6772. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَزْنِي الزَّانِي حِينَ يَزْنِي وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَشْرَبُ الْخَمْرَ حِينَ يَشْرَبُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَسْرِقُ حِينَ يَسْرِقُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَنْتَهِبُ نُهْبَةً يَرْفَعُ النَّاسُ إِلَيْهِ فِيهَا أَبْصَارَهُمْ وَهْوَ مُؤْمِنٌ ". وَعَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ، إِلاَّ النُّهْبَةَ.
Yahya b. Bükeyr bana tahdis etti, Leys [b. Sa'd] bize tahdis etti; Ukayl [b. Halid]’den; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Ebu Bekir b. Abdurrahman’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zina eden, zina ettiği sırada mümin olarak zina etmez. İçki içen, içtiği sırada mümin olarak içmez. Hırsızlık yapan, çaldığı sırada mümin olarak çalmaz. Ve (yağmacı), insanların (dehşetle) kendisine gözlerini diktiği bir yağmalama fiilini (nühbe), mümin olduğu halde yapmaz.” Yine İbn Şihâb’dan; Said b. el-Müseyyeb ve Ebu Seleme’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek) bunun bir benzerini (rivayet etti); ancak yağmalamayı (nühbe’yi) zikretmedi.
6773. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ح حَدَّثَنَا آدَمُ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ضَرَبَ فِي الْخَمْرِ بِالْجَرِيدِ وَالنِّعَالِ، وَجَلَدَ أَبُو بَكْرٍ أَرْبَعِينَ.
Hafs b. Ömer bize tahdis etti, Hişam [b. Ebi Abdullah] bize tahdis etti; Katâde’den; Enes’ten [naklederek]. (H) Yine Âdem [b. Ebi İyas] bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, Katâde bize tahdis etti; Enes b. Malik radıyallahu anh’tan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, içki (içen kimse) hakkında hurma dalları ve ayakkabılarla (döverek) ceza uyguladı. Ebu Bekir ise kırk (değnek) vurdu.
6774. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ جِيءَ بِالنُّعَيْمَانِ أَوْ بِابْنِ النُّعَيْمَانِ شَارِبًا، فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَنْ كَانَ بِالْبَيْتِ أَنْ يَضْرِبُوهُ. قَالَ فَضَرَبُوهُ، فَكُنْتُ أَنَا فِيمَنْ ضَرَبَهُ بِالنِّعَالِ.
Kuteybe bize tahdis etti, Abdülvehhab [es-Sekafî] bize tahdis etti; Eyyub [es-Sahtiyânî]’den; İbn Ebi Müleyke’den; Ukbe b. el-Hâris’ten. Dedi ki: Nuayman —veya Nuayman’ın oğlu— sarhoş olarak getirildi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem evde bulunanlara onu dövmelerini emretti. (Ukbe) dedi ki: Onu dövdüler. Ben de ona ayakkabılarla vuranlar arasındaydım.
6775. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِنُعَيْمَانَ أَوْ بِابْنِ نُعَيْمَانَ وَهْوَ سَكْرَانُ فَشَقَّ عَلَيْهِ، وَأَمَرَ مَنْ فِي الْبَيْتِ أَنْ يَضْرِبُوهُ، فَضَرَبُوهُ بِالْجَرِيدِ وَالنِّعَالِ، وَكُنْتُ فِيمَنْ ضَرَبَهُ.
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Vüheyb b. Halid bize tahdis etti; Eyyub’dan; Abdullah b. Ebi Müleyke’den; Ukbe b. el-Hâris’ten [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e Nuayman —veya Nuayman’ın oğlu— sarhoş olduğu halde getirildi. Bu durum O’na (Efendimize) ağır geldi. Evde bulunanlara onu dövmelerini emretti. Onu hurma dalları ve ayakkabılarla dövdüler. Ben de onu dövenler arasındaydım.
6776. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ جَلَدَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي الْخَمْرِ بِالْجَرِيدِ وَالنِّعَالِ، وَجَلَدَ أَبُو بَكْرٍ أَرْبَعِينَ.
Müslim [b. İbrahim] bize tahdis etti, Hişam bize tahdis etti, Katâde bize tahdis etti; Enes’ten [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem içki (suçu) hakkında hurma dalları ve ayakkabılarla (döverek) celde uyguladı. Ebu Bekir ise kırk (değnek) vurdu.
6777. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو ضَمْرَةَ، أَنَسٌ عَنْ يَزِيدَ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِرَجُلٍ قَدْ شَرِبَ قَالَ " اضْرِبُوهُ ". قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَمِنَّا الضَّارِبُ بِيَدِهِ، وَالضَّارِبُ بِنَعْلِهِ، وَالضَّارِبُ بِثَوْبِهِ، فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ أَخْزَاكَ اللَّهُ. قَالَ " لاَ تَقُولُوا هَكَذَا لاَ تُعِينُوا عَلَيْهِ الشَّيْطَانَ ".
Kuteybe bize tahdis etti, Ebu Damre Enes [b. İyad] bize tahdis etti; Yezid b. el-Hâd’den; Muhammed b. İbrahim’den; Ebu Seleme’den; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan [naklederek]. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e içki içmiş bir adam getirildi. (Efendimiz): “Onu dövün” buyurdu. Ebu Hureyre dedi ki: Bizden kimi eliyle dövüyor, kimi ayakkabısıyla dövüyor, kimi de elbisesiyle vuruyordu. (Adam) dönüp gidince topluluktan bazıları: “Allah seni rezil etsin!” dedi. (Bunun üzerine Efendimiz): “Böyle söylemeyin; ona karşı şeytana yardım etmeyin” buyurdu.
6778. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا أَبُو حَصِينٍ، سَمِعْتُ عُمَيْرَ بْنَ سَعِيدٍ النَّخَعِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ مَا كُنْتُ لأُقِيمَ حَدًّا عَلَى أَحَدٍ فَيَمُوتَ، فَأَجِدَ فِي نَفْسِي، إِلاَّ صَاحِبَ الْخَمْرِ، فَإِنَّهُ لَوْ مَاتَ وَدَيْتُهُ، وَذَلِكَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَسُنَّهُ.
Abdullah b. Abdülvehhab bize tahdis etti, Halid b. el-Hâris bize tahdis etti, Süfyan [es-Sevrî] bize tahdis etti, Ebu Hasîn [Osman b. Âsım] bize tahdis etti. Dedi ki: Umeyr b. Said en-Nehaî’yi işittim, şöyle dedi: Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh’ı şöyle derken işittim: “Ben bir kimseye hadd cezası uygulasam ve o kişi (bu yüzden) ölse, (bundan dolayı) içimde bir sıkıntı duymam. Ancak içki içen kimse müstesna. Zira o (dayaktan dolayı) ölseydi diyetini öderdim. Çünkü Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun için belirli bir sünnet (sınır) koymamıştır.”
6779. Hadis
حَدَّثَنَا مَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الْجُعَيْدِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُصَيْفَةَ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ كُنَّا نُؤْتَى بِالشَّارِبِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِمْرَةِ أَبِي بَكْرٍ وَصَدْرًا مِنْ خِلاَفَةِ عُمَرَ، فَنَقُومُ إِلَيْهِ بِأَيْدِينَا وَنِعَالِنَا وَأَرْدِيَتِنَا، حَتَّى كَانَ آخِرُ إِمْرَةِ عُمَرَ، فَجَلَدَ أَرْبَعِينَ، حَتَّى إِذَا عَتَوْا وَفَسَقُوا جَلَدَ ثَمَانِينَ.
Mekki b. İbrahim bize tahdis etti; Cuayd [b. Abdurrahman]’dan; Yezid b. Husayfe’den; Sâib b. Yezid’den [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde, Ebu Bekir’in emirliğinde ve Ömer’in hilafetinin başlarında bize içki içen (biri) getirilirdi; biz de ellerimizle, ayakkabılarımızla ve rida (örtü)larımızla üzerine yürür (onu döver)dik. Ömer’in emirliğinin sonlarına doğru ise (Ömer) kırk celde (değnek) vurdu. Nihayet (insanlar) haddi aşıp fıskı çoğaltınca seksen (değnek) vurdu.
6780. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، أَنَّ رَجُلاً، عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانَ اسْمُهُ عَبْدَ اللَّهِ، وَكَانَ يُلَقَّبُ حِمَارًا، وَكَانَ يُضْحِكُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَدْ جَلَدَهُ فِي الشَّرَابِ، فَأُتِيَ بِهِ يَوْمًا فَأَمَرَ بِهِ فَجُلِدَ، فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ اللَّهُمَّ الْعَنْهُ مَا أَكْثَرَ مَا يُؤْتَى بِهِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَلْعَنُوهُ، فَوَاللَّهِ مَا عَلِمْتُ أَنَّهُ يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ ".
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys [b. Sa'd] bana tahdis etti. Dedi ki: Halid b. Yezid bana tahdis etti; Said b. Ebi Hilal’den; Zeyd b. Eslem’den; babasından; Ömer b. Hattab’dan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında Abdullah adında bir adam vardı; lakabı “Himar” idi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i güldürürdü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona içkiden dolayı (daha önce) celde vurmuştu. Bir gün yine getirildi ve (Efendimiz) emretti, ona yine celde vuruldu. Topluluktan bir adam: “Allah’ım ona lanet et! Ne kadar da çok (bu suçtan dolayı) getiriliyor” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ona lanet etmeyin. Vallahi bildiğim şu ki; o, Allah’ı ve Resulü’nü seviyor.”
6781. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِسَكْرَانَ، فَأَمَرَ بِضَرْبِهِ، فَمِنَّا مَنْ يَضْرِبُهُ بِيَدِهِ، وَمِنَّا مَنْ يَضْرِبُهُ بِنَعْلِهِ، وَمِنَّا مَنْ يَضْرِبُهُ بِثَوْبِهِ، فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ رَجُلٌ مَالَهُ أَخْزَاهُ اللَّهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَكُونُوا عَوْنَ الشَّيْطَانِ عَلَى أَخِيكُمْ ".
Ali b. Abdullah b. Cafer [el-Medînî] bize tahdis etti, Enes b. İyad bize tahdis etti, İbn el-Hâd [Yezid] bize tahdis etti; Muhammed b. İbrahim’den; Ebu Seleme’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sarhoş bir adam getirildi. (Efendimiz) dövülmesini emretti. Bizden kimi eliyle dövüyor, kimi ayakkabısıyla dövüyor, kimi de elbisesiyle vuruyordu. (Adam) dönüp gidince bir adam dedi ki: “Neyi var onun? Allah onu rezil etsin!” Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kardeşinize karşı şeytanın yardımcısı olmayın.”
6782. Hadis
حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ غَزْوَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَزْنِي الزَّانِي حِينَ يَزْنِي وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَسْرِقُ حِينَ يَسْرِقُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ ".
Amr b. Ali bize tahdis etti, Abdullah b. Davud bize tahdis etti, Fudayl b. Gazvân bize tahdis etti; İkrime’den; İbn Abbas radıyallahu anhumâ’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Efendimiz şöyle buyurdu: “Zina eden, zina ettiği sırada mümin olarak zina etmez. Hırsızlık yapan da, çaldığı sırada mümin olarak çalmaz.”
6783. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَعَنَ اللَّهُ السَّارِقَ، يَسْرِقُ الْبَيْضَةَ فَتُقْطَعُ يَدُهُ، وَيَسْرِقُ الْحَبْلَ فَتُقْطَعُ يَدُهُ ". قَالَ الأَعْمَشُ كَانُوا يَرَوْنَ أَنَّهُ بَيْضُ الْحَدِيدِ، وَالْحَبْلُ كَانُوا يَرَوْنَ أَنَّهُ مِنْهَا مَا يَسْوَى دَرَاهِمَ.
Ömer b. Hafs b. Gıyas bize tahdis etti, babam bana tahdis etti, A'meş bize tahdis etti. Dedi ki: Ebu Salih’i işittim; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Efendimiz şöyle buyurdu: “Allah hırsıza lanet etsin! (Gider) yumurtayı çalar da eli kesilir; (gider) ipi çalar da eli kesilir.” A'meş dedi ki: (Alimler) bunun demir yumurta (miğfer) olduğunu; ipin de (gemi halatı gibi) birkaç dirhem eden bir ip olduğu görüşündeydiler.
6784. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَجْلِسٍ فَقَالَ " بَايِعُونِي عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا، وَلاَ تَزْنُوا ". وَقَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ كُلَّهَا " فَمَنْ وَفَى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَعُوقِبَ بِهِ، فَهْوَ كَفَّارَتُهُ، وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا، فَسَتَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ، إِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ، وَإِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ ".
Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, İbn Uyeyne bize tahdis etti; Zührî’den; Ebu İdris el-Havlânî’den; Ubâde b. es-Sâmit radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında bir meclisteydik. Şöyle buyurdu: “Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak ve zina etmemek üzere bana biat edin” —ve bu ayetin tamamını okudu—. “Sizden kim (sözüne) vefa gösterirse ecri Allah’a aittir. Kim bu (yasaklardan) birini işler de ondan dolayı (dünyada) cezalandırılırsa; bu onun için kefarettir. Kim de bunlardan birini işler ve Allah onu(n suçunu) örterse; (işi) Allah’a kalmıştır; dilerse onu bağışlar, dilerse azap eder.”
6785. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ وَاقِدِ بْنِ مُحَمَّدٍ، سَمِعْتُ أَبِي قَالَ عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ " أَلاَ أَىُّ شَهْرٍ تَعْلَمُونَهُ أَعْظَمُ حُرْمَةً ". قَالُوا أَلاَ شَهْرُنَا هَذَا. قَالَ " أَلاَ أَىُّ بَلَدٍ تَعْلَمُونَهُ أَعْظَمُ حُرْمَةً ". قَالُوا أَلاَ بَلَدُنَا هَذَا. قَالَ " أَلاَ أَىُّ يَوْمٍ تَعْلَمُونَهُ أَعْظَمُ حُرْمَةً ". قَالُوا أَلاَ يَوْمُنَا هَذَا. قَالَ " فَإِنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَدْ حَرَّمَ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ، إِلاَّ بِحَقِّهَا، كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، فِي بَلَدِكُمْ هَذَا، فِي شَهْرِكُمْ هَذَا، أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ ". ـ ثَلاَثًا كُلُّ ذَلِكَ يُجِيبُونَهُ أَلاَ نَعَمْ ـ قَالَ " وَيْحَكُمْ ـ أَوْ وَيْلَكُمْ ـ لاَ تَرْجِعُنَّ بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ".
Muhammed b. Abdullah bize tahdis etti, Asım b. Ali bize tahdis etti, Asım b. Muhammed bize tahdis etti; Vâkid b. Muhammed’den (naklederek). Babamı işittim, şöyle dedi: Abdullah (b. Ömer) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Veda Haccı’nda şöyle buyurdu: “Biliniz! Hangi ayın hürmetinin daha büyük olduğunu biliyorsunuz?” (Sahabeler): “Elbette bu ayımız” dediler. (Efendimiz): “Biliniz! Hangi beldenin hürmetinin daha büyük olduğunu biliyorsunuz?” buyurdu. “Elbette bu beldemiz” dediler. (Efendimiz): “Biliniz! Hangi günün hürmetinin daha büyük olduğunu biliyorsunuz?” buyurdu. “Elbette bu günümüz” dediler. (Bunun üzerine Efendimiz) şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah Tebâreke ve Teâlâ; bu gününüzün, bu beldenizin ve bu ayınızın hürmeti (dokunulmazlığı) gibi kanlarınızı, mallarınızı ve ırzlarınızı —hakkı müstesna— (birbirinize) haram kılmıştır. Dikkat edin! Tebliğ ettim mi?” —Bunu üç kez tekrarladı. Her seferinde (Sahabeler): “Evet, elbette” diye cevap veriyorlardı.— (Sonra) şöyle buyurdu: “Yazık size! —Veya; vay halinize!— Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kâfirlere dönmeyin.”
6786. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا خُيِّرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ أَمْرَيْنِ إِلاَّ اخْتَارَ أَيْسَرَهُمَا، مَا لَمْ يَأْثَمْ، فَإِذَا كَانَ الإِثْمُ كَانَ أَبْعَدَهُمَا مِنْهُ، وَاللَّهِ مَا انْتَقَمَ لِنَفْسِهِ فِي شَىْءٍ يُؤْتَى إِلَيْهِ قَطُّ، حَتَّى تُنْتَهَكَ حُرُمَاتُ اللَّهِ، فَيَنْتَقِمُ لِلَّهِ.
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys [b. Sa'd] bize tahdis etti; Ukayl [b. Halid]’den; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Urve’den; Ayşe radıyallahu anhâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem iki şey arasında muhayyer bırakıldığında, günah olmadıkça mutlaka en kolay olanını seçerdi. Eğer günah ise, ondan insanların en uzak duranı olurdu. Vallahi kendisine yapılan hiçbir şeyden dolayı şahsı adına asla intikam almamıştır. Ancak Allah’ın haramları çiğnendiği zaman, Allah için intikam alırdı.
6787. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أُسَامَةَ، كَلَّمَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي امْرَأَةٍ فَقَالَ " إِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا يُقِيمُونَ الْحَدَّ عَلَى الْوَضِيعِ، وَيَتْرُكُونَ الشَّرِيفَ، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ فَاطِمَةُ فَعَلَتْ ذَلِكَ لَقَطَعْتُ يَدَهَا ".
Ebu’l-Velid [Hişam b. Abdülmelik] bize tahdis etti, Leys [b. Sa'd] bize tahdis etti; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Urve’den; Ayşe’den [naklederek]. (Dedi ki): Üsâme (b. Zeyd), bir kadın(ın cezasının affedilmesi) hakkında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile konuştu. Bunun üzerine (Efendimiz) şöyle buyurdu: “Sizden öncekilerin helak olmasının sebebi şudur: Onlar zayıf (sıradan) birine hadd cezası uygular, şerif (soylu) olanı ise (cezasız) bırakırlardı. Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki; eğer Fatıma bunu yapsaydı, muhakkak onun da elini keserdim.”
6788. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ قُرَيْشًا، أَهَمَّتْهُمُ الْمَرْأَةُ الْمَخْزُومِيَّةُ الَّتِي سَرَقَتْ فَقَالُوا مَنْ يُكَلِّمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ يَجْتَرِئُ عَلَيْهِ إِلاَّ أُسَامَةُ حِبُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. فَكَلَّمَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَتَشْفَعُ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ ". ثُمَّ قَامَ فَخَطَبَ قَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّمَا ضَلَّ مَنْ قَبْلَكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ، وَإِذَا سَرَقَ الضَّعِيفُ فِيهِمْ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ، وَايْمُ اللَّهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعَ مُحَمَّدٌ يَدَهَا ".
Said b. Süleyman bize tahdis etti, Leys [b. Sa'd] bize tahdis etti; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Urve’den; Ayşe radıyallahu anhâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Hırsızlık yapan Mahzumlu kadının durumu Kureyş’i endişelendirdi. “Bu konuda Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile kim konuşabilir?” dediler. (Bazıları): “Buna Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sevdiği Üsâme’den başka kim cesaret edebilir?” dediler. (Üsâme) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile konuştu. (Efendimiz) şöyle buyurdu: “Allah’ın sınırlarından (haddlerinden) bir hadd konusunda şefaat mi ediyorsun?” Sonra kalktı ve hutbe okudu. Şöyle dedi: “Ey insanlar! Sizden öncekilerin sapmasının sebebi şudur: Onlar şerif (soylu) biri hırsızlık yaptığında onu (cezasız) bırakırlardı. İçlerinden zayıf biri hırsızlık yapınca ise ona hadd cezasını uygularlardı. Allah’a yemin olsun ki; eğer Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, Muhammed muhakkak onun elini keserdi.”
6789. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " تُقْطَعُ الْيَدُ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ". تَابَعَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ وَابْنُ أَخِي الزُّهْرِيِّ وَمَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ.
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti, İbrahim b. Sa'd bize tahdis etti; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Amre’den; Ayşe’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “El, çeyrek dinar ve fazlası(nı çalan) için kesilir.” Abdurrahman b. Halid, Zührî’nin kardeşinin oğlu ve Ma'mer; Zührî’den (rivayetle) ona mutabaat ettiler.
6790. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، وَعَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي رُبُعِ دِينَارٍ ".
İsmail b. Ebi Üveys bize tahdis etti; İbn Vehb’den; Yunus’tan; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Urve b. Zübeyr ve Amre’den; Ayşe’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Efendimiz şöyle buyurdu: “Hırsızın eli çeyrek dinar(lık mal)da kesilir.”
6791. Hadis
حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ عَمْرَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ حَدَّثَتْهُمْ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يُقْطَعُ فِي رُبُعِ دِينَارٍ ".
İmran b. Meysere bize tahdis etti, Abdülvâris bize tahdis etti, Hüseyin [el-Muallim] bize tahdis etti; Yahya [b. Ebi Kesir]’den; Muhammed b. Abdurrahman el-Ensarî’den; Amre bint Abdurrahman’dan. Kendisine anlattığına göre, Ayşe radıyallahu anhâ onlara Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] (şöyle) tahdis etmiş. (Efendimiz) buyurdu ki: “(Hırsızın eli) çeyrek dinarda kesilir.”
6792. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَخْبَرَتْنِي عَائِشَةُ، أَنَّ يَدَ السَّارِقِ، لَمْ تُقْطَعْ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ فِي ثَمَنِ مِجَنٍّ حَجَفَةٍ أَوْ تُرْسٍ. حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، مِثْلَهُ.
Osman b. Ebi Şeybe bize tahdis etti, Abde [b. Süleyman] bize tahdis etti; Hişam [b. Urve]’den; babasından. Dedi ki: Ayşe bana haber verdi ki, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında hırsızın eli ancak bir kalkan (micenn) —deri kalkan (hacafe) veya (tahta/demir) kalkan (turs)— bedelinde(ki bir malı çalması üzerine) kesilirdi. Osman bize tahdis etti, Humeyd b. Abdurrahman bize tahdis etti, Hişam bize tahdis etti; babasından; Ayşe’den [naklederek] bunun benzerini (rivayet etti).
6793. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمْ تَكُنْ تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي أَدْنَى مِنْ حَجَفَةٍ أَوْ تُرْسٍ، كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا ذُو ثَمَنٍ. رَوَاهُ وَكِيعٌ وَابْنُ إِدْرِيسَ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ مُرْسَلاً.
Muhammed b. Mukatil bize tahdis etti, Abdullah [b. Mübarek] bize haber verdi, Hişam b. Urve bize haber verdi; babasından; Ayşe’den [naklederek]. Dedi ki: Hırsızın eli, bir deri kalkan (hacafe) veya (normal) kalkan (turs) değerinden daha az bir şeyde kesilmezdi. Bunlardan her biri de kıymetli şeylerdir. Vekî’ ve İbn İdris; bunu Hişam’dan, (o da) babasından mürsel olarak rivayet etmiştir.
6794. Hadis
حَدَّثَنِي يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ أَخْبَرَنَا عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ لَمْ تُقْطَعْ يَدُ سَارِقٍ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي أَدْنَى مِنْ ثَمَنِ الْمِجَنِّ، تُرْسٍ أَوْ حَجَفَةٍ، وَكَانَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا ذَا ثَمَنٍ.
Yusuf b. Musa bana tahdis etti, Ebu Üsâme bize tahdis etti. Dedi ki: Hişam b. Urve bize babasından haber verdi; (o da) Ayşe radıyallahu anhâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında hırsızın eli, bir kalkan (micenn) —turs veya hacafe— fiyatından daha az bir şeyde kesilmezdi. Bunlardan her biri de kıymetli şeylerdi.
6795. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، مَوْلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ فِي مِجَنٍّ ثَمَنُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ. تَابَعَهُ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي نَافِعٌ قِيمَتُهُ
İsmail bize tahdis etti, Malik b. Enes bana tahdis etti; Abdullah b. Ömer’in azatlısı Nâfi’den; Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. (Dedi ki): Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, fiyatı üç dirhem olan bir kalkan hakkında (hırsızın elini) kesti. Muhammed b. İshak ona mutabaat etti. Leys dedi ki: Nâfi bana (fiyatı değil) “kıymeti” (dediğini) tahdis etti.
6796. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَطَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي مِجَنٍّ ثَمَنُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Cüveyriye bize tahdis etti; Nâfi’den; İbn Ömer’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem fiyatı üç dirhem olan bir kalkan hakkında (hırsızın elini) kesti.
6797. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَطَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي مِجَنٍّ ثَمَنُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ.
Müsedded bize tahdis etti, Yahya [el-Kattan] bize tahdis etti; Ubeydullah’tan. Dedi ki: Nâfi bana tahdis etti; Abdullah (b. Ömer)’den. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem fiyatı üç dirhem olan bir kalkan hakkında (hırsızın elini) kesti.
6798. Hadis
حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا أَبُو ضَمْرَةَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَطَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَ سَارِقٍ فِي مِجَنٍّ ثَمَنُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ. تَابَعَهُ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي نَافِعٌ " قِيمَتُهُ ".
İbrahim b. el-Münzir bana tahdis etti, Ebu Damre bize tahdis etti, Musa b. Ukbe bize tahdis etti; Nâfi’den. Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem fiyatı üç dirhem olan bir kalkan hakkında hırsızın elini kesti. Muhammed b. İshak ona mutabaat etti. Leys dedi ki: Nâfi bana “kıymeti” (dediğini) tahdis etti.
6799. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا صَالِحٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَعَنَ اللَّهُ السَّارِقَ، يَسْرِقُ الْبَيْضَةَ فَتُقْطَعُ يَدُهُ، وَيَسْرِقُ الْحَبْلَ فَتُقْطَعُ يَدُهُ ".
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Abdülvâhid [b. Ziyad] bize tahdis etti, A'meş bize tahdis etti. Dedi ki: Ebu Salih’i işittim, o da dedi ki: Ebu Hureyre’yi işittim. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah hırsıza lanet etsin! (Gider) yumurtayı çalar da eli kesilir; (gider) ipi çalar da eli kesilir.”
6800. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ يَدَ امْرَأَةٍ. قَالَتْ عَائِشَةُ وَكَانَتْ تَأْتِي بَعْدَ ذَلِكَ، فَأَرْفَعُ حَاجَتَهَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَتَابَتْ وَحَسُنَتْ تَوْبَتُهَا.
İsmail b. Abdullah bize tahdis etti. Dedi ki: İbn Vehb bana tahdis etti; Yunus’tan; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Urve’den; Ayşe’den [naklederek]. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir kadının elini kesti. Ayşe dedi ki: (O kadın) bundan sonra yanıma gelirdi. Ben de onun ihtiyacını Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e iletirdim. O tevbe etti ve tevbesi de güzel oldu.
6801. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْجُعْفِيُّ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ، فَقَالَ " أُبَايِعُكُمْ عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا، وَلاَ تَسْرِقُوا، وَلاَ تَقْتُلُوا أَوْلاَدَكُمْ، وَلاَ تَأْتُوا بِبُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَأَرْجُلِكُمْ، وَلاَ تَعْصُونِي فِي مَعْرُوفٍ، فَمَنْ وَفَى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ، وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَأُخِذَ بِهِ فِي الدُّنْيَا فَهْوَ كَفَّارَةٌ لَهُ وَطَهُورٌ، وَمَنْ سَتَرَهُ اللَّهُ فَذَلِكَ إِلَى اللَّهِ، إِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ ". قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ إِذَا تَابَ السَّارِقُ بَعْدَ مَا قُطِعَ يَدُهُ، قُبِلَتْ شَهَادَتُهُ، وَكُلُّ مَحْدُودٍ كَذَلِكَ إِذَا تَابَ قُبِلَتْ شَهَادَتُهُ.
Abdullah b. Muhammed el-Cu'fî bize tahdis etti, Hişam b. Yusuf bize tahdis etti, Ma'mer bize haber verdi; Zührî’den; Ebu İdris’ten; Ubâde b. es-Sâmit radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Bir grup (insan) içinde ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e biat ettim. Şöyle buyurdu: “Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamanız, hırsızlık yapmamanız, çocuklarınızı öldürmemeniz, elleriniz ve ayaklarınız arasında (bir yalan) uydurarak iftira atmamanız ve maruf (iyilik) hususunda bana isyan etmemeniz üzere size biat ediyorum. Sizden kim (sözüne) vefa gösterirse ecri Allah’a aittir. Kim bu (yasaklardan) birini işler de dünyada (cezasını çekerek) hesaba çekilirse; bu onun için bir kefaret ve temizliktir. Allah kimin (kusurunu) örterse, artık onun durumu Allah’a kalmıştır; dilerse ona azap eder, dilerse onu bağışlar.” Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: Hırsız, eli kesildikten sonra tevbe ederse şahitliği kabul edilir. Hadd cezası uygulanmış herkes böyledir; tevbe ederlerse şahitlikleri kabul edilir.
6802. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو قِلاَبَةَ الْجَرْمِيُّ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَفَرٌ مِنْ عُكْلٍ، فَأَسْلَمُوا فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ، فَأَمَرَهُمْ أَنْ يَأْتُوا إِبِلَ الصَّدَقَةِ، فَيَشْرَبُوا مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا، فَفَعَلُوا فَصَحُّوا، فَارْتَدُّوا وَقَتَلُوا رُعَاتَهَا وَاسْتَاقُوا، فَبَعَثَ فِي آثَارِهِمْ فَأُتِيَ بِهِمْ، فَقَطَعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ، ثُمَّ لَمْ يَحْسِمْهُمْ حَتَّى مَاتُوا.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Velid b. Müslim bize tahdis etti, Evzâî bize tahdis etti, Yahya b. Ebi Kesir bana tahdis etti. Dedi ki: Ebu Kılâbe el-Cermî bana tahdis etti; Enes radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Ukl (kabilesin)den bir grup Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve Müslüman oldular. Fakat Medine’nin havası onlara yaramadı. (Efendimiz) onlara sadaka (zekat) develerine gitmelerini, onların idrarlarından ve sütlerinden içmelerini emretti. Onlar da (bunu) yaptılar ve iyileştiler. (Ancak sonra) irtidat ettiler, çobanlarını öldürdüler ve (develeri) sürüp götürdüler. (Efendimiz) peşlerine (adam) gönderdi ve yakalanıp getirildiler. (Efendimiz) onların ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini oydu ve ölünceye kadar (kanlarını) durdurmadı.
6803. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ أَبُو يَعْلَى، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، حَدَّثَنِي الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ الْعُرَنِيِّينَ وَلَمْ يَحْسِمْهُمْ حَتَّى مَاتُوا.
Muhammed b. es-Salt Ebu Ya'la bize tahdis etti, Velid bize tahdis etti, Evzâî bana tahdis etti; Yahya’dan; Ebu Kılâbe’den; Enes’ten [naklederek]. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Ureynelilerin (ellerini ve ayaklarını) kesti ve ölünceye kadar onları dağlamadı.
6804. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ وُهَيْبٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمَ رَهْطٌ مِنْ عُكْلٍ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانُوا فِي الصُّفَّةِ، فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَبْغِنَا رِسْلاً. فَقَالَ " مَا أَجِدُ لَكُمْ إِلاَّ أَنْ تَلْحَقُوا بِإِبِلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ". فَأَتَوْهَا فَشَرِبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا حَتَّى صَحُّوا وَسَمِنُوا، وَقَتَلُوا الرَّاعِيَ وَاسْتَاقُوا الذَّوْدَ، فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم الصَّرِيخُ، فَبَعَثَ الطَّلَبَ فِي آثَارِهِمْ، فَمَا تَرَجَّلَ النَّهَارُ حَتَّى أُتِيَ بِهِمْ، فَأَمَرَ بِمَسَامِيرَ فَأُحْمِيَتْ فَكَحَلَهُمْ وَقَطَعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ، وَمَا حَسَمَهُمْ، ثُمَّ أُلْقُوا فِي الْحَرَّةِ يَسْتَسْقُونَ فَمَا سُقُوا حَتَّى مَاتُوا. قَالَ أَبُو قِلاَبَةَ سَرَقُوا وَقَتَلُوا وَحَارَبُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti; Vüheyb’den; Eyyub’dan; Ebu Kılâbe’den; Enes radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Ukl kabilesinden bir grup Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi. Suffa’da kaldılar. Medine’nin havası onlara yaramadı. “Ey Allah’ın Resulü! Bize süt (veren bir hayvan) bul” dediler. (Efendimiz): “Sizin için Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in develerine katılmanızdan başka bir (çare) bulamıyorum” buyurdu. Onlar da (develerin yanına) gittiler, sütlerinden ve idrarlarından içtiler. Nihayet iyileşip semirdiler. (Bunun üzerine) çobanı öldürüp develeri sürüp götürdüler. İmdat çağrısı Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştı. (Efendimiz) peşlerine arama ekibi gönderdi. Gün yükselmeden yakalanıp getirildiler. (Efendimiz) çiviler (getirilmesini) emretti, onlar kızdırıldı ve (onlarla) gözlerini milledi. Ellerini ve ayaklarını kesti. Onları dağlamadı. Sonra Harra (diye bilinen taşlık araziye) atıldılar. Su istediler fakat ölünceye kadar onlara su verilmedi. Ebu Kılâbe dedi ki: Onlar hırsızlık yaptılar, adam öldürdüler ve Allah ve Resulü ile savaştılar.
6805. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَهْطًا، مِنْ عُكْلٍ ـ أَوْ قَالَ عُرَيْنَةَ وَلاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ قَالَ مِنْ عُكْلٍ ـ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ، فَأَمَرَ لَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِلِقَاحٍ، وَأَمَرَهُمْ أَنْ يَخْرُجُوا فَيَشْرَبُوا مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا، فَشَرِبُوا حَتَّى إِذَا بَرِئُوا قَتَلُوا الرَّاعِيَ وَاسْتَاقُوا النَّعَمَ، فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم غُدْوَةً فَبَعَثَ الطَّلَبَ فِي إِثْرِهِمْ، فَمَا ارْتَفَعَ النَّهَارُ حَتَّى جِيءَ بِهِمْ، فَأَمَرَ بِهِمْ فَقَطَعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَرَ أَعْيُنَهُمْ، فَأُلْقُوا بِالْحَرَّةِ يَسْتَسْقُونَ فَلاَ يُسْقَوْنَ. قَالَ أَبُو قِلاَبَةَ هَؤُلاَءِ قَوْمٌ سَرَقُوا، وَقَتَلُوا، وَكَفَرُوا بَعْدَ إِيمَانِهِمْ، وَحَارَبُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ.
Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Hammad bize tahdis etti; Eyyub’dan; Ebu Kılâbe’den; Enes b. Malik’ten [naklederek]. Dedi ki: Ukl —veya Ureyne dedi, fakat Ukl dediğini sanıyorum— kabilesinden bir grup Medine’ye geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlar için sağılan develer (hazırlanmasını) emretti ve onların idrarlarından ve sütlerinden içmelerini emretti. (Onlar da) içtiler. Nihayet iyileşince çobanı öldürdüler ve davarları sürüp götürdüler. (Haber) sabahleyin Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştı. (Efendimiz) peşlerine arama ekibi gönderdi. Gün yükselmeden yakalanıp getirildiler. (Efendimiz) haklarında emir verdi; elleri ve ayakları kesildi, gözleri dağlandı. Sonra Harra’ya atıldılar; su istiyorlar fakat onlara su verilmiyordu. Ebu Kılâbe dedi ki: Bunlar hırsızlık yapan, adam öldüren, imanlarından sonra küfre dönen ve Allah ve Resulü ile savaşan bir topluluktu.
6806. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِي ظِلِّهِ، يَوْمَ لاَ ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ إِمَامٌ عَادِلٌ، وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّهِ، وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ فِي خَلاَءٍ فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ، وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ فِي الْمَسْجِدِ، وَرَجُلاَنِ تَحَابَّا فِي اللَّهِ، وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَالٍ إِلَى نَفْسِهَا قَالَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ. وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَأَخْفَاهَا، حَتَّى لاَ تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا صَنَعَتْ يَمِينُهُ ".
Muhammed b. Selam bize tahdis etti, Abdullah [b. Mübarek] bize haber verdi; Ubeydullah b. Ömer’den; Hubeyb b. Abdurrahman’dan; Hafs b. Âsım’dan; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Efendimiz şöyle buyurdu: “Allah yedi kişiyi, Kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde gölgesinde gölgelendirir: Adaletli devlet başkanı, Allah’a ibadet içinde yetişen genç, tenhada Allah’ı zikredip de gözleri yaşaran adam, kalbi mescitlere bağlı olan adam, Allah için birbirini seven iki adam, makam ve güzellik sahibi bir kadın kendisini (zinaya) çağırdığında ‘Ben Allah’tan korkarım’ diyen adam ve sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren adam.”
6807. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ. وَحَدَّثَنِي خَلِيفَةُ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ تَوَكَّلَ لِي مَا بَيْنَ رِجْلَيْهِ وَمَا بَيْنَ لَحْيَيْهِ، تَوَكَّلْتُ لَهُ بِالْجَنَّةِ ".
Muhammed b. Ebi Bekir bize tahdis etti, Ömer b. Ali bize tahdis etti. (H) Ve Halife [b. Hayyat] bana tahdis etti, Ömer b. Ali bize tahdis etti, Ebu Hâzim [Seleme b. Dinar] bize tahdis etti; Sehl b. Sa'd es-Sâidî’den. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bana bacakları arasındakini (iffetini) ve çeneleri arasındakini (dilini korumayı) garanti ederse, ben de ona cenneti garanti ederim.”
6808. Hadis
أَخْبَرَنَا دَاوُدُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، أَخْبَرَنَا أَنَسٌ، قَالَ لأُحَدِّثَنَّكُمْ حَدِيثًا لاَ يُحَدِّثُكُمُوهُ أَحَدٌ بَعْدِي، سَمِعْتُهُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ ـ وَإِمَّا قَالَ مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ ـ أَنْ يُرْفَعَ الْعِلْمُ وَيَظْهَرَ الْجَهْلُ، وَيُشْرَبَ الْخَمْرُ، وَيَظْهَرَ الزِّنَا، وَيَقِلَّ الرِّجَالُ، وَيَكْثُرَ النِّسَاءُ، حَتَّى يَكُونَ لِلْخَمْسِينَ امْرَأَةً الْقَيِّمُ الْوَاحِدُ ".
Davud b. Şebib bize haber verdi, Hemmam bize tahdis etti; Katâde’den; Enes bize haber verdi. Dedi ki: Size benden sonra hiç kimsenin anlatamayacağı bir hadis tahdis edeceğim; onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işittim: “Kıyamet kopmaz —veya şöyle dedi: Kıyamet alametlerindendir ki—: İlim kaldırılır, cehalet yaygınlaşır, içki içilir, zina yaygınlaşır, erkekler azalır ve kadınlar çoğalır. Hatta elli kadına bir tek kayyîm (bakacak adam) düşer.”
6809. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا الْفُضَيْلُ بْنُ غَزْوَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَزْنِي الْعَبْدُ حِينَ يَزْنِي وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَسْرِقُ حِينَ يَسْرِقُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَشْرَبُ حِينَ يَشْرَبُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَقْتُلُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ ". قَالَ عِكْرِمَةُ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ كَيْفَ يُنْزَعُ الإِيمَانُ مِنْهُ قَالَ هَكَذَا ـ وَشَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ ثُمَّ أَخْرَجَهَا ـ فَإِنْ تَابَ عَادَ إِلَيْهِ هَكَذَا وَشَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ
Muhammed b. el-Müsennâ bize tahdis etti, İshak b. Yusuf bize haber verdi, Fudayl b. Gazvân bize haber verdi; İkrime’den; İbn Abbas radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kul zina ettiği sırada mümin olarak zina etmez, çaldığı sırada mümin olarak çalmaz, (içki) içtiği sırada mümin olarak içmez ve öldürdüğü sırada mümin olarak öldürmez.” İkrime dedi ki: İbn Abbas’a: “İman ondan nasıl çıkar (ayrılır)?” diye sordum. O da: “İşte böyle” dedi —ve parmaklarını birbirine kenetleyip (sonra) ayırdı—. “Eğer tevbe ederse (iman) ona işte böyle döner” —ve parmaklarını (tekrar) birbirine kenetledi—.
6810. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَزْنِي الزَّانِي حِينَ يَزْنِي وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَسْرِقُ حِينَ يَسْرِقُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَشْرَبُ حِينَ يَشْرَبُهَا وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَالتَّوْبَةُ مَعْرُوضَةٌ بَعْدُ ".
Âdem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; A'meş’ten; Zekvân’dan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zina eden, zina ettiği sırada mümin olarak zina etmez, hırsızlık yapan, çaldığı sırada mümin olarak çalmaz, (içki) içen, onu içtiği sırada mümin olarak içmez. Bununla birlikte tevbe (kapısı) bundan sonra da açıktır.”
6811. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، وَسُلَيْمَانُ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي مَيْسَرَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الذَّنْبِ أَعْظَمُ قَالَ " أَنْ تَجْعَلَ لِلَّهِ نِدًّا وَهْوَ خَلَقَكَ ". قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ " أَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ مِنْ أَجْلِ أَنْ يَطْعَمَ مَعَكَ ". قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ " أَنْ تُزَانِيَ حَلِيلَةَ جَارِكَ ". قَالَ يَحْيَى وَحَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنِي وَاصِلٌ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، مِثْلَهُ، قَالَ عَمْرٌو فَذَكَرْتُهُ لِعَبْدِ الرَّحْمَنِ وَكَانَ حَدَّثَنَا عَنْ سُفْيَانَ عَنِ الأَعْمَشِ وَمَنْصُورٍ وَوَاصِلٍ عَنْ أَبِي وَائِلٍ عَنْ أَبِي مَيْسَرَةَ قَالَ دَعْهُ دَعْهُ.
Amr b. Ali bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti. Dedi ki: Mansur ve Süleyman bana tahdis etti; Ebu Vâil’den; Ebu Meysere’den; Abdullah radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Hangi günah daha büyüktür?” dedim. “Seni yarattığı halde Allah’a bir ortak (nid) koşmandır” buyurdu. “Sonra hangisi?” dedim. “Seninle beraber yemek yemesinden dolayı çocuğunu öldürmendir” buyurdu. “Sonra hangisi?” dedim. “Komşunun karısıyla zina etmendir” buyurdu. Yahya dedi ki: Süfyan bize (şöyle) tahdis etti: Vâsıl bana tahdis etti; Ebu Vâil’den; Abdullah’tan... “Dedim ki: Ey Allah’ın Resulü!” (diyerek) hadisin benzerini (nakletti). Amr dedi ki: Bunu Abdurrahman’a zikrettim. O bize Süfyan’dan, A'meş’ten, Mansur’dan ve Vâsıl’dan; Ebu Vâil’den; Ebu Meysere’den (naklederek) tahdis etmişti. (Amr, Ebu Meysere zikredilince) dedi ki: Bırak onu, bırak onu.
6812. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ كُهَيْلٍ، قَالَ سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، يُحَدِّثُ عَنْ عَلِيٍّ، رضى الله عنه حِينَ رَجَمَ الْمَرْأَةَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَقَالَ قَدْ رَجَمْتُهَا بِسُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Âdem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, Seleme b. Küheyl bize tahdis etti. Dedi ki: Şa'bî’yi Ali radıyallahu anh hakkında konuşurken işittim: O, Cuma günü bir kadını recmetmiş ve şöyle demişti: “Onu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sünnetine göre recmettim.”
6813. Hadis
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى هَلْ رَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ. قُلْتُ قَبْلَ سُورَةِ النُّورِ أَمْ بَعْدُ قَالَ لاَ أَدْرِي.
İshak [b. Mansur] bana tahdis etti, Halid [b. Abdullah] bize tahdis etti; Şeybânî [Ebu İshak]’tan. (Dedi ki): Abdullah b. Ebi Evfâ’ya: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem recmetti mi?” diye sordum. “Evet” dedi. “Nur suresinden önce mi, sonra mı?” dedim. “Bilmiyorum” dedi.
6814. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَسْلَمَ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَحَدَّثَهُ أَنَّهُ قَدْ زَنَى، فَشَهِدَ عَلَى نَفْسِهِ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ، فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُجِمَ، وَكَانَ قَدْ أُحْصِنَ.
Muhammed b. Mukatil bize tahdis etti, Abdullah [b. Mübarek] bize haber verdi, Yunus [b. Yezid] bize haber verdi; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den. (Dedi ki): Ebu Seleme b. Abdurrahman bana tahdis etti; Cabir b. Abdullah el-Ensarî’den [naklederek]. (Dedi ki): Eslem kabilesinden bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve O’na zina ettiğini anlattı. Kendi aleyhine dört kere şahitlik etti. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında emir verdi ve recmedildi. O, muhsan (evli) idi.
6815. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، وَسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَتَى رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ فِي الْمَسْجِدِ فَنَادَاهُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي زَنَيْتُ. فَأَعْرَضَ عَنْهُ، حَتَّى رَدَّدَ عَلَيْهِ أَرْبَعَ مَرَّاتٍ، فَلَمَّا شَهِدَ عَلَى نَفْسِهِ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ، دَعَاهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَبِكَ جُنُونٌ ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَهَلْ أَحْصَنْتَ ". قَالَ نَعَمْ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اذْهَبُوا بِهِ فَارْجُمُوهُ ". قَالَ ابْنُ شِهَابٍ فَأَخْبَرَنِي مَنْ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ فَكُنْتُ فِيمَنْ رَجَمَهُ فَرَجَمْنَاهُ بِالْمُصَلَّى، فَلَمَّا أَذْلَقَتْهُ الْحِجَارَةُ هَرَبَ، فَأَدْرَكْنَاهُ بِالْحَرَّةِ فَرَجَمْنَاهُ.
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys [b. Sa'd] bize tahdis etti; Ukayl [b. Halid]’den; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Ebu Seleme ve Said b. el-Müseyyeb’den; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescitteyken bir adam geldi ve O’na seslenerek: “Ey Allah’ın Resulü! Ben zina ettim” dedi. (Efendimiz) ondan yüz çevirdi. Nihayet (adam) bunu dört kere tekrarladı. Kendi aleyhine dört kere şahitlik edince, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu çağırdı ve: “Sende delilik var mı?” buyurdu. “Hayır” dedi. “Peki, muhsan mısın?” buyurdu. “Evet” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onu götürün ve recmedin” buyurdu. İbn Şihâb dedi ki: Cabir b. Abdullah’ı işiten kimse bana haber verdi, (Cabir) şöyle dedi: “Ben onu recmedenler arasındaydım. Onu Musallâ’da (namazgâhta) recmettik. Taşlar canını yakınca kaçtı. Onu Harra’da yakaladık ve recmettik.”
6817. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتِ اخْتَصَمَ سَعْدٌ وَابْنُ زَمْعَةَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " هُوَ لَكَ يَا عَبْدُ بْنَ زَمْعَةَ، الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ، وَاحْتَجِبِي مِنْهُ يَا سَوْدَةُ ". زَادَ لَنَا قُتَيْبَةُ عَنِ اللَّيْثِ " وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ ".
Ebu’l-Velid bize tahdis etti, Leys [b. Sa'd] bize tahdis etti; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Urve’den; Ayşe radıyallahu anhâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Sa'd ve İbn Zem’a davalaştılar. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “O sana aittir ey Abd b. Zem’a! Çocuk döşek sahibine aittir. Sen de ondan (hicap edip) sakın ey Sevde!” buyurdu. Kuteybe, Leys’ten (gelen rivayetinde) bize şunu ziyade etti: “Zina eden için de taş (mahrumiyet) vardır.”
6818. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ، وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ ".
Âdem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, Muhammed b. Ziyad bize tahdis etti. Dedi ki: Ebu Hureyre’yi işittim, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Çocuk döşeğe aittir, zina eden için de taş (mahrumiyet) vardır.”
6819. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَهُودِيٍّ وَيَهُودِيَّةٍ قَدْ أَحْدَثَا جَمِيعًا فَقَالَ لَهُمْ " مَا تَجِدُونَ فِي كِتَابِكُمْ ". قَالُوا إِنَّ أَحْبَارَنَا أَحْدَثُوا تَحْمِيمَ الْوَجْهِ وَالتَّجْبِيَةَ. قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ ادْعُهُمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِالتَّوْرَاةِ. فَأُتِيَ بِهَا فَوَضَعَ أَحَدُهُمْ يَدَهُ عَلَى آيَةِ الرَّجْمِ، وَجَعَلَ يَقْرَأُ مَا قَبْلَهَا وَمَا بَعْدَهَا فَقَالَ لَهُ ابْنُ سَلاَمٍ ارْفَعْ يَدَكَ. فَإِذَا آيَةُ الرَّجْمِ تَحْتَ يَدِهِ، فَأَمَرَ بِهِمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُجِمَا. قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَرُجِمَا عِنْدَ الْبَلاَطِ، فَرَأَيْتُ الْيَهُودِيَّ أَجْنَأَ عَلَيْهَا.
Muhammed b. Osman bize tahdis etti, Halid b. Mahled bize tahdis etti; Süleyman [b. Bilal]’den. (Dedi ki): Abdullah b. Dinar bana tahdis etti; İbn Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e zina etmiş olan bir Yahudi erkek ve Yahudi kadın getirildi. (Efendimiz) onlara: “Kitabınızda ne buluyorsunuz?” buyurdu. “Bizim hahamlarımız yüzlerin karartılmasını ve (eşeğe ters bindirip) dolaştırmayı ihdas ettiler” dediler. Abdullah b. Selam: “Ey Allah’ın Resulü! Onlardan Tevrat’ı iste” dedi. Tevrat getirildi. İçlerinden biri elini recm ayetinin üzerine koydu ve ondan öncesini ve sonrasını okumaya başladı. İbn Selam ona: “Elini kaldır!” dedi. (Elini kaldırdığında) recm ayeti elinin altındaydı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlar hakkında emir verdi ve ikisi de recmedildi. İbn Ömer dedi ki: Onlar Belât’ta recmedildiler. Yahudi erkeğin (taşlardan korumak için) kadının üzerine kapandığını gördüm.
6820. Hadis
حَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَسْلَمَ جَاءَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَاعْتَرَفَ بِالزِّنَا فَأَعْرَضَ عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى شَهِدَ عَلَى نَفْسِهِ أَرْبَعَ مَرَّاتٍ. قَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَبِكَ جُنُونٌ ". قَالَ لاَ. قَالَ " آحْصَنْتَ ". قَالَ نَعَمْ. فَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ بِالْمُصَلَّى، فَلَمَّا أَذْلَقَتْهُ الْحِجَارَةُ فَرَّ، فَأُدْرِكَ فَرُجِمَ حَتَّى مَاتَ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَيْرًا وَصَلَّى عَلَيْهِ. لَمْ يَقُلْ يُونُسُ وَابْنُ جُرَيْجٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ فَصَلَّى عَلَيْهِ.
Mahmud bize tahdis etti, Abdürrezzak bize tahdis etti, Ma'mer bize haber verdi; Zührî’den; Ebu Seleme’den; Cabir’den [naklederek]. (Dedi ki): Eslem kabilesinden bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve zina ettiğini itiraf etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ondan yüz çevirdi. Nihayet (adam) kendi aleyhine dört kere şahitlik etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Sende delilik var mı?” dedi. “Hayır” dedi. “Evli misin?” buyurdu. “Evet” dedi. Bunun üzerine (Efendimiz) onun hakkında emir verdi ve Musallâ’da recmedildi. Taşlar canını yakınca kaçtı. Yakalandı ve ölünceye kadar recmedildi. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında hayır söyledi ve cenaze namazını kıldı. Yunus ve İbn Cüreyc; Zührî’den (yaptıkları rivayette) “cenaze namazını kıldı” (ifadesini) söylemediler.
6821. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَجُلاً، وَقَعَ بِامْرَأَتِهِ فِي رَمَضَانَ، فَاسْتَفْتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " هَلْ تَجِدُ رَقَبَةً ". قَالَ لاَ. قَالَ " هَلْ تَسْتَطِيعُ صِيَامَ شَهْرَيْنِ ". قَالَ لاَ. قَالَ " فَأَطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِينًا ".
Kuteybe bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Humeyd b. Abdurrahman’dan; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan [naklederek]. (Dedi ki): Bir adam Ramazan ayında karısıyla cinsel ilişkiye girdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den fetva istedi. (Efendimiz): “Bir köle bulabilir misin?” buyurdu. “Hayır” dedi. “İki ay oruç tutmaya gücün yeter mi?” buyurdu. “Hayır” dedi. “Öyleyse altmış yoksulu doyur” buyurdu.
6822. Hadis
وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَتَى رَجُلٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ قَالَ احْتَرَقْتُ. قَالَ " مِمَّ ذَاكَ ". قَالَ وَقَعْتُ بِامْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ. قَالَ لَهُ " تَصَدَّقْ ". قَالَ مَا عِنْدِي شَىْءٌ. فَجَلَسَ وَأَتَاهُ إِنْسَانٌ يَسُوقُ حِمَارًا وَمَعَهُ طَعَامٌ ـ قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ مَا أَدْرِي مَا هُوَ ـ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَيْنَ الْمُحْتَرِقُ ". فَقَالَ هَا أَنَا ذَا. قَالَ " خُذْ هَذَا فَتَصَدَّقْ بِهِ ". قَالَ عَلَى أَحْوَجَ مِنِّي مَا لأَهْلِي طَعَامٌ قَالَ " فَكُلُوهُ ". قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ الْحَدِيثُ الأَوَّلُ أَبْيَنُ قَوْلُهُ " أَطْعِمْ أَهْلَكَ ".
Leys; Amr b. Haris’ten; Abdurrahman b. el-Kasım’dan; Muhammed b. Cafer b. Zübeyr’den; Abbad b. Abdullah b. Zübeyr’den; Ayşe’den [naklederek] dedi ki: Bir adam mescitte Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Yandım!” dedi. (Efendimiz): “Neden (yandın)?” buyurdu. “Ramazan’da karımla cinsel ilişkiye girdim” dedi. Ona: “Sadaka ver” buyurdu. “Yanımda hiçbir şey yok” dedi. Oturdu. (O sırada) bir insan, bir eşeği sürerek Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi, yanında yiyecek vardı —Abdurrahman; ne olduğunu bilmiyorum, dedi—. (Efendimiz): “O yanan nerede?” buyurdu. (Adam): “İşte benim” dedi. “Bunu al ve sadaka olarak ver” buyurdu. “Benden daha muhtaç birine mi? Ailemin yiyeceği yok” dedi. (Efendimiz): “Öyleyse onu yiyin” buyurdu. Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: Birinci hadis (metni), “Aileni doyur” sözü (bakımından) daha açıktır.
6823. Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ الْقُدُّوسِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ الْكِلاَبِيُّ، حَدَّثَنَا هَمَّامُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصَبْتُ حَدًّا فَأَقِمْهُ عَلَىَّ. قَالَ وَلَمْ يَسْأَلْهُ عَنْهُ. قَالَ وَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَصَلَّى مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا قَضَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الصَّلاَةَ قَامَ إِلَيْهِ الرَّجُلُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصَبْتُ حَدًّا، فَأَقِمْ فِيَّ كِتَابَ اللَّهِ. قَالَ " أَلَيْسَ قَدْ صَلَّيْتَ مَعَنَا ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " فَإِنَّ اللَّهَ قَدْ غَفَرَ لَكَ ذَنْبَكَ ". أَوْ قَالَ " حَدَّكَ ".
Abdülkuddûs b. Muhammed bana tahdis etti, Amr b. Âsım el-Kilâbî bana tahdis etti, Hemmam b. Yahya bize tahdis etti, İshak b. Abdullah b. Ebi Talha bize tahdis etti; Enes b. Malik radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındaydım. Bir adam O’na geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Ben hadd (gerektiren bir suç) işledim, bana (cezayı) uygula” dedi. (Enes) dedi ki: (Efendimiz) ona (suçunu) sormadı. (O sırada) namaz vakti girdi ve (o adam) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namazı bitirince adam O’na (tekrar) kalktı ve: “Ey Allah’ın Resulü! Ben hadd (gerektiren bir suç) işledim, hakkımda Allah’ın kitabını uygula” dedi. (Efendimiz): “Bizimle birlikte namaz kıldın değil mi?” buyurdu. “Evet” dedi. “Şüphesiz Allah senin günahını —veya haddini— bağışlamıştır” buyurdu.
6824. Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْجُعْفِيُّ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ يَعْلَى بْنَ حَكِيمٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا أَتَى مَاعِزُ بْنُ مَالِكٍ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ " لَعَلَّكَ قَبَّلْتَ أَوْ غَمَزْتَ أَوْ نَظَرْتَ ". قَالَ لاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " أَنِكْتَهَا ". لاَ يَكْنِي. قَالَ فَعِنْدَ ذَلِكَ أَمَرَ بِرَجْمِهِ.
Abdullah b. Muhammed el-Cu'fî bana tahdis etti, Vehb b. Cerir bize tahdis etti, babam bize tahdis etti. Dedi ki: Ya'la b. Hakim’i işittim; İkrime’den; İbn Abbas radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Maiz b. Malik Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiğinde (Efendimiz) ona: “Belki öpmüşsündür veya dokunmuşsundur veya bakmışsındır?” buyurdu. (Maiz): “Hayır ey Allah’ın Resulü” dedi. (Efendimiz) —kinaye yapmadan—: “Onu s...din mi?” buyurdu. (O da: “Evet” dedi.) İşte o zaman recmedilmesini emretti.
6825. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلٌ مِنَ النَّاسِ وَهْوَ فِي الْمَسْجِدِ فَنَادَاهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي زَنَيْتُ. يُرِيدُ نَفْسَهُ، فَأَعْرَضَ عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَتَنَحَّى لِشِقِّ وَجْهِهِ الَّذِي أَعْرَضَ قِبَلَهُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي زَنَيْتُ. فَأَعْرَضَ عَنْهُ، فَجَاءَ لِشِقِّ وَجْهِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الَّذِي أَعْرَضَ عَنْهُ، فَلَمَّا شَهِدَ عَلَى نَفْسِهِ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ دَعَاهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَبِكَ جُنُونٌ ". قَالَ لاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ " أَحْصَنْتَ ". قَالَ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " اذْهَبُوا فَارْجُمُوهُ ". قَالَ ابْنُ شِهَابٍ أَخْبَرَنِي مَنْ، سَمِعَ جَابِرًا، قَالَ فَكُنْتُ فِيمَنْ رَجَمَهُ، فَرَجَمْنَاهُ بِالْمُصَلَّى، فَلَمَّا أَذْلَقَتْهُ الْحِجَارَةُ جَمَزَ حَتَّى أَدْرَكْنَاهُ بِالْحَرَّةِ فَرَجَمْنَاهُ.
Said b. Ufeyr bize tahdis etti. Dedi ki: Leys bana tahdis etti, Abdurrahman b. Halid bana tahdis etti; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; İbnü'l-Müseyyeb’den ve Ebu Seleme’den. Ebu Hureyre dedi ki: İnsanlardan bir adam mescitteyken Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve O’na: “Ey Allah’ın Resulü! Ben zina ettim” diye seslendi —kendisini kastediyordu—. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ondan yüz çevirdi. Adam O’nun yüzünü çevirdiği tarafa çekildi ve (yine): “Ey Allah’ın Resulü! Ben zina ettim” dedi. (Efendimiz) ondan (yine) yüz çevirdi. Adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in (yine) yüz çevirdiği tarafa geldi. Kendi aleyhine dört kere şahitlik edince Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu çağırdı ve: “Sende delilik var mı?” buyurdu. “Hayır ey Allah’ın Resulü” dedi. (Efendimiz): “Evli misin?” buyurdu. “Evet ey Allah’ın Resulü” dedi. (Efendimiz): “Gidin ve onu recmedin” buyurdu. İbn Şihâb dedi ki: Cabir’i işiten kimse bana haber verdi, (Cabir) şöyle dedi: “Ben onu recmedenler arasındaydım. Onu Musallâ’da (namazgâhta) recmettik. Taşlar canını yakınca sektirerek koşup kaçtı. Harra’da ona yetiştik ve onu recmettik.”
6827. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَفِظْنَاهُ مِنْ فِي الزُّهْرِيِّ قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ وَزَيْدَ بْنَ خَالِدٍ قَالاَ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ أَنْشُدُكَ اللَّهَ إِلاَّ قَضَيْتَ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ. فَقَامَ خَصْمُهُ ـ وَكَانَ أَفْقَهَ مِنْهُ ـ فَقَالَ اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ وَأْذَنْ لِي. قَالَ " قُلْ ". قَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا، فَزَنَى بِامْرَأَتِهِ، فَافْتَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةِ شَاةٍ وَخَادِمٍ، ثُمَّ سَأَلْتُ رِجَالاً مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ، فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي جَلْدَ مِائَةٍ وَتَغْرِيبَ عَامٍ، وَعَلَى امْرَأَتِهِ الرَّجْمَ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ جَلَّ ذِكْرُهُ، الْمِائَةُ شَاةٍ وَالْخَادِمُ رَدٌّ، وَعَلَى ابْنِكَ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ، وَاغْدُ يَا أُنَيْسُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا، فَإِنِ اعْتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا ". فَغَدَا عَلَيْهَا فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا. قُلْتُ لِسُفْيَانَ لَمْ يَقُلْ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي الرَّجْمَ. فَقَالَ أَشُكُّ فِيهَا مِنَ الزُّهْرِيِّ، فَرُبَّمَا قُلْتُهَا وَرُبَّمَا سَكَتُّ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti. Dedi ki: Bunu Zührî’nin ağzından ezberledik. Dedi ki: Ubeydullah bana haber verdi ki; Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid’i şöyle derken işitmiş: Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındaydık. Bir adam kalktı ve: “Allah adına senden istiyorum, aramızda sadece Allah’ın Kitabı ile hüküm ver!” dedi. Hasmı kalktı —ki o bundan daha fakih idi— ve: “Aramızda Allah’ın Kitabı ile hükmet ve bana izin ver” dedi. (Efendimiz): “Söyle” buyurdu. (Adam): “Benim oğlum bunun yanında ücretli işçi idi. Karısıyla zina etti. Ben de buna yüz koyun ve bir hizmetçi fidye verdim. Sonra ilim ehlinden bazı kişilere sordum. Bana; oğluma yüz değnek ve bir yıl sürgün, bunun karısına ise recm gerektiğini haber verdiler” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin olsun ki, aranızda Allah celle zikruhu Kitabı ile hükmedeceğim: Yüz koyun ve hizmetçi iadedir. Oğluna yüz değnek ve bir yıl sürgün vardır. Ey Üneys! Sen de bu adamın karısına git, eğer itiraf ederse onu recmet” buyurdu. (Üneys) kadına gitti, (kadın) itiraf etti ve onu recmetti. (Ali b. Abdullah) dedi ki: Süfyan’a: “(Adamın): ‘Bana oğluma recm gerektiğini haber verdiler’ (şeklindeki sözünü Zührî) söylemedi mi?” dedim. (Süfyan): “Zührî’den (duyduğum) bu kısımda şüphe ediyorum. Bazen onu söyledim, bazen de sustum” dedi.
6829. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ عُمَرُ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ يَطُولَ بِالنَّاسِ زَمَانٌ حَتَّى يَقُولَ قَائِلٌ لاَ نَجِدُ الرَّجْمَ فِي كِتَابِ اللَّهِ. فَيَضِلُّوا بِتَرْكِ فَرِيضَةٍ أَنْزَلَهَا اللَّهُ، أَلاَ وَإِنَّ الرَّجْمَ حَقٌّ عَلَى مَنْ زَنَى، وَقَدْ أَحْصَنَ، إِذَا قَامَتِ الْبَيِّنَةُ، أَوْ كَانَ الْحَمْلُ أَوْ الاِعْتِرَافُ ـ قَالَ سُفْيَانُ كَذَا حَفِظْتُ ـ أَلاَ وَقَدْ رَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَجَمْنَا بَعْدَهُ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Zührî’den; Ubeydullah’tan; İbn Abbas radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Ömer şöyle dedi: İnsanların üzerinden uzun bir zaman geçip de birinin: ‘Biz Allah’ın Kitabı’nda recmi bulamıyoruz’ demesinden ve böylece Allah’ın indirdiği bir farzı terk ederek sapıtmalarından korktum. Haberiniz olsun ki recm; zina eden ve muhsan olan herkes üzerine, beyyine (şahit) kaim olduğunda veya gebelik veya itiraf bulunduğunda haktır. —Süfyan: Ben böyle ezberledim, dedi.— Haberiniz olsun ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem recmetti, O’ndan sonra biz de recmettik.
6830. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُنْتُ أُقْرِئُ رِجَالاً مِنَ الْمُهَاجِرِينَ مِنْهُمْ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ، فَبَيْنَمَا أَنَا فِي مَنْزِلِهِ بِمِنًى، وَهْوَ عِنْدَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فِي آخِرِ حَجَّةٍ حَجَّهَا، إِذْ رَجَعَ إِلَىَّ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَقَالَ لَوْ رَأَيْتَ رَجُلاً أَتَى أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ الْيَوْمَ فَقَالَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ هَلْ لَكَ فِي فُلاَنٍ يَقُولُ لَوْ قَدْ مَاتَ عُمَرُ لَقَدْ بَايَعْتُ فُلاَنًا، فَوَاللَّهِ مَا كَانَتْ بَيْعَةُ أَبِي بَكْرٍ إِلاَّ فَلْتَةً، فَتَمَّتْ. فَغَضِبَ عُمَرُ ثُمَّ قَالَ إِنِّي إِنْ شَاءَ اللَّهُ لَقَائِمٌ الْعَشِيَّةَ فِي النَّاسِ، فَمُحَذِّرُهُمْ هَؤُلاَءِ الَّذِينَ يُرِيدُونَ أَنْ يَغْصِبُوهُمْ أُمُورَهُمْ. قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَقُلْتُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ لاَ تَفْعَلْ فَإِنَّ الْمَوْسِمَ يَجْمَعُ رَعَاعَ النَّاسِ وَغَوْغَاءَهُمْ، فَإِنَّهُمْ هُمُ الَّذِينَ يَغْلِبُونَ عَلَى قُرْبِكَ حِينَ تَقُومُ فِي النَّاسِ، وَأَنَا أَخْشَى أَنْ تَقُومَ فَتَقُولَ مَقَالَةً يُطَيِّرُهَا عَنْكَ كُلُّ مُطَيِّرٍ، وَأَنْ لاَ يَعُوهَا، وَأَنْ لاَ يَضَعُوهَا عَلَى مَوَاضِعِهَا، فَأَمْهِلْ حَتَّى تَقْدَمَ الْمَدِينَةَ فَإِنَّهَا دَارُ الْهِجْرَةِ وَالسُّنَّةِ، فَتَخْلُصَ بِأَهْلِ الْفِقْهِ وَأَشْرَافِ النَّاسِ، فَتَقُولَ مَا قُلْتَ مُتَمَكِّنًا، فَيَعِي أَهْلُ الْعِلْمِ مَقَالَتَكَ، وَيَضَعُونَهَا عَلَى مَوَاضِعِهَا. فَقَالَ عُمَرُ أَمَا وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لأَقُومَنَّ بِذَلِكَ أَوَّلَ مَقَامٍ أَقُومُهُ بِالْمَدِينَةِ. قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَقَدِمْنَا الْمَدِينَةَ فِي عَقِبِ ذِي الْحَجَّةِ، فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ عَجَّلْنَا الرَّوَاحَ حِينَ زَاغَتِ الشَّمْسُ، حَتَّى أَجِدَ سَعِيدَ بْنَ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ جَالِسًا إِلَى رُكْنِ الْمِنْبَرِ، فَجَلَسْتُ حَوْلَهُ تَمَسُّ رُكْبَتِي رُكْبَتَهُ، فَلَمْ أَنْشَبْ أَنْ خَرَجَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ، فَلَمَّا رَأَيْتُهُ مُقْبِلاً قُلْتُ لِسَعِيدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ، لَيَقُولَنَّ الْعَشِيَّةَ مَقَالَةً لَمْ يَقُلْهَا مُنْذُ اسْتُخْلِفَ، فَأَنْكَرَ عَلَىَّ وَقَالَ مَا عَسَيْتَ أَنْ يَقُولَ مَا لَمْ يَقُلْ. قَبْلَهُ فَجَلَسَ عُمَرُ عَلَى الْمِنْبَرِ، فَلَمَّا سَكَتَ الْمُؤَذِّنُونَ قَامَ فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ قَالَ أَمَّا بَعْدُ فَإِنِّي قَائِلٌ لَكُمْ مَقَالَةً قَدْ قُدِّرَ لِي أَنْ أَقُولَهَا، لاَ أَدْرِي لَعَلَّهَا بَيْنَ يَدَىْ أَجَلِي، فَمَنْ عَقَلَهَا وَوَعَاهَا فَلْيُحَدِّثْ بِهَا حَيْثُ انْتَهَتْ بِهِ رَاحِلَتُهُ، وَمَنْ خَشِيَ أَنْ لاَ يَعْقِلَهَا فَلاَ أُحِلُّ لأَحَدٍ أَنْ يَكْذِبَ عَلَىَّ، إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم بِالْحَقِّ وَأَنْزَلَ عَلَيْهِ الْكِتَابَ فَكَانَ مِمَّا أَنْزَلَ اللَّهُ آيَةُ الرَّجْمِ، فَقَرَأْنَاهَا وَعَقَلْنَاهَا وَوَعَيْنَاهَا، رَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَجَمْنَا بَعْدَهُ، فَأَخْشَى إِنْ طَالَ بِالنَّاسِ زَمَانٌ أَنْ يَقُولَ قَائِلٌ وَاللَّهِ مَا نَجِدُ آيَةَ الرَّجْمِ فِي كِتَابِ اللَّهِ، فَيَضِلُّوا بِتَرْكِ فَرِيضَةٍ أَنْزَلَهَا اللَّهُ، وَالرَّجْمُ فِي كِتَابِ اللَّهِ حَقٌّ عَلَى مَنْ زَنَى إِذَا أُحْصِنَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ، إِذَا قَامَتِ الْبَيِّنَةُ أَوْ كَانَ الْحَبَلُ أَوْ الاِعْتِرَافُ، ثُمَّ إِنَّا كُنَّا نَقْرَأُ فِيمَا نَقْرَأُ مِنْ كِتَابِ اللَّهِ أَنْ لاَ تَرْغَبُوا عَنْ آبَائِكُمْ، فَإِنَّهُ كُفْرٌ بِكُمْ أَنْ تَرْغَبُوا عَنْ آبَائِكُمْ، أَوْ إِنَّ كُفْرًا بِكُمْ أَنْ تَرْغَبُوا عَنْ آبَائِكُمْ، أَلاَ ثُمَّ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تُطْرُونِي كَمَا أُطْرِيَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَقُولُوا عَبْدُ اللَّهِ وَرَسُولُهُ ". ثُمَّ إِنَّهُ بَلَغَنِي أَنَّ قَائِلاً مِنْكُمْ يَقُولُ وَاللَّهِ لَوْ مَاتَ عُمَرُ بَايَعْتُ فُلاَنًا. فَلاَ يَغْتَرَّنَّ امْرُؤٌ أَنْ يَقُولَ إِنَّمَا كَانَتْ بَيْعَةُ أَبِي بَكْرٍ فَلْتَةً وَتَمَّتْ أَلاَ وَإِنَّهَا قَدْ كَانَتْ كَذَلِكَ وَلَكِنَّ اللَّهَ وَقَى شَرَّهَا، وَلَيْسَ مِنْكُمْ مَنْ تُقْطَعُ الأَعْنَاقُ إِلَيْهِ مِثْلُ أَبِي بَكْرٍ، مَنْ بَايَعَ رَجُلاً عَنْ غَيْرِ مَشُورَةٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَلاَ يُبَايَعُ هُوَ وَلاَ الَّذِي بَايَعَهُ تَغِرَّةً أَنْ يُقْتَلاَ، وَإِنَّهُ قَدْ كَانَ مِنْ خَبَرِنَا حِينَ تَوَفَّى اللَّهُ نَبِيَّهُ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ أَنَّ الأَنْصَارَ خَالَفُونَا وَاجْتَمَعُوا بِأَسْرِهِمْ فِي سَقِيفَةِ بَنِي سَاعِدَةَ، وَخَالَفَ عَنَّا عَلِيٌّ وَالزُّبَيْرُ وَمَنْ مَعَهُمَا، وَاجْتَمَعَ الْمُهَاجِرُونَ إِلَى أَبِي بَكْرٍ فَقُلْتُ لأَبِي بَكْرٍ يَا أَبَا بَكْرٍ انْطَلِقْ بِنَا إِلَى إِخْوَانِنَا هَؤُلاَءِ مِنَ الأَنْصَارِ. فَانْطَلَقْنَا نُرِيدُهُمْ فَلَمَّا دَنَوْنَا مِنْهُمْ لَقِيَنَا مِنْهُمْ رَجُلاَنِ صَالِحَانِ، فَذَكَرَا مَا تَمَالَى عَلَيْهِ الْقَوْمُ فَقَالاَ أَيْنَ تُرِيدُونَ يَا مَعْشَرَ الْمُهَاجِرِينَ فَقُلْنَا نُرِيدُ إِخْوَانَنَا هَؤُلاَءِ مِنَ الأَنْصَارِ. فَقَالاَ لاَ عَلَيْكُمْ أَنْ لاَ تَقْرَبُوهُمُ اقْضُوا أَمْرَكُمْ. فَقُلْتُ وَاللَّهِ لَنَأْتِيَنَّهُمْ. فَانْطَلَقْنَا حَتَّى أَتَيْنَاهُمْ فِي سَقِيفَةِ بَنِي سَاعِدَةَ، فَإِذَا رَجُلٌ مُزَمَّلٌ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالُوا هَذَا سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ. فَقُلْتُ مَا لَهُ قَالُوا يُوعَكُ. فَلَمَّا جَلَسْنَا قَلِيلاً تَشَهَّدَ خَطِيبُهُمْ، فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ أَمَّا بَعْدُ فَنَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ وَكَتِيبَةُ الإِسْلاَمِ، وَأَنْتُمْ مَعْشَرَ الْمُهَاجِرِينَ رَهْطٌ، وَقَدْ دَفَّتْ دَافَّةٌ مِنْ قَوْمِكُمْ، فَإِذَا هُمْ يُرِيدُونَ أَنْ يَخْتَزِلُونَا مِنْ أَصْلِنَا وَأَنْ يَحْضُنُونَا مِنَ الأَمْرِ. فَلَمَّا سَكَتَ أَرَدْتُ أَنْ أَتَكَلَّمَ وَكُنْتُ زَوَّرْتُ مَقَالَةً أَعْجَبَتْنِي أُرِيدُ أَنْ أُقَدِّمَهَا بَيْنَ يَدَىْ أَبِي بَكْرٍ، وَكُنْتُ أُدَارِي مِنْهُ بَعْضَ الْحَدِّ، فَلَمَّا أَرَدْتُ أَنْ أَتَكَلَّمَ قَالَ أَبُو بَكْرٍ عَلَى رِسْلِكَ. فَكَرِهْتُ أَنْ أُغْضِبَهُ، فَتَكَلَّمَ أَبُو بَكْرٍ فَكَانَ هُوَ أَحْلَمَ مِنِّي وَأَوْقَرَ، وَاللَّهِ مَا تَرَكَ مِنْ كَلِمَةٍ أَعْجَبَتْنِي فِي تَزْوِيرِي إِلاَّ قَالَ فِي بَدِيهَتِهِ مِثْلَهَا أَوْ أَفْضَلَ مِنْهَا حَتَّى سَكَتَ فَقَالَ مَا ذَكَرْتُمْ فِيكُمْ مِنْ خَيْرٍ فَأَنْتُمْ لَهُ أَهْلٌ، وَلَنْ يُعْرَفَ هَذَا الأَمْرُ إِلاَّ لِهَذَا الْحَىِّ مِنْ قُرَيْشٍ، هُمْ أَوْسَطُ الْعَرَبِ نَسَبًا وَدَارًا، وَقَدْ رَضِيتُ لَكُمْ أَحَدَ هَذَيْنِ الرَّجُلَيْنِ، فَبَايِعُوا أَيَّهُمَا شِئْتُمْ. فَأَخَذَ بِيَدِي وَبِيَدِ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ الْجَرَّاحِ وَهْوَ جَالِسٌ بَيْنَنَا، فَلَمْ أَكْرَهْ مِمَّا قَالَ غَيْرَهَا، كَانَ وَاللَّهِ أَنْ أُقَدَّمَ فَتُضْرَبَ عُنُقِي لاَ يُقَرِّبُنِي ذَلِكَ مِنْ إِثْمٍ، أَحَبَّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ أَتَأَمَّرَ عَلَى قَوْمٍ فِيهِمْ أَبُو بَكْرٍ، اللَّهُمَّ إِلاَّ أَنْ تُسَوِّلَ إِلَىَّ نَفْسِي عِنْدَ الْمَوْتِ شَيْئًا لاَ أَجِدُهُ الآنَ. فَقَالَ قَائِلٌ مِنَ الأَنْصَارِ أَنَا جُذَيْلُهَا الْمُحَكَّكُ، وَعُذَيْقُهَا الْمُرَجَّبُ، مِنَّا أَمِيرٌ، وَمِنْكُمْ أَمِيرٌ، يَا مَعْشَرَ قُرَيْشٍ. فَكَثُرَ اللَّغَطُ، وَارْتَفَعَتِ الأَصْوَاتُ حَتَّى فَرِقْتُ مِنَ الاِخْتِلاَفِ. فَقُلْتُ ابْسُطْ يَدَكَ يَا أَبَا بَكْرٍ. فَبَسَطَ يَدَهُ فَبَايَعْتُهُ، وَبَايَعَهُ الْمُهَاجِرُونَ، ثُمَّ بَايَعَتْهُ الأَنْصَارُ، وَنَزَوْنَا عَلَى سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فَقَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ قَتَلْتُمْ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ. فَقُلْتُ قَتَلَ اللَّهُ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ. قَالَ عُمَرُ وَإِنَّا وَاللَّهِ مَا وَجَدْنَا فِيمَا حَضَرْنَا مِنْ أَمْرٍ أَقْوَى مِنْ مُبَايَعَةِ أَبِي بَكْرٍ خَشِينَا إِنْ فَارَقْنَا الْقَوْمَ وَلَمْ تَكُنْ بَيْعَةٌ أَنْ يُبَايِعُوا رَجُلاً مِنْهُمْ بَعْدَنَا، فَإِمَّا بَايَعْنَاهُمْ عَلَى مَا لاَ نَرْضَى، وَإِمَّا نُخَالِفُهُمْ فَيَكُونُ فَسَادٌ، فَمَنْ بَايَعَ رَجُلاً عَلَى غَيْرِ مَشُورَةٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَلاَ يُتَابَعُ هُوَ وَلاَ الَّذِي بَايَعَهُ تَغِرَّةً أَنْ يُقْتَلاَ.
Abdülaziz b. Abdullah bize tahdis etti, İbrahim b. Sa'd bana tahdis etti; Salih’ten; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mesud’dan; İbn Abbas’tan [naklederek]. Dedi ki: Muhacirlerden —aralarında Abdurrahman b. Avf’ın da bulunduğu— birtakım kişilere (Kur'an) okutuyordum. Mina’da onun (Abdurrahman’ın) evindeyken —ki o sırada Ömer b. Hattab son haccını yapıyordu— Abdurrahman bana döndü ve dedi ki: “Keşke bugün Müminlerin Emirine gelen adamı görseydin! (Adam) dedi ki: Ey Müminlerin Emiri! Falan kişi hakkında ne dersin? O diyor ki: ‘Eğer Ömer ölürse ben falan kişiye biat ederim. Vallahi Ebu Bekir’in biati ancak bir oldu bitti (fleten) idi, sonra tamamlandı gitti.’ (Bunun üzerine) Ömer öfkelendi ve sonra şöyle dedi: ‘İnşallah bu akşam insanların arasında kalkıp (konuşacağım) ve işlerini (hilafeti) gasp etmek isteyen bu kimselere karşı onları uyaracağım.’” Abdurrahman dedi ki: “Dedim ki: Ey Müminlerin Emiri! Yapma. Çünkü hac mevsimi insanların ayak takımını ve karışık kalabalığını (avamı) toplar. İnsanların arasında kalktığında senin yakınına (en çok) galip gelecek olanlar onlardır. Kalkıp bir söz söylemenden, her uçucunun (haber taşıyıcısının) onu senden uçurmasından (yaymasından), onu (tam) kavrayamamalarından ve onu yerli yerine koyamamalarından korkarım. Medine’ye varıncaya kadar mühlet ver. Zira orası Hicret ve Sünnet yurdudur. Orada fıkıh ehli ve insanların eşrafıyla baş başa kalırsın. Söyleyeceğini (orada) yerleşik ve hakim bir şekilde söylersin. İlim ehli senin sözünü kavrar ve onu yerli yerine koyarlar.” Ömer dedi ki: “Vallahi inşallah Medine’de yapacağım ilk duruşta, bu konuyu konuşacağım.” İbn Abbas dedi ki: Zilhicce’nin sonunda Medine’ye geldik. Cuma günü olunca güneşin zevalinden hemen sonra (mescide gitmekte) acele ettik. Said b. Zeyd b. Amr b. Nufeyl’i minberin köşesinde otururken buldum. Dizim dizine değecek şekilde yanına oturdum. Çok geçmeden Ömer b. Hattab çıktı. Onu gelirken görünce Said b. Zeyd b. Amr b. Nufeyl’e: “Bu akşam öyle bir söz söyleyecek ki, halife olduğundan beri (böyle bir sözü) söylememiştir” dedim. O (bu sözümü) inkar etti (garipsedi) ve: “Daha önce söylemediği neyi söyleyecek ki?” dedi. Ömer minbere oturdu. Müezzinler susunca kalktı, Allah’a layık olduğu veçhile sena etti. Sonra şöyle dedi: “Bundan sonra (amma ba'd); ben size bir söz söyleyeceğim ki, onu söylemem benim için takdir edilmiştir. Bilmiyorum, belki de ecelim yaklaşmıştır. Kim onu akleder ve kavrarsa, bineğinin onu ulaştırdığı yere kadar onu anlatsın (rivayet etsin). Kim de onu akledememekten korkarsa, kimsenin benim hakkımda yalan söylemesini helal görmem. Şüphesiz Allah Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’i hak ile gönderdi ve O’na Kitab’ı indirdi. Allah’ın indirdikleri arasında Recm Ayeti de vardı. Biz onu okuduk, aklettik ve belledik. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem recmetti, O’ndan sonra biz de recmettik. İnsanların üzerinden uzun zaman geçip de birinin: ‘Vallahi biz Allah’ın Kitabı’nda Recm Ayetini bulamıyoruz’ deyip Allah’ın indirdiği bir farzı terk ederek sapıtmalarından korkarım. Ve recm, Allah’ın Kitabı’nda; erkek ve kadınlardan zina eden kimse eğer muhsan ise, beyyine (şahit) kaim olduğunda veya gebelik veya itiraf bulunduğunda (uygulanması gereken) bir haktır. Sonra biz Allah’ın Kitabı’ndan okuduklarımız arasında şunu da okurduk: ‘Babalarınızdan yüz çevirmeyiniz. Zira babalarınızdan yüz çevirmeniz sizin için bir küfürdür.’ —Veya: ‘Babalarınızdan yüz çevirmeniz sizin için bir küfürdür.’— Dikkat edin! Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Meryem oğlu İsa’nın övüldüğü gibi beni aşırı övmeyin. Sadece Allah’ın kulu ve Resulü, deyin.’ Sonra bana ulaştı ki, sizden biri şöyle diyormuş: ‘Vallahi Ömer ölürse falan kişiye biat ederim.’ Hiçbir kişi: ‘Ebu Bekir’in biati bir oldu bitti (fleten) idi, sonra tamamlandı gitti’ diyerek aldanmasın. Dikkat edin! O (hakikaten) öyleydi, lakin Allah onun şerrini (önleyip) korudu. Aranızda, (deve) boyunlarının kendisine doğru kesildiği (hızla koşulduğu/saygı duyulduğu) Ebu Bekir gibi bir kimse yoktur. Kim Müslümanların meşvereti (danışması) olmadan bir adama biat ederse; ne o, ne de kendisine biat edilen kişi takip edilmemelidir (biatları geçerli değildir); (zira) ikisinin de öldürülme tehlikesi vardır. Haberimiz şöyledir ki: Allah Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’i vefat ettirdiğinde Ensar bize muhalefet etti ve hepsi Beni Sâide Sakifesi’nde toplandılar. Ali, Zübeyr ve beraberindekiler de bize muhalefet ettiler (bizden ayrı geri durdular). Muhacirler ise Ebu Bekir’in yanında toplandılar. Ebu Bekir’e dedim ki: ‘Ey Ebu Bekir! Ensar’dan olan şu kardeşlerimize gidelim.’ Onlara (gitmek üzere) yola çıktık. Onlara yaklaştığımızda onlardan iki salih adam bizi karşıladı. Topluluğun üzerinde anlaştığı şeyi (bize) zikrettiler ve: ‘Ey Muhacirler topluluğu! Nereye gitmek istiyorsunuz?’ dediler. Dedik ki: ‘Ensar’dan olan şu kardeşlerimize gitmek istiyoruz.’ Dediler ki: ‘Onlara yaklaşmamanızda (sizin için) bir beis yoktur (başka bir rivayete göre: onlara yaklaşmayın). İşinizi (kendi aranızda) halledin.’ Dedim ki: ‘Vallahi onlara muhakkak gideceğiz.’ Gittik ve Beni Sâide Sakifesi’nde yanlarına vardık. Bir de baktık ki aralarında örtüye bürünmüş bir adam var. ‘Bu kimdir?’ dedim. ‘Bu Sa'd b. Ubâde’dir’ dediler. ‘Nesi var?’ dedim. ‘Rahatsızlığı var (hummalı)’ dediler. Biraz oturduğumuzda hatipleri teşehhüd getirdi, Allah’a layık olduğu veçhile sena etti, sonra dedi ki: ‘Amma ba'd; biz Allah’ın Ensar’ı (yardımcıları) ve İslam’ın bölüğüyüz. Siz ey Muhacirler topluluğu ise (küçük) bir grupsunuz. Kavminizden bir grup ağır ağır/yavaşça (buraya) geldi. Bir de baktık ki onlar bizi kökümüzden koparmak ve işten (yönetimden) dışlamak (kucaklayıp atmak) istiyorlar.’ O susunca konuşmak istedim. Ebu Bekir’in huzurunda sunmak üzere hoşuma giden bir konuşma hazırlamıştım. (Onunla) Ebu Bekir’den (gelebilecek) bazı sertlikleri idare etmek (savmak) istiyordum. Konuşmak istediğimde Ebu Bekir: ‘Acele etme’ dedi. Onu kızdırmaktan hoşlanmadım. Ebu Bekir konuştu. O benden daha halim ve daha vakurdu. Vallahi, hazırladığım konuşmamda hoşuma giden hiçbir kelimeyi bırakmadı; irticalen (o anda) onun aynısını veya ondan daha faziletlisini (daha güzelini) söyledi. Nihayet sustuğunda (şöyle dedi): ‘Kendiniz hakkında zikrettiğiniz her hayra siz ehilsiniz. Fakat bu emir (halifelik) ancak Kureyş’in şu kabilesi (boyu) için tanınır (bilinir). Onlar nesep ve yurt bakımından Arapların en ortası (en şereflisi)dir. Ben sizin için şu iki adamdan birine razı oldum; hangisini dilerseniz ona biat edin.’ (Bunu derken) benim elimi ve aramızda oturan Ebu Ubeyde b. el-Cerrah’ın elini tuttu. Söyledikleri arasında bundan başka hoşlanmadığım bir şey olmadı. Vallahi, öne geçirilip boynumun vurulması —bu fiilin beni bir günaha yaklaştırmaması şartıyla— (içinde Ebu Bekir’in bulunduğu) bir topluluğa emir olmamdan bana daha sevimlidir. —Allah’ım, ancak ölüm anında nefsimin bana, şu an bulmadığım (hissetmediğim) bir şeyi süslemesi (farklı bir arzu vermesi) müstesna.— (Sonra) Ensar’dan bir sözcü (Habbab b. Münzir) dedi ki: ‘Ben onların (Arapların) kaşınan (hastalıklarını iyileştiren) bir ağacı ve (meyvelerinin dökülmemesi için) desteklenmiş bir hurma ağacıyım (yani: görüşüne ve tedbirine başvurulacak adamım). Bizden bir emir, sizden de bir emir olsun ey Kureyş topluluğu!’ (Bunun üzerine) gürültü çoğaldı, sesler yükseldi. Hatta (aramızda) ihtilaf (çıkmasından) korktum. Dedim ki: ‘Elini uzat ey Ebu Bekir!’ Elini uzattı ve ona biat ettim. Muhacirler ona biat etti. Sonra Ensar ona biat etti. (Hücum edip) Sa'd b. Ubâde’nin üzerine çullandık. Onlardan biri dedi ki: ‘Sa'd b. Ubâde’yi öldürdünüz.’ Dedim ki: ‘Allah Sa'd b. Ubâde’yi öldürdü.’ Ömer dedi ki: “Vallahi biz hazır olduğumuz (karşılaştığımız) işler içinde, Ebu Bekir’in biatinden daha güçlü (ve öncelikli) bir iş bulmadık. (Çünkü) eğer bir biat (gerçekleşmeden) o topluluktan ayrılırsak, bizden sonra kendilerinden bir adama biat etmelerinden korktuk. (O takdirde) ya razı olmadığımız bir konuda onlara biat edecektik ya da onlara muhalefet edecektik ki bu da fesat (bozgunculuk) olurdu. Kim Müslümanların meşvereti olmadan bir adama biat ederse; ne o, ne de kendisine biat edilen kişi takip edilmemelidir (biatları geçerli değildir); (zira) ikisinin de öldürülme tehlikesi vardır.”
6831. Hadis
حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُ فِيمَنْ زَنَى وَلَمْ يُحْصَنْ جَلْدَ مِائَةٍ وَتَغْرِيبَ عَامٍ. قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي عُرْوَةَ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، غَرَّبَ، ثُمَّ لَمْ تَزَلْ تِلْكَ السُّنَّةَ.
Malik b. İsmail bize tahdis etti, Abdülaziz bize tahdis etti, İbn Şihâb [ez-Zührî] bize haber verdi; Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe’den; Zeyd b. Halid el-Cühenî’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i; zina eden ve muhsan (evli) olmayan kimse hakkında yüz değnek ve bir yıl sürgün emrederken işittim. İbn Şihâb dedi ki: Ve Urve b. Zübeyr bana haber verdi ki; Ömer b. Hattab sürgün cezası uyguladı, sonra bu sünnet (olarak devam etti).
6833. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى فِيمَنْ زَنَى وَلَمْ يُحْصَنْ بِنَفْىِ عَامٍ بِإِقَامَةِ الْحَدِّ عَلَيْهِ.
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Said b. el-Müseyyeb’den; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, zina eden ve muhsan (evli) olmayan kimse hakkında bir yıl sürgün ve hadd cezasının uygulanmasına hükmetti.
6834. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَعَنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمُخَنَّثِينَ مِنَ الرِّجَالِ، وَالْمُتَرَجِّلاَتِ مِنَ النِّسَاءِ، وَقَالَ " أَخْرِجُوهُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ ". وَأَخْرَجَ فُلاَنًا، وَأَخْرَجَ عُمَرُ فُلاَنًا.
Müslim b. İbrahim bize tahdis etti, Hişam bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; İkrime’den; İbn Abbas radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem erkeklerden kadınlaşanlara (muhanneslere) ve kadınlardan erkekleşenlere lanet etti ve: “Onları evlerinizden çıkarın” buyurdu. Ve falanı çıkardı. Ömer de falanı çıkardı.
6835. Hadis
حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَعْرَابِ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ جَالِسٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اقْضِ بِكِتَابِ اللَّهِ. فَقَامَ خَصْمُهُ فَقَالَ صَدَقَ اقْضِ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِكِتَابِ اللَّهِ، إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا فَزَنَى بِامْرَأَتِهِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي الرَّجْمَ، فَافْتَدَيْتُ بِمِائَةٍ مِنَ الْغَنَمِ وَوَلِيدَةٍ، ثُمَّ سَأَلْتُ أَهْلَ الْعِلْمِ، فَزَعَمُوا أَنَّ مَا عَلَى ابْنِي جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ. فَقَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ، أَمَّا الْغَنَمُ وَالْوَلِيدَةُ فَرَدٌّ عَلَيْكَ، وَعَلَى ابْنِكَ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ، وَأَمَّا أَنْتَ يَا أُنَيْسُ فَاغْدُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا فَارْجُمْهَا ". فَغَدَا أُنَيْسٌ فَرَجَمَهَا.
Asım b. Ali bize tahdis etti, İbn Ebi Zib bize tahdis etti; Zührî’den; Ubeydullah’tan; Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid’den [naklederek]. Bedevilerden bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem otururken (O’na) geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Allah’ın Kitabı ile hükmet” dedi. Hasmı kalktı ve: “Doğru söyledi. Ey Allah’ın Resulü! Onun lehine Allah’ın Kitabı ile hükmet. Benim oğlum bunun yanında ücretli işçi idi ve karısıyla zina etti. Bana oğluma recm gerektiğini haber verdiler. Ben de yüz koyun ve bir cariye fidye verdim. Sonra ilim ehline sordum. Onlar, oğluma yüz değnek ve bir yıl sürgün gerektiğini söylediler” dedi. (Efendimiz): “Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin olsun ki, ikinizin arasında Allah’ın Kitabı ile hükmedeceğim: Koyunlar ve cariye sana iadedir. Oğluna yüz değnek ve bir yıl sürgün vardır. Ey Üneys! Sen de bu adamın karısına git ve onu recmet” buyurdu. Üneys gitti ve onu recmetti.
6837. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، رضى الله عنهما أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنِ الأَمَةِ إِذَا زَنَتْ وَلَمْ تُحْصَنْ قَالَ " إِذَا زَنَتْ فَاجْلِدُوهَا، ثُمَّ إِنْ زَنَتْ فَاجْلِدُوهَا، ثُمَّ إِنْ زَنَتْ فَاجْلِدُوهَا، ثُمَّ بِيعُوهَا وَلَوْ بِضَفِيرٍ ". قَالَ ابْنُ شِهَابٍ لاَ أَدْرِي بَعْدَ الثَّالِثَةِ أَوِ الرَّابِعَةِ.
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Ubeydullah b. Abdullah’tan; Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e zina edip de muhsan (evli) olmayan cariye hakkında soruldu. (Efendimiz): “Zina ettiği zaman ona celde vurun. Sonra (yine) zina ederse celde vurun. Sonra (yine) zina ederse celde vurun. Sonra (yine zina ederse) —bir kıl ip karşılığında bile olsa— onu satın” buyurdu. İbn Şihâb dedi ki: Üçüncüden sonra mı yoksa dördüncüden sonra mı (satın dedi), bilmiyorum.
6839. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِذَا زَنَتِ الأَمَةُ فَتَبَيَّنَ زِنَاهَا فَلْيَجْلِدْهَا وَلاَ يُثَرِّبْ، ثُمَّ إِنْ زَنَتْ فَلْيَجْلِدْهَا وَلاَ يُثَرِّبْ، ثُمَّ إِنْ زَنَتِ الثَّالِثَةَ فَلْيَبِعْهَا وَلَوْ بِحَبْلٍ مِنْ شَعَرٍ ". تَابَعَهُ إِسْمَاعِيلُ بْنُ أُمَيَّةَ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Said el-Makburi’den; babasından; Ebu Hureyre’den [naklederek]. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işitmiştir: “Cariye zina edip de zinası ortaya çıkınca (efendisi) ona celde vursun ve onu (kınayıp) başına kakmasın. Sonra (yine) zina ederse, celde vursun ve başa kakmasın. Sonra üçüncü kez zina ederse, kıldan bir ip karşılığında bile olsa onu satsın.” Bunu İsmail b. Ümeyye; Said’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek) rivayet etmiştir.
6840. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الشَّيْبَانِيُّ، سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى عَنِ الرَّجْمِ، فَقَالَ رَجَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم. فَقُلْتُ أَقَبْلَ النُّورِ أَمْ بَعْدَهُ قَالَ لاَ أَدْرِي. تَابَعَهُ عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ وَخَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ وَالْمُحَارِبِيُّ وَعَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ. وَقَالَ بَعْضُهُمُ الْمَائِدَةُ. وَالأَوَّلُ أَصَحُّ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Abdülvahid bize tahdis etti, Şeybânî bize tahdis etti. Dedi ki: Abdullah b. Ebi Evfâ’ya recm hakkında sordum. Dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem recmetti.” Dedim ki: “Nur Suresi’nden önce mi sonra mı?” “Bilmiyorum” dedi. Bunu Ali b. Müshir, Halid b. Abdullah, Muhâribî ve Ubeyde b. Humeyd; Şeybânî’den (naklederek) rivayet etmiştir. Bazıları “Maide Suresi” demiştir. Birincisi (Nur Suresi) daha sahihtir.
6841. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ قَالَ إِنَّ الْيَهُودَ جَاءُوا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرُوا لَهُ أَنَّ رَجُلاً مِنْهُمْ وَامْرَأَةً زَنَيَا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا تَجِدُونَ فِي التَّوْرَاةِ فِي شَأْنِ الرَّجْمِ ". فَقَالُوا نَفْضَحُهُمْ وَيُجْلَدُونَ. قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ كَذَبْتُمْ إِنَّ فِيهَا الرَّجْمَ. فَأَتَوْا بِالتَّوْرَاةِ فَنَشَرُوهَا، فَوَضَعَ أَحَدُهُمْ يَدَهُ عَلَى آيَةِ الرَّجْمِ فَقَرَأَ مَا قَبْلَهَا وَمَا بَعْدَهَا. فَقَالَ لَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ ارْفَعْ يَدَكَ. فَرَفَعَ يَدَهُ فَإِذَا فِيهَا آيَةُ الرَّجْمِ. قَالُوا صَدَقَ يَا مُحَمَّدُ فِيهَا آيَةُ الرَّجْمِ. فَأَمَرَ بِهِمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُجِمَا، فَرَأَيْتُ الرَّجُلَ يَحْنِي عَلَى الْمَرْأَةِ يَقِيهَا الْحِجَارَةَ.
İsmail b. Abdullah bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Nafi’den; Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Yahudiler Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler ve O’na, kendilerinden bir adam ve bir kadının zina ettiklerini (zikredip) anlattılar. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: “Recm konusunda Tevrat’ta ne buluyorsunuz?” buyurdu. “Onları teşhir ederiz ve onlara celde vurulur” dediler. Abdullah b. Selam: “Yalan söylediniz! Şüphesiz onda (Tevrat’ta) recm vardır” dedi. Tevrat’ı getirdiler ve açtılar. Onlardan biri elini Recm Ayetinin üzerine koydu ve ondan öncesini ve ondan sonrasını okudu. Abdullah b. Selam ona: “Elini kaldır!” dedi. Elini kaldırdı, bir de baktılar ki orada Recm Ayeti var. “Doğru söyledi ey Muhammed! Onda Recm Ayeti vardır” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem o ikisi hakkında emretti ve recmedildiler. Adamın, (gelen) taşlardan korumak için kadının üzerine kapandığını gördüm.
6842. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَجُلَيْنِ اخْتَصَمَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَحَدُهُمَا اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ. وَقَالَ الآخَرُ وَهْوَ أَفْقَهُهُمَا أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَاقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ، وَأْذَنْ لِي أَنْ أَتَكَلَّمَ. قَالَ " تَكَلَّمْ ". قَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا ـ قَالَ مَالِكٌ وَالْعَسِيفُ الأَجِيرُ ـ فَزَنَى بِامْرَأَتِهِ، فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي الرَّجْمَ، فَافْتَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةِ شَاةٍ وَبِجَارِيَةٍ لِي، ثُمَّ إِنِّي سَأَلْتُ أَهْلَ الْعِلْمِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ مَا عَلَى ابْنِي جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ، وَإِنَّمَا الرَّجْمُ عَلَى امْرَأَتِهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَا وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ، أَمَّا غَنَمُكَ وَجَارِيَتُكَ فَرَدٌّ عَلَيْكَ ". وَجَلَدَ ابْنَهُ مِائَةً وَغَرَّبَهُ عَامًا، وَأَمَرَ أُنَيْسًا الأَسْلَمِيَّ أَنْ يَأْتِيَ امْرَأَةَ الآخَرِ، فَإِنِ اعْتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا، فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا.
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mesud’dan; Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid’den [naklederek]. O ikisi ona haber vermişlerdir ki; iki adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda davalaştılar. Onlardan biri: “Aramızda Allah’ın Kitabı ile hükmet” dedi. Diğeri —ki o daha fakih idi (anlayışlı idi)—: “Evet ey Allah’ın Resulü! Aramızda Allah’ın Kitabı ile hükmet ve (önce) bana konuşmam için izin ver” dedi. (Efendimiz): “Konuş” buyurdu. Dedi ki: “Benim oğlum bunun yanında asif (ücretli işçi) idi. —Malik dedi ki: Asif; ecir (işçi) demektir.— Onun karısıyla zina etti. Bana oğluma recm gerektiğini haber verdiler. Ben de (buna karşılık) yüz koyun ve bir cariyemi fidye verdim. Sonra ilim ehline sordum. Bana; oğluma yüz değnek ve bir yıl sürgün, bunun karısına ise recm gerektiğini haber verdiler.” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin olsun ki, ikinizin arasında Allah’ın Kitabı ile hükmedeceğim: Koyunların ve cariyen sana iadedir” buyurdu. Ve oğluna yüz değnek vurdu ve bir yıl sürgün etti. Üneys el-Eslemî’ye de, diğer adamın karısına gitmesini, eğer itiraf ederse onu recmetmesini emretti (Üneys gitti), kadın itiraf etti ve onu recmetti.
6844. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَ أَبُو بَكْرِ ـ رضى الله عنه ـ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاضِعٌ رَأْسَهُ عَلَى فَخِذِي فَقَالَ حَبَسْتِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالنَّاسَ، وَلَيْسُوا عَلَى مَاءٍ. فَعَاتَبَنِي، وَجَعَلَ يَطْعُنُ بِيَدِهِ فِي خَاصِرَتِي، وَلاَ يَمْنَعُنِي مِنَ التَّحَرُّكِ إِلاَّ مَكَانُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَنْزَلَ اللَّهُ آيَةَ التَّيَمُّمِ.
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Abdurrahman b. Kasım’dan; babasından; Aişe’den [naklederek]. Dedi ki: Ebu Bekir radıyallahu anh geldi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem başını benim uyluğumun üzerine koymuştu. (Ebu Bekir): “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i ve insanları hapsettin (burada tuttun). Oysa (yanlarında) su yok” dedi. Beni azarladı ve eliyle böğrüme dürtmeye başladı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in (dizimdeki) konumu sebebiyle hareket etmekten beni alıkoyan (başka bir şey) yoktu (sadece O uyanmasın diye kıpırdamıyordum). Bunun üzerine Allah teyemmüm ayetini indirdi.
6845. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْقَاسِمِ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَقْبَلَ أَبُو بَكْرٍ فَلَكَزَنِي لَكْزَةً شَدِيدَةً وَقَالَ حَبَسْتِ النَّاسَ فِي قِلاَدَةٍ. فَبِي الْمَوْتُ لِمَكَانِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أَوْجَعَنِي. نَحْوَهُ. لَكَزَ وَوَكَزَ وَاحِدٌ
Yahya b. Süleyman bize tahdis etti, İbn Vehb bana tahdis etti, Amr bana haber verdi ki; Abdurrahman b. Kasım ona babasından; Aişe’den [naklederek] tahdis etmiştir. (Aişe) dedi ki: Ebu Bakr geldi ve bana şiddetli bir yumruk vurdu (lekze) ve: “(Bir) gerdanlık yüzünden insanları hapsettin” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in (dizimdeki) konumu sebebiyle sanki ölüyordum (hareket edemiyordum) ve canımı çok yakmıştı. —(Öncekinin) benzeri (bir hadistir). Lekeze ile Ve-ke-ze aynı manadadır.—
6846. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ وَرَّادٍ، كَاتِبِ الْمُغِيرَةِ عَنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ قَالَ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ لَوْ رَأَيْتُ رَجُلاً مَعَ امْرَأَتِي لَضَرَبْتُهُ بِالسَّيْفِ غَيْرَ مُصْفَحٍ. فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَتَعْجَبُونَ مِنْ غَيْرَةِ سَعْدٍ، لأَنَا أَغْيَرُ مِنْهُ، وَاللَّهُ أَغْيَرُ مِنِّي ".
Musa bize tahdis etti, Ebu Avane bize tahdis etti, Abdülmelik bize tahdis etti; Verraad’dan (Muğire’nin katibi); Muğire’den [naklederek]. Dedi ki: Sa'd b. Ubâde şöyle dedi: “Eğer karımın yanında bir adam görseydim, kılıcın keskin tarafıyla mutlaka onu vururdum.” Bu (söz) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştı. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Sa'd’ın kıskançlığına (gayretine) şaşıyor musunuz? Ben ondan daha kıskancım. Allah da benden daha kıskançtır.”
6847. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَهُ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ امْرَأَتِي وَلَدَتْ غُلاَمًا أَسْوَدَ. فَقَالَ " هَلْ لَكَ مِنْ إِبِلٍ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " مَا أَلْوَانُهَا ". قَالَ حُمْرٌ. قَالَ " فِيهَا مِنْ أَوْرَقَ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " فَأَنَّى كَانَ ذَلِكَ ". قَالَ أُرَاهُ عِرْقٌ نَزَعَهُ. قَالَ " فَلَعَلَّ ابْنَكَ هَذَا نَزَعَهُ عِرْقٌ ".
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den; Said b. el-Müseyyeb’den; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir bedevi geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Karım siyah bir erkek çocuk doğurdu” dedi. (Efendimiz): “Senin develerin var mı?” buyurdu. “Evet” dedi. “Renkleri nedir?” buyurdu. “Kızıl” dedi. “İçlerinde boz (kül rengi) var mı?” buyurdu. “Evet” dedi. “Peki bu nereden oldu?” buyurdu. “Sanırım bir damar (soydan gelen bir özellik) onu çekip benzetmiştir” dedi. (Efendimiz): “Belki senin bu oğlunu da bir damar çekmiştir” buyurdu.
6848. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يُجْلَدُ فَوْقَ عَشْرِ جَلَدَاتٍ إِلاَّ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti, Yezid b. Ebi Habib bana tahdis etti; Bükeyr b. Abdullah’tan; Süleyman b. Yesar’dan; Abdurrahman b. Cabir b. Abdullah’tan; Ebu Bürde radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyordu: “Allah’ın haddlerinden bir hadd haricinde, on celdeden (kırbaç/değnekten) fazla vurulmaz.”
6849. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ جَابِرٍ، عَمَّنْ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ عُقُوبَةَ فَوْقَ عَشْرِ ضَرَبَاتٍ إِلاَّ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ ".
Amr b. Ali bize tahdis etti, Fudayl b. Süleyman bize tahdis etti, Müslim b. Ebi Meryem bize tahdis etti, Abdurrahman b. Cabir bana tahdis etti; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den işiten kimseden (Ebu Bürde'den). (Efendimiz) buyurdu ki: “Allah’ın haddlerinden bir hadd haricinde, on vuruştan (darbe/sopa) fazla ceza yoktur.”
6850. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، أَنَّ بُكَيْرًا، حَدَّثَهُ قَالَ بَيْنَمَا أَنَا جَالِسٌ، عِنْدَ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ إِذْ جَاءَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ جَابِرٍ فَحَدَّثَ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَيْنَا سُلَيْمَانُ بْنُ يَسَارٍ فَقَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ جَابِرٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا بُرْدَةَ الأَنْصَارِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تَجْلِدُوا فَوْقَ عَشْرَةِ أَسْوَاطٍ إِلاَّ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ ".
Yahya b. Süleyman bize tahdis etti, İbn Vehb bana tahdis etti, Amr bana haber verdi ki; Bükeyr ona tahdis etmiştir. Dedi ki: Ben Süleyman b. Yesar’ın yanında otururken Abdurrahman b. Cabir geldi ve Süleyman b. Yesar’a (bir hadis) tahdis etti. Sonra Süleyman b. Yesar bize döndü ve dedi ki: Abdurrahman b. Cabir bana tahdis etti ki; babası ona tahdis etmiş, o da Ebu Bürde el-Ensarî’den işitmiştir. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işittim: “Allah’ın haddlerinden bir hadd haricinde, on kırbaçtan fazla vurmayınız.”
6851. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْوِصَالِ فَقَالَ لَهُ رِجَالٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَإِنَّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُوَاصِلُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّكُمْ مِثْلِي إِنِّي أَبِيتُ يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِ ". فَلَمَّا أَبَوْا أَنْ يَنْتَهُوا عَنِ الْوِصَالِ وَاصَلَ بِهِمْ يَوْمًا ثُمَّ يَوْمًا ثُمَّ رَأَوُا الْهِلاَلَ فَقَالَ " لَوْ تَأَخَّرَ لَزِدْتُكُمْ ". كَالْمُنَكِّلِ بِهِمْ حِينَ أَبَوْا. تَابَعَهُ شُعَيْبٌ وَيَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ وَيُونُسُ عَنِ الزُّهْرِيِّ. وَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; İbn Şihâb [ez-Zührî]’den. Ebu Seleme bize tahdis etti ki; Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem visal orucundan nehyetti. Müslümanlardan bazı adamlar O’na: “Ama sen visal yapıyorsun ey Allah’ın Resulü!” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Hanginiz benim gibidir? Ben Rabbim beni yedirmiş ve içirmiş olarak gecelerim” buyurdu. Onlar visalden vazgeçmekten kaçınınca, (Efendimiz) onlarla birlikte bir gün, sonra bir gün daha visal yaptı. Sonra hilali gördüler. Bunun üzerine: “Eğer (hilal) gecikseydi, size (sayıyı) artıracaktım” buyurdu. (Vazgeçmekten) kaçındıkları zaman onları cezalandırır (tenkil) gibi (böyle yaptı). Bunu Şuayb, Yahya b. Said ve Yunus; Zührî’den (naklederek) rivayet etmişlerdir. Abdurrahman b. Halid; İbn Şihâb’dan; Said’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek) dedi.
6852. Hadis
حَدَّثَنِي عَيَّاشُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُمْ كَانُوا يُضْرَبُونَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اشْتَرَوْا طَعَامًا جِزَافًا أَنْ يَبِيعُوهُ فِي مَكَانِهِمْ حَتَّى يُئْوُوهُ إِلَى رِحَالِهِمْ.
Ayyaş b. Velid bana tahdis etti, Abdülâla bize tahdis etti, Ma'mer bize tahdis etti; Zührî’den; Salim’den; Abdullah b. Ömer’den [naklederek]. (Dedi ki): Onlar Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında, toptan (götürü usulü) yiyecek satın aldıklarında, onu (satın aldıkları) yerlerinde satmaları sebebiyle dövülürlerdi. (Bunu yapmayıp) ta bineklerine (evlerine/depolarına) taşıyıncaya kadar (satmaları gerekirdi).
6853. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا انْتَقَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِنَفْسِهِ فِي شَىْءٍ يُؤْتَى إِلَيْهِ حَتَّى تُنْتَهَكَ مِنْ حُرُمَاتِ اللَّهِ فَيَنْتَقِمَ لِلَّهِ.
Abdan bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, Yunus bize haber verdi; Zührî’den. Urve bana haber verdi; Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem —Allah’ın haramları çiğnenmedikçe— kendisine yapılan herhangi bir şeyden dolayı asla intikam almadı. Ancak Allah’ın haramları çiğnenirse Allah için intikam alırdı.
6854. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ الزُّهْرِيُّ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ شَهِدْتُ الْمُتَلاَعِنَيْنِ وَأَنَا ابْنُ خَمْسَ، عَشْرَةَ، فَرَّقَ بَيْنَهُمَا فَقَالَ زَوْجُهَا كَذَبْتُ عَلَيْهَا إِنْ أَمْسَكْتُهَا. قَالَ فَحَفِظْتُ ذَاكَ مِنَ الزُّهْرِيِّ " إِنْ جَاءَتْ بِهِ كَذَا وَكَذَا فَهْوَ، وَإِنْ جَاءَتْ بِهِ كَذَا وَكَذَا كَأَنَّهُ وَحَرَةٌ فَهُوَ ". وَسَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ يَقُولُ جَاءَتْ بِهِ لِلَّذِي يُكْرَهُ
Ali bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti. Zührî, Sehl b. Sa'd’dan (naklederek) dedi ki: “Ben on beş yaşımdayken lian yapan iki kişiye (karı-kocaya) şahit oldum. (Resulullah) ikisinin arasını ayırdı. Kocası: ‘Eğer onu (nikahımda) tutarsam ona yalan söylemiş olurum’ dedi.” (Süfyan) dedi ki: Zührî’den şunu ezberledim: “(Efendimiz buyurdu ki): ‘Eğer kadın çocuğu şöyle şöyle (özelliklerde) getirirse o (kocasına aittir). Eğer kadın onu şöyle şöyle —sanki bir keler (vahra) gibi (kısa, kırmızı)— getirirse o (iftira atılan adama aittir).’” Zührî’yi şöyle derken işittim: “Kadın çocuğu o kerih görülen (kendisine zina isnat edilen) adama benzer şekilde doğurdu.”
6855. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ ذَكَرَ ابْنُ عَبَّاسٍ الْمُتَلاَعِنَيْنِ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ شَدَّادٍ هِيَ الَّتِي قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ كُنْتُ رَاجِمًا امْرَأَةً عَنْ غَيْرِ بَيِّنَةٍ ". قَالَ لاَ، تِلْكَ امْرَأَةٌ أَعْلَنَتْ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, Ebu'z-Zinad bize tahdis etti; Kasım b. Muhammed’den. Dedi ki: İbn Abbas lian yapanları (mütelâineyn) zikretti. Abdullah b. Şeddad: “Bu kadın, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hakkında: ‘Eğer bir kadını beyyine (şahit) olmadan recmedecek olsaydım (onu recmederdim)’ dediği kadın mıdır?” dedi. (İbn Abbas): “Hayır, o (senin dediğin) kötülüğünü (fuhşiyatını) açığa vuran bir kadındı” dedi.
6856. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمَ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ذُكِرَ التَّلاَعُنُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عَاصِمُ بْنُ عَدِيٍّ فِي ذَلِكَ قَوْلاً، ثُمَّ انْصَرَفَ وَأَتَاهُ رَجُلٌ مِنْ قَوْمِهِ يَشْكُو أَنَّهُ وَجَدَ مَعَ أَهْلِهِ فَقَالَ عَاصِمٌ مَا ابْتُلِيتُ بِهَذَا إِلاَّ لِقَوْلِي فَذَهَبَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ بِالَّذِي وَجَدَ عَلَيْهِ امْرَأَتَهُ، وَكَانَ ذَلِكَ الرَّجُلُ مُصْفَرًّا، قَلِيلَ اللَّحْمِ، سَبِطَ الشَّعَرِ، وَكَانَ الَّذِي ادَّعَى عَلَيْهِ أَنَّهُ وَجَدَهُ عِنْدَ أَهْلِهِ آدَمَ، خَدْلاً، كَثِيرَ اللَّحْمِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ بَيِّنْ ". فَوَضَعَتْ شَبِيهًا بِالرَّجُلِ الَّذِي ذَكَرَ زَوْجُهَا أَنَّهُ وَجَدَهُ عِنْدَهَا فَلاَعَنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَهُمَا فَقَالَ رَجُلٌ لاِبْنِ عَبَّاسٍ فِي الْمَجْلِسِ هِيَ الَّتِي قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ رَجَمْتُ أَحَدًا بِغَيْرِ بَيِّنَةٍ رَجَمْتُ هَذِهِ ". فَقَالَ لاَ، تِلْكَ امْرَأَةٌ كَانَتْ تُظْهِرُ فِي الإِسْلاَمِ السُّوءَ.
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti, Yahya b. Said bize tahdis etti; Abdurrahman b. Kasım’dan; Kasım b. Muhammed’den; İbn Abbas radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında mülâane (karşılıklı lanetleşme) zikredildi. Asım b. Adiyy bu konuda bir söz söyledi. Sonra (Asım) döndü (gitti) ve kavminden bir adam ona gelerek karısının yanında (bir adam) bulduğundan yakındı. Asım: “Ben ancak söylediğim sözden dolayı bununla imtihan edildim” dedi ve onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdü. (Adam) karısını üzerinde bulduğu şeyi (durumu) O’na haber verdi. Bu (koca olan) adam; sarı benizli, az etli (zayıf), düz saçlı idi. Karısının yanında bulduğunu iddia ettiği adam ise; esmer (âdem), baldırları dolgun (hadl), eti çok (iri yarı) idi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Allah’ım (gerçeği) ortaya çıkar!” buyurdu. Kadın, kocasının onun yanında bulduğunu söylediği adama benzer (bir çocuk) doğurdu. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem o ikisine lian yaptırdı. Mecliste bir adam İbn Abbas’a: “Bu kadın, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in hakkında: ‘Eğer birini beyyine (şahit) olmadan recmedecek olsaydım bunu recmederdim’ buyurduğu kadın mıdır?” dedi. (İbn Abbas): “Hayır, o (senin dediğin) İslam’da kötülüğü(nü) açıktan yapan bir kadındı” dedi.
6857. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ ". قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا هُنَّ قَالَ " الشِّرْكُ بِاللَّهِ، وَالسِّحْرُ، وَقَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ، وَأَكْلُ الرِّبَا، وَأَكْلُ مَالِ الْيَتِيمِ، وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ، وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ الْغَافِلاَتِ ".
Abdülaziz b. Abdullah bize tahdis etti, Süleyman bize tahdis etti; Sevr b. Zeyd’den; Ebu'l-Gays’tan; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Yedi helak ediciden kaçının!” Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Onlar nelerdir?” Buyurdu ki: “Allah’a şirk koşmak, sihir (büyü) yapmak, haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın haram kıldığı bir canı öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş günü (cepheden) kaçmak ve muhsan, mümin, (kötülükten) habersiz kadınlara zina iftirasında bulunmak (kazf).”
6858. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ غَزْوَانَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نُعْمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الْقَاسِمِ، صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ قَذَفَ مَمْلُوكَهُ وَهْوَ بَرِيءٌ مِمَّا قَالَ، جُلِدَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، إِلاَّ أَنْ يَكُونَ كَمَا قَالَ ".
Müsedded bize tahdis etti, Yahya b. Said bize tahdis etti; Fudayl b. Gazvan’dan; İbn Ebi Nu'm’dan; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Ebu'l-Kasım sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işittim: “Kim kölesine (memluküne) iftira atar da o (köle) onun dediği şeyden berî (masum) olursa, kıyamet gününde ona (sahibine) celde vurulur. Ancak (köle) onun dediği gibi ise (o müstesna).”
6859. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالاَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَنْشُدُكَ اللَّهَ إِلاَّ قَضَيْتَ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ. فَقَامَ خَصْمُهُ وَكَانَ أَفْقَهَ مِنْهُ فَقَالَ صَدَقَ، اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ، وَأْذَنْ لِي يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " قُلْ ". فَقَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا فِي أَهْلِ، هَذَا فَزَنَى بِامْرَأَتِهِ، فَافْتَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةِ شَاةٍ وَخَادِمٍ وَإِنِّي سَأَلْتُ رِجَالاً مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي جَلْدَ مِائَةٍ وَتَغْرِيبَ عَامٍ، وَأَنَّ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا الرَّجْمَ. فَقَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ، الْمِائَةُ وَالْخَادِمُ رَدٌّ عَلَيْكَ، وَعَلَى ابْنِكَ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ، وَيَا أُنَيْسُ اغْدُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا فَسَلْهَا، فَإِنِ اعْتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا ". فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا.
Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, İbn Uyeyne bize tahdis etti; Zührî’den; Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe’den; Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid el-Cühenî’den [naklederek]. Dediler ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve: “Allah adına senden istiyorum, aramızda sadece Allah’ın Kitabı ile hüküm ver!” dedi. Hasmı kalktı —ki o bundan daha fakih idi— ve: “Doğru söyledi. Aramızda Allah’ın Kitabı ile hükmet ve bana izin ver ey Allah’ın Resulü!” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Söyle” buyurdu. Dedi ki: “Benim oğlum bunun ailesi yanında (evinde) ücretli işçi idi. Onun karısıyla zina etti. Ben de buna yüz koyun ve bir hizmetçi fidye verdim. İlim ehlinden bazı kişilere sordum. Bana; oğluma yüz değnek ve bir yıl sürgün, bunun karısına ise recm gerektiğini haber verdiler.” (Efendimiz): “Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin olsun ki, ikinizin arasında Allah’ın Kitabı ile hükmedeceğim: Yüz (koyun) ve hizmetçi sana iadedir. Oğluna yüz değnek ve bir yıl sürgün vardır. Ey Üneys! Sen de bu adamın karısına git ve ona sor (sorgula). Eğer itiraf ederse onu recmet” buyurdu. (Kadın) itiraf etti ve onu recmetti.