Nikâh (Evlilik) Kitabı

İbn Mace · Sünen-i İbn Mace (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1845. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ بِمِنًى فَخَلاَ بِهِ عُثْمَانُ فَجَلَسْتُ قَرِيبًا مِنْهُ فَقَالَ لَهُ عُثْمَانُ هَلْ لَكَ أَنْ أُزَوِّجَكَ جَارِيَةً بِكْرًا تُذَكِّرُكَ مِنْ نَفْسِكَ بَعْضَ مَا قَدْ مَضَى فَلَمَّا رَأَى عَبْدُ اللَّهِ أَنَّهُ لَيْسَ لَهُ حَاجَةٌ سِوَى هَذَا أَشَارَ إِلَىَّ بِيَدِهِ فَجِئْتُ وَهُوَ يَقُولُ لَئِنْ قُلْتَ ذَلِكَ لَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdullah b. Âmir b. Zürâre anlattı. Bize Alî b. Müshir anlattı. O A'meş'ten, o İbrâhim'den, o da Alkame b. Kays'tan nakletti ki şöyle dedi: Minâ'da Abdullah b. Mes'ûd ile beraberdim. Osman onunla baş başa kaldı. Ben de ona yakın oturdum. Osman ona dedi ki: "Seni, sana geçmişteki bazı günlerini (gençliğini) hatırlatacak bakire bir cariye (genç kız) ile evlendireyim mi?" Abdullah, onun bundan başka bir diyeceği (haceti) olmadığını görünce bana eliyle işaret etti, ben de geldim. (Geldiğimde) o (Abdullah) şöyle diyordu: "Sen bunu söylüyorsan, muhakkak ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 'Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin. Çünkü o, gözü (haramdan) en iyi sakındıran ve iffeti en iyi koruyandır. Kimin gücü yetmezse oruç tutsun. Çünkü o, kendisi için bir kalkandır (şehveti kırar).'"

1846. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ مَيْمُونٍ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ النِّكَاحُ مِنْ سُنَّتِي فَمَنْ لَمْ يَعْمَلْ بِسُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي وَتَزَوَّجُوا فَإِنِّي مُكَاثِرٌ بِكُمُ الأُمَمَ وَمَنْ كَانَ ذَا طَوْلٍ فَلْيَنْكِحْ وَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَعَلَيْهِ بِالصِّيَامِ فَإِنَّ الصَّوْمَ لَهُ وِجَاءٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Ezher anlattı. Bize Âdem anlattı. Bize Îsâ b. Meymûn anlattı. O Kâsım'dan, o da Âişe'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Nikâh (evlenmek) benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz! Zira ben, (diğer) ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim. Kimin maddi imkânı varsa hemen evlensin. Kim de (imkân) bulamazsa oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için bir kalkandır."

1847. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مَيْسَرَةَ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَمْ نَرَ لِلْمُتَحَابَّيْنِ مِثْلَ النِّكَاحِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Saîd b. Süleyman anlattı. Bize Muhammed b. Müslim anlattı. Bize İbrâhim b. Meysere anlattı. O Tâvûs'tan, o da İbn Abbâs'tan nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Birbirini seven iki kişi için nikâh gibisini görmedik."

1848. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ سَعْدٍ، قَالَ لَقَدْ رَدَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى عُثْمَانَ بْنِ مَظْعُونٍ التَّبَتُّلَ وَلَوْ أَذِنَ لَهُ لاَخْتَصَيْنَا ‏.‏

Bize Ebû Mervân Muhammed b. Osman el-Osmânî anlattı. Bize İbrâhim b. Sa'd anlattı. O Zührî'den, o Saîd b. Müseyyeb'den, o da Sa'd'dan nakletti ki şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Osman b. Maz'ûn'un tebettül (evlenmeyip kendini ibadete verme) isteğini reddetti. Eğer ona izin verseydi biz (şehvetimizi kırmak için) kendimizi hadım ederdik.

1849. Hadis

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ آدَمَ، وَزَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، ‏.‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى عَنِ التَّبَتُّلِ ‏.‏ زَادَ زَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ وَقَرَأَ قَتَادَةُ ‏{وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلاً مِنْ قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةً}‏ ‏.‏

Bize Bişr b. Âdem ve Zeyd b. Ahzem anlattılar. Dediler ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı. Bize babam anlattı. O Katâde'den, o Hasan'dan, o da Semüre'den nakletti ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tebettülü yasakladı. Zeyd b. Ahzem şunu ekledi: Katâde (şu ayeti) okudu: { وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلاً مِنْ قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةً } "Andolsun, senden önce de resuller gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik." [Ra'd, 38]

1850. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي قَزَعَةَ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ مُعَاوِيَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَا حَقُّ الْمَرْأَةِ عَلَى الزَّوْجِ قَالَ ‏ "‏ أَنْ يُطْعِمَهَا إِذَا طَعِمَ وَأَنْ يَكْسُوَهَا إِذَا اكْتَسَى وَلاَ يَضْرِبِ الْوَجْهَ وَلاَ يُقَبِّحْ وَلاَ يَهْجُرْ إِلاَّ فِي الْبَيْتِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. O Şu'be'den, o Ebû Kezea'dan, o Hakîm b. Muâviye'den, o babasından nakletti ki; bir adam Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kadının kocası üzerindeki hakkı nedir?" diye sordu. Buyurdu ki: "Yediği zaman ona da yedirmesi, giydiği zaman onu da giydirmesi, yüze vurmaması, 'Allah seni çirkinleştirsin' dememesi (kötü söz söylememesi) ve evden başka bir yerde (onu terk edip) küs durmamasıdır."

1851. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ شَبِيبِ بْنِ غَرْقَدَةَ الْبَارِقِيِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ عَمْرِو بْنِ الأَحْوَصِ، حَدَّثَنِي أَبِي أَنَّهُ، شَهِدَ حِجَّةَ الْوَدَاعِ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَذَكَّرَ وَوَعَظَ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ اسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ خَيْرًا فَإِنَّمَا هُنَّ عِنْدَكُمْ عَوَانٍ ‏.‏ لَيْسَ تَمْلِكُونَ مِنْهُنَّ شَيْئًا غَيْرَ ذَلِكَ إِلاَّ أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ فَإِنْ فَعَلْنَ فَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّ ضَرْبًا غَيْرَ مُبَرِّحٍ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلاَ تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَبِيلاً إِنَّ لَكُمْ مِنْ نِسَائِكُمْ حَقًّا وَلِنِسَائِكُمْ عَلَيْكُمْ حَقًّا فَأَمَّا حَقُّكُمْ عَلَى نِسَائِكُمْ فَلاَ يُوطِئْنَ فُرُشَكُمْ مَنْ تَكْرَهُونَ وَلاَ يَأْذَنَّ فِي بُيُوتِكُمُ لِمَنْ تَكْرَهُونَ أَلاَ وَحَقُّهُنَّ عَلَيْكُمْ أَنْ تُحْسِنُوا إِلَيْهِنَّ فِي كِسْوَتِهِنَّ وَطَعَامِهِنَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Hüseyin b. Alî anlattı. O Zâide'den, o Şebîb b. Garkade el-Bârikî'den, o Süleyman b. Amr b. Ahvas'tan, o da babasından nakletti ki; babası, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Veda Haccı'nda bulunmuştur. (Resûlullah) Allah'a hamd edip O'nu sena etti, (insanlara) hatırlatmalarda bulundu ve vaaz etti. Sonra şöyle buyurdu: "Kadınlara hayırla muamele etmenizi (vasiyet ediyorum). Çünkü onlar sizin yanınızda esirler gibidir. Onlardan, bunun dışında (faydalanmaktan başka) bir şeye malik değilsiniz; ancak apaçık bir hayâsızlık yapmaları müstesna. Eğer (bunu) yaparlarsa, yataklarda onları yalnız bırakın ve onlara, can yakmayacak (hafif) bir şekilde vurun. Eğer size itaat ederlerse, artık aleyhlerine bir yol aramayın. Dikkat edin! Sizin kadınlarınız üzerinde bir hakkınız, kadınlarınızın da sizin üzerinizde bir hakkı vardır. Sizin kadınlarınız üzerindeki hakkınız; hoşlanmadığınız kimselere yataklarınızı çiğnetmemeleri (evinize almamaları) ve hoşlanmadığınız kimselere evlerinizde izin vermemeleridir. Dikkat edin! Onların sizin üzerinizdeki hakkı ise; giyimlerinde ve yiyeceklerinde onlara iyi davranmanızdır."

1852. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لَوْ أَمَرْتُ أَحَدًا أَنْ يَسْجُدَ لأَحَدٍ لأَمَرْتُ الْمَرْأَةَ أَنْ تَسْجُدَ لِزَوْجِهَا وَلَوْ أَنَّ رَجُلاً أَمَرَ امْرَأَةً أَنْ تَنْقُلَ مِنْ جَبَلٍ أَحْمَرَ إِلَى جَبَلٍ أَسْوَدَ وَمِنْ جَبَلٍ أَسْوَدَ إِلَى جَبَلٍ أَحْمَرَ - لَكَانَ نَوْلُهَا أَنْ تَفْعَلَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Affân anlattı. Bize Hammâd b. Seleme anlattı. O Alî b. Zeyd b. Cüd'ân'dan, o Saîd b. Müseyyeb'den, o da Âişe'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim. Eğer bir erkek, bir kadına (eşine) kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa (taş) taşımasını emretse, bunu yapması gerekir."

1853. Hadis

حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ الْقَاسِمِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ لَمَّا قَدِمَ مُعَاذٌ مِنَ الشَّامِ سَجَدَ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ مَا هَذَا يَا مُعَاذُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَتَيْتُ الشَّامَ فَوَافَقْتُهُمْ يَسْجُدُونَ لأَسَاقِفَتِهِمْ وَبَطَارِقَتِهِمْ فَوَدِدْتُ فِي نَفْسِي أَنْ نَفْعَلَ ذَلِكَ بِكَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ فَلاَ تَفْعَلُوا فَإِنِّي لَوْ كُنْتُ آمِرًا أَحَدًا أَنْ يَسْجُدَ لِغَيْرِ اللَّهِ لأَمَرْتُ الْمَرْأَةَ أَنْ تَسْجُدَ لِزَوْجِهَا وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لاَ تُؤَدِّي الْمَرْأَةُ حَقَّ رَبِّهَا حَتَّى تُؤَدِّيَ حَقَّ زَوْجِهَا وَلَوْ سَأَلَهَا نَفْسَهَا وَهِيَ عَلَى قَتَبٍ لَمْ تَمْنَعْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ezher b. Mervân anlattı. Bize Hammâd b. Zeyd anlattı. O Eyyûb'dan, o Kâsım eş-Şeybânî'den, o da Abdullah b. Ebî Evfâ'dan nakletti ki şöyle dedi: Muâz Şam'dan geldiği zaman Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem secde etti. (Resûlullah): "Bu da ne ey Muâz?" dedi. (Muâz): "Şam'a geldim, onları (halkı) piskoposlarına ve patriklerine secde ederken buldum. Bunu sana yapmamızı içimden geçirdim," dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bunu yapmayın. Zira ben bir kimsenin Allah'tan başkasına secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammed'in canı elinde olan (Allah)'a yemin olsun ki; kadın, kocasının hakkını eda etmedikçe Rabbinin hakkını eda etmiş olmaz. Eğer kocası, (deve) semeri üzerindeyken (bile) ondan kendisini (cinsel ilişki) istese, ona engel olamaz (reddedemez)."

1854. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ أَبِي نَصْرٍ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ مُسَاوِرٍ الْحِمْيَرِيِّ، عَنْ أُمِّهِ، قَالَتْ سَمِعْتُ أُمَّ سَلَمَةَ، تَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ أَيُّمَا امْرَأَةٍ مَاتَتْ وَزَوْجُهَا عَنْهَا رَاضٍ دَخَلَتِ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. O Ebû Nasr Abdullah b. Abdurrahman'dan, o Müsâvir el-Himyerî'den, o da annesinden nakletti ki: Ümmü Seleme'yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Hangi kadın, kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse cennete girer."

1855. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زِيَادِ بْنِ أَنْعُمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا الدُّنْيَا مَتَاعٌ وَلَيْسَ مِنْ مَتَاعِ الدُّنْيَا شَىْءٌ أَفْضَلَ مِنَ الْمَرْأَةِ الصَّالِحَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Îsâ b. Yûnus anlattı. Bize Abdurrahman b. Ziyâd b. En'um anlattı. O Abdullah b. Yezîd'den, o da Abdullah b. Amr'dan nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dünya sadece bir meta'dan ibarettir. Dünya metaı arasında saliha kadından daha hayırlı bir şey yoktur."

1856. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ ثَوْبَانَ، قَالَ لَمَّا نَزَلَ فِي الْفِضَّةِ وَالذَّهَبِ مَا نَزَلَ قَالُوا فَأَىَّ الْمَالِ نَتَّخِذُ قَالَ عُمَرُ فَأَنَا أَعْلَمُ لَكُمْ ذَلِكَ ‏.‏ فَأَوْضَعَ عَلَى بَعِيرِهِ فَأَدْرَكَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنَا فِي أَثَرِهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىَّ الْمَالِ نَتَّخِذُ فَقَالَ ‏ "‏ لِيَتَّخِذْ أَحَدُكُمْ قَلْبًا شَاكِرًا وَلِسَانًا ذَاكِرًا وَزَوْجَةً مُؤْمِنَةً تُعِينُ أَحَدَكُمْ عَلَى أَمْرِ الآخِرَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmail b. Semüre anlattı. Bize Vekî' anlattı. O Abdullah b. Amr b. Mürre'den, o babasından, o Sâlim b. Ebî'l-Ca'd'dan, o da Sevbân'dan nakletti ki şöyle dedi: Altın ve gümüş hakkında inen (ayetler) inince, (ashab): "Peki hangi malı edinelim?" dediler. Ömer: "Ben sizin için bunu öğrenirim," dedi. Devesini hızlandırdı ve Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem yetişti. Ben de onun arkasındaydım. (Ömer): "Ey Allah'ın Resûlü! Hangi malı edinelim?" dedi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Sizden biri şükreden bir kalp, zikreden bir dil ve kendisine ahiret işinde yardımcı olan mümin bir eş edinsin."

1857. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي الْعَاتِكَةِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ ‏ "‏ مَا اسْتَفَادَ الْمُؤْمِنُ بَعْدَ تَقْوَى اللَّهِ خَيْرًا لَهُ مِنْ زَوْجَةٍ صَالِحَةٍ إِنْ أَمَرَهَا أَطَاعَتْهُ وَإِنْ نَظَرَ إِلَيْهَا سَرَّتْهُ وَإِنْ أَقْسَمَ عَلَيْهَا أَبَرَّتْهُ وَإِنْ غَابَ عَنْهَا نَصَحَتْهُ فِي نَفْسِهَا وَمَالِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Sadaka b. Hâlid anlattı. Bize Osman b. Ebî'l-Âtike anlattı. O Alî b. Yezîd'den, o Kâsım'dan, o da Ebû Ümâme'den nakletti ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: "Mümin, Allah korkusundan (takvadan) sonra saliha bir kadından daha hayırlı bir şeyden istifade etmemiştir. Eğer ona emrederse itaat eder, yüzüne bakarsa onu sevindirir, üzerine yemin ederse yeminini yerine getirir, ondan uzakta (gai) olursa kendi nefsi ve kocasının malı hususunda ona sadık kalır (onu korur)."

1858. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ تُنْكَحُ النِّسَاءُ لأَرْبَعٍ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا ‏.‏ فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Hakîm anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. O Ubeydullah b. Ömer'den, o Saîd b. Ebî Saîd'den, o babasından, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadınlar dört (özellikleri) için nikahlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı seç ki elin bereket bulsun (huzura ersin)."

1859. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، وَجَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنِ الإِفْرِيقِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تَزَوَّجُوا النِّسَاءَ لِحُسْنِهِنَّ فَعَسَى حُسْنُهُنَّ أَنْ يُرْدِيَهُنَّ وَلاَ تَزَوَّجُوهُنَّ لأَمْوَالِهِنَّ فَعَسَى أَمْوَالُهُنَّ أَنْ تُطْغِيَهُنَّ وَلَكِنْ تَزَوَّجُوهُنَّ عَلَى الدِّينِ وَلأَمَةٌ خَرْمَاءُ سَوْدَاءُ ذَاتُ دِينٍ أَفْضَلُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Kurayb anlattı. Bize Abdurrahman el-Muhâribî ve Ca'fer b. Avn anlattı. (Onlar) el-İfrîkî'den, (o) Abdullah b. Yezîd'den, (o da) Abdullah b. Amr'dan nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadınlarla güzellikleri için evlenmeyin. Olur ki güzellikleri onları (kibre sevk edip) helak eder. Malları için de evlenmeyin. Olur ki malları onları azdırır. Fakat onlarla dindarlıkları için evlenin. Dindar olan, burnu kesik, siyah bir cariye (dindar olmayan hür bir kadından) daha üstündür."

1860. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَلَقِيتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏"‏ أَتَزَوَّجْتَ يَا جَابِرُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَبِكْرًا أَوْ ثَيِّبًا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثَيِّبًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ بِكْرًا تُلاَعِبُهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ كُنَّ لِي أَخَوَاتٌ فَخَشِيتُ أَنْ تَدْخُلَ بَيْنِي وَبَيْنَهُنَّ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَذَاكَ إِذًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî anlattı. Bize Abde b. Süleyman anlattı. O Abdülmelik'ten, o Atâ'dan, o da Câbir b. Abdullah'tan nakletti ki şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde bir kadınla evlendim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile karşılaştım. Bana: "Evlendin mi ey Câbir?" dedi. "Evet," dedim. "Bakire ile mi yoksa dul ile mi?" buyurdu. "Dul ile," dedim. "Seninle oynaşacak bir bakire ile evlenseydin ya!" buyurdu. "Benim kız kardeşlerim var. Onun benimle onların arasına girmesinden korktum," dedim. (Bunun üzerine): "Öyleyse bu (daha uygun)," buyurdu.

1861. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَلْحَةَ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَالِمِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ عُوَيْمِ بْنِ سَاعِدَةَ الأَنْصَارِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ عَلَيْكُمْ بِالأَبْكَارِ فَإِنَّهُنَّ أَعْذَبُ أَفْوَاهًا وَأَنْتَقُ أَرْحَامًا وَأَرْضَى بِالْيَسِيرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbrahim b. el-Münzir el-Hizâmî anlattı. Bize Muhammed b. Talha et-Teymî anlattı. Bana Abdurrahman b. Sâlim b. Utbe b. Uveym b. Sâide el-Ensârî anlattı. O babasından, o da dedesinden nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bakirelerle evlenin. Çünkü onların ağızları daha tatlı, rahimleri daha doğurgan ve aza daha çok razı olurlar."

1862. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سَلاَّمُ بْنُ سَوَّارٍ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ سَلِيمٍ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ مُزَاحِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ أَرَادَ أَنْ يَلْقَى اللَّهَ طَاهِرًا مُطَهَّرًا فَلْيَتَزَوَّجِ الْحَرَائِرَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Sellâm b. Sevr anlattı. Bize Kesîr b. Selîm anlattı. O Dahhâk b. Müzâhim'den, o da Enes b. Mâlik'ten nakletti ki şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim Allah'a tertemiz ve arınmış olarak kavuşmak isterse hür kadınlarla evlensin."

1863. Hadis

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْحَارِثِ الْمَخْزُومِيُّ، عَنْ طَلْحَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ انْكِحُوا فَإِنِّي مُكَاثِرٌ بِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yakub b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize Abdullah b. el-Hâris el-Mahzûmî anlattı. O Talha'dan, o Atâ'dan, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Evlenin, çünkü ben sizin çokluğunuzla övüneceğim."

1864. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَمِّهِ، سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مَسْلَمَةَ، قَالَ خَطَبْتُ امْرَأَةً فَجَعَلْتُ أَتَخَبَّأُ لَهَا حَتَّى نَظَرْتُ إِلَيْهَا فِي نَخْلٍ لَهَا فَقِيلَ لَهُ أَتَفْعَلُ هَذَا وَأَنْتَ صَاحِبُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا أَلْقَى اللَّهُ فِي قَلْبِ امْرِئٍ خِطْبَةَ امْرَأَةٍ فَلاَ بَأْسَ أَنْ يَنْظُرَ إِلَيْهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Hafs b. Gıyâs anlattı. O Haccâc'dan, o Muhammed b. Süleyman'dan, o amcası Sehl b. Ebî Hasme'den, o da Muhammed b. Mesleme'den nakletti ki şöyle dedi: Bir kadına talip oldum. Onu görmek için gizlenmeye başladım. Nihayet onu kendisine ait bir hurma bahçesinde gördüm. Ona (Muhammed b. Mesleme'ye): "Sen Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sahabisi olduğun halde bunu mu yapıyorsun?" denildi. O da: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah bir kişinin kalbine bir kadınla evlenme isteği koyarsa, ona bakmasında bir sakınca yoktur," dedi.

1865. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، وَزُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، أَرَادَ أَنْ يَتَزَوَّجَ، امْرَأَةً فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ اذْهَبْ فَانْظُرْ إِلَيْهَا فَإِنَّهُ أَحْرَى أَنْ يُؤْدَمَ بَيْنَكُمَا ‏"‏ ‏.‏ فَفَعَلَ فَتَزَوَّجَهَا فَذَكَرَ مِنْ مُوَافَقَتِهَا ‏.‏

Bize Hasan b. Alî el-Hallâl, Züheyr b. Muhammed ve Muhammed b. Abdülmelik anlattılar. (Dediler ki): Bize Abdürrezzâk anlattı. O Ma'mer'den, o Sâbit'ten, o da Enes b. Mâlik'ten nakletti ki: Muğîre b. Şu'be bir kadınla evlenmek istedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Git ona bak. Çünkü (bakman), aranızda sevginin devamı için daha uygundur," buyurdu. O da (gitti) baktı ve o kadınla evlendi. Sonra onunla olan uyumundan bahsetti.

1866. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرْتُ لَهُ امْرَأَةً أَخْطُبُهَا فَقَالَ ‏ "‏ اذْهَبْ فَانْظُرْ إِلَيْهَا فَإِنَّهُ أَجْدَرُ أَنْ يُؤْدَمَ بَيْنَكُمَا ‏"‏ ‏.‏ فَأَتَيْتُ امْرَأَةً مِنَ الأَنْصَارِ فَخَطَبْتُهَا إِلَى أَبَوَيْهَا وَأَخْبَرْتُهُمَا بِقَوْلِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ فَكَأَنَّهُمَا كَرِهَا ذَلِكَ ‏.‏ قَالَ فَسَمِعَتْ ذَلِكَ الْمَرْأَةُ وَهِيَ فِي خِدْرِهَا فَقَالَتْ إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَكَ أَنْ تَنْظُرَ فَانْظُرْ ‏.‏ وَإِلاَّ فَإِنِّي أَنْشُدُكَ كَأَنَّهَا أَعْظَمَتْ ذَلِكَ ‏.‏ قَالَ فَنَظَرْتُ إِلَيْهَا فَتَزَوَّجْتُهَا ‏.‏ فَذَكَرَ مِنْ مُوَافَقَتِهَا ‏.‏

Bize Hasan b. Ebî'r-Rebî' anlattı. Bize Abdürrezzâk haber verdi. O Ma'mer'den, o Sâbit el-Bünânî'den, o Bekr b. Abdullah el-Müzenî'den, o da Muğîre b. Şu'be'den nakletti ki şöyle dedi: Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem geldim ve kendisine nişanlamak istediğim bir kadından bahsettim. "Git ona bak. Çünkü (bakman), aranızda sevginin devamı için daha uygundur," buyurdu. Bunun üzerine Ensar'dan bir kadına gittim ve onu anne-babasından istedim. Onlara Nebi'nin sallallâhu aleyhi ve sellem sözünü haber verdim. Onlar bunu hoş karşılamamış gibi oldular. (Muğîre) dedi ki: Kadın bunu odasından işitti ve: "Eğer sana bakmanı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem emrettiyse bak. Yoksa sana Allah adına yemin veririm (bakma)," dedi. Kadın bunu (bakmayı) büyütmüş gibiydi. (Muğîre) dedi ki: Ona baktım ve onunla evlendim. Sonra onunla olan uyumundan bahsetti.

1867. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَسَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ يَخْطُبِ الرَّجُلُ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr ve Sehl b. Ebî Sehl anlattılar. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. O Zührî'den, o Saîd b. el-Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kişi, kardeşinin nişanlısına evlenme teklif etmesin."

1868. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ يَخْطُبِ الرَّجُلُ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Hakîm anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. O Ubeydullah b. Ömer'den, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kişi, kardeşinin nişanlısına evlenme teklif etmesin."

1869. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي الْجَهْمِ بْنِ صُخَيْرٍ الْعَدَوِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ فَاطِمَةَ بِنْتَ قَيْسٍ، تَقُولُ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِذَا حَلَلْتِ فَآذِنِينِي ‏"‏ ‏.‏ فَآذَنَتْهُ فَخَطَبَهَا مُعَاوِيَةُ وَأَبُو الْجَهْمِ بْنُ صُخَيْرٍ وَأُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ أَمَّا مُعَاوِيَةُ فَرَجُلٌ تَرِبٌ لاَ مَالَ لَهُ وَأَمَّا أَبُو الْجَهْمِ فَرَجُلٌ ضَرَّابٌ لِلنِّسَاءِ وَلَكِنْ أُسَامَةُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ بِيَدِهَا هَكَذَا أُسَامَةُ أُسَامَةُ ‏.‏ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ طَاعَةُ اللَّهِ وَطَاعَةُ رَسُولِهِ خَيْرٌ لَكِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَتَزَوَّجْتُهُ فَاغْتَبَطْتُ بِهِ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Alî b. Muhammed anlattılar. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı. Bize Süfyân anlattı. O Ebû Bekir b. Ebî'l-Cehm b. Suhayr el-Adevî'den nakletti ki Fâtıma bint Kays'ı şöyle derken işitti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: "(İddetin bitip) helal olduğun zaman bana haber ver," buyurdu. Ona haber verdim. Muâviye, Ebû'l-Cehm b. Suhayr ve Üsâme b. Zeyd ona talip olmuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muâviye'ye gelince; o fakir bir adamdır, malı yoktur. Ebû'l-Cehm'e gelince; o kadınları çok döven bir adamdır. Fakat sen Üsâme ile (evlen)." (Fâtıma) eliyle şöyle işaret ederek: "Üsâme mi, Üsâme mi!" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Allah'a itaat ve Resûlüne itaat senin için daha hayırlıdır," buyurdu. (Fâtıma) dedi ki: "Onunla evlendim ve onunla (mutluluğumdan dolayı) gıpta edildim."

1870. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى السُّدِّيُّ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ الْهَاشِمِيِّ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ الأَيِّمُ أَوْلَى بِنَفْسِهَا مِنْ وَلِيِّهَا وَالْبِكْرُ تُسْتَأْمَرُ فِي نَفْسِهَا ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ الْبِكْرَ تَسْتَحْيِي أَنْ تَتَكَلَّمَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِذْنُهَا سُكُوتُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize İsmail b. Mûsâ es-Süddî anlattı. Bize Mâlik b. Enes anlattı. O Abdullah b. el-Fadl el-Hâşimî'den, o Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im'den, o da İbn Abbas'tan nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul kadın, kendi nefsi üzerinde velisinden daha hak sahibidir. Bakire kızdan ise kendisi hakkında izin istenir." Ey Allah'ın Resûlü! Bakire konuşmaktan utanır, denildi. (Resûlullah): "Onun izni susmasıdır," buyurdu.

1871. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ تُنْكَحُ الثَّيِّبُ حَتَّى تُسْتَأْمَرَ وَلاَ الْبِكْرُ حَتَّى تُسْتَأْذَنَ وَإِذْنُهَا الصُّمُوتُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. İbrahim ed-Dımaşkî anlattı. Bize Velid b. Müslim anlattı. Bize Evzâî anlattı. Bana Yahyâ b. Ebî Kesîr anlattı. O Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul kadın kendisine danışılmadan nikahlanmaz. Bakire kız da izni alınmadan nikahlanmaz. Onun izni susmasıdır."

1872. Hadis

حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ عَدِيٍّ الْكِنْدِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الثَّيِّبُ تُعْرِبُ عَنْ نَفْسِهَا وَالْبِكْرُ رِضَاهَا صَمْتُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Îsâ b. Hammâd el-Mısrî anlattı. Bize Leys b. Sa'd haber verdi. O Abdullah b. Abdurrahman b. Ebî Hüseyin'den, o Adîy b. Adîy el-Kindî'den, o da babasından nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul kadın kendisi adına konuşur. Bakire kızın rızası ise susmasıdır."

1873. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ يَزِيدَ وَمُجَمِّعَ بْنَ يَزِيدَ الأَنْصَارِيَّيْنِ أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَجُلاً مِنْهُمْ يُدْعَى خِذَامًا أَنْكَحَ ابْنَةً لَهُ فَكَرِهَتْ نِكَاحَ أَبِيهَا فَأَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَتْ لَهُ فَرَدَّ عَلَيْهَا نِكَاحَ أَبِيهَا فَنَكَحَتْ أَبَا لُبَابَةَ بْنَ عَبْدِ الْمُنْذِرِ ‏.‏ وَذَكَرَ يَحْيَى أَنَّهَا كَانَتْ ثَيِّبًا ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. O Yahyâ b. Saîd'den nakletti. Kâsım b. Muhammed'in kendisine haber verdiğine göre, Ensar'dan Abdurrahman b. Yezîd ve Mücemmi' b. Yezîd kendisine haber verdiler ki; Aralarından Hızâm denilen bir adam, kızını evlendirdi. Fakat kız, babasının yaptığı bu nikahı istemedi. Resûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem gelip durumu anlattı. (Resûlullah) babasının kıydığı nikahı reddetti. Sonra o kadın Ebû Lübâbe b. Abdülmünzir ile evlendi. Yahyâ, o kadının dul olduğunu zikretti.

1874. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ كَهْمَسِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جَاءَتْ فَتَاةٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ إِنَّ أَبِي زَوَّجَنِي ابْنَ أَخِيهِ لِيَرْفَعَ بِي خَسِيسَتَهُ ‏.‏ قَالَ فَجَعَلَ الأَمْرَ إِلَيْهَا ‏.‏ فَقَالَتْ قَدْ أَجَزْتُ مَا صَنَعَ أَبِي وَلَكِنْ أَرَدْتُ أَنْ تَعْلَمَ النِّسَاءُ أَنْ لَيْسَ إِلَى الآبَاءِ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî anlattı. Bize Vekî' anlattı. O Kehmes b. el-Hasen'den, o İbn Büreyde'den, o da babasından nakletti ki şöyle dedi: Genç bir kız Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve: "Babam, kendi düşüklüğünü benimle yükseltmek için beni kardeşinin oğluyla evlendirdi," dedi. (Resûlullah) işi ona bıraktı. Bunun üzerine kız: "Ben babamın yaptığı işe izin verdim. Fakat kadınların bilmesini istedim ki; babaların (bu konuda) hiçbir yetkisi yoktur," dedi.

1875. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو السَّقْرِ، يَحْيَى بْنُ يَزْدَادَ الْعَسْكَرِيُّ حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْمَرُّوذِيُّ، حَدَّثَنِي جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، ‏.‏ أَنَّ جَارِيَةً، بِكْرًا أَتَتِ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَتْ لَهُ أَنَّ أَبَاهَا زَوَّجَهَا وَهِيَ كَارِهَةٌ ‏.‏ فَخَيَّرَهَا النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا مُعَمَّرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الرَّقِّيُّ، عَنْ زَيْدِ بْنِ حِبَّانَ، عَنْ أَيُّوبَ السَّخْتِيَانِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Ebû's-Sakr Yahyâ b. Yezdâd el-Askerî anlattı. Bize Hüseyin b. Muhammed el-Merrûzî anlattı. Bana Cerîr b. Hâzim anlattı. O Eyyûb'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbas'tan nakletti ki: Bakire bir kız Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve kendisi istemediği halde babasının onu evlendirdiğini anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu serbest bıraktı. Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Muammer b. Süleyman er-Rakkî haber verdi. O Zeyd b. Hibbân'dan, o Eyyûb es-Sahtiyânî'den, o İkrime'den, o da İbn Abbas'tan, Nebi'den sallallâhu aleyhi ve sellem bunun benzerini nakletti.

1876. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ تَزَوَّجَنِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنَا بِنْتُ سِتِّ سِنِينَ فَقَدِمْنَا الْمَدِينَةَ فَنَزَلْنَا فِي بَنِي الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ فَوُعِكْتُ فَتَمَرَّقَ شَعَرِي حَتَّى وَفَى لَهُ جُمَيْمَةٌ فَأَتَتْنِي أُمِّي أُمُّ رُومَانَ وَإِنِّي لَفِي أُرْجُوحَةٍ وَمَعِي صَوَاحِبَاتٌ لِي فَصَرَخَتْ بِي فَأَتَيْتُهَا وَمَا أَدْرِي مَا تُرِيدُ فَأَخَذَتْ بِيَدِي فَأَوْقَفَتْنِي عَلَى بَابِ الدَّارِ وَإِنِّي لأَنْهَجُ حَتَّى سَكَنَ بَعْضُ نَفَسِي ثُمَّ أَخَذَتْ شَيْئًا مِنْ مَاءٍ فَمَسَحَتْ بِهِ عَلَى وَجْهِي وَرَأْسِي ثُمَّ أَدْخَلَتْنِي الدَّارَ فَإِذَا نِسْوَةٌ مِنَ الأَنْصَارِ فِي بَيْتٍ فَقُلْنَ عَلَى الْخَيْرِ وَالْبَرَكَةِ وَعَلَى خَيْرِ طَائِرٍ ‏.‏ فَأَسْلَمَتْنِي إِلَيْهِنَّ فَأَصْلَحْنَ مِنْ شَأْنِي فَلَمْ يَرُعْنِي إِلاَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ضُحًى ‏.‏ فَأَسْلَمَتْنِي إِلَيْهِ وَأَنَا يَوْمَئِذٍ بِنْتُ تِسْعِ سِنِينَ ‏.‏

Bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Alî b. Müshir anlattı. Bize Hişâm b. Urve anlattı. O babasından, o da Âişe'den nakletti ki şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benimle altı yaşındayken nikahlandı. Medine'ye geldik ve Benî'l-Hâris b. Hazrec yurdunda konakladık. Orada hastalandım ve saçım döküldü. Nihayet iyileştim ve saçım omuzlarıma kadar uzadı. Bir gün ben arkadaşlarımla birlikte salıncakta sallanırken annem Ümmü Rûmân bana geldi. Bana seslendi, ben de ne istediğini bilmeyerek yanına gittim. Elimden tuttu ve beni evin kapısında durdurdu. Ben nefes nefese kalmıştım. Nihayet nefesim biraz yatıştı. Sonra biraz su alıp yüzüme ve başıma sürdü. Sonra beni eve soktu. Bir de baktım ki evde Ensar'dan birtakım kadınlar var. "Hayırla, bereketle ve en hayırlı kısmet üzere olasın," dediler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar da benim kılık kıyafetimi düzelttiler. Kuşluk vakti Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in gelişi dışında beni hiçbir şey şaşırtmadı. Annem beni ona teslim etti. O gün ben dokuz yaşındaydım.

1877. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ تَزَوَّجَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَائِشَةَ وَهِيَ بِنْتُ سَبْعٍ وَبَنَى بِهَا وَهِيَ بِنْتُ تِسْعٍ وَتُوُفِّيَ عَنْهَا وَهِيَ بِنْتُ ثَمَانِي عَشْرَةَ سَنَةً ‏.‏

Bize Ahmed b. Sinân anlattı. Bize Ebû Ahmed anlattı. Bize İsrâil anlattı. O Ebû İshâk'tan, o Ebû Ubeyde'den, o da Abdullah'tan nakletti ki şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Âişe ile yedi yaşındayken evlendi. Dokuz yaşındayken onunla gerdeğe girdi. Vefat edip ondan ayrıldığında Âişe on sekiz yaşındaydı.

1878. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ الصَّائِغُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، ‏.‏ أَنَّهُ حِينَ هَلَكَ عُثْمَانُ بْنُ مَظْعُونٍ تَرَكَ ابْنَةً لَهُ ‏.‏ قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَزَوَّجَنِيهَا خَالِي قُدَامَةُ وَهُوَ عَمُّهَا وَلَمْ يُشَاوِرْهَا وَذَلِكَ بَعْدَ مَا هَلَكَ أَبُوهَا فَكَرِهَتْ نِكَاحَهُ وَأَحَبَّتِ الْجَارِيَةُ أَنْ يُزَوِّجَهَا الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ فَزَوَّجَهَا إِيَّاهُ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. İbrahim ed-Dımaşkî anlattı. Bize Abdullah b. Nâfi' es-Sâiğ anlattı. Bana Abdullah b. Nâfi' anlattı. O babasından, o da İbn Ömer'den nakletti ki; Osman b. Maz'ûn vefat ettiğinde geriye bir kızını bıraktı. İbn Ömer dedi ki: Dayım Kudâme -ki o kızın amcasıdır- babası öldükten sonra ona danışmadan kızı benimle evlendirdi. Fakat kız, nikahını istemedi. Genç kız, kendisini Muğîre b. Şu'be ile evlendirmesini istedi. Bunun üzerine onu onunla evlendirdi.

1879. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَيُّمَا امْرَأَةٍ لَمْ يُنْكِحْهَا الْوَلِيُّ فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ فَإِنْ أَصَابَهَا فَلَهَا مَهْرُهَا بِمَا أَصَابَ مِنْهَا فَإِنِ اشْتَجَرُوا فَالسُّلْطَانُ وَلِيُّ مَنْ لاَ وَلِيَّ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muâz b. Muâz anlattı. Bize İbn Cüreyc anlattı. O Süleyman b. Mûsâ'dan, o Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hangi kadın velisi kendisini evlendirmeden evlenirse, onun nikahı batıldır, onun nikahı batıldır, onun nikahı batıldır. Eğer erkek onunla gerdeğe girmişse, ondan yararlanmasına karşılık kadının mehir hakkı vardır. Eğer anlaşmazlığa düşerlerse, velisi olmayanın velisi sultandır."

1880. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَعَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، ‏.‏ قَالاَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ عَائِشَةَ ‏"‏ وَالسُّلْطَانُ وَلِيُّ مَنْ لاَ وَلِيَّ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Kurayb anlattı. Bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı. O Haccâc'dan, o Zührî'den, o Urve'den, o Âişe'den, o Nebi'den sallallâhu aleyhi ve sellem nakletti. Ve (yine Haccâc), İkrime'den, o da İbn Abbas'tan nakletti. (Âişe ve İbn Abbas) dediler ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Veli olmadan nikah olmaz," buyurdu. Âişe'nin hadisinde: "Velisi olmayanın velisi sultandır," (ilavesi vardır).

1881. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdülmelik b. Ebî'ş-Şevârib anlattı. Bize Ebû Avâne anlattı. Bize Ebû İshâk el-Hemdânî anlattı. O Ebû Bürde'den, o da Ebû Mûsâ'dan nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Veli olmadan nikah olmaz."

1882. Hadis

حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَرْوَانَ الْعُقَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تُزَوِّجُ الْمَرْأَةُ الْمَرْأَةَ وَلاَ تُزَوِّجُ الْمَرْأَةُ نَفْسَهَا فَإِنَّ الزَّانِيَةَ هِيَ الَّتِي تُزَوِّجُ نَفْسَهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Cemîl b. el-Hasen el-Atekî anlattı. Bize Muhammed b. Mervân el-Ukaylî anlattı. Bize Hişâm b. Hassân anlattı. O Muhammed b. Sîrîn'den, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadın kadını evlendiremez. Kadın kendisini de evlendiremez. Zira zina eden kadın, kendi kendini evlendiren kadındır."

1883. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الشِّغَارِ وَالشِّغَارُ أَنْ يَقُولَ الرَّجُلُ لِلرَّجُلِ زَوِّجْنِي ابْنَتَكَ أَوْ أُخْتَكَ عَلَى أَنْ أُزَوِّجَكَ ابْنَتِي أَوْ أُخْتِي ‏.‏ وَلَيْسَ بَيْنَهُمَا صَدَاقٌ ‏.‏

Bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Mâlik b. Enes anlattı. O Nâfi'den, o da İbn Ömer'den nakletti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şığardan nehyetti. Şığar; bir adamın diğer bir adama: 'Bana kızını veya kız kardeşini, benim de seni kızım veya kız kardeşimle evlendirmem şartıyla evlendir,' demesidir. Ve aralarında mehir yoktur.

1884. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو أُسَامَةَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الشِّغَارِ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd ve Ebû Üsâme anlattılar. Onlar Ubeydullah'tan, o Ebû'z-Zinâd'dan, o A'rec'den, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şığardan nehyetti.

1885. Hadis

حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَهْدِيٍّ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَاَ مَعْمَرٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ شِغَارَ فِي الإِسْلاَمِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hüseyin b. Mehdî anlattı. Bize Abdürrezzâk haber verdi. Bize Ma'mer haber verdi. O Sâbit'ten, o da Enes b. Mâlik'ten nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İslam'da şığar yoktur."

1886. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ كَمْ كَانَ صَدَاقُ نِسَاءِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ كَانَ صَدَاقُهُ فِي أَزْوَاجِهِ اثْنَتَىْ عَشْرَةَ أُوقِيَّةً وَنَشًّا هَلْ تَدْرِي مَا النَّشُّ هُوَ نِصْفُ أُوقِيَّةٍ وَذَلِكَ خَمْسُمِائَةِ دِرْهَمٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Abdülaziz ed-Derâverdî haber verdi. O Yezîd b. Abdullah b. el-Hâd'den, o Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebû Seleme'den nakletti ki şöyle dedi: Âişe'ye: "Nebi'nin sallallâhu aleyhi ve sellem hanımlarının mehri ne kadardı?" diye sordum. Âişe: "Onun eşlerine verdiği mehir on iki ukiyye ve bir neşş idi. Neşş nedir bilir misin? O yarım ukiyyedir. Bu da beş yüz dirhem eder," dedi.

1887. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، ح وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي الْعَجْفَاءِ السُّلَمِيِّ، قَالَ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ لاَ تُغَالُوا صَدَاقَ النِّسَاءِ فَإِنَّهَا لَوْ كَانَتْ مَكْرُمَةً فِي الدُّنْيَا أَوْ تَقْوًى عِنْدَ اللَّهِ كَانَ أَوْلاَكُمْ وَأَحَقَّكُمْ بِهَا مُحَمَّدٌ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَا أَصْدَقَ امْرَأَةً مِنْ نِسَائِهِ وَلاَ أُصْدِقَتِ امْرَأَةٌ مِنْ بَنَاتِهِ أَكْثَرَ مِنِ اثْنَتَىْ عَشْرَةَ أُوقِيَّةً وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيُثَقِّلُ صَدَقَةَ امْرَأَتِهِ حَتَّى يَكُونَ لَهَا عَدَاوَةٌ فِي نَفْسِهِ وَيَقُولُ قَدْ كَلِفْتُ إِلَيْكِ عَلَقَ الْقِرْبَةِ أَوْ عَرَقَ الْقِرْبَةِ ‏.‏ وَكُنْتُ رَجُلاً عَرَبِيًّا مُوَلَّدًا مَا أَدْرِي مَا عَلَقُ الْقِرْبَةِ أَوْ عَرَقُ الْقِرْبَةِ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. O İbn Avn'dan nakletti. Ve bize Nasr b. Alî el-Cahdamî anlattı. Bize Yezîd b. Zürey' anlattı. Bize İbn Avn anlattı. O Muhammed b. Sîrîn'den, o da Ebû'l-Acfâ es-Sülemî'den nakletti ki Ömer b. el-Hattâb şöyle dedi: "Kadınların mehirlerinde aşırıya kaçmayın. Eğer bu, dünyada bir şeref veya Allah katında bir takva olsaydı, buna en layık ve hak sahibi olanınız Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem olurdu. O, hanımlarından hiçbirine ve kızlarından hiçbirine on iki ukiyyeden fazla mehir vermedi. Kişi, hanımının mehrini ödemek için o kadar yük altına girer ki, sonunda kendi içinde ona karşı bir düşmanlık oluşur ve: 'Senin için kırbanın askısına kadar her şeyi harcadım,' der." (Ravi): Ben aslen Arap bir adam olduğum halde, 'Alaku'l-kırbe' veya 'Araku'l-kırbe' ne demektir bilmiyorum, dedi.

1888. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عُمَرَ الضَّرِيرُ، وَهَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ بَنِي فَزَارَةَ تَزَوَّجَ عَلَى نَعْلَيْنِ فَأَجَازَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نِكَاحَهُ ‏.‏

Bize Ebû Ömer ed-Darîr ve Hennâd b. es-Serî anlattılar. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı. O Süfyân'dan, o Âsım b. Ubeydullah'tan, o Abdullah b. Âmir b. Rebîa'dan, o da babasından nakletti ki; Benî Fezâre'den bir adam, iki ayakkabı karşılığında evlendi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun nikahına izin verdi.

1889. Hadis

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ مَنْ يَتَزَوَّجُهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ أَنَا ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ أَعْطِهَا وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَيْسَ مَعِي ‏.‏ قَالَ ‏"‏ قَدْ زَوَّجْتُكَهَا عَلَى مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hafs b. Amr anlattı. Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. O Süfyân'dan, o Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan nakletti ki şöyle dedi: Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem bir kadın geldi. (Resûlullah): "Bununla kim evlenir?" buyurdu. Bir adam: "Ben," dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Demirden bir yüzük bile olsa ona ver," buyurdu. Adam: "Yanımda yok," dedi. (Bunun üzerine Resûlullah): "Senin ezberindeki Kur'an karşılığında seni onunla evlendirdim," buyurdu.

1890. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَمَانٍ، حَدَّثَنَا الأَغَرُّ الرَّقَاشِيُّ، عَنْ عَطِيَّةَ الْعَوْفِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَزَوَّجَ عَائِشَةَ عَلَى مَتَاعِ بَيْتٍ قِيمَتُهُ خَمْسُونَ دِرْهَمًا ‏.‏

Bize Ebû Hişâm er-Rifâî Muhammed b. Yezîd anlattı. Bize Yahyâ b. Yemân anlattı. Bize el-Ağarr er-Rakâşî anlattı. O Atıyye el-Avfî'den, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den nakletti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Âişe ile kıymeti elli dirhem olan ev eşyası karşılığında evlendi.

1891. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سُئِلَ عَنْ رَجُلٍ، تَزَوَّجَ امْرَأَةً فَمَاتَ عَنْهَا وَلَمْ يَدْخُلْ بِهَا وَلَمْ يَفْرِضْ لَهَا ‏.‏ قَالَ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ لَهَا الصَّدَاقُ وَلَهَا الْمِيرَاثُ وَعَلَيْهَا الْعِدَّةُ ‏.‏ فَقَالَ مَعْقِلُ بْنُ سِنَانٍ الأَشْجَعِيُّ شَهِدْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَضَى فِي بَرْوَعَ بِنْتِ وَاشِقٍ بِمِثْلِ ذَلِكَ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. O Süfyân'dan, o Firâs'tan, o Şa'bî'den, o Mesrûk'tan, o da Abdullah'tan nakletti. Abdullah'a, bir kadınla evlenip, onunla zifafa girmeden ve ona mehir belirlemeden ölen bir adam hakkında soruldu. Abdullah dedi ki: "Kadın için mehir vardır, miras vardır ve iddet beklemesi gerekir." Bunun üzerine Ma'kil b. Sinân el-Eşcaî dedi ki: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Berva' bint Vâşık hakkında bunun benzeriyle hüküm verdiğine şahit oldum." Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. O Süfyân'dan, o Mansûr'dan, o İbrahim'den, o Alkame'den, o da Abdullah'tan bunun benzerini nakletti.

1892. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ أُوتِيَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ جَوَامِعَ الْخَيْرِ وَخَوَاتِمَهُ - أَوْ قَالَ فَوَاتِحَ الْخَيْرِ - فَعَلَّمَنَا خُطْبَةَ الصَّلاَةِ وَخُطْبَةَ الْحَاجَةِ خُطْبَةُ الصَّلاَةِ التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏.‏ وَخُطْبَةُ الْحَاجَةِ إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏.‏ ثُمَّ تَصِلُ خُطْبَتَكَ بِثَلاَثِ آيَاتٍ مِنْ كِتَابِ اللَّهِ ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ‏}‏ إِلَى آخِرِ الآيَةِ ‏{‏ وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ ‏}‏ إِلَى آخِرِ الآيَةِ ‏{‏اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيدًا يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ‏}‏ إِلَى آخِرِ الآيَةِ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Îsâ b. Yûnus anlattı. Bana babam anlattı. O dedem Ebû İshâk'tan, o Ebû'l-Ahvas'tan, o da Abdullah b. Mes'ûd'dan nakletti ki şöyle dedi: Resûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem hayrın özlü sözleri ve sonları (veya hayrın başlangıçları) verildi. Bize namazın hutbesini (teşehhüdü) ve hacet hutbesini öğretti. Namazın hutbesi: 'Et-tahiyyâtü lillâhi ve's-salevâtü ve't-tayyibât. Es-selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh,' (duasıdır). Hacet hutbesi ise şöyledir: 'İnne'l-hamde lillâhi nahmedühû ve nesteînühû ve nestağfirühû ve neûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a'mâlinâ. Men yehdihillâhü felâ mudılle leh, ve men yudlil felâ hâdiye leh. Ve eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.' Sonra hutbene Allah'ın Kitabı'ndan şu üç ayeti eklersin: {Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun...} ayetinin sonuna kadar. {Adını anarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının...} ayetinin sonuna kadar. {Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin. (Böyle davranırsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar...} ayetinin sonuna kadar.

1893. Hadis

حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بِشْرٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ الْحَمْدُ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏.‏ أَمَّا بَعْدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Bekr b. Halef Ebû Bişr anlattı. Bize Yezîd b. Zürey' anlattı. Bize Dâvûd b. Ebî Hind anlattı. Bana Amr b. Saîd anlattı. O Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbas'tan nakletti ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "El-hamdü lillâhi nahmedühû ve nesteînühû ve neûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a'mâlinâ. Men yehdihillâhü felâ mudılle leh, ve men yudlil felâ hâdiye leh. Ve eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve enne Muhammeden abdühû ve resûlüh. Emmâ ba'd."

1894. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ، قَالُوا حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ قُرَّةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ كُلُّ أَمْرٍ ذِي بَالٍ لاَ يُبْدَأُ فِيهِ بِالْحَمْدِ أَقْطَعُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, Muhammed b. Yahyâ ve Muhammed b. Halef el-Askalânî anlattılar. Dediler ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı. O Evzâî'den, o Kurre'den, o Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hamd ile başlanmayan her önemli iş kesiktir (bereketsizdir)."

1895. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَالْخَلِيلُ بْنُ عَمْرٍو، قَالاَ حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ إِلْيَاسَ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ أَعْلِنُوا هَذَا النِّكَاحَ وَاضْرِبُوا عَلَيْهِ بِالْغِرْبَالِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Nasr b. Alî el-Cahdamî ve Halil b. Amr anlattılar. Dediler ki: Bize Îsâ b. Yûnus anlattı. O Hâlid b. İlyâs'tan, o Rabîa b. Ebî Abdurrahman'dan, o Kâsım'dan, o da Âişe'den nakletti ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bu nikahı ilan edin ve onun için def çalın."

1896. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي بَلْجٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ حَاطِبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ فَصْلُ مَا بَيْنَ الْحَلاَلِ وَالْحَرَامِ الدُّفُّ وَالصَّوْتُ فِي النِّكَاحِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Râfi' anlattı. Bize Hüşeym anlattı. O Ebû Belc'den, o da Muhammed b. Hâtıb'dan nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Helal ile haram arasındaki fark, nikahta def çalmak ve sestir."

1897. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي الْحُسَيْنِ، - اسْمُهُ خَالِدٌ الْمَدَنِيُّ - قَالَ كُنَّا بِالْمَدِينَةِ يَوْمَ عَاشُورَاءَ وَالْجَوَارِي يَضْرِبْنَ بِالدُّفِّ وَيَتَغَنَّيْنَ فَدَخَلْنَا عَلَى الرُّبَيِّعِ بِنْتِ مُعَوِّذٍ فَذَكَرْنَا ذَلِكَ لَهَا ‏.‏ فَقَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَبِيحَةَ عُرْسِي وَعِنْدِي جَارِيَتَانِ تُغَنِّيَانِ وَتَنْدُبَانِ آبَائِي الَّذِينَ قُتِلُوا يَوْمَ بَدْرٍ وَتَقُولاَنِ فِيمَا تَقُولاَنِ وَفِينَا نَبِيٌّ يَعْلَمُ مَا فِي غَدٍ ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ أَمَّا هَذَا فَلاَ تَقُولُوهُ مَا يَعْلَمُ مَا فِي غَدٍ إِلاَّ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Hammâd b. Seleme anlattı. O Ebû'l-Hüseyin'den -adı Hâlid el-Medenî'dir- nakletti ki şöyle dedi: Aşure günü Medine'deydik. Kızlar def çalıyor ve şarkı söylüyorlardı. Rubeyyi' bint Muavviz'in yanına girdik ve ona bunu anlattık. O da şöyle dedi: "Düğünümün sabahında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi. Yanımda, Bedir günü öldürülen babalarım için ezgiler söyleyen iki kız vardı. Söyledikleri sözler arasında: 'Aramızda yarın ne olacağını bilen bir peygamber var,' dediler. Bunun üzerine Resûlullah: 'Bunu söylemeyin. Yarın ne olacağını Allah'tan başka kimse bilmez,' buyurdu."

1898. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ أَبُو بَكْرٍ وَعِنْدِي جَارِيَتَانِ مِنْ جَوَارِي الأَنْصَارِ تُغَنِّيَانِ بِمَا تَقَاوَلَتْ بِهِ الأَنْصَارُ فِي يَوْمِ بُعَاثٍ ‏.‏ قَالَتْ وَلَيْسَتَا بِمُغَنِّيَتَيْنِ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ أَبِمَزْمُورِ الشَّيْطَانِ فِي بَيْتِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَذَلِكَ فِي يَوْمِ عِيدِ الْفِطْرِ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَا أَبَا بَكْرٍ إِنَّ لِكُلِّ قَوْمٍ عِيدًا وَهَذَا عِيدُنَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Üsâme anlattı. O Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den nakletti ki şöyle dedi: Ebû Bekir yanıma girdi. Yanımda Ensar kızlarından iki cariye, Ensar'ın Buas gününde söyledikleri ezgileri söylüyorlardı. Âişe dedi ki: Onlar şarkıcı değildi. Ebû Bekir: "Nebi'nin sallallâhu aleyhi ve sellem evinde şeytanın çalgısı mı var?" dedi. Bu olay Ramazan Bayramı günüydü. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Ebû Bekir! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır," buyurdu.

1899. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنْ ثُمَامَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَرَّ بِبَعْضِ الْمَدِينَةِ فَإِذَا هُوَ بِجَوَارٍ يَضْرِبْنَ بِدُفِّهِنَّ وَيَتَغَنَّيْنَ وَيَقُلْنَ نَحْنُ جَوَارٍ مِنْ بَنِي النَّجَّارِ يَا حَبَّذَا مُحَمَّدٌ مِنْ جَارِ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَعْلَمُ اللَّهُ إِنِّي لأُحِبُّكُنَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Îsâ b. Yûnus anlattı. Bize Avf anlattı. O Sümâme b. Abdullah'tan, o da Enes b. Mâlik'ten nakletti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'nin bir yerinden geçerken deflerini çalan ve şarkı söyleyen kızlara rastladı. Şöyle diyorlardı: "Biz Benî Neccâr kızlarıyız. Muhammed ne güzel komşudur." Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah biliyor ki ben de sizi seviyorum," buyurdu.

1900. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، أَنْبَأَنَا الأَجْلَحُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَنْكَحَتْ عَائِشَةُ ذَاتَ قَرَابَةٍ لَهَا مِنَ الأَنْصَارِ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏"‏ أَهْدَيْتُمُ الْفَتَاةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَرْسَلْتُمْ مَعَهَا مَنْ يُغَنِّي قَالَتْ لاَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِنَّ الأَنْصَارَ قَوْمٌ فِيهِمْ غَزَلٌ فَلَوْ بَعَثْتُمْ مَعَهَا مَنْ يَقُولُ أَتَيْنَاكُمْ أَتَيْنَاكُمْ فَحَيَّانَا وَحَيَّاكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı. Bize Ca'fer b. Avn haber verdi. Bize Eclah haber verdi. O Ebû'z-Zübeyr'den, o da İbn Abbas'tan nakletti ki şöyle dedi: Âişe, Ensar'dan bir kadın akrabasını evlendirdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve: "Kızı götürdünüz mü?" dedi. "Evet," dediler. "Onunla birlikte şarkı söyleyecek birini gönderdiniz mi?" buyurdu. (Âişe): "Hayır," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ensar, içinde eğlence bulunan bir topluluktur. Keşke onunla birlikte şöyle diyecek birini gönderseydiniz: Size geldik, size geldik; bizi selamlayın, biz de sizi selamlayalım."

1901. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا الْفِرْيَابِيُّ، عَنْ ثَعْلَبَةَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ التَّمِيمِيِّ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ ابْنِ عُمَرَ فَسَمِعَ صَوْتَ، طَبْلٍ فَأَدْخَلَ إِصْبَعَيْهِ فِي أُذُنَيْهِ ثُمَّ تَنَحَّى حَتَّى فَعَلَ ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا فَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Firyâbî anlattı. O Sa'lebe b. Ebî Mâlik et-Temîmî'den, o Leys'ten, o da Mücâhid'den nakletti ki şöyle dedi: İbn Ömer ile birlikteydim. Bir davul sesi işitti. İki parmağını kulaklarına tıkadı ve oradan uzaklaştı. Bunu üç kez yaptı. Sonra şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de böyle yaptı."

1902. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ دَخَلَ عَلَيْهَا فَسَمِعَ مُخَنَّثًا وَهُوَ يَقُولُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ إِنْ يَفْتَحِ اللَّهُ الطَّائِفَ غَدًا دَلَلْتُكَ عَلَى امْرَأَةٍ تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَخْرِجُوهُ مِنْ بُيُوتِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî' anlattı. O Hişâm b. Urve'den, o babasından, o Zeyneb bint Ümmü Seleme'den, o da Ümmü Seleme'den nakletti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yanına girdi ve bir muhannesin, Abdullah b. Ebî Ümeyye'ye şöyle dediğini işitti: "Eğer yarın Allah Taif'in fethini nasip ederse, sana öyle bir kadın göstereceğim ki; gelirken dört, giderken sekiz kıvrımla hareket eder." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu evlerinizden çıkarın," buyurdu.

1903. Hadis

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لَعَنَ الْمَرْأَةَ تَتَشَبَّهُ بِالرِّجَالِ وَالرَّجُلَ يَتَشَبَّهُ بِالنِّسَاءِ ‏.‏

Bize Yakub b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize Abdülaziz b. Ebî Hâzim anlattı. O Süheyl'den, o babasından, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem erkeklere benzemeye çalışan kadına ve kadınlara benzemeye çalışan erkeğe lanet etti.

1904. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لَعَنَ الْمُتَشَبِّهِينَ مِنَ الرِّجَالِ بِالنِّسَاءِ وَلَعَنَ الْمُتَشَبِّهَاتِ مِنَ النِّسَاءِ بِالرِّجَالِ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Hallâd el-Bâhilî anlattı. Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı. Bize Şu'be anlattı. O Katâde'den, o İkrime'den, o da İbn Abbas'tan nakletti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem erkeklerden kadınlara benzeyenlere ve kadınlardan erkeklere benzeyenlere lanet etti.

1905. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا رَفَّأَ قَالَ ‏ "‏ بَارَكَ اللَّهُ لَكُمْ وَبَارَكَ عَلَيْكُمْ وَجَمَعَ بَيْنَكُمَا فِي خَيْرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Abdülaziz b. Muhammed ed-Derâverdî anlattı. O Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, o babasından, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem tebrik ettiği zaman: "Allah senin için mübarek kılsın, üzerine bereket indirsin ve ikinizi hayırda birleştirsin," derdi.

1906. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَشْعَثُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَقِيلِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّهُ تَزَوَّجَ امْرَأَةً مِنْ بَنِي جُشَمٍ فَقَالُوا بِالرِّفَاءِ وَالْبَنِينَ فَقَالَ لاَ تَقُولُوا هَكَذَا وَلَكِنْ قُولُوا كَمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ وَبَارِكْ عَلَيْهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Muhammed b. Abdullah anlattı. Bize Eş'as anlattı. O Hasan'dan, o da Akîl b. Ebî Tâlib'den nakletti ki: O, Benî Cüşem'den bir kadınla evlendi. (İnsanlar ona): "Mutluluk ve oğullar dileriz," dediler. (Akîl) şöyle dedi: "Böyle söylemeyin. Fakat Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem söylediği gibi söyleyin: 'Allahım! Onlar için mübarek kıl ve üzerlerine bereket indir.'"

1907. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأَى عَلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ أَثَرَ صُفْرَةٍ فَقَالَ ‏"‏ مَا هَذَا أَوْ مَهْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً عَلَى وَزْنِ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde anlattı. Bize Hammâd b. Zeyd anlattı. Bize Sâbit el-Bünânî anlattı. O Enes b. Mâlik'ten nakletti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Abdurrahman b. Avf'ın üzerinde sarılık izi gördü ve: "Bu ne?" buyurdu. O da: "Ey Allah'ın Resûlü! Bir hurma çekirdeği ağırlığında altın karşılığında bir kadınla evlendim," dedi. (Resûlullah): "Allah senin için mübarek kılsın. Bir koyunla da olsa düğün yemeği ver," buyurdu.

1908. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَوْلَمَ عَلَى شَىْءٍ مِنْ نِسَائِهِ مَا أَوْلَمَ عَلَى زَيْنَبَ فَإِنَّهُ ذَبَحَ شَاةً ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde anlattı. Bize Hammâd b. Zeyd anlattı. O Sâbit el-Bünânî'den, o da Enes b. Mâlik'ten nakletti ki şöyle dedi: Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem Zeyneb için verdiği düğün yemeği gibi, hanımlarından hiçbirine böyle düğün yemeği verdiğini görmedim. (Zeyneb için) bir koyun kesti.

1909. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ، وَغِيَاثُ بْنُ جَعْفَرٍ الرَّحَبِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا وَائِلُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِهِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَوْلَمَ عَلَى صَفِيَّةَ بِسَوِيقٍ وَتَمْرٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ebî Ömer el-Adenî ve Gıyâs b. Ca'fer er-Rahabî anlattılar. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. Bize Vâil b. Dâvûd anlattı. O oğlundan, o Zührî'den, o da Enes b. Mâlik'ten nakletti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Safiyye için sevik ve hurma ile düğün yemeği verdi.

1910. Hadis

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ أَبُو خَيْثَمَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ شَهِدْتُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَلِيمَةً مَا فِيهَا لَحْمٌ وَلاَ خُبْزٌ ‏.‏ قَالَ ابْنُ مَاجَهْ لَمْ يُحَدِّثْ بِهِ إِلاَّ ابْنُ عُيَيْنَةَ ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb Ebû Hayseme anlattı. Bize Süfyân anlattı. O Alî b. Zeyd b. Cüd'ân'dan, o da Enes b. Mâlik'ten nakletti ki şöyle dedi: "Nebi'nin sallallâhu aleyhi ve sellem bir düğün yemeğine katıldım; içinde ne et vardı ne de ekmek." İbn Mâce dedi ki: Bunu sadece İbn Uyeyne rivayet etmiştir.

1911. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، وَأُمِّ سَلَمَةَ قَالَتَا أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ نُجَهِّزَ فَاطِمَةَ حَتَّى نُدْخِلَهَا عَلَى عَلِيٍّ فَعَمَدْنَا إِلَى الْبَيْتِ فَفَرَشْنَاهُ تُرَابًا لَيِّنًا مِنْ أَعْرَاضِ الْبَطْحَاءِ ثُمَّ حَشَوْنَا مِرْفَقَتَيْنِ لِيفًا فَنَفَشْنَاهُ بِأَيْدِينَا ثُمَّ أَطْعَمْنَا تَمْرًا وَزَبِيبًا وَسَقَيْنَا مَاءً عَذْبًا وَعَمَدْنَا إِلَى عُودٍ فَعَرَضْنَاهُ فِي جَانِبِ الْبَيْتِ لِيُلْقَى عَلَيْهِ الثَّوْبُ وَيُعَلَّقَ عَلَيْهِ السِّقَاءُ فَمَا رَأَيْنَا عُرْسًا أَحْسَنَ مِنْ عُرْسِ فَاطِمَةَ ‏.‏

Bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Mufaddal b. Abdullah anlattı. O Câbir'den, o Şa'bî'den, o Mesrûk'tan, o da Âişe ve Ümmü Seleme'den nakletti ki şöyle dediler: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ali ile zifafa girmesi için Fâtıma'yı hazırlamamızı emretti. Eve gittik, tabanına Batha vadisinin kenarlarından yumuşak toprak serdik. Sonra iki yastığı lifle doldurduk ve ellerimizle kabarttık. Sonra hurma ve kuru üzüm ikram ettik, tatlı su içirdik. Bir de bir odun parçası alıp evin bir tarafına yerleştirdik ki üzerine elbise atılsın ve su kırbası asılsın. Fâtıma'nın düğününden daha güzel bir düğün görmedik.

1912. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ دَعَا أَبُو أُسَيْدٍ السَّاعِدِيُّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلَى عُرْسِهِ فَكَانَتْ خَادِمَهُمُ الْعَرُوسُ ‏.‏ قَالَتْ تَدْرِي مَا سَقَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ أَنْقَعْتُ تَمَرَاتٍ مِنَ اللَّيْلِ فَلَمَّا أَصْبَحْتُ صَفَّيْتُهُنَّ فَأَسْقَيْتُهُنَّ إِيَّاهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Abdülaziz b. Ebî Hâzim haber verdi. Bana babam anlattı. O Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den nakletti ki şöyle dedi: Ebû Üseyd es-Sâidî, Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem düğün yemeğine davet etti. Misafirlere gelin olan hanımı hizmet ediyordu. Gelin dedi ki: "Resûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem ne içirdiğimi biliyor musunuz? Geceden birkaç hurmayı suya ıslattım. Sabah olunca süzdüm ve onu kendisine içirdim."

1913. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ شَرُّ الطَّعَامِ طَعَامُ الْوَلِيمَةِ يُدْعَى لَهَا الأَغْنِيَاءُ وَيُتْرَكُ الْفُقَرَاءُ وَمَنْ لَمْ يُجِبْ فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. O Zührî'den, o Abdurrahman el-A'rec'den, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki şöyle dedi: "Yemeğin en şerlisi, zenginlerin çağrılıp fakirlerin çağrılmadığı düğün yemeğidir. Kim davete icabet etmezse, Allah'a ve Resûlüne isyan etmiş olur."

1914. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ إِلَى وَلِيمَةِ عُرْسٍ فَلْيُجِبْ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı. Bize Abdullah b. Nümeyr haber verdi. Bize Ubeydullah anlattı. O Nâfi'den, o da İbn Ömer'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri bir düğün yemeğine çağrıldığı zaman icabet etsin."

1915. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَادَةَ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ حُسَيْنٍ أَبُو مَالِكٍ النَّخَعِيُّ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الْوَلِيمَةُ أَوَّلَ يَوْمٍ حَقٌّ وَالثَّانِي مَعْرُوفٌ وَالثَّالِثُ رِيَاءٌ وَسُمْعَةٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ubâde el-Vâsıtî anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Abdülmelik b. Hüseyin Ebû Mâlik en-Nehaî anlattı. O Mansûr'dan, o Ebû Hâzim'den, o da Ebû Hureyre'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Düğün yemeği ilk gün haktır. İkinci gün iyiliktir. Üçüncü gün ise riya ve süm'adır."

1916. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ لِلثَّيِّبِ ثَلاَثًا وَلِلْبِكْرِ سَبْعًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî anlattı. Bize Abde b. Süleyman anlattı. O Muhammed b. İshâk'tan, o Eyyûb'dan, o Ebû Kilâbe'den, o da Enes'ten nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul için üç, bakire için yedidir."

1917. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي بَكْرِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لَمَّا تَزَوَّجَ أُمَّ سَلَمَةَ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا وَقَالَ ‏ "‏ لَيْسَ بِكِ عَلَى أَهْلِكِ هَوَانٌ إِنْ شِئْتِ سَبَّعْتُ لَكِ وَإِنْ سَبَّعْتُ لَكِ سَبَّعْتُ لِنِسَائِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd el-Kattân anlattı. O Süfyân'dan, o Muhammed b. Ebî Bekir'den, o Abdülmelik b. Ebî Bekir b. el-Hâris b. Hişâm'dan, o babasından, o da Ümmü Seleme'den nakletti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ümmü Seleme ile evlendiği zaman onun yanında üç gün kaldı ve şöyle buyurdu: "Ailene göre senin bir değersizliğin yoktur. Eğer istersen senin yanında yedi gün kalırım. Fakat eğer senin yanında yedi gün kalırsam, diğer hanımlarımın yanında da yedişer gün kalırım."

1918. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَصَالِحُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى الْقَطَّانُ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا أَفَادَ أَحَدُكُمُ امْرَأَةً أَوْ خَادِمًا أَوْ دَابَّةً فَلْيَأْخُذْ بِنَاصِيَتِهَا وَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِهَا وَخَيْرِ مَا جُبِلَتْ عَلَيْهِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا وَشَرِّ مَا جُبِلَتْ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ ve Sâlih b. Muhammed b. Yahyâ el-Kattân anlattılar. Dediler ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı. Bize Süfyân anlattı. O Muhammed b. Aclân'dan, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesi Abdullah b. Amr'dan nakletti ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri bir kadınla evlendiği, bir hizmetçi edindiği veya bir binek aldığı zaman, onun perçeminden tutsun ve şöyle desin: 'Allahım! Senden onun hayrını ve onu yarattığın fıtratın hayrını istiyorum. Onun şerrinden ve onu yarattığın fıtratın şerrinden sana sığınıyorum.'"

1919. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا أَتَى امْرَأَتَهُ قَالَ اللَّهُمَّ جَنِّبْنِي الشَّيْطَانَ وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنِي ثُمَّ كَانَ بَيْنَهُمَا وَلَدٌ لَمْ يُسَلِّطِ اللَّهُ عَلَيْهِ الشَّيْطَانَ - أَوْ لَمْ يَضُرَّهُ - ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Râfi' anlattı. Bize Cerîr anlattı. O Mansûr'dan, o Sâlim b. Ebî'l-Ca'd'dan, o Küreyb'den, o da İbn Abbas'tan nakletti ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer sizden biri hanımına yaklaştığı zaman: 'Allahım! Beni şeytandan uzaklaştır ve şeytanı bize rızık olarak vereceğin (çocuktan) uzaklaştır,' derse, sonra aralarında bir çocuk takdir edilirse, Allah şeytanı ona asla musallat etmez."

1920. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، وَأَبُو أُسَامَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَوْرَاتُنَا مَا نَأْتِي مِنْهَا وَمَا نَذَرُ قَالَ ‏"‏ احْفَظْ عَوْرَتَكَ إِلاَّ مِنْ زَوْجَتِكَ أَوْ مَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ الْقَوْمُ بَعْضُهُمْ فِي بَعْضٍ قَالَ ‏"‏ إِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ لاَ تُرِيَهَا أَحَدًا فَلاَ تُرِيَنَّهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَإِنْ كَانَ أَحَدُنَا خَالِيًا قَالَ ‏"‏ فَاللَّهُ أَحَقُّ أَنْ يُسْتَحْيَى مِنْهُ مِنَ النَّاسِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn ve Ebû Üsâme anlattılar. Bize Behz b. Hakîm anlattı. O babasından, o da dedesinden nakletti ki şöyle dedi: Ey Allah'ın Resûlü! Avret yerlerimizden hangilerini açıp, hangilerini örtelim? dedim. "Eşin veya sağ elinin sahip olduğu dışında avretini koru," buyurdu. Ey Allah'ın Resûlü! Peki insanlar bir arada bulunursa? dedim. "Eğer onu kimseye göstermemeye gücün yetiyorsa, sakın onu kimseye gösterme," buyurdu. Ey Allah'ın Resûlü! Peki bizden biri tek başına olursa? dedim. "Kendisinden haya edilmeye Allah, insanlardan daha layıktır," buyurdu.

1921. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ وَهْبٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ الْقَاسِمِ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا الأَحْوَصُ بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِيهِ، وَرَاشِدِ بْنِ سَعْدٍ، وَعَبْدِ الأَعْلَى بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ عُتْبَةَ بْنِ عَبْدٍ السُّلَمِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا أَتَى أَحَدُكُمْ أَهْلَهُ فَلْيَسْتَتِرْ وَلاَ يَتَجَرَّدْ تَجَرُّدَ الْعَيْرَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. Vehb el-Vâsıtî anlattı. Bize Velid b. el-Kâsım el-Hemdânî anlattı. Bize Ahvas b. Hakîm anlattı. O babasından, o Râşid b. Sa'd'dan, o Abdüla'lâ b. Adîy'den, o da Utbe b. Abd es-Sülemî'den nakletti ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri eşine yaklaştığı zaman örtünsün. İki yaban eşeği gibi çırılçıplak soyunmasın."

1922. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ مَوْلًى، لِعَائِشَةَ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا نَظَرْتُ - أَوْ مَا رَأَيْتُ - فَرْجَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَطُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ قَالَ أَبُو نُعَيْمٍ عَنْ مَوْلاَةٍ لِعَائِشَةَ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. Bize Vekî', Süfyân'dan, o Mansûr'dan, o Mûsâ b. Abdillah b. Yezîd'den, o Âişe'nin bir azatlısından, o da Âişe'den rivayet etti. Âişe şöyle dedi: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in avret yerine asla bakmadım -veya görmedim-." Ebû Bekir dedi ki: Ebû Nuaym, "Âişe'nin bir kadın azatlısından" (diye rivayet) etti.

1923. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ مُخَلَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ يَنْظُرُ اللَّهُ إِلَى رَجُلٍ جَامَعَ امْرَأَتَهُ فِي دُبُرِهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilmelik b. Ebî'ş-Şevârib rivayet etti. Bize Abdulaziz b. el-Muhtar, Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, o Hâris b. Muhalled'den, o da Ebû Hureyre'den nakletti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah, karısına arkasından (dübüründen) yaklaşan (cinsel ilişkide bulunan) kişiye (rahmet nazarıyla) bakmaz."

1924. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هَرَمِيٍّ، عَنْ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ ‏"‏ ‏.‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ لاَ تَأْتُوا النِّسَاءَ فِي أَدْبَارِهِنَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde anlattı. (Dedi ki): Bize Abdulvâhid b. Ziyâd haber verdi. (O) Haccâc b. Ertât'tan, (o) Amr b. Şuayb'dan, (o) Abdullah b. Heremî'den, (o da) Huzeyme b. Sâbit'ten (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, haktan (gerçeği söylemekten) hayâ etmez." -(Bunu) üç defa (tekrarladı)- "Kadınlara arkalarından (dübürlerinden) yaklaşmayın."

1925. Hadis

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، وَجَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كَانَتْ يَهُودُ تَقُولُ مَنْ أَتَى امْرَأَةً فِي قُبُلِهَا مِنْ دُبُرِهَا كَانَ الْوَلَدُ أَحْوَلَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ ‏{نِسَاؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ}‏ ‏.‏

Bize Sehl b. Ebî Sehl ve Cemîl b. el-Hasen anlattı. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. (O) Muhammed b. el-Münkedir'den, (o da) Câbir b. Abdullah'ı şöyle derken işittiğini (nakletti): Yahudiler şöyle diyorlardı: "Kim kadına, arkasından (fakat) önünden (vajinasından) yaklaşırsa, çocuk şaşı olur." Bunun üzerine Allah Sübhânehu (şu ayeti) indirdi: { Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın. } (Bakara, 223)

1926. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْعَزْلِ فَقَالَ ‏ "‏ أَوَتَفْعَلُونَ لاَ عَلَيْكُمْ أَنْ لاَ تَفْعَلُوا فَإِنَّهُ لَيْسَ مِنْ نَسَمَةٍ قَضَى اللَّهُ لَهَا أَنْ تَكُونَ إِلاَّ هِيَ كَائِنَةٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Mervân Muhammed b. Osmân el-Osmânî anlattı. (Dedi ki): Bize İbrâhîm b. Sa'd anlattı. (O) İbn Şihâb'dan, (o da) bana Ubeydullah b. Abdullah anlattı (dedi); (o da) Ebû Saîd el-Hudrî'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Bir adam, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e azil hakkında sordu. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Siz (bunu) yapıyor musunuz? Yapmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Çünkü Allah'ın (yaratılmasını) takdir ettiği hiçbir canlı yoktur ki, o mutlaka meydana gelecektir."

1927. Hadis

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا نَعْزِلُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَالْقُرْآنُ يَنْزِلُ ‏.‏

Bize Hârûn b. İshâk el-Hemdânî anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân anlattı. (O) Amr'dan, (o) Atâ'dan, (o da) Câbir'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Biz, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında, Kur'an inerken azil yapardık.

1928. Hadis

1929. Hadis

1930. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَنْهَى عَنْ نِكَاحَيْنِ أَنْ يَجْمَعَ الرَّجُلُ بَيْنَ الْمَرْأَةِ وَعَمَّتِهَا وَبَيْنَ الْمَرْأَةِ وَخَالَتِهَا ‏.‏

Bize Ebû Kurayb anlattı. (Dedi ki): Bize Abde b. Süleymân anlattı. (O) Muhammed b. İshâk'tan, (o) Ya'kûb b. Utbe'den, (o) Süleymân b. Yesâr'dan, (o da) Ebû Saîd el-Hudrî'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Ben, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i iki nikâhtan; kişinin kadın ile halasını ve kadın ile teyzesini bir arada (nikâhı altında) bulundurmasından nehyederken işittim.

1931. Hadis

حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ النَّهْشَلِيُّ، حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا وَلاَ عَلَى خَالَتِهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Cübâre b. el-Muğallis anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Bekr en-Nehşelî anlattı. (O da) bana Ebû Bekr b. Ebî Mûsâ anlattı. (O da) babasından (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadın, ne halasının ne de teyzesinin üzerine nikâhlanmaz."

1932. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةَ، رِفَاعَةَ الْقُرَظِيِّ جَاءَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ إِنِّي كُنْتُ عِنْدَ رِفَاعَةَ فَطَلَّقَنِي فَبَتَّ طَلاَقِي فَتَزَوَّجْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الزَّبِيرِ وَإِنَّ مَا مَعَهُ مِثْلُ هُدْبَةِ الثَّوْبِ ‏.‏ فَتَبَسَّمَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏ "‏ أَتُرِيدِينَ أَنْ تَرْجِعِي إِلَى رِفَاعَةَ لاَ حَتَّى تَذُوقِي عُسَيْلَتَهُ وَيَذُوقَ عُسَيْلَتَكِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. (O) Zührî'den, (o da) bana Urve haber verdi (dedi); (o da) Âişe'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Rifâa el-Kurazî'nin karısı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: "Ben Rifâa'nın nikâhı altındaydım. Beni boşadı ve boşamayı kesinleştirdi (üç talâkla boşadı). Sonra Abdurrahman b. ez-Zebîr ile evlendim. Ancak onun beraberindeki (cinsel organı) sadece elbise saçağı gibidir." Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem gülümsedi ve şöyle buyurdu: "Sen (tekrar) Rifâa'ya dönmek mi istiyorsun? (Hayır,) sen onun balcığından (zevkiden) tatmadıkça, o da senin balcığından tatmadıkça (olmaz/dönemezsin)."

1933. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَالِمَ بْنَ رَزِينٍ، يُحَدِّثُ عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الرَّجُلِ تَكُونُ لَهُ الْمَرْأَةُ فَيُطَلِّقُهَا فَيَتَزَوَّجُهَا رَجُلٌ فَيُطَلِّقُهَا قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا أَتَرْجِعُ إِلَى الأَوَّلِ قَالَ ‏ "‏ لاَ ‏.‏ حَتَّى يَذُوقَ الْعُسَيْلَةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. (Dedi ki): Bize Şu'be anlattı. (O) Alkame b. Mersed'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Ben Sâlim b. Rezîn'i, Sâlim b. Abdullah'tan, (o) Saîd b. el-Müseyyeb'den, (o da) İbn Ömer'den (naklettiğine göre); Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den, karısı olan ve onu (üç talâkla) boşayan, sonra o kadınla başka bir adamın evlendiği ve (bu ikinci adamın) kadınla zifafa girmeden onu boşadığı bir adam hakkında; (kadın) ilk kocasına dönebilir mi? (sorusu üzerine) şöyle buyurdu: "Hayır. (İkinci koca) balcıktan tatmadıkça (olmaz)."

1934. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، عَنْ زَمْعَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ وَهْرَامَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْمُحَلِّلَ وَالْمُحَلَّلَ لَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Âmir anlattı. (O) Zem'a b. Sâlih'ten, (o) Seleme b. Vehrâm'dan, (o) İkrime'den, (o da) İbn Abbâs'tan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, hülle yapan ve kendisi için hülle yapılan kimseyi lânetledi.

1935. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ الْبَخْتَرِيِّ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، وَمُجَالِدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْمُحَلِّلَ وَالْمُحَلَّلَ لَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmâîl b. el-Bahterî el-Vâsıtî anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Üsâme anlattı. (O) İbn Avn ve Mücâlid'den, (onlar) Şa'bî'den, (o) Hâris'ten, (o da) Ali'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, hülle yapan ve kendisi için hülle yapılan kimseyi lânetledi.

1936. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ بْنِ صَالِحٍ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ اللَّيْثَ بْنَ سَعْدٍ، يَقُولُ قَالَ لِي أَبُو مُصْعَبٍ مِشْرَحُ بْنُ هَاعَانَ قَالَ عُقْبَةُ بْنُ عَامِرٍ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِالتَّيْسِ الْمُسْتَعَارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ هُوَ الْمُحَلِّلُ لَعَنَ اللَّهُ الْمُحَلِّلَ وَالْمُحَلَّلَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Osmân b. Sâlih el-Mısrî anlattı. (Dedi ki): Bize babam anlattı. (O) dedi ki: Ben Leys b. Sa'd'ı şöyle derken işittim: Bana Ebû Mus'ab Mişrah b. Hâân dedi ki: Ukbe b. Âmir'in (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Size iğreti (ödünç alınmış) tekeyi haber vereyim mi?" (Sahâbîler): "Evet, ey Allah'ın Resûlü!" dediler. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "O, hülle yapandır. Allah, hülle yapana ve kendisi için hülle yapılana lânet etsin" buyurdu.

1937. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنِ الْحَجَّاجِ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَحْرُمُ مِنَ الرَّضَاعِ مَا يَحْرُمُ مِنَ النَّسَبِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Nümeyr anlattı. (O) Haccâc'dan, (o) Hakem'den, (o) Irâk b. Mâlik'ten, (o) Urve'den, (o da) Âişe'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Nesep (soy bağı) sebebiyle haram olanlar, süt (emme) sebebiyle de haram olur."

1938. Hadis

حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ قَالاَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أُرِيدَ عَلَى بِنْتِ حَمْزَةَ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهَا ابْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ وَإِنَّهُ يَحْرُمُ مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا يَحْرُمُ مِنَ النَّسَبِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade ve Ebû Bekr b. Hallâd anlattı. Dediler ki: Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı. (O) Saîd'den, (o) Katâde'den, (o) Câbir b. Zeyd'den, (o da) İbn Abbâs'tan (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, Hamza b. Abdilmuttalib'in kızıyla (evlenmesi) teklif edildi. Bunun üzerine (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "O, benim süt kardeşimin kızıdır. Nesep (soy bağı) sebebiyle haram olanlar, süt (emme) sebebiyle de haram olur."

1939. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ زَيْنَبَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ حَدَّثَتْهَا أَنَّهَا، قَالَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ انْكِحْ أُخْتِي عَزَّةَ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ أَتُحِبِّينَ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَلَسْتُ لَكَ بِمُخْلِيَةٍ وَأَحَقُّ مَنْ شَرِكَنِي فِي خَيْرٍ أُخْتِي ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ فَإِنَّ ذَلِكَ لاَ يَحِلُّ لِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَإِنَّا نَتَحَدَّثُ أَنَّكَ تُرِيدُ أَنْ تَنْكِحَ دُرَّةَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ بِنْتَ أُمِّ سَلَمَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ فَإِنَّهَا لَوْ لَمْ تَكُنْ رَبِيبَتِي فِي حِجْرِي مَا حَلَّتْ لِي إِنَّهَا ابْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ أَرْضَعَتْنِي وَأَبَاهَا ثُوَيْبَةُ فَلاَ تَعْرِضْنَ عَلَىَّ أَخَوَاتِكُنَّ وَلاَ بَنَاتِكُنَّ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh anlattı. (Dedi ki): Bize Leys b. Sa'd haber verdi. (O) Yezîd b. Ebî Habîb'den, (o) İbn Şihâb'dan, (o) Urve b. ez-Zübeyr'den (naklettiğine göre); Zeyneb bt. Ebî Seleme ona (Urve'ye), Ümmü Habîbe'nin kendisine şöyle anlattığını haber vermiştir: O (Ümmü Habîbe), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Kız kardeşim Azze ile evlen" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bunu ister misin?" diye sordu. O da: "Evet ey Allah'ın Resûlü! Ben senin (nikâhında) tek değilim. Hayırda bana ortak olmaya en lâyık kişi kız kardeşimdir" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu bana helâl olmaz" buyurdu. (Ümmü Habîbe) dedi ki: "Biz senin Durre bt. Ebî Seleme'yi nikâhlamak istediğini konuşuyoruz." (Resûlullah): "Ümmü Seleme'nin kızını mı?" diye sordu. (Ümmü Habîbe): "Evet" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şayet o benim terbiyem altındaki üvey kızım olmasaydı (bile) bana helâl olmazdı. (Çünkü) o benim süt kardeşimin kızıdır. Beni ve onun babasını Süveybe emzirdi. Bu sebeple bana kız kardeşlerinizi ve kızlarınızı teklif etmeyin." Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Nümeyr anlattı. (O) Hişâm b. Urve'den, (o) babasından, (o) Zeyneb bt. Ümmü Seleme'den, (o da) Ümmü Habîbe'den (naklettiğine göre); Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin benzerini (nakletti).

1940. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّ أُمَّ الْفَضْلِ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ تُحَرِّمُ الرَّضْعَةُ وَلاَ الرَّضْعَتَانِ أَوِ الْمَصَّةُ وَالْمَصَّتَانِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Bişr anlattı. (O) İbn Ebî Arûbe'den, (o) Katâde'den, (o) Ebu'l-Halîl'den, (o) Abdullah b. el-Hâris'ten, (o da) Ümmü'l-Fadl'dan (naklettiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir emiş veya iki emiş ya da bir soruş veya iki soruş (süt kardeşliği) haram kılmaz."

1941. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ خِدَاشٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ تُحَرِّمُ الْمَصَّةُ وَالْمَصَّتَانِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hâlid b. Hıdâş anlattı. (Dedi ki): Bize İbn Uleyye anlattı. (O) Eyyûb'dan, (o) İbn Ebî Müleyke'den, (o) Abdullah b. ez-Zübeyr'den, (o da) Âişe'den (naklettiğine göre); Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir soruş veya iki soruş (süt kardeşliği) haram kılmaz."

1942. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ بْنِ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ فِيمَا أَنْزَلَ اللَّهُ مِنَ الْقُرْآنِ ثُمَّ سَقَطَ لاَ يُحَرِّمُ إِلاَّ عَشْرُ رَضَعَاتٍ أَوْ خَمْسٌ مَعْلُومَاتٌ ‏.‏

Bize Abdulvâris b. Abdis-Samed b. Abdulvâris anlattı. (Dedi ki): Bize babam anlattı. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Seleme anlattı. (O) Abdurrahman b. el-Kâsım'dan, (o) babasından, (o) Amre'den, (o da) Âişe'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Allah'ın Kur'an'dan indirdiği (ayetler) arasında şu vardı, sonra neshedildi (hükmü kaldırıldı): "(Süt kardeşliği için) on emiş veya bilinen beş emişten başkası haram kılmaz."

1943. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ سَهْلَةُ بِنْتُ سُهَيْلٍ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَرَى فِي وَجْهِ أَبِي حُذَيْفَةَ الْكَرَاهِيَةَ مِنْ دُخُولِ سَالِمٍ عَلَىَّ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ أَرْضِعِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ كَيْفَ أُرْضِعُهُ وَهُوَ رَجُلٌ كَبِيرٌ فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَقَالَ ‏"‏ قَدْ عَلِمْتُ أَنَّهُ رَجُلٌ كَبِيرٌ ‏"‏ ‏.‏ فَفَعَلَتْ فَأَتَتِ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ مَا رَأَيْتُ فِي وَجْهِ أَبِي حُذَيْفَةَ شَيْئًا أَكْرَهُهُ بَعْدُ ‏.‏ وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. (O) Abdurrahman b. el-Kâsım'dan, (o) babasından, (o da) Âişe'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Sehle bt. Süheyl, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Ebû Huzeyfe'nin yüzünde, Sâlim'in yanıma girmesinden dolayı bir hoşnutsuzluk görüyorum" dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu emzir" buyurdu. (Sehle): "O büyük bir adam iken onu nasıl emzireyim?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gülümsedi ve: "Onun büyük bir adam olduğunu elbette biliyorum" buyurdu. (Sehle) bunu yaptı, sonra Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Artık Ebû Huzeyfe'nin yüzünde hoşlanmadığım bir şey görmedim" dedi. O (Sâlim), Bedir'e katılanlardandı.

1944. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، ‏.‏ وَعَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ نَزَلَتْ آيَةُ الرَّجْمِ وَرَضَاعَةُ الْكَبِيرِ عَشْرًا وَلَقَدْ كَانَ فِي صَحِيفَةٍ تَحْتَ سَرِيرِي فَلَمَّا مَاتَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَتَشَاغَلْنَا بِمَوْتِهِ دَخَلَ دَاجِنٌ فَأَكَلَهَا ‏.‏

Bize Ebû Seleme Yahyâ b. Halef anlattı. (Dedi ki): Bize Abdul'a'lâ anlattı. (O) Muhammed b. İshâk'tan, (o) Abdullah b. Ebî Bekr'den, (o) Amre'den, (o da) Âişe'den (nakletti). Ve (ayrıca) Abdurrahman b. el-Kâsım'dan, (o) babasından, (o da) Âişe'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: "Recm ayeti ve yetişkinin on defa emzirilmesi(nin süt kardeşliği oluşturacağı ayeti) inmişti. Bu (ayetler) yatağımın altındaki bir sayfada (yazılı) idi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edince ve biz onun ölümüyle meşgulken, evde beslenen bir hayvan (koyun/keçi) girdi ve o sayfayı yedi."

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.