3251. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عَوْفٍ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْمَدِينَةَ انْجَفَلَ النَّاسُ قِبَلَهُ وَقِيلَ قَدْ قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَدْ قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ قَدْ قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ . ثَلاَثًا فَجِئْتُ فِي النَّاسِ لأَنْظُرَ فَلَمَّا تَبَيَّنْتُ وَجْهَهُ عَرَفْتُ أَنَّ وَجْهَهُ لَيْسَ بِوَجْهِ كَذَّابٍ فَكَانَ أَوَّلَ شَىْءٍ سَمِعْتُهُ تَكَلَّمَ بِهِ أَنْ قَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَفْشُوا السَّلاَمَ وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ وَصِلُوا الأَرْحَامَ وَصَلُّوا بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ بِسَلاَمٍ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Üsâme, Avf'tan, (o) Zürâre b. Evfâ'dan, (o da) Abdullah b. Selâm'dan haber verdi. (Abdullah b. Selâm) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'ye geldiği zaman, insanlar ona doğru akın ettiler. "Resulullah geldi! Resulullah geldi! Resulullah geldi!" denildi. Ben de bakmak için insanların arasına katıldım. Yüzünü açıkça gördüğüm zaman, yüzünün bir yalancı yüzü olmadığını anladım. Ondan işittiğim ilk sözü şu oldu: "Ey İnsanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, akrabalık bağlarını gözetin ve insanlar uyurken gece namaz kılın; (böylece) selametle Cennete girersiniz."
3252. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ مُوسَى حُدِّثْنَا عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ يَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " أَفْشُوا السَّلاَمَ وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ وَكُونُوا إِخْوَانًا كَمَا أَمَرَكُمُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ el-Ezdî anlattı. Bize Haccâc b. Muhammed, İbn Cüreyc'den anlattı. (O) Süleyman b. Mûsâ'nın şöyle dediğini söyledi: Bize Nâfi'den, (o da) Abdullah b. Ömer'den rivayet edildiğine göre şöyle diyordu: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Selamı yayın, yemek yedirin ve Allah Azze ve Celle'nin size emrettiği gibi kardeşler olun."
3253. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، . أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الإِسْلاَمِ خَيْرٌ قَالَ " تُطْعِمُ الطَّعَامَ وَتَقْرَأُ السَّلاَمَ عَلَى مَنْ عَرَفْتَ وَمَنْ لَمْ تَعْرِفْ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa'd, Yezîd b. Ebî Habîb'den, (o) Ebü'l-Hayr'dan, (o da) Abdullah b. Amr'dan haber verdi. Bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu ve: "Ey Allah'ın Resulü! Hangi İslam (amelce) daha hayırlıdır?" dedi. (Resulullah) Şöyle buyurdu: "Yemek yedirmen ve tanıdığın, tanımadığın herkese selam vermendir."
3254. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زِيَادٍ الأَسَدِيُّ، أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَنْبَأَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " طَعَامُ الْوَاحِدِ يَكْفِي الاِثْنَيْنِ وَطَعَامُ الاِثْنَيْنِ يَكْفِي الأَرْبَعَةَ وَطَعَامُ الأَرْبَعَةِ يَكْفِي الثَّمَانِيَةَ " .
Bize Muhammed b. Abdillah er-Rakkî anlattı. Bize Yahyâ b. Ziyâd el-Esedî anlattı. Bize İbn Cüreyc, Ebü'z-Zübeyr'den, (o da) Câbir b. Abdillah'tan haber verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir kişinin yemeği iki kişiye yeter. İki kişinin yemeği dört kişiye yeter. Dört kişinin yemeği de sekiz kişiye yeter."
3255. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، قَهْرَمَانُ آلِ الزُّبَيْرِ قَالَ سَمِعْتُ سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ طَعَامَ الْوَاحِدِ يَكْفِي الاِثْنَيْنِ وَإِنَّ طَعَامَ الاِثْنَيْنِ يَكْفِي الثَّلاَثَةَ وَالأَرْبَعَةَ وَإِنَّ طَعَامَ الأَرْبَعَةِ يَكْفِي الْخَمْسَةَ وَالسِّتَّةَ " .
Bize Hasan b. Ali el-Hallâl anlattı. Bize Hasan b. Mûsâ anlattı. Bize Saîd b. Zeyd anlattı. Bize Zübeyr ailesinin kâhyası Amr b. Dînâr anlattı. (O) Sâlim b. Abdullah b. Ömer'den, (o) babasından, (o da) dedesi Ömer b. el-Hattâb'dan, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittiğini nakletti: "Bir kişinin yemeği iki kişiye yeter. İki kişinin yemeği üç ve dört kişiye yeter. Dört kişinin yemeği de beş ve altı kişiye yeter."
3256. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْمُؤْمِنُ يَأْكُلُ فِي مِعًى وَاحِدٍ وَالْكَافِرُ يَأْكُلُ فِي سَبْعَةِ أَمْعَاءٍ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Affân anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. (Her ikisi de) Dediler ki: Bize Şu'be, Adiy b. Sâbit'ten, (o) Ebû Hâzim'den, (o da) Ebû Hüreyre'den rivayet etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mümin bir bağırsakla yer, kâfir ise yedi bağırsakla yer."
3257. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الْكَافِرُ يَأْكُلُ فِي سَبْعَةِ أَمْعَاءٍ وَالْمُؤْمِنُ يَأْكُلُ فِي مِعًى وَاحِدٍ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Abdullah b. Nümeyr, Ubeydullah'tan, (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kâfir yedi bağırsakla yer, mümin ise bir bağırsakla yer."
3258. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ جَدِّهِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْمُؤْمِنُ يَأْكُلُ فِي مِعًى وَاحِدٍ وَالْكَافِرُ يَأْكُلُ فِي سَبْعَةِ أَمْعَاءٍ " .
Bize Ebû Kurayb anlattı. Bize Ebû Üsâme, Büreyd b. Abdillah'tan, (o) dedesi Ebû Bürde'den, (o da) Ebû Mûsâ'dan rivayet etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mümin bir bağırsakla yer, kâfir ise yedi bağırsakla yer."
3259. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مَا عَابَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ طَعَامًا قَطُّ إِنْ رَضِيَهُ أَكَلَهُ وَإِلاَّ تَرَكَهُ . حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي يَحْيَى، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِثْلَهُ . قَالَ أَبُو بَكْرٍ نُخَالِفُ فِيهِ يَقُولُونَ عَنْ أَبِي حَازِمٍ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Abdurrahman anlattı. Bize Süfyân, A'meş'ten, (o) Ebû Hâzim'den, (o da) Ebû Hüreyre'den rivayet etti. (Ebû Hüreyre) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hiçbir yemeği asla ayıplamazdı. Eğer hoşuna giderse yerdi, yoksa (yemez) terk ederdi. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Muâviye, A'meş'ten, (o) Ebû Yahyâ'dan, (o da) Ebû Hüreyre'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun benzerini rivayet etti. Ebû Bekr dedi ki: Biz bu konuda (ravide) ihtilaf ettik. Onlar "Ebû Hâzim'den" diyorlar.
3260. Hadis
حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ سُلَيْمٍ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُكْثِرَ اللَّهُ خَيْرَ بَيْتِهِ فَلْيَتَوَضَّأْ إِذَا حَضَرَ غَدَاؤُهُ وَإِذَا رُفِعَ " .
Bize Cübâre b. el-Muğallis anlattı. Bize Kesîr b. Süleym anlattı. (O), Enes b. Mâlik'i şöyle derken işitti: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'ın, evinin hayır (ve bereketini) çoğaltmasını severse, yemeği konulduğu zaman ve kaldırıldığı zaman abdest alsın (ellerini yıkasın)."
3261. Hadis
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُسَافِرٍ، حَدَّثَنَا صَاعِدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْجَزَرِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جُحَادَةَ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ الْمَكِّيُّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ خَرَجَ مِنَ الْغَائِطِ فَأُتِيَ بِطَعَامٍ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ آتِيكَ بِوَضُوءٍ قَالَ " أُرِيدُ الصَّلاَةَ " .
Bize Ca'fer b. Müsâfir anlattı. Bize Sâid b. Ubeyd el-Cezerî anlattı. Bize Züheyr b. Muâviye anlattı. Bize Muhammed b. Cühâde anlattı. Bize Amr b. Dînâr el-Mekkî anlattı. (O) Atâ b. Yesâr'dan, (o da) Ebû Hüreyre'den, (o da) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etti. (Ebû Hüreyre dedi ki:) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem tuvaletten çıktı, kendisine yemek getirildi. Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Sana abdest suyu getireyim mi?" dedi. (Resulullah): "(Neden?) Namaz mı kılacağım (ki abdest alayım?)" buyurdu.
3262. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ مِسْعَرٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الأَقْمَرِ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ آكُلُ مُتَّكِئًا " .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Mis'ar'dan, (o) Ali b. el-Akmer'den, (o da) Ebû Cuhayfe'den rivayet etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ben (bir yere) yaslanarak yemek yemem."
3263. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عِرْقٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُسْرٍ، قَالَ أَهْدَيْتُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ شَاةً فَجَثَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى رُكْبَتَيْهِ يَأْكُلُ فَقَالَ أَعْرَابِيٌّ مَا هَذِهِ الْجِلْسَةُ فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ جَعَلَنِي عَبْدًا كَرِيمًا وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّارًا عَنِيدًا " .
Bize Amr b. Osman b. Saîd b. Kesîr b. Dînâr el-Hımsî anlattı. Bize babam anlattı. Bize Muhammed b. Abdurrahman b. Irk haber verdi. Bize Abdullah b. Busr anlattı. (Abdullah b. Busr) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir koyun hediye ettim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yemek için dizleri üzerine çöktü. Bir bedevi: "Bu nasıl oturuş?" dedi. (Resulullah) Şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah beni kerem sahibi (mütevazı) bir kul kıldı; beni inatçı bir zorba kılmadı."
3264. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنِ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ بُدَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَأْكُلُ طَعَامًا فِي سِتَّةِ نَفَرٍ مِنْ أَصْحَابِهِ فَجَاءَ أَعْرَابِيٌّ فَأَكَلَهُ بِلُقْمَتَيْنِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَمَا أَنَّهُ لَوْ كَانَ قَالَ بِسْمِ اللَّهِ لَكَفَاكُمْ فَإِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ طَعَامًا فَلْيَقُلْ بِسْمِ اللَّهِ فَإِنْ نَسِيَ أَنْ يَقُولَ بِسْمِ اللَّهِ فِي أَوَّلِهِ فَلْيَقُلْ بِسْمِ اللَّهِ فِي أَوَّلِهِ وَآخِرِهِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. (O) Hişâm ed-Destevâî'den, (o) Büdeyl b. Meysere'den, (o) Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'den, (o da) Âişe'den rivayet etti. (Âişe) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ashabından altı kişiyle birlikte yemek yiyordu. Bir bedevi geldi ve yemeği iki lokmada (yiyip bitirdi). Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dikkat edin, eğer o 'Bismillah' deseydi, (yemek) size yeterdi. Sizden biri yemek yediği zaman 'Bismillah' desin. Eğer başında 'Bismillah' demeyi unutursa, 'Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî' (Başında ve sonunda Allah'ın adıyla) desin."
3265. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ قَالَ لِيَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنَا آكُلُ " سَمِّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Süfyân, Hişâm b. Urve'den, (o) babasından, (o da) Ömer b. Ebî Seleme'den rivayet etti. (Ömer b. Ebî Seleme) Dedi ki: Ben yemek yerken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana: "Allah Azze ve Celle'nin ismini an (Besmele çek)" buyurdu.
3266. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْهِقْلُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لِيَأْكُلْ أَحَدُكُمْ بِيَمِينِهِ وَلْيَشْرَبْ بِيَمِينِهِ وَلْيَأْخُذْ بِيَمِينِهِ وَلْيُعْطِ بِيَمِينِهِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْكُلُ بِشِمَالِهِ وَيَشْرَبُ بِشِمَالِهِ وَيُعْطِي بِشِمَالِهِ وَيَأْخُذُ بِشِمَالِهِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Hikl b. Ziyâd anlattı. Bize Hişâm b. Hassân, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) Ebû Seleme'den, (o da) Ebû Hüreyre'den rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz sağ eliyle yesin, sağ eliyle içsin, sağ eliyle alsın ve sağ eliyle versin. Çünkü şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer, sol eliyle verir ve sol eliyle alır."
3267. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ كَثِيرٍ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، سَمِعَهُ مِنْ، عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ قَالَ كُنْتُ غُلاَمًا فِي حِجْرِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَكَانَتْ يَدِي تَطِيشُ فِي الصَّحْفَةِ فَقَالَ لِي " يَا غُلاَمُ سَمِّ اللَّهَ وَكُلْ بِيَمِينِكَ وَكُلْ مِمَّا يَلِيكَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Velîd b. Kesîr'den, (o) Vehb b. Keysân'dan haber verdi. (Vehb) Bunu Ömer b. Ebî Seleme'den işitmiş. (Ömer b. Ebî Seleme) Dedi ki: Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in himayesinde bir çocuktum. Elim yemek tabağında dolaşırdı. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) Bana şöyle buyurdu: "Ey çocuk! Allah'ın ismini an (Besmele çek), sağ elinle ye ve önünden ye."
3268. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ تَأْكُلُوا بِالشِّمَالِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْكُلُ بِالشِّمَالِ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa'd, Ebü'z-Zübeyr'den, (o) Câbir'den, (o da) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den haber verdi. (Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem) Şöyle buyurdu: "Sol elle yemeyin. Çünkü şeytan sol elle yer."
3269. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ طَعَامًا فَلاَ يَمْسَحْ يَدَهُ حَتَّى يَلْعَقَهَا أَوْ يُلْعِقَهَا " . قَالَ سُفْيَانُ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ قَيْسٍ، يَسْأَلُ عَمْرَو بْنَ دِينَارٍ أَرَأَيْتَ حَدِيثَ عَطَاءٍ " لاَ يَمْسَحْ أَحَدُكُمْ يَدَهُ حَتَّى يَلْعَقَهَا أَوْ يُلْعِقَهَا " . عَمَّنْ هُوَ قَالَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ فَإِنَّهُ حُدِّثْنَاهُ عَنْ جَابِرٍ . قَالَ حَفِظْنَاهُ مِنْ عَطَاءٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَبْلَ أَنْ يَقْدَمَ جَابِرٌ عَلَيْنَا وَإِنَّمَا لَقِيَ عَطَاءٌ جَابِرًا فِي سَنَةٍ جَاوَرَ فِيهَا بِمَكَّةَ .
Bize Muhammed b. Ebî Ömer el-Adenî anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr b. Dînâr'dan, (o) Atâ'dan, (o da) İbn Abbâs'tan rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri yemek yediği zaman, onu (elini) yalamadıkça veya (başkasına) yalatmadıkça elini silmesin." Süfyân dedi ki: Ömer b. Kays'ı, Amr b. Dînâr'a şöyle sorarken işittim: "Atâ'nın 'Kişi elini yalamadıkça veya yalatmadıkça silmesin' şeklindeki hadisi hakkında ne dersin? O kimdendir?" (Amr) Dedi ki: "İbn Abbâs'tandır." (Ömer b. Kays): "Bize onun Câbir'den olduğu söylendi" dedi. (Amr) Dedi ki: "Biz onu, Câbir bize gelmeden önce Atâ'dan, (o da) İbn Abbâs'tan (diye) ezberledik. Atâ, Câbir ile ancak Mekke'de mücavir kaldığı bir sene görüşmüştü."
3270. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنْبَأَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ يَمْسَحْ أَحَدُكُمْ يَدَهُ حَتَّى يَلْعَقَهَا فَإِنَّهُ لاَ يَدْرِي فِي أَىِّ طَعَامِهِ الْبَرَكَةُ " .
Bize Mûsâ b. Abdurrahman anlattı. Bize Ebû Dâvûd el-Haferî haber verdi. (O) Süfyân'dan, (o) Ebü'z-Zübeyr'den, (o da) Câbir'den rivayet etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden hiç kimse (elini) yalamadıkça elini silmesin. Çünkü o, yemeğinin neresinde bereket olduğunu bilemez."
3271. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا أَبُو الْيَمَانِ الْبَرَّاءُ، قَالَ حَدَّثَتْنِي جَدَّتِي أَمُّ عَاصِمٍ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَيْنَا نُبَيْشَةُ مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَنَحْنُ نَأْكُلُ فِي قَصْعَةٍ فَقَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ أَكَلَ فِي قَصْعَةٍ فَلَحِسَهَا اسْتَغْفَرَتْ لَهُ الْقَصْعَةُ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Ebü'l-Yemân el-Berrâ haber verdi. Dedi ki: Bana ninem Ümmü Âsım anlattı. (Ümmü Âsım) Dedi ki: Biz bir çanaktan (kas'a) yemek yerken Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in azatlısı Nübeyşe yanımıza girdi ve şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Kim bir çanaktan yemek yer ve onu sıyırırsa (yalarsa), çanak onun için mağfiret diler."
3272. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ وَنَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ قَالاَ حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ رَاشِدٍ أَبُو الْيَمَانِ، حَدَّثَتْنِي جَدَّتِي، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ هُذَيْلٍ يُقَالُ لَهُ نُبَيْشَةُ الْخَيْرِ قَالَتْ دَخَلَ عَلَيْنَا نُبَيْشَةُ وَنَحْنُ نَأْكُلُ فِي قَصْعَةٍ لَنَا فَقَالَ حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ أَكَلَ فِي قَصْعَةٍ ثُمَّ لَحِسَهَا اسْتَغْفَرَتْ لَهُ الْقَصْعَةُ " .
Bize Ebû Bişr Bekr b. Halef ve Nasr b. Ali anlattı. Dediler ki: Bize Muallâ b. Râşid Ebü'l-Yemân anlattı. Bana ninem, Hüzeyl (kabilesin)den Nübeyşe el-Hayr denilen bir adamdan naklen anlattı. (Nine) Dedi ki: Biz kendimize ait bir çanaktan yemek yerken Nübeyşe yanımıza girdi ve şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize anlattı (ve) buyurdu ki: "Kim bir çanaktan yemek yer, sonra da onu sıyırırsa (yalarsa), çanak onun için mağfiret diler."
3273. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا وُضِعَتِ الْمَائِدَةُ فَلْيَأْكُلْ مِمَّا يَلِيهِ وَلاَ يَتَنَاوَلْ مِنْ بَيْنِ يَدَىْ جَلِيسِهِ " .
Bize Muhammed b. Halef el-Askalânî anlattı. Bize Ubeydullah anlattı. Bize Abdüla'lâ, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) Urve b. ez-Zübeyr'den, (o da) İbn Ömer'den rivayet etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sofraya (yemek) konulduğu zaman, kişi önünden yesin. Arkadaşının önünden almasın."
3274. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْفَضْلِ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي السَّوِيَّةِ، حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عِكْرَاشٍ، عَنْ أَبِيهِ، عِكْرَاشِ بْنِ ذُؤَيْبٍ قَالَ أُتِيَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِجَفْنَةٍ كَثِيرَةِ الثَّرِيدِ وَالْوَدَكِ فَأَقْبَلْنَا نَأْكُلُ مِنْهَا فَخَبَطْتُ يَدِي فِي نَوَاحِيهَا فَقَالَ " يَا عِكْرَاشُ كُلْ مِنْ مَوْضِعٍ وَاحِدٍ فَإِنَّهُ طَعَامٌ وَاحِدٌ " . ثُمَّ أُتِينَا بِطَبَقٍ فِيهِ أَلْوَانٌ مِنَ الرُّطَبِ فَجَالَتْ يَدُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الطَّبَقِ وَقَالَ " يَا عِكْرَاشُ كُلْ مِنْ حَيْثُ شِئْتَ فَإِنَّهُ غَيْرُ لَوْنٍ وَاحِدٍ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Alâ b. el-Fadl b. Abdilmelik b. Ebî's-Seviyye anlattı. Bana Ubeydullah b. İkrâş, babası İkrâş b. Züeyb'den naklen anlattı. (İkrâş) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e içinde bol tirit ve et (yağ) bulunan büyük bir çanak (cefne) getirildi. Biz ondan yemeye koyulduk. Ben elimi tabağın her tarafında dolaştırdım. Bunun üzerine (Resulullah): "Ey İkrâş! Bir yerden ye. Çünkü o tek bir yemektir (çeşittir)" buyurdu. Sonra bize içinde çeşitli yaş hurmaların bulunduğu bir tabak getirildi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in eli tabakta dolaştı ve: "Ey İkrâş! Dilediğin yerden ye. Çünkü o tek bir çeşit değildir" buyurdu.
3275. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عِرْقٍ الْيَحْصُبِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُسْرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أُتِيَ بِقَصْعَةٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " كُلُوا مِنْ جَوَانِبِهَا وَدَعُوا ذُرْوَتَهَا يُبَارَكْ فِيهَا " .
Bize Amr b. Osman b. Saîd b. Kesîr b. Dînâr el-Hımsî anlattı; dedi ki: Bize babam anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Abdurrahman b. Irk el-Yahsûbî anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Büsr anlattı; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir kas’a (büyük çanak) getirildi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Kenarlarından yiyin, tepesini bırakın ki içinde bereket olsun.”
3276. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ، عُمَرُ بْنُ الدَّرَفْسِ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي قَسِيمَةَ، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ اللَّيْثِيِّ، قَالَ أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِرَأْسِ الثَّرِيدِ فَقَالَ " كُلُوا بِسْمِ اللَّهِ مِنْ حَوَالَيْهَا وَاعْفُوا رَأْسَهَا فَإِنَّ الْبَرَكَةَ تَأْتِيهَا مِنْ فَوْقِهَا " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; dedi ki: Bize Ebû Hafs Ömer b. ed-Derafs anlattı; dedi ki: Bana Abdurrahman b. Ebî Kasîme anlattı; Vâsile b. el-Eska’ el-Leysî’den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tiridin baş tarafını tuttu ve şöyle buyurdu: Allah’ın ismiyle kenarlarından yiyin, baş tarafını bırakın. Çünkü bereket ona üstünden gelir.”
3277. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا وُضِعَ الطَّعَامُ فَخُذُوا مِنْ حَافَتِهِ وَذَرُوا وَسَطَهُ فَإِنَّ الْبَرَكَةَ تَنْزِلُ فِي وَسَطِهِ " .
Bize Ali b. el-Münzir anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. Bize Atâ b. es-Sâib, Saîd b. Cübeyr'den, (o da) İbn Abbâs'tan haber verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yemek konulduğu zaman kenarından alın, ortasını bırakın. Çünkü bereket ortasına iner."
3278. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ بَيْنَمَا هُوَ يَتَغَدَّى إِذْ سَقَطَتْ مِنْهُ لُقْمَةٌ فَتَنَاوَلَهَا فَأَمَاطَ مَا كَانَ فِيهَا مِنْ أَذًى فَأَكَلَهَا فَتَغَامَزَ بِهِ الدَّهَاقِينُ فَقِيلَ أَصْلَحَ اللَّهُ الأَمِيرَ إِنَّ هَؤُلاَءِ الدَّهَاقِينَ يَتَغَامَزُونَ مِنْ أَخْذِكَ اللُّقْمَةَ وَبَيْنَ يَدَيْكَ هَذَا الطَّعَامُ . قَالَ إِنِّي لَمْ أَكُنْ لأَدَعَ مَا سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِهَذِهِ الأَعَاجِمِ إِنَّا كُنَّا نَأْمُرُ أَحَدَنَا إِذَا سَقَطَتْ لُقْمَتُهُ أَنْ يَأْخُذَهَا فَيُمِيطَ مَا كَانَ فِيهَا مِنْ أَذًى وَيَأْكُلَهَا وَلاَ يَدَعَهَا لِلشَّيْطَانِ .
Bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Yezîd b. Zürey', Yûnus'tan, (o) el-Hasan'dan, (o da) Ma'kıl b. Yesâr'dan haber verdi. (Ma'kıl b. Yesâr) Dedi ki: O öğle yemeği yerken elinden bir lokma düştü. Onu aldı, üzerindeki toz toprağı temizledi ve yedi. Bunun üzerine Dehkanlar (Acem reisleri) birbirlerine göz kırptılar. (Oradakilerden biri): "Allah Emiri ıslah etsin! Bu Dehkanlar, önünde (bu kadar) yemek varken senin şu lokmayı almana (bakıp) birbirlerine göz kırpıyorlar" dedi. (Ma'kıl) Dedi ki: "Ben, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiğim şeyi, bu Acemler (A'âcim) için terk edecek değilim. Bizden birinin lokması düştüğü zaman, onu alması, üzerindeki rahatsız edici şeyleri (tozu toprağı) temizlemesi ve onu yemesi, onu şeytana bırakmaması emredilirdi."
3279. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا وَقَعَتِ اللُّقْمَةُ مِنْ يَدِ أَحَدِكُمْ فَلْيَمْسَحْ مَا عَلَيْهَا مِنَ الأَذَى وَلْيَأْكُلْهَا " .
Bize Ali b. el-Münzir anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. Bize A'meş, Ebû Süfyân'dan, (o da) Câbir'den haber verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinin elinden lokma düştüğü zaman, üzerindeki kirleri (rahatsız edici şeyleri) silsin ve onu yesin."
3280. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مُرَّةَ الْهَمْدَانِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " كَمَلَ مِنَ الرِّجَالِ كَثِيرٌ وَلَمْ يَكْمُلْ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ مَرْيَمُ بِنْتُ عِمْرَانَ وَآسِيَةُ امْرَأَةُ فِرْعَوْنَ وَإِنَّ فَضْلَ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Bize Şu'be, Amr b. Mürre'den, (o) Mürre el-Hemdânî'den, (o da) Ebû Mûsâ el-Eş'arî'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) haber verdi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) Şöyle buyurdu: "Erkeklerden kemale erenler çoktur. Kadınlardan ise İmran kızı Meryem ve Firavun'un karısı Asiye'den başkası kemale ermemiştir. Âişe'nin (diğer) kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir."
3281. Hadis
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا مُسْلِمُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " فَضْلُ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ " .
Bize Harmele b. Yahyâ anlattı. Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bize Müslim b. Hâlid, Abdullah b. Abdurrahman'dan haber verdi. O, Enes b. Mâlik'i şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Âişe'nin kadınlara olan üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir."
3282. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْمِصْرِيُّ أَبُو الْحَارِثِ الْمُرَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا زَمَانَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَقَلِيلٌ مَا نَجِدُ الطَّعَامَ فَإِذَا نَحْنُ وَجَدْنَاهُ لَمْ يَكُنْ لَنَا مَنَادِيلُ إِلاَّ أَكُفَّنَا وَسَوَاعِدَنَا وَأَقْدَامَنَا ثُمَّ نُصَلِّي وَلاَ نَتَوَضَّأْ . قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ غَرِيبٌ لَيْسَ إِلاَّ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَلَمَةَ .
Bize Mısırlı Muhammed b. Seleme Ebü'l-Hâris el-Murâdî anlattı. Bize Abdullah b. Vehb, Muhammed b. Ebî Yahyâ'dan, (o) babasından, (o) Saîd b. el-Hâris'ten, (o da) Câbir b. Abdillah'tan rivayet etti. (Câbir) Dedi ki: Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında idik. Yemeği az bulurduk. Bulduğumuz zaman da avuçlarımızdan, kollarımızdan (ön kollarımızdan) ve ayaklarımızdan başka mendilimiz yoktu. Sonra (böylece) namaz kılar ve abdest almazdık.
3283. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ رِيَاحِ بْنِ عَبِيدَةَ، عَنْ مَوْلًى، لأَبِي سَعِيدٍ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا أَكَلَ طَعَامًا قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مُسْلِمِينَ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Hâlid el-Ahmer, Haccâc'dan, (o) Riyâh b. Ubeyde'den, (o) Ebû Saîd'in bir azatlısından, (o da) Ebû Saîd'den rivayet etti. (Ebû Saîd) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir yemek yediği zaman şöyle derdi: "{ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مُسْلِمِينَ } Bizi yediren, bizi içiren ve bizi Müslüman kılan Allah'a hamd olsun."
3284. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا ثَوْرُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ إِذَا رُفِعَ طَعَامُهُ أَوْ مَا بَيْنَ يَدَيْهِ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا غَيْرَ مَكْفِيٍّ وَلاَ مُوَدَّعٍ وَلاَ مُسْتَغْنًى عَنْهُ رَبَّنَا " .
Bize Abdurrahman b. İbrahim anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Sevr b. Yezîd, Hâlid b. Ma'dân'dan, (o) Ebû Ümâme el-Bâhilî'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etti. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) yemeği veya önündeki (sofra) kaldırıldığı zaman şöyle derdi: "{ الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا غَيْرَ مَكْفِيٍّ وَلاَ مُوَدَّعٍ وَلاَ مُسْتَغْنًى عَنْهُ رَبَّنَا } Çok, temiz, mübarek, hiç eksilmeyen, terk edilmeyen ve kendisinden müstağni olunmayan bir hamd ile Allah’a hamd olsun. Ey Rabbimiz!"
3285. Hadis
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي مَرْحُومٍ عَبْدِ الرَّحِيمِ، عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ الْجُهَنِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ أَكَلَ طَعَامًا فَقَالَ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنِي هَذَا وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلاَ قُوَّةٍ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Bize Harmele b. Yahyâ anlattı. Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bana Saîd b. Ebî Eyyûb, Ebû Merhûm Abdurrahim'den, (o) Sehl b. Muâz b. Enes el-Cühenî'den, (o) babasından, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den haber verdi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) Şöyle buyurdu: "Kim bir yemek yer de: '{ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنِي هَذَا وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلاَ قُوَّةٍ } Benden bir güç ve kuvvet olmaksızın bunu bana yediren ve beni bununla rızıklandıran Allah'a hamd olsun' derse, geçmiş günahları bağışlanır."
3286. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَدَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالُوا حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا وَحْشِيُّ بْنُ حَرْبِ بْنِ وَحْشِيِّ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، وَحْشِيٍّ، أَنَّهُمْ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نَأْكُلُ وَلاَ نَشْبَعُ . قَالَ " فَلَعَلَّكُمْ تَأْكُلُونَ مُتَفَرِّقِينَ " . قَالُوا نَعَمْ . قَالَ " فَاجْتَمِعُوا عَلَى طَعَامِكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ يُبَارَكْ لَكُمْ فِيهِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr, Dâvûd b. Rüşeyd ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattılar. Dediler ki: Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Vahşî b. Harb b. Vahşî b. Harb, babasından, (o da) dedesi Vahşî'den anlattı. Onlar: "Ey Allah'ın Resulü! Biz yiyoruz ama doymuyoruz" dediler. (Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Belki de siz ayrı ayrı yiyorsunuzdur?" buyurdu. "Evet" dediler. (Bunun üzerine): "Yemeğinizin başında toplanın ve üzerine Allah'ın ismini anın (Besmele çekin); o yemekte sizin için bereket kılınır" buyurdu.
3287. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، قَهْرَمَانُ آلِ الزُّبَيْرِ قَالَ سَمِعْتُ سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " كُلُوا جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُوا فَإِنَّ الْبَرَكَةَ مَعَ الْجَمَاعَةِ " .
Bize Hasan b. Ali el-Hallâl anlattı. Bize Hasan b. Mûsâ anlattı. Bize Saîd b. Zeyd anlattı. Bize Zübeyr ailesinin kâhyası Amr b. Dînâr anlattı. (O) Sâlim b. Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini işitti: Babamı şöyle derken işittim: Ömer b. el-Hattâb'ı şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hep birlikte yiyin, ayrı ayrı (yemeyin). Çünkü bereket cemaatle (toplulukla) beraberdir."
3288. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَنْفُخُ فِي طَعَامٍ وَلاَ شَرَابٍ وَلاَ يَتَنَفَّسُ فِي الإِنَاءِ " .
Bize Ebû Kurayb anlattı. Bize Abdürrahîm b. Abdurrahmân el-Muhâribî anlattı. Bize Şerîk, Abdülkerîm'den, (o) İkrime'den, (o da) İbn Abbâs'tan anlattı. (İbn Abbâs) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ne yiyeceğe, ne de içeceğe üflerdi; ne de kabın içine nefes verirdi.
3289. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا جَاءَ أَحَدَكُمْ خَادِمُهُ بِطَعَامِهِ فَلْيُجْلِسْهُ فَلْيَأْكُلْ مَعَهُ فَإِنْ أَبَى فَلْيُنَاوِلْهُ مِنْهُ " .
Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr anlattı. Bize babam anlattı. Bize İsmâil b. Ebî Hâlid babasından anlattı. (O), Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işitti: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinize hizmetçisi yemeğini getirdiği zaman onu oturtsun ve onunla birlikte yesin. Eğer (hizmetçi) kabul etmezse, ona o yemekten versin."
3290. Hadis
حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا أَحَدُكُمْ قَرَّبَ إِلَيْهِ مَمْلُوكُهُ طَعَامًا قَدْ كَفَاهُ عَنَاءَهُ وَحَرَّهُ فَلْيَدْعُهُ فَلْيَأْكُلْ مَعَهُ فَإِنْ لَمْ يَفْعَلْ فَلْيَأْخُذْ لُقْمَةً فَلْيَجْعَلْهَا فِي يَدِهِ " .
Bize Îsâ b. Hammâd el-Mısrî anlattı. Bize Leys b. Sa'd, Ca'fer b. Rebîa'dan, (o) Abdurrahman el-A'rec'den, (o da) Ebû Hüreyre'den haber verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birine kölesi, zahmetini ve sıcaklığını çektiği bir yemeği getirdiği zaman, onu davet etsin ve onunla birlikte yesin. Eğer bunu yapmazsa, (yemekten) bir lokma alıp onun eline versin."
3291. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ الْهَجَرِيُّ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا جَاءَ خَادِمُ أَحَدِكُمْ بِطَعَامِهِ فَلْيُقْعِدْهُ مَعَهُ أَوْ لِيُنَاوِلْهُ مِنْهُ فَإِنَّهُ هُوَ الَّذِي وَلِيَ حَرَّهُ وَدُخَانَهُ " .
Bize Ali b. el-Münzir anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. Bize İbrahim el-Hecerî, Ebü'l-Ahvas'tan, (o da) Abdullah'tan haber verdi. (Abdullah) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinizin hizmetçisi yemeğini getirdiği zaman, onu da yanına oturtsun veya ona o yemekten versin. Çünkü onun (yemeğin) sıcağına ve dumanına o maruz kalmıştır."
3292. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ يُونُسَ بْنِ أَبِي الْفُرَاتِ الإِسْكَافِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَا أَكَلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى خِوَانٍ وَلاَ فِي سُكُرُّجَةٍ . قَالَ فَعَلاَمَ كَانُوا يَأْكُلُونَ قَالَ عَلَى السُّفَرِ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. Bize Muâz b. Hişâm anlattı. Bize babam, Yûnus b. Ebî'l-Fûrât el-İskâf'tan, (o) Katâde'den, (o da) Enes b. Mâlik'ten haber verdi. (Enes b. Mâlik) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (hiçbir zaman) hıvân (yüksek sofra/masa) üzerinde yemek yemedi ve sükürruce (küçük tabak) içinde de (yemek yemedi). (Katâde'ye): "Peki neyin üzerinde yemek yiyorlardı?" diye soruldu. O da: "Sofralar (yer yaygıları) üzerinde" dedi.
3293. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ الْجُبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَحْرٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَكَلَ عَلَى خِوَانٍ حَتَّى مَاتَ .
Bize Ubeydullah b. Yûsuf el-Cübeyrî anlattı. Bize Ebû Bahr anlattı. Bize Saîd b. Ebî Arûbe anlattı. Bize Katâde, Enes'ten haber verdi. (Enes) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edinceye kadar, onun bir hıvân (yüksek sofra/masa) üzerinde yemek yediğini görmedim.
3294. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ بَشِيرِ بْنِ ذَكْوَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ مُنِيرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى أَنْ يُقَامَ عَنِ الطَّعَامِ حَتَّى يُرْفَعَ .
Bize Abdullah b. Ahmed b. Beşîr b. Zekvân ed-Dımaşkî anlattı. Bize Velîd b. Müslim, Münîr b. ez-Zübeyr'den, (o) Mekhûl'den, (o da) Âişe'den haber verdi. (Âişe) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (sofra) kaldırılıncaya kadar yemek başından kalkılmasını yasakladı.
3295. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا وُضِعَتِ الْمَائِدَةُ فَلاَ يَقُومُ رَجُلٌ حَتَّى تُرْفَعَ الْمَائِدَةُ وَلاَ يَرْفَعُ يَدَهُ وَإِنْ شَبِعَ حَتَّى يَفْرُغَ الْقَوْمُ وَلْيُعْذِرْ فَإِنَّ الرَّجُلَ يُخْجِلُ جَلِيسَهُ فَيَقْبِضُ يَدَهُ وَعَسَى أَنْ يَكُونَ لَهُ فِي الطَّعَامِ حَاجَةٌ " .
Bize Muhammed b. Halef el-Askalânî anlattı. Bize Ubeydullah anlattı. Bize Abdüla'lâ, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, (o) Urve b. ez-Zübeyr'den, (o da) İbn Ömer'den haber verdi. (İbn Ömer) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sofra kurulduğu zaman, sofra kaldırılıncaya kadar kimse kalkmasın. Doymuş olsa bile, topluluk (yemeyi) bitirinceye kadar elini (yemekten) çekmesin; (yiyormuş gibi yaparak) mazeret beyan etsin. Çünkü kişi (erkenden elini çekerse) yanında oturanı utandırır, o da elini (yemekten) çeker. Oysa belki onun yemeğe ihtiyacı vardır."
3296. Hadis
حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ وَسِيمٍ الْجَمَّالُ، حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ الْحَسَنِ، عَنْ أُمِّهِ، فَاطِمَةَ بِنْتِ الْحُسَيْنِ عَنِ الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أُمِّهِ، فَاطِمَةَ ابْنَةِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَلاَ لاَ يَلُومَنَّ امْرُؤٌ إِلاَّ نَفْسَهُ يَبِيتُ وَفِي يَدِهِ رِيحُ غَمَرٍ " .
Bize Cübâre b. el-Muğallis anlattı. Bize Ubeyd b. Vesîm el-Cemmâl anlattı. Bana el-Hasen b. el-Hasen, annesi Fâtıma binti'l-Hüseyn'den, o el-Hüseyn b. Ali'den, o da annesi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızı Fâtıma'dan naklen anlattı. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Elinde et kokusu (bulaşığı) olduğu halde geceleyen bir kimse, (başına bir iş gelirse) ancak kendisini kınasın."
3297. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا نَامَ أَحَدُكُمْ وَفِي يَدِهِ رِيحُ غَمَرٍ فَلَمْ يَغْسِلْ يَدَهُ فَأَصَابَهُ شَىْءٌ فَلاَ يَلُومَنَّ إِلاَّ نَفْسَهُ " .
Bize Muhammed b. Abdilmelik b. Ebi'ş-Şevârib anlattı. Bize Abdulaziz b. el-Muhtâr anlattı. Bize Süheyl b. Ebi Sâlih, babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen anlattı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den (şöyle buyurduğu nakledildi): "Sizden biriniz elinde et kokusu varken uyur da elini yıkamaz ve kendisine bir şey isabet ederse, ancak kendisini kınasın."
3298. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّ ثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ ابْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ، قَالَتْ أُتِيَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِطَعَامٍ فَعُرِضَ عَلَيْنَا فَقُلْنَا لاَ نَشْتَهِيهِ . فَقَالَ " لاَ تَجْمَعْنَ جُوعًا وَكَذِبًا " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar. Dediler ki: Bize Vekî', Süfyân'dan, o İbn Ebi Hüseyn'den, o Şehr b. Havşeb'den, o da Esmâ binti Yezîd'den naklen anlattı. Dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir yemek getirildi ve bize de sunuldu. Biz: "İştahımız yok" dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Açlığı ve yalanı bir araya getirmeyin."
3299. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَوَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، - رَجُلٌ مِنْ بَنِي عَبْدِ الأَشْهَلِ - قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ يَتَغَدَّى فَقَالَ " ادْنُ فَكُلْ " . فَقُلْتُ إِنِّي صَائِمٌ فَيَا لَهْفَ نَفْسِي هَلاَّ كُنْتُ طَعِمْتُ مِنْ طَعَامِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar. Dediler ki: Bize Vekî', Ebu Hilâl'den, o Abdullah b. Sevâde'den, o da -Benî Abdileşhel'den bir adam olan- Enes b. Mâlik'ten naklen anlattı. Dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem kuşluk yemeği yerken yanına geldim. Şöyle buyurdu: "Yaklaş ve ye." Ben: "Oruçluyum" dedim. (Sonradan) Vah bana! Neden Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yemeğinden yemedim ki?
3300. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ زِيَادٍ الْحَضْرَمِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْحَارِثِ بْنِ جَزْءٍ الزُّبَيْدِيَّ، يَقُولُ كُنَّا نَأْكُلُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الْمَسْجِدِ الْخُبْزَ وَاللَّحْمَ .
Bize Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib ve Harmele b. Yahyâ anlattılar. Dediler ki: Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bana Amr b. el-Hâris haber verdi. Bana Süleyman b. Ziyâd el-Hadramî anlattı. O, Abdullah b. el-Hâris b. Cez' ez-Zübeydî'yi şöyle derken işitmiş: "Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında mescitte ekmek ve et yerdik."
3301. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو السَّائِبِ، سَلْمُ بْنُ جُنَادَةَ حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنَّا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَأْكُلُ وَنَحْنُ نَمْشِي وَنَشْرَبُ وَنَحْنُ قِيَامٌ .
Bize Ebu's-Sâib Selm b. Cünâde anlattı. Bize Hafs b. Gıyâs, Ubeydullah b. Ömer'den, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında biz yürürken yemek yer ve ayaktayken su içerdik.
3302. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، أَنْبَأَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُحِبُّ الْقَرْعَ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı. Bize Ubeyde b. Humeyd, Humeyd'den, o da Enes'ten haber verdi. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kabağı severdi.
3303. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ بَعَثَتْ مَعِي أُمُّ سُلَيْمٍ بِمِكْتَلٍ فِيهِ رُطَبٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَلَمْ أَجِدْهُ وَخَرَجَ قَرِيبًا إِلَى مَوْلًى لَهُ دَعَاهُ فَصَنَعَ لَهُ طَعَامًا فَأَتَيْتُهُ وَهُوَ يَأْكُلُ . قَالَ فَدَعَانِي لآكُلَ مَعَهُ . قَالَ وَصَنَعَ ثَرِيدَةً بِلَحْمٍ وَقَرْعٍ . قَالَ فَإِذَا هُوَ يُعْجِبُهُ الْقَرْعُ . قَالَ فَجَعَلْتُ أَجْمَعُهُ فَأُدْنِيهِ مِنْهُ فَلَمَّا طَعِمْنَا مِنْهُ رَجَعَ إِلَى مَنْزِلِهِ وَوَضَعْتُ الْمِكْتَلَ بَيْنَ يَدَيْهِ فَجَعَلَ يَأْكُلُ وَيَقْسِمُ حَتَّى فَرَغَ مِنْ آخِرِهِ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. Bize İbn Ebî Adî, Humeyd'den, o da Enes'ten naklen anlattı. Dedi ki: Ümmü Süleym benimle, içinde yaş hurma bulunan bir zembili Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gönderdi. Onu (evde) bulamadım. Kendisini davet eden azatlısına yakın bir yere gitmişti. (Azatlısı) ona yemek yapmıştı. Yanına vardığımda yemek yiyordu. Beni de kendisiyle birlikte yemeye davet etti. (Enes) Dedi ki: (Azatlısı) et ve kabakla bir tirit yapmıştı. Baktım ki o (Resulullah), kabağı seviyor (beğenerek yiyor). Ben de (kabak parçalarını) toplamaya ve onun önüne yaklaştırmaya başladım. Yemekten yediğimizde (kalkıp) evine döndü. Ben de zembili önüne koydum. Sonuncusu bitinceye kadar hem yedi hem de taksim etti.
3304. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي بَيْتِهِ وَعِنْدَهُ هَذِهِ الدُّبَّاءُ فَقُلْتُ أَىُّ شَىْءٍ هَذَا قَالَ " هَذَا الْقَرْعُ هُوَ الدُّبَّاءُ نُكَثِّرُ بِهِ طَعَامَنَا " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Vekî', İsmail b. Ebi Hâlid'den, o Hakîm b. Câbir'den, o da babasından naklen anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına, evine girdim. Yanında şu su kabağı vardı. "Bu nedir?" dedim. "Bu su kabağıdır; biz bununla yemeğimizi çoğaltırız" buyurdu.
3305. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الْخَلاَّلُ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ عَطَاءٍ الْجَزَرِيُّ، حَدَّثَنِي مَسْلَمَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْجُهَنِيُّ، عَنْ عَمِّهِ أَبِي مَشْجَعَةَ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " سَيِّدُ طَعَامِ أَهْلِ الدُّنْيَا وَأَهْلِ الْجَنَّةِ اللَّحْمُ " .
Bize el-Abbâs b. el-Velîd el-Hallâl ed-Dımaşkî anlattı. Bize Yahyâ b. Sâlih anlattı. Bana Süleyman b. Atâ el-Cezerî anlattı. Bana Mesleme b. Abdillah el-Cühenî, amcası Ebu Meşcea'dan, o da Ebu'd-Derdâ'dan naklen anlattı. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dünya ehlinin ve cennet ehlinin yemeğinin efendisi (en üstünü) ettir."
3306. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عَطَاءٍ الْجَزَرِيُّ، حَدَّثَنَا مَسْلَمَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْجُهَنِيُّ، عَنْ عَمِّهِ أَبِي مَشْجَعَةَ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ مَا دُعِيَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلَى لَحْمٍ قَطُّ إِلاَّ أَجَابَ وَلاَ أُهْدِيَ لَهُ لَحْمٌ قَطُّ إِلاَّ قَبِلَهُ .
Bize El-Abbâs b. el-Velîd ed-Dımaşkî anlattı. Bize Yahyâ b. Sâlih anlattı. Bize Süleyman b. Atâ el-Cezerî anlattı. Bize Mesleme b. Abdillâh el-Cühenî, amcası Ebû Meşcea'dan, (o da) Ebû’d-Derdâ'dan haber verdi. (Ebû’d-Derdâ) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem asla bir et yemeğine davet edilmedi ki icabet etmesin; ve kendisine asla et hediye edilmedi ki kabul etmesin.
3307. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ الْعَبْدِيُّ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو حَيَّانَ التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَاتَ يَوْمٍ بِلَحْمٍ فَرُفِعَ إِلَيْهِ الذِّرَاعُ وَكَانَتْ تُعْجِبُهُ فَنَهَسَ مِنْهَا .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muhammed b. Bişr el-Abdî anlattı. (H) Bize Ali b. Muhammed de anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. (Her ikisi de) dediler ki: Bize Ebû Hayyân et-Teymî, Ebû Zür'a'dan, (o da) Ebû Hureyre'den haber verdi. (Ebû Hureyre) Dedi ki: Bir gün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e et getirildi. Kendisine (koyunun) kol tarafı sunuldu -ki o bunu severdi- ondan bir parça ısırdı.
3308. Hadis
حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بِشْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ مِسْعَرٍ، حَدَّثَنِي شَيْخٌ، مِنْ فَهْمٍ - قَالَ وَأَظُنُّهُ يُسَمَّى مُحَمَّدَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ - أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ جَعْفَرٍ يُحَدِّثُ ابْنَ الزُّبَيْرِ وَقَدْ نَحَرَ لَهُمْ جَزُورًا أَوْ بَعِيرًا أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ - قَالَ وَالْقَوْمُ يُلْقُونَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ اللَّحْمَ - يَقُولُ " أَطْيَبُ اللَّحْمِ لَحْمُ الظَّهْرِ " .
Bize Bekr b. Halef Ebû Bişr anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd, Mis'ar'dan haber verdi. (Mis'ar dedi ki:) Bana Fehm (kabilesin)den bir şeyh -onun adının Muhammed b. Abdullah olduğunu sanıyorum- anlattı. O, Abdullah b. Ca'fer'i, İbnü'z-Zübeyr'e (bir hadis) anlatırken işitmiş. (Bu sırada Abdullah) onlar için bir deve kesmişti. (Şeyh) Dedi ki: O (Abdullah), topluluk Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e et sunarken, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiş: "Etin en iyisi sırt etidir."
3309. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَا أَعْلَمُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأَى شَاةً سَمِيطًا حَتَّى لَحِقَ بِاللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Bize Hemmâm, Katâde'den, (o da) Enes b. Mâlik'ten haber verdi. (Enes) Dedi ki: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Allah Azze ve Celle'ye kavuşuncaya kadar (bütün olarak) kızartılmış bir koyun gördüğünü bilmiyorum.
3310. Hadis
حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ سُلَيْمٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَا رُفِعَ مِنْ بَيْنِ يَدَىْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَضْلُ شِوَاءٍ قَطُّ وَلاَ حُمِلَتْ مَعَهُ طِنْفِسَةٌ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Cübâre b. el-Mugallis anlattı. Bize Kesîr b. Süleym, Enes b. Mâlik'ten haber verdi. (Enes) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in önünden asla artan kızartma kaldırılmadı ve onunla beraber (oturması için) asla bir döşek taşınmadı.
3311. Hadis
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ زِيَادٍ الْحَضْرَمِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ الْجَزْءِ الزُّبَيْدِيِّ، قَالَ أَكَلْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ طَعَامًا فِي الْمَسْجِدِ لَحْمًا قَدْ شُوِيَ فَمَسَحْنَا أَيْدِيَنَا بِالْحَصْبَاءِ ثُمَّ قُمْنَا فَصَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ .
Bize Harmele b. Yahyâ anlattı. Bize Yahyâ b. Bükeyr anlattı. Bize İbn Lehîa anlattı. Bana Süleyman b. Ziyâd el-Hadramî, Abdullah b. el-Hâris b. el-Cez' ez-Zübeydî'den haber verdi. (Abdullah) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber mescitte bir yemek -kızartılmış et- yedik. (Yedikten sonra) ellerimizi çakıl taşlarına sildik, sonra kalktık ve o, abdest almadan namaz kıldı.
3312. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلٌ فَكَلَّمَهُ فَجَعَلَ تُرْعَدُ فَرَائِصُهُ فَقَالَ لَهُ " هَوِّنْ عَلَيْكَ فَإِنِّي لَسْتُ بِمَلِكٍ إِنَّمَا أَنَا ابْنُ امْرَأَةٍ تَأْكُلُ الْقَدِيدَ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ إِسْمَاعِيلُ وَحْدَهُ وَصَلَهُ .
Bize İsmail b. Esed anlattı. Bize Ca'fer b. Avn anlattı. Bize İsmail b. Ebî Hâlid, Kays b. Ebî Hâzim'den, (o da) Ebû Mes'ûd'dan haber verdi. (Ebû Mes'ûd) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir adam geldi ve onunla konuştu. (Adamın heyecandan) omuz kasları titremeye başladı. Bunun üzerine (Peygamber) ona şöyle dedi: "Sakin ol! Ben bir kral değilim. Ben ancak kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum."
3313. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ كُنَّا نَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَيَأْكُلُهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ مِنَ الأَضَاحِيِّ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Muhammed b. Yûsuf anlattı. Bize Süfyân, Abdurrahman b. Âbis'ten, (o) babasından, (o da) Âişe'den haber verdi. (Âişe) Dedi ki: Biz kurbanlardan (kalan) paçaları saklardık da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu on beş (gün) sonra yerdi.
3314. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " أُحِلَّتْ لَنَا مَيْتَتَانِ وَدَمَانِ فَأَمَّا الْمَيْتَتَانِ فَالْحُوتُ وَالْجَرَادُ وَأَمَّا الدَّمَانِ فَالْكَبِدُ وَالطِّحَالُ " .
Bize Ebû Mus'ab anlattı. Bize Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem, babasından, (o da) Abdullah b. Ömer'den naklen anlattı. (İbn Ömer'e göre) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bize iki ölü (hayvan) ve iki kan helal kılındı. İki ölü: Balık ve çekirge. İki kan ise: Karaciğer ve dalak."
3315. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ أَبِي عِيسَى، عَنْ رَجُلٍ، - أُرَاهُ مُوسَى - عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " سَيِّدُ إِدَامِكُمُ الْمِلْحُ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Mervân b. Muâviye anlattı. Bize Îsâ b. Ebî Îsâ, bir adamdan -onun Musa olduğunu sanıyorum- (o da) Enes b. Mâlik'ten haber verdi. (Enes) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Katığınızın efendisi tuzdur."
3316. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي الْحَوَارِيِّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " نِعْمَ الإِدَامُ الْخَلُّ " .
Bize Ahmed b. Ebi'l-Havârî anlattı. Bize Mervân b. Muhammed anlattı. Bize Süleyman b. Bilâl, Hişâm b. Urve'den, (o) babasından, (o da) Âişe'den rivayet etti. (Âişe) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sirke ne güzel katıktır."
3317. Hadis
حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ الرَّبِيعِ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " نِعْمَ الإِدَامُ الْخَلُّ " .
Bize Cübâre b. el-Muğallis anlattı. Bize Kays b. er-Rabî', Muhârib b. Disâr'dan, (o da) Câbir b. Abdillah'tan rivayet etti. (Câbir b. Abdillah) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sirke ne güzel katıktır."
3318. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عُثْمَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زَاذَانَ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ قَالَ حَدَّثَتْنِي أُمُّ سَعْدٍ، قَالَتْ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى عَائِشَةَ وَأَنَا عِنْدَهَا فَقَالَ " هَلْ مِنْ غَدَاءٍ " . قَالَتْ عِنْدَنَا خُبْزٌ وَتَمْرٌ وَخَلٌّ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " نِعْمَ الإِدَامُ الْخَلُّ اللَّهُمَّ بَارِكْ فِي الْخَلِّ فَإِنَّهُ كَانَ إِدَامَ الأَنْبِيَاءِ قَبْلِي وَلَمْ يَفْتَقِرْ بَيْتٌ فِيهِ خَلٌّ " .
Bize Abbâs b. Osman ed-Dımaşkî anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Anbese b. Abdurrahman, Muhammed b. Zâzân'dan anlattı. (Muhammed b. Zâzân) Ona anlattığına göre şöyle demiş: Bana Ümmü Sa'd anlattı. (Ümmü Sa'd) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Âişe'nin yanına girdi, ben de onun yanındaydım. (Resulullah): "Öğle yemeği var mı?" buyurdu. (Âişe): "Yanımızda ekmek, hurma ve sirke var" dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sirke ne güzel katıktır. Allah'ım! Sirkeyi bereketlendir. Çünkü o benden önceki peygamberlerin katığı idi. İçinde sirke bulunan ev fakir düşmez."
3319. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اِئْتَدِمُوا بِالزَّيْتِ وَادَّهِنُوا بِهِ فَإِنَّهُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ " .
Bize Hüseyin b. Mehdî anlattı. Bize Abdürrezzâk anlattı. Bize Ma'mer, Zeyd b. Eslem'den, (o) babasından, (o da) Ömer'den haber verdi. (Ömer) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Zeytinyağını katık yapın (ekmeğe katıp yiyin) ve onunla yağlanın. Çünkü o, mübarek bir ağaçtandır."
3320. Hadis
حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " كُلُوا الزَّيْتَ وَادَّهِنُوا بِهِ فَإِنَّهُ مُبَارَكٌ " .
Bize Ukbe b. Mükrem anlattı. Bize Safvân b. Îsâ anlattı. Bize Abdullah b. Saîd, dedesinden anlattı. (Dedesi) Dedi ki: Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Zeytinyağını yiyin ve onunla yağlanın. Çünkü o mübarektir."
3321. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ بُرْدٍ الرَّاسِبِيِّ، حَدَّثَتْنِي مَوْلاَتِي أُمُّ سَالِمٍ الرَّاسِبِيَّةُ، قَالَتْ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا أُتِيَ بِلَبَنٍ قَالَ " بَرَكَةٌ أَوْ بَرَكَتَانِ " .
Bize Ebû Küreyb anlattı. Bize Zeyd b. el-Hubâb, Ca'fer b. Bürd er-Râsibî'den anlattı. (O) Bana azatlım Ümmü Sâlim er-Râsibiyye anlattı, dedi ki: Âişe'yi şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine süt getirildiği zaman: "Bereket veya iki bereket" derdi.
3322. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ أَطْعَمَهُ اللَّهُ طَعَامًا فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيهِ وَارْزُقْنَا خَيْرًا مِنْهُ . وَمَنْ سَقَاهُ اللَّهُ لَبَنًا فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيهِ وَزِدْنَا مِنْهُ فَإِنِّي لاَ أَعْلَمُ مَا يُجْزِئُ مِنَ الطَّعَامِ وَالشَّرَابِ إِلاَّ اللَّبَنُ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize İsmâil b. Ayyâş anlattı. Bize İbn Cüreyc, İbn Şihâb'dan, (o) Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, (o da) İbn Abbâs'tan rivayet etti. (İbn Abbâs) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah kime bir yemek yedirirse, şöyle desin: 'Allah'ım! Bunu bize bereketli kıl ve bize bundan daha hayırlısını rızık olarak ver.' Allah kime de süt içirirse, şöyle desin: 'Allah'ım! Bunu bize bereketli kıl ve bundan bize daha fazlasını ver.' Çünkü ben, yiyecek ve içeceklerin yerini tutan (onların yerine geçen) sütten başka bir şey bilmiyorum."
3323. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُحِبُّ الْحَلْوَاءَ وَالْعَسَلَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Ali b. Muhammed ve Abdurrahman b. İbrahim anlattılar. Dediler ki: Bize Ebû Üsâme anlattı. Dedi ki: Bize Hişâm b. Urve, babasından, (o da) Âişe'den rivayet etti. (Âişe) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem tatlıyı ve balı severdi.
3324. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَتْ أُمِّي تُعَالِجُنِي لِلسُّمْنَةِ تُرِيدُ أَنْ تُدْخِلَنِي عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَمَا اسْتَقَامَ لَهَا ذَلِكَ حَتَّى أَكَلْتُ الْقِثَّاءَ بِالرُّطَبِ فَسَمِنْتُ كَأَحْسَنِ سُمْنَةٍ .
Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr anlattı. Bize Yûnus b. Bükeyr anlattı. Bize Hişâm b. Urve, babasından, (o da) Âişe'den rivayet etti. (Âişe) Dedi ki: Annem beni (evlilik için) kilo aldırmak amacıyla tedavi ediyordu; beni Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına (gerdeğe) sokmak istiyordu. Fakat yaş hurma ile salatalık (acur) yiyinceye kadar bu (tedavi) bir türlü sonuç vermedi. (Onları yiyince) en güzel şekilde kilo aldım.
3325. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَأْكُلُ الْقِثَّاءَ بِالرُّطَبِ .
Bize Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib ve İsmâil b. Mûsâ anlattılar. Dediler ki: Bize İbrahim b. Sa'd, babasından, (o da) Abdullah b. Ca'fer'den rivayet etti. (Abdullah b. Ca'fer) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i salatalık (acur) ile yaş hurmayı (birlikte) yerken gördüm.
3326. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَعَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ الْمَدَنِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَأْكُلُ الرُّطَبَ بِالْبِطِّيخِ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh ve Amr b. Râfi' anlattılar. Dediler ki: Bize Ya'kûb b. el-Velîd b. Ebî Hilâl el-Medenî, Ebû Hâzim'den, (o) Sehl b. Sa'd'dan rivayet etti. (Sehl b. Sa'd) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yaş hurmayı kavunla yerdi.
3327. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي الْحَوَارِيِّ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " بَيْتٌ لاَ تَمْرَ فِيهِ جِيَاعٌ أَهْلُهُ " .
Bize Ahmed b. Ebi'l-Havârî ed-Dımaşkî anlattı. Bize Mervân b. Muhammed anlattı. Bize Süleyman b. Bilâl, Hişâm b. Urve'den, (o) babasından, (o da) Âişe'den rivayet etti. (Âişe) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçinde hurma bulunmayan bir evin halkı açtır."
3328. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ جَدَّتِهِ، سَلْمَى أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " بَيْتٌ لاَ تَمْرَ فِيهِ كَالْبَيْتِ لاَ طَعَامَ فِيهِ " .
Bize Abdurrahman b. İbrahim ed-Dımaşkî anlattı. Bize İbn Ebî Füdeyk anlattı. Bize Hişâm b. Sa'd, Ubeydullah b. Ali b. Ebî Râfi'den, (o da) ninesi Selma'dan rivayet etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçinde hurma bulunmayan ev, içinde yiyecek olmayan ev gibidir."
3329. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَيَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنِي سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا أُتِيَ بِأَوَّلِ الثَّمَرَةِ قَالَ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي مَدِينَتِنَا وَفِي ثِمَارِنَا وَفِي مُدِّنَا وَفِي صَاعِنَا بَرَكَةً مَعَ بَرَكَةٍ " . ثُمَّ يُنَاوِلُهُ أَصْغَرَ مَنْ بِحَضْرَتِهِ مِنَ الْوِلْدَانِ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh ve Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib anlattılar. Dediler ki: Bize Abdülaziz b. Muhammed anlattı. Bana Süheyl b. Ebî Sâlih, babasından, (o da) Ebû Hüreyre'den haber verdi. (Ebû Hüreyre dedi ki:) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine turfanda meyve getirildiği zaman şöyle buyururdu: "Allah'ım! Bize şehrimizde (Medine'de), meyvelerimizde, müdd'ümüzde ve sâ'ımızda (ölçülerimizde) bereket üstüne bereket ver." Sonra o meyveyi yanında bulunan çocukların en küçüğüne verirdi.
3330. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ قَيْسٍ الْمَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " كُلُوا الْبَلَحَ بِالتَّمْرِ كُلُوا الْخَلَقَ بِالْجَدِيدِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَغْضَبُ وَيَقُولُ بَقِيَ ابْنُ آدَمَ حَتَّى أَكَلَ الْخَلَقَ بِالْجَدِيدِ " .
Bize Ebû Bişr Bekr b. Halef anlattı. Bize Yahyâ b. Muhammed b. Kays el-Medenî anlattı. Bize Hişâm b. Urve, babasından, (o da) Âişe'den rivayet etti. (Âişe) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Olgunlaşmamış hurma (belaḥ) ile (eski) kuru hurmayı birlikte yiyin. Eskiyi yeni ile yiyin. Çünkü şeytan (bunu görünce) kızar ve: 'Ademoğlu, eskiyi yeni ile yiyinceye kadar hayatta kaldı (ömrü uzadı)!' der."
3331. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ جَبَلَةَ بْنِ سُحَيْمٍ، سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يَقْرِنَ الرَّجُلُ بَيْنَ التَّمْرَتَيْنِ حَتَّى يَسْتَأْذِنَ أَصْحَابَهُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Bize Süfyân, Cebele b. Sühaym'dan anlattı. (O) İbn Ömer'i şöyle derken işitti: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, arkadaşlarından izin almadıkça kişinin iki hurmayı birden (aynı anda) yemesini yasakladı.
3332. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْخَزَّازُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَعْدٍ، مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ - وَكَانَ سَعْدٌ يَخْدُمُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَكَانَ يُعْجِبُهُ حَدِيثُهُ - أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى عَنِ الإِقْرَانِ . يَعْنِي فِي التَّمْرِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Ebû Dâvûd anlattı. Bize Ebû Âmir el-Hazzâz, Hasan'dan, (o) Ebû Bekr'in azatlısı Sa'd'dan rivayet etti. -Sa'd, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e hizmet ederdi ve hadisi (rivayeti) hoşuna giderdi.- Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kırânı (iki şeyi birleştirmeyi) yasakladı. Yani hurma konusunda.
3333. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أُتِيَ بِتَمْرٍ عَتِيقٍ فَجَعَلَ يُفَتِّشُهُ .
Bize Ebû Bişr Bekr b. Halef anlattı. Bize Ebû Kuteybe, Hemmâm'dan, (o) İshâk b. Abdillah b. Ebî Talha'dan, (o da) Enes b. Mâlik'ten haber verdi. (Enes) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; kendisine eski hurma getirilmişti, o da onu teftiş etmeye (kurtlu mu diye kontrol etmeye) başladı.
3334. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنِي ابْنُ جَابِرٍ، حَدَّثَنِي سُلَيْمُ بْنُ عَامِرٍ، عَنِ ابْنَىْ، بُسْرٍ السُّلَمِيَّيْنِ قَالاَ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَوَضَعْنَا تَحْتَهُ قَطِيفَةً لَنَا صَبَبْنَاهَا لَهُ صَبًّا فَجَلَسَ عَلَيْهَا فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَيْهِ الْوَحْىَ فِي بَيْتِنَا وَقَدَّمْنَا لَهُ زُبْدًا وَتَمْرًا وَكَانَ يُحِبُّ الزُّبْدَ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Sadaka b. Hâlid anlattı. Bana İbn Câbir anlattı. Bana Süleym b. Âmir, Büsr es-Sülemî'nin iki oğlundan naklen anlattı. Dediler ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza girdi. Biz de onun altına kendimize ait bir kadife (örtü) serdik; onu onun için güzelce yaydık, o da üzerine oturdu. Derken evimizde iken Allah Azze ve Celle ona vahiy indirdi. Biz ona tereyağı ve hurma ikram ettik. O sallallâhu aleyhi ve sellem tereyağını severdi.
3335. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، سَأَلْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ هَلْ رَأَيْتَ النَّقِيَّ قَالَ مَا رَأَيْتُ النَّقِيَّ حَتَّى قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . فَقُلْتُ فَهَلْ كَانَ لَهُمْ مَنَاخِلُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ مَا رَأَيْتُ مُنْخُلاً حَتَّى قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . قُلْتُ فَكَيْفَ كُنْتُمْ تَأْكُلُونَ الشَّعِيرَ غَيْرَ مَنْخُولٍ قَالَ نَعَمْ نَنْفُخُهُ فَيَطِيرُ مِنْهُ مَا طَارَ وَمَا بَقِيَ ثَرَّيْنَاهُ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh ve Süveyd b. Saîd anlattı. Dediler ki: Bize Abdülazîz b. Ebî Hâzim anlattı. Babam bana anlattı. Dedi ki: Sehl b. Sa'd'a sordum: "Hiç has un (elenmiş beyaz un) gördün mü?" Dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edinceye kadar has un görmedim." Dedim ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında sizin elekleriniz var mıydı?" Dedi ki: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edinceye kadar elek görmedim." Dedim ki: "Peki, elenmemiş arpayı nasıl yiyordunuz?" Dedi ki: "Evet, onu üflerdik, ondan uçan uçardı, kalanı da ıslatıp hamur yapardık."
3336. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَخْبَرَنِي بَكْرُ بْنُ سَوَادَةَ، أَنَّ حَنَشَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَهُ عَنْ أُمِّ أَيْمَنَ، أَنَّهَا غَرْبَلَتْ دَقِيقًا فَصَنَعَتْهُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَغِيفًا فَقَالَ " مَا هَذَا " . قَالَتْ طَعَامٌ نَصْنَعُهُ بِأَرْضِنَا فَأَحْبَبْتُ أَنْ أَصْنَعَ مِنْهُ لَكَ رَغِيفًا . فَقَالَ " رُدِّيهِ فِيهِ ثُمَّ اعْجِنِيهِ " .
Bize Yakûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize İbn Vehb anlattı. Bana Amr b. Hâris haber verdi. Bana Bekr b. Sevâde haber verdi. Haneş b. Abdillah ona Ümmü Eymen'den (naklen) anlatmış. O (Ümmü Eymen), bir miktar unu elemiş ve ondan Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem için bir çörek yapmıştı. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem): "Bu nedir?" buyurdu. O da: "Bizim diyarımızda yaptığımız bir yiyecektir. Ondan senin için bir çörek yapmak istedim" dedi. (Resulullah): "Onu (kepeği) içine geri kat, sonra yoğur" buyurdu.
3337. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ أَبُو الْجَمَاهِرِ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ بَشِيرٍ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَا رَأَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَغِيفًا مُحَوَّرًا بِوَاحِدٍ مِنْ عَيْنَيْهِ حَتَّى لَحِقَ بِاللَّهِ .
Bize Abbâs b. el-Velîd ed-Dımaşkî anlattı. Bize Muhammed b. Osmân Ebü'l-Cemâhir anlattı. Bize Saîd b. Beşîr anlattı. Bize Katâde, Enes b. Mâlik'ten rivayet etti. (Enes) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Allah'a kavuşuncaya kadar (vefat edinceye kadar) iki gözüyle hiç has undan yapılmış (beyaz) ekmek görmedi.
3338. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عُمَيْرٍ، عِيسَى بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ النَّحَّاسِ الرَّمْلِيُّ حَدَّثَنَا ضَمْرَةُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنِ ابْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ زَارَ أَبُو هُرَيْرَةَ قَوْمَهُ بِيُبْنَا فَأَتَوْهُ بِرُقَاقٍ مِنْ رُقَاقِ الأُوَلِ فَبَكَى وَقَالَ مَا رَأَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ هَذَا بِعَيْنِهِ قَطُّ .
Bize Ebû Umeyr Îsâ b. Muhammed b. en-Nehhâs er-Ramlî anlattı. Bize Damre b. Rabîa, İbn Atâ'dan, (o) babasından rivayet etti. Dedi ki: Ebû Hüreyre, Yübna'daki kavmini (arkadaşlarını) ziyaret etti. Ona evvelkilerin (ince) yufkalarından bir yufka getirdiler. Bunun üzerine (Ebû Hüreyre) ağladı ve şöyle dedi: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu asla gözüyle görmedi."
3339. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ كُنَّا نَأْتِي أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ - قَالَ إِسْحَاقُ وَخَبَّازُهُ قَائِمٌ وَقَالَ الدَّارِمِيُّ وَخِوَانُهُ مَوْضُوعٌ - فَقَالَ يَوْمًا كُلُوا فَمَا أَعْلَمُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأَى رَغِيفًا مُرَقَّقًا بِعَيْنِهِ حَتَّى لَحِقَ بِاللَّهِ وَلاَ شَاةً سَمِيطًا قَطُّ .
Bize İshâk b. Mansûr ve Ahmed b. Saîd ed-Dârimî anlattı. Dediler ki: Bize Abdussamed b. Abdilvâris anlattı. Bize Hemmâm anlattı. Bize Katâde anlattı. Dedi ki: Biz Enes b. Mâlik'e gelirdik. -İshâk: "Ekmekçisi ayaktaydı"; Dârimî ise: "Sofrası kuruluydu" dedi.- Bir gün (Enes) şöyle dedi: "Yiyiniz! Zira ben, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Allah'a kavuşuncaya kadar gözüyle (görerek) hiç ince ekmek (yufka) ve semîd (tüyleri ütülmüş koyun) gördüğünü bilmiyorum."
3340. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ الضَّحَّاكِ السُّلَمِيُّ أَبُو الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَلْحَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ يَحْيَى، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَوَّلُ مَا سَمِعْنَا بِالْفَالُوذَجِ، أَنَّ جِبْرِيلَ، عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ إِنَّ أُمَّتَكَ تُفْتَحُ عَلَيْهِمُ الأَرْضُ فَيُفَاضُ عَلَيْهِمْ مِنَ الدُّنْيَا حَتَّى إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الْفَالُوذَجَ . فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " وَمَا الْفَالُوذَجُ " . قَالَ يَخْلِطُونَ السَّمْنَ وَالْعَسَلَ جَمِيعًا . فَشَهَقَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِذَلِكَ شَهْقَةً .
Bize Ebü'l-Hâris Abdulvehhâb b. ed-Dahhâk es-Sülemî anlattı. Bize İsmâîl b. Ayyâş anlattı. Bize Muhammed b. Talha, Osmân b. Yahyâ'dan, (o) İbn Abbâs'tan rivayet etti. (İbn Abbâs) Dedi ki: Fâlûzeci (pâlûze) ilk işittiğimizde (şöyle olmuştu): Cebrail aleyhisselam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Şüphesiz ümmetine yeryüzü(nün fetihleri) açılacak ve dünya(lıklar) üzerlerine o kadar dökülecek ki, onlar fâlûzec bile yiyecekler" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Fâlûzec nedir?" buyurdu. (Cebrail): "Yağ ve balı birbirine karıştırırlar" dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bundan dolayı (hayretle veya hüzünle) bir iç çekti.
3341. Hadis
حَدَّثَنَا هَدِيَّةُ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى السِّيْنَانِيُّ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَاتَ يَوْمٍ " وَدِدْتُ لَوْ أَنَّ عِنْدَنَا خُبْزَةً بَيْضَاءَ مِنْ بُرَّةٍ سَمْرَاءَ مُلَبَّقَةٍ بِسَمْنٍ نَأْكُلُهَا " . قَالَ فَسَمِعَ بِذَلِكَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَاتَّخَذَهُ فَجَاءَ بِهِ إِلَيْهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " فِي أَىِّ شَىْءٍ كَانَ هَذَا السَّمْنُ " . قَالَ فِي عُكَّةِ ضَبٍّ . قَالَ فَأَبَى أَنْ يَأْكُلَهُ .
Bize Hediyye b. Abdilvehhâb anlattı. Bize Fadl b. Mûsâ es-Sînânî anlattı. Bize Hüseyin b. Vâkıd, Eyyûb'dan, (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den rivayet etti. (İbn Ömer) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün şöyle buyurdu: "Keşke esmer buğdaydan yapılmış, yağa batırılmış (veya yağlanmış) beyaz bir ekmeğimiz olsaydı da yeseydik." Ensar'dan bir adam bunu işitti ve (böyle bir ekmek) edindi/hazırladı, sonra onu ona (Nebi'ye) getirdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu yağ neyin içindeydi?" buyurdu. (Adam): "Keler derisinden yapılmış bir yağ kabındaydı" dedi. Bunun üzerine (Resulullah) onu yemekten kaçındı.
3342. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ الطَّوِيلُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ صَنَعَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ خُبْزَةً وَضَعَتْ فِيهَا شَيْئًا مِنْ سَمْنٍ ثُمَّ قَالَتِ اذْهَبْ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَادْعُهُ قَالَ فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ أُمِّي تَدْعُوكَ . قَالَ فَقَامَ وَقَالَ لِمَنْ كَانَ عِنْدَهُ مِنَ النَّاسِ " قُومُوا " . قَالَ فَسَبَقْتُهُمْ إِلَيْهَا فَأَخْبَرْتُهَا فَجَاءَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " هَاتِي مَا صَنَعْتِ " . فَقَالَتْ إِنَّمَا صَنَعْتُهُ لَكَ وَحْدَكَ . فَقَالَ " هَاتِيهِ " . فَقَالَ " يَا أَنَسُ أَدْخِلْ عَلَىَّ عَشْرَةً عَشْرَةً " . قَالَ فَمَا زِلْتُ أُدْخِلُ عَلَيْهِ عَشْرَةً عَشْرَةً فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا وَكَانُوا ثَمَانِينَ .
Bize Ahmed b. Abde anlattı. Bize Osmân b. Abdurrahman anlattı. Bize Humeyd et-Tavîl, Enes b. Mâlik'ten rivayet etti. (Enes) Dedi ki: Ümmü Süleym, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem için bir ekmek yaptı, içine (veya üzerine) biraz tereyağı koydu, sonra: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e git, onu çağır" dedi. Ben de ona gittim ve: "Annem seni çağırıyor" dedim. (Nebi) Ayağa kalktı ve yanında bulunan insanlara: "Kalkın" dedi. Ben onlardan önce (eve) gittim ve (durumu) anneme haber verdim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve: "Yaptığın şeyi getir" buyurdu. (Ümmü Süleym): "Ben onu sadece senin için yaptım" dedi. (Nebi): "Onu getir" buyurdu. Sonra: "Ey Enes! Yanıma onar onar (kişi) al" buyurdu. Ben de yanına onar onar (kişi) almaya devam ettim. (Gelenler) doyuncaya kadar yediler. Onlar seksen kişiydi.
3343. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ قَالَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا شَبِعَ نَبِيُّ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ تِبَاعًا مِنْ خُبْزِ الْحِنْطَةِ حَتَّى تَوَفَّاهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ .
Bize Yakûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize Mervân b. Muâviye, Yezîd b. Keysân'dan, (o) Ebû Hâzim'den, (o da) Ebû Hüreyre'den rivayet etti. (Ebû Hüreyre) Dedi ki: Nefsim elinde olan (Allah'a) yemin olsun ki, Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem Allah Azze ve Celle onu vefat ettirinceye kadar peş peşe üç gün buğday ekmeğinden doymadı.
3344. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مُنْذُ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ ثَلاَثَ لَيَالٍ تِبَاعًا مِنْ خُبْزِ بُرٍّ حَتَّى تُوُفِّيَ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Muâviye b. Amr anlattı. Bize Zâide, Mansûr'dan, (o) İbrâhîm'den, (o) Esved'den, (o da) Âişe'den rivayet etti. (Âişe) Dedi ki: Muhammed ailesi sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'ye geldiklerinden beri, o vefat edinceye kadar peş peşe üç gece buğday ekmeğinden doymadı.
3345. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ تُوُفِّيَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَمَا فِي بَيْتِي مِنْ شَىْءٍ يَأْكُلُهُ ذُو كَبِدٍ إِلاَّ شَطْرُ شَعِيرٍ فِي رَفٍّ لِي فَأَكَلْتُ مِنْهُ حَتَّى طَالَ عَلَىَّ فَكِلْتُهُ فَفَنِيَ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Üsâme anlattı. Bize Hişâm b. Urve, babasından, (o da) Âişe'den rivayet etti. (Âişe) Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde evimde, rafımda bulunan bir miktar arpadan başka, ciğer taşıyan (canlı) birinin yiyeceği hiçbir şey yoktu. Ben ondan (uzun süre) yedim. Nihayet (bu durum) bana uzun geldi de onu ölçtüm; (kısa süre sonra) tükendi.
3346. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ يَزِيدَ، يُحَدِّثُ عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنْ خُبْزِ الشَّعِيرِ حَتَّى قُبِضَ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Bize Şu'be, Ebû İshâk'tan anlattı. (O) Abdurrahman b. Yezîd'i, Esved'den, (o da) Âişe'den hadis rivayet ederken işitmiş. (Âişe) Dedi ki: Muhammed ailesi sallallâhu aleyhi ve sellem, (Nebi) vefat edinceye kadar arpa ekmeğinden doymadı.
3347. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَبِيتُ اللَّيَالِيَ الْمُتَتَابِعَةَ طَاوِيًا وَأَهْلُهُ لاَ يَجِدُونَ الْعَشَاءَ وَكَانَ عَامَّةَ خُبْزِهِمْ خُبْزُ الشَّعِيرِ .
Bize Abdullah b. Muâviye el-Cumahî anlattı. Bize Sâbit b. Yezîd, Hilâl b. Habbâb'dan, (o) İkrime'den, (o da) İbn Abbâs'tan rivayet etti. (İbn Abbâs) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem peş peşe geceleri (karnı) aç olarak gecelerdi; ailesi de akşam yemeği bulamazdı. Onların ekmeğinin çoğu arpa ekmeği idi.
3348. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، - وَكَانَ يُعَدُّ مِنَ الأَبْدَالِ - حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ نُوحِ بْنِ ذَكْوَانَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَبِسَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الصُّوفَ وَاحْتَذَى الْمَخْصُوفَ . وَقَالَ أَكَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَشِعًا وَلَبِسَ خَشِنًا . فَقِيلَ لِلْحَسَنِ مَا الْبَشِعُ قَالَ غَلِيظُ الشَّعِيرِ مَا كَانَ يُسِيغُهُ إِلاَّ بِجُرْعَةِ مَاءٍ .
Bize Yahyâ b. Osman b. Saîd b. Kesîr b. Dînâr el-Hımsî -ki Ebdal'den sayılırdı- anlattı. Bize Bakıyye anlattı. Bize Yûsuf b. Ebî Kesîr, Nûh b. Zekvân'dan, (o) Hasan'dan, (o da) Enes b. Mâlik'ten rivayet etti. (Enes b. Mâlik) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yün giydi ve yamalı (ayakkabı) giydi. Ve dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem "beşi'" yedi ve kaba (elbise) giydi. Hasan'a: "Beşi' nedir?" denildi. Dedi ki: "Yutulması ancak bir yudum su ile mümkün olan kaba arpa (ekmeği)dir."
3349. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَتْنِي أُمِّي، عَنْ أُمِّهَا، أَنَّهَا سَمِعَتِ الْمِقْدَامَ بْنَ مَعْدِيكَرِبَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " مَا مَلأَ آدَمِيٌّ وِعَاءً شَرًّا مِنْ بَطْنٍ حَسْبُ الآدَمِيِّ لُقَيْمَاتٌ يُقِمْنَ صُلْبَهُ فَإِنْ غَلَبَتِ الآدَمِيَّ نَفْسُهُ فَثُلُثٌ لِلطَّعَامِ وَثُلُثٌ لِلشَّرَابِ وَثُلُثٌ لِلنَّفَسِ " .
Bize Hişâm b. Abdilmelik el-Hımsî anlattı. Bize Muhammed b. Harb anlattı. Bana annem, annesinden anlattı. O, Mikdâm b. Ma'dîkerib'i şöyle derken işitmiş: (Mikdâm) Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Âdemoğlu midesinden daha şerli bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir. Eğer (nefsine) yenik düşerse (mutlaka yiyecekse), üçte biri yemeği, üçte biri içeceği, üçte biri de nefesi içindir."
3350. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَبُو يَحْيَى، عَنْ يَحْيَى الْبَكَّاءِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ تَجَشَّأَ رَجُلٌ عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " كُفَّ جُشَاءَكَ عَنَّا فَإِنَّ أَطْوَلَكُمْ جُوعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَكْثَرُكُمْ شِبَعًا فِي دَارِ الدُّنْيَا " .
Bize Amr b. Râfi' anlattı. Bize Abdülazîz b. Abdillah Ebû Yahyâ, Yahyâ el-Bekkâ'dan, (o da) İbn Ömer'den rivayet etti. (İbn Ömer) Dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında geğirdi. Bunun üzerine (Resulullah) şöyle buyurdu: "Geğirtini bizden uzak tut (yanımızda geğirme). Çünkü kıyamet gününde en uzun süre aç kalacak olanlarınız, dünyada en çok doyanlarınızdır."