İmamet Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

777. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَهَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ حُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَمَّا قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتِ الأَنْصَارُ مِنَّا أَمِيرٌ وَمِنْكُمْ أَمِيرٌ ‏.‏ فَأَتَاهُمْ عُمَرُ فَقَالَ أَلَسْتُمْ تَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أَمَرَ أَبَا بَكْرٍ أَنْ يُصَلِّيَ بِالنَّاسِ فَأَيُّكُمْ تَطِيبُ نَفْسُهُ أَنْ يَتَقَدَّمَ أَبَا بَكْرٍ قَالُوا نَعُوذُ بِاللَّهِ أَنْ نَتَقَدَّمَ أَبَا بَكْرٍ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhîm ve Hennâd b. es-Serî haber verdi; Hüseyin b. Ali'den; Zâide'den; Âsım'dan; Zirr'den; Abdullah'tan [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde Ensar: 'Bizden bir emir, sizden de bir emir olsun' dediler. Bunun üzerine Ömer onlara geldi ve dedi ki: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Ebu Bekir'e insanlara namaz kıldırmasını emrettiğini bilmiyor musunuz? Hanginizin nefsi Ebu Bekir'in önüne geçmeye razı olur?' Dediler ki: 'Ebu Bekir'in önüne geçmekten Allah'a sığınırız.'"

778. Hadis

أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ الْبَرَّاءِ، قَالَ أَخَّرَ زِيَادٌ الصَّلاَةَ فَأَتَانِي ابْنُ صَامِتٍ فَأَلْقَيْتُ لَهُ كُرْسِيًّا فَجَلَسَ عَلَيْهِ فَذَكَرْتُ لَهُ صُنْعَ زِيَادٍ فَعَضَّ عَلَى شَفَتَيْهِ وَضَرَبَ عَلَى فَخِذِي وَقَالَ إِنِّي سَأَلْتُ أَبَا ذَرٍّ كَمَا سَأَلْتَنِي فَضَرَبَ فَخِذِي كَمَا ضَرَبْتُ فَخِذَكَ وَقَالَ إِنِّي سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَمَا سَأَلْتَنِي فَضَرَبَ فَخِذِي كَمَا ضَرَبْتُ فَخِذَكَ فَقَالَ عَلَيْهِ الصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ ‏ "‏ صَلِّ الصَّلاَةَ لِوَقْتِهَا فَإِنْ أَدْرَكْتَ مَعَهُمْ فَصَلِّ وَلاَ تَقُلْ إِنِّي صَلَّيْتُ فَلاَ أُصَلِّي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ziyâd b. Eyyûb haber verdi; dedi ki: Bize İsmâil İbn Uleyye anlattı; dedi ki: Bize Eyyûb anlattı; Ebu'l-Âliye el-Berrâ'dan [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Ziyâd namazı geciktirdi. İbn Sâmit yanıma geldi; ben de ona bir kürsü (sandalye) koydum ve üzerine oturdu. Ona Ziyâd'ın yaptığını anlattım. Bunun üzerine dudaklarını ısırdı ve uyluğuma vurdu ve dedi ki: 'Senin bana sorduğun gibi ben de Ebu Zer'e sordum; senin uyluğuna vurduğum gibi o da benim uyluğuma vurdu ve dedi ki: Senin bana sorduğun gibi ben de Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordum; senin uyluğuna vurduğum gibi o da benim uyluğuma vurdu ve şöyle buyurdu: 'Namazı vaktinde kıl. Eğer onlarla birlikte [namaza] yetişirsen [yine] kıl ve sakın "Ben namazı kıldım, artık kılmam" deme.'"

779. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَعَلَّكُمْ سَتُدْرِكُونَ أَقْوَامًا يُصَلُّونَ الصَّلاَةَ لِغَيْرِ وَقْتِهَا فَإِنْ أَدْرَكْتُمُوهُمْ فَصَلُّوا الصَّلاَةَ لِوَقْتِهَا وَصَلُّوا مَعَهُمْ وَاجْعَلُوهَا سُبْحَةً ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Bekir b. Ayyâş anlattı; Âsım'dan; Zirr'den; Abdullah'tan [nakledildiğine göre]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Belki de siz, namazı vakti dışında kılan kavimlere yetişirsiniz. Eğer onlara yetişirseniz, namazı vaktinde kılın; onlarla da kılın ve onu (onlarla kıldığınızı) nafile sayın."

780. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ أَنْبَأَنَا فُضَيْلُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَجَاءٍ، عَنْ أَوْسِ بْنِ ضَمْعَجٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَؤُمُّ الْقَوْمَ أَقْرَؤُهُمْ لِكِتَابِ اللَّهِ فَإِنْ كَانُوا فِي الْقِرَاءَةِ سَوَاءً فَأَقْدَمُهُمْ فِي الْهِجْرَةِ فَإِنْ كَانُوا فِي الْهِجْرَةِ سَوَاءً فَأَعْلَمُهُمْ بِالسُّنَّةِ فَإِنْ كَانُوا فِي السُّنَّةِ سَوَاءً فَأَقْدَمُهُمْ سِنًّا وَلاَ تَؤُمَّ الرَّجُلَ فِي سُلْطَانِهِ وَلاَ تَقْعُدْ عَلَى تَكْرِمَتِهِ إِلاَّ أَنْ يَأْذَنَ لَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Fudayl b. Iyâd haber verdi; A'meş'ten; İsmâil b. Recâ'dan; Evs b. Dam'ec'den; Ebu Mes'ûd'dan [nakledildiğine göre]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kavme, Allah'ın Kitabı'nı en çok okuyanları imamlık yapsın. Eğer okuyuşta (kıraatte) eşit iseler, hicrette en önce olanları; eğer hicrette eşit iseler, Sünnet'i en iyi bilenleri; eğer Sünnet'te eşit iseler, yaşça en büyük olanları [imamlık yapsın]. Kişiye kendi hükümranlığı içinde imamlık yapma ve izni olmadıkça onun şerefli köşesine oturma."

781. Hadis

أَخْبَرَنَا حَاجِبُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْمَنْبِجِيُّ، عَنْ وَكِيعٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَابْنُ عَمٍّ لِي - وَقَالَ مَرَّةً أَنَا وَصَاحِبٌ لِي - فَقَالَ ‏ "‏ إِذَا سَافَرْتُمَا فَأَذِّنَا وَأَقِيمَا وَلْيَؤُمَّكُمَا أَكْبَرُكُمَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Hâcib b. Süleyman el-Menbicî haber verdi; Vekî'den; Sufyân'dan; Hâlid el-Hazzâ'dan; Ebu Kılâbe'den; Mâlik b. Huveyris'ten [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Ben ve amcamın oğlu -bir keresinde de: ben ve bir arkadaşım, dedi- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldik. [Resûlullah] şöyle buyurdu: 'Sefere çıktığınızda ezan okuyun, kamet getirin ve en büyüğünüz size imamlık yapsın.'"

782. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا كَانُوا ثَلاَثَةً فَلْيَؤُمَّهُمْ أَحَدُهُمْ وَأَحَقُّهُمْ بِالإِمَامَةِ أَقْرَؤُهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; Yahyâ'dan; Hişâm'dan; dedi ki: Bize Katâde anlattı; Ebu Nadra'dan; Ebu Saîd'den [nakledildiğine göre]; Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Üç kişi olduklarında, içlerinden biri onlara imamlık yapsın. İmamlığa en layık olanları, en çok okuyanlarıdır."

783. Hadis

أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ التَّيْمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَجَاءٍ، عَنْ أَوْسِ بْنِ ضَمْعَجٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يُؤَمُّ الرَّجُلُ فِي سُلْطَانِهِ وَلاَ يُجْلَسُ عَلَى تَكْرِمَتِهِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbrâhîm b. Muhammed et-Teymî haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; Şu'be'den; İsmâil b. Recâ'dan; Evs b. Dam'ec'den; Ebu Mes'ûd'dan [nakledildiğine göre]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kişiye kendi hükümranlığı içinde imamlık yapılmaz ve izni olmaksızın şerefli köşesine oturulmaz."

784. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَلَغَهُ أَنَّ بَنِي عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ كَانَ بَيْنَهُمْ شَىْءٌ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيُصْلِحَ بَيْنَهُمْ فِي أُنَاسٍ مَعَهُ فَحُبِسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَحَانَتِ الأُولَى فَجَاءَ بِلاَلٌ إِلَى أَبِي بَكْرٍ فَقَالَ يَا أَبَا بَكْرٍ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ حُبِسَ وَقَدْ حَانَتِ الصَّلاَةُ فَهَلْ لَكَ أَنْ تَؤُمَّ النَّاسَ قَالَ نَعَمْ إِنْ شِئْتَ ‏.‏ فَأَقَامَ بِلاَلٌ وَتَقَدَّمَ أَبُو بَكْرٍ فَكَبَّرَ بِالنَّاسِ وَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْشِي فِي الصُّفُوفِ حَتَّى قَامَ فِي الصَّفِّ وَأَخَذَ النَّاسُ فِي التَّصْفِيقِ وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ لاَ يَلْتَفِتُ فِي صَلاَتِهِ فَلَمَّا أَكْثَرَ النَّاسُ الْتَفَتَ فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَشَارَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُهُ أَنْ يُصَلِّيَ فَرَفَعَ أَبُو بَكْرٍ يَدَيْهِ فَحَمِدَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَرَجَعَ الْقَهْقَرَى وَرَاءَهُ حَتَّى قَامَ فِي الصَّفِّ فَتَقَدَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى بِالنَّاسِ فَلَمَّا فَرَغَ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ فَقَالَ ‏ "‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ مَا لَكُمْ حِينَ نَابَكُمْ شَىْءٌ فِي الصَّلاَةِ أَخَذْتُمْ فِي التَّصْفِيقِ إِنَّمَا التَّصْفِيقُ لِلنِّسَاءِ مَنْ نَابَهُ شَىْءٌ فِي صَلاَتِهِ فَلْيَقُلْ سُبْحَانَ اللَّهِ فَإِنَّهُ لاَ يَسْمَعُهُ أَحَدٌ حِينَ يَقُولُ سُبْحَانَ اللَّهِ إِلاَّ الْتَفَتَ إِلَيْهِ يَا أَبَا بَكْرٍ مَا مَنَعَكَ أَنْ تُصَلِّيَ لِلنَّاسِ حِينَ أَشَرْتُ إِلَيْكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ مَا كَانَ يَنْبَغِي لاِبْنِ أَبِي قُحَافَةَ أَنْ يُصَلِّيَ بَيْنَ يَدَىْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Yakub -ki İbn Abdurrahman'dır- anlattı; Ebu Hâzim'den; Sehl b. Sa'd'den [nakledildiğine göre]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, Benî Amr b. Avf arasında bir olay olduğu haberi ulaştı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanındaki bazı insanlarla birlikte onların arasını düzeltmek için (oraya) çıktı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (orada) alıkonuldu ve ilk namaz vakti geldi. Bilâl, Ebu Bekir'e geldi ve: "Ey Ebu Bekir! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gecikti, namaz vakti de girdi. İnsanlara imamlık yapar mısın?" dedi. O da: "Evet, dilersen" dedi. Bilâl kamet getirdi ve Ebu Bekir öne geçip insanlarla tekbir getirdi. [Bu sırada] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem saflar arasında yürüyerek geldi ve safta durdu. İnsanlar el çırpmaya başladılar. Ebu Bekir namazında (sağa sola) dönüp bakmazdı. İnsanlar [el çırpmayı] çoğaltınca döndü ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona, namazı kıldırmasını emrederek işaret etti. Ebu Bekir ellerini kaldırdı, Allah azze ve celle'ye hamdetti ve safta duruncaya kadar arka arkaya çekildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öne geçti ve insanlara namaz kıldırdı. [Namazdan] ayrılınca insanlara yöneldi ve şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Size ne oluyor ki namazda başınıza bir iş geldiğinde el çırpmaya başlıyorsunuz? El çırpmak ancak kadınlar içindir. Namazında başına bir iş gelen kimse 'Subhânallah' desin. Çünkü hiç kimse yoktur ki onun 'Subhânallah' dediğini duysun da ona dönüp bakmasın. Ey Ebu Bekir! Sana işaret ettiğim zaman insanlara namaz kıldırmaktan seni alıkoyan neydi?" Ebu Bekir dedi ki: "Ebu Kuhâfe'nin oğluna, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in önünde namaz kıldırmak yaraşmazdı."

785. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ آخِرُ صَلاَةٍ صَلاَّهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَ الْقَوْمِ صَلَّى فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ مُتَوَشِّحًا خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize İsmâil anlattı; dedi ki: Bize Humeyd anlattı; Enes'ten [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in cemaatle kıldığı son namazı, Ebu Bekir'in arkasında, tek bir elbise içinde ve ona bürünmüş (tavşih yapmış) halde kılmıştır."

786. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ عِيسَى، - صَاحِبُ الْبُصْرَى - قَالَ سَمِعْتُ شُعْبَةَ، يَذْكُرُ عَنْ نُعَيْمِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، صَلَّى لِلنَّاسِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الصَّفِّ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsenna haber verdi; dedi ki: Bize Bekr b. Îsâ -Busra sahibi- anlattı; dedi ki: Şu'be'yi, Nuaym b. Ebi Hind'den; Ebu Vâil'den; Mesrûk'tan; Âişe radıyallahu anhâ'dan zikrederken işittim: "Ebu Bekir insanlara namaz kıldırdı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de saftaydı."

787. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ أَبَانَ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا بُدَيْلُ بْنُ مَيْسَرَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَطِيَّةَ، مَوْلًى لَنَا عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا زَارَ أَحَدُكُمْ قَوْمًا فَلاَ يُصَلِّيَنَّ بِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Ebân b. Yezîd'den; dedi ki: Bize Büdeyl b. Meysere anlattı; dedi ki: Bize mevlamız Ebu Atiyye anlattı; Mâlik b. Huveyris'ten [nakledildiğine göre]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Biriniz bir kavmi ziyaret ederse, sakın onlara imamlık yapmasın."

788. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، ‏.‏ أَنَّ عِتْبَانَ بْنَ مَالِكٍ، كَانَ يَؤُمُّ قَوْمَهُ وَهُوَ أَعْمَى وَأَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنَّهَا تَكُونُ الظُّلْمَةُ وَالْمَطَرُ وَالسَّيْلُ وَأَنَا رَجُلٌ ضَرِيرُ الْبَصَرِ فَصَلِّ يَا رَسُولَ اللَّهِ فِي بَيْتِي مَكَانًا أَتَّخِذُهُ مُصَلًّى ‏.‏ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ أَيْنَ تُحِبُّ أَنْ أُصَلِّيَ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ فَأَشَارَ إِلَى مَكَانٍ مِنَ الْبَيْتِ فَصَلَّى فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Harun b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik anlattı. (H) Yine bize Hâris b. Miskîn, -okunanı dinleyerek- haber verdi; -lafız ona aittir-; İbn Kâsım'dan; dedi ki: Bana Mâlik anlattı; İbn Şihâb'dan; Mahmûd b. Rebî'den [nakledildiğine göre]; Itbân b. Mâlik, kör olduğu halde kavmine imamlık yapıyordu. O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e şöyle dedi: "Karanlık, yağmur ve sel oluyor. Ben ise gözleri görmeyen bir adamım. Ey Allah'ın Resûlü! Evimde, namazgâh edineceğim bir yerde namaz kıl." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve: "Senin için nerede namaz kılmamı seversin?" dedi. [Itbân] evden bir yeri işaret etti; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem orada namaz kıldı.

789. Hadis

أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَسْرُوقِيُّ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ سَلِمَةَ الْجَرْمِيُّ، قَالَ كَانَ يَمُرُّ عَلَيْنَا الرُّكْبَانُ فَنَتَعَلَّمُ مِنْهُمُ الْقُرْآنَ فَأَتَى أَبِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ لِيَؤُمَّكُمْ أَكْثَرُكُمْ قُرْآنًا ‏"‏ ‏.‏ فَجَاءَ أَبِي فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ لِيَؤُمَّكُمْ أَكْثَرُكُمْ قُرْآنًا ‏"‏ ‏.‏ فَنَظَرُوا فَكُنْتُ أَكْثَرَهُمْ قُرْآنًا فَكُنْتُ أَؤُمُّهُمْ وَأَنَا ابْنُ ثَمَانِ سِنِينَ ‏.‏

Bize Musa b. Abdurrahman el-Mesrûkî haber verdi; Bize Hüseyin b. Ali anlattı; Zâide'den; Sufyân'dan; Eyyûb'dan; dedi ki: Bana Amr b. Selime el-Cermî anlattı; dedi ki: "Bize binekli yolcular uğrardı, biz de onlardan Kuran öğrenirdik. Babam Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. [Peygamber] şöyle buyurdu: 'İçinizde en çok Kuran bileniniz size imamlık yapsın.' Babam geldi ve dedi ki: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: İçinizde en çok Kuran bileniniz size imamlık yapsın, buyurdu.' Bunun üzerine baktılar; ben onların en çok Kuran bilenleriydim. Ben sekiz yaşında bir çocukken onlara imamlık yapıyordum."

790. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، وَحَجَّاجُ بْنُ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا نُودِيَ لِلصَّلاَةِ فَلاَ تَقُومُوا حَتَّى تَرَوْنِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize Hüşeym anlattı; Hişâm b. Ebi Abdullah ve Haccâc b. Ebi Osman'dan; Yahyâ b. Ebi Kesîr'den; Abdullah b. Ebi Katâde'den; babasından [nakledildiğine göre]; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Namaza (kametle) çağrıldığı zaman, beni görmedikçe ayağa kalkmayın."

791. Hadis

أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَجِيٌّ لِرَجُلٍ فَمَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ حَتَّى نَامَ الْقَوْمُ ‏.‏

Bize Ziyâd b. Eyyûb haber verdi; dedi ki: Bize İsmâil anlattı; dedi ki: Bize Abdulaziz anlattı; Enes'ten [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Namaz için kamet getirildi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ise bir adamla gizlice konuşuyordu. Öyle ki, insanlar (beklemekten) uyuyuncaya kadar namaza kalkmadı."

792. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، وَالْوَلِيدُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَصَفَّ النَّاسُ صُفُوفَهُمْ وَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى إِذَا قَامَ فِي مُصَلاَّهُ ذَكَرَ أَنَّهُ لَمْ يَغْتَسِلْ فَقَالَ لِلنَّاسِ ‏ "‏ مَكَانَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ رَجَعَ إِلَى بَيْتِهِ فَخَرَجَ عَلَيْنَا يَنْطِفُ رَأْسُهُ فَاغْتَسَلَ وَنَحْنُ صُفُوفٌ ‏.‏

Bize Amr b. Osman b. Saîd b. Kesîr haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Harb anlattı; Zübeydî'den; Zührî'den. (H) Yine Velîd; Evzâî'den; Zührî'den; Ebu Seleme'den; Ebu Hureyre'den [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Namaz için kamet getirildi, insanlar saflarını düzettiler ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem çıktı. Namazgâhında durduğu zaman gusletmediğini (cünüp olduğunu) hatırladı ve insanlara: 'Yerinizde kalın' dedi. Sonra evine döndü. [Daha sonra] gusletmiş olarak, başından sular damlarken yanımıza çıktı. Biz saflar halinde [bekliyorduk]."

793. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ، ثُمَّ ذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، قَالَ سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ كَانَ قِتَالٌ بَيْنَ بَنِي عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ أَتَاهُمْ لِيُصْلِحَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ قَالَ لِبِلاَلٍ ‏"‏ يَا بِلاَلُ إِذَا حَضَرَ الْعَصْرُ وَلَمْ آتِ فَمُرْ أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا حَضَرَتْ أَذَّنَ بِلاَلٌ ثُمَّ أَقَامَ فَقَالَ لأَبِي بَكْرٍ رضى الله عنه تَقَدَّمْ ‏.‏ فَتَقَدَّمَ أَبُو بَكْرٍ فَدَخَلَ فِي الصَّلاَةِ ثُمَّ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَعَلَ يَشُقُّ النَّاسَ حَتَّى قَامَ خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ وَصَفَّحَ الْقَوْمُ وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ إِذَا دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ لَمْ يَلْتَفِتْ فَلَمَّا رَأَى أَبُو بَكْرٍ التَّصْفِيحَ لاَ يُمْسَكُ عَنْهُ الْتَفَتَ فَأَوْمَأَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ فَحَمِدَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ عَلَى قَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَهُ امْضِهْ ثُمَّ مَشَى أَبُو بَكْرٍ الْقَهْقَرَى عَلَى عَقِبَيْهِ فَتَأَخَّرَ فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَقَدَّمَ فَصَلَّى بِالنَّاسِ فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ قَالَ ‏"‏ يَا أَبَا بَكْرٍ مَا مَنَعَكَ إِذْ أَوْمَأْتُ إِلَيْكَ أَنْ لاَ تَكُونَ مَضَيْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَمْ يَكُنْ لاِبْنِ أَبِي قُحَافَةَ أَنْ يَؤُمَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَقَالَ لِلنَّاسِ ‏"‏ إِذَا نَابَكُمْ شَىْءٌ فَلْيُسَبِّحِ الرِّجَالُ وَلْيُصَفِّحِ النِّسَاءُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde haber verdi; Hammâd b. Zeyd'den; -sonra manasını ifade eden bir kelime zikretti-; dedi ki: Bize Ebu Hâzim anlattı; Sehl b. Sa'd dedi ki: "Benî Amr b. Avf arasında bir kavga vardı. Bu durum Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaştı. Öğle namazını kıldı, sonra onların arasını düzeltmek için yanlarına gitti. Sonra Bilâl'e: 'Ey Bilâl! İkindi vakti girer de ben gelmemiş olursam, Ebu Bekir'e söyle insanlara namaz kıldırsın' dedi. Vakit girince Bilâl ezan okudu, sonra kamet getirdi ve Ebu Bekir radıyallahu anh'a: 'Öne geç' dedi. Ebu Bekir öne geçti ve namaza girdi. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geldi; Ebu Bekir'in arkasında duruncaya kadar insanların arasını yarıp geçmeye başladı. Topluluk el çırptı. Ebu Bekir namaza girdiği zaman (sağa sola) dönüp bakmazdı. Ebu Bekir, el çırpmanın kesilmeyip devam ettiğini görünce döndü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona eliyle işaret etti. [Ebu Bekir], Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kendisine 'devam et' sözü üzerine Allah azze ve celle'ye hamdetti. Sonra Ebu Bekir ökçeleri üzerine yürüyerek geri çekildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu görünce öne geçti ve insanlara namaz kıldırdı. Namazını bitirince şöyle buyurdu: 'Ey Ebu Bekir! Sana işaret ettiğim zaman, devam etmekten seni alıkoyan neydi?' [Ebu Bekir] dedi ki: 'Ebu Kuhâfe'nin oğluna, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e imamlık yapmak yakışmazdı.' [Peygamber] insanlara da şöyle buyurdu: 'Başınıza bir iş geldiği zaman erkekler tesbih etsin, kadınlar da el çırpsın.'"

794. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَقَطَ مِنْ فَرَسٍ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ فَدَخَلُوا عَلَيْهِ يَعُودُونَهُ فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا وَإِذَا سَجَدَ فَاسْجُدُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî haber verdi; İbn Uyeyne'den; Zührî'den; Enes'ten [nakledildiğine göre]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir attan sağ yanı üzerine düştü. [İnsanlar] onu ziyaret etmek için yanına girdiler. Namaz vakti geldi. Namazı bitirince şöyle buyurdu: "İmam ancak kendisine uyulmak için tayin edilmiştir. O halde o rüku ettiği zaman rüku edin, kaldırdığı zaman kaldırın, secde ettiği zaman secde edin ve 'Semiallahu limen hamideh' dediği zaman 'Rabbena leke'l-hamd' deyin."

795. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى فِي أَصْحَابِهِ تَأَخُّرًا فَقَالَ ‏ "‏ تَقَدَّمُوا فَأْتَمُّوا بِي وَلْيَأْتَمَّ بِكُمْ مَنْ بَعْدَكُمْ وَلاَ يَزَالُ قَوْمٌ يَتَأَخَّرُونَ حَتَّى يُؤَخِّرَهُمُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Mübârek haber verdi; Cafer b. Hayyân'dan; Ebu Nadra'dan; Ebu Saîd el-Hudrî'den [nakledildiğine göre]; Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ashabında bir geri kalma (geride durma) gördü ve şöyle buyurdu: "Öne geçin ve bana uyun. Sizden sonrakiler de size uysunlar. Bir kavim geri kalmaya devam ederse, sonunda Allah azze ve celle de onları geri bırakır."

796. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Cüreyrî'den; Ebu Nadra'dan; [bir önceki hadisin] benzerini [rivayet etmiştir].

797. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو دَاوُدَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، قَالَ سَمِعْتُ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يُحَدِّثُ عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ أَبَا بَكْرٍ أَنْ يُصَلِّيَ بِالنَّاسِ قَالَتْ وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ يَدَىْ أَبِي بَكْرٍ فَصَلَّى قَاعِدًا وَأَبُو بَكْرٍ يُصَلِّي بِالنَّاسِ وَالنَّاسُ خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân haber verdi; dedi ki: Bana Ebu Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu'be haber verdi; Musa b. Ebi Âişe'den; dedi ki: Ubeydullah b. Abdullah'ı, Âişe radıyallahu anhâ'dan [hadis] anlatırken işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebu Bekir'e insanlara namaz kıldırmasını emretti." (Âişe) dedi ki: "Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem (namaza sonradan gelince), Ebu Bekir'in önünde durdu ve oturarak namaz kıldı. Ebu Bekir de insanlara namaz kıldırıyordu. İnsanlar da Ebu Bekir'in arkasındaydı."

798. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ فَضَالَةَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ يَحْيَى - قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حُمَيْدٍ الرُّؤَاسِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ وَأَبُو بَكْرٍ خَلْفَهُ فَإِذَا كَبَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَبَّرَ أَبُو بَكْرٍ يُسْمِعُنَا ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Fadâle b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ -yani İbn Yahyâ- anlattı; dedi ki: Bize Humeyd b. Abdurrahman b. Humeyd er-Ruâsî anlattı; babasından; Ebu'z-Zübeyr'den; Câbir'den [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize öğle namazını kıldırdı; Ebu Bekir de arkasındaydı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tekbir getirdiği zaman, Ebu Bekir de bize duyurmak için tekbir getiriyordu."

799. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْكُوفِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ فُضَيْلٍ، عَنْ هَارُونَ بْنِ عَنْتَرَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَعَلْقَمَةَ، قَالاَ دَخَلْنَا عَلَى عَبْدِ اللَّهِ نِصْفَ النَّهَارِ فَقَالَ إِنَّهُ سَيَكُونُ أُمَرَاءُ يَشْتَغِلُونَ عَنْ وَقْتِ الصَّلاَةَ فَصَلُّوا لِوَقْتِهَا ‏.‏ ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى بَيْنِي وَبَيْنَهُ فَقَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَلَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ubeyd el-Kûfî haber verdi; Muhammed b. Fudayl'dan; Hârûn b. Antere'den; Abdurrahman b. Esved'den; Esved ve Alkame'den [nakledildiğine göre]; dediler ki: "Günün ortasında Abdullah'ın yanına girdik. Şöyle dedi: 'İleride namaz vaktinden meşgul olup (namazı geciktirecek) emirler olacak. Siz namazı vaktinde kılın.' Sonra kalktı; benimle onun (diğer arkadaşın) arasında namaz kıldı ve: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in böyle yaptığını gördüm' dedi."

800. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَفْلَحُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بُرَيْدَةُ بْنُ سُفْيَانَ بْنِ فَرْوَةَ الأَسْلَمِيُّ، عَنْ غُلاَمٍ، لِجَدِّهِ يُقَالُ لَهُ مَسْعُودٌ فَقَالَ مَرَّ بِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ فَقَالَ لِي أَبُو بَكْرٍ يَا مَسْعُودُ ائْتِ أَبَا تَمِيمٍ - يَعْنِي مَوْلاَهُ - فَقُلْ لَهُ يَحْمِلْنَا عَلَى بَعِيرٍ وَيَبْعَثْ إِلَيْنَا بِزَادٍ وَدَلِيلٍ يَدُلُّنَا ‏.‏ فَجِئْتُ إِلَى مَوْلاَىَ فَأَخْبَرْتُهُ فَبَعَثَ مَعِي بِبَعِيرٍ وَوَطْبٍ مِنْ لَبَنٍ فَجَعَلْتُ آخُذُ بِهِمْ فِي إِخْفَاءِ الطَّرِيقِ وَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي وَقَامَ أَبُو بَكْرٍ عَنْ يَمِينِهِ وَقَدْ عَرَفْتُ الإِسْلاَمَ وَأَنَا مَعَهُمَا فَجِئْتُ فَقُمْتُ خَلْفَهُمَا فَدَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَدْرِ أَبِي بَكْرٍ فَقُمْنَا خَلْفَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ بُرَيْدَةُ هَذَا لَيْسَ بِالْقَوِيِّ فِي الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Abde b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Bize Zeyd b. Hubâb anlattı; dedi ki: Bize Efleh b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Büreyde b. Sufyân b. Ferve el-Eslemî anlattı; dedesinin -Mes'ûd denilen- bir kölesinden; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve Ebu Bekir bana uğradılar. Ebu Bekir bana: 'Ey Mes'ûd! Ebu Temîm'e -yani efendisine- git ve ona; bizi bir deveye bindirmesini, bize azık ve yol gösterecek bir rehber göndermesini söyle' dedi. Efendime gelip ona haber verdim. O da benimle bir deve ve sütten bir kırba gönderdi. Onları gizli bir yoldan götürmeye başladım. Namaz vakti geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz kılmak için durdu; Ebu Bekir de sağ tarafında durdu. Ben de onlarla birlikteyken İslam'ı tanımıştım. Gelip arkalarında durdum. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ebu Bekir'in göğsünden itti ve böylece biz onun arkasında durduk." Ebu Abdurrahman dedi ki: "Bu Büreyde hadiste kavi değildir."

801. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ جَدَّتَهُ، مُلَيْكَةَ دَعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ قَدْ صَنَعَتْهُ لَهُ فَأَكَلَ مِنْهُ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ قُومُوا فَلأُصَلِّيَ لَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ فَقُمْتُ إِلَى حَصِيرٍ لَنَا قَدِ اسْوَدَّ مِنْ طُولِ مَا لُبِسَ فَنَضَحْتُهُ بِمَاءٍ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَصَفَفْتُ أَنَا وَالْيَتِيمُ وَرَاءَهُ وَالْعَجُوزُ مِنْ وَرَائِنَا فَصَلَّى لَنَا رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ انْصَرَفَ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd haber verdi; Mâlik'ten; İshâk b. Abdullah b. Ebi Talha'dan; Enes b. Mâlik'ten [nakledildiğine göre]; Ninesi Müleyke, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i kendisi için hazırladığı bir yemeğe davet etti. [Resûlullah] ondan yedi, sonra: "Kalkın, size namaz kıldırayım" buyurdu. Enes dedi ki: "Uzun süre kullanılmaktan kararmış olan bir hasırımıza doğru kalktım ve onu su ile çiseledim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem durdu; ben ve yetim onun arkasında saf olduk, yaşlı kadın da bizim arkamızda durdu. Bize iki rekat namaz kıldırdı, sonra ayrıldı."

802. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ دَخَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَا هُوَ إِلاَّ أَنَا وَأُمِّي وَالْيَتِيمُ وَأُمُّ حَرَامٍ خَالَتِي فَقَالَ ‏ "‏ قُومُوا فَلأُصَلِّيَ بِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فِي غَيْرِ وَقْتِ صَلاَةٍ - قَالَ - فَصَلَّى بِنَا ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Mübârek haber verdi; Süleyman b. Muğîre'den; Sâbit'ten; Enes'ten [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza girdi. [Evde] sadece ben, annem, yetim ve teyzem Ümmü Haram'dan başkası yoktu. [Resûlullah] buyurdu ki: 'Kalkın size namaz kıldırayım.' (Enes) dedi ki: Namaz vakti dışındaydı. -Dedi ki-: Bize namaz kıldırdı."

803. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُخْتَارٍ، يُحَدِّثُ عَنْ مُوسَى بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّهُ كَانَ هُوَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأُمُّهُ وَخَالَتُهُ فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَعَلَ أَنَسًا عَنْ يَمِينِهِ وَأُمَّهُ وَخَالَتَهُ خَلْفَهُمَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; dedi ki: Abdullah b. Muhtar'ı, Musa b. Enes'ten; Enes'ten [hadis] anlatırken işittim: "O (Enes), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, annesi ve teyzesi [bir arada] idiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz kıldı; Enes'i sağına, annesini ve teyzesini de onların arkasına aldı."

804. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي زِيَادٌ، أَنَّ قَزَعَةَ، مَوْلًى لِعَبْدِ قَيْسٍ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عِكْرِمَةَ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ صَلَّيْتُ إِلَى جَنْبِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَعَائِشَةُ خَلْفَنَا تُصَلِّي مَعَنَا وَأَنَا إِلَى جَنْبِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أُصَلِّي مَعَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmâil b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Haccâc anlattı; dedi ki: İbn Cureyc dedi ki: Bana Ziyâd haber verdi; Abdülkays'ın mevlası Kaza'a ona haber vermiş; o da İbn Abbâs'ın mevlası İkrime'yi şöyle derken işitmiş; İbn Abbâs dedi ki: "Ben Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında namaz kıldım. Âişe de arkamızda bizimle namaz kılıyordu. Ben de Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında onunla namaz kılıyordum."

805. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُخْتَارِ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ صَلَّى بِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبِامْرَأَةٍ مِنْ أَهْلِي فَأَقَامَنِي عَنْ يَمِينِهِ وَالْمَرْأَةُ خَلْفَنَا ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Abdullah b. Muhtar'dan; Musa b. Enes'ten; Enes'ten [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bana ve ailemden bir kadına namaz kıldırdı. Beni sağına aldı, kadın da arkamızdaydı."

806. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بِتُّ عِنْدَ خَالَتِي مَيْمُونَةَ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ فَقُمْتُ عَنْ شِمَالِهِ فَقَالَ بِي هَكَذَا فَأَخَذَ بِرَأْسِي فَأَقَامَنِي عَنْ يَمِينِهِ ‏.‏

Bize Yakub b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı; Eyyûb'dan; Abdullah b. Saîd b. Cübeyr'den; babasından; İbn Abbâs'tan [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Teyzem Meymûne'nin yanında geceledim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gece namaz kılmak için kalktı. Ben de soluna durdum. Bana şöyle yaptı -başımı tuttu- ve beni sağına geçirdi."

807. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُ مَنَاكِبَنَا فِي الصَّلاَةِ وَيَقُولُ ‏ "‏ لاَ تَخْتَلِفُوا فَتَخْتَلِفَ قُلُوبُكُمْ لِيَلِيَنِّي مِنْكُمْ أُولُو الأَحْلاَمِ وَالنُّهَى ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو مَسْعُودٍ فَأَنْتُمُ الْيَوْمَ أَشَدُّ اخْتِلاَفًا ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَبُو مَعْمَرٍ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَخْبَرَةَ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî haber verdi; Ebu Muâviye'den; A'meş'ten; Umâre b. Umeyr'den; Ebu Ma'mer'den; Ebu Mes'ûd'dan [nakledildiğine göre]; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazda omuzlarımıza dokunur ve şöyle buyururdu: 'Saflarda ihtilaf etmeyin, yoksa kalpleriniz de ihtilaf eder. Benim hemen yakınımda içinizden akıl ve olgunluk sahipleri dursun. Sonra onları takip edenler, sonra da onları takip edenler dursun.'" Ebu Mes'ûd dedi ki: "Bugün siz, ihtilafı en şiddetli olanlarsınız." Ebu Abdurrahman dedi ki: "Ebu Ma'mer'in ismi Abdullah b. Sahbera'dır."

808. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ عَلِيِّ بْنِ مُقَدَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ أَخْبَرَنِي التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عَبَّادٍ، قَالَ بَيْنَا أَنَا فِي الْمَسْجِدِ، فِي الصَّفِّ الْمُقَدَّمِ فَجَبَذَنِي رَجُلٌ مِنْ خَلْفِي جَبْذَةً فَنَحَّانِي وَقَامَ مَقَامِي فَوَاللَّهِ مَا عَقَلْتُ صَلاَتِي فَلَمَّا انْصَرَفَ فَإِذَا هُوَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ فَقَالَ يَا فَتَى لاَ يَسُؤْكَ اللَّهُ إِنَّ هَذَا عَهْدٌ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَيْنَا أَنْ نَلِيَهُ ثُمَّ اسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ فَقَالَ هَلَكَ أَهْلُ الْعُقَدِ وَرَبِّ الْكَعْبَةِ ثَلاَثًا ثُمَّ قَالَ وَاللَّهِ مَا عَلَيْهِمْ آسَى وَلَكِنْ آسَى عَلَى مَنْ أَضَلُّوا ‏.‏ قُلْتُ يَا أَبَا يَعْقُوبَ مَا يَعْنِي بِأَهْلِ الْعُقَدِ قَالَ الأُمَرَاءُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ömer b. Ali b. Mukaddem haber verdi; dedi ki: Bize Yusuf b. Yakub anlattı; dedi ki: Bana Teymî haber verdi; Ebû Miclez'den; Kays b. Abbâd'dan; dedi ki: "Ben mescitte, ilk safta iken arkamdan bir adam beni sertçe çekti ve uzaklaştırıp yerime geçti. Vallahi [şaşkınlıktan] namazımı idrak edemedim. Namazı bitirince [baktım ki] o Übey b. Ka'b imiş. Dedi ki: 'Ey genç! Allah sana fenalık vermesin. Bu, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bize [olan] bir ahittir ki; onun yakınında biz duralım.' Sonra kıbleye döndü ve dedi ki: 'Düğümleri [yetkiyi] elinde tutanlar helak oldu -Kâbe'nin Rabbine yemin olsun ki-.' [Bunu] üç defa [söyledi]. Sonra dedi ki: 'Vallahi onlara üzülmüyorum; lakin onların saptırdığı kimselere üzülüyorum.' Dedim ki: 'Ey Ebâ Yakub! Düğümleri elinde tutanlar (Ehlü'l-ukad) ile kimi kastediyor?' Dedi ki: 'Emirleri [Yöneticileri].'"

809. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَقُمْنَا فَعُدِّلَتِ الصُّفُوفُ قَبْلَ أَنْ يَخْرُجَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى إِذَا قَامَ فِي مُصَلاَّهُ قَبْلَ أَنْ يُكَبِّرَ فَانْصَرَفَ فَقَالَ لَنَا ‏ "‏ مَكَانَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمْ نَزَلْ قِيَامًا نَنْتَظِرُهُ حَتَّى خَرَجَ إِلَيْنَا قَدِ اغْتَسَلَ يَنْطِفُ رَأْسُهُ مَاءً فَكَبَّرَ وَصَلَّى ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi; Yunus'tan; İbn Şihâb'dan; dedi ki: Bana Ebû Seleme b. Abdurrahman haber verdi; Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: "Namaz [kameti] getirildi ve biz kalktık; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize [yanımıza] çıkmadan önce saflar düzeltildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize geldi; namazgâhında [duracağı yerde] durunca, tekbir getirmeden önce döndü ve bize dedi ki: 'Yerinizde [durun].' O bize [tekrar] çıkıncaya kadar ayakta onu bekleyerek durmaya devam ettik. Yıkanmıştı [boy abdesti almıştı], başından su damlıyordu. Tekbir getirdi ve namaz kıldı."

810. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَوِّمُ الصُّفُوفَ كَمَا تُقَوَّمُ الْقِدَاحُ فَأَبْصَرَ رَجُلاً خَارِجًا صَدْرُهُ مِنَ الصَّفِّ فَلَقَدْ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لَتُقِيمُنَّ صُفُوفَكُمْ أَوْ لَيُخَالِفَنَّ اللَّهُ بَيْنَ وُجُوهِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas haber verdi; Simâk'tan; Nu'mân b. Beşîr'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem safları, okların [düzeltildiği] gibi düzeltirdi. Derken göğsü saftan dışarı çıkmış bir adam gördü. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle dediğini işittim: 'Mutlaka saflarınızı düzeltiniz; yoksa Allah yüzlerinizi[n arasını] ayırır [sizi birbirinize düşürür].'"

811. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْسَجَةَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَخَلَّلُ الصُّفُوفَ مِنْ نَاحِيَةٍ إِلَى نَاحِيَةٍ يَمْسَحُ مَنَاكِبَنَا وَصُدُورَنَا وَيَقُولُ ‏"‏ لاَ تَخْتَلِفُوا فَتَخْتَلِفَ قُلُوبُكُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ يَقُولُ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصُّفُوفِ الْمُتَقَدِّمَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas anlattı; Mansûr'dan; Talha b. Musarrif'ten; Abdurrahman b. Avsece'den; Berâ b. Âzib'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir taraftan diğer tarafa safların arasına girer; omuzlarımızı ve göğüslerimizi sıvazlardı ve şöyle derdi: '[Saflarda] ihtilaf etmeyin [hizadan çıkmayın]; yoksa kalpleriniz ihtilaf eder.' Ve şöyle derdi: 'Şüphesiz Allah ve melekleri, ileri [ilk] saflara salât ederler.'"

812. Hadis

أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ الْعَسْكَرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُ عَوَاتِقَنَا وَيَقُولُ ‏ "‏ اسْتَوُوا وَلاَ تَخْتَلِفُوا فَتَخْتَلِفَ قُلُوبُكُمْ وَلْيَلِيَنِّي مِنْكُمْ أُولُو الأَحْلاَمِ وَالنُّهَى ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Bişr b. Hâlid el-Askerî haber verdi; dedi ki: Bize Gunder anlattı; Şu'be'den; Süleyman'dan; Umâre b. Umeyr'den; Ebû Ma'mer'den; Ebû Mes'ud'dan; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem omuzlarımızı sıvazlar ve şöyle derdi: 'Düz durun [hizaya girin] ve ihtilaf etmeyin; yoksa kalpleriniz ihtilaf eder. İçinizden akıl ve olgunluk sahipleri (ulu'l-ahlâm ve'n-nuhâ) bana yakın dursun; sonra onları takip edenler; sonra onları takip edenler.'"

813. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ ‏ "‏ اسْتَوُوا اسْتَوُوا اسْتَوُوا فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنِّي لأَرَاكُمْ مِنْ خَلْفِي كَمَا أَرَاكُمْ مِنْ بَيْنِ يَدَىَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Nâfi' haber verdi; dedi ki: Bize Behz b. Esed anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme anlattı; Sâbit'ten; Enes'ten [nakledildiğine göre]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle dermiş: "'Düzelin [hizaya girin], düzelin, düzelin! Canım elinde olana yemin olsun ki; ben sizi önümden gördüğüm gibi arkamdan da görüyorum.'"

814. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، - رضى الله عنه - قَالَ أَقْبَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِوَجْهِهِ حِينَ قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ قَبْلَ أَنْ يُكَبِّرَ فَقَالَ ‏ "‏ أَقِيمُوا صُفُوفَكُمْ وَتَرَاصُّوا فَإِنِّي أَرَاكُمْ مِنْ وَرَاءِ ظَهْرِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi; [bize] İsmail haber verdi; Humeyd'den; Enes'ten -radıyallahu anh-; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktığında, tekbir getirmeden önce yüzünü bize döndü ve dedi ki: 'Saflarınızı düzeltin ve sıkı durun; şüphesiz ben, sizi sırtımın arkasından görüyorum.'"

815. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ الْمُخَرِّمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَنَسٌ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رَاصُّوا صُفُوفَكُمْ وَقَارِبُوا بَيْنَهَا وَحَاذُوا بِالأَعْنَاقِ فَوَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ إِنِّي لأَرَى الشَّيَاطِينَ تَدْخُلُ مِنْ خَلَلِ الصَّفِّ كَأَنَّهَا الْحَذَفُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mubârek el-Muharrimî haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Hişâm anlattı; dedi ki: Bize Ebân anlattı; dedi ki: Bize Katâde anlattı; dedi ki: Bize Enes anlattı; Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'Saflarınızı sıklaştırın; aralarını [safların arasını] yakın tutun ve boyunları hizalayın. Muhammed'in canı elinde olana yemin olsun ki; ben şeytanların safın boşluklarından, sanki onlar Hazef (küçük koyunlar) imiş gibi girdiklerini görüyorum.'"

816. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفُضَيْلُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنِ الْمُسَيَّبِ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ تَمِيمِ بْنِ طَرَفَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ خَرَجَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَلاَ تَصُفُّونَ كَمَا تَصُفُّ الْمَلاَئِكَةُ عِنْدَ رَبِّهِمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَكَيْفَ تَصُفُّ الْمَلاَئِكَةُ عِنْدَ رَبِّهِمْ قَالَ ‏"‏ يُتِمُّونَ الصَّفَّ الأَوَّلَ ثُمَّ يَتَرَاصُّونَ فِي الصَّفِّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Fudayl b. İyâz anlattı; A'meş'ten; Müseyyeb b. Râfi'den; Temîm b. Tarafe'den; Câbir b. Semure'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza çıktı ve dedi ki: 'Rableri katında meleklerin saf tuttuğu gibi saf tutmayacak mısınız?' Dediler ki: 'Melekler Rableri katında nasıl saf tutarlar?' Dedi ki: 'İlk safı tamamlarlar; sonra safta birbirlerine kenetlenirler.'"

817. Hadis

أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ الْحِمْصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنِ الْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي عَلَى الصَّفِّ الأَوَّلِ ثَلاَثًا وَعَلَى الثَّانِي وَاحِدَةً ‏.‏

Bana Yahya b. Osman el-Hımsî haber verdi; dedi ki: Bize Bakıyye anlattı; Bahîr b. Sa'd'dan; Hâlid b. Ma'dân'dan; Cübeyr b. Nüfeyr'den; İrbâd b. Sâriye'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den [nakledildiğine göre]: "İlk safa üç defa, ikinciye bir defa salât [dua] ederdi."

818. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، عَنْ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَتِمُّوا الصَّفَّ الأَوَّلَ ثُمَّ الَّذِي يَلِيهِ وَإِنْ كَانَ نَقْصٌ فَلْيَكُنْ فِي الصَّفِّ الْمُؤَخَّرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi; Hâlid'den; dedi ki: Bize Saîd anlattı; Katâde'den; Enes'ten; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu [nakledilmiştir]: "'İlk safı tamamlayın; sonra onu takip edeni. Eğer bir eksiklik olacaksa, bu en son safta olsun.'"

819. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مَثْرُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ أَبِي الزَّاهِرِيَّةِ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ وَصَلَ صَفًّا وَصَلَهُ اللَّهُ وَمَنْ قَطَعَ صَفًّا قَطَعَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Îsâ b. İbrahim b. Mesrûd haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Vehb anlattı; Muâviye b. Sâlih'ten; Ebu'z-Zâhiriyye'den; Kesîr b. Mürre'den; Abdullah b. Ömer'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu [nakledilmiştir]: "'Kim bir safı birleştirirse, Allah da onu [rahmetiyle] birleştirir. Kim bir safı keserse, Allah azze ve celle de onu keser.'"

820. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَيْرُ صُفُوفِ الرِّجَالِ أَوَّلُهَا وَشَرُّهَا آخِرُهَا وَخَيْرُ صُفُوفِ النِّسَاءِ آخِرُهَا وَشَرُّهَا أَوَّلُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr anlattı; Süheyl'den; babasından; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'Erkeklerin saflarının en hayırlısı ilki, en şerlisi ise sonuncusudur. Kadınların saflarının en hayırlısı sonuncusu, en şerlisi ise ilkidir.'"

821. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ هَانِئٍ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ مَحْمُودٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ أَنَسٍ فَصَلَّيْنَا مَعَ أَمِيرٍ مِنَ الأُمَرَاءِ فَدَفَعُونَا حَتَّى قُمْنَا وَصَلَّيْنَا بَيْنَ السَّارِيَتَيْنِ فَجَعَلَ أَنَسٌ يَتَأَخَّرُ وَقَالَ قَدْ كُنَّا نَتَّقِي هَذَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Amr b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Nuaym anlattı; Süfyân'dan; Yahya b. Hânî'den; Abdulhamîd b. Mahmud'dan; dedi ki: "Enes ile beraberdik. Emirlerden bir emir ile namaz kıldık. Bizi [kalabalıktan dolayı] sıkıştırdılar, sonunda iki sütun arasında durduk ve namaz kıldık. Enes geriye çekilmeye başladı ve dedi ki: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bundan sakınırdık.'"

822. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ ابْنِ الْبَرَاءِ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحْبَبْتُ أَنْ أَكُونَ عَنْ يَمِينِهِ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: [Bize] Abdullah haber verdi; Mis'ar'dan; Sâbit b. Ubeyd'den; İbnü'l-Berâ'dan; Berâ'dan; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında namaz kıldığımızda, onun sağında olmayı severdim."

823. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ بِالنَّاسِ فَلْيُخَفِّفْ فَإِنَّ فِيهِمُ السَّقِيمَ وَالضَّعِيفَ وَالْكَبِيرَ فَإِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ لِنَفْسِهِ فَلْيُطَوِّلْ مَا شَاءَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Ebu'z-Zinâd'dan; A'rec'den; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "'Sizden biriniz insanlara namaz kıldırdığı zaman hafif tutsun. Çünkü onların arasında hasta, zayıf ve yaşlı olanlar vardır. Sizden biri kendi başına namaz kıldığında ise dilediği kadar uzatsın.'"

824. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ أَخَفَّ النَّاسِ صَلاَةً فِي تَمَامٍ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı; Katâde'den; Enes'ten; [nakledildiğine göre]: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, tam [kılmakla birlikte] namazı en hafif olan kişiydi."

825. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنِّي لأَقُومُ فِي الصَّلاَةِ فَأَسْمَعُ بُكَاءَ الصَّبِيِّ فَأُوجِزُ فِي صَلاَتِي كَرَاهِيَةَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمِّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah anlattı; Evzâî'den; dedi ki: Bana Yahya b. Ebî Kesîr anlattı; Abdullah b. Ebî Katâde'den; babasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "'Ben namaza dururum, derken bir çocuk ağlaması işitirim. Annesine zorluk çıkarmayı istemediğimden dolayı namazımı kısa tutarım.'"

826. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْحَارِثُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُ بِالتَّخْفِيفِ وَيَؤُمُّنَا بِالصَّافَّاتِ ‏.‏

Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; İbn Ebî Zi'b'den; dedi ki: Bana Hâris b. Abdurrahman haber verdi; Sâlim b. Abdullah'tan; Abdullah b. Ömer'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [namazı] hafif tutmayı emrederdi; ama bize 'es-Sâffât' ile imamlık yapardı."

827. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَامِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمٍ الزُّرَقِيِّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَؤُمُّ النَّاسَ وَهُوَ حَامِلٌ أُمَامَةَ بِنْتَ أَبِي الْعَاصِ عَلَى عَاتِقِهِ فَإِذَا رَكَعَ وَضَعَهَا وَإِذَا رَفَعَ مِنْ سُجُودِهِ أَعَادَهَا ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Osman b. Ebî Süleyman'dan; Âmir b. Abdullah b. ez-Zübeyr'den; Amr b. Süleym ez-Zürakî'den; Ebû Katâde'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i insanlara namaz kıldırırken gördüm; Ebû'l-Âs'ın kızı Ümâme'yi omuzunda taşıyordu. Rükûa vardığında onu [yere] koyuyor, secdeden kalktığında onu tekrar [omuzuna] alıyordu."

828. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلاَ يَخْشَى الَّذِي يَرْفَعُ رَأْسَهُ قَبْلَ الإِمَامِ أَنْ يُحَوِّلَ اللَّهُ رَأْسَهُ رَأْسَ حِمَارٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Hammâd anlattı; Muhammed b. Ziyâd'dan; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'İmamdan önce başını kaldıran kimse, Allah'ın onun başını eşek başına çevirmesinden korkmaz mı?'"

829. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ يَزِيدَ، يَخْطُبُ قَالَ حَدَّثَنَا الْبَرَاءُ، وَكَانَ، غَيْرَ كَذُوبٍ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا صَلَّوْا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ قَامُوا قِيَامًا حَتَّى يَرَوْهُ سَاجِدًا ثُمَّ سَجَدُوا ‏.‏

Bize Yakub b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı; dedi ki: Bize Şu'be haber verdi; Ebû İshak'tan; dedi ki: Abdullah b. Yezîd'i hutbe verirken işittim; dedi ki: Bize Berâ anlattı -ki o yalancı değildi-: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile namaz kıldıklarında, o rükûdan başını kaldırdığı zaman, onu secde ederken görünceye kadar ayakta dururlar; sonra secde ederlerdi."

830. Hadis

أَخْبَرَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ صَلَّى بِنَا أَبُو مُوسَى فَلَمَّا كَانَ فِي الْقَعْدَةِ دَخَلَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقَالَ أُقِرَّتِ الصَّلاَةُ بِالْبِرِّ وَالزَّكَاةِ ‏.‏ فَلَمَّا سَلَّمَ أَبُو مُوسَى أَقْبَلَ عَلَى الْقَوْمِ فَقَالَ أَيُّكُمُ الْقَائِلُ هَذِهِ الْكَلِمَةَ فَأَرَمَّ الْقَوْمُ ‏.‏ قَالَ يَا حِطَّانُ لَعَلَّكَ قُلْتَهَا قَالَ لاَ وَقَدْ خَشِيتُ أَنْ تَبْكَعَنِي بِهَا فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُعَلِّمُنَا صَلاَتَنَا وَسُنَّتَنَا فَقَالَ ‏"‏ إِنَّمَا الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَالَ ‏{‏ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ ‏}‏ فَقُولُوا آمِينَ يُجِبْكُمُ اللَّهُ وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا رَفَعَ فَقَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ يَسْمَعِ اللَّهُ لَكُمْ وَإِذَا سَجَدَ فَاسْجُدُوا وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا فَإِنَّ الإِمَامَ يَسْجُدُ قَبْلَكُمْ وَيَرْفَعُ قَبْلَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَتِلْكَ بِتِلْكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Müemmel b. Hişâm haber verdi; dedi ki: Bize İsmail İbn Uleyye anlattı; Saîd'den; Katâde'den; Yunus b. Cübeyr'den; Hıttân b. Abdullah'tan; dedi ki: "Ebû Musa bize namaz kıldırdı. Oturuşta iken cemaatten bir adam içeri girdi ve: 'Namaz iyilik ve zekât ile sabit kılındı' dedi. Ebû Musa selam verince cemaate döndü ve: 'Bu sözü söyleyeniniz hangisi?' dedi. Cemaat sustu. Dedi ki: 'Ey Hıttân! Belki onu sen söyledin.' O: 'Hayır; senin beni bununla azarlamandan korktum' dedi. Bunun üzerine [Ebû Musa] dedi ki: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize namazımızı ve sünnetimizi öğretirdi ve şöyle buyurdu: İmam ancak kendisine uyulsun diye vardır. O tekbir getirdiği zaman tekbir getirin. { غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ } dediği zaman 'Âmin' deyin, Allah size icabet eder. Rükû ettiği zaman rükû edin. Başını kaldırıp 'Semiallahu limen hamideh' dediği zaman, 'Rabbenâ leke'l-hamd' deyin, Allah sizi işitir. Secde ettiği zaman secde edin. Başını kaldırdığı zaman kaldırın. Çünkü imam sizden önce secde eder ve sizden önce kalkar.' Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'İşte bu, şuna karşılıktır' buyurdu."

831. Hadis

أَخْبَرَنَا وَاصِلُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، وَأَبِي، صَالِحٍ عَنْ جَابِرٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ وَقَدْ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَدَخَلَ الْمَسْجِدَ فَصَلَّى خَلْفَ مُعَاذٍ فَطَوَّلَ بِهِمْ فَانْصَرَفَ الرَّجُلُ فَصَلَّى فِي نَاحِيَةِ الْمَسْجِدِ ثُمَّ انْطَلَقَ فَلَمَّا قَضَى مُعَاذٌ الصَّلاَةَ قِيلَ لَهُ إِنَّ فُلاَنًا فَعَلَ كَذَا وَكَذَا ‏.‏ فَقَالَ مُعَاذٌ لَئِنْ أَصْبَحْتُ لأَذْكُرَنَّ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَأَتَى مُعَاذٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَأَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَيْهِ فَقَالَ ‏"‏ مَا حَمَلَكَ عَلَى الَّذِي صَنَعْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَمِلْتُ عَلَى نَاضِحِي مِنَ النَّهَارِ فَجِئْتُ وَقَدْ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَدَخَلْتُ الْمَسْجِدَ فَدَخَلْتُ مَعَهُ فِي الصَّلاَةِ فَقَرَأَ سُورَةَ كَذَا وَكَذَا فَطَوَّلَ فَانْصَرَفْتُ فَصَلَّيْتُ فِي نَاحِيَةِ الْمَسْجِدِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَفَتَّانٌ يَا مُعَاذُ أَفَتَّانٌ يَا مُعَاذُ أَفَتَّانٌ يَا مُعَاذُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Vâsıl b. Abdil-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize İbn Fudayl anlattı; A'meş'ten; Muhârib b. Disâr ve Ebû Sâlih'ten; Câbir'den; dedi ki: "Ensâr'dan bir adam geldi; namaz [kameti] getirilmişti. Mescide girdi ve Muâz'ın arkasında namaza durdu. [Muâz] namazı onlara uzattı. Adam [cemaatten] ayrıldı ve mescidin bir köşesinde namaz kıldı; sonra gitti. Muâz namazı bitirince ona: 'Filan kişi şöyle şöyle yaptı' denildi. Muâz dedi ki: 'Sabaha çıkarsam, bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikredeceğim.' Muâz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve durumu ona anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona [adama] haber gönderdi ve dedi ki: 'Yaptığın şeyi yapmaya seni ne sevk etti?' Dedi ki: 'Ey Resûlullah! Gün boyu su taşıyan devemle çalıştım. Geldiğimde namaz başlamıştı. Mescide girdim ve onunla namaza durdum. O ise falan ve falan sureyi okudu ve uzattı. Ben de ayrıldım ve mescidin köşesinde namaz kıldım.' Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 'Sen fitneci misin ey Muâz? Sen fitneci misin ey Muâz? Sen fitneci misin ey Muâz?'"

832. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَكِبَ فَرَسًا فَصُرِعَ عَنْهُ فَجُحِشَ شِقُّهُ الأَيْمَنُ فَصَلَّى صَلاَةً مِنَ الصَّلَوَاتِ وَهُوَ قَاعِدٌ فَصَلَّيْنَا وَرَاءَهُ قُعُودًا فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا صَلَّى قَائِمًا فَصَلُّوا قِيَامًا وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ فَقُولُوا رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ وَإِذَا صَلَّى جَالِسًا فَصَلُّوا جُلُوسًا أَجْمَعُونَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; İbn Şihâb'dan; Enes b. Mâlik'ten [nakledildiğine göre]: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir ata bindi; ondan düştü ve sağ yanı sıyrıldı. Namazlardan bir namazı oturarak kıldı; biz de arkasında oturarak kıldık. Namazı bitirince dedi ki: 'İmam ancak kendisine uyulsun diye tayin edildi. O ayakta kıldığı zaman siz de ayakta kılın. Rükû ettiği zaman rükû edin. 'Semiallahu limen hamideh' dediği zaman, 'Rabbenâ leke'l-hamd' deyin. Oturarak kıldığı zaman, hepiniz oturarak kılın.'"

833. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا ثَقُلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَ بِلاَلٌ يُؤْذِنُهُ بِالصَّلاَةِ فَقَالَ ‏"‏ مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا بَكْرٍ رَجُلٌ أَسِيفٌ وَإِنَّهُ مَتَى يَقُومُ فِي مَقَامِكَ لاَ يُسْمِعُ النَّاسَ فَلَوْ أَمَرْتَ عُمَرَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ لِحَفْصَةَ قُولِي لَهُ فَقَالَتْ لَهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّكُنَّ لأَنْتُنَّ صَوَاحِبَاتُ يُوسُفَ مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَأَمَرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلَمَّا دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ وَجَدَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ نَفْسِهِ خِفَّةً - قَالَتْ - فَقَامَ يُهَادَى بَيْنَ رَجُلَيْنِ وَرِجْلاَهُ تَخُطَّانِ فِي الأَرْضِ فَلَمَّا دَخَلَ الْمَسْجِدَ سَمِعَ أَبُو بَكْرٍ حِسَّهُ فَذَهَبَ لِيَتَأَخَّرَ فَأَوْمَأَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ قُمْ كَمَا أَنْتَ قَالَتْ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى قَامَ عَنْ يَسَارِ أَبِي بَكْرٍ جَالِسًا فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي بِالنَّاسِ جَالِسًا وَأَبُو بَكْرٍ قَائِمًا يَقْتَدِي أَبُو بَكْرٍ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالنَّاسُ يَقْتَدُونَ بِصَلاَةِ أَبِي بَكْرٍ رضى الله عنه ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Alâ haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; A'meş'ten; İbrahim'den; Esved'den; Âişe'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ağırlaşınca, Bilâl namazı bildirmek üzere geldi. Buyurdu ki: 'Ebû Bekir'e emredin, insanlara namaz kıldırsın.' Dedi ki: Dedim ki: 'Ey Resûlullah! Ebû Bekir yufka yürekli bir adamdır; senin makamına geçtiği zaman [ağlamaktan] insanlara [sesini] duyuramaz. Ömer'e emretseydin.' Buyurdu ki: 'Ebû Bekir'e emredin, insanlara namaz kıldırsın.' Hafsa'ya: 'Ona [bunu] söyle' dedim. O da ona söyledi. Bunun üzerine buyurdu ki: 'Şüphesiz siz Yusuf'un kadınları [gibi]siniz! Ebû Bekir'e emredin, insanlara namaz kıldırsın.' Dedi ki: Bunun üzerine Ebû Bekir'e emrettiler. O namaza başlayınca, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisinde bir hafiflik hissetti. -Dedi ki:- İki adamın arasında [onlara tutunarak] kalktı; ayakları yerde sürünüyordu. Mescide girince Ebû Bekir onun geldiğini hissetti ve geri çekilmeye davrandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: 'Yerinde dur' diye işaret etti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve Ebû Bekir'in sol tarafına oturarak durdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlara oturarak namaz kıldırıyordu; Ebû Bekir ise ayaktaydı. Ebû Bekir, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e uyuyor; insanlar da Ebû Bekir'in namazına uyuyorlardı."

834. Hadis

أَخْبَرَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَقُلْتُ أَلاَ تُحَدِّثِينِي عَنْ مَرَضِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَتْ لَمَّا ثَقُلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَصَلَّى النَّاسُ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْنَا لاَ وَهُمْ يَنْتَظِرُونَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ ضَعُوا لِي مَاءً فِي الْمِخْضَبِ ‏"‏ ‏.‏ فَفَعَلْنَا فَاغْتَسَلَ ثُمَّ ذَهَبَ لِيَنُوءَ فَأُغْمِيَ عَلَيْهِ ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ ‏"‏ أَصَلَّى النَّاسُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا لاَ هُمْ يَنْتَظِرُونَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ ضَعُوا لِي مَاءً فِي الْمِخْضَبِ ‏"‏ ‏.‏ فَفَعَلْنَا فَاغْتَسَلَ ثُمَّ ذَهَبَ لِيَنُوءَ ثُمَّ أُغْمِيَ عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ فِي الثَّالِثَةِ مِثْلَ قَوْلِهِ قَالَتْ وَالنَّاسُ عُكُوفٌ فِي الْمَسْجِدِ يَنْتَظِرُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِصَلاَةِ الْعِشَاءِ فَأَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى أَبِي بَكْرٍ ‏"‏ أَنْ صَلِّ بِالنَّاسِ ‏"‏ ‏.‏ فَجَاءَهُ الرَّسُولُ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُكَ أَنْ تُصَلِّيَ بِالنَّاسِ وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ رَجُلاً رَقِيقًا فَقَالَ يَا عُمَرُ صَلِّ بِالنَّاسِ ‏.‏ فَقَالَ أَنْتَ أَحَقُّ بِذَلِكَ ‏.‏ فَصَلَّى بِهِمْ أَبُو بَكْرٍ تِلْكَ الأَيَّامَ ثُمَّ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجَدَ مِنْ نَفْسِهِ خِفَّةً فَجَاءَ يُهَادَى بَيْنَ رَجُلَيْنِ أَحَدُهُمَا الْعَبَّاسُ لِصَلاَةِ الظُّهْرِ فَلَمَّا رَآهُ أَبُو بَكْرٍ ذَهَبَ لِيَتَأَخَّرَ فَأَوْمَأَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ لاَ يَتَأَخَّرَ وَأَمَرَهُمَا فَأَجْلَسَاهُ إِلَى جَنْبِهِ فَجَعَلَ أَبُو بَكْرٍ يُصَلِّي قَائِمًا وَالنَّاسُ يُصَلُّونَ بِصَلاَةِ أَبِي بَكْرٍ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي قَاعِدًا ‏.‏ فَدَخَلْتُ عَلَى ابْنِ عَبَّاسٍ فَقُلْتُ أَلاَ أَعْرِضُ عَلَيْكَ مَا حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ عَنْ مَرَضِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ ‏.‏ فَحَدَّثْتُهُ فَمَا أَنْكَرَ مِنْهُ شَيْئًا غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ أَسَمَّتْ لَكَ الرَّجُلَ الَّذِي كَانَ مَعَ الْعَبَّاسِ قُلْتُ لاَ ‏.‏ قَالَ هُوَ عَلِيٌّ كَرَّمَ اللَّهُ وَجْهَهُ ‏.‏

Bize Abbâs b. Abdilazîm el-Anberî haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; dedi ki: Bize Zâide anlattı; Musa b. Ebî Âişe'den; Ubeydullah b. Abdullah'tan; dedi ki: "Âişe'nin yanına girdim ve: 'Bana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hastalığından bahsetmez misin?' dedim. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ağırlaşınca: 'İnsanlar namazı kıldı mı?' diye sordu. 'Hayır, seni bekliyorlar ey Resûlullah' dedik. 'Benim için leğene su koyun' buyurdu. Yaptık; yıkandı. Sonra kalkmaya davrandı ama bayıldı. Sonra ayıldı ve: 'İnsanlar namazı kıldı mı?' dedi. 'Hayır, seni bekliyorlar ey Resûlullah' dedik. 'Benim için leğene su koyun' buyurdu. Yaptık; yıkandı. Sonra kalkmaya davrandı; yine bayıldı. Sonra üçüncüsünde de aynı sözü söyledi. -Dedi ki:- İnsanlar yatsı namazı için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i bekleyerek mescitte duruyorlardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir'e: 'İnsanlara namaz kıldır' diye haber gönderdi. Elçi ona geldi ve: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sana, insanlara namaz kıldırmanı emrediyor' dedi. Ebû Bekir yufka yürekli bir adamdı; dedi ki: 'Ey Ömer! İnsanlara sen namaz kıldır.' [Ömer]: 'Sen buna daha layıksın' dedi. Bunun üzerine o günlerde onlara Ebû Bekir namaz kıldırdı. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisinde bir hafiflik hissetti. Öğle namazı için, biri Abbâs olan iki adamın arasında [onlara tutunarak] geldi. Ebû Bekir onu görünce geri çekilmeye davrandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona geri çekilmemesini işaret etti. O ikisine emretti ve onu [Ebû Bekir'in] yanına oturttular. Ebû Bekir ayakta namaz kılıyor, insanlar Ebû Bekir'in namazına uyuyor; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de oturarak namaz kılıyordu. [Ubeydullah dedi ki:] İbn Abbâs'ın yanına girdim ve: 'Âişe'nin Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hastalığı hakkında bana anlattıklarını sana arz edeyim mi?' dedim. 'Evet' dedi. Ona anlattım; bunlardan hiçbirini inkâr etmedi. Yalnızca dedi ki: 'Abbâs ile beraber olan adamın ismini sana verdi mi?' 'Hayır' dedim. Dedi ki: 'O, Ali idi -kerremallahu vechehu-.'"

835. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كَانَ مُعَاذٌ يُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى قَوْمِهِ يَؤُمُّهُمْ فَأَخَّرَ ذَاتَ لَيْلَةٍ الصَّلاَةَ وَصَلَّى مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ رَجَعَ إِلَى قَوْمِهِ يَؤُمُّهُمْ فَقَرَأَ سُورَةَ الْبَقَرَةِ فَلَمَّا سَمِعَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ تَأَخَّرَ فَصَلَّى ثُمَّ خَرَجَ فَقَالُوا نَافَقْتَ يَا فُلاَنُ ‏.‏ فَقَالَ وَاللَّهِ مَا نَافَقْتُ وَلآتِيَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأُخْبِرُهُ ‏.‏ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ مُعَاذًا يُصَلِّي مَعَكَ ثُمَّ يَأْتِينَا فَيَؤُمُّنَا وَإِنَّكَ أَخَّرْتَ الصَّلاَةَ الْبَارِحَةَ فَصَلَّى مَعَكَ ثُمَّ رَجَعَ فَأَمَّنَا فَاسْتَفْتَحَ بِسُورَةِ الْبَقَرَةِ فَلَمَّا سَمِعْتُ ذَلِكَ تَأَخَّرْتُ فَصَلَّيْتُ وَإِنَّمَا نَحْنُ أَصْحَابُ نَوَاضِحَ نَعْمَلُ بِأَيْدِينَا ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا مُعَاذُ أَفَتَّانٌ أَنْتَ اقْرَأْ بِسُورَةِ كَذَا وَسُورَةِ كَذَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Amr'dan; dedi ki: Câbir b. Abdullah'ı şöyle derken işittim: "Muâz, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile namaz kılar; sonra kavmine döner ve onlara imamlık yapardı. Bir gece namazı geciktirdi; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile namaz kıldı. Sonra kavmine döndü ve onlara imamlık yaptı; Bakara suresini okudu. Cemaatten bir adam bunu işitince geri çekildi ve namazı [tek başına] kıldı; sonra çıktı. Dediler ki: 'Münafıklık yaptın ey falan!' Dedi ki: 'Vallahi münafıklık yapmadım; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gideceğim ve ona haber vereceğim.' Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve dedi ki: 'Ey Resûlullah! Muâz seninle namaz kılıyor, sonra bize geliyor ve imamlık yapıyor. Dün gece namazı geciktirdin; o da seninle kıldı, sonra döndü ve bize imam oldu. Bakara suresiyle başladı. Ben bunu işitince geri çekildim ve [tek başıma] namaz kıldım. Biz su taşıyan deve sahipleriyiz; ellerimizle çalışıyoruz.' Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona [Muâz'a] dedi ki: 'Ey Muâz! Sen fitneci misin? Şu sureyi ve şu sureyi oku.'"

836. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ أَشْعَثَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ صَلَّى صَلاَةَ الْخَوْفِ فَصَلَّى بِالَّذِينَ خَلْفَهُ رَكْعَتَيْنِ وَبِالَّذِينَ جَاءُوا رَكْعَتَيْنِ فَكَانَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَرْبَعًا وَلِهَؤُلاَءِ رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; Eş'as'tan; Hasan'dan; Ebû Bekre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [nakledildiğine göre]: "O, korku namazı kıldırdı. Arkasındakilerle iki rekât kıldı; [sonradan] gelenlerle de iki rekât kıldı. Böylece [bu namaz] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem için dört, diğerleri için ise ikişer rekât oldu."

837. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ صَلاَةُ الْجَمَاعَةِ تَفْضُلُ عَلَى صَلاَةِ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Nâfi'den; İbn Ömer'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu [nakledilmiştir]: "'Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha üstündür.'"

838. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ صَلاَةُ الْجَمَاعَةِ أَفْضَلُ مِنْ صَلاَةِ أَحَدِكُمْ وَحْدَهُ خَمْسًا وَعِشْرِينَ جُزْءًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; İbn Şihâb'dan; Saîd b. el-Müseyyeb'den; Ebû Hureyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu [nakledilmiştir]: "'Cemaatle kılınan namaz, sizden birinin tek başına kıldığı namazdan yirmi beş kat daha üstündür.'"

839. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَمَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ صَلاَةُ الْجَمَاعَةِ تَزِيدُ عَلَى صَلاَةِ الْفَذِّ خَمْسًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Saîd anlattı; Abdurrahman b. Ammâr'dan; dedi ki: Bana Kâsım b. Muhammed anlattı; Âişe'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "'Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi beş derece fazladır.'"

840. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانُوا ثَلاَثَةً فَلْيَؤُمَّهُمْ أَحَدُهُمْ وَأَحَقُّهُمْ بِالإِمَامَةِ أَقْرَؤُهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı; Katâde'den; Ebû Nadra'dan; Ebû Saîd'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'Üç kişi oldukları zaman, içlerinden biri onlara imamlık yapsın. İmamlığa en layık olanları, Kur'an'ı en iyi okuyanlarıdır.'"

841. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي زِيَادٌ، أَنَّ قَزَعَةَ، مَوْلًى لِعَبْدِ الْقَيْسِ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عِكْرِمَةَ، قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ صَلَّيْتُ إِلَى جَنْبِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَعَائِشَةُ خَلْفَنَا تُصَلِّي مَعَنَا وَأَنَا إِلَى جَنْبِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أُصَلِّي مَعَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmail b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Haccâc anlattı; dedi ki: İbn Cüreyc [dedi ki]: Bana Ziyâd haber verdi; Abdülkays'ın azatlısı Kazaa ona haber vermiş; o İkrime'yi işitmiş; dedi ki: İbn Abbâs şöyle dedi: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında namaz kıldım. Âişe de arkamızda, bizimle beraber namaz kılıyordu. Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında, onunla beraber namaz kılıyordum."

842. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ فَأَخَذَنِي بِيَدِهِ الْيُسْرَى فَأَقَامَنِي عَنْ يَمِينِهِ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah anlattı; Abdülmelik b. Ebî Süleyman'dan; Atâ'dan; İbn Abbâs'tan; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile namaz kıldım. Sol tarafında durdum; beni sol eliyle tuttu ve sağ tarafına geçirdi."

843. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُمْ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَصِيرٍ، عَنْ أَبِيهِ، - قَالَ شُعْبَةُ وَقَالَ أَبُو إِسْحَاقَ وَقَدْ سَمِعْتُهُ مِنْهُ، وَمِنْ أَبِيهِ - قَالَ سَمِعْتُ أُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ، يَقُولُ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا صَلاَةَ الصُّبْحِ فَقَالَ ‏"‏ أَشَهِدَ فُلاَنٌ الصَّلاَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَفُلاَنٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّ هَاتَيْنِ الصَّلاَتَيْنِ مِنْ أَثْقَلِ الصَّلاَةِ عَلَى الْمُنَافِقِينَ وَلَوْ يَعْلَمُونَ مَا فِيهِمَا لأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا وَالصَّفُّ الأَوَّلُ عَلَى مِثْلِ صَفِّ الْمَلاَئِكَةِ وَلَوْ تَعْلَمُونَ فَضِيلَتَهُ لاَبْتَدَرْتُمُوهُ وَصَلاَةُ الرَّجُلِ مَعَ الرَّجُلِ أَزْكَى مِنْ صَلاَتِهِ وَحْدَهُ وَصَلاَةُ الرَّجُلِ مَعَ الرَّجُلَيْنِ أَزْكَى مِنْ صَلاَتِهِ مَعَ الرَّجُلِ وَمَا كَانُوا أَكْثَرَ فَهُوَ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; Şu'be'den; Ebû İshak'tan; o onlara Abdullah b. Ebî Basîr'den; babasından [haber vermiş] -Şu'be dedi ki: Ebû İshak: 'Ben bunu ondan ve babasından işittim' dedi-; dedi ki: Übey b. Ka'b'ı şöyle derken işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün sabah namazını kıldırdı ve dedi ki: 'Filan kişi namaza geldi mi?' Dediler ki: 'Hayır.' Dedi ki: 'Ya filan?' Dediler ki: 'Hayır.' Buyurdu ki: 'Şüphesiz bu iki namaz, münafıklara en ağır gelen namazlardandır. Eğer onlarda ne olduğunu [sevabı] bilselerdi, emekleyerek de olsa onlara gelirlerdi. İlk saf meleklerin safı gibidir; eğer onun faziletini bilseydiniz, ona [girmek için] yarışır/acele ederdiniz. Bir kişinin bir kişiyle beraber kıldığı namaz, tek başına kıldığı namazdan daha bereketlidir. Bir kişinin iki kişiyle beraber kıldığı namaz, bir kişiyle kıldığı namazdan daha bereketlidir. [Sayıca] ne kadar çok olurlarsa, Allah azze ve celle'ye o kadar sevimlidir.'"

844. Hadis

أَخْبَرَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودٍ، عَنْ عِتْبَانَ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ السُّيُولَ لَتَحُولُ بَيْنِي وَبَيْنَ مَسْجِدِ قَوْمِي فَأُحِبُّ أَنْ تَأْتِيَنِي فَتُصَلِّيَ فِي مَكَانٍ مِنْ بَيْتِي أَتَّخِذُهُ مَسْجِدًا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ سَنَفْعَلُ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ أَيْنَ تُرِيدُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَشَرْتُ إِلَى نَاحِيَةٍ مِنَ الْبَيْتِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَفَفْنَا خَلْفَهُ فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ ‏.‏

Bize Nasr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdül-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Ma'mer anlattı; Zührî'den; Mahmud'dan; Itbân b. Mâlik'ten [nakledildiğine göre]; dedi ki: "'Ey Resûlullah! Seller benimle kavmimin mescidi arasına giriyor. Bana gelmeni ve evimin bir yerinde namaz kılmanı isterim; orayı mescit edineyim.' Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Bunu yapacağız' buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem içeri girince: 'Nerede [kılmamı] istiyorsun?' dedi. Evin bir köşesini işaret ettim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [namaza] durdu; biz de arkasında saf tuttuk ve bize iki rekât kıldırdı."

845. Hadis

أَنْبَأَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَقْبَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِوَجْهِهِ حِينَ قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ قَبْلَ أَنْ يُكَبِّرَ فَقَالَ ‏ "‏ أَقِيمُوا صُفُوفَكُمْ وَتَرَاصُّوا فَإِنِّي أَرَاكُمْ مِنْ وَرَاءِ ظَهْرِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize İsmail haber verdi; Humeyd'den; Enes'ten; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktığında, tekbir getirmeden önce yüzünü bize döndü ve dedi ki: 'Saflarınızı düzeltin ve sıkı durun; şüphesiz ben, sizi sırtımın arkasından görüyorum.'"

846. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو زُبَيْدٍ، - وَاسْمُهُ عَبْثَرُ بْنُ الْقَاسِمِ - عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ قَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ لَوْ عَرَّسْتَ بِنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أَخَافُ أَنْ تَنَامُوا عَنِ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بِلاَلٌ أَنَا أَحْفَظُكُمْ ‏.‏ فَاضْطَجَعُوا فَنَامُوا وَأَسْنَدَ بِلاَلٌ ظَهْرَهُ إِلَى رَاحِلَتِهِ فَاسْتَيْقَظَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ طَلَعَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَقَالَ ‏"‏ يَا بِلاَلُ أَيْنَ مَا قُلْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مَا أُلْقِيَتْ عَلَىَّ نَوْمَةٌ مِثْلُهَا قَطُّ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَبَضَ أَرْوَاحَكُمْ حِينَ شَاءَ فَرَدَّهَا حِينَ شَاءَ قُمْ يَا بِلاَلُ فَآذِنِ النَّاسَ بِالصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَامَ بِلاَلٌ فَأَذَّنَ فَتَوَضَّئُوا - يَعْنِي حِينَ ارْتَفَعَتِ الشَّمْسُ - ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى بِهِمْ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Zübeyd -ki ismi Abser b. Kâsım'dır- anlattı; Husayn'dan; Abdullah b. Ebî Katâde'den; babasından; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Topluluktan bir kısmı: 'Ey Resûlullah! Bize [burada] mola verdirsen' dedi. Buyurdu ki: 'Namaz vaktinde uyuyup kalmanızdan korkuyorum.' Bilâl: 'Ben sizi gözetirim' dedi. Bunun üzerine yattılar ve uyudular. Bilâl de sırtını binitine dayadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem uyandığında güneşin kenarı doğmuştu. Buyurdu ki: 'Ey Bilâl! Sözün nerede?' Dedi ki: '[Bu geceki] gibi bir uyku üzerime hiç çökmedi.' Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 'Şüphesiz Allah azze ve celle dilediği zaman ruhlarınızı aldı, dilediği zaman da geri verdi. Kalk ey Bilâl! İnsanlara namazı bildir.' Bilâl kalktı ve ezan okudu. -Yani güneş yükseldiği zaman- abdest aldılar; sonra [Resûlullah] kalktı ve onlara namaz kıldırdı."

847. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ زَائِدَةَ بْنِ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا السَّائِبُ بْنُ حُبَيْشٍ الْكَلاَعِيُّ، عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ الْيَعْمَرِيِّ، قَالَ قَالَ لِي أَبُو الدَّرْدَاءِ أَيْنَ مَسْكَنُكَ قُلْتُ فِي قَرْيَةٍ دُوَيْنَ حِمْصَ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَا مِنْ ثَلاَثَةٍ فِي قَرْيَةٍ وَلاَ بَدْوٍ لاَ تُقَامُ فِيهِمُ الصَّلاَةُ إِلاَّ قَدِ اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَعَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ فَإِنَّمَا يَأْكُلُ الذِّئْبُ الْقَاصِيَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ السَّائِبُ يَعْنِي بِالْجَمَاعَةِ الْجَمَاعَةَ فِي الصَّلاَةِ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Zâide b. Kudâme'den; dedi ki: Bize Sâib b. Hubeyş el-Kelâî anlattı; Ma'dân b. Ebî Talha el-Ya'merî'den; dedi ki: "Ebû Derdâ bana: 'Evin nerede?' dedi. 'Hıms'ın hemen dışındaki bir köyde' dedim. Ebû Derdâ dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: 'Bir köyde veya bedevi yurdunda üç kişi bulunur da içlerinde namaz [cemaatle] kılınmazsa, mutlaka şeytan onlara hakim olmuştur. Cemaate sarıl; çünkü kurt, ancak sürüden ayrılan koyunu yer.' (Râvi) Sâib dedi ki: 'Cemaat ile, namazdaki cemaati kastediyor.'"

848. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ بِحَطَبٍ فَيُحْطَبَ ثُمَّ آمُرَ بِالصَّلاَةِ فَيُؤَذَّنَ لَهَا ثُمَّ آمُرَ رَجُلاً فَيَؤُمَّ النَّاسَ ثُمَّ أُخَالِفَ إِلَى رِجَالٍ فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ بُيُوتَهُمْ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ يَعْلَمُ أَحَدُهُمْ أَنَّهُ يَجِدُ عَظْمًا سَمِينًا أَوْ مَرْمَاتَيْنِ حَسْنَتَيْنِ لَشَهِدَ الْعِشَاءَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Ebu'z-Zinâd'dan; A'rec'den; Ebû Hureyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu [nakledilmiştir]: "'Canım elinde olana yemin olsun ki; içimden öyle geçti ki, odun toplanmasını emredeyim de toplansın. Sonra namazı emredeyim de onun için ezan okunsun. Sonra bir adama emredeyim de insanlara namaz kıldırsın. Sonra [namaza gelmeyen] adamlara gideyim ve evlerini üzerlerine yakayım. Canım elinde olana yemin olsun ki; onlardan biri, [burada] semiz bir kemik veya iki güzel paça bulacağını bilseydi, yatsı namazına gelirdi.'"

849. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنِ الْمَسْعُودِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الأَقْمَرِ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَلْقَى اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ غَدًا مُسْلِمًا فَلْيُحَافِظْ عَلَى هَؤُلاَءِ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ حَيْثُ يُنَادَى بِهِنَّ فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ شَرَعَ لِنَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم سُنَنَ الْهُدَى وَإِنَّهُنَّ مِنْ سُنَنِ الْهُدَى وَإِنِّي لاَ أَحْسَبُ مِنْكُمْ أَحَدًا إِلاَّ لَهُ مَسْجِدٌ يُصَلِّي فِيهِ فِي بَيْتِهِ فَلَوْ صَلَّيْتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ وَتَرَكْتُمْ مَسَاجِدَكُمْ لَتَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ وَلَوْ تَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ لَضَلَلْتُمْ وَمَا مِنْ عَبْدٍ مُسْلِمٍ يَتَوَضَّأُ فَيُحْسِنُ الْوُضُوءَ ثُمَّ يَمْشِي إِلَى صَلاَةٍ إِلاَّ كَتَبَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لَهُ بِكُلِّ خُطْوَةٍ يَخْطُوهَا حَسَنَةً أَوْ يَرْفَعُ لَهُ بِهَا دَرَجَةً أَوْ يُكَفِّرُ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةً وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا نُقَارِبُ بَيْنَ الْخُطَا وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا وَمَا يَتَخَلَّفُ عَنْهَا إِلاَّ مُنَافِقٌ مَعْلُومٌ نِفَاقُهُ وَلَقَدْ رَأَيْتُ الرَّجُلَ يُهَادَى بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ حَتَّى يُقَامَ فِي الصَّفِّ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Mesûdî'den; Ali b. el-Akmer'den; Ebu'l-Ahvas'tan; Abdullah'tan; dedi ki: "Yarın Allah azze ve celle'ye müslüman olarak kavuşmak kimi sevindirirse, şu beş namaza, ezan okunan yerlerde [camilerde] devam etsin. Şüphesiz Allah azze ve celle Nebiniz sallallâhu aleyhi ve sellem için hidayet yollarını belirlemiştir. Bunlar [namazlar] da hidayet yollarındandır. Sanıyorum ki, hepinizin evinde namaz kıldığı bir namazgâhı vardır. Eğer siz mescitlerinizi terk edip evlerinizde namaz kılsaydınız, Nebinizin sünnetini terk etmiş olurdunuz. Nebinizin sünnetini terk etseydiniz, sapıtırdınız. Güzelce abdest alıp sonra bir namaza yürüyen hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah azze ve celle attığı her adım için ona bir sevap yazmasın veya onunla bir derecesini yükseltmesin yahut ondan bir günahı silmesin. Andolsun ki bizi [sahabe dönemini] gördüm; nifakı bilinen münafıktan başkası ondan [cemaatten] geri kalmazdı. Hatta iki kişi arasında [onlara tutunarak] getirilen ve safta durdurulan adamı gördüm."

850. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَصَمِّ، عَنْ عَمِّهِ، يَزِيدَ بْنِ الأَصَمِّ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ أَعْمَى إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّهُ لَيْسَ لِي قَائِدٌ يَقُودُنِي إِلَى الصَّلاَةِ فَسَأَلَهُ أَنْ يُرَخِّصَ لَهُ أَنْ يُصَلِّيَ فِي بَيْتِهِ فَأَذِنَ لَهُ فَلَمَّا وَلَّى دَعَاهُ قَالَ لَهُ ‏"‏ أَتَسْمَعُ النِّدَاءَ بِالصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَجِبْ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Mervan b. Muaviye anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Abdullah b. el-Asamm anlattı; amcası Yezid b. el-Asamm'dan; Ebu Hureyre'den; dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e âmâ bir adam geldi ve dedi ki: 'Beni namaza götürecek bir rehberim yok.' Evinde namaz kılması için kendisine ruhsat vermesini istedi. [Rasûlullah] ona izin verdi. Dönüp gidince onu çağırdı [ve] ona dedi ki: 'Namaza çağrıyı işitiyor musun?' 'Evet' dedi. Buyurdu ki: 'Öyleyse icabet et.'"

851. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَبِي الزَّرْقَاءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، ح وَأَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنَا قَاسِمُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ، أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ الْمَدِينَةَ كَثِيرَةُ الْهَوَامِّ وَالسِّبَاعِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَسْمَعُ حَىَّ عَلَى الصَّلاَةِ حَىَّ عَلَى الْفَلاَحِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَحَىَّ هَلاً ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يُرَخِّصْ لَهُ ‏.‏

Bize Harun b. Zeyd b. Ebi'z-Zerka haber verdi; dedi ki: Babam bize anlattı; dedi ki: Bize Süfyan anlattı. (H) Bana Abdullah b. Muhammed b. İshak haber verdi; dedi ki: Bize Kasım b. Yezid anlattı; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Abdurrahman b. Abis'ten; Abdurrahman b. Ebi Leyla'dan; İbn Ümmü Mektum'dan; dedi ki: "'Ey Allah'ın Rasûlü! Medine'nin haşeratı ve yırtıcı hayvanları çoktur' dedi. [Rasûlullah] buyurdu ki: 'Hayye ale's-salâh, hayye ale'l-felâh'ı işitiyor musun?' 'Evet' dedi. Buyurdu ki: 'Öyleyse hemen gel.' Ve ona ruhsat vermedi."

852. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَرْقَمَ، كَانَ يَؤُمُّ أَصْحَابَهُ فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ يَوْمًا فَذَهَبَ لِحَاجَتِهِ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا وَجَدَ أَحَدُكُمُ الْغَائِطَ فَلْيَبْدَأْ بِهِ قَبْلَ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Malik'ten; Hişam b. Urve'den; babasından; Abdullah b. Erkam'dan; [nakledildiğine göre] o, arkadaşlarına imamlık yapıyordu. Bir gün namaz vakti girdi ve tuvalet ihtiyacını gidermeye gitti. Sonra geri döndü ve dedi ki: Ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Biriniz tuvalet ihtiyacı hissettiğinde namazdan önce onunla başlasın."

853. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا حَضَرَ الْعَشَاءُ وَأُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَابْدَءُوا بِالْعَشَاءِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansur haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Zühri'den; Enes'ten; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Akşam yemeği hazır olduğunda ve namaza kamet getirildiğinde, akşam yemeği ile başlayın."

854. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِحُنَيْنٍ فَأَصَابَنَا مَطَرٌ فَنَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ صَلُّوا فِي رِحَالِكُمْ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsenna haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Katade'den; Ebu'l-Melih'ten; babasından; dedi ki: "Huneyn'de Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Bize yağmur isabet etti. Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in münadisi: 'Namazı konakladığınız yerlerde kılın' diye seslendi."

855. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ طَحْلاَءَ، عَنْ مُحْصِنِ بْنِ عَلِيٍّ الْفِهْرِيِّ، عَنْ عَوْفِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ خَرَجَ عَامِدًا إِلَى الْمَسْجِدِ فَوَجَدَ النَّاسَ قَدْ صَلَّوْا كَتَبَ اللَّهُ لَهُ مِثْلَ أَجْرِ مَنْ حَضَرَهَا وَلاَ يَنْقُصُ ذَلِكَ مِنْ أُجُورِهِمْ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abdulaziz b. Muhammed anlattı; İbn Tahla'dan; Muhsin b. Ali el-Fihri'den; Avf b. el-Haris'ten; Ebu Hureyre'den; Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "Kim abdest alır ve abdestini güzel yaparsa, sonra mescide gitmek niyetiyle çıkıp insanların namazı kılmış olduklarını görürse, Allah ona o namaza katılanların ecri gibi (ecir) yazar. Bu, onların ecirlerinden hiçbir şey eksiltmez."

856. Hadis

أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ الْحُكَيْمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ الْقُرَشِيَّ، حَدَّثَهُ أَنَّ نَافِعَ بْنَ جُبَيْرٍ وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي سَلَمَةَ حَدَّثَاهُ أَنَّ مُعَاذَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ حَدَّثَهُمَا عَنْ حُمْرَانَ، مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ لِلصَّلاَةِ فَأَسْبَغَ الْوُضُوءَ ثُمَّ مَشَى إِلَى الصَّلاَةِ الْمَكْتُوبَةِ فَصَلاَّهَا مَعَ النَّاسِ أَوْ مَعَ الْجَمَاعَةِ أَوْ فِي الْمَسْجِدِ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ ذُنُوبَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süleyman b. Davud haber verdi; İbn Vehb'den; dedi ki: Bana Amr b. el-Haris haber verdi; el-Hukeym b. Abdullah el-Kureşi ona anlatmış; Nafi b. Cübeyr ve Abdullah b. Ebi Seleme ona anlatmışlar; Muaz b. Abdurrahman onlara anlatmış; Osman b. Affan'ın azatlısı Humran'dan; Osman b. Affan'dan; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim namaz için abdest alır ve abdesti tam yaparsa, sonra farz namaza yürüyüp onu insanlarla birlikte veya cemaatle veya mescidde kılarsa, Allah onun günahlarını bağışlar."

857. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي الدِّيلِ يُقَالُ لَهُ بُسْرُ بْنُ مِحْجَنٍ عَنْ مِحْجَنٍ، أَنَّهُ كَانَ فِي مَجْلِسٍ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَذَّنَ بِالصَّلاَةِ - فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ رَجَعَ وَمِحْجَنٌ فِي مَجْلِسِهِ - فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا مَنَعَكَ أَنْ تُصَلِّيَ أَلَسْتَ بِرَجُلٍ مُسْلِمٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى وَلَكِنِّي كُنْتُ قَدْ صَلَّيْتُ فِي أَهْلِي فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِذَا جِئْتَ فَصَلِّ مَعَ النَّاسِ وَإِنْ كُنْتَ قَدْ صَلَّيْتَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; Malik'ten; Zeyd b. Eslem'den; ed-Dîl oğullarından Büsr b. Mihcen denilen bir adamdan; Mihcen'den; [nakledildiğine göre] o, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir mecliste idi. Namaz için ezan okundu. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı, sonra geri döndü; Mihcen ise [hâlâ] yerindeydi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona dedi ki: "Seni namaz kılmaktan ne alıkoydu? Sen Müslüman bir adam değil misin?" Dedi ki: "Bilakis [öyleyim]. Fakat ben ailemle birlikte [evimde] namaz kıldım." Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona buyurdu ki: "Geldiğin zaman, namaz kılmış olsan bile insanlarla birlikte kıl."

858. Hadis

أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ عَطَاءٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ الأَسْوَدِ الْعَامِرِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ شَهِدْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الْفَجْرِ فِي مَسْجِدِ الْخَيْفِ فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ إِذَا هُوَ بِرَجُلَيْنِ فِي آخِرِ الْقَوْمِ لَمْ يُصَلِّيَا مَعَهُ قَالَ ‏"‏ عَلَىَّ بِهِمَا ‏"‏ ‏.‏ فَأُتِيَ بِهِمَا تُرْعَدُ فَرَائِصُهُمَا فَقَالَ ‏"‏ مَا مَنَعَكُمَا أَنْ تُصَلِّيَا مَعَنَا ‏"‏ ‏.‏ قَالاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا قَدْ صَلَّيْنَا فِي رِحَالِنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَلاَ تَفْعَلاَ إِذَا صَلَّيْتُمَا فِي رِحَالِكُمَا ثُمَّ أَتَيْتُمَا مَسْجِدَ جَمَاعَةٍ فَصَلِّيَا مَعَهُمْ فَإِنَّهَا لَكُمَا نَافِلَةٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ziyad b. Eyyub haber verdi; dedi ki: Bize Huşeym anlattı; dedi ki: Bize Ya'la b. Ata anlattı; dedi ki: Bize Cabir b. Yezid b. el-Esved el-Amiri anlattı; babasından; dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Mescid-i Hayf'ta sabah namazına katıldım. Namazını bitirince cemaatin arkasında, onunla namaz kılmamış iki adamla karşılaştı. 'O ikisini bana getirin' buyurdu. O ikisi, omuz etleri titreyerek getirildiler. Buyurdu ki: 'Sizi bizimle namaz kılmaktan ne alıkoydu?' Dediler ki: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Biz konakladığımız yerde namaz kıldık.' Buyurdu ki: 'Böyle yapmayın. Konakladığınız yerde namaz kılıp sonra cemaat mescidine gelirseniz, onlarla birlikte [yine] kılın. Zira o, sizin için nafile olur.'"

859. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ صُدْرَانَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنْ خَالِدِ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ بُدَيْلٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الْعَالِيَةِ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَضَرَبَ فَخِذِي ‏"‏ كَيْفَ أَنْتَ إِذَا بَقِيتَ فِي قَوْمٍ يُؤَخِّرُونَ الصَّلاَةَ عَنْ وَقْتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مَا تَأْمُرُ قَالَ ‏"‏ صَلِّ الصَّلاَةَ لِوَقْتِهَا ثُمَّ اذْهَبْ لِحَاجَتِكَ فَإِنْ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ وَأَنْتَ فِي الْمَسْجِدِ فَصَلِّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdil'a'la ve Muhammed b. İbrahim b. Sudran haber verdi; lafız onundur; Halid b. el-Haris'ten; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Budeyl'den; dedi ki: Ebu'l-Aliye'yi, Abdullah b. es-Samit'ten; Ebu Zer'den naklederken işittim; dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem baldırıma vurdu ve bana dedi ki: 'Namazı vaktinden sonraya bırakan bir topluluk içinde kalırsan halin nice olur?' [Ebu Zer] dedi ki: 'Ne emredersin?' Buyurdu ki: 'Namazı vaktinde kıl, sonra ihtiyacın [işin] için git. Eğer sen mescidde iken namaza kamet getirilirse [tekrar] kıl.'"

860. Hadis

أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ التَّيْمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ، مَوْلَى مَيْمُونَةَ قَالَ رَأَيْتُ ابْنَ عُمَرَ جَالِسًا عَلَى الْبَلاَطِ وَالنَّاسُ يُصَلُّونَ قُلْتُ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ مَا لَكَ لاَ تُصَلِّي قَالَ إِنِّي قَدْ صَلَّيْتُ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تُعَادُ الصَّلاَةُ فِي يَوْمٍ مَرَّتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbrahim b. Muhammed et-Teymi haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Said anlattı; Hüseyin el-Muallim'den; Amr b. Şuayb'dan; Meymune'nin azatlısı Süleyman'dan; dedi ki: "İbn Ömer'i insanlar namaz kılarken 'Belât' denilen yerde otururken gördüm. Dedim ki: 'Ey Ebu Abdurrahman! Neyin var, neden namaz kılmıyorsun?' Dedi ki: 'Ben namazı kıldım. Ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: Bir günde (aynı) namaz iki defa iade edilmez.'"

861. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الزُّهْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا أَتَيْتُمُ الصَّلاَةَ فَلاَ تَأْتُوهَا وَأَنْتُمْ تَسْعَوْنَ وَأْتُوهَا تَمْشُونَ وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَاقْضُوا ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman ez-Zühri haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; [Bize] Zühri anlattı; Said'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Namaza geldiğiniz zaman, koşarak gelmeyin. Yürüyerek ve vakar (sekinet) içinde gelin. Yetiştiğinizi kılın, kaçırdığınızı da tamamlayın (kaza edin)."

862. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ سَوَّادِ بْنِ الأَسْوَدِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ مَنْبُوذٍ، عَنِ الْفَضْلِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا صَلَّى الْعَصْرَ ذَهَبَ إِلَى بَنِي عَبْدِ الأَشْهَلِ فَيَتَحَدَّثُ عِنْدَهُمْ حَتَّى يَنْحَدِرَ لِلْمَغْرِبِ ‏.‏ قَالَ أَبُو رَافِعٍ فَبَيْنَمَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُسْرِعُ إِلَى الْمَغْرِبِ مَرَرْنَا بِالْبَقِيعِ فَقَالَ ‏"‏ أُفٍّ لَكَ أُفٍّ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَكَبُرَ ذَلِكَ فِي ذَرْعِي فَاسْتَأْخَرْتُ وَظَنَنْتُ أَنَّهُ يُرِيدُنِي فَقَالَ ‏"‏ مَا لَكَ امْشِ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ أَحْدَثْتُ حَدَثًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا ذَاكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ أَفَّفْتَ بِي ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ وَلَكِنْ هَذَا فُلاَنٌ بَعَثْتُهُ سَاعِيًا عَلَى بَنِي فُلاَنٍ فَغَلَّ نَمِرَةً فَدُرِّعَ الآنَ مِثْلَهَا مِنْ نَارٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Sevvâd b. el-Esved b. Amr haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi; dedi ki: Bize İbn Cüreyc haber verdi; Menbûz'dan; Fazl b. Ubeydullah'tan; Ebû Râfi'den; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindi namazını kıldığı zaman Benî Abdieşhel'e gider, akşam namazı için [Mescid'e] ininceye kadar onların yanında sohbet ederdi. Ebû Râfi dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem akşam namazına hızlıca giderken biz Bakî'den geçiyorduk; derken şöyle buyurdu: 'Vah sana! Vah sana!' [Ebû Râfi] dedi ki: Bu [söz] bana çok ağır geldi, hemen geri kaldım ve beni kastettiğini zannettim. Bunun üzerine: 'Neyin var? Yürü,' buyurdu. Dedim ki: Bir kusur mu işledim? Buyurdu ki: 'O ne [demek]?' Dedim ki: Bana 'vah' dedin. Buyurdu ki: 'Hayır! Lakin şu falan adam [var ya]; ben onu falan oğullarına zekât memuru olarak göndermiştim de o bir kadife (nemire) çaldı. Şimdi ona ateşten bir benzeri giydirildi.'"

863. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَنْبُوذٌ، - رَجُلٌ مِنْ آلِ أَبِي رَافِعٍ - عَنِ الْفَضْلِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Hârûn b. Abdillah haber verdi; dedi ki: Bize Muâviye b. Amr anlattı; dedi ki: Bize Ebû İshak anlattı; İbn Cüreyc'den; dedi ki: Bana Menbûz -ki o Ebû Râfi ailesinden bir adamdır- haber verdi; Fazl b. Ubeydullah b. Ebî Râfi'den; Ebû Râfi'den; ...[önceki hadisin] benzerini [nakletti].

864. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَأَبُو عَبْدِ اللَّهِ الأَغَرُّ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، حَدَّثَهُمَا ‏.‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا مَثَلُ الْمُهَجِّرِ إِلَى الصَّلاَةِ كَمَثَلِ الَّذِي يُهْدِي الْبَدَنَةَ ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الْبَقَرَةَ ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الْكَبْشَ ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الدَّجَاجَةَ ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الْبَيْضَةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed b. el-Muğîre haber verdi; dedi ki: Bize Osman anlattı; Şuayb'dan; Zührî'den; dedi ki: Bana Ebû Seleme b. Abdurrahman ve Ebû Abdullah el-Eğarr haber verdi ki Ebû Hureyre onlara şöyle anlattı: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Namaza erken gidenin durumu, kurbanlık deve (bedene) hediye eden kimsenin durumu gibidir. Sonra onun peşinden giden, sığır hediye eden gibidir. Sonra onun peşinden giden, koç hediye eden gibidir. Sonra onun peşinden giden, tavuk hediye eden gibidir. Sonra onun peşinden giden, yumurta hediye eden gibidir.'"

865. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ زَكَرِيَّا، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءَ بْنَ يَسَارٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ صَلاَةَ إِلاَّ الْمَكْتُوبَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübarek haber verdi; Zekeriyya'dan; dedi ki: Bana Amr b. Dînâr anlattı; dedi ki: Atâ b. Yesâr'ı, Ebû Hureyre'den naklederken işittim; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Namaz için kâmet getirildiği zaman, farz (mektûbe) namazdan başka namaz yoktur.'"

866. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ وَرْقَاءَ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ صَلاَةَ إِلاَّ الْمَكْتُوبَةُ ‏"‏ ‏.‏

Ahmed b. Abdillah b. el-Hakem ve Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi; dediler ki: Muhammed bize anlattı; Şu'be'den; Verkâ b. Ömer'den; Amr b. Dînâr'dan; Atâ b. Yesâr'dan; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek]; buyurdu ki: "Namaz için kâmet getirildiği zaman, farz (mektûbe) namazdan başka namaz yoktur."

867. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ بُحَيْنَةَ، قَالَ أُقِيمَتْ صَلاَةُ الصُّبْحِ فَرَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يُصَلِّي وَالْمُؤَذِّنُ يُقِيمُ فَقَالَ ‏ "‏ أَتُصَلِّي الصُّبْحَ أَرْبَعًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı; Sa'd b. İbrahim'den; Hafs b. Âsım'dan; İbn Buhayne'den; dedi ki: "Sabah namazı için kâmet getirildi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adamın müezzin kâmet getirirken namaz kıldığını gördü ve şöyle buyurdu: 'Sabah namazını dört [rekat] mı kılıyorsun?'"

868. Hadis

أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَرْجِسَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ فَرَكَعَ الرَّكْعَتَيْنِ ثُمَّ دَخَلَ فَلَمَّا قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ قَالَ ‏ "‏ يَا فُلاَنُ أَيُّهُمَا صَلاَتُكَ الَّتِي صَلَّيْتَ مَعَنَا أَوِ الَّتِي صَلَّيْتَ لِنَفْسِكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Habîb b. Arabî haber verdi; dedi ki: Bize Hammâd anlattı; dedi ki: Bize Âsım anlattı; Abdullah b. Sercis'ten; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazındayken bir adam geldi ve (sünnet olan) iki rekatı kıldı, sonra [imama] katıldı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazını bitirince şöyle buyurdu: 'Ey falan! Senin namazın hangisiydi; bizimle kıldığın mı, yoksa kendin için kıldığın mı?'"

869. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، - رضى الله عنه - قَالَ أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِنَا فَصَلَّيْتُ أَنَا وَيَتِيمٌ لَنَا خَلْفَهُ وَصَلَّتْ أُمُّ سُلَيْمٍ خَلْفَنَا ‏.‏

Bize Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; dedi ki: Bana İshak b. Abdillah anlattı; dedi ki: Enes radıyallahu anh'ı işittim; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem evimizde bize geldi. Ben ve bizden bir yetim arkasında namaz kıldık, Ümmü Süleym de arkamızda kıldı."

870. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا نُوحٌ، - يَعْنِي ابْنَ قَيْسٍ - عَنِ ابْنِ مَالِكٍ، - وَهُوَ عَمْرٌو - عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَتِ امْرَأَةٌ تُصَلِّي خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَسْنَاءُ مِنْ أَحْسَنِ النَّاسِ - قَالَ - فَكَانَ بَعْضُ الْقَوْمِ يَتَقَدَّمُ فِي الصَّفِّ الأَوَّلِ لِئَلاَّ يَرَاهَا وَيَسْتَأْخِرُ بَعْضُهُمْ حَتَّى يَكُونَ فِي الصَّفِّ الْمُؤَخَّرِ فَإِذَا رَكَعَ نَظَرَ مِنْ تَحْتِ إِبْطِهِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِرِينَ ‏}‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Nuh -yani İbn Kays- anlattı; İbn Mâlik'ten -ki o Amr'dır-; Ebu'l-Cevzâ'dan; İbn Abbâs'tan; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında çok güzel bir kadın namaz kılardı -dedi ki: İnsanların en güzellerindendi.- Cemaatten kimileri onu görmemek için ilk safta öne geçerdi. Kimileri de geri kalır, en arka safta durur ve rükûya vardığında koltuğunun altından [kadına] bakardı. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle {Andolsun ki sizden öne geçenleri de bildik, geri kalanları da bildik} (Hicr, 24) ayetini indirdi."

871. Hadis

أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ زِيَادٍ الأَعْلَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، أَنَّ أَبَا بَكْرَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، دَخَلَ الْمَسْجِدَ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَاكِعٌ فَرَكَعَ دُونَ الصَّفِّ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ زَادَكَ اللَّهُ حِرْصًا وَلاَ تَعُدْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi; Yezîd b. Zürey'den; dedi ki: Bize Saîd anlattı; Ziyâd el-A'lem'den; dedi ki: Bize Hasan anlattı; Ebû Bekre ona şöyle anlatmış: "O, Mescid'e girdiğinde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem rükûdaydı. Bunun üzerine safa varmadan rükûya gitti. [Namazdan sonra] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Allah hırsını artırsın, bir daha yapma,' buyurdu."

872. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي الْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا ثُمَّ انْصَرَفَ فَقَالَ ‏ "‏ يَا فُلاَنُ أَلاَ تُحَسِّنُ صَلاَتَكَ أَلاَ يَنْظُرُ الْمُصَلِّي كَيْفَ يُصَلِّي لِنَفْسِهِ إِنِّي أُبْصِرُ مِنْ وَرَائِي كَمَا أُبْصِرُ بَيْنَ يَدَىَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. el-Mübarek haber verdi; dedi ki: Bana Ebû Üsâme anlattı; dedi ki: Bana Velid b. Kesîr anlattı; Saîd b. Ebî Saîd'den; babasından; Ebû Hureyre'den; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün namaz kıldırdı, sonra döndü ve şöyle buyurdu: 'Ey falan! Namazını güzelce kılmıyor musun? Namaz kılan kişi kendisi için nasıl namaz kıldığına bakmaz mı? Muhakkak ki ben, önümden gördüğüm gibi arkamdan da görüyorum.'"

873. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي قَبْلَ الظُّهْرِ رَكْعَتَيْنِ وَبَعْدَهَا رَكْعَتَيْنِ وَكَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْمَغْرِبِ رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ وَبَعْدَ الْعِشَاءِ رَكْعَتَيْنِ وَكَانَ لاَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ حَتَّى يَنْصَرِفَ فَيُصَلِّيَ رَكْعَتَيْنِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd haber verdi; Mâlik'ten; Nâfi'den; İbn Ömer'den [naklederek]; "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğleden önce iki rekat, sonrasında da iki rekat kılardı. Akşamdan sonra evinde iki rekat, yatsıdan sonra da iki rekat kılardı. Cuma [namazın]dan sonra ise ayrılıncaya kadar kılmaz, [evine gidince] iki rekat kılardı."

874. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، قَالَ سَأَلْنَا عَلِيًّا عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَيُّكُمْ يُطِيقُ ذَلِكَ قُلْنَا إِنْ لَمْ نُطِقْهُ سَمِعْنَا ‏.‏ قَالَ كَانَ إِذَا كَانَتِ الشَّمْسُ مِنْ هَا هُنَا كَهَيْئَتِهَا مِنْ هَا هُنَا عِنْدَ الْعَصْرِ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ فَإِذَا كَانَتْ مِنْ هَا هُنَا كَهَيْئَتِهَا مِنْ هَا هُنَا عِنْدَ الظُّهْرِ صَلَّى أَرْبَعًا وَيُصَلِّي قَبْلَ الظُّهْرِ أَرْبَعًا وَبَعْدَهَا ثِنْتَيْنِ وَيُصَلِّي قَبْلَ الْعَصْرِ أَرْبَعًا يَفْصِلُ بَيْنَ كُلِّ رَكْعَتَيْنِ بِتَسْلِيمٍ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ وَالنَّبِيِّينَ وَمَنْ تَبِعَهُمْ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ ‏.‏

Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi; dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey' anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Ebû İshak'tan; Âsım b. Damra'dan; dedi ki: Ali'ye Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazını sorduk. Dedi ki: "Buna hanginiz güç yetirebilir?" Biz de: Güç yetiremesek de duyarız (öğreniriz), dedik. [Ali] dedi ki: "Güneş şurada (doğuda), şuradaki (batıdaki) ikindi vaktindeki gibi olduğu zaman iki rekat kılardı. Şurada (doğuda), şuradaki (batıdaki) öğle vaktindeki gibi olduğu zaman dört [rekat] kılardı. Öğleden önce dört, ondan sonra iki [rekat] kılardı. İkindiden önce dört [rekat] kılar, her iki rekatın arasını mukarreb meleklere, nebilere ve onlara uyan mümin ve müslümanlara selam vererek ayırırdı."

875. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا حُصَيْنُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، قَالَ سَأَلْتُ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي النَّهَارِ قَبْلَ الْمَكْتُوبَةِ قَالَ مَنْ يُطِيقُ ذَلِكَ ثُمَّ أَخْبَرَنَا قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي حِينَ تَزِيغُ الشَّمْسُ رَكْعَتَيْنِ وَقَبْلَ نِصْفِ النَّهَارِ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ يَجْعَلُ التَّسْلِيمَ فِي آخِرِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Husayn b. Abdurrahman anlattı; Ebû İshak'tan; Âsım b. Damra'dan; dedi ki: Ali b. Ebî Tâlib'e Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in gündüzleyin farzdan önce kıldığı namazı sordum. Dedi ki: "Buna kim güç yetirebilir?" Sonra bize haber verdi; dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem güneş [batıya] meylettiği zaman iki rekat, günün yarısından önce de dört rekat kılar, selamı da sonunda verirdi."