3736. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ إِلَى الْوَلِيمَةِ فَلْيَأْتِهَا " .
el-Ka'nebî, Mâlik'ten; o Nâfi'den; o da Abdullâh b. Ömer'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri bir düğün yemeğine [velîmeye] davet edildiği zaman ona icâbet etsin [gitsin]."
3737. Hadis
حَدَّثَنَا مَخْلَدُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَاهُ زَادَ " فَإِنْ كَانَ مُفْطِرًا فَلْيَطْعَمْ وَإِنْ كَانَ صَائِمًا فَلْيَدْعُ " .
Mahled b. Hâlid, Ebû Üsâme'den; o Ubeydullâh'tan; o Nâfi'den; o da İbn Ömer'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [önceki hadis] mânâsında buyurdu ve şu ziyâdeyi ekledi: "...Eğer [davet edilen kişi] oruçlu değilse yesin, eğer oruçlu ise [ev sahibine] dua etsin."
3738. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا دَعَا أَحَدُكُمْ أَخَاهُ فَلْيُجِبْ عُرْسًا كَانَ أَوْ نَحْوَهُ " .
el-Hasan b. Ali, Abdürrezzâk'tan; o Ma'mer'den; o Eyyûb'dan; o Nâfi'den; o da İbn Ömer'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri kardeşini [bir yemeğe] davet ettiğinde -bu ister bir düğün olsun ister benzeri bir davet- ona icâbet etsin."
3739. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُصَفَّى، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، حَدَّثَنَا الزُّبَيْدِيُّ، عَنْ نَافِعٍ، بِإِسْنَادِ أَيُّوبَ وَمَعْنَاهُ .
İbnü'l-Musaffâ, Bakıyye'den; o ez-Zübeydî'den; o da Nâfi'den; Eyyûb'un [3738. hadisteki] isnadı ve mânâsıyla nakletti.
3740. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ دُعِيَ فَلْيُجِبْ فَإِنْ شَاءَ طَعِمَ وَإِنْ شَاءَ تَرَكَ " .
Muhammed b. Kesîr, Süfyân'dan; o Ebü't-Zübeyr'den; o da Câbir'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kime bir davette bulunulursa ona icâbet etsin; dilerse yesin, dilerse bıraksın [yemesin]."
3741. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا دُرُسْتُ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ أَبَانَ بْنِ طَارِقٍ، عَنْ طَارِقٍ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ دُعِيَ فَلَمْ يُجِبْ فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ دَخَلَ عَلَى غَيْرِ دَعْوَةٍ دَخَلَ سَارِقًا وَخَرَجَ مُغِيرًا " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ أَبَانُ بْنُ طَارِقٍ مَجْهُولٌ .
Müsedded, Dürüst b. Ziyâd'dan; o Ebân b. Târık'tan; o Târık'tan; o da Nâfi'den nakletti: Abdullâh b. Ömer, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu bildirdi: "Kim davet edilir de icâbet etmezse, Allah'a ve Resûlü'ne isyan etmiş olur. Kim de davetsiz olarak girerse; hırsız olarak girmiş, yağmacı olarak çıkmış olur." Ebû Dâvûd der ki: Ebân b. Târık meçhul bir râvidir.
3742. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ شَرُّ الطَّعَامِ طَعَامُ الْوَلِيمَةِ يُدْعَى لَهَا الأَغْنِيَاءُ وَيُتْرَكُ الْمَسَاكِينُ وَمَنْ لَمْ يَأْتِ الدَّعْوَةَ فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ .
el-Ka'nebî, Mâlik'ten; o İbn Şihâb'dan; o el-A'rec'den; o da Ebû Hüreyre'den nakletti: [Ebû Hüreyre] şöyle derdi: "Yemeklerin en şerlisi [kötüsü], sadece zenginlerin davet edilip fakirlerin çağrılmadığı düğün yemeğidir. Kim bir davete icâbet etmezse şüphesiz Allah'a ve Resûlü'ne isyan etmiş olur."
3743. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ، قَالَ ذُكِرَ تَزْوِيجُ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ عِنْدَ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ فَقَالَ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَوْلَمَ عَلَى أَحَدٍ مِنْ نِسَائِهِ مَا أَوْلَمَ عَلَيْهَا أَوْلَمَ بِشَاةٍ .
Müsedded ve Kuteybe b. Saîd; Hammâd'dan; o da Sâbit'ten nakletti: Enes b. Mâlik'in yanında Zeyneb bint Cahş'ın evliliği zikredildi. [Bunun üzerine Enes] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşlerinden hiçbiri için, Zeyneb için verdiği kadar büyük bir düğün yemeği [velîme] verdiğini görmedim. [Onun düğününde] bir koyun keserek yemek vermişti."
3744. Hadis
حَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا وَائِلُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِهِ، بَكْرِ بْنِ وَائِلٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَوْلَمَ عَلَى صَفِيَّةَ بِسَوِيقٍ وَتَمْرٍ .
Hâmid b. Yahyâ, Süfyân'dan; o Vâil b. Dâvûd'dan; o oğlu Bekr b. Vâil'den; o ez-Zührî'den; o da Enes b. Mâlik'ten nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, Safiyye [ile evlendiğinde] kavut [sevîk] ve hurma ile düğün yemeği [velîme] verdi.
3745. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُثْمَانَ الثَّقَفِيِّ، عَنْ رَجُلٍ، أَعْوَرَ مِنْ ثَقِيفٍ كَانَ يُقَالُ لَهُ مَعْرُوفًا - أَىْ يُثْنَى عَلَيْهِ خَيْرًا إِنْ لَمْ يَكُنِ اسْمُهُ زُهَيْرُ بْنُ عُثْمَانَ فَلاَ أَدْرِي مَا اسْمُهُ - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْوَلِيمَةُ أَوَّلُ يَوْمٍ حَقٌّ وَالثَّانِي مَعْرُوفٌ وَالْيَوْمُ الثَّالِثُ سُمْعَةٌ وَرِيَاءٌ " . قَالَ قَتَادَةُ وَحَدَّثَنِي رَجُلٌ أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ دُعِيَ أَوَّلَ يَوْمٍ فَأَجَابَ وَدُعِيَ الْيَوْمَ الثَّانِي فَأَجَابَ وَدُعِيَ الْيَوْمَ الثَّالِثَ فَلَمْ يُجِبْ وَقَالَ أَهْلُ سُمْعَةٍ وَرِيَاءٍ .
Muhammed b. el-Müsennâ, Affân b. Müslim'den; o Hemmâm'dan; o Katâde'den; o el-Hasan'dan; o Abdullâh b. Osmân es-Sakafî'den; o da Sakıf kabilesinden, dürüstlüğüyle bilinen [isminin Züheyr b. Osmân olup olmadığını bilmiyorum] tek gözü kör bir adamdan nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Düğün yemeği [velîme] birinci gün haktır, ikinci gün bir iyiliktir [ma'rûf], üçüncü gün ise gösteriş [süm'a] ve riyâdır." Katâde: "Bana bir adam, Saîd b. el-Müseyyeb'in birinci gün davet edildiğine ve icâbet ettiğine, ikinci gün de davet edilip icâbet ettiğine, ama üçüncü gün davet edildiğinde ise gitmeyip: 'Bunlar gösteriş ve riyâ peşinde olanlardır' dediğini haber verdi" demiştir.
3746. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، بِهَذِهِ الْقِصَّةِ قَالَ فَدُعِيَ الْيَوْمَ الثَّالِثَ فَلَمْ يُجِبْ وَحَصَبَ الرَّسُولَ .
Müslim b. İbrâhim, Hişâm'dan; o Katâde'den; o da Saîd b. el-Müseyyeb'den bu kıssayı [3745. hadisteki olayı] nakletti: [Saîd b. el-Müseyyeb] üçüncü gün [tekrar] davet edildiğinde buna icâbet etmedi ve davetçiyi [küçük taşlarla] taşladı.
3747. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ نَحَرَ جَزُورًا أَوْ بَقَرَةً .
Osmân b. Ebû Şeybe, Vekî'den; o Şu'be'den; o Muhârib b. Disâr'dan; o da Câbir'den nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'ye geldiği zaman bir deve veya sığır keserek [ikramda bulundu].
3748. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْكَعْبِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ جَائِزَتُهُ يَوْمُهُ وَلَيْلَتُهُ الضِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ وَمَا بَعْدَ ذَلِكَ فَهُوَ صَدَقَةٌ وَلاَ يَحِلُّ لَهُ أَنْ يَثْوِيَ عِنْدَهُ حَتَّى يُحْرِجَهُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قُرِئَ عَلَى الْحَارِثِ بْنِ مِسْكِينٍ وَأَنَا شَاهِدٌ أَخْبَرَكُمْ أَشْهَبُ قَالَ وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنْ قَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " جَائِزَتُهُ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ " . فَقَالَ يُكْرِمُهُ وَيُتْحِفُهُ وَيَحْفَظُهُ يَوْمًا وَلَيْلَةً وَثَلاَثَةُ أَيَّامٍ ضِيَافَةٌ .
el-Ka'nebî, Mâlik'ten; o Saîd el-Makburî'den; o da Ebû Şüreyh el-Ka'bî'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsa misafirine ikram etsin. Misafirin özel ağırlanma süresi [câizesi] bir gün ve bir gecedir. Misafirlik [süresi] ise üç gündür. Bundan fazlası sadakadır. Misafirin, ev sahibini darlatıp [günaha sokacak kadar] onun yanında kalmaya devam etmesi helal olmaz." Ebû Dâvûd der ki: Ben de şahitlik ederken el-Hâris b. Miskîn'e okunmuştu; Eşheb size [şöyle] haber verdi: Mâlik'e, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in "Misafirin özel ağırlanma süresi bir gün bir gecedir" sözü soruldu. O şu cevabı verdi: "[Ev sahibi] misafiri bir gün bir gece ağırlar, ona özel ikramlarda bulunur ve onu koruyup gözetir; üç gün [ise normal] misafirliktir."
3749. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ مَحْبُوبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الضِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ فَمَا سِوَى ذَلِكَ فَهُوَ صَدَقَةٌ " .
Mûsâ b. İsmâil ve Muhammed b. Mahbûb; Hammâd'dan; o Âsım'dan; o Ebû Sâlih'ten; o da Ebû Hüreyre'den nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Misafirlik üç gündür. Bundan fazlası ise sadakadır."
3750. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَخَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ أَبِي كَرِيمَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَيْلَةُ الضَّيْفِ حَقٌّ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ فَمَنْ أَصْبَحَ بِفِنَائِهِ فَهُوَ عَلَيْهِ دَيْنٌ إِنْ شَاءَ اقْتَضَى وَإِنْ شَاءَ تَرَكَ " .
Müsedded ve Halef b. Hişâm; Ebû Avâne'den; o Mansûr'dan; o Âmir'den; o da Ebû Kerîme'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Misafiri bir gece ağırlamak her Müslüman üzerine bir haktır. Kim [ağırlanmadan] birisinin avlusunda sabahlarsa, bu onun üzerine bir borç olur; dilerse [hakkını] tahsil eder, dilerse bırakır."
3751. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، حَدَّثَنِي أَبُو الْجُودِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي الْمُهَاجِرِ، عَنِ الْمِقْدَامِ أَبِي كَرِيمَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا رَجُلٍ أَضَافَ قَوْمًا فَأَصْبَحَ الضَّيْفُ مَحْرُومًا فَإِنَّ نَصْرَهُ حَقٌّ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ حَتَّى يَأْخُذَ بِقِرَى لَيْلَةٍ مِنْ زَرْعِهِ وَمَالِهِ " .
Müsedded, Yahyâ'dan; o Şu'be'den; o Ebü'l-Cûdî'den; o Saîd b. Ebü'l-Muhâcir'den; o da el-Mikdâm Ebû Kerîme'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hangi adam bir topluluğa misafir olur da o misafir [gereği gibi ağırlanmayarak] mahrum bırakılırsa, ona yardım etmek her Müslüman üzerine bir haktır. Öyle ki [misafir], onların ekininden ve malından bir gecelik misafirlik hakkını [kıra] alabilir."
3752. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّهُ قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ تَبْعَثُنَا فَنَنْزِلُ بِقَوْمٍ فَمَا يَقْرُونَنَا فَمَا تَرَى فَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ " إِنْ نَزَلْتُمْ بِقَوْمٍ فَأَمَرُوا لَكُمْ بِمَا يَنْبَغِي لِلضَّيْفِ فَاقْبَلُوا فَإِنْ لَمْ يَفْعَلُوا فَخُذُوا مِنْهُمْ حَقَّ الضَّيْفِ الَّذِي يَنْبَغِي لَهُمْ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهَذِهِ حُجَّةٌ لِلرَّجُلِ يَأْخُذُ الشَّىْءَ إِذَا كَانَ لَهُ حَقًّا .
Kuteybe b. Saîd, Leys'ten; o Yezîd b. Ebû Habîb'den; o Ebü'l-Hayr'dan; o da Ukbe b. Âmir'den nakletti: [Ukbe] şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resûlü! Sen bizi [sefere] gönderiyorsun; biz de bazı topluluklara misafir oluyoruz ama onlar bizi ağırlamıyorlar. Bu durumda ne buyurursunuz?" Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: "Eğer bir topluluğa misafir olursanız ve onlar bir misafire yapılması gereken ikramı yaparlarsa bunu kabul edin. Şayet yapmazlarsa, onlardan misafirin hakkı olan ikramı [gerektiğinde zorla da olsa] alın." Ebû Dâvûd der ki: Bu hadis, bir kimsenin hakkı olan bir şeyi [kendisine verilmediğinde] alabileceğine dair bir delildir.
3753. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْمَرْوَزِيُّ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ يَزِيدَ النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ { لاَ تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ } فَكَانَ الرَّجُلُ يُحْرَجُ أَنْ يَأْكُلَ عِنْدَ أَحَدٍ مِنَ النَّاسِ بَعْدَ مَا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ فَنَسَخَ ذَلِكَ الآيَةُ الَّتِي فِي النُّورِ قَالَ { لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ } { أَنْ تَأْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ } إِلَى قَوْلِهِ { أَشْتَاتًا } كَانَ الرَّجُلُ الْغَنِيُّ يَدْعُو الرَّجُلَ مِنْ أَهْلِهِ إِلَى الطَّعَامِ قَالَ إِنِّي لأَجَّنَّحُ أَنْ آكُلَ مِنْهُ . وَالتَّجَنُّحُ الْحَرَجُ وَيَقُولُ الْمِسْكِينُ أَحَقُّ بِهِ مِنِّي . فَأُحِلَّ فِي ذَلِكَ أَنْ يَأْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَأُحِلَّ طَعَامُ أَهْلِ الْكِتَابِ .
Ahmed b. Muhammed el-Mervezî, Ali b. el-Hüseyn b. Vâkıd'dan; o babasından; o Yezîd en-Nahvî'den; o İkrime'den; o da İbn Abbâs'tan nakletti: "Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin; ancak karşılıklı rıza ile yapılan bir ticaret olursa başka..." [Nisâ, 29] ayeti indirildiğinde; bir kimse, başkasının yanında yemek yemekten çekinir oldu. Daha sonra bu hükmü Nûr suresindeki ayet neshetti. [İbn Abbâs], "...Kendi evlerinizden ... yemenizde bir vebal yoktur" [Nûr, 61] ayetini "...ister toplu ister ayrı ayrı [eş-tâtâ] yiyin" kısmına kadar okudu. [Eskiden] zengin bir adam kendi ailesinden birini yemeğe davet ettiğinde, davet edilen kişi: "Onun yemeğinden yemeyi günah sayıyorum [tefennuh/harac]" der ve "Yoksul buna benden daha layıktır" diye eklerdi. [Bu ayetle] üzerine Allah'ın adı anılan şeylerden yemeleri helal kılındı. Ayrıca Ehl-i Kitab'ın yemeği de helal kılındı.
3754. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَبِي الزَّرْقَاءِ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ خِرِّيتٍ، قَالَ سَمِعْتُ عِكْرِمَةَ، يَقُولُ كَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَقُولُ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ طَعَامِ الْمُتَبَارِيَيْنِ أَنْ يُؤْكَلَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ أَكْثَرُ مَنْ رَوَاهُ عَنْ جَرِيرٍ لاَ يَذْكُرُ فِيهِ ابْنَ عَبَّاسٍ وَهَارُونُ النَّحْوِيُّ ذَكَرَ فِيهِ ابْنَ عَبَّاسٍ أَيْضًا وَحَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ لَمْ يَذْكُرِ ابْنَ عَبَّاسٍ .
Hârûn b. Zeyd b. Ebü'z-Zerkâ, babasından; o Cerîr b. Hâzim'den; o ez-Zübeyr b. Hırrît'ten; o da İkrime'den nakletti: İbn Abbâs şöyle derdi: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, birbiriyle yarışan [birbirine üstünlük taslamak ve gösteriş yapmak için yemek veren] iki kişinin yemeğinin yenmesini yasakladı. Ebû Dâvûd der ki: Cerîr'den rivayet edenlerin çoğu İbn Abbâs'ı zikretmezler. Hârûn en-Nahvî de İbn Abbâs'ı zikretmiştir; ancak Hammâd b. Zeyd zikretmemiştir.
3755. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، أَخْبَرَنَا حَمَّادٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُمْهَانَ، عَنْ سَفِينَةَ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ رَجُلاً، أَضَافَ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ فَصَنَعَ لَهُ طَعَامًا فَقَالَتْ فَاطِمَةُ لَوْ دَعَوْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَكَلَ مَعَنَا . فَدَعَوْهُ فَجَاءَ فَوَضَعَ يَدَهُ عَلَى عِضَادَتَىِ الْبَابِ فَرَأَى الْقِرَامَ قَدْ ضُرِبَ بِهِ فِي نَاحِيَةِ الْبَيْتِ فَرَجَعَ فَقَالَتْ فَاطِمَةُ لِعَلِيٍّ الْحَقْهُ فَانْظُرْ مَا رَجَعَهُ . فَتَبِعْتُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا رَدَّكَ فَقَالَ " إِنَّهُ لَيْسَ لِي أَوْ لِنَبِيٍّ أَنْ يَدْخُلَ بَيْتًا مُزَوَّقًا " .
Mûsâ b. İsmâil, Hammâd'dan; o Saîd b. Cümhân'dan; o da Sefîne Ebû Abdurrahman'dan nakletti: Bir adam Ali b. Ebû Tâlib'e misafir oldu ve onun için yemek hazırladı. Fâtıma: "Keşke Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i de çağırsak da bizimle beraber yese" dedi. Bunun üzerine Onu çağırdılar, o da geldi; ellerini kapının sövelerine koydu fakat evin bir köşesine asılmış nakışlı bir perde [kırâm] görünce geri döndü. Fâtıma Ali'ye: "Onun peşinden git de neden geri döndüğünü bir bak" dedi. Ben [Ali] peşinden gidip: "Ey Allah'ın Resûlü! Seni geri döndüren [girmene engel olan] nedir?" diye sordum. O şöyle buyurdu: "Benim veya herhangi bir peygamberin, süslenmiş [müzavvak] bir eve girmesi uygun olmaz."
3756. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ عَبْدِ السَّلاَمِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ أَبِي خَالِدٍ الدَّالاَنِيِّ، عَنْ أَبِي الْعَلاَءِ الأَوْدِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحِمْيَرِيِّ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا اجْتَمَعَ الدَّاعِيَانِ فَأَجِبْ أَقْرَبَهُمَا بَابًا فَإِنَّ أَقْرَبَهُمَا بَابًا أَقْرَبُهُمَا جِوَارًا وَإِنْ سَبَقَ أَحَدُهُمَا فَأَجِبِ الَّذِي سَبَقَ " .
Hennâd b. es-Serî, Abdüsselâm b. Harb'den; o Ebû Hâlid ed-Dâlânî'den; o Ebü'l-Alâ el-Evdî'den; o Humeyd b. Abdurrahmân el-Himyerî'den; o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir kimseden nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İki davetçi bir araya gelirse [çakışırsa], kapısı sana en yakın olana icâbet et. Çünkü kapısı daha yakın olan, komşuluk bakımından da en yakın olandır. Eğer onlardan biri [diğerinden önce] davet etmişse, o zaman önce davet edene icâbet et."
3757. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، وَمُسَدَّدٌ، - الْمَعْنَى - قَالَ أَحْمَدُ حَدَّثَنِي يَحْيَى الْقَطَّانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا وُضِعَ عَشَاءُ أَحَدِكُمْ وَأُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ يَقُومُ حَتَّى يَفْرُغَ " . زَادَ مُسَدَّدٌ وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ إِذَا وُضِعَ عَشَاؤُهُ أَوْ حَضَرَ عَشَاؤُهُ لَمْ يَقُمْ حَتَّى يَفْرُغَ وَإِنْ سَمِعَ الإِقَامَةَ وَإِنْ سَمِعَ قِرَاءَةَ الإِمَامِ .
Ahmed b. Hanbel ve Müsedded [mânâ olarak] naklettiler; Ahmed: "Yahyâ el-Kattân, Ubeydullâh'tan; o Nâfi'den; o da İbn Ömer'den nakletti" demiştir: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinin akşam yemeği konulur da o sırada namaz için kamet getirilirse, yemeğini bitirmeden [namaza] kalkmasın." Müsedded şu ziyâdeyi ekledi: Abdullâh [b. Ömer], önüne yemeği konulduğunda -kameti ve imamın kıraatini duysa dahi- yemeğini bitirmeden kalkmazdı.
3758. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ بَزِيعٍ، حَدَّثَنَا مُعَلَّى، - يَعْنِي ابْنَ مَنْصُورٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُؤَخِّرِ الصَّلاَةَ لِطَعَامٍ وَلاَ لِغَيْرِهِ " .
Muhammed b. Hâtim b. Bezî', Muallâ'dan [yani İbn Mansûr'dan]; o Muhammed b. Meymûn'dan; o Ca'fer b. Muhammed'den; o babasından; o da Câbir b. Abdullâh'tan nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Namazı ne yemek için ne de başka bir şey için ertelemeyin."
3759. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْلِمٍ الطُّوسِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ أَبِي فِي زَمَانِ ابْنِ الزُّبَيْرِ إِلَى جَنْبِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ فَقَالَ عَبَّادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ إِنَّا سَمِعْنَا أَنَّهُ، يُبْدَأُ بِالْعَشَاءِ قَبْلَ الصَّلاَةِ . فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَيْحَكَ مَا كَانَ عَشَاؤُهُمْ أَتُرَاهُ كَانَ مِثْلَ عَشَاءِ أَبِيكَ .
Ali b. Müslim et-Tûsî, Ebû Bekr el-Hanefî'den; o ed-Dahhâk b. Osmân'dan; o da Abdullâh b. Ubeyd b. Umeyr'den nakletti: İbnü'z-Zübeyr zamanında babamla birlikte Abdullâh b. Ömer'in yanındaydım. Abbâd b. Abdullâh b. ez-Zübeyr: "Biz [sünnette], namazdan önce yemeğe başlanacağını duyduk" dedi. Bunun üzerine Abdullâh b. Ömer: "Yazık sana! Onların akşam yemeği neydi ki? Sen onların yemeğini babanın yemeği gibi [bol ve çeşitli] mi sanıyorsun?" dedi.
3760. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ مِنَ الْخَلاَءِ فَقُدِّمَ إِلَيْهِ طَعَامٌ فَقَالُوا أَلاَ نَأْتِيكَ بِوَضُوءٍ فَقَالَ " إِنَّمَا أُمِرْتُ بِالْوُضُوءِ إِذَا قُمْتُ إِلَى الصَّلاَةِ " .
Müsedded, İsmâil'den; o Eyyûb'dan; o Abdullâh b. Ebû Müleyke'den; o da Abdullâh b. Abbâs'tan nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tuvaletten çıktığında önüne yemek getirildi. "Sana abdest alacağın su getirelim mi?" diye sordular. O: "Ben ancak namaza kalktığımda abdest almakla emrolundum" buyurdu.
3761. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا قَيْسٌ، عَنْ أَبِي هَاشِمٍ، عَنْ زَاذَانَ، عَنْ سَلْمَانَ، قَالَ قَرَأْتُ فِي التَّوْرَاةِ أَنَّ بَرَكَةَ الطَّعَامِ الْوُضُوءُ قَبْلَهُ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " بَرَكَةُ الطَّعَامِ الْوُضُوءُ قَبْلَهُ وَالْوُضُوءُ بَعْدَهُ " . وَكَانَ سُفْيَانُ يَكْرَهُ الْوُضُوءَ قَبْلَ الطَّعَامِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهُوَ ضَعِيفٌ .
Mûsâ b. İsmâil, Kays'tan; o Ebû Hâşim'den; o Zâzân'dan; o da Selmân'dan nakletti: [Selmân] şöyle dedi: "Tevrat'ta yemeğin bereketinin yemekten önceki abdest [elleri yıkamak] olduğunu okumuştum. Bunu Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikrettim; o da: 'Yemeğin bereketi, yemekten önce ve yemekten sonra abdest almaktır [elleri yıkamaktır]' buyurdu." Süfyân, yemekten önce [bu amaçla] abdest almayı hoş görmezdi. Ebû Dâvûd der ki: Bu [hadis] zayıftır.
3762. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا عَمِّي، - يَعْنِي سَعِيدَ بْنَ الْحَكَمِ - حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، أَخْبَرَنِي خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ قَالَ أَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ شِعْبٍ مِنَ الْجَبَلِ وَقَدْ قَضَى حَاجَتَهُ وَبَيْنَ أَيْدِينَا تَمْرٌ عَلَى تُرْسٍ أَوْ حَجَفَةٍ فَدَعَوْنَاهُ فَأَكَلَ مَعَنَا وَمَا مَسَّ مَاءً .
Ahmed b. Ebû Meryem, amcasından [yani Saîd b. el-Hakem'den]; o Leys b. Sa'd'dan; o Hâlid b. Yezîd'den; o Ebü't-Zübeyr'den; o da Câbir b. Abdullâh'tan nakletti: [Câbir] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ihtiyacını gidermiş bir halde dağ yolundan geldi. Önümüzde bir kalkan veya deri siperlik [hacefe] üzerinde hurmalar vardı. Onu davet ettik; o da hiç suya dokunmadan [abdest almadan] bizimle beraber yedi."
3763. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مَا عَابَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَعَامًا قَطُّ إِنِ اشْتَهَاهُ أَكَلَهُ وَإِنْ كَرِهَهُ تَرَكَهُ .
Muhammed b. Kesîr, Süfyân'dan; o el-A'meş'ten; o Ebû Hâzim'den; o da Ebû Hüreyre'den nakletti: [Ebû Hüreyre] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hiçbir yemeği asla ayıplamazdı. Eğer canı çekerse yer, hoşuna gitmezse [yemeyip] bırakırdı."
3764. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي وَحْشِيُّ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ أَصْحَابَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نَأْكُلُ وَلاَ نَشْبَعُ . قَالَ " فَلَعَلَّكُمْ تَفْتَرِقُونَ " . قَالُوا نَعَمْ . قَالَ " فَاجْتَمِعُوا عَلَى طَعَامِكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ يُبَارَكْ لَكُمْ فِيهِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ إِذَا كُنْتَ فِي وَلِيمَةٍ فَوُضِعَ الْعَشَاءُ فَلاَ تَأْكُلْ حَتَّى يَأْذَنَ لَكَ صَاحِبُ الدَّارِ .
İbrâhim b. Mûsâ er-Râzî, el-Velîd b. Müslim'den; o Vahşî b. Harb'den; o babasından; o da dedesinden nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı: "Ey Allah'ın Resûlü! Yemek yiyoruz fakat bir türlü doymuyoruz" dediler. [Resûlullah]: "Herhalde siz ayrı ayrı yiyorsunuz?" diye sordu. Onlar: "Evet" cevabını verdiler. [Bunun üzerine Resûlullah] şöyle buyurdu: "Yemeğinizi toplu halde yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın [Besmele çekin] ki o yemek sizin için bereketli olsun." Ebû Dâvûd der ki: Bir düğün yemeğinde [velîmede] bulunduğun ve akşam yemeği verildiği zaman, ev sahibi sana izin verinceye kadar yemeğe başlama.
3765. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ فَذَكَرَ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ وَعِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ لاَ مَبِيتَ لَكُمْ وَلاَ عَشَاءَ وَإِذَا دَخَلَ فَلَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ فَإِذَا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَالْعَشَاءَ " .
Yahyâ b. Halef, Ebû Âsım'dan; o İbn Cüreyc'den; o Ebü't-Zübeyr'den; o da Câbir b. Abdullâh'tan nakletti: [Câbir] Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiştir: "Bir kimse evine girdiğinde, hem içeri girerken hem de yemeğe başlarken Allah'ın adını anarsa [Besmele çekerse], şeytan [arkadaşlarına]: 'Size burada ne gecelemek var ne de akşam yemeği!' der. Eğer içeri girerken Allah'ın adını anmazsa, şeytan: 'Geceleyecek yeri buldunuz' der. Eğer yemeğe başlarken de Allah'ın adını anmazsa, 'Hem geceleyecek yeri hem de akşam yemeğini buldunuz' der."
3766. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي حُذَيْفَةَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ كُنَّا إِذَا حَضَرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَعَامًا لَمْ يَضَعْ أَحَدُنَا يَدَهُ حَتَّى يَبْدَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِنَّا حَضَرْنَا مَعَهُ طَعَامًا فَجَاءَ أَعْرَابِيٌّ كَأَنَّمَا يُدْفَعُ فَذَهَبَ لِيَضَعَ يَدَهُ فِي الطَّعَامِ فَأَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ ثُمَّ جَاءَتْ جَارِيَةٌ كَأَنَّمَا تُدْفَعُ فَذَهَبَتْ لِتَضَعَ يَدَهَا فِي الطَّعَامِ فَأَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهَا وَقَالَ " إِنَّ الشَّيْطَانَ لَيَسْتَحِلُّ الطَّعَامَ الَّذِي لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُ جَاءَ بِهَذَا الأَعْرَابِيِّ يَسْتَحِلُّ بِهِ فَأَخَذْتُ بِيَدِهِ وَجَاءَ بِهَذِهِ الْجَارِيَةِ يَسْتَحِلُّ بِهَا فَأَخَذْتُ بِيَدِهَا فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّ يَدَهُ لَفِي يَدِي مَعَ أَيْدِيهِمَا " .
Osmân b. Ebû Şeybe, Ebû Muâviye'den; o el-A'meş'ten; o Hayseme'den; o Ebû Huzeyfe'den; o da Huzeyfe'den nakletti: [Huzeyfe] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber yemeğe oturduğumuzda, o başlamadan hiçbirimiz yemeğe elini uzatmazdı. Bir keresinde yine onunla beraberken arkasından itiliyormuşçasına [hızla] bir bedevi geldi ve yemeğe elini uzatmak istedi. Ancak Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun elinden tuttu. Sonra yine arkasından itiliyormuşçasına [hızla] küçük bir kız çocuğu geldi ve o da yemeğe elini uzatmak istedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun da elini tutarak şöyle buyurdu: 'Şeytan, üzerine Allah'ın adı anılmayan yemeği kendine helal saymaya çalışır. O, şu bedeviyi kullanarak yemeği kendine helal kılmak istedi ama ben onun elini tuttum. Sonra şu kız çocuğunu kullanarak yemeği helal kılmak istedi, onun da elini tuttum. Canım elinde olan [Allah]'a yemin olsun ki, şeytanın eli o ikisinin eliye beraber şu an benim elimin içindedir.'"
3767. Hadis
حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ هِشَامٍ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ الدَّسْتَوَائِيَّ - عَنْ بُدَيْلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ امْرَأَةٍ، مِنْهُمْ يُقَالُ لَهَا أُمُّ كُلْثُومٍ عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ تَعَالَى فَإِنْ نَسِيَ أَنْ يَذْكُرَ اسْمَ اللَّهِ تَعَالَى فِي أَوَّلِهِ فَلْيَقُلْ بِسْمِ اللَّهِ أَوَّلَهُ وَآخِرَهُ " .
Müemmel b. Hişâm, İsmâil'den; o Hişâm'dan [yani İbn Ebû Abdullâh ed-Destevâî'den]; o Büdeyl'den; o Abdullâh b. Ubeyd'den; o Ümmü Külsûm adındaki bir kadından; o da Âişe'den radıyallâhu anhâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz yemek yediği zaman Allah Teâlâ'nın adını ansın [Besmele çeksin]. Eğer yemeğin başında Allah'ın adını anmayı unutursa; 'Bismillâhi evvelehû ve âhirehû' [Başında da sonunda da Bismillâh] desin."
3768. Hadis
حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ الْفَضْلِ الْحَرَّانِيُّ، حَدَّثَنَا عِيسَى، - يَعْنِي ابْنَ يُونُسَ - حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ صُبْحٍ، حَدَّثَنَا الْمُثَنَّى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْخُزَاعِيُّ، عَنْ عَمِّهِ، أُمَيَّةَ بْنِ مَخْشِيٍّ - وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسًا وَرَجُلٌ يَأْكُلُ فَلَمْ يُسَمِّ حَتَّى لَمْ يَبْقَ مِنْ طَعَامِهِ إِلاَّ لُقْمَةٌ فَلَمَّا رَفَعَهَا إِلَى فِيهِ قَالَ بِسْمِ اللَّهِ أَوَّلَهُ وَآخِرَهُ فَضَحِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " مَا زَالَ الشَّيْطَانُ يَأْكُلُ مَعَهُ فَلَمَّا ذَكَرَ اسْمَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ اسْتَقَاءَ مَا فِي بَطْنِهِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ جَابِرُ بْنُ صُبْحٍ جَدُّ سُلَيْمَانَ بْنِ حَرْبٍ مِنْ قِبَلِ أُمِّهِ .
Müemmel b. el-Fadl el-Harrânî, Îsâ'dan [yani İbn Yûnus'tan]; o Câbir b. Subh'dan; o el-Müsennâ b. Abdurrahmân el-Huzâî'den; o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından olan amcası Ümeyye b. Mahşî'den nakletti: [Ümeyye b. Mahşî] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oturuyordu, bir adam da yemek yiyordu. Adam yemeğinin bitmesine sadece bir lokma kalıncaya kadar Besmele çekmedi. Son lokmayı ağzına götürürken; 'Bismillâhi evvelehû ve âhirehû' [Başında da sonunda da Allah'ın adıyla] dedi. Bunun üzerine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem güldü ve: 'Şeytan onunla birlikte yemeye devam ediyordu; ancak o Allah Azze ve Celle'nin adını anınca [şeytan] karnındakileri kustu' buyurdu." Ebû Dâvûd der ki: Câbir b. Subh, Süleyman b. Harb'in anne tarafından dedesidir.
3769. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الأَقْمَرِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا جُحَيْفَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ آكُلُ مُتَّكِئًا " .
Muhammed b. Kesîr, Süfyân'dan; o Ali b. el-Akmer'den; o da Ebû Cuhayfe'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ben bir yere dayanarak yemek yemem."
3770. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ شُعَيْبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ مَا رُئِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ مُتَّكِئًا قَطُّ وَلاَ يَطَأُ عَقِبَهُ رَجُلاَنِ .
Mûsâ b. İsmâil, Hammâd'dan; o Sâbit el-Bünânî'den; o Şuayb b. Abdullâh b. Amr'dan; o da babasından nakletti: [Abdullâh b. Amr] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hiçbir zaman bir yere dayanarak yemek yerken görülmedi. Yürürken de [topuklarına basacak şekilde] iki kişinin peşinden gelmesine izin vermezdi."
3771. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى الرَّازِيُّ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سُلَيْمٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ بَعَثَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَرَجَعْتُ إِلَيْهِ فَوَجَدْتُهُ يَأْكُلُ تَمْرًا وَهُوَ مُقْعٍ .
İbrâhim b. Mûsâ er-Râzî, Vekî'den; o Mus'ab b. Süleym'den nakletti: Enes'in şöyle dediğini işittim: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem beni [bir iş için] gönderdi. Geri döndüğümde onu çömelmiş [ik'â halinde] hurma yerken buldum."
3772. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ طَعَامًا فَلاَ يَأْكُلْ مِنْ أَعْلَى الصَّحْفَةِ وَلَكِنْ لِيَأْكُلْ مِنْ أَسْفَلِهَا فَإِنَّ الْبَرَكَةَ تَنْزِلُ مِنْ أَعْلاَهَا " .
Müslim b. İbrâhim, Şu'be'den; o Atâ b. es-Sâib'den; o Saîd b. Cübeyr'den; o da İbn Abbâs'tan; o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz yemek yediğinde, kabın üst kısmından [ortasından] yemesin, aksine alt tarafından [kendi önünden] yesin. Çünkü bereket [yemeğin] üst tarafından iner."
3773. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عِرْقٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُسْرٍ، قَالَ كَانَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَصْعَةٌ يُقَالُ لَهَا الْغَرَّاءُ يَحْمِلُهَا أَرْبَعَةُ رِجَالٍ فَلَمَّا أَضْحَوْا وَسَجَدُوا الضُّحَى أُتِيَ بِتِلْكَ الْقَصْعَةِ - يَعْنِي وَقَدْ ثُرِدَ فِيهَا - فَالْتَفُّوا عَلَيْهَا فَلَمَّا كَثُرُوا جَثَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَعْرَابِيٌّ مَا هَذِهِ الْجِلْسَةُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ جَعَلَنِي عَبْدًا كَرِيمًا وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّارًا عَنِيدًا " . ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُوا مِنْ حَوَالَيْهَا وَدَعُوا ذِرْوَتَهَا يُبَارَكْ فِيهَا " .
Amr b. Osmân el-Hımsî, babasından; o Muhammed b. Abdurrahmân b. Irk'tan; o da Abdullâh b. Busr'dan nakletti: [Abdullâh b. Busr] şöyle dedi: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in dört kişinin taşıyabileceği 'el-Garrâ' denilen büyük bir tabağı vardı. Kuşluk vakti girip de ashab kuşluk namazını kılınca, içine tirit yapılmış olan o tabak getirildi. İnsanlar tabağın etrafını sardılar. Sayı çoğalınca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [tabağın önünde] dizleri üzerine çöktü. [Bunu gören] bir bedevi: 'Bu ne biçim bir oturuş?' diye sordu. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Allah beni mütevazı ve şerefli bir kul kıldı; inatçı bir zorba kılmadı' buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Yemeğin kenarlarından yiyin, orta kısmını [başını] bırakın ki o yemek bereketli olsun' dedi."
3774. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ بُرْقَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ مَطْعَمَيْنِ عَنِ الْجُلُوسِ عَلَى مَائِدَةٍ يُشْرَبُ عَلَيْهَا الْخَمْرُ وَأَنْ يَأْكُلَ الرَّجُلُ وَهُوَ مُنْبَطِحٌ عَلَى بَطْنِهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا الْحَدِيثُ لَمْ يَسْمَعْهُ جَعْفَرٌ مِنَ الزُّهْرِيِّ وَهُوَ مُنْكَرٌ .
Osmân b. Ebû Şeybe, Kesîr b. Hişâm'dan; o Ca'fer b. Burkân'dan; o ez-Zührî'den; o Sâlim'den; o da babasından nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki tür yemek yeme şeklini yasakladı: İçki [hamr] içilen bir sofraya [mâide] oturmayı ve kişinin yüzükoyun [karnı üzerine] yatarak yemek yemesini. Ebû Dâvûd der ki: Ca'fer bu hadisi ez-Zührî'den işitmemiştir ve bu münker bir hadistir.
3775. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَبِي الزَّرْقَاءِ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا جَعْفَرٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الْحَدِيثِ .
Hârûn b. Zeyd b. Ebü'z-Zerkâ, babasından; o Ca'fer'den [naklederek]; kendisine ez-Zührî'den bu hadisin ulaştığını bildirdi.
3776. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ جَدِّهِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَأْكُلْ بِيَمِينِهِ وَإِذَا شَرِبَ فَلْيَشْرَبْ بِيَمِينِهِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْكُلُ بِشِمَالِهِ وَيَشْرَبُ بِشِمَالِهِ " .
Ahmed b. Hanbel, Süfyân'dan; o ez-Zührî'den; o Ebû Bekr b. Ubeydullâh b. Abdullâh b. Ömer'den; o da dedesi İbn Ömer'den nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz yemek yediğinde sağ eliyle yesin, bir şey içtiğinde de sağ eliyle içsin. Çünkü şeytan sol eliyle yer ve sol eliyle içer."
3777. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، لُوَيْنٌ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ أَبِي وَجْزَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " ادْنُ بُنَىَّ فَسَمِّ اللَّهَ وَكُلْ بِيَمِينِكَ وَكُلْ مِمَّا يَلِيكَ " .
Muhammed b. Süleyman, Lüveyn kanalıyla Süleyman b. Bilâl'den; o Ebû Vecze'den; o da Ömer b. Ebû Seleme'den nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yaklaş yavrucuğum; Allah'ın adını an, sağ elinle ye ve kendi önünden ye."
3778. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَعْشَرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَقْطَعُوا اللَّحْمَ بِالسِّكِّينِ فَإِنَّهُ مِنْ صَنِيعِ الأَعَاجِمِ وَانْهَسُوهُ فَإِنَّهُ أَهْنَأُ وَأَمْرَأُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَلَيْسَ هُوَ بِالْقَوِيِّ .
Saîd b. Mansûr, Ebû Ma'şer'den; o Hişâm b. Urve'den; o babasından; o da Âişe'den radıyallâhu anhâ nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eti bıçakla kesmeyin; çünkü bu, acemlerin [Arap olmayanların] işidir. Onu dişlerinizle kopararak yiyin; zira bu daha lezzetli ve daha sindiricidir." Ebû Dâvûd der ki: Bu [hadis] kuvvetli değildir.
3779. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مُعَاوِيَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ، قَالَ كُنْتُ آكُلُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَآخُذُ اللَّحْمَ بِيَدِي مِنَ الْعَظْمِ فَقَالَ " أَدْنِ الْعَظْمَ مِنْ فِيكَ فَإِنَّهُ أَهْنَأُ وَأَمْرَأُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ عُثْمَانُ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ صَفْوَانَ وَهُوَ مُرْسَلٌ .
Muhammed b. Îsâ, İbn Uleyye'den; o Abdurrahmân b. İshâk'tan; o Abdurrahmân b. Muâviye'den; o Osmân b. Ebû Süleyman'dan; o da Safvân b. Ümeyye'den nakletti: [Safvân b. Ümeyye] şöyle dedi: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber yemek yiyordum; eti elimle kemikten sıyırıyordum. [Resûlullah]: 'Kemiği ağzına yaklaştır [ısırmak için]; zira bu daha lezzetli ve daha sindiricidir' buyurdu." Ebû Dâvûd der ki: Osmân, Safvân'dan işitmemiştir ve bu hadis mürseldir.
3780. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، عَنْ زُهَيْرٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عِيَاضٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كَانَ أَحَبَّ الْعُرَاقِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عُرَاقُ الشَّاةِ .
Hârûn b. Abdullâh, Ebû Dâvûd'dan; o Züheyr'den; o Ebû İshâk'tan; o Sa'd b. İyâz'dan; o da Abdullâh b. Mes'ûd'dan nakletti: [Abdullâh b. Mes'ûd] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in en sevdiği kemikli et [urâk], koyun etiydi [koyun kemiği üzerindeki etti]."
3781. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعْجِبُهُ الذِّرَاعُ . قَالَ وَسُمَّ فِي الذِّرَاعِ وَكَانَ يَرَى أَنَّ الْيَهُودَ هُمْ سَمُّوهُ .
Muhammed b. Beşşâr; Ebû Dâvûd'dan; [3780. hadisteki] aynı isnadla nakletti: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem [koyunun] ön kol kısmını [zirâ'] severdi. [Hayber'de] kendisine bu kısımdan zehir verilmişti. O, kendisini Yahudilerin zehirlediği kanaatindeydi."
3782. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ إِنَّ خَيَّاطًا دَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ - قَالَ أَنَسٌ - فَذَهَبْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى ذَلِكَ الطَّعَامِ فَقَرَّبَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خُبْزًا مِنْ شَعِيرٍ وَمَرَقًا فِيهِ دُبَّاءٌ وَقَدِيدٌ . قَالَ أَنَسٌ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ مِنْ حَوَالَىِ الصَّحْفَةِ فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ بَعْدَ يَوْمِئِذٍ .
el-Ka'nebî, Mâlik'ten; o İshâk b. Abdullâh b. Ebû Talha'dan; o da Enes b. Mâlik'in şöyle dediğini işitti: Bir terzi hazırladığı yemek için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i davet etti. [Enes]: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber ben de o yemeğe gittim. [Terzi], Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e arpa ekmeği ile içinde kabak [dubbâ] ve kurutulmuş et [kadîd] bulunan bir çorba [merek] ikram etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in tabağın etrafından kabakları araştırıp [seçerek] yediğini gördüm. O günden sonra kabağı sevmeye devam ettim" dedi.
3783. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَسَّانَ السَّمْتِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُبَارَكُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَهْلِ الْبَصْرَةِ عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ أَحَبُّ الطَّعَامِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الثَّرِيدَ مِنَ الْخُبْزِ وَالثَّرِيدَ مِنَ الْحَيْسِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهُوَ ضَعِيفٌ .
Muhammed b. Hassân es-Semtî, Mübârek b. Saîd'den; o Ömer b. Saîd'den; o Basralı bir adamdan; o İkrime'den; o da İbn Abbâs'tan nakletti: [İbn Abbâs] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in en sevdiği yemek, ekmek tiridi [ekmekle yapılan tirit] ile hays [hurma, yağ ve süzme yoğurttan yapılan bir yemek] tiridi idi." Ebû Dâvûd der ki: Bu [hadis] zayıftır.
3784. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنِي قَبِيصَةُ بْنُ هُلْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَأَلَهُ رَجُلٌ فَقَالَ إِنَّ مِنَ الطَّعَامِ طَعَامًا أَتَحَرَّجُ مِنْهُ . فَقَالَ " لاَ يَتَخَلَّجَنَّ فِي صَدْرِكَ شَىْءٌ ضَارَعْتَ فِيهِ النَّصْرَانِيَّةَ " .
Abdullâh b. Muhammed en-Nüfeylî, Züheyr'den; o Simâk b. Harb'den; o da Kabîsa b. Hulb'den; o da babasından [Hulb'den] nakletti: [Hulb] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i işittim. Bir adam ona, "Bazı yemekler var ki onlardan [yemeyi hoş karşılamayarak] çekiniyorum" diye sordu. Bunun üzerine [Efendimiz]: "Hristiyanlığa benzeyeceğin [bazı şeyleri kendine haram kılma] hususunda göğsünde (içinde) bir kuşku uyanmasın" buyurdu.
3785. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْلِ الْجَلاَّلَةِ وَأَلْبَانِهَا .
Osmân b. Ebû Şeybe, Abde'den; o Muhammed b. İshâk'tan; o İbn Ebû Necîh'den; o Mücâhid'den; o da İbn Ömer'den nakletti: [İbn Ömer] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, cellâle [pislik yiyen hayvan] etinin yenmesini ve sütünün içilmesini yasakladı."
3786. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ لَبَنِ الْجَلاَّلَةِ .
İbnü'l-Müsennâ, Ebû Âmir'den; o Hişâm'den; o Katâde'den; o İkrime'den; o da İbn Abbâs'tan nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, cellâle [pislik yiyen hayvan] sütünün [içilmesini] yasakladı.
3787. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي سُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَهْمٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ أَيُّوبَ السَّخْتِيَانِيِّ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْجَلاَّلَةِ فِي الإِبِلِ أَنْ يُرْكَبَ عَلَيْهَا أَوْ يُشْرَبَ مِنْ أَلْبَانِهَا .
Ahmed b. Ebû Süreyc, Abdullâh b. Cehm'den; o Amr b. Ebû Kays'tan; o Eyyûb es-Sahtiyânî'den; o Nâfi'den; o da İbn Ömer'den nakletti: [İbn Ömer] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, develerden cellâle olanlara [pislik yiyenlere] binilmesini ve onların sütlerinden içilmesini yasakladı."
3788. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ وَأَذِنَ لَنَا فِي لُحُومِ الْخَيْلِ .
Süleymân b. Harb, Hammâd'dan; o Amr b. Dînâr'dan; o Muhammed b. Ali'den; o da Câbir b. Abdullâh'tan nakletti: [Câbir] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Hayber günü bizi ehli eşek etlerinden yasakladı, at etleri hususunda ise bize izin verdi."
3789. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ ذَبَحْنَا يَوْمَ خَيْبَرَ الْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَمِيرَ فَنَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِغَالِ وَالْحَمِيرِ وَلَمْ يَنْهَنَا عَنِ الْخَيْلِ .
Mûsâ b. İsmâîl, Hammâd'dan; o Ebü'z-Zübeyr'den; o da Câbir b. Abdullâh'tan nakletti: [Câbir] şöyle dedi: "Hayber günü at, katır ve eşek kestik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi katır ve eşeklerden [onların etini yemekten] yasakladı, bizi atlardan [onların etini yemekten] ise yasaklamadı."
3790. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ شَبِيبٍ، وَحَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ الْحِمْصِيُّ، قَالَ حَيْوَةُ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ صَالِحِ بْنِ يَحْيَى بْنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَكْلِ لُحُومِ الْخَيْلِ وَالْبِغَالِ وَالْحَمِيرِ - زَادَ حَيْوَةُ - وَكُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ لاَ بَأْسَ بِلُحُومِ الْخَيْلِ وَلَيْسَ الْعَمَلُ عَلَيْهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهَذَا مَنْسُوخٌ قَدْ أَكَلَ لُحُومَ الْخَيْلِ جَمَاعَةٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمُ ابْنُ الزُّبَيْرِ وَفَضَالَةُ بْنُ عُبَيْدٍ وَأَنَسُ بْنُ مَالِكٍ وَأَسْمَاءُ ابْنَةُ أَبِي بَكْرٍ وَسُوَيْدُ بْنُ غَفَلَةَ وَعَلْقَمَةُ وَكَانَتْ قُرَيْشٌ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَذْبَحُهَا .
Saîd b. Şebîb ve Hayve b. Şüreyh el-Hımsî; Hayve dedi ki: Bakıyye, Sevr b. Yezîd'den; o Salih b. Yahyâ b. el-Mikdâm b. Ma'dîkerib'den; o babasından; o dedesinden; o da Hâlid b. Velîd'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem at, katır ve eşek etlerinin yenmesini yasakladı; Hayve şunları da ekledi: "Ve yırtıcı hayvanlardan azı dişi olan her birini [de yasakladı]." Ebû Dâvûd der ki: Bu, Mâlik'in görüşüdür. Ebû Dâvûd der ki: At etlerinde bir sakınca yoktur, ancak bu [hadisteki yasak] ile amel edilmez. Ebû Dâvûd der ki: Bu [hadisin hükmü] mensuhtur (yürürlükten kaldırılmıştır). Aralarında İbnü'z-Zübeyr, Fadâle b. Ubeyd, Enes b. Mâlik, Ebû Bekir'in kızı Esmâ, Süveyd b. Gafele ve Alkame'nin de bulunduğu Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in bir grup ashabı at eti yemişlerdir. Kureyş, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde onları keserlerdi.
3791. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنْتُ غُلاَمًا حَزَوَّرًا فَصِدْتُ أَرْنَبًا فَشَوَيْتُهَا فَبَعَثَ مَعِي أَبُو طَلْحَةَ بِعَجُزِهَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُهُ بِهَا فَقَبِلَهَا .
Mûsâ b. İsmâîl, Hammâd'dan; o Hişâm b. Zeyd'den; o da Enes b. Mâlik'un nakletti: [Enes] şöyle dedi: Ergenlik çağına gelmiş bir çocuktum. Bir tavşan avlayıp onu kızarttım. Ebû Talha, tavşanın but kısmını [acüz] benimle beraber Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e gönderdi. Onu [Nebî'ye] getirdim ve o da bunu kabul etti.
3792. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي خَالِدَ بْنَ الْحُوَيْرِثِ، يَقُولُ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو كَانَ بِالصِّفَاحِ - قَالَ مُحَمَّدٌ مَكَانٌ بِمَكَّةَ - وَإِنَّ رَجُلاً جَاءَ بِأَرْنَبٍ قَدْ صَادَهَا فَقَالَ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو مَا تَقُولُ قَالَ قَدْ جِيءَ بِهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا جَالِسٌ فَلَمْ يَأْكُلْهَا وَلَمْ يَنْهَ عَنْ أَكْلِهَا وَزَعَمَ أَنَّهَا تَحِيضُ .
Yahyâ b. Halef, Ravh b. Ubâde'den; o Muhammed b. Hâlid'den; o da babası Hâlid b. el-Huveyris'in şöyle dediğini işitti: Abdullâh b. Amr, Sifâh'ta -Muhammed [b. Hâlid] bunun Mekke'de bir yer olduğunu söyledi- bulunuyordu. Bir adam avladığı bir tavşanı getirip, "Ey Abdullâh b. Amr, [bunun hakkında] ne dersin?" dedi. [Abdullâh]: "Ben [Efendimizin yanında] otururken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e tavşan getirilmişti. [Efendimiz] ondan yemedi, fakat yenilmesini de yasaklamadı. Onun [tavşanın] aybaşı hali [hayız] gördüğüne kail oldu" dedi.
3793. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ خَالَتَهُ، أَهْدَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَمْنًا وَأَضُبًّا وَأَقِطًا فَأَكَلَ مِنَ السَّمْنِ وَمِنَ الأَقِطِ وَتَرَكَ الأَضُبَّ تَقَذُّرًا وَأُكِلَ عَلَى مَائِدَتِهِ وَلَوْ كَانَ حَرَامًا مَا أُكِلَ عَلَى مَائِدَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Hafs b. Ömer, Şu'be'den; o Ebû Bişr'den; o Saîd b. Cübeyr'den; o da İbn Abbâs'tan nakletti: [İbn Abbâs'ın] teyzesi [Ümmü Hufayd], Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e yağ [semn], keler [dab] ve keş [akıt/kurutulmuş çökelek] hediye etti. [Efendimiz] yağdan ve keşten yedi, keleri ise iğrendiği için [yemeyip] terk etti. [Ancak keler] onun sofrasında yenildi. Şayet haram olsaydı, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sofrasında yenilmezdi.
3794. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ، أَنَّهُ دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ مَيْمُونَةَ فَأُتِيَ بِضَبٍّ مَحْنُوذٍ فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ اللاَّتِي فِي بَيْتِ مَيْمُونَةَ أَخْبِرُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِمَا يُرِيدُ أَنْ يَأْكُلَ مِنْهُ فَقَالُوا هُوَ ضَبٌّ . فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ . قَالَ فَقُلْتُ أَحَرَامٌ هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " لاَ وَلَكِنَّهُ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ " . قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ .
el-Ka'nebî, Mâlik'ten; o İbn Şihâb'dan; o Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf'ten; o Abdullâh b. Abbâs'tan; o da Hâlid b. Velîd'den nakletti: [Hâlid], Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Meymûne'nin evine girdi. Derken [sofraya] közde pişmiş bir keler [dabb] getirildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem elini ona doğru uzattı. Meymûne'nin evinde bulunan kadınlardan bazıları, "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e yemek istediği şeyin ne olduğunu haber verin" dediler. Bunun üzerine, "O kelerdir" dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem elini çekti. [Hâlid] dedi ki: "Ey Resûlullah, o haram mıdır?" diye sordum. [Efendimiz]: "Hayır, lakin o benim kavmimin toprağında bulunmuyordu, bu yüzden kendimi onu hoş karşılamaz [yerken] buluyorum" buyurdu. Hâlid: "Bunun üzerine onu kendime doğru çekip yedim; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de bakıyordu" dedi.
3795. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ وَدِيعَةَ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي جَيْشٍ فَأَصَبْنَا ضِبَابًا - قَالَ - فَشَوَيْتُ مِنْهَا ضَبًّا فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَضَعْتُهُ بَيْنَ يَدَيْهِ - قَالَ - فَأَخَذَ عُودًا فَعَدَّ بِهِ أَصَابِعَهُ ثُمَّ قَالَ " إِنَّ أُمَّةً مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ مُسِخَتْ دَوَابَّ فِي الأَرْضِ وَإِنِّي لاَ أَدْرِي أَىُّ الدَّوَابِّ هِيَ " . قَالَ فَلَمْ يَأْكُلْ وَلَمْ يَنْهَ .
Amr b. Avn, Hâlid'den; o Husayn'dan; o Zeyd b. Vehb'den; o da Sâbit b. Vedîa'dan nakletti: [Sâbit] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber bir orduda bulunuyorduk. Bazı kelerler [dablar] ele geçirdik. [Sâbit]: Onlardan bir keleri kızarttım ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirip önüne koydum. [Efendimiz] bir çöp [ud] alıp onunla parmaklarını saydı ve: "İsrâiloğullarından bir ümmet yeryüzündeki hayvanlara dönüştürülmüştü [mesh edilmişti]. Ben o hayvanların hangisi olduğunu bilmiyorum" buyurdu. [Sâbit] dedi ki: [Efendimiz] ondan yemedi, fakat yasaklamadı da.
3796. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَوْفٍ الطَّائِيُّ، أَنَّ الْحَكَمَ بْنَ نَافِعٍ، حَدَّثَهُمْ حَدَّثَنَا ابْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ ضَمْضَمِ بْنِ زُرْعَةَ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ أَبِي رَاشِدٍ الْحُبْرَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شِبْلٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَكْلِ لَحْمِ الضَّبِّ .
Muhammed b. Avn et-Tâî, el-Hakem b. Nâfi'in onlara şöyle anlattığını nakletti: İbn Ayyaş, Damdam b. Zür'a'dan; o Şüreyh b. Ubeyd'den; o Ebû Râşid el-Hubrânî'den; o da Abdurrahman b. Şibl'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, keler [dab] etinin yenmesini yasakladı.
3797. Hadis
حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ سَهْلٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنِي بُرَيْهُ بْنُ عُمَرَ بْنِ سَفِينَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ أَكَلْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَحْمَ حُبَارَى .
el-Fadl b. Sehl, İbrâhîm b. Abdurrahmân b. Mehdî'den; o Büreyh b. Ömer b. Sefîne'den; o babasından; o da dedesinden nakletti: [Dede Sefîne] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber hubârâ [toy kuşu] eti yedim."
3798. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا غَالِبُ بْنُ حَجْرَةَ، حَدَّثَنِي مِلْقَامُ بْنُ تَلِبٍّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ صَحِبْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ أَسْمَعْ لِحَشَرَةِ الأَرْضِ تَحْرِيمًا .
Mûsâ b. İsmâîl, Gâlib b. Hacre'den; o Milkâm b. Telib'den; o da babasından nakletti: [Telib] şöyle dedi: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile arkadaşlık ettim [beraber bulundum], yer haşereleri için herhangi bir yasaklama işitmedim."
3799. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ خَالِدٍ الْكَلْبِيُّ أَبُو ثَوْرٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عِيسَى بْنِ نُمَيْلَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ عِنْدَ ابْنِ عُمَرَ فَسُئِلَ عَنْ أَكْلِ الْقُنْفُذِ، فَتَلاَ { قُلْ لاَ أَجِدُ فِيمَا أُوحِيَ إِلَىَّ مُحَرَّمًا } الآيَةَ قَالَ قَالَ شَيْخٌ عِنْدَهُ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ ذُكِرَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " خَبِيثَةٌ مِنَ الْخَبَائِثِ " . فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ إِنْ كَانَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هَذَا فَهُوَ كَمَا قَالَ مَا لَمْ نَدْرِ .
İbrâhîm b. Hâlid el-Kelbî Ebû Sevr, Saîd b. Mansûr'dan; o Abdülazîz b. Muhammed'den; o Îsâ b. Nümeyle'den; o da babasından nakletti: [Nümeyle] şöyle dedi: İbn Ömer'in yanındaydım, ona kirpinin yenilmesi soruldu. Bunun üzerine: { قُلْ لاَ أَجِدُ فِيمَا أُوحِيَ إِلَىَّ مُحَرَّمًا } “De ki: Bana vahyolunanlar içinde, (bu haram kılındı diyenlerin) yediklerinden haram kılınmış bir şey bulamıyorum...” (En'âm 6/145) ayetini okudu. Yanındaki yaşlı bir zat [ise] şöyle dedi: Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işittim: "[Kirpi] Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında zikredildi de [Efendimiz]: 'Pis şeylerden bir pistir (habîsedir)' buyurdu." Bunun üzerine İbn Ömer: "Eğer Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem böyle buyurmuşsa, bizim bilemediğimiz [bir hususta] o dediği gibidir" dedi.
3800. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ دَاوُدَ بْنِ صُبَيْحٍ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ شَرِيكٍ الْمَكِّيَّ - عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ أَهْلُ الْجَاهِلِيَّةِ يَأْكُلُونَ أَشْيَاءَ وَيَتْرُكُونَ أَشْيَاءَ تَقَذُّرًا فَبَعَثَ اللَّهُ تَعَالَى نَبِيَّهُ وَأَنْزَلَ كِتَابَهُ وَأَحَلَّ حَلاَلَهُ وَحَرَّمَ حَرَامَهُ فَمَا أَحَلَّ فَهُوَ حَلاَلٌ وَمَا حَرَّمَ فَهُوَ حَرَامٌ وَمَا سَكَتَ عَنْهُ فَهُوَ عَفْوٌ وَتَلاَ { قُلْ لاَ أَجِدُ فِيمَا أُوحِيَ إِلَىَّ مُحَرَّمًا } إِلَى آخِرِ الآيَةِ .
Muhammed b. Dâvûd b. Subayh, el-Fadl b. Dükeyn'den; o Muhammed'den -yani İbn Şerîk el-Mekkî'den-; o Amr b. Dînâr'dan; o Ebü'ş-Şa'sâ'dan; o da İbn Abbâs'tan nakletti: [İbn Abbâs] şöyle dedi: Cahiliye ehli bazı şeyleri yerler, some şeyleri ise iğrendikleri için terk ederlerdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ Nebî'sini gönderdi, Kitabını indirdi, helalini helal, haramını haram kıldı. O'nun [Allah'ın] helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır; hakkında sustuğu [bir hüküm bildirmediği] şeyler ise aftır (mübahtır). Sonra: { قُلْ لاَ أَجِدُ فِيمَا أُوحِيَ إِلَىَّ مُحَرَّمًا } “De ki: Bana vahyolunanlar içinde... haram kılınmış bir şey bulamıyorum” (En'âm 6/145) ayetini sonuna kadar okudu.
3801. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْخُزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي عَمَّارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الضَّبُعِ فَقَالَ " هُوَ صَيْدٌ وَيُجْعَلُ فِيهِ كَبْشٌ إِذَا صَادَهُ الْمُحْرِمُ " .
Muhammed b. Abdullâh el-Huzâî, Cerîr b. Hâzim'den; o Abdullâh b. Ubeyd'den; o Abdurrahman b. Ebû Ammâr'dan; o da Câbir b. Abdullâh'tan nakletti: [Câbir] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sırtlanın [hükmünü] sordum da: "O bir av [hayvanı]dır. İhramlı bir kimse onu avladığı takdirde [ceza olarak] bir koç [kesmesi] gerekir" buyurdu.
3802. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السَّبُعِ .
el-Ka'nebî, Mâlik'ten; o İbn Şihâb'den; o Ebû İdrîs el-Havlânî'den; o da Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, her azı dişi olan yırtıcı hayvanın [sebu'] yenilmesini yasakladı.
3803. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السَّبُعِ وَعَنْ كُلِّ ذِي مِخْلَبٍ مِنَ الطَّيْرِ .
Müsedded, Ebû Avâne'den; o Ebû Bişr'den; o Meymûn b. Mihrân'dan; o da İbn Abbâs'tan nakletti: [İbn Abbâs] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, her azı dişi olan yırtıcı hayvanı ve her pençesi olan kuşun [yenilmesini] yasakladı."
3804. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنْ مَرْوَانَ بْنِ رُؤْبَةَ التَّغْلِبِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي عَوْفٍ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَلاَ لاَ يَحِلُّ ذُو نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ وَلاَ الْحِمَارُ الأَهْلِيُّ وَلاَ اللُّقَطَةُ مِنْ مَالِ مُعَاهِدٍ إِلاَّ أَنْ يَسْتَغْنِيَ عَنْهَا وَأَيُّمَا رَجُلٍ ضَافَ قَوْمًا فَلَمْ يَقْرُوهُ فَإِنَّ لَهُ أَنْ يُعْقِبَهُمْ بِمِثْلِ قِرَاهُ " .
Muhammed b. el-Musaffâ el-Hımsî, Muhammed b. Harb'den; o ez-Zübeydî'den; o Mervân b. Rü'be et-Tağlibî'den; o Abdurrahmân b. Ebû Avf'tan; o da el-Mikdâm b. Ma'dîkerib'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Yırtıcı hayvanlardan azı dişi olanlar, ehli eşekler ve -kendisi ondan vazgeçmedikçe- muâhedin [anlaşmalı gayrimüslimin] yitik malı helal değildir. Kim bir kavme misafir olur da onlar onu ağırlamazlarsa [ona ikramda bulunmazlarsa], misafiri ağırlama miktarını [karşılığını] onlardan almaya hakkı vardır."
3805. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ وَعَنْ كُلِّ ذِي مِخْلَبٍ مِنَ الطَّيْرِ .
Muhammed b. Beşşâr, İbn Ebû Adî'den; o İbn Ebû Arûbe'den; o Ali b. el-Hakem'den; o Meymûn b. Mihrân'dan; o Saîd b. Cübeyr'den; o da İbn Abbâs'tan nakletti: [İbn Abbâs] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü, azı dişi olan her yırtıcı hayvanı ve pençesi olan her kuşu [onların etini yemeyi] yasakladı."
3806. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، سُلَيْمَانُ بْنُ سُلَيْمٍ عَنْ صَالِحِ بْنِ يَحْيَى بْنِ الْمِقْدَامِ، عَنْ جَدِّهِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ، قَالَ غَزَوْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ فَأَتَتِ الْيَهُودُ فَشَكَوْا أَنَّ النَّاسَ قَدْ أَسْرَعُوا إِلَى حَظَائِرِهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ لاَ تَحِلُّ أَمْوَالُ الْمُعَاهِدِينَ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحَرَامٌ عَلَيْكُمْ حُمُرُ الأَهْلِيَّةِ وَخَيْلُهَا وَبِغَالُهَا وَكُلُّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ وَكُلُّ ذِي مِخْلَبٍ مِنَ الطَّيْرِ " .
Amr b. Osmân, Muhammed b. Harb'den; o Ebû Seleme Süleymân b. Süleym'den; o Salih b. Yahyâ b. el-Mikdâm'dan; o dedesi el-Mikdâm b. Ma'dîkerib'den; o da Hâlid b. Velîd'den nakletti: [Hâlid] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Hayber gazvesine gitmiştim. Yahudiler gelip insanların kendi hayvan ağıllarına [hazâir] girmekte [ve mallarını almakta] acele ettiklerinden şikâyet ettiler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Muâhedlerin [anlaşmalı gayrimüslimlerin] malları, haklı bir sebep olmadıkça helal değildir. Ehli eşekler, atlar, katırlar ile azı dişi olan her yırtıcı hayvan ve pençesi olan her kuş size haramdır."
3807. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ زَيْدٍ الصَّنْعَانِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ ثَمَنِ الْهِرِّ . قَالَ ابْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ عَنْ أَكْلِ الْهِرِّ وَأَكْلِ ثَمَنِهَا .
Ahmed b. Hanbel ve Muhammed b. Abdülmelik; her ikisi Abdürrezzâk'tan; o Ömer b. Zeyd es-San'ânî'den; o Ebü'z-Zübeyr'den; o da Câbir b. Abdullâh'tan nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem kedinin parasını [bedelini/satışını] yasakladı. İbn Abdülmelik ise [rivayetinde]: "Kedinin yenilmesini ve parasının [bedelinin/satışının] yenilmesini yasakladı" dedi.
3808. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَسَنٍ الْمِصِّيصِيُّ، حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَخْبَرَنِي رَجُلٌ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ أَنْ نَأْكُلَ لُحُومَ الْحُمُرِ وَأَمَرَنَا أَنْ نَأْكُلَ لُحُومَ الْخَيْلِ قَالَ عَمْرٌو فَأَخْبَرْتُ هَذَا الْخَبَرَ أَبَا الشَّعْثَاءِ فَقَالَ قَدْ كَانَ الْحَكَمُ الْغِفَارِيُّ فِينَا يَقُولُ هَذَا وَأَبَى ذَلِكَ الْبَحْرُ يُرِيدُ ابْنَ عَبَّاسٍ .
İbrâhîm b. Hasan el-Mıssîsî, Haccâc'dan; o İbn Cüreyc'den; Amr b. Dînâr şöyle anlattı: [İshâk b. Ebû Talha?] bir adam, Câbir b. Abdullâh'tan şöyle nakletti: [Câbir]: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü bizi ehli eşek etlerini yemekten yasakladı, at etlerini yememizi ise emretti" dedi. Amr dedi ki: Bu haberi Ebü'ş-Şa'sâ'ya haber verdiğimde [şöyle] dedi: "Aramızda bulunan el-Hakem el-Gıfârî de bunu söylerdi; ancak şu derya [ilim deryası] buna [eşek etinin haramlığına] karşı çıktı." -Bununla İbn Abbâs'ı kastetti.-
3809. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عُبَيْدٍ أَبِي الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ غَالِبِ بْنِ أَبْجَرَ، قَالَ أَصَابَتْنَا سَنَةٌ فَلَمْ يَكُنْ فِي مَالِي شَىْءٌ أُطْعِمُ أَهْلِي إِلاَّ شَىْءٌ مِنْ حُمُرٍ وَقَدْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَرَّمَ لُحُومَ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَصَابَتْنَا السَّنَةُ وَلَمْ يَكُنْ فِي مَالِي مَا أُطْعِمُ أَهْلِي إِلاَّ سِمَانُ الْحُمُرِ وَإِنَّكَ حَرَّمْتَ لُحُومَ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ . فَقَالَ " أَطْعِمْ أَهْلَكَ مِنْ سَمِينِ حُمُرِكَ فَإِنَّمَا حَرَّمْتُهَا مِنْ أَجْلِ جَوَالِّ الْقَرْيَةِ " . يَعْنِي الْجَلاَّلَةَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ هَذَا هُوَ ابْنُ مَعْقِلٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى شُعْبَةُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عُبَيْدٍ أَبِي الْحَسَنِ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَعْقِلٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ بِشْرٍ عَنْ نَاسٍ مِنْ مُزَيْنَةَ أَنَّ سَيِّدَ مُزَيْنَةَ أَبْجَرَ أَوِ ابْنَ أَبْجَرَ سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم .
Abdullâh b. Ebû Ziyâd, Ubeydullâh'tan; o İsrâîl'den; o Mansûr'den; o Ubeyd Ebü'l-Hasan'dan; o Abdurrahman'dan; o da Gâlib b. Ebcer'den nakletti: [Gâlib] şöyle dedi: Bizi bir kıtlık [sene] vurdu. Aileme yedirecek hiçbir malım yoktu, sadece bazı eşeklerim vardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ise ehli eşek etlerini haram kılmıştı. Bunun üzerine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Ey Resûlullah! Bizi kıtlık vurdu, aileme yedirecek eşeklerin semizlerinden başka malım kalmadı. Sen ise ehli eşek etlerini haram kılmıştın [ne buyurursun?]" dedim. Bunun üzerine [Efendimiz]: "Ailene eşeklerinin semizlerinden yedir. Zira ben onları sadece köyün pisliklerini yediklerinden dolayı [cevâllü'l-karye] haram kılmıştım" buyurdu. -Bununla cellâle [pislik yiyen] hayvanı kastetti.- Ebû Dâvûd der ki: Bu Abdurrahman, İbn Ma'kıl'dır. Ebû Dâvûd der ki: Şu'be bu hadisi; Ubeyd Ebü'l-Hasan'dan, o Abdurrahman b. Ma'kıl'dan, o Abdurrahman b. Bişr'den, o da Müzeyne kabilesinden bazı insanlardan; "Müzeyne'nin seyyidi Ebcer veya İbn Ebcer [Nebî'ye sordu]" şeklinde rivayet etmiştir.
3810. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنِ ابْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ ابْنِ مَعْقِلٍ، عَنْ رَجُلَيْنِ، مِنْ مُزَيْنَةَ أَحَدُهُمَا عَنِ الآخَرِ، أَحَدُهُمَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ عُوَيْمٍ وَالآخَرُ غَالِبُ بْنُ الأَبْجَرِ . قَالَ مِسْعَرٌ أَرَى غَالِبًا الَّذِي أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ .
Muhammed b. Süleymân, Ebû Nuaym'dan; o Mis'ar'dan; o İbn Ubeyd'den; o İbn Ma'kıl'dan; o da Müzeyne kabilesinden birbirlerinden rivayet eden iki adamdan; ki bunlardan biri Abdullâh b. Amr b. Uveym, diğeri ise Gâlib b. el-Ebcer'dir, nakletti: Mis'ar: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e bu hadisle [soruyla] gelenin Gâlib olduğunu düşünüyorum" dedi.
3811. Hadis
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ بَكَّارٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ وَعَنِ الْجَلاَّلَةِ عَنْ رُكُوبِهَا وَأَكْلِ لَحْمِهَا .
Sehl b. Bekkâr, Vüheyb'den; o İbn Tâvûs'tan; o Amr b. Şuayb'dan; o babasından; o da dedesinden nakletti: [Dede Abdullâh b. Amr] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü ehli eşek etlerinden ve cellâle [pislik yiyen hayvan] olanlara binilmesinden ve etlerinin yenilmesinden yasakladı."
3812. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ النَّمَرِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي أَوْفَى، وَسَأَلْتُهُ، عَنِ الْجَرَادِ، فَقَالَ غَزَوْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سِتَّ أَوْ سَبْعَ غَزَوَاتٍ فَكُنَّا نَأْكُلُهُ مَعَهُ .
Hafs b. Ömer en-Nemerî, Şu'be'den; o Ebû Ya'fûr'dan nakletti: İbn Ebû Evfâ'yı işittim -kendisine çekirgenin [yenilmesi] hakkında sormuştum-; [şöyle] dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber altı veya yedi gazveye katıldım; beraberimizde [çekirgeyi] yerdik."
3813. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفَرَجِ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ الزِّبْرِقَانِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ سَلْمَانَ، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْجَرَادِ فَقَالَ " أَكْثَرُ جُنُودِ اللَّهِ لاَ آكُلُهُ وَلاَ أُحَرِّمُهُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ الْمُعْتَمِرُ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَذْكُرْ سَلْمَانَ .
Muhammed b. el-Ferec el-Bağdâdî, İbnü'z-Zibrikân'dan; o Süleymân et-Teymî'den; o Ebû Osmân en-Nehdî'den; o da Selmân'dan nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e çekirge [yenmesi] hakkında soruldu da: "[Onlar] Allah'ın en kalabalık ordularıdır. Ben ondan yememem, fakat haram da kılmam" buyurdu. Ebû Dâvûd der ki: Mu'temir bu hadisi; babasından, o Ebû Osmân'dan, o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den [mürsel olarak] rivayet etti ve Selmân'ı zikretmedi.
3814. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، وَعَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالاَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي الْعَوَّامِ الْجَزَّارِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ سَلْمَانَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ فَقَالَ مِثْلَهُ فَقَالَ " أَكْثَرُ جُنْدِ اللَّهِ " . قَالَ عَلِيٌّ اسْمُهُ فَائِدٌ يَعْنِي أَبَا الْعَوَّامِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ أَبِي الْعَوَّامِ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَذْكُرْ سَلْمَانَ .
Nasr b. Ali ve Ali b. Abdullâh; her ikisi Zekeriyyâ b. Yahyâ b. Umâre'den; o Ebü'l-Avvâm el-Cezzâr'dan; o Ebû Osmân en-Nehdî'den; o da Selmân'dan nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e [çekirge hakkında] soruldu da [bir önceki hadisin] benzerini söyleyip: "[Onlar] Allah'ın en kalabalık ordusudur" buyurdu. Ali: "Onun [Ebü'l-Avvâm'ın] adı Fâid'dir" dedi. Ebû Dâvûd der ki: Hammâd b. Seleme bu hadisi; Ebü'l-Avvâm'dan, o Ebû Osmân'dan, o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den [mürsel olarak] rivayet etti ve Selmân'ı zikretmedi.
3815. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ الطَّائِفِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أُمَيَّةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا أَلْقَى الْبَحْرُ أَوْ جَزَرَ عَنْهُ فَكُلُوهُ وَمَا مَاتَ فِيهِ وَطَفَا فَلاَ تَأْكُلُوهُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَأَيُّوبُ وَحَمَّادٌ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ أَوْقَفُوهُ عَلَى جَابِرٍ وَقَدْ أُسْنِدَ هَذَا الْحَدِيثُ أَيْضًا مِنْ وَجْهٍ ضَعِيفٍ عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Ahmed b. Abde, Yahyâ b. Süleym et-Tâifî'den; o İsmâîl b. Ümeyye'den; o Ebü'z-Zübeyr'den; o da Câbir b. Abdullâh'tan nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Denizin [karaya] attığı veya [suyun] çekilmesiyle [açıkta kalan] şeyleri yiyiniz. Denizin içinde ölüp de suyun yüzüne çıkan [tafî] şeyi ise yemeyiniz." Ebû Dâvûd der ki: Bu hadisi Süfyân es-Sevrî, Eyyûb ve Hammâd; Ebü'z-Zübeyr'den [mevkuf olarak] Câbir'e dayandırarak rivayet ettiler. Ayrıca bu hadis, İbn Ebû Zi'b yoluyla Ebü'z-Zübeyr'den, o Câbir'den, o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'en zayıf bir vecihle merfu olarak da rivayet edilmiştir.
3816. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، نَزَلَ الْحَرَّةَ وَمَعَهُ أَهْلُهُ وَوَلَدُهُ فَقَالَ رَجُلٌ إِنَّ نَاقَةً لِي ضَلَّتْ فَإِنْ وَجَدْتَهَا فَأَمْسِكْهَا . فَوَجَدَهَا فَلَمْ يَجِدْ صَاحِبَهَا فَمَرِضَتْ فَقَالَتِ امْرَأَتُهُ انْحَرْهَا . فَأَبَى فَنَفَقَتْ فَقَالَتِ اسْلُخْهَا حَتَّى نُقَدِّدَ شَحْمَهَا وَلَحْمَهَا وَنَأْكُلَهُ . فَقَالَ حَتَّى أَسْأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَاهُ فَسَأَلَهُ فَقَالَ " هَلْ عِنْدَكَ غِنًى يُغْنِيكَ " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَكُلُوهَا " . قَالَ فَجَاءَ صَاحِبُهَا فَأَخْبَرَهُ الْخَبَرَ فَقَالَ " هَلاَّ كُنْتَ نَحَرْتَهَا " . قَالَ اسْتَحْيَيْتُ مِنْكَ .
Mûsâ b. İsmâîl, Hammâd'dan; o Simâk b. Harb'den; o da Câbir b. Semura'dan nakletti: Bir adam ailesi ve çocuklarıyla beraber Harre'ye konaklamıştı. [Başka] bir adam, "Benim bir devem kayboldu, eğer onu bulursan tut" dedi. [Adam] deveyi buldu ancak sahibini bulamadı. Derken deve hastalandı. Karısı, "Onu kes [nahret]" dediyse de adam kabul etmedi ve deve öldü. [Kadın]: "Onun derisini yüz de yağını ve etini kurutalım [kadîd yapalım] ve onu yiyelim" dedi. [Adam]: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sormadıkça olmaz" dedi. [Adam Efendimize] gelip sordu. [Efendimiz]: "Seni idare edecek bir zenginliğin var mı?" buyurdu. Adam: "Hayır" dedi. [Efendimiz]: "O halde onu yiyin" buyurdu. Sonra devenin sahibi geldi, [adam] durumu ona anlattı. Sahibi: "Onu kesseydin ya!" dedi. [Adam]: "Senden utandım" dedi.
3817. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ وَهْبِ بْنِ عُقْبَةَ الْعَامِرِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنِ الْفُجَيْعِ الْعَامِرِيِّ، أَنَّهُ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ مَا يَحِلُّ لَنَا مِنَ الْمَيْتَةِ قَالَ " مَا طَعَامُكُمْ " . قُلْنَا نَغْتَبِقُ وَنَصْطَبِحُ . قَالَ أَبُو نُعَيْمٍ فَسَّرَهُ لِي عُقْبَةُ قَدَحٌ غُدْوَةً وَقَدَحٌ عَشِيَّةً . قَالَ " ذَاكَ - وَأَبِي - الْجُوعُ " . فَأَحَلَّ لَهُمُ الْمَيْتَةَ عَلَى هَذِهِ الْحَالِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْغَبُوقُ مِنْ آخِرِ النَّهَارِ وَالصَّبُوحُ مِنْ أَوَّلِ النَّهَارِ .
Hârûn b. Abdullâh, el-Fadl b. Dükeyn'den; o Ukbe b. Vehb b. Ukbe el-Âmirî'den; o da babasının el-Füce' el-Âmirî'den şöyle naklettiğini işitti: [el-Füce' el-Âmirî], Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip, "Ölü hayvan etinden [meyte] bize ne kadar helal olur?" diye sordu. [Efendimiz]: "Sizin [normal] yemeğiniz nedir?" buyurdu. Biz de: "Akşamleyin bir kadeh süt içeriz [iğtibâk], sabahleyin de bir kadeh süt içeriz [istibâh]" dedik. Ebû Nuaym der ki: Ukbe bunu bana, sabah bir kadeh akşam da bir kadeh [süt içmek] olarak açıkladı. [Efendimiz]: "Babamın canına yemin olsun ki; bu açlıktır" buyurdu ve bu durumdaki kimseler için meyteyi [ölü etini] helal kıldı. Ebû Dâvûd der ki: Gabûk, günün sonunda [akşam] içilen şey; sabûh ise günün başında [sabah] içilen şeydir.
3818. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِي رِزْمَةَ، أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ حُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَدِدْتُ أَنَّ عِنْدِي خُبْزَةً بَيْضَاءَ مِنْ بُرَّةٍ سَمْرَاءَ مُلَبَّقَةً بِسَمْنٍ وَلَبَنٍ " . فَقَامَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَاتَّخَذَهُ فَجَاءَ بِهِ فَقَالَ " فِي أَىِّ شَىْءٍ كَانَ هَذَا " . قَالَ فِي عُكَّةِ ضَبٍّ قَالَ " ارْفَعْهُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا حَدِيثٌ مُنْكَرٌ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَأَيُّوبُ لَيْسَ هُوَ السَّخْتِيَانِيَّ .
Muhammed b. Abdülazîz b. Ebû Rizme, el-Fadl b. Mûsâ'dan; o Hüseyn b. Vâkid'den; o Eyyûb'dan; o Nâfi'den; o da İbn Ömer'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İsterdim ki yanımda buğdaydan yapılmış beyaz, üzerine yağ ve süt sürülmüş bir ekmek olsun." Bunun üzerine topluluktan bir adam kalkıp giderek [böyle bir ekmek] hazırladı ve onu getirdi. [Efendimiz]: "Bu [yağ] neyin içindeydi?" diye sordu. Adam: "Keler derisinden yapılmış bir tulumun [ukke] içindeydi" dedi. [Efendimiz]: "Onu kaldır" buyurdu. Ebû Dâvûd der ki: Bu hadis münkerdir. Ebû Dâvûd der ki: [Râvi] Eyyûb, [meşhur] es-Sahtiyânî değildir.
3819. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى الْبَلْخِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِجُبْنَةٍ فِي تَبُوكَ فَدَعَا بِسِكِّينٍ فَسَمَّى وَقَطَعَ .
Yahyâ b. Mûsâ el-Belhî, İbrâhîm b. Uyeyne'den; o Amr b. Mansûr'dan; o eş-Şa'bî'den; o da İbn Ömer'den nakletti: Tebük'te Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir parça peynir getirildi. [Efendimiz] bir bıçak isteyip Besmele çekti ve [peyniri] kesti.
3820. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " نِعْمَ الإِدَامُ الْخَلُّ " .
Osmân b. Ebû Şeybe, Muâviye b. Hişâm'dan; o Süfyân'dan; o Muhârib b. Disâr'dan; o Câbir'den; o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletti: [Efendimiz] şöyle buyurdu: "Sirke ne güzel katıktır!"
3821. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ، وَمُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْمُثَنَّى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ نَافِعٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " نِعْمَ الإِدَامُ الْخَلُّ " .
Ebü'l-Velîd et-Tayâlisî ve Müslim b. İbrâhîm; her ikisi el-Müsennâ b. Saîd'den; o Talha b. Nâfi'den; o Câbir b. Abdullâh'tan; o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletti: [Efendimiz] şöyle buyurdu: "Sirke ne güzel katıktır!"
3822. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَكَلَ ثُومًا أَوْ بَصَلاً فَلْيَعْتَزِلْنَا - أَوْ لِيَعْتَزِلْ مَسْجِدَنَا - وَلْيَقْعُدْ فِي بَيْتِهِ " . وَإِنَّهُ أُتِيَ بِبَدْرٍ فِيهِ خَضِرَاتٌ مِنَ الْبُقُولِ فَوَجَدَ لَهَا رِيحًا فَسَأَلَ فَأُخْبِرَ بِمَا فِيهَا مِنَ الْبُقُولِ فَقَالَ " قَرِّبُوهَا " . إِلَى بَعْضِ أَصْحَابِهِ كَانَ مَعَهُ فَلَمَّا رَآهُ كَرِهَ أَكْلَهَا قَالَ " كُلْ فَإِنِّي أُنَاجِي مَنْ لاَ تُنَاجِي " . قَالَ أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ بِبَدْرٍ فَسَّرَهُ ابْنُ وَهْبٍ طَبَقٌ
Ahmed b. Salih, İbn Vehb'den; o Yûnus'tan; o İbn Şihâb'den; o Atâ b. Ebû Rabâh'tan; o da Câbir b. Abdullâh'tan nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim sarımsak veya soğan yerse bizden uzak dursun -veya mescidimizden uzak dursun- ve evinde otursun." [Bir defasında] ona içerisinde yeşil sebzeler bulunan bir tabak [bedr] getirildi de ondan [hoş olmayan] bir koku duydu. Onun ne olduğunu sordu, kendisine içindeki sebzeler haber verilince, yanında bulunan ashabından birine hitaben: "Onu [ona] yaklaştırın" buyurdu. [Sahabi] koku sebebiyle onu yemeyi hoş karşılamayınca [Efendimiz]: "Sen ye! Zira ben senin fısıldaşmadığın [konuşmadığın] kimse ile [Cebrail ile] fısıldaşıyorum" buyurdu. Ahmed b. Salih: "Bedr" kelimesini İbn Vehb "tabak" [tabak] olarak açıkladı, dedi.
3823. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، أَنَّ بَكْرَ بْنَ سَوَادَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا النَّجِيبِ مَوْلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعْدٍ حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، ذُكِرَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الثُّومُ وَالْبَصَلُ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَأَشَدُّ ذَلِكَ كُلِّهِ الثُّومُ أَفَتُحَرِّمُهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " كُلُوهُ وَمَنْ أَكَلَهُ مِنْكُمْ فَلاَ يَقْرَبْ هَذَا الْمَسْجِدَ حَتَّى يَذْهَبَ رِيحُهُ مِنْهُ " .
Ahmed b. Salih, İbn Vehb'den; o Amr'dan; o Bekr b. Sevâde'den; o Abdullâh b. Sa'd'ın azatlısı Ebü'n-Necîb'den; o da Ebû Saîd el-Hudrî'den nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında sarımsak ve soğan zikredildi de, "Ey Resûlullah! Bunların en şiddetli olanı sarımsaktır. Onu haram mı kılıyorsun?" denildi. Bunun üzerine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu yiyiniz. Lakin sizden kim onu yerse, kokusu gidinceye kadar bu mescide yaklaşmasın" buyurdu.
3824. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، أَظُنُّهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ تَفَلَ تِجَاهَ الْقِبْلَةِ جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تَفْلُهُ بَيْنَ عَيْنَيْهِ وَمَنْ أَكَلَ مِنْ هَذِهِ الْبَقْلَةِ الْخَبِيثَةِ فَلاَ يَقْرَبَنَّ مَسْجِدَنَا " . ثَلاَثًا .
Osmân b. Ebû Şeybe, Cerîr'den; o eş-Şeybânî'den; o Adî b. Sâbit'den; o Zirr b. Hubeyş'den; o da Huzeyfe'den nakletti -Zirr, Huzeyfe'nin bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğini sanmaktadır-: [Efendimiz] şöyle buyurdu: "Kim kıble tarafına tükürürse, kıyamet günü tükrüğü iki gözünün arasında [olduğu halde] gelir. Kim de şu pis kokulu sebzeden [sarımsak/soğan] yerse mescidimize asla yaklaşmasın." [Efendimiz bunu] üç defa [tekrar etti].
3825. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَكَلَ مِنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ فَلاَ يَقْرَبَنَّ الْمَسَاجِدَ " .
Ahmed b. Hanbel, Yahyâ'dan; o Ubeydullâh'tan; o Nâfi'den; o da İbn Ömer'den nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim şu ağaçtan [sarımsaktan] yerse mescitlere asla yaklaşmasın."
3826. Hadis
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا أَبُو هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ أَكَلْتُ ثُومًا فَأَتَيْتُ مُصَلَّى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ سُبِقْتُ بِرَكْعَةٍ فَلَمَّا دَخَلْتُ الْمَسْجِدَ وَجَدَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رِيحَ الثُّومِ فَلَمَّا قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ قَالَ " مَنْ أَكَلَ مِنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ فَلاَ يَقْرَبْنَا حَتَّى يَذْهَبَ رِيحُهَا " . أَوْ " رِيحُهُ " . فَلَمَّا قَضَيْتُ الصَّلاَةَ جِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ لَتُعْطِيَنِّي يَدَكَ . قَالَ فَأَدْخَلْتُ يَدَهُ فِي كُمِّ قَمِيصِي إِلَى صَدْرِي فَإِذَا أَنَا مَعْصُوبُ الصَّدْرِ قَالَ " إِنَّ لَكَ عُذْرًا " .
Şeybân b. Ferrûh, Ebû Hilâl'den; o Humeyd b. Hilâl'den; o Ebû Bürde'den; o da Mugîre b. Şu'be'den nakletti: [Mugîre] şöyle dedi: Sarımsak yemiştim, sonra Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in namaz kıldırdığı yere geldim; bir rekatı kaçırmıştım. Mescide girdiğimde Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem sarımsak kokusunu aldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazı bitirince: "Kim şu ağaçtan [sarımsaktan] yerse kokusu gidinceye kadar bize yaklaşmasın" buyurdu. Namazı bitirince Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Ey Resûlullah! Vallahi elini bana vereceksin [elini uzat]" dedim. [Mugîre devamla]: Onun elini gömleğimin yeninden içeri göğsüme kadar soktum; meğer ben göğsü sarılı [bir hastalıktan dolayı sargılı] biriydim. Bunun üzerine [Efendimiz]: "Senin bir mazeretin varmış" buyurdu.
3827. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَيْسَرَةَ، - يَعْنِي الْعَطَّارَ - عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ قُرَّةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِ وَقَالَ " مَنْ أَكَلَهُمَا فَلاَ يَقْرَبَنَّ مَسْجِدَنَا " . وَقَالَ " إِنْ كُنْتُمْ لاَ بُدَّ آكِلِيهِمَا فَأَمِيتُوهُمَا طَبْخًا " . قَالَ يَعْنِي الْبَصَلَ وَالثُّومَ .
Abbâs b. Abdülazîm, Ebû Âmir Abdülmelik b. Amr'dan; o Hâlid b. Meysere'den -yani el-Attâr'dan-; o Muâviye b. Kurre'den; o da babasından [Kurre'den] nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şu iki ağacı [sarımsak ve soğanı] yasakladı ve: "Kim bunları yerse mescidimize asla yaklaşmasın" buyurdu. Devamla: "Eğer onları mutlaka yemeniz gerekiyorsa, onları pişirerek [kokularını] gideriniz" buyurdu. [Râvi]: Bunlarla soğan ve sarımsağı kastetti, dedi.
3828. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا الْجَرَّاحُ أَبُو وَكِيعٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ عَلِيٍّ، عَلَيْهِ السَّلاَمُ قَالَ نُهِيَ عَنْ أَكْلِ الثُّومِ، إِلاَّ مَطْبُوخًا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ شَرِيكُ بْنُ حَنْبَلٍ .
Müsedded, el-Cerrâh Ebû Vekî'den; o Ebû İshâk'tan; o Şerîk'ten; o da Ali aleyhisselâm'dan nakletti: [Ali] şöyle dedi: "Sarımsak yemek, pişirilmiş olması müstesna, yasaklandı." Ebû Dâvûd der ki: [Râvi] Şerîk b. Hanbel'dir.
3829. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا ح، وَحَدَّثَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ بَحِيرٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي زِيَادٍ، خِيَارِ بْنِ سَلَمَةَ أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ عَنِ الْبَصَلِ، فَقَالَتْ إِنَّ آخِرَ طَعَامٍ أَكَلَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَعَامٌ فِيهِ بَصَلٌ .
İbrâhîm b. Mûsâ [bize haber verdi]; (H) ve Hayve b. Şüreyh, Bakıyye'den; o Bahîr'den; o Hâlid'den; o da Ebû Ziyâd Hıyâr b. Seleme'den nakletti: [Hıyâr b. Seleme], Âişe'ye soğanı sordu. [Âişe]: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yediği en son yemek, içinde soğan olan bir yemekti" dedi.
3830. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي يَحْيَى، عَنْ يَزِيدَ الأَعْوَرِ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَخَذَ كِسْرَةً مِنْ خُبْزِ شَعِيرٍ فَوَضَعَ عَلَيْهَا تَمْرَةً وَقَالَ " هَذِهِ إِدَامُ هَذِهِ " .
Hârûn b. Abdullâh, Ömer b. Hafs'tan; o babasından; o Muhammed b. Ebû Yahyâ'dan; o Yezîd el-A'ver'den; o da Yûsuf b. Abdullâh b. Selâm'dan nakletti: [Yûsuf] şöyle dedi: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'i bir parça arpa ekmeği alırken gördüm. Onun üzerine bir hurma koydu ve: "Şu, şunun katığıdır" buyurdu.
3831. Hadis
حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ عُتْبَةَ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، حَدَّثَنِي هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بَيْتٌ لاَ تَمْرَ فِيهِ جِيَاعٌ أَهْلُهُ " .
el-Velîd b. Utbe, Mervân b. Muhammed'den; o Süleymân b. Bilâl'den; o Hişâm b. Urve'den; o babasından; o da Âişe radıyallâu anhâ'dan nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçinde hurma bulunmayan evin ahalisi açtır."
3832. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ جَبَلَةَ، حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ أَبُو قُتَيْبَةَ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِتَمْرٍ عَتِيقٍ فَجَعَلَ يُفَتِّشُهُ يُخْرِجُ السُّوسَ مِنْهُ .
Muhammed b. Amr b. Cebele, Selm b. Kuteybe Ebû Kuteybe'den; o Hemmâm'dan; o İshâk b. Abdullâh b. Ebû Talha'dan; o da Enes b. Mâlik'ten nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e eski bir hurma getirildi. Onun içindeki kurtları [sûs] ayıklayıp çıkarmaya başladı.
3833. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا هَمَّامٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُؤْتَى بِالتَّمْرِ فِيهِ دُودٌ فَذَكَرَ مَعْنَاهُ .
Muhammed b. Kesîr, Hemmâm'dan; o da İshâk b. Abdullâh b. Ebû Talha'dan nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e içinde kurt [dûd] bulunan hurma getirilirdi... [Râvi bir önceki hadisin] anlamını zikretti.
3834. Hadis
حَدَّثَنَا وَاصِلُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ جَبَلَةَ بْنِ سُحَيْمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الإِقْرَانِ إِلاَّ أَنْ تَسْتَأْذِنَ أَصْحَابَكَ .
Vâsıl b. Abdilalâ, İbn Fudayl'dan; o Ebû İshâk'tan; o Cebele b. Suhaym'dan; o da İbn Ömer'den nakletti: [İbn Ömer] şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, [hurma yerken] ikişer ikişer almayı [ikrân], arkadaşlarından izin alman müstesna, yasakladı."
3835. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ النَّمَرِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَأْكُلُ الْقِثَّاءَ بِالرُّطَبِ .
Hafs b. Ömer en-Nemerî, İbrâhîm b. Sa'd'dan; o babasından; o da Abdullâh b. Ca'fer'den nakletti: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, acuru [kısâ] yaş hurma [rutab] ile yerdi.