844_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا أَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يَأْتِيَ الْجُمُعَةَ فَلْيَغْتَسِلْ " .
Bize Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî ve Muhammed b. Rumh b. el-Muhâcir anlattılar; dediler ki: Bize el-Leys haber verdi; (H) Bize Kuteybe anlattı; bize Leys anlattı; Nâfi'den; Abdullah'tan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Sizden biriniz Cuma'ya gelmek istediğinde gusletsin.”
844_2. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ، شِهَابٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ وَهُوَ قَائِمٌ عَلَى الْمِنْبَرِ " مَنْ جَاءَ مِنْكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيَغْتَسِلْ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı; (H) Bize İbn Rumh anlattı; bize el-Leys haber verdi; İbn Şihâb’dan; Abdullah b. Abdillâh b. Ömer’den; Abdullah b. Ömer’den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [naklettiğine göre] o minber üzerinde ayakta iken şöyle buyurmuştur: “Sizden kim Cuma'ya gelirse gusletsin.”
844_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ، ابْنَىْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ .
Bana Muhammed b. Râfi' anlattı; bize Abdurrezzâk anlattı; bize İbn Cureyc haber verdi; bana İbn Şihâb haber verdi; Sâlim ve Abdullah’tan -Abdullah b. Ömer’in oğullarından-; İbn Ömer’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [önceki hadisin] benzerini [rivayet etti].
844_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ . بِمِثْلِهِ .
Bana Harmele b. Yahyâ anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yunus haber verdi; İbn Şihâb’dan; Sâlim b. Abdillâh’tan; babasından; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: [Önceki hadisin] benzerini [rivayet etti].
845_1. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، . أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، بَيْنَا هُوَ يَخْطُبُ النَّاسَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ دَخَلَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَنَادَاهُ عُمَرُ أَيَّةُ سَاعَةٍ هَذِهِ فَقَالَ إِنِّي شُغِلْتُ الْيَوْمَ فَلَمْ أَنْقَلِبْ إِلَى أَهْلِي حَتَّى سَمِعْتُ النِّدَاءَ فَلَمْ أَزِدْ عَلَى أَنْ تَوَضَّأْتُ . قَالَ عُمَرُ وَالْوُضُوءَ أَيْضًا وَقَدْ عَلِمْتَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَأْمُرُ بِالْغُسْلِ .
Bana Harmele b. Yahyâ anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yunus haber verdi; İbn Şihâb’dan; bana Sâlim b. Abdillâh haber verdi; babasından; [naklettiğine göre]: Ömer b. el-Hattâb Cuma günü insanlara hutbe verirken Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bir adam içeri girdi. Ömer ona: “Bu ne saattir?” diye seslendi. O da: “Bugün işim vardı; ezanı işitinceye kadar ailemin yanına dönemedim. Abdest almaktan başka bir şey yapamadım” dedi. Ömer: “Sadece abdest mi? Oysa Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in guslü emrettiğini biliyorsun!” dedi.
845_2. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ بَيْنَمَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَخْطُبُ النَّاسَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِذْ دَخَلَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ فَعَرَّضَ بِهِ عُمَرُ فَقَالَ مَا بَالُ رِجَالٍ يَتَأَخَّرُونَ بَعْدَ النِّدَاءِ . فَقَالَ عُثْمَانُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ مَا زِدْتُ حِينَ سَمِعْتُ النِّدَاءَ أَنْ تَوَضَّأْتُ ثُمَّ أَقْبَلْتُ . فَقَالَ عُمَرُ وَالْوُضُوءَ أَيْضًا أَلَمْ تَسْمَعُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا جَاءَ أَحَدُكُمْ إِلَى الْجُمُعَةِ فَلْيَغْتَسِلْ " .
Bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Velîd b. Müslim haber verdi; el-Evzâî’den; dedi ki: Bana Yahyâ b. Ebî Kesîr anlattı; bana Ebû Seleme b. Abdurrahman anlattı; bana Ebû Hureyre anlattı; dedi ki: Ömer b. el-Hattâb Cuma günü insanlara hutbe verirken birden Osman b. Affân içeri girdi. Ömer imalı bir şekilde şöyle dedi: “Bazı adamlara ne oluyor ki ezandan sonra geç kalıyorlar?” Osman: “Ey müminlerin emiri! Ezanı işitince abdest alıp gelmekten başka bir şey yapamadım” dedi. Ömer: “Sadece abdest mi? Siz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ‘Sizden biri Cuma'ya geldiğinde gusletsin’ buyurduğunu işitmediniz mi?” dedi.
846_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ، بْنِ يَسَارٍ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْغُسْلُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ " .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e okudum; Safvân b. Suleym’den; Atâ b. Yesâr’dan; Ebû Saîd el-Hudrî’den; [naklettiğine göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Cuma günü gusletmek, her buluğa ermiş kimse üzerine vaciptir.”
847_1. Hadis
حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جَعْفَرٍ، حَدَّثَهُ عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ النَّاسُ يَنْتَابُونَ الْجُمُعَةَ مِنْ مَنَازِلِهِمْ مِنَ الْعَوَالِي فَيَأْتُونَ فِي الْعَبَاءِ وَيُصِيبُهُمُ الْغُبَارُ فَتَخْرُجُ مِنْهُمُ الرِّيحُ فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنْسَانٌ مِنْهُمْ وَهُوَ عِنْدِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ أَنَّكُمْ تَطَهَّرْتُمْ لِيَوْمِكُمْ هَذَا " .
Bana Harun b. Saîd el-Eylî ve Ahmed b. Îsâ anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; bana Amr haber verdi; Ubeydullah b. Ebî Cafer’den; Muhammed b. Cafer’in ona anlattığına göre; Urve b. ez-Zubeyr’den; Âişe’den; [şöyle demiştir]: İnsanlar Avâlî’deki evlerinden sırayla Cuma’ya gelirlerdi. Aba içinde gelirler, üzerlerine toz toprak değer ve kendilerinden koku çıkardı. Onlardan biri, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem benim yanımdayken ona geldi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Şu gününüz için temizlenseydiniz!” buyurdu.
847_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ النَّاسُ أَهْلَ عَمَلٍ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ كُفَاةٌ فَكَانُوا يَكُونُ لَهُمْ تَفَلٌ فَقِيلَ لَهُمْ لَوِ اغْتَسَلْتُمْ يَوْمَ الْجُمُعَةِ .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı; bize el-Leys haber verdi; Yahyâ b. Saîd’den; Amre’den; Âişe’den; [şöyle demiştir]: İnsanlar çalışan kimselerdi; onlara hizmet edecek yardımcıları yoktu. Bu yüzden onlarda bir koku olurdu. Onlara: “Cuma günü gusletseniz!” denildi.
846_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ الْعَامِرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ، الْحَارِثِ أَنَّ سَعِيدَ بْنَ أَبِي هِلاَلٍ، وَبُكَيْرَ بْنَ الأَشَجِّ، حَدَّثَاهُ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ عَمْرِو، بْنِ سُلَيْمٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " غُسْلُ يَوْمِ الْجُمُعَةِ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ وَسِوَاكٌ وَيَمَسُّ مِنَ الطِّيبِ مَا قَدَرَ عَلَيْهِ " . إِلاَّ أَنَّ بُكَيْرًا لَمْ يَذْكُرْ عَبْدَ الرَّحْمَنِ وَقَالَ فِي الطِّيبِ وَلَوْ مِنْ طِيبِ الْمَرْأَةِ .
Bize Amr b. Sevvâd el-Âmirî anlattı; bize Abdullah b. Vehb anlattı; bize Amr b. el-Hâris haber verdi; Saîd b. Ebî Hilâl ve Bukeyr b. el-Eşecc’in ona anlattığına göre; Ebû Bekr b. el-Münkedir’den; Amr b. Suleym’den; Abdurrahman b. Ebî Saîd el-Hudrî’den; babasından; [naklettiğine göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Cuma günü gusletmek her muhtelim üzerine vaciptir. Ayrıca misvak kullanmak ve gücü yettiği kadar güzel koku sürünmek de gerekir.” Şu kadar var ki Bukeyr, Abdurrahman’ı zikretmedi ve koku hakkında “kadın kokusundan olsa bile” dedi.
848_1. Hadis
حَدَّثَنَا حَسَنٌ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ، بْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مَيْسَرَةَ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ ذَكَرَ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْغُسْلِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ . قَالَ طَاوُسٌ فَقُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ وَيَمَسُّ طِيبًا أَوْ دُهْنًا إِنْ كَانَ عِنْدَ أَهْلِهِ قَالَ لاَ أَعْلَمُهُ .
Bize Hasan el-Hulvânî anlattı; bize Ravh b. Ubâde anlattı; bize İbn Cureyc anlattı; (H) Bana Muhammed b. Râfi' anlattı; bize Abdurrezzâk anlattı; bize İbn Cureyc haber verdi; bana İbrâhîm b. Meysere haber verdi; Tâvus’tan; İbn Abbâs’tan; [naklettiğine göre] o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in Cuma günü gusletmek hakkındaki sözünü zikretti. Tâvus dedi ki: İbn Abbâs’a: “Ailesinin yanında varsa, koku veya yağ sürünür mü?” diye sordum. [İbn Abbâs]: “Bunu bilmiyorum” dedi.
848_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ، اللَّهِ حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bize onu İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Muhammed b. Bekr haber verdi; (H) Bize Harun b. Abdullah anlattı; bize ed-Dahhâk b. Mahled anlattı; her ikisi İbn Cureyc’den; bu isnad ile [rivayet ettiler].
849. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " حَقٌّ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ أَنْ يَغْتَسِلَ فِي كُلِّ سَبْعَةِ أَيَّامٍ يَغْسِلُ رَأْسَهُ وَجَسَدَهُ " .
Bana Muhammed b. Hâtim anlattı; bize Behz anlattı; bize Vuheyb anlattı; bize Abdullah b. Tâvus anlattı; babasından; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; buyurdu ki: “Her yedi günde bir başını ve vücudunu yıkaması, her Müslüman üzerinde Allah’ın bir hakkıdır.”
850_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، فِيمَا قُرِئَ عَلَيْهِ عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ غُسْلَ الْجَنَابَةِ ثُمَّ رَاحَ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَدَنَةً وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّانِيَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَقَرَةً وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّالِثَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ كَبْشًا أَقْرَنَ وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الرَّابِعَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ دَجَاجَةً وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الْخَامِسَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَيْضَةً فَإِذَا خَرَجَ الإِمَامُ حَضَرَتِ الْمَلاَئِكَةُ يَسْتَمِعُونَ الذِّكْرَ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; Mâlik b. Enes’ten; ona okunanlar arasında; Ebû Bekr’in azatlısı Sumey’den; Ebû Sâlih es-Semmân’dan; Ebû Hureyre’den; [naklettiğine göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim Cuma günü cenabetten temizlenir gibi gusleder, sonra [mescide] giderse, sanki bir deve kurban etmiş gibi olur. Kim ikinci saatte giderse, sanki bir sığır kurban etmiş gibi olur. Kim üçüncü saatte giderse, sanki boynuzlu bir koç kurban etmiş gibi olur. Kim dördüncü saatte giderse, sanki bir tavuk kurban etmiş gibi olur. Kim beşinci saatte giderse, sanki bir yumurta kurban etmiş gibi olur. İmam [hutbeye] çıkınca melekler hazır bulunur ve zikri dinlerler.”
851_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، قَالَ ابْنُ رُمْحٍ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قُلْتَ لِصَاحِبِكَ أَنْصِتْ . يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ فَقَدْ لَغَوْتَ " .
Bize Kuteybe b. Saîd ve Muhammed b. Rumh b. el-Muhâcir anlattılar; İbn Rumh dedi ki: Bize el-Leys haber verdi; Ukayl’den; İbn Şihâb’dan; bana Saîd b. el-Müseyyeb haber verdi; [naklettiğine göre] Ebû Hureyre ona, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber vermiş: “Cuma günü imam hutbe verirken arkadaşına ‘Sus!’ dersen, boş konuşmuş olursun.”
851_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ، خَالِدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ قَارِظٍ، وَعَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُمَا حَدَّثَاهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ . بِمِثْلِهِ .
Bana Abdülmelik b. Şuayb b. el-Leys anlattı; bana babam anlattı; dedemden; bana Ukayl b. Hâlid anlattı; İbn Şihâb’dan; Ömer b. Abdilaziz’den; Abdullah b. İbrâhîm b. Kârız’dan; ve İbn el-Müseyyeb’den; [naklettiğine göre] her ikisi ona, Ebû Hureyre’nin şöyle dediğini anlatmışlar: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: [Önceki hadisin] benzerini [rivayet etti].
851_3. Hadis
وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ، شِهَابٍ بِالإِسْنَادَيْنِ جَمِيعًا فِي هَذَا الْحَدِيثِ . مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ قَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَارِظٍ .
Bana onu Muhammed b. Hâtim anlattı; bize Muhammed b. Bekr anlattı; bize İbn Cureyc haber verdi; bana İbn Şihâb bu hadisteki her iki isnad ile birlikte haber verdi. [Hadis önceki hadisin] benzeridir; ancak İbn Cureyc [isnadında] “İbrâhîm b. Abdillâh b. Kârız” dedi.
851_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قُلْتَ لِصَاحِبِكَ أَنْصِتْ . يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ فَقَدْ لَغِيتَ " . قَالَ أَبُو الزِّنَادِ هِيَ لُغَةُ أَبِي هُرَيْرَةَ وَإِنَّمَا هُوَ فَقَدْ لَغَوْتَ .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Sufyân anlattı; Ebû’z-Zinâd’dan; el-A’rec’den; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; buyurdu ki: “Cuma günü imam hutbe verirken arkadaşına ‘Sus!’ dersen, boş konuşmuş olursun.” Ebû’z-Zinâd dedi ki: [Hadisteki ‘leğîte’ kelimesi] Ebû Hureyre’nin lehçesidir; aslı ise ‘leğavte’ şeklindedir.
852_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَكَرَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَالَ " فِيهِ سَاعَةٌ لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ وَهُوَ يُصَلِّي يَسْأَلُ اللَّهَ شَيْئًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ " . زَادَ قُتَيْبَةُ فِي رِوَايَتِهِ وَأَشَارَ بِيَدِهِ يُقَلِّلُهَا
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e okudum; (H) Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; Mâlik b. Enes’ten; Ebû’z-Zinâd’dan; el-A’rec’den; Ebû Hureyre’den; [naklettiğine göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma gününü zikretti ve şöyle buyurdu: “Onda öyle bir saat vardır ki, Müslüman bir kul namaz kılarken o saate denk gelir de Allah’tan bir şey isterse, Allah ona mutlaka onu verir.” Kuteybe kendi rivayetinde şunu ekledi: [Resulullah] eliyle o vaktin azlığına işaret etti.
852_2. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ فِي الْجُمُعَةِ لَسَاعَةً لاَ يُوَافِقُهَا مُسْلِمٌ قَائِمٌ يُصَلِّي يَسْأَلُ اللَّهَ خَيْرًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ." وَقَالَ بِيَدِهِ يُقَلِّلُهَا يُزَهِّدُهَا
Bize Zuheyr b. Harb anlattı; bize İsmail b. İbrâhîm anlattı; bize Eyyûb anlattı; Muhammed’den; Ebû Hureyre’den; dedi ki: Ebû’l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, Müslüman bir kimse namazda ayakta iken o saate denk gelir de Allah’tan bir hayır isterse, Allah ona mutlaka onu verir.” Ve eliyle o vaktin azlığına işaret etti.
852_3. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize İbn el-Musennâ anlattı; bize İbn Ebî Adiy anlattı; İbn Avn’dan; Muhammed’den; Ebû Hureyre’den; [naklettiğine göre] Ebû’l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem [önceki hadisin] benzerini buyurdu.
852_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ مُفَضَّلٍ - حَدَّثَنَا سَلَمَةُ، وَهُوَ ابْنُ عَلْقَمَةَ عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bana Humeyd b. Mes’ade el-Bâhilî anlattı; bize Bişr -yani İbn Mufaddal- anlattı; bize Seleme -o, İbn Alkame’dir- anlattı; Muhammed’den; Ebû Hureyre’den; dedi ki: Ebû’l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem [önceki hadisin] benzerini buyurdu.
852_5. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَلاَّمٍ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ، - يَعْنِي ابْنَ مُسْلِمٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِنَّ فِي الْجُمُعَةِ لَسَاعَةً لا يُوَافِقُهَا مُسْلِمٌ يَسْأَلُ اللَّهَ فِيهَا خَيْرًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ " . قَالَ وَهِيَ سَاعَةٌ خَفِيفَةٌ
Bize Abdurrahman b. Sellâm el-Cumahî anlattı; bize er-Rebî' -yani İbn Müslim- anlattı; Muhammed b. Ziyâd’dan; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; buyurdu ki: “Şüphesiz Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, Müslüman bir kimse o saatte Allah’tan bir hayır isterse, Allah ona mutlaka onu verir.” [Ravi] dedi ki: “O, kısa bir süredir.”
852_6. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَلَمْ يَقُلْ وَهِيَ سَاعَةٌ خَفِيفَةٌ .
Bize onu Muhammed b. Râfi' anlattı; bize Abdurrezzâk anlattı; bize Ma'mer anlattı; Hemmâm b. Münebbih’ten; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [rivayet etti]. [Ravi] “O, kısa bir süredir” demedi.
853. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَعَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ مَخْرَمَةَ بْنِ، بُكَيْرٍ ح وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنَا مَخْرَمَةُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ لِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ أَسَمِعْتَ أَبَاكَ يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي شَأْنِ سَاعَةِ الْجُمُعَةِ قَالَ: قُلْتُ نَعَمْ سَمِعْتُهُ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «هِيَ مَا بَيْنَ أَنْ يَجْلِسَ الإِمَامُ إِلَى أَنْ تُقْضَى الصَّلاَةُ»
Bana Ebû’t-Tâhir ve Ali b. Haşram anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb haber verdi; Mahreme b. Bukeyr’den; (H) Bize Harun b. Saîd el-Eylî ve Ahmed b. Îsâ anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; Mahreme bize haber verdi; babasından; Ebû Burde b. Ebî Musa el-Eş’arî’den; dedi ki: Abdullah b. Ömer bana şöyle dedi: “Babanın, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den Cuma günündeki saat hakkında bir hadis rivayet ettiğini işittin mi?” Ebû Burde dedi ki: “Evet, onu şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘O, imamın oturduğu andan namazın kılındığı ana kadar geçen süre içindedir.’”
854_1. Hadis
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ وَفِيهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ وَفِيهِ أُخْرِجَ مِنْهَا " .
Bana Harmele b. Yahyâ anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yunus haber verdi; İbn Şihâb’dan; bana Abdurrahman el-A’rec haber verdi; [naklettiğine göre] o, Ebû Hureyre’yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem o günde yaratıldı, o günde cennete sokuldu ve o günde oradan çıkarıldı.”
854_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، - يَعْنِي الْحِزَامِيَّ - عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ وَفِيهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ وَفِيهِ أُخْرِجَ مِنْهَا وَلاَ تَقُومُ السَّاعَةُ إِلاَّ فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize el-Muğîre -yani el-Hizâmî- anlattı; Ebû’z-Zinâd’dan; el-A’rec’den; Ebû Hureyre’den; [naklettiğine göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem o günde yaratıldı, o günde cennete sokuldu ve o günde oradan çıkarıldı. Kıyamet de ancak Cuma günü kopacaktır.”
855_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَحْنُ الآخِرُونَ وَنَحْنُ السَّابِقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بَيْدَ أَنَّ كُلَّ أُمَّةٍ أُوتِيَتِ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِنَا وَأُوتِينَاهُ مِنْ بَعْدِهِمْ ثُمَّ هَذَا الْيَوْمُ الَّذِي كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَيْنَا هَدَانَا اللَّهُ لَهُ فَالنَّاسُ لَنَا فِيهِ تَبَعٌ الْيَهُودُ غَدًا وَالنَّصَارَى بَعْدَ غَدٍ " .
Bize Amr en-Nâkid anlattı; bize Sufyân b. Uyeyne anlattı; Ebû’z-Zinâd’dan; el-A’rec’den; Ebû Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bizler sonuncularız, kıyamet günü ise öne geçenleriz. Şöyle ki; her ümmete bizden önce Kitap verilmiş, bize ise onlardan sonra verilmiştir. Sonra Allah’ın bize farz kıldığı şu gün, Allah’ın bizi kendisine ilettiği gündür. Diğer insanlar bu konuda bize tabidirler; Yahudiler yarın, Hıristiyanlar ise yarından sonraki gündür.”
855_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَابْنِ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَحْنُ الآخِرُونَ وَنَحْنُ السَّابِقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . بِمِثْلِهِ .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Sufyân anlattı; Ebû’z-Zinâd’dan; el-A’rec’den; Ebû Hureyre’den; ve İbn Tâvus’tan; babasından; Ebû Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bizler sonuncularız, kıyamet günü ise öne geçenleriz.” [Hadisin devamını önceki hadisin] benzeri şekilde [rivayet etti].
855_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَحْنُ الآخِرُونَ الأَوَّلُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَنَحْنُ أَوَّلُ مَنْ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ بَيْدَ أَنَّهُمْ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِنَا وَأُوتِينَاهُ مِنْ بَعْدِهِمْ فَاخْتَلَفُوا فَهَدَانَا اللَّهُ لِمَا اخْتَلَفُوا فِيهِ مِنَ الْحَقِّ فَهَذَا يَوْمُهُمُ الَّذِي اخْتَلَفُوا فِيهِ هَدَانَا اللَّهُ لَهُ - قَالَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ - فَالْيَوْمُ لَنَا وَغَدًا لِلْيَهُودِ وَبَعْدَ غَدٍ لِلنَّصَارَى " .
Bize Kuteybe b. Saîd ve Zuheyr b. Harb anlattılar; dediler ki: Bize Cerîr anlattı; el-A’meş’ten; Ebû Sâlih’ten; Ebû Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bizler sonuncularız, kıyamet günü ise ilkleriz. Cennete ilk girecek olanlar da biziz. Şöyle ki; onlara bizden önce Kitap verilmiş, bize ise onlardan sonra verilmiştir. Onlar ihtilaf ettiler de Allah, ihtilaf ettikleri o hakka bizi iletti. İşte ihtilaf ettikleri o günleri budur; Allah bizi ona -yani Cuma gününe- iletti. Bugün bizimdir, yarın Yahudilerindir, yarından sonraki gün ise Hıristiyanlarındır.”
855_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، أَخِي وَهْبِ بْنِ مُنَبِّهٍ قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَحْنُ الآخِرُونَ السَّابِقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بَيْدَ أَنَّهُمْ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِنَا وَأُوتِينَاهُ مِنْ بَعْدِهِمْ وَهَذَا يَوْمُهُمُ الَّذِي فُرِضَ عَلَيْهِمْ فَاخْتَلَفُوا فِيهِ فَهَدَانَا اللَّهُ لَهُ فَهُمْ لَنَا فِيهِ تَبَعٌ فَالْيَهُودُ غَدًا وَالنَّصَارَى بَعْدَ غَدٍ " .
Bize Muhammed b. Râfi' anlattı; bize Abdurrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; Hemmâm b. Münebbih’ten -ki o, Vehb b. Münebbih’in kardeşidir-; dedi ki: Bu, Ebû Hureyre’nin bize Muhammed Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den anlattığıdır; [ravi] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bizler sonuncularız, kıyamet günü ise öne geçenleriz. Şöyle ki; onlara bizden önce Kitap verilmiş, bize ise onlardan sonra verilmiştir. İşte kendilerine farz kılınan şu günleri budur; onda ihtilaf ettiler de Allah bizi ona iletti. Onlar bu konuda bize tabidirler; Yahudiler yarın, Hıristiyanlar ise yarından sonraki gündür.”
856_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَوَاصِلُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ أَبِي مَالِكٍ، الأَشْجَعِيِّ عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَعَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالاَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَضَلَّ اللَّهُ عَنِ الْجُمُعَةِ مَنْ كَانَ قَبْلَنَا فَكَانَ لِلْيَهُودِ يَوْمُ السَّبْتِ وَكَانَ لِلنَّصَارَى يَوْمُ الأَحَدِ فَجَاءَ اللَّهُ بِنَا فَهَدَانَا اللَّهُ لِيَوْمِ الْجُمُعَةِ فَجَعَلَ الْجُمُعَةَ وَالسَّبْتَ وَالأَحَدَ وَكَذَلِكَ هُمْ تَبَعٌ لَنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ نَحْنُ الآخِرُونَ مِنْ أَهْلِ الدُّنْيَا وَالأَوَّلُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الْمَقْضِيُّ لَهُمْ قَبْلَ الْخَلاَئِقِ " . وَفِي رِوَايَةِ وَاصِلٍ الْمَقْضِيُّ بَيْنَهُمْ .
Bize Ebû Kureyb ve Vâsıl b. Abdila’lâ anlattılar; dediler ki: Bize İbn Fudayl anlattı; Ebû Mâlik el-Eşcaî’den; Ebû Hâzim’den; o Ebû Hureyre’den; ve Rib’î b. Hirâş’tan; o da Huzeyfe’den; [ikisi de] dediler ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah, bizden öncekileri Cuma gününden saptırdı. Yahudiler için Cumartesi günü, Hıristiyanlar için ise Pazar günü vardı. Derken Allah bizi getirdi ve bizi Cuma gününe iletti. Böylece Cuma, Cumartesi ve Pazar’ı peş peşe kıldı. İşte onlar, kıyamet günü de bu şekilde bize tabi olacaklardır. Bizler dünya ehlinin sonuncularıyız, kıyamet günü ise yaratılanlar arasında lehine ilk hüküm verilecek olanlarız.” Vâsıl’ın rivayetinde “aralarında hüküm verilecek olanlar” ifadesi geçer.
856_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ طَارِقٍ، حَدَّثَنِي رِبْعِيُّ بْنُ، حِرَاشٍ عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هُدِينَا إِلَى الْجُمُعَةِ وَأَضَلَّ اللَّهُ عَنْهَا مَنْ كَانَ قَبْلَنَا " . فَذَكَرَ بِمَعْنَى حَدِيثِ ابْنِ فُضَيْلٍ .
Bize Ebû Kureyb anlattı; bize İbn Ebî Zâide haber verdi; Sa’d b. Târık’tan; bana Rib’î b. Hirâş haber verdi; Huzeyfe’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biz Cuma’ya iletildik; Allah bizden öncekileri ise ondan saptırdı.” [Ravi, hadisin devamını] İbn Fudayl’ın hadisi manasında zikretti.
850_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ، وَعَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ الْعَامِرِيُّ، قَالَ أَبُو الطَّاهِرِ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو عَبْدِ اللَّهِ، الأَغَرُّ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا كَانَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ كَانَ عَلَى كُلِّ بَابٍ مِنْ أَبْوَابِ الْمَسْجِدِ مَلاَئِكَةٌ يَكْتُبُونَ الأَوَّلَ فَالأَوَّلَ فَإِذَا جَلَسَ الإِمَامُ طَوَوُا الصُّحُفَ وَجَاءُوا يَسْتَمِعُونَ الذِّكْرَ وَمَثَلُ الْمُهَجِّرِ كَمَثَلِ الَّذِي يُهْدِي الْبَدَنَةَ ثُمَّ كَالَّذِي يُهْدِي بَقَرَةً ثُمَّ كَالَّذِي يُهْدِي الْكَبْشَ ثُمَّ كَالَّذِي يُهْدِي الدَّجَاجَةَ ثُمَّ كَالَّذِي يُهْدِي الْبَيْضَةَ»
Bana Ebû’t-Tâhir, Harmele ve Amr b. Sevvâd el-Âmirî anlattılar; Ebû’t-Tâhir “bize anlattı” dedi, diğer ikisi “bize haber verdi” dediler; İbn Vehb’den; bana Yunus haber verdi; İbn Şihâb’dan; bana Ebû Abdullah el-Eğarr haber verdi; [naklettiğine göre] o, Ebû Hureyre’yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cuma günü olduğunda, mescidin her bir kapısında melekler bulunur ve gelenleri geliş sırasına göre yazarlar. İmam oturduğunda ise sayfaları dürerler ve gelip zikri dinlerler. Cuma’ya erkenden giden kimsenin misali, bir deve kurban eden kimse gibidir. Sonra sığır kurban eden, sonra koç kurban eden, sonra tavuk kurban eden, sonra da yumurta kurban eden kimse gibidir.”
850_3. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ ve Amr en-Nâkid anlattılar; Sufyân’dan; ez-Zührî’den; Saîd’den; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [önceki hadisin] benzerini [rivayet ettiler].
850_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " عَلَى كُلِّ بَابٍ مِنْ أَبْوَابِ الْمَسْجِدِ مَلَكٌ يَكْتُبُ الأَوَّلَ فَالأَوَّلَ - مَثَّلَ الْجَزُورَ ثُمَّ نَزَّلَهُمْ حَتَّى صَغَّرَ إِلَى مَثَلِ الْبَيْضَةِ - فَإِذَا جَلَسَ الإِمَامُ طُوِيَتِ الصُّحُفُ وَحَضَرُوا الذِّكْرَ "
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Yakub -yani İbn Abdurrahman- anlattı; Suheyl’den; babasından; Ebû Hureyre’den; [naklettiğine göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Mescidin her bir kapısında bir melek bulunur; gelenleri geliş sırasına göre yazarlar. [Resulullah] semiz deveyi örnek verdi, sonra [gelenlerin sevabını] yumurta örneğine kadar küçülterek indirdi. İmam oturduğunda ise sayfalar dürülür ve [melekler de] zikre katılırlar.”
857_1. Hadis
حَدَّثَنَا أُمَيَّةُ بْنُ بِسْطَامٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - حَدَّثَنَا رَوْحٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اغْتَسَلَ ثُمَّ أَتَى الْجُمُعَةَ فَصَلَّى مَا قُدِّرَ لَهُ ثُمَّ أَنْصَتَ حَتَّى يَفْرُغَ مِنْ خُطْبَتِهِ ثُمَّ يُصَلِّيَ مَعَهُ غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجُمُعَةِ الأُخْرَى وَفَضْلَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ " .
Bize Umeyye b. Bistâm anlattı; bize Yezîd -yani İbn Zurey'- anlattı; bize Ravh anlattı; Suheyl’den; babasından; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; buyurdu ki: “Kim gusleder, sonra Cuma’ya gelir ve kendisine takdir edilen kadar namaz kılar, sonra imam hutbesini bitirinceye kadar susup dinler, sonra da onunla birlikte namazını kılarsa; o Cuma ile diğer Cuma arasındaki ve fazladan üç günlük günahları bağışlanır.”
857_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ أَتَى الْجُمُعَةَ فَاسْتَمَعَ وَأَنْصَتَ غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجُمُعَةِ وَزِيَادَةُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ وَمَنْ مَسَّ الْحَصَى فَقَدْ لَغَا " .
Bize Yahyâ b. Yahyâ, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb anlattılar; Yahyâ “bize haber verdi” dedi, diğer ikisi “bize anlattı” dediler; Ebû Muâviye’den; el-A’meş’ten; Ebû Sâlih’ten; Ebû Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim abdest alır ve abdestini güzelce yaparsa, sonra Cuma’ya gelip dinler ve susarsa; o Cuma ile diğer Cuma arasındaki ve fazladan üç günlük günahları bağışlanır. Kim çakıl taşlarıyla oynarsa, boş bir iş yapmış olur.”
858_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى، بْنُ آدَمَ حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ نَرْجِعُ فَنُرِيحُ نَوَاضِحَنَا . قَالَ حَسَنٌ فَقُلْتُ لِجَعْفَرٍ فِي أَىِّ سَاعَةٍ تِلْكَ قَالَ زَوَالَ الشَّمْسِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrâhîm anlattılar; Ebû Bekr dedi ki: Bize Yahyâ b. Âdem anlattı; bize Hasan b. Ayyaş anlattı; Cafer b. Muhammed’den; babasından; Câbir b. Abdillâh’tan; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kılardık, sonra döner ve su taşıyan develerimizi dinlendirirdik.” Hasan dedi ki: Cafer’e: “Bu hangi vakittedir?” diye sordum. [Cafer]: “Güneşin zeval vaktinde” dedi.
858_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، ح وَحَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ، الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، قَالاَ جَمِيعًا حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَأَلَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ مَتَى كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْجُمُعَةَ قَالَ كَانَ يُصَلِّي ثُمَّ نَذْهَبُ إِلَى جِمَالِنَا فَنُرِيحُهَا . زَادَ عَبْدُ اللَّهِ فِي حَدِيثِهِ حِينَ تَزُولُ الشَّمْسُ يَعْنِي النَّوَاضِحَ .
Bana el-Kâsım b. Zekeriyyâ anlattı; bize Hâlid b. Mahled anlattı; (H) Bana Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî anlattı; bize Yahyâ b. Hassân anlattı; her ikisi de bize Suleymân b. Bilâl’den anlattılar; Cafer’den; babasından; [naklettiğine göre] o, Câbir b. Abdillâh’a: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma’yı ne zaman kılardı?” diye sormuş; [Câbir] şöyle demiştir: “[Namazı] kılardı, sonra biz develerimizin yanına gider ve onları dinlendirirdik.” Abdullah kendi hadisinde şunu ekledi: “[Bu,] güneşin zeval vaktinde [olurdu]”; yani su taşıyan develeri [dinlendirirlerdi].
859. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، وَيَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَعَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلٍ، قَالَ مَا كُنَّا نَقِيلُ وَلاَ نَتَغَدَّى إِلاَّ بَعْدَ الْجُمُعَةِ - زَادَ ابْنُ حُجْرٍ - فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka’neb, Yahyâ b. Yahyâ ve Ali b. Hucr anlattılar; Yahyâ “bize haber verdi” dedi, diğer ikisi “bize anlattı” dediler; Abdulaziz b. Ebî Hâzim’den; babasından; Sehl’den; [şöyle demiştir]: “Bizler kaylûle ve öğle yemeğini ancak Cuma’dan sonra yapardık.” İbn Hucr kendi rivayetinde “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde” ifadesini ekledi.
860_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالاَ أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنْ يَعْلَى بْنِ، الْحَارِثِ الْمُحَارِبِيِّ عَنْ إِيَاسِ بْنِ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا نُجَمِّعُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا زَالَتِ الشَّمْسُ ثُمَّ نَرْجِعُ نَتَتَبَّعُ الْفَىْءَ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ ve İshâk b. İbrâhîm anlattılar; dediler ki: Bize Vekî' haber verdi; Ya'lâ b. el-Hâris el-Muhâribî’den; İyâs b. Seleme b. el-Ekva’dan; babasından; [şöyle demiştir]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte güneş zevale erince Cuma namazını kılardık; sonra dönerken gölgeleri takip ederdik.”
860_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ، حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ إِيَاسِ بْنِ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْجُمُعَةَ فَنَرْجِعُ وَمَا نَجِدُ لِلْحِيطَانِ فَيْئًا نَسْتَظِلُّ بِهِ .
Bize İshâk b. İbrâhîm anlattı; bize Hişâm b. Abdilmelik haber verdi; bize Ya'lâ b. el-Hâris anlattı; İyâs b. Seleme b. el-Ekva’dan; babasından; [şöyle demiştir]: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Cuma namazını kılardık; namazdan dönerdik de duvarların altında gölgelenebileceğimiz bir gölge bulamazdık.”
861. Hadis
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، وَأَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ جَمِيعًا عَنْ خَالِدٍ، - قَالَ أَبُو كَامِلٍ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، - حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ قَائِمًا ثُمَّ يَجْلِسُ ثُمَّ يَقُومُ . قَالَ كَمَا يَفْعَلُونَ الْيَوْمَ .
Bize Ubeydullah b. Ömer el-Kavârîrî ve Ebû Kâmil el-Cahderî hep birlikte Hâlid’den anlattılar; -Ebû Kâmil dedi ki: Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı;- bize Ubeydullah anlattı; Nâfi'den; İbn Ömer’den; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü ayakta hutbe verir, sonra oturur, sonra tekrar kalkardı.” [Ravi] dedi ki: “Tıpkı bugün yaptıkları gibi.”
862_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كَانَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم خُطْبَتَانِ يَجْلِسُ بَيْنَهُمَا يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَيُذَكِّرُ النَّاسَ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ, Hasan b. er-Rebî' ve Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattılar; Yahyâ “bize haber verdi” dedi, diğer ikisi “bize anlattı” dediler; Ebû’l-Ahvas’tan; Simâk’tan; Câbir b. Semura’dan; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in iki hutbesi vardı; ikisi arasında oturur, Kur’an okur ve insanlara öğüt verirdi.”
862_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، قَالَ أَنْبَأَنِي جَابِرُ بْنُ، سَمُرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَخْطُبُ قَائِمًا ثُمَّ يَجْلِسُ ثُمَّ يَقُومُ فَيَخْطُبُ قَائِمًا فَمَنْ نَبَّأَكَ أَنَّهُ كَانَ يَخْطُبُ جَالِسًا فَقَدْ كَذَبَ فَقَدْ وَاللَّهِ صَلَّيْتُ مَعَهُ أَكْثَرَ مِنْ أَلْفَىْ صَلاَةٍ
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Ebû Hayseme haber verdi; Simâk’tan; dedi ki: Câbir b. Semura bana şunu haber verdi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta hutbe verir, sonra oturur, sonra tekrar kalkıp ayakta hutbe verirdi. Kim sana onun oturarak hutbe verdiğini haber verirse yalan söylemiştir. Vallahi ben onunla birlikte iki binden fazla namaz kıldım.
863_1. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، كِلاَهُمَا عَنْ جَرِيرٍ، - قَالَ عُثْمَانُ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، - عَنْ حُصَيْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ، بْنِ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَخْطُبُ قَائِمًا يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَجَاءَتْ عِيرٌ مِنَ الشَّامِ فَانْفَتَلَ النَّاسُ إِلَيْهَا حَتَّى لَمْ يَبْقَ إِلاَّ اثْنَا عَشَرَ رَجُلاً فَأُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ الَّتِي فِي الْجُمُعَةِ { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا}
Bize Osman b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrâhîm anlattılar; her ikisi Cerîr’den; -Osman dedi ki: Bize Cerîr anlattı;- Husayn b. Abdurrahman’den; Sâlim b. Ebî’l-Ca’d’dan; Câbir b. Abdillâh’tan; [naklettiğine göre]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü ayakta hutbe veriyordu. Şam’dan bir kervan geldi. Bunun üzerine insanlar kervana doğru gittiler; öyle ki mescitte sadece on iki adam kaldı. Bunun üzerine Cuma Suresi’ndeki şu ayet indirildi: { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا } “Onlar bir ticaret veya bir eğlence gördükleri zaman ona doğru dağılıp gittiler ve seni ayakta bıraktılar.”
863_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ حُصَيْنٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ . وَلَمْ يَقُلْ قَائِمًا .
Bize onu Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdullah b. İdrîs anlattı; Husayn’dan; bu isnad ile [rivayet etti]. [Ravi] “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verirken” dedi; ancak “ayakta” ifadesini söylemedi.
863_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا رِفَاعَةُ بْنُ الْهَيْثَمِ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي الطَّحَّانَ - عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ سَالِمٍ، وَأَبِي، سُفْيَانَ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَدِمَتْ سُوَيْقَةٌ قَالَ فَخَرَجَ النَّاسُ إِلَيْهَا فَلَمْ يَبْقَ إِلاَّ اثْنَا عَشَرَ رَجُلاً أَنَا فِيهِمْ - قَالَ - فَأَنْزَلَ اللَّهُ { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا} إِلَى آخِرِ الآيَةِ .
Bize Rifâa b. el-Heysem el-Vâsıtî anlattı; bize Hâlid -yani et-Tahhân- anlattı; Husayn’dan; Sâlim ve Ebû Sufyân’dan; Câbir b. Abdillâh’tan; dedi ki: “Cuma günü Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikteydik. Bir pazar kervanı geldi. Bunun üzerine insanlar ona doğru çıktılar; mescitte aralarında benim de bulunduğum on iki kişiden başkası kalmadı.” [Ravi] dedi ki: Bunun üzerine Allah Teâlâ: { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا } “Onlar bir ticaret veya bir eğlence gördükleri zaman ona doğru dağılıp gittiler ve seni ayakta bıraktılar.” ayetini sonuna kadar indirdi.
863_4. Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ سَالِمٍ، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا حُصَيْنٌ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، وَسَالِمِ، بْنِ أَبِي الْجَعْدِ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِذْ قَدِمَتْ عِيرٌ إِلَى الْمَدِينَةِ فَابْتَدَرَهَا أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى لَمْ يَبْقَ مَعَهُ إِلاَّ اثْنَا عَشَرَ رَجُلاً فِيهِمْ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ - قَالَ - وَنَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا}
Bize İsmail b. Sâlim anlattı; bize Huşeym haber verdi; bize Husayn haber verdi; Ebû Sufyân ve Sâlim b. Ebî’l-Ca’d’dan; Câbir b. Abdillâh’tan; [şöyle demiştir]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü ayakta iken birden Medine’ye bir kervan geldi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı ona doğru koştular; öyle ki yanında aralarında Ebû Bekr ve Ömer’in de bulunduğu on iki kişiden başkası kalmadı.” [Ravi] dedi ki: Ve şu ayet indirildi: { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا } “Onlar bir ticaret veya bir eğlence gördükleri zaman ona doğru dağılıp gittiler.”
864. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ دَخَلَ الْمَسْجِدَ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أُمِّ الْحَكَمِ يَخْطُبُ قَاعِدًا فَقَالَ انْظُرُوا إِلَى هَذَا الْخَبِيثِ يَخْطُبُ قَاعِدًا وَقَالَ اللَّهُ تَعَالَى { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا}
Bize Muhammed b. el-Musennâ ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu’be anlattı; Mansûr’dan; Amr b. Murre’den; Ebû Ubeyde’den; Ka’b b. Ucre’den; [naklettiğine göre] o mescide girdiğinde Abdurrahman b. Ümmü’l-Hakem oturarak hutbe veriyordu. Bunun üzerine şöyle dedi: “Şu kötü adama bakın; oturarak hutbe veriyor! Oysa Allah Teâlâ: { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا } “Onlar bir ticaret veya bir eğlence gördükleri zaman ona doğru dağılıp gittiler ve seni ayakta bıraktılar.” buyurmuştur.”
865. Hadis
وَحَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - وَهُوَ ابْنُ سَلاَّمٍ - عَنْ زَيْدٍ، - يَعْنِي أَخَاهُ - أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الْحَكَمُ بْنُ مِينَاءَ، أَنَّحَدَّثَاهُ أَنَّهُمَا، سَمِعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ عَلَى أَعْوَادِ مِنْبَرِهِ " لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجُمُعَاتِ أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ ثُمَّ لَيَكُونُنَّ مِنَ الْغَافِلِينَ " .
Bana Hasan b. Ali el-Hulvânî anlattı; bize Ebû Tevbe anlattı; bize Muâviye -yani İbn Sellâm- anlattı; Zeyd’den -yani kardeşi-; o Ebû Sellâm’ı şöyle derken işitmiş: Bana el-Hakem b. Mînâ anlattı; Abdullah b. Ömer ve Ebû Hureyre’nin ona anlattığına göre; her ikisi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i minberinin basamakları üzerinde şöyle buyururken işitmişler: “Ya birtakım topluluklar Cumaları terk etmekten vazgeçerler, ya da Allah onların kalplerini mühürler de sonra mutlaka gafillerden olurlar.”
866_1. Hadis
حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كُنْتُ أُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَانَتْ صَلاَتُهُ قَصْدًا وَخُطْبَتُهُ قَصْدًا .
Bize Hasan b. er-Rebî' ve Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattılar; dediler ki: Bize Ebû’l-Ahvas anlattı; Simâk’tan; Câbir b. Semura’dan; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kılardım; onun namazı da ölçülü, hutbesi de ölçülü idi.”
866_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، حَدَّثَنِي سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كُنْتُ أُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الصَّلَوَاتِ فَكَانَتْ صَلاَتُهُ قَصْدًا وَخُطْبَتُهُ قَصْدًا . وَفِي رِوَايَةِ أَبِي بَكْرٍ زَكَرِيَّاءُ عَنْ سِمَاكٍ
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve İbn Numeyr anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Bişr anlattı; bize Zekeriyyâ anlattı; bana Simâk b. Harb anlattı; Câbir b. Semura’dan; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namazları kılardım; onun namazı da ölçülü, hutbesi de ölçülü idi.” Ebû Bekr’in rivayetinde “Zekeriyyâ Simâk’tan” ifadesi geçer.
867_1. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا خَطَبَ احْمَرَّتْ عَيْنَاهُ وَعَلاَ صَوْتُهُ وَاشْتَدَّ غَضَبُهُ حَتَّى كَأَنَّهُ مُنْذِرُ جَيْشٍ يَقُولُ " صَبَّحَكُمْ وَمَسَّاكُمْ " . وَيَقُولُ " بُعِثْتُ أَنَا وَالسَّاعَةَ كَهَاتَيْنِ " . وَيَقْرُنُ بَيْنَ إِصْبَعَيْهِ السَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى وَيَقُولُ " أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّ خَيْرَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللَّهِ وَخَيْرُ الْهُدَى هُدَى مُحَمَّدٍ وَشَرُّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا وَكُلُّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ " . ثُمَّ يَقُولُ " أَنَا أَوْلَى بِكُلِّ مُؤْمِنٍ مِنْ نَفْسِهِ مَنْ تَرَكَ مَالاً فَلأَهْلِهِ وَمَنْ تَرَكَ دَيْنًا أَوْ ضَيَاعًا فَإِلَىَّ وَعَلَىَّ " .
Bana Muhammed b. el-Musennâ anlattı; bize Abdulvehhâb b. Abdilmecîd anlattı; Cafer b. Muhammed’den; babasından; Câbir b. Abdillâh’tan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verdiğinde gözleri kızarır, sesi yükselir ve öfkesi şiddetlenirdi; öyle ki sanki “Düşman sabahleyin veya akşamleyin üzerinize çullanacak!” diyerek uyaran bir ordu komutanı gibi olurdu. Şöyle buyururdu: “Ben ve kıyamet şu ikisi gibi gönderildik.” Bunu söylerken işaret parmağı ile orta parmağını birbirine bitiştirirdi. Sonra şöyle devam ederdi: “Emmâ ba’d; şüphesiz sözlerin en hayırlısı Allah’ın Kitabı, hidayetin en hayırlısı Muhammed’in hidayetidir. İşlerin en kötüsü sonradan uydurulanlardır; her bidat dalalettir.” Sonra şöyle buyururdu: “Ben her müminin kendisine, kendisinden daha yakınım. Kim bir mal bırakırsa o ailesinindir; kim de bir borç veya bakıma muhtaç birini bırakırsa o bana aittir ve benim üzerimedir.”
867_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، حَدَّثَنِي جَعْفَرُ، بْنُ مُحَمَّدٍ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كَانَتْ خُطْبَةُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْجُمُعَةِ يَحْمَدُ اللَّهَ وَيُثْنِي عَلَيْهِ ثُمَّ يَقُولُ عَلَى إِثْرِ ذَلِكَ وَقَدْ عَلاَ صَوْتُهُ . ثُمَّ سَاقَ الْحَدِيثَ بِمِثْلِهِ .
Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Hâlid b. Mahled anlattı; bana Suleymân b. Bilâl anlattı; bana Cafer b. Muhammed anlattı; babasından; dedi ki: Câbir b. Abdillâh’ı şöyle derken işittim: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Cuma günü hutbesi şöyle idi: Allah’a hamd ve senada bulunur, hemen arkasından da sesi yükselmiş bir halde [konuşurdu].” Sonra [ravi] önceki hadisin benzeri şekilde hadisi sevk etti.
867_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ النَّاسَ يَحْمَدُ اللَّهَ وَيُثْنِي عَلَيْهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ يَقُولُ " مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَخَيْرُ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللَّهِ " . ثُمَّ سَاقَ الْحَدِيثَ بِمِثْلِ حَدِيثِ الثَّقَفِيِّ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Vekî' anlattı; Sufyân’dan; Cafer’den; babasından; Câbir’den; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlara hutbe verirken Allah’a layık olduğu şekilde hamd ve senada bulunur, sonra şöyle buyururdu: ‘Allah kime hidayet ederse onu saptıracak yoktur; kimi de saptırırsa ona hidayet edecek yoktur. Sözlerin en hayırlısı Allah’ın Kitabı’dır.’” Sonra [ravi] es-Sekafî’nin hadisi gibi hadisi sevk etti.
868. Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، كِلاَهُمَا عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى، - قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنِي عَبْدُ الأَعْلَى، وَهُوَ أَبُو هَمَّامٍ - حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ ضِمَادًا، قَدِمَ مَكَّةَ وَكَانَ مِنْ أَزْدِ شَنُوءَةَ وَكَانَ يَرْقِي مِنْ هَذِهِ الرِّيحِ فَسَمِعَ سُفَهَاءَ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ يَقُولُونَ إِنَّ مُحَمَّدًا مَجْنُونٌ . فَقَالَ لَوْ أَنِّي رَأَيْتُ هَذَا الرَّجُلَ لَعَلَّ اللَّهَ يَشْفِيهِ عَلَى يَدَىَّ - قَالَ - فَلَقِيَهُ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ إِنِّي أَرْقِي مِنْ هَذِهِ الرِّيحِ وَإِنَّ اللَّهَ يَشْفِي عَلَى يَدِي مَنْ شَاءَ فَهَلْ لَكَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ أَمَّا بَعْدُ " . قَالَ فَقَالَ أَعِدْ عَلَىَّ كَلِمَاتِكَ هَؤُلاَءِ . فَأَعَادَهُنَّ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَ مَرَّاتٍ - قَالَ - فَقَالَ لَقَدْ سَمِعْتُ قَوْلَ الْكَهَنَةِ وَقَوْلَ السَّحَرَةِ وَقَوْلَ الشُّعَرَاءِ فَمَا سَمِعْتُ مِثْلَ كَلِمَاتِكَ هَؤُلاَءِ وَلَقَدْ بَلَغْنَ نَاعُوسَ الْبَحْرِ - قَالَ - فَقَالَ هَاتِ يَدَكَ أُبَايِعْكَ عَلَى الإِسْلاَمِ - قَالَ - فَبَايَعَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَى قَوْمِكَ " . قَالَ وَعَلَى قَوْمِي - قَالَ - فَبَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً فَمَرُّوا بِقَوْمِهِ فَقَالَ صَاحِبُ السَّرِيَّةِ لِلْجَيْشِ هَلْ أَصَبْتُمْ مِنْ هَؤُلاَءِ شَيْئًا فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَصَبْتُ مِنْهُمْ مِطْهَرَةً . فَقَالَ رُدُّوهَا فَإِنَّ هَؤُلاَءِ قَوْمُ ضِمَادٍ .
Bize İshâk b. İbrâhîm ve Muhammed b. el-Musennâ anlattılar; her ikisi Abdülalâ’dan; -İbn el-Musennâ dedi ki: Bana Abdülalâ -o, Ebû Hemmâm’dır- anlattı;- bize Dâvûd anlattı; Amr b. Saîd’den; Saîd b. Cubeyr’den; İbn Abbâs’tan; [naklettiğine göre]: Dımâd, Mekke’ye geldi. O, Ezd-i Şenûe kabilesinden idi ve cin çarpmasına karşı rukye yapardı. Mekke halkının beyinsizlerinden “Muhammed mecnundur” dediklerini işitti. Bunun üzerine: “Şu adamı bir görsem, belki Allah benim ellerimle ona şifa verir” dedi. Onunla karşılaştı ve: “Ey Muhammed! Ben cin çarpmasına karşı rukye yaparım; Allah dilediği kimseye benim ellerimle şifa verir. Sen de ister misin?” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz hamd Allah’adır; O’na hamd eder ve O’ndan yardım dileriz. Allah kime hidayet ederse onu saptıracak yoktur; kimi de saptırırsa ona hidayet edecek yoktur. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur; ve yine şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve resulüdür. Emmâ ba’d...” Dımâd: “Şu sözlerini bana tekrar et!” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onları ona üç defa tekrarladı. Dımâd dedi ki: “Vallahi ben kahinlerin sözünü de, sihirbazların sözünü de, şairlerin sözünü de işittim; ancak senin şu sözlerin gibisini asla işitmedim. Bu sözler denizin enginlerine ulaştı!” Dımâd: “Uzat elini, İslam üzerine sana biat edeyim!” dedi; ona biat etti. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kavmin adına da mı?” buyurdu. Dımâd: “Kavmim adına da” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir seriyye gönderdi. Askerler Dımâd’ın kavminin yanından geçtiler. Seriyye komutanı orduya: “Bunlardan bir şey aldınız mı?” diye sordu. Bir adam: “Onlardan bir su kabı aldım” dedi. Komutan: “Onu geri verin; zira bunlar Dımâd’ın kavmidir” dedi.
869. Hadis
حَدَّثَنِي سُرَيْجُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبْجَرَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَاصِلِ بْنِ حَيَّانَ، قَالَ قَالَ أَبُو وَائِلٍ خَطَبَنَا عَمَّارٌ فَأَوْجَزَ وَأَبْلَغَ فَلَمَّا نَزَلَ قُلْنَا يَا أَبَا الْيَقْظَانِ لَقَدْ أَبْلَغْتَ وَأَوْجَزْتَ فَلَوْ كُنْتَ تَنَفَّسْتَ . فَقَالَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ طُولَ صَلاَةِ الرَّجُلِ وَقِصَرَ خُطْبَتِهِ مَئِنَّةٌ مِنْ فِقْهِهِ فَأَطِيلُوا الصَّلاَةَ وَاقْصُرُوا الْخُطْبَةَ وَإِنَّ مِنَ الْبَيَانِ سِحْرًا " .
Bana Sureyc b. Yunus anlattı; bize Abdurrahman b. Abdilmecîd b. Ebcer anlattı; babasından; Vâsıl b. Hayyân’dan; dedi ki: Ebû Vâil şöyle dedi: Ammâr bize hutbe verdi; hutbeyi kısa tuttu ama çok etkileyici konuştu. Minberden inince: “Ey Ebû’l-Yakzân! Çok etkileyici ve kısa konuştun; keşke biraz daha uzatsaydın!” dedik. Bunun üzerine Ammâr: “Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Kişinin namazının uzun, hutbesinin kısa olması, onun fıkhının bir alametidir. Öyleyse namazı uzatın, hutbeyi kısa tutun. Şüphesiz beyanda bir sihir vardır.’” buyurdu.
870. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ تَمِيمِ بْنِ طَرَفَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّ رَجُلاً، خَطَبَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ مَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ رَشِدَ وَمَنْ يَعْصِهِمَا فَقَدْ غَوَى . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بِئْسَ الْخَطِيبُ أَنْتَ . قُلْ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ " . قَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ فَقَدْ غَوِيَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattılar; dediler ki: Bize Vekî' anlattı; Sufyân’dan; Abdulaziz b. Rufey'’den; Temîm b. Tarafe’den; Adiy b. Hâtim’den; [naklettiğine göre]: Bir adam, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda hutbe verdi ve: “Kim Allah’a ve Resulü’ne itaat ederse hidayete ermiştir; kim de o ikisine isyan ederse azmıştır” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sen ne kötü bir hatipsin! ‘Kim Allah’a ve Resulü’ne isyan ederse’ de” buyurdu. İbn Numeyr kendi rivayetinde [bu son ifade için] ‘azmıştır’ (ğaviye) lafzını kullandı.
871. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَإِسْحَاقُ الْحَنْظَلِيُّ جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - قَالَ قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، - عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ عَطَاءً، يُخْبِرُ عَنْ صَفْوَانَ بْنِ، يَعْلَى عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ عَلَى الْمِنْبَرِ { وَنَادَوْا يَا مَالِكُ}
Bize Kuteybe b. Saîd, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve İshâk el-Hanzalî hep birlikte İbn Uyeyne’den anlattılar; -Kuteybe dedi ki: Bize Sufyân anlattı;- Amr’dan; Atâ’yı Safvân b. Ya’lâ’dan haber verirken işitmiş; o da babasından; [naklettiğine göre]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i minberde { وَنَادَوْا يَا مَالِكُ } “Onlar: ‘Ey Malik!’ diye seslendiler” (Zuhruf, 43/77) ayetini okurken işitmiştir.
872_1. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، بْنُ بِلاَلٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أُخْتٍ، لِعَمْرَةَ قَالَتْ أَخَذْتُ { ق وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ} مِنْ فِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَهُوَ يَقْرَأُ بِهَا عَلَى الْمِنْبَرِ فِي كُلِّ جُمُعَةٍ .
Bana Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî anlattı; bize Yahyâ b. Hassân haber verdi; bize Suleymân b. Bilâl anlattı; Yahyâ b. Saîd’den; Amre bint Abdurrahman’dan; Amre’nin bir kız kardeşinden; [şöyle demiştir]: “Ben { ق وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ } “Kâf. Şanlı Kur’an’a andolsun...” suresini, Cuma günü her Cuma minberde onu okuyan Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ağzından ezberledim.”
872_2. Hadis
وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ أُخْتٍ، لِعَمْرَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ كَانَتْ أَكْبَرَ مِنْهَا . بِمِثْلِ حَدِيثِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ .
Bana onu Ebû’t-Tâhir anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; Yahyâ b. Eyyûb’dan; Yahyâ b. Saîd’den; Amre’den; Amre bint Abdurrahman’ın kendisinden daha büyük olan bir kız kardeşinden; [naklettiğine göre]. Suleymân b. Bilâl’in hadisi gibidir.
873_1. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خُبَيْبٍ، عَنْ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ مَعْنٍ عَنْ بِنْتٍ لِحَارِثَةَ بْنِ النُّعْمَانِ، قَالَتْ مَا حَفِظْتُ { ق} إِلاَّ مِنْ فِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ بِهَا كُلَّ جُمُعَةٍ . قَالَتْ وَكَانَ تَنُّورُنَا وَتَنُّورُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاحِدًا .
Bana Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu’be anlattı; Hubeyb’den; Abdullah b. Muhammed b. Ma’n’dan; Hârise b. en-Nu’mân’ın bir kızından; [şöyle demiştir]: “Ben Kâf Suresi’ni ancak her Cuma onu okuyarak hutbe veren Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ağzından ezberledim.” Yine şöyle dedi: “Bizim fırınımız ile Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in fırını birdi.”
873_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ مُحَمَّدِ، بْنِ إِسْحَاقَ قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ الأَنْصَارِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَعْدِ بْنِ زُرَارَةَ، عَنْ أُمِّ هِشَامٍ بِنْتِ حَارِثَةَ بْنِ النُّعْمَانِ، قَالَتْ لَقَدْ كَانَ تَنُّورُنَا وَتَنُّورُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاحِدًا سَنَتَيْنِ أَوْ سَنَةً وَبَعْضَ سَنَةٍ وَمَا أَخَذْتُ { ق وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ} إِلاَّ عَنْ لِسَانِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَؤُهَا كُلَّ يَوْمِ جُمُعَةٍ عَلَى الْمِنْبَرِ إِذَا خَطَبَ النَّاسَ .
Bize Amr en-Nâkid anlattı; bize Yakub b. İbrâhîm b. Sa’d anlattı; bize babam anlattı; Muhammed b. İshâk’tan; dedi ki: Bana Abdullah b. Ebî Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm el-Ensârî anlattı; Yahyâ b. Abdillâh b. Abdirrahman b. Sa’d b. Zurâre’den; Ümmü Hişâm bint Hârise b. en-Nu’mân’dan; [şöyle demiştir]: “İki yıl veya bir yıl ve bir yılın bir kısmı boyunca bizim fırınımız ile Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in fırını birdi. Ben { ق وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ } “Kâf. Şanlı Kur’an’a andolsun...” suresini ancak her Cuma günü insanlara hutbe verirken minberde onu okuyan Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in dilinden ezberledim.”
873_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ عُمَارَةَ، بْنِ رُؤَيْبَةَ قَالَ رَأَى بِشْرَ بْنَ مَرْوَانَ عَلَى الْمِنْبَرِ رَافِعًا يَدَيْهِ فَقَالَ قَبَّحَ اللَّهُ هَاتَيْنِ الْيَدَيْنِ لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا يَزِيدُ عَلَى أَنْ يَقُولَ بِيَدِهِ هَكَذَا . وَأَشَارَ بِإِصْبَعِهِ الْمُسَبِّحَةِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdullah b. İdrîs anlattı; Husayn’dan; Umâre b. Ruveybe’den; [naklettiğine göre] o, Bişr b. Mervân’ı minberde ellerini kaldırmış bir halde gördü ve şöyle dedi: “Allah şu iki eli kahretsin! Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördüm; o eliyle sadece şöyle yapardı.” Bunu söylerken işaret parmağını gösterdi.
874. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ حُصَيْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ رَأَيْتُ بِشْرَ بْنَ مَرْوَانَ يَوْمَ جُمُعَةٍ يَرْفَعُ يَدَيْهِ . فَقَالَ عُمَارَةُ بْنُ رُؤَيْبَةَ . فَذَكَرَ نَحْوَهُ .
Bize onu Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Husayn b. Abdurrahman’dan; dedi ki: “Bişr b. Mervân’ı Cuma günü ellerini kaldırırken gördüm. Bunun üzerine Umâre b. Ruveybe... [diyerek önceki hadisin] benzerini zikretti.”
875_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - وَ هُوَ ابْنُ زَيْدٍ - عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِذْ جَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَصَلَّيْتَ يَا فُلاَنُ " . قَالَ لاَ . قَالَ " قُمْ فَارْكَعْ " .
Bize Ebû’r-Rebî' ez-Zehrânî ve Kuteybe b. Saîd anlattılar; dediler ki: Bize Hammâd -o, İbn Zeyd’dir- anlattı; Amr b. Dînâr’dan; Câbir b. Abdillâh’tan; [şöyle demiştir]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü hutbe verirken bir adam geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: ‘Ey falan! Namaz kıldın mı?’ buyurdu. O zat: ‘Hayır’ dedi. [Nebi]: ‘Kalk ve iki rekat namaz kıl!’ buyurdu.”
875_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَيَعْقُوبُ الدَّوْرَقِيُّ، عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَمَا قَالَ حَمَّادٌ وَلَمْ يَذْكُرِ الرَّكْعَتَيْنِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Yakub ed-Devrakî, İbn Uleyye’den; Eyyûb’dan; Amr’dan; Câbir’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; Hammâd’ın dediği gibi [naklettiler]. Ancak [İbn Uleyye] “iki rekat” ifadesini zikretmedi.
875_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا وَقَالَ، إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ دَخَلَ رَجُلٌ الْمَسْجِدَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَالَ " أَصَلَّيْتَ " . قَالَ لاَ . قَالَ " قُمْ فَصَلِّ الرَّكْعَتَيْنِ " . وَفِي رِوَايَةِ قُتَيْبَةَ قَالَ " صَلِّ رَكْعَتَيْنِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd ve İshâk b. İbrâhîm anlattılar; Kuteybe “bize anlattı” dedi, İshâk “bize haber verdi” dedi; Sufyân’dan; Amr’dan; Câbir b. Abdillâh’ı şöyle derken işitmiş: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü hutbe verirken bir adam mescide girdi. Bunun üzerine [Nebi]: ‘Namaz kıldın mı?’ buyurdu. O zat: ‘Hayır’ dedi. [Nebi]: ‘Kalk ve iki rekat namaz kıl!’ buyurdu.” Kuteybe’nin rivayetinde: “İki rekat namaz kıl” ifadesi geçer.
875_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ ابْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ جَاءَ رَجُلٌ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ يَخْطُبُ فَقَالَ لَهُ " أَرَكَعْتَ رَكْعَتَيْنِ " . قَالَ لاَ. فَقَالَ: «ارْكَعْ»
Bana Muhammed b. Râfi' ve Abd b. Humeyd anlattılar; İbn Râfi' “bize Abdurrezzâk anlattı” dedi; bize İbn Cureyc haber verdi; bana Amr b. Dînâr haber verdi; [naklettiğine göre] o, Câbir b. Abdillâh’ı şöyle derken işitmiş: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü minberde hutbe verirken bir adam geldi. [Nebi] ona: ‘İki rekat kıldın mı?’ buyurdu. O zat: ‘Hayır’ dedi. [Nebi]: ‘Kıl!’ buyurdu.”
875_5. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ فَقَالَ " إِذَا جَاءَ أَحَدُكُمْ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَقَدْ خَرَجَ الإِمَامُ فَلْيُصَلِّ رَكْعَتَيْنِ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed -o, İbn Cafer’dir- anlattı; bize Şu’be anlattı; Amr’dan; [naklettiğine göre] o, Câbir b. Abdillâh’ı şöyle derken işitmiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verdi ve şöyle buyurdu: “Sizden biriniz Cuma günü imam hutbeye çıktığında gelirse, iki rekat namaz kılsın.”
875_6. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّهُ قَالَ جَاءَ سُلَيْكٌ الْغَطَفَانِيُّ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَاعِدٌ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَعَدَ سُلَيْكٌ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّيَ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَرَكَعْتَ رَكْعَتَيْنِ " . قَالَ لاَ . قَالَ " قُمْ فَارْكَعْهُمَا " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı; (H) Bize Muhammed b. Rumh anlattı; bize el-Leys haber verdi; Ebû’z-Zubeyr’den; Câbir’den; [naklettiğine göre] o şöyle demiştir: Suleyk el-Ğatafânî Cuma günü Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem minberde otururken geldi. Suleyk namaz kılmadan oturdu. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “İki rekat kıldın mı?” buyurdu. O zat: “Hayır” dedi. [Nebi]: “Kalk ve o iki rekatı kıl!” buyurdu.
875_7. Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، كِلاَهُمَا عَنْ عِيسَى بْنِ يُونُسَ، - قَالَ ابْنُ خَشْرَمٍ أَخْبَرَنَا عِيسَى، - عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ جَاءَ سُلَيْكٌ الْغَطَفَانِيُّ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ فَجَلَسَ فَقَالَ لَهُ " يَا سُلَيْكُ قُمْ فَارْكَعْ رَكْعَتَيْنِ وَتَجَوَّزْ فِيهِمَا - ثُمَّ قَالَ - إِذَا جَاءَ أَحَدُكُمْ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ وَلْيَتَجَوَّزْ فِيهِمَا " .
Bize İshâk b. İbrâhîm ve Ali b. Haşram anlattılar; her ikisi de Îsâ b. Yunus’tan; -İbn Haşram “bize Îsâ haber verdi” dedi;- el-A’meş’ten; Ebû Sufyân’dan; Câbir b. Abdillâh’tan; dedi ki: “Suleyk el-Ğatafânî Cuma günü Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verirken geldi ve oturdu. Bunun üzerine [Nebi] ona: ‘Ey Suleyk! Kalk, iki rekat namaz kıl ve onları hafif tut’ buyurdu. Sonra da: ‘Sizden biriniz Cuma günü imam hutbe verirken gelirse, iki rekat namaz kılsın ve onları hafif tutsun’ buyurdu.”
876. Hadis
وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، قَالَ قَالَ أَبُو رِفَاعَةَ انْتَهَيْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَخْطُبُ قَالَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَجُلٌ غَرِيبٌ جَاءَ يَسْأَلُ عَنْ دِينِهِ لاَ يَدْرِي مَا دِينُهُ - قَالَ - فَأَقْبَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَرَكَ خُطْبَتَهُ حَتَّى انْتَهَى إِلَىَّ فَأُتِيَ بِكُرْسِيٍّ حَسِبْتُ قَوَائِمَهُ حَدِيدًا - قَالَ - فَقَعَدَ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجَعَلَ يُعَلِّمُنِي مِمَّا عَلَّمَهُ اللَّهُ ثُمَّ أَتَى خُطْبَتَهُ فَأَتَمَّ آخِرَهَا .
Bize Şeybân b. Ferrûh anlattı; bize Suleymân b. el-Muğîre anlattı; bize Humeyd b. Hilâl anlattı; dedi ki: Ebû Rifâa şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verirken yanına vardım ve: “Ey Allah’ın Resulü! Dinini sormaya gelmiş yabancı bir adam; dininin ne olduğunu bilmiyor” dedim. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbesini bırakıp bana yöneldi; nihayet yanıma kadar geldi. Oraya bir kürsü getirildi; ayaklarının demirden olduğunu zannettim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun üzerine oturdu ve Allah’ın kendisine öğrettiklerinden bana öğretmeye başladı. Sonra hutbesine dönüp geri kalan kısmını tamamladı.
877_1. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - وَهُوَ ابْنُ بِلاَلٍ - عَنْ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ اسْتَخْلَفَ مَرْوَانُ أَبَا هُرَيْرَةَ عَلَى الْمَدِينَةِ وَخَرَجَ إِلَى مَكَّةَ فَصَلَّى لَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ الْجُمُعَةَ فَقَرَأَ بَعْدَ سُورَةِ الْجُمُعَةِ فِي الرَّكْعَةِ الآخِرَةِ { إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ} - قَالَ - فَأَدْرَكْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ حِينَ انْصَرَفَ فَقُلْتُ لَهُ إِنَّكَ قَرَأْتَ بِسُورَتَيْنِ كَانَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ يَقْرَأُ بِهِمَا بِالْكُوفَةِ . فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ بِهِمَا يَوْمَ الْجُمُعَةِ .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka’neb anlattı; bize Suleymân -o, İbn Bilâl’dir- anlattı; Cafer’den; babasından; İbn Ebî Râfi'den; dedi ki: Mervân, Medine’ye Ebû Hureyre’yi vekil bırakıp Mekke’ye çıktı. Ebû Hureyre bize Cuma namazını kıldırdı. Birinci rekatta Cuma Suresi’ni, ikinci rekatta ise { إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ } “Münafıklar sana geldiği zaman...” suresini okudu. Namazdan çıkınca Ebû Hureyre’ye yetiştim ve ona: “Sen, Ali b. Ebî Tâlib’in Kûfe’de okuduğu iki sureyi okudun” dedim. Bunun üzerine Ebû Hureyre: “Şüphesiz ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i Cuma günü bu iki sureyi okurken işittim” dedi.
877_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - كِلاَهُمَا عَنْ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ اسْتَخْلَفَ مَرْوَانُ أَبَا هُرَيْرَةَ . بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّ فِي، رِوَايَةِ حَاتِمٍ فَقَرَأَ بِسُورَةِ الْجُمُعَةِ فِي السَّجْدَةِ الأُولَى وَفِي الآخِرَةِ { إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ} وَرِوَايَةُ عَبْدِ الْعَزِيزِ مِثْلُ حَدِيثِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ .
Bize Kuteybe b. Saîd ve Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattılar; dediler ki: Bize Hâtim b. İsmail anlattı; (H) Bize Kuteybe anlattı; bize Abdulaziz -yani ed-Derâverdî- anlattı; her ikisi Cafer’den; babasından; Ubeydullah b. Ebî Râfi'den; [naklettiğine göre]: “Mervân, Ebû Hureyre’yi vekil bıraktı...” [Hadisin] benzeridir. Şu kadar var ki Hâtim’in rivayetinde: “Birinci rekatta Cuma Suresi’ni, sonrakinde ise { إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ } suresini okudu” denilmektedir. Abdulaziz’in rivayeti ise Suleymân b. Bilâl’in hadisi gibidir.
878_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَإِسْحَاقُ جَمِيعًا عَنْ جَرِيرٍ، - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، - عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْتَشِرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ، سَالِمٍ مَوْلَى النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْعِيدَيْنِ وَفِي الْجُمُعَةِ بِـ { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى} وَ { هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ} قَالَ وَإِذَا اجْتَمَعَ الْعِيدُ وَالْجُمُعَةُ فِي يَوْمٍ وَاحِدٍ يَقْرَأُ بِهِمَا أَيْضًا فِي الصَّلاَتَيْنِ
Bize Yahyâ b. Yahyâ, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve İshâk hep birlikte Cerîr’den anlattılar; -Yahyâ dedi ki: Bize Cerîr haber verdi;- İbrâhîm b. Muhammed b. el-Münteşir’den; babasından; Nu’mân b. Beşîr’in azatlısı Habîb b. Sâlim’den; Nu’mân b. Beşîr’den; dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem her iki bayramda ve Cuma namazında { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } ve { هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ } surelerini okurdu.” [Ravi] dedi ki: “Bayram ve Cuma aynı güne rastladığında da her iki namazda bu iki sureyi okurdu.”
878_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْتَشِرِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bize onu Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; İbrâhîm b. Muhammed b. el-Münteşir’den; bu isnad ile [rivayet etti].
878_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ ضَمْرَةَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ، اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ كَتَبَ الضَّحَّاكُ بْنُ قَيْسٍ إِلَى النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ يَسْأَلُهُ أَىَّ شَىْءٍ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْجُمُعَةِ سِوَى سُورَةِ الْجُمُعَةِ فَقَالَ كَانَ يَقْرَأُ { هَلْ أَتَاكَ}
Bize Amr en-Nâkid anlattı; bize Sufyân b. Uyeyne anlattı; Damre b. Saîd’den; Ubeydullah b. Abdillâh’tan; dedi ki: ed-Dahhâk b. Kays, Nu’mân b. Beşîr’e bir mektup yazarak Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Cuma günü, Cuma Suresi’nden başka ne okuduğunu sordu. [Nu’mân] şöyle cevap verdi: “{ هَلْ أَتَاكَ } (Ğâşiye Suresi’ni) okurdu.”
879_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُخَوَّلِ، بْنِ رَاشِدٍ عَنْ مُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ { الم * تَنْزِيلُ} السَّجْدَةُ وَ { هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ} وَأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْجُمُعَةِ سُورَةَ الْجُمُعَةِ وَالْمُنَافِقِينَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abde b. Suleymân anlattı; Sufyân’dan; Muhavvel b. Râşid’den; Müslim el-Batîn’den; Saîd b. Cubeyr’den; İbn Abbâs’tan; [naklettiğine göre]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü sabah namazında { الم * تَنْزِيلُ } (Secde Suresi) ve { هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ } (İnsan Suresi) surelerini okurdu. Yine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma namazında Cuma ve Münâfikûn surelerini okurdu.
879_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، كِلاَهُمَا عَنْ سُفْيَانَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَهُ .
Bize İbn Numeyr anlattı; bize babam anlattı; (H) Bize Ebû Kureyb anlattı; bize Vekî' anlattı; her ikisi Sufyân’dan; bu isnad ile [rivayet ettiler]. [Önceki hadisin] benzerini [rivayet ettiler].
879_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُخَوَّلٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَهُ فِي الصَّلاَتَيْنِ كِلْتَيْهِمَا . كَمَا قَالَ سُفْيَانُ
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu’be anlattı; Muhavvel’den; bu isnad ile [rivayet ettiler]. Sufyân’ın dediği gibi, her iki namaz hakkında da [hadisin] benzerini [rivayet ettiler].
880_1. Hadis
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ، الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . أَنَّهُ كَانَ يَقْرَأُ فِي الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ { الم * تَنْزِيلُ} وَ { هَلْ أَتَى}
Bana Zuheyr b. Harb anlattı; bize Vekî' anlattı; Sufyân’dan; Sa’d b. İbrâhîm’den; Abdurrahman el-A’rec’den; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [naklettiğine göre]: O, Cuma günü sabah namazında { الم * تَنْزِيلُ } ve { هَلْ أَتَى } surelerini okurdu.
880_2. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، . أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي الصُّبْحِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ بِـ { الم * تَنْزِيلُ} فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى وَفِي الثَّانِيَةِ { هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْئًا مَذْكُورًا}
Bana Ebû’t-Tâhir anlattı; bize İbn Vehb anlattı; İbrâhîm b. Sa’d’dan; babasından; el-A’rec’den; Ebû Hureyre’den; [naklettiğine göre]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü sabah namazında, birinci rekatta { الم * تَنْزِيلُ } (Secde Suresi), ikinci rekatta ise { هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْئًا مَذْكُورًا } (İnsan Suresi) surelerini okurdu.
881_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي، هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيُصَلِّ بَعْدَهَا أَرْبَعًا " .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; bize Hâlid b. Abdillâh haber verdi; Suheyl’den; babasından; Ebû Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz Cuma namazını kıldığı zaman, ondan sonra dört rekat namaz kılsın.”
881_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا صَلَّيْتُمْ بَعْدَ الْجُمُعَةِ فَصَلُّوا أَرْبَعًا " . - زَادَ عَمْرٌو فِي رِوَايَتِهِ قَالَ ابْنُ إِدْرِيسَ قَالَ سُهَيْلٌ فَإِنْ عَجِلَ بِكَ شَىْءٌ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ فِي الْمَسْجِدِ وَرَكْعَتَيْنِ إِذَا رَجَعْتَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Amr en-Nâkid anlattılar; dediler ki: Bize Abdullah b. İdrîs anlattı; Suheyl’den; babasından; Ebû Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cuma’dan sonra namaz kıldığınızda dört rekat kılın.” Amr kendi rivayetinde şunu ekledi: İbn İdrîs dedi ki: Suheyl şöyle dedi: “Eğer seni acele ettiren bir işin çıkarsa, iki rekatını mescitte, iki rekatını da eve döndüğünde kıl.”
881_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، كِلاَهُمَا عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَ مِنْكُمْ مُصَلِّيًا بَعْدَ الْجُمُعَةِ فَلْيُصَلِّ أَرْبَعًا " . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ جَرِيرٍ " مِنْكُمْ " .
Bana Zuheyr b. Harb anlattı; bize Cerîr anlattı; (H) Bana Amr en-Nâkid ve Ebû Kureyb anlattılar; dediler ki: Bize Vekî' anlattı; Sufyân’dan; her ikisi Suheyl’den; babasından; Ebû Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden kim Cuma’dan sonra namaz kılacaksa, dört rekat kılsın.” Cerîr’in hadisinde “sizden” ifadesi yoktur.
882_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ كَانَ إِذَا صَلَّى الْجُمُعَةَ انْصَرَفَ فَسَجَدَ سَجْدَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ ثُمَّ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ ذَلِكَ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ ve Muhammed b. Rumh anlattılar; dediler ki: Bize el-Leys haber verdi; (H) Bize Kuteybe anlattı; bize Leys anlattı; Nâfi'den; Abdullah’tan; [naklettiğine göre]: O, Cuma namazını kıldığı zaman döner ve evinde iki rekat namaz kılardı. Sonra: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de böyle yapardı” derdi.
882_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ وَصَفَ تَطَوُّعَ صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَكَانَ لاَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ حَتَّى يَنْصَرِفَ فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ . قَالَ يَحْيَى أَظُنُّنِي قَرَأْتُ فَيُصَلِّي أَوْ أَلْبَتَّةَ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Mâlik’e okudum; Nâfi'den; Abdullah b. Ömer’den; [naklettiğine göre] o, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in nafile namaz kılışını tavsif ederek şöyle demiştir: “[Nebi], Cuma’dan sonra ayrılıncaya kadar namaz kılmazdı; evinde iki rekat kılardı.” Yahyâ dedi ki: Sanırım ben “feyusallî” veya “elbetete” şeklinde okudum.
882_3. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، بْنُ عُيَيْنَةَ حَدَّثَنَا عَمْرٌو، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Zuheyr b. Harb ve İbn Numeyr anlattılar; Zuheyr dedi ki: Bize Sufyân b. Uyeyne anlattı; bize Amr anlattı; ez-Zührî’den; Sâlim’den; babasından; [naklettiğine göre]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma’dan sonra iki rekat namaz kılardı.
883_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُمَرُ، بْنُ عَطَاءِ بْنِ أَبِي الْخُوَارِ أَنَّ نَافِعَ بْنَ جُبَيْرٍ، أَرْسَلَهُ إِلَى السَّائِبِ ابْنِ أُخْتِ نَمِرٍ يَسْأَلُهُ عَنْ شَىْءٍ، رَآهُ مِنْهُ مُعَاوِيَةُ فِي الصَّلاَةِ فَقَالَ نَعَمْ . صَلَّيْتُ مَعَهُ الْجُمُعَةَ فِي الْمَقْصُورَةِ فَلَمَّا سَلَّمَ الإِمَامُ قُمْتُ فِي مَقَامِي فَصَلَّيْتُ فَلَمَّا دَخَلَ أَرْسَلَ إِلَىَّ فَقَالَ لاَ تَعُدْ لِمَا فَعَلْتَ إِذَا صَلَّيْتَ الْجُمُعَةَ فَلاَ تَصِلْهَا بِصَلاَةٍ حَتَّى تَكَلَّمَ أَوْ تَخْرُجَ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَنَا بِذَلِكَ أَنْ لاَ تُوصَلَ صَلاَةٌ حَتَّى نَتَكَلَّمَ أَوْ نَخْرُجَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ğunder anlattı; İbn Cureyc’den; dedi ki: Bana Ömer b. Atâ b. Ebî’l-Huvâr haber verdi; [naklettiğine göre] Nâfi' b. Cubeyr onu, Muâviye’nin namazda kendisinden gördüğü bir şey hakkında sorması için Nemir’in kız kardeşinin oğlu es-Sâib’e göndermiş; [es-Sâib] şöyle demiştir: “Evet, Muâviye ile birlikte maksurede Cuma namazını kıldım. İmam selam verince yerimden kalkıp namaz kıldım. Muâviye içeri girince bana haber gönderip şöyle dedi: ‘Yaptığını bir daha yapma. Cuma’yı kıldığın zaman, arada konuşmadıkça veya mescitten çıkmadıkça onu başka bir namazla birleştirme. Zira Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, konuşmadıkça veya çıkmadıkça bir namazın diğeriyle birleştirilmemesini bize emretti.’”
883_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ عَطَاءٍ، أَنَّ نَافِعَ بْنَ جُبَيْرٍ، أَرْسَلَهُ إِلَى السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ ابْنِ أُخْتِ نَمِرٍ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ فَلَمَّا سَلَّمَ قُمْتُ فِي مَقَامِي وَلَمْ يَذْكُرِ الإِمَامَ .
Bize Harun b. Abdullah anlattı; bize Haccâc b. Muhammed anlattı; dedi ki: İbn Cureyc şöyle dedi: Bana Ömer b. Atâ haber verdi; [naklettiğine göre] Nâfi' b. Cubeyr onu, Nemir’in kız kardeşinin oğlu es-Sâib b. Yezîd’e göndermiş. [Ravi] hadisi benzeri şekilde sevk etti; ancak o: “Selam verince yerimde kalktım” dedi ve “imam”ı zikretmedi.