3657. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنِ ابْنِ سَلاَمَةَ السُّلَمِيِّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أُوصِي امْرَأً بِأُمِّهِ أُوصِي امْرَأً بِأُمِّهِ أُوصِي امْرَأً بِأُمِّهِ - ثَلاَثًا - أُوصِي امْرَأً بِأَبِيهِ أُوصِي امْرَءًا بِمَوْلاَهُ الَّذِي يَلِيهِ وَإِنْ كَانَ عَلَيْهِ مِنْهُ أَذًى يُؤْذِيهِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Şerîk b. Abdullâh anlattı; Mansûr’dan; Ubeydullâh b. Ali’den; İbn Selâme es-Sülemî’den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişiye annesini tavsiye ediyorum, kişiye annesini tavsiye ediyorum, kişiye annesini tavsiye ediyorum -üç defa (söyledi)-. Kişiye babasını tavsiye ediyorum. Kişiye velisi olduğu (bakmakla yükümlü olduğu) kimseyi tavsiye ediyorum; velev ki ondan kendisine eziyet dokunsa bile.”
3658. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ مَيْمُونٍ الْمَكِّيُّ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَبَرُّ قَالَ " أُمَّكَ " . قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " أُمَّكَ " . قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " أَبَاكَ " . قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " الأَدْنَى فَالأَدْنَى " .
Bize Ebû Bekr Muhammed b. Meymûn el-Mekkî anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Umâre b. el-Ka’kâ’dan; Ebû Zür’a’dan; Ebû Hureyre’den; dedi ki: (Ashab) dediler ki: Ey Allah’ın Resûlü! Kime iyilik edeyim? Buyurdu ki: “Annene.” (Adam) dedi ki: Sonra kime? Buyurdu ki: “Annene.” Dedi ki: Sonra kime? Buyurdu ki: “Babana.” Dedi ki: Sonra kime? Buyurdu ki: “(Sana) en yakın olana, sonra en yakın olana.”
3659. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ يَجْزِي وَلَدٌ وَالِدَهُ إِلاَّ أَنْ يَجِدَهُ مَمْلُوكًا فَيَشْتَرِيَهُ فَيُعْتِقَهُ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Cerîr anlattı; Süheyl’den; babasından; Ebû Hureyre’den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hiçbir evlat, babasının hakkını ödeyemez. Ancak onu köle olarak bulup satın alır ve hürriyetine kavuşturursa (ancak o zaman ödemiş olur).”
3660. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الْقِنْطَارُ اثْنَا عَشَرَ أَلْفَ أُوقِيَّةٍ كُلُّ أُوقِيَّةٍ خَيْرٌ مِمَّا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ " . وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ الرَّجُلَ لَتُرْفَعُ دَرَجَتُهُ فِي الْجَنَّةِ فَيَقُولُ أَنَّى هَذَا فَيُقَالُ بِاسْتِغْفَارِ وَلَدِكَ لَكَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Abdüssamed b. Abdilvâris anlattı; Hammâd b. Seleme’den; Âsım’dan; Ebû Sâlih’ten; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; şöyle buyurduğu (nakledildi): “Kıntâr, on iki bin ukiyyedir. Her bir ukiyye, gökle yer arasındakilerden daha hayırlıdır.” Ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz adamın cennette derecesi yükseltilir. Der ki: Bu nereden (geldi)? Denilir ki: Çocuğunun senin için istiğfar etmesi (bağışlanma dilemesi) sebebiyledir.”
3661. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ يُوصِيكُمْ بِأُمَّهَاتِكُمْ - ثَلاَثًا - إِنَّ اللَّهَ يُوصِيكُمْ بِآبَائِكُمْ إِنَّ اللَّهَ يُوصِيكُمْ بِالأَقْرَبِ فَالأَقْرَبِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı; Bahîr b. Sa’d’den; Hâlid b. Ma’dân’dan; Mikdâm b. Ma’dîkerib’den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu (nakledildi): “Şüphesiz Allah size annelerinizi tavsiye ediyor -üç defa (söyledi)-. Şüphesiz Allah size babalarınızı tavsiye ediyor. Şüphesiz Allah size (derece derece) en yakınınızı, sonra en yakınınızı tavsiye ediyor.”
3662. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي الْعَاتِكَةِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا حَقُّ الْوَالِدَيْنِ عَلَى وَلَدِهِمَا قَالَ " هُمَا جَنَّتُكَ وَنَارُكَ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; dedi ki: Bize Sadaka b. Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Osmân b. Ebî’l-Âtike anlattı; Ali b. Yezîd’den; Kâsım’dan; Ebû Ümâme’den; (dedi ki): Bir adam: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Anne babanın çocukları üzerindeki hakkı nedir?’ diye sordu. Buyurdu ki: ‘Onlar senin cennetin ve cehennemindir.’
3663. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " الْوَالِدُ أَوْسَطُ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ فَأَضِعْ ذَلِكَ الْبَابَ أَوِ احْفَظْهُ " .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Atâ’dan; Ebû Abdurrahman’dan; Ebû’d-Derdâ’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiş: “Baba, cennet kapılarının en orta (en hayırlı) olanıdır. (Artık sen) o kapıyı ister zayi et, ister muhafaza et.”
3664. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَسِيدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ عُبَيْدٍ، مَوْلَى بَنِي سَاعِدَةَ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ، مَالِكِ بْنِ رَبِيعَةَ قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذْ جَاءَهُ رَجُلٌ مِنْ بَنِي سُلَيْمٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَبَقِيَ مِنْ بِرِّ أَبَوَىَّ شَىْءٌ أَبَرُّهُمَا بِهِ مِنْ بَعْدِ مَوْتِهِمَا قَالَ " نَعَمْ الصَّلاَةُ عَلَيْهِمَا وَالاِسْتِغْفَارُ لَهُمَا وَإِيفَاءٌ بِعُهُودِهِمَا مِنْ بَعْدِ مَوْتِهِمَا وَإِكْرَامُ صَدِيقِهِمَا وَصِلَةُ الرَّحِمِ الَّتِي لاَ تُوصَلُ إِلاَّ بِهِمَا " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Abdullâh b. İdrîs anlattı; Abdurrahman b. Süleymân’dan; Esîd b. Ali b. Ubeyd’den -ki Benî Sâide’nin azatlısıdır-; babasından; Ebû Üseyd Mâlik b. Rebîa’dan; dedi ki: “Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında iken Benî Selime’den bir adam geldi ve: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Ölümlerinden sonra anne babama yapabileceğim bir iyilik kaldı mı?’ diye sordu. (Nebi) şöyle buyurdu: ‘Evet. Onlara dua etmek, onlar için bağışlanma dilemek, ölümlerinden sonra vasiyetlerini (sözlerini) yerine getirmek, dostlarına ikramda bulunmak ve ancak onlar vasıtasıyla ulaşılan akrabayı ziyaret etmek (sıla-i rahim yapmak).’”
3665. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَدِمَ نَاسٌ مِنَ الأَعْرَابِ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالُوا أَتُقَبِّلُونَ صِبْيَانَكُمْ قَالُوا نَعَمْ . فَقَالُوا لَكِنَّا وَاللَّهِ مَا نُقَبِّلُ . فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " وَأَمْلِكُ أَنْ كَانَ اللَّهُ قَدْ نَزَعَ مِنْكُمُ الرَّحْمَةَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Üsâme anlattı; Hişâm b. Urve’den; babasından; Âişe’den; dedi ki: “Bedevilerden bazı insanlar Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına geldiler ve: ‘Siz çocuklarınızı öpüyor musunuz?’ dediler. (Sahabiler): ‘Evet’ dediler. (Bedeviler): ‘Fakat biz vallahi öpmüyoruz’ dediler. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Allah sizin (kalplerinizden) merhameti çekip almışsa ben ne yapabilirim?’”
3666. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي رَاشِدٍ، عَنْ يَعْلَى الْعَامِرِيِّ، أَنَّهُ قَالَ جَاءَ الْحَسَنُ وَالْحُسَيْنُ يَسْعَيَانِ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَضَمَّهُمَا إِلَيْهِ وَقَالَ " إِنَّ الْوَلَدَ مَبْخَلَةٌ مَجْبَنَةٌ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Affân anlattı; bize Vuheyb anlattı; bize Abdullah b. Osman b. Huseym anlattı; Saîd b. Ebi Râşid'den; Ya'lâ el-Âmirî'den; dedi ki: Hasan ve Hüseyin koşarak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler. (Nebi) onları bağrına bastı ve şöyle buyurdu: “Muhakkak ki çocuk; cimrilik ve korkaklık sebebidir.”
3667. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىٍّ، سَمِعْتُ أَبِي يَذْكُرُ، عَنْ سُرَاقَةَ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " أَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى أَفْضَلِ الصَّدَقَةِ ابْنَتُكَ مَرْدُودَةً إِلَيْكَ لَيْسَ لَهَا كَاسِبٌ غَيْرُكَ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Zeyd b. el-Hubâb anlattı; Musa b. Ulayy'den; (dedi ki:) Babamı zikrederken işittim; Sürâka b. Mâlik'ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu (nakledilmiştir): “Size sadakanın en faziletlisini göstereyim mi? (Kocası tarafından) sana geri döndürülmüş, senden başka geçindireni olmayan kızın(a harcadığındır).”
3668. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، أَخْبَرَنِي سَعْدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ صَعْصَعَةَ، عَمِّ الأَحْنَفِ قَالَ دَخَلَتْ عَلَى عَائِشَةَ امْرَأَةٌ مَعَهَا ابْنَتَانِ لَهَا فَأَعْطَتْهَا ثَلاَثَ تَمَرَاتٍ فَأَعْطَتْ كُلَّ وَاحِدَةٍ مِنْهُمَا تَمْرَةً ثُمَّ صَدَعَتِ الْبَاقِيَةَ بَيْنَهُمَا . قَالَتْ فَأَتَى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَحَدَّثْتُهُ فَقَالَ " مَا عَجَبُكِ لَقَدْ دَخَلَتْ بِهِ الْجَنَّةَ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Bişr anlattı; Mis'ar'dan; (dedi ki:) Bana Sa'd b. İbrahim haber verdi; Hasan'dan; Ahnef'in amcası Sa'saa'dan; dedi ki: Aişe’nin yanına bir kadın girdi; beraberinde iki kızı vardı. (Aişe) ona üç hurma verdi. (Kadın) onlardan her birine birer hurma verdi; sonra kalanı (üçüncüyü) ikisi arasında bölüştürdü. (Aişe) dedi ki: Derken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geldi; ben de O'na anlattım. Şöyle buyurdu: “Neye şaşıyorsun? (Kadın) bu yaptığı sebebiyle cennete girdi.”
3669. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ الْحَسَنِ الْمَرْوَزِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَرْمَلَةَ بْنِ عِمْرَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا عُشَّانَةَ الْمَعَافِرِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " مَنْ كَانَ لَهُ ثَلاَثُ بَنَاتٍ فَصَبَرَ عَلَيْهِنَّ وَأَطْعَمَهُنَّ وَسَقَاهُنَّ وَكَسَاهُنَّ مِنْ جِدَتِهِ - كُنَّ لَهُ حِجَابًا مِنَ النَّارِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .
Bize Hüseyin b. el-Hasen el-Mervezî anlattı; bize İbnü'l-Mübarek anlattı; Harmele b. İmrân'dan; dedi ki: Ebu Uşşâne el-Meâfirî'yi işittim; dedi ki: Ukbe b. Âmir'i işittim; şöyle diyordu: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Her kimin üç kızı olur da onlara sabreder, varlığından (imkânlarından) onları yedirir, içirir ve giydirirse; (bu kızlar) Kıyamet günü onun için ateşe karşı perde olurlar.”
3670. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ فِطْرٍ، عَنْ أَبِي سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَا مِنْ رَجُلٍ تُدْرِكُ لَهُ ابْنَتَانِ فَيُحْسِنُ إِلَيْهِمَا مَا صَحِبَتَاهُ أَوْ صَحِبَهُمَا إِلاَّ أَدْخَلَتَاهُ الْجَنَّةَ " .
Bize Hüseyin b. el-Hasen anlattı; bize İbnü'l-Mübarek anlattı; Fıtr'dan; Ebu Sa'd'dan; İbn Abbas'tan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Herhangi bir adamın iki kızı erişkinlik çağına ulaşır da beraber oldukları veya (adam) onlarla beraber olduğu (sürece) onlara iyi davranırsa; (bu kızlar) onu mutlaka cennete koyarlar.”
3671. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُمَارَةَ، أَخْبَرَنِي الْحَارِثُ بْنُ النُّعْمَانِ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ قَالَ " أَكْرِمُوا أَوْلاَدَكُمْ وَأَحْسِنُوا أَدَبَهُمْ " .
Bize Abbas b. el-Velîd ed-Dımaşkî anlattı; bize Ali b. Ayyaş anlattı; bize Saîd b. Umâre anlattı; bana Hâris b. Nu'mân haber verdi; Enes b. Mâlik'i Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ederken işittim; (Nebi) şöyle buyurdu: “Çocuklarınıza ikramda bulunun (değer verin) ve terbiyelerini güzel yapın.”
3672. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، سَمِعَ نَافِعَ بْنَ جُبَيْرٍ، يُخْبِرُ عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْخُزَاعِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُحْسِنْ إِلَى جَارِهِ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَسْكُتْ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Süfyan b. Uyeyne anlattı; Amr b. Dînâr'dan; Nâfi' b. Cübeyr'i Ebu Şureyh el-Huzâî'den haber verirken işitmiş; (dedi ki:) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa komşusuna iyilik etsin. Her kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa misafirine ikram etsin. Her kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa hayır söylesin veya sussun.”
3673. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، وَعَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، جَمِيعًا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârun ve Abde b. Süleyman anlattı. (H) Bize Muhammed b. Rumh da anlattı; bize Leys b. Sa'd haber verdi; hepsi Yahya b. Saîd'den; Ebu Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm'dan; Amre'den; Aişe'den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu (nakledilmiştir): “Cebrail bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, onu (komşuyu komşuya) mirasçı kılacak zannettim.”
3674. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَا زَالَ جِبْرَائِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Vekî' anlattı; bize Yunus b. Ebi İshak anlattı; Mücahid'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cebrail bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, onu (komşuyu komşuya) mirasçı kılacak zannettim.”
3675. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْخُزَاعِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَجَائِزَتُهُ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ وَلاَ يَحِلُّ لَهُ أَنْ يَثْوِيَ عِنْدَ صَاحِبِهِ حَتَّى يُحْرِجَهُ الضِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ وَمَا أَنْفَقَ عَلَيْهِ بَعْدَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ فَهُوَ صَدَقَةٌ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Süfyan b. Uyeyne anlattı; İbn Aclân'dan; Saîd b. Ebi Saîd'den; Ebu Şureyh el-Huzâî'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: “Her kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa misafirine ikram etsin. Onun câizesi (özel ağırlanması) bir gün ve bir gecedir. (Misafirin), ev sahibinin yanında onu sıkıntıya sokacak kadar kalması helal olmaz. Misafirlik üç gündür. Üç günden sonra ona harcadığı şey ise sadakadır.”
3676. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّهُ قَالَ قُلْنَا لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِنَّكَ تَبْعَثُنَا فَنَنْزِلُ بِقَوْمٍ فَلاَ يَقْرُونَا فَمَا تَرَى فِي ذَلِكَ . قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنْ نَزَلْتُمْ بِقَوْمٍ فَأَمَرُوا لَكُمْ بِمَا يَنْبَغِي لِلضَّيْفِ فَاقْبَلُوا وَإِنْ لَمْ يَفْعَلُوا فَخُذُوا مِنْهُمْ حَقَّ الضَّيْفِ الَّذِي يَنْبَغِي لَهُمْ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı; bize Leys b. Sa'd haber verdi; Yezîd b. Ebi Habîb'den; Ebu'l-Hayr'dan; Ukbe b. Âmir'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e şöyle dedik: 'Sen bizi gönderiyorsun; bir kavme misafir oluyoruz fakat bizi ağırlamıyorlar. Bu konuda ne buyurursun?' Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: “Bir kavme misafir olduğunuzda, misafire yaraşır şekilde sizin için (ikram) emrederlerse bunu kabul edin. Eğer yapmazlarsa, onlardan misafirin hakkı olan (ve) onlara gereken şeyi alın.”
3677. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْمِقْدَامِ أَبِي كَرِيمَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَيْلَةُ الضَّيْفِ وَاجِبَةٌ فَإِنْ أَصْبَحَ بِفِنَائِهِ فَهُوَ دَيْنٌ عَلَيْهِ فَإِنْ شَاءَ اقْتَضَى وَإِنْ شَاءَ تَرَكَ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Vekî' anlattı; bize Süfyan anlattı; Mansur'dan; Şa'bî'den; Mikdâm Ebu Kerîme'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Misafir gecesi (misafiri bir gece ağırlamak) vaciptir. Eğer (misafir, hakkını alamadan) sabahı onun (ev sahibinin) avlusunda ederse, bu onun (ev sahibinin) üzerinde bir borçtur. (Misafir) dilerse (bunu) ister, dilerse terk eder (bağışlar).”
3678. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اللَّهُمَّ إِنِّي أُحَرِّجُ حَقَّ الضَّعِيفَيْنِ الْيَتِيمِ وَالْمَرْأَةِ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Yahya b. Saîd el-Kattân anlattı; İbn Aclân'dan; Saîd b. Saîd'den; Ebu Hureyre'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah'ım! Ben iki zayıfın; yetimin ve kadının hakkını(n ihlal edilmesini) haram kılıyorum (ağır bir vebal sayıyorum).”
3679. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي عَتَّابٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " خَيْرُ بَيْتٍ فِي الْمُسْلِمِينَ بَيْتٌ فِيهِ يَتِيمٌ يُحْسَنُ إِلَيْهِ وَشَرُّ بَيْتٍ فِي الْمُسْلِمِينَ بَيْتٌ فِيهِ يَتِيمٌ يُسَاءُ إِلَيْهِ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Yahya b. Âdem anlattı; bize İbnü'l-Mübarek anlattı; Saîd b. Ebi Eyyûb'dan; Yahya b. Ebi Süleyman'dan; Zeyd b. Ebi Attâb'dan; Ebu Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; (şöyle) buyurdu: “Müslümanlar içinde en hayırlı ev; içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir. Müslümanlar içinde en kötü ev ise; içinde kendisine kötü davranılan bir yetimin bulunduğu evdir.”
3680. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْكَلْبِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الأَنْصَارِيُّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ عَالَ ثَلاَثَةً مِنَ الأَيْتَامِ كَانَ كَمَنْ قَامَ لَيْلَهُ وَصَامَ نَهَارَهُ وَغَدَا وَرَاحَ شَاهِرًا سَيْفَهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَكُنْتُ أَنَا وَهُوَ فِي الْجَنَّةِ أَخَوَيْنِ كَهَاتَيْنِ أُخْتَانِ " . وَأَلْصَقَ إِصْبَعَيْهِ السَّبَّابَةَ وَالْوُسْطَى .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Hammâd b. Abdurrahman el-Kelbî anlattı; bize İsmail b. İbrahim el-Ensarî anlattı; Atâ b. Ebi Rabâh'tan; Abdullah b. Abbas'tan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her kim üç yetimi himaye ederse; gecesini ibadetle, gündüzünü oruçla geçiren ve Allah yolunda kılıcını çekip sabah akşam (cihada) koşan kimse gibi olur. Ben ve o, cennette şu iki kardeş (parmak) gibi oluruz.” (Resulullah bunu söylerken) işaret parmağı ile orta parmağını birbirine yapıştırdı.
3681. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أَبَانَ بْنِ صَمْعَةَ، عَنْ أَبِي الْوَازِعِ الرَّاسِبِيِّ، عَنْ أَبِي بَرْزَةَ الأَسْلَمِيِّ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ دُلَّنِي عَلَى عَمَلٍ أَنْتَفِعُ بِهِ . قَالَ " اعْزِلِ الأَذَى عَنْ طَرِيقِ الْمُسْلِمِينَ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattı; (ikisi de) dediler ki: Bize Vekî' anlattı; Ebân b. Sam'a'dan; Ebu'l-Vâzi' er-Râsibî'den; Ebu Berze el-Eslemî'den; dedi ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Bana, kendisinden faydalanacağım bir amel göster' dedim. Buyurdu ki: “Müslümanların yolundan eziyet veren şeyleri gider (uzaklaştır).”
3682. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " كَانَ عَلَى الطَّرِيقِ غُصْنُ شَجَرَةٍ يُؤْذِي النَّاسَ فَأَمَاطَهَا رَجُلٌ فَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; A'meş'ten; Ebu Sâlih'ten; Ebu Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: “Yol üzerinde insanlara eziyet veren bir ağaç dalı vardı. Bir adam onu giderdi (uzaklaştırdı) ve bu sebeple cennete girdirildi.”
3683. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ وَاصِلٍ، مَوْلَى أَبِي عُيَيْنَةَ عَنْ يَحْيَى بْنِ عُقَيْلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمَرَ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ عُرِضَتْ عَلَىَّ أُمَّتِي بِأَعْمَالِهَا حَسَنِهَا وَسَيِّئِهَا فَرَأَيْتُ فِي مَحَاسِنِ أَعْمَالِهَا الأَذَى يُنَحَّى عَنِ الطَّرِيقِ وَرَأَيْتُ فِي سَيِّئِ أَعْمَالِهَا النُّخَاعَةَ فِي الْمَسْجِدِ لاَ تُدْفَنُ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârun anlattı; bize Hişâm b. Hassân haber verdi; Vâsıl Mevlâ Ebi Uyeyne'den; Yahya b. Ukayl'den; Yahya b. Ya'mer'den; Ebu Zer'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; (şöyle) buyurdu: “Ümmetim, amelleriyle; iyisiyle ve kötüsüyle bana arz edildi. Amellerinin güzelleri arasında, yoldan giderilen eziyeti (eziyet veren şeyi) gördüm. Amellerinin kötüleri arasında ise mescitte gömülmeyen (üzeri örtülmeyen) tükürüğü gördüm.”
3684. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، صَاحِبِ الدَّسْتَوَائِيِّ عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الصَّدَقَةِ أَفْضَلُ قَالَ " سَقْىُ الْمَاءِ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Vekî' anlattı; Hişâm Sâhibu'd-Destevâî'den; Katâde'den; Saîd b. el-Müseyyeb'den; Sa'd b. Ubâde'den; dedi ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Hangi sadaka daha faziletlidir?' dedim. Buyurdu ki: “Su içirmektir.”
3685. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ يَزِيدَ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " يَصُفُّ النَّاسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ صُفُوفًا - وَقَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ أَهْلُ الْجَنَّةِ - فَيَمُرُّ الرَّجُلُ مِنْ أَهْلِ النَّارِ عَلَى الرَّجُلِ فَيَقُولُ يَا فُلاَنُ أَمَا تَذْكُرُ يَوْمَ اسْتَسْقَيْتَ فَسَقَيْتُكَ شَرْبَةً قَالَ فَيَشْفَعُ لَهُ وَيَمُرُّ الرَّجُلُ فَيَقُولُ أَمَا تَذْكُرُ يَوْمَ نَاوَلْتُكَ طَهُورًا فَيَشْفَعُ لَهُ " . قَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ " وَيَقُولُ يَا فُلاَنُ أَمَا تَذْكُرُ يَوْمَ بَعَثْتَنِي فِي حَاجَةِ كَذَا وَكَذَا فَذَهَبْتُ لَكَ فَيَشْفَعُ لَهُ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr ve Ali b. Muhammed anlattı; (ikisi de) dediler ki: Bize Vekî' anlattı; A'meş'ten; Yezîd er-Rakkâşî'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet günü insanlar saflar halinde dizilir. (İbn Nümeyr 'cennet ehli' dedi.) Derken cehennem ehlinden bir adam, (cennet ehlinden) bir adamın yanından geçer ve: 'Ey falan! Hatırlıyor musun, hani (bir gün) su istemiştin de sana bir içimlik su vermiştim?' der. (Resulullah) buyurdu ki: Bunun üzerine (o kişi) ona şefaat eder. Yine bir adam geçer ve: 'Hatırlıyor musun, hani sana abdest suyu vermiştim?' der. Bunun üzerine ona (da) şefaat eder.” İbn Nümeyr (rivayetinde şunu) ekledi: “Ve der ki: 'Ey falan! Hatırlıyor musun, hani beni şöyle şöyle bir iş için göndermiştin de senin için gitmiştim?' Bunun üzerine ona şefaat eder.”
3686. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُعْشُمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمِّهِ، سُرَاقَةَ بْنِ جُعْشُمٍ قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ ضَالَّةِ الإِبِلِ تَغْشَى حِيَاضِي قَدْ لُطْتُهَا لإِبِلِي فَهَلْ لِي مِنْ أَجْرٍ إِنْ سَقَيْتُهَا فَقَالَ " نَعَمْ فِي كُلِّ ذَاتِ كَبِدٍ حَرَّى أَجْرٌ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; bize Muhammed b. İshak anlattı; Zührî'den; Abdurrahman b. Cu'şum'dan; babasından; amcası Sürâka b. Cu'şum'dan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e, kendi develerim için (havuzunu çamurla) sıvadığım havuzlarıma gelen kayıp develer hakkında sordum: '(Onları) sularsam benim için ecir var mı?' dedim. Buyurdu ki: “Evet, her ciğer taşıyan canlı(ya su vermek)te ecir vardır.”
3687. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ تَمِيمِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هِلاَلٍ الْعَبْسِيِّ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْبَجَلِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ يُحْرَمِ الرِّفْقَ يُحْرَمِ الْخَيْرَ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Vekî' anlattı; A'meş'ten; Temîm b. Seleme'den; Abdurrahman b. Hilâl el-Absî'den; Cerîr b. Abdullah el-Becelî'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim rıfktan (yumuşak huyluluktan) mahrum kalırsa, hayırdan (da) mahrum kalır.”
3688. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ حَفْصٍ الأُبُلِّيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ رَفِيقٌ يُحِبُّ الرِّفْقَ وَيُعْطِي عَلَيْهِ مَا لاَ يُعْطِي عَلَى الْعُنْفِ " .
Bize İsmail b. Hafs el-Übüllî anlattı; bize Ebu Bekir b. Ayyaş anlattı; A'meş'ten; Ebu Sâlih'ten; Ebu Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: “Muhakkak ki Allah Refîk'tir (yumuşaklıkla muamele eder); rıfkı (yumuşaklığı) sever ve şiddete (sertliğe) vermediği şeyi (mükafatı ve neticeyi) ona (rıfka) verir.”
3689. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصْعَبٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ رَفِيقٌ يُحِبُّ الرِّفْقَ فِي الأَمْرِ كُلِّهِ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Mus'ab anlattı; Evzâî'den. (H) Ve bize Hişâm b. Ammâr ve Abdurrahman b. İbrahim anlattılar; dediler ki: Bize Velîd b. Müslim anlattı; bize Evzâî anlattı; Zührî'den; Urve'den; Aişe'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; (şöyle) buyurdu: “Muhakkak ki Allah Refîk'tir; bütün işlerde rıfkı (yumuşaklığı) sever.”
3690. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنِ الْمَعْرُورِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِخْوَانُكُمْ جَعَلَهُمُ اللَّهُ تَحْتَ أَيْدِيكُمْ فَأَطْعِمُوهُمْ مِمَّا تَأْكُلُونَ وَأَلْبِسُوهُمْ مِمَّا تَلْبَسُونَ وَلاَ تُكَلِّفُوهُمْ مَا يَغْلِبُهُمْ فَإِنْ كَلَّفْتُمُوهُمْ فَأَعِينُوهُمْ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Vekî' anlattı; bize A'meş anlattı; Ma'rûr b. Süveyd'den; Ebu Zer'den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Onlar (hizmetçileriniz) sizin kardeşlerinizdir; Allah onları ellerinizin altına (idaresine) vermiştir. (Öyleyse) onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin. Onlara güç yetiremeyecekleri şeyi (işi) yüklemeyin. Eğer yüklerseniz onlara yardım edin.”
3691. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُغِيرَةَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ فَرْقَدٍ السَّبَخِيِّ، عَنْ مُرَّةَ الطَّيِّبِ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ سَيِّئُ الْمَلَكَةِ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَيْسَ أَخْبَرْتَنَا أَنَّ هَذِهِ الأُمَّةَ أَكْثَرُ الأُمَمِ مَمْلُوكِينَ وَيَتَامَى قَالَ " نَعَمْ فَأَكْرِمُوهُمْ كَكَرَامَةِ أَوْلاَدِكُمْ وَأَطْعِمُوهُمْ مِمَّا تَأْكُلُونَ " . قَالُوا فَمَا يَنْفَعُنَا فِي الدُّنْيَا قَالَ " فَرَسٌ تَرْتَبِطُهُ تُقَاتِلُ عَلَيْهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مَمْلُوكُكَ يَكْفِيكَ فَإِذَا صَلَّى فَهُوَ أَخُوكَ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattı. Dediler ki: Bize İshak b. Süleyman, Muğire b. Müslim'den, o Ferkat es-Sebehî'den, o Mürre et-Tayyib'den, o da Ebu Bekir es-Sıddık'tan (r.a.) anlattı. Dedi ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Yönetimi altındakilere (memluklere/kölelere) kötü davranan kimse cennete giremez." Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, bize bu ümmetin en çok köleye ve yetime sahip olan ümmet olduğunu haber vermemiş miydin? Buyurdu ki: "Evet (öyledir). Onlara çocuklarınıza ikram ettiğiniz gibi ikram edin ve yediğinizden onlara da yedirin." Dediler ki: Peki dünyada bize (onlardan) ne fayda var? Buyurdu ki: "Allah yolunda üzerinde savaşmak için bağladığın (beslediğin) atın (gibi), kölen de senin ihtiyacını karşılar. Eğer namaz kılarsa, o artık senin kardeşindir."
3692. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهُ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا . أَوَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى شَىْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ أَفْشُوا السَّلاَمَ بَيْنَكُمْ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Ebu Muaviye ve İbn Nümeyr, A'meş'ten, o Ebu Salih'ten, o da Ebu Hureyre'den (r.a.) anlattı. Dedi ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Canım elinde olana yemin olsun ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de (tam) iman etmiş olmazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi göstereyim mi? Aranızda selamı yayın."
3693. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، قَالَ أَمَرَنَا نَبِيُّنَا ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ نُفْشِيَ السَّلاَمَ .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize İsmail b. Ayyaş, Muhammed b. Ziyad'dan, o da Ebu Umame'den (r.a.) anlattı. Dedi ki: Peygamberimiz (s.a.v.) bize selamı yaymamızı emretti.
3694. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اعْبُدُوا الرَّحْمَنَ وَأَفْشُوا السَّلاَمَ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl, Ata b. Saib'den, o babasından, o da Abdullah b. Amr'dan (r.a.) anlattı. Dedi ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Rahman'a ibadet edin ve selamı yayın."
3695. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، دَخَلَ الْمَسْجِدَ وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ جَالِسٌ فِي نَاحِيَةِ الْمَسْجِدِ فَصَلَّى ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ فَقَالَ " وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Abdullah b. Nümeyr anlattı. Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı. Bize Said b. Ebi Said el-Makburi, Ebu Hureyre'den (r.a.) anlattı: Bir adam mescide girdi. Resulullah (s.a.v.) de mescidin bir köşesinde oturuyordu. (Adam) namaz kıldı, sonra gelip selam verdi. (Resulullah) şöyle karşılık verdi: "Ve aleykesselam (senin de üzerine olsun)."
3696. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ زَكَرِيَّا، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لَهَا " إِنَّ جِبْرَائِيلَ يَقْرَأُ عَلَيْكِ السَّلاَمَ " . قَالَتْ وَعَلَيْهِ السَّلاَمُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Abdurrahim b. Süleyman, Zekeriya'dan, o Şa'bi'den, o da Ebu Seleme'den anlattı ki; Aişe (r.anha) kendisine şunu anlatmıştır: Resulullah (s.a.v.) ona: "Şüphesiz Cebrail sana selam söylüyor" buyurdu. O da: "Ve aleyhisselam ve rahmetullah (Allah'ın selamı ve rahmeti onun üzerine olsun)" dedi.
3697. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا سَلَّمَ عَلَيْكُمْ أَحَدٌ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ فَقُولُوا وَعَلَيْكُمْ " .
Bize Ebu Bekir anlattı. Bize Abde b. Süleyman ve Muhammed b. Bişr, Said'den, o Katade'den, o da Enes b. Malik'ten (r.a.) anlattı. Dedi ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ehli kitaptan biri size selam verdiği zaman, 'Ve aleyküm (sizin de üzerinize olsun)' deyiniz."
3698. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهُ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَاسٌ مِنَ الْيَهُودِ فَقَالُوا السَّامُ عَلَيْكَ يَا أَبَا الْقَاسِمِ . فَقَالَ " وَعَلَيْكُمْ " .
Bize Ebu Bekir anlattı. Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten, o Müslim'den, o Mesruk'tan, o da Aişe'den (r.anha) anlattı: Yahudilerden bazı insanlar Nebi'ye (s.a.v.) geldiler ve: "es-Samu aleyke (Ölüm üzerine olsun) ey Ebu'l-Kasım" dediler. Bunun üzerine (Resulullah): "Ve aleyküm" buyurdu.
3699. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ مَرْثَدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْيَزَنِيِّ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنِّي رَاكِبٌ غَدًا إِلَى الْيَهُودِ فَلاَ تَبْدَءُوهُمْ بِالسَّلاَمِ فَإِذَا سَلَّمُوا عَلَيْكُمْ فَقُولُوا وَعَلَيْكُمْ " .
Bize Ebu Bekir anlattı. Bize İbn Nümeyr, Muhammed b. İshak'tan, o Yezid b. Ebi Habib'den, o Mersed b. Abdullah el-Yezenî'den, o da Ebu Abdurrahman el-Cühenî'den anlattı. Dedi ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben yarın Yahudilere bineceğim (gideceğim). Onlara selamı ilk veren siz olmayın. Eğer size selam verirlerse, 've aleyküm' deyin."
3700. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَنَحْنُ صِبْيَانٌ فَسَلَّمَ عَلَيْنَا .
Bize Ebu Bekir anlattı. Bize Ebu Halid el-Ahmer, Humeyd'den, o da Enes'ten (r.a.) anlattı. Dedi ki: Biz çocukken Resulullah (s.a.v.) yanımıza geldi ve bize selam verdi.
3701. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، سَمِعَهُ مِنْ، شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ يَقُولُ أَخْبَرَتْهُ أَسْمَاءُ بِنْتُ يَزِيدَ، قَالَتْ مَرَّ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي نِسْوَةٍ فَسَلَّمَ عَلَيْنَا .
Bize Ebu Bekir anlattı. Bize Süfyan b. Uyeyne, İbn Ebi Huseyn'den, o da Şehr b. Havşeb'den işittiğine göre anlattı: Ona da Esma bint Yezid haber vermiş. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (biz) kadınlar topluluğunun yanından geçti ve bize selam verdi.
3702. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ حَازِمٍ، عَنْ حَنْظَلَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ السَّدُوسِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيَنْحَنِي بَعْضُنَا لِبَعْضٍ قَالَ " لاَ " . قُلْنَا أَيُعَانِقُ بَعْضُنَا بَعْضًا قَالَ " لاَ وَلَكِنْ تَصَافَحُوا " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Veki', Cerir b. Hazim'den, o Hanzala b. Abdurrahman es-Sedusi'den, o da Enes b. Malik'ten naklen anlattı. Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Birimiz diğerimiz için (saygıyla) eğilebilir mi?" dedik. "Hayır" buyurdu. "Birbirimize sarılabilir miyiz?" dedik. "Hayır, lakin tokalaşın" buyurdu.
3703. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنِ الأَجْلَحِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَا مِنْ مُسْلِمَيْنِ يَلْتَقِيَانِ فَيَتَصَافَحَانِ إِلاَّ غُفِرَ لَهُمَا قَبْلَ أَنْ يَتَفَرَّقَا " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Ebu Halid el-Ahmer ve Abdullah b. Numeyr, Eclah'tan, o Ebu İshak'tan, o da El-Bera b. Azib'den naklen anlattı. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İki Müslüman karşılaşıp tokalaştıklarında, ayrılmadan önce mutlaka bağışlanırlar."
3704. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَبَّلْنَا يَدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. Bize Yezid b. Ebi Ziyad, Abdurrahman b. Ebi Leyla'dan, o da İbn Ömer'den naklen anlattı. Dedi ki: Biz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in elini öptük.
3705. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، وَغُنْدَرٌ، وَأَبُو أُسَامَةَ عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلِمَةَ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَسَّالٍ، أَنَّ قَوْمًا، مِنَ الْيَهُودِ قَبَّلُوا يَدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَرِجْلَيْهِ .
Bize Ebu Bekir anlattı. Bize Abdullah b. İdris, Gunder ve Ebu Usame, Şu'be'den, o Amr b. Murre'den, o Abdullah b. Selime'den, o da Safvan b. Assal'dan naklen anlattı. Yahudilerden bir grup, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in elini ve ayaklarını öptüler.
3706. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ أَبَا مُوسَى، اسْتَأْذَنَ عَلَى عُمَرَ ثَلاَثًا فَلَمْ يُؤْذَنْ لَهُ فَانْصَرَفَ فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ عُمَرُ مَا رَدَّكَ قَالَ اسْتَأْذَنْتُ الاِسْتِئْذَانَ الَّذِي أَمَرَنَا بِهِ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ثَلاَثًا فَإِنْ أُذِنَ لَنَا دَخَلْنَا وَإِنْ لَمْ يُؤْذَنْ لَنَا رَجَعْنَا . قَالَ فَقَالَ لَتَأْتِيَنِّي عَلَى هَذَا بِبَيِّنَةٍ أَوْ لأَفْعَلَنَّ . فَأَتَى مَجْلِسَ قَوْمِهِ فَنَاشَدَهُمْ فَشَهِدُوا لَهُ فَخَلَّى سَبِيلَهُ .
Bize Ebu Bekir anlattı. Bize Yezid b. Harun anlattı. Bize Davud b. Ebi Hind, Ebu Nadre'den, o da Ebu Said el-Hudri'den haber verdi. Ebu Musa, Ömer'in yanına girmek için üç defa izin istedi fakat kendisine izin verilmedi. Bunun üzerine geri döndü. Ömer ona haber gönderip: "Seni geri döndüren nedir?" diye sordu. O da: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bize emrettiği şekilde üç defa izin istedim. Bize izin verilirse gireriz, verilmezse döneriz" dedi. (Ömer) dedi ki: "Buna dair bana mutlaka bir delil getireceksin yoksa sana (şöyle şöyle) yaparım." Bunun üzerine (Ebu Musa) kavminin meclisine geldi ve onlardan (şahitlik etmelerini) istedi. Onlar da onun lehine şahitlik ettiler. Bunun üzerine (Ömer) onu serbest bıraktı.
3707. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ وَاصِلِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي سَوْرَةَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا السَّلاَمُ فَمَا الاِسْتِئْنَاسُ قَالَ " يَتَكَلَّمُ الرَّجُلُ تَسْبِيحَةً وَتَكْبِيرَةً وَتَحْمِيدَةً وَيَتَنَحْنَحُ وَيُؤْذِنُ أَهْلَ الْبَيْتِ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Abdurrahim b. Süleyman, Vasıl b. es-Saib'den, o Ebu Sevre'den, o da Ebu Eyyub el-Ensari'den naklen anlattı. Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Selam (vermeyi biliyoruz), peki 'istinas' (izin isteme/kendini hissettirme) nedir?" dedik. Buyurdu ki: "Kişinin tesbih (Sübhanallah), tekbir (Allahu Ekber) ve tahmid (Elhamdulillah) getirmesi, öksürerek boğazını temizlemesi ve ev halkına (geldiğini) bildirmesidir."
3708. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُجَىٍّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كَانَ لِي مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مُدْخَلاَنِ مُدْخَلٌ بِاللَّيْلِ وَمُدْخَلٌ بِالنَّهَارِ فَكُنْتُ إِذَا أَتَيْتُهُ وَهُوَ يُصَلِّي يَتَنَحْنَحُ لِي .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Ebu Bekir b. Ayyaş, Mugire'den, o Haris'ten, o Abdullah b. Nu'ceyy'den, o da Ali'den naklen anlattı. Dedi ki: Benim Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına iki (giriş vaktim) vardı. Biri gece, biri gündüz. O namaz kılarken yanına gittiğimde benim için öksürerek boğazını temizlerdi (böylece geldiğimi anlardım veya izin verirdi).
3709. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ اسْتَأْذَنْتُ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " مَنْ هَذَا " . فَقُلْتُ أَنَا فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَنَا أَنَا " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Veki', Şu'be'den, o Muhammed b. el-Munkedir'den, o da Cabir'den naklen anlattı. Dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına girmek için izin istedim. "Kim o?" buyurdu. "Benim" dedim. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem (hoşlanmayarak): "Benim, benim!" buyurdu.
3710. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَابِطٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قُلْتُ كَيْفَ أَصْبَحْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " بِخَيْرٍ مِنْ رَجُلٍ لَمْ يُصْبِحْ صَائِمًا وَلَمْ يَعُدْ سَقِيمًا " .
Bize Ebu Bekir anlattı. Bize İsa b. Yunus, Abdullah b. Müslim'den, o Abdurrahman b. Sabit'ten, o da Cabir'den naklen anlattı. Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, sabahı nasıl ettin?" dedim. Buyurdu ki: "Oruçlu olmayan ve hasta ziyaret etmeyen bir adamdan (beklenecek) hayır ile."
3711. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْهَرَوِيُّ، إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَاتِمٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ إِسْحَاقَ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، حَدَّثَنِي جَدِّي أَبُو أُمِّي، مَالِكُ بْنُ حَمْزَةَ بْنِ أَبِي أُسَيْدٍ السَّاعِدِيُّ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ أَبِي أُسَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِلْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَدَخَلَ عَلَيْهِمْ فَقَالَ " السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ " . قَالُوا وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ . قَالَ " كَيْفَ أَصْبَحْتُمْ " . قَالُوا بِخَيْرٍ نَحْمَدُ اللَّهَ فَكَيْفَ أَصْبَحْتَ بِأَبِينَا وَأُمِّنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " أَصْبَحْتُ بِخَيْرٍ أَحْمَدُ اللَّهَ " .
Bize Ebu İshak el-Herevi İbrahim b. Abdullah b. Hatim anlattı. Bize Abdullah b. Osman b. İshak b. Sa'd b. Ebi Vakkas anlattı. Bana dedem (annemin babası) Malik b. Hamza b. Ebi Useyd es-Saidi, babasından, o da dedesi Ebu Useyd es-Saidi'den naklen anlattı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Abbas b. Abdulmuttalib'e hitaben -ki onların yanına girmişti- şöyle buyurdu: "Es-Selamu aleyküm." Onlar da: "Ve aleykesselam ve rahmetullahi ve berekatuhu" dediler. (Peygamber): "Sabahı nasıl ettiniz?" buyurdu. Onlar: "Hayırla, Allah'a hamd ederiz. Sen, annemiz babamız sana feda olsun ey Allah'ın Resulü, nasıl sabahladın?" dediler. Buyurdu ki: "Hayırla sabahladım, Allah'a hamd ederim."
3712. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سَعِيدُ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا أَتَاكُمْ كَرِيمُ قَوْمٍ فَأَكْرِمُوهُ " .
Bize Muhammed b. es-Sabbah anlattı. Bize Said b. Mesleme haber verdi, İbn Aclan'dan, o Nafi'den, o da İbn Ömer'den. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Size bir kavmin kerimi (ileri geleni) geldiğinde ona ikram edin (saygı gösterin)."
3713. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ عَطَسَ رَجُلاَنِ عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَشَمَّتَ أَحَدَهُمَا - أَوْ سَمَّتَ - وَلَمْ يُشَمِّتِ الآخَرَ فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَطَسَ عِنْدَكَ رَجُلاَنِ فَشَمَّتَّ أَحَدَهُمَا وَلَمْ تُشَمِّتِ الآخَرَ فَقَالَ " إِنَّ هَذَا حَمِدَ اللَّهَ وَإِنَّ هَذَا لَمْ يَحْمَدِ اللَّهَ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Yezid b. Harun anlattı. Süleyman et-Teymi'den, o Enes b. Malik'ten. Dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında iki adam hapşırdı. Birine "yerhamukellah" (Allah sana merhamet etsin) dedi, diğerine demedi. Denildi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Yanında iki adam hapşırdı, birine karşılık verdin, diğerine vermedin?" Buyurdu ki: "Bu Allah'a hamd etti, şu ise Allah'a hamd etmedi."
3714. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ، عَنْ إِيَاسِ بْنِ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " يُشَمَّتُ الْعَاطِسُ ثَلاَثًا فَمَا زَادَ فَهُوَ مَزْكُومٌ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Veki', İkrime b. Ammar'dan, o İyas b. Seleme b. el-Ekva'dan, o da babasından naklen anlattı. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hapşırana üç defa 'yerhamukellah' denir. Eğer bundan fazla (hapşırırsa) o nezle olmuştur."
3715. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عِيسَى، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا عَطَسَ أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ . وَلْيَرُدَّ عَلَيْهِ مَنْ حَوْلَهُ يَرْحَمُكَ اللَّهُ . وَلْيَرُدَّ عَلَيْهِمْ يَهْدِيكُمُ اللَّهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Ali b. Mushir, İbn Ebi Leyla'dan, o İsa'dan, o Abdurrahman b. Ebi Leyla'dan, o da Ali'den naklen anlattı. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri hapşırdığında 'Elhamdulillah' desin. Yanındakiler ona 'Yerhamukellah' desin. O da onlara 'Yehdikumullahu ve yuslihu balekum' (Allah size hidayet versin ve durumunuzu düzeltsin) desin."
3716. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أَبِي يَحْيَى الطَّوِيلِ، - رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ - عَنْ زَيْدٍ الْعَمِّيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا لَقِيَ الرَّجُلَ فَكَلَّمَهُ لَمْ يَصْرِفْ وَجْهَهُ عَنْهُ حَتَّى يَكُونَ هُوَ الَّذِي يَنْصَرِفُ وَإِذَا صَافَحَهُ لَمْ يَنْزِعْ يَدَهُ مِنْ يَدِهِ حَتَّى يَكُونَ هُوَ الَّذِي يَنْزِعُهَا وَلَمْ يُرَ مُتَقَدِّمًا بِرُكْبَتَيْهِ جَلِيسًا لَهُ قَطُّ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Veki', Ebu Yahya et-Tavil'den -ki Kufe ehlinden bir adamdır-, o Zeyd el-Ammi'den, o da Enes b. Malik'ten naklen anlattı. Dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bir adamla karşılaşıp onunla konuştuğunda, o adam yüzünü çevirmedikçe o yüzünü ondan çevirmezdi. Onunla tokalaştığında, o adam elini çekmedikçe o elini onun elinden çekmezdi. Ve birlikte oturduğu kişiye karşı dizlerini (saygısızca) uzattığı hiç görülmemiştir.
3717. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا قَامَ أَحَدُكُمْ عَنْ مَجْلِسِهِ ثُمَّ رَجَعَ فَهُوَ أَحَقُّ بِهِ " .
Bize Amr b. Rafi anlattı. Bize Cerir, Süheyl b. Ebi Salih'ten, o babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen anlattı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den: Şöyle buyurdu: "Sizden biri oturduğu yerden kalkar, sonra geri dönerse, oraya (oturmaya) en hak sahibi odur."
3718. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ مِينَاءَ، عَنْ جَوْدَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنِ اعْتَذَرَ إِلَى أَخِيهِ بِمَعْذِرَةٍ فَلَمْ يَقْبَلْهَا كَانَ عَلَيْهِ مِثْلُ خَطِيئَةِ صَاحِبِ مَكْسٍ " . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ الْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - هُوَ ابْنُ مِينَاءَ - عَنْ جَوْدَانَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِثْلَهُ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Veki' anlattı. Bize Süfyan, İbn Cureyc'den, o İbn Mina'dan, o Cavdan'dan naklen anlattı. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kardeşinden özür dileyip de özrü kabul edilmeyen (özrünü kabul etmeyen) kişiye, haksız vergi toplayanın (meks) günahı kadar günah vardır." Bize Muhammed b. İsmail anlattı. Bize Veki', Süfyan'dan, o İbn Cureyc'den, o Abbas b. Abdurrahman'dan -ki o İbn Mina'dır-, o da Cavdan'dan, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun benzerini (nakletti).
3719. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ زَمْعَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ وَهْبِ بْنِ عَبْدِ بْنِ زَمْعَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا زَمْعَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَهْبِ بْنِ زَمْعَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ خَرَجَ أَبُو بَكْرٍ فِي تِجَارَةٍ إِلَى بُصْرَى قَبْلَ مَوْتِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِعَامٍ وَمَعَهُ نُعَيْمَانُ وَسُوَيْبِطُ بْنُ حَرْمَلَةَ وَكَانَا شَهِدَا بَدْرًا وَكَانَ نُعَيْمَانُ عَلَى الزَّادِ وَكَانَ سُوَيْبِطٌ رَجُلاً مَزَّاحًا فَقَالَ لِنُعَيْمَانَ أَطْعِمْنِي . قَالَ حَتَّى يَجِيءَ أَبُو بَكْرٍ . قَالَ فَلأُغِيظَنَّكَ . قَالَ فَمَرُّوا بِقَوْمٍ فَقَالَ لَهُمْ سُوَيْبِطٌ تَشْتَرُونَ مِنِّي عَبْدًا لِي قَالُوا نَعَمْ . قَالَ إِنَّهُ عَبْدٌ لَهُ كَلاَمٌ وَهُوَ قَائِلٌ لَكُمْ إِنِّي حُرٌّ . فَإِنْ كُنْتُمْ إِذَا قَالَ لَكُمْ هَذِهِ الْمَقَالَةَ تَرَكْتُمُوهُ فَلاَ تُفْسِدُوا عَلَىَّ عَبْدِي . قَالُوا لاَ بَلْ نَشْتَرِيهِ مِنْكَ . فَاشْتَرَوْهُ مِنْهُ بِعَشْرِ قَلاَئِصَ ثُمَّ أَتَوْهُ فَوَضَعُوا فِي عُنُقِهِ عِمَامَةً أَوْ حَبْلاً . فَقَالَ نُعَيْمَانُ إِنَّ هَذَا يَسْتَهْزِئُ بِكُمْ وَإِنِّي حُرٌّ لَسْتُ بِعَبْدٍ . فَقَالُوا قَدْ أَخْبَرَنَا خَبَرَكَ . فَانْطَلَقُوا بِهِ فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَأَخْبَرُوهُ بِذَلِكَ . قَالَ فَاتَّبَعَ الْقَوْمَ وَرَدَّ عَلَيْهِمُ الْقَلاَئِصَ وَأَخَذَ نُعَيْمَانَ . قَالَ فَلَمَّا قَدِمُوا عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَخْبَرُوهُ . قَالَ فَضَحِكَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَصْحَابُهُ مِنْهُ حَوْلاً .
Bize Ebu Bekir anlattı. Bize Veki', Zem'a b. Salih'ten, o Zühri'den, o Vehb b. Abd b. Zem'a'dan, o da Ümmü Seleme'den... (Bir diğer sened): Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Veki' anlattı. Bize Zem'a b. Salih, Zühri'den, o Abdullah b. Vehb b. Zem'a'dan, o da Ümmü Seleme'den naklen anlattı. Dedi ki: Ebu Bekir, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in vefatından bir yıl önce ticaret için Busra'ya (Şam tarafına) çıktı. Yanında Nuayman ve Suveybit b. Harmele de vardı. İkisi de Bedir ashabındandı. Nuayman azık sorumlusuydu. Suveybit ise şakacı bir adamdı. Nuayman'a: "Beni doyur (yemek ver)" dedi. O da: "Ebu Bekir gelinceye kadar bekle" dedi. (Suveybit): "Seni kızdıracağım" dedi. Bir topluluğa uğradılar. Suveybit onlara: "Benden bir kölemi satın alır mısınız?" dedi. "Evet" dediler. Dedi ki: "O laf yapan (çenesi düşük) bir köledir, size 'Ben hürüm' diyecektir. Eğer size böyle söylediğinde onu bırakacaksanız, kölemi bana karşı ifsat etmeyin (bozmayın)." Onlar: "Hayır, bilakis onu senden satın alıyoruz" dediler. Ve onu on genç dişi deve karşılığında satın aldılar. Sonra Nuayman'a gelip boynuna bir sarık veya ip geçirdiler. Nuayman: "Bu sizinle alay ediyor, ben hürüm, köle değilim!" dedi. Onlar da: "Senin durumunu bize haber verdi" dediler. Ve onu alıp götürdüler. Ebu Bekir geldi, ona durumu haber verdiler. O da o topluluğun peşinden gitti, develeri onlara geri verdi ve Nuayman'ı geri aldı. (Medine'ye) gelip Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e bunu haber verdiklerinde, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabı buna bir yıl boyunca güldüler.
3720. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُخَالِطُنَا حَتَّى يَقُولَ لأَخٍ لِي صَغِيرٍ " يَا أَبَا عُمَيْرٍ مَا فَعَلَ النُّغَيْرُ " . قَالَ وَكِيعٌ يَعْنِي طَيْرًا كَانَ يَلْعَبُ بِهِ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Vekî' anlattı. (O) Şu'be'den, (o) Ebû't-Teyyâh'tan (naklen). (Ebû't-Teyyâh) dedi ki: Enes b. Mâlik'i şöyle söylerken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizim aramıza karışırdı; hatta küçük bir kardeşime: "Ey Ebû Umeyr! Nugayr ne yaptı?" derdi. (Ravi) Vekî' dedi ki: (Nugayr ile) oynadığı bir kuşu kastediyor.
3721. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ نَتْفِ الشَّيْبِ وَقَالَ " هُوَ نُورُ الْمُؤْمِنِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Abde b. Süleyman anlattı. (O) Muhammed b. İshak'tan, (o) Amr b. Şuayb'dan, (o) babasından, (o da) dedesinden (naklen). Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beyaz kıl (ak) yolmayı yasakladı ve: "O müminin nurudur" buyurdu.
3722. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، عَنْ أَبِي الْمُنِيبِ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى أَنْ يُقْعَدَ بَيْنَ الظِّلِّ وَالشَّمْسِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Zeyd b. Hubâb anlattı. (O) Ebû'l-Münîb'den, (o) İbn Büreyde'den, (o da) babasından (naklen) ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem gölge ile güneş arasında oturulmasını yasakladı.
3723. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ طِخْفَةَ الْغِفَارِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَصَابَنِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَائِمًا فِي الْمَسْجِدِ عَلَى بَطْنِي فَرَكَضَنِي بِرِجْلِهِ وَقَالَ " مَا لَكَ وَلِهَذَا النَّوْمِ هَذِهِ نَوْمَةٌ يَكْرَهُهَا اللَّهُ أَوْ يُبْغِضُهَا اللَّهُ " .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. (O) Evzâî'den, (o) Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) Kays b. Tıhfe el-Gıfârî'den, (o da) babasından (naklen). Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni mescitte yüzüstü uyurken buldu, ayağıyla beni dürttü ve: "Senin bu uykuyla ne işin var? Bu Allah'ın hoşlanmadığı -veya Allah'ın buğzettiği- bir yatış biçimidir" buyurdu.
3724. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ نُعَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُجْمِرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ طِخْفَةَ الْغِفَارِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ مَرَّ بِيَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنَا مُضْطَجِعٌ عَلَى بَطْنِي فَرَكَضَنِي بِرِجْلِهِ وَقَالَ " يَا جُنَيْدِبُ إِنَّمَا هَذِهِ ضِجْعَةُ أَهْلِ النَّارِ " .
Bize Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize İsmail b. Abdullah anlattı. Bize Muhammed b. Nuaym b. Abdullah el-Mücmir anlattı. (O) babasından, (o) İbn Tıhfe el-Gıfârî'den, (o da) Ebû Zerr'den (naklen). Dedi ki: Ben karnım üzerine (yüzüstü) uzanmışken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma uğradı. Beni ayağıyla dürttü ve: "Ey Cüneydib! Bu ancak cehennem ehlinin yatışıdır" buyurdu.
3725. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ رَجَاءٍ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ جَمِيلٍ الدِّمَشْقِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ الْقَاسِمَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، قَالَ مَرَّ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى رَجُلٍ نَائِمٍ فِي الْمَسْجِدِ مُنْبَطِحٍ عَلَى وَجْهِهِ فَضَرَبَهُ بِرِجْلِهِ وَقَالَ " قُمْ وَاقْعُدْ فَإِنَّهَا نَوْمَةٌ جَهَنَّمِيَّةٌ " .
Bize Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize Seleme b. Recâ anlattı. (O) Velîd b. Cemîl ed-Dımaşkî'den (naklen). O, Kâsım b. Abdurrahman'ı, Ebû Ümâme'den (naklen) şöyle rivayet ederken işitmiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mescitte yüzüstü kapanıp uyuyan bir adama uğradı. Ona ayağıyla vurdu ve: "Kalk otur! Çünkü bu cehennemlik (bir) uykudur" buyurdu.
3726. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ الأَخْنَسِ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَاهَكَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنِ اقْتَبَسَ عِلْمًا مِنَ النُّجُومِ اقْتَبَسَ شُعْبَةً مِنَ السِّحْرِ زَادَ مَا زَادَ " .
Bize Ebû Bekr anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. (O) Ubeydullah b. el-Ahnes'ten, (o) Velîd b. Abdullah'tan, (o) Yûsuf b. Mâhek'ten, (o da) İbn Abbâs'tan (naklen). Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yıldızlardan (müneccimlikten) bir ilim alırsan, sihirden bir şube (bölüm) almış olur. (Yıldız ilmi) arttıkça (sihir günahı da) artar."
3727. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الزُّرَقِيُّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تَسُبُّوا الرِّيحَ فَإِنَّهَا مِنْ رَوْحِ اللَّهِ تَأْتِي بِالرَّحْمَةِ وَالْعَذَابِ وَلَكِنْ سَلُوا اللَّهَ مِنْ خَيْرِهَا وَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ شَرِّهَا " .
Bize Ebû Bekr anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. (O) Evzâî'den, (o) Zührî'den (naklen). Bize Sâbit ez-Zürakî, Ebû Hureyre'den (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Rüzgâra sövmeyiniz. Çünkü o Allah'ın (kullarına) rahmetindendir; rahmet de getirir, azap da. Fakat Allah'tan onun hayrını isteyin ve şerrinden Allah'a sığının."
3728. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا الْعُمَرِيُّ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " أَحَبُّ الأَسْمَاءِ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ عَبْدُ اللَّهِ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ " .
Bize Ebû Bekr anlattı. Bize Hâlid b. Mahled anlattı. Bize Ömerî, Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den (naklen) anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah Azze ve Celle'ye isimlerin en sevimlisi Abdullah ve Abdurrahman'dır."
3729. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَئِنْ عِشْتُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لأَنْهَيَنَّ أَنْ يُسَمَّى رَبَاحٌ وَنَجِيحٌ وَأَفْلَحُ وَنَافِعٌ وَيَسَارٌ " .
Bize Nasr b. Ali anlattı. Bize Ebû Ahmed anlattı. Bize Süfyân, Ebû'z-Zübeyr'den, (o) Câbir'den, (o da) Ömer b. el-Hattâb'dan (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer yaşarsam inşallah Rebâh, Necîh, Eflah, Nâfi' ve Yesâr (gibi) isimlerin verilmesini yasaklayacağım."
3730. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنِ الرُّكَيْنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَمُرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ نُسَمِّيَ رَقِيقَنَا أَرْبَعَةَ أَسْمَاءٍ أَفْلَحُ وَنَافِعٌ وَرَبَاحٌ وَيَسَارٌ .
Bize Ebû Bekr anlattı. Bize Mu'temir b. Süleyman anlattı. (O) Rükeyn'den, (o) babasından, (o da) Semüre'den (naklen). Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kölelerimize şu dört ismi vermemizi yasakladı: Eflah, Nâfi', Rebâh ve Yesâr.
3731. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَقِيلٍ، حَدَّثَنَا مُجَالِدُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ لَقِيتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ فَقَالَ مَنْ أَنْتَ فَقُلْتُ مَسْرُوقُ بْنُ الأَجْدَعِ . فَقَالَ عُمَرُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " الأَجْدَعُ شَيْطَانٌ " .
Bize Ebû Bekr anlattı. Bize Hâşim b. el-Kâsım anlattı. Bize Ebû Akîl anlattı. Bize Mücâlid b. Saîd, Şa'bî'den, (o da) Mesrûk'tan (naklen) anlattı. Dedi ki: Ömer b. el-Hattâb ile karşılaştım. "Sen kimsin?" dedi. "Mesrûk b. el-Ecda'" dedim. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ecda' bir şeytandır" buyururken işittim.
3732. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا رَافِعٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ زَيْنَبَ، كَانَ اسْمُهَا بَرَّةَ فَقِيلَ لَهَا تُزَكِّي نَفْسَهَا فَسَمَّاهَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ زَيْنَبَ .
Bize Ebû Bekr anlattı. Bize Gunder, Şu'be'den, (o) Atâ b. Ebî Meymûne'den (naklen) anlattı. (Atâ) dedi ki: Ebû Râfi'i, Ebû Hureyre'den (naklen) şöyle rivayet ederken işittim: Zeyneb'in adı (daha önce) Berre idi. Kendisi için: "Nefsini temize çıkarıyor" denildi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu Zeyneb diye isimlendirdi.
3733. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ ابْنَةً لِعُمَرَ، كَانَ يُقَالُ لَهَا عَاصِيَةُ فَسَمَّاهَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ جَمِيلَةَ .
Bize Ebû Bekr anlattı. Bize Hasan b. Mûsâ anlattı. Bize Hammâd b. Seleme, Ubeydullah'tan, (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den (naklen) anlattı. Ömer'in Âsiye (isyankâr) adında bir kızı vardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu Cemîle (güzel) diye isimlendirdi.
3734. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى أَبُو الْمُحَيَّاةِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، حَدَّثَنَى ابْنُ أَخِي عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ، قَالَ قَدِمْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَلَيْسَ اسْمِي عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَلاَمٍ فَسَمَّانِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَلاَمٍ .
Bize Ebû Bekr anlattı. Bize Yahyâ b. Ya'lâ Ebû'l-Muhayyât, Abdülmelik b. Umeyr'den (naklen) anlattı. Bana Abdullah b. Selâm'ın erkek kardeşinin oğlu, Abdullah b. Selâm'dan (naklen) anlattı. (Abdullah) dedi ki: Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem yanına geldim. İsmim Abdullah b. Selâm değildi. Beni Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Abdullah b. Selâm diye isimlendirdi.
3735. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " تَسَمَّوْا بِاسْمِي وَلاَ تَكَنَّوْا بِكُنْيَتِي " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Eyyûb'dan, (o) Muhammed'den (naklen) anlattı. Dedi ki: Ebû Hureyre'yi şöyle söylerken işittim: Ebû'l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Benim ismimle isimlenin, fakat künyemle künyelenmeyin."
3736. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " تَسَمَّوْا بِاسْمِي وَلاَ تَكَنَّوْا بِكُنْيَتِي " .
Bize Ebu Bekir anlattı; bize Ebu Muaviye, A'meş'ten, o Ebu Süfyan'dan, o da Câbir'den anlattı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Benim ismimle isimlenin, fakat künyemle künyelenmeyin."
3737. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِالْبَقِيعِ فَنَادَى رَجُلٌ رَجُلاً يَا أَبَا الْقَاسِمِ فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ إِنِّي لَمْ أَعْنِكَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " تَسَمَّوْا بِاسْمِي وَلاَ تَكْتَنُوا بِكُنْيَتِي " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Abdülvehhab es-Sekafî, Humeyd'den, o da Enes'ten anlattı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Baki'de iken bir adam başka bir adama; "Ey Ebu'l-Kasım!" diye seslendi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona döndü. Adam: "Ben seni kastetmedim" dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Benim ismimle isimlenin, fakat künyemle künyelenmeyin."
3738. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ حَمْزَةَ بْنِ صُهَيْبٍ، أَنَّ عُمَرَ، قَالَ لِصُهَيْبٍ مَا لَكَ تَكْتَنِي بِأَبِي يَحْيَى وَلَيْسَ لَكَ وَلَدٌ . قَالَ كَنَّانِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِأَبِي يَحْيَى .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Yahya b. Ebi Bükeyr anlattı; bize Züheyr b. Muhammed, Abdullah b. Muhammed b. Akil'den, o Hamza b. Suhayb'dan anlattı. Ömer, Suhayb'a şöyle dedi: "Çocuğun olmadığı halde neden Ebu Yahya künyesini kullanıyorsun?" (Suhayb) dedi ki: "Beni Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ebu Yahya diye künyeledi."
3739. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ مَوْلًى، لِلزُّبَيْرِ عَنْ عَائِشَةَ، . أَنَّهَا قَالَتْ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كُلُّ أَزْوَاجِكَ كَنَّيْتَهُ غَيْرِي . قَالَ " فَأَنْتِ أُمُّ عَبْدِ اللَّهِ " .
Bize Ebu Bekir anlattı; bize Vekî', Hişam b. Urve'den, o Zübeyr'in bir azatlısından, o da Aişe'den anlattı. O (Aişe), Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle dedi: "Benim dışımdaki bütün eşlerini künyeledin." (Peygamber) buyurdu ki: "Sen de Ümmü Abdullah'sın."
3740. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَأْتِينَا فَيَقُولُ لأَخٍ لِي وَكَانَ صَغِيرًا " يَا أَبَا عُمَيْرٍ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Vekî', Şu'be'den, o Ebu't-Teyyah'tan, o da Enes'ten anlattı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bize gelirdi ve küçük olan erkek kardeşime şöyle derdi: "Ey Ebu Umeyr!"
3741. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ دَاوُدَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أَبِي جَبِيرَةَ بْنِ الضَّحَّاكِ، قَالَ فِينَا نَزَلَتْ مَعْشَرَ الأَنْصَارِ {وَلاَ تَنَابَزُوا بِالأَلْقَابِ) قَدِمَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَالرَّجُلُ مِنَّا لَهُ الاِسْمَانِ وَالثَّلاَثَةُ فَكَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رُبَّمَا دَعَاهُمْ بِبَعْضِ تِلْكَ الأَسْمَاءِ فَيُقَالُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ يَغْضَبُ مِنْ هَذَا . فَنَزَلَتْ {وَلاَ تَنَابَزُوا بِالأَلْقَابِ} .
Bize Ebu Bekir anlattı; bize Abdullah b. İdris, Davud'dan, o Şa'bî'den, o da Ebu Cebire b. Dahhak'tan anlattı. Dedi ki: "{ Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. } (Hucurat: 11) ayeti biz Ensar topluluğu hakkında indi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bize geldiğinde bizden bir adamın iki veya üç ismi olurdu. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bazen onları bu isimlerden biriyle çağırırdı da; 'Ey Allah'ın Resulü! O bundan hoşlanmıyor (kızıyor)' denilirdi. Bunun üzerine { Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. } ayeti indi."
3742. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنِ الْمِقْدَادِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ نَحْثُوَ فِي وُجُوهِ الْمَدَّاحِينَ التُّرَابَ .
Bize Ebu Bekir anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdi, Süfyan'dan, o Habîb b. Ebi Sâbit'ten, o Mücahid'den, o Ebu Ma'mer'den, o da Mikdad b. Amr'dan anlattı. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize, övücülerin (dalkavukların) yüzüne toprak saçmamızı emretti.
3743. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ مَعْبَدٍ الْجُهَنِيِّ، عَنْ مُعَاوِيَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " إِيَّاكُمْ وَالتَّمَادُحَ فَإِنَّهُ الذَّبْحُ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Gunder, Şu'be'den, o Sa'd b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf'tan, o Ma'bed el-Cühenî'den, o da Muaviye'den anlattı. Dedi ki: Resulullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işittim: "Birbirinizi övmekten sakının, çünkü bu (kişiyi manen) boğazlamaktır."
3744. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ مَدَحَ رَجُلٌ رَجُلاً عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " وَيْحَكَ قَطَعْتَ عُنُقَ صَاحِبِكَ " . مِرَارًا ثُمَّ قَالَ " إِنْ كَانَ أَحَدُكُمْ مَادِحًا أَخَاهُ فَلْيَقُلْ أَحْسِبُهُ وَلاَ أُزَكِّي عَلَى اللَّهِ أَحَدًا " .
Bize Ebu Bekir anlattı; bize Şebâbe anlattı; bize Şu'be, Halid el-Hazzâ'dan, o Abdurrahman b. Ebi Bekre'den, o da babasından anlattı. Dedi ki: Bir adam Resulullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem yanında başka bir adamı övdü. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yazık sana! Arkadaşının boynunu kestin." (Bunu) defalarca (tekrarladı). Sonra şöyle buyurdu: "Eğer biriniz kardeşini mutlaka övecekse; 'Onu (iyi) sanıyorum, Allah'a karşı kimseyi temize çıkarmam' desin."
3745. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْمُسْتَشَارُ مُؤْتَمَنٌ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Yahya b. Ebi Bükeyr, Şeyban'dan, o Abdülmelik b. Umeyr'den, o Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den anlattı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kendisine danışılan kişi, güvenilen kişidir (sır saklamalı ve doğruyu söylemelidir)."
3746. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْمُسْتَشَارُ مُؤْتَمَنٌ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Esved b. Amir, Şerik'ten, o A'meş'ten, o Ebu Amr eş-Şeybânî'den, o da Ebu Mes'ud'dan anlattı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kendisine danışılan kişi, güvenilen kişidir."
3747. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ هَاشِمٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا اسْتَشَارَ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ فَلْيُشِرْ عَلَيْهِ "
Bize Ebu Bekir anlattı; bize Yahya b. Zekeriya b. Ebi Zaide ve Ali b. Haşim, İbn Ebi Leyla'dan, o Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den anlattı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Biriniz kardeşiyle istişare ettiğinde, (kardeşi) ona (doğru) görüş belirtsin."
3748. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا خَالِي، يَعْلَى وَجَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ جَمِيعًا عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زِيَادِ بْنِ أَنْعُمٍ الإِفْرِيقِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " تُفْتَحُ لَكُمْ أَرْضُ الأَعَاجِمِ وَسَتَجِدُونَ فِيهَا بُيُوتًا يُقَالُ لَهَا الْحَمَّامَاتُ فَلاَ يَدْخُلْهَا الرِّجَالُ إِلاَّ بِإِزَارٍ وَامْنَعُوا النِّسَاءَ أَنْ يَدْخُلْنَهَا إِلاَّ مَرِيضَةً أَوْ نُفَسَاءَ " .
Bize Ebu Bekir anlattı; bize Abde b. Süleyman anlattı. (H) Ve bize Ali b. Muhammed anlattı; bize dayım Ya'la ve Cafer b. Avn, hepsi Abdurrahman b. Ziyad b. En'um el-İfrikî'den, o Abdurrahman b. Rafi'den, o da Abdullah b. Amr'dan anlattı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Acemlerin diyarı size fethedilecek ve orada 'hamamlar' denilen evler bulacaksınız. Erkekler oraya ancak peştemalle (örtülü) girsinler. Kadınları ise oraya girmekten men edin; ancak hasta veya lohusa olanlar müstesna."
3749. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ شَدَّادٍ، عَنْ أَبِي عُذْرَةَ، - قَالَ وَكَانَ قَدْ أَدْرَكَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ - عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى الرِّجَالَ وَالنِّسَاءَ مِنَ الْحَمَّامَاتِ ثُمَّ رَخَّصَ لِلرِّجَالِ أَنْ يَدْخُلُوهَا فِي الْمَيَازِرِ وَلَمْ يُرَخِّصْ لِلنِّسَاءِ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Vekî' anlattı. (H) Ve bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Affân anlattı. (İkisi de) dediler ki: Bize Hammad b. Seleme anlattı; bize Abdullah b. Şeddad haber verdi, o Ebu Uzre'den -ki kendisi Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem yetişmişti- o da Aişe'den anlattı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem erkekleri ve kadınları hamamlara girmekten nehyetti. Sonra erkeklerin peştemalle girmelerine ruhsat verdi, fakat kadınlara ruhsat vermedi.
3750. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ الْهُذَلِيِّ، أَنَّ نِسْوَةً، مِنْ أَهْلِ حِمْصَ اسْتَأْذَنَّ عَلَى عَائِشَةَ فَقَالَتْ لَعَلَّكُنَّ مِنَ اللَّوَاتِي يَدْخُلْنَ الْحَمَّامَاتِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " أَيُّمَا امْرَأَةٍ وَضَعَتْ ثِيَابَهَا فِي غَيْرِ بَيْتِ زَوْجِهَا فَقَدْ هَتَكَتْ سِتْرَ مَا بَيْنَهَا وَبَيْنَ اللَّهِ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Vekî', Süfyan'dan, o Mansur'dan, o Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan, o da Ebu'l-Melih el-Hüzelî'den anlattı. Humus halkından bazı kadınlar Aişe'nin yanına girmek için izin istediler. (Aişe) dedi ki: "Belki de siz şu hamamlara girenlerdensiniz? Ben Resulullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işittim: 'Hangi kadın kocasının evinden başka bir yerde elbiselerini çıkarırsa, Allah ile arasındaki perdeyi yırtmış olur.'"
3751. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هَاشِمٍ الرُّمَّانِيِّ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا اطَّلَى بَدَأَ بِعَوْرَتِهِ فَطَلاَهَا بِالنُّورَةِ وَسَائِرَ جَسَدِهِ أَهْلُهُ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Abdurrahman b. Abdullah anlattı; bize Hammad b. Seleme, Ebu Haşim er-Rummânî'den, o Habîb b. Ebi Sâbit'ten, o da Ümmü Seleme'den anlattı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem kireç (tüy dökücü) sürüleceği zaman avret yeriyle başlardı ve oraya kireci sürerdi. Vücudunun geri kalanına ise ailesi sürerdi.
3752. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ كَامِلٍ أَبِي الْعَلاَءِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ اطَّلَى وَوَلِيَ عَانَتَهُ بِيَدِهِ .
Ali b. Muhammed bize anlattı; İshak b. Mansur bana anlattı; Kâmil Ebu'l-Alâ'dan; Habib b. Ebi Sâbit'ten; Ümmü Seleme'den (nakledildiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (kimyasal bir yolla) tüylerini giderdi ve etek tıraşını bizzat kendisi yaptı.
3753. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْهِقْلُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرٍ الأَسْلَمِيِّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ يَقُصُّ عَلَى النَّاسِ إِلاَّ أَمِيرٌ أَوْ مَأْمُورٌ أَوْ مُرَاءٍ " .
Hişam b. Ammar bize anlattı; el-Hikl b. Ziyad bize anlattı; el-Evzâî bize anlattı; Abdullah b. Âmir el-Eslemî'den; Amr b. Şuayb'dan; Babasından; Dedesi (Abdullah b. Amr)'dan (nakledildiğine göre): Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlara ancak bir emir (yönetici), bir memur (görevli) veya bir mürâî (gösteriş yapan) kıssa anlatır (vaaz verir)."
3754. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الْعُمَرِيِّ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ لَمْ يَكُنِ الْقَصَصُ فِي زَمَنِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَلاَ زَمَنِ أَبِي بَكْرٍ وَلاَ زَمَنِ عُمَرَ .
Ali b. Muhammed bize anlattı; Vekî' bize anlattı; el-Ömerî'den; Nâfi'den; İbn Ömer'den (nakledildiğine göre) o şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında, Ebu Bekir zamanında ve Ömer zamanında kıssacılık (hikaye anlatıcılığı) yoktu.
3755. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ مَرْوَانَ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ بْنِ عَبْدِ يَغُوثَ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ مِنَ الشِّعْرِ لَحِكْمَةً " .
Ebu Bekir bize anlattı; Abdullah b. el-Mübarek bize anlattı; Yunus'tan; ez-Zührî'den (nakledildiğine göre); Ebu Bekir b. Abdurrahman b. el-Hâris bize anlattı; Mervan b. el-Hakem'den; Abdurrahman b. el-Esved b. Abd Yeğûs'tan; Übey b. Ka'b'dan (nakledildiğine göre): Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz şiirde hikmet (payı) vardır."
3756. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنِ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ " إِنَّ مِنَ الشِّعْرِ حِكَمًا " .
Ebu Bekir bize anlattı; Ebu Usâme bize anlattı; Zâide'den; Simâk'ten; İkrime'den; İbn Abbas'tan (nakledildiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: "Şüphesiz şiirde hikmetler vardır."