1720. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " حُرِّمَ لِبَاسُ الْحَرِيرِ وَالذَّهَبِ عَلَى ذُكُورِ أُمَّتِي وَأُحِلَّ لإِنَاثِهِمْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَعَلِيٍّ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَأَنَسٍ وَحُذَيْفَةَ وَأُمِّ هَانِئٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ وَجَابِرٍ وَأَبِي رَيْحَانَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَوَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ . وَحَدِيثُ أَبِي مُوسَى حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Ömer, Nâfi’den, o Saîd b. Ebî Hind’den, o da Ebû Mûsâ el-Eş’arî’den naklederek haber verdi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İpek giymek ve altın (takınmak), ümmetimin erkeklerine haram kılındı, kadınlarına ise helal kılındı.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Ömer, Ali, Ukbe b. Âmir, Enes, Huzeyfe, Ümmü Hâni, Abdullah b. Amr, İmrân b. Husayn, Abdullah b. Zübeyr, Câbir, Ebû Reyhâne, İbn Ömer ve Vâsile b. el-Eska’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Mûsâ hadisi hasen sahihtir.
1721. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ سُوَيْدِ بْنِ غَفَلَةَ، عَنْ عُمَرَ، أَنَّهُ خَطَبَ بِالْجَابِيَةِ فَقَالَ نَهَى نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحَرِيرِ إِلاَّ مَوْضِعَ أُصْبُعَيْنِ أَوْ ثَلاَثٍ أَوْ أَرْبَعٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; dedi ki: Babam bana Katâde’den, o eş-Şa’bî’den, o Süveyd b. Gafle’den, o da Ömer’den naklederek anlattı. (Ömer), Câbiye’de hutbe verdi ve şöyle dedi: “Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem, iki, üç veya dört parmak genişliği kadar olan (miktar) hariç ipeği yasakladı.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu hadis hasen sahihtir.
1722. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ، وَالزُّبَيْرَ بْنَ الْعَوَّامِ، شَكَيَا الْقَمْلَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاةٍ لَهُمَا فَرَخَّصَ لَهُمَا فِي قُمُصِ الْحَرِيرِ قَالَ وَرَأَيْتُهُ عَلَيْهِمَا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; dedi ki: Bize Abdussamed b. Abdulvâris anlattı; dedi ki: Bize Hemmâm anlattı; dedi ki: Bize Katâde, Enes b. Mâlik’ten naklederek anlattı ki: Abdurrahman b. Avf ve Zübeyr b. el-Avvâm, katıldıkları bir gazvede Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bitlenmekten şikayet ettiler. Bunun üzerine (Efendimiz) onlara ipek gömlek (giymeleri) hususunda ruhsat verdi. (Enes) dedi ki: “O gömlekleri ikisinin üzerinde de gördüm.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu hadis hasen sahihtir.
1723. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا وَاقِدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ، قَالَ قَدِمَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ فَأَتَيْتُهُ فَقَالَ مَنْ أَنْتَ فَقُلْتُ أَنَا وَاقِدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ، . قَالَ فَبَكَى وَقَالَ إِنَّكَ لَشَبِيهٌ بِسَعْدٍ وَإِنَّ سَعْدًا كَانَ مِنْ أَعْظَمِ النَّاسِ وَأَطْوَلِهِمْ وَإِنَّهُ بَعَثَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم جُبَّةً مِنْ دِيبَاجٍ مَنْسُوجٌ فِيهَا الذَّهَبُ فَلَبِسَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ فَقَامَ أَوْ قَعَدَ فَجَعَلَ النَّاسُ يَلْمُسُونَهَا فَقَالُوا مَا رَأَيْنَا كَالْيَوْمِ ثَوْبًا قَطُّ . فَقَالَ " أَتَعْجَبُونَ مِنْ هَذِهِ لَمَنَادِيلُ سَعْدٍ فِي الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِمَّا تَرَوْنَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ . وَهَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ .
Bize Ebû Ammâr anlattı; dedi ki: Bize el-Fadl b. Mûsâ, Muhammed b. Amr’dan naklederek anlattı. (Muhammed dedi ki:) Bize Vâkıd b. Amr b. Sa’d b. Muâz anlattı; dedi ki: Enes b. Mâlik (Medine’ye) gelmişti, yanına gittim. Bana: “Sen kimsin?” dedi. Ben de: “Ben Vâkıd b. Amr b. Sa’d b. Muâz’ım” dedim. Bunun üzerine (Enes) ağladı ve şöyle dedi: “Sen gerçekten Sa’d’a benziyorsun. Sa’d, insanların en cüsselilerinden ve en uzun boylularından biriydi. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e, içinde altın dokuma bulunan dîbâc (bir tür ipek) bir cübbe göndermişti. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu giydi, minbere çıktı, (biraz) durdu veya oturdu. İnsanlar o (kumaşa) dokunmaya başladılar ve: “Bugünkü gibi bir elbiseyi asla görmedik” dediler. Bunun üzerine (Efendimiz) şöyle buyurdu: “Buna mı şaşırıyorsunuz? Sa’d’ın cennetteki mendilleri, şu gördüğünüzden daha hayırlıdır.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Esmâ bint Ebî Bekir’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis sahihtir.
1724. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ مَا رَأَيْتُ مِنْ ذِي لِمَّةٍ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ أَحْسَنَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَهُ شَعْرٌ يَضْرِبُ مَنْكِبَيْهِ بَعِيدُ مَا بَيْنَ الْمَنْكِبَيْنِ لَمْ يَكُنْ بِالْقَصِيرِ وَلاَ بِالطَّوِيلِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ وَأَبِي رِمْثَةَ وَأَبِي جُحَيْفَةَ . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; dedi ki: Bize Vekî’ anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, Ebû İshak’tan, o da el-Berâ’dan naklederek anlattı. (El-Berâ) dedi ki: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den daha güzel, kırmızı bir elbise (hulle) içinde olan ve saçı kulak yumuşağına (limme) dökülen başka birini görmedim. Saçları omuzlarına kadar uzanıyordu. İki omuzu arası genişti. O, ne kısa ne de uzundu.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Câbir b. Semure, Ebû Rimse ve Ebû Cuhayfe’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.
1725. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ لُبْسِ الْقَسِّيِّ وَالْمُعَصْفَرِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَحَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Mâlik b. Enes, Nâfi’den, o İbrahim b. Abdullah b. Huneyn’den, o babasından, o da Ali’den naklederek anlattı. (Ali) dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, beni kessî (Mısır yapımı ipekli çizgili kumaş) ve usfur (sarı/kırmızı boya bitkisi) ile boyanmış elbise giymekten menetti.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Enes ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ali hadisi hasen sahihtir.
1726. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى الْفَزَارِيُّ، حَدَّثَنَا سَيْفُ بْنُ هَارُونَ الْبُرْجُمِيُّ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ سَلْمَانَ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ السَّمْنِ وَالْجُبْنِ وَالْفِرَاءِ . فَقَالَ " الْحَلاَلُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ وَالْحَرَامُ مَا حَرَّمَ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ وَمَا سَكَتَ عَنْهُ فَهُوَ مِمَّا عَفَا عَنْهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنِ الْمُغِيرَةِ . وَهَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَرَوَى سُفْيَانُ وَغَيْرُهُ عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ عَنْ سَلْمَانَ قَوْلَهُ وَكَأَنَّ الْحَدِيثَ الْمَوْقُوفَ أَصَحُّ . وَسَأَلْتُ الْبُخَارِيَّ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ مَا أُرَاهُ مَحْفُوظًا رَوَى سُفْيَانُ عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ عَنْ سَلْمَانَ مَوْقُوفًا . قَالَ الْبُخَارِيُّ وَسَيْفُ بْنُ هَارُونَ مُقَارِبُ الْحَدِيثِ وَسَيْفُ بْنُ مُحَمَّدٍ عَنْ عَاصِمٍ ذَاهِبُ الْحَدِيثِ .
Bize İsmâîl b. Mûsâ el-Fezârî anlattı; dedi ki: Bize Seyf b. Hârûn el-Bürcümî, Süleyman et-Teymî’den, o Ebû Osman’dan, o da Selmân’dan naklederek anlattı. Dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e; yağ (sade yağ), peynir ve kürk(lerin hükmü) soruldu. Şöyle buyurdu: “Helal, Allah’ın Kitabı’nda helal kıldığıdır. Haram, Allah’ın Kitabı’nda haram kıldığıdır. Hakkında sustuğu (bir şey söylemediği) şeyler ise, O’nun sizin için affettiği (serbest bıraktığı) şeylerdendir.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Muğîre’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis gariptir. Biz bunu merfû olarak sadece bu veçhile biliyoruz. Süfyân ve başkaları bunu Süleyman et-Teymî’den, o Ebû Osman’dan, o da Selmân’dan “kendi sözü” (mevkûf) olarak rivayet etmişlerdir ki mevkûf hadis daha sahih gibidir. Buhârî’ye bu hadisi sordum; dedi ki: “Bunun mahfûz olduğu kanaatinde değilim. Süfyân bunu Süleyman et-Teymî’den, o Ebû Osman’dan, o da Selmân’dan mevkûf olarak rivayet etmiştir.” (Yine) Buhârî dedi ki: “Seyf b. Hârûn, hadisi (diğerlerine) yakın olan biridir. (Ancak) Âsım’dan rivayet eden Seyf b. Muhammed’in hadisi (değersiz olup) gitmiştir.”
1727. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ مَاتَتْ شَاةٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَهْلِهَا " أَلاَ نَزَعْتُمْ جِلْدَهَا ثُمَّ دَبَغْتُمُوهُ فَاسْتَمْتَعْتُمْ بِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الْمُحَبِّقِ وَمَيْمُونَةَ وَعَائِشَةَ . وَحَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوُ هَذَا . وَرُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ مَيْمُونَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَرُوِيَ عَنْهُ عَنْ سَوْدَةَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يُصَحِّحُ حَدِيثَ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَحَدِيثَ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ مَيْمُونَةَ وَقَالَ احْتَمَلَ أَنْ يَكُونَ رَوَى ابْنُ عَبَّاسٍ عَنْ مَيْمُونَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَرَوَى ابْنُ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ مَيْمُونَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb’den, o Atâ b. Ebî Rabâh’tan naklederek anlattı. Dedi ki: İbn Abbâs’ı şöyle derken işittim: Bir koyun ölmüştü. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sahiplerine şöyle buyurdu: “Derisini yüzüp sonra onu tabaklasaydınız ve ondan faydalansaydınız ya!” (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Seleme b. el-Muhabbik, Meymûne ve Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. İbn Abbâs’tan, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den buna benzer birçok yolla rivayet edilmiştir. Yine İbn Abbâs’tan, o Meymûne’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edilmiştir. (Ayrıca) ondan (İbn Abbâs’tan), o Sevde’den rivayet edilmiştir. Muhammed’in (Buhârî), İbn Abbâs’ın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (doğrudan) rivayetini ve İbn Abbâs’ın Meymûne’den rivayetini (her ikisini de) sahih kabul ettiğini işittim. O şöyle dedi: “İbn Abbâs’ın Meymûne’den, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiş olması da muhtemeldir; İbn Abbâs’ın (doğrudan) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edip (aradaki) Meymûne’yi zikretmemiş olması da muhtemeldir.” (Ebû Îsâ der ki:) İlim ehlinin çoğuna göre amel bu hadis üzerinedir. Süfyân es-Sevrî, İbnü’l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşü de budur.
1728. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، وَعَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ وَعْلَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا إِهَابٍ دُبِغَ فَقَدْ طَهُرَ " . هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ قَالُوا فِي جُلُودِ الْمَيْتَةِ إِذَا دُبِغَتْ فَقَدْ طَهُرَتْ . قَالَ أَبُو عِيسَى قَالَ الشَّافِعِيُّ أَيُّمَا إِهَابِ مَيْتَةٍ دُبِغَ فَقَدْ طَهُرَ إِلاَّ الْكَلْبَ وَالْخِنْزِيرَ . وَاحْتَجَّ بِهَذَا الْحَدِيثِ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِنَّهُمْ كَرِهُوا جُلُودَ السِّبَاعِ وَإِنْ دُبِغَ وَهُوَ قَوْلُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ وَشَدَّدُوا فِي لُبْسِهَا وَالصَّلاَةِ فِيهَا . قَالَ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ إِنَّمَا مَعْنَى قَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا إِهَابٍ دُبِغَ فَقَدْ طَهُرَ " . جِلْدُ مَا يُؤْكَلُ لَحْمُهُ هَكَذَا فَسَّرَهُ النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ . وَقَالَ إِسْحَاقُ قَالَ النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ إِنَّمَا يُقَالُ الإِهَابُ لِجِلْدِ مَا يُؤْكَلُ لَحْمُهُ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne ve Abdulaziz b. Muhammed, Zeyd b. Eslem’den, o Abdurrahman b. Va’le’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek anlattı. (İbn Abbâs) dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hangi deri tabaklanırsa temizlenmiş olur.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu hadis hasen sahihtir. İlim ehlinin çoğuna göre amel bu hadis üzerinedir; ölü hayvan derileri tabaklandığı zaman temizlenmiş olur derler. Şâfiî dedi ki: “Ölü hayvanın derisi tabaklandığı zaman temiz olur; ancak köpek ve domuz müstesnadır.” (Şâfiî) bu hadisi delil getirmiştir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli ise, tabaklansa bile yırtıcı hayvan derilerini (kullanmayı) kerih görmüşlerdir. Abdullah b. el-Mübârek, Ahmed ve İshâk’ın görüşü budur; onlar bu derileri giyme ve içinde namaz kılma konusunda (işi) sıkı tutmuşlardır. İshâk b. İbrahim dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Hangi deri tabaklanırsa temizlenmiş olur” sözünün manası, eti yenen hayvanın derisidir. Nadr b. Şümeyl bunu böyle tefsir etmiştir. İshâk dedi ki: Nadr b. Şümeyl şöyle dedi: “İhab (kelimesi), ancak eti yenen hayvanın derisi için kullanılır.”
1729. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَالشَّيْبَانِيِّ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُكَيْمٍ، قَالَ أَتَانَا كِتَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَنْ لاَ تَنْتَفِعُوا مِنَ الْمَيْتَةِ بِإِهَابٍ وَلاَ عَصَبٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَيُرْوَى عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُكَيْمٍ عَنْ أَشْيَاخٍ لَهُمْ هَذَا الْحَدِيثُ . وَلَيْسَ الْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُكَيْمٍ أَنَّهُ قَالَ أَتَانَا كِتَابُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ وَفَاتِهِ بِشَهْرَيْنِ . قَالَ وَسَمِعْتُ أَحْمَدَ بْنَ الْحَسَنِ يَقُولُ كَانَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ يَذْهَبُ إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ لِمَا ذُكِرَ فِيهِ قَبْلَ وَفَاتِهِ بِشَهْرَيْنِ وَكَانَ يَقُولُ كَانَ هَذَا آخِرَ أَمْرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . ثُمَّ تَرَكَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ هَذَا الْحَدِيثَ لَمَّا اضْطَرَبُوا فِي إِسْنَادِهِ حَيْثُ رَوَى بَعْضُهُمْ فَقَالَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُكَيْمٍ عَنْ أَشْيَاخٍ لَهُمْ مِنْ جُهَيْنَةَ .
Bize Muhammed b. Tarîf el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Fudayl, el-A’meş ve eş-Şeybânî’den, onlar el-Hakem’den, o Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dan, o da Abdullah b. Ukeym’den naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: Bize Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in mektubu geldi: “(Ölüp leş olmuş) hayvanın ne derisinden ne de sinirinden faydalanın.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu hadis hasendir. Bu hadis Abdullah b. Ukeym’den, (kabilesinin) yaşlılarından (şeyhlerinden) diye de rivayet edilmiştir. İlim ehlinin çoğuna göre amel bu hadis üzerine değildir. Bu hadis Abdullah b. Ukeym’den rivayet edilmiş ve o şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in mektubu bize vefatından iki ay önce geldi.” Ahmed b. el-Hasen’i şöyle derken işittim: “Ahmed b. Hanbel, içinde ‘vefatından iki ay önce’ ifadesi geçtiği için bu hadise meylediyor ve: ‘Bu, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in son emridir’ diyordu. Sonra Ahmed b. Hanbel, senedindeki ıztırap sebebiyle bu hadisi terk etti. Zira bazıları (bunu) rivayet ederken: ‘Abdullah b. Ukeym’den, o da Cüheyne kabilesinden yaşlılarından (şeyhlerinden)’ demiştir.”
1730. Hadis
حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، وَزَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، كُلُّهُمْ يُخْبِرُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَنْظُرُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلَى مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ حُذَيْفَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَسَمُرَةَ وَأَبِي ذَرٍّ وَعَائِشَةَ وَهُبَيْبِ بْنِ مُغْفِلٍ . وَحَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma’n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik anlattı. (H) Yine bize Kuteybe, Mâlik’ten, o Nâfi’, Abdullah b. Dînâr ve Zeyd b. Eslem’den, (bunların) hepsi Abdullah b. Ömer’den naklederek haber verdi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah, kıyamet gününde elbisesini kibirle (yerde) sürüyen kimsenin yüzüne bakmaz.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Huzeyfe, Ebû Saîd, Ebû Hureyre, Semure, Ebû Zerr, Âişe ve Hubeyb b. Muğfel’den de hadis rivayet edilmiştir. İbn Ömer hadisi hasen sahihtir.
1731. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ فَكَيْفَ يَصْنَعْنَ النِّسَاءُ بِذُيُولِهِنَّ قَالَ " يُرْخِينَ شِبْرًا " . فَقَالَتْ إِذًا تَنْكَشِفَ أَقْدَامُهُنَّ . قَالَ " فَيُرْخِينَهُ ذِرَاعًا لاَ يَزِدْنَ عَلَيْهِ " . قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize el-Hasan b. Ali el-Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Abdurrazzâk anlattı; dedi ki: Bize Ma’mer, Eyyûb’dan, o Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek haber verdi. (İbn Ömer) dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim elbisesini kibirle (yerde) sürürse, Allah kıyamet gününde ona (rahmet nazarıyla) bakmaz.” Bunun üzerine Ümmü Seleme: “Peki, kadınlar eteklerini (elbiselerinin uçlarını) nasıl yapacaklar?” diye sordu. (Efendimiz): “Bir karış aşağı salarlar” buyurdu. (Ümmü Seleme): “O zaman da ayakları açılır” deyince, (Efendimiz): “Öyleyse bir arşın (zira’) aşağı salarlar, bunu daha fazla uzatmazlar” buyurdu. (Ebû Îsâ der ki:) Bu hadis hasen sahihtir.
1732. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أُمِّ الْحَسَنِ الْبَصْرِيِّ، أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ، حَدَّثَتْهُمْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم شَبَّرَ لِفَاطِمَةَ شِبْرًا مِنْ نِطَاقِهَا . قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى بَعْضُهُمْ عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ عَنِ الْحَسَنِ عَنْ أُمِّهِ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ . وَفِي هَذَا الْحَدِيثِ رُخْصَةٌ لِلنِّسَاءِ فِي جَرِّ الإِزَارِ لأَنَّهُ يَكُونُ أَسْتَرَ لَهُنَّ .
Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize Affân anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme, Ali b. Zeyd’den, o Ümmü’l-Hasen el-Basrî’den naklederek haber verdi ki: Ümmü Seleme onlara şöyle anlatmıştır: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Fâtıma’ya (elbisesini ne kadar uzatacağı konusunda) kuşağından itibaren bir karış ölçüp işaretledi. (Ebû Îsâ der ki:) Bazıları bu hadisi Hammâd b. Seleme’den, o Ali b. Zeyd’den, o Hasen’den, o annesinden, o da Ümmü Seleme’den rivayet etmişlerdir. Bu hadiste, kadınlar için (örtünmeleri adına) elbiselerini (yerde) sürümeleri konusunda ruhsat vardır; çünkü bu onlar için daha örtücüdür.
1733. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، قَالَ أَخْرَجَتْ إِلَيْنَا عَائِشَةُ كِسَاءً مُلَبَّدًا وَإِزَارًا غَلِيظًا فَقَالَتْ قُبِضَ رُوحُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَابْنِ مَسْعُودٍ . وَحَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. İbrahim anlattı; dedi ki: Bize Eyyûb, Humeyd b. Hilâl’den, o Ebû Bürde’den naklederek anlattı. Dedi ki: Âişe, yanımıza (kumaşı birbirine yapışmış, keçeleşmiş) kalın bir örtü (kisâ-i mülebbed) ve kaba bir izâr çıkardı ve: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ruhu bu iki (elbise) içindeyken kabzedildi” dedi. (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Ali ve İbn Mes’ûd’dan da hadis rivayet edilmiştir. Âişe hadisi hasen sahihtir.
1734. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ خَلِيفَةَ، عَنْ حُمَيْدٍ الأَعْرَجِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَانَ عَلَى مُوسَى يَوْمَ كَلَّمَهُ رَبُّهُ كِسَاءُ صُوفٍ وَجُبَّةُ صُوفٍ وَكُمَّةُ صُوفٍ وَسَرَاوِيلُ صُوفٍ وَكَانَتْ نَعْلاَهُ مِنْ جِلْدِ حِمَارٍ مَيِّتٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ حُمَيْدٍ الأَعْرَجِ . وَحُمَيْدٌ هُوَ ابْنُ عَلِيٍّ الْكُوفِيُّ . قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ حُمَيْدُ بْنُ عَلِيٍّ الأَعْرَجُ مُنْكَرُ الْحَدِيثِ وَحُمَيْدُ بْنُ قَيْسٍ الأَعْرَجُ الْمَكِّيُّ صَاحِبُ مُجَاهِدٍ ثِقَةٌ . وَالْكُمَّةُ الْقَلَنْسُوَةُ الصَّغِيرَةُ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Halef b. Halîfe, Humeyd el-A’rec’den, o Abdullah b. el-Hâris’ten, o da İbn Mes’ûd’dan naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Rabb’inin kendisiyle konuştuğu gün Mûsâ’nın üzerinde; yünden bir elbise, yünden bir cübbe, yünden bir başlık (kümme) ve yünden bir şalvar vardı. Ayakkabıları da ölü (meyte) eşek derisindendi.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu hadis gariptir. Biz bunu sadece Humeyd el-A’rec’in hadisinden biliyoruz. Humeyd, Ali el-Kûfî’nin oğludur. Muhammed’in (Buhârî) şöyle dediğini işittim: “Humeyd b. Ali el-A’rec münkeru’l-hadistir. Mücâhid’in arkadaşı olan Mekkeli Humeyd b. Kays el-A’rec ise sikadır.” Kümme, küçük kalansuve (başlık) demektir.
1735. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ دَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَكَّةَ يَوْمَ الْفَتْحِ وَعَلَيْهِ عِمَامَةٌ سَوْدَاءُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَمْرِو بْنِ حُرَيْثٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَرُكَانَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî, Hammâd b. Seleme’den, o Ebu’z-Zübeyr’den, o da Câbir’den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Fetih günü Mekke’ye girdi. Başında siyah bir sarık vardı. (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Ali, Amr b. Hureys, İbn Abbâs ve Rükâne’den de hadis rivayet edilmiştir. Câbir hadisi hasen sahihtir.
1736. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُحَمَّدٍ الْمَدَنِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا اعْتَمَّ سَدَلَ عِمَامَتَهُ بَيْنَ كَتِفَيْهِ . قَالَ نَافِعٌ وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَسْدِلُ عِمَامَتَهُ بَيْنَ كَتِفَيْهِ . قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ وَرَأَيْتُ الْقَاسِمَ وَسَالِمًا يَفْعَلاَنِ ذَلِكَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَلاَ يَصِحُّ حَدِيثُ عَلِيٍّ فِي هَذَا مِنْ قِبَلِ إِسْنَادِهِ
Bize Hârûn b. İshâk el-hemedânî anlattı; dedi ki: Bize Yahya b. Muhammed el-Medenî, Abdulaziz b. Muhammed’den, o Ubeydullah b. Ömer’den, o Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sarık sardığı zaman sarığının ucunu iki omuzu arasına sarkıtırdı. Nâfi’ dedi ki: “İbn Ömer de sarığını iki omuzu arasına sarkıtırdı.” Ubeydullah dedi ki: “Kasım ve Sâlim’i de böyle yaparken gördüm.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu hadis hasen gariptir. Bu konuda Ali’den de hadis rivayet edilmiştir; ancak Ali hadisi isnadı bakımından sahih değildir.
1737. Hadis
حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ نَهَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ التَّخَتُّمِ بِالذَّهَبِ وَعَنْ لِبَاسِ الْقَسِّيِّ وَعَنِ الْقِرَاءَةِ فِي الرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ وَعَنْ لِبَاسِ الْمُعَصْفَرِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Seleme b. Şebîb, el-Hasan b. Ali el-Hallâl ve birden çok kişi anlattı. Dediler ki: Bize Abdurrazzâk anlattı; dedi ki: Bize Ma’mer, ez-Zührî’den, o İbrahim b. Abdullah b. Huneyn’den, o babasından, o da Ali b. Ebî Tâlib’den naklederek haber verdi ki: (Ali) şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem beni altın yüzük takmaktan, kessî (Mısır yapımı ipekli kumaş) giymekten, rükû ve secdede (Kur’an) okumaktan ve usfur ile boyanmış elbise giymekten menetti.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu hadis hasen sahihtir.
1738. Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ حَمَّادٍ الْمَعْنِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، حَدَّثَنَا حَفْصٌ اللَّيْثِيُّ، قَالَ أَشْهَدُ عَلَى عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ أَنَّهُ حَدَّثَنَا أَنَّهُ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ التَّخَتُّمِ بِالذَّهَبِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَابْنِ عُمَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَمُعَاوِيَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عِمْرَانَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَأَبُو التَّيَّاحِ اسْمُهُ يَزِيدُ بْنُ حُمَيْدٍ .
Bize Yûsuf b. Hammâd el-Ma’nî el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Abdulvâris b. Saîd, Ebu’t-Teyyâh’tan naklederek anlattı. (Ebu’t-Teyyâh dedi ki:) Bize Hafs el-Leysî anlattı; dedi ki: İmrân b. Husayn’a şahitlik ederim ki o bize şöyle anlattı: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem altın yüzük takmayı yasakladı. (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Ali, İbn Ömer, Ebû Hureyre ve Muâviye’den de hadis rivayet edilmiştir. İmrân hadisi hasendir. Ebu’t-Teyyâh’ın ismi Yezîd b. Humeyd’dir.
1739. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ خَاتَمُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ وَرِقٍ وَكَانَ فَصُّهُ حَبَشِيًّا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَبُرَيْدَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Kuteybe ve birden çok kişi, Abdullah b. Vehb’den, o Yûnus’tan, o İbn Şihâb’dan, o da Enes’ten naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yüzüğü gümüştendi ve taşı da Habeşî (Habeşistan taşı) idi. (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda İbn Ömer ve Büreyde’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis bu veçhile hasen sahih gariptir.
1740. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ بْنِ عُبَيْدٍ الطَّنَافِسِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُعَاوِيَةَ أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ خَاتَمُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ فِضَّةٍ فَصُّهُ مِنْهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; dedi ki: Bize Hafs b. Ömer b. Ubeyd et-Tanâfisî anlattı; dedi ki: Bize Züheyr b. Muâviye Ebû Hayseme, Humeyd’den, o da Enes’ten naklederek anlattı. Dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yüzüğü gümüştendi ve taşı da kendisindendi (yine gümüştendi). (Ebû Îsâ der ki:) Bu hadis bu veçhile hasen sahih gariptir.
1741. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْمُحَارِبِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَنَعَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ فَتَخَتَّمَ بِهِ فِي يَمِينِهِ ثُمَّ جَلَسَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ " إِنِّي كُنْتُ اتَّخَذْتُ هَذَا الْخَاتَمَ فِي يَمِينِي " . ثُمَّ نَبَذَهُ وَنَبَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَجَابِرٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَعَائِشَةَ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ نَحْوَ هَذَا مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ أَنَّهُ تَخَتَّمَ فِي يَمِينِهِ .
Bize Muhammed b. Ubeyd el-Muhâribî anlattı; dedi ki: Bize Abdulaziz b. Ebî Hâzim, Mûsâ b. Ukbe’den, o Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklederek haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem altından bir yüzük yaptırdı ve onu sağ eline taktı. Sonra minbere oturdu ve: “Ben bu yüzüğü edinmiş ve sağ elime takmıştım” buyurdu. Sonra onu (parmağından çıkarıp) attı, insanlar da yüzüklerini attılar. (Ebû Îsâ der ki:) Bu konuda Ali, Câbir, Abdullah b. Cafer, İbn Abbâs, Âişe ve Enes’ten de hadis rivayet edilmiştir. İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Bu hadis Nâfi’den, o İbn Ömer’den bu veçhin dışında da buna benzer şekilde rivayet edilmiş, fakat (o rivayette) “sağ eline taktı” ifadesi zikredilmemiştir.
1742. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الصَّلْتِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نَوْفَلٍ، قَالَ رَأَيْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ يَتَخَتَّمُ فِي يَمِينِهِ وَلاَ إِخَالُهُ إِلاَّ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَخَتَّمُ فِي يَمِينِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدِيثُ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ عَنِ الصَّلْتِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نَوْفَلٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Humeyd er-Râzî anlattı; dedi ki: Bize Cerîr, Muhammed b. İshâk'tan, o da Salt b. Abdullah b. Nevfel'den naklederek haber verdi. Salt dedi ki: İbn Abbâs'ı, yüzüğü sağ eline takarken gördüm. -Râvi diyor ki:- Onun: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i yüzüğü sağ eline takarken gördüm” dediğini sanıyorum. (Ebû Îsâ der ki: Muhammed b. İsmâîl dedi ki: Muhammed b. İshâk'ın Salt b. Abdullah b. Nevfel'den rivayeti hasen sahih bir hadistir.)
1743. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ الْحَسَنُ وَالْحُسَيْنُ يَتَخَتَّمَانِ فِي يَسَارِهِمَا . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Hâtim b. İsmâîl, Ca'fer b. Muhammed'den, o da babasından naklederek haber verdi. Dedi ki: Hasen ve Hüseyin, yüzüklerini sol ellerine takarlardı. (Bu, hasen sahih bir hadistir.)
1744. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، قَالَ رَأَيْتُ ابْنَ أَبِي رَافِعٍ يَتَخَتَّمُ فِي يَمِينِهِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ ذَلِكَ، فَقَالَ رَأَيْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ جَعْفَرٍ يَتَخَتَّمُ فِي يَمِينِهِ . وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَتَخَتَّمُ فِي يَمِينِهِ . قَالَ وَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ هَذَا أَصَحُّ شَيْءٍ رُوِيَ فِي هَذَا الْبَابِ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn, Hammâd b. Seleme'den naklederek haber verdi. Dedi ki: İbn Ebî Râfi'i yüzüğü sağ eline takarken gördüm ve ona bunun sebebini sordum. Şöyle cevap verdi: “Abdullah b. Ca'fer'i yüzüğü sağ eline takarken gördüm.” Abdullah b. Ca'fer de dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yüzüğü sağ eline takardı.” (Ebû Îsâ der ki: Muhammed b. İsmâîl dedi ki: Bu konuda rivayet edilen en sahih şey budur.)
1745. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَنَعَ خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ فَنَقَشَ فِيهِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ ثُمَّ قَالَ " لاَ تَنْقُشُوا عَلَيْهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ حَسَنٌ . وَمَعْنَى قَوْلِهِ " لاَ تَنْقُشُوا عَلَيْهِ " . نَهَى أَنْ يَنْقُشَ أَحَدٌ عَلَى خَاتَمِهِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ .
Bize Hasan b. Ali el-Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer, Sâbit'ten, o da Enes b. Mâlik'ten naklederek haber verdi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem gümüşten bir yüzük yaptırdı ve üzerine “Muhammed Resûlullah” nakşettirdi. Sonra da: “Bunun üzerine (aynı nakşı) işletmeyin” buyurdu. (Ebû Îsâ der ki: Bu, sahih hasen bir hadistir. “Bunun üzerine (aynı nakşı) işletmeyin” sözünün manası şudur: O, bir kimsenin yüzüğüne “Muhammed Resûlullah” ibaresini nakşettirmesini yasaklamıştır.)
1746. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، وَالْحَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَخَلَ الْخَلاَءَ نَزَعَ خَاتَمَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ .
Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize Saîd b. Âmir ve Haccâc b. Minhâl haber verdi. İkisi de dedi ki: Bize Hemmâm, İbn Cüreyc'den, o Zührî'den, o da Enes'ten naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tuvalete gireceği zaman yüzüğünü çıkarırdı. (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih garib bir hadistir.)
1747. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ ثُمَامَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ نَقْشُ خَاتَمِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُحَمَّدٌ سَطْرٌ وَرَسُولُ سَطْرٌ وَاللَّهِ سَطْرٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Abdullah el-Ensârî anlattı; dedi ki: Babam bana, Sümâme'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzüğünün nakşı şöyleydi: “Muhammed” bir satır, “Resûl” bir satır, “Allah” bir satır. (Ebû Îsâ der ki: Enes hadisi hasen sahih garib bir hadistir.)
1748. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ ثُمَامَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ نَقْشُ خَاتَمِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَةَ أَسْطُرٍ مُحَمَّدٌ سَطْرٌ وَرَسُولُ سَطْرٌ وَاللَّهِ سَطْرٌ . وَلَمْ يَذْكُرْ مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى فِي حَدِيثِهِ ثَلاَثَةَ أَسْطُرٍ . وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ .
Bize Muhammed b. Beşşâr, Muhammed b. Yahyâ ve birden fazla kişi anlattı. Dediler ki: Bize Muhammed b. Abdullah el-Ensârî anlattı; dedi ki: Babam bana, Sümâme'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzüğünün nakşı üç satırdı: “Muhammed” bir satır, “Resûl” bir satır, “Allah” bir satır. (Muhammed b. Yahyâ kendi hadisinde “üç satır” ifadesini zikretmedi. Bu konuda İbn Ömer'den de rivayet vardır.)
1749. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصُّورَةِ فِي الْبَيْتِ وَنَهَى أَنْ يُصْنَعَ ذَلِكَ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأَبِي طَلْحَةَ وَعَائِشَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي أَيُّوبَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Ravh b. Ubâde anlattı; dedi ki: Bize İbn Cüreyc anlattı; dedi ki: Bana Ebü'z-Zübeyr, Câbir'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem evde suret bulunmasını yasakladı ve bunun yapılmasını da yasakladı. (Bu konuda Ali, Ebû Talha, Âişe, Ebû Hüreyre ve Ebû Eyyûb'dan da rivayet vardır. Ebû Îsâ der ki: Câbir hadisi hasen sahih bir hadistir.)
1750. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى أَبِي طَلْحَةَ الأَنْصَارِيِّ يَعُودُهُ . قَالَ فَوَجَدْتُ عِنْدَهُ سَهْلَ بْنَ حُنَيْفٍ . قَالَ فَدَعَا أَبُو طَلْحَةَ إِنْسَانًا يَنْزِعُ نَمَطًا تَحْتَهُ فَقَالَ لَهُ سَهْلٌ لِمَ تَنْزِعُهُ فَقَالَ لأَنَّ فِيهِ تَصَاوِيرَ وَقَدْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَا قَدْ عَلِمْتَ . قَالَ سَهْلٌ أَوَلَمْ يَقُلْ " إِلاَّ مَا كَانَ رَقْمًا فِي ثَوْبٍ " فَقَالَ بَلَى وَلَكِنَّهُ أَطْيَبُ لِنَفْسِي . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize İshâk b. Mûsâ el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik, Ebu'n-Nadr'dan, o da Ubeydullah b. Utbe'den naklederek anlattı. Ubeydullah şöyle dedi: Ebû Talha el-Ensârî'nin yanına, hastalığı sebebiyle ziyaret etmek üzere girdim. Yanında Sehl b. Huneyf'i buldum. Ebû Talha birini çağırdı ve altındaki sergiyi çekip almasını söyledi. Sehl ona: “Onu niçin çekip alıyorsun?” dedi. Ebû Talha: “Çünkü onda tasvirler (resimler) var. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in (bu konuda) ne buyurduğunu biliyorsun” dedi. Sehl: “O, ‘Kumaş üzerine işlenmiş desenler müstesna' demedi mi?” dedi. Ebû Talha: “Evet (dedi) ama böyle olması (kaldırılması) gönlüm için daha hoştur” diye cevap verdi. (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.)
1751. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَوَّرَ صُورَةً عَذَّبَهُ اللَّهُ حَتَّى يَنْفُخَ فِيهَا يَعْنِي الرُّوحَ وَلَيْسَ بِنَافِخٍ فِيهَا وَمَنِ اسْتَمَعَ إِلَى حَدِيثِ قَوْمٍ وَهُمْ يَفِرُّونَ بِهِ مِنْهُ صُبَّ فِي أُذُنِهِ الآنُكُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي جُحَيْفَةَ وَعَائِشَةَ وَابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd, Eyyûb'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bir suret (resim) yaparsa, Allah ona, yaptığı surete ruh üfleyinceye kadar azap eder; oysa o buna (ruh üflemeye) asla güç yetiremeyecektir. Kim de bir topluluğun konuşmalarına, onlar kendisinden gizledikleri halde kulak verirse, Kıyamet günü kulağına erimiş kurşun dökülür.” (Bu konuda Abdullah b. Mes'ûd, Ebû Hüreyre, Ebû Cuhayfe, Âişe ve İbn Ömer'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ der ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahih bir hadistir.)
1752. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " غَيِّرُوا الشَّيْبَ وَلاَ تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ الزُّبَيْرِ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَجَابِرٍ وَأَبِي ذَرٍّ وَأَنَسٍ وَأَبِي رِمْثَةَ وَالْجَهْدَمَةِ وَأَبِي الطُّفَيْلِ وَجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ وَأَبِي جُحَيْفَةَ وَابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne, Ömer b. Ebî Seleme'den, o babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Beyazlaşan (saç ve sakallarınızı boyayarak) rengini değiştirin ve Yahudilere benzemeyin.” (Bu konuda Zübeyr, İbn Abbâs, Câbir, Ebû Zer, Enes, Ebû Rimse, Cehdeme, Ebu't-Tufeyl, Câbir b. Semüre, Ebû Cuhayfe ve İbn Ömer'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ der ki: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahih bir hadistir. Bu hadis, Ebû Hüreyre'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den gelerek farklı yollarla da rivayet edilmiştir.)
1753. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنِ الأَجْلَحِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ أَحْسَنَ مَا غُيِّرَ بِهِ الشَّيْبُ الْحِنَّاءُ وَالْكَتَمُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو الأَسْوَدِ الدِّيلِيُّ اسْمُهُ ظَالِمُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سُفْيَانَ .
Bize Süveyd b. Nasr anlattı; dedi ki: Bize İbnü'l-Mübârek, Eclah'tan, o Abdullah b. Büreyde'den, o Ebu'l-Esved'den, o da Ebû Zer'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek haber verdi. Buyurdu ki: “Şüphesiz, beyazlaşan saç (ve sakalın) rengini değiştirmek için (kullanılan şeylerin) en güzeli kına ve ketemdir (çivit otu).” (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Ebu'l-Esved ed-Dîlî'nin ismi Zâlim b. Amr b. Süfyân'dır.)
1754. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَبْعَةً لَيْسَ بِالطَّوِيلِ وَلاَ بِالْقَصِيرِ حَسَنَ الْجِسْمِ أَسْمَرَ اللَّوْنِ وَكَانَ شَعْرُهُ لَيْسَ بِجَعْدٍ وَلاَ سَبْطٍ إِذَا مَشَى يَتَكَفَّأُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَالْبَرَاءِ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَجَابِرٍ وَوَائِلِ بْنِ حُجْرٍ وَأُمِّ هَانِئٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ حُمَيْدٍ .
Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; dedi ki: Bize Abdülvehhâb es-Sekafî, Humeyd'den, o da Enes'ten naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem orta boyluydu; ne çok uzun ne de çok kısaydı. Vücudu güzel, ten rengi esmerdi. Saçları ne kıvırcık ne de düzdü. Yürüdüğü zaman (hafifçe öne doğru) meylederek yürürdü. (Bu konuda Âişe, Berâ, Ebû Hüreyre, İbn Abbâs, Ebû Saîd, Câbir, Vâil b. Hucr ve Ümmü Hâni'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ der ki: Enes hadisi, Humeyd rivayeti açısından hasen sahih garib bir hadistir.)
1755. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ، صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ وَكَانَ لَهُ شَعْرٌ فَوْقَ الْجُمَّةِ وَدُونَ الْوَفْرَةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّهَا قَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ . وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ هَذَا الْحَرْفَ وَكَانَ لَهُ شَعْرٌ فَوْقَ الْجُمَّةِ وَدُونَ الْوَفْرَةِ . وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الزِّنَادِ ثِقَةٌ كَانَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ يُوَثِّقُهُ وَيَأْمُرُ بِالْكِتَابَةِ عَنْهُ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Ebî'z-Zinâd, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Ben ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tek bir kaptan yıkanırdık. Onun saçları ‘cümme'den kısa, ‘vefre'den uzundu. (Ebû Îsâ der ki: Bu, bu vecihten hasen sahih garib bir hadistir. Âişe'den, “Ben ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tek bir kaptan yıkanırdık” dediği birçok yolla rivayet edilmiştir. Ancak (diğer râviler) “Onun saçları ‘cümme'den kısa, ‘vefre'den uzundu” ifadesini zikretmemişlerdir. Abdurrahman b. Ebî'z-Zinâd güvenilir biridir. Mâlik b. Enes onu güvenilir sayar ve ondan hadis yazılmasını emrederdi.)
1756. Hadis
1757. Hadis
1758. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الإِسْكَنْدَرَانِيُّ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ لُبْسَتَيْنِ الصَّمَّاءِ وَأَنْ يَحْتَبِيَ الرَّجُلُ بِثَوْبِهِ لَيْسَ عَلَى فَرْجِهِ مِنْهُ شَيْءٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَابْنِ عُمَرَ وَعَائِشَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَجَابِرٍ وَأَبِي أُمَامَةَ . وَحَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ya'kûb b. Abdurrahman el-İskenderânî, Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, o babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklederek haber verdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem iki giyim şeklini yasakladı: (Biri) ‘Sammâ' (şeklinde bürünmek), (diğeri) de kişinin tek bir parça kumaş içinde avret yerinde (başka) bir örtü olmaksızın ‘ihtibâ' (dizlerini karnına çekip oturması) yapmasıdır. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ali, İbn Ömer, Âişe, Ebû Saîd, Câbir ve Ebû Ümâme'den de rivayet vardır. Ebû Hüreyre hadisi bu vecihten hasen sahih garib bir hadistir. Bu hadis, Ebû Hüreyre'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den gelerek farklı yollarla da rivayet edilmiştir.)
1759. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَعَنَ اللَّهُ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ " . قَالَ نَافِعٌ الْوَشْمُ فِي اللَّثَةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَأَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَمَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ وَمُعَاوِيَةَ .
Bize Süveyd b. Nasr anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek, Ubeydullah b. Ömer'den, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklederek haber verdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah, (saç) ekleyene ve ekletene, dövme yapana ve yaptırana lanet etsin.” (Nâfi' dedi ki: Dövme diş etinde (bile) olur. Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Bu konuda Âişe, İbn Mes'ûd, Esmâ bint Ebî Bekir, İbn Abbâs, Ma'kıl b. Yesâr ve Muâviye'den de rivayet vardır.)
1760. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الشَّيْبَانِيُّ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ رُكُوبِ الْمَيَاثِرِ . قَالَ وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَمُعَاوِيَةَ . وَحَدِيثُ الْبَرَاءِ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَى شُعْبَةُ عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ نَحْوَهُ وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Ali b. Müshir haber verdi; dedi ki: Bize Ebû İshâk eş-Şeybânî, Eş'as b. Ebî'ş-Şa'sâ'dan, o Muâviye b. Süveyd b. Mukarrin'den, o da Berâ b. Âzib'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize ‘meyâsir'e binmeyi yasakladı. (Râvi dedi ki: Hadiste geçen bir kıssa vardır. Bu konuda Ali ve Muâviye'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ der ki: Berâ hadisi hasen sahih bir hadistir. Şu'be de bu hadisi Eş'as b. Ebî'ş-Şa'sâ'dan benzer şekilde rivayet etmiştir ve hadiste bir kıssa vardır.)
1761. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنَّمَا كَانَ فِرَاشُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الَّذِي يَنَامُ عَلَيْهِ أَدَمٌ حَشْوُهُ لِيفٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ حَفْصَةَ وَجَابِرٍ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Ali b. Müshir, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in üzerinde uyuduğu yatağı(nın yüzü) deriden, içi ise liften idi. (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Bu konuda Hafsa ve Câbir'den de rivayet vardır.)
1762. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو تُمَيْلَةَ، وَالْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، وَزَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، عَنْ عَبْدِ الْمُؤْمِنِ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ كَانَ أَحَبَّ الثِّيَابِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْقَمِيصُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الْمُؤْمِنِ بْنِ خَالِدٍ تَفَرَّدَ بِهِ وَهُوَ مَرْوَزِيٌّ . وَرَوَى بَعْضُهُمْ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي تُمَيْلَةَ عَنْ عَبْدِ الْمُؤْمِنِ بْنِ خَالِدٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ عَنْ أُمِّهِ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ .
Bize Muhammed b. Humeyd er-Râzî anlattı; dedi ki: Bize Ebû Tümeyle, Fadl b. Mûsâ ve Zeyd b. Hubâb, Abdülmü'min b. Hâlid'den, o Abdullah b. Büreyde'den, o da Ümmü Seleme'den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in en sevdiği giysi gömlek idi. (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen garib bir hadistir. Biz bunu sadece Abdülmü'min b. Hâlid rivayetinden biliyoruz; o bunda tek kalmıştır ve o Mervli'dir. Bazıları bu hadisi Ebû Tümeyle'den, o Abdülmü'min b. Hâlid'den, o Abdullah b. Büreyde'den, o annesinden, o da Ümmü Seleme'den nakletmiştir.)
1763. Hadis
حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو تُمَيْلَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمُؤْمِنِ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ كَانَ أَحَبَّ الثِّيَابِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْقَمِيصُ . قَالَ وَسَمِعْت مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَعِيلَ يَقُولُ حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ عَنْ أُمِّهِ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ أَصَحُّ وَإِنَّمَا يُذْكَرُ فِيهِ أَبُو تُمَيْلَةَ عَنْ أُمِّهِ
Bize Ziyâd b. Eyyûb el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Ebû Tümeyle, Abdülmü'min b. Hâlid'den, o Abdullah b. Büreyde'den, o annesinden, o da Ümmü Seleme'den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in en sevdiği giysi gömlek idi. (Ebû Îsâ der ki: Muhammed b. İsmâîl'i şöyle derken işittim: “Abdullah b. Büreyde'nin annesinden, onun da Ümmü Seleme'den rivayeti daha sahihtir.” Ebû Tümeyle (bu rivayette) “annesinden” ifadesini zikretmektedir.)
1764. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ عَبْدِ الْمُؤْمِنِ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ كَانَ أَحَبَّ الثِّيَابِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْقَمِيصُ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Fadl b. Mûsâ, Abdülmü'min b. Hâlid'den, o Abdullah b. Büreyde'den, o da Ümmü Seleme'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in en sevdiği giysi gömlek idi.
1765. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْحَجَّاجِ الصَّوَّافُ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ بُدَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ الْعُقَيْلِيِّ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ بْنِ السَّكَنِ الأَنْصَارِيَّةِ، قَالَتْ كَانَ كُمُّ يَدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الرُّسْغِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Abdullah b. Muhammed b. Haccâc es-Savvâf el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm ed-Destevâî anlattı; dedi ki: Babam bana, Büdeyl b. Meysere el-Ukaylî'den, o Şehr b. Havşeb'den, o da Esmâ bint Yezîd b. Seken el-Ensâriyye'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in gömleğinin kolu bileğine kadardı. (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen garib bir hadistir.)
1766. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا لَبِسَ قَمِيصًا بَدَأَ بِمَيَامِنِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ شُعْبَةَ بِهَذَا الإِسْنَادِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ مَوْقُوفًا وَلاَ نَعْلَمُ أَحَدًا رَفَعَهُ غَيْرَ عَبْدِ الصَّمَدِ بْنِ عَبْدِ الْوَارِثِ عَنْ شُعْبَةَ .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; dedi ki: Bize Abdussamed b. Abdilvâris anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, A'meş'ten, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hüreyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gömlek giydiği zaman sağ tarafından başlardı. (Ebû Îsâ der ki: Birden fazla râvi bu hadisi Şu'be'den, bu isnad ile Ebû Hüreyre'den mevkûf olarak rivayet etmiştir. Abdussamed b. Abdilvâris'in Şu'be'den rivayeti dışında bu hadisi merfû olarak rivayet eden birini bilmiyoruz.)
1767. Hadis
1768. Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَبِسَ جُبَّةً رُومِيَّةً ضَيِّقَةَ الْكُمَّيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Yûsuf b. Îsâ anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; dedi ki: Bize Yûnus b. Ebî İshâk, Şa'bî'den, o Urve b. Muğîre b. Şu'be'den, o da babasından naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kolları dar bir Rum cübbesi giydi. (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.)
1769. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، هُوَ الشَّيْبَانِيُّ عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ قَالَ الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ أَهْدَى دِحْيَةُ الْكَلْبِيُّ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خُفَّيْنِ فَلَبِسَهُمَا . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَالَ إِسْرَائِيلُ عَنْ جَابِرٍ عَنْ عَامِرٍ وَجُبَّةً فَلَبِسَهُمَا حَتَّى تَخَرَّقَا لاَ يَدْرِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَذَكِيٌّ هُمَا أَمْ لاَ . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . أَبُو إِسْحَاقَ الَّذِي رَوَى هَذَا عَنِ الشَّعْبِيِّ هُوَ أَبُو إِسْحَاقَ الشَّيْبَانِيُّ وَاسْمُهُ سُلَيْمَانُ وَالْحَسَنُ بْنُ عَيَّاشٍ هُوَ أَخُو أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebî Zâide, Hasan b. Ayyâş'tan, o Ebû İshâk'tan -ki bu Şeybânî'dir-, o da Şa'bî'den naklederek haber verdi. Muğîre b. Şu'be dedi ki: Dihye el-Kelbî, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e iki mest hediye etti, O da bunları giydi. (Ebû Îsâ der ki: İsrâîl, Câbir'den, o da Âmir'den [Şa'bî'den] naklederek şunu ekledi: “Ve bir de cübbe (hediye etti). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bunları eskiyip yırtılıncaya kadar giydi. Bunların (hayvanının) kesilmiş mi yoksa (kendiliğinden) ölmüş mü olduğunu bilmiyordu.” Bu, hasen garib bir hadistir. Bunu Şa'bî'den rivayet eden Ebû İshâk, Ebû İshâk eş-Şeybânî'dir, ismi Süleyman'dır. Hasan b. Ayyâş ise Ebû Bekir b. Ayyâş'ın kardeşidir.)
1770. Hadis
1771. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَزِيدَ الرِّشْكِ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنْ جُلُودِ السِّبَاعِ . وَهَذَا أَصَحُّ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Yezîd er-Rişk'ten, o Ebu'l-Melîh'ten naklederek haber verdi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, yırtıcı hayvan derilerini (kullanmayı) yasakladı. (Ebû Îsâ der ki: Bu [mürsel rivayet] daha sahihtir.)
1772. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ قُلْتُ لأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ كَيْفَ كَانَ نَعْلُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُمَا قِبَالاَنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Hemmâm, Katâde'den naklederek anlattı. Dedi ki: Enes b. Mâlik'e sordum: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ayakkabısı nasıldı?” Enes dedi ki: “Her ikisinin de ikişer kayışı (kibal) vardı.” (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.)
1773. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا حِبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ نَعْلاَهُ لَهُمَا قِبَالاَنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ .
Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize Hibbân b. Hilâl haber verdi; dedi ki: Bize Hemmâm anlattı; dedi ki: Bize Katâde, Enes'ten naklederek anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in iki ayakkabısı vardı ve her birinin ikişer kayışı vardı. (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Bu konuda İbn Abbâs ve Ebû Hüreyre'den de rivayet vardır.)
1774. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، ح وَحَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَمْشِي أَحَدُكُمْ فِي نَعْلٍ وَاحِدَةٍ لِيُنْعِلْهُمَا جَمِيعًا أَوْ لِيُحْفِهِمَا جَمِيعًا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ .
Bize Kuteybe, Mâlik'ten nakletti. (H) Ve bize el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik, Ebu'z-Zinâd'dan, o A'rec'den, o da Ebû Hüreyre'den naklederek haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biri tek ayakkabı ile yürümesin. Ya ikisini de giysin ya da ikisini de çıkarsın.” (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Bu konuda Câbir'den de rivayet vardır.)
1775. Hadis
حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ نَبْهَانَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ عَمَّارِ بْنِ أَبِي عَمَّارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَنْتَعِلَ الرَّجُلُ وَهُوَ قَائِمٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَرَوَى عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو الرَّقِّيُّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ مَعْمَرٍ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ وَكِلاَ الْحَدِيثَيْنِ لاَ يَصِحُّ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ . وَالْحَارِثُ بْنُ نَبْهَانَ لَيْسَ عِنْدَهُمْ بِالْحَافِظِ وَلاَ نَعْرِفُ لِحَدِيثِ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ أَصْلاً .
Bize Ezher b. Mervân el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Hâris b. Nebhân, Ma'mer'den, o Ammâr b. Ebî Ammâr'dan, o da Ebû Hüreyre'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kişinin ayakta ayakkabı giymesini yasakladı. (Ebû Îsâ der ki: Bu, garib bir hadistir. Ubeydullah b. Amr er-Rakkî bu hadisi Ma'mer'den, o Katâde'den, o da Enes'ten nakletmiştir. Her iki hadis de hadis ehli katında sahih değildir. Hâris b. Nebhân, onların katında hafız değildir. Katâde'nin Enes'ten rivayet ettiği hadisin aslı olduğunu da bilmiyoruz.)
1776. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرٍ السِّمْنَانِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو الرَّقِّيُّ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يَنْتَعِلَ الرَّجُلُ وَهُوَ قَائِمٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ وَلاَ يَصِحُّ هَذَا الْحَدِيثُ وَلاَ حَدِيثُ مَعْمَرٍ عَنْ عَمَّارِ بْنِ أَبِي عَمَّارٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ .
Bize Ebû Ca'fer es-Simnânî anlattı; dedi ki: Bize Süleyman b. Ubeydullah er-Rakkî anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Amr er-Rakkî, Ma'mer'den, o Katâde'den, o da Enes'ten naklederek haber verdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kişinin ayakta ayakkabı giymesini yasakladı. (Ebû Îsâ der ki: Bu, garib bir hadistir. Muhammed b. İsmâîl dedi ki: Ne bu hadis sahihtir, ne de Ma'mer'in Ammâr b. Ebî Ammâr'dan, onun da Ebû Hüreyre'den rivayet ettiği hadis sahihtir.)
1777. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ دِينَارٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ السَّلُولِيُّ، كُوفِيٌّ حَدَّثَنَا هُرَيْمُ بْنُ سُفْيَانَ الْبَجَلِيُّ الْكُوفِيُّ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ رُبَّمَا مَشَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي نَعْلٍ وَاحِدَةٍ .
Bize Kâsım b. Dînâr anlattı; dedi ki: Bize İshâk b. Mansûr es-Selûlî -Kûfelidir- anlattı; dedi ki: Bize Hüreym b. Süfyân el-Becelî el-Kûfî, Leys'ten, o Abdurrahman b. Kâsım'dan, o babasından, o da Âişe'den naklederek haber verdi. Âişe dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bazen tek ayakkabı ile yürürdü.
1778. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا مَشَتْ بِنَعْلٍ وَاحِدَةٍ . وَهَذَا أَصَحُّ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَكَذَا رَوَاهُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ مَوْقُوفًا وَهَذَا أَصَحُّ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Abdurrahman b. Kâsım'dan, o babasından, o da Âişe'den naklederek haber verdi: Âişe tek ayakkabı ile yürüdü. (Bu rivayet daha sahihtir.) (Ebû Îsâ der ki: Süfyân es-Sevrî ve birden fazla kişi de bu hadisi Abdurrahman b. Kâsım'dan mevkûf olarak rivayet etmiştir ve bu daha sahihtir.)
1779. Hadis
حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا انْتَعَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَبْدَأْ بِالْيَمِينِ وَإِذَا نَزَعَ فَلْيَبْدَأْ بِالشِّمَالِ فَلْتَكُنِ الْيُمْنَى أَوَّلَهُمَا تُنْعَلُ وَآخِرَهُمَا تُنْزَعُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik anlattı. (H) Ve bize Kuteybe, Mâlik'ten, o Ebu'z-Zinâd'dan, o A'rec'den, o da Ebû Hüreyre'den naklederek haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biri ayakkabı giydiği zaman sağdan başlasın, çıkardığı zaman soldan başlasın. Sağ ayak, giyilirken ilk, çıkarılırken son olsun.” (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.)
1780. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْوَرَّاقُ، وَأَبُو يَحْيَى الْحِمَّانِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَرَدْتِ اللُّحُوقَ بِي فَلْيَكْفِيكِ مِنَ الدُّنْيَا كَزَادِ الرَّاكِبِ وَإِيَّاكِ وَمُجَالَسَةَ الأَغْنِيَاءِ وَلاَ تَسْتَخْلِقِي ثَوْبًا حَتَّى تُرَقِّعِيهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ صَالِحِ بْنِ حَسَّانَ . قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ صَالِحُ بْنُ حَسَّانَ مُنْكَرُ الْحَدِيثِ وَصَالِحُ بْنُ أَبِي حَسَّانَ الَّذِي رَوَى عَنْهُ ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ ثِقَةٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَمَعْنَى قَوْلِهِ " وَإِيَّاكِ وَمُجَالَسَةَ الأَغْنِيَاءِ " . هُوَ نَحْوُ مَا رُوِيَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ رَأَى مَنْ فُضِّلَ عَلَيْهِ فِي الْخَلْقِ وَالرِّزْقِ فَلْيَنْظُرْ إِلَى مَنْ هُوَ أَسْفَلُ مِنْهُ مِمَّنْ فُضِّلَ هُوَ عَلَيْهِ فَإِنَّهُ أَجْدَرُ أَنْ لاَ يَزْدَرِيَ نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْهِ " . وَيُرْوَى عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ قَالَ صَحِبْتُ الأَغْنِيَاءَ فَلَمْ أَرَ أَحَدًا أَكْثَرَ هَمًّا مِنِّي أَرَى دَابَّةً خَيْرًا مِنْ دَابَّتِي وَثَوْبًا خَيْرًا مِنْ ثَوْبِي وَصَحِبْتُ الْفُقَرَاءَ فَاسْتَرَحْتُ .
Bize Yahyâ b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Saîd b. Muhammed el-Verrâk ve Ebû Yahyâ el-Himmânî anlattı. Dediler ki: Bize Sâlih b. Hassân, Urve'den, o da Âişe'den naklederek haber verdi. Âişe dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: “Eğer (Cennette) bana kavuşmak istersen, dünyadan (aldığın pay) bir yolcunun azığı kadar olsun, sana yeter. Zenginlerle oturup kalkmaktan sakın. Bir elbiseyi yamamadıkça eskimiş sayma.” (Ebû Îsâ der ki: Bu, garib bir hadistir. Biz bunu sadece Sâlih b. Hassân'ın hadisinden biliyoruz. Muhammed'i şöyle derken işittim: “Sâlih b. Hassân münkerü'l-hadistir. İbn Ebî Zi'b'in kendisinden rivayet ettiği Sâlih b. Ebî Hassân ise güvenilirdir.” Ebû Îsâ der ki: “Zenginlerle oturup kalkmaktan sakın” sözünün manası, Ebû Hüreyre'nin Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği şu hadis gibidir: “Kim yaratılış ve rızık konusunda kendisinden üstün birini görürse, hemen kendisinden aşağıda olana baksın. Bu, Allah'ın üzerindeki nimetini küçümsememesi için daha uygundur.” Avn b. Abdullah b. Utbe'den de şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Zenginlerle arkadaşlık ettim, kendimi en hüzünlü kişi olarak gördüm; (çünkü) benim bineğimden daha hayırlı bir binek, benim elbisemden daha hayırlı bir elbise görüyordum. Fakirlerle arkadaşlık ettim ve (sonunda) rahatladım.”)
1781. Hadis
1782. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمْرَانَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، وَهُوَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُسْرٍ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا كَبْشَةَ الأَنْمَارِيَّ، يَقُولُ كَانَتْ كِمَامُ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بُطْحًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ مُنْكَرٌ . وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُسْرٍ بَصْرِيٌّ هُوَ ضَعِيفٌ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ ضَعَّفَهُ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ وَغَيْرُهُ . وَبُطْحٌ يَعْنِي وَاسِعَةٌ .
Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Humrân, Ebû Saîd'den -ki o Abdullah b. Büsr'dür- naklederek haber verdi. Dedi ki: Ebû Kebşe el-Enmârî'yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabının (elbiselerinin) yenleri ‘buth' (geniş) idi. (Ebû Îsâ der ki: Bu, münker bir hadistir. Abdullah b. Büsr Basralıdır ve hadis ehli katında zayıftır. Yahyâ b. Saîd ve başkaları onu zayıf kabul etmiştir. “Buth”, geniş demektir.)
1783. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ نَذِيرٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِعَضَلَةِ سَاقِي أَوْ سَاقِهِ فَقَالَ " هَذَا مَوْضِعُ الإِزَارِ فَإِنْ أَبَيْتَ فَأَسْفَلُ فَإِنْ أَبَيْتَ فَلاَ حَقَّ لِلإِزَارِ فِي الْكَعْبَيْنِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . رَوَاهُ الثَّوْرِيُّ وَشُعْبَةُ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas, Ebû İshâk'tan, o Müslim b. Nezîr'den, o da Huzeyfe'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benim baldırımın -veya kendi baldırının- adalesini tuttu ve şöyle buyurdu: “İzârın (peştemalin) yeri burasıdır. Eğer (bunu) istemezsen (biraz) daha aşağısıdır. Eğer (bunu da) istemezsen (bil ki), izârın topuklarda bir hakkı yoktur.” (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Sevrî ve Şu'be bunu Ebû İshâk'tan rivayet etmişlerdir.)
1784. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِي الْحَسَنِ الْعَسْقَلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ رُكَانَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رُكَانَةَ، صَارَعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَصَرَعَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ رُكَانَةُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ فَرْقَ مَا بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْمُشْرِكِينَ الْعَمَائِمُ عَلَى الْقَلاَنِسِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ وَإِسْنَادُهُ لَيْسَ بِالْقَائِمِ . وَلاَ نَعْرِفُ أَبَا الْحَسَنِ الْعَسْقَلاَنِيَّ وَلاَ ابْنَ رُكَانَةَ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Rabîa, Ebu'l-Hasan el-Askalânî'den, o Ebû Ca'fer b. Muhammed b. Rükâne'den, o da babasından naklederek haber verdi ki: Rükâne, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile güreşti ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu yendi. Rükâne dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: “Bizimle müşrikler arasındaki fark, kalensuveler (fesler) üzerindeki sarıklardır.” (Ebû Îsâ der ki: Bu, garib bir hadistir ve isnadı sağlam değildir. Ebu'l-Hasan el-Askalânî'yi de İbn Rükâne'yi de tanımıyoruz.)
1785. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، وَأَبُو تُمَيْلَةَ يَحْيَى بْنُ وَاضِحٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَعَلَيْهِ خَاتَمٌ مِنْ حَدِيدٍ فَقَالَ " مَا لِي أَرَى عَلَيْكَ حِلْيَةَ أَهْلِ النَّارِ " . ثُمَّ جَاءَهُ وَعَلَيْهِ خَاتَمٌ مِنْ صُفْرٍ فَقَالَ " مَا لِي أَجِدُ مِنْكَ رِيحَ الأَصْنَامِ " . ثُمَّ أَتَاهُ وَعَلَيْهِ خَاتَمٌ مِنْ ذَهَبٍ فَقَالَ " مَا لِي أَرَى عَلَيْكَ حِلْيَةَ أَهْلِ الْجَنَّةِ " . قَالَ مِنْ أَىِّ شَيْءٍ أَتَّخِذُهُ قَالَ " مِنْ وَرِقٍ وَلاَ تُتِمَّهُ مِثْقَالاً " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو . وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُسْلِمٍ يُكْنَى أَبَا طَيْبَةَ وَهُوَ مَرْوَزِيٌّ .
Bize Muhammed b. Humeyd anlattı; dedi ki: Bize Zeyd b. Hubâb ve Ebû Tümeyle Yahyâ b. Vâdıh, Abdullah b. Müslim'den, o Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklederek haber verdi. Dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi, üzerinde demirden bir yüzük vardı. Peygamber: “Bana ne oluyor da senin üzerinde cehennem ehlinin süsünü görüyorum?” buyurdu. Sonra (adam) tekrar geldi, üzerinde sarı bakırdan bir yüzük vardı. Peygamber: “Bana ne oluyor da senden putların kokusunu alıyorum?” buyurdu. Sonra (yine) geldi, üzerinde altından bir yüzük vardı. Peygamber: “Bana ne oluyor da senin üzerinde cennet ehlinin süsünü görüyorum?” buyurdu. Adam: “Neden edineyim (yüzüğü)?” dedi. Peygamber: “Gümüşten edin ve onu bir miskale tamamlama (bir miskalden az olsun)” buyurdu. (Ebû Îsâ der ki: Bu, garib bir hadistir. Bu konuda Abdullah b. Amr'dan da rivayet vardır. Abdullah b. Müslim'in künyesi Ebû Taybe'dir ve o Mervli'dir.)
1786. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُوسَى، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيًّا، يَقُولُ نَهَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْقَسِّيِّ وَالْمِيثَرَةِ الْحَمْرَاءِ وَأَنْ أَلْبَسَ خَاتَمِي فِي هَذِهِ وَفِي هَذِهِ . وَأَشَارَ إِلَى السَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَابْنُ أَبِي مُوسَى هُوَ أَبُو بُرْدَةَ بْنُ أَبِي مُوسَى وَاسْمُهُ عَامِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, Âsım b. Küleyb'den, o İbn Ebî Mûsâ'dan naklederek haber verdi. İbn Ebî Mûsâ dedi ki: Ali'yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni ‘Kassî' (denilen ipekli kumaş)tan, kırmızı ‘miser'den (eyer minderinden) ve yüzüğümü şuna ve şuna takmaktan nehyetti. -Ali bunu söylerken şehadet parmağı ve orta parmağına işaret etti.- (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. İbn Ebî Mûsâ, Ebû Bürde b. Ebî Mûsâ'dır; ismi Âmir b. Abdullah b. Kays'tır.)
1787. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ أَحَبَّ الثِّيَابِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَلْبَسُهَا الْحِبَرَةُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; dedi ki: Babam bana, Katâde'den, o da Enes'ten naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in giymeyi en çok sevdiği elbise ‘hibere' (Yemen kumaşı) idi. (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih garib bir hadistir.)