1433. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لِلْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ سِتَّةٌ بِالْمَعْرُوفِ يُسَلِّمُ عَلَيْهِ إِذَا لَقِيَهُ وَيُجِيبُهُ إِذَا دَعَاهُ وَيُشَمِّتُهُ إِذَا عَطَسَ وَيَعُودُهُ إِذَا مَرِضَ وَيَتْبَعُ جِنَازَتَهُ إِذَا مَاتَ وَيُحِبُّ لَهُ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ " .
Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; Bize Ebu'l-Ahvas anlattı; Ebû İshak'tan; el-Hâris'ten; Ali'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müslümanın müslüman üzerinde örfe uygun altı (hakkı) vardır: Karşılaştığı zaman ona selâm verir. Davet ettiği zaman ona icabet eder. Aksırdığı zaman ona 'yerhamükellâh' der. Hastalandığı zaman onu ziyaret eder. Öldüğü zaman cenazesini takip eder. Kendisi için sevdiği şeyi onun için de sever."
1434. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ أَفْلَحَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لِلْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ أَرْبَعُ خِلاَلٍ يُشَمِّتُهُ إِذَا عَطَسَ وَيُجِيبُهُ إِذَا دَعَاهُ وَيَشْهَدُهُ إِذَا مَاتَ وَيَعُودُهُ إِذَا مَرِضَ " .
Bize Ebû Bişr Bekir b. Halef ve Muhammed b. Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; Bize Abdülhamîd b. Ca'fer anlattı; babasından; Hakîm b. Efleh'ten; Ebû Mes'ûd'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: "Müslümanın müslüman üzerinde (hakkı olan) dört haslet vardır: Aksırdığı zaman ona 'yerhamükellâh' der. Çağırdığı zaman ona icabet eder. Öldüğü zaman (cenazesinde) hazır bulunur. Hastalandığı zaman onu ziyaret eder."
1435. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " خَمْسٌ مِنْ حَقِّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ رَدُّ التَّحِيَّةِ وَإِجَابَةُ الدَّعْوَةِ وَشُهُودُ الْجِنَازَةِ وَعِيَادَةُ الْمَرِيضِ وَتَشْمِيتُ الْعَاطِسِ إِذَا حَمِدَ اللَّهَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Muhammed b. Bişr anlattı; Muhammed b. Amr'dan; Ebû Seleme'den; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Şu) beş şey müslümanın müslüman üzerindeki hakkındandır: Selâmı almak, davete icabet etmek, cenazede hazır bulunmak, hastayı ziyaret etmek ve Allah'a hamd ederse aksırana 'yerhamükellâh' demek."
1436. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُنْكَدِرِ، يَقُولُ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ عَادَنِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَاشِيًا وَأَبُو بَكْرٍ وَأَنَا فِي بَنِي سَلِمَةَ .
Bize Muhammed b. Abdil-a'lâ es-San'ânî anlattı; Bize Süfyân anlattı; dedi ki: Muhammed b. el-Münkedir'i şöyle derken işittim: Câbir b. Abdullah'ı şöyle derken işittim: "Ben Selimeoğulları (yurdunda hasta) iken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve Ebû Bekir, beni yürüyerek ziyaret ettiler."
1437. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مَسْلَمَةُ بْنُ عُلَىٍّ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لاَ يَعُودُ مَرِيضًا إِلاَّ بَعْدَ ثَلاَثٍ .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; Bize Mesleme b. Ali anlattı; Bize İbn Cüreyc anlattı; Humeyd et-Tavîl'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir hastayı ancak üç (gün geçtikten) sonra ziyaret ederdi."
1438. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ السَّكُونِيُّ، عَنْ مُوسَى بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا دَخَلْتُمْ عَلَى الْمَرِيضِ فَنَفِّسُوا لَهُ فِي الأَجَلِ فَإِنَّ ذَلِكَ لاَ يَرُدُّ شَيْئًا وَهُوَ يَطِيبُ بِنَفْسِ الْمَرِيضِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Ukbe b. Hâlid es-Sekûnî anlattı; Mûsâ b. Muhammed b. İbrâhim et-Teymî'den; babasından; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir hastanın yanına girdiğiniz zaman ona ömür konusunda genişlik verin (uzun yaşayacağını söyleyip teselli edin). Çünkü bu hiçbir şeyi (eceli) geri çevirmez; fakat hastanın gönlünü hoş eder."
1439. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ هُبَيْرَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مَكِينٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَادَ رَجُلاً فَقَالَ " مَا تَشْتَهِي " . قَالَ أَشْتَهِي خُبْزَ بُرٍّ . قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ كَانَ عِنْدَهُ خُبْزُ بُرٍّ فَلْيَبْعَثْ إِلَى أَخِيهِ " ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا اشْتَهَى مَرِيضُ أَحَدِكُمْ شَيْئًا فَلْيُطْعِمْهُ " .
Bize el-Hasen b. Ali el-Hallâl anlattı; Bize Safvân b. Hübeyre anlattı; Bize Ebû Mekîn anlattı; İkrime'den; İbn Abbâs'tan; (nakledildiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir adamı (hasta iken) ziyaret etti ve: "Canın ne istiyor?" dedi. (Adam): "Buğday ekmeği istiyorum," dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kimin yanında buğday ekmeği varsa kardeşine göndersin," buyurdu. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sizden birinizin hastası bir şey arzu ederse, ona (istediğini) yedirsin," buyurdu.
1440. Hadis
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو يَحْيَى الْحِمَّانِيُّ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ يَزِيدَ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ دَخَلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى مَرِيضٍ يَعُودُهُ فَقَالَ " أَتَشْتَهِي شَيْئًا أَتَشْتَهِي كَعْكًا " . قَالَ نَعَمْ . فَطَلَبُوا لَهُ .
Bize Süfyân b. Vekî' anlattı; Bize Ebû Yahyâ el-Himmânî anlattı; el-A'meş'ten; Yezîd er-Rakkâşî'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir hastanın yanına ziyaret için girdi ve: "Canın bir şey istiyor mu? Canın çörek istiyor mu?" dedi. (Hasta): "Evet," dedi. Bunun üzerine onun için (çörek) aradılar.
1441. Hadis
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُسَافِرٍ، حَدَّثَنِي كَثِيرُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ بُرْقَانَ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا دَخَلْتَ عَلَى مَرِيضٍ فَمُرْهُ أَنْ يَدْعُوَ لَكَ فَإِنَّ دُعَاءَهُ كَدُعَاءِ الْمَلاَئِكَةِ " .
Bize Ca'fer b. Müsâfir anlattı; Bana Kesîr b. Hişâm anlattı; Bize Ca'fer b. Burkân anlattı; Meymûn b. Mihrân'dan; Ömer b. el-Hattâb'dan; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: "Bir hastanın yanına girdiğin zaman, senin için dua etmesini emret (iste). Çünkü onun duası meleklerin duası gibidir."
1442. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " مَنْ أَتَى أَخَاهُ الْمُسْلِمَ عَائِدًا مَشَى فِي خِرَافَةِ الْجَنَّةِ حَتَّى يَجْلِسَ فَإِذَا جَلَسَ غَمَرَتْهُ الرَّحْمَةُ فَإِنْ كَانَ غُدْوَةً صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُمْسِيَ وَإِنْ كَانَ مَسَاءً صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُصْبِحَ " .
Bize Osman b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Ebû Muâviye anlattı; Bize el-A'meş anlattı; el-Hakem'den; Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan; Ali'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim müslüman kardeşini hasta ziyareti için ziyaret ederse, oturuncaya kadar cennet hurfesi (meyve bahçesi) içinde yürür. Oturduğu zaman onu rahmet kaplar. Eğer sabahleyin ise, akşama kadar yetmiş bin melek ona salât (dua) eder. Eğer akşamleyin ise, sabaha kadar yetmiş bin melek ona salât eder."
1443. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ يَعْقُوبَ، حَدَّثَنَا أَبُو سِنَانٍ الْقَسْمَلِيُّ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي سَوْدَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ عَادَ مَرِيضًا نَادَى مُنَادٍ مِنَ السَّمَاءِ طِبْتَ وَطَابَ مَمْشَاكَ وَتَبَوَّأْتَ مِنَ الْجَنَّةِ مَنْزِلاً " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; Bize Yûsuf b. Ya'kûb anlattı; Bize Ebû Sinân el-Kasmelî anlattı; Osman b. Ebî Sevde'den; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir hastayı ziyaret ederse, gökten bir münâdî (seslenici) şöyle seslenir: İyi ettin (ne hoşsun)! Yürüyüşün de hoş oldu! Cennetten kendine bir menzil (konak) hazırladın!"
1444. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَقِّنُوا مَوْتَاكُمْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Ebû Hâlid el-Ahmer anlattı; Yezîd b. Keysân'dan; Ebû Hâzim'den; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölülerinize (ölmek üzere olanlarınıza) 'Lâ ilâhe illallâh'ı telkin edin."
1445. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَقِّنُوا مَوْتَاكُمْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; Süleyman b. Bilâl'den; Umâre b. Gaziyye'den; Yahyâ b. Umâre'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölülerinize (ölmek üzere olanlarınıza) 'Lâ ilâhe illallâh'ı telkin edin."
1446. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَقِّنُوا مَوْتَاكُمْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ لِلأَحْيَاءِ قَالَ " أَجْوَدُ وَأَجْوَدُ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; Bize Ebû Âmir anlattı; Bize Kesîr b. Zeyd anlattı; İshak b. Abdullah b. Ca'fer'den; babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölülerinize (ölmek üzere olanlarınıza); 'Lâ ilâhe illallâhü'l-Halîmü'l-Kerîm. Sübhânallâhi Rabbi'l-Arşi'l-Azîm. El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-Âlemîn', (sözlerini) telkin edin." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! (Bunu söylemek) diriler için nasıldır?" Buyurdu ki: "Daha iyi ve daha güzeldir."
1447. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا حَضَرْتُمُ الْمَرِيضَ أَوِ الْمَيِّتَ فَقُولُوا خَيْرًا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ يُؤَمِّنُونَ عَلَى مَا تَقُولُونَ " . فَلَمَّا مَاتَ أَبُو سَلَمَةَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا سَلَمَةَ قَدْ مَاتَ . قَالَ " قُولِي اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَلَهُ وَأَعْقِبْنِي مِنْهُ عُقْبَى حَسَنَةً " . قَالَتْ فَفَعَلْتُ فَأَعْقَبَنِي اللَّهُ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنْهُ . مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; el-A'meş'ten; Şakîk'ten; Ümmü Seleme'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hastanın veya ölünün yanında bulunduğunuz zaman hayır söyleyin. Çünkü melekler söylediklerinize âmin derler." Ebû Seleme öldüğü zaman Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Ebû Seleme öldü," dedim. Buyurdu ki: "Şöyle de: 'Allâhümmeğfir lî ve lehû ve a'kıbnî minhü ukbâ hasene.' (Allah'ım! Beni ve onu bağışla. Ve onun ardından bana ondan daha hayırlı bir sonuç ver)." (Ümmü Seleme) dedi ki: "Ben bunu yaptım. Allah da bana ondan daha hayırlısını verdi: Allah'ın Resûlü Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem."
1448. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، - وَلَيْسَ بِالنَّهْدِيِّ - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اقْرَءُوهَا عِنْدَ مَوْتَاكُمْ " . يَعْنِي {يس} .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Ali b. el-Hasen b. Şakîk anlattı; İbn el-Mübârek'ten; Süleyman et-Teymî'den; Ebû Osman'dan -ki bu en-Nehdî değildir-; babasından; Ma'kıl b. Yesâr'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onu ölülerinizin (ölmek üzere olanlarınızın) yanında okuyun." (Râvi) Yâsîn (Sûresi'ni) kastediyor.
1449. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، جَمِيعًا عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ فُضَيْلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَمَّا حَضَرَتْ كَعْبًا الْوَفَاةُ أَتَتْهُ أُمُّ بِشْرٍ بِنْتُ الْبَرَاءِ بْنِ مَعْرُورٍ فَقَالَتْ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ إِنْ لَقِيتَ فُلاَنًا فَاقْرَأْ عَلَيْهِ مِنِّي السَّلاَمَ . قَالَ غَفَرَ اللَّهُ لَكِ يَا أُمَّ بِشْرٍ نَحْنُ أَشْغَلُ مِنْ ذَلِكِ . قَالَتْ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَمَا سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " إِنَّ أَرْوَاحَ الْمُؤْمِنِينَ فِي طَيْرٍ خُضْرٍ تَعْلُقُ فِي شَجَرِ الْجَنَّةِ " . قَالَ بَلَى . قَالَتْ فَهُوَ ذَاكَ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. İsmâil anlattı; Bize el-Muhâribî anlattı; (Her ikisi de) Muhammed b. İshak'tan; el-Hâris b. Fudayl'dan; ez-Zührî'den; Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik'ten; babasından (Ka'b b. Mâlik'ten); dedi ki: Ka'b'a ölüm (emareleri) geldiği zaman, el-Berâ b. Ma'rûr'un kızı Ümmü Bişr ona geldi ve: "Ey Ebû Abdurrahman! Eğer falanla karşılaşırsan, benden ona selâm söyle," dedi. (Ka'b): "Allah seni bağışlasın ey Ümmü Bişr! Biz bundan daha meşgulüz (kendi derdimize düşmüşüz)," dedi. (Ümmü Bişr) dedi ki: "Ey Ebû Abdurrahman! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmedin mi?: 'Muhakkak ki müminlerin ruhları yeşil kuşların içindedir; cennet ağaçlarında asılı dururlar (veya meyvelerinden yerler).'" (Ka'b): "Evet (işittim)," dedi. (Ümmü Bişr): "İşte bu odur (ruhlar serbesttir, görüşebilirler)," dedi.
1450. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ الْمَاجِشُونِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَهُوَ يَمُوتُ فَقُلْتُ اقْرَأْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ السَّلاَمَ .
Bize Ahmed b. el-Ezher anlattı; Bize Muhammed b. Îsâ anlattı; Bize Yûsuf b. el-Mâcişûn anlattı; Bize Muhammed b. el-Münkedir anlattı; dedi ki: Câbir b. Abdullah ölmek üzereyken yanına girdim ve dedim ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e selâm söyle."
1451. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ دَخَلَ عَلَيْهَا وَعِنْدَهَا حَمِيمٌ لَهَا يَخْنُقُهُ الْمَوْتُ فَلَمَّا رَأَى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَا بِهَا قَالَ لَهَا " لاَ تَبْتَئِسِي عَلَى حَمِيمِكِ فَإِنَّ ذَلِكَ مِنْ حَسَنَاتِهِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; Bize el-Velîd b. Müslim anlattı; Bize el-Evzâî anlattı; Atâ'dan; Âişe'den; (nakledildiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun (Âişe'nin) yanına girdi. Yanında ölmek üzere olan (can çekişen) bir yakını vardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun (Âişe'nin) üzüntüsünü görünce ona şöyle buyurdu: "Yakının için üzülme (feryad etme). Çünkü bu (can çekişme acısı), onun hasenatındandır (günahlarına kefarettir)."
1452. Hadis
حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بِشْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ الْمُثَنَّى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الْمُؤْمِنُ يَمُوتُ بِعَرَقِ الْجَبِينِ " .
Bize Bekir b. Halef Ebû Bişr anlattı; Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; el-Müsennâ b. Saîd'den; Katâde'den; İbn Büreyde'den; babasından (Büreyde'den); (nakledildiğine göre) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mümin, alnının teriyle (alnı terleyerek) ölür."
1453. Hadis
حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ الْفَرَجِ، حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ كَرْدَمٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَتَى تَنْقَطِعُ مَعْرِفَةُ الْعَبْدِ مِنَ النَّاسِ قَالَ " إِذَا عَايَنَ " .
Bize Ravh b. el-Ferec anlattı; Bize Nasr b. Hammâd anlattı; Bize Mûsâ b. Kerdem anlattı; Muhammed b. Kays'tan; Ebû Bürde'den; Ebû Mûsâ'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Kulun insanlarla olan bilişmesi (tanışıklığı) ne zaman kesilir?" diye sordum. Buyurdu ki: "(Melekleri veya ahireti) gözüyle gördüğü zaman."
1454. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْفَزَارِيُّ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ ذُؤَيْبٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى أَبِي سَلَمَةَ وَقَدْ شَقَّ بَصَرُهُ فَأَغْمَضَهُ ثُمَّ قَالَ " إِنَّ الرُّوحَ إِذَا قُبِضَ تَبِعَهُ الْبَصَرُ " .
Bize İsmâil b. Esed anlattı; Bize Muâviye b. Amr anlattı; Bize Ebû İshak el-Fezârî anlattı; Hâlid el-Hazzâ'dan; Ebû Kılâbe'den; Kabîsa b. Züeyb'den; Ümmü Seleme'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (kocam) Ebû Seleme'nin yanına girdi. Gözleri açık kalmış (donup kalmış) idi. Hemen onu kapattı, sonra şöyle buyurdu: "Ruh kabzedildiği zaman göz onu takip eder."
1455. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ تَوْبَةَ حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا قَزَعَةُ بْنُ سُوَيْدٍ، عَنْ حُمَيْدٍ الأَعْرَجِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ لَبِيدٍ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا حَضَرْتُمْ مَوْتَاكُمْ فَأَغْمِضُوا الْبَصَرَ فَإِنَّ الْبَصَرَ يَتْبَعُ الرُّوحَ وَقُولُوا خَيْرًا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُؤَمِّنُ عَلَى مَا قَالَ أَهْلُ الْبَيْتِ " .
Bize Ebû Dâvûd Süleyman b. Tevbe anlattı; Bize Âsım b. Ali anlattı; Bize Kazea b. Süveyd anlattı; Humeyd el-A'rec'den; ez-Zührî'den; Mahmûd b. Lebîd'den; Şeddâd b. Evs'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölülerinizin (ölmek üzere olanlarınızın) yanında hazır bulunduğunuz zaman gözlerini kapatın. Çünkü göz, ruhu takip eder. Ve hayır söyleyin. Çünkü melekler ev halkının söylediklerine âmin derler."
1456. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَبَّلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عُثْمَانَ بْنَ مَظْعُونٍ وَهُوَ مَيِّتٌ فَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى دُمُوعِهِ تَسِيلُ عَلَى خَدَّيْهِ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar; dediler ki: Bize Vekî' anlattı; Süfyân'dan; Âsım b. Ubeydullah'tan; el-Kâsım b. Muhammed'den; Âişe'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Osman b. Maz'ûn'u ölü iken öptü. Onun (Peygamber'in) gözyaşlarının yanaklarına aktığını görür gibiyim.
1457. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، وَالْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ، وَسَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، وَعَائِشَةَ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، قَبَّلَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ مَيِّتٌ .
Bize Ahmed b. Sinân, el-Abbâs b. Abdilazîm ve Sehl b. Ebî Sehl anlattılar; dediler ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; Süfyân'dan; Mûsâ b. Ebî Âişe'den; Ubeydullah b. Abdullah'tan; İbn Abbâs ve Âişe'den; (nakledildiğine göre): Ebû Bekir, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i ölü iken öptü.
1458. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَنَحْنُ نُغَسِّلُ ابْنَتَهُ أُمَّ كُلْثُومٍ فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكِ إِنْ رَأَيْتُنَّ ذَلِكِ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَلْقَى إِلَيْنَا حَقْوَهُ . وَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Abdülvehhâb es-Sekafî anlattı; Eyyûb'dan; Muhammed b. Sîrîn'den; Ümmü Atıyye'den; dedi ki: Biz kızı Ümmü Gülsüm'ü yıkarken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza girdi ve şöyle buyurdu: "Onu su ve sidr ile üç, beş veya gerek görürseniz bundan daha fazla yıkayın. Sonuncusunda kâfur veya biraz kâfur koyun. Bitirdiğiniz zaman bana haber verin." Bitirdiğimiz zaman ona haber verdik. Bize izarını (belden aşağısına sarılan örtüyü) attı ve: "Bunu ona iç gömlek yapın (vücuduna sarın)," buyurdu.
1459. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ أَيُّوبَ، حَدَّثَتْنِي حَفْصَةُ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، بِمِثْلِ حَدِيثِ مُحَمَّدٍ وَكَانَ فِي حَدِيثِ حَفْصَةَ " اغْسِلْنَهَا وِتْرًا " . وَكَانَ فِيهِ " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا " . وَكَانَ فِيهِ " ابْدَءُوا بِمَيَامِنِهَا وَمَوَاضِعِ الْوُضُوءِ مِنْهَا " . وَكَانَ فِيهِ أَنَّ أُمَّ عَطِيَّةَ قَالَتْ وَامْشِطْنَهَا ثَلاَثَةَ قُرُونٍ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Abdülvehhâb es-Sekafî anlattı; Eyyûb'dan; bana Hafsa anlattı; Ümmü Atıyye'den; (nakledildiğine göre) Muhammed (b. Sîrîn)'in hadisinin benzerini (rivayet etti). Hafsa'nın hadisinde (şunlar vardı): "Onu tek (sayıda) yıkayın." Ve yine onda: "Onu üç veya beş (defa) yıkayın," (ifadesi vardı). Ve yine onda: "Sağ tarafından ve abdest organlarından başlayın," (ifadesi vardı). Ve yine onda Ümmü Atıyye dedi ki: "Onun saçını üç örgü yaptık."
1460. Hadis
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تُبْرِزْ فَخِذَكَ وَلاَ تَنْظُرْ إِلَى فَخِذِ حَىٍّ وَلاَ مَيِّتٍ " .
Bize Bişr b. Âdem anlattı; Bize Ravh b. Ubâde anlattı; İbn Cüreyc'den; Habîb b. Ebî Sâbit'ten; Âsım b. Damre'den; Ali'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: "Uyluğunu açma (gösterme); dirinin de, ölünün de uyluğuna bakma."
1461. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ مُبَشِّرِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لِيُغَسِّلْ مَوْتَاكُمُ الْمَأْمُونُونَ " .
Bize Muhammed b. el-Musaffâ el-Hımsî anlattı; Bize Bakıyye b. el-Velîd anlattı; Mübeşşir b. Ubeyd'den; Zeyd b. Eslem'den; Abdullah b. Ömer'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölülerinizi güvenilir kimseler yıkasın."
1462. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ كَثِيرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ خَالِدٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ غَسَّلَ مَيِّتًا وَكَفَّنَهُ وَحَنَّطَهُ وَحَمَلَهُ وَصَلَّى عَلَيْهِ وَلَمْ يُفْشِ عَلَيْهِ مَا رَأَى خَرَجَ مِنْ خَطِيئَتِهِ مِثْلَ يَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; Bize Abdurrahman el-Muhâribî anlattı; Bize Abbâd b. Kesîr anlattı; Amr b. Hâlid'den; Habîb b. Ebî Sâbit'ten; Âsım b. Damre'den; Ali'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir ölüyü yıkar, kefenler, koku sürer, taşır, namazını kılar ve onda gördüğü (kusurları) yaymazsa, anasının onu doğurduğu günkü gibi hatalarından arınmış olarak çıkar."
1463. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ غَسَّلَ مَيِّتًا فَلْيَغْتَسِلْ " .
Bize Muhammed b. Abdilmelik b. Ebî'ş-Şevârib anlattı; Bize Abdülazîz b. el-Muhtâr anlattı; Süheyl b. Ebî Sâlih'ten; babasından; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir ölüyü yıkarsa, boy abdesti alsın (gusletsin)."
1464. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ خَالِدٍ الْوَهْبِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَوْ كُنْتُ اسْتَقْبَلْتُ مِنَ الأَمْرِ مَا اسْتَدْبَرْتُ مَا غَسَّلَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ غَيْرُ نِسَائِهِ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; Bize Ahmed b. Hâlid el-Vehbî anlattı; Bize Muhammed b. İshak anlattı; Yahyâ b. Abbâd b. Abdullah b. ez-Zübeyr'den; babasından; Âişe'den; dedi ki: "Eğer (bu) işten arkada bıraktığım şeyi (şimdi tecrübe ettiğimi) daha önce karşılasaydım (önceden bilseydim), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i hanımlarından başkası yıkamazdı."
1465. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ رَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنَ الْبَقِيعِ فَوَجَدَنِي وَأَنَا أَجِدُ صُدَاعًا فِي رَأْسِي وَأَنَا أَقُولُ وَارَأْسَاهُ فَقَالَ " بَلْ أَنَا يَا عَائِشَةُ وَارَأْسَاهُ " . ثُمَّ قَالَ " مَا ضَرَّكِ لَوْ مِتِّ قَبْلِي فَقُمْتُ عَلَيْكِ فَغَسَّلْتُكِ وَكَفَّنْتُكِ وَصَلَّيْتُ عَلَيْكِ وَدَفَنْتُكِ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; Bize Muhammed b. Seleme anlattı; Muhammed b. İshak'tan; Ya'kûb b. Utbe'den; ez-Zührî'den; Ubeydullah b. Abdullah'tan; Âişe'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Bakî'den (cenaze defninden) döndü ve beni başım ağrırken ve "Vay başım!" derken buldu. Bunun üzerine: "Bilakis ben, ey Âişe! Vay başım!" buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: "Eğer benden önce ölseydin, sana (hizmetine) dursam, seni yıkasam, kefenlesem, namazını kılsam ve seni defnetsem sana ne zararı olurdu?"
1466. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ الأَزْهَرِ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو بُرْدَةَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَمَّا أَخَذُوا فِي غُسْلِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَادَاهُمْ مُنَادٍ مِنَ الدَّاخِلِ لاَ تَنْزِعُوا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَمِيصَهُ .
Bize Saîd b. Yahyâ b. el-Ezher el-Vâsıtî anlattı; Bize Ebû Muâviye anlattı; Bize Ebû Bürde anlattı; Alkame b. Mersed'den; İbn Büreyde'den; babasından (Büreyde'den); dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i yıkamaya başladıkları zaman içeriden bir seslenen onlara şöyle seslendi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in gömleğini çıkarmayın."
1467. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ خِذَامٍ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ لَمَّا غَسَّلَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَهَبَ يَلْتَمِسُ مِنْهُ مَا يَلْتَمِسُ مِنَ الْمَيِّتِ فَلَمْ يَجِدْهُ . فَقَالَ بِأَبِي الطَّيِّبُ طِبْتَ حَيًّا وَطِبْتَ مَيِّتًا .
Bize Yahyâ b. Hızâm anlattı; Bize Safvân b. Îsâ anlattı; Bize Ma'mer haber verdi; ez-Zührî'den; Saîd b. el-Müseyyeb'den; Ali b. Ebî Tâlib'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i yıkadığı zaman, ölüden aranan şeyi (kiri) onda aradı fakat bulamadı. Bunun üzerine şöyle dedi: "Babam o Temiz'e feda olsun! Sağken de temizdin, ölüyken de temizsin."
1468. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ يَعْقُوبَ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ زَيْدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا أَنَا مُتُّ فَاغْسِلْنِي بِسَبْعِ قِرَبٍ مِنْ بِئْرِي بِئْرِ غَرْسٍ " .
Bize Abbâd b. Ya'kûb anlattı; Bize el-Hüseyin b. Zeyd b. Ali b. el-Hüseyin b. Ali anlattı; İsmâil b. Abdullah b. Ca'fer'den; babasından; Ali'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ben öldüğüm zaman beni kuyumdan, Gars Kuyusu'ndan (alınan) yedi kırba (su) ile yıkayın."
1469. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كُفِّنَ فِي ثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ بِيضٍ يَمَانِيَةٍ لَيْسَ فِيهَا قَمِيصٌ وَلاَ عِمَامَةٌ فَقِيلَ لِعَائِشَةَ إِنَّهُمْ كَانُوا يَزْعُمُونَ أَنَّهُ قَدْ كَانَ كُفِّنَ فِي حِبَرَةٍ . فَقَالَتْ عَائِشَةُ قَدْ جَاءُوا بِبُرْدِ حِبَرَةٍ فَلَمْ يُكَفِّنُوهُ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Hafs b. Gıyâs anlattı; Hişâm b. Urve'den; babasından; Âişe'den; (nakledildiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Yemen işi üç beyaz bez (kefen) içinde kefenlendi. İçlerinde ne gömlek, ne de sarık vardı. Âişe'ye: "Onlar (insanlar), onun Hibere (kumaşı) içinde kefenlendiğini iddia ediyorlardı (ne dersin)?" denildi. Âişe dedi ki: "Hibere kumaşından bir bürde getirdiler ama onu onunla kefenlemediler."
1470. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ هَذَا مَا سَمِعْتُ مِنْ أَبِي مُعَيْدٍ، حَفْصِ بْنِ غَيْلاَنَ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ كُفِّنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي ثَلاَثِ رِيَاطٍ بِيضٍ سَحُولِيَّةٍ .
Bize Muhammed b. Halef el-Askalânî anlattı; Bize Amr b. Ebî Seleme anlattı; dedi ki: Bu, Ebû Muayb Hafs b. Gaylân'dan işittiğim (hadistir); Süleyman b. Mûsâ'dan; Nâfi'den; Abdullah b. Ömer'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem üç parça beyaz Sehûliye (bez) içinde kefenlendi."
1471. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُفِّنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي ثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ قَمِيصُهُ الَّذِي قُبِضَ فِيهِ وَحُلَّةٌ نَجْرَانِيَّةٌ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; Bize Abdullah b. İdrîs anlattı; Yezîd b. Ebî Ziyâd'dan; el-Hakem'den; Miksem'den; İbn Abbâs'tan; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem üç parça elbise içinde kefenlendi: İçinde vefat ettiği gömleği ve (iki parçadan oluşan) Necran işi bir takım (hulle)."
1472. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ الْمَكِّيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " خَيْرُ ثِيَابِكُمُ الْبَيَاضُ فَكَفِّنُوا فِيهَا مَوْتَاكُمْ وَالْبَسُوهَا " .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; Bize Abdullah b. Recâ el-Mekkî haber verdi; Abdullah b. Osman b. Husaym'den; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Elbiselerinizin en hayırlısı beyaz olandır. Ölülerinizi onlarla kefenleyin ve onları giyin."
1473. Hadis
حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ حَاتِمِ بْنِ أَبِي نَصْرٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ نُسَىٍّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " خَيْرُ الْكَفَنِ الْحُلَّةُ " .
Bize Yûnus b. Abdil-a'lâ anlattı; Bize İbn Vehb anlattı; Bize Hişâm b. Sa'd haber verdi; Hâtim b. Ebî Nasr'dan; Ubâde b. Nüsey'den; babasından; Ubâde b. es-Sâmit'ten; (nakledildiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kefenin en hayırlısı (iki parçadan oluşan) hulle (takım)dir."
1474. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا وَلِيَ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ فَلْيُحْسِنْ كَفَنَهُ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; Bize Ömer b. Yûnus anlattı; Bize İkrime b. Ammâr anlattı; Hişâm b. Hassân'dan; Muhammed b. Sîrîn'den; Ebû Katâde'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri kardeşinin (cenaze işlerini) üstlendiği zaman kefenini güzel yapsın."
1475. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا أَبُو شَيْبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا قُبِضَ إِبْرَاهِيمُ ابْنُ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تُدْرِجُوهُ فِي أَكْفَانِهِ حَتَّى أَنْظُرَ إِلَيْهِ " . فَأَتَاهُ فَانْكَبَّ عَلَيْهِ وَبَكَى .
Bize Muhammed b. İsmâil b. Semüre anlattı; Bize Muhammed b. el-Hasen anlattı; Bize Ebû Şeybe anlattı; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in oğlu İbrâhim vefat ettiği zaman Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: "Ben ona bakıncaya kadar onu kefenlerine sarmayın," buyurdu. Sonra ona geldi, üzerine kapandı ve ağladı.
1476. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ بِلاَلِ بْنِ يَحْيَى، قَالَ كَانَ حُذَيْفَةُ إِذَا مَاتَ لَهُ الْمَيِّتُ قَالَ لاَ تُؤْذِنُوا بِهِ أَحَدًا إِنِّي أَخَافُ أَنْ يَكُونَ نَعْيًا إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِأُذُنَىَّ هَاتَيْنِ يَنْهَى عَنِ النَّعْىِ .
Bize Amr b. Râfi' anlattı; Bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı; Habîb b. Süleym'den; Bilâl b. Yahyâ'dan; dedi ki: Huzeyfe, bir yakını öldüğü zaman: "Onu kimseye duyurmayın (ölüm haberini yaymayın). Ben bunun 'ne'y' (yasaklanan ölüm ilanı) olmasından korkarım. Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şu iki kulağımla ne'yden nehyederken işittim," derdi.
1477. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَسْرِعُوا بِالْجِنَازَةِ فَإِنْ تَكُنْ صَالِحَةً فَخَيْرٌ تُقَدِّمُونَهَا إِلَيْهِ وَإِنْ تَكُنْ غَيْرَ ذَلِكَ فَشَرٌّ تَضَعُونَهُ عَنْ رِقَابِكُمْ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Hişâm b. Ammâr anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; ez-Zührî'den; Saîd b. el-Müseyyeb'den; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cenazeyi (kabre götürmekte) acele edin. Eğer salih bir kişiyse, onu hayra takdim etmiş olursunuz. Eğer bundan başkası ise, boyunlarınızdan bıraktığınız bir şerdir."
1478. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ نِسْطَاسٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ مَنِ اتَّبَعَ جِنَازَةً فَلْيَحْمِلْ بِجِوَانِبِ السَّرِيرِ كُلِّهَا فَإِنَّهُ مِنَ السُّنَّةِ ثُمَّ إِنْ شَاءَ فَلْيَتَطَوَّعْ وَإِنْ شَاءَ فَلْيَدَعْ .
Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Mansûr'dan; Ubeyd b. Nistâs'tan; Ebû Ubeyde'den; dedi ki: Abdullah b. Mes'ûd şöyle dedi: "Kim bir cenazenin ardından giderse, tabutun tüm kenarlarından taşısın. Zira bu sünnettendir. Sonra dilerse (daha fazla taşıyarak) nafile işlesin, dilerse bıraksın."
1479. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ بْنِ عَقِيلٍ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ ثَابِتٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ رَأَى جِنَازَةً يُسْرِعُونَ بِهَا قَالَ " لِتَكُنْ عَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ " .
Bize Muhammed b. Ubeyd b. Akîl anlattı; Bize Bişr b. Sâbit anlattı; Bize Şu'be anlattı; Leys'ten; Ebû Bürde'den; Ebû Mûsâ'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre): O, (insanların) süratle götürdükleri bir cenaze gördü ve: "Üzerinize sekînet (ağırbaşlılık/sükûnet) alınız (sakin olunuz)," buyurdu.
1480. Hadis
حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ رَاشِدِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ ثَوْبَانَ، مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ رَأَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَاسًا رُكْبَانًا عَلَى دَوَابِّهِمْ فِي جِنَازَةٍ فَقَالَ " أَلاَ تَسْتَحْيُونَ أَنَّ مَلاَئِكَةَ اللَّهِ يَمْشُونَ عَلَى أَقْدَامِهِمْ وَأَنْتُمْ رُكْبَانٌ " .
Bize Kesîr b. Ubeyd el-Hımsî anlattı; Bize Bakıyye b. el-Velîd anlattı; Ebû Bekir b. Ebî Meryem'den; Râşid b. Sa'd'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in azatlısı Sevbân'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir cenazede binekleri üzerinde giden birtakım insanlar gördü de şöyle buyurdu: "Allah'ın melekleri yaya olarak yürürken, siz binekli olmaktan (binek üzerinde gitmekten) utanmıyor musunuz?"
1481. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ حَيَّةَ، حَدَّثَنِي زِيَادُ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ حَيَّةَ، سَمِعَ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " الرَّاكِبُ خَلْفَ الْجِنَازَةِ وَالْمَاشِي مِنْهَا حَيْثُ شَاءَ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; Bize Ravh b. Ubâde anlattı; Bize Saîd b. Ubeydullah b. Cübeyr b. Hayye anlattı; Bana Ziyâd b. Cübeyr b. Hayye anlattı; o, Muğîre b. Şu'be'yi şöyle derken işitmiş: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Binekli olan, cenazenin arkasından gider. Yürüyen ise ondan (cenazeden) dilediği yerde (önünde, arkasında, sağında veya solunda) gider."
1482. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَسَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ يَمْشُونَ أَمَامَ الْجِنَازَةِ .
Bize Ali b. Muhammed, Hişâm b. Ammâr ve Sehl b. Ebî Sehl anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân anlattı; ez-Zührî'den; Sâlim'den; babasından; dedi ki: Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i, Ebû Bekir ve Ömer'i cenazenin önünde yürürlerken gördüm.
1483. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَمَّالُ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ الْبُرْسَانِيُّ، أَنْبَأَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ الأَيْلِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَبُو بَكْرٍ وَ عُمَرُ وَعُثْمَانُ يَمْشُونَ أَمَامَ الْجِنَازَةِ .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî ve Hârûn b. Abdullah el-Hammâl anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Bekr el-Bursânî anlattı; Bize Yûnus b. Yezîd el-Eylî haber verdi; ez-Zührî'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ömer ve Osman, cenazenin önünde yürürlerdi.
1484. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي مَاجِدَةَ الْحَنَفِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْجِنَازَةُ مَتْبُوعَةٌ وَلَيْسَتْ بِتَابِعَةٍ لَيْسَ مِنْهَا مَنْ تَقَدَّمَهَا " .
Bize Ahmed b. Abde anlattı; Bize Abdülvâhid b. Ziyâd haber verdi; Yahyâ b. Abdullah et-Teymî'den; Ebû Mâcide el-Hanefî'den; Abdullah b. Mes'ûd'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cenazeye tabi olunur (arkasından gidilir), o tabi olmaz. Cenazenin önüne geçen kimse, o (topluluk)tan değildir."
1485. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَزَوَّرِ، عَنْ نُفَيْعٍ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ الْحُصَيْنِ، وَأَبِي، بَرْزَةَ قَالاَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي جِنَازَةٍ فَرَأَى قَوْمًا قَدْ طَرَحُوا أَرْدِيَتَهُمْ يَمْشُونَ فِي قُمُصٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَبِفِعْلِ الْجَاهِلِيَّةِ تَأْخُذُونَ - أَوْ بِصُنْعِ الْجَاهِلِيَّةِ تَشَبَّهُونَ - لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ أَدْعُوَ عَلَيْكُمْ دَعْوَةً تَرْجِعُونَ فِي غَيْرِ صُوَرِكُمْ " . قَالَ فَأَخَذُوا أَرْدِيَتَهُمْ وَلَمْ يَعُودُوا لِذَلِكَ .
Bize Ahmed b. Abde anlattı; Bana Amr b. en-Nu'mân haber verdi; Bize Ali b. el-Hazavver anlattı; Nufey'den; İmrân b. el-Husayn ve Ebû Berze'den; dediler ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir cenazeye çıktık. (O sırada) ridalarını (üst kıyafetlerini) atıp sadece kamisleriyle (gömlekleriyle) yürüyen bir topluluk gördü. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cahiliye fiilini mi benimsiyorsunuz -yahut: Cahiliye'nin yaptığına mı benzemeye çalışıyorsunuz?- Gerçekten içimden, aleyhinize öyle bir dua etmek (beddua etmek) geçti ki, (insan suretinden) başka suretlerde dönesiniz." (Ravi) dedi ki: Bunun üzerine ridalarını aldılar (giydiler) ve bir daha buna dönmediler.
1486. Hadis
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْجُهَنِيُّ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ عُمَرَ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ تُؤَخِّرُوا الْجِنَازَةَ إِذَا حَضَرَتْ " .
Bize Harmele b. Yahyâ anlattı; Bize Abdullah b. Vehb anlattı; Bana Saîd b. Abdullah el-Cühenî haber verdi; Muhammed b. Ömer b. Ali b. Ebî Tâlib, ona babasından, (o da) dedesi Ali b. Ebî Tâlib'den naklederek anlatmış ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hazır olduğu zaman cenazeyi geciktirmeyin (hemen defnedin)."
1487. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّنْعَانِيُّ، أَنْبَأَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى الْفُضَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ عَنْ أَبِي حَرِيزٍ، أَنَّ أَبَا بُرْدَةَ، حَدَّثَهُ قَالَ أَوْصَى أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ حِينَ حَضَرَهُ الْمَوْتُ فَقَالَ لاَ تُتْبِعُونِي بِمِجْمَرٍ . قَالُوا لَهُ أَوَ سَمِعْتَ فِيهِ شَيْئًا قَالَ نَعَمْ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Muhammed b. Abdilalâ es-San'ânî anlattı; Bize Mu'temir b. Süleyman haber verdi; dedi ki: Fudayl b. Meysere'ye okudum; Ebû Harîz'den; Ebû Bürde'nin ona anlattığına göre: Ebû Mûsâ el-Eş'arî, kendisine ölüm (hali) geldiğinde vasiyet etti ve: "Arkamdan micmer (içinde ateş/tütsü bulunan kap) getirmeyin," dedi. Ona: "Bu konuda bir şey mi işittin?" dediler. O da: "Evet, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (işittim)," dedi.
1488. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، أَنْبَأَنَا شَيْبَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ صَلَّى عَلَيْهِ مِائَةٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ غُفِرَ لَهُ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Ubeydullah anlattı; Bize Şeybân haber verdi; el-A'meş'ten; Ebû Sâlih'ten; Ebû Hüreyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre); şöyle buyurdu: "Kimin üzerine Müslümanlardan yüz kişi namaz kılarsa, o bağışlanır."
1489. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ سُلَيْمٍ، حَدَّثَنِي حُمَيْدُ بْنُ زِيَادٍ الْخَرَّاطُ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ قَالَ هَلَكَ ابْنٌ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ لِي يَا كُرَيْبُ قُمْ فَانْظُرْ هَلِ اجْتَمَعَ لاِبْنِي أَحَدٌ فَقُلْتُ نَعَمْ . فَقَالَ وَيْحَكَ كَمْ تَرَاهُمْ؟ أَرْبَعِينَ؟ قُلْتُ: لاَ. بَلْ هُمْ أَكْثَرُ . قَالَ: فَاخْرُجُوا بِابْنِي فَأَشْهَدُ لَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " مَا مِنْ أَرْبَعِينَ مِنْ مُؤْمِنٍ يَشْفَعُونَ لِمُؤْمِنٍ إِلاَّ شَفَّعَهُمُ اللَّهُ " .
Bize İbrâhîm b. el-Münzir el-Hizâmî anlattı; Bize Bekr b. Süleym anlattı; Bana Humeyd b. Ziyâd el-Harrât anlattı; Abdullah b. Abbâs'ın azatlısı Küreyb'den; dedi ki: Abdullah b. Abbâs'ın bir oğlu vefat etti. Bana: "Ey Küreyb! Kalk bak, oğlum için (insanlar) toplandı mı?" dedi. Ben de: "Evet," dedim. Bunun üzerine: "Vay sana! Onları kaç kişi görüyorsun? Kırk kişi varlar mı?" dedi. Ben: "Hayır (sadece kırk değil), bilakis onlar daha çoklar," dedim. Dedi ki: "O halde oğlumu çıkarın. Zira ben şahitlik ederim ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: Kırk mümin (bir araya gelip) bir mümine şefaat ederlerse (namazını kılıp dua ederlerse), Allah mutlaka onları ona şefaatçi kılar (dualarını kabul eder)."
1490. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ مَرْثَدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْيَزَنِيِّ، عَنْ مَالِكِ بْنِ هُبَيْرَةَ الشَّامِيِّ، - وَكَانَتْ لَهُ صُحْبَةٌ - قَالَ كَانَ إِذَا أُتِيَ بِجِنَازَةٍ فَتَقَالَّ مَنْ تَبِعَهَا جَزَّأَهُمْ ثَلاَثَةَ صُفُوفٍ ثُمَّ صَلَّى عَلَيْهَا وَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَا صَفَّ صُفُوفٌ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ عَلَى مَيِّتٍ إِلاَّ أَوْجَبَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar; dediler ki: Bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; Muhammed b. İshâk'tan; Yezîd b. Ebî Habîb'den; Mersed b. Abdullah el-Yezenî'den; Mâlik b. Hübeyre eş-Şâmî'den -ki sahabiliği vardı-; dedi ki: (Mâlik b. Hübeyre,) kendisine bir cenaze getirildiğinde, onu takip edenleri (cemaati) azımsarsa, onları üç safa ayırır, sonra (cenaze) namazını kıldırırdı ve şöyle derdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Müslümanlardan üç saf (halindeki cemaat), bir ölünün üzerine saf tutarlarsa, (o ölüye cennet/mağfiret) mutlaka vacip olur."
1491. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مُرَّ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِجِنَازَةٍ فَأُثْنِيَ عَلَيْهَا خَيْرًا فَقَالَ " وَجَبَتْ " . ثُمَّ مُرَّ عَلَيْهِ بِجِنَازَةٍ فَأُثْنِيَ عَلَيْهَا شَرًّا فَقَالَ " وَجَبَتْ " . فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قُلْتَ لِهَذِهِ وَجَبَتْ وَلِهَذِهِ وَجَبَتْ فَقَالَ " شَهَادَةُ الْقَوْمِ وَالْمُؤْمِنُونَ شُهُودُ اللَّهِ فِي الأَرْضِ " .
Bize Ahmed b. Abde anlattı; Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Sâbit'ten; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanından bir cenaze geçirildi. O (cenaze) hayırla yâd edildi. Bunun üzerine: "Vacip oldu," buyurdu. Sonra (yanından) başka bir cenaze geçirildi. O da şerle yâd edildi. Bunun üzerine (yine): "Vacip oldu," buyurdu. Denildi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Buna da 'vacip oldu' dedin, buna da 'vacip oldu' dedin?" Şöyle buyurdu: "(Bu) topluluğun şahitliğidir. Müminler, yeryüzünde Allah'ın şahitleridir."
1492. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مُرَّ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِجِنَازَةٍ - فَأُثْنِيَ عَلَيْهَا خَيْرًا فِي مَنَاقِبِ الْخَيْرِ فَقَالَ " وَجَبَتْ " . ثُمَّ مَرُّوا عَلَيْهِ بِأُخْرَى فَأُثْنِيَ عَلَيْهَا شَرًّا فِي مَنَاقِبِ الشَّرِّ فَقَالَ " وَجَبَتْ إِنَّكُمْ شُهَدَاءُ اللَّهِ فِي الأَرْضِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Ali b. Müshir anlattı; Muhammed b. Amr'dan; Ebû Seleme'den; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanından bir cenaze geçirildi. Hayır hususlarında (iyi) hayırla yâd edildi. Bunun üzerine: "Vacip oldu," buyurdu. Sonra (yanından) bir başkasını geçirdiler. Şer hususlarında (kötü) şerle yâd edildi. Bunun üzerine (yine): "Vacip oldu. Muhakkak ki siz, yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz," buyurdu.
1493. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ الْحُسَيْنُ بْنُ ذَكْوَانَ أَخْبَرَنِي عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ الأَسْلَمِيِّ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ الْفَزَارِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى عَلَى امْرَأَةٍ مَاتَتْ فِي نِفَاسِهَا فَقَامَ وَسَطَهَا .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; Bize Ebû Üsâme anlattı; Hüseyin b. Zekvân'ın, bana Abdullah b. Büreyde el-Eslemî'den, (onun da) Semure b. Cündeb el-Fezârî'den haber verdiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, nifas halindeyken (lohusa iken) ölen bir kadının (cenaze) namazını kıldırdı ve (kadının) tam ortasında durdu.
1494. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي غَالِبٍ، قَالَ رَأَيْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ صَلَّى عَلَى جِنَازَةِ رَجُلٍ فَقَامَ حِيَالَ رَأْسِهِ فَجِيءَ بِجِنَازَةٍ أُخْرَى بِامْرَأَةٍ فَقَالُوا يَا أَبَا حَمْزَةَ صَلِّ عَلَيْهَا . فَقَامَ حِيَالَ وَسَطِ السَّرِيرِ فَقَالَ لَهُ الْعَلاَءُ بْنُ زِيَادٍ يَا أَبَا حَمْزَةَ هَكَذَا رَأَيْتَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَامَ مِنَ الْجِنَازَةِ مُقَامَكَ مِنَ الرَّجُلِ وَقَامَ مِنَ الْمَرْأَةِ مُقَامَكَ مِنَ الْمَرْأَةِ قَالَ نَعَمْ . فَأَقْبَلَ عَلَيْنَا فَقَالَ احْفَظُوا .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; Bize Saîd b. Âmir anlattı; Hemmâm'dan; Ebû Gâlib'den; dedi ki: Ben Enes b. Mâlik'i bir adamın cenaze namazını kıldırırken gördüm, başı hizasında durdu. Sonra bir kadının cenazesi getirildi. "Ey Ebû Hamza! Bunun namazını da kıldır," dediler. O da tabutun tam ortasının hizasında durdu. Alâ' b. Ziyâd ona: "Ey Ebû Hamza! Sen Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i, erkeğin cenazesinde durduğun gibi, kadının cenazesinde de (şimdi) durduğun gibi dururken mi gördün?" dedi. O da: "Evet," dedi. Sonra bize döndü ve: "(Bunu) ezberleyin (öğrenin)," dedi.
1495. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُثْمَانَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَرَأَ عَلَى الْجِنَازَةِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; Bize Zeyd b. el-Hubâb anlattı; Bize İbrâhîm b. Osmân anlattı; el-Hakem'den; Miksem'den; İbn Abbâs'tan (nakledildiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, cenaze namazında Fâtiha'yı okudu.
1496. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي عَاصِمٍ النَّبِيلُ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُسْتَمِرِّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ جَعْفَرٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنِي شَهْرُ بْنُ حَوْشَبٍ، حَدَّثَتْنِي أُمُّ شَرِيكٍ الأَنْصَارِيَّةُ، قَالَتْ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ نَقْرَأَ عَلَى الْجِنَازَةِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ .
Bize Amr b. Ebî Âsım en-Nebîl ve İbrâhîm b. el-Müstemirr anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Âsım anlattı; Bize Hammâd b. Ca'fer el-Abdî anlattı; Bana Şehr b. Havşeb anlattı; Bana Ümmü Şerîk el-Ensâriyye anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize, cenaze (namazın)da Fâtiha'yı okumamızı emretti.
1497. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عُبَيْدٍ، مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ بْنِ مَيْمُونٍ الْمَدِينِيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْحَرَّانِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " إِذَا صَلَّيْتُمْ عَلَى الْمَيِّتِ فَأَخْلِصُوا لَهُ الدُّعَاءَ " .
Bize Ebû Ubeyd Muhammed b. Ubeyd b. Meymûn el-Medînî anlattı; Bize Muhammed b. Seleme el-Harrânî anlattı; Muhammed b. İshâk'tan; Muhammed b. İbrâhîm b. el-Hâris et-Teymî'den; Ebû Seleme b. Abdurrahmân'dan; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Ölü üzerine namaz kıldığınız zaman, onun için duayı ihlasla (samimiyetle) yapın."
1498. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ يَقُولُ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّنَا وَمَيِّتِنَا وَشَاهِدِنَا وَغَائِبِنَا وَصَغِيرِنَا وَكَبِيرِنَا وَذَكَرِنَا وَأُنْثَانَا اللَّهُمَّ مَنْ أَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَأَحْيِهِ عَلَى الإِسْلاَمِ وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلَى الإِيمَانِ اللَّهُمَّ لاَ تَحْرِمْنَا أَجْرَهُ وَلاَ تُضِلَّنَا بَعْدَهُ " .
Bize Süveyd b. Saîd anlattı; Bize Ali b. Müshir anlattı; Muhammed b. İshâk'tan; Muhammed b. İbrâhîm'den; Ebû Seleme'den; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir cenaze namazı kıldırdığı zaman şöyle derdi: "Allah'ım! Dirimizi ve ölümüzü, şahidimizi (burada bulunanımızı) ve gaibimizi (burada bulunmayanımızı), küçüğümüzü ve büyüğümüzü, erkeğimizi ve kadınımızı bağışla. Allah'ım! Bizden yaşattığını İslam üzere yaşat. Bizden vefat ettirdiğini iman üzere vefat ettir. Allah'ım! Bizi onun ecrinden mahrum etme ve ondan sonra bizi saptırma."
1499. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ جَنَاحٍ، حَدَّثَنِي يُونُسُ بْنُ مَيْسَرَةَ بْنِ حَلْبَسٍ، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ، قَالَ: صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَأَسْمَعُهُ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنَّ فُلاَنَ بْنَ فُلاَنٍ فِي ذِمَّتِكَ وَحَبْلِ جِوَارِكَ فَقِهِ مِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ النَّارِ وَأَنْتَ أَهْلُ الْوَفَاءِ وَالْحَقِّ فَاغْفِرْ لَهُ وَارْحَمْهُ إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ " .
Bize Abdurrahman b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattı; Bize Velîd b. Müslim anlattı; Bize Mervân b. Cenâh anlattı; Bana Yûnus b. Meysere b. Halbes anlattı; Vâsile b. el-Eska'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Müslümanlardan bir adamın cenaze namazını kıldırdı. O'nu şöyle derken işittim: "Allah'ım! Filan oğlu filan senin zimmetinde ve civarının (himayenin) güvencesindedir. Onu kabir fitnesinden ve cehennem azabından koru. Sen vefa ve hak ehlisin. Onu bağışla ve ona merhamet et. Şüphesiz sen, evet sen; el-Gafûr'sun (çok bağışlayansın), er-Rahîm'sin (çok merhamet edensin)."
1500. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا فَرَجُ بْنُ الْفَضَالَةِ، حَدَّثَنِي عِصْمَةُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ شَهِدْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى عَلَى رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ وَاغْفِرْ لَهُ وَارْحَمْهُ وَعَافِهِ وَاعْفُ عَنْهُ وَاغْسِلْهُ بِمَاءٍ وَثَلْجٍ وَبَرَدٍ وَنَقِّهِ مِنَ الذُّنُوبِ وَالْخَطَايَا كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ وَأَبْدِلْهُ بِدَارِهِ دَارًا خَيْرًا مِنْ دَارِهِ وَأَهْلاً خَيْرًا مِنْ أَهْلِهِ وَقِهِ فِتْنَةَ الْقَبْرِ وَعَذَابَ النَّارِ " . قَالَ عَوْفٌ فَلَقَدْ رَأَيْتُنِي فِي مُقَامِي ذَلِكَ أَتَمَنَّى أَنْ أَكُونَ مَكَانَ ذَلِكَ الرَّجُلِ .
Bize Yahyâ b. Hakîm anlattı; Bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî anlattı; Bize Farac b. Fedâle anlattı; Bana İsme b. Râşid anlattı; Habîb b. Ubeyd'den; Avf b. Mâlik'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ensar'dan bir adamın namazını kıldırırken (orada) bulundum ve O'nu şöyle derken işittim: "Allah'ım! Ona salât et (rahmet et), onu bağışla, ona merhamet et, ona afiyet ver ve onu affet. Onu su, kar ve dolu ile yıka. Beyaz elbisenin kirden arındığı gibi onu da günah ve hatalardan arındır. Ona (dünyadaki) yurdundan daha hayırlı bir yurt, ehlinden (ailesinden) daha hayırlı bir ehil ver. Ve onu kabir fitnesinden ve cehennem azabından koru." Avf dedi ki: O anda kendimi, o adamın yerinde olmayı temenni ederken buldum.
1501. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ مَا أَبَاحَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَلاَ أَبُو بَكْرٍ وَلاَ عُمَرُ فِي شَىْءٍ مَا أَبَاحُوا فِي الصَّلاَةِ عَلَى الْمَيِّتِ . يَعْنِي لَمْ يُوَقِّتْ .
Bize Abdullah b. Saîd anlattı; Bize Hafs b. Gıyâs anlattı; Haccâc'dan; Ebû'z-Zübeyr'den; Câbir'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ne Ebû Bekir, ne de Ömer, hiçbir şeyde bize, ölüye namaz kılarken (yapılan duada) mubah (serbest) kıldıkları kadar mubah (genişlik/serbestlik) tanımadılar. Yani (belli bir dua ile) sınırlamadı.
1502. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ إِلْيَاسَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، . أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى عَلَى عُثْمَانَ بْنِ مَظْعُونٍ وَكَبَّرَ عَلَيْهِ أَرْبَعًا .
Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib bize anlattı; el-Muğîre b. Abdirrahman bize anlattı; Hâlid b. İlyâs bize anlattı; İsmâîl b. Amr b. Saîd b. el-Âs'tan; Osman b. Abdillah b. el-Hakem b. el-Hâris'ten; Osman b. Affân'dan [nakledildiğine göre]; "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Osman b. Maz'ûn'un [cenaze] namazını kıldı ve onun üzerine dört tekbir aldı."
1503. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، حَدَّثَنَا الْهَجَرِيُّ، قَالَ صَلَيْتُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى الأَسْلَمِيِّ صَاحِبِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى جِنَازَةِ ابْنَةٍ لَهُ فَكَبَّرَ عَلَيْهَا أَرْبَعًا فَمَكَثَ بَعْدَ الرَّابِعَةِ شَيْئًا . قَالَ فَسَمِعْتُ الْقَوْمَ يُسَبِّحُونَ بِهِ مِنْ نَوَاحِي الصُّفُوفِ فَسَلَّمَ ثُمَّ قَالَ أَكُنْتُمْ تُرَوْنَ أَنِّي مُكَبِّرٌ خَمْسًا قَالُوا تَخَوَّفْنَا ذَلِكَ . قَالَ لَمْ أَكُنْ لأَفْعَلَ . وَلَكِنْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُكَبِّرُ أَرْبَعًا ثُمَّ يَمْكُثُ سَاعَةً فَيَقُولُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ثُمَّ يُسَلِّمُ .
Alî b. Muhammed bize anlattı; Abdurrahman el-Muhâribî bize anlattı; el-Hecerî bize anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından Abdullah b. Ebî Evfâ el-Eslemî ile beraber, kendisine ait bir kızın cenazesine namaz kıldım. "O da onun üzerine dört tekbir aldı. Sonra dördüncü(tekbir)den sonra bir miktar bekledi. (Ravi) dedi ki: Cemaatin, safların kenarlarından (uyarmak için) tesbih getirdiklerini işittim. Sonra (Abdullah) selam verdi, sonra dedi ki: 'Benim beş tekbir alacağımı mı sandınız?' Dediler ki: 'Bundan endişe ettik.' Dedi ki: 'Ben bunu yapacak değildim. Lakin ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i (şöyle yaparken) işittim; (o) dört tekbir alır, sonra bir süre bekler, Allah'ın (o esnada) söylemesini dilediği şeyi söyler, sonra selam verirdi."
1504. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْيَمَانِ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ خَلِيفَةَ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَبَّرَ أَرْبَعًا .
Ebû Hişâm er-Rifâî, Muhammed b. es-Sabbâh ve Ebû Bekr b. Hallâd bize anlattılar; dediler ki: Yahyâ b. el-Yemân bize anlattı; el-Minhâl b. Halîfe'den; Haccâc'dan; Atâ'dan; İbn Abbâs'tan [nakledildiğine göre]; "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, (cenaze üzerine) dört tekbir aldı."
1505. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، وَأَبُو دَاوُدَ عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ زَيْدُ بْنُ أَرْقَمَ يُكَبِّرُ عَلَى جَنَائِزِنَا أَرْبَعًا وَأَنَّهُ كَبَّرَ عَلَى جِنَازَةٍ خَمْسًا فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُكَبِّرُهَا .
Muhammed b. Beşşâr bize anlattı; Muhammed b. Ca'fer bize anlattı; Şu'be bize anlattı. (H) Ve Yahyâ b. Hakîm bize anlattı; İbn Ebî Adî ve Ebû Dâvûd bize anlattılar; Şu'be'den; Amr b. Murre'den; Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Zeyd b. Erkam bizim cenazelerimizin üzerine dört tekbir alırdı. Şüphesiz o (bir defasında) bir cenaze üzerine beş tekbir aldı. Kendisine (bunu) sordum. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu (böyle, beş) tekbir alırdı."
1506. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَلِيٍّ الرَّافِعِيُّ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَبَّرَ خَمْسًا .
İbrahim b. el-Münzir el-Hizâmî bize anlattı; İbrahim b. Alî er-Râfiî bize anlattı; Kesîr b. Abdillah'tan; babasından; dedesinden [nakledildiğine göre]; "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beş tekbir aldı."
1507. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ حَيَّةَ، حَدَّثَنِي عَمِّي، زِيَادُ بْنُ جُبَيْرٍ حَدَّثَنِي أَبِي جُبَيْرُ بْنُ حَيَّةَ، أَنَّهُ سَمِعَ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " الطِّفْلُ يُصَلَّى عَلَيْهِ " .
Muhammed b. Beşşâr bize anlattı; Ravh b. Ubâde bize anlattı; dedi ki: Saîd b. Ubeydillah b. Cübeyr b. Hayye bize anlattı; amcam Ziyâd b. Cübeyr bana anlattı; babam Cübeyr b. Hayye bana anlattı; o Muğîre b. Şu'be'yi işitmiş, diyor ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Çocuğun üzerine [cenaze] namazı kılınır."
1508. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ بَدْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا اسْتَهَلَّ الصَّبِيُّ صُلِّيَ عَلَيْهِ وَوُرِثَ " .
Hişâm b. Ammâr bize anlattı; er-Rabî' b. Bedr bize anlattı; Ebu'z-Zübeyr bize anlattı; Câbir b. Abdillah'tan [nakledildiğine göre]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bebek (doğarken) ses verirse (ağlarsa), üzerine [cenaze] namazı kılınır ve (kendisine) varis olunur."
1509. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْبَخْتَرِيُّ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " صَلُّوا عَلَى أَطْفَالِكُمْ فَإِنَّهُمْ مِنْ أَفْرَاطِكُمْ " .
Hişâm b. Ammâr bize anlattı; el-Bahterî b. Ubeyd bize anlattı; babasından; Ebû Hureyre'den [nakledildiğine göre]; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Çocuklarınıza [cenaze] namazı kılın. Çünkü onlar sizin öncülerinizdendir."
1510. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، قَالَ قُلْتُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى رَأَيْتَ إِبْرَاهِيمَ ابْنَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ مَاتَ وَهُوَ صَغِيرٌ وَلَوْ قُضِيَ أَنْ يَكُونَ بَعْدَ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَبِيٌّ لَعَاشَ ابْنُهُ وَلَكِنْ لاَ نَبِيَّ بَعْدَهُ .
Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr bize anlattı; Muhammed b. Bişr bize anlattı; İsmâîl b. Ebî Hâlid bize anlattı; dedi ki: Abdullah b. Ebî Evfâ'ya; "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in oğlu İbrahim'i gördün mü?" dedim. "Dedi ki: 'O küçükken öldü. Eğer Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'den sonra bir nebi olması (takdir) edilseydi, oğlu yaşardı. Lakin ondan sonra nebi yoktur.'"
1511. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْقُدُّوسِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ شَبِيبٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ عُتَيْبَةَ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا مَاتَ إِبْرَاهِيمُ ابْنُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَقَالَ " إِنَّ لَهُ مُرْضِعًا فِي الْجَنَّةِ وَلَوْ عَاشَ لَكَانَ صِدِّيقًا نَبِيًّا . وَلَوْ عَاشَ لَعَتَقَتْ أَخْوَالُهُ الْقِبْطُ وَمَا اسْتُرِقَّ قِبْطِيٌّ " .
Abdulquddûs b. Muhammed bize anlattı; Dâvûd b. Şebîb el-Bâhilî bize anlattı; İbrahim b. Osman bize anlattı; Hakem b. Uteybe bize anlattı; Miksem'den; İbn Abbâs'tan [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in oğlu İbrahim vefat ettiğinde, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun [cenaze] namazını kıldı ve şöyle buyurdu: 'Muhakkak ki onun cennette bir sütannesi vardır. Eğer yaşasaydı, elbette sıddık bir nebi olurdu. Ve eğer yaşasaydı, dayıları (olan) Kıptîler azat olurdu ve hiçbir Kıptî köleleştirilmezdi.'"
1512. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عِمْرَانَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ أَبِي الْوَلِيدِ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْحُسَيْنِ، عَنْ أَبِيهَا الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ الْقَاسِمُ ابْنُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ خَدِيجَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ دَرَّتْ لُبَيْنَةُ الْقَاسِمِ فَلَوْ كَانَ اللَّهُ أَبْقَاهُ حَتَّى يَسْتَكْمِلَ رَضَاعَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ تَمَامَ رَضَاعِهِ فِي الْجَنَّةِ " . قَالَتْ لَوْ أَعْلَمُ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَهَوَّنَ عَلَىَّ أَمْرَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنْ شِئْتِ دَعَوْتُ اللَّهَ تَعَالَى فَأَسْمَعَكِ صَوْتَهُ " . قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَلْ أُصَدِّقُ اللَّهَ وَرَسُولَهُ .
Abdullah b. İmrân bize anlattı; Ebû Dâvûd bize anlattı; Hişâm b. Ebî'l-Velîd bize anlattı; annesinden; Fâtıma bint el-Hüseyin'den; babası Hüseyin b. Alî'den [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in oğlu Kasım vefat ettiğinde, Hatice dedi ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Kasım'ın sütü (memede) taştı (daha emeceği vardı). Keşke Allah, süt emme süresini tamamlayıncaya kadar onu yaşatsaydı.' Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Şüphesiz onun süt emmesini tamamlaması cennette olacaktır.' (Hatice): 'Eğer bunu bilseydim ey Allah'ın Resulü, bu onun (ayrılık) işini bana kolaylaştırırdı' dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Dilersen Allah Teala'ya dua edeyim de sana onun sesini işittireyim' buyurdu. (Hatice): 'Ey Allah'ın Resulü! Bilakis ben Allah'ı ve Resulü'nü tasdik ediyorum' dedi."
1513. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أُتِيَ بِهِمْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ أُحُدٍ فَجَعَلَ يُصَلِّي عَلَى عَشَرَةٍ عَشَرَةٍ وَحَمْزَةُ هُوَ كَمَا هُوَ يُرْفَعُونَ وَهُوَ كَمَا هُوَ مَوْضُوعٌ .
Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr bize anlattı; Ebû Bekr b. Ayyâş bize anlattı; Yezîd b. Ebî Ziyâd'dan; Miksem'den; İbn Abbâs'tan [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Uhud günü (şehitler) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. (Nebi) onar onar (gruplar halinde) namazlarını kılmaya başladı. Hamza (o esnada) olduğu yerde duruyordu. (Diğer şehitler) kaldırılıyorlardı, Hamza ise olduğu gibi (yerde) duruyordu."
1514. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَجْمَعُ بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ وَالثَّلاَثَةِ مِنْ قَتْلَى أُحُدٍ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ ثُمَّ يَقُولُ " أَيُّهُمْ أَكْثَرُ أَخْذًا لِلْقُرْآنِ " . فَإِذَا أُشِيرَ لَهُ إِلَى أَحَدِهِمْ قَدَّمَهُ فِي اللَّحْدِ وَقَالَ " أَنَا شَهِيدٌ عَلَى هَؤُلاَءِ " . وَأَمَرَ بِدَفْنِهِمْ فِي دِمَائِهِمْ وَلَمْ يُصَلِّ عَلَيْهِمْ وَلَمْ يُغَسَّلُوا .
Muhammed b. Rumh bize anlattı; Leys b. Sa'd bize haber verdi; İbn Şihâb'dan; Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik'ten; Câbir b. Abdillah'tan [nakledildiğine göre]; "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Uhud şehitlerinden iki ve üç kişiyi bir elbise içinde bir araya getirirdi. Sonra: 'Bunların hangisi Kur'an'ı daha çok almıştır (biliyor)?' derdi. Kendisine onlardan birine işaret edildiğinde, onu lahitte öne geçirirdi ve: 'Ben bunların üzerine şahidim' buyururdu. Onların (yıkanmadan) kanlarıyla defnedilmelerini emretti. Onlara (cenaze) namazı kılmadı ve onlar yıkanmadılar."
1515. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَاصِمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَ بِقَتْلَى أُحُدٍ أَنْ يُنْزَعَ عَنْهُمُ الْحَدِيدُ وَالْجُلُودُ وَأَنْ يُدْفَنُوا فِي ثِيَابِهِمْ بِدِمَائِهِمْ .
Muhammed b. Ziyâd bize anlattı; Alî b. Âsım bize anlattı; Atâ b. es-Sâib'den; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan [nakledildiğine göre]; "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Uhud şehitlerinden demir (zırh) ve derilerin çıkarılmasını ve onların kanlarıyla, elbiseleri içinde defnedilmelerini emretti."
1516. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَسَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، سَمِعَ نُبَيْحًا الْعَنَزِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَ بِقَتْلَى أُحُدٍ أَنْ يُرَدُّوا إِلَى مَصَارِعِهِمْ وَكَانُوا نُقِلُوا إِلَى الْمَدِينَةِ .
Hişâm b. Ammâr ve Sehl b. Ebî Sehl bize anlattılar; dediler ki: Süfyân b. Uyeyne bize anlattı; el-Esved b. Kays'tan; Nübeyh el-Anezî'yi işitmiş, diyor ki: Câbir b. Abdillah'ı şöyle derken işittim: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Uhud şehitlerinin, öldürüldükleri yerlere geri götürülmelerini emretti. Onlar Medine'ye taşınmışlardı."
1517. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ صَالِحٍ، مَوْلَى التَّوْأَمَةِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ فِي الْمَسْجِدِ فَلَيْسَ لَهُ شَىْءٌ " .
Alî b. Muhammed bize anlattı; Vekî' bize anlattı; İbn Ebî Zi'b'den; Sâlih Mevla't-Tev'eme'den; Ebû Hureyre'den [nakledildiğine göre]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim mescidde cenaze namazı kılarsa, onun için bir şey (sevap) yoktur."
1518. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ صَالِحِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ وَاللَّهِ مَا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى سُهَيْلِ ابْنِ بَيْضَاءَ إِلاَّ فِي الْمَسْجِدِ . قَالَ ابْنُ مَاجَهْ حَدِيثُ عَائِشَةَ أَقْوَى .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe bize anlattı; Yûnus b. Muhammed bize anlattı; Füleyh b. Süleyman bize anlattı; Sâlih b. Aclân'dan; Abbâd b. Abdillah b. ez-Zübeyr'den; Âişe'den [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Vallahi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Süheyl b. Beydâ'nın (cenaze) namazını ancak mescidin içinde kıldı." İbn Mâce dedi ki: Âişe'nin hadisi daha kuvvetlidir.
1519. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، جَمِيعًا عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىِّ بْنِ رَبَاحٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ الْجُهَنِيَّ، يَقُولُ: ثَلاَثُ سَاعَاتٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَنْهَانَا أَنْ نُصَلِّيَ فِيهِنَّ أَوْ نَقْبِرَ فِيهِنَّ مَوْتَانَا حِينَ تَطْلُعُ الشَّمْسُ بَازِغَةً، وَحِينَ يَقُومُ قَائِمُ الظَّهِيرَةِ حَتَّى تَمِيلَ الشَّمْسُ، وَحِينَ تَضَيَّفُ لِلْغُرُوبِ حَتَّى تَغْرُبَ .
Alî b. Muhammed bize anlattı; Vekî' bize anlattı. (H) Ve Amr b. Râfi' bize anlattı; Abdullah b. el-Mübârek bize anlattı; hepsi Mûsâ b. Uleyy b. Rebâh'tan; dedi ki: Babamı şöyle derken işittim: Ukbe b. Âmir el-Cühenî'yi şöyle derken işittim: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bize, kendilerinde namaz kılmamızı veya ölülerimizi defnetmemizi yasakladığı üç saat (vakit) vardır: Güneş parıldayarak doğduğu sırada (yükselinceye kadar), öğle vakti (güneş tam tepede) dikildiği sırada güneş (batıya) meyletmesine kadar ve (güneş) batmak üzere eğildiği sırada batıncaya kadar."
1520. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا يَحْيَى بْنُ الْيَمَانِ، عَنْ مِنْهَالِ بْنِ خَلِيفَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَدْخَلَ رَجُلاً قَبْرَهُ لَيْلاً وَأَسْرَجَ فِي قَبْرِهِ .
Muhammed b. es-Sabbâh bize anlattı; Yahyâ b. el-Yemân bize haber verdi; Minhâl b. Halîfe'den; Atâ'dan; İbn Abbâs'tan [nakledildiğine göre]; "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adamı geceleyin kabrine koydu ve kabrinde (aydınlatmak için) ışık yaktı."
1521. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَوْدِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ يَزِيدَ الْمَكِّيِّ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تَدْفِنُوا مَوْتَاكُمْ بِاللَّيْلِ إِلاَّ أَنْ تُضْطَرُّوا " .
Amr b. Abdillah el-Evdî bize anlattı; Vekî' bize anlattı; İbrahim b. Yezîd el-Mekkî'den; Ebu'z-Zübeyr'den; Câbir b. Abdillah'tan [nakledildiğine göre]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Zorunda kalmanız (durumu) müstesna, ölülerinizi geceleyin defnetmeyiniz."
1522. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عُثْمَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ ابْنِ لَهِيعَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " صَلُّوا عَلَى مَوْتَاكُمْ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ " .
El-Abbâs b. Osman ed-Dımaşkî bize anlattı; Velîd b. Müslim bize anlattı; İbn Lehîa'dan; Ebu'z-Zübeyr'den; Câbir b. Abdillah'tan [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölülerinizin üzerine geceleyin ve gündüzleyin namaz kılın."
1523. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ جَاءَ ابْنُهُ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعْطِنِي قَمِيصَكَ أُكَفِّنْهُ فِيهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " آذِنُونِي بِهِ " . فَلَمَّا أَرَادَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُصَلِّيَ عَلَيْهِ قَالَ لَهُ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ مَا ذَاكَ لَكَ . فَصَلَّى عَلَيْهِ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَنَا بَيْنَ خِيرَتَيْنِ {اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ } " . فَأَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ {وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَى قَبْرِهِ} .
Ebû Bişr Bekr b. Halef bize anlattı; Yahyâ b. Saîd bize anlattı; Ubeydullah'tan; Nâfi'den; İbn Ömer'den [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Abdullah b. Übey vefat ettiğinde, oğlu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: 'Ey Allah'ın Resulü! Gömleğini bana ver, onu onun içinde kefenleyeyim' dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: '(Hazırlanınca) onu bana bildirin' buyurdu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun namazını kılmak isteyince Ömer b. el-Hattâb O'na dedi ki: 'Bu senin için değildir (buna hakkın yok).' Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun namazını kıldı ve ona (Ömer'e) şöyle buyurdu: 'Ben iki tercih arasındayım: {Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme...} (Tevbe, 80)'. Bunun üzerine Allah Subhânehu: {Onlardan ölen hiç kimsenin üzerine ebediyen namaz kılma ve onun kabrinin başında durma} (Tevbe, 84) (ayetini) indirdi."
1524. Hadis
حَدَّثَنَا عَمَّارُ بْنُ خَالِدٍ الْوَاسِطِيُّ، وَسَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مُجَالِدٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ مَاتَ رَأْسُ الْمُنَافِقِينَ بِالْمَدِينَةِ وَأَوْصَى أَنْ يُصَلِّيَ عَلَيْهِ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنْ يُكَفِّنَهُ فِي قَمِيصِهِ فَصَلَّى عَلَيْهِ وَكَفَّنَهُ فِي قَمِيصِهِ وَقَامَ عَلَى قَبْرِهِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ {وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَى قَبْرِهِ} .
Ammâr b. Hâlid el-Vâsıtî ve Sehl b. Ebî Sehl bize anlattılar; dediler ki: Yahyâ b. Saîd bize anlattı; Mücâlid'den; Âmir'den; Câbir'den [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Medine'de münafıkların başı (Abdullah b. Übey) öldü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in onun namazını kılmasını ve onu kendi gömleği içinde kefenlemesini vasiyet etti. (Nebi) onun namazını kıldı ve onu gömleği içinde kefenledi ve kabrinin başında durdu. Bunun üzerine Allah: {Onlardan ölen hiç kimsenin üzerine ebediyen namaz kılma ve onun kabrinin başında durma} ayetini indirdi."
1525. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ نَبْهَانَ، حَدَّثَنَا عُتْبَةُ بْنُ يَقْظَانَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " صَلُّوا عَلَى كُلِّ مَيِّتٍ وَجَاهِدُوا مَعَ كُلِّ أَمِيرٍ " .
Ahmed b. Yûsuf es-Sülemî bize anlattı; Müslim b. İbrahim bize anlattı; Hâris b. Nebhân bize anlattı; Utbe b. Yakzân bize anlattı; Ebû Saîd'den; Mekhûl'den; Vâsile b. el-Eska'dan [nakledildiğine göre]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her ölü(nüz) üzerine namaz kılın ve her emir (komutan) ile beraber cihâd edin."
1526. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ جُرِحَ فَآذَتْهُ الْجِرَاحَةُ فَدَبَّ إِلَى مَشَاقِصِهِ فَذَبَحَ بِهِ نَفْسَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيْهِ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . قَالَ وَكَانَ ذَلِكَ أَدَبًا مِنْهُ .
Abdullah b. Âmir b. Zürâre bize anlattı; Şerîk b. Abdillah bize anlattı; Simâk b. Harb'den; Câbir b. Semure'den [nakledildiğine göre]; "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adam yaralandı ve yara(sı) ona eziyet verdi. O da ok uçlarına (veya kesici aletlerine) doğru süründü ve onlarla kendini boğazladı (intihar etti). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun namazını kılmadı." (Ravi) dedi ki: "Bu, ondan bir edep (cezalandırma) idi."
1527. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، . أَنَّ امْرَأَةً، سَوْدَاءَ كَانَتْ تَقُمُّ الْمَسْجِدَ فَفَقَدَهَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَسَأَلَ عَنْهَا بَعْدَ أَيَّامٍ فَقِيلَ لَهُ إِنَّهَا مَاتَتْ . قَالَ " فَهَلاَّ آذَنْتُمُونِي " . فَأَتَى قَبْرَهَا فَصَلَّى عَلَيْهَا .
Ahmed b. Abde bize anlattı; Hammâd b. Zeyd bize haber verdi; Sâbit bize anlattı; Ebû Râfi'den; Ebû Hureyre'den [nakledildiğine göre]; "Siyahi bir kadın mescidi süpürürdü. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu (bir süre) kaybetti (göremedi). Günler sonra onu sordu. Kendisine onun öldüğü söylendi. (Nebi): 'Bana bildirmeli değil miydiniz?' buyurdu. Sonra onun kabrine geldi ve üzerine (cenaze) namazını kıldı."
1528. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا خَارِجَةُ بْنُ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ ثَابِتٍ، وَكَانَ، أَكْبَرَ مِنْ زَيْدٍ قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَلَمَّا وَرَدَ الْبَقِيعَ فَإِذَا هُوَ بِقَبْرٍ جَدِيدٍ فَسَأَلَ عَنْهُ فَقَالُوا فُلاَنَةُ . قَالَ فَعَرَفَهَا وَقَالَ " أَلاَ آذَنْتُمُونِي بِهَا " . قَالُوا كُنْتَ قَائِلاً صَائِمًا فَكَرِهْنَا أَنْ نُؤْذِيَكَ . قَالَ " فَلاَ تَفْعَلُوا لاَ أَعْرِفَنَّ مَا مَاتَ فِيكُمْ مَيِّتٌ مَا كُنْتُ بَيْنَ أَظْهُرِكُمْ إِلاَّ آذَنْتُمُونِي بِهِ فَإِنَّ صَلاَتِي عَلَيْهِ لَهُ رَحْمَةٌ " . ثُمَّ أَتَى الْقَبْرَ فَصَفَّنَا خَلْفَهُ فَكَبَّرَ عَلَيْهِ أَرْبَعًا .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe bize anlattı; Hüşeym bize anlattı; Osman b. Hakîm bize anlattı; Hârice b. Zeyd b. Sâbit bize anlattı; Yezîd b. Sâbit'ten -ki bu zat Zeyd'den daha büyüktü- [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber çıktık. Bakî'ye vardığında yeni bir kabir ile karşılaştı ve onun hakkında (kime ait olduğunu) sordu. Dediler ki: 'Filanca kadındır.' Dedi ki: Onu tanıdı ve: 'Bana onu bildirmeli değil miydiniz?' buyurdu. Dediler ki: 'Sen (o sırada) kaylûle yapıyordun ve oruçluydun. Sana eziyet vermeyi (rahatsız etmeyi) istemedik.' Buyurdu ki: 'Böyle yapmayın. Aranızda bulunduğum sürece, içinizden bir ölü öldüğünde, mutlaka bana onu bildirin. Zira benim onun üzerine namaz kılmam, onun için bir rahmettir.' Sonra kabre geldi, bizi arkasında saf yaptı ve onun üzerine dört tekbir aldı."
1529. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ الْمُهَاجِرِ بْنِ قُنْفُذٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ امْرَأَةً، سَوْدَاءَ مَاتَتْ و لَمْ يُؤْذَنْ بِهَا النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأُخْبِرَ بِذَلِكَ فَقَالَ " هَلاَّ آذَنْتُمُونِي بِهَا " . ثُمَّ قَالَ لأَصْحَابِهِ " صُفُّوا عَلَيْهَا " . فَصَلَّى عَلَيْهَا .
Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib bize anlattı; Abdulazîz b. Muhammed ed-Derâverdî bize anlattı; Muhammed b. Zeyd b. el-Muhâcir b. Kunfuz'dan; Abdullah b. Âmir b. Rebîa'dan; babasından [nakledildiğine göre]; "Siyahi bir kadın öldü ve (öldüğü) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bildirilmedi. Kendisine bu haber verilince: 'Bana onu(n öldüğünü) bildirmeli değil miydiniz?' buyurdu. Sonra ashabına: 'Onun üzerine saf tutun' dedi ve (kabri başında) onun namazını kıldı."
1530. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَاتَ رَجُلٌ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَعُودُهُ. فَدَفَنُوهُ بِاللَّيْلِ. فَلَمَّا أَصْبَحَ أَعْلَمُوهُ. فَقَالَ " مَا مَنَعَكُمْ أَنْ تُعْلِمُونِي " . قَالُوا كَانَ اللَّيْلُ وَكَانَتِ الظُّلْمَةُ فَكَرِهْنَا أَنْ نَشُقَّ عَلَيْكَ . فَأَتَى قَبْرَهُ، فَصَلَّى عَلَيْهِ .
Alî b. Muhammed bize anlattı; Ebû Muâviye bize anlattı; Ebû İshâk eş-Şeybânî'den; Şa'bî'den; İbn Abbâs'tan [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Bir adam öldü. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu (hasta iken) ziyaret ederdi. (Ölünce) onu geceleyin defnettiler. Sabah olunca O'na haber verdiler. Buyurdu ki: 'Bana bildirmenize ne engel oldu?' Dediler ki: '(Vakit) geceydi ve karanlık vardı. Sana meşakkat vermeyi (zahmet vermeyi) istemedik.' Bunun üzerine (Nebi) onun kabrine geldi ve üzerine (cenaze) namazı kıldı."
1531. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى عَلَى قَبْرٍ بَعْدَ مَا قُبِرَ .
Abbâs b. Abdilazîm el-Anberî ve Muhammed b. Yahyâ bize anlattılar; dediler ki: Ahmed b. Hanbel bize anlattı; Gunder bize anlattı; Şu'be'den; Habîb b. eş-Şehîd'den; Sâbit'ten; Enes'ten [nakledildiğine göre]; "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, (ölü) defnedildikten sonra bir kabir üzerine namaz kıldı."
1532. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا مِهْرَانُ بْنُ أَبِي عُمَرَ، عَنْ أَبِي سِنَانٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى عَلَى مَيِّتٍ بَعْدَ مَا دُفِنَ .
Muhammed b. Humeyd bize anlattı; Mihrân b. Ebî Ömer bize anlattı; Ebû Sinân'dan; Alkame b. Mersed'den; İbn Büreyde'den; babasından [nakledildiğine göre]; "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, defnedildikten sonra bir ölünün (cenazenin) üzerine namaz kıldı."