Diyetler Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

6861. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الذَّنْبِ أَكْبَرُ عِنْدَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ أَنْ تَدْعُوَ لِلَّهِ نِدًّا، وَهْوَ خَلَقَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ، أَنْ يَطْعَمَ مَعَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أَنْ تُزَانِيَ بِحَلِيلَةِ جَارِكَ ‏"‏‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ تَصْدِيقَهَا ‏{‏وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ وَلاَ يَزْنُونَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ‏ يَلْقَ أَثَامًا}‏ الآيَةَ‏.‏

Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Cerir bize tahdis etti; A'meş’ten; Ebu Vâil’den; Amr b. Şurahbil’den. Dedi ki: Abdullah (b. Mesud) dedi ki: Bir adam: “Ey Allah’ın Resulü! Allah katında hangi günah daha büyüktür?” dedi. (Efendimiz): “Seni yarattığı halde Allah’a bir ortak (nid) koşmandır” buyurdu. “Sonra hangisi?” dedi. “Sonra seninle beraber yemesinden (rızkına ortak olmasından korkarak) çocuğunu öldürmendir” buyurdu. “Sonra hangisi?” dedi. “Sonra komşunun karısıyla zina etmendir” buyurdu. Bunun üzerine Allah azze ve celle bunun tasdiki olarak (şu ayeti) indirdi: { Allah ile beraber başka bir ilaha dua etmeyenler, haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymayanlar ve zina etmeyenler... Kim bunları yaparsa günahının cezasını çeker. } (Furkan, 68)

6862. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَنْ يَزَالَ الْمُؤْمِنُ فِي فُسْحَةٍ مِنْ دِينِهِ، مَا لَمْ يُصِبْ دَمًا حَرَامًا ‏"‏‏.‏

Ali bize tahdis etti, İshak b. Said b. Amr b. Said b. el-As bize tahdis etti; babasından; İbn Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mümin, haram bir kan dökmediği sürece dininde bir genişlik (ferahlık) içinde olmaya devam eder.”

6863. Hadis

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ يَعْقُوبَ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ إِنَّ مِنْ وَرْطَاتِ الأُمُورِ الَّتِي لاَ مَخْرَجَ لِمَنْ أَوْقَعَ نَفْسَهُ فِيهَا، سَفْكَ الدَّمِ الْحَرَامِ بِغَيْرِ حِلِّهِ‏.‏

Ahmed b. Yakub bana tahdis etti, İshak bize tahdis etti. Babamın Abdullah b. Ömer’den şöyle tahdis ettiğini işittim. Dedi ki: “Kendini içine düşüren kişi için çıkışı olmayan en tehlikeli uçurumlardan (vartalar) biri, helal olmadığı halde haram bir kanı dökmektir.”

6864. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَوَّلُ مَا يُقْضَى بَيْنَ النَّاسِ فِي الدِّمَاءِ ‏"‏‏.‏

Ubeydullah b. Musa bize tahdis etti; A'meş’ten; Ebu Vâil’den; Abdullah (b. Mesud)’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “(Kıyamet gününde) insanlar arasında ilk hüküm verilecek (dava), kan davalarıdır.”

6865. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ يَزِيدَ، أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَدِيٍّ، حَدَّثَهُ أَنَّ الْمِقْدَادَ بْنَ عَمْرٍو الْكِنْدِيَّ حَلِيفَ بَنِي زُهْرَةَ حَدَّثَهُ وَكَانَ، شَهِدَ بَدْرًا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ لَقِيتُ كَافِرًا فَاقْتَتَلْنَا، فَضَرَبَ يَدِي بِالسَّيْفِ فَقَطَعَهَا، ثُمَّ لاَذَ بِشَجَرَةٍ وَقَالَ أَسْلَمْتُ لِلَّهِ‏.‏ آقْتُلُهُ بَعْدَ أَنْ قَالَهَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تَقْتُلْهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَإِنَّهُ طَرَحَ إِحْدَى يَدَىَّ، ثُمَّ قَالَ بَعْدَ مَا قَطَعَهَا، آقْتُلُهُ قَالَ ‏"‏ لاَ تَقْتُلْهُ، فَإِنْ قَتَلْتَهُ فَإِنَّهُ بِمَنْزِلَتِكَ قَبْلَ أَنْ تَقْتُلَهُ، وَأَنْتَ بِمَنْزِلَتِهِ قَبْلَ أَنْ يَقُولَ كَلِمَتَهُ الَّتِي قَالَ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ حَبِيبُ بْنُ أَبِي عَمْرَةَ عَنْ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِلْمِقْدَادِ ‏"‏ إِذَا كَانَ رَجُلٌ مُؤْمِنٌ يُخْفِي إِيمَانَهُ مَعَ قَوْمٍ كُفَّارٍ، فَأَظْهَرَ إِيمَانَهُ، فَقَتَلْتَهُ، فَكَذَلِكَ كُنْتَ أَنْتَ تُخْفِي إِيمَانَكَ بِمَكَّةَ مِنْ قَبْلُ ‏"‏‏.‏

Abdan bize tahdis etti, Abdullah bize tahdis etti, Yunus bize tahdis etti; Zührî’den. Ata b. Yezid bize tahdis etti ki; Ubeydullah b. Adiyy ona tahdis etmiştir. Ona da Beni Zühre’nin halifi (müttefiki) ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile Bedir’e katılanlardan olan Mikdad b. Amr el-Kindî tahdis etmiştir. O (Mikdad) dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Eğer bir kafirle karşılaşsam ve çarpışsak, o kılıçla elime vursa ve onu kesse, sonra da bir ağaca sığınsa ve: ‘Allah için teslim oldum (Aslem-tü lillah / Müslüman oldum)’ dese; bunu söyledikten sonra onu öldürebilir miyim?” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onu öldürme” buyurdu. (Mikdad) dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Ama o ellerimden birini kopardı. Sonra (bunu) kestikten sonra o sözü söyledi. Onu öldürebilir miyim?” (Efendimiz): “Onu öldürme. Eğer onu öldürürsen, o senin onu öldürmeden önceki konumundadır (Müslümandır). Sen de onun, söylediği sözü söylemeden önceki konumundasın (kanı helal/günahkar)” buyurdu. Habib b. Ebi Amre; Said’den; İbn Abbas’tan (naklederek) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mikdad’a şöyle buyurdu: “Eğer kafir bir kavim içinde imanını gizleyen mümin bir adam olur da (sonra) imanını açığa vurursa ve sen onu öldürürsen; (unutma ki) sen de daha önce Mekke’de imanını gizliyordun.”

6867. Hadis

حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تُقْتَلُ نَفْسٌ إِلاَّ كَانَ عَلَى ابْنِ آدَمَ الأَوَّلِ كِفْلٌ مِنْهَا ‏"‏‏.‏

Kabîsa bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; A'meş’ten; Abdullah b. Mürre’den; Mesruk’tan; Abdullah (b. Mesud) radıyallahu anh’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Hiçbir can yoktur ki, haksız yere öldürülsün de, Adem’in ilk oğlunun üzerinde ondan (o günahın ağırlığından) bir pay bulunmasın.”

6868. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ وَاقِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَخْبَرَنِي عَنْ أَبِيهِ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ‏"‏‏.‏

Ebu'l-Velid bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti. Dedi ki: Vakîd b. Abdullah bana babasından haber verdi; O Abdullah b. Ömer’den işitmiştir; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Benden sonra birbirinizin boyunlarını vuran kafirler olarak (geriye/eski halinize) dönmeyin.”

6869. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ مُدْرِكٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا زُرْعَةَ بْنَ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ ‏ "‏ اسْتَنْصِتِ النَّاسَ، لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ‏"‏‏.‏ رَوَاهُ أَبُو بَكْرَةَ وَابْنُ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Muhammed b. Beşşâr bize tahdis etti, Gunder bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Ali b. Müdrik’ten [naklederek]. Dedi ki: Ebu Zür'a b. Amr b. Cerir’i işittim; Cerir’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Veda Haccı’nda: “İnsanları sustur (dinlemelerini sağla). Benden sonra birbirinizin boyunlarını vuran kafirler olarak (geriye) dönmeyin” buyurdu. Bunu Ebu Bekre ve İbn Abbas ta Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek) rivayet etmişlerdir.

6870. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الْكَبَائِرُ الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ، وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ الْيَمِينُ الْغَمُوسُ ‏"‏‏.‏ شَكَّ شُعْبَةُ‏.‏ وَقَالَ مُعَاذٌ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ قَالَ ‏"‏ الْكَبَائِرُ الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ، وَالْيَمِينُ الْغَمُوسُ، وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ وَقَتْلُ النَّفْسِ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. Beşşâr bana tahdis etti, Muhammed b. Cafer bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Firâs’tan; Şa'bî’den; Abdullah b. Amr’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Büyük günahlar (keba'ir); Allah’a şirk koşmak ve ana-babaya isyan etmektir.” Veya: “Yemin-i gamûs (yalan yere yemin)’dir” buyurdu. —Şu'be (hangisi olduğunda) şüphe etti.— Muâz dedi ki: Şu'be bize tahdis etti (ve şöyle) dedi: “Büyük günahlar; Allah’a şirk koşmak, yemin-i gamûs ve ana-babaya isyan etmektir.” Veya: “Canı öldürmektir (katl-i nefs)” dedi.

6871. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، سَمِعَ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الْكَبَائِرُ ‏"‏‏.‏ وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنِ ابْنِ أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ أَكْبَرُ الْكَبَائِرِ الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ وَقَتْلُ النَّفْسِ، وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ، وَقَوْلُ الزُّورِ ‏"‏‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ وَشَهَادَةُ الزُّورِ ‏"‏‏.‏

İshak b. Mansur bize tahdis etti, Abdüssamed bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, Ubeydullah b. Ebi Bekr bize tahdis etti; Enes radıyallahu anh’tan işitmiştir; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. (Efendimiz): “Büyük günahlar (kebair)...” buyurdu. Ve Amr bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; İbn Ebi Bekr’den; Enes b. Malik’ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Büyük günahların en büyüğü; Allah’a şirk koşmak, canı öldürmek (katl-i nefs), ana-babaya isyan etmek ve yalan sözdür (kavlü'z-zûr).” Veya: “Yalan şahitliğidir” buyurdu.

6872. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا حُصَيْنٌ، حَدَّثَنَا أَبُو ظَبْيَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ ـ رضى الله عنهما ـ يُحَدِّثُ قَالَ بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْحُرَقَةِ مِنْ جُهَيْنَةَ ـ قَالَ ـ فَصَبَّحْنَا الْقَوْمَ فَهَزَمْنَاهُمْ ـ قَالَ ـ وَلَحِقْتُ أَنَا وَرَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ رَجُلاً مِنْهُمْ ـ قَالَ ـ فَلَمَّا غَشِينَاهُ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ـ قَالَ ـ فَكَفَّ عَنْهُ الأَنْصَارِيُّ، فَطَعَنْتُهُ بِرُمْحِي حَتَّى قَتَلْتُهُ ـ قَالَ ـ فَلَمَّا قَدِمْنَا بَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَقَالَ لِي ‏"‏ يَا أُسَامَةُ أَقَتَلْتَهُ بَعْدَ مَا قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا كَانَ مُتَعَوِّذًا‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَقَتَلْتَهُ بَعْدَ أَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَمَا زَالَ يُكَرِّرُهَا عَلَىَّ حَتَّى تَمَنَّيْتُ أَنِّي لَمْ أَكُنْ أَسْلَمْتُ قَبْلَ ذَلِكَ الْيَوْمِ‏.‏

Amr b. Zürare bize tahdis etti, Hişeym bize tahdis etti, Husayn bize tahdis etti, Ebu Zabyan bize tahdis etti. Dedi ki: Usame b. Zeyd b. Harise radıyallahu anhumâ’yı tahdis ederken işittim. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi Cüheyne’den Huraka (kabilesine) gönderdi. Sabahleyin kavme baskın yaptık ve onları hezimete uğrattık. Ben ve Ensar’dan bir adam onlardan bir adama yetiştik. Onu kuşattığımızda: “La ilahe illallah” dedi. Ensarî ondan (elini) çekti. Ben ise mızrağımı ona sapladım ve onu öldürdüm. (Medine’ye) geldiğimizde bu (olay) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştı. Bana: “Ey Usame! La ilahe illallah dedikten sonra mı onu öldürdün?” buyurdu. Ben: “Ey Allah’ın Resulü! O ancak (kılıçtan) korunmak için (söyledi)” dedim. (Efendimiz): “La ilahe illallah dedikten sonra mı onu öldürdün?” buyurdu. Bunu bana o kadar çok tekrar etti ki, o günden önce Müslüman olmamış olmayı temenni ettim.

6873. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنِ الصُّنَابِحِيِّ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ إِنِّي مِنَ النُّقَبَاءِ الَّذِينَ بَايَعُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَايَعْنَاهُ عَلَى أَنْ لاَ نُشْرِكَ بِاللَّهِ شَيْئًا، وَلاَ نَسْرِقَ وَلاَ نَزْنِيَ، وَلاَ نَقْتُلَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ، وَلاَ نَنْتَهِبَ، وَلاَ نَعْصِيَ، بِالْجَنَّةِ إِنْ فَعَلْنَا ذَلِكَ، فَإِنْ غَشِينَا مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا كَانَ قَضَاءُ ذَلِكَ إِلَى اللَّهِ‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti, Yezid bize tahdis etti; Ebu'l-Hayr’dan; Sunâbihî’den; Ubâde b. Sâmit radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e biat eden nakiblerdenim. Biz O’na; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, Allah’ın haram kıldığı canı öldürmemek, yağmacılık yapmamak (müminlerin malını zorla almamak) ve (iyilikte) isyan etmemek üzere; eğer bunları yaparsak karşılığında Cennet olmak üzere biat ettik. Eğer bunlardan bir şeyi işlersek (günahına girersek), onun hükmü Allah’a aittir.

6874. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلاَحَ فَلَيْسَ مِنَّا ‏"‏‏.‏ رَوَاهُ أَبُو مُوسَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Musa b. İsmail bize tahdis etti, Cüveyriye bize tahdis etti; Nafi’den; Abdullah (b. Ömer) radıyallahu anh’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Kim bize silah çekerse (taşıyıp yürürse) bizden değildir.” Bunu Ebu Musa da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek) rivayet etmiştir.

6875. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْمُبَارَكِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، وَيُونُسُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنِ الأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ ذَهَبْتُ لأَنْصُرَ هَذَا الرَّجُلَ، فَلَقِيَنِي أَبُو بَكْرَةَ فَقَالَ أَيْنَ تُرِيدُ قُلْتُ أَنْصُرُ هَذَا الرَّجُلَ‏.‏ قَالَ ارْجِعْ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ إِذَا الْتَقَى الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفَيْهِمَا فَالْقَاتِلُ وَالْمَقْتُولُ فِي النَّارِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا الْقَاتِلُ فَمَا بَالُ الْمَقْتُولِ قَالَ ‏"‏ إِنَّهُ كَانَ حَرِيصًا عَلَى قَتْلِ صَاحِبِهِ ‏"‏‏.‏

Abdurrahman b. el-Mübarek bize tahdis etti, Hammad b. Zeyd bize tahdis etti, Eyyub ve Yunus bize tahdis etti; Hasan’dan; Ahnef b. Kays’tan. Dedi ki: Şu adama (Ali radıyallahu anh’a) yardım etmek için gittim. Beni Ebu Bekre karşıladı ve: “Nereye gitmek istiyorsun?” dedi. “Şu adama yardım edeceğim” dedim. Dedi ki: “Geri dön! Çünkü ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işittim: ‘İki Müslüman kılıçlarıyla karşı karşıya geldiklerinde, öldüren de öldürülen de ateştedir.’ Dedim ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Bu katil (anlaşıldı), peki maktulün durumu nedir (suçu ne)?’ Buyurdu ki: ‘Çünkü o da arkadaşını öldürmeye hırslı (istekli/kararlı) idi.’”

6876. Hadis

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ يَهُودِيًّا، رَضَّ رَأْسَ جَارِيَةٍ بَيْنَ حَجَرَيْنِ، فَقِيلَ لَهَا مَنْ فَعَلَ بِكِ هَذَا أَفُلاَنٌ أَوْ فُلاَنٌ حَتَّى سُمِّيَ الْيَهُودِيُّ، فَأُتِيَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَزَلْ بِهِ حَتَّى أَقَرَّ بِهِ، فَرُضَّ رَأْسُهُ بِالْحِجَارَةِ‏.‏

Haccac b. Minhal bize tahdis etti, Hemmam bize tahdis etti; Katade’den; Enes b. Malik radıyallahu anh’tan [naklederek]. Bir Yahudi bir cariyenin (kızın) başını iki taş arasında ezmişti. (Kıza): “Bunu sana kim yaptı? Falan mı, falan mı?” denildi. Sonunda Yahudi’nin adı söylendi (kız başıyla işaret etti). O (Yahudi) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirildi. (Efendimiz) onu sorgulamaya devam etti, sonunda suçunu itiraf etti. Bunun üzerine başı taşlarla ezildi.

6877. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ خَرَجَتْ جَارِيَةٌ عَلَيْهَا أَوْضَاحٌ بِالْمَدِينَةِ ـ قَالَ ـ فَرَمَاهَا يَهُودِيٌّ بِحَجَرٍ ـ قَالَ ـ فَجِيءَ بِهَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَبِهَا رَمَقٌ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فُلاَنٌ قَتَلَكِ ‏"‏‏.‏ فَرَفَعَتْ رَأْسَهَا، فَأَعَادَ عَلَيْهَا قَالَ ‏"‏ فُلاَنٌ قَتَلَكِ ‏"‏‏.‏ فَرَفَعَتْ رَأْسَهَا، فَقَالَ لَهَا فِي الثَّالِثَةِ ‏"‏ فُلاَنٌ قَتَلَكِ ‏"‏‏.‏ فَخَفَضَتْ رَأْسَهَا، فَدَعَا بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَتَلَهُ بَيْنَ الْحَجَرَيْنِ‏.‏

Muhammed bize tahdis etti, Abdullah b. İdris bize haber verdi; Şu'be’den; Hişam b. Zeyd b. Enes’ten; dedesi Enes b. Malik’ten [naklederek]. Dedi ki: Medine’de üzerinde gümüş takılar (evdâh) bulunan bir cariye (dışarı) çıkmıştı. Bir Yahudi ona taş attı (ve yaraladı). (Kız) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirildi, son nefeslerini veriyordu (remak). Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Seni falan mı öldürdü?” buyurdu. (Kız "hayır" anlamında) başını kaldırdı. (Efendimiz) soruyu tekrarladı: “Seni falan mı öldürdü?” buyurdu. (Kız yine) başını kaldırdı. Üçüncüde ona: “Seni falan mı öldürdü?” buyurdu. (Kız "evet" anlamında) başını indirdi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem o adamı çağırdı ve onu iki taş arasında öldürdü.

6878. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلاَّ بِإِحْدَى ثَلاَثٍ النَّفْسُ بِالنَّفْسِ وَالثَّيِّبُ الزَّانِي، وَالْمَارِقُ مِنَ الدِّينِ التَّارِكُ الْجَمَاعَةَ ‏"‏‏.‏

Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, A'meş bize tahdis etti; Abdullah b. Mürre’den; Mesruk’tan; Abdullah (b. Mesud)’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın Resulü olduğuma şehadet eden Müslüman bir kişinin kanı ancak şu üç şeyden biri sebebiyle helal olur: Can karşılığında can, zina eden evli kimse (seyyib) ve dinden çıkıp cemaatten ayrılan kimse.”

6879. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ يَهُودِيًّا، قَتَلَ جَارِيَةً عَلَى أَوْضَاحٍ لَهَا، فَقَتَلَهَا بِحَجَرٍ، فَجِيءَ بِهَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَبِهَا رَمَقٌ فَقَالَ ‏ "‏ أَقَتَلَكِ فُلاَنٌ ‏"‏‏.‏ فَأَشَارَتْ بِرَأْسِهَا أَنْ لاَ، ثُمَّ قَالَ الثَّانِيَةَ، فَأَشَارَتْ بِرَأْسِهَا أَنْ لاَ، ثُمَّ سَأَلَهَا الثَّالِثَةَ فَأَشَارَتْ بِرَأْسِهَا أَنْ نَعَمْ، فَقَتَلَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِحَجَرَيْنِ‏.‏

Muhammed b. Beşşâr bize tahdis etti, Muhammed b. Cafer bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Hişam b. Zeyd’den; Enes radıyallahu anh’tan [naklederek]. Bir Yahudi bir cariyeyi, gümüş takıları (evdâh) sebebiyle öldürdü. Onu bir taşla öldürmüştü. Kız Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirildi, son nefeslerini veriyordu. (Efendimiz): “Seni falan mı öldürdü?” buyurdu. (Kız) başıyla “hayır” diye işaret etti. Sonra ikinciyi sordu. (Kız) başıyla “hayır” diye işaret etti. Sonra üçüncüde sordu. (Kız) başıyla “evet” diye işaret etti. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu (Yahudi'yi) iki taşla öldürdü.

6880. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ خُزَاعَةَ، قَتَلُوا رَجُلاً‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ حَدَّثَنَا حَرْبٌ عَنْ يَحْيَى حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ أَنَّهُ عَامَ فَتْحِ مَكَّةَ قَتَلَتْ خُزَاعَةُ رَجُلاً مِنْ بَنِي لَيْثٍ بِقَتِيلٍ لَهُمْ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ حَبَسَ عَنْ مَكَّةَ الْفِيلَ وَسَلَّطَ عَلَيْهِمْ رَسُولَهُ وَالْمُؤْمِنِينَ، أَلاَ وَإِنَّهَا لَمْ تَحِلَّ لأَحَدٍ قَبْلِي، وَلاَ تَحِلُّ لأَحَدٍ بَعْدِي، أَلاَ وَإِنَّمَا أُحِلَّتْ لِي سَاعَةً مِنْ نَهَارٍ، أَلاَ وَإِنَّهَا سَاعَتِي هَذِهِ حَرَامٌ لاَ يُخْتَلَى شَوْكُهَا، وَلاَ يُعْضَدُ شَجَرُهَا، وَلاَ يَلْتَقِطُ سَاقِطَتَهَا إِلاَّ مُنْشِدٌ، وَمَنْ قُتِلَ لَهُ قَتِيلٌ فَهْوَ بِخَيْرِ النَّظَرَيْنِ إِمَّا يُودَى وَإِمَّا يُقَادُ ‏"‏‏.‏ فَقَامَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْيَمَنِ يُقَالُ لَهُ أَبُو شَاهٍ فَقَالَ اكْتُبْ لِي يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اكْتُبُوا لأَبِي شَاهٍ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَامَ رَجُلٌ مِنْ قُرَيْشٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِلاَّ الإِذْخِرَ، فَإِنَّمَا نَجْعَلُهُ فِي بُيُوتِنَا وَقُبُورِنَا‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِلاَّ الإِذْخِرَ ‏"‏‏.‏ وَتَابَعَهُ عُبَيْدُ اللَّهِ عَنْ شَيْبَانَ فِي الْفِيلِ، قَالَ بَعْضُهُمْ عَنْ أَبِي نُعَيْمٍ الْقَتْلَ‏.‏ وَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ إِمَّا أَنْ يُقَادَ أَهْلُ الْقَتِيلِ‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, Şeyban bize tahdis etti; Yahya’dan; Ebu Seleme’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. (Dedi ki): Huzaa (kabilesi) bir adamı öldürdü. Abdullah b. Reca dedi ki: Harb bize tahdis etti; Yahya’dan; (Ona) Ebu Seleme tahdis etti; (Ona) Ebu Hureyre tahdis etti. Dedi ki: Mekke’nin fethi yılında Huzaa (kabilesi), Cahiliye döneminde kendilerinden öldürülen birine karşılık Beni Leys’ten bir adamı öldürdüler. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah fili Mekke’den (Mekke’ye girmekten) alıkoydu. Resulünü ve müminleri ise onlara (Mekkelilere) musallat kıldı (galip getirdi). Dikkat edin! O (Mekke), benden önce hiç kimseye helal kılınmadı. Benden sonra da hiç kimseye helal kılınmayacaktır. Dikkat edin! O bana gündüzün sadece bir saatinde helal kılındı. Dikkat edin! Şu saatimde o haramdır (hürmetlidir). Onun dikeni koparılmaz, ağacı kesilmez, yitiğini ilan edecek (tanıtacak) kimseden başkası alamaz. Kimin bir yakını öldürülürse o iki seçenekten en hayırlısında (dilediğini seçmekte) serbesttir: Ya diyet verilir ya da kısas yapılır (karşılığında katil öldürülür).” Yemen ehlinden Ebu Şah denilen bir adam kalktı ve: “Bana (bunu) yaz ey Allah’ın Resulü!” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ebu Şah için yazın” buyurdu. Sonra Kureyş’ten bir adam (Abbas) kalktı ve: “Ey Allah’ın Resulü! İzhir (otu) hariç olsun. Biz onu evlerimizde ve kabirlerimizde kullanırız” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “İzhir hariç” buyurdu. Ubeydullah; Şeyban’dan (naklederek) “Fil” konusunda (Ebu Nuaym’a) tabi oldu (aynı rivayeti yaptı). Bazıları Ebu Nuaym’dan (naklederek) “Katl (öldürme)” (lafzını rivayet etti). Ubeydullah (rivayetinde): “Ya da maktulün ehline kısas verilir” (dedi).

6881. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَتْ فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ قِصَاصٌ، وَلَمْ تَكُنْ فِيهِمُ الدِّيَةُ فَقَالَ اللَّهُ لِهَذِهِ الأُمَّةِ ‏{‏كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلَى‏}‏ إِلَى هَذِهِ الآيَةِ ‏{‏فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌ‏}‏‏.‏ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَالْعَفْوُ أَنْ يَقْبَلَ الدِّيَةَ فِي الْعَمْدِ، قَالَ ‏{‏فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ‏}‏ أَنْ يَطْلُبَ بِمَعْرُوفٍ وَيُؤَدِّيَ بِإِحْسَانٍ‏.‏

Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Amr’dan; Mücahid’den; İbn Abbas radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Beni İsrail’de kısas vardı, onlarda diyet yoktu. Allah bu ümmete: { Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı... } şu ayete kadar: { Ancak kim kardeşi tarafından affedilirse... } (Bakara, 178) ayetini indirdi. İbn Abbas dedi ki: Af, kasten öldürmede diyeti kabul etmektir. (Ayetteki): { ...örfe uymak (gerekir)... } ifadesi; (velinin diyeti) güzellikle (marufla) istemesi, (katilin de) onu ihsan ile eda etmesidir.

6882. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، حَدَّثَنَا نَافِعُ بْنُ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَبْغَضُ النَّاسِ إِلَى اللَّهِ ثَلاَثَةٌ مُلْحِدٌ فِي الْحَرَمِ، وَمُبْتَغٍ فِي الإِسْلاَمِ سُنَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ، وَمُطَّلِبُ دَمِ امْرِئٍ بِغَيْرِ حَقٍّ لِيُهَرِيقَ دَمَهُ ‏"‏‏.‏

Ebu'l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Abdullah b. Ebi Huseyn’den. Nafi’ b. Cübeyr bize tahdis etti; İbn Abbas’tan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’a en menfur (sevimsiz) olan insanlar üçtür: Harem’de mülhid (sapıtan/zalimlik eden), İslam’da cahiliye sünnetini (adetini) arayan (isteyen) ve kanını dökmek için haksız yere bir kişinin kanını talep eden.”

6883. Hadis

حَدَّثَنَا فَرْوَةُ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، هُزِمَ الْمُشْرِكُونَ يَوْمَ أُحُدٍ‏.‏ وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، يَحْيَى بْنُ أَبِي زَكَرِيَّاءَ عَنْ هِشَامٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ صَرَخَ إِبْلِيسُ يَوْمَ أُحُدٍ فِي النَّاسِ يَا عِبَادَ اللَّهِ أُخْرَاكُمْ‏.‏ فَرَجَعَتْ أُولاَهُمْ عَلَى أُخْرَاهُمْ حَتَّى قَتَلُوا الْيَمَانَ فَقَالَ حُذَيْفَةُ أَبِي أَبِي‏.‏ فَقَتَلُوهُ، فَقَالَ حُذَيْفَةُ غَفَرَ اللَّهُ لَكُمْ‏.‏ قَالَ وَقَدْ كَانَ انْهَزَمَ مِنْهُمْ قَوْمٌ حَتَّى لَحِقُوا بِالطَّائِفِ‏.‏

Ferve bize tahdis etti, Ali b. Müshir bize tahdis etti; Hişam’dan; babasından; Aişe’den [naklederek]. (Dedi ki): Müşrikler Uhud günü hezimete uğradı. Ve Muhammed b. Harb bana tahdis etti, Ebu Mervan Yahya b. Ebi Zekeriyya bize tahdis etti; Hişam’dan; Urve’den; Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: İblis Uhud günü insanların içinde şöyle bağırdı: “Ey Allah’ın kulları! Arkanıza (dikkat edin)!” Bunun üzerine öndekiler arkadakilerin üzerine döndü (saldırdı). Sonunda Yemân’ı (Huzeyfe’nin babasını) öldürdüler. Huzeyfe: “Babam! Babam!” dedi. (Ama) onu öldürdüler. Huzeyfe: “Allah sizi bağışlasın” dedi. (Urve) dedi ki: Onlardan (Müslümanlardan) bir grup hezimete uğrayıp (bozulup) Taif’e kadar gitmişlerdi.

6884. Hadis

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ يَهُودِيًّا، رَضَّ رَأْسَ جَارِيَةٍ بَيْنَ حَجَرَيْنِ، فَقِيلَ لَهَا مَنْ فَعَلَ بِكِ هَذَا أَفُلاَنٌ أَفُلاَنٌ حَتَّى سُمِّيَ الْيَهُودِيُّ فَأَوْمَأَتْ بِرَأْسِهَا، فَجِيءَ بِالْيَهُودِيِّ فَاعْتَرَفَ، فَأَمَرَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَرُضَّ رَأْسُهُ بِالْحِجَارَةِ‏.‏ وَقَدْ قَالَ هَمَّامٌ بِحَجَرَيْنِ‏.‏

İshak bana tahdis etti, Habbân bize haber verdi, Hemmam bize tahdis etti, Katade bize tahdis etti, Enes b. Malik bize tahdis etti ki; bir Yahudi bir cariyenin (kızın) başını iki taş arasında ezmişti. (Kıza): “Bunu sana kim yaptı? Falan mı? Falan mı?” denildi. Sonunda Yahudi’nin adı söylendi. (Kız "evet" anlamında) başıyla işaret etti. Yahudi getirildi ve suçunu itiraf etti. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onunla ilgili emrini verdi ve başı taşlarla ezildi. —Hemmam (rivayetinde) “iki taşla” demiştir.—

6885. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَتَلَ يَهُودِيًّا بِجَارِيَةٍ قَتَلَهَا عَلَى أَوْضَاحٍ لَهَا‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, Yezid b. Zürey' bize tahdis etti, Said bize tahdis etti; Katade’den; Enes b. Malik radıyallahu anh’tan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, bir Yahudi’yi, gümüş takıları (evdâh) sebebiyle öldürdüğü bir cariye (kız) karşılığında (kısas olarak) öldürdü.

6886. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ لَدَدْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي مَرَضِهِ فَقَالَ ‏"‏ لاَ تَلُدُّونِي ‏"‏‏.‏ فَقُلْنَا كَرَاهِيَةُ الْمَرِيضِ لِلدَّوَاءِ‏.‏ فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ ‏"‏ لاَ يَبْقَى أَحَدٌ مِنْكُمْ إِلاَّ لُدَّ، غَيْرَ الْعَبَّاسِ فَإِنَّهُ لَمْ يَشْهَدْكُمْ ‏"‏‏.‏

Amr b. Ali bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, Musa b. Ebi Aişe bize tahdis etti; Ubeydullah b. Abdullah’tan; Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e hastalığında (ağız köşesinden) ilaç içirdik (ledüd yaptık). “Bana ilaç içirmeyin!” buyurdu. Biz de: “(Bu) hastanın ilacı kerih görmesidir (hoşlanmamasıdır)” dedik. Ayıldığı zaman: “Aranızda, Abbas hariç ilaç içirilmedik hiç kimse kalmasın. Çünkü o sizinle beraber değildi (hazır bulunmadı)” buyurdu.

6887. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، أَنَّ الأَعْرَجَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ إِنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ نَحْنُ الآخِرُونَ السَّابِقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏ وَبِإِسْنَادِهِ ‏"‏ لَوِ اطَّلَعَ فِي بَيْتِكَ أَحَدٌ وَلَمْ تَأْذَنْ لَهُ، خَذَفْتَهُ بِحَصَاةٍ فَفَقَأْتَ عَيْنَهُ، مَا كَانَ عَلَيْكَ مِنْ جُنَاحٍ ‏"‏‏.‏

Ebu'l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi, Ebu'z-Zinad bize tahdis etti ki; A'rec ona tahdis etmiş, o da Ebu Hureyre’den işitmiş; şöyle derken: O, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işitmiştir: “Biz (dünyada) sonuncularız, Kıyamet gününde ise öne geçenleriz (ilkleriz).” Ve aynı isnadla (şöyle buyurdu): “Eğer biri senin iznin olmadan (gizlice) evine baksa (dikizlese), sen de ona bir çakıl taşı atıp gözünü çıkarsan, sana bir günah yoktur.”

6889. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ حُمَيْدٍ،، أَنَّ رَجُلاً، اطَّلَعَ فِي بَيْتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَدَّدَ إِلَيْهِ مِشْقَصًا‏.‏ فَقُلْتُ مَنْ حَدَّثَكَ قَالَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Humeyd’den [naklederek]. (Dedi ki): Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in evine (içeri) baktı. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) ona bir okun temrenini (nişan alıp) doğrulttu. (Kâtade, Humeyd'e) dedi ki: “Bunu sana kim tahdis etti?” O da: “Enes b. Malik” dedi.

6890. Hadis

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ هِشَامٌ أَخْبَرَنَا عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا كَانَ يَوْمَ أُحُدٍ هُزِمَ الْمُشْرِكُونَ فَصَاحَ إِبْلِيسُ أَىْ عِبَادَ اللَّهِ أُخْرَاكُمْ‏.‏ فَرَجَعَتْ أُولاَهُمْ، فَاجْتَلَدَتْ هِيَ وَأُخْرَاهُمْ، فَنَظَرَ حُذَيْفَةُ فَإِذَا هُوَ بِأَبِيهِ الْيَمَانِ فَقَالَ أَىْ عِبَادَ اللَّهِ أَبِي أَبِي‏.‏ قَالَتْ فَوَاللَّهِ مَا احْتَجَزُوا حَتَّى قَتَلُوهُ‏.‏ قَالَ حُذَيْفَةُ غَفَرَ اللَّهُ لَكُمْ‏.‏ قَالَ عُرْوَةُ فَمَا زَالَتْ فِي حُذَيْفَةَ مِنْهُ بَقِيَّةٌ حَتَّى لَحِقَ بِاللَّهِ‏.‏

İshak b. Mansur bana tahdis etti, Ebu Usame bize haber verdi. Dedi ki: Hişam bize babasından; Aişe’den [naklederek] haber verdi. (Aişe) dedi ki: Uhud günü olduğunda müşrikler hezimete uğradı. İblis: “Ey Allah’ın kulları! Arkanıza (dikkat edin)!” diye bağırdı. Bunun üzerine öndekiler (Müslümanlar) geri döndü, arkadakilerle (yine Müslümanlarla) çarpıştılar. Huzeyfe bir baktı ki, babası el-Yemân! “Ey Allah’ın kulları! Babam! Babam!” dedi. (Aişe) dedi ki: Vallahi, onu öldürünceye kadar el çekmediler. Huzeyfe: “Allah sizi bağışlasın” dedi. Urve dedi ki: Allah’a kavuşuncaya kadar (bu olayın etkisiyle) Huzeyfe’de bir hayır (bağışlama/dua hali) kalmaya devam etti.

6891. Hadis

حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى خَيْبَرَ فَقَالَ رَجُلٌ مِنْهُمْ أَسْمِعْنَا يَا عَامِرُ مِنْ هُنَيْهَاتِكَ‏.‏ فَحَدَا بِهِمْ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنِ السَّائِقُ ‏"‏ قَالُوا عَامِرٌ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ رَحِمَهُ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلاَّ أَمْتَعْتَنَا بِهِ‏.‏ فَأُصِيبَ صَبِيحَةَ لَيْلَتِهِ فَقَالَ الْقَوْمُ حَبِطَ عَمَلُهُ، قَتَلَ نَفْسَهُ‏.‏ فَلَمَّا رَجَعْتُ وَهُمْ يَتَحَدَّثُونَ أَنَّ عَامِرًا حَبِطَ عَمَلُهُ، فَجِئْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ فَدَاكَ أَبِي وَأُمِّي، زَعَمُوا أَنَّ عَامِرًا حَبِطَ عَمَلُهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ كَذَبَ مَنْ قَالَهَا، إِنَّ لَهُ لأَجْرَيْنِ اثْنَيْنِ، إِنَّهُ لَجَاهِدٌ مُجَاهِدٌ، وَأَىُّ قَتْلٍ يَزِيدُهُ عَلَيْهِ ‏"‏‏.‏

Mekkî b. İbrahim bize tahdis etti, Yezid b. Ebi Ubeyd bize tahdis etti; Seleme’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile Hayber’e çıktık. Onlardan bir adam: “Bize şiirlerinden/ezgilerinden (huneyhât) dinletsen ey Amir!” dedi. O da onlara (Huda) ezgileri söyleyerek develeri sürdü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sürücü (sayik) kim?” buyurdu. “Amir” dediler. “Allah ona rahmet etsin” buyurdu. Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Bizi onunla biraz daha (uzun süre) faydalandırsaydın (dua edip ömrünü uzatsaydın) olmaz mıydı?” O gecenin sabahında (Amir) şehit oldu (vuruldu). Kavim (topluluk): “Ameli boşa gitti, kendini öldürdü” dedi. Ben döndüğümde onlar “Amir’in ameli boşa gitti” diye konuşuyorlardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve: “Ey Allah’ın Nebisi! Babam anam sana feda olsun. Amir’in amelinin boşa gittiğini iddia ediyorlar” dedim. (Efendimiz): “Onu söyleyen yalan söylemiştir. Şüphesiz ona iki ecir vardır. O cihad eden bir mücahiddir. Hangi (tür) öldürülme ona bundan daha fazlasını (sevabı) artırabilir ki?” buyurdu.

6892. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ سَمِعْتُ زُرَارَةَ بْنَ أَوْفَى، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَجُلاً، عَضَّ يَدَ رَجُلٍ، فَنَزَعَ يَدَهُ مِنْ فَمِهِ، فَوَقَعَتْ ثَنِيَّتَاهُ، فَاخْتَصَمُوا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ يَعَضُّ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ كَمَا يَعَضُّ الْفَحْلُ، لاَ دِيَةَ لَكَ ‏"‏‏.‏

Adem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, Katade bize tahdis etti. Dedi ki: Zürare b. Evfa’yı işittim; İmran b. Husayn’dan [naklederek]. Bir adam bir (başka) adamın elini ısırdı. (Isırılan) elini onun ağzından çekti, (bu sırada ısıranın) iki ön dişi düştü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e (gidip) davalaştılar. (Efendimiz): “Sizden biriniz kardeşini, aygırın ısırdığı gibi ısırıyor! Senin için diyet yoktur” buyurdu.

6893. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ خَرَجْتُ فِي غَزْوَةٍ، فَعَضَّ رَجُلٌ فَانْتَزَعَ ثَنِيَّتَهُ، فَأَبْطَلَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu Asım bize tahdis etti; İbn Cüreyc’den; Ata’dan; Safvan b. Ya'lâ’dan; babasından [naklederek]. Dedi ki: Bir gazveye çıktım. Bir adam (birini) ısırdı. (Isırılan) ön dişini (çekip) çıkardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu (dişi/diyeti) iptal etti.

6894. Hadis

حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ ابْنَةَ النَّضْرِ، لَطَمَتْ جَارِيَةً، فَكَسَرَتْ ثَنِيَّتَهَا، فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِالْقِصَاصِ‏.‏

(Muhammed b. Abdullah) el-Ensarî bize tahdis etti, Humeyd bize tahdis etti; Enes radıyallahu anh’tan [naklederek]. Nadr’ın kızı bir cariyeyi tokatladı ve onun ön dişini kırdı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler. (Efendimiz) kısas emretti.

6895. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ هَذِهِ وَهَذِهِ سَوَاءٌ ‏"‏، يَعْنِي الْخِنْصَرَ وَالإِبْهَامَ‏.‏

Adem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Katade’den; İkrime’den; İbn Abbas’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Şu ve şu (diyette) eşittir.” Yani serçe parmağı ile başparmağı (kastetti).

6895_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ‏.‏

Muhammed b. Beşşâr bize tahdis etti, İbn Ebi Adiy bize tahdis etti; Şu'be’den; Katade’den; İkrime’den; İbn Abbas’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (bunu) bunun gibi işittim.

6896. Hadis

وَقَالَ لِي ابْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ غُلاَمًا، قُتِلَ غِيلَةً فَقَالَ عُمَرُ لَوِ اشْتَرَكَ فِيهَا أَهْلُ صَنْعَاءَ لَقَتَلْتُهُمْ‏.‏ وَقَالَ مُغِيرَةُ بْنُ حَكِيمٍ عَنْ أَبِيهِ إِنَّ أَرْبَعَةً قَتَلُوا صَبِيًّا فَقَالَ عُمَرُ مِثْلَهُ‏.‏ وَأَقَادَ أَبُو بَكْرٍ وَابْنُ الزُّبَيْرِ وَعَلِيٌّ وَسُوَيْدُ بْنُ مُقَرِّنٍ مِنْ لَطْمَةٍ‏.‏ وَأَقَادَ عُمَرُ مِنْ ضَرْبَةٍ بِالدِّرَّةِ‏.‏ وَأَقَادَ عَلِيٌّ مِنْ ثَلاَثَةِ أَسْوَاطٍ‏.‏ وَاقْتَصَّ شُرَيْحٌ مِنْ سَوْطٍ وَخُمُوشٍ‏.‏

İbn Beşşâr bana dedi ki: Yahya bize tahdis etti; Ubeydullah’tan; Nafi’den; İbn Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Bir çocuk (hile ile/gizlice) öldürülmüştü (gıyle). Ömer dedi ki: “Eğer San'a halkı bu cinayete iştirak etseydi elbette hepsini öldürürdüm.” Muğire b. Hakim babasından (naklederek) dedi ki: Dört kişi bir çocuğu öldürdü. Ömer yine böyle (aynı sözü) söyledi. Ebu Bekir, İbnü'z-Zübeyr, Ali ve Süveyd b. Mukarrin bir tokat için kısas uyguladılar. Ömer bir kırbaç (dirre) vuruşu için kısas uyguladı. Ali üç kamçı vuruşu için kısas uyguladı. Şurayh bir kamçı ve tırmalama yaraları (humûş) için kısas uyguladı.

6897. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ لَدَدْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَرَضِهِ، وَجَعَلَ يُشِيرُ إِلَيْنَا ‏"‏ لاَ تَلُدُّونِي ‏"‏‏.‏ قَالَ فَقُلْنَا كَرَاهِيَةُ الْمَرِيضِ بِالدَّوَاءِ، فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ ‏"‏ أَلَمْ أَنْهَكُمْ أَنْ تَلُدُّونِي ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْنَا كَرَاهِيَةٌ لِلدَّوَاءِ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يَبْقَى مِنْكُمْ أَحَدٌ إِلاَّ لُدَّ ـ وَأَنَا أَنْظُرُ ـ إِلاَّ الْعَبَّاسَ فَإِنَّهُ لَمْ يَشْهَدْكُمْ ‏"‏‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Süfyan’dan. Musa b. Ebi Aişe bize tahdis etti; Ubeydullah b. Abdullah’tan [naklederek]. Dedi ki: Aişe (şöyle) dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e hastalığında (ağız köşesinden) ilaç içirmiştik. (Efendimiz) bize: “Bana ilaç içirmeyin!” diye işaret etmeye başladı. (Ravi) dedi ki: Biz de: “(Bu) hastanın ilacı kerih görmesidir (hoşlanmamasıdır)” dedik. Ayıldığı zaman: “Sizi bana ilaç içirmenizden nehyetmemiş miydim?” buyurdu. (Ravi) dedi ki: Biz de: “(Sendeki) ilacı kerih görme halidir (diye düşündük)” dedik. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Aranızda —ben de bakarken— Abbas hariç ilaç içirilmedik hiç kimse kalmasın. Çünkü o sizinle beraber değildi (hazır bulunmadı)” buyurdu.

6898. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، زَعَمَ أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ يُقَالُ لَهُ سَهْلُ بْنُ أَبِي حَثْمَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّ نَفَرًا مِنْ قَوْمِهِ انْطَلَقُوا إِلَى خَيْبَرَ فَتَفَرَّقُوا فِيهَا، وَوَجَدُوا أَحَدَهُمْ قَتِيلاً، وَقَالُوا لِلَّذِي وُجِدَ فِيهِمْ قَتَلْتُمْ صَاحِبَنَا‏.‏ قَالُوا مَا قَتَلْنَا وَلاَ عَلِمْنَا قَاتِلاً‏.‏ فَانْطَلَقُوا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ انْطَلَقْنَا إِلَى خَيْبَرَ فَوَجَدْنَا أَحَدَنَا قَتِيلاً‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ الْكُبْرَ الْكُبْرَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ لَهُمْ ‏"‏ تَأْتُونَ بِالْبَيِّنَةِ عَلَى مَنْ قَتَلَهُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا مَا لَنَا بَيِّنَةٌ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَيَحْلِفُونَ ‏"‏‏.‏ قَالُوا لاَ نَرْضَى بِأَيْمَانِ الْيَهُودِ‏.‏ فَكَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُبْطِلَ دَمَهُ، فَوَدَاهُ مِائَةً مِنْ إِبِلِ الصَّدَقَةِ‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, Said b. Ubeyd bize tahdis etti; Büşeyr b. Yesâr’dan [naklederek]. O, Ensar’dan Sehl b. Ebi Hasme denilen bir adamın kendisine (şunları) haber verdiğini zannetti (iddia etti/söyledi). (Şöyle ki): Kavminden (Ensar'dan) bir grup insan Hayber’e gittiler ve orada (işleri için) dağıldılar. (Sonra) onlardan birini öldürülmüş olarak buldular. Yanlarında (arazilerinde ceset) bulunan kimselere (Yahudilere): “Arkadaşımızı siz öldürdünüz” dediler. (Yahudiler): “Ne biz öldürdük ne de bir katili biliyoruz (gördük)” dediler. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gittiler ve: “Ey Allah’ın Resulü! Hayber’e gittik ve birimizi (orada) öldürülmüş olarak bulduk” dediler. (Efendimiz konuşmaya başlayana): “Büyüğe (öncelik ver), büyüğe!” buyurdu. (Sonra) onlara: “Onu kimin öldürdüğüne dair beyyine (delil) getiriyor musunuz?” buyurdu. “Bizim bir beyyinemiz yok” dediler. (Efendimiz): “O halde (Yahudiler) yemin ederler” buyurdu. Onlar: “Biz Yahudilerin yeminlerine razı olmayız (inanmayız)” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun kanının (diyetinin) boşa gitmesini (heder olmasını) hoş görmedi ve ona Sadaka develerinden yüz (deve) diyet ödedi.

6899. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الأَسَدِيُّ حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِي عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي أَبُو رَجَاءٍ، مِنْ آلِ أَبِي قِلاَبَةَ حَدَّثَنِي أَبُو قِلاَبَةَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَبْرَزَ سَرِيرَهُ يَوْمًا لِلنَّاسِ، ثُمَّ أَذِنَ لَهُمْ فَدَخَلُوا فَقَالَ مَا تَقُولُونَ فِي الْقَسَامَةِ قَالَ نَقُولُ الْقَسَامَةُ الْقَوَدُ بِهَا حَقٌّ، وَقَدْ أَقَادَتْ بِهَا الْخُلَفَاءُ‏.‏ قَالَ لِي مَا تَقُولُ يَا أَبَا قِلاَبَةَ وَنَصَبَنِي لِلنَّاسِ‏.‏ فَقُلْتُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ عِنْدَكَ رُءُوسُ الأَجْنَادِ وَأَشْرَافُ الْعَرَبِ، أَرَأَيْتَ لَوْ أَنَّ خَمْسِينَ مِنْهُمْ شَهِدُوا عَلَى رَجُلٍ مُحْصَنٍ بِدِمَشْقَ أَنَّهُ قَدْ زَنَى، لَمْ يَرَوْهُ أَكُنْتَ تَرْجُمُهُ قَالَ لاَ‏.‏ قُلْتُ أَرَأَيْتَ لَوْ أَنَّ خَمْسِينَ مِنْهُمْ شَهِدُوا عَلَى رَجُلٍ بِحِمْصَ أَنَّهُ سَرَقَ أَكُنْتَ تَقْطَعُهُ وَلَمْ يَرَوْهُ قَالَ لاَ‏.‏ قُلْتُ فَوَاللَّهِ مَا قَتَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَطُّ، إِلاَّ فِي إِحْدَى ثَلاَثِ خِصَالٍ رَجُلٌ قَتَلَ بِجَرِيرَةِ نَفْسِهِ فَقُتِلَ، أَوْ رَجُلٌ زَنَى بَعْدَ إِحْصَانٍ، أَوْ رَجُلٌ حَارَبَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَارْتَدَّ عَنِ الإِسْلاَمِ‏.‏ فَقَالَ الْقَوْمُ أَوَلَيْسَ قَدْ حَدَّثَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ فِي السَّرَقِ وَسَمَرَ الأَعْيُنَ، ثُمَّ نَبَذَهُمْ فِي الشَّمْسِ‏.‏ فَقُلْتُ أَنَا أُحَدِّثُكُمْ حَدِيثَ أَنَسٍ، حَدَّثَنِي أَنَسٌ أَنَّ نَفَرًا مِنْ عُكْلٍ ثَمَانِيَةً قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَايَعُوهُ عَلَى الإِسْلاَمِ، فَاسْتَوْخَمُوا الأَرْضَ فَسَقِمَتْ أَجْسَامُهُمْ، فَشَكَوْا ذَلِكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ أَفَلاَ تَخْرُجُونَ مَعَ رَاعِينَا فِي إِبِلِهِ، فَتُصِيبُونَ مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى، فَخَرَجُوا فَشَرِبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا فَصَحُّوا، فَقَتَلُوا رَاعِيَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَطْرَدُوا النَّعَمَ، فَبَلَغَ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَرْسَلَ فِي آثَارِهِمْ، فَأُدْرِكُوا فَجِيءَ بِهِمْ، فَأَمَرَ بِهِمْ فَقُطِّعَتْ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ، وَسَمَرَ أَعْيُنَهُمْ، ثُمَّ نَبَذَهُمْ فِي الشَّمْسِ حَتَّى مَاتُوا‏.‏ قُلْتُ وَأَىُّ شَىْءٍ أَشَدُّ مِمَّا صَنَعَ هَؤُلاَءِ ارْتَدُّوا عَنِ الإِسْلاَمِ وَقَتَلُوا وَسَرَقُوا‏.‏ فَقَالَ عَنْبَسَةُ بْنُ سَعِيدٍ وَاللَّهِ إِنْ سَمِعْتُ كَالْيَوْمِ قَطُّ‏.‏ فَقُلْتُ أَتَرُدُّ عَلَىَّ حَدِيثِي يَا عَنْبَسَةُ قَالَ لاَ، وَلَكِنْ جِئْتَ بِالْحَدِيثِ عَلَى وَجْهِهِ، وَاللَّهِ لاَ يَزَالُ هَذَا الْجُنْدُ بِخَيْرٍ مَا عَاشَ هَذَا الشَّيْخُ بَيْنَ أَظْهُرِهِمْ‏.‏ قُلْتُ وَقَدْ كَانَ فِي هَذَا سُنَّةٌ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهِ نَفَرٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَتَحَدَّثُوا عِنْدَهُ، فَخَرَجَ رَجُلٌ مِنْهُمْ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ فَقُتِلَ، فَخَرَجُوا بَعْدَهُ، فَإِذَا هُمْ بِصَاحِبِهِمْ يَتَشَحَّطُ فِي الدَّمِ، فَرَجَعُوا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ صَاحِبُنَا كَانَ تَحَدَّثَ مَعَنَا، فَخَرَجَ بَيْنَ أَيْدِينَا، فَإِذَا نَحْنُ بِهِ يَتَشَحَّطُ فِي الدَّمِ‏.‏ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ بِمَنْ تَظُنُّونَ أَوْ تَرَوْنَ قَتَلَهُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا نَرَى أَنَّ الْيَهُودَ قَتَلَتْهُ‏.‏ فَأَرْسَلَ إِلَى الْيَهُودِ فَدَعَاهُمْ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ آنْتُمْ قَتَلْتُمْ هَذَا ‏"‏‏.‏ قَالُوا لاَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَتَرْضَوْنَ نَفَلَ خَمْسِينَ مِنَ الْيَهُودِ مَا قَتَلُوهُ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا مَا يُبَالُونَ أَنْ يَقْتُلُونَا أَجْمَعِينَ ثُمَّ يَنْتَفِلُونَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفَتَسْتَحِقُّونَ الدِّيَةَ بِأَيْمَانِ خَمْسِينَ مِنْكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا مَا كُنَّا لِنَحْلِفَ، فَوَدَاهُ مِنْ عِنْدِهِ‏.‏ قُلْتُ وَقَدْ كَانَتْ هُذَيْلٌ خَلَعُوا خَلِيعًا لَهُمْ فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَطَرَقَ أَهْلَ بَيْتٍ مِنَ الْيَمَنِ بِالْبَطْحَاءِ فَانْتَبَهَ لَهُ رَجُلٌ مِنْهُمْ فَحَذَفَهُ بِالسَّيْفِ فَقَتَلَهُ، فَجَاءَتْ هُذَيْلٌ فَأَخَذُوا الْيَمَانِيَ فَرَفَعُوهُ إِلَى عُمَرَ بِالْمَوْسِمِ وَقَالُوا قَتَلَ صَاحِبَنَا‏.‏ فَقَالَ إِنَّهُمْ قَدْ خَلَعُوهُ‏.‏ فَقَالَ يُقْسِمُ خَمْسُونَ مِنْ هُذَيْلٍ مَا خَلَعُوهُ‏.‏ قَالَ فَأَقْسَمَ مِنْهُمْ تِسْعَةٌ وَأَرْبَعُونَ رَجُلاً، وَقَدِمَ رَجُلٌ مِنْهُمْ مِنَ الشَّأْمِ فَسَأَلُوهُ أَنْ يُقْسِمَ فَافْتَدَى يَمِينَهُ مِنْهُمْ بِأَلْفِ دِرْهَمٍ، فَأَدْخَلُوا مَكَانَهُ رَجُلاً آخَرَ، فَدَفَعَهُ إِلَى أَخِي الْمَقْتُولِ فَقُرِنَتْ يَدُهُ بِيَدِهِ، قَالُوا فَانْطَلَقَا وَالْخَمْسُونَ الَّذِينَ أَقْسَمُوا حَتَّى إِذَا كَانُوا بِنَخْلَةَ، أَخَذَتْهُمُ السَّمَاءُ فَدَخَلُوا فِي غَارٍ فِي الْجَبَلِ، فَانْهَجَمَ الْغَارُ عَلَى الْخَمْسِينَ الَّذِينَ أَقْسَمُوا فَمَاتُوا جَمِيعًا، وَأَفْلَتَ الْقَرِينَانِ وَاتَّبَعَهُمَا حَجَرٌ فَكَسَرَ رِجْلَ أَخِي الْمَقْتُولِ، فَعَاشَ حَوْلاً ثُمَّ مَاتَ‏.‏ قُلْتُ وَقَدْ كَانَ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مَرْوَانَ أَقَادَ رَجُلاً بِالْقَسَامَةِ ثُمَّ نَدِمَ بَعْدَ مَا صَنَعَ، فَأَمَرَ بِالْخَمْسِينَ الَّذِينَ أَقْسَمُوا فَمُحُوا مِنَ الدِّيوَانِ وَسَيَّرَهُمْ إِلَى الشَّأْمِ‏.‏

Kuteybe bize tahdis etti; Malik’ten; Ebu Leyla b. Abdullah b. Abdurrahman b. Sehl’den; Sehl b. Ebi Hasme’den [naklederek]. O ve kavminin büyüklerinden bazı adamlar ona (Ebu Leyla'ya) şunu haber vermişlerdir: Abdullah b. Sehl ve Muhayyisa, kendilerine isabet eden bir darlık (kıtlık) sebebiyle Hayber’e çıktılar. Muhayyisa’ya gelindi ve Abdullah b. Sehl’in öldürüldüğü, Hayber’de bir kuyuya veya pınara atıldığı haber verildi. O da Yahudilere geldi ve: “Vallahi onu siz öldürdünüz” dedi. Onlar: “Vallahi biz öldürmedik” dediler. Sonra (Muhayyisa) dönüp kavminin yanına geldi ve bunu onlara anlattı. Sonra o, kardeşi Huveyyisa —ki o kendisinden büyüktü— ve Abdurrahman b. Sehl (Medine’ye, Peygamber’e) geldiler. Muhayyisa konuşmaya yeltendi —çünkü Hayber’de (olayın içinde) olan oydu—. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Muhayyisa’ya: “Büyüğe (bırak), büyüğe!” buyurdu. —Bununla yaşı kastediyordu.— Bunun üzerine Huveyyisa konuştu, sonra Muhayyisa konuştu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ya arkadaşınızın diyetini öderler ya da harp ilan edildiğini bilsinler” buyurdu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara (Yahudilere) bu konuda (bir mektup) yazdı. Onlar da: “Vallahi onu biz öldürmedik” diye yazdılar. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Huveyyisa, Muhayyisa ve Abdurrahman’a: “(Elli kere) yemin edip arkadaşınızın kanına (diyetine) hak kazanır mısınız?” buyurdu. “Hayır” dediler. (Efendimiz): “O halde Yahudiler size yemin etsinler” buyurdu. “Onlar Müslüman değiller” dediler. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini kendi yanından ödedi ve onlara (Abdullah b. Sehl’in velilerine) yüz dişi deve gönderdi. Sehl dedi ki: “Onlardan kırmızı bir dişi deve (daha sonra) bana tekme attı.”

6900. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَجُلاً، اطَّلَعَ فِي بَعْضِ حُجَرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ إِلَيْهِ بِمِشْقَصٍ أَوْ بِمَشَاقِصَ وَجَعَلَ يَخْتِلُهُ لِيَطْعُنَهُ‏.‏

Ebu'n-Numan bize tahdis etti, Hammad b. Zeyd bize tahdis etti; Ubeydullah b. Ebi Bekir b. Enes’ten; Enes radıyallahu anh’tan [naklederek]. Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in odalarından birine (içeri) baktı. (Efendimiz) ona bir (veya birkaç) ok temreni ile kalktı (yöneldi) ve onu dürtmek (batırmak) için sinsice (gizlice/gafil avlayarak) onu aramaya başladı.

6901. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ السَّاعِدِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَجُلاً اطَّلَعَ فِي جُحْرٍ فِي باب رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِدْرًى يَحُكُّ بِهِ رَأْسَهُ، فَلَمَّا رَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ لَوْ أَعْلَمُ أَنْ تَنْتَظِرَنِي لَطَعَنْتُ بِهِ فِي عَيْنَيْكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا جُعِلَ الإِذْنُ مِنْ قِبَلِ الْبَصَرِ ‏"‏‏.‏

Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; İbn Şihab’dan. Sehl b. Sad es-Sâidî ona haber verdi ki: Bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kapısındaki bir delikten içeri baktı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında (elin)de başını kaşıdığı bir tarak (midrâ) vardı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu görünce: “Eğer beni beklediğini (baktığını) bilseydim (bununla) senin gözlerini dürterdim (oyardım)” buyurdu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (şöyle) buyurdu: “İzin (isteme şartı) ancak göz (bakış/görme) sebebiyledir.”

6902. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ أَنَّ امْرَأً اطَّلَعَ عَلَيْكَ بِغَيْرِ إِذْنٍ، فَخَذَفْتَهُ بِعَصَاةٍ، فَفَقَأْتَ عَيْنَهُ، لَمْ يَكُنْ عَلَيْكَ جُنَاحٌ ‏"‏‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, Ebu'z-Zinad bize tahdis etti; A'rec’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: Ebu'l-Kasım sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer bir kişi izinsiz sana baksa (dikizlese), sen de ona bir çakıl taşı (veya değnek) atsan ve gözünü çıkarsan, sana bir günah yoktur.”

6903. Hadis

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا مُطَرِّفٌ، قَالَ سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا جُحَيْفَةَ، قَالَ سَأَلْتُ عَلِيًّا ـ رضى الله عنه ـ هَلْ عِنْدَكُمْ شَىْءٌ مَا لَيْسَ فِي الْقُرْآنِ وَقَالَ مَرَّةً مَا لَيْسَ عِنْدَ النَّاسِ فَقَالَ وَالَّذِي فَلَقَ الْحَبَّ وَبَرَأَ النَّسَمَةَ مَا عِنْدَنَا إِلاَّ مَا فِي الْقُرْآنِ، إِلاَّ فَهْمًا يُعْطَى رَجُلٌ فِي كِتَابِهِ، وَمَا فِي الصَّحِيفَةِ‏.‏ قُلْتُ وَمَا فِي الصَّحِيفَةِ قَالَ الْعَقْلُ، وَفِكَاكُ الأَسِيرِ، وَأَنْ لاَ يُقْتَلَ مُسْلِمٌ بِكَافِرٍ‏.‏

Sadaka b. el-Fadl bize tahdis etti, İbn Uyeyne bize haber verdi, Mutarrif bize tahdis etti. Dedi ki: Şa'bî’yi işittim. Dedi ki: Ebu Cuhayfe’yi işittim. Dedi ki: Ali radıyallahu anh’a: “Sizin yanınızda (ehli beyt olarak) Kur'an'da olmayan bir şey var mı?” —bir kere de “İnsanlarda olmayan bir şey var mı?”— diye sordum. Dedi ki: “Taneyi jaran ve canlıları (canı) yaratan Allah’a yemin olsun ki; bizde Kur'an'da olandan başka bir şey yok. Ancak bir adama Kitabı hakkında verilen fehim (anlayış) ve bir de şu Sahife'de olanlar müstesna.” Dedim ki: “Sahife'de ne var?” Dedi ki: “Akil (diyet hükümleri), esirin kurtarılması ve kafir karşılığında Müslümanın öldürülmemesi (hükmü).”

6904. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ امْرَأَتَيْنِ، مِنْ هُذَيْلٍ رَمَتْ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى، فَطَرَحَتْ جَنِينَهَا، فَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهَا بِغُرَّةٍ عَبْدٍ أَوْ أَمَةٍ‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi. Ve İsmail bize tahdis etti, Malik bize tahdis etti; İbn Şihab’dan; Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan [naklederek]. Huzeyl kabilesinden iki kadın (kavga edip), biri diğerine taş attı (vurdu). Bunun üzerine (kadın) ceninini düşürdü. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem o (cenin) hakkında bir gurre —erkek veya kadın köle (verilmesine)— hükmetti.

6905. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنْ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ اسْتَشَارَهُمْ فِي إِمْلاَصِ الْمَرْأَةِ فَقَالَ الْمُغِيرَةُ قَضَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْغُرَّةِ عَبْدٍ أَوْ أَمَةٍ‏.‏ فَقَالَ ائْتِ مَنْ يَشْهَدُ مَعَكَ، فَشَهِدَ مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ أَنَّهُ شَهِدَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَضَى بِهِ‏.‏

Musa b. İsmail bize tahdis etti, Vuheyb bize tahdis etti, Hişam bize tahdis etti; babasından; Muğire b. Şu'be’den; Ömer radıyallahu anh’tan [naklederek]. O (Ömer), kadının düşük yapması (imlas) konusunda onlarla (sahabeyle) istişare etti. Muğire: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem gurre —erkek veya kadın köle— ile hükmetti” dedi. (Ömer): “Seninle beraber (buna) şahitlik edecek birini getir” dedi. Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in böyle hükmettiğine şahit olduğuna dair şahitlik etti.

6907. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنْ عُمَرَ، نَشَدَ النَّاسَ مَنْ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَضَى فِي السِّقْطِ وَقَالَ الْمُغِيرَةُ أَنَا سَمِعْتُهُ قَضَى فِيهِ بِغُرَّةٍ عَبْدٍ أَوْ أَمَةٍ‏.‏ قَالَ ائْتِ مَنْ يَشْهَدُ مَعَكَ عَلَى هَذَا فَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ أَنَا أَشْهَدُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ هَذَا‏.‏

Ubeydullah b. Musa bize tahdis etti; Hişam’dan; babasından [naklederek]. Ömer insanların içinde: “Kim Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in düşük (sıkt) hakkında hüküm verdiğini işitti?” diye sordu (insanlardan bunu Allah adına söylemelerini istedi). Muğire dedi ki: “Ben O’nun bu konuda bir gurre —erkek veya kadın köle— ile hükmettiğini işittim.” (Ömer): “Bu konuda seninle beraber şahitlik edecek birini getir” dedi. Muhammed b. Mesleme: “Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in bunun gibi (hükmettiğine) şahitlik ederim” dedi.

6908_2. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَابِقٍ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ عُمَرَ، أَنَّهُ اسْتَشَارَهُمْ فِي إِمْلاَصِ الْمَرْأَةِ مِثْلَهُ‏.‏

Muhammed b. Abdullah bana tahdis etti, Muhammed b. Sabık bize tahdis etti, Zaide bize tahdis etti, Hişam b. Urve bize tahdis etti; babasından [naklederek]. O Muğire b. Şu'be’yi, Ömer’den tahdis ederken işitmiştir ki; o (Ömer) kadının düşük yapması (imlas) hususunda onlarla (insanlarla) istişare etti... (Ravi rivayetin) benzerini (nakletti).

6909. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ،‏.‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى فِي جَنِينِ امْرَأَةٍ مِنْ بَنِي لِحْيَانَ بِغُرَّةٍ عَبْدٍ أَوْ أَمَةٍ‏.‏ ثُمَّ إِنَّ الْمَرْأَةَ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا بِالْغُرَّةِ تُوُفِّيَتْ، فَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ مِيرَاثَهَا لِبَنِيهَا وَزَوْجِهَا، وَأَنَّ الْعَقْلَ عَلَى عَصَبَتِهَا‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; İbn Şihab’dan; Said b. el-Müseyyeb’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Beni Lihyan’dan bir kadının cenini hakkında gurre —erkek veya kadın köle (verilmesine)— hükmetti. Sonra aleyhine gurre (ödenmesi) hükmü verilen kadın vefat etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kadının mirasının oğullarına ve kocasına ait olduğuna; aklin (diyetin) ise asabesine (baba tarafından erkek akrabalarına) ait olduğuna hükmetti.

6910. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ اقْتَتَلَتِ امْرَأَتَانِ مِنْ هُذَيْلٍ، فَرَمَتْ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى بِحَجَرٍ قَتَلَتْهَا وَمَا فِي بَطْنِهَا، فَاخْتَصَمُوا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَضَى أَنَّ دِيَةَ جَنِينِهَا غُرَّةٌ عَبْدٌ أَوْ وَلِيدَةٌ، وَقَضَى دِيَةَ الْمَرْأَةِ عَلَى عَاقِلَتِهَا‏.‏

Ahmed b. Salih bize tahdis etti, İbn Vehb bize tahdis etti, Yunus bize tahdis etti; İbn Şihab’dan; İbnü'l-Müseyyeb ve Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan [naklederek]. Ebu Hureyre radıyallahu anh dedi ki: Huzeyl’den iki kadın savaştı (kavga etti). Biri diğerine taş attı, onu ve karnındakini öldürdü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e (gidip) davalaştılar. (Efendimiz), ceninin diyetinin gurre —erkek köle veya cariye— olduğuna; kadının diyetinin de (katil kadının) akilesi üzerinde olduğuna hükmetti.

6911. Hadis

حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ أَخَذَ أَبُو طَلْحَةَ بِيَدِي فَانْطَلَقَ بِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَنَسًا غُلاَمٌ كَيِّسٌ فَلْيَخْدُمْكَ‏.‏ قَالَ فَخَدَمْتُهُ فِي الْحَضَرِ وَالسَّفَرِ، فَوَاللَّهِ مَا قَالَ لِي لِشَىْءٍ صَنَعْتُهُ، لِمَ صَنَعْتَ هَذَا هَكَذَا وَلاَ لِشَىْءٍ لَمْ أَصْنَعْهُ لِمَ لَمْ تَصْنَعْ هَذَا هَكَذَا

Amr b. Zürare bana tahdis etti, İsmail b. İbrahim bize haber verdi; Abdulaziz’den; Enes’ten [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’ye geldiğinde Ebu Talha elimden tuttu ve beni Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdü. “Ey Allah’ın Resulü! Enes zeki bir çocuktur, sana hizmet etsin” dedi. (Enes) dedi ki: Hazarda (yerleşik halde) ve seferde O’na hizmet ettim. Vallahi (bir defa bile) yaptığım bir şey için bana: “Bunu neden böyle yaptın?” demedi. Yapmadığım bir şey için de: “Bunu neden böyle yapmadın?” demedi.

6912. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْعَجْمَاءُ جُرْحُهَا جُبَارٌ، وَالْبِئْرُ جُبَارٌ، وَالْمَعْدِنُ جُبَارٌ، وَفِي الرِّكَازِ الْخُمُسُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti, İbn Şihab bize tahdis etti; Said b. el-Müseyyeb’den ve Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hayvanın (sebep olduğu) yaralama (telef etme) hederdir (tazmin edilmez/cibâr). Kuyu (kazarken veya düşerek ölüm) hederdir. Maden (çökmelerinde ölüm) hederdir. Rikâzda (eski gömüde) ise beşte bir (vergi) vardır.”

6913. Hadis

حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْعَجْمَاءُ عَقْلُهَا جُبَارٌ، وَالْبِئْرُ جُبَارٌ، وَالْمَعْدِنُ جُبَارٌ، وَفِي الرِّكَازِ الْخُمُسُ ‏"‏‏.‏

Müslim bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Muhammed b. Ziyad’dan; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Hayvanın diyeti (verdiği zarar) hederdir (cibâr). Kuyu hederdir. Maden hederdir. Rikâzda (eski gömüde) ise beşte bir vardır.”

6914. Hadis

حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، حَدَّثَنَا مُجَاهِدٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا مُعَاهَدًا لَمْ يَرَحْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ، وَإِنَّ رِيحَهَا يُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ أَرْبَعِينَ عَامًا ‏"‏‏.‏

Kays b. Hafs bize tahdis etti, Abdulvahid bize tahdis etti, Hasan bize tahdis etti, Mücahid bize tahdis etti; Abdullah b. Amr’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Kim bir muahedi (kendisiyle anlaşma yapılmış gayrimüslimi) öldürürse, Cennetin kokusunu alamaz. Halbuki onun kokusu kırk yıllık mesafeden duyulur.”

6915. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا مُطَرِّفٌ، أَنَّ عَامِرًا، حَدَّثَهُمْ عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ، قَالَ قُلْتُ لِعَلِيٍّ‏.‏ وَحَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا مُطَرِّفٌ، سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، يُحَدِّثُ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا جُحَيْفَةَ، قَالَ سَأَلْتُ عَلِيًّا ـ رضى الله عنه ـ هَلْ عِنْدَكُمْ شَىْءٌ مِمَّا لَيْسَ فِي الْقُرْآنِ ـ وَقَالَ ابْنُ عُيَيْنَةَ مَرَّةً مَا لَيْسَ عِنْدَ النَّاسِ ـ فَقَالَ وَالَّذِي فَلَقَ الْحَبَّةَ وَبَرَأَ النَّسَمَةَ مَا عِنْدَنَا إِلاَّ مَا فِي الْقُرْآنِ إِلاَّ فَهْمًا يُعْطَى رَجُلٌ فِي كِتَابِهِ وَمَا فِي الصَّحِيفَةِ‏.‏ قُلْتُ وَمَا فِي الصَّحِيفَةِ قَالَ الْعَقْلُ، وَفِكَاكُ الأَسِيرِ، وَأَنْ لاَ يُقْتَلَ مُسْلِمٌ بِكَافِرٍ‏.‏

Ahmed b. Yunus bize tahdis etti, Züheyr bize tahdis etti, Mutarrif bize tahdis etti; Amir ona Ebu Cuhayfe’den tahdis etmiş, demiş ki: Ali’ye dedim ki... Ve Sadaka b. el-Fadl bize tahdis etti, İbn Uyeyne bize haber verdi, Mutarrif bize tahdis etti. Dedi ki: Şa'bî’yi tahdis ederken işittim. Dedi ki: Ebu Cuhayfe’yi işittim. Dedi ki: Ali radıyallahu anh’a: “Sizin yanınızda (ehli beyt olarak) Kur'an'da olmayan bir şey var mı?” —İbn Uyeyne bir keresinde “İnsanlarda olmayan bir şey var mı?” (dedi)— diye sordum. Dedi ki: “Taneyi yaran ve canlıları (canı) yaratan Allah’a yemin olsun ki; bizde Kur'an'da olandan başka bir şey yok. Ancak bir adama Kitabı hakkında verilen fehim (anlayış) ve bir de şu Sahife'de olanlar müstesna.” Dedim ki: “Sahife'de ne var?” Dedi ki: “Akil (diyet hükümleri), esirin kurtarılması ve kafir karşılığında Müslümanın öldürülmemesi (hükmü).”

6916. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تُخَيِّرُوا بَيْنَ الأَنْبِيَاءِ ‏"‏‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Amr b. Yahya’dan; babasından; Ebu Said’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Nebiler arasında (birini diğerine) üstün tutmayın (ayrım yapmayın).”

6917. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى الْمَازِنِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ مِنَ الْيَهُودِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَدْ لُطِمَ وَجْهُهُ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ إِنَّ رَجُلاً مِنْ أَصْحَابِكَ مِنَ الأَنْصَارِ لَطَمَ فِي وَجْهِي‏.‏ قَالَ ‏"‏ ادْعُوهُ ‏"‏‏.‏ فَدَعَوْهُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لِمَ لَطَمْتَ وَجْهَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي مَرَرْتُ بِالْيَهُودِ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ وَالَّذِي اصْطَفَى مُوسَى عَلَى الْبَشَرِ‏.‏ قَالَ قُلْتُ وَعَلَى مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَأَخَذَتْنِي غَضْبَةٌ فَلَطَمْتُهُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ تُخَيِّرُونِي مِنْ بَيْنِ الأَنْبِيَاءِ فَإِنَّ النَّاسَ يَصْعَقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَأَكُونُ أَوَّلَ مَنْ يُفِيقُ، فَإِذَا أَنَا بِمُوسَى آخِذٌ بِقَائِمَةٍ مِنْ قَوَائِمِ الْعَرْشِ، فَلاَ أَدْرِي أَفَاقَ قَبْلِي أَمْ جُزِيَ بِصَعْقَةِ الطُّورِ ‏"‏‏.‏

Musa b. İsmail bize tahdis etti, Vuheyb bize tahdis etti; Amr b. Yahya’dan; babasından; Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındayken Yahudilerden bir adam geldi ve: “Ey Ebu'l-Kasım! Ashabından bir adam yüzüme vurdu (tokatladı)” dedi. (Efendimiz): “Kim?” buyurdu. “Ensar’dan bir adam” dedi. (Efendimiz): “Onu çağırın” buyurdu. (Adam gelince): “Buna neden vurdun?” diye sordu. Dedi ki: “Çarşıda yemin ederken işittim: 'Musa’yı alemler üzerine seçen Allah’a yemin olsun' diyordu. Ben de: 'Ey habîs! Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in üzerine de mi?' dedim. Öfkelendim ve yüzüne vurdum.” Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Nebiler arasında (birini diğerine) üstün tutmayın (ayrım yapmayın). Kıyamet günü olduğunda insanlar bayılacaklar (sa'ka). İlk ayılan ben olacağım. Bir de bakacağım ki Musa Arş’ın ayaklarından birini tutmuş! Bilmiyorum, o da bayılıp benden önce mi ayıldı, yoksa Allah’ın istisna ettiği (bayılmayan) kimselerden miydi?” buyurdu.