1423. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى الْقُطَعِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ الْبَصْرِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاَثَةٍ عَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَشِبَّ وَعَنِ الْمَعْتُوهِ حَتَّى يَعْقِلَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عَلِيٍّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَذَكَرَ بَعْضُهُمْ " وَعَنِ الْغُلاَمِ حَتَّى يَحْتَلِمَ " . وَلاَ نَعْرِفُ لِلْحَسَنِ سَمَاعًا عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ عَنْ أَبِي ظَبْيَانَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ هَذَا الْحَدِيثِ . وَرَوَاهُ الأَعْمَشُ عَنْ أَبِي ظَبْيَانَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ عَلِيٍّ مَوْقُوفًا وَلَمْ يَرْفَعْهُ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ . قَالَ أَبُو عِيسَى قَدْ كَانَ الْحَسَنُ فِي زَمَانِ عَلِيٍّ وَقَدْ أَدْرَكَهُ وَلَكِنَّا لاَ نَعْرِفُ لَهُ سَمَاعًا مِنْهُ وَأَبُو ظَبْيَانَ اسْمُهُ حُصَيْنُ بْنُ جُنْدَبٍ .
Bize Muhammed b. Yahyâ El Kutaî El Basrî anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. Ömer anlattı; dedi ki: Bize Hemmâm, Katâde’den, o Hasen-i Basrî’den, o da Alî’den naklen anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, büyüyünceye kadar çocuktan ve aklı başına gelinceye kadar deliden." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Alî hadisi bu veçhiyle hasen gariptir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den Alî kanalıyla başka veçhile de rivayet edilmiştir. Bazıları (hadis metninde): "İhtilam oluncaya kadar çocuktan," ifadesini zikretmiştir. Hasen’in Alî b. Ebî Tâlib’den hadis işittiğini bilmiyoruz. Bu hadis Atâ b. es Sâib kanalıyla Ebû Zabyân’dan, o Alî b. Ebî Tâlib’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen bu hadisin benzeri şeklinde de rivayet edilmiştir. A’meş bu hadisi Ebû Zabyân’dan, o İbn Abbâs’tan, o da Alî’den mevkûf olarak rivayet etmiş ve merfû olarak zikretmemiştir. İlim ehli katında bu hadisle amel edilir. Ebû Îsâ dedi ki: Hasen, Alî zamanında yaşamış ve ona yetişmiştir, lakin biz onun Alî’den hadis işittiğini bilmiyoruz. Ebû Zabyân’ın ismi Husayn b. Cündeb’dir.
1424. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الأَسْوَدِ أَبُو عَمْرٍو الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَبِيعَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زِيَادٍ الدِّمَشْقِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ادْرَءُوا الْحُدُودَ عَنِ الْمُسْلِمِينَ مَا اسْتَطَعْتُمْ فَإِنْ كَانَ لَهُ مَخْرَجٌ فَخَلُّوا سَبِيلَهُ فَإِنَّ الإِمَامَ أَنْ يُخْطِئَ فِي الْعَفْوِ خَيْرٌ مِنْ أَنْ يُخْطِئَ فِي الْعُقُوبَةِ "
Bize Abdurrahman b. El Esved Ebû Amr El Basrî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Rabîa anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Ziyâd Ed Dımaşkî, Zührî’den, o Urve’den, o da Âişe’den naklen anlattı. Âişe dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Gücünüz yettiği kadar had cezalarını Müslümanlardan düşürün (uygulamamaya çalışın). Eğer kişi için bir çıkış yolu varsa yolunu açın (serbest bırakın). Çünkü imamın (yöneticinin) affetmede hata etmesi, cezalandırmada hata etmesinden daha hayırlıdır."
1424_2. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ زِيَادٍ، نَحْوَ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ رَبِيعَةَ وَلَمْ يَرْفَعْهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ لاَ نَعْرِفُهُ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ رَبِيعَةَ عَنْ يَزِيدَ بْنِ زِيَادٍ الدِّمَشْقِيِّ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَرَوَاهُ وَكِيعٌ عَنْ يَزِيدَ بْنِ زِيَادٍ نَحْوَهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ وَرِوَايَةُ وَكِيعٍ أَصَحُّ . وَقَدْ رُوِيَ نَحْوُ هَذَا عَنْ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَالُوا مِثْلَ ذَلِكَ . وَيَزِيدُ بْنُ زِيَادٍ الدِّمَشْقِيُّ ضَعِيفٌ فِي الْحَدِيثِ وَيَزِيدُ بْنُ أَبِي زِيَادٍ الْكُوفِيُّ أَثْبَتُ مِنْ هَذَا وَأَقْدَمُ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî’, Yezîd b. Ziyâd’dan Muhammed b. Rabîa hadisinin benzerini anlattı, fakat hadisi ref etmedi (Peygamber'e isnat etmedi). Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisini, Muhammed b. Rabîa’nın Yezîd b. Ziyâd Ed Dımaşkî’den, o Zührî’den, o Urve’den, o da Âişe’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayeti dışında merfû olarak bilmiyoruz. Vekî’ bunu Yezîd b. Ziyâd’dan benzer şekilde rivayet etmiş fakat ref etmemiştir. Vekî’in rivayeti daha sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından birden çok kimseden de buna benzer sözler söyledikleri rivayet edilmiştir. Yezîd b. Ziyâd Ed Dımaşkî hadis konusunda zayıftır. Yezîd b. Ebî Ziyâd El Kûfî ondan daha sağlam ve daha eskidir.
1425. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الآخِرَةِ وَمَنْ سَتَرَ عَلَى مُسْلِمٍ سَتَرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَاللَّهُ فِي عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِي عَوْنِ أَخِيهِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ هَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ رِوَايَةِ أَبِي عَوَانَةَ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne, A’meş’ten, o Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hureyre’den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir müminin dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun ahiret sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve ahirette onun ayıbını örter. Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da kulun yardımındadır." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ukbe b. Âmir ve İbn Ömer’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi, birden fazla râvi tarafından A’meş’ten, o Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hureyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den Ebû Avâne’nin rivayetine benzer şekilde rivayet edilmiştir.
1425_2. Hadis
وَرَوَى أَسْبَاطُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ حُدِّثْتُ عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَكَأَنَّ هَذَا أَصَحُّ مِنَ الْحَدِيثِ الأَوَّلِ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ عُبَيْدُ بْنُ أَسْبَاطِ بْنِ مُحَمَّدٍ قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي عَنِ الأَعْمَشِ بِهَذَا الْحَدِيثِ .
Asbât b. Muhammed, A’meş’ten şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Bana Ebû Sâlih’ten, o Ebû Hureyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu hadisin benzeri anlatıldı." Sanki bu (ikinci rivayet), birinci hadisten daha sahihtir. Bize Ubeyd b. Asbât b. Muhammed bunu anlattı; dedi ki: Babam bana A’meş’ten bu hadisi rivayet etti.
1426. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ وَمَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ عُمَرَ.
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys, Ukayl’den, o Zührî’den, o Sâlim’den, o da babasından naklen anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu (düşmana) teslim etmez. Kim kardeşinin bir ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse Allah da ondan kıyamet gününün sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderir. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis İbn Ömer rivayeti olarak hasen sahih gariptir.
1427. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِمَاعِزِ بْنِ مَالِكٍ " أَحَقٌّ مَا بَلَغَنِي عَنْكَ " . قَالَ وَمَا بَلَغَكَ عَنِّي قَالَ " بَلَغَنِي أَنَّكَ وَقَعْتَ عَلَى جَارِيَةِ آلِ فُلاَنٍ " . قَالَ نَعَمْ . فَشَهِدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ فَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَرَوَى شُعْبَةُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ مُرْسَلاً وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne, Simâk b. Harb’den, o Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbâs’tan naklen anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mâiz b. Mâlik’e şöyle dedi: "Hakkında bana ulaşan haber doğru mudur?" Mâiz: "Hakkımda sana ne ulaştı?" dedi. Peygamber: "Falan oğullarının cariyesiyle ilişkiye girdiğin bana ulaştı," buyurdu. Mâiz: "Evet," dedi. Böylece (kendi aleyhine) dört şahitlikle şahitlik etti (dört kez ikrar etti). Bunun üzerine Peygamber onun hakkında emrini verdi ve recmedildi. Tirmizî dedi ki: Bu konuda Sâib b. Yezîd’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen bir hadistir. Şu’be bu hadisi Simâk b. Harb’den, o Saîd b. Cübeyr’den mürsel olarak rivayet etmiş ve senedinde İbn Abbâs’ı zikretmemiştir.
1428. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ مَاعِزٌ الأَسْلَمِيُّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّهُ قَدْ زَنَى . فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ جَاءَ مِنْ شِقِّهِ الآخَرِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ قَدْ زَنَى . فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ جَاءَ مِنْ شِقِّهِ الآخَرِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ قَدْ زَنَى . فَأَمَرَ بِهِ فِي الرَّابِعَةِ فَأُخْرِجَ إِلَى الْحَرَّةِ فَرُجِمَ بِالْحِجَارَةِ فَلَمَّا وَجَدَ مَسَّ الْحِجَارَةِ فَرَّ يَشْتَدُّ حَتَّى مَرَّ بِرَجُلٍ مَعَهُ لَحْىُ جَمَلٍ فَضَرَبَهُ بِهِ وَضَرَبَهُ النَّاسُ حَتَّى مَاتَ فَذَكَرُوا ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ فَرَّ حِينَ وَجَدَ مَسَّ الْحِجَارَةِ وَمَسَّ الْمَوْتِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلاَّ تَرَكْتُمُوهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ . وَرُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ هَذَا .
Bize Ebû Kurayb anlattı; dedi ki: Bize Abde b. Süleyman, Muhammed b. Amr’dan, o Ebû Seleme’den, o da Ebû Hureyre’den naklen anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: Mâiz El Eslemî Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: "(Bu kişi) zina etti," dedi. Peygamber ondan yüz çevirdi. Sonra diğer tarafından geldi ve: "Ey Allah’ın Resûlü! (Bu kişi) zina etti," dedi. Peygamber yine ondan yüz çevirdi. Sonra diğer tarafından geldi ve: "Ey Allah’ın Resûlü! (Bu kişi) zina etti," dedi. Dördüncü ikrarında Peygamber onun hakkında emrini verdi ve Harre mevkiine çıkarılarak taşlandı. Taşların acısını hissedince kaçmaya başladı. Nihayet elinde deve çenesi kemiği bulunan bir adama rastladı, adam kemikle ona vurdu. İnsanlar da ona vurdular ve sonunda öldü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e durumu, taşların acısını ve ölümü hissedince kaçtığını anlattılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu (kendi haline) bıraksaydınız ya!" buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Ebû Hureyre’den başka veçhile de rivayet edilmiştir. Bu hadis Zührî’den, o Ebû Seleme’den, o da Câbir b. Abdillah’tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den buna benzer şekilde rivayet edilmiştir.
1429. Hadis
حَدَّثَنَا بِذَلِكَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَسْلَمَ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاعْتَرَفَ بِالزِّنَا فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ اعْتَرَفَ فَأَعْرَضَ عَنْهُ حَتَّى شَهِدَ عَلَى نَفْسِهِ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَبِكَ جُنُونٌ " . قَالَ لاَ . قَالَ " أَحْصَنْتَ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ فَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ بِالْمُصَلَّى فَلَمَّا أَذْلَقَتْهُ الْحِجَارَةُ فَرَّ فَأُدْرِكَ فَرُجِمَ حَتَّى مَاتَ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْرًا وَلَمْ يُصَلِّ عَلَيْهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ الْمُعْتَرِفَ بِالزِّنَا إِذَا أَقَرَّ عَلَى نَفْسِهِ أَرْبَعَ مَرَّاتٍ أُقِيمَ عَلَيْهِ الْحَدُّ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِذَا أَقَرَّ عَلَى نَفْسِهِ مَرَّةً أُقِيمَ عَلَيْهِ الْحَدُّ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيِّ . وَحُجَّةُ مَنْ قَالَ هَذَا الْقَوْلَ حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ أَنَّ رَجُلَيْنِ اخْتَصَمَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَحَدُهُمَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنِي زَنَى بِامْرَأَةِ هَذَا الْحَدِيثَ بِطُولِهِ وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اغْدُ يَا أُنَيْسُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا فَإِنِ اعْتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا " . وَلَمْ يَقُلْ فَإِنِ اعْتَرَفَتْ أَرْبَعَ مَرَّاتٍ .
Bize bunu Hasen b. Alî El Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; dedi ki: Bize Ma’mer, Zührî’den, o Ebû Seleme b. Abdurrahman’dan, o da Câbir b. Abdillah’tan naklen haber verdi ki: Eslem kabilesinden bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve zina ettiğini itiraf etti. Peygamber ondan yüz çevirdi. Sonra yine itiraf etti, Peygamber yine ondan yüz çevirdi. Nihayet kendi aleyhine dört kere şahitlik edince Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sende delilik var mı?" buyurdu. Adam: "Hayır," dedi. Peygamber: "Evli misin?" buyurdu. Adam: "Evet," dedi. Bunun üzerine Peygamber onun hakkında emrini verdi ve musallada (namazgahta) recmedildi. Taşlar canını yakınca kaçtı, fakat yakalanıp ölünceye kadar taşlandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında hayırla bahsetti fakat cenaze namazını kılmadı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İlim ehlinden bazılarının uygulaması bu hadise göredir; zinayı itiraf eden kimse kendi aleyhine dört kere ikrar ederse had cezası uygulanır. Bu, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Bazı ilim ehli ise şöyle demiştir: Kendi aleyhine bir kere ikrar ederse had cezası uygulanır. Bu, Mâlik b. Enes ve Şâfiî’nin görüşüdür. Bu görüşü savunanların delili, Ebû Hureyre ve Zeyd b. Hâlid hadisidir. O hadiste iki adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e davalı olarak gelmişler, biri: "Ey Allah’ın Resûlü! Benim oğlum bunun karısıyla zina etti..." diyerek hadisi uzunca zikretmişti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (orada): "Ey Üneys! Şu kadına git, eğer itiraf ederse onu recmet," buyurmuş ve "Eğer dört kere itiraf ederse," dememiştir.
1430. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ قُرَيْشًا، أَهَمَّهُمْ شَأْنُ الْمَرْأَةِ الْمَخْزُومِيَّةِ الَّتِي سَرَقَتْ فَقَالُوا مَنْ يُكَلِّمُ فِيهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا مَنْ يَجْتَرِئُ عَلَيْهِ إِلاَّ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ حِبُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَكَلَّمَهُ أُسَامَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَتَشْفَعُ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ " . ثُمَّ قَامَ فَاخْتَطَبَ فَقَالَ " إِنَّمَا أَهْلَكَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الضَّعِيفُ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ وَايْمُ اللَّهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ مَسْعُودِ ابْنِ الْعَجْمَاءِ وَيُقَالُ مَسْعُودُ بْنُ الأَعْجَمِ وَابْنِ عُمَرَ وَجَابِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys, İbn Şihâb’dan, o Urve’den, o da Âişe’den naklen anlattı ki: Hırsızlık yapan Mahzûm kabilesinden bir kadının durumu Kureyş’i endişeye düşürmüştü. "Onun hakkında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile kim konuşabilir?" dediler. Sonra: "Buna Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sevgilisi Üsâme b. Zeyd’den başka kim cesaret edebilir?" dediler. Bunun üzerine Üsâme onunla konuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (ona): "Allah’ın hadlerinden bir had konusunda şefaat mi (aracılık mı) ediyorsun?" buyurdu. Sonra kalkıp bir hutbe irad etti ve şöyle buyurdu: "Sizden öncekiler ancak şu sebepten helak oldular: İçlerinden şerefli (soylu) birisi hırsızlık yaptığında onu (cezasız) bırakırlardı. İçlerinden zayıf birisi hırsızlık yaptığında ise ona had cezasını uygularlardı. Allah’a yemin olsun ki, Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, mutlaka onun da elini keserdim." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Mes’ûd İbnü’l Acmâ’ (veya Mes’ûd b. El A’cem denilir), İbn Ömer ve Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahihtir.
1431. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْرَقُ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ رَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَجَمَ أَبُو بَكْرٍ وَرَجَمْتُ وَلَوْلاَ أَنِّي أَكْرَهُ أَنْ أَزِيدَ فِي كِتَابِ اللَّهِ لَكَتَبْتُهُ فِي الْمُصْحَفِ فَإِنِّي قَدْ خَشِيتُ أَنْ تَجِيءَ أَقْوَامٌ فَلاَ يَجِدُونَهُ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَيَكْفُرُونَ بِهِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَرُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عُمَرَ .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; dedi ki: Bize İshâk b. Yûsuf El Ezrak, Dâvûd b. Ebî Hind’den, o Saîd b. el Müseyyeb’den, o da Ömer b. el Hattâb’dan naklen anlattı. (Ömer) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem recmetti, Ebû Bekir recmetti, ben de recmettim. Eğer Allah’ın Kitabına ilave yapmaktan çekinmeseydim, onu (recm ayetini) Mushaf’a yazardım. Çünkü ben, (gelecekte) bazı toplulukların gelip onu Allah’ın Kitabında bulamayınca onu inkar etmelerinden korkuyorum." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Alî’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ömer hadisi hasen sahihtir. Ömer’den başka veçhile de rivayet edilmiştir.
1432. Hadis
حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم بِالْحَقِّ وَأَنْزَلَ عَلَيْهِ الْكِتَابَ فَكَانَ فِيمَا أَنْزَلَ عَلَيْهِ آيَةُ الرَّجْمِ فَرَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَجَمْنَا بَعْدَهُ وَإِنِّي خَائِفٌ أَنْ يَطُولَ بِالنَّاسِ زَمَانٌ فَيَقُولَ قَائِلٌ لاَ نَجِدُ الرَّجْمَ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَيَضِلُّوا بِتَرْكِ فَرِيضَةٍ أَنْزَلَهَا اللَّهُ أَلاَ وَإِنَّ الرَّجْمَ حَقٌّ عَلَى مَنْ زَنَى إِذَا أَحْصَنَ وَقَامَتِ الْبَيِّنَةُ أَوْ كَانَ حَبَلٌ أَوِ اعْتِرَافٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَرُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ.
Bize Seleme b. Şebîb, İshâk b. Mansûr, Hasen b. Alî El Hallâl ve bir çok kimse anlattı; dediler ki: Bize Abdürrezzâk, Ma’mer’den, o Zührî’den, o Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe’den, o İbn Abbâs’tan, o da Ömer b. el Hattâb’dan naklen anlattı. (Ömer) dedi ki: "Allah Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’i hak ile gönderdi ve ona Kitabı indirdi. Ona indirilenler arasında recm ayeti de vardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem recmetti, ondan sonra biz de recmettik. İnsanların üzerinden uzun bir zaman geçip de birisinin çıkıp: 'Biz Allah’ın Kitabında recmi bulamıyoruz,' demesinden ve Allah’ın indirdiği bir farzı terk ederek sapıtmalarından korkuyorum. Dikkat edin! Recm, evli (muhsan) olup da zina eden kimse üzerine; şahit (beyyine) ikame edildiğinde veya gebelik ya da itiraf olduğunda bir haktır (uygulanması gereken bir cezadır)." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ömer radıyallâhu anh’den başka veçhile de rivayet edilmiştir.
1433. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، سَمِعَهُ مِنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، وَشِبْلٍ، أَنَّهُمْ كَانُوا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَاهُ رَجُلاَنِ يَخْتَصِمَانِ فَقَامَ إِلَيْهِ أَحَدُهُمَا وَقَالَ أَنْشُدُكَ اللَّهَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَمَّا قَضَيْتَ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ . فَقَالَ خَصْمُهُ وَكَانَ أَفْقَهَ مِنْهُ أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ وَائْذَنْ لِي فَأَتَكَلَّمَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا فَزَنَا بِامْرَأَتِهِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي الرَّجْمَ فَفَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةِ شَاةٍ وَخَادِمٍ ثُمَّ لَقِيتُ نَاسًا مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ فَزَعَمُوا أَنَّ عَلَى ابْنِي جَلْدَ مِائَةٍ وَتَغْرِيبَ عَامٍ وَإِنَّمَا الرَّجْمُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ الْمِائَةُ شَاةٍ وَالْخَادِمُ رَدٌّ عَلَيْكَ وَعَلَى ابْنِكَ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ وَاغْدُ يَا أُنَيْسُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا فَإِنِ اعْتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا " . فَغَدَا عَلَيْهَا فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا .
Bize Nasr b. Alî ve bir çok kimse anlattı; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî’den, o Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe’den naklen anlattı. (Ubeydullah) bunu Ebû Hureyre, Zeyd b. Hâlid ve Şibl’den işitmiştir. (Şöyle dediler): Onlar Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındayken O’na davalı iki adam geldi. Onlardan biri kalktı ve: "Senden Allah adına, aramızda Allah’ın Kitabı ile hüküm vermeni istiyorum ey Allah’ın Resûlü!" dedi. Diğeri —ki o daha anlayışlı (fakih) biriydi— dedi ki: "Evet ey Allah’ın Resûlü! Aramızda Allah’ın Kitabı ile hükmet ve konuşmam için bana izin ver. Benim oğlum bu adamın yanında işçi (ücretli) idi. Onun karısıyla zina etti. Bana oğlumun recmedilmesi gerektiğini söylediler. Ben de (buna karşılık) yüz koyun ve bir hizmetçi fidye verdim (oğlumu kurtardım). Sonra ilim ehlinden insanlarla karşılaştım; bana oğluma (bekar olduğu için) yüz sopa ve bir yıl sürgün cezası olduğunu, recmin ise sadece bu adamın karısına (evli olduğu için) gerektiğini söylediler." Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki, aranızda mutlaka Allah’ın Kitabı ile hükmedeceğim. Yüz koyun ve hizmetçi sana iade edilecek (reddolunacak). Oğluna yüz sopa ve bir yıl sürgün cezası vardır. Ey Üneys! Sen de bu adamın karısına git, eğer itiraf ederse onu recmet." (Üneys) kadına gitti, kadın itiraf etti ve onu recmetti.
1433_2. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ بِمَعْنَاهُ .
Bize İshâk b. Mûsâ El Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma’n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik, İbn Şihâb’dan, o Ubeydullah b. Abdillah’tan, o Ebû Hureyre ve Zeyd b. Hâlid El Cühenî’den, onlar da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu hadisin bir benzerini manasıyla rivayet ettiler.
1433_3. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، بِإِسْنَادِهِ نَحْوَ حَدِيثِ مَالِكٍ بِمَعْنَاهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرَةَ وَعُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ وَهَزَّالٍ وَبُرَيْدَةَ وَسَلَمَةَ بْنِ الْمُحَبِّقِ وَأَبِي بَرْزَةَ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهَكَذَا رَوَى مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَمَعْمَرٌ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَرَوَوْا بِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِذَا زَنَتِ الأَمَةُ فَاجْلِدُوهَا فَإِنْ زَنَتْ فِي الرَّابِعَةِ فَبِيعُوهَا وَلَوْ بِضَفِيرٍ " . وَرَوَى سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ وَشِبْلٍ قَالُوا كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . هَكَذَا رَوَى ابْنُ عُيَيْنَةَ الْحَدِيثَيْنِ جَمِيعًا عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ وَشِبْلٍ وَحَدِيثُ ابْنِ عُيَيْنَةَ وَهَمٌ وَهِمَ فِيهِ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ أَدْخَلَ حَدِيثًا فِي حَدِيثٍ . وَالصَّحِيحُ مَا رَوَى مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ الزُّبَيْدِيُّ وَيُونُسُ بْنُ يَزِيدَ وَابْنُ أَخِي الزُّهْرِيِّ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا زَنَتِ الأَمَةُ فَاجْلِدُوهَا " . وَالزُّهْرِيُّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ شِبْلِ بْنِ خَالِدٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَالِكٍ الأَوْسِيِّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا زَنَتِ الأَمَةُ " . وَهَذَا الصَّحِيحُ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ . - وَشِبْلُ بْنُ خَالِدٍ لَمْ يُدْرِكِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِنَّمَا رَوَى شِبْلٌ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَالِكٍ الأَوْسِيِّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهَذَا الصَّحِيحُ وَحَدِيثُ ابْنِ عُيَيْنَةَ غَيْرُ مَحْفُوظٍ وَرُوِيَ عَنْهُ أَنَّهُ قَالَ شِبْلُ بْنُ حَامِدٍ وَهُوَ خَطَأٌ إِنَّمَا هُوَ شِبْلُ بْنُ خَالِدٍ وَيُقَالُ أَيْضًا شِبْلُ بْنُ خُلَيْدٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys, İbn Şihâb’dan kendi senediyle Mâlik hadisinin benzerini manasıyla anlattı. Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ebû Bekre, Ubâde b. es Sâmit, Ebû Hureyre, Ebû Saîd, İbn Abbâs, Câbir b. Semure, Hezzâl, Büreyde, Seleme b. el Muhabbik, Ebû Berze ve İmrân b. Husayn’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre ve Zeyd b. Hâlid hadisi hasen sahihtir. Mâlik b. Enes, Ma’mer ve bir çok kimse Zührî’den, o Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe’den, o Ebû Hureyre ve Zeyd b. Hâlid’den, onlar da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu şekilde rivayet etmişlerdir. Yine bu senedle Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den şöyle buyurduğunu rivayet ettiler: "Cariye zina ederse ona sopa vurun. Dördüncü kez zina ederse, kıldan bir ip karşılığında bile olsa onu satın." Süfyân b. Uyeyne, Zührî’den, o Ubeydullah’tan, o Ebû Hureyre, Zeyd b. Hâlid ve Şibl’den rivayet ederek: "Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındaydık..." dediler (önceki hadis). İbn Uyeyne her iki hadisi de (hem recm kıssasını hem cariye hükmünü) Ebû Hureyre, Zeyd b. Hâlid ve Şibl’den (üçünden birden) rivayet etmiştir. İbn Uyeyne’nin bu rivayeti vehimdir (hatalıdır). Süfyân b. Uyeyne bu konuda yanılmış, bir hadisi diğer hadisin içine sokmuştur. Doğrusu Muhammed b. el Velîd ez Zübeydî, Yûnus b. Yezîd ve Zührî’nin kardeşinin oğlunun Zührî’den, onun Ubeydullah’tan, onun da Ebû Hureyre ve Zeyd b. Hâlid’den, onların da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettikleri şu hadistir: "Cariye zina ederse ona sopa vurun." Zührî’nin Ubeydullah’tan, onun Şibl b. Hâlid’den, onun da Abdullah b. Mâlik el Evsî’den, onun da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği hadis ise şudur: "Cariye zina ederse..." Hadis ehlince sahih olan budur. Şibl b. Hâlid, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e yetişmemiştir. Şibl ancak Abdullah b. Mâlik el Evsî’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir. Sahih olan budur. İbn Uyeyne hadisi mahfuz değildir. Ondan (Şibl’in isminin) Şibl b. Hâmid olduğu da rivayet edilmiştir ki bu hatadır. O ancak Şibl b. Hâlid’dir. Şibl b. Huleyd de denilir.
1434. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ زَاذَانَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خُذُوا عَنِّي فَقَدْ جَعَلَ اللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلاً الثَّيِّبُ بِالثَّيِّبِ جَلْدُ مِائَةٍ ثُمَّ الرَّجْمُ وَالْبِكْرُ بِالْبِكْرِ جَلْدُ مِائَةٍ وَنَفْىُ سَنَةٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ وَأُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ وَغَيْرُهُمْ قَالُوا الثَّيِّبُ تُجْلَدُ وَتُرْجَمُ . وَإِلَى هَذَا ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ إِسْحَاقَ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَغَيْرُهُمَا الثَّيِّبُ إِنَّمَا عَلَيْهِ الرَّجْمُ وَلاَ يُجْلَدُ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلُ هَذَا فِي غَيْرِ حَدِيثٍ فِي قِصَّةِ مَاعِزٍ وَغَيْرِهِ أَنَّهُ أَمَرَ بِالرَّجْمِ وَلَمْ يَأْمُرْ أَنْ يُجْلَدَ قَبْلَ أَنْ يُرْجَمَ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Hüşeym, Mansûr b. Zâzân’dan, o Hasen’den, o Hittân b. Abdillah’tan, o da Ubâde b. es Sâmit’ten naklen anlattı. (Ubâde) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Benden alın (öğrenin), benden alın! Allah o kadınlara bir yol (çıkış yolu) gösterdi. Dul (evlenmiş kişi) ile dul: Yüz sopa ve sonra recm. Bekar ile bekar: Yüz sopa ve bir yıl sürgün." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bazı ilim ehlince amel buna göredir. Onlardan Alî b. Ebî Tâlib, Übey b. Ka’b ve Abdullah b. Mes’ûd ve başkaları: "Dul (evlenmiş kişi) hem sopalanır hem de recmedilir," demişlerdir. Bazı ilim ehli bu görüşe gitmiştir; bu, İshâk’ın da görüşüdür. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Ebû Bekir, Ömer ve diğerleri gibi bazı ilim ehli ise: "Dul (evlenmiş) kişiye ancak recm vardır, sopa vurulmaz," demişlerdir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den buna benzer, Mâiz kıssasında ve diğerlerinde, recmi emrettiği fakat recmden önce sopa vurulmasını emretmediği (rivayetler) nakledilmiştir. İlim ehlinden bazılarının uygulaması buna (sadece recm) göredir. Bu, Süfyân es Sevrî, İbnü’l Mübarek, Şâfiî ve Ahmed’in görüşüdür.
1435. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ امْرَأَةً، مِنْ جُهَيْنَةَ اعْتَرَفَتْ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالزِّنَا فَقَالَتْ إِنِّي حُبْلَى . فَدَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَلِيَّهَا فَقَالَ " أَحْسِنْ إِلَيْهَا فَإِذَا وَضَعَتْ حَمْلَهَا فَأَخْبِرْنِي " . فَفَعَلَ فَأَمَرَ بِهَا فَشُدَّتْ عَلَيْهَا ثِيَابُهَا ثُمَّ أَمَرَ بِرَجْمِهَا فَرُجِمَتْ ثُمَّ صَلَّى عَلَيْهَا فَقَالَ لَهُ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَجَمْتَهَا ثُمَّ تُصَلِّي عَلَيْهَا . فَقَالَ " لَقَدْ تَابَتْ تَوْبَةً لَوْ قُسِمَتْ بَيْنَ سَبْعِينَ مِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ لَوَسِعَتْهُمْ وَهَلْ وَجَدْتَ شَيْئًا أَفْضَلَ مِنْ أَنْ جَادَتْ بِنَفْسِهَا لِلَّهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hasen b. Alî anlattı; dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; dedi ki: Bize Ma’mer, Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o Ebû Kilâbe’den, o Ebu’l Mühelleb’den, o da İmrân b. Husayn’dan naklen anlattı ki: Cüheyne kabilesinden bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında zina ettiğini itiraf etti ve: "Ben gebeyim," dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kadının velisini çağırdı ve: "Ona iyi davran, doğum yaptığı zaman bana haber ver," buyurdu. (Velisi) öyle yaptı. (Doğumdan sonra) Peygamber onun hakkında emrini verdi; elbiseleri üzerine bağlandı, sonra recmedilmesini emretti ve recmedildi. Sonra (Peygamber) onun cenaze namazını kıldı. Ömer b. el Hattâb O’na: "Ey Allah’ın Resûlü! Onu recmettin, sonra da cenaze namazını mı kılıyorsun?" dedi. Peygamber: "O öyle bir tövbe etti ki, eğer Medine ehlinden yetmiş kişiye paylaştırılsaydı onlara yeterdi. Sen, Allah için canını vermesinden daha üstün bir şey gördün mü (buldun mu)?" buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
1436. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجَمَ يَهُودِيًّا وَيَهُودِيَّةً . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize İshâk b. Mûsâ El Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma’n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik b. Enes, Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklen anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Yahudi bir erkek ile Yahudi bir kadını recmetti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisin (uzunca) bir hikayesi vardır. Bu hadis hasen sahihtir.
1437. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَجَمَ يَهُودِيًّا وَيَهُودِيَّةً . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَالْبَرَاءِ وَجَابِرٍ وَابْنِ أَبِي أَوْفَى وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ جَزْءٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ قَالُوا إِذَا اخْتَصَمَ أَهْلُ الْكِتَابِ وَتَرَافَعُوا إِلَى حُكَّامِ الْمُسْلِمِينَ حَكَمُوا بَيْنَهُمْ بِالْكِتَابِ وَالسُّنَّةِ وَبِأَحْكَامِ الْمُسْلِمِينَ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ يُقَامُ عَلَيْهِمُ الْحَدُّ فِي الزِّنَا . وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Şerîk, Simâk b. Harb’den, o da Câbir b. Semure’den naklen anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Yahudi bir erkek ile Yahudi bir kadını recmetti. Tirmizî dedi ki: Bu konuda İbn Ömer, Berâ, Câbir, İbn Ebî Evfâ, Abdullah b. el Hâris b. Cez’ ve İbn Abbâs’tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Câbir b. Semure hadisi hasen gariptir. İlim ehlinin çoğu katında amel buna göredir. Şöyle dediler: "Ehl-i Kitap (aralarında) anlaşmazlığa düşüp Müslüman hakimlere başvurduklarında, onlar arasında Kitap ve Sünnet ile ve Müslümanların hükümleriyle hükmederler." Bu, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Bazıları: "Zina konusunda onlara had cezası uygulanmaz," demişlerdir. Birinci görüş daha sahihtir.
1438. Hadis
1439. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَجْلِسٍ فَقَالَ " تُبَايِعُونِي عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا وَلاَ تَزْنُوا قَرَأَ عَلَيْهِمُ الآيَةَ فَمَنْ وَفَى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَعُوقِبَ عَلَيْهِ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَهُ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَسَتَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ فَهُوَ إِلَى اللَّهِ إِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَجَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَخُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَالَ الشَّافِعِيُّ لَمْ أَسْمَعْ فِي هَذَا الْبَابِ أَنَّ الْحُدُودَ تَكُونُ كَفَّارَةً لأَهْلِهَا شَيْئًا أَحْسَنَ مِنْ هَذَا الْحَدِيثِ . قَالَ الشَّافِعِيُّ وَأُحِبُّ لِمَنْ أَصَابَ ذَنْبًا فَسَتَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ أَنْ يَسْتُرَ عَلَى نَفْسِهِ وَيَتُوبَ فِيمَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ رَبِّهِ . وَكَذَلِكَ رُوِيَ عَنْ أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ أَنَّهُمَا أَمَرَا رَجُلاً أَنْ يَسْتُرَ عَلَى نَفْسِهِ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî’den, o Ebû İdrîs El Havlânî’den, o da Ubâde b. es Sâmit’ten naklen anlattı. (Ubâde) dedi ki: Biz bir mecliste Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındaydık. Şöyle buyurdu: "Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak ve zina etmemek üzere bana biat edin." (Onlara ilgili ayeti okudu). "Sizden kim sözünde durursa ecri Allah’a aittir. Kim bu (günah)lardan birini işler de ondan dolayı dünyada cezalandırılırsa, bu onun için kefarettir. Kim de bunlardan birini işler de Allah onu(n günahını) örterse, onun durumu Allah’a kalmıştır; dilerse ona azap eder, dilerse onu bağışlar." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Alî, Cerîr b. Abdillah ve Huzeyme b. Sâbit’ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ubâde b. es Sâmit hadisi hasen sahihtir. Şâfiî şöyle demiştir: "Hadlerin, uygulandığı kimseler için kefaret olduğu hususunda bu hadisten daha güzelini (açığını) işitmedim." Yine Şâfiî şöyle demiştir: "Bir günah işleyip de Allah’ın onu örttüğü kimsenin, (suçunu itiraf etmeyip) kendisinin de bunu örtmesini ve Rabbi ile kendi arasında tövbe etmesini severim (tavsiye ederim)." Aynı şekilde Ebû Bekir ve Ömer’den rivayet edildiğine göre, onlar (günah işleyen) bir adama kendisini (suçunu) örtmesini emretmişlerdir.
1440. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا زَنَتْ أَمَةُ أَحَدِكُمْ فَلْيَجْلِدْهَا ثَلاَثًا بِكِتَابِ اللَّهِ فَإِنْ عَادَتْ فَلْيَبِعْهَا وَلَوْ بِحَبْلٍ مِنْ شَعَرٍ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ وَشِبْلٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَالِكٍ الأَوْسِيِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْهُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ رَأَوْا أَنْ يُقِيمَ الرَّجُلُ الْحَدَّ عَلَى مَمْلُوكِهِ دُونَ السُّلْطَانِ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ يُرْفَعُ إِلَى السُّلْطَانِ وَلاَ يُقِيمُ الْحَدَّ هُوَ بِنَفْسِهِ . وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ .
Bize Ebû Saîd El Eşecc anlattı; dedi ki: Bize Ebû Hâlid El Ahmer anlattı; dedi ki: Bize A’meş, Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hureyre’den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinizin cariyesi zina ettiğinde, Allah’ın Kitabı uyarınca ona (had) sopasını vursun. (Bunu üç kez uygulasın). Eğer (yine) tekrar ederse, kıldan bir ip karşılığında bile olsa onu satsın." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Alî, Ebû Hureyre, Zeyd b. Hâlid ve Abdullah b. Mâlik el Evsî’den rivayetle Şibl’den hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. Kendisinden başka veçhile de rivayet edilmiştir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden bazı ilim ehlince amel buna göredir; kişinin Sultan’a (devlet başkanına) gitmeden kölesine (cariye veya köle) bizzat had cezası uygulayabileceği görüşündedirler. Bu, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Bazıları ise: "Sultan’a götürülür, efendisi bizzat haddi uygulayamaz," demişlerdir. Birinci görüş daha sahihtir.
1441. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ بْنُ قُدَامَةَ، عَنِ السُّدِّيِّ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، قَالَ خَطَبَ عَلِيٌّ فَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَقِيمُوا الْحُدُودَ عَلَى أَرِقَّائِكُمْ مَنْ أَحْصَنَ مِنْهُمْ وَمَنْ لَمْ يُحْصِنْ وَإِنَّ أَمَةً لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَنَتْ فَأَمَرَنِي أَنْ أَجْلِدَهَا فَإِذَا هِيَ حَدِيثَةُ عَهْدٍ بِنِفَاسٍ فَخَشِيتُ إِنْ أَنَا جَلَدْتُهَا أَنْ أَقْتُلَهَا - أَوْ قَالَ تَمُوتَ - فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " أَحْسَنْتَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالسُّدِّيُّ اسْمُهُ إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَهُوَ مِنَ التَّابِعِينَ قَدْ سَمِعَ مِنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَرَأَى حُسَيْنَ بْنَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ رضى الله عنه .
Bize Hasen b. Alî El Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd Et Tayâlisî anlattı; dedi ki: Bize Zâide b. Kudâme, Süddî’den, o Sa’d b. Ubeyde’den, o da Ebû Abdurrahman Es Sülemî’den naklen anlattı. (Ebû Abdurrahman) dedi ki: Alî bir hutbe okudu ve şöyle dedi: "Ey insanlar! Kölelerinizden evli olanına da evli olmayanına da had cezasını uygulayın. Zira Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bir cariyesi zina etmişti. Peygamber bana ona sopa vurmamı emretti. Fakat cariye lohusalık dönemindeydi (yeni doğum yapmıştı). Eğer ona sopa vurursam onu öldüreceğimden —veya öleceğinden— korktum. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve durumu O’na zikrettim. O da: 'İyi yaptın,' buyurdu." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Süddî’nin ismi İsmâîl b. Abdurrahman’dır ve o Tâbiîn’dendir. Enes b. Mâlik’ten hadis işitmiş ve Hüseyin b. Alî b. Ebî Tâlib radıyallâhu anh’ı görmüştür.
1442. Hadis
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ زَيْدٍ الْعَمِّيِّ، عَنْ أَبِي الصِّدِّيقِ النَّاجِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَرَبَ الْحَدَّ بِنَعْلَيْنِ أَرْبَعِينَ . قَالَ مِسْعَرٌ أَظُنُّهُ فِي الْخَمْرِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَزْهَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَالسَّائِبِ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَعُقْبَةَ بْنِ الْحَارِثِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَأَبُو الصِّدِّيقِ النَّاجِيُّ اسْمُهُ بَكْرُ بْنُ عَمْرٍو وَيُقَالُ بَكْرُ بْنُ قَيْسٍ .
Bize Süfyân b. Vekî’ anlattı; dedi ki: Bize babam, Mis’ar’dan, o Zeyd El Ammî’den, o Ebû’s Sıddîk En Nâcî’den, o da Ebû Saîd El Hudrî’den naklen anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (sarhoşluk) haddini iki nalınla kırk defa vurdu. Mis’ar dedi ki: "Bunun şarap (içki) hakkında olduğunu sanıyorum." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Alî, Abdurrahman b. Ezher, Ebû Hureyre, Sâib, İbn Abbâs ve Ukbe b. el Hâris’ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Saîd hadisi hasen bir hadistir. Ebû’s Sıddîk En Nâcî’nin ismi Bekr b. Amr’dır. Bekr b. Kays olduğu da söylenir.
1443. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ أُتِيَ بِرَجُلٍ قَدْ شَرِبَ الْخَمْرَ فَضَرَبَهُ بِجَرِيدَتَيْنِ نَحْوَ الأَرْبَعِينَ وَفَعَلَهُ أَبُو بَكْرٍ فَلَمَّا كَانَ عُمَرُ اسْتَشَارَ النَّاسَ فَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ كَأَخَفِّ الْحُدُودِ ثَمَانِينَ . فَأَمَرَ بِهِ عُمَرُ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ حَدَّ السَّكْرَانِ ثَمَانُونَ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; dedi ki: Bize Şu’be anlattı; dedi ki: Katâde’yi Enes’ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklederken işittim ki: Peygamber’e şarap içmiş bir adam getirildi. Peygamber ona iki hurma dalı ile yaklaşık kırk kere vurdu. Ebû Bekir de böyle yaptı. Ömer (halife) olunca insanlarla istişare etti. Abdurrahman b. Avf: "Hadlerin en hafifi olan seksen (sopa vuralım)," dedi. Bunun üzerine Ömer bunu emretti. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden ilim ehlinin ameli buna göredir; sarhoşluk haddi seksen (sopa)dır.
1444. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فَاجْلِدُوهُ فَإِنْ عَادَ فِي الرَّابِعَةِ فَاقْتُلُوهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَالشَّرِيدِ وَشُرَحْبِيلَ بْنِ أَوْسٍ وَجَرِيرٍ وَأَبِي الرَّمَدِ الْبَلَوِيِّ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ مُعَاوِيَةَ هَكَذَا رَوَى الثَّوْرِيُّ أَيْضًا عَنْ عَاصِمٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ مُعَاوِيَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَرَوَى ابْنُ جُرَيْجٍ وَمَعْمَرٌ عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ حَدِيثُ أَبِي صَالِحٍ عَنْ مُعَاوِيَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَإِنَّمَا كَانَ هَذَا فِي أَوَّلِ الأَمْرِ ثُمَّ نُسِخَ بَعْدُ هَكَذَا رَوَى مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فَاجْلِدُوهُ فَإِنْ عَادَ فِي الرَّابِعَةِ فَاقْتُلُوهُ " . قَالَ ثُمَّ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ ذَلِكَ بِرَجُلٍ قَدْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الرَّابِعَةِ فَضَرَبَهُ وَلَمْ يَقْتُلْهُ . وَكَذَلِكَ رَوَى الزُّهْرِيُّ عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ ذُؤَيْبٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ هَذَا . قَالَ فَرُفِعَ الْقَتْلُ وَكَانَتْ رُخْصَةً . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ عَامَّةِ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ نَعْلَمُ بَيْنَهُمُ اخْتِلاَفًا فِي ذَلِكَ فِي الْقَدِيمِ وَالْحَدِيثِ وَمِمَّا يُقَوِّي هَذَا مَا رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَوْجُهٍ كَثِيرَةٍ أَنَّهُ قَالَ " لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلاَّ بِإِحْدَى ثَلاَثٍ النَّفْسُ بِالنَّفْسِ وَالثَّيِّبُ الزَّانِي وَالتَّارِكُ لِدِينِهِ " .
Bize Ebû Kurayb anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekir b. Ayyâş, Âsım b. Behdele’den, o Ebû Sâlih’ten, o da Muâviye’den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim şarap içerse ona sopa vurun. Eğer dördüncü kez tekrar ederse onu öldürün." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Şerîd, Şurahbîl b. Evs, Cerîr, Ebu’r Ramad El Belevî ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Muâviye hadisini Sevrî de aynı şekilde Âsım’dan, o Ebû Sâlih’ten, o Muâviye’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir. İbn Cüreyc ve Ma’mer ise Süheyl b. Ebî Sâlih’ten, o babasından, o da Ebû Hureyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmişlerdir. Muhammed’i (Buhârî’yi) şöyle derken işittim: "Ebû Sâlih’in Muâviye’den, onun da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayeti, Ebû Sâlih’in Ebû Hureyre’den rivayetinden daha sahihtir." Bu (öldürme hükmü) emrin ilk başında böyleydi, sonra nesh edildi. Nitekim Muhammed b. İshâk, Muhammed b. el Münkedir’den, o Câbir b. Abdillah’tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim şarap içerse ona sopa vurun. Eğer dördüncü kez tekrar ederse onu öldürün." (Câbir) dedi ki: "Bundan sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e dördüncü kez şarap içmiş bir adam getirildi. Peygamber ona vurdu fakat onu öldürmedi." Zührî de Kabîsa b. Züeyb’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den buna benzer şekilde rivayet etmiştir. (Kabîsa) dedi ki: "Öldürme cezası kaldırıldı ve (sadece sopa cezası) bir ruhsat oldu." İlim ehlinin geneli katında amel bu hadise (öldürmenin kalktığına) göredir. Eski ve yeni alimler arasında bu konuda bir ihtilaf bilmiyoruz. Bunu güçlendiren bir diğer delil de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bir çok veçhile rivayet edilen şu hadistir: "Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın Resûlü olduğuma şehadet eden Müslüman bir kimsenin kanı (öldürülmesi) ancak şu üç şeyden biri ile helal olur: Cana karşılık can, zina eden evli (dul) kimse ve dinini terk eden kimse."
1445. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَتْهُ عَمْرَةُ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْطَعُ فِي رُبْعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عَمْرَةَ عَنْ عَائِشَةَ مَرْفُوعًا وَرَوَاهُ بَعْضُهُمْ عَنْ عَمْرَةَ عَنْ عَائِشَةَ مَوْقُوفًا .
Bize Alî b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî’den, ona Amre, ona da Âişe’den naklen haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem çeyrek dinar ve yukarısı için (hırsızın elini) keserdi. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahihtir. Bu hadis Amre’den, o Âişe’den merfû olarak başka veçhile de rivayet edilmiştir. Bazıları ise Amre’den, o Âişe’den mevkûf olarak rivayet etmişlerdir.
1446. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَطَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مِجَنٍّ قِيمَتُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَعْدٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَيْمَنَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ قَطَعَ فِي خَمْسَةِ دَرَاهِمَ . وَرُوِيَ عَنْ عُثْمَانَ وَعَلِيٍّ أَنَّهُمَا قَطَعَا فِي رُبْعِ دِينَارٍ . وَرُوِيَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ أَنَّهُمَا قَالاَ تُقْطَعُ الْيَدُ فِي خَمْسَةِ دَرَاهِمَ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ فُقَهَاءِ التَّابِعِينَ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ رَأَوُا الْقَطْعَ فِي رُبْعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ أَنَّهُ قَالَ لاَ قَطْعَ إِلاَّ فِي دِينَارٍ أَوْ عَشَرَةِ دَرَاهِمَ . وَهُوَ حَدِيثٌ مُرْسَلٌ رَوَاهُ الْقَاسِمُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَالْقَاسِمُ لَمْ يَسْمَعْ مِنِ ابْنِ مَسْعُودٍ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ قَالُوا لاَ قَطْعَ فِي أَقَلَّ مِنْ عَشَرَةِ دَرَاهِمَ . وَرُوِيَ عَنْ عَلِيٍّ أَنَّهُ قَالَ لاَ قَطْعَ فِي أَقَلَّ مِنْ عَشَرَةِ دَرَاهِمَ . وَلَيْسَ إِسْنَادُهُ بِمُتَّصِلٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys, Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklen anlattı. (İbn Ömer) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kıymeti üç dirhem olan bir kalkan için (hırsızın elini) kesti. Tirmizî dedi ki: Bu konuda Sa’d, Abdullah b. Amr, İbn Abbâs, Ebû Hureyre ve Eymen’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bazı ilim ehlince amel buna göredir. Onlardan Ebû Bekir es Sıddîk beş dirhem için (hırsızın elini) kesti. Osman ve Alî’den rivayet edildiğine göre, onlar çeyrek dinar için el kesmişlerdir. Ebû Hureyre ve Ebû Saîd’den rivayet edildiğine göre onlar: "(Hırsızın) eli beş dirhem için kesilir," demişlerdir. Tâbiîn fakihlerinden bazılarının ameli buna (çeyrek dinar/üç dirhem görüşüne) göredir. Bu, Mâlik b. Enes, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşüdür. Onlar çeyrek dinar ve yukarısı için el kesme cezasını öngörmüşlerdir. İbn Mes’ûd’dan rivayet edildiğine göre o: "Bir dinar veya on dirhemden aşağısı için el kesme yoktur," demiştir. Bu mürsel bir hadistir. Bunu Kâsım b. Abdurrahman, İbn Mes’ûd’dan rivayet etmiştir; oysa Kâsım, İbn Mes’ûd’dan (hadis) işitmemiştir. Bazı ilim ehlinin ameli buna (on dirhem görüşüne) göredir. Bu, Süfyân es Sevrî ve Kûfe ehlinin görüşüdür. Onlar: "On dirhemden azı için el kesme yoktur," demişlerdir. Alî’den de: "On dirhemden azı için el kesme yoktur," dediği rivayet edilmiştir, ancak senedi muttasıl değildir.
1447. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مُحَيْرِيزٍ، قَالَ سَأَلْتُ فَضَالَةَ بْنَ عُبَيْدٍ عَنْ تَعْلِيقِ الْيَدِ، فِي عُنُقِ السَّارِقِ أَمِنَ السُّنَّةِ هُوَ قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَارِقٍ فَقُطِعَتْ يَدُهُ ثُمَّ أَمَرَ بِهَا فَعُلِّقَتْ فِي عُنُقِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عُمَرَ بْنِ عَلِيٍّ الْمُقَدَّمِيِّ عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ . وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَيْرِيزٍ هُوَ أَخُو عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَيْرِيزٍ شَامِيٌّ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ömer b. Alî El Mukaddemî anlattı; dedi ki: Bize Haccâc, Mekhûl’den, o Abdurrahman b. Muhayrîz’den naklen anlattı. (Abdurrahman) dedi ki: Fadâle b. Ubeyd’e, (kesilen) elin hırsızın boynuna asılması hakkında: "Bu sünnetten midir?" diye sordum. O şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir hırsız getirildi ve eli kesildi. Sonra (Peygamber) o el hakkında emretti ve hırsızın boynuna asıldı." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Biz bunu sadece Ömer b. Alî El Mukaddemî’nin Haccâc b. Ertât’tan rivayetiyle biliyoruz. Abdurrahman b. Muhayrîz, Abdullah b. Muhayrîz’in kardeşidir ve Şamlıdır.
1448. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَيْسَ عَلَى خَائِنٍ وَلاَ مُنْتَهِبٍ وَلاَ مُخْتَلِسٍ قَطْعٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ . وَقَدْ رَوَاهُ مُغِيرَةُ بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ جُرَيْجٍ . وَمُغِيرَةُ بْنُ مُسْلِمٍ هُوَ بَصْرِيٌّ أَخُو عَبْدِ الْعَزِيزِ الْقَسْمَلِيِّ كَذَا قَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ .
Bize Alî b. Haşrem anlattı; dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus, İbn Cüreyc’den, o Ebû’z Zübeyr’den, o da Câbir’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen anlattı ki, şöyle buyurdu: "Haine, yağmacıya ve yankesiciye (hırsızlık haddi olarak) el kesme cezası yoktur." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İlim ehlinin ameli buna göredir. Muğîre b. Müslim de bu hadisi Ebû’z Zübeyr’den, o Câbir’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den İbn Cüreyc hadisinin benzeri şeklinde rivayet etmiştir. Muğîre b. Müslim Basralıdır, Abdülazîz el Kasmelî’nin kardeşidir. Alî b. el Medînî böyle söylemiştir.
1449. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَمِّهِ، وَاسِعِ بْنِ حَبَّانَ، أَنَّ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَكَذَا رَوَى بَعْضُهُمْ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ عَنْ عَمِّهِ وَاسِعِ بْنِ حَبَّانَ عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ رِوَايَةِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ . وَرَوَى مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ عَنْ وَاسِعِ بْنِ حَبَّانَ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys, Yahyâ b. Saîd’den, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân’dan, o amcası Vâsi’ b. Habbân’dan, o da Râfi’ b. Hadîc’den naklen anlattı. (Râfi’) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Meyve ve hurma tomurcuğu (çalmak) için (hırsızın elini) kesme cezası yoktur." Ebû Îsâ dedi ki: Bazı râviler bu hadisi Yahyâ b. Saîd’den, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân’dan, o amcası Vâsi’ b. Habbân’dan, o da Râfi’ b. Hadîc’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den Leys b. Sa’d’ın rivayetine benzer şekilde rivayet etmişlerdir. Mâlik b. Enes ve bir çok kimse ise bu hadisi Yahyâ b. Saîd’den, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân’dan, o Râfi’ b. Hadîc’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmişler ve senedinde Vâsi’ b. Habbân’ı zikretmemişlerdir.
1450. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عَيَّاشِ بْنِ عَبَّاسٍ الْمِصْرِيِّ، عَنْ شُيَيْمِ بْنِ بَيْتَانَ، عَنْ جُنَادَةَ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ، عَنْ بُسْرِ بْنِ أَرْطَاةَ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تُقْطَعُ الأَيْدِي فِي الْغَزْوِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَقَدْ رَوَى غَيْرُ ابْنِ لَهِيعَةَ بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَ هَذَا . وَيُقَالُ بُسْرُ بْنُ أَبِي أَرْطَاةَ أَيْضًا . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْهُمُ الأَوْزَاعِيُّ لاَ يَرَوْنَ أَنْ يُقَامَ الْحَدُّ فِي الْغَزْوِ بِحَضْرَةِ الْعَدُوِّ مَخَافَةَ أَنْ يَلْحَقَ مَنْ يُقَامُ عَلَيْهِ الْحَدُّ بِالْعَدُوِّ فَإِذَا خَرَجَ الإِمَامُ مِنْ أَرْضِ الْحَرْبِ وَرَجَعَ إِلَى دَارِ الإِسْلاَمِ أَقَامَ الْحَدَّ عَلَى مَنْ أَصَابَهُ . كَذَلِكَ قَالَ الأَوْزَاعِيُّ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize İbn Lehîa, Ayyâş b. Abbâs El Mısrî’den, o Şüyeym b. Beytân’dan, o Cünâde b. Ebî Ümeyye’den, o da Büsr b. Ertâh’tan naklen anlattı. (Büsr) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Savaşta (askeri seferde) eller kesilmez." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. İbn Lehîa’dan başkası da bu isnadla bunun benzerini rivayet etmiştir. (Râvi için) Büsr b. Ebî Ertâh da denilir. Evzâî’nin de aralarında bulunduğu bazı ilim ehlince amel buna göredir. Onlar, kendisine had uygulanacak kişinin düşmana katılmasından korktukları için, düşmanın huzurunda, savaşta had cezasının uygulanmasını uygun görmezler. İmam (komutan) harp diyarından çıkıp İslam diyarına döndüğünde, suç işleyen kimseye haddini uygular. Evzâî böyle demiştir.
1451. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، وَأَيُّوبَ بْنِ مِسْكِينٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ، قَالَ رُفِعَ إِلَى النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ رَجُلٌ وَقَعَ عَلَى جَارِيَةِ امْرَأَتِهِ فَقَالَ لأَقْضِيَنَّ فِيهَا بِقَضَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَئِنْ كَانَتْ أَحَلَّتْهَا لَهُ لأَجْلِدَنَّهُ مِائَةً وَإِنْ لَمْ تَكُنْ أَحَلَّتْهَا لَهُ رَجَمْتُهُ .
Bize Alî b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Hüşeym, Saîd b. Ebî Arûbe ve Eyyûb b. Miskîn’den, onlar Katâde’den, o Habîb b. Sâlim’den naklen anlattı. (Habîb) dedi ki: Nu’mân b. Beşîr’e, karısının cariyesiyle ilişkiye giren bir adam(ın davası) getirildi. (Nu’mân) dedi ki: "O cariye (ve adam) hakkında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hükmüyle hükmedeceğim: Eğer karısı o cariyeyi ona helal kılmış idiyse ona yüz sopa vururum. Eğer ona helal kılmamış idiyse onu recmederim."
1452. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، نَحْوَهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الْمُحَبَّقِ، . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ النُّعْمَانِ فِي إِسْنَادِهِ اضْطِرَابٌ . قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ لَمْ يَسْمَعْ قَتَادَةُ مِنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ هَذَا الْحَدِيثَ إِنَّمَا رَوَاهُ عَنْ خَالِدِ بْنِ عُرْفُطَةَ . وَيُرْوَى عَنْ قَتَادَةَ أَنَّهُ قَالَ كَتَبَ بِهِ إِلَىَّ حَبِيبُ بْنُ سَالِمٍ . وَأَبُو بِشْرٍ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ هَذَا أَيْضًا إِنَّمَا رَوَاهُ عَنْ خَالِدِ بْنِ عُرْفُطَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الرَّجُلِ يَقَعُ عَلَى جَارِيَةِ امْرَأَتِهِ فَرُوِيَ عَنْ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ عَلِيٌّ وَابْنُ عُمَرَ أَنَّ عَلَيْهِ الرَّجْمَ . وَقَالَ ابْنُ مَسْعُودٍ لَيْسَ عَلَيْهِ حَدٌّ وَلَكِنْ يُعَزَّرُ . وَذَهَبَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ إِلَى مَا رَوَى النُّعْمَانُ بْنُ بَشِيرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Alî b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Hüşeym, Ebû Bişr’den, o Habîb b. Sâlim’den, o da Nu’mân b. Beşîr’den naklen (önceki hadisin) benzerini anlattı. Tirmizî dedi ki: Bu konuda Seleme b. el Muhabbak’tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Nu’mân hadisinin senedinde ızdırap vardır. Muhammed’i (Buhârî’yi) şöyle derken işittim: "Katâde bu hadisi Habîb b. Sâlim’den işitmemiştir. O bunu ancak Hâlid b. Urfuta’dan rivayet etmiştir. Katâde’den: 'Habîb b. Sâlim bunu bana yazdı,' dediği de rivayet olunur. Ebû Bişr de bu hadisi Habîb b. Sâlim’den işitmemiştir. O da bunu ancak Hâlid b. Urfuta’dan rivayet etmiştir." Ebû Îsâ dedi ki: İlim ehli, karısının cariyesiyle ilişkiye giren adam hakkında ihtilaf etmişlerdir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Alî ve İbn Ömer gibi bir çok kimseden rivayet edildiğine göre, o adama recm cezası vardır. İbn Mes’ûd ise: "Ona had cezası yoktur, fakat tazir cezası uygulanır," demiştir. Ahmed ve İshâk ise Nu’mân b. Beşîr’in Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği (helal kılma durumuna göre değişen) hükmü benimsemişlerdir.
1453. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا مُعَمَّرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الرَّقِّيُّ، عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ اسْتُكْرِهَتِ امْرَأَةٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَرَأَ عَنْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْحَدَّ وَأَقَامَهُ عَلَى الَّذِي أَصَابَهَا وَلَمْ يُذْكَرْ أَنَّهُ جَعَلَ لَهَا مَهْرًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ وَلَيْسَ إِسْنَادُهُ بِمُتَّصِلٍ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ . قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ أَبِيهِ وَلاَ أَدْرَكَهُ يُقَالُ إِنَّهُ وُلِدَ بَعْدَ مَوْتِ أَبِيهِ بِأَشْهُرٍ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنْ لَيْسَ عَلَى الْمُسْتَكْرَهَةِ حَدٌّ .
Bize Alî b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Muammer b. Süleyman Er Rakkî, Haccâc b. Ertât’tan, o Abdülcebbâr b. Vâil b. Hucr’dan, o da babasından naklen anlattı. (Babası) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir kadın zorla ilişkiye maruz bırakıldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kadından had cezasını düşürdü (uygulamadı) ve cezayı ona tecavüz eden kimseye uyguladı. (Râvi) Peygamber’in kadın için bir mehir belirlediğini zikretmedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir ve senedi muttasıl değildir. Bu hadis başka veçhile de rivayet edilmiştir. Muhammed’i (Buhârî’yi) şöyle derken işittim: "Abdülcebbâr b. Vâil b. Hucr babasından (hadis) işitmemiştir ve ona yetişmemiştir. Babasının ölümünden aylar sonra doğduğu söylenir." Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden ilim ehlinin ameli buna göredir; zorlanan kadına had cezası yoktur.
1454. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ الْكِنْدِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ امْرَأَةً، خَرَجَتْ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تُرِيدُ الصَّلاَةَ فَتَلَقَّاهَا رَجُلٌ فَتَجَلَّلَهَا فَقَضَى حَاجَتَهُ مِنْهَا فَصَاحَتْ فَانْطَلَقَ وَمَرَّ عَلَيْهَا رَجُلٌ فَقَالَتْ إِنَّ ذَاكَ الرَّجُلَ فَعَلَ بِي كَذَا وَكَذَا . وَمَرَّتْ بِعِصَابَةٍ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ فَقَالَتْ إِنَّ ذَاكَ الرَّجُلَ فَعَلَ بِي كَذَا وَكَذَا . فَانْطَلَقُوا فَأَخَذُوا الرَّجُلَ الَّذِي ظَنَّتْ أَنَّهُ وَقَعَ عَلَيْهَا وَأَتَوْهَا فَقَالَتْ نَعَمْ هُوَ هَذَا . فَأَتَوْا بِهِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا أَمَرَ بِهِ لِيُرْجَمَ قَامَ صَاحِبُهَا الَّذِي وَقَعَ عَلَيْهَا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَا صَاحِبُهَا . فَقَالَ لَهَا " اذْهَبِي فَقَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكِ " . وَقَالَ لِلرَّجُلِ قَوْلاً حَسَنًا وَقَالَ لِلرَّجُلِ الَّذِي وَقَعَ عَلَيْهَا " ارْجُمُوهُ " . وَقَالَ " لَقَدْ تَابَ تَوْبَةً لَوْ تَابَهَا أَهْلُ الْمَدِينَةِ لَقُبِلَ مِنْهُمْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ . وَعَلْقَمَةُ بْنُ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ سَمِعَ مِنْ أَبِيهِ وَهُوَ أَكْبَرُ مِنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلٍ وَعَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ وَائِلٍ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ أَبِيهِ .
Bize Muhammed b. Yahyâ En Neysâbûrî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Yûsuf, İsrâîl’den, o Simâk b. Harb’den, o Alkame b. Vâil El Kindî’den, o da babasından naklen anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir kadın namaz kılmak isteğiyle (evinden) çıktı. Bir adam onu karşıladı, üzerine çullandı ve hacetini gördü. Kadın bağırdı, adam da kaçıp gitti. Kadının yanına bir adam uğradı. Kadın: "Şu adam bana şöyle şöyle yaptı," dedi. Sonra Muhacirlerden bir gruba rastladı ve: "Şu adam bana şöyle şöyle yaptı," dedi. Gidip kadının (kendisine tecavüz ettiğini) sandığı adamı yakaladılar ve kadına getirdiler. Kadın: "Evet, bu odur," dedi. Onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdiler. Peygamber onun recmedilmesini emredince, kadınla ilişkiye giren (gerçek suçlu) adam ayağa kalktı ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Sahibi (o işi yapan) benim," dedi. Peygamber kadına: "Git, Allah seni bağışladı," buyurdu. (Yakalanan suçsuz) adama güzel sözler söyledi. Kadınla ilişkiye giren (suçlu) adam için ise: "Onu recmedin," buyurdu. Ve şöyle dedi: "O öyle bir tövbe etti ki, eğer (bütün) Medine ehli o tövbeyi etseydi onlardan kabul edilirdi." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garip sahihtir. Alkame b. Vâil b. Hucr babasından (hadis) işitmiştir ve o Abdülcebbâr b. Vâil’den daha büyüktür. Abdülcebbâr b. Vâil ise babasından işitmemiştir.
1455. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو السَّوَّاقُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ وَجَدْتُمُوهُ وَقَعَ عَلَى بَهِيمَةٍ فَاقْتُلُوهُ وَاقْتُلُوا الْبَهِيمَةَ " . فَقِيلَ لاِبْنِ عَبَّاسٍ مَا شَأْنُ الْبَهِيمَةِ قَالَ مَا سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ شَيْئًا وَلَكِنْ أُرَى رَسُولَ اللَّهِ كَرِهَ أَنْ يُؤْكَلَ مِنْ لَحْمِهَا أَوْ يُنْتَفَعَ بِهَا وَقَدْ عُمِلَ بِهَا ذَلِكَ الْعَمَلُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو عَنْ عِكْرِمَةَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Amr es-Sevvâk anlattı; dedi ki: Bize Abdulazîz b. Muhammed anlattı; o, Amr b. Ebû Amr'dan; o, İkrime'den; o da İbn Abbas'tan naklettiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kimi bir hayvanla cinsel ilişkiye girerken bulursanız, onu öldürün ve hayvanı da öldürün.” İbn Abbas'a: “Hayvanın suçu ne?” diye soruldu. O da şöyle cevap verdi: “Ben bu konuda Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den bir şey işitmedim. Fakat görüyorum ki Rasûlullah, o hayvanın etinin yenmesini veya onunla faydalanılmasını, kendisine bu iş yapılmış olduğu için kerih (çirkin) görmüştür.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi sadece Amr b. Ebû Amr'ın, İkrime'den; onun da İbn Abbas'tan; onun da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayetiyle biliyoruz.
1456. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو السَّوَّاقُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ وَجَدْتُمُوهُ يَعْمَلُ عَمَلَ قَوْمِ لُوطٍ فَاقْتُلُوا الْفَاعِلَ وَالْمَفْعُولَ بِهِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَإِنَّمَا يُعْرَفُ هَذَا الْحَدِيثُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَرَوَى مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو فَقَالَ " مَلْعُونٌ مَنْ عَمِلَ عَمَلَ قَوْمِ لُوطٍ " . وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ الْقَتْلَ وَذَكَرَ فِيهِ مَلْعُونٌ مَنْ أَتَى بَهِيمَةً . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اقْتُلُوا الْفَاعِلَ وَالْمَفْعُولَ بِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ فِي إِسْنَادِهِ مَقَالٌ وَلاَ نَعْرِفُ أَحَدًا رَوَاهُ عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ غَيْرَ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ الْعُمَرِيِّ . وَعَاصِمُ بْنُ عُمَرَ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي حَدِّ اللُّوطِيِّ فَرَأَى بَعْضُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِ الرَّجْمَ أَحْصَنَ أَوْ لَمْ يُحْصِنْ وَهَذَا قَوْلُ مَالِكٍ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ فُقَهَاءِ التَّابِعِينَ مِنْهُمُ الْحَسَنُ الْبَصْرِيُّ وَإِبْرَاهِيمُ النَّخَعِيُّ وَعَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ وَغَيْرُهُمْ قَالُوا حَدُّ اللُّوطِيِّ حَدُّ الزَّانِي وَهُوَ قَوْلُ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ .
Bize Muhammed b. Amr es-Sevvâk anlattı; dedi ki: Bize Abdulazîz b. Muhammed anlattı; o, Amr b. Ebû Amr'dan; o, İkrime'den; o da İbn Abbas'tan naklettiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kimi Lût kavminin yaptığını (eşcinsellik) yaparken bulursanız, yapanı da, yapılanı da öldürün.” Dedi ki: Bu konuda Câbir ve Ebû Hureyre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sadece bu vecihle (senetle) İbn Abbas'tan; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayetiyle bilinir. Muhammed b. İshâk, bu hadisi Amr b. Ebû Amr'dan rivayet etmiş ve şöyle demiştir: “Lût kavminin işini yapan mel'undur (lanetlenmiştir).” O, bu rivayette öldürmeyi zikretmemiş, “Hayvana yaklaşan kimse mel'undur” ifadesini zikretmiştir. Bu hadis Âsım b. Ömer'den; o, Süheyl b. Ebû Sâlih'ten; o, babasından; o da Ebû Hureyre'den; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğu şeklinde rivayet edilmiştir: “Yapanı da, yapılanı da öldürün.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisin senedinde söz (eleştiri) vardır. Biz hiç kimsenin bu hadisi Süheyl b. Ebû Sâlih'ten rivayet ettiğini bilmiyoruz; ancak Âsım b. Ömer el-Umerî müstesna. Âsım b. Ömer ise hafızası yönünden hadiste zayıf kabul edilir. İlim ehli, Lûtî'nin (eşcinsellik yapanın) cezası konusunda ihtilaf etmişlerdir. Onlardan bazıları, evli olsun veya olmasın onun üzerine recm (taşlanarak öldürülme) cezası gerektiğini savunmuşlardır. Bu, Mâlik, Şâfiî, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür. Tâbiîn fakihlerinden olan ilim ehlinden bazıları, mesela Hasen-i Basrî, İbrâhîm en-Nehaî, Atâ b. Ebû Rabâh ve başkaları ise şöyle demişlerdir: “Lûtî'nin cezası, zina edenin cezası gibidir.” Bu da Sevrî ve Kûfe ehlinin görüşüdür.
1457. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ عَبْدِ الْوَاحِدِ الْمَكِّيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَى أُمَّتِي عَمَلُ قَوْمِ لُوطٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ عَنْ جَابِرٍ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn anlattı; dedi ki: Bize Hemmâm anlattı; o, Kâsım b. Abdulvâhid el-Mekkî'den; o, Abdullah b. Muhammed b. Akîl'den naklettiğine göre, o Câbir'i şöyle derken işitmiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ümmetim için en çok korktuğum şey, Lût kavminin amelidir (eşcinselliktir).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Biz bu hadisi sadece bu vecihle (senetle) Abdullah b. Muhammed b. Akîl b. Ebû Tâlib'in, Câbir'den rivayetiyle biliyoruz.
1458. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، أَنَّ عَلِيًّا، حَرَّقَ قَوْمًا ارْتَدُّوا عَنِ الإِسْلاَمِ، فَبَلَغَ ذَلِكَ ابْنَ عَبَّاسٍ فَقَالَ لَوْ كُنْتُ أَنَا لَقَتَلْتُهُمْ، لِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ " . وَلَمْ أَكُنْ لأُحَرِّقَهُمْ لِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُعَذِّبُوا بِعَذَابِ اللَّهِ " . فَبَلَغَ ذَلِكَ عَلِيًّا فَقَالَ صَدَقَ ابْنُ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ حَسَنٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي الْمُرْتَدِّ . وَاخْتَلَفُوا فِي الْمَرْأَةِ إِذَا ارْتَدَّتْ عَنِ الإِسْلاَمِ فَقَالَتْ طَائِفَةٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ تُقْتَلُ وَهُوَ قَوْلُ الأَوْزَاعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَقَالَتْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ تُحْبَسُ وَلاَ تُقْتَلُ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَغَيْرِهِ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ .
Bize Ahmed b. Abde ed-Dabbî el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Abdulvehhâb es-Sekafî anlattı; dedi ki: Bize Eyyûb anlattı; o, İkrime'den naklettiğine göre; Ali, İslam'dan dönen (irtidad eden) bir topluluğu ateşte yaktı. Bu haber İbn Abbas'a ulaşınca şöyle dedi: “Ben olsaydım onları öldürürdüm; çünkü Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Dinini değiştireni öldürün’ buyurmuştur. Fakat onları yakmazdım; çünkü Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Allah'ın azabıyla azap etmeyin’ buyurmuştur.” Bu söz Ali'ye ulaşınca: “İbn Abbas doğru söylemiş” dedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahih hasendir. İlim ehli katında mürted (dinden dönen) hakkındaki uygulama böyledir. Ancak kadın İslam'dan dönerse durumu hakkında ihtilaf etmişlerdir. İlim ehlinden bir grup, “Kadın da öldürülür” demiştir. Bu, Evzâî, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür. Onlardan bir diğer grup ise, “Hapsedilir ve öldürülmez” demişlerdir. Bu da Süfyân es-Sevrî ve Kûfe ehlinin diğerlerinin görüşüdür.
1459. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَأَبُو السَّائِبِ، سَلْمُ بْنُ جُنَادَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ جَدِّهِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلاَحَ فَلَيْسَ مِنَّا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَابْنِ الزُّبَيْرِ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي مُوسَى حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ebû Kurayb ve Ebû's-Sâib Selm b. Cünâde anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Üsâme anlattı; o, Büreyd b. Abdullah b. Ebû Bürde'den; o, dedesi Ebû Bürde'den; o da Ebû Musa'dan; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre, şöyle buyurmuştur: “Kim bize silah çekerse bizden değildir.” Dedi ki: Bu konuda İbn Ömer, İbnü'z-Zübeyr, Ebû Hureyre ve Seleme b. el-Ekva'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Musa hadisi hasen sahihtir.
1460. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ جُنْدَبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " حَدُّ السَّاحِرِ ضَرْبَةٌ بِالسَّيْفِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ مُسْلِمٍ الْمَكِّيُّ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ مُسْلِمٍ الْعَبْدِيُّ الْبَصْرِيُّ قَالَ وَكِيعٌ هُوَ ثِقَةٌ . وَيُرْوَى عَنِ الْحَسَنِ أَيْضًا وَالصَّحِيحُ عَنْ جُنْدَبٍ مَوْقُوفٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ . وَقَالَ الشَّافِعِيُّ إِنَّمَا يُقْتَلُ السَّاحِرُ إِذَا كَانَ يَعْمَلُ فِي سِحْرِهِ مَا يَبْلُغُ بِهِ الْكُفْرَ فَإِذَا عَمِلَ عَمَلاً دُونَ الْكُفْرِ فَلَمْ نَرَ عَلَيْهِ قَتْلاً .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; o, İsmail b. Müslim'den; o, Hasan'dan; o da Cündeb'den naklettiğine göre, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sihirbazın cezası, kılıçla boynunun vurulmasıdır.” Ebû Îsâ dedi ki: Biz bu hadisi sadece bu vecihle merfû olarak biliyoruz. İsmail b. Müslim el-Mekkî hadiste zayıf kabul edilir. İsmail b. Müslim el-Abdî el-Basrî hakkında ise Vekî' dedi ki: O sika (güvenilir) biridir. (Buradaki ravi Mekkî olandır.) Bu hadis Hasan'dan da rivayet edilmiştir. Doğru olan, Cündeb'den mevkûf olarak (Peygamber'e değil Cündeb'e ait bir söz olarak) rivayet edilmesidir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli bu hadisle amel etmişlerdir. Mâlik b. Enes'in görüşü de budur. Şâfiî dedi ki: Sihirbaz ancak, yaptığı sihirde küfre varacak bir şey yaparsa öldürülür. Eğer küfre varmayan bir iş yaparsa, onun öldürülmesini gerekli görmeyiz.
1461. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو السَّوَّاقُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ زَائِدَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ وَجَدْتُمُوهُ غَلَّ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَاحْرِقُوا مَتَاعَهُ " . قَالَ صَالِحٌ فَدَخَلْتُ عَلَى مَسْلَمَةَ وَمَعَهُ سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ فَوَجَدَ رَجُلاً قَدْ غَلَّ فَحَدَّثَ سَالِمٌ بِهَذَا الْحَدِيثِ فَأَمَرَ بِهِ فَأُحْرِقَ مَتَاعُهُ فَوُجِدَ فِي مَتَاعِهِ مُصْحَفٌ فَقَالَ سَالِمٌ بِعْ هَذَا وَتَصَدَّقْ بِثَمَنِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا الْحَدِيثُ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ الأَوْزَاعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ إِنَّمَا رَوَى هَذَا صَالِحُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زَائِدَةَ وَهُوَ أَبُو وَاقِدٍ اللَّيْثِيُّ وَهُوَ مُنْكَرُ الْحَدِيثِ قَالَ مُحَمَّدٌ وَقَدْ رُوِيَ فِي غَيْرِ حَدِيثٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْغَالِّ فَلَمْ يَأْمُرْ فِيهِ بِحَرْقِ مَتَاعِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ .
Bize Muhammed b. Amr es-Sevvâk anlattı; dedi ki: Bize Abdulazîz b. Muhammed anlattı; o, Sâlih b. Muhammed b. Zâide'den; o, Sâlim b. Abdullah b. Ömer'den; o, Abdullah b. Ömer'den; o da Ömer'den naklettiğine göre, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kimi Allah yolunda ganimet malından aşırmış (çalmış) olarak bulursanız, eşyasını yakın.” Sâlih dedi ki: Mesleme'nin yanına girdim, yanında Sâlim b. Abdullah da vardı. Sâlim ganimet malından aşıran bir adam buldu ve bu hadisi anlattı. Bunun üzerine emredildi ve o adamın eşyası yakıldı. Eşyasının içinde bir mushaf (Kur'an) bulundu. Sâlim dedi ki: “Bunu sat ve parasını sadaka olarak ver.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Biz bunu sadece bu vecihle biliyoruz. İlim ehlinden bazıları bununla amel etmişlerdir. Bu, Evzâî, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür. Dedi ki: Muhammed'e (Buhârî'ye) bu hadisi sordum. Dedi ki: “Bunu sadece Sâlih b. Muhammed b. Zâide rivayet etmiştir. O Ebû Vâkıd el-Leysî'dir ve hadisi münkerdir.” Muhammed dedi ki: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den ganimetten mal aşıran kimse hakkında başka hadisler de rivayet edilmiş, fakat onlarda eşyasının yakılmasını emretmemiştir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir.
1462. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي حَبِيبَةَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ الرَّجُلُ لِلرَّجُلِ يَا يَهُودِيُّ فَاضْرِبُوهُ عِشْرِينَ وَإِذَا قَالَ يَا مُخَنَّثُ فَاضْرِبُوهُ عِشْرِينَ وَمَنْ وَقَعَ عَلَى ذَاتِ مَحْرَمٍ فَاقْتُلُوهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَصْحَابِنَا قَالُوا مَنْ أَتَى ذَاتَ مَحْرَمٍ وَهُوَ يَعْلَمُ فَعَلَيْهِ الْقَتْلُ . وَقَالَ أَحْمَدُ مَنْ تَزَوَّجَ أُمَّهُ قُتِلَ . وَقَالَ إِسْحَاقُ مَنْ وَقَعَ عَلَى ذَاتِ مَحْرَمٍ قُتِلَ . - وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ رَوَاهُ الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ وَقُرَّةُ بْنُ إِيَاسٍ الْمُزَنِيُّ أَنَّ رَجُلاً تَزَوَّجَ امْرَأَةَ أَبِيهِ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِقَتْلِهِ .
Bize Muhammed b. Râfi' anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebû Füdeyk anlattı; o, İbrâhîm b. İsmail b. Ebû Habîbe'den; o, Dâvûd b. Husayn'dan; o, İkrime'den; o da İbn Abbas'tan; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre, şöyle buyurmuştur: “Bir adam bir adama ‘Ey Yahudi’ derse, ona yirmi (sopa) vurun. Eğer ‘Ey muhannes (kadınsı)’ derse, ona yirmi (sopa) vurun. Kim mahremiyle (nikah düşmeyen yakınıyla) cinsel ilişkiye girerse, onu öldürün.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi sadece bu vecihle biliyoruz. İbrâhîm b. İsmail hadiste zayıf kabul edilir. Bizim arkadaşlarımız (Şâfiîler ve hadis ehli) bununla amel etmişler ve şöyle demişlerdir: “Kim bilerek mahremiyle cinsel ilişkiye girerse, ona ölüm cezası gerekir.” Ahmed dedi ki: “Kim annesiyle evlenirse öldürülür.” İshâk da: “Kim mahremiyle ilişkiye girerse öldürülür” demiştir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu konuda başka yollarla da hadis rivayet edilmiştir. Berâ b. Âzib ve Kurra b. İyâs el-Müzenî'nin rivayet ettiğine göre, bir adam babasının karısıyla evlenmiş, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem de onun öldürülmesini emretmiştir.
1463. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ نِيَارٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يُجْلَدُ فَوْقَ عَشْرِ جَلَدَاتٍ إِلاَّ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ بُكَيْرِ بْنِ الأَشَجِّ . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي التَّعْزِيرِ وَأَحْسَنُ شَيْءٍ رُوِيَ فِي التَّعْزِيرِ هَذَا الْحَدِيثُ . قَالَ وَقَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ ابْنُ لَهِيعَةَ عَنْ بُكَيْرٍ فَأَخْطَأَ فِيهِ وَقَالَ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ خَطَأٌ وَالصَّحِيحُ حَدِيثُ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ إِنَّمَا هُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ نِيَارٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys anlattı; o, Yezîd b. Ebû Habîb'den; o, Bükeyr b. Abdullah b. Eşecc'den; o, Süleyman b. Yesâr'dan; o, Abdurrahman b. Câbir b. Abdullah'tan; o da Ebû Bürde b. Niyâr'dan naklettiğine göre, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah'ın hadlerinden (belirlediği cezalardan) bir had dışında, on sopadan fazla vurulmaz.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Biz bunu sadece Bükeyr b. Eşecc'in hadisinden biliyoruz. İlim ehli ta'zir (sınırı belirlenmemiş caydırıcı ceza) konusunda ihtilaf etmişlerdir. Ta'zir konusunda rivayet edilen en güzel şey bu hadistir. Dedi ki: İbn Lehîa, bu hadisi Bükeyr'den rivayet etmiş ve hata ederek şöyle demiştir: “Abdurrahman b. Câbir b. Abdullah'tan; o da babasından; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den.” Bu bir hatadır. Sahih olan Leys b. Sa'd'ın hadisidir; yani Abdurrahman b. Câbir b. Abdullah'ın, Ebû Bürde b. Niyâr'dan; onun da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayetidir.