3939. Hadis
حَدَّثَنِي الشَّيْخُ الإِمَامُ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ النَّسَائِيُّ، قَالَ أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عِيسَى الْقُومَسِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَلاَّمٌ أَبُو الْمُنْذِرِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " حُبِّبَ إِلَىَّ مِنَ الدُّنْيَا النِّسَاءُ وَالطِّيبُ وَجُعِلَ قُرَّةُ عَيْنِي فِي الصَّلاَةِ " .
Şeyh İmam Ebû Abdurrahman en-Nesâî dedi ki: Bize Hüseyin b. İsa el-Kûmesî haber verdi, dedi ki: Bize Affân b. Müslim anlattı, dedi ki: Bize Sellâm Ebû'l-Münzir, Sâbit'ten, o da Enes'ten naklederek anlattı. (Enes) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dünyadan bana kadınlar ve güzel koku sevdirildi; gözümün nuru (aydınlığı) ise namazda kılındı."
3940. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْلِمٍ الطُّوسِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سَيَّارٌ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " حُبِّبَ إِلَىَّ النِّسَاءُ وَالطِّيبُ وَجُعِلَتْ قُرَّةُ عَيْنِي فِي الصَّلاَةِ " .
Ali b. Müslim et-Tûsî, Seyyâr'dan, o Ca'fer'den, o Sâbit'ten, o da Enes'ten naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bana kadınlar ve güzel koku sevdirildi; gözümün nuru ise namazda kılındı."
3941. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَفْصِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمْ يَكُنْ شَىْءٌ أَحَبَّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ النِّسَاءِ مِنَ الْخَيْلِ .
Ahmed b. Hafs b. Abdullah, babasından, o İbrahim b. Tahmân'dan, o Saîd b. Ebî Arûbe'den, o Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e kadınlardan sonra atlardan daha sevgili bir şey yoktu.
3942. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ كَانَ لَهُ امْرَأَتَانِ يَمِيلُ لإِحْدَاهُمَا عَلَى الأُخْرَى جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَحَدُ شِقَّيْهِ مَائِلٌ " .
Amr b. Ali, Abdurrahman'dan, o Hemmâm'dan, o Katâde'den, o Nadr b. Enes'ten, o Beşîr b. Nehîk'ten, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kimin iki karısı olur da bunlardan birine diğerinden daha fazla meylederse, Kıyamet gününde bir tarafı eğik olarak gelir."
3943. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْسِمُ بَيْنَ نِسَائِهِ ثُمَّ يَعْدِلُ ثُمَّ يَقُولُ " اللَّهُمَّ هَذَا فِعْلِي فِيمَا أَمْلِكُ فَلاَ تَلُمْنِي فِيمَا تَمْلِكُ وَلاَ أَمْلِكُ " . أَرْسَلَهُ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ .
Muhammed b. İsmail b. İbrahim, Yezîd'den, o Hammâd b. Seleme'den, o Eyyûb'dan, o Ebû Kılâbe'den, o Abdullah b. Yezîd'den, o da Âişe'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (eşleri arasında) taksim yapar ve adaletli davranırdı. Sonra da şöyle derdi: "Allah'ım! Bu, benim sahip olduğum (elimden gelen) konudaki taksimimdir. Sahip olduğun (gücümün yetmediği) konularda beni kınama."
3944. Hadis
أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَرْسَلَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاطِمَةَ بِنْتَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَأْذَنَتْ عَلَيْهِ وَهُوَ مُضْطَجِعٌ مَعِي فِي مِرْطِي فَأَذِنَ لَهَا فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَزْوَاجَكَ أَرْسَلْنَنِي إِلَيْكَ يَسْأَلْنَكَ الْعَدْلَ فِي ابْنَةِ أَبِي قُحَافَةَ . وَأَنَا سَاكِتَةٌ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَىْ بُنَيَّةُ أَلَسْتِ تُحِبِّينَ مَنْ أُحِبُّ " . قَالَتْ بَلَى . قَالَ " فَأَحِبِّي هَذِهِ " . فَقَامَتْ فَاطِمَةُ حِينَ سَمِعَتْ ذَلِكَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَجَعَتْ إِلَى أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَتْهُنَّ بِالَّذِي قَالَتْ وَالَّذِي قَالَ لَهَا فَقُلْنَ لَهَا مَا نَرَاكِ أَغْنَيْتِ عَنَّا مِنْ شَىْءٍ فَارْجِعِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُولِي لَهُ إِنَّ أَزْوَاجَكَ يَنْشُدْنَكَ الْعَدْلَ فِي ابْنَةِ أَبِي قُحَافَةَ . قَالَتْ فَاطِمَةُ لاَ وَاللَّهِ لاَ أُكَلِّمُهُ فِيهَا أَبَدًا . قَالَتْ عَائِشَةُ فَأَرْسَلَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ بِنْتَ جَحْشٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ الَّتِي كَانَتْ تُسَامِينِي مِنْ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَنْزِلَةِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ أَرَ امْرَأَةً قَطُّ خَيْرًا فِي الدِّينِ مِنْ زَيْنَبَ وَأَتْقَى لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَأَصْدَقَ حَدِيثًا وَأَوْصَلَ لِلرَّحِمِ وَأَعْظَمَ صَدَقَةً وَأَشَدَّ ابْتِذَالاً لِنَفْسِهَا فِي الْعَمَلِ الَّذِي تَصَدَّقُ بِهِ وَتَقَرَّبُ بِهِ مَا عَدَا سَوْرَةً مِنْ حِدَّةٍ كَانَتْ فِيهَا تُسْرِعُ مِنْهَا الْفَيْأَةَ فَاسْتَأْذَنَتْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَ عَائِشَةَ فِي مِرْطِهَا عَلَى الْحَالِ الَّتِي كَانَتْ دَخَلَتْ فَاطِمَةُ عَلَيْهَا فَأَذِنَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَزْوَاجَكَ أَرْسَلْنَنِي يَسْأَلْنَكَ الْعَدْلَ فِي ابْنَةِ أَبِي قُحَافَةَ وَوَقَعَتْ بِي فَاسْتَطَالَتْ وَأَنَا أَرْقُبُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَرْقُبُ طَرْفَهُ هَلْ أَذِنَ لِي فِيهَا فَلَمْ تَبْرَحْ زَيْنَبُ حَتَّى عَرَفْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يَكْرَهُ أَنْ أَنْتَصِرَ فَلَمَّا وَقَعْتُ بِهَا لَمْ أَنْشَبْهَا بِشَىْءٍ حَتَّى أَنْحَيْتُ عَلَيْهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا ابْنَةُ أَبِي بَكْرٍ " .
Ubeydullah b. Sa'd b. İbrahim b. Sa'd, amcasından, o babasından, o Sâlih'ten, o İbn Şihâb'dan, o Muhammed b. Abdurrahman b. Hâris b. Hişâm'dan naklettiğine göre Âişe şöyle anlatmıştır: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızı Fâtıma'yı Resûlullah'a gönderdiler. (Fâtıma geldiğinde) o, benim örtümün içinde benimle beraber yatıyordu. Fâtıma izin istedi, (Resûlullah) ona izin verdi. Fâtıma: "Ey Allah'ın Resûlü! Eşlerin beni sana gönderdiler ve Ebû Kuhâfe'nin kızı (Âişe) hakkında senden adalet istiyorlar" dedi. Ben susuyordum. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Ey kızcağızım! Benim sevdiğimi sen sevmez misin?" buyurdu. Fâtıma: "Evet (severim)" dedi. (Resûlullah): "O halde bunu (Âişe'yi) sev" buyurdu. Fâtıma, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunu duyunca kalkıp Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşlerinin yanına döndü ve onlara (kendi) söylediklerini ve (Resûlullah'ın) ona söylediklerini haber verdi. Onlar: "Biz senin bizim adımıza bir iş gördüğünü düşünmüyoruz. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e dön ve ona: Eşlerin Ebû Kuhâfe'nin kızı hakkında senden adalet istiyorlar, de" dediler. Fâtıma: "Hayır, vallahi onun hakkında (babamla) asla konuşmam" dedi. Âişe dedi ki: Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Zeyneb bint Cahş'ı gönderdiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri arasında, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem nezdindeki konum bakımından benimle boy ölçüşen (sadece) oydu. Ben din konusunda Zeyneb'den daha hayırlı, Allah'a karşı daha takvalı, sözü daha doğru, akrabalık bağlarını daha çok gözeten, sadakası daha büyük ve sadaka verdiği şeyleri elde etmek için çalışıp kazanma hususunda (nefsini) daha çok yoran bir kadın görmedim. Sadece (mizacında) biraz hiddet vardı ki o da çabucak geçerdi. (Zeyneb) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına girmek için izin istedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Fâtıma girdiği zamanki hal üzere, Âişe ile birlikte onun örtüsünün içindeydi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona izin verdi. (Zeyneb): "Ey Allah'ın Resûlü! Eşlerin beni sana gönderdiler, Ebû Kuhâfe'nin kızı hakkında senden adalet istiyorlar" dedi ve bana çıkışıp (sözü) uzattı. Ben ise Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gözetliyor, (cevap vermem konusunda) bana izin verip vermeyeceğine bakıyordum. Zeyneb (konuşmaya) devam etti. Nihayet Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in benim kendimi savunmamı kerih görmeyeceğini anladım. Bunun üzerine ona bir karşılık verdim, hiç nefes aldırmadım ve sonunda onu bastırdım. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şüphesiz o, Ebû Bekir'in kızıdır" buyurdu.
3945. Hadis
أَخْبَرَنِي عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارٍ الْحِمْصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَذَكَرَتْ نَحْوَهُ وَقَالَتْ أَرْسَلَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ فَاسْتَأْذَنَتْ فَأَذِنَ لَهَا فَدَخَلَتْ فَقَالَتْ نَحْوَهُ . خَالَفَهُمَا مَعْمَرٌ رَوَاهُ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ .
Bana İmrân b. Bekkâr el-Hımsî haber verdi, dedi ki: Bize Ebû'l-Yemân anlattı, dedi ki: Bize Şuayb haber verdi. O Zührî'den, o da bana Muhammed b. Abdurrahman b. Hâris b. Hişâm'dan naklettiğine göre; Âişe (önceki hadisin) benzerini zikredip şöyle demiştir: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri Zeyneb'i gönderdiler. O izin istedi, (Resûlullah) ona izin verdi ve içeri girip (önceki sözlerin) benzerini söyledi." Ma'mer; (bu hadisi) Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den rivayet ederek (sened konusunda) onlara (önceki râvilere) muhalefet etmiştir.
3946. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ النَّيْسَابُورِيُّ الثِّقَةُ الْمَأْمُونُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اجْتَمَعْنَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَرْسَلْنَ فَاطِمَةَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَ لَهَا إِنَّ نِسَاءَكَ وَذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا يَنْشُدْنَكَ الْعَدْلَ فِي ابْنَةِ أَبِي قُحَافَةَ . قَالَتْ فَدَخَلَتْ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مَعَ عَائِشَةَ فِي مِرْطِهَا فَقَالَتْ لَهُ إِنَّ نِسَاءَكَ أَرْسَلْنَنِي وَهُنَّ يَنْشُدْنَكَ الْعَدْلَ فِي ابْنَةِ أَبِي قُحَافَةَ . فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَتُحِبِّينِي " . قَالَتْ نَعَمْ قَالَ " فَأَحِبِّيهَا " . قَالَتْ فَرَجَعَتْ إِلَيْهِنَّ فَأَخْبَرَتْهُنَّ مَا قَالَ فَقُلْنَ لَهَا إِنَّكِ لَمْ تَصْنَعِي شَيْئًا فَارْجِعِي إِلَيْهِ . فَقَالَتْ وَاللَّهِ لاَ أَرْجِعُ إِلَيْهِ فِيهَا أَبَدًا . وَكَانَتِ ابْنَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَقًّا فَأَرْسَلْنَ زَيْنَبَ بِنْتَ جَحْشٍ قَالَتْ عَائِشَةُ وَهِيَ الَّتِي كَانَتْ تُسَامِينِي مِنْ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ أَزْوَاجُكَ أَرْسَلْنَنِي وَهُنَّ يَنْشُدْنَكَ الْعَدْلَ فِي ابْنَةِ أَبِي قُحَافَةَ . ثُمَّ أَقْبَلَتْ عَلَىَّ تَشْتِمُنِي فَجَعَلْتُ أُرَاقِبُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَنْظُرُ طَرْفَهُ هَلْ يَأْذَنُ لِي مِنْ أَنْ أَنْتَصِرَ مِنْهَا - قَالَتْ - فَشَتَمَتْنِي حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ لاَ يَكْرَهُ أَنْ أَنْتَصِرَ مِنْهَا فَاسْتَقْبَلْتُهَا فَلَمْ أَلْبَثْ أَنْ أَفْحَمْتُهَا فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا ابْنَةُ أَبِي بَكْرٍ " . قَالَتْ عَائِشَةُ فَلَمْ أَرَ امْرَأَةً خَيْرًا وَلاَ أَكْثَرَ صَدَقَةً وَلاَ أَوْصَلَ لِلرَّحِمِ وَأَبْذَلَ لِنَفْسِهَا فِي كُلِّ شَىْءٍ يُتَقَرَّبُ بِهِ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى مِنْ زَيْنَبَ مَا عَدَا سَوْرَةً مِنْ حِدَّةٍ كَانَتْ فِيهَا تُوشِكُ مِنْهَا الْفَيأَةَ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا خَطَأٌ وَالصَّوَابُ الَّذِي قَبْلَهُ .
Bize sika ve güvenilir bir râvi olan Muhammed b. Râfi' en-Nîsâbûrî haber verdi, dedi ki: Bize Abdürrezzâk, Ma'mer'den, o Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. Âişe dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri toplandılar ve Fâtıma'yı Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e göndererek ona şöyle dediler: "Eşlerin..." -ve şu manada bir söz zikretti- "...Ebû Kuhâfe'nin kızı hakkında senden adalet istiyorlar." (Râvi) dedi ki: (Fâtıma) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına girdi. O sırada (Resûlullah), Âişe ile birlikte onun örtüsünün içindeydi. (Fâtıma) ona: "Eşlerin beni sana gönderdiler; onlar Ebû Kuhâfe'nin kızı hakkında senden adalet istiyorlar" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Beni seviyor musun?" dedi. O: "Evet" deyince, (Resûlullah): "O halde onu da sev" buyurdu. (Fâtıma) onlara dönüp (Resûlullah'ın) ne dediğini haber verdi. Onlar: "Sen (bizim için) bir şey yapmadın, ona tekrar dön" dediler. (Fâtıma): "Vallahi onun hakkında (babamla) asla tekrar konuşmam" dedi. O, gerçekten Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in (öz) kızıydı. Bunun üzerine (eşler) Zeyneb bint Cahş'ı gönderdiler. Âişe dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri arasında benimle boy ölçüşen (sadece) oydu. (Zeyneb gelip): "Eşlerin beni sana gönderdiler, onlar Ebû Kuhâfe'nin kızı hakkında senden adalet istiyorlar" dedi. Sonra bana yönelip bana sövmeye (atıp tutmaya) başladı. Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i gözetliyor, ona karşılık vermem için bana izin verip vermeyeceğine bakıyordum. -Dedi ki:- Bana o kadar sövdü ki, artık ona karşılık vermemi (Resûlullah'ın) kerih görmeyeceğini zannettim ve ona yönelip çok geçmeden onu susturdum. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona (Zeyneb'e): "O, Ebû Bekir'in kızıdır" dedi. Âişe dedi ki: Ben Zeyneb'den daha hayırlı, daha çok sadaka veren, akrabalık bağlarını daha çok gözeten ve Allah Teâlâ'ya yakınlaştıracak her türlü konuda nefsini daha çok feda eden bir kadın görmedim; ancak onda (mizacında) biraz hiddet (keskinlik) vardı ki o da çabucak geçerdi. Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Bu (sened) hatalıdır. Doğrusu bundan önceki (Muhammed b. Abdurrahman üzerinden gelen)dir.
3947. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُفَضَّلِ - قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، { عَنْ مُرَّةَ، } عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فَضْلُ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ " .
Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi, dedi ki: Bize Bişr -yani İbnu'l-Mufaddal- anlattı, dedi ki: Bize Şu'be, Amr b. Mürre'den, o Mürre'den, o da Ebû Musa'dan naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Âişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir."
3948. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فَضْلُ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ " .
Bize Ali b. Haşrem haber verdi, dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus, İbn Ebî Zi'b'den, o Hâris b. Abdurrahman'dan, o Ebû Seleme'den, o da Âişe'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Âişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir."
3949. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ الصَّغَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا شَاذَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أُمَّ سَلَمَةَ لاَ تُؤْذِينِي فِي عَائِشَةَ فَإِنَّهُ وَاللَّهِ مَا أَتَانِي الْوَحْىُ فِي لِحَافِ امْرَأَةٍ مِنْكُنَّ إِلاَّ هِيَ " .
Bize Ebû Bekir b. İshak es-Sağânî haber verdi, dedi ki: Bize Şâzân anlattı, dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den naklederek anlattı. Âişe dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ey Ümmü Seleme! Âişe konusunda beni üzme. Zira vallahi, sizden (başka) hiçbir kadının örtüsü (yatağı) içindeyken bana vahiy gelmedi; sadece o (Âişe) hariç."
3950. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ، عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ عَوْفِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ رُمَيْثَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ نِسَاءَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم كَلَّمْنَهَا أَنْ تُكَلِّمَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ النَّاسَ كَانُوا يَتَحَرَّوْنَ بِهَدَايَاهُمْ يَوْمَ عَائِشَةَ وَتَقُولُ لَهُ إِنَّا نُحِبُّ الْخَيْرَ كَمَا تُحِبُّ عَائِشَةَ فَكَلَّمَتْهُ فَلَمْ يُجِبْهَا فَلَمَّا دَارَ عَلَيْهَا كَلَّمَتْهُ أَيْضًا فَلَمْ يُجِبْهَا وَقُلْنَ مَا رَدَّ عَلَيْكِ قَالَتْ لَمْ يُجِبْنِي . قُلْنَ لاَ تَدَعِيهِ حَتَّى يَرُدَّ عَلَيْكِ أَوْ تَنْظُرِينَ مَا يَقُولُ . فَلَمَّا دَارَ عَلَيْهَا كَلَّمَتْهُ فَقَالَ " لاَ تُؤْذِينِي فِي عَائِشَةَ فَإِنَّهُ لَمْ يَنْزِلْ عَلَىَّ الْوَحْىُ وَأَنَا فِي لِحَافِ امْرَأَةٍ مِنْكُنَّ إِلاَّ فِي لِحَافِ عَائِشَةَ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَانِ الْحَدِيثَانِ صَحِيحَانِ عَنْ عَبْدَةَ .
Bana Muhammed b. Âdem, Abde'den, o Hişâm'dan, o Avf b. Hâris'ten, o Rumeyse'den, o da Ümmü Seleme'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri, (insanların) hediyelerini (özellikle) Âişe'nin gününde denk getirmeleri hususunda Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile konuşması için ona (Ümmü Seleme'ye) müracaat ettiler ve ona şöyle demesini söylediler: "Biz de Âişe'nin sevdiği gibi hayrı seviyoruz." Bunun üzerine (Ümmü Seleme) onunla konuştu, fakat (Resûlullah) ona cevap vermedi. Sıra (tekrar) kendisine geldiğinde onunla yine konuştu, (Resûlullah) ona yine cevap vermedi. (Diğer eşler): "Sana ne cevap verdi?" dediler. O: "Bana cevap vermedi" dedi. Onlar: "Sana cevap verinceye veya ne diyeceğini görünceye kadar peşini bırakma" dediler. Sıra (tekrar) kendisine geldiğinde onunla (yine) konuştu. Bunun üzerine (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Âişe konusunda beni üzme. Zira sizden hiçbir kadının örtüsü içindeyken bana vahiy inmedi; sadece Âişe'nin örtüsündeyken (indi)." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Abde'den gelen bu iki hadis de sahihtir.
3951. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّاسُ يَتَحَرَّوْنَ بِهَدَايَاهُمْ يَوْمَ عَائِشَةَ يَبْتَغُونَ بِذَلِكَ مَرْضَاةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Abde b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Bize Hişâm, babasından, o da Âişe'den naklederek anlattı. Âişe dedi ki: İnsanlar hediyelerini (vermek için özellikle) Âişe'nin (sıra) gününü kollarlardı; bununla Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in rızasını ararlardı.
3952. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ، عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ رَبِيعَةَ بْنِ هُدَيْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَوْحَى اللَّهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا مَعَهُ فَقُمْتُ فَأَجَفْتُ الْبَابَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ فَلَمَّا رُفِّهَ عَنْهُ قَالَ لِي " يَا عَائِشَةُ إِنَّ جِبْرِيلَ يُقْرِئُكِ السَّلاَمَ " .
Bize Muhammed b. Âdem, Abde'den, o Hişâm'dan, o Sâlih b. Rabîa b. Hudeyr'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. Âişe dedi ki: Ben onunla beraberken Allah, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e vahyetti. Ben hemen kalkıp onunla kendi aramdaki kapıyı kapattım. (Vahiy hali) üzerinden kaldırılıp rahatlayınca bana şöyle dedi: "Ey Âişe! Cebrail sana selam söylüyor."
3953. Hadis
أَخْبَرَنَا نُوحُ بْنُ حَبِيبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهَا " إِنَّ جِبْرِيلَ يَقْرَأُ عَلَيْكِ السَّلاَمَ " . قَالَتْ وَعَلَيْهِ السَّلاَمُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ تَرَى مَا لاَ نَرَى .
Bize Nûh b. Habîb haber verdi, dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı, dedi ki: Bize Ma'mer, Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Şüphesiz Cebrail sana selam söylüyor" dedi. O da: "Ve aleyhi's-selâm ve rahmetullâhi ve berekâtuh. (Ey Allah'ın Resûlü!) Sen bizim görmediklerimizi görüyorsun" dedi.
3954. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا عَائِشَةُ هَذَا جِبْرِيلُ وَهُوَ يَقْرَأُ عَلَيْكِ السَّلاَمَ " . مِثْلَهُ سَوَاءٌ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا الصَّوَابُ وَالَّذِي قَبْلَهُ خَطَأٌ .
Bize Amr b. Mansûr haber verdi, dedi ki: Bize Hakem b. Nâfi anlattı, dedi ki: Bize Şuayb, Zührî'den haber verdi. O da bana Ebû Seleme'den, o da Âişe'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Âişe! İşte Cebrail; sana selam söylüyor" buyurdu. (Âişe, önceki hadisin) aynısını (söyledi). Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Doğru olan budur (Zührî - Ebû Seleme senedidir); bundan önceki (Zührî - Urve senedi) ise hatalıdır.
3955. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَنَسٌ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ إِحْدَى أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ فَأَرْسَلَتْ أُخْرَى بِقَصْعَةٍ فِيهَا طَعَامٌ فَضَرَبَتْ يَدَ الرَّسُولِ فَسَقَطَتِ الْقَصْعَةُ فَانْكَسَرَتْ فَأَخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْكِسْرَتَيْنِ فَضَمَّ إِحْدَاهُمَا إِلَى الأُخْرَى فَجَعَلَ يَجْمَعُ فِيهَا الطَّعَامَ وَيَقُولُ " غَارَتْ أُمُّكُمْ كُلُوا " . فَأَكَلُوا فَأَمْسَكَ حَتَّى جَاءَتْ بِقَصْعَتِهَا الَّتِي فِي بَيْتِهَا فَدَفَعَ الْقَصْعَةَ الصَّحِيحَةَ إِلَى الرَّسُولِ وَتَرَكَ الْمَكْسُورَةَ فِي بَيْتِ الَّتِي كَسَرَتْهَا .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi, dedi ki: Bize Hâlid anlattı, dedi ki: Bize Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Enes anlattı. (Enes) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Müminlerin Annelerinden birinin yanındaydı. Bir diğeri, içinde yemek olan bir çanak gönderdi. (Yanında bulunduğu eşi), elçinin (hizmetçinin) eline vurdu, çanak düşüp kırıldı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kırılan iki parçayı aldı, birini diğerine birleştirdi, yemeği içinde toplamaya başladı ve: "Anneniz kıskandı, yiyin!" buyurdu. (Oradakiler) yediler. (Resûlullah), evinde olduğu (eşi) kendi çanağını getirinceye kadar elçiyi bekletti. (Getirince) sağlam çanağı elçiye verdi, kırık olanı ise kıranın evinde bıraktı.
3956. Hadis
أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَسَدُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّهَا - يَعْنِي - أَتَتْ بِطَعَامٍ فِي صَحْفَةٍ لَهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَصْحَابِهِ فَجَاءَتْ عَائِشَةُ مُتَّزِرَةً بِكِسَاءٍ وَمَعَهَا فِهْرٌ فَفَلَقَتْ بِهِ الصَّحْفَةَ فَجَمَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ فِلْقَتَىِ الصَّحْفَةِ وَيَقُولُ " كُلُوا غَارَتْ أُمُّكُمْ " . مَرَّتَيْنِ ثُمَّ أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَحْفَةَ عَائِشَةَ فَبَعَثَ بِهَا إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ وَأَعْطَى صَحْفَةَ أُمِّ سَلَمَةَ عَائِشَةَ .
Bize Rabî' b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Bize Esed b. Musa anlattı, dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'ten, o Ebû'l-Mütevekkil'den, o da Ümmü Seleme'den naklettiğine göre; o (Ümmü Seleme), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabına bir sahan içinde yemek getirmişti. Derken Âişe, bir örtüye bürünmüş halde ve beraberinde bir taş olduğu halde geldi ve o taşla sahanı kırdı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem sahanın iki parçasını birleştirdi ve iki kere: "Yiyin, anneniz kıskandı" buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Âişe'nin sahanını alıp Ümmü Seleme'ye gönderdi, Ümmü Seleme'nin (kırık) sahanını da Âişe'ye verdi.
3957. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ فُلَيْتٍ، عَنْ جَسْرَةَ بِنْتِ دِجَاجَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا رَأَيْتُ صَانِعَةَ طَعَامٍ مِثْلَ صَفِيَّةَ أَهْدَتْ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَاءً فِيهِ طَعَامٌ فَمَا مَلَكْتُ نَفْسِي أَنْ كَسَرْتُهُ فَسَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ كَفَّارَتِهِ فَقَالَ " إِنَاءٌ كَإِنَاءٍ وَطَعَامٌ كَطَعَامٍ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ, Abdurrahman'dan, o Süfyan'dan, o Füleyt'ten, o Cesre bint Dicâce'den, o da Âişe'den naklettiğine göre şöyle demiştir: Safiyye gibi güzel yemek yapanını görmedim. (Bir defasında) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e, içinde yemek olan bir kap hediye etmişti. Kendime hakim olamadım ve kabı kırdım. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bunun kefaretini sordum. "Kaba karşılık kap, yemeğe karşılık yemektir" buyurdu.
3958. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الزَّعْفَرَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عُبَيْدَ بْنَ عُمَيْرٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَزْعُمُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَمْكُثُ عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ فَيَشْرَبُ عِنْدَهَا عَسَلاً فَتَوَاصَيْتُ أَنَا وَحَفْصَةُ أَنَّ أَيَّتَنَا دَخَلَ عَلَيْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلْتَقُلْ إِنِّي أَجِدُ مِنْكَ رِيحَ مَغَافِيرَ أَكَلْتَ مَغَافِيرَ فَدَخَلَ عَلَى إِحْدَاهُمَا فَقَالَتْ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " لاَ بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ وَلَنْ أَعُودَ لَهُ " . فَنَزَلَتْ { يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ } { إِنْ تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ } لِعَائِشَةَ وَحَفْصَةَ { وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا } لِقَوْلِهِ " بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً " .
Bize Hasan b. Muhammed ez-Za'ferânî haber verdi, dedi ki: Bize Haccâc, İbn Cüreyc'den, o Atâ'dan naklederek anlattı. O, Ubeyd b. Umeyr'i şöyle derken işitmiştir: Âişe'yi şöyle anlatırken dinledim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Zeyneb bint Cahş'ın yanında kalır ve orada bal (şerbeti) içerdi. Ben ve Hafsa, birbirimize şöyle tembihledik: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hangimizin yanına girerse ona: "Sende meğâfir (kötü kokulu bir bitki) kokusu alıyorum; meğâfir mi yedin?" desin. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) ikisinden birinin yanına girdi, o da kendisine bunu söyledi. Bunun üzerine (Resûlullah): "Hayır, aksine Zeyneb bint Cahş'ın yanında bal içtim; bir daha asla yapmayacağım" dedi. Bunun üzerine (Tahrim suresindeki): { Ey Peygamber! Allah'ın sana helal kıldığını niçin haram kılıyorsun? } (ayeti) ve Âişe ile Hafsa hakkında: { Eğer ikiniz de Allah'a tövbe ederseniz... } (ayeti) indi. { Hani Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti... } (ayeti) ise onun: "Aksine bal içtim (bunu kimseye söyleme)" sözü hakkında (indi).
3959. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يُونُسَ بْنِ مُحَمَّدٍ، حَرَمِيٌّ - هُوَ لَقَبُهُ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَتْ لَهُ أَمَةٌ يَطَؤُهَا فَلَمْ تَزَلْ بِهِ عَائِشَةُ وَحَفْصَةُ حَتَّى حَرَّمَهَا عَلَى نَفْسِهِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ } إِلَى آخِرِ الآيَةِ .
Bana İbrahim b. Yûnus b. Muhammed -Haremî onun lakabıdır- haber verdi, dedi ki: Bize babam anlattı, dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'ten, o da Enes'ten naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in birlikte olduğu bir cariyesi vardı. Âişe ve Hafsa, (onu terk etmesi için) onunla uğraşmaya devam ettiler. Sonunda (Resûlullah) onu kendisine haram kıldı. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle: { Ey Peygamber! Allah'ın sana helal kıldığını niçin haram kılıyorsun? } (Tahrim, 1) ayetini sonuna kadar indirdi.
3960. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى، - هُوَ ابْنُ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيُّ - عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتِ الْتَمَسْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَدْخَلْتُ يَدِي فى شَعْرِهِ فَقَالَ " قَدْ جَاءَكِ شَيْطَانُكِ " . فَقُلْتُ أَمَا لَكَ شَيْطَانٌ فَقَالَ " بَلَى وَلَكِنَّ اللَّهَ أَعَانَنِي عَلَيْهِ فَأَسْلَمَ " .
Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Leys, Yahyâ'dan -ki o İbn Saîd el-Ensârî'dir-, o Ubâde b. Velîd b. Ubâde b. Sâmit'ten naklettiğine göre Âişe şöyle demiştir: (Bir gece) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i (yatağımda) aradım ve elimi saçına daldırdım. Bunun üzerine: "Sana şeytanın mı geldi?" buyurdu. Ben: "Senin şeytanın yok mu?" dedim. "Evet var; fakat Allah beni ona karşı destekledi de o teslim oldu (Müslüman oldu)" buyurdu.
3961. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ الْمِقْسَمِيُّ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَظَنَنْتُ أَنَّهُ ذَهَبَ إِلَى بَعْضِ نِسَائِهِ فَتَجَسَّسْتُهُ فَإِذَا هُوَ رَاكِعٌ أَوْ سَاجِدٌ يَقُولُ " سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ " . فَقُلْتُ بِأَبِي وَأُمِّي إِنَّكَ لَفِي شَأْنٍ وَإِنِّي لَفِي شَأْنٍ آخَرَ .
Bana İbrahim b. Hasan el-Miksemî, Haccâc'dan, o İbn Cüreyc'den, o Atâ'dan haber verdi. (Atâ) dedi ki: Bana İbn Ebî Müleyke, Âişe'den naklederek haber verdi. Âişe şöyle demiştir: Bir gece Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i (yatağımda) bulamadım. Eşlerinden birine gittiğini zannettim ve onu araştırmaya (yoklamaya) başladım. Bir de baktım ki o rükû veya secde halinde şöyle diyordu: "Sübhâneke ve bihamdike lâ ilâhe illâ ente (Seni hamdinle tesbih ederim, Senden başka ilah yoktur)." Bunun üzerine: "Babam anam sana feda olsun! Sen ne haldesin, ben ne haldeyim!" dedim.
3962. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، { عَنْ عَطَاءٍ، } قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتِ افْتَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَظَنَنْتُ أَنَّهُ ذَهَبَ إِلَى بَعْضِ نِسَائِهِ فَتَجَسَّسْتُ ثُمَّ رَجَعْتُ فَإِذَا هُوَ رَاكِعٌ أَوْ سَاجِدٌ يَقُولُ " سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ " . فَقُلْتُ بِأَبِي وَأُمِّي إِنَّكَ لَفِي شَأْنٍ وَإِنِّي لَفِي آخَرَ .
Bize İshak b. Mansûr haber verdi, dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı, dedi ki: Bize İbn Cüreyc, Atâ'dan naklederek haber verdi. (Atâ) dedi ki: Bana İbn Ebî Müleyke haber verdiğine göre Âişe şöyle demiştir: Bir gece Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i (yanımda) bulamadım. Eşlerinden birine gittiğini zannettim ve (onu) araştırdım. Sonra geri döndüm. Bir de baktım ki o rükû veya secde halinde: "Sübhâneke ve bihamdike lâ ilâhe illâ ente" diyordu. Bunun üzerine: "Babam anam sana feda olsun! Sen bir iştesin (ibadettesin), ben ise başka bir iş (düşünce) peşindeyim" dedim.
3963. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَثِيرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ قَيْسٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَقُولُ أَلاَ أُحَدِّثُكُمْ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَعَنِّي قُلْنَا بَلَى . قَالَتْ لَمَّا كَانَتْ لَيْلَتِي انْقَلَبَ فَوَضَعَ نَعْلَيْهِ عِنْدَ رِجْلَيْهِ وَوَضَعَ رِدَاءَهُ وَبَسَطَ إِزَارَهُ عَلَى فِرَاشِهِ وَلَمْ يَلْبَثْ إِلاَّ رَيْثَمَا ظَنَّ أَنِّي قَدْ رَقَدْتُ ثُمَّ انْتَعَلَ رُوَيْدًا وَأَخَذَ رِدَاءَهُ رُوَيْدًا ثُمَّ فَتَحَ الْبَابَ رُوَيْدًا وَخَرَجَ وَأَجَافَهُ رُوَيْدًا وَجَعَلْتُ دِرْعِي فِي رَأْسِي فَاخْتَمَرْتُ وَتَقَنَّعْتُ إِزَارِي وَانْطَلَقْتُ فِي إِثْرِهِ حَتَّى جَاءَ الْبَقِيعَ فَرَفَعَ يَدَيْهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَأَطَالَ الْقِيَامَ ثُمَّ انْحَرَفَ وَانْحَرَفْتُ فَأَسْرَعَ فَأَسْرَعْتُ فَهَرْوَلَ فَهَرْوَلْتُ فَأَحْضَرَ فَأَحْضَرْتُ وَسَبَقْتُهُ فَدَخَلْتُ وَلَيْسَ إِلاَّ أَنِ اضْطَجَعْتُ فَدَخَلَ فَقَالَ " مَا لَكِ يَا عَائِشُ رَابِيَةً " . قَالَ سُلَيْمَانُ حَسِبْتُهُ قَالَ حَشْيَا قَالَ " لَتُخْبِرِنِّي أَوْ لَيُخْبِرَنِّي اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ قَالَ " أَنْتِ السَّوَادُ الَّذِي رَأَيْتُ أَمَامِي " . قُلْتُ نَعَمْ - قَالَتْ - فَلَهَدَنِي لَهْدَةً فِي صَدْرِي أَوْجَعَتْنِي . قَالَ " أَظَنَنْتِ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ " . قَالَتْ مَهْمَا يَكْتُمِ النَّاسُ فَقَدْ عَلِمَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ . قَالَ " نَعَمْ - قَالَ - فَإِنَّ جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَتَانِي حِينَ رَأَيْتِ وَلَمْ يَكُنْ يَدْخُلُ عَلَيْكِ وَقَدْ وَضَعْتِ ثِيَابَكِ فَنَادَانِي فَأَخْفَى مِنْكِ فَأَجَبْتُهُ وَأَخْفَيْتُهُ مِنْكِ وَظَنَنْتُ أَنَّكِ قَدْ رَقَدْتِ فَكَرِهْتُ أَنْ أُوقِظَكِ وَخَشِيتُ أَنْ تَسْتَوْحِشِي فَأَمَرَنِي أَنْ آتِيَ أَهْلَ الْبَقِيعِ فَأَسْتَغْفِرَ لَهُمْ " . خَالَفَهُ حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ فَقَالَ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ قَيْسٍ .
Bize Süleyman b. Dâvûd haber verdi, dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı, dedi ki: Bana İbn Cüreyc, Abdullah b. Kesîr'den haber verdi. O, Muhammed b. Kays'ı şöyle derken işitmiştir: Âişe'yi şöyle derken işittim: "Size Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den ve kendimden bahsedeyim mi?" Biz: "Evet" dedik. Âişe şöyle anlattı: "Benim nöbet gecem olunca (Resûlullah) döndü (geldi), ayakkabılarını ayakucuna koydu, ridasını bıraktı, izârını (alt örtüsünü) döşeğinin üzerine serdi ve benim uyuduğumu zannedinceye kadar (kısa bir süre) bekledi. Sonra yavaşça ayakkabılarını giydi, ridasını yavaşça aldı, sonra kapıyı yavaşça açtı ve çıktı; sonra kapıyı yavaşça kapattı. Ben de hemen gömleğimi başıma geçirdim, başörtümü taktım, izârımı örtündüm ve peşinden gittim. Nihayet Bakî' (mezarlığına) geldi, ellerini üç defa kaldırdı ve uzun süre ayakta durdu. Sonra döndü, ben de döndüm. O hızlandı, ben de hızlandım. O koşar adımlarla yürüdü (hervele yaptı), ben de koşar adımlarla yürüdüm. O koştu, ben de koştum ve onu geçtim; (eve) girdim. Tam yatmıştım ki o içeri girdi ve: 'Ey Âişe! Sana ne oldu da (böyle) nefes nefese kalmışsın?' dedi." Süleyman (râvi) dedi ki: Zannedersem "Haşyâ (karnı şişmiş/nefesi sıkışmış)" kelimesini de söyledi. (Resûlullah): "Ya bana haber verirsin ya da Latîf ve Habîr olan (Allah) bana haber verir" buyurdu. Ben: "Ey Allah'ın Resûlü! Babam anam sana feda olsun" dedim ve ona (olan biten) haberi verdim. "Demek önümde gördüğüm karaltı sendin?" dedi. "Evet" dedim. Bunun üzerine göğsüme öyle bir vurdu ki canımı acıttı ve: "Allah'ın ve Resûlü'nün sana haksızlık edeceğini mi zannettin?" buyurdu. Dedim ki: "İnsanlar neyi gizlerse gizlesin Allah onu bilir." (Resûlullah) "Evet" dedi ve şöyle devam etti: "Sen (durumu) gördüğün zaman Cebrail aleyhisselâm bana geldi. Sen kıyafetlerini çıkardığın için senin yanına girmedi. Bana seslendi ama (sesini) senden gizledi. Ben de ona cevap verdim ama (cevabımı) senden gizledim. Senin uyuduğunu zannettim, seni uyandırmak istemedim ve (tek başına kalınca) korkacağından endişe ettim. (Cebrail) bana, Bakî' ehline gidip onlar için istiğfar etmemi emretti." Haccâc b. Muhammed, (bu hadisin senedinde İbn Vehb'e) muhalefet etmiş ve şöyle demiştir: "İbn Cüreyc'den, o İbn Ebî Müleyke'den, o Muhammed b. Kays'tan..."
3964. Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مُسْلَّمٍ الْمِصِّيصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ قَيْسِ بْنِ مَخْرَمَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تُحَدِّثُ قَالَتْ أَلاَ أُحَدِّثُكُمْ عَنِّي وَعَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْنَا بَلَى . قَالَتْ لَمَّا كَانَتْ لَيْلَتِي الَّتِي هُوَ عِنْدِي تَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم انْقَلَبَ فَوَضَعَ نَعْلَيْهِ عِنْدَ رِجْلَيْهِ وَوَضَعَ رِدَاءَهُ وَبَسَطَ طَرَفَ إِزَارِهِ عَلَى فِرَاشِهِ فَلَمْ يَلْبَثْ إِلاَّ رَيْثَمَا ظَنَّ أَنِّي قَدْ رَقَدْتُ ثُمَّ انْتَعَلَ رُوَيْدًا وَأَخَذَ رِدَاءَهُ رُوَيْدًا ثُمَّ فَتَحَ الْبَابَ رُوَيْدًا وَخَرَجَ وَأَجَافَهُ رُوَيْدًا وَجَعَلْتُ دِرْعِي فِي رَأْسِي وَاخْتَمَرْتُ وَتَقَنَّعْتُ إِزَارِي فَانْطَلَقْتُ فِي إِثْرِهِ حَتَّى جَاءَ الْبَقِيعَ فَرَفَعَ يَدَيْهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَأَطَالَ الْقِيَامَ ثُمَّ انْحَرَفَ فَانْحَرَفْتُ فَأَسْرَعَ فَأَسْرَعْتُ فَهَرْوَلَ فَهَرْوَلْتُ فَأَحْضَرَ فَأَحْضَرْتُ وَسَبَقْتُهُ فَدَخَلْتُ فَلَيْسَ إِلاَّ أَنِ اضْطَجَعْتُ فَدَخَلَ فَقَالَ " مَا لَكِ يَا عَائِشَةُ حَشْيَا رَابِيَةً " . قَالَتْ لاَ . قَالَ " لَتُخْبِرِنِّي أَوْ لَيُخْبِرَنِّي اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ . قَالَ " فَأَنْتِ السَّوَادُ الَّذِي رَأَيْتُهُ أَمَامِي " . قَالَتْ نَعَمْ - قَالَتْ - فَلَهَدَنِي فِي صَدْرِي لَهْدَةً أَوْجَعَتْنِي ثُمَّ قَالَ " أَظَنَنْتِ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ " . قَالَتْ مَهْمَا يَكْتُمِ النَّاسُ فَقَدْ عَلِمَهُ اللَّهُ . قَالَ " نَعَمْ - قَالَ - فَإِنَّ جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَتَانِي حِينَ رَأَيْتِ وَلَمْ يَكُنْ يَدْخُلُ عَلَيْكِ وَقَدْ وَضَعْتِ ثِيَابَكِ فَنَادَانِي فَأَخْفَى مِنْكِ فَأَجَبْتُهُ فَأَخْفَيْتُ مِنْكِ فَظَنَنْتُ أَنْ قَدْ رَقَدْتِ وَخَشِيتُ أَنْ تَسْتَوْحِشِي فَأَمَرَنِي أَنْ آتِيَ أَهْلَ الْبَقِيعِ فَأَسْتَغْفِرَ لَهُمْ " . رَوَاهُ عَاصِمٌ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرٍ عَنْ عَائِشَةَ عَلَى غَيْرِ هَذَا اللَّفْظِ .
Bize Yûsuf b. Saîd b. Müsellem el-Missîsî anlattı, dedi ki: Bize Haccâc, İbn Cüreyc'den anlattı. (İbn Cüreyc) dedi ki: Bana Abdullah b. Ebî Müleyke, Muhammed b. Kays b.ahrame'yi şöyle derken işittiğini haber verdi: Âişe'yi anlatırken dinledim, dedi ki: "Size kendimden ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bahsedeyim mi?" Biz: "Evet" dedik. Âişe dedi ki: "Onun -yani Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in- benim yanımda kaldığı gece olunca döndü (geldi), ayakkabılarını ayakucuna koydu, ridasını bıraktı, izârının (alt örtüsünün) kenarını döşeğinin üzerine serdi. Benim uyuduğumu zannedinceye kadar (kısa bir süre) bekledi. Sonra yavaşça ayakkabılarını giydi, ridasını yavaşça aldı, sonra kapıyı yavaşça açtı ve çıktı; sonra kapıyı yavaşça kapattı. Ben de hemen gömleğimi başıma geçirdim, başörtümü taktım, izârımı örtündüm ve peşinden gittim. Nihayet Bakî' (mezarlığına) geldi, ellerini üç defa kaldırdı ve uzun süre ayakta durdu. Sonra döndü, ben de döndüm. O hızlandı, ben de hızlandım. O koşar adımlarla yürüdü, ben de koşar adımlarla yürüdüm. O koştu, ben de koştum ve onu geçtim; (eve) girdim. Tam yatmıştım ki o içeri girdi ve: 'Sana ne oldu ey Âişe? (Böyle) nefes nefese kalmışsın?' dedi." (Âişe): "Bir şey yok" dedi. (Resûlullah): "Ya bana haber verirsin ya da Latîf ve Habîr olan (Allah) bana haber verir" buyurdu. Ben: "Ey Allah'ın Resûlü! Babam anam sana feda olsun" dedim ve ona (olan biten) haberi verdim. "Demek önümde gördüğüm karaltı sendin?" dedi. "Evet" dedim. Bunun üzerine göğsüme öyle bir vurdu ki canımı acıttı. Sonra: "Allah'ın ve Resûlü'nün sana haksızlık edeceğini mi zannettin?" buyurdu. (Âişe) dedi ki: "İnsanlar neyi gizlerse gizlesin Allah onu bilir." (Resûlullah) "Evet" dedi ve şöyle devam etti: "Sen (durumu) gördüğün zaman Cebrail aleyhisselâm bana geldi. Sen kıyafetlerini çıkardığın için senin yanına girmedi. Bana seslendi ama (sesini) senden gizledi. Ben de ona cevap verdim ama (cevabımı) senden gizledim. Senin uyuduğunu zannettim ve (tek başına kalınca) korkacağından endişe ettim. (Cebrail) bana, Bakî' ehline gidip onlar için istiğfar etmemi emretti." Âsım bunu Abdullah b. Âmir'den, o da Âişe'den bu lafzın dışında (farklı bir lafızla) rivayet etmiştir.
3965. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَقَدْتُهُ مِنَ اللَّيْلِ وَسَاقَ الْحَدِيثَ .
Bize Ali b. Hucr haber verdi, dedi ki: Bize Şerîk, Âsım'dan, o Abdullah b. Âmir b. Rabîa'dan, o da Âişe'den naklettiğine göre şöyle demiştir: "Geceleyin onu (yanımda) bulamadım..." ve (râvi) hadisi (önceki hadis gibi) sevk etti.