Diyetler Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1386. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ سَعِيدٍ الْكِنْدِيُّ الْكُوفِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنِ الْحَجَّاجِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ خِشْفِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ، قَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي دِيَةِ الْخَطَإِ عِشْرِينَ بِنْتَ مَخَاضٍ وَعِشْرِينَ بَنِي مَخَاضٍ ذُكُورًا وَعِشْرِينَ بِنْتَ لَبُونٍ وَعِشْرِينَ جَذَعَةً وَعِشْرِينَ حِقَّةً ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، وَأَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ مَسْعُودٍ لاَ نَعْرِفُهُ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ مَوْقُوفًا ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَدْ أَجْمَعَ أَهْلُ الْعِلْمِ عَلَى أَنَّ الدِّيَةَ تُؤْخَذُ فِي ثَلاَثِ سِنِينَ فِي كُلِّ سَنَةٍ ثُلُثُ الدِّيَةِ وَرَأَوْا أَنَّ دِيَةَ الْخَطَإِ عَلَى الْعَاقِلَةِ ‏.‏ وَرَأَى بَعْضُهُمْ أَنَّ الْعَاقِلَةَ قَرَابَةُ الرَّجُلِ مِنْ قِبَلِ أَبِيهِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكٍ وَالشَّافِعِيِّ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّمَا الدِّيَةُ عَلَى الرِّجَالِ دُونَ النِّسَاءِ وَالصِّبْيَانِ مِنَ الْعَصَبَةِ يُحَمَّلُ كُلُّ رَجُلٍ مِنْهُمْ رُبُعَ دِينَارٍ ‏.‏ وَقَدْ قَالَ بَعْضُهُمْ إِلَى نِصْفِ دِينَارٍ فَإِنْ تَمَّتِ الدِّيَةُ وَإِلاَّ نُظِرَ إِلَى أَقْرَبِ الْقَبَائِلِ مِنْهُمْ فَأُلْزِمُوا ذَلِكَ ‏.‏

Bize Alî b. Saîd el-Kindî el-Kûfî anlattı, (dedi ki): Bize İbn Ebî Zâide, Haccâc’dan, o Zeyd b. Cübeyr’den, o Hışf b. Mâlik’ten anlattı. (Hışf) dedi ki: İbn Mes’ûd’u şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, hataen öldürmenin diyetini yirmi bint mehâd (bir yaşını bitirmiş dişi deve), yirmi ibn mehâd (bir yaşını bitirmiş erkek deve), yirmi bint lebûn (iki yaşını bitirmiş dişi deve), yirmi cezea (dört yaşına girmiş dişi deve) ve yirmi hıkka (üç yaşını bitirmiş dişi deve) olarak hükme bağladı. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Bize Ebû Hişâm er-Rifâî anlattı, (dedi ki): Bize İbn Ebî Zâide ve Ebû Hâlid el-Ahmer, Haccâc b. Ertât’tan bunun benzerini haber verdiler. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Mes’ûd hadisini merfû olarak sadece bu vecihten (yolla) biliyoruz. Abdullah (b. Mes’ûd)’dan mevkûf olarak da rivayet edilmiştir. Bazı ilim ehli bu görüşe gitmiştir; bu Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. İlim ehli, diyetin üç yılda, her yıl diyetin üçte biri olacak şekilde alınacağı konusunda icma etmişlerdir. Hataen öldürme diyetinin âkile (baba tarafından erkek akrabalar) üzerinde olduğu görüşündedirler. Bazıları âkilenin, kişinin baba tarafından akrabaları olduğu görüşündedir; bu Mâlik ve Şâfiî’nin görüşüdür. Bazıları ise diyetin kadınlar ve çocuklar hariç, asabeden erkekler üzerinde olduğunu söylemişlerdir. Onlardan her bir adama çeyrek dinar yüklenir. Bazıları yarım dinara kadar (yüklenebileceğini) söylemişlerdir. Eğer diyet (bu şekilde) tamamlanırsa ne âlâ, aksi takdirde kabilelerden onlara en yakın olanlara bakılır ve onlara yüklenir.

1387. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا حَبَّانُ، وَهُوَ ابْنُ هِلاَلٍ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَاشِدٍ، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ مُوسَى، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا دُفِعَ إِلَى أَوْلِيَاءِ الْمَقْتُولِ فَإِنْ شَاءُوا قَتَلُوا وَإِنْ شَاءُوا أَخَذُوا الدِّيَةَ وَهِيَ ثَلاَثُونَ حِقَّةً وَثَلاَثُونَ جَذَعَةً وَأَرْبَعُونَ خَلِفَةً وَمَا صَالَحُوا عَلَيْهِ فَهُوَ لَهُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَذَلِكَ لِتَشْدِيدِ الْعَقْلِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Saîd ed-Dârimî anlattı, (dedi ki): Bize Habbân —ki o İbn Hilâl’dir— haber verdi, (dedi ki): Bize Muhammed b. Râşid anlattı, (dedi ki): Bize Süleymân b. Mûsâ, Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o da dedesinden nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir mümini kasten öldürürse, maktulün velilerine teslim edilir. Dilerlerse öldürürler (kısas yaparlar), dilerlerse diyeti alırlar. O (diyet): Otuz hıkka, otuz cezea ve kırk halife (karnında yavrusu olan gebe deve)dir. (Bunun dışında) ne üzerinde anlaşırlarsa o onlarındır." Bu (ağır diyet), diyeti ağırlaştırmak içindir. Ebû Îsâ dedi ki: Abdullah b. Amr hadisi hasen gariptir.

1388. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هَانِئٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ الطَّائِفِيُّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ جَعَلَ الدِّيَةَ اثْنَىْ عَشَرَ أَلْفًا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, (dedi ki): Bize Muâz b. Hâni’ anlattı, (dedi ki): Bize Muhammed b. Müslim et-Tâifî, Amr b. Dînâr’dan, o İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den nakletti ki: O (Resûlullah), diyeti on iki bin (dirhem) kıldı (olarak belirledi).

1389. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَفِي حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ كَلاَمٌ أَكْثَرُ مِنْ هَذَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَلاَ نَعْلَمُ أَحَدًا يَذْكُرُ فِي هَذَا الْحَدِيثِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ غَيْرَ مُحَمَّدِ بْنِ مُسْلِمٍ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَرَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ الدِّيَةَ عَشَرَةَ آلاَفٍ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ ‏.‏ وَقَالَ الشَّافِعِيُّ لاَ أَعْرِفُ الدِّيَةَ إِلاَّ مِنَ الإِبِلِ وَهِيَ مِائَةٌ مِنَ الإِبِلِ أَوْ قِيمَتُهَا ‏.‏

Bize Saîd b. Abdirrahmân el-Mahzûmî anlattı, (dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr b. Dînâr’dan, o da İkrime’den, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den (mürsel olarak) bunun benzerini anlattı. (Bu rivayette) İbn Abbâs’ı zikretmedi. İbn Uyeyne hadisinde bundan daha fazla söz (detay) vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadiste İbn Abbâs’ı, Muhammed b. Müslim dışında zikreden birini bilmiyoruz. Bazı ilim ehlinin yanındaki amel bu hadise göredir; bu Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Bazı ilim ehli ise diyetin on bin (dirhem) olduğu görüşündedir; bu Süfyân es-Sevrî ve Kûfe ehlinin görüşüdür. Şâfiî dedi ki: "Ben diyeti ancak develerden (olursa) bilirim (kabul ederim); o da yüz devedir veya onun kıymetidir."

1390. Hadis

حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، أَخْبَرَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ فِي الْمَوَاضِحِ خَمْسٌ خَمْسٌ ‏"‏ ‏.‏ قال أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ أَنَّ فِي الْمُوضِحَةِ خَمْسًا مِنَ الإِبِلِ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes’ade anlattı, (dedi ki): Bize Yezîd b. Zürey’ haber verdi, (dedi ki): Bize Hüseyin el-Muallim, Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o da dedesinden nakletti ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mûdıha (kemiği açığa çıkaran baş) yaralarında beşer (deve tazminat) vardır." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen bir hadistir. İlim ehlinin yanındaki amel buna göredir; Süfyân es-Sevrî, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşü budur: Mûdıha yarasında beş deve (diyet) vardır.

1391. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَمْرٍو النَّحْوِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ دِيَةُ الأَصَابِعِ الْيَدَيْنِ وَالرِّجْلَيْنِ سَوَاءٌ عَشْرٌ مِنَ الإِبِلِ لِكُلِّ أُصْبُعٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي مُوسَى وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏

Bize Ebû Ammâr anlattı, (dedi ki): Bize el-Fadl b. Mûsâ anlattı, (dedi ki): el-Hüseyin b. Vâkid’den, o Yezîd b. Amr en-Nahvî’den, o İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "El ve ayak parmaklarının diyeti eşittir; her bir parmak için on deve vardır." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ebû Mûsâ ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi bu vecihten (yolla) hasen sahih gariptir. İlim ehlinin yanındaki amel buna göredir; Süfyân, Şâfiî, Ahmed ve İshâk da böyle derler.

1392. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ هَذِهِ وَهَذِهِ سَوَاءٌ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الْخِنْصَرَ وَالإِبْهَامَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, (dedi ki): Bize Yahyâ b. Saîd ve Muhammed b. Ca’fer anlattı; dediler ki: Bize Şu’be, Katâde’den, o İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den nakletti ki (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Şu ve şu eşittir." Serçe parmağı ve başparmağı kastetti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.

1393. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا أَبُو السَّفَرِ، قَالَ دَقَّ رَجُلٌ مِنْ قُرَيْشٍ سِنَّ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَاسْتَعْدَى عَلَيْهِ مُعَاوِيَةَ فَقَالَ لِمُعَاوِيَةَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ إِنَّ هَذَا دَقَّ سِنِّي ‏.‏ قَالَ مُعَاوِيَةُ إِنَّا سَنُرْضِيكَ وَأَلَحَّ الآخَرُ عَلَى مُعَاوِيَةَ فَأَبْرَمَهُ فَلَمْ يُرْضِهِ فَقَالَ لَهُ مُعَاوِيَةُ شَأْنَكَ بِصَاحِبِكَ ‏.‏ وَأَبُو الدَّرْدَاءِ جَالِسٌ عِنْدَهُ قَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَا مِنْ رَجُلٍ يُصَابُ بِشَيْءٍ فِي جَسَدِهِ فَيَتَصَدَّقُ بِهِ إِلاَّ رَفَعَهُ اللَّهُ بِهِ دَرَجَةً وَحَطَّ عَنْهُ بِهِ خَطِيئَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ الأَنْصَارِيُّ أَأَنْتَ سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ سَمِعَتْهُ أُذُنَاىَ وَوَعَاهُ قَلْبِي ‏.‏ قَالَ فَإِنِّي أَذَرُهَا لَهُ ‏.‏ قَالَ مُعَاوِيَةُ لاَ جَرَمَ لاَ أُخَيِّبُكَ ‏.‏ فَأَمَرَ لَهُ بِمَالٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَلاَ أَعْرِفُ لأَبِي السَّفَرِ سَمَاعًا مِنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ وَأَبُو السَّفَرِ اسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ أَحْمَدَ وَيُقَالُ ابْنُ يُحْمِدَ الثَّوْرِيُّ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı, (dedi ki): Bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı, (dedi ki): Bize Yûnus b. Ebî İshâk anlattı, (dedi ki): Bize Ebu’s-Sefer anlattı, dedi ki: Kureyş’ten bir adam, Ensar’dan bir adamın dişini kırdı. (Ensarî), Muâviye’ye başvurarak ondan davacı oldu ve Muâviye’ye: "Ey Müminlerin Emiri! Bu adam dişimi kırdı" dedi. Muâviye: "Biz seni razı edeceğiz (tazminat vereceğiz)" dedi. Diğeri (Ensarî) Muâviye’ye ısrar etti, onu usandırdı ve (tazminata) razı olmadı (kısas istedi). Bunun üzerine Muâviye ona: "Arkadaşınla baş başasın (alacağını al)" dedi. Ebû Derdâ onun (Muâviye’nin) yanında oturuyordu. Ebû Derdâ dedi ki: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Vücudunda bir yaralanmaya uğrayıp da onu sadaka olarak bağışlayan (affeden) hiçbir adam yoktur ki, Allah bu sebeple onun derecesini yükseltmesin ve ondan bir günahı silmesin." Ensarî: "Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den sen mi işittin?" dedi. (Ebû Derdâ): "Kulaklarım işitti, kalbim de ezberledi" dedi. (Ensarî): "O halde ben onu, o adama bağışlıyorum" dedi. Muâviye: "Şüphesiz ben de seni mahrum bırakmayacağım" dedi ve ona mal verilmesini emretti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, garip bir hadistir; bunu sadece bu vecihten (yolla) biliyoruz. Ebu’s-Sefer’in Ebû Derdâ’dan semâsını (hadis işittiğini) bilmiyorum. Ebu’s-Sefer’in adı Saîd b. Ahmed —İbn Yuhmid de denilir— es-Sevrî’dir.

1394. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ خَرَجَتْ جَارِيَةٌ عَلَيْهَا أَوْضَاحٌ فَأَخَذَهَا يَهُودِيٌّ فَرَضَخَ رَأْسَهَا بِحَجَرٍ وَأَخَذَ مَا عَلَيْهَا مِنَ الْحُلِيِّ ‏.‏ قَالَ فَأُدْرِكَتْ وَبِهَا رَمَقٌ فَأُتِيَ بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَنْ قَتَلَكِ أَفُلاَنٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ بِرَأْسِهَا لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَفُلاَنٌ ‏"‏ ‏.‏ حَتَّى سُمِّيَ الْيَهُودِيُّ فَقَالَتْ بِرَأْسِهَا أَىْ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأُخِذَ فَاعْتَرَفَ فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُضِخَ رَأْسُهُ بَيْنَ حَجَرَيْنِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ قَوَدَ إِلاَّ بِالسَّيْفِ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı, (dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn anlattı, (dedi ki): Bize Hemmâm, Katâde’den, o da Enes’ten anlattı. (Enes) dedi ki: Üzerinde gümüş takılar bulunan bir cariye (dışarı) çıkmıştı. Bir Yahudi onu yakaladı, başını bir taşla ezdi ve üzerindeki takıları aldı. Sonra (kız) bulundu, henüz kendisinde son nefes (yaşam belirtisi) vardı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirildi. (Resûlullah) ona: "Seni kim öldürdü? Falan mı?" dedi. (Kız) başıyla "Hayır" (işareti yaptı). (Resûlullah): "Falan mı?" dedi. Nihayet Yahudi’nin adı zikredildi. (Kız) başıyla "Evet" dedi. Bunun üzerine o adam yakalandı ve (suçunu) itiraf etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, onun hakkında emretti ve başı iki taş arasında ezildi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Bazı ilim ehlinin yanındaki amel buna göredir; bu Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Bazı ilim ehli ise: "Kısas ancak kılıçla olur" demişlerdir.

1395. Hadis

1396. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَوَّلَ مَا يُحْكَمُ بَيْنَ الْعِبَادِ فِي الدِّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَهَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الأَعْمَشِ مَرْفُوعًا وَرَوَى بَعْضُهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ وَلَمْ يَرْفَعُوهُ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı, (dedi ki): Bize Vehb b. Cerîr anlattı, (dedi ki): Bize Şu’be, A’meş’ten, o Ebû Vâil’den, o da Abdullah’tan nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Kıyamet günü) kullar arasında hükmü verilecek ilk şey kan(davalar)ıdır." Ebû Îsâ dedi ki: Abdullah hadisi hasen sahihtir. Birden çok kişi bunu A’meş’ten merfû olarak rivayet etmiştir. Bazıları ise A’meş’ten rivayet etmiş ancak merfû yapmamışlardır.

1397. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَوَّلَ مَا يُقْضَى بَيْنَ الْعِبَادِ فِي الدِّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı, (dedi ki): Bize Vekî’, A’meş’ten, o Ebû Vâil’den, o da Abdullah’tan nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Kıyamet günü) kullar arasında hükmü verilecek ilk şey kan(davalar)ıdır."

1398. Hadis

حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ يَزِيدَ الرَّقَاشِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الْحَكَمِ الْبَجَلِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، وَأَبَا، هُرَيْرَةَ يَذْكُرَانِ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْ أَنَّ أَهْلَ السَّمَاءِ وَأَهْلَ الأَرْضِ اشْتَرَكُوا فِي دَمِ مُؤْمِنٍ لأَكَبَّهُمُ اللَّهُ فِي النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏. ‏وَأَبُو الْحَكَمِ الْبَجَلِيُّ هُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي نُعْمٍ الْكُوفِيُّ

Bize el-Hüseyin b. Hureys anlattı, (dedi ki): Bize el-Fadl b. Mûsâ, el-Hüseyin b. Vâkid’den, o Yezîd er-Rakkâşî’den (naklen) anlattı. (Yezîd) dedi ki: Bize Ebu’l-Hakem el-Becelî anlattı; dedi ki: Ben Ebû Saîd el-Hudrî ve Ebû Hureyre’yi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklen) şöyle derlerken işittim: "(Resûlullah) buyurdu ki: Eğer gök ehli ve yer ehli bir müminin kanına (öldürülmesine) ortak olsalardı, Allah onların (hepsini) yüzüstü ateşe atardı." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, garip bir hadistir. Ebu’l-Hakem el-Becelî, Abdurrahman b. Ebî Nu’m el-Kûfî’dir.

1399. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا الْمُثَنَّى بْنُ الصَّبَّاحِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ سُرَاقَةَ بْنِ مَالِكِ بْنِ جُعْشُمٍ، قَالَ حَضَرْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقِيدُ الأَبَ مِنِ ابْنِهِ وَلاَ يُقِيدُ الاِبْنَ مِنْ أَبِيهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ سُرَاقَةَ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَلَيْسَ إِسْنَادُهُ بِصَحِيحٍ رَوَاهُ إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ عَنِ الْمُثَنَّى بْنِ الصَّبَّاحِ ‏.‏ وَالْمُثَنَّى بْنُ الصَّبَّاحِ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ عَنْ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ مُرْسَلاً وَهَذَا حَدِيثٌ فِيهِ اضْطِرَابٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ الأَبَ إِذَا قَتَلَ ابْنَهُ لاَ يُقْتَلُ بِهِ وَإِذَا قَذَفَ ابْنَهُ لاَ يُحَدُّ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı, (dedi ki): Bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı, (dedi ki): Bize el-Müsennâ b. es-Sabbâh, Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o dedesinden, o da Sürâka b. Mâlik b. Cu’şum’dan anlattı. (Sürâka) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in, babası (tarafından öldürülmesi) sebebiyle oğuldan kısas aldığına, ancak oğlu (tarafından öldürülmesi) sebebiyle babadan kısas almadığına şahit oldum. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi Sürâka hadisi olarak sadece bu vecihten (yolla) biliyoruz. İsnadı sahih değildir; İsmâîl b. Ayyâş, el-Müsennâ b. es-Sabbâh’tan rivayet etmiştir. el-Müsennâ b. es-Sabbâh ise hadis konusunda zayıf sayılır. Ebû Hâlid el-Ahmer bu hadisi Haccâc b. Ertât’tan, o Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o dedesinden, o da Ömer’den, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir. Ayrıca bu hadis Amr b. Şuayb’dan mürsel olarak da rivayet edilmiştir. Bu hadiste ızdırap (karışıklık) vardır. İlim ehlinin yanındaki amel buna göredir: Baba oğlunu öldürürse ona kısas uygulanmaz (öldürülmez), oğluna zina iftirasında bulunursa ona had (cezası) uygulanmaz.

1400. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا الأَحْمَرُ، عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ يُقَادُ الْوَالِدُ بِالْوَلَدِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Saîd el-Eşecc anlattı, (dedi ki): Bize el-Ahmer, Haccâc b. Ertât’tan, o Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o dedesinden, o da Ömer b. el-Hattâb’dan nakletti. (Ömer) dedi ki: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Baba, evlat(taki hakkı) karşılığında (kısas olarak) öldürülmez."

1401. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تُقَامُ الْحُدُودُ فِي الْمَسَاجِدِ وَلاَ يُقْتَلُ الْوَالِدُ بِالْوَلَدِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ بِهَذَا الإِسْنَادِ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ ‏.‏ وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ مُسْلِمٍ الْمَكِّيُّ قَدْ تَكَلَّمَ فِيهِ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, (dedi ki): Bize İbn Ebî Adî, İsmâîl b. Müslim’den, o Amr b. Dînâr’dan, o Tâvûs’tan, o da İbn Abbâs’tan, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den nakletti ki (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Mescidlerde hadler (cezalar) uygulanmaz ve baba, (öldürdüğü) evladı karşılığında (kısas olarak) öldürülmez." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi bu isnadla, İsmâîl b. Müslim hadisi dışında merfû olarak bilmiyoruz. İsmâîl b. Müslim el-Mekkî hakkında bazı ilim ehli hafızası yönünden (olumsuz) konuşmuşlardır.

1402. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلاَّ بِإِحْدَى ثَلاَثٍ الثَّيِّبُ الزَّانِي وَالنَّفْسُ بِالنَّفْسِ وَالتَّارِكُ لِدِينِهِ الْمُفَارِقُ لِلْجَمَاعَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُثْمَانَ وَعَائِشَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ مَسْعُودٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı, (dedi ki): Bize Ebû Muâviye, A’meş’ten, o Abdullah b. Mürre’den, o Mesrûk’tan, o da Abdullah b. Mes’ûd’dan nakletti. (Abdullah) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın Resûlü olduğuma şehadet eden Müslüman bir kimsenin kanı, ancak şu üç şeyden biriyle helal olur: Zina eden evli kimse (dul/seyyib), cana karşılık can ve dinini terk edip cemaatten ayrılan kimse." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Osman, Âişe ve İbn Abbâs’tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Mes’ûd hadisi hasen sahihtir.

1403. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مَعْدِيُّ بْنُ سُلَيْمَانَ، هُوَ الْبَصْرِيُّ عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَلاَ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا مُعَاهِدَةً لَهُ ذِمَّةُ اللَّهِ وَذِمَّةُ رَسُولِهِ فَقَدْ أَخْفَرَ بِذِمَّةِ اللَّهِ فَلاَ يَرَحْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ وَإِنَّ رِيحَهَا لَيُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ سَبْعِينَ خَرِيفًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, (dedi ki): Bize Ma’dî b. Süleymân —ki o Basralıdır—, İbn Aclân’dan, o babasından, o da Ebû Hureyre’den, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den nakletti ki (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Kim Allah’ın ve Resûlü’nün zimmetine (güvencesine) sahip olan muâhid (anlaşmalı) bir canı öldürürse, Allah’ın zimmetini (güvencesini) ihlal etmiş olur. Bu sebeple o, cennetin kokusunu alamaz. Oysa onun kokusu yetmiş yıllık mesafeden duyulur." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ebû Bekre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. Ebû Hureyre’den, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den farklı vecihlerden de rivayet edilmiştir.

1404. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي سَعْدٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَدَى الْعَامِرِيَّيْنِ بِدِيَةِ الْمُسْلِمِينَ وَكَانَ لَهُمَا عَهْدٌ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَأَبُو سَعْدٍ الْبَقَّالُ اسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ الْمَرْزُبَانِ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı, (dedi ki): Bize Yahyâ b. Âdem, Ebû Bekir b. Ayyâş’tan, o Ebû Sa’d’dan, o İkrime’den, o da İbn Abbâs’tan nakletti ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, (Benî) Âmir’den iki kişinin diyetini Müslümanların diyeti (miktarınca) ödedi. O ikisinin Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den bir ahdi (anlaşması) vardı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, garip bir hadistir; bunu sadece bu vecihten (yolla) biliyoruz. Ebû Sa’d el-Bakkâl’ın adı Saîd b. el-Merzübân’dır.

1405. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، وَيَحْيَى بْنُ مُوسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا فَتَحَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مَكَّةَ قَامَ فِي النَّاسِ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ وَمَنْ قُتِلَ لَهُ قَتِيلٌ فَهُوَ بِخَيْرِ النَّظَرَيْنِ إِمَّا أَنْ يَعْفُوَ وَإِمَّا أَنْ يَقْتُلَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ وَأَنَسٍ وَأَبِي شُرَيْحٍ خُوَيْلِدِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân ve Yahyâ b. Mûsâ anlattı; dediler ki: Bize Velîd b. Müslim anlattı, (dedi ki): Bize Evzâî anlattı, (dedi ki): Bana Yahyâ b. Ebî Kesîr anlattı, (dedi ki): Bana Ebû Seleme anlattı, (dedi ki): Bana Ebû Hureyre anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: Allah, Resûlü’ne Mekke’yi (fethini) nasip edince, (Resûlullah) insanların arasında ayağa kalktı, Allah’a hamd ve senâ etti, sonra şöyle buyurdu: "Kimin bir yakını öldürülürse o, iki seçeneğin en hayırlısına (kendisi için en uygun olana) sahiptir: Ya affeder ya da öldürür (kısas ister)." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Vâil b. Hucr, Enes ve Ebû Şurayh Huveylid b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir.

1406. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْكَعْبِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ مَكَّةَ وَلَمْ يُحَرِّمْهَا النَّاسُ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يَسْفِكَنَّ فِيهَا دَمًا وَلاَ يَعْضِدَنَّ فِيهَا شَجَرًا فَإِنْ تَرَخَّصَ مُتَرَخِّصٌ فَقَالَ أُحِلَّتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَإِنَّ اللَّهَ أَحَلَّهَا لِي وَلَمْ يُحِلَّهَا لِلنَّاسِ وَإِنَّمَا أُحِلَّتْ لِي سَاعَةً مِنْ نَهَارٍ ثُمَّ هِيَ حَرَامٌ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ثُمَّ إِنَّكُمْ مَعْشَرَ خُزَاعَةَ قَتَلْتُمْ هَذَا الرَّجُلَ مِنْ هُذَيْلٍ وَإِنِّي عَاقِلُهُ فَمَنْ قُتِلَ لَهُ قَتِيلٌ بَعْدَ الْيَوْمِ فَأَهْلُهُ بَيْنَ خِيرَتَيْنِ إِمَّا أَنْ يَقْتُلُوا أَوْ يَأْخُذُوا الْعَقْلَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَحَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَرَوَاهُ شَيْبَانُ أَيْضًا عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ مِثْلَ هَذَا ‏.‏ - وَرُوِيَ عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْخُزَاعِيِّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ قُتِلَ لَهُ قَتِيلٌ فَلَهُ أَنْ يَقْتُلَ أَوْ يَعْفُوَ أَوْ يَأْخُذَ الدِّيَةَ ‏"‏ ‏.‏ وَذَهَبَ إِلَى هَذَا بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, (dedi ki): Bize Yahyâ b. Saîd anlattı, (dedi ki): Bize İbn Ebî Zi’b anlattı, (dedi ki): Bana Saîd b. Ebî Saîd el-Makbûrî, Ebû Şurayh el-Ka’bî’den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki Allah Mekke’yi haram (dokunulmaz) kıldı; onu insanlar haram kılmadı. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimsenin orada kan dökmesi ve orada ağaç kesmesi helal olmaz. Eğer biri ruhsat arayarak 'Bu, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e helal kılındı' derse (ona deyin ki): 'Allah onu bana helal kıldı, insanlara helal kılmadı. O bana sadece gündüzün bir saatinde helal kılındı. Sonra o, Kıyamet gününe kadar haramdır.' Sonra siz ey Huzâa topluluğu! Siz Hüzeyl’den bu adamı öldürdünüz. Ben onun diyetini ödüyorum. Bugünden sonra kimin bir yakını öldürülürse, ailesi iki seçenek arasındadır: Ya öldürürler (kısas yaparlar) ya da diyeti alırlar." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Ebû Hureyre hadisi de hasen sahihtir. Şeybân da bunu Yahyâ b. Ebî Kesîr’den bu şekilde rivayet etmiştir. Ebû Şurayh el-Huzâî’den, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kimin bir yakını öldürülürse o (şu seçeneklere) sahiptir: Öldürür, affeder veya diyet alır." Bazı ilim ehli bu görüşe gitmiştir; bu Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür.

1407. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قُتِلَ رَجُلٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدُفِعَ الْقَاتِلُ إِلَى وَلِيِّهِ فَقَالَ الْقَاتِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ مَا أَرَدْتُ قَتْلَهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَمَا إِنَّهُ إِنْ كَانَ صَادِقًا فَقَتَلْتَهُ دَخَلْتَ النَّارَ ‏"‏ ‏.‏ فَخَلَّى عَنْهُ الرَّجُلُ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ مَكْتُوفًا بِنِسْعَةٍ ‏.‏ قَالَ فَخَرَجَ يَجُرُّ نِسْعَتَهُ ‏.‏ قَالَ فَكَانَ يُسَمَّى ذَا النِّسْعَةِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالنِّسْعَةُ حَبْلٌ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı, (dedi ki): Bize Ebû Muâviye, A’meş’ten, o Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hureyre’den nakletti. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir adam öldürüldü. Katil, (kısas için) maktulün velisine teslim edildi. Katil: "Ey Allah’ın Resûlü! Vallahi ben onu öldürmek istemedim (kasten yapmadım)" dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (veliye): "Dikkat et! Eğer o doğru söylüyorsa ve sen onu öldürürsen ateşe girersin" buyurdu. Bunun üzerine adam onu serbest bıraktı. (Râvi) dedi ki: O (katil), bir deri iple (nis’a) bağlanmıştı. İpini sürüyerek dışarı çıktı. Bu yüzden ona "Zü’n-Nis’a" (İp Sahibi) denildi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Nis’a, ip (anlamına gelir).

1408. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا بَعَثَ أَمِيرًا عَلَى جَيْشٍ أَوْصَاهُ فِي خَاصَّةِ نَفْسِهِ بِتَقْوَى اللَّهِ وَمَنْ مَعَهُ مِنَ الْمُسْلِمِينَ خَيْرًا فَقَالَ ‏ "‏ اغْزُوا بِسْمِ اللَّهِ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ قَاتِلُوا مَنْ كَفَرَ بِاللَّهِ اغْزُوا وَلاَ تَغُلُّوا وَلاَ تَغْدِرُوا وَلاَ تُمَثِّلُوا وَلاَ تَقْتُلُوا وَلِيدًا ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَشَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَأَنَسٍ وَسَمُرَةَ وَالْمُغِيرَةِ وَيَعْلَى بْنِ مُرَّةَ وَأَبِي أَيُّوبَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ بُرَيْدَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَكَرِهَ أَهْلُ الْعِلْمِ الْمُثْلَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, (dedi ki): Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı, (dedi ki): Bize Süfyân, Alkame b. Mersed’den, o Süleymân b. Büreyde’den, o da babasından nakletti. (Babası) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir orduya komutan tayin ettiği zaman, ona bizzat Allah’tan korkmasını ve yanındaki Müslümanlara hayırla muamele etmesini tavsiye eder ve şöyle derdi: "Allah’ın adıyla ve Allah yolunda savaşın. Allah’ı inkâr edenlerle savaşın. Savaşın; ganimete hainlik etmeyin (gizlemeyin), anlaşmayı bozmayın (ihanet etmeyin), müsle yapmayın (cesetlerin organlarını kesmeyin) ve çocukları öldürmeyin." Hadisin (devamında uzunca) bir hikâye vardır. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Abdullah b. Mes’ûd, Şeddâd b. Evs, İmrân b. Husayn, Enes, Semure, Muğîre, Ya’lâ b. Mürre ve Ebû Eyyûb’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Büreyde hadisi hasen sahihtir. İlim ehli müsle yapmayı kerih görmüşlerdir (haram saymışlardır).

1409. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيِّ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ الإِحْسَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ فَإِذَا قَتَلْتُمْ فَأَحْسِنُوا الْقِتْلَةَ وَإِذَا ذَبَحْتُمْ فَأَحْسِنُوا الذِّبْحَةَ وَلْيُحِدَّ أَحَدُكُمْ شَفْرَتَهُ وَلْيُرِحْ ذَبِيحَتَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ أَبُو الأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيُّ اسْمُهُ شُرَحْبِيلُ بْنُ آدَةَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı, (dedi ki): Bize Hüşeym anlattı, (dedi ki): Bize Hâlid, Ebû Kilâbe’den, o Ebu’l-Eş’as es-San’ânî’den, o da Şeddâd b. Evs’ten nakletti ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah her şeye ihsanı (güzel yapmayı) yazdı (farz kıldı). Öldürdüğünüz zaman, öldürmeyi güzel yapın. (Hayvan) kestiğiniz zaman, kesimi güzel yapın. Sizden biriniz bıçağını bilesin ve keseceği hayvanı rahatlatsın." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Ebu’l-Eş’as es-San’ânî’nin ismi Şürahbîl b. Âde’dir.

1410. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ سَعِيدٍ الْكِنْدِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْجَنِينِ بِغُرَّةٍ عَبْدٍ أَوْ أَمَةٍ ‏.‏ فَقَالَ الَّذِي قُضِيَ عَلَيْهِ أَنُعْطِي مَنْ لاَ شَرِبَ وَلاَ أَكَلَ وَلاَ صَاحَ فَاسْتَهَلَّ فَمِثْلُ ذَلِكَ يُطَلُّ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ هَذَا لَيَقُولُ بِقَوْلِ شَاعِرٍ بَلْ فِيهِ غُرَّةٌ عَبْدٌ أَوْ أَمَةٌ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ حَمَلِ بْنِ مَالِكِ بْنِ النَّابِغَةِ وَالْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمُ الْغُرَّةُ عَبْدٌ أَوْ أَمَةٌ أَوْ خَمْسُمِائَةِ دِرْهَمٍ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ أَوْ فَرَسٌ أَوْ بَغْلٌ ‏.‏

Bize Alî b. Saîd el-Kindî el-Kûfî anlattı, (dedi ki): Bize İbn Ebî Zâide, Muhammed b. Amr’dan, o Ebû Seleme’den, o da Ebû Hureyre’den nakletti. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (düşürülen) cenin hakkında gurre; (yani) bir köle veya bir cariye (verilmesi gerektiğine) hükmetti. Aleyhine hüküm verilen kişi: "Yemeyen, içmeyen, bağırmayan ve ses çıkarmayan bir şeye mi (diyet) vereceğiz? Böyle bir şey heder olur (tazminat gerekmez)" dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu adam tıpkı şairlerin kafiyeli sözü gibi (kafiyeli) konuşuyor. Bilakis, onda gurre; bir köle veya bir cariye vardır" buyurdu. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Hamel b. Mâlik b. en-Nâbige ve el-Muğîre b. Şu’be’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinin yanındaki amel buna göredir. Bazıları: "Gurre; bir köle veya bir cariye yahut beş yüz dirhemdir" demişlerdir. Bazıları ise: "Veya bir at yahut bir katırdır" demişlerdir.

1411. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ نَضْلَةَ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّ امْرَأَتَيْنِ، كَانَتَا ضَرَّتَيْنِ فَرَمَتْ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى بِحَجَرٍ أَوْ عَمُودِ فُسْطَاطٍ فَأَلْقَتْ جَنِينَهَا فَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْجَنِينِ غُرَّةٌ عَبْدٌ أَوْ أَمَةٌ وَجَعَلَهُ عَلَى عَصَبَةِ الْمَرْأَةِ ‏.‏ قَالَ الْحَسَنُ وَأَخْبَرَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، بِهَذَا الْحَدِيثِ نَحْوَهُ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize el-Hasen b. Alî el-Hallâl anlattı, (dedi ki): Bize Vehb b. Cerîr anlattı, (dedi ki): Bize Şu’be, Mansûr’dan, o İbrâhîm’den, o Ubeyd b. Nadle’den, o da el-Muğîre b. Şu’be’den nakletti ki: İki kadın kumaydılar. Biri diğerine bir taş veya çadır direği attı ve onun (karnındaki) ceninini düşürdü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, cenin hakkında gurre; (yani) bir köle veya bir cariye (verilmesine) hükmetti ve bunu (ödeme yükümlülüğünü) kadının asabesine (baba tarafından erkek akrabalarına) yükledi. (Râvi) el-Hasen dedi ki: Bize Zeyd b. Hubâb, Süfyân’dan, o da Mansûr’dan bu hadisin benzerini haber verdi. Bu, hasen sahih bir hadistir.

1412. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَنْبَأَنَا مُطَرِّفٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو جُحَيْفَةَ، قَالَ قُلْتُ لِعَلِيٍّ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ هَلْ عِنْدَكُمْ سَوْدَاءُ فِي بَيْضَاءَ لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ قَالَ لاَ وَالَّذِي فَلَقَ الْحَبَّةَ وَبَرَأَ النَّسَمَةَ مَا عَلِمْتُهُ إِلاَّ فَهْمًا يُعْطِيهِ اللَّهُ رَجُلاً فِي الْقُرْآنِ وَمَا فِي الصَّحِيفَةِ ‏.‏ قُلْتُ وَمَا فِي الصَّحِيفَةِ قَالَ فِيهَا الْعَقْلُ وَفِكَاكُ الأَسِيرِ وَأَنْ لاَ يُقْتَلَ مُؤْمِنٌ بِكَافِرٍ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَمَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ قَالُوا لاَ يُقْتَلُ مُؤْمِنٌ بِكَافِرٍ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ يُقْتَلُ الْمُسْلِمُ بِالْمُعَاهِدِ ‏.‏ وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı, (dedi ki): Bize Hüşeym anlattı, (dedi ki): Bize Mutarrif haber verdi, (dedi ki): Şa’bî’den, (dedi ki): Bize Ebû Cuhayfe anlattı. (Ebû Cuhayfe) dedi ki: Ben Alî’ye: "Ey Müminlerin Emiri! Yanınızda Allah’ın Kitabı’nda olmayan yazılı bir şey (sevdâ fî beydâ - beyaz üzerine siyah) var mı?" dedim. O: "Hayır. Taneyi yaran ve ruhu yaratan Allah’a yemin olsun ki, Allah’ın Kur’an konusunda bir kula verdiği anlayış ve (şu) sayfada olandan başka bir şey bildiğim yok" dedi. Ben: "Sayfada ne var?" dedim. O: "Onda diyet(hükümleri), esirin kurtarılması ve kâfir karşılığında müminin öldürülmeyeceği (hükmü) var" dedi. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Alî hadisi hasen sahihtir. Bazı ilim ehlinin yanındaki amel buna göredir; Süfyân es-Sevrî, Mâlik b. Enes, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşü budur; onlar "Mümin kâfir karşılığında öldürülmez" demişlerdir. Bazı ilim ehli ise: "Müslüman, (kendisiyle anlaşma yapılmış) muâhid (bir kâfir) karşılığında öldürülür" demişlerdir. Birinci görüş daha sahihtir.

1413. Hadis

حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ لاَ يُقْتَلُ مُسْلِمٌ بِكَافِرٍ ‏"‏ ‏.‏ وَبِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ دِيَةُ عَقْلِ الْكَافِرِ نِصْفُ دِيَةِ عَقْلِ الْمُؤْمِنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو فِي هَذَا الْبَابِ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي دِيَةِ الْيَهُودِيِّ وَالنَّصْرَانِيِّ فَذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي دِيَةِ الْيَهُودِيِّ وَالنَّصْرَانِيِّ إِلَى مَا رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَقَالَ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ دِيَةُ الْيَهُودِيِّ وَالنَّصْرَانِيِّ نِصْفُ دِيَةِ الْمُسْلِمِ ‏.‏ وَبِهَذَا يَقُولُ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ وَرُوِيَ عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ أَنَّهُ قَالَ دِيَةُ الْيَهُودِيِّ وَالنَّصْرَانِيِّ أَرْبَعَةُ آلاَفِ دِرْهَمٍ وَدِيَةُ الْمَجُوسِيِّ ثَمَانُمِائَةِ دِرْهَمٍ ‏.‏ وَبِهَذَا يَقُولُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيُّ وَإِسْحَاقُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ دِيَةُ الْيَهُودِيِّ وَالنَّصْرَانِيِّ مِثْلُ دِيَةِ الْمُسْلِمِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ ‏.‏

Bize Îsâ b. Ahmed anlattı, (dedi ki): Bize İbn Vehb, Üsâme b. Zeyd’den, o Amr b. Şuayb’dan, o babasından, o da dedesinden nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müslüman, kâfir karşılığında öldürülmez." Yine bu isnadla Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den nakledildi ki (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Kâfirin diyeti, müminin diyetinin yarısıdır." (Ebû Îsâ) dedi ki: Abdullah b. Amr’ın bu baptaki hadisi hasen bir hadistir. İlim ehli Yahudi ve Hristiyanların diyeti konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bazı ilim ehli, Yahudi ve Hristiyanların diyeti hakkında Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edilen (yarısıdır) görüşüne gitmişlerdir. Ömer b. Abdilazîz: "Yahudi ve Hristiyanın diyeti, Müslümanın diyetinin yarısıdır" demiştir. Ahmed b. Hanbel de böyle der. Ömer b. el-Hattâb’dan rivayet edildiğine göre o: "Yahudi ve Hristiyanın diyeti dört bin dirhem, Mecusinin diyeti ise sekiz yüz dirhemdir" demiştir. Mâlik b. Enes, Şâfiî ve İshâk da böyle derler. Bazı ilim ehli ise: "Yahudi ve Hristiyanın diyeti, Müslümanın diyeti gibidir (eşittir)" demişlerdir. Bu, Süfyân es-Sevrî ve Kûfe ehlinin görüşüdür.

1414. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ عَبْدَهُ قَتَلْنَاهُ وَمَنْ جَدَعَ عَبْدَهُ جَدَعْنَاهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنَ التَّابِعِينَ مِنْهُمْ إِبْرَاهِيمُ النَّخَعِيُّ إِلَى هَذَا وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْهُمُ الْحَسَنُ الْبَصْرِيُّ وَعَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ لَيْسَ بَيْنَ الْحُرِّ وَالْعَبْدِ قِصَاصٌ فِي النَّفْسِ وَلاَ فِيمَا دُونَ النَّفْسِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِذَا قَتَلَ عَبْدَهُ لاَ يُقْتَلُ بِهِ وَإِذَا قَتَلَ عَبْدَ غَيْرِهِ قُتِلَ بِهِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı, (dedi ki): Bize Ebû Avâne, Katâde’den, o el-Hasen’den, o da Semure’den nakletti. (Semure) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kölesini öldürürse biz de onu öldürürüz. Kim kölesinin uzvunu keserse (müsle yaparsa) biz de onun uzvunu keseriz." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen garip bir hadistir. Tâbiînden İbrâhîm en-Nehaî gibi bazı ilim ehli bu görüşe gitmiştir. Tâbiînden el-Hasen el-Basrî ve Atâ b. Ebî Rebâh gibi bazı ilim ehli ise: "Hür ile köle arasında ne can konusunda ne de candan aşağı (yaralamalar) konusunda kısas yoktur" demişlerdir. Bu, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Bazıları da şöyle demiştir: "Kendi kölesini öldürürse (kısas olarak) öldürülmez, başkasının kölesini öldürürse (kısas olarak) öldürülür." Bu, Süfyân es-Sevrî ve Kûfe ehlinin görüşüdür.

1415. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَأَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَأَبُو عَمَّارٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ عُمَرَ، كَانَ يَقُولُ الدِّيَةُ عَلَى الْعَاقِلَةِ وَلاَ تَرِثُ الْمَرْأَةُ مِنْ دِيَةِ زَوْجِهَا شَيْئًا ‏.‏ حَتَّى أَخْبَرَهُ الضَّحَّاكُ بْنُ سُفْيَانَ الْكِلاَبِيُّ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَتَبَ إِلَيْهِ ‏ "‏ أَنْ وَرِّثِ امْرَأَةَ أَشْيَمَ الضِّبَابِيِّ مِنْ دِيَةِ زَوْجِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏

Bize Kuteybe, Ahmed b. Menî’, Ebû Ammâr ve birden çok kişi anlattı; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî’den, o Saîd b. el-Müseyyeb’den nakletti ki: Ömer şöyle derdi: "Diyet âkile (baba tarafından erkek akrabalar) üzerinedir ve kadın kocasının diyetinden hiçbir şeye varis olamaz." Nihayet ed-Dahhâk b. Süfyân el-Kilâbî ona haber verdi ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine: "Eşyem ed-Dıbâbî’nin karısına, kocasının diyetinden miras (payını) ver" diye yazdı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinin yanındaki amel buna göredir.

1416. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَنْبَأَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ زُرَارَةَ بْنَ أَوْفَى، يُحَدِّثُ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَجُلاً، عَضَّ يَدَ رَجُلٍ فَنَزَعَ يَدَهُ فَوَقَعَتْ ثَنِيَّتَاهُ فَاخْتَصَمُوا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ يَعَضُّ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ كَمَا يَعَضُّ الْفَحْلُ لاَ دِيَةَ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏(‏وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ وَسَلَمَةَ بْنِ أُمَيَّةَ وَهُمَا أَخَوَانِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Alî b. Haşrem anlattı, (dedi ki): Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi, (dedi ki): Şu’be’den, o Katâde’den nakletti. (Katâde) dedi ki: Zürâre b. Evfâ’yı, İmrân b. Husayn’dan (naklen) anlatırken işittim ki: Bir adam başka bir adamın elini ısırdı. (Isırılan) elini çekince (ısıranın) iki ön dişi düştü. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e başvurup davalaştılar. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Sizden biri kardeşini, aygır devenin ısırdığı gibi mi ısırıyor? Senin için bir diyet yoktur." Bunun üzerine Allah {Yaralar (arasında) kısas vardır} (Mâide: 45) ayetini indirdi. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ya’lâ b. Ümeyye ve Seleme b. Ümeyye —ki bunlar kardeştir— hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İmrân b. Husayn hadisi hasen sahihtir.

1417. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ سَعِيدٍ الْكِنْدِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ بَهْزِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَبَسَ رَجُلاً فِي تُهْمَةٍ ثُمَّ خَلَّى عَنْهُ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ بَهْزٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنْ بَهْزِ بْنِ حَكِيمٍ هَذَا الْحَدِيثَ أَتَمَّ مِنْ هَذَا وَأَطْوَلَ ‏.‏

Bize Ali b. Saîd El Kindî anlattı; dedi ki: Bize İbnü’l Mübarek, Ma’mer’den, o da Behz b. Hakîm’den, o babasından, o da dedesinden naklen anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir adamı bir töhmetten dolayı hapsetti, sonra onu serbest bıraktı. Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Behz’in babasından ve dedesinden rivayet ettiği hadis hasen bir hadistir. İsmâîl b. İbrâhîm, Behz b. Hakîm’den bu hadisi bundan daha tam ve daha uzun olarak rivayet etmiştir.

1418. Hadis

حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، وَحَاتِمُ بْنُ سِيَاهٍ الْمَرْوَزِيُّ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَهْلٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ قُتِلَ دُونَ مَالِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ وَمَنْ سَرَقَ مِنَ الأَرْضِ شِبْرًا طُوِّقَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ سَبْعِ أَرَضِينَ ‏"‏ ‏.‏ وَزَادَ حَاتِمُ بْنُ سِيَاهٍ الْمَرْوَزِيُّ فِي هَذَا الْحَدِيثِ قَالَ مَعْمَرٌ بَلَغَنِي عَنِ الزُّهْرِيِّ وَلَمْ أَسْمَعْ مِنْهُ زَادَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ ‏"‏ مَنْ قُتِلَ دُونَ مَالِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ ‏"‏ ‏.‏ وَهَكَذَا رَوَى شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَهْلٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَرَوَى سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ سَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ سُفْيَانُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَهْلٍ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Seleme b. Şebîb ve Hâtim b. Siyah El Mervezî ve bir çok kimse anlattı; dediler ki: Bize Abdürrezzâk, Ma’mer’den, o Zührî’den, o Talha b. Abdillah b. Avf’tan, o Abdurrahman b. Amr b. Sehl’den, o da Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nufeyl’den naklen anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Malı uğrunda öldürülen kimse şehittir. Kim yerden bir karış toprak çalarsa kıyamet günü yedi kat yerin dibinden o toprak onun boynuna geçirilir." Hâtim b. Siyah El Mervezî bu hadiste şu ilaveyi yaptı: Ma’mer dedi ki: Zührî’den bana ulaştığına göre —fakat ben ondan işitmedim— o bu hadiste şu ilaveyi yaptı: "Malı uğrunda öldürülen kimse şehittir." Şuayb b. Ebî Hamza da bu hadisi bu şekilde Zührî’den, o Talha b. Abdillah’tan, o Abdurrahman b. Amr b. Sehl’den, o da Saîd b. Zeyd’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen rivayet etmiştir. Süfyân b. Uyeyne de Zührî’den, o Talha b. Abdillah’tan, o Saîd b. Zeyd’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen rivayet etmiş olup senedinde Abdurrahman b. Amr b. Sehl’i zikretmemiştir. Bu hadis hasen sahihtir.

1419. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُطَّلِبِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قُتِلَ دُونَ مَالِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَسَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَجَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو حَدِيثٌ حَسَنٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْهُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ ‏.‏ وَقَدْ رَخَّصَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لِلرَّجُلِ أَنْ يُقَاتِلَ عَنْ نَفْسِهِ وَمَالِهِ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ يُقَاتِلُ عَنْ مَالِهِ وَلَوْ دِرْهَمَيْنِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Ebû Âmir El Akadî anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz b. El Muttalib, Abdullah b. El Hasen’den, o İbrâhîm b. Muhammed b. Talha’dan, o da Abdullah b. Amr’dan naklen anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Malı uğrunda öldürülen kimse şehittir." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ali, Saîd b. Zeyd, Ebû Hureyre, İbn Ömer, İbn Abbâs ve Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Abdullah b. Amr hadisi hasen bir hadistir. Kendisinden başka yollarla da rivayet edilmiştir. İlim ehlinden bazıları kişinin canı ve malı uğrunda savaşmasına ruhsat vermişlerdir. İbnü’l Mübarek şöyle demiştir: "İki dirhem bile olsa malı uğrunda savaşır."

1420. Hadis

1421. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ قُتِلَ دُونَ مَالِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ وَمَنْ قُتِلَ دُونَ دِينِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ وَمَنْ قُتِلَ دُونَ دَمِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ وَمَنْ قُتِلَ دُونَ أَهْلِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَهَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ نَحْوَ هَذَا ‏.‏ وَيَعْقُوبُ هُوَ ابْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ الزُّهْرِيُّ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd anlattı; dedi ki: Bana Ya’kûb b. İbrâhîm b. Sa’d haber verdi; dedi ki: Bize babam, babasından, o Ebû Ubeyde b. Muhammed b. Ammâr b. Yâsir’den, o Talha b. Abdillah b. Avf’tan, o da Saîd b. Zeyd’den naklen anlattı; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Malı uğrunda öldürülen kimse şehittir. Dini uğrunda öldürülen kimse şehittir. Canı uğrunda öldürülen kimse şehittir. Ailesi uğrunda öldürülen kimse şehittir." Tirmizî dedi ki: Bu hadis hasendir. Birden fazla râvi bu hadisi İbrâhîm b. Sa’d’dan bu şekilde rivayet etmiştir. Ya’kûb; İbrâhîm b. Sa’d b. İbrâhîm b. Abdurrahman b. Avf Ez Zührî’nin oğludur.

1422. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، قَالَ يَحْيَى وَحَسِبْتُ عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، أَنَّهُمَا قَالاَ خَرَجَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلِ بْنِ زَيْدٍ وَمُحَيِّصَةُ بْنُ مَسْعُودِ بْنِ زَيْدٍ حَتَّى إِذَا كَانَا بِخَيْبَرَ تَفَرَّقَا فِي بَعْضِ مَا هُنَاكَ ثُمَّ إِنَّ مُحَيِّصَةَ وَجَدَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ قَتِيلاً قَدْ قُتِلَ فَدَفَنَهُ ثُمَّ أَقْبَلَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ وَحُوَيِّصَةُ بْنُ مَسْعُودٍ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ وَكَانَ أَصْغَرَ الْقَوْمِ ذَهَبَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ لِيَتَكَلَّمَ قَبْلَ صَاحِبَيْهِ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَبِّرِ الْكُبْرَ ‏"‏ ‏.‏ فَصَمَتَ وَتَكَلَّمَ صَاحِبَاهُ ثُمَّ تَكَلَّمَ مَعَهُمَا فَذَكَرُوا لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَقْتَلَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَهْلٍ فَقَالَ لَهُمْ ‏"‏ أَتَحْلِفُونَ خَمْسِينَ يَمِينًا فَتَسْتَحِقُّونَ صَاحِبَكُمْ أَوْ قَاتِلَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَكَيْفَ نَحْلِفُ وَلَمْ نَشْهَدْ قَالَ ‏"‏ فَتُبَرِّئُكُمْ يَهُودُ بِخَمْسِينَ يَمِينًا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَكَيْفَ نَقْبَلُ أَيْمَانَ قَوْمٍ كُفَّارٍ فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَى عَقْلَهُ ‏.‏ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، وَرَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، نَحْوَ هَذَا الْحَدِيثِ بِمَعْنَاهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي الْقَسَامَةِ وَقَدْ رَأَى بَعْضُ فُقَهَاءِ الْمَدِينَةِ الْقَوَدَ بِالْقَسَامَةِ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ وَغَيْرِهِمْ إِنَّ الْقَسَامَةَ لاَ تُوجِبُ الْقَوَدَ وَإِنَّمَا تُوجِبُ الدِّيَةَ ‏.‏ آخِرُ أَبْوَابِ الدِّيَاتِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys b. Sa’d, Yahyâ b. Saîd’den, o Büşeyr b. Yesâr’dan, o Sehl b. Ebî Hasme’den naklen anlattı. (Yahyâ dedi ki: Râfi’ b. Hadîc’den de olduğunu sanıyorum.) Her ikisi de (Sehl ve Râfi’) şöyle dediler: Abdullah b. Sehl b. Zeyd ve Muhayyisa b. Mes’ûd b. Zeyd yola çıktılar. Hayber’e geldiklerinde orada bazı işleri için birbirlerinden ayrıldılar. Sonra Muhayyisa, Abdullah b. Sehl’i öldürülmüş olarak buldu ve onu defnetti. Sonra o, Huveyyisa b. Mes’ûd ve Abdurrahman b. Sehl —ki kavmin en genciydi— Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına geldiler. Abdurrahman arkadaşları (olan abisi ve amcası)ndan önce konuşmaya yeltendi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Büyüğe bırak, büyüğe!" buyurdu. Bunun üzerine Abdurrahman sustu ve arkadaşları konuştu. Sonra o da onlarla birlikte konuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e Abdullah b. Sehl’in öldürülüşünü anlattılar. Peygamber onlara: "Sahibinizin (kan) hakkını veya katilinizin (cezalandırılmasını) hak etmek için elli kere yemin eder misiniz?" buyurdu. Onlar: "Görmediğimiz ve şahit olmadığımız bir şeye nasıl yemin edelim?" dediler. Peygamber: "O zaman Yahudiler elli yemin ile kendilerini size karşı temize çıkarırlar," buyurdu. Onlar: "Kâfir bir kavmin yeminlerini nasıl kabul edelim?" dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu durumu görünce onun diyetini (kendi yanından) verdi. Bize Hasen b. Alî El Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd, Büşeyr b. Yesâr’dan, o da Sehl b. Ebî Hasme ve Râfi’ b. Hadîc’den bu hadisin bir benzerini manasıyla haber verdi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İlim ehli katında kasâme (yeminleşme) konusunda bu hadisle amel edilir. Medine fakihlerinden bazıları kasâme ile kısasın gerekeceği görüşündedir. Kûfe ehli ve diğerlerinden bazı ilim ehli ise; "Kasâme kısası gerektirmez, ancak diyeti gerektirir," demişlerdir. (Diyetler bölümlerinin sonudur. Hamd Allah'a mahsustur.)