı; dedi ki: Bize Velid b. Müslim, Evzâî’den, o Zührî’den, o Atâ b. Yezîd el-Leysî’den, o da Ebu Said el-Hudrî’den naklen anlattı; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Hangi insanlar daha faziletlidir?” diye soruldu. Buyurdu ki: “Allah yolunda cihad eden adam.” Dediler ki: “Sonra kim?” Buyurdu ki: “Sonra dağ yollarından bir yola çekilip Rabbinden korkan ve insanları kendi şerrinden emin kılan (uzak tutan) mümin.” (Bu hadis hasen sahihtir.)

1661. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا مِنْ أَحَدٍ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ يَسُرُّهُ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا غَيْرُ الشَّهِيدِ فَإِنَّهُ يُحِبُّ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الدُّنْيَا يَقُولُ حَتَّى أُقْتَلَ عَشْرَ مَرَّاتٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مِمَّا يَرَى مِمَّا أَعْطَاهُ اللَّهُ مِنَ الْكَرَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; dedi ki: Babam bana Katâde’den, o da Enes b. Malik’ten naklen anlattı; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cennet ehlinden olup da dünyaya dönmek kendisine sevimli gelen (bunu isteyen) hiç kimse yoktur; şehit müstesna. O, Allah’ın kendisine verdiği ikramı gördüğü için dünyaya dönmeyi ve ‘Allah yolunda on defa öldürülmeyi’ ister (bunu sever).” (Bu hadis sahihtir.)

1662. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ بِمَعْنَاهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; dedi ki: Bize Şu’be, Katâde’den, o da Enes’ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen bu manada bir hadis rivayet etti. (Bu hadis hasen sahihtir.)

1663. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا نُعَيْمُ بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لِلشَّهِيدِ عِنْدَ اللَّهِ سِتُّ خِصَالٍ يُغْفَرُ لَهُ فِي أَوَّلِ دَفْعَةٍ وَيَرَى مَقْعَدَهُ مِنَ الْجَنَّةِ وَيُجَارُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَيَأْمَنُ مِنَ الْفَزَعِ الأَكْبَرِ وَيُوضَعُ عَلَى رَأْسِهِ تَاجُ الْوَقَارِ الْيَاقُوتَةُ مِنْهَا خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا وَيُزَوَّجُ اثْنَتَيْنِ وَسَبْعِينَ زَوْجَةً مِنَ الْحُورِ الْعِينِ وَيُشَفَّعُ فِي سَبْعِينَ مِنْ أَقَارِبِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Abdullah b. Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Nuaym b. Hammâd anlattı; dedi ki: Bize Bakiyye b. Velid, Bahîr b. Sa’d’den, o Hâlid b. Ma’dân’dan, o da Mikdâm b. Ma’dîkerib’den naklen haber verdi; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şehit için Allah katında altı haslet (özellik) vardır: (Kanından) ilk defa (kan) fışkırdığında (günahları) bağışlanır. Cennet’teki yerini görür. Kabir azabından korunur. En büyük korkudan (kıyamet korkusundan) emin olur. Başına vakar tacı konulur ki ondaki bir yakut, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Hur-i în’den yetmiş iki eşle evlendirilir ve akrabalarından yetmiş kişi hakkında şefaatçi kılınır.” (Bu hadis sahih garibtir.)

1664. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي النَّضْرِ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رِبَاطُ يَوْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا وَمَوْضِعُ سَوْطِ أَحَدِكُمْ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا وَلَرَوْحَةٌ يَرُوحُهَا الْعَبْدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ لَغَدْوَةٌ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi’n-Nadr anlattı; dedi ki: Bize Ebu’n-Nadr el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Abdullah b. Dinar, Ebu Hâzim’den, o da Sehl b. Sa’d’dan naklen haber verdi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda bir gün nöbet tutmak (ribât), dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Sizden birinizin kamçısının Cennet’teki yeri, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Kulun Allah yolunda yaptığı bir akşam yürüyüşü veya bir sabah yürüyüşü, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” (Bu hadis hasen sahihtir.)

1665. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ مَرَّ سَلْمَانُ الْفَارِسِيُّ بِشُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ وَهُوَ فِي مُرَابَطٍ لَهُ وَقَدْ شَقَّ عَلَيْهِ وَعَلَى أَصْحَابِهِ قَالَ أَلاَ أُحَدِّثُكَ يَا ابْنَ السِّمْطِ بِحَدِيثٍ سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ بَلَى ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ رِبَاطُ يَوْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَفْضَلُ وَرُبَّمَا قَالَ خَيْرٌ مِنْ صِيَامِ شَهْرٍ وَقِيَامِهِ وَمَنْ مَاتَ فِيهِ وُقِيَ فِتْنَةَ الْقَبْرِ وَنُمِّيَ لَهُ عَمَلُهُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize İbn Ebi Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyan b. Uyeyne anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. el-Münkedir anlattı; dedi ki: Selmân-ı Fârisî, Şurahbîl b. es-Sımt’a uğradı. Şurahbîl, nöbet yerindeydi (ribâttaydı) ve bu durum ona ve arkadaşlarına ağır gelmişti. (Selmân) dedi ki: “Ey İbnü’s-Sımt! Sana Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğim bir hadisi anlatayım mı?” O da: “Evet,” dedi. (Selmân) dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Allah yolunda bir gün nöbet tutmak (ribât), bir ay oruç tutup gecesini ibadetle geçirmekten daha faziletlidir -veya (ravi) daha hayırlıdır dedi-. Kim nöbet esnasında ölürse kabir fitnesinden korunur ve kıyamet gününe kadar ameli onun için (artarak) büyütülür.” (Bu hadis hasendir.)

1666. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ لَقِيَ اللَّهَ بِغَيْرِ أَثَرٍ مِنْ جِهَادٍ لَقِيَ اللَّهَ وَفِيهِ ثُلْمَةٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ الْوَلِيدِ بْنِ مُسْلِمٍ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَافِعٍ ‏.‏ وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ رَافِعٍ قَدْ ضَعَّفَهُ بَعْضُ أَصْحَابِ الْحَدِيثِ ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ هُوَ ثِقَةٌ مُقَارِبُ الْحَدِيثِ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَحَدِيثُ سَلْمَانَ إِسْنَادُهُ لَيْسَ بِمُتَّصِلٍ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ لَمْ يُدْرِكْ سَلْمَانَ الْفَارِسِيَّ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى عَنْ مَكْحُولٍ عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ عَنْ سَلْمَانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Velid b. Müslim, İsmail b. Râfi’den, o Sümeyy’den, o Ebu Sâlih’den, o da Ebu Hureyre’den naklen haber verdi; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim (üzerinde) cihattan bir eser (iz) olmaksızın Allah’a kavuşursa, kendisinde bir gedik (noksanlık/ayıp) olduğu halde Allah’a kavuşmuş olur.” (Bu hadis Velid b. Müslim’in İsmail b. Râfi’den rivayeti olarak garibtir. İsmail b. Râfi’i bazı hadis ehli zayıf görmüştür. Tirmizî dedi ki: Muhammed’i (Buhârî’yi) şöyle derken işittim: O sika (güvenilir)dır, hadisi mukâribdir (kabul edilebilir). Bu hadis Ebu Hureyre’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (gelen) bu veçhin dışındaki yollarla da rivayet edilmiştir. (Önceki) Selmân hadisinin senedi muttasıl değildir; Muhammed b. el-Münkedir, Selmân-ı Fârisî’ye yetişmemiştir. Bu hadis Eyyûb b. Musa, Mekhûl ve Şurahbîl b. es-Sımt yoluyla Selmân’dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu manada rivayet edilmiştir.)

1667. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنِي أَبُو عَقِيلٍ، زُهْرَةُ بْنُ مَعْبَدٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ، مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ قَالَ سَمِعْتُ عُثْمَانَ، وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ يَقُولُ إِنِّي كَتَمْتُكُمْ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَرَاهِيَةَ تَفَرُّقِكُمْ عَنِّي ثُمَّ بَدَا لِي أَنْ أُحَدِّثَكُمُوهُ لِيَخْتَارَ امْرُؤٌ لِنَفْسِهِ مَا بَدَا لَهُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ رِبَاطُ يَوْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ يَوْمٍ فِيمَا سِوَاهُ مِنَ الْمَنَازِلِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ أَبُو صَالِحٍ مَوْلَى عُثْمَانَ اسْمُهُ تُرْكَانُ ‏.‏

Bize Hasen b. Ali el-Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Hişâm b. Abdulmelik anlattı; dedi ki: Bize Leys b. Sa’d anlattı; dedi ki: Bana Ebu Akîl Zühre b. Ma’bed, Osman b. Affân’ın azatlısı Ebu Sâlih’ten naklen haber verdi; dedi ki: Osman’ı minber üzerinde iken şöyle derken işittim: “Siz benden ayrılıp gitmeyesiniz (dağılmayasınız) diye Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğim bir hadisi sizden gizlemiştim. Sonra onu size anlatmam bana (uygun) göründü. Artık herkes kendisi için uygun gördüğünü seçsin. Ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Allah yolunda bir gün nöbet tutmak (ribât), bunun dışındaki yerlerde (geçirilen) bin günden daha hayırlıdır.’” (Bu hadis hasen sahih garibtir. Muhammed b. İsmail dedi ki: Osman’ın azatlısı Ebu Sâlih’in ismi Türkân’dır.)

1668. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ نَصْرٍ النَّيْسَابُورِيُّ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا يَجِدُ الشَّهِيدُ مِنْ مَسِّ الْقَتْلِ إِلاَّ كَمَا يَجِدُ أَحَدُكُمْ مِنْ مَسِّ الْقَرْصَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr, Ahmed b. Nasr en-Nîsâbûrî ve birçok kişi anlattılar; dediler ki: Bize Safvân b. İsa anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Aclân, Ka’kâ’ b. Hakîm’den, o Ebu Sâlih’ten, o da Ebu Hureyre’den naklen haber verdi; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şehit, öldürülme dokunuşundan (acısından), ancak sizden birinizin karınca ısırığından (veya çimdiklemesinden) duyduğu acı kadarını duyar.” (Bu hadis hasen sahih garibtir.)

1669. Hadis

حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا الْوَلِيدُ بْنُ جَمِيلٍ الْفِلَسْطِينِيُّ، عَنِ الْقَاسِمِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَيْسَ شَيْءٌ أَحَبَّ إِلَى اللَّهِ مِنْ قَطْرَتَيْنِ وَأَثَرَيْنِ قَطْرَةٌ مِنْ دُمُوعٍ فِي خَشْيَةِ اللَّهِ وَقَطْرَةُ دَمٍ تُهَرَاقُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏.‏ وَأَمَّا الأَثَرَانِ فَأَثَرٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَأَثَرٌ فِي فَرِيضَةٍ مِنْ فَرَائِضِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ ‏

Bize Ziyâd b. Eyyûb anlattı; dedi ki: Bize Yezid b. Hârûn anlattı; dedi ki: Bize Velid b. Cemîl el-Filistînî, Kâsım Ebu Abdurrahman’dan, o Ebu Ümâme’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen haber verdi; buyurdu ki: “Allah’a iki damladan ve iki izden daha sevimli bir şey yoktur: Allah korkusuyla (akıtılan) gözyaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası. İki ize gelince; Allah yolunda (savaşırken oluşan yara veya toz) izi ve Allah’ın farzlarından bir farzı eda ederken (oluşan secde vb.) izdir.” (Bu hadis hasen garibtir.)